PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başvuru Prosedürü







isoguchi
10-10-2007, 14:29:09
prosedur hakkında bilgi verilirse cok memnun olurum. Turkiyeden bir avukatla mı basvurmak gerekiyor? T.C mahkemelerinden dava dosyalarının gonderilmesi, yabancı dile cevrilmesi gerekir mi? şimdiden cok tesekkur ederim.

Av.Emrah Yavuzcan
10-10-2007, 14:51:40
http://www.echr.coe.int/NR/rdonlyres/678DE4BA-CC54-4840-902C-F222E7630FFA/0/FormulaireTUR.pdf
linkindeki formu doldurmanız gereklidir.

I. MAHKEME HANGİ İŞLERE BAKAR ?
1. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmış olan
temel haklarının çiğnenmesinden şikayetçi olan bireylerin başvurularını belirli koşullar altında
değerlendiren bir uluslararası mahkemedir. Uluslararası bir antlaşma olan Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi ile Avrupa devletlerinden bir çoğu, bireylerin bazı temel haklarına saygı gösterme
yükümlülüğü altına girmiştir. Bu haklar, Sözleşme’de ve sadece bazı ülkelerce kabul edilmiş olan,
Sözleşme’ye Ek 1, 4, 6, 7 ve 13 numaralı Protokollerde gösterilmiştir. Mahkeme’ye başvuruda
bulunurken, ekte bulacağınız adı geçen metinleri, ve bazı devletlerin ilgili çekincelerini incelemeniz
tavsiye olunur.
2. Sözleşme’ye taraf bir devletçe, bu temel haklardan biri veya birkaçının ihlalinden ötürü kendinizi
şahsen ve doğrudan mağdur olarak değerlendiriyorsanız, Mahkeme’ye şikayette bulunabilirsiniz.
3. Mahkeme, ancak Sözleşme ve Ek Protokollerinde yer alan hakların ihlaline ilişkin şikayetleri
inceleyebilir. Mahkeme, ulusal yargı organlarına göre bir istinaf mahkemesi konumunda değildir ve
onlar tarafından verilen kararları ne ortadan kaldırabilir, ne de değiştirebilir. Mahkeme’nin şikâyet
konusu olan makam nezdinde, lehinize doğrudan bir müdahalede bulunma yetkisi de yoktur.
4. Mahkeme ancak Sözleşme’yi ve ilgili Protokolü onamış (ekteki listeye bakınız) devletlere karşı
yapılan ve belirli bir tarihten sonraki olaylara ilişkin başvuruları kabul eder. Bu tarih, şikâyet edilen
devlete, ve şikayetin hangi metin (bizzat Sözleşme ya da Ek Protokollerinden biri) ile güvence altına
alındığına göre değişir.
5. Mahkeme’ye ancak, bir kamu otoritesinin (Parlamento, idare, mahkeme vb) sorumluluk alanına
giren işlemlerinden dolayı şikâyette bulunabilirsiniz. Mahkeme özel kişi veya kuruluşlara karşı
yapılan şikâyetlere bakmaz.
6. Sözleşme’nin 35. maddesi 1. paragrafı gereğince, Mahkeme’ye ancak iç hukuk yolları
tüketildikten ve nihai karar tarihinden itibaren altı ay içinde başvurulabilir. Bu kabul edilirlik
koşullarına uymayan bir başvuru Mahkeme tarafından incelenemez.
7. Bu nedenle, Mahkeme’ye başvurmadan önce ilgili devletin hukuk sisteminin sunduğu ve
şikayetinizin konusunu oluşturan duruma çözüm getirebilecek tüm hukuk yollarını denemiş olmanız
şarttır. Aksi halde, bu yolların etkisiz kaldığını kanıtlamanız gerekecektir. Dolayısıyla önce, en yüksek
dereceli mahkemeye kadar tüm yetkili ulusal yargı organlarına başvurmanız, ve onlar önünde
Mahkeme’ye sunmayı düşündüğünüz şikayeti, en azından özü itibariyle dile getirmiş olmanız
gereklidir.
8. İç hukuk yolları tüketilirken, ulusal mevzuatın öngördüğü usule, ve özellikle de süreye ilişkin
kurallara uygun hareket edilmelidir. İç hukuk yollarını tüketmek üzere yaptığınız başvurular, size
yükletilebilecek bir kusurla, örneğin süre, görev veya usul yönünden reddedilirse, Mahkeme
başvurunuzu inceleyemeyecektir.
2/5
9. Bununla birlikte, bir mahkeme kararından, özellikle bir mahkumiyetten şikayetçi iseniz, olağan
