PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Anayasa Taslağı







gecem1970
27-07-2007, 09:36:34
Anayasanın ilk bölümü şöyle:


I. Devletin şekli
MADDE 1. – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
II. Cumhuriyetin nitelikleri
MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti
MADDE 3. – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.
Başkenti Ankara’dır.
IV. Değiştirilemeyecek hükümler
MADDE 4. – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

Benim aklım çok karıştı arkadaşlar. Nedeni şu. Ben hukukçu değilim ancak bu dört maddeyi vatandaş olarak neredeyse ezbere biliyorum. Prof Zafer Üskül ise hukukçuymuş. 4. maddeye göre böyle bir değişikliği tartışmak olası mı? Bu suç değil mi? Herhalde olmamalı. Öyle olsa Türkiya Cumhuriyetinin Savcıları gereğini yapardı. Çünkü Prof Üskül anayasanın başlangıç kısmında ve maddelerinde Kemalizm ideolojisinin yansımaları olan "Atatürk milliyetçiliği" ve "Atatürk ilke ve inkılapları" gibi kavramların yer almasının gereksiz olduğunu savunmuş.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/6971462.asp?gid=180

'Anayasada Atatürk ilke ve inkılaplarına gerek yok' 27 Temmuz 2007

AKP'nin hukukçusu Prof. Zafer Üskül, "Bu ifadelerin sivil anayasada yer almaması onların önemini azaltmaz" dedi.
Sabah Gazetesi'ne konuşan AKP'nin hukukçusu Prof. Dr. Zafer Ülkül, kafasındaki "sivil ve renksiz anayasa"yı tanımlarken, anayasanın başlangıç kısmında ve maddelerinde Kemalizm ideolojisinin yansımaları olan "Atatürk milliyetçiliği" ve "Atatürk ilke ve inkılapları" gibi kavramların yer almasının gereksiz olduğunu savundu. Üskül'ün, sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

* Sivil ve renksiz bir anayasayı savunuyorsunuz, ne demek bu? Demokrasi dışı yöntemlerle yapılan anayasalar çok eleştiri konusu oluyor ve benimsenmiyor. Renksiz bir anayasa lazım. Herhangi bir ideolojiyi öngörmeyen, dayatmayan bir anayasa lazım.

* 1982 Anayasası Kemalizm ideolojisini mi yansıtıyor? Anayasanın başlangıç bölümünde ve birçok maddesinde bu var. Yeminde de var mesela. Atatürk milliyetçiliği var, Atatürk ilke ve inkılapları var. Bütün bu kavramlar, Anayasa Mahkemesi'nin yasaları denetlemesi sırasında temel alınıyor. Dolayısıyla ideolojiler, siyasi partilerin işidir. Her siyasi parti kendine özgü bir ideolojiyi savunabilir, savunmalıdır. Farklılıklar öyle ortaya çıkacaktır. Kemalist bir parti de kurulabilir, kurulmalıdır da. Bunu destekleyecek insanlar çıkar. Ama anayasalar bütün bu ideolojilere eşit mesafede durmalıdır. Renksiz olmalıdır. Biz bunu renksiz bir anayasa olarak tanımlıyoruz. Avrupa anayasa anlayışı da böyledir.

* Atatürk milliyetçiliği ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılık yer alıyor. Bu ifadelerin çıkarılması mı gerekecek? Yer almaması doğru olur diye düşünüyorum. Bu bir eksiklik değildir. Mustafa Kemal Atatürk'ün bütün ulusun önderi olduğu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Bu ortak değerdir. Bu herkesin sahip olması gereken ortak değerdir. Mustafa Kemal Atatürk başka bir şeydir, Kemalizm veya Atatürkçülük başka bir şeydir. Anayasa bu anlamda Kemalizm ideolojisinin izini taşıyor.

* Anayasa militarist bir mantıkla yapıldığında da daha demokratik olabilir. Örneğin 1961 Anayasası'nın birçok sivil anayasadan daha demokratik olduğu söylenir. 1961 Anayasası tabii ki bir önceki anayasaya göre demokratik hak ve özgürlükler bakımından önemli gelişmeler sağlamıştır. Ama MGK'yı anayasal olarak kuran da 1961 Anayasası'dır. Askeri Yargıtayı bir kurum olarak kuran da. Düşünce özgürlüğünün önünde sınırlar koyan da.

* Hangi kurumların öncelikle değişmesi gerekiyor? Örneğin yargı. Bütün idari işlemlerin yargı denetimine tabi tutulması gerekmektedir. Örneğin Yüksek Askeri Şura, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları. Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimi, Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru hakkını kabul etmesini sağlayacak bir düzenleme. İki daireden oluşan anayasa.

* MGK da şu andaki anayasanın bir kuruluşu? Milli Güvenlik Kurulu'nun anayasada olması şart değildir. Bu, 1940'lı yıllarda olduğu gibi yasayla düzenlenebilir.

Av.Nihan Yuva
27-07-2007, 12:18:14
Klasik bir tartışma olan, 4. maddeyi koruyan bir maddenin anayasada yer almayışı sebebiyle bu maddenin ve dolayısıyla diğer üç maddenin değiştirilip değiştirilemeyeceği hususu Anayasa hukukçuları arasında ezelden beri zaman zaman konuşulmaktadır.
Tabiki anayasalar dini , ruhani nitelikte değiştirilmesi imkansız metinler değildir ve başlangıç metni değiştirilebilir ki nitekim dönem dönem anayasayı kuranlar tarafından o dönemin ruhuna göre başlangıç metni değişikliğe uğramıştır. Örneğin 12 eylül harekatının meşruluğu 1982 Anayasasında ilk başta mevcutken 1995 Anayasa değişikliği ile kaldırılmıştır. Dolaysıyla başlangıç metni değiştirilebilir ama Devletin, 'başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayandığı ' değiştirlemez.
4. maddenin kendisini koruyamadığından bahisle değiştirilmesi ya da temel ilkelerin gereksiz ya da fazla gelmesi gerekçeleriyle ilk üç ve hatta ilk dört maddede yapılacak değişiklikler rejim sorunu gibi algılanır TSK 'nin devreye girmesi söz konusu olabilir;sivil toplum kuruluşları , barolar, farklı düşünen siyasi partiler, öğrenci grupları vs tepki gösterebilir. Tabiki bu tepkiler demokratik yollarla da olmayabilir çünkü bu maddelerdeki değişiklik KAOS 'TUR.

Av.Abbas Bilgili
27-07-2007, 12:22:13
Bu konularda görüş bildirilmesi, açıklama yapılması suç oluşturmaz. Zaten zaman zaman bu konularda hukukçuların ve siyasetçilerin görüşlerine rastlıyoruz.

Bazı kendini kurnaz zannedenlerin bu konudaki yorumunu da hatırlatmakta yarar var. Bunlar diyor ki; "değiştirilmesi teklif edilemeyecek maddeler ilk 3 maddedir. Dördüncü maddenin değiştirilemeyeceği konusunda bir hüküm olmadığına göre, dördüncü madde değiştirlir, dördüncü maddenin değiştirilmesi ile de bu yasağın temeli kalmaz."

Not: Bu cevabı, meslektaşın Sayın Av. Nihan Yuva'nın cevabını görmeden yazdım, çünkü aynı anda cevap yazmışız.

K.V.
27-07-2007, 16:42:33
Burada önemli olan klasikleşmiş asli kurucu iktidar - tali kurucu iktidar ayrımıdır bence. 4. maddeyi koruyan bir hüküm yok Anayasa'mızda. Olsaydı daha iyi olurdu elbette. Ama 4. maddeyi koruma altına alan bir hüküm olsaydı bile belli şartlar altında ve asli kurucu iktidar tarafından değiştirilebilirdi (teorik olarak tabiki).

garnitür
27-07-2007, 22:04:56
Değişir, değişir merak etmeyin.

Murphy'nin altın kuralı neydi?

Altını olan kuralı koyar.

Bu kadar basit...

Av.Ragıp Atay
28-07-2007, 00:15:20
Hukukta ve hatta sosyal yaşamda bazı kurallar konuşulmaz. Bunlar hüküm altına da alınmaz. Asgari zekaya sahip herkesin bunları anlayacağı ve tartışılmayacağı varsayılır.
Örneğin, Medeni kanunda, iki erkek ya da iki kadının evlenmesinin yasaklanmasına ilişkin bir hüküm yoktur. Zira kanunun genel yapısı olarak, ancak erkek ile kadının evlenebileceği açık olup, bu konuda yasaklar konmuştur. Asgari akıl sahibi olup, okuma yazma bilen herkes, iki hemcinsin evleemeyeceğini anlar.
Anayasanın 4. maddesini de böyle anlamak gerekir. İlk 3 maddesi değiştirilemiyorsa; Bu maddelerin değiştirilemeyeceğine ilişkin 4. madde de değiştirilemez.
Ayrıca bu bir güç meselesidir. Güçlüysen, anayasanın tümünü de değiştirirsin.( Bkz.12 eylül)Ama 4. madde değiştirilir mi diye yoklama yaparsan, bazılarını(biz de dahil olmak üzere) karşında bulursun.

gecem1970
28-07-2007, 13:23:27
Öncelikle burası genel forum bu nedenle belkide yanlış yerde sormuş olduğum için özür diliyorum. Olayın tatlı su kurnazlıkları bölümünü değil özünü merak ediyorum. Yolu 4. maddeden başlayarak mı olur birden mi teknik boyutu bırakalım.
1. Sıradan bir vatandaş olarak mesala Milli marşın değiştirilmesi yerine atıyorum Çanakkale Türküsünün marş olarak kabul edilmesi için yazılar yazsam, yayınlatsam, TV ye çıksam böyle konuşmalar yapsam bu suç mudur?
2.Millet vekili olsam marşın değişikliği için Meclis çatısı altında uygun yoldan girişimde bulunsam bu suçmudur?
3. Başbakan olsam anayasa değişikliğini mecliste savunsam, olumlu sonuç alsam bu suç mudur?
4. Cumhurbaşkanı olsam anayasa değişikliğini onaylasam bu suç mudur?

