PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Yargılamanın yenilenmesi ve CMUK 331







ozcanhukuk
21-07-2002, 19:59:42
İade-i Muhakeme taleplerinde CMUK 331.maddedeki "kanunun aynı maddesinde münderiç hudut içinde olmak üzere cezanın tadili maksadıyla muhakemenin iadesi caiz değildir" hükmünün yorumunu nasıl yaparsınız?
Söz gelimi sanık mağduru hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladığı isnadıyla TCK 456/2 maddesine göre ceza almıştır, karar kesinleştikten sonra bir vesile ile alınan adli tıp raporuna göre gerçekte mağdurun yaralanma derecesinin hayati tehlike geçirmeyecek ve 10 gün iş-güçten kalacak şekilde olduğu anlaşılmış ise cezanın sanık leyhine oldukça düşeceği muhakkak olmakla birlikte biz sanığa yok kardeşim CMUK 331 gereğince sana yine TCK 456'dan ceza verileceği için talebini kabul etmiyoruz mu diyeceğiz? Yani CMUK 331'de zikrolunan madde kelimesinden anlaşılması gereken kanun maddesi midir?
TCK 456, 448 vs gibi yoksa TCK 456/2, 456/4 gibi ayrı ve müstakil durum ve cezalar içeren hüküm maddesi midir?
Şayet CMUK 331'de zikrolunan madde kelimesini kanun maddesi olarak yorumlarsak, sanık leyhine uygulama gerektiren delillere ulaşıldığında yargılamanın iadesi yolunu nasıl ve ne zaman işletebiliriz, bu durumda yargılamanın iadesi yolunu işletilemez hale getirmiş olmaz mıyız? Site üyelerimizin değerli yorumlarını bekliyorum. Saygılarımla,

PAPYON
21-07-2002, 20:21:46
"Kimse cezanın tadilini (ve bu şekilde mahkemenin oyalanmasını) sağlamak için aynı yasa maddesinin uygulanacağı açık iken yargılamanın yenilenmesini isteyemez".CMUK 331 maddesini sanığın durumunun değişmeyeceği açık olan hallerde mahkemenin boşuna zaman geçirilmemesi olarak anlamak gerekir.
Sözünü ettiğiniz durumda *cezanın aynı madde içinde tadilini sağlamak* derken kanunun kastettiği şey Ceza Kanunlarının aynı maddesi değil aynı ceza hükmüdür, cezanın süresini azaltmak sözkonusu olduğuna göre (10 gün ve 20 gün işgörmezlik farkından kaynaklanan açık durum), CMUK 331 maddesi burada uygulanabilir değildir,zira hükümlü hakkında önceden uygulanan ceza maddesi ile uygulanması gereken ceza maddesi TCK 456 maddesinin değişik fıkralarıdır ve bu fıkraların her biri bağımsız birer ceza hükmüdür, yargılamanın yenilenmesi istenebilir. Nitekim esasında TCK 456/4 maddesi hükmünü uygulaması gerekirken her nasılsa sonradan doğru olmadığı anlaşılmış adli raporlara dayanarak TCK 456/2 maddesi uygulanmışsa hakim yeni adli rapor karşısında CMUK 331 maddesine dayanamaz, CMUK 331 hakimin takdir hakkına ilişilmemek bakımından kabul edilmiş bir kural olup kişiler hakkında TCK 456/2 yahut 456/4 maddesinin alt-üst sınırlarına göre ceza vermek hakimin takdirinde ise de TCK 456/4 hükmünde alt-üst sınırı gösterilen ceza aralığında ceza alması gerekirken TCK 456/2 maddesinde öngörülen ceza alt-üst sınırından ceza veren hakimin suç ve cezanın tipe uygunluğu ve kanuniliği ilkeleri gereğince böyle bir takdir yetkisi olamayacağına göre hakimin karşısına böyle bir durum çıktığında CMUK 331'e dayanması söz konusu bile edilemez nitekim takdir hakkına bırakılan bir konu yoktur. Hakim karşısındakine her ne kadar 10 gün mutad iştigalden bırakacak şekilde yaralama suçunu işlemiş isen de ben takdir hakkına dayanarak sana 20 gün mutad iştigalden bırakacak şekilde mağduru yaralamışsın gibi ceza veriyorum diyemez.Genel anlamda, yargıcın samimi ve net olarak göreceği delillere dayanmak kaydıyla cezai indirime yol açacak her türlü yeni delil durumunda yargılamanın yenilenmesi istenebilir; Zira biliyorsunuz, hukuk, yasaları sanık lehine işletmek arzusundadır en azından öyle olmalıdır...