kanun yollarını kullandıktan sonra muhakemenin iadesi yoluna başvurmanız şart değildir. Ayrıca, af
talebinde bulunmuş olmak, ya da yargı dışı çözüm yolu aramak da gerekli değildir. Bu çerçevede
parlamentoya, devlet başkanına, hükümete, bakanlıklara veya “ombudsman” lara sunulan dilekçeler,
kullanılması şart iç hukuk yolu niteliğinde sayılmaz.
10. Yetkili en yüksek ulusal yargı merciinin verdiği karardan itibaren Mahkeme’ye başvurmak için
altı aylık süreniz vardır. Bu süre, muhakemenin iadesi, af ve veya herhangi bir başka mercie
yaptığınız yargı dışı çözüm talebinin reddinden itibaren değil, ulusal yargı usulünün olağan akışında
nihai kararının size veya avukatınıza tebliğinden itibaren işlemeye başlar.
11. Altı aylık süre Mahkeme’ye sunduğunuz, ve özet olarak da olsa şikayetinizin konusunu açıklıkla
dile getirdiğiniz ilk mektupla veya doldurulmuş başvuru formunun gönderilmesiyle kesilir. Sadece
bilgi isteyen bir mektup altı aylık süreyi kesmez.
12. Bilginiz açısından, Mahkeme tarafından incelenen başvurulardan % 90'ının, yukarıda belirtilen
şartlardan biri veya birkaçına uyulmadığı için kabul edilemez bulunduğu konusuna dikkatinizi
çekerim.
II. MAHKEME’YE NASIL BAŞVURULUR ?
13. Mahkeme’nin resmi dilleri İngilizce ve Fransızca’dır, ancak size daha kolay geliyorsa, Mahkeme
Yazı İşleri Müdürlüğü’ne Sözleşme’yi imzalamış devletlerin resmi dillerinde de yazabilirsiniz. Usulün
ilk aşamasında Mahkeme’den bu dilde yazılmış mektuplar alabilirsiniz. Fakat daha sonraki
aşamalarda, özellikle de sunduğunuz şekli ile Mahkeme’nin başvurunuzu kabul edilemez bulduğunu
belirtmediği ve aksine şikayetleriniz konusunda Sözleşmeci Devlet’in yazılı görüşünü almaya karar
verdiği aşamadan itibaren, Yazı İşleri Müdürlüğü’nden gelen tüm mektup ve belgeler İngilizce veya
Fransızca olacaktır. Aynı şekilde sizden veya temsilcinizden gelecek yazışmaların da İngilizce veya
Fransızca dillerinde olması istenecektir.
14. Mahkeme’ye yapılan başvurular yalnızca posta yolu ile gönderilebilir (telefonda yapılan
başvurular kabul edilmez.) Faks veya elektronik posta ile yapılacak başvurular daha sonra posta ile
gönderilecek başvuru metniyle teyid edilmedikçe geçerli sayılmayacaktır. Şikayetinizi sözlü olarak
açıklamak için Strasbourg’a bizzat gelmenize gerek yoktur.
15. Başvurunuzla ilgili bütün yazışmalar aşağıdaki adrese gönderilmelidir :
Monsieur le Greffier de la
Cour européenne des Droits de l’Homme
Conseil de l’Europe
F–67075 STRASBOURG CEDEX.
Mahkeme’ye gönderdiğiniz yazışma ve belgeleri birbirine tutturmak için lütfen zımbalamayınız,
yapışkan bant ile veya herhangi bir başka madde ile yapıştırmayınız veya bağlamayınız. Tüm sayfaları
sırasına göre numaralandırınız.
16. İlk mektubunuz veya başvuru formunuzun alınmasından sonra, Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğü,
adınıza açılan dosyanın numarasını size bildirecektir. Bu numara, daha sonraki bütün
yazışmalarda yer almalıdır. Daha sonra, sizden şikayetinize ilişkin belge, bilgi veya tamamlayıcı
açıklamalar talep edilebilir. Bununla birlikte, Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğü şikayetçi olduğunuz
devletin yürürlükteki hukuku hakkında bilgi veremeyeceği gibi, ulusal hukukun yorumu ve
uygulanmasına ilişkin hukuki mütalaada da bulunamaz.
3/5
17. Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğü ile yazışmalarınızda sizden istenenleri zamanında ve tam
olarak yerine getirmeniz yararınıza olacaktır. Yanıt vermemeniz veya her türlü gecikme dosyanızın
incelenmesinin devamı ile ilgili iradenizi sürdürmediğiniz değerlendirmesine yol açabilir.
