PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Bingöl Ağlıyor







Av.Ali Osman Özdilek
01-05-2003, 09:01:40
Şu an Kanada'da geceyarısı.Birkaç saatten beri gece daha da karanlık oldu bizim için.Bingöl'deki depremi internetten öğrendim.Bütün milletimize geçmiş olsun.
Ama artık yeter.Siyasi ve idari sorumluluğa sahip olanların geçmiş olsun demekle yetinmeleri suçtur.Haberlerde ilk dikkatimi çeken yatılı okulun yıkılmasıydı.Tam korktuğum gibiydi.Ufacık çocuklar gecenin bir yarısı enkazın altına gömüldüler.Küçücük yürekleri sustu birçoğunun.Dünyanın en büyük deprem felaketini yaşayan bir ülkede böyle mi olmalı hala.

Bir gün fakültede hocamız derse girdi ve Dinar Ağlıyor diye başladı.O zaman da Dinar yerle bir olmuştu ve tahmin edeceğiniz gibi en büyük hasarlar kamu binalarındaydı.Ve ondan sonra bir bir anlattı binaların devletin çarklarında nasıl yıkıldığını.

Su anTürkiye'de saat 10.45 yani deprem olalı 7 saatten fazla olmuş.Yıkılan okulun üstünde birçok insan ağlıyor sızlıyor koşturup duruyor.Devlete ilişkin tek şey asker.7 saattir nerede sorumlular.Hani acil durum planları hani örgütlenme.7 saat inanılmaz uzun bir zaman dilimi.Bu mu binlerce insanını 1999 depreminde kaybeden devlet.Bazı sorular sorulmalı ve cevaplanmalı artık:

1)Niçin kamu binaları daha çabuk yıkılıyor.Kamu İhalelerinde şeffaflık ve ihalelerin takibi ve denetimi sağlanmıyor mu?İhaleler çıkar ilişkileri ile mi yürüyor?Dudak uçuklatan hakediş bedelleri binaların kumdan kaleler gibi yıkılmasını engelleyemiyor mu?

2)Acil eylem planları hazır değil mi?7 saattir niçin profesyonel ekipler ortada yok. Yoksa bunlar hiç oluşturulmadı mı?

3)1999 depreminden sonra toplanan paralar nerede?O kadar para ile yurt çapında etkili bir acil müdahale planı oluşturulamadı mı?Yoksa bu paralar IMFnin faizlerinde veya birilerinin cebinde mi eridi?

4)Yerel yönetimler siyasi mülahazalarla gelirsiz bırakılıp ta kaçak yapılaşmaya ve imar ve inşaat standartlarına aykırılıklara göz yummaya mecbur mu ediliyor yoksa yerel ağalarla yerel yöneticiler arasında menfaat ağları mı var?

Bunun gibi sorulara halk acilen cevap istiyor.Bu ülkede insanlar kaderciliğe teslim olmak istemiyor artık.Şimdi ülkeyi biz yönetiriz diyerek sorumluluğu üzerine alanlar mecliste soruşturma ve denetim mekanizmalarını harekete geçirmeliler.Halkın vicdanı artık bütün bu olan biteni kaldırmıyor.Adalet istiyor.Ve bunu herşeyden çok hakediyor.

Kanada ABD gibi ülkelerde insanlar ambulansı,itfaiyeyi 3 dakika içerisinde kapısında buluyor.En ufak bir olayda acil durum planları uygulanıyor.Devletin imkanlarının her yere yetmeyeceği gerçeği karşısında en küçük idari birimlerde dahi sivil örgütlenmeler var.Türkiye'de AKUT devletin birimlerinden daha iyi daha profesyonel çalıştı diye dışlanmaya yokedilmeye çalışıldı.Devlet bu sivil örgütlenmeyi kıskandı mı yoksa halkın sivil örgütlenmesinden korkuyor mu?

Bingöl ağlıyor.Bir yerlerde insanlar bundan sonra da ağlayacak.Çöp patlayacak,sel basacak,deprem olacak ve devletin şefkatli elleri kalanların sırtını okşayacak ve insanlar kaderine terk edilecek.Türk Milleti artık bu durumu kabul etmiyor ve bunlara layık da değil.Dünyanın en asil milleti elbette bütün bunların hesabını soracak....

nursel yöndem
01-05-2003, 14:30:08
Tüm milletimize gönülden geçmiş olsun diyorum, hepimizin başısağolsun.

Allah'tan ölenlere rahmet diliyorum arkada kalan acılı ailelelere de sabır....

Eminim ki çoğumuzun hissettiği gibi ben de içimde şiddetli sıkıntı ve üzüntü hissediyorum ve bu sıkıntımın kolay kolay geçmeyeceğini ancak enkaz altındaki yavrularımızın sağsalim kurtarılmasıyla biraz olsun hafifleyeceğini biliyorum....


Resmi olarak 84 kişinin öldüğü, ancak gayri resmi olarak 100'ün üzerinde olduğu bilinen ölü sayısı enkaz altında kalan 100 kişinin kurtarılması ile umarım daha da artmaz.