Kusura bakmayın tam olarak anlamak için böyle açtım.
Saygılar

commodore1tr
28-07-2007, 13:38:40
Burada asıl sorun zihniyet elbette değiştirmeye güçleri yetmez. Zaten oy verenlerde gelin Kemalizmi yok edin demediler hiç sanmıyorum. Büyük çoğunluk bu iktidarı sağın merkez partisi olarak gördüler ve RTE nin dediklerine kandılar ( Umarım RTE doğru söylüyordur ben yanılıyorumdur. ) Daha yemin bile etmeden yani milletvekili olmadan Ak partinin anayasacısının böyle demesi ayıp ötesidir ama neyse biz alıştık bunlara. Hep dediğim vitrin e değil depoya bakmak lazım. Ama vitrinde bozukluk olduğuda aşikar ...
Sayın gecem1970 sadece anayasanın ilk üç maddesini yazmış. Zatı muhteremin dediği aslında o kadar değil. Adam diyor ki 'Anayasada Atatürk ilke ve inkılaplarına gerek yok' Neye ihtiyaç yokmuş ? ilkelere ihtiyaç yokmuş nedir bunlar ?
Cumhuriyetçilik, halkçılık, laiklik, devrimcilik, milliyetçilik, devletçilik... Bunlara gerek yok bir işe yaramaz diyor... Bunla kalıyor mu? hayır ne diyor inkılaplarada gerek yok ? onlar ne ?
Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922)

Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923)

Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924)

Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924)

Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun (25 Kasım 1925)

Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Kapatılmasına Dair Kanun (30 Kasım 1925)

Uluslararası Saat ve Takvim Hakkındaki Kanunların Kabulü (26 Aralık 1925)

Türk Medeni Kanunu (17 Şubat 1926)

Yeni Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun (1 Kasım 1928)

Ölçüler Kanunu (1 Nisan 1931)

Lakap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun (26 Kasım 1934)

Bazı Kıyafetlerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun (3 Aralık 1934)

Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934)

Kadınların seçme ve seçilme hakkına kavuşması (5 Aralık 1934)

Şeriye Mahkemelerinin kaldırılması (8 Nisan 1934)

Bunlarada gerek yokmuş. Neye gerek varmış ? Renksizliğe gerek varmış. Renk nedir ? Işığın gözde yarattığı algılama renge gerek yoksa göz algılayamayacağından renksizlik olacak böylece renk körleri ile normal göz arasında fark kalmayacak renk yok ya... O renklerin Cumhuriyetin teminatının renkleri olduğunu hala anlayamamış yada işine gelmeyen bir anayasacı prof ne ala... Çıkar bunları anayasadan anayasa kalmaz getir hilafeti getir padişahlığı getir şeri mahkemeleri nede olsa renksiziz ya...

Av.Abbas Bilgili
30-07-2007, 22:13:17
Atatürkçülüğü bazı kalıplara hapsetmek onu dondurmak anlamına gelir. Sayılan ilkelerden "devletçilik" kanaatimce miadını doldurmuş ve çağ dışı kalmıştır. Ben devletçilik ilkesini hiç benimsemiyorum ve bunun da Atatürkçülüğe aykırı olduğu görüşüne katılmıyorum. Devletçilik, ekonomik bir kavramdır ve devletçi ekonomiler çökmektedir. Özelleştirme de vatanı satmak değildir. Bütün dünyada yapılan bir uygulamadır.

Ayrıca, Atatürkçülük diye sunulan bazı kanunların (örneğin, Şapka giyilmesi hakkında kanun gibi) bu gün hiç bir anlamı ve işlevi yoktur. Uygulanmıyor ve uygulanması da gerekmiyor. Atatürkçülüğü bu eskimiş kalıplardan çıkarmak gerekir.

Harun Gür
30-07-2007, 23:39:25
Millete anlatılmaz da millet, bütün şirketleri devletleştirelim diye anlarsa Devletçiliği, tabi gereksiz olur, 5 ilkeye iner ilkeler...

Önce bir Devletçiliği tanımlayalım:

Devletçilik, devletin ülkenin genel ekonomik faaliyetlerinin düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği veya yetersiz kaldığı ya da ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara girmesini öngören ilkedir.

Bakın Atatürk ne demiş:

"Kurtulmak, yaşamak için çalışan ve çalışmaya mecbur olan bir halkız. Dolayısıyla her birimizin hakkı vardır. Salahiyeti vardır. Fakat çalışmak sayesinde biz hakkı kazanırız. Yoksa arka üstü yatmak ve hayatını emek harcamadan geçirmek isteyen insanların bizim toplumumuz içerisinde yeri yoktur, hakkı yoktur. İnsan ancak çalışmakla insan olur. Bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı heyeti milliyece mücadeleyi öngören bir mesleği takip eden insanlarız. Fakat ne yapalım ki, Demokrasi'ye benzemiyormuş. Sosyalizm'e benzemiyormuş. Hiç bir şeye benzemiyormuş. Efendiler biz benzememekle ve benzetmemekle iftihar etmeliyiz çünkü biz bize benzeriz"

Kemalist Devletçilik anlayışının, bütün üretim araçlarını devletin elinde toplamayı öngören Marksizm ile farkı, hızlı bir ekonomik büyümeyi sağlamak için devletin lokomotif görevini üstlenmesi anlamına gelmektedir. Ekonomiye yön vererek, kıt kaynakların akılcı kullanımını planlamak, özel girişimcilerin ilgilenmediği, başarılı olamadığı ya da kamu yararı görülen alanlarda yatırım ve işletmecilik yapmaktır.


Ben de iddia ediyorum ki, Devletçilik Cumhuriyetin ilk yılları haricinde uygulanmamıştır. Sonraki dönemde ise planlamaya komünist işi olarak bakılmış, DPT'ye siyasi tercihlerle takunyalılar doldurulmuştur.

Bunun sonucu olarak, arz fazlası denize dökülen domates, çay vb., yerinde ve zamanında yapılmayan modernizasyonlar, popülist politikacıların KİT'leri çiftlik olarak görmesi ve oraları niteliksiz yandaşlarını doldurması ve bütün bunların teşvik edilmesi, bilinçli politikalar haline getirilmesi ile Devletçilik "tu kaka" olmuştur.

Beyler, bayanlar, önce "Devletçilik" nedir bilelim. Devletçilik sizin anladığınız anlamda özel mülkiyeti dışlasaydı, Atatürk İzmir İktisat Kongresi'ni toplamazdı. Devletçilik ilkesinin serbest piyasa ekonomisi ile çelişen hiçbir yanı yoktur. Sadece sosyal boyuta dikkat çekilmektedir ki, bugün bize herşeyden daha gerekli olan budur. Aslında bu sosyal demokratların savunduğu ekonomik yapıdır dersek hiç de yanlış olmaz.

Hindistan'a bakın 50 yıllık planlama ile yazılım sektörünü Dünyada eline geçirdi, Amerikalıların güzel bir sözü vardır "Topluma gelebilecek bir risk varsa, orada para değerli değildir" derler.

Siz tohumluk yetiştirmeyi karlı değil diye düşünmezseniz, enerji kaynaklarınızı planlamazsanız, suyunuzu sağa sola peşkeş çekmeye başlarsanız, stratejik tesislerinizi , bankalarınızı Dünyada görülmemiş ölçülerde yabancılara satarsanız size bir diyeceğim var:

Bu kafayla giderseniz ne o çok sevdiğiniz özel teşebbüs kalır, ne de Devlet... Çok değil, kısa bir süre sonra birileri size kına gönderir. (Emin olun kına tohumluğu olmaz.)

Selamlar,

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
31-07-2007, 18:28:34
AKP'nin yeni Anayasa taslağında neler var? (Not: Haberin sadece bilgi kısmını ekliyorum, yorumları aktarmıyorum.)

Adalet Bakanı HSYK’dan çıkıyor

AKP’nin seçim öncesinde söz verdiği, henüz yeni hükümet kurulmadan çalışmalarını başlattığı “sivil anayasa”nın ilk adımı atıldı. Ak Parti’nin, “sivil anayasa” çalışmasında temel almak üzere Anayasa hukukçularına yaptırdığı ve eski Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in koordine ettiği taslak çalışma tamamlandı. Alternatifli maddeler halinde hazırlanan taslakta YÖK’ün kaldırılması, rektörlerin tamamen seçim yöntemiyle gelmesi, HSYK ve YAŞ kararlarına yargı yolunun açılması öngörülüyor. Yeni anayasa metninde, sosyal ve siyasal alanda “kadınlara pozitif ayrımcılık” yapılmasına olanak sağlayacak bir açılım getiriliyor.

Cemil Çiçek’in de katıldığı çalışmanın geçen hafta büyük ölçüde tamamlandığı öğrenildi. Şimdiye kadar tamamen hukukçu teknokratların katılımıyla hazırlanan taslak, AKP’de ayrı bir komisyonda ele alınacak.

ATATÜRK İLKELERİ KORUNDU

AKP Milletvekili Zafer Üskül’ün gündeme getirdiği, “Atatürk milliyetçiliği, Atatürk ilke ve inkılaplarına yapılan atıfların çıkarılması” yönünde bir düzenleme yapılmadı. Taslağın bundan sonraki aşamada Mehmet Ali Şahin, Cemil Çiçek, Burhan Kuzu, Zafer Üskül, Ahmet İyimaya gibi AKP’li hukukçuların katılımıyla yeniden düzenlenmesi ve gelecek aylarda muhalefete sunulması bekleniyor. AKP, yeni Anayasa’nın tüm partilerin yanı sıra, sivil toplum örgütleri ve meslek birliklerinin katılımıyla tam bir uzlaşma içinde hazırlanmasını hedefliyor.

Kadınlara pozitif ayrımcılık

AKŞAM’In edindiği bilgiye göre, teknokratların taslağında öngörülen temel değişiklikler şöyle:

AİHS KALKANI: Temel hak ve özgürlükler ancak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında sınırlandırılabilecek.

ÇOCUK HAKLARI: Birleşmiş Milletler sözleşmelerindeki güvencelerle, çocuk hakları ayrı bir bölüm halinde Anayasa’da yer bulacak. Anayasa’nın mevcut hükümlerinde “çocukların korunması” konusunda sadece devletin gerekli tedbirleri alacağıyla ilgili genel bir cümle bulunuyor.

KADIN HAKLARI: “Kanun önünde eşitlik” ve “hiçbir zümreye - sınıfa imtiyaz tanınmayacağı”na yönelik ilke korunacak. Ancak sosyal ve siyasi alanda kadınlara ve korunmaya muhtaç kişilere pozitif ayrımcılık yapılmasını sağlamak amacıyla Anayasal bir ilke getirilecek. Böylece, ihtiyaç duyulan alanlarda pozitif ayrımcılıkla ilgili düzenlemeler yapılabilecek.