18. Eğer şikayetlerinizin Sözleşme veya Ek Protokoller ile güvence altına alınan haklarla ilgili
olduğunu ve yukarıda sayılan koşulları yerine getirdiğinizi düşünüyorsanız, başvuru formunu özenle
ve okunaklı bir biçimde doldurarak, başvurunuzun incelenmesi için gerekli olan belgelerin bir
örneğini de ekleyerek, en kısa sürede ve en geç Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğü’nün ilk mektup
tarihini izleyen altı ay içinde gönderiniz. Başvuru formu ve ilgili belgeler belirtilen süre içinde
Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğü’ne geri gönderilmezse, dosyanızın incelenmesinin devamı ile ilgili
iradenizi sürdürmediğiniz değerlendirmesine yol açacak ve başvuru dosyanız yok edilecektir.
19. Mahkeme İç Tüzüğü’nün 47. maddesi gereğince başvuru formu aşağıda belirtilenleri
kapsamalıdır :
a. Şikâyetlerinizin, ve dayandıkları olayların özeti,
b. Sözleşme ile güvence altına alınan haklarınızdan hangilerinin ihlal edildiğini düşündüğünüz
konusunda açıklama,
c. İç hukuk yollarını tüketmek için hangi makamlara başvurduğunuz konusunda bilgi,
d. Şikâyet konusu olayla ilgili olarak kamusal mercilerce verilmiş kararların bir listesi. Bu listede,
ilgili kararların tarihi, kısa özeti, kararı alan makamın adı da yer almalıdır. Mektubunuza bu kararların
birer kopyası eklenmelidir. (Gönderdiğiniz belgeler size iade edilmeyeceğinden, belgelerin asıllarını
değil, yalnızca suretlerini göndermeniz rica olunur).
20. Mahkeme İç Tüzüğü’nün 45. maddesine göre, başvuru formu bizzat tarafınızdan veya temsilciniz
tarafından imzalanmış olmalıdır.
21. Kimliğinizin açıklanmasını istemiyorsanız, bunu belirtmeniz ve yargılamanın aleniyeti ilkesinin
istisnası niteliği taşıyan bu talebi gerekçelendirmeniz gereklidir. Mahkeme kimliğin saklı tutulması
taleplerini istisnai durumlarda ve ancak gerekçesini haklı bulursa kabul edebilir.
22. Başvurunuzun ilk aşamasında, bir avukat tarafından temsil edilmeniz yada sizi temsil eden kişinin
mutlaka avukat olması gerekmez. Ancak Mahkeme’nin şikayetleriniz konusunda Sözleşmeci Devlet’in
yazılı görüşünü almaya karar verdiği aşamadan itibaren, usul gereğince, bir avukat tarafından temsil
edilmeniz istenecektir. Özel muafiyet durumları hariç, bu kişi, Sözleşme’yi imzalamış devletlerde
avukatlık mesleğini icra ile yetkilendirilmiş olmalı ve Mahkeme’nin resmi dillerinden birini (İngilizce
ve Fransızca) en azından anlama düzeyinde kullanabilmelidir. Bu aşamadan itibaren, Mahkeme’den
gelecek yazışmalar iki resmi dilden biri ile yapılacaktır. Aynı şekilde, sizden yada temsilcinizden
gelecek mektupların da, resmi olmayan bir dilde yazışma yapılması konusunda özel izin alındığı
durumlar haricinde, iki resmi dilden biri ile yapılması gerekmektedir. Mahkeme’ye bir avukat veya
temsilci aracılığıyla başvurmak isterseniz, başvuru formuna ek olarak bir yetki belgesi sunmanız
gereklidir. Bir tüzel kişiyi (şirket, dernek vb.) veya bir grup bireyi temsil eden kişi, yasal temsilcilik
sıfatını kanıtlamalıdır.
23. Mahkeme başvurunuzun hazırlanması amacıyla avukat tutmanız için adli yardım sağlamaz.
Mahkeme önündeki usulün ileri aşamalarında (başvurunun davalı hükümete yazılı görüş alınması
amacıyla iletilmesi kararından sonra) avukat tutmak için maddî imkânınız yoksa ve Mahkeme
davanızın görülebilmesi için gerekli buluyorsa, adli yardımdan yararlanabilirsiniz.
24. Mahkeme’de başvurular ücretsiz incelenmekte olup, dosyanızın gidişatı ile ilgili bilgiler size Yazı
İşleri Müdürlüğü tarafından bildirilecektir. Usul, en azından başlangıçta yazılıdır ve bu nedenle
Mahkeme’ye bizzat gelmeniz gerekmemektedir.

