PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Renksiz ve Sivil (!) Anayasa - I







Av.Dilek Kuzulu Yüksel
30-12-2007, 17:11:22
RENKSİZ VE SİVİL (!) ANAYASA

I. BÖLÜM

Anayasa, belli bir devletin siyasi yapısı, iktidarın kullanılışı ve yetkileri ile ilgili kuralların bütününü ifade eder. Devletin şekli, hükümet şekli, devlet organlarının yetkileri, birey hak ve özgürlükleri ile ilgili kurallar maddi anlamda anayasanın içeriğini oluştururlar.

Sivil anayasa deyimi ile bilerek ve isteyerek (kasten), mevcut anayasamızın sivil olmayanlar yani asker tarafından oluşturulduğu izlenimi yaratılmaktadır. Böylelikle, yeni anayasa yapma girişimi kamuoyundan ve “cunta, darbe karşıtı olduğunu iddia eden” bazı kesimlerden destek bulmaktadır. Oysa 1982 Anayasası, askeri darbe sonucu yapılmış olmakla birlikte sanıldığının aksine asker tarafından değil, başkanlık sistemine karşı olduğunu, dokunulmazlıkların kaldırılması gerektiğini beyan eden Prof.Dr.Orhan Aldıkaçtı tarafından yapılmıştır. Sivil olmayan (!) bu anayasa çeşitli tarihlerde, sivil meclisler tarafından da birçok değişikliğe uğramıştır. Bu durumda 1982 Anayasası’nın sivil olmadığını iddia etmek bir kandırmacadan, minare hırsızlığına kılıf uydurmaktan öte bir şey değildir. (Bu yorumumla aynı zihniyet tarafından cuntacı, darbeci ilan edildiğimi görür gibiyim.)

Renksiz anayasa deyimi ile de yine bilerek ve isteyerek (kasten), mevcut anayasamızın Atatürk’ün, Atatürkçülüğün izlerini taşıdığı, anayasanın ideolojisiz olması gerektiği vurgulanarak yeni anayasanın renksiz yani ideolojisiz (!) olacağı izlenimi yaratılmaktadır. Atatürkçüğün gericilik olarak değerlendirilmesi, Atatürk ilkelerinin dogmalaştırıldığı iddiaları tüm bu anayasa sürecinin başlangıç propagandasıdır. Öyle ya, gerici ve dogmatik bir anlayışın anayasamızda ne işi olabilir ki?! Oysa ne Atatürkçülük gericilik ne de Atatürk ilkeleri dogmadır. Bu anlayış, Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü bilmeyenlerin, anlamayanların daha doğrusu kabullenemeyenlerin sistematik oyununun bir parçasıdır.

Konunun bir diğer boyutu da yeni anayasanın renksiz (!) olup olmayacağıdır. Şimdilik kısaca hiç de renksiz olmadığını belirtmekle yetinelim. İleride bu konuya yeniden dönecek ve yeni anayasanın rengini hep birlikte ortaya koyacağız.

ANAYASALARIN YAPILMASI VE DEĞİŞTİRİLMESİ

Anayasaların yapılmasına kurma ya da kuruculuk işlevi deniliyor. Devleti hukuki ve siyasi bir kurum olarak kuran iktidara ya da güce kurucu iktidar denir. Kurucu iktidarın anayasa ile hukuki statülerini, yetkilerini saptadığı devlet organları kurulu ya da kurulmuş iktidarlardır.

Kurucu iktidar kaynağı ve yetkileri bakımından asli kurucu iktidar ve tali kurucu iktidar olarak ikiye ayrılır. Asli kurucu iktidar anayasa yapılmasını, tali kurucu iktidar ise anayasanın değiştirilmesini ifade eder.

1. Asli Kurucu İktidar:

Asli kurucu iktidar, daha önceden hiçbir hukuk kuralı ile bağlı olmaksızın ya da kayıtlı olmaksızın bir devleti kuran, ona hukuki ve siyasi statüsünü veren, yani anayasasını ilk kez ya da yeniden yapan iktidardır.

Asli kurucu iktidar, yeni bir hukuk düzeni oluştururken eski hukuk düzeninin ortadan kalktığı varsayımına dayanır.