İDARİ KARARLARA YARGI YOLU: Cumhurbaşkanı’nın tek başına yaptığı işlemlere yargı yolu açılacak. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Yüksek Askeri Şura’nın kişilerin kamu haklarından mahrum bırakılmasını öngören kararlarına karşı yargıya gidilebilecek.

CUMHURBAŞKANI YETKİLERİNE TIRPAN:Cumhurbaşkanı’nın bürokrat atamalarındaki yetkisi daraltılacak. Bakanlar Kurulu’nca hazırlanan atama kararnamelerinden sadece vali ve büyükelçi atanmasına ilişkin olanlar Cumhurbaşkanı’na gönderilecek.


REKTÖRLER VE ANAYASA MAHKEMESİ: Adalet Bakanı HSYK üyeliğinden çıkacak. YÖK kaldırılacak. YÖK yerine “eşgüdüm kurulu” oluşturulacak. Rektörlerin atamasında üniversitede yapılan seçimler esas alınacak. Bu konuda Cumhurbaşkanı’nın yetkisi kaldırılacak.

Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 17’ye çıkartılacak ve 7 üyesi TBMM’de seçilecek. Cumhurbaşkanı’nın Anayasa Mahkemesi’ne üye atama yetkisi kaldırılacak.

Din dersi seçmeli, MGK anayasada yok

TASLAĞIN birçok maddeyle ilgili olarak “alternatifli” hazırlandığı öğrenildi. Örneğin; bir alternatifte Milli Güvenlik Kurulu’nun Anayasal kurum olmaktan çıkarılması düzenleniyor. Başka bir alternatifte, din dersi zorunlu olmaktan çıkarılıyor.



Akşam
Bülent Sarıoğlu

unbelievable
02-08-2007, 23:23:22
Sayın Avukat Abbas Bilgili devletçilik ilkesi zaten 1982 anayasasında yok,başlangıç kısımındaki Atatürk ilkeleri ve inkilaplarından anlaşılması gereken ise çağdaş medeniyetlerin üzerine çıkmayı hedefleyen fikirdir.Atatürk bu demektir,bilim demektir,gelişme demektir.

Av.Abbas Bilgili
07-08-2007, 00:18:11
Sayın unbelievable;
Atatürkçlüğün "çağdaşlık" olduğu şeklindeki yorumunuza katılıyorum. Ama bugün Atatürkçülük diye 6 oku ve bazı miadını doldurmuş, uygulanmayan işlevsiz yasaları gösterenlerle aynı fikirde değilim. Daha önce "şapka yasası"ndan bahsetmiştim. Bazı ünvanların kullanılmasını yasaklayan yasada da örneğin "paşa" ünvanı yasaklanmıştır. Ama bugün emekli olmuş ya da olmamış bir hayli paşanın gerekli gereksiz açıklamalrından geçilmezken, "paşa" ünvanı da bu vesileyle bol miktarda kullanılıyor. Üstelik bu paşaların hepsi de Atatürkçüyüz diyor, ama yasaklanmış bu ünvanla anılmaktan hiç de rahatsız görünmüyorlar.

Bence de Atatürkçülük çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak için çaba sarfetmektir. Donmuş kalıplar değildir, işlevsiz/gereksiz yasalar değildir, demokrasiden ve hukuktan uzak üçüncü dünyacılık değildir.

Selamlar.

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
27-08-2007, 21:37:25
Zafer Üskül tarafından açıklanan taslağa sahip çıkmayan AKP, şimdi de Ergun Özbudun'un da yer aldığı bir heyetin hazırlamış olduğu son taslağa sahip çıkmadı hadi bakalım hayırlısı...

Tepki almadıkları, eleştirilmedikleri, sahip çıkabilecekleri bir taslak hazırlatana kadar AKP ülkede harcanmamış Anayasacı bırakmayacak gibi geliyor bana, du bakali nolcek... :o

arıza
27-08-2007, 22:00:56
DTP Gül'e evet derse,o zaman taslağın kime ait olduğunu anlayacağız merak buyurmayınız.Bu süreç AKP-DTP ilişkileri açısından da çok önemli,AKP DTP'yi de çıkarları için kullanıp oylarını aldıktan sonra heveslerini kursaklarında mı bırakacak;hedefe ulaşmak (Hedefe tek başlarına da ulaşıyorlar gerçi ama Gül'ün "AKP'nin Cumhurbaşkanı" etiketinden kurtulması için başka bir partinin desteğinin önemini biliyorlar.) için her yol mübahtır diyerek her türlü talebe evet mi diyecek;nabız yoklama, bir adım atıp tepkiye göre geri çekilme/ilerleme taktiğine devam edip tek başlarına yollarına devam mı edecekler?..Halk referandumda ne diyecek?..Bekleyelim ve hep beraber görelim...

j.n.c
13-09-2007, 20:35:19
Arkadaşlar şöyle bir gözgezdirdim forma munferit olaylar tartışılmakta,belli hukuki uyuşmazlıklar üzerinde yorum yapılmaktadır ancak yeni bir anayasa taslağı hazırlanmakta olunduğu kimsenin umrunda değil!Sizce bu bizi ilgelindirmiyo mu? Ya da anayasadaki özgürlük kavramı laiklik kavramı vs. bizi ilgilendirmemekta biz varolan pozitif hukukla işimize bakar geçeriz mi?

Anayasada yargıç bağımsızlığı ne olmuş sizce?
Anayasadaki geçici 15. madde kalktımı?
Anayasa hazırlanıyor fakat bu zamana kadar neden kimse haberder edilmiyor bu taslaktan?
ve bir sürü soru...

lütfen bir bakın Bay Özbudu'nun açıkladığı yeni ''AKP'' taslağı

http://www.cnnturk.com/Turkiye/anayasa.asp

Av.Esin Kılıç
13-09-2007, 20:39:29
"Türk vatandaşı" yerine "vatandaş"

1982 Anayasası'nda "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür." ifadesi din, ırk ve dil ayrımını ortadan kaldırmak için "Devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır" ifadesi getiriliyor.

'Dil' yerine 'resmi dil'

Anayasa'nın 'değiştirilemez maddeleri' içindeki 3. maddede Türkiye devletinin 'Dili Türkçe'dir' ibaresi yerine 'resmi dili Türkçe'dir' ibaresi önerildi. Ayrıca "Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez" ifadesi kaldırıldı. Yerine "Türkçeden başka dillerde eğitim ve öğretim yapılması ile ilgili esaslar, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak kanunla düzenlenir." ifadesi kullanıldı.

Parti kapatmak zorlaşıyor

Taslağa siyasi partilerin kapatılmalarını zorlaştıran düzenlemelere eklendi. Parti programı ve tüzüğünün bölünmez bütünlüğe ve laikliğe aykırı olması halinde Anayasa Mahkemesi'ne doğrudan dava açmak yerine, öncelikle partilerin kapatılmasına neden olan mensuplar için öngörülen yaptırımlar da hafifletildi. Partilerin mali denetimleri de Anayasa Mahkemesi'nden alınarak Sayıştay'a verildi.

Darbecilere yargı

1982 Anayasası'nın 12 Eylül darbesini gerçekleştiren komutanların o dönem ki karar ve işlemlerinde sorumlu tutulamayacakları ve yargılanamayacaklarının düzenleyen geçici 15. madde dahil tüm geçici maddeler kaldırıldı.


Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet komutanlarına Yüce Divan

Anayasa Mahkemesi ve Yüce Divan'ın oluşumu ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yapısı tümden değiştirilirken, ilk kez Yüce Divan'da yargılanacaklar arasına TBMMM Başkanı, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları da eklendi.


Köşk için lise yeter

Cumhurbaşkanı beşer yıllık iki dönem için halk tarafından seçilecek. Seçilmek için yükseköğrenim şartı kaldırıldı. Aynı alternatif öneride cumhurbaşkanı adaylarının 20 milletvekili veya 200 bin seçmen tarafından gösterilmesi benimsendi. Dokunulmazlık da getirildi.


İlk kez girenler

Taslakta bazı temel haklar ilk defa anayasaya alınıyor. Örneğin, bilgi edinme hakkı. Çocuk hakları ve yaşama hakkı güçlendirildi. İşkence de yine ilk defa bağımsız maddeyle yasaklandı. Kişisel bilgilere saygı, 'Adil yargılama hakkı' da yine ilk olarak bağımsız biçimde metinde.

Anayasa'dan çıkanlar

1) Madde. 44, Toprak mülkiyeti,
2) Madde. 45, Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması,
3) Madde. 57, Konut hakkı,
4) Madde. 58, Gençliğin korunması,
5) Madde. 59, Sporun geliştirilmesi,
6) Madde. 62, Yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşları,
7) Madde. 107, Sanatın ve sanatçının korunması,
8) Madde. 107, Cumhurbaşkanı Genel Sekreterliği,
9) Madde. 108, Devlet Denetleme Kurulu,
10) Madde. 115, Tüzükler,
11) Madde. 133, Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna ilişkin hükümleri,
12) Madde. 134, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu,
13) Madde. 157, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi,
14) Madde. 162, Bütçenin görüşülmesi,
15) Madde. 163, Bütçelerde değişiklik yapılabilme esasları,
16) Madde. 165, Kamu iktisadi teşebbüslerinin denetimi,
17) Madde. 166, Planlama,
18) Madde. 170, Orman köylüsünün korunması,
19) Madde. 171, Kooperatifçiliğin geliştirilmesi,
20) Madde. 173, Esnaf ve sanatkarların korunması.


Köşk'ün yetkisi Meclis'e

Cumhurbaşkanı'nca TBMM'ye tekrar görüşülmek üzere geri gönderilen kanunun meclis tarafından aynen kabul edilirse kanunun Cumhurbaşkanınca üç gün içinde yayınlanması esası kabul edildi. TBMM Başkanı'nca Cumhurbaşkanı'nın onbeş gün içinde geri göndermediği veya yayınlanmadığı kanunları yayınlama hakkı verildi.


Cumhurbaşkanı'na yargı zırhı

Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler yargı denetimine açıldı. Cumhurbaşkanının kişisel suçlardan dolayı yasama dokunulmazlığı hükümlerine tabu olacağı hükme bağlandı.

Zorunlu din dersi kalkıyor

Sivil anayasada zorunlu din dersleri kaldırılıyor. Ancak isteyen velilerin öğrencilerine din dersleri verilecek.