Alıntı - http://www.echr.coe.int

Av.Emrah Yavuzcan
10-10-2007, 14:58:53
Avukatınızın AİHM'ye başvurması, olası hak kayıplarını önleyecektir. Türkiye'den yapılan başvuruların büyük bir çoğunluğu usul hataları nedeniyle "dilekçe ret" ile sonuç bulmaktadır.
Başvurunun İngilizce veya Fransızca yapılabilmesinin yanısıra, Türkçe olarak yapılması da geçerlidir. Dilekçeniz, İngilizce veya Fransızca'ya çevrilmesi için sıraya girer ve böylece zaman kaybetmiş olursunuz.

isoguchi
10-10-2007, 16:03:22
emrah bey ilgi ve alakanıza binlerce kez tesekkur ederim.

Av.Emrah Yavuzcan
10-10-2007, 18:06:48
Rica ederim, formun doldurulması esnasında dikkat edilecek hususlar
http://www.inhak-bb.adalet.gov.tr/aihm/not.pdf linkinde açıklanmış, göz atmanızı tavsiye ederim.

gurel67
31-10-2007, 21:49:31
Sayın Avukatım.Benim davam yargılamanın iadesi idi.Yargılamanın iadesi kabul edilip yargılamaya devam edildi .Konu haksız yere yapılan Tapu İptal Davasıydı.Yargılama sürecinde Tapu Tespiti istendi ve Teknik konu gerektiren bilgiler için bilir kişiler atandı.yapılan tespiteki rapor herşey iddialarımızı doğruladı.Peşine hakim ek rapor istedi o da lehimize gelince hakim haklı olduğumuzu görünce yargılamanın iadesi red dedi.Gerekçeli kararıda H.U.M.K 445 idi.Oysa hem esas da hemde usulde aykırı karar vermişti.Yargıtayda duruşmalı dava talebi olduğu halde pul eksik yollanmış iddiasıyla dosyayı 4 ay sonra onamış bizler şok tabii.Oysa bizler çok titiz davrandığımızdan tebligat masrafları ve pulları itinayla mahkeme müdiriyetine teslim ettik.Ve inşallah hayırlı olur dendi.Bizim davamızda yalnız büyük bir millet vekili adı geçmekte davayada ilgili.Şimdi benim adil yargılama ve mülkiyet hakkımdan ve bunların ihlal edildiği konusunda somut ve resmi belgelerimle şansım olurmu benim çalışmalarımdan çıkardığım anayasada olan fakat hakimlerin bakmadığı kanunlar şunlardır.
YARGILAMANIN YAPTIĞI HAKSIZ MAĞDURİYET,