Şu an Allah'tan en büyük dileğim bina altında kalanların (mucizevi olarak da olsa-ki olabileceğine inancım sonsuz) hiçbir yerlerine zarar gelmemiş olarak enkazdan kurtulmaları...

Sayın Ali Osman Bey'in sorguladıklarına ve ifade ettiklerine katılmamak mümkün değil.

Ekleyecek pek fazla birşey de yok...

Teslimiyetçi özelliğini bir türlü yitirmeyen milletimiz bu depremde de zararı hayatlarıyla ödeyenler oldu.

Artık sorgulamaktan, haksızlığın üzerine gitmekten korkmamamız gerekiyor.

Haksızlığı sonuna kadar takip etmemiz ve sesimizi yüksek çıkarmaktan korkmamamız gerekmektedir. Çünkü suçlu olanlar masum insanlar, masum çoçuklarımız, analarımız, kardeşlerimiz değil...

Suçlu olanlar, sorumlu olanlar Sayın Bakanımız Erkan Mumcu'nun da samimiyetle ifade ettiği gibi yönetimlerdir, enkaz altında kalanlar da yönetimlerdir.

Şu da bir gerçek ki ancak yönetimler sıkı bir faaliyet, sorgulama ve takipler ile bu zararların tekrar olmasını önleyebilir...

http://www.milliyet.com.tr/content/galeri/resim/181-20030501-26.jpg
Give Justice A Hand

K.V.
01-05-2003, 14:56:28
Başta Bingöllü yurttaşlarımız olmak üzere tüm milletimize geçmiş olsun, başımız saolsun...

Depremde hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet, geride kalanlara ise Allah'tan sabır ve kolaylık versin.

nursel yöndem
01-05-2003, 17:34:07
Bu samimi duaniza amin diyorum ve bir an önce olmasini Allah'tan diliyorum...

Tekrar hepimizin basi sagolsun...

Give Justice A Hand

nursel yöndem
02-05-2003, 16:11:59
Bazı şeylerden ibret almanın zamanı gelmedi mi artık? Deprem Türkiye’nin bir gerçeği deniyor sonrası ise ne?

Cevap yok, sessizlik, belki bir süre konu gündemde kalıyor, belki birşeyleri düzeltmek için girişimlerde bulunuluyor ama yarım kalan işden ne hayır gele???

Kısa bir süre veya uzun bir süre, farketmez zamanla herşey tekrar eski haline dönüyor.

Hiçbir tedbir almadan, “ya kardeşim tekrar bu başımıza gelebilir buna köklü bir çözüm alsak yahu” demeden tekrar yaşamlarımıza geri dönüyoruz, kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Sanki evlerden cenazeleri çıkanlar bizim canlarımız, bizim halkımız, bizim insanımız değil...

Akıllanmayacak mıyız diye sormak geliyor içimden. Daha ne olması gerekiyor anlamamız için, yeterince ölü vermedik mi? Sayı yetersiz mi kaldı?? Anlamak mümkün değil.

Acıları yaşayanlar bilirler. Ailesinden birini kaybedenler acının ne olduğunu biraz olsun anlayabilirler.

Biraz Allah korkusu olsa bu binaları böyle yapmazlar deriz gerisi ise teslimiyetçilik.

“Ben ne yapabilirim ki imkanlarım bu kadar” diyenler, “Devlet baba bize yardım etsin” diyenler veya daha bunları dahi sorgulama ihtiyacı duymadan öylesine ne için yaşadığı belli olmayan insanlar.

Devletin sorumluluğu her ne kadar büyük ise akıl sahibi her insanın da sorumlulukları vardır.

İşleri başkasına yıkmak kolay iştir, başkasının takip etmesi kolayımıza gelir.

Şu bir gerçek ki sürekli başkalarını suçlayacağımıza önce hatayı kendimizde aramayalız.

Allah akıl fikir vermiş. Yok mu bunu kullanma ehliyetine sahip olan??

Akıl, sağduyu, irade, vicdan sahibi insanların diğer insanları da bilinçlendirme, akıllarını, yeteneklerini kullanma, kullandırtmaya teşvik etme sorumlulukları vardır.

Organize olarak yapılan küçük, büyük her işin başarıya götürdüğünü hepimiz biliyoruz. Yeter ki iyi bir başlangıç yapılabilsin ve sonuca götürülebilsin.

Aksinde ise vurdumduymazlık, neme lazımcılık bir gün gelir bizleri de yüreklerimizin en derin yerinden büyük bir acıyla vurabilir, yere yıkabilir belki de ayağa kalkamayacak hale getirebilir.