Yeni Anayasa taslağında:

(1) Herkes din ve inanç hürriyetine sahiptir. Bu hak, tek başına veya topluca, alenen veya özel olarak ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama ve bunları değiştirebilme hürriyetini de içerir.
(2) Kimse ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve düşüncelerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç, düşünce ve kanaatlerinden ve bunları değiştirmekten dolayı kınanamaz, suçlanamaz ve farklı bir muameleye tâbi tutulamaz.
(3) İbadet ve dinî ayin ve törenler, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel ahlâkın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması amaçlarıyla sınırlanabilir.

1982 Anayasası'nın 24. Maddesi:
Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.
14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir.
Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.
Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta-öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.


Askeri yargıya tırpan

Sivillerin Askeri mahkemelerde yargılanması engelleniyor. Askeri Yargıtay üyelerinin Cumhurbaşkanı tarafından seçilmesi esası terk edildi. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırıldı. YAŞ kararları yargı denetimine açıldı. Ordudan uzaklaştırılanlar Danıştay'a dava açabilecek.


Türbana serbestlik

Yeni Anayasa taslağında "Eğitim ve öğrenim hakkı" başlıklı 45. maddede alternatif iki öneri var

Alternatif 1 (6) Kılık ve kıyafetinden dolayı hiç kimse yükseköğrenim hakkından mahrum bırakılamaz.

Alternatif 2 (6) Yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir.


Kişisel bilgilere saygı

Mevcut anayasada özel hayatın gizliliği ve bunun korunması, 20. madde ile düzenleniyor. Taslakta bu konu "Kişisel bilgilerin korunması" başlığı altında toplanıyor.

Madde 20- (1) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel bilgi ve verilerin korunması hakkına sahiptir.
(2) Bu bilgiler, ancak kişinin açık rızasına veya kanunla öngörülen meşru bir sebebe dayalı olarak kullanılabilir. Herkes, kendisi hakkında toplanmış olan veya kayıtlarda yer alan bilgilere erişme, bunlarda düzeltme yaptırma ve bu bilgilerin amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenme hakkına sahiptir.

Jandarma MGK'da yok, Başkomutan'lık için başbakan teklifi

Milli Güvenlik Kurulu'nun başbakanın başkanlığında toplanması, Jandarma Genel Komutannın kurul üyeliğinden çıkartılması ve kurul gündeminin başbakan tarafından belirlenmesi kabul edildi. Başkomutanın TBMM kapalıyken TSK'nın kullanılmasına karar vermesi başbakanın teklif şartına bağlandı.


YÖK'ün yetkilerine kısıtlama

Rektörlerin doğrudan doğruya öğretim üyelerince seçilmesi esası benimsendi. YÖK'ün yetkisi koordinasyon ve planlama ile sınırlandırıldı. Üyelerinin seçimi ve görev süreleri yeniden düzenlendi. YÖK'le ilgili düzenlemeler yeni taslakta şöyle:

Madde 101
(1) Öğretim elemanı yetiştirilmesini planlamak, üniversitelerce önerilen öğrenci kontenjanlarını onaylamak ve üniversiteler arasında koordinasyonu sağlamak amacıyla YÖK kurulur.
(2) YÖK onbir üyeden oluşur. En az dördü farklı üniversite ve yükseköğretim kurumlarında görevli profesörler arasından olmak üzere, üyelerden altısı Bakanlar Kurulu tarafından seçilir. Üyelerden beşi ise farklı üniversite ve yükseköğretim kurumlarında görevli profesörler arasından kanun tarafından belirlenen usullere göre üniversitelerce seçilir.
(3) YÖK üyelerinin görev süresi üç yıldır. Kurul, kendi üyeleri arasından üç yıl için bir Başkan seçer. Aynı kişi tekrar Başkan seçilemez.

Çocuk hakları
Taslakta ilk kez bağımsız olarak yer verilen haklardan birisi de çocuklarla ilgili:
"Madde 44
(1) Her çocuk, kendi iyiliği için gereken himaye ve bakımdan yararlanma hakkına sahiptir. Çocuklar görüşlerini serbestçe açıklayabilir ve bu görüşleri kendilerini ilgilendiren konularda, yaşlarına ve olgunluklarına göre dikkate alınır.
(2) Kamu veya özel kurum ve kuruluşlarca çocuklarla ilgili olarak yapılan eylem ve işlemlerde, çocuğun azamî iyiliği gözetilir.
(3) Her çocuk, kendi menfaatine açıkça ters düşmedikçe, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir"


İşkence ve kötü muamele yasağı

Mevcut anayasada kimseye işkence ve eziyet edilemeyeceği 17.madde de ancak, sadece bir fıkra olarak düzenlenirken, bu yasak taslakta ilk kez bir bağımsız madde olarak ve şöyle düzenlendi: "Madde 16
(1) Kimseye işkence ve kötü muamele yapılamaz. Kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.
(2) Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; kimse rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz"


Atatürk ve laiklik

Sivil anayasa taslağında toplumun bugüne kadar yoğun olarak tartışığı tüm anayasa maddeleri yeniden düzenlendi. Atatürk milliyetçiliğinin etnik köken çağrışımı yapan Türk milliyetçiliği kavramına göre daha kuşatıcı olduğu tespitine yer verilen taslakta, mevcut anayasanın 2. maddesindeki laiklik tanımından 'ne anlaşılması' gerektiği, anlatılırken 1982 anayasasının, bu konudaki gerekçesi de madde metnine ilave edilerek laiklik ilkesinin zayıflatıldığı eleştirileri karşılandı.


Devrim kanunlarına koruma sürüyor

Sivil anayasada rejim tartışmaları açısından çok önemli görülen ve bugüne kadar ihlal edildiği savunulan ve üzerinde tartışılan ve aralarında Tevhid-i Tedrisat kanunun da bulunduğu "İnkılap Kanunlarının", korunması başlıklı 174. Maddesindeki düzenleme aynen korunuyor.
http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/GaleriDetay.aspx?cid=6114&p=20&rid=4369

Av.Fırat Bayındır
13-09-2007, 20:47:29
biz varolan pozitif hukukla işimize bakar geçeriz mi?

Şahsen ben artık bu noktadayım ve yeni anayasa, cumhurbaşkanlığı referandumu vs.vs.vs. beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Aklımızın erdiği 1974 yılından bu yana hep okuduk, hep düşündük, hep tartıştık, hep yazıştık, afişler astık, korsan veya yasal mitinglere katıldık, doğru bildiğimiz yolda oyumuzu kullandık. O zaman da azınlıktık, şimdide azınlığız ve yine sesimizi duymak isteyen yok, sadece artık "bidon kafalı- göbeğini kaşıyan-beyaz çoraplı-koltuğuna bağdaş kuran" adamların kuşatması altındayız.

Sayın j.n.c, verdiğiniz linke bakmak dahi içimden gelmiyor, biz yorulduk biraz da siz oynayın.:)

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
13-09-2007, 20:56:29
Sayın j.n.c,

Açmış olduğunuz konuyu, daha önce aynı konuda açılmış benzer bir tartışma konusunun altına taşıdım lütfen burdan devam edelim.

Sitemizde bu konu çok tartışıldı, dile getirdiğiniz gibi sessiz ve tepkisiz değiliz. Ancak maalesef bugüne değin Sivil Anayasa Taslağı hakkında çok da sağlıklı bilgiler verilmedi, ordan burdan sızan haberler üzerine tartıştık, yorumlar yaptık ama bizlerin sesini duyan, bizlere kulak veren olmadı. Bundan sonrasında da durumun değişeceğini zannetmiyorum ama buyrun devam edelim tartışmaya, birilerinin bizlerin sesine kulak vermesi dileği ve umuduyla...

j.n.c
13-09-2007, 21:09:37
http://www.cnnturk.com/Turkiye/anayasa.asp arkadaşlar ilk dört madde o şekilde değil isterseniz burdan bakabilirsiniz

j.n.c
13-09-2007, 21:16:35
Şahsen ben artık bu noktadayım ve yeni anayasa, cumhurbaşkanlığı referandumu vs.vs.vs. beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Aklımızın erdiği 1974 yılından bu yana hep okuduk, hep düşündük, hep tartıştık, hep yazıştık, afişler astık, korsan veya yasal mitinglere katıldık, doğru bildiğimiz yolda oyumuzu kullandık. O zaman da azınlıktık, şimdide azınlığız ve yine sesimizi duymak isteyen yok, sadece artık "bidon kafalı- göbeğini kaşıyan-beyaz çoraplı-koltuğuna bağdaş kuran" adamların kuşatması altındayız.

Sayın j.n.c, verdiğiniz linke bakmak dahi içimden gelmiyor, biz yorulduk biraz da siz oynayın.:)


Yaşınıza ve Tecrubenize saygım büyük ancak bakın şunu söylemeliyim siz gösterdiğiniz tepkiler belki bi fayda sağlamadı ancak vijdanen rahat etmediniz mi?kazandığınız parayı içiniz rahat yemediniz mi? Yaşadığınız düzende size ve topluma yapılan haksızlıkları gördükçe işe yaramaz bir insan değilde bunlara karşı gelmiş onurlu bir hukukçu olarak göğsünüz kabarmadı mı?

ikincisi ise türkiye de bazı şeyler değişmeye yüz tuttu gibi hala umudum çok az(zira anayasa taslağını zar zor internet sayfalarından buluyoruz ve taslağı 6 kişi AKP anayasası olarak hazırlıyor) ama yine de oturmak yerine dernekleşip tepkilerimizi bir şekilde göstermeliyiz

Av.Abbas Bilgili
14-09-2007, 12:02:33
Sayın Bayındır;
Ona "koltuğuna bağdaş kuran adam" değil, "koltuğuna tüneyen adam" deniyor. Gerçi siz bizim gibi köyde "göbeğini kaşıyarak" yaşamadığınız için "tünemek" tabirini duymamış olabilirsiniz.

Ayrıca, "sesimizi duyan yok" diye ümitsizliğe kapılmayın. Sesinizi duyuyoruz efendim. Sizi duymamak mümkün mü?

gecem1970
14-09-2007, 18:24:40
Sivil Anayasa'ya suç duyurusu!

Anayasa değişikliği tartışmalarının suç teşkil ettiği iddiasıyla suç duyurusunda bulunuldu..

Anayasa değişikliğine ilişkin Bilim Kurulu'nda yer alan hukukçular hakkında, "basına yansıyan açıklamalarının suç teşkil ettiği" iddiasıyla suç duyurusunda bulunuldu.