Asli kurucu iktidar değişik durumlarda ortaya çıkabilir. Bunlardan en yaygın olan üçü, yeni bir devletin kurulması, bir savaş sonucu yok olan devletin yeniden ortaya çıkması, var olan anayasalı düzenin ihtilal ya da darbe ile ortadan kaldırılmasıdır.

Kısacası asli kurucu iktidar, yürürlükte bir anayasa olmadığı ya da yürürlükteki anayasal düzene son verildiği durumlarda söz konusu olur.

2. Tali Kurucu İktidar:

Tali kurucu iktidar, anayasanın değiştirilmesi söz konusu olduğunda ortaya çıkar. Asli kurucu iktidardan farklı olarak tali kurucu iktidar, mevcut anayasa kurallarını değiştirirken ya da yeni hükümler eklerken, yürürlükteki anayasanın koyduğu kurallar çerçevesinde hareket eder, çıkış noktası mevcut anayasa olur.



Yukarıdaki tanım ve açıklamaların ışığında, AKP hükümetinin asli kurucu iktidar olma eğilimini sanıyorum ki herkes rahatlıkla tespit edebilir. Peki AKP, mevcut anayasayı değiştirmek yerine neden yeni bir anayasa yapma girişimindedir?

Bu sorunun yanıtını verebilmek için yine yukarıdaki açıklamalara bakmak yeterli olacaktır. Yukarıda belirtildiği üzere asli kurucu iktidar çeşitli durumlarda ortaya çıkmaktadır. Bunlardan en sık görülen üç tanesine değinmiştik, şimdi yorumlayalım…
Yeni bir devletin kurulması: Türkiye Cumhuriyeti yeni bir devlet olmadığına göre, AKP hükümetinin yeni bir anayasa yapmasını gerektirecek hiçbir neden bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu seçeneği eledik.
Bir savaş sonucu yok olan devletin yeniden ortaya çıkması: Türkiye Cumhuriyeti bir savaşa girmediği ve savaş sonucunda yok olmadığına göre, yine AKP hükümetinin yeni bir anayasa yapmasını gerektirecek hiçbir neden bulunmamaktadır. Bu seçeneği de eledik.
Var olan anayasalı düzenin ihtilal ya da darbe ile ortadan kaldırılması: Türkiye Cumhuriyeti’nin halen yürürlükte olan bir anayasası bulunmaktadır (1982 Anayasası). O halde AKP hükümetinin mevcut anayasayı yok sayarak yeni bir anayasa yapma girişimi ihtilal (devrim) sinyalleri midir? Şimdi tekrar başa, anayasanın tanımına dönelim. “Anayasa, belli bir devletin siyasi yapısı, iktidarın kullanılışı ve yetkileri ile ilgili kuralların bütününü ifade eder. Devletin şekli, hükümet şekli, devlet organlarının yetkileri, birey hak ve özgürlükleri ile ilgili kurallar maddi anlamda anayasanın içeriğini oluştururlar.”

AKP hükümeti, hazırlattığı (Ergun Özbudun başkanlığında) anayasa taslağında; açıkça belirtmese de zımnen (örtülü olarak, gizlice) devletimizin şeklini, siyasi yapısını; iktidarın kullanılışını ve yetkilerini, devlet organlarının statü ve yetkilerini, bireysel hak ve özgürlüklerin yapısını, kapsam ve sınırlarını tamamı ile değiştirmektedir. Bu durumda net olarak diyebiliriz ki, AKP hükümeti sivil anayasa olarak lanse ettiği anayasa ile KARŞI DEVRİM ANAYASASINI YAPMAKTADIR. Nedir bu karşı devrim? M.Kemal Atatürk’ün İstiklal Savaşı ile birlikte yaptığı devrime karşı geliştirilen devrimdir. Yani AKP hükümeti, Atatürk devrimini, Atatürk ilke ve inkılaplarını, Cumhuriyeti ve Cumhuriyetin kazanımlarını yok etmek ve zaferini (!) ortaya koyabilmek için var gücüyle çalışmakta, karşı devrimin tamamlanacağı son aşama olarak da anayasasını hazırlamaktadır. Bu anayasa yürürlüğe girecek olursa, karşı devrimin icraatleri arka arkaya gelecektir, hem de bu kez öyle gizli saklı değil, açıktan açığa, anayasadan aldıkları güç ve yetkiye dayanılarak…

AKP HÜKÜMETİNİN ASLİ KURUCU İKTİDAR OLARAK ANAYASA YAPMA YETKİSİ VAR MIDIR?