Evveliyatı 1300 senesine dayanan ve 1936 yıllarında Murat Kara ve Hüseyin Koç isimlerindeki vatandaşa hibe edildiği, 1950 yıllarında da hissesini bilinmeyen bedel mukabilinde Hüseyin Koç un , Murat Kara ya sattığını 1962 tarihinde 14 Nolu Orman Tahdit Komisyonunun yaptığı ve Orman vasfı dışına çıkardığı Kadastro sonunda ve 1963 tarihinde Muhtarlık askı ilamı ile kesinleştikten sonra ,1965 tarihinde mahkeme kararı ile bu yeri 509 sayılı tapulama kanunu yürürlüğe girmesiyle 1052 yevmiye numarası ile ilk sahibi tescillendirmiş bunun satışı ile de 14/11/1966 da Hasan Gürel adına 4.000 lira bedel karşılığı 1268 sicil numarası ile tescil edilerek tapu kütüğüne işlendi .Bu arsanın Orman Kadastrosu 1962 yılında yapılmış 1963 yılında da askı ilanı sürecin de de kesinleşmiştir..Eski Bağlık ve Karanlıcak mevki dereleri arasında kalan bu arsa 14 nolu orman tahdit komisyonun yaptığı kadastro sonucu 6831 sayılı orman kanunun 1.maddesinin ( J ) bendince toprak muhafaza karakteri taşımayan orman sayılmayan yerlerden dir denerek zabıtlara geçmiş ve 1963 senesinde de kesinleşmiştir.1974 tarihinde bile orman yevmiye defterlerinde bu arsanın Hasan Gürel adına tarla vasfında kayıtlı olduğu ve orman olmadığı kamu resmi kayıtlarında açık ve seçik görünmektedir.1962 senesinde orman mış gibi iddia edilmiş ve bir inat uğruna 1977 tarihinde dava açılmıştır.Yerel Mahkeme ce yerin Tapulu olduğu görülerek davacı olan orman işletmesi 2 kere olmak üzere red edilmesine rağmen sahte raporlar ve taraflı olarak orman teşkilatında çalışan Bir mühendis tarafından yapılan bilirkişi raporlarına istinaden yargı onayarak tapuyu hiçbir resmi belgeyi dinlemeden iptal etmiştir.Yenilgiye uğrayan biz tapu sahipleri yargının üstünlüğüne güvenerek adil bir yargılama yapıldığını sandığından bu karara boyun eğmiştir. Oysa gerçekler 7 sene sonra ortaya çıktığında bu ülkede yargının bile taraf olabileceği kanısını ortaya koyulunmuş gasp edilen hakkının peşine düşülmüştür .Dosyalar açığa çıktıkça bu tür usulsüzlüğün nasıl yapılabileceğini anlaşılamamıştır..Mülkiyet Hakları elinden alınan bizler mahkemeye verdiği davanın tekrardan yargılamanın iadesi olarak kabul edilmesini sağlamışızdır.Bunun üzerine tapu tespit talebini de yerinde gören yerel mahkeme kendi atadığı tarafsız olan bilir kişi raporlarıyla mağdur olan insanların nasıl oyuna getirildiğini apaçık ortaya resmi kanaldan konmuştur. Bütün bu iddialarını ispatlamaları mahkeme nazarında kanun ve resmi belge karşısında duyarsız kalan hukuk mağdur edilen kişilerin hakkını hiçe sayarak yargının yaptığı hatayı yargı düzeltsin mantığıyla red etti. Hakimin gerekçeli kararında bile çelişkili olması insanı düşündürmektedir .Bir yandan davacıların dilekçesi talebinin yargılamanın iadesi olarak kabul edildiğinden bahsedip davanın devam edildiğini bir yandan da verilen gerçek resmi olan belgelerin ve yapılan usulsüzce olan belgelerin sübut bulmayan davanın reddi diyip yargılamanın iadesi olamaz demesi de düşündürücüdür.Yargılamanın iadesi kabul edilmiş bilir kişilerden tapu tespiti istenmiş davacıların uğradığı haksızlık ortaya çıkmış , hakim birden fikrini değiştirip anlaşılması mümkün olmayan gerekçeli karar yazmış.Bu arada da temyiz edilen dosyanın bütün teblikat masrafları davacı olan bizler tarafından bizzat ve özenle yatırıldığı halde 15 günde duruşmalı dava talebine cevap verilmesi gerekirken 4 ay geçmesine rağmen cevap alınamamış ve Yargıtay kalemince pulun eksik olduğu ve duruşmalı davanın olmayacağı dava dosyasının onandığı söylenerek bizleri şok ettiler.Kesinlikle siyasetin esintileri hukuk tarafından estiği ve bu ülkede sınır tanımadığı bu olay sonucu ortaya konmuştur.AİHM nin emsal kararlarında baktığımızda mülkiyet hakkından ve adil yargılama yapılmadığından milyonlarca euro tazminat kestirilmesi bizleri derinden de yaralamaktadır.
Yargılayan ve mağdur eden Zonguldak Yerel Kadastro Mahkemesi bünyesinde atanan bilirkişinin Davacı olan Orman İşletme Müdürlüğü 1998-2004 yılları arasında Zonguldak AGM Mühendisi olarak görev yapmakta olan Vedat Dilaver ismindeki personeli olmasından ve 2004 yılında Sakarya İl çevre ve Orman Müdürlüğü AGM Şube Müdür vekili olarak atanmasından dolayı taraf teşkil ettiğin den , Adil yargılanma en temel insan haklarından biri olduğuna ve bilirkişiliğin de yargılama sürecinin bir bölümünde yer alıp varılacak kararı etkileyen önemli unsurlardan biri olduğuna göre adil bir yargı sağlıya bilecek bağımsız ve tarafsız mahkeme olmadığı görülmektedir.
Davalıların mülkiyet hakkının 18.11.1998 tarihli bilirkişi ek raporu ile gerçeği yansıtmadığın dan ellerinden alınması kararı bu mahkeme önündeki yargılamanın adil olmadığıdır.Buna rağmen yargıtay’ın duruşmalı talebimize pul eksikliği gibi garip bir neden ile hakimlerin dosyayı red ederek onaması bizleri kuşku altında bırakmıştır.Halbuki eksiksiz olarak temyiz edilen bu dosya Humk 438. maddesine göre de tebligat masraflarının alınmadan Yargıtay a gönderilmesi mümkün değildi . Adalet bakanlığının bu konuda genelgesi mevcut idi .Ayrıca Yerel mahkemeye göre yapılan bu iddiaların H.U.M.K 445 .maddesinde sınırlamalı olarak sayılan yargılamanın iadesi nedenleri dışında yorumla yeni sebepler yaratılamaz denerek verilen ve doğruluğu resmi olarak ispatlanan belgelerin hayal gücüyle oluştuğunu vurgulamıştır.



