PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : TSK' daki insan hakları ihlalleri







ytrytr
03-05-2003, 11:05:43
T.S.K da çalışan rütbeli veya rütbesiz personele herhangi bir yargılama,mahkeme olmaksızın verilen oda hapsi cezaları türkiyeninde kabul etmiş olduğu avrupa insan hakları sözleşmesine uygunmudur.

siyahdeniz

Av.Ali Osman Özdilek
04-05-2003, 08:44:50
Merhaba,

Bu durum kesinlikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı bir durum.Maalesef ben de yedeksubay hizmetim boyunca bu duruma şahit oldum.Sözleşmenin 5. maddesine göre;

Madde 5
Özgürlük ve güvenlik hakkı

1. Herkesin kişi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aşağıda belirtilen haller ve yasada belirlenen yollar dışında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.
a) Kişinin yetkili mahkeme tarafından mahkum edilmesi üzerine usulüne uygun olarak hapsedilmesi;
b) Bir mahkeme tarafından, yasaya uygun olarak, verilen bir karara riayetsizlikten dolayı veya yasanın koyduğu bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak için usulüne uygun olarak yakalanması veya tutulu durumda bulundurulması;
c) Bir suç işlediği hakkında geçerli şüphe bulunan veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, bir kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulu durumda bulundurulması;
d) Bir küçüğün gözetim altında eğitimi için usulüne uygun olarak verilmiş bir karar gereği tutulu durumda bulundurulması veya kendisinin yetkili merci önüne çıkarılması için usulüne uygun olarak tutulu durumda bulundurulması;
e) Bulaşıcı hastalık yayabilecek bir kimsenin, bir akıl hastasının, bir alkoliğin, uyuşturucu madde bağımlısı bir kişinin veya bir serserinin usulüne uygun olarak tutulu durumda bulundurulması;
f) Bir kişinin usulüne aykırı surette ülkeye girmekten alı konmasını veya kendisi hakkında sınır dışı etme ya da geriverme işleminin yürütülmekte olması nedeniyle usulüne uygun olarak yakalanması veya tutulu durumda bulundurulması;
2. Yakalanan her kişiye, yakalama nedenleri ve kendisine yöneltilen her türlü suçlama en kısa zamanda ve anladığı bir dille bildirilir.
3. Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koşullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmış diğer bir görevli önüne çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuşturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir.
4. Yakalama veya tutuklu durumda bulunma nedeniyle özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, özgürlük kısıtlamasının yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar vermesi ve yasaya aykırı görülmesi halinde kendisini serbest bırakması için bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.
5. Bu madde hükümlerine aykırı olarak yapılmış bir yakalama veya tutulu kalma işleminin mağduru olan herkesin tazminat istemeye hakkı vardır.

Görüldüğü üzere kişi özgürlüğünü kısıtlayıcı cezalar sadece ve sadece yetkili mahkemeler tarafından verilebilir.Askeri Ceza Kanununda cürümler sayılmıştır.Bu cürümler Askeri Ceza Kanunu'nun yetkisine girer.Ama bir de disiplin cezaları vardır.Bunlar disiplin tecavüzleri ve disiplin kabahatleridir.İşte burada modern ceza hukukunun kesinlikle kabul etmediği bir şekilde kişi özgürlüğünü kısıtlayan cezalar disiplin amirleri tarafından astları aleyhinde verilebilmektedir.Memur disiplin cezalarında normalde maaş kesme,görevden uzaklaştırma gibi cezalar mevcuttur ve bunlarla kişi özgürlüğü kısıtlanamaz.Askeri Ceza Kanunu ile disiplin amirlerine tanınan bu yetki gerçekten inanılmaz bir yetkidir ve keyfi kullanıma her zaman açıktır ve de bazen keyfi olarak kullanıldığı da bir gerçektir. Askeri yasalar ile, herkesi bağlayıcı olması gereken Anayasa ve Türk Ceza Kanunu düzenlemelerine olağanüstü bir istisna getirilmiştir.

Verilen bu cezalara karşı da maalesef gerçek anlamda bir itiraz veya temyiz yolu tanınmamıştır.Cezayı alanın yasaya göre şikayet hakkı vardır ama ben en azından görev sürem içinde ceza alanların ne bu haklarının olduğunu bildiklerini,ne bu hakkın kullanıldığını ve ne de kullandırıldığını gördüm.Şikayet yine bir yargı makamı olmayan bir üst amire yapılıyor ve herşey onun kararı ile bitiyor.Bana göre bu şikayet tanınmış olan iç hukuk yollarının tüketilmesidir ve bu şikayetin reddedilmesinden sonraki 6 ay içerisinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine basvurulabilir ve ben sonuç alınabileceğini de düşünüyorum.AIHM basvuruları pek de karısık olmayan bir prosedüre bağlanmış ve başvurucuyu pek fazla maddi ve usuli sorunlarla başbaşa bırakmıyor.