Yeni bir anayasaya ihtiyacımızın olmadığı; çoğunluk gibi tarafımca da eleştirilen 1982 Anayasasının bazı hükümlerinde, yine mevcut anayasamızın koyduğu kurallara ve Cumhuriyetimizin temel ilkelerine bağlı kalarak, tali kurucu iktidarla değişikliğe, iyileştirmeye gitmek sureti ile birtakım sorunların çözülebileceği düşüncesinde olmakla birlikte, AKP hükümetinin yeni bir anayasa yapma yetkisi olup olmadığına, varsa bu yetkisini nasıl kullanması gerektiğine de değinmek yerinde olacaktır.


Öncelikle ön bilgi olarak asli kurucu iktidar biçimlerine ve anayasa yapma usullerine değinelim.

Anayasa Hukukunda, asli kuruculuk unsuru monokratik ve demokratik olmak üzere ikiye ayrılır.

Monokratik kuruculuk, kaynağını tek kişinin iradesinden alır ve anayasalar ferman ya da misak (pakt, antlaşma) biçiminde yapılır. Ferman biçimindeki anayasalar, hükümdarın tek taraflı iradesinin ürünüdür. (Kanun-i Esasi gibi) Misak biçimindeki anayasalar ise, yine hükümdar iradesinin ürünü olmakla birlikte bu kez karşısında ona kendini kabul ettirebilen temsili bir organ ya da meclis vardır, yani irade artık tek taraflı değildir.

Demokratik kuruculuk, kaynağını tek kişinin iradesinden değil milletin veya halkın iradesinden alır. Yani anayasa, millet veya halkın iradesini ifade eden bir usulle yapılmaktadır.

Demokratik kurucu iktidar biçiminde, halkın anayasa metninin hazırlanmasına ve kabul edilmesine katılmasında çeşitli sistemler uygulanabilmektedir.
Yeni anayasa metnini hazırlama ve kabul etme yetkilerine haiz , sırf bu amaçla halk tarafından seçilen “Kurucu Meclis” sistemi.
İktidarı belli bir dönem ellerinde bulunduranların hazırladığı anayasa taslağının, hiçbir tartışma ortamı yaratmadan halkın oylamasına sunulduğu “Plebisit” sistem. Bu sistemle hazırlanan anayasalar temelde otoriter bir rejim (Hukuk sözlüğünde otoriter rejim:Muhalefete izin verilmeyen, siyasal hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı ve hatta yasak edildiği, seçimlerin siyasal iktidarı destekleyici bir gösteri olduğu rejim.!) oluştururken, görünürde halk oylamasına sunularak şeklen “demokratik” nitelik kazanıyor.
Halkın kurucu meclisi seçmesi ile bu meclisin hazırladığı anayasanın sonradan halk oylamasına sunulduğu sistem.
Anayasanın tam anlamı ile demokratik bir usul ile kabul edilmiş sayılabilmesi için, mantıken halk oyuna sunulacak metnin de gene halk tarafından seçilmiş bir meclis tarafından hazırlanması gerekmektedir. Aksi halde, halk tarafından seçilmemiş bir heyet (!) tarafından hazırlanacak metnin, yalnızca halk oyuna sunulması, ister istemez oylamanın plebisit (Genelde seçimle gelmeyen kişi veya kurulların başvurduğu; yoruma, tartışmaya, değiştirmeye imkan tanımayan, tamamen “kabul” ya da tamamen “ret”ten başka alternatif sunmayan halk oylaması.) niteliğinde olmasına yol açabileceği gibi, bunalımlı dönemden çıkış da, kendi içinde yeni sorunlar yaratabilecek bir geçiş dönemini (!) gerektirebilir.

Anayasanın demokratik olarak hazırlandığını söyleyebilmek için, son aşamada halk oylamasına sunulmasından çok daha önemli ve belirleyici olan unsur, içeriğinin de demokratik bir usul ile oluşturulmasıdır. (Parantez içindeki tanım ve vurgular bana ait. Diğer tanım ve açıklamalar Sayın Erdoğan Teziç’in Anayasa Hukuku kitabından.)