Hakim’in Yorum dediği RESMİ BELGELER:

1)Tapunun, tapu kadastro tarafından evveliyatının belgesi

2)1962 tarihinde 14 nolu orman kadastrosunun yaptığı ve 6831 sayılı kanun 1.maddesinin
(J ) bendince orman sayılmayan yerlerden demesi,

3) Tapu ve sicil tastik nosu

4 )1974 tarihinde orman işletmesi yevmiye defteri tapu TARLA durumu gösterir zabıtları,

5)1998 tarihindeki bilirkişini Orman Teşkilatında halen görevli çalışan Agm Mühendisi olması,

6)Yargılamanın tekrar edildiği süreçteki tarafsız Yeni bilirkişi raporları,

Bu kadar resmi belgenin yorumla yapılabilmesi hukuku kandırmak olurdu her halde.Bizler yorum yapacak kadar cesaretli olsaydık bu arsa babamız zamanında kazanılırdı zaten.


ANAYASA DA SÖZ KONUSU OLAN KANUNLARIN UYGULANMAMASI

1) Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 1 nolu ek protokolünün 1. maddesinin ihlal edildiği

2 ) 3402 SAYILI KADASTRO KANUNUNUN 22/1. MADDESİ İSE, ÖNCEDEN TESPİT, TESCİL VEYA SINIRLANDIRMA SURETİYLE KADASTROSU VEYA TAPULAMASI YAPILMIŞ YERLERİN YENİDEN KADASTROSU YAPILAMAYACAĞINI, BU YERLERİN İKİNCİ BİR DEFA KADASTROYA TABİ TUTULMASI HALİNDE, İKİNCİ KADASTRONUN BÜTÜN SONUÇLARIYLA HÜKÜMSÜZ SAYILACAĞINI DÜZENLEMİŞTİR. Bu kanunun ihlal edilmesi.
3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesi uyarınca; kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açılamaz. Kanunla öngörülen bu süre hak düşürücü süredir.