hukukçu
22-07-2002, 23:03:14
Anlattığınız durum mahkumun aleyhine sonuç doğuracak nitelikte olsaydı yargılamanın yenilenmesi mümkün olmazdı nitekim mahkumun aleyhine iade-i muhakeme sebepleri daha dar tutulmuştur. Ancak mahkumun leyhine olan iade-i muhakeme sebepleri bakımından CMUK 327/5 öngörülmüştür ki genel olarak mahkum leyhine olan yeni vakıa ve yeni delil ileri sürülmesi ve bunların sanığın beraati veya daha hafif bir cezayı havi kanun hükmünün uygulanmasını gerektirmesi hali gibi yargılamının yenilenmesi konusunda mahkum leyhine çok geniş bir uygulama ortamı oluşturmaktadır. Vakınanın yahut delilin yeni olmasından anlaşılması gereken söz konusu vakıa yahut delilin ilk defa ne zaman ileri sürüldüğüdür,şayet dayanılan vakıa yahut delil ilk defa hüküm kesinleştikten sonra ileri sürülmüşse artık buna yeni denmek zaruridir. Sonradan alınan adli rapor bu cümledendir,dosyada mevcut bulunan ve aynı mağdur hakkındaki yaralanmayı gösteren raporlar sonradan alınan adli raporun yeni olarak kabul edilmesine engel teşkil etmez. Nitekim öncelikle raporlar arasında çelişki doğması son raporuun yeni olduğunun zaten göstergesidir öte yandan talebinizde dayandığınız adli rapor hüküm kesinleşmeden evvel dosyada bulunuyor olsaydı zaten yargılamının yenilenmesi talebine gerek kalmayacaktı ve mahkeme önündeki rapor kapsamına göre karar verecekti.
Yargılamının yenilenmesi caiz olmayan hal (CMUK 331)'e gelince;madde metnindeki "[u]kanunun aynı maddesi</u>nde mündemiç hudut hudut içinde olmak üzere cezanın tadili maksadiyle muhakemenin iadesi caiz değildir" hükmündeki kanunun aynı maddesinden maksat [u]kanunun aynı müstakil hükmü</u>dür,bir kanun maddesi birden fazla müstakil hüküm ihtiva edebilir. TCK 456/2 ile 456/4 fıkraları aynı madde içinde ve fakat farklı müstakil hüküm ihtiva eden hükümlerdir. Bu itibarla TCK 456/2 uygulanmışken TCK 456/4 fıkrasının uygulanmasına yönelen delillere dayanarak yargılamanın yenilenmesinin talep edilmesi halinde CMUK 331 uygulama alanı bulamaz. Nitekim CMUK 331'in asıl amacı hakimi aynı kanun hükmünü uygulamaya götüren durumlarda salt olarak cezanın tadili maksadı ile yapılan yargılamanın yenilenmesi taleplerinin önüne geçilmesidir,böylelikle hakimin takdir hakkına ilişilmemesinin sağlanmasıdır. Örneğin mağdur hakkında alınan adli rapora göre mağdurun hayati tehlike geçirip 45 gün mutad iştigalden kaldığı tesbit olunmuş ve buna göre sanık TCK 456/2 maddesinde öngörülen cezanın mağdurdaki yaralanmanın derecesine göre üst sınırından ceza almış ve bilahare elde edilen adli rapora göre mağdurun gerçekte hayati tehlike geçirmeksizin 25 gün mutad iştigalden kaldığı anlaşılmış ve buna dayanarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuş ise bu durumda CMUK 331 gereğince talebin reddi gerekir,çünkü sonuçta yine TCK 456/2 hükmü uygulanacaktır ve TCK 456/2 hükmünde öngörülen alt-üst ceza sınırı arasında ceza tayin ve tesbit etme hakimin takdirindedir. Fakat adli raporun olayda olduğu gibi tatbiki gereken müstakil kanun hükmünün değişmesini gerektirdiği hallerde durum farklıdır. Çünkü herşeyden önce elindeki mevcut adli raporlara göre TCK 456/4 hükmüne göre ceza verilmesi gereken durumlarda TCK 456/2 hükmüne göre ceza vermek hakimin takdirinde değildir,hakim yasa hükümleri ile bağlıdır ve bu itibarla artık sorun cezanın tadili olmaktan çıkmıştır ve olaya yanlış ceza hükmünün uygulanmış olması
sorunu doğmuştur ve bunun da yargılamanın yenilenmesi ile çözülmesi gerekir. Bilhassa incelenen konuyla ilgili olarak Yargıtayımızın halen geçerliliğini koruyan aşağıdaki kararı konuya oldukça açıklık getirmektedir.
(4.CD. 25.07.1958-8525/7658)
"Adli Tıp Meclisince düzenlenmiş olan ve yeni delil mahiyetinde bulunan(...) tarihli rapor münderecatına ve usulün 327/5 nci bendi açıklığına göre sanık hakkında daha hafif cezayı muhtevi bulunan 456/1 bendinin uygulanması lazım gelirken hadisede tatbik kabiliyeti bulunmayan usulün 331'nci maddesine dayanarak talebin reddine karar verilmesi karşısında BOZULMASINA...
Son olarak Yargılamanın yenilenmesi taleplerinde sonradan mahkumun leyhine olarak içtihadların değişmesi yahut yasada değişiklik yapılması(bilhassa kastedilen suçun tarifi bakımından) durumlarında talebin kabul edilip edilmeyeceği hususu da önemli bir meseledir ve bu dahi soru olarak yöneltilebilir. Üzülerek ifade etmeliyim ki bu gibi hallerde yargılamanın yenilenmesi talepleri bilhassa usulün 327/5 nci maddesine içtihad değişikliği yeni delil/vakıa sayılmadığından kabul görmemektedir. Bu durumda ise kanımca adalet zarar görmektedir,nitekim cezasını çekmekte olan mahkuma "ceza verdiğim zaman esas aldığım yargıtay görüşüm değişti yahut kanunkoyucunun görüşü değişti bugün olsaydı ya ceza almazdın yahut da daha az ceza alırdın ancak yine de yargılamanın yenilenmesi talebini kabul etmiyoruz" denilmiş olmaktadır ki adalet duygularını inciticidir,en azından mahkumun ve toplumun cezayı kabullenmesinde izah edemeyeceği durumlar oluşturacaktır. Kanımca yasa ve içtihad değişikliklerinin de mahkumun leyhine olan hallerde yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılması gerekir. Şimdilik hoşçakalın,

hukukçu
23-07-2002, 22:36:48
Yakın zamanda yasalaşması düşünülen CMUK TASARISI'nda Yargılamanın yenilenmesi ile ilgili olarak CMUK 331 maddesi CMUK tasarısında madde 343 ile karşılanmaktadır. Türkçeleştirilmiş ve sade bir anlatımla kaleme alındığından daha anlaşılabilir olan CMUK tasarısındaki 343. maddenin yukarıda değinilen tartışmaların önüne geçeceği inancındayım
Yargılamanın yenilenmesinin kabul edilmeyeceği hâl
[u]Madde 343.— Kanunun aynı maddesinde yer almış sınır içinde olmak üzere cezanın değiştirilmesi amacıyla yargılamanın yenilenmesi kabul edilemez.</u>Bu itibarla TCK 456/2 hükmünce 2-5 sene sınırı içinde ceza verebilecek olan hakimin bu defa yargılamanın yenilenmesi yolu ile TCK 456/4 hükmünce 2-6 ay hapis cezasının değiştirilmesinin istenmesi halinde kanunun aynı maddesinde yer almış sınır içinde cezanın değiştirilmesi amacından artık söz edilemez nitekim talep neticesi verilebilecek ceza halihazır verilmiş cezanın sınırları dışındadır. TCK 456/2 ve 456/4 fıkralarında alt ve üst sınırları farklıdır. TCK 456/4 hükmünde öngörülen cezanın üst haddi dahi TCK 456/2 hükmünde öngörülen cezanın alt sınırına dahi kavuşmamaktadır ve bu itibarla artık hakimin takdir yetkisine ilişilmemesinden söz edilemez.