Sonuç olarak, AKP hükümetinin mevcut anayasamıza göre, yeni bir anayasa yapmasının önünde hiçbir engel bulunmamaktadır, öncelikle bu gerçeği kabul etmek gerekir. Bu noktada üzerinde durmamız gereken, AKP hükümetinin neden, hangi kaygı ve amaçlarla yeni bir anayasa yapma gereği duyduğu; bununla bağlantılı olarak da, bir taraftan demokrasi nutukları atıp diğer taraftan neden demokratik olmayan bir sistemle anayasa yapma yolunda olduğudur.

Yorumu okuyucuya bırakarak yazımın bu bölümüne son veriyorum.







Yararlanılan kaynaklar:
1. Anayasa Hukuku – Beta Yayınları/ Prof.Dr. Erdoğan Teziç
(Tanım ve bilimsel açıklamaların çoğu bu kitaptan alınmıştır.)
2. Anadolu’dan Türk Mührü, Anayasadan Atatürk İlkeleri Siliniyor
Av.Nevzat Erdemir - İzmir Barosu Başkanı
3. Türk Anayasa Hukuku – Yetkin Yayınları / Prof.Dr.Ergun Özbudun (!)
(Sayın Özbudun’un kendi kitabında savunduğunun aksine bir sistemle anayasa hazırlığına girişen bir heyetin başında yer alması da ilginç ve tartışılması gereken bir durumdur.)


29.12.2007

Av.Fahri Sürücü
30-12-2007, 17:36:15
Sayın Yüksel karar verin;

82 anayasası değişsin mi değişmesin mi,
82 anayasasının yürürlüğe girmesi USUL OLARAK bugünkünden daha mı DEMOKRATİKTİR, daha mı fazla içinize siniyor,

ayrıca anayasanın tümüyle değiştirilmediğini sizde çok iyi biliyorsunuz
en azından ilk 3 madde değişmiyor, yine değişmeyen birçok madde var.

Ne yapmalıyız,
anayasayı nasıl değiştirmeliyiz.
Yapılanlardan hoşnut değilsiniz,
ancak BİR ÖNERİ GETİRİN ve BUNA GÖRE KONUŞALIM,

Çözümsüzlüğü değil, LÜTFEN ÇÖZÜMÜ KONUŞALIM...

commodore1tr
30-12-2007, 17:37:01
Ben bugüne kadar küfür etmedim yeni yıl öncesi ağzımı bozduracaksın bak benim...

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
30-12-2007, 17:43:35
Ben bugüne kadar küfür etmedim yeni yıl öncesi ağzımı bozduracaksın bak benim...


Neler oluyor yahu, bir yazıya başladım ve ilk bölümünü tamamlayıp yayınladım, devamını görünce neler diyeceksiniz bakalım? :p

Sayın Sürücü,
Ben daha önceki tartışmalarda da 82 Anayasasının iddia edildiği gibi sivil olmadığı görüşlerine karşı çıkmış, hemen hemen bu yazımdaki gerekçelerle AKP Hükemetinin yeni bir anayasa yapma girişimini eleştirmiştim. Öte yandan her ne kadar bazı maddelerin mevcut anayasamızdan daha mantıklı olduğunu da belirtmiş isem de, yeni anayasa yapılması gerekip gerekmediği, zamanlaması ve usulüne ilişkin çekincelerimi de belirtmiştim. 82 Anayasası mevcut kural ve temellere bağlı kalınarak ama gerçekten samimi bir şekilde ve millet menfaati için değiştirilebilir tabii ki ama yeni ve bambaşka bir anayasa değil istediğim. Neyin kararını vermemi istediğinizi anlayamadım.

Hangi anayasanın daha demokratik (!) usullerle yapıldığını, hangi anayasanın daha özgürlükçü (!) olduğunu yazımın ilerleyen bölümlerinde göreceksiniz, biraz sabır lütfen, daha yeni başladım...

Av.Fahri Sürücü
30-12-2007, 17:57:17
merakla bekliyoruz :)

monica
30-12-2007, 20:13:56
Sayın Comodore1tr bizim gençliğimizde Gırgır dergisi vardı o dergide birde avanak avni tiplemesi vardı biz ona gülerdik sende gül Anlayana sivrisinek saz Anlamayana piyasadaki öneriler az.
26/12/2007 Çarsamba günü akşamı İzmir Barosunun Anayasa ile ilgili toplantısında katılımcılara konuyla ilğili kitapcık dagıtılar ilği duyanlara çözüm arayanlara okumasını tafsiye ederim.