Give Justice A Hand

nursel yöndem
02-05-2003, 16:17:45
Bir çocuk doğursam diyorum, karnımdan çıkarsam. Büyümeye başlasa bir mucize olarak. Konuşsa, yürüse, ilk şakasını yapsa, gülse, güneşten gözü kamaşsa, elmada dişi kalsa... Ne yapsa şaşırsak, sevinsek müthiş. Sonra aniden okula gitse, okumaya başlasa, öğretmeninden bahsetse, arkadaşlarından. Anlata anlata resim yapsa, ilk kez ismini yazsa kağıda, ne olduğunu bilmeden aşık olsa, eve beslenme çantasında kedi yavrusu getirse, olaylar böyle böyle gelişse...
Sonra bir gün çocuğum... Ölüverse... Aniden ölse...
***
İnsan aslında ölür değil mi, çocuğu ölünce? "Hayat devam ediyordur". Doğrudur, ne diyeyim? Ama insan ölüyordur çocuğu ölünce. Mutlaka öyledir, elbette...
***
Parasız yatılı başka bir şeydir Doğu'da. Ben görmüştüm, Diyarbakır'da anneler çocuklarını alıp getirip yalvarırlar; "Benimkini de alın okula!", ağlarlar. çünkü, karnı doysun diye. Bu bahtsız topraktan kurtulsun, adam olsun diye. Gelecek kış veremden, sonraki yaz sarılıktan ölmesin diye. Çocuklar giderler. Parasızlıktan ailelerini aylarca görmeye gelemezler. Evlerine döndüklerinde fiyaka yapmak için mahallede birazcık okul formasıyla gezerler. Okulda dayağın en beterini yeseler de, geceleri korkup altlarına etseler de, annelerini çok özleseler de ağızlarını açıp tek bir kelime etmezler. Çünkü onlar, bu toprakların "şanslı" çocukları olduklarını bilirler. Başka "kurtulma" şansları yoktur, sonbahar gelince tıpış tıpış yeniden okula giderler. Ayakkabılarının önleri açılsa da aylarca bunu kimseye söyleyemezler. İncecik enselerinden bir ağır hayat geçer, hiç ses etmezler. Oralarda çocuklar müthiş erken büyürler. Kocaman gözlerinde büyük adamların efkârını gezdirirler. Buralardakiler bunu pek bilmezler.
***
Sonra takım elbiseli bir salak işini düzgün yapmadığı için, bir domuz müteahhit Allah'ın belası malzemeden çaldığı için, aç gözlünün teki ihaleden komisyon aldığı için, ağzı salyalı herifler "Bir şey olmaz yahu!" diyerek, gülerek bir takım kağıtlara atılmaması gereken imzaları attığı için ve daha bin türlü rezillik olduğu için, bir gece, ansızın, bu çocuklar işte, bu yoksul ve akıllı çocuklar, ölüverirler. Bir de canım kardeşim, sokaklarda "Silaha değil eğitime bütçe" diye bağıranları döverler.
***
Elleriyle okulun demir parmaklıklarına yapışmış kadınların dudakları kıpırdıyor, bilinen bütün dualar geceden beri nafile tekrar ediliyor. Adamlar terle karışık kahır yaşlarıyla yüzlerini yakıyor. Sedyelerde sessiz çocuklar ambulanslara dolduruluyor. O kadar sessiz çocuklar ki bunlar, belki de hiçbiri yaşamıyor. Kocaman gözlü, ince enseli çocuklar, bugün parasız yatılıdan ölü olarak dağılıyor...
Siz hiç ölü çocuk gördünüz mü? Tıpkı ölü kuşlara benzerler. Dünyanın en yumuşak şeyidir ölü serçeler, ürkütücü yumuşaktırlar. Artık hiç telaşlı değildirler, göz kapakları bu yüzden ilk kez görünürler. ölü çocuklar da öyledir. Gördünüz mü hiç bilmem, ilk toprağı babaları atar üzerlerine. çocuğunuzun üzerine toprak attığınızı bir kez içinizden geçirsenize...
Televizyon açık. İnsanın karnına bir bıçak giriyor sanki, dönüyor içeride. "Acısı içime aktı" derler ya, işte tam öyle...
(Ece Temelkuran-Milliyet-02.05.2003)

http://www.milliyet.com.tr/content/galeri/resim/181-20030501-33.jpg

Give Justice A Hand

Av.Serap_Bilici
02-05-2003, 18:23:24
Çok anlamlı şeyler söylüyorsunuz ama bugün şu halkın yaptığına ne demeli. Körfez depreminde vatandaşın devletle elele verdiğini hatırlayınca aklımdan olayları yaratan Bingöllüleri kınamak geçiyor. Keşke polise taş atacaklarına hepsi ellerine birer kazma kürek alıp enkazları kaldırsalardı diye düşünüyorum.

nursel yöndem
03-05-2003, 11:46:06
Sayın Serap Hanım,
Söylediklerinize katılmamak mümkün değil. Ancak şu da bir gerçek ki orada yaşanan gelişmeler hakkında tek yönlü bilgi alma şansına sahibiz. Olayların iç yüzünün farklı olduğunu düşünüyorum. Kargaşaları çıkaranların amaçlarının ne olduğunu tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek(!). Ancak istediklerini elde edemeyecekleri de ortadadır. Konunun diğer yönü ve bence de en önemli yönü olan halkın gereken duyarlılığı gösterememesi, herşeye seyirci kalıp, sürekli başkalarından medet ummaları ise kabul edilmemesi gereken bir durumdur. İnanın değişmesi gereken de öncelikle budur.



Give Justice A Hand