3) 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 46. maddesi ihlal edilmesi.

4) 6831 orman kanunun 1. maddesinin ( j ) bendi ihlal edilmesi.

5) Medeni Kanunun 1007 inci maddesinin birinci fıkrası "Tapu Sicilin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur." İhlal edilmesi.
6) Madde 705-.- Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur ihlal edilmesi
Madde 706- Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır.ihlal edilmesi

7) Mülkiyet hakkı, Anayasa'nın 35. maddesi ile güvence altına alınmıştır ihlal edilmesi.

8) Türk Medeni Kanunu 633. madde uyarınca Türkiye'de taşınmaz mülkiyeti tapu siciline tescil ve taşınmazın teslimi ile gerçekleşir ihlal edilmesi

9) Anayasa Mahkemesinin 18.11.1998 tarihli, E:1997/59, K:1998/71 sayılı kararında;
”…Mülkiyet hakkı kişiye, sahibi olduğu şey üzerinde, yasalar çerçevesinde dilediği gibi tasarruf olanağı verir. İhlal edilmesi.

10)5653 sayılı Kanun, istisnalar ayrık olmak üzere makiliklerin orman sayılmayan yer olduğunu kabul etmiştir.

Tapu kayıtları taşınmaz mallardaki mülkiyet hakkının belgesi ve göstergesidir. İnsan haklarına ve kazanılmış haklara saygı gösterilmesi hukuk devleti olmanın temel şartıdır..



EN FİKİRLERİNİZDEN YARARLANMAK İSTERDİM ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER. YARDIM EDERSENİZ BANA MAİL ATARSANIZ SEVİNİRİM..NOT:Ben avukat değilim sadece dersine çok çalışmış hakkınıda sonuna kadar savunacak ve bu ülkenin hukuk devleti olduğunu gördüğünde kurban kesecek bir mağduruyum!

gurelelektronik67@hotmail.com

mkocagul
31-10-2007, 22:26:51
Yargıtay da pul eksik gerekçesi ile onama olmaz. Pul eksik ise tamamlamanız için süre verilir. Aksi halde duruşmasız karar verilir.
İade i Muhakeme davalarında malesef çok fazla sayıda red kararı verildiğini bende geç öğrendim. ilk karar yanlış demek kolay olmuyor diye düşünüyorum.

HUMK 435Duruşma giderinin eksik ödenmiş olduğu anlaşılırsa, dairenin başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde duruşma isteminden vazgeçilmiş sayılacağı, duruşma isteyene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde giderler tamamlanmadığı takdirde, Yargıtay incelemesini dosya üzerinde yapar.

mkocagul
31-10-2007, 22:26:51
HUMK 435Duruşma giderinin eksik ödenmiş olduğu anlaşılırsa, dairenin başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde duruşma isteminden vazgeçilmiş sayılacağı, duruşma isteyene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde giderler tamamlanmadığı takdirde, Yargıtay incelemesini dosya üzerinde yapar.

gurel67
31-10-2007, 22:57:26
biz dilekçeyle verdik kabul etmemişler ve yargıtaydan bizi uyaranda olmadı.dediğim gibi siyasi güç orayı halletti.benim zaten buradan ümidim yok aihm şansımız olur mu?bu kadar haksızlık karşısında

gurel67
05-11-2007, 11:40:36
murat kardeşim ortalıklarda yksun nerdesin ya

gunaycakmak1
21-05-2008, 23:38:57
Ben avukat değilim ama sonuçta mülkiyet hakkınız elinizden alınmış bir nevi kamulaştırmasız el atma söz konusu. Aihm 1. protokolün 1. maddesi 'mülkiyet hakkının korunması' ihlal edilmiş. Aihm taşırsanız kazanırsınız diye düşünüyorum emsal davalar bunu gösteriyor. Yanlız Aihm de tespit yaptırıp tr de yargılamayı yenileyin.


murat kardeşim ortalıklarda yksun nerdesin ya