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
30-12-2007, 23:56:09
Sayın Yüksel karar verin;

82 anayasası değişsin mi değişmesin mi,
82 anayasasının yürürlüğe girmesi USUL OLARAK bugünkünden daha mı DEMOKRATİKTİR, daha mı fazla içinize siniyor,

ayrıca anayasanın tümüyle değiştirilmediğini sizde çok iyi biliyorsunuz
en azından ilk 3 madde değişmiyor, yine değişmeyen birçok madde var.

Ne yapmalıyız,
anayasayı nasıl değiştirmeliyiz.
Yapılanlardan hoşnut değilsiniz,
ancak BİR ÖNERİ GETİRİN ve BUNA GÖRE KONUŞALIM,

Çözümsüzlüğü değil, LÜTFEN ÇÖZÜMÜ KONUŞALIM...

Sayın Sürücü, iletinizi okurken aklıma bir şey takıldı. Hemen hemen benzer bir ifadeyi Hakimler Savcılar Yasası'na getirilen eleştiriler için de kullanmış, eskisinin aynısı zaten neden bu kadar eleştiriliyor anlayamıyorum demiştiniz, şimdi de yeni anayasa taslağının mevcut anayasamızdan çok da farklı olmadığını ifade ediyorsunuz. Ben yine daha önce sorduğum ama yanıtını alamadığım sorumu tekrar edeceğim, çünkü gerçekten ben de bunu anlayamıyorum. Taslak anayasa, mevcut anayasamızdan çok da farklı değilse, sizin deyiminizle tümüyle değişmiyorsa (Evet tümüyle değişmiyor ama temel taşların yerinden oynaması çok şey ifade ediyor benim için, bu konuya yazımın devamında değineceğimi tekrar etmekle yetiniyorum.) neden yeni bir anayasa? Daha önce yapıldığı gibi, mevcut anayasa üzerinde akılcı değişikliklerle, temcit pilavı gibi durmadan önümüze sürülen özgürlükçü anayasa, demokratik anayasa amacına ulaşılamaz mıydı? AKP hükümetinin illa ki bizim yaptığımız yeni bir anayasa dayatmasının altında benim de savunduğum karşı devrim tezi mi yatıyor? Değilse sizce sebebi nedir lütfen yanıt verin, ben AKP hükümetinin bu tutumunu ve "zaten aynısı" ya da "çok değişmedi merak etmeyin" savunmasını anlamakta güçlük çekiyorum çünkü.

Bir de demişsiniz ki "En azından ilk üç madde değişmiyor." Şimdi Allah razı olsun mu demeliyim karar veremedim. İlk üç maddede de az da olsa değişiklik var ama çaktırılmamış, ayrıca asıl mesele ilk üç maddeyi güvence altına alan 4. maddeydi ama yoğun tepkiler üzerine sanırım sonlardaki maddelerden birinde yeniden yer verilmiş, yoksa 4. madde de yoktu. Her neyse, "en azından ilk üç madde değişmiyor" cümlenize gelelim yeniden, ilk üç maddede belirtilen değerleri koruyacak olan devlet değil midir, yoksa ben, sen o mu koruyacağız? (Bireysel olarak elbette koruma, sahip çıkma yükümlülüğümüz var ama kast ettiğim bu değildir.) Şimdi size sadece bir maddeyi örnek gösterecğim ve ilk üç maddeyi korumayı amaçlamayan, görev saymayan bir devletin anayasasında ilk üç maddenin yerini korumasının, kaldırılmasından ne farkı olduğunu soracağım. Bağımsızlığı, bütünlüğü olmayan bir devlette, devletin haysiyetinden bahsetmek mümkün müdür ki, taslakta görev olarak sadece insan haysiyetini korumaktan bahsediliyor?.. Kendi onurunu, haysiyetini koru(ya)mayacak olan devlet benim haysiyetimi nasıl koruyacak söyler misiniz?..


1982 Anayasası

V. Devletin temel amaç ve görevleri

Madde 5 - Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.


AKP Taslağı

Devletin temel amaç ve görevleri
Madde 4- Devletin temel amaç ve görevi, insan haysiyetini korumak, kişilerin hak ve hürriyetlerini kullanmalarının önündeki bütün engelleri kaldırmak ve halkın huzur, güvenlik ve refahını sağlamak suretiyle insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaktır.