İzmir'de faaliyet gösteren Ülük Hukuk Bürosu avukatlarından Tarcan Ülük, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmek üzere İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği dilekçede, Anayasa değişikliği için oluşturulan Bilim Kurulu'ndaki akademisyenlerin basında yer alan açıklamalarının, "anayasal düzeni yıkmak, devletin milleti ile bölünmez bütünlüğüne muhalefet" niteliğinde olduğunu iddia etti.

"Söz konusu kurulda yer alan akademisyenler ve yargılama sırasında ortaya çıkarılacak manevi azmettiricileri ile ulusal ve uluslararası işbirlikçilerinin" cezalandırılmasını talep eden Ülük, ayrıca söz konusu çalışmalar sonucunda kamuoyuna yansıyan "cumhuriyet rejimine, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne ve kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk'e yönelik açıklamaların, değerlendirme ve yorumların yayınlanmasının önlenmesi" için tedbir kararı alınmasını istedi.

Seçimlerden hemen sonra AK Parti tarafından kamuoyunda Anayasa değişikliği tartışmaları başlatıldığı ve bu konuda 6 kişilik bir "bilim heyeti" oluşturulduğunu söyleyen Ülük, bu çalışmalarla ilgili heyette yer alan akademisyenlerin basında yer alan açıklamalarının "Türkiye Cumhuriyeti rejimini değiştirmeye yönelik" olduğunu ileri sürdü.

Ülük, bu açıklamalarla Anayasa'nın değiştirilemez hükmü bulunan maddelerinin bile sanki bu hüküm yokmuş gibi tartışıldığını savundu.
http://www9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=14.09.2007&Newsid=136831&Categoryid=1

Harun Gür
14-09-2007, 19:03:27
AKayasa mı olacakmış şu bizim beğenmediğimiz 82 Anayasası. Kalsın almayalım, en azından ülkeyi ilerletmese de yerinde tutuyordu eskisi...

AKayasa, göz boyamacı 1 ileri 2 geri maddeleriyle eskisine rahmet okutursa hiç şaşırmayın...

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
14-09-2007, 19:45:51
İlk üç maddenin değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin dahi teklif edilemeyeceği hükmünü içeren 4. maddeyi değiştirerek ilk 3 maddenin değiştirilebileceğini öne süren bazı uyanıklar, artık cambazlık yapmaya gerek duymayacaklar, sevinsinler... Taslakta halihazırdaki 4. maddeden eser kalmamış, demek ki birileri ilk 3 maddeden son derece rahatsızmış, daha neyi tartışacağız ki?..

Av.Fırat Bayındır
14-09-2007, 20:00:46
Sayın Bayındır;
Ona "koltuğuna bağdaş kuran adam" değil, "koltuğuna tüneyen adam" deniyor. Gerçi siz bizim gibi köyde "göbeğini kaşıyarak" yaşamadığınız için "tünemek" tabirini duymamış olabilirsiniz.

Ayrıca, "sesimizi duyan yok" diye ümitsizliğe kapılmayın. Sesinizi duyuyoruz efendim. Sizi duymamak mümkün mü?,

Bana takılmadan yapamıyorsunuz, sağolun. "Koltuğuna tüneyen adam"ı tüneğinden kaldırmışlar, yazık olmuş, bunlar öyle medya eleştirilerine pabuç bırakacak tipler değiller ama olay evropada geçince karizma çiziliyor tabii. "göbeğini kaşıyan adam" ise köylük yerde de varoşlarda da, şehirlerde de tok gezip tok sallayan adamı ifade eder. Köylünün karnının ise kaşınacak kadar gerilmesi pek ihtimal dahilinde değildir, ağanın mıktarın dışında... Siz de zamanında göbeğinizi kaşıyarak gezdiğinize göre epeyce iyi durumdaymışınız demek ki.E tabi bunun değişmemesi için (Allah kimseyi gördüğünden geri koymasın ama) liboş olmak gerekiyor demekki. Size iyi kaşınmalar Abbas bey:o

Bu arada geçmişe bir çağrı yaparak diyeyim ki, yeni Anayasada Türk sözü yer almayacakmış, öyle diyorlar, hani belki arasıra nostalji yaparsınız diye hatırlatayım dedim.

Harun Gür
14-09-2007, 20:28:30
Tam TÜRK filmi gibi olmuş AKayasa, niyesini açıklayayım:

Türk filmlerinde olmayacak duaya hep amin denir. İşçi kızın patronun oğluyla masum aşkı ve hep nasıl olursa mutlu son... Böyle böyle aldık gazı...

Eh, Fethullahçılarla, 2. Cumhuriyetçilerle, entel dantel liboşlarla, bölücülerle, sermayenin bir kesimi ve hatta işçileri savunur görünen sendikalarla AK'ların masum sayılamayacak aşkları da hayırlara vesile olur inşallah...:rolleyes:

deniz02
19-09-2007, 22:25:49
Anayasanın hukuk dilindeki şifreleri

Hukukçu ekibin hazırladığı ve AK Parti tarafından son şekli verilen ‘sivil, özgürlükçü’ anayasa taslağının yarın kamuoyuna açıklanması bekleniyor. Geçen hafta basın organlarının tam metin olarak kamuoyuna duyurduğu taslağın popüler tartışma konusu laiklik ve üniversitelerde türban yasağına ilişkin maddeleri olsa da, asıl derin tartışma ‘değiştirilemez’ nitelikteki başlangıç maddeleriyle ‘vatandaşlık’ maddesinde...Devamı>>> (http://www.ntvmsnbc.com/news/420254.asp)

deniz02
19-09-2007, 22:28:53
Başsavcı’dan Anayasa çıkışı

Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya, üniversitelerde türbanın serbest bırakılacağı haberlerini ima ederek, yargı ve AİHM’ce yasaklanan fiilerin anayasayla yasal hale getirilmesinin kin ve nefreti, yürütmenin oligarşiye yöneldiği kanısı uyandıracağını söyledi.

Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya, “Hukukun üstünlüğünün kabul edildiği çağdaş ülkelerde, yargı organları ve AİHM tarafından yasak getirilen fiiller, yasalarda, hele hele Anayasa’da değişiklikler yapılarak...Devamı>>> (http://www.ntvmsnbc.com/news/420355.asp)

gecem1970
19-09-2007, 23:03:11
Sayın Başbakan rektörleri fırçalamakla meşguldü. Teziçle uğraşıyordu, Yalçınkaya azardan kurtuldu.

milo
20-09-2007, 00:01:09
Eh, yarın da sıra Yüksek yargıya gelecek demek ki, aynı gün 2sini birden fırçalayamadı demek ki sarası mı tuttu ne???

Av.Murat Özhan
20-09-2007, 13:55:59
Enteresan bir biçimde yeni anayasa konusunda tüm kamuoyunda bir sessiz bekleyiş süreci yaşanmakta.


Bir açıdan bakıldığında yeni anayasa taslağının içeriği çağdaş izlenimler sunmakta, diğer yanda ise siyasi şüpheleri içinde barındırmaktadır. Bu konuda hukukçuların yeteri kadar seslerini yükseltebildiklerine inanmıyorum. Bu kadar önemli bir konuda hukukçular dışında herkesin konuşması canımı sıkmakta.


Özellikle hukukçulardan çok siyasetçilerin tekelindeki bir anayasa sürecinin çok sağlıklı sonuçlar doğuracağına inanmıyorum.

admin
20-09-2007, 15:31:02
Haklısınız sayın meslektaşım, biz hukukçular ancak tasarı yasalaştıktan sonra konuşuruz her zamanki gibi...
Hem biz kimiz ki? Hukukçular tukaka, rektörler tukaka, asker tukaka... Bizlere neymiş öyle anayasa falan hakkında konuşmak, yorum yapmak. Mahallenin kabadayıları yapsın Anayasaları, biz ona uyarız haşmetmaab hünkarım !

Av.Fahri Sürücü
23-09-2007, 22:57:12
Sayın ADMİN,
anayasa taslağını bu başlık altında mı tartışıyoruz, yahut ayrıca bir başlık mevcut mu. Konu ilk 3 maddenin değiştirilip değiştirilemeyeceği yönünde başlamış ancak yayılmış. Bu konuda bilgilendirirseniz sevinirim.
--------------------------------------------------------------------------
AYRICA; anayasayı ister sevelim, ister sevmeyelim hukukçular yapmaz, siyasiler yapar, hukukçular uygular :) Bugüne kadar hep böyle oldu.

Ayrıca anayasaları tartışmak için hukukçu olmak gerekmez. Diğer yasalardan oldukça farklıdır. Vicdan sahibi olan orta zekalı her insan anayasayı değerlendirebilir. Yorumlayabilir.

OLMASI GEREKEN HAKKINDA YORUM YAPMIYORUM, SADECE OLANI İZAH EDİYORUM.
--------------------------------------------------------------------------
Herkes önyargılarını bir kenara atsa da, taslak üzerinde yorum yapsa ne olur.

Harun Gür
23-09-2007, 23:14:31
Hukukçuların vicdan sahibi, orta zekalı insanlar sınıfından çıkarıldığı tarih neydi?

Yeniyse benim haberim olmamış...

Av.Fahri Sürücü
23-09-2007, 23:23:33
anayasa bütün halkın tartışabileceği bir konudur. Sadece hukukçularla sınırlanamaz.

Yanlış mı düşünüyorum Sayın Harun Gür ?

Yanlış ta olabilir. Eksik düşündüğümüz bir nokta varsa katkıda bulunursanız memnun olurum.

Harun Gür
23-09-2007, 23:31:24
Sn. Sürücü,

Yanlış düşünmüyorsunuz, elbette bu bütün ulusu ilgilendiren bir konu...

Siz topluma tebliğ edilmiş tamamlanmış bir Anayasa taslağı ile karşılaştınız mı? Ben basından sızdırıldığı kadarıyla takip edebiliyorum. Ha bu taslak içeriğini kimler hazırlamış? Bence hiçbir önemi yok, içindeki doğrulara bakalım. Amaaa, bir hukukçu olarak bir Anayasa böyle mi hazırlanır, böyle parça parça sızdırılarak tepki mi değerlendirilir, toplumun hassas olduğu konular böyle mi tepki ve beyanat yöntemi ile ezilir, yani Anayasa hazırlanırken yöntem böyle mi olur sorusuna cevabınız evetse, kusura bakmayın ben yanılıyorum, sanırım buna neden vicdan sahibi olmayan ortalama altı zekam olsa gerek....

