PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Kimliği Bilinmeyen Bir Olgunun Anatomik Yeniden Yüzlendirme Tekniği İle Kimliklendirilmesi







Av.Duygu Tekay
05-11-2007, 15:02:21
KİMLİĞİ BİLİNMEYEN BİR OLGUNUN ANATOMİK YENİDEN YÜZLENDİRME TEKNİĞİ İLE KİMLİKLENDİRİLMESİ.

Prof. Dr. P. Sema Aka , Prof. Dr. B. Ufuk Şakul

Adli Bilimler Dergisi /Turkish Journal of Forensic Sciences; (6): 65-70, 2007

ÖZET

Adli makamlar, üzerinde 2 adet mermi giriş ve çıkış deliği bulunan ve mandibulası eksik bir kafatasının kimliklendirilmesi için adli birimimize başvurmuştur. Önce farklı disiplinlerden oluşturulmuş bir araştırma ekibi kafatasının diş ve DNA örneklerinden yaş ve cinsiyeti araştırılmış, bireyin 32-37 yaşlarında bir erkek olduğu saptanmıştır. Daha sonra mermi delik çapları ölçülerek, mermi hareket yönü belirlenmiştir. Fiziki antropolog tarafından antropometrik ölçülerin alınmasından sonra iskelete zarar vermemek ve kafatasını yetkili makama teslim etmek için alçısından bir kopyası hazırlanmıştır. Eksik olan mandibula antropometrik indeks değerleri kullanılarak yapay olarak oluşturulup kafatasına tespit edilmiştir. Tamamlanan iskelet üzerine yüzün 5 bölgesinde, 20 anatomik rehber nokta işaretlenmiş, bu noktalar üzerine doku kalınlıkları önceden belirlenmiş boyutlardaki işaret çubukları yerleştirilmiştir. Doku kalınlıkları ile aynı seviyede kalacak şekilde toplam 27 adet yüz kası ve anatomik oluşum yerleştirilmiştir. Son aşamada yüzün sağ tarafı, altındaki anatomik yapıya bağlı kalınarak, bal mumu materyali ile her tarafta eşit kalınlıkta olacak şekilde “Ercan Özmen Tekniği” ile cilt görünümünde kaplanmıştır. Demonstratif amaçla, yüzün sol tarafı kas ve diğer yapıları görünecek şekilde açık bırakılmıştır. Bu olgu raporunun amacı; bir kimliklendirme olgusunun anatomik yeniden yüzlendirme tekniği yada diğer bir deyişle adli heykel tekniği ile kimliklendirilme çalışmasında uygulanan metodu açıklamaktır.

ESKİ İNSAN KALINTILARDAN DNA ÇEKİTLEMESİ

ZET

Arkeolojik kazılar ile ortaya çıkarılan buluntular, o toplumun kültürel ve sosyal düzeni, iskelet kalıntıları ise bireylerin fizik, sağlık ve genetik yapıları hakkında bilgi vermektedir. Biyoarkeoloji, DNA analizi, insan evrim ve değişkenliği çalışmalarında önemli katkılar sağlamaktadır. Türkiye’de son on yıl içinde kuru dokudan DNA elde edilmektedir. Ancak arkeolojik insan kalıntılarına DNA analiz teknikleri uygulanmamıştır. Oysa antropoloji, toplum genetiği, moleküler evrim gibi alanlarda başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Bu araştırmada Erken Demir Çağı’nda (M.Ö. 1.000-900) Van Yoncatepe’de yaşayan, Urartuların ataları oldukları iddia edilen topluma ait iskeletler incelenmiştir.

Bir çok ülkede geçmişte sonuçlandırılmış adli olaylar olası hatalar nedeni ile tekrar incelenmekte ve özellikle biyolojik deliller yeniden değerlendirilmektedir. Bu yazının amacı adli veya geçmişe dayalı olayların moleküler analiz teknikleri ile araştırılması durumunda hangi yöntemlerin kullanılabileceği ve karşılaşılacak sorunların neler olabileceğini belirlemektir.

Araştırmada torasik omurga ve diş kullanıldı. Omurgalara fenol-kloroform-izoamil alkol (FKI) ve silika çekitleme yöntemi uygulandı. Diş örneğinin çiğneme yüzeyinden küçük bir delik açılarak pulpası alındı. Bunların ikisi silika, ikisi FKI ve biri QIAamp® DNA Mini Kit kullanılarak çekitlendi. Çekitlerin tümü AmpliTypeâ PM + DQA1 PCR Amplification and Typing Kit’i ile tiplendirildi.

Eksi Van toplumu üzerine yapılan bu genetik araştırma gösteriyor ki diş pulpasından BIO101 temizleme kiti ile saflaştırılmış fenol-kloroform-isoamilalkoy çekitlerinden daha iyi netice alınmıştır. Bu sonuç çok uzun zaman önce dahi olsa olayların çözümünde DNA analiz tekniklerini kullanmanın mümkün olduğunu göstermiştir.


Alıntıdır
http://www.turkforensic.com