Harun Gür
31-12-2007, 00:19:50
Tepeden tırnağa beyazlar giyinmiştir kadın
Ne var ki bir kadın gibi değil, bir aşk, bir umut gibi değil
Bir aralık gibi durur dünyada
İşte bir soru!
Okurken elinde tuttuğu; okumaz, gene elinde tuttuğu
“Önce hep gece vardı” diyen bir kitapla
Biz buna bir sorunun sınırsız gerilimi diyoruz
Diyoruz; çünkü o, kadın
Ne yapsa, neye uygulansa
Bir aralıktır şimdi dünyada

E. Cansever

Av.Abbas Bilgili
02-01-2008, 00:25:59
Sayın Yüksel;
Daha düne kadar 82 Anayası'nın değiştirilmesi konusunda geniş bir mutabakat varken, bu gün bu değişikliğin yapılmasına karşı çıkılması sanıyorum, daha çok zamanlamadan kaynaklanıyor.

Çünkü dün "değişsin" diyenlerin büyük bir kısmı şimdi "değişmesin" diyor.

Örneğin, Barolar Birliği'nin eski anayasa taslağı ile yeni taslağı arasındaki büyük farkların olması da bunu gösteriyor. Eski taslakta Özbudun taslağına benzer ifadeler varken yeni taslak 82 anayasasına çok yakın gibi duruyor.

Burada özellikle şunu anımsatmakta yarar görüyorum; 82 anyasasına karşı olmakla AKP'ye taraftar olmak karıştırılıyor gibi geliyor bana..

İçeriğini bir kenara bıraksak bile, yapılış şekli dahi tartışılmalı bence. Sizin bir takım anayasa hukuku kitaplarından alıntıladığınız "asli kurucu iktidar" tarafından yapılmıştı. Bu "asli kurucu iktidar" (darbeci generaller) bazı kişileri "danışma meclisi" adı altında toplamışlardı. Bu danışma meclisi üyelerini halk seçmemişti. Darbeci generaller seçmişti. Bu generaller, siyasal parti kurulmasına izin verdiklerinde rahmetli Erdal İnönü'yü bile veto eden generallerdi. Bunların yaptığı/yaptırdığı anayasa içinize siniyor mu?

61 anayası, halk oylamasında yanılmıyorsam %62 veya %63'le kabul edilmişti. 82 anayasası ise yanlış hatırlamıyorsam % 90'nın üzerinde bir oranla kabul edilmişti. Bu oranlar dahi anayasaların durumunu tartışmalı hale getiriyor. Bu oylama hangi şartlarda yapıldı? Darbeci general anayasa oylaması ile birlikte cumhurbaşkanı seçilmemiş miydi? İçinize siniyor mu bu oylama cambazlığı?

Bunlar sadece yapılış şekli ile ilgili eleştiriler.. İçeriği ayrı bir hikaye..

82 anayasasını savunan pek kalmamıştı. AKP yüzünden savunanlar çoğaldı. Ama bu savunmalar demokrasiden uzak olan askeri uygulamalara da onay vermek anlamındaki yorumlara müsaittir.


82 anayasası, sizin şahsınızda kendini savunacak iyi bir avukat bulmuş görünüyor.

Rahmetli Cem Karaca, bu askeri uygulamaları "zaptiye zap zap, raptiye rap rap" şeklindeki bir şarkısı ile eleştirmişti.

Size ise bu yolda "uygun adım marş!" demek lazım...

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
02-01-2008, 00:54:06
(Bu yorumumla aynı zihniyet tarafından cuntacı, darbeci ilan edildiğimi görür gibiyim.)Beni yanıltmadınız Sayın Bilgili, sağolun. :)

82 Anayasası'na karşı olmak nasıl AKP taraftarlığı ile karıştırılıyorsa (sizin deyiminizle), taslak anayasaya karşı olmak da cuntacılıkla karıştırılıyor, yorumları tek taraflı yapmak ne acı...


82 anayasası, sizin şahsınızda kendini savunacak iyi bir avukat bulmuş görünüyor.82 Anayasasını müstakil olarak savunmadığımı, neye, hangi amaca karşı savunduğumu anlayabilecek yetkinlikte olduğunuza inanıyorum. İltifatınız için de ayrıca teşekkür ediyorum, teveccühünüz...

1982 Anayasası'nı keşke bu şartlar altında tartışmak durumunda kalmasaydık, ben de o zaman çeşitli ortamlarda dile getirdiğim eleştirileri bir bir size aktarırdım, hep birlikte çözüm arardık. Kaldı ki yukarıdaki yazımda dahi çoğunluk gibi ben de 82 Anayasası'nı eleştirdiğimi, ülke menfaatleri ve temel ilkeler korunmak suretiyle değiştirilebileceğini ifade etmiştim. Sanıyorum ki bu ifadelerimden içime sinip sinmediği anlaşılıyordur. Ancak öyle bir hale geldik ki -maalesef- 82 Anayasası'nı arar olduk Sayın Bilgili. (Darbeyi değil, ülke bütünlüğünün ve bağımsızlığının, Atatürk ilke ve inkılaplarının, Cumhuriyetin ve kazanımlarının koruma altına alındığı anayasayı.)

Ben de merak ediyorum taslak anayasa usul ve içerik itibari ile sizin içinize siniyor mu? Mevcut anayasa askeri bir darbeden sonra, demokratik olmayan bir ortamda (Benim karşı olduğum, sivil olmadığına dair kasıtlı vurgulardır, tıpkı sizin gibi düşünenlerin desteğini alabilmek için.) yapıldı diye, yenisinin hiç demokratik usullerle yapılmadığını ifade edemeyecek miyiz?

Ben cuntacı, postalcı, darbeci yaftalarını bile göze alarak her iki metni de okuyarak, inceleyerek fikirlerimi beyan ettim, ilerleyen zamanlarda fırsat buldukça etmeye de devam edeceğim. Eğer bu tutumum cuntacılıksa varsın öyle olsun, uygun adım marş dediniz madem ki ben yoluma aynen devam ederim efendim... Ne var ki, benim gibi düşünen pek çok insan sırf bu yaftalardan çekindiği için endişelerini, çekincelerini dile getirememektedir, buna sizin ve sizin gibi düşünenlerin bu tavrı neden olmaktadır, bilesiniz. Özgürlüklerin savunucusu bir liberal demokrata bu özgürlük kısıtlayıcı, mahalle baskısı niteliğinde davranışlar yakışmıyor bunu da belirtmek isterim... :)

monica
02-01-2008, 23:12:46
Sayın Bilgili Yeni Anayasa ile ilğili çalışmaları basından takip etmek deyiz hepimiz edebildiğimiz kadarıyla yeni Anayasa hazırlayıcılarının içinde akedemişyenler varmı sizin bildiginiz sonra son kararı kim vereçek ?
Onuda Can Ataklının 2/OCAK/2008/ Tarihli yazısından öyrenelim.
Yeni anayasa ile ilgili çalışmalar son noktaya geldi anladığım kadarıyla,bu yeni anayasada özellikle türbanla ilgili yeni düzenleme herkesin merakı.
Komişyon çalışmalarını tamamlamış. Sizin önünüze gelmiş. Partililerin dediğine ve medyanın dile getirdiğe göre türbanla ilgili son karaı sizverecekşiniz.
Aynı şekilde 301. made ile ilgili değişiklik de tamamlanmış.
Bu da önünüzde ve son kararı yine siz vercekmişsiniz.
İşte bu noktada yanlış yapıyorsunuz. Demokratik sistemlerde"tek adam" modeli olmaz. Lider konumundaki kişi tek başına kararı veren adam değildir.
Lider elbette ağırlıklıdır, belirleyicidir ama "kararı Tayyip Erdoğan verecek" söylemi size uzun vadede mutlaka zarar getirecektir.
Çünkü tek başınıza verceğiniz karar Türkiye'nin yıllardır tartıştığı konularla ilgili. Burada "tek adamlık" yapmaya kalkarsanız ileride taşıyamayacağınız bu sorumluluk altında eziliverirsiniz.
Tek basına karar almak Diktatörlere mahsus bir uygulamadır.
İşe adam almıyorsunuz, lütfen söylediklerinizle uygulamalarınız birbirini tutsun.
Demokrasiyi söylediğiniz gibi yaşayın.
Uyarmak iştedim.