Sonuç olarak Askerlik Hizmetinin özel koşulları en azından barış zamanında hukukun genel prensiplerine tabi olmalıdır.Yargıç statüsünde olmayan disiplin amirlerine memurlar hakkında verilen disiplin cezalarını astlarına uygulaması verilebilir ama asla bir yargı makamının yerine geçerek kişiyi hak ve özgürlüklerinden mahrum eden hürriyeti bağlayıcı bir ceza veremez(özellikle Türkiye'nin imzaladığı uluslararası insan hakları belgeleri karşısında)

commodore1tr
14-04-2004, 21:42:05
Ben bu konuyu nasıl atlamışım hayret ki hayret... sanırım yazdıklarımın komik ötesi olmasından kaynaklanan bir gaflete düşmüşüm....
Şimdi bu konu aslında çok hassas ve enteresan bir konudur. Öncelikle şunu belirteyim ben TSK da sadece ve sadece askerlikle ilgili suçların disiplin mahkemesi şeklinde görülmesinden yanayım yani askeri mahkeme askeri yargıtaya fiilen fikren aklen ruhen karşıyım. Neden karşı olduğum ise another story ve çok özel olduğundan burada yazmak istemiyorum.
İç hizmet yönetmeliği md.54-55-56 ile As:Cz kanunu 19 -165-166-167-168-169-170 ve 171. maddeleri disiplin amirinin vereceği cezalar ve neticeleri üzerine olan kanun ve yönetmeliklerdir.
Burada temel iki üç huhsus vardır. 1 disiplin suçu olacak 2 yetkili amir olacak 3 taktir yetkisi bulunacak...
Askerliğin temeli disiplindir. AİHM si bile bu konuda askeri suçların aihm kapsamına almamıştır. Korkuya dayalı disiplinin çok çabuk bozulacağı gibi yetkili bir amirden çekinmemede disiplini sarsacak bir olaydır.
Kanunu ciddi incelersek özellikle 171. maddeyi belirli bir rütbeye kadar ceza yetkisi çok sınırlı süresi ise çok azdır. Bunun nedeni eğitimi tecrübe ile birleştirerek disiplinin özümlenmesinden dolayıdır. Anayasanın 36. maddesinden doğan bir hakla failin savunması mutlaka esas olarak yazılı alınır as cz kanunu 175-188
Burada esas şudur kanunlarda ve disiplin mahkemelerinde yer almayan ancak disiplini ihlal eden davranışların önüne en kısa sürede geçmek. kaldıki bazı kanunlar değişmeden önce mahkemelerin verdiği hapis cezaları askerlikten sayılmazken disiplin amirinin verdiği kararlar askerlik görevi içindedir.
Bir esas noktada disiplin tesisinin yer ve zamanının önemidir. Sayın avukat arkadaşımız olayı değerlendirirken hep barış ortamını ve karada bulunulduğunu düşünmüş... denizde havada ne olacak konusunu ise pas geçmiş... kanunlarımız askeri gwemi komutanına Hakim yetkisi vermiştir taki karaya dönene kadar yine aynı gerekçeler ile askeri gemiler o devletin toprağı sayılır. Örneğin yurtdışında bir cinayet işleyen er kaçıp askeri gemisine girerse o ülkenin polisi gemiye gelip o askeri alamaz ... kaldıki bir subay boş beleş yetiştirilmemektedir... örneğin benim hocalarım bakır çağlar haluk kabaalioğlu naci kepkep ihsan doğramacı gibi zamanının en iyi hukukçuları olmuştur. Bir subay taktik ve teknik bilgi ile donatılırken aynı zamanda hukuk bilişim eğitim gibi tüm bilgilerle donatılmaktadır. Dolayısıyla bir disiplin cezası verilirken bu hususların tamamı devreye girmektedir. ( Tabiiki çürük yumurta burada da çıkabilir ve anlamsız yere ceza aldığını iddia eden kişiler vardır.)
En sevmediğim olay bir seyahatte yanıma oturanın nereden bulduğu belli olmayan askerlik anılarını dinlemektir. Eğer bu zorunlulukta kaldıysanız size bunu anlatan kişi mutlaka ya bir binbaşıyı yada bir astsubay başçavuşu dövmüş ve üst komutanca haklı bulunmuştur. ( Nedense subaylarda hep binbaşı astsubaylarda da başçavuş dayak yer... buda ayrı bir efsane ) Olayın aslı ise mutlaka bu rütbeli şahıslardan okkalı bir ceza aldığıdır...
Disiplin cezalarının yer ve zamanında verildiği taktirde adil olduğuna inanıyorum şahsım olarak keyfi verilen cezalar var ise bu o kişilerin subaylığı hazmedememiş olamsındandır. Ve unutulmamalıdır ki türkiyede askerlik meslek değil yaşam tarzı olarak görülmektedir...
Yaşadığım sürecede şunu gördüm ki rütbeli ve yetkili personelin madunlarına verdiği cezalar çoğu zaman askeri yargının verdiği cezalardan daha adil ve haklı ... siz hiç hem de barış zamanında ascz k md 62 den yargılanan hemde ilgisi yokken adam gördünüz mü ben gördüm....

bilmiyorum dediğim konu hakkında 2 saat eh bence dersem günlerce konuşurum