Selamlar,

Av.Fahri Sürücü
23-09-2007, 23:50:51
Sayın Gür;
Basına sızan taslaklar akademik grubun hazırladığı taslak olsa gerek. Hükümet kendi rütujlarını ayrıca yaparak ülke geneline sunacak. İleride her ikisini kıyaslama imkanı da bulacağız. Sabırsızlıkla bekliyorum doğrusu :)

Şimdiye kadar KONSENSÜSLE HİÇ ANAYASA YAPMADIK Kİ :) Bu konuda ülke olarak oldukça acemiyiz.

Bu kadar acemiliğe rağmen ancak bu kadar güzel bir USUL BELİRLENEBİLİR.

Karanlığa küfretmek yerine bir mum da biz yakalım.
Barolar birliği, hukukçular, YÖK, Hukuk fakültelerinde görev yapan bütün akedemisyenler, hukukçuların oluşturduğu platform ve dernekler, evet buyursunlar bir mum yaksınlar. Alternatif metinler yapsınlar.

Neticede kararı verecek siyasilerdir. Ancak daha güzel bir metin oluşturulduğunda bu metne rağmen diğer metnin benimsenmesi halinde siyasiler kınanacaktır.

Önemli olan netice değil, önemli olan olması gerekene en yakın metne ulaşmaktır. Bugün ideal metin yasalaşmayabilir. Ancak ön hazırlık yapılmış olur. Bir gün birileri muhakkak yapar. Konuya bu yönüyle bakmak lazım.

Çok çalışmak gerekiyor, çoooooooook

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
24-09-2007, 00:31:40
Şimdiye kadar KONSENSÜSLE HİÇ ANAYASA YAPMADIK Kİ :) Bu konuda ülke olarak oldukça acemiyiz.

Bu kadar acemiliğe rağmen ancak bu kadar güzel bir USUL BELİRLENEBİLİR.

Şimdi konsensüsle mi yapıyoruz peki?

Av.Fahri Sürücü
24-09-2007, 00:48:41
Öncelikle bugüne kadar yapılan anayasalarla ilgili usulleri bir kefeye koyalım ve diğer kefeye de şu an takip edilen usulü koyalım ve bir kıyaslayalım. Netice ?

1921 ve 24 zaten olağanüstü dönemler, bu dönemleri kıyaslamak doğru olmaz, koşullar çok farklı; 61 ve 82 ise Allah'a emanet :)

Sayın Dilek Hanım,
OLMASI GEREKEN usulle ilgili alternatif bir METOD ortaya koyarsanız bizde kıyaslama imkanı bulur ve size hak veririz.

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
24-09-2007, 00:57:29
Bence siyasi partilerden tamamen uzak, işin uzmanı Anayasa Hukukçuları (diğer hukukçuların da görüşlerini almak suretiyle) tarafından hazırlanan bir çerçeve anayasa olmalı.

Taslak hazırlandıktan sonra ise kamuoyuna aktarılmalı ve tüm siyasi partilerin taslak hakkında görüşleri alınmalı. Rötuş yapılacaksa tek bir siyasi parti tarafından değil, tüm siyasi partilerce yapılmalı. Mecliste milleti temsil yetkisine haiz diğer partiler bertaraf edilmemeli.

Sizin önerinizi alalım!!

gecem1970
24-09-2007, 07:40:14
Vicdan sahibi ve ortalama zekaya sahip bir vatandaş olarak anayasamın taslağını anayasa hukukçularının hazırlamasını, her bir sözcüğünün siyasi kimliği olan, olmayan vicdanlı vicdansız, zeka ortalamasına bakılmaksızın herkes tarafından sorgulanması, hakkında hertürlü komplo ve komple teorisinin üretilmesine izin verilmesini son şeklinin bu yolla belirlenmesini talep ediyorum.

Not: Lütfen tasarıyı yazmaya 5. maddeden başlasınlar.

Av.Fahri Sürücü
25-09-2007, 00:33:16
Sayın Dilek Hanım;
1. Siyasi partilerin dışlandığı bir anayasa modeli DEMOKRASİ ile bağdaşmaz. Siyasi partilerin ülkemizde yıpranmış olması, partilerin demokrasilerin OLMAZSA OLMAZ birer parçası olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. ANAYASANIN İLK 3 MADDESİ içinde yer alan DEMOKRATİK DEVLET kavramına uygun davranmış olmazsınız,
2. Zaten taslak bir grup Anayasa Hukukçusu akademisyenler tarafından hazırlandı. Kendileri de siyasi hiçbir baskının olmadığını, taslağın her kelimesine sahip çıktıklarını canlı yayında açıkça beyan ettiler.
3. Taslak hazırlandıktan sonra zaten kamuoyuna aktarıldı.
4. Hükümet akademisyenlerin taslağının yanında kendince değişiklikler yaparak kamuoyuna kendi taslağı olarak tartışılmak üzere zaten sunacak.
5. Siyasi partilerden zaten görüş isteneceği beyan edildi. Üstelik HALKIN TÜM KESİMLERİNİN TARTIŞMASINA AÇILACAĞI da açıkça beyan edildi.
ÖNERİNİZLE UYGULAMA ARASINDA FARK GÖREMİYORUM, YA SİZ ?
-------------------------------------------------------------------------

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
25-09-2007, 00:45:25
Sayın Sürücü,

Taslak hazırlanırken sadece belirli konu ve maddelerin kamuoyuna sızdırılması, diğerlerinin saklanması ne kadar şeffaflık sizce? Neden tamamı aktarılmadı da parça parça aktarıldı? Neden halk ve özellikle muhalefet sadece türban konusuna, türban tartışmasına itildi? Yapılması gereken, taslak tamamen bittikten sonra taslağın tamamının kamuoyuna aktarılması idi ama öyle yapılmadı. Ben taslak tamamlandıktan sonra tüm siyasi partilerin görüşüne sunulmalı diyorum, siz AKP rötuşladıktan sonra zaten sunulacak diyorsunuz? Neresi benziyor benim önerdiğim metoda? Siyasi partilerin dışlandığı bir anayasa modeli demokrasi ile bağdaşmaz diyorsunuz ama muhalefet partilerinin dışlandığı bir anayasa modelini demokrasi ile bağdaştırabiliyor musunuz?

Av.Fahri Sürücü
25-09-2007, 00:49:20
Sayın gecem1970;
sizin de taleplerinizle uygulama arasında bir fark yok.
Önyargılarınızı lütfen bir kenara bırakın.
Ancak bu şekilde katkıda bulunabilirsiniz.
Saygılarımla .....
--------------------------------------------------------------------------
Sayın Dilek Hanım,
KİLİT NOKTA, ANAYASAYA SON ŞEKLİNİN NASIL VERİLECEĞİDİR.

Siz son halinin bütün partilerce ortaklaşa belirlenmesini talep etmektesiniz.

Aynı şekilde gecem1970 de zekaya bakılmaksızın herkes tarafından sorgulanmalı ve herkes tarafından karar verilmelidir demiş.

Bende diyorum ki KEŞKE DOĞRUDAN DEMOKRASİ OLSA ancak ne mümkün ?

Ortak noktamız gerçeklerden uzak olmak ve imkansızı istemek :)
-------------------------------------------------------------------------
Uzlaşmak keşke mümkün olsa, ancak bütün partiler hangi konuda uzlaşmışlar ki şimdi bu konuda uzlaşmaya varsınlar. Böyle bir beklenti imkansızı istemek oluyor. Geçmişte ANAYASANIN NASIL DEĞİŞTİRİLECEĞİ ile ilgili maddeleri koyan meclis neden ancak İTTİFAKLA DEĞİŞTİRİLİR şartını koymamıştır. Neden bütün siyasi partilerin ortak karar almaları gerekir dememiştir. ????

Evet fikir alışverişleri neticesinde ortaya BİRÇOK TASLAK ÇIKACAKTIR. Yahut kritik maddelerle ilgili olarak birçok ALTERNATİF getirilecektir.

Ancak SİYASİ İRADE son noktayı koyacak ve SORUMLULUĞU DA ÜZERİNE ALACAKTIR.

Siyasi irade son şeklinin REFERANDUMA SUNULMASINI da talep ediyor. Dolayısıyla HALK SON HALİNİ BENİMSEMEZSE UYGULAMAYA GİREMEYECEKTİR. Halkın kabul ettiği bir anayasayı ise ÇOĞUNLUK DENGELERİ DEĞİŞİNCEYE KADAR KABUL ETMEK BOYNUMUZUN BORCU OLACAKTIR.

Evet beğenelim yahut beğenmeyelim yaşanacaklar bundan ibarettir.

SAYGILARIMLA....

kulosman
25-09-2007, 00:51:46
Atatürkçüyüm diyenler dogmalara şiddetli bi şekilde karşı çıktıklarını iddaa eden insanlardır. Peki soruyorum Atatürkçülük adı altında bir takım kanunları tartışmaya açmamak dogmatik bir düşüncenin tezahürü değilmidir?

Bence bütün herşeyi tartışalım. Tartışmak hiçbir zaman bizatihi hakaret yada menfi bir anlam taşımaz. 21. Yüzyılda ülkemizi 100 yıl öncesinin devlet idaresiyle yönetmeye kalkarsak işte o zaman Atatürkün Cumhuriyetine ihanet etmiş oluruz.

Av.Fahri Sürücü
25-09-2007, 01:18:15
Sayın Dilek Hanım,

44. sıradaki yazınızı atlamışım, sonradan gördüm,

* Taslak kimseden gizlenmedi, sadece akademisyenler çalışmalarını bitirmeden basına vermek istemediler ve bittiği gibi canlı yayına çıkarak tanıtımını yaptılar.
* Başörtüsü konusu medyanın işgüzarlığı, kimseyi bu konuda bence suçlamayın,
* Akparti zaten akademisyenlerin taslağını medyaya sundu. Yani kendi bakış açısı olmasın mı, bütün partiler bu işin içinde olacak, ancak akpartinin kendine göre bir bakış açısı olmayacak, bu mümkün mü,
* Ayrıca siyasi partiler dışlanmıyor, ancak göreceksiniz özellikle Sayın Baykal kendini bu oluşumun dışında tutmak için gayret gösteriyor. Birçok bahane atılıyor, ancak hiçbir bahane ALTERNATİF OLUŞTURMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN ÖNÜNE GEÇMEZ. Alternatif ortaya koymadan eleştirenler ZIMNEN 82 ANAYASASINA SAHİP ÇIKMIŞ OLACAKLARDIR. Tercih onların, Umarım demokrasi kazanacaktır.

Av.Fahri Sürücü
25-09-2007, 01:22:25
Sayın Kuluosman,
herşeyin tartışılacağı bir ülkeyi 50 yıl sonra yapılabilecek yeni bir anayasa ile görebileceksiniz :)
Pek fazla ümitlenmeyin,
ÖNYARGILAR ile tartışma mı olurmuş,
Atatürk Milliyetçiliği kavramları Barolar Birliğinin taslağında ve Sayın Teziç'in taslağında yer almıyorken KİMSE BİRŞEY DEMEZ,
Prof. Zafer Üskül ak partiye geçtikten sonra derse EYVAH ÜLKE ELDEN GİDİYOR olur, O YÜZDEN KİMSENİN DOGMALARINA DOKUNMAYIN, bırakın herkes kendi oyuncaklarıyla oynasın....

Av.Fahri Sürücü
25-09-2007, 01:26:47
Sayın Kulosman,
SADECE BİR DURUM TESPİTİ yaptığım yazı nedeniyle dahi göreceksiniz birçok eleştiri gelecek, oooooo nasıl olur bu kavramlar anayasadan çıkar falan filan...... öyle ki daha da ileri gidilerek ATATÜRK DÜŞMANLIĞI ile suçlamalar gelecektir :) sonra siz tartışmaktan bahsedeceksiniz...

Bekleyin ve görün,
Az sonra
ve hem de reklamlardan önce

gecem1970
25-09-2007, 09:58:06
Sayın gecem1970;
sizin de taleplerinizle uygulama arasında bir fark yok.
Önyargılarınızı lütfen bir kenara bırakın.
Aynı şekilde gecem1970 de zekaya bakılmaksızın herkes tarafından sorgulanmalı ve herkes tarafından karar verilmelidir demiş.

Bende diyorum ki KEŞKE DOĞRUDAN DEMOKRASİ OLSA ancak ne mümkün ?

Ortak noktamız gerçeklerden uzak olmak ve imkansızı istemek :)


Sayın Sürücü,
Taleplerimle uygulama arasında hiçbir bağ yok. Tasarıyı Anayasa hukukçuları yazdı diyorsunuz. Başbakanın anayasa hukukçusu olduğunu bilmiyordum yada Nimet Çubukçu'nun. Biz Hukukçuların hazırladığı tasarıyı görmedik. AKP'nin düzelttiği halini gördük.

Kaldı ki tasarının ilk halini yazan hukukçuları kim belirledi? Komisyon kurulması gerekmez miydi? Hazırlanacak olan metnin "Anayasa Taslağı" olacağı düşünülerek her kesimden komisyonun oluşması aşamasında destek istenmesi gerekmez miydi? Elalem sıradan davalarda mahkeme jürisi belirlerken haftalarca uğraşıyor. Toplumsal Sözleşmemizin ilk halini yazacak komisyon böyle mi belirlenir?

Her kesim sorguluyor mu Anayasayı Sayın Sürücü? Sorgulayamaz. Sorgulamak değil ufak bir hatırlatma yaptı diye üniversitenin aldığı cevap ortadayken bunu nasıl söyleyebiliyorsunuz? Hakkında yazılıp çizilip herboyutu irdelenip sözcük sözcük bilimsel ve demokratik anlayışla hazırlandıktan sonrası çok önemli değil kimse için.

Yazdıklarımdan doğrudan demokrasi çıkarımına nasıl ulaştığınızı anlamadığım için o ifadenize yanıt yazmıyorum.

Av.Tayfun Eyilik
25-09-2007, 10:35:59
Atatürkçüyüm diyenler dogmalara şiddetli bi şekilde karşı çıktıklarını iddaa eden insanlardır. Peki soruyorum Atatürkçülük adı altında bir takım kanunları tartışmaya açmamak dogmatik bir düşüncenin tezahürü değilmidir?

Bence bütün herşeyi tartışalım. Tartışmak hiçbir zaman bizatihi hakaret yada menfi bir anlam taşımaz. 21. Yüzyılda ülkemizi 100 yıl öncesinin devlet idaresiyle yönetmeye kalkarsak işte o zaman Atatürkün Cumhuriyetine ihanet etmiş oluruz.

Bana göre Atatürk devrimleri tamamlanmadıkça tartışılması doğru değildir.

Av.Jülide Keleş Yarışan
25-09-2007, 13:55:43
Seçim sonuçlarının açıklandığı sabah şarkılarla zıplayarak merdivenlerden inmişim. Eşim "nedir bu sevinç, akp'li misin yoksa" dedi. Oysa ki bana seçim sonuçları açıklandığı andan itibaren sonsuz bir özgürlük hissi gelmişti sadece. Benimle hiç ilgisi olmayan, benimle - sorunlarımla ilgilenmeyen ve asla çözmeyecek, çözmek istemeyecek bir ülkede yaşıyordum ve ilgilendikleri sorunlar beni hiç ilgilenmiyordu. Türban-takke-takunya benim sorunum değil, hani kar yağan su dolu kürecikler vardır ya sanki biri ters çevirmişti de ben öylece bakıyordum, hepsinin yere ineceğini bilerek. Hala da öyle hissediyorum, benim anayasam, benim haklarım, benim saçım söz konusu olan ama ben dışındayım. Dışlanmış, bağsız olmanın verdiği garip bir özgürlük hissi. Bana ait olmayan ve benden olmayan bir ortamdaymışım gibi, bir yabancı gibi özgür hissediyorum kendimi.

Av.Tayfun Eyilik
25-09-2007, 13:58:55
http://www.hukuki.net/forum/showthread.php?t=28045 forumdaki Atatürk konuşmasını okumanızı tavsiye ederim

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
25-09-2007, 21:08:34
Sayın Dilek Hanım,

44. sıradaki yazınızı atlamışım, sonradan gördüm,

* Taslak kimseden gizlenmedi, sadece akademisyenler çalışmalarını bitirmeden basına vermek istemediler ve bittiği gibi canlı yayına çıkarak tanıtımını yaptılar.
* Başörtüsü konusu medyanın işgüzarlığı, kimseyi bu konuda bence suçlamayın,
* Akparti zaten akademisyenlerin taslağını medyaya sundu. Yani kendi bakış açısı olmasın mı, bütün partiler bu işin içinde olacak, ancak akpartinin kendine göre bir bakış açısı olmayacak, bu mümkün mü,
* Ayrıca siyasi partiler dışlanmıyor, ancak göreceksiniz özellikle Sayın Baykal kendini bu oluşumun dışında tutmak için gayret gösteriyor. Birçok bahane atılıyor, ancak hiçbir bahane ALTERNATİF OLUŞTURMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN ÖNÜNE GEÇMEZ. Alternatif ortaya koymadan eleştirenler ZIMNEN 82 ANAYASASINA SAHİP ÇIKMIŞ OLACAKLARDIR. Tercih onların, Umarım demokrasi kazanacaktır.

Sayın Sürücü,

* Anayasa gizlendi demedim, belirli maddeler sızdırıldı, diğer maddeler saklandı dedim.

* Gizlenmeyen, basına sızdırılan konulardan birisi türban konusuydu, siz bana kimseyi suçlamayın derken günah keçisini ilan edip basının işgüzarlığı demişsiniz. O halde işgüzar basın ile ilgili bu konuda 3 ihtimal söz konusu olabilir.

1. Basın türban konusunu uydurdu. Eğer öyleyse neden kimse yalanlamadı ve nasıl oldu da taslak metni aynen basının uydurduğu şeklide çıktı, hani uydurmaydı?

2. Basına taslağın tamamı aktarıldı ama basın sadece türban konusuyla ilgilendi. Buna inanmak imkansız, en az türban kadar tartışılacak maddeler var bu metinde bana göre, kaldı ki taslak tamamen aktarılsaydı hiçbir basın mensubu bunu açık açık söylemekten kaçınmazdı, nitekim taslağın tamamı aktarıldığında herbiri haberini yaptı.

3. Basına bilerek bazı maddeler sızdırıldı. Eğer öyleyse basının işgüzarlığından bahsetmek mümkün değildir. Birileri bunu bilerek ve isteyerek, planlı bir şekilde sağlamış olmalı. Bunun altında yatan nedenler üzerinde durulmalıdır.

* AKP'nin bakış açısına bir şey dediğim yok, tekrar ediyorum, taslak hazırlandıktan sonra tüm siyasi partilerin (tümüm içinde AKP de var) görüşleri alınmalı idi, AKP rötuşladıktan sonra değil. Aksi takdirde demokrasiden bahsederken, demokrasiyi katletmiş olursunuz.

* "göreceksiniz özellikle Sayın Baykal kendini bu oluşumun dışında tutmak için gayret gösteriyor." demişsiniz, gelecek zaman ile şimdiki zamanı aynı cümlede kullanarak kafamı karıştırdınız. Baykal'ın oluşumun dışında kalmak için gayret göstereceğini tahmin mi ediyorsunuz, yoksa Baykal bu gayretleri şimdi mi gösteriyor? Eğer tahmin ise, göreceğiz ve dediğiniz doğru çıkarsa eleştireceğiz. Eğer tahmin değil, şu anda gördükleriniz ise dayanağınız Baykal'ın hangi beyanı ya da davranışıdır? Cevabınız hangisi olursa olsun, Baykal da eleştirilecek, tartışılacaktır kuşkunuz olmasın.

Son olarak, 82 Anayasası'na sahip çıkmak cuntacılık, darbe taraftarlığı anlamına gelmez. Sırf askerler tarafından hazırlandı diye bir anayasanın demokratik, özgürlükçü olmadığı sonucuna varamazsınız. Kaldı ki askerler tarafından hazırlanan o anayasanın siviller tarafından defalarca değiştirildiğini görmezden gelerek, askeri anayasa damgasını vuramazsınız. Şimdi bunları ifade ettim diye beni de 82 anayasasına körü körüne sahip çıkan bir cuntacı olarak nitelemeniz ihtimaline binaen hemen görüşlerimi açıklayayım. 82 Anayasası'nın bazı maddeleri bence taslak anayasadan çok daha özgürlükçü. Aynı şekilde taslaktaki bazı maddeler de mevcut anayasamızdan çok daha doğru. Her ikisinin de eksikleri var, her ikisinin de üzerinde uzun uzun tartışmak mümkündür. Kısacası birinden birini tercih et derseniz, ikisinin de doğrularını alıp adam gibi bir anayasa çıkartalım ortaya derim.

Av.Fahri Sürücü
26-09-2007, 00:47:56
Evet,
iki anayasanın da doğrularını alarak yeni bir anayasa yapma vakti gelmiştir.

Şu an basına yansıyan AKADEMİSYENLERİN taslağı,
bunu aslında HUKUKİ. NET olarak sitede yayınlamak gerekir.

Bildiğim kadarıyla hükümet taslağını henüz tamamlamadı. Basına sunulduğunda bunu da sitede yayınlamak gerekir.

Hatta mümkünse erişilebilecek tüm taslakları çeşit olarak ortaya koymak çok yararlı olacaktır.

ARTIK USULDEN ZİYADE ESASA GİRMEKTE FAYDA VAR,

yorumları merakla bekliyorum,

commodore1tr
26-09-2007, 01:35:57
Niye sadece o maddeler sızdırıldı anlamadınız mı yoksa cidden saf mısınız ?

Av.Tayfun Eyilik
27-09-2007, 13:31:20
Yukarıdaki iletimde link vermiş ve bir yere işaret etmeye çalışmıştım
http://www.hukuki.net/forum/showthread.php?t=28045

Belki buraya da taşımakta fayda olacak


"Talebe Efendiler ve Hukuk Mün1:esibi Efendiler.
Yeni Hukuk esaslarından, yeni ihtiyacatımızm talep ettiği kanunlardan
bahsederken «her inkılabın kendisine mahsus müeyyidesi
bulunmak zaruridir» hikmetine, yalnız bu hikmete işaret etmiyorum
.......

Büyük Millet Meclisinde
hâkimiyetin bilakayıt ve şart Millette olduğunu ifade eden
kanunu teklif ettirdiğim zaman bu esasın kânunu esasii Osmaniye
mugayeretinden dolayı muarızı bulunanların başında yine eski ve
fazileti ilmiyesiyle milleti iğfal eden marur hukuk şinaslar bulunuyordu.

......................

Muhterem Efendiler !
Hattâ Cumhuriyet ilân olunduktan sonra vukua gelen feci bir
hadiseyi de enzarı intibahınız önünde canlandırmak isterim. En büyük
mamuremizin bu memlekette, belki Avrupa da tahsil etmiş yük-
XXV
sek mütahassıslardan mürekkep baro heyeti alenen hilafetçi olduğunu
ilân eden ve ilân etmekle iftihar duyan birisini seçip kendisine
reis intihap eylemiştir. Bu hadise, köhne hukuk erbabının Cumhuriyet
zihniyetine karşı derunî ve hakikî olan vaziyet ve temayülünü
ifadeye kâfi değil midir ? Bütün bu hadisat erbabı inkilâbın en büyük
fakat en sinsi hasmıcanı, çürümüş hukuk ve onun biderman müntesipleri
olduğunu gösterir. Milletin hummalı inkilâp hamleleri esnasında
sinmeğe mecbur kalan eski ahkamı kanuniye, eski erbabı
hukuku, erbabı himmetin nüfuz ve ateşi yavaşlamaya başlar başlamaz
derhal canlanarak inkilâp esaslarını ve onun samimi muakiplerini
ve onların aziz mefkurelerini mahkûm etmek için fırsat beklerler......" M.K.A. Ankara Hukuk Fakültesi açılış konuşması



"...izin verirseniz okulumuzun temel ilkelerini birkaç cümle içinde bildirmek isterim. îslâm hukukunun zamanımıza kadar sürüklene, sürüklene gelen en esaslı fakat en sakat ve aksak bir dayanağı vardır ki, ona arapça deyimiyle (Kale) derler. Güzel türkçemize (dedi ki) diye çevrilen bu temel yüzyıllarca ve yüzyıllarca Türk ulusununmukadderatını ortaçağa bağladı, onu ortaçağda verilen kararlarla yönetmeğe etken oldu.
îslâm uygarlığından olan hukukşinaslar çok yazık ki, anlayışlarını bu temelden kurtaramadılar. Bizdeki Mecelle ve buna benzer kimi kanunlarımız bu anlayışın en açık bir katıştırması (enmuzeci) dır.
(Dedi ki) deyimi (Kale) nin kelime çevrisidir. Ancak (Kale) nin gerçek anlamı, bilinçsiz ve anlayışsızım, ortaçağ ölülerinin düşünülerinden başka birşey düşünemem, ölülerin kararlarıyla yürürüm ve düşünmeğe gücüm yoktur demektir. Bunun yirminci yüzyılda açık anlamı ben yokum, ben ölüyüm demektir.
Sayın dinleyenler!.
Bu (Kale) kuralı, bilinç ve etkinliğine tarihin alanı bile dar j bir dolaşma yeri durumunda kalan soylu ırkımızın bütün varlığım kalın ve kara bir kölelik zinciri hâlinde ortaçağa, ortaçağ düşünülerine bağladı. Yüzyıllar ve yüzyıllarca önce bilmem hangi çöller içinde verilen kararların (Kale)'siyle yirminci yüzyıl ortasında yürümek, bilinç ve anlayışdan yoksun olduğunu fiilen açıklamaktan başka neyi gösterir ? Bu gibi ilkelere artık olarak bir de (Rabbani) nitelik bağlamak anlayışsızlığın en açık bir belirtisi değil midir ? Ulusların dünya işlerini akıl ve mantık dışında, yalnız vicdanlarda kalması gereken din ile, din tehdidiyle yürütmeğe olanak var mıdır? Ortaçağ içinde herhangi bir Arap hukukçusunun, çevresinin ve günün gereklerine göre koyduğu bir kuralı, Arap (dedi ki) diye sonuna kadar Türk Ulusuna yararlı olmak üzere kullanmak olanağı var mıdır ? Bunda direnmenin Türk'ü Hak adına ne büyük haksızlıklarla, düşünülmesi güç ne baskı ve ne kıyıcılıklarla karşı karşıya bıraktığınıbilmez değiliz. Mukadderatını bir Arap müçtehidinin sözlerine bağlı görecek kadar Türk ulusunun bilinçten, anlayıştan, düşünceden yoksun olduğunu kim söyliyebilir ? Türk'ü böyle ağır bir suçlama altmda bırakmaya kimin hak ve yetkisi vardır ? Böyle bir tarih var ise, ki vardır, onun yanması ve kül olması gerekir. Fıkıh ve onun müntesipleri tarihin en büyük evrelerinde istibdat ve bozgunların gerekçesi ve etkeni oldular. Böyle sakat ve bozuk ilkelerle Türk ulusu gibi büyük bir ulusun mukadderatı yirminci yüzyıl ortasında yönetilebilir mi ? Ayıp ve günah değil midir ? "

ADALET BAKANI MAHMUT ESAT BOZKURT'UN ANKARA HUKUK AÇILIŞINDAKİ KONUŞMASINDAN

Av.Tayfun Eyilik
27-09-2007, 13:34:44
Yukarıda Atatürk devrimlerinin tamamlanmadığını belirtirken izah etmeye çalıştığım konu budur. Onuda Atatürk söylemiştir.

Milletin hummalı inkilâp hamleleri esnasında
sinmeğe mecbur kalan eski ahkamı kanuniye, eski erbabı
hukuku, erbabı himmetin nüfuz ve ateşi yavaşlamaya başlar başlamaz
derhal canlanarak inkilâp esaslarını ve onun samimi muakiplerini
ve onların aziz mefkurelerini mahkûm etmek için fırsat beklerler

Av.Fahri Sürücü
10-10-2007, 22:44:56
en çok tartışılan konu anayasa olmasına rağmen
uzun süredir hiç yorum yapılmamış, enteresan bir durum

Harun Gür
14-10-2007, 20:37:26
Çünkü o Anayasayı geçirecek ne Meclis iradesi, ne de o Anayasaya evet diyebilecek bir halk görüyoruz Fahri Bey...

Sutre gerisine kaçmadan, nabız ölçmeden açık açık derdini anlatabilen bir iktidar olsa neyse, ama nerede?!!! Sutre gerisinden top atmaya kalkarsanız, topun gidip döneceği yer, bir nokta olur ki emin olun orası çok can acıtır. Böyle Anayasa yapılmaz, böyle yapılan Anayasa halktan geçit almaz. Oldu ki geçit aldı, uzun ömürlü olmaz...

Selamlar,

Av.Fahri Sürücü
14-10-2007, 22:31:41
sizin kadar karamsar değilim
önyargılar aradan çıkmadan görüntü netleşmeyecek anlaşılan
bekleyelim ve görelim

82 anayasasının kabulünden bu yana 25 yıl geçmiş, bugüne kadar anayasa çok eleştirildi. Bu akademik birikimlerden istifade edilirse çok güzel şeyler ortaya çıkabilir.

Ben marjinal bir anayasa beklemiyorum doğrusu,

saygılarımla

Av.Fahri Sürücü
14-10-2007, 22:36:49
ayrıca Sayın GÜr,
halk ve buna bağlı olarak meclis iradesi değişim için yeterlidir, uzun soluklu olup olmayacağına da halk karar verir,
şahsi görüşlerimiz bu gerçekleri değiştirmez.
begenelim begenmeyelim

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
14-10-2007, 23:18:30
IV. Değiştirilemeyecek hükümler

Madde 4 - Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.


*****

Sayın Sürücü, bu maddenin neden taslakta yer almadığı gerekçeleriyle açıklandığı ve bu maddenin kaldırılmak istenmesiyle akıllarda yer edinen endişelerin yersiz olduğu (takiyye ile değil samimi ifadelerle) ispat edildiği vakit tartışmaya devam ederiz...

Av.Fahri Sürücü
15-10-2007, 00:45:32
Sayın Yüksel
Bildiğim kadarıyla akademisyenlerin hazırladığı taslakta 4. maddenin kaldırılması öngörülüyor, ancak Hükümet önyargılar nedeniyle ve gereksiz tartışmalara yer vermemek için bildiğim kadarıyla bu maddenin devamından yana, yani ilk 4 madde aynen duruyor....

Ancak 4. maddenin VARLIĞI ile YOKLUĞU arasındaki hukuken bir fark olmadığını düşünüyorum. Kaldı ki akademisyenlerde böyle düşünüyorlarmış ki taslağa koymamışlar,

MECLİS İRADESİNE İPOTEK KONAMAYACAĞINA GÖRE, GEREK GÖRÜLMESİ HALİNDE TABİKİ DEĞİŞTİRİLEBİLECEKTİR.

Siz gerçekten egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğuna inanıyormusunuz anlamış değilim.

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
15-10-2007, 11:14:46
Siz gerçekten egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğuna inanıyormusunuz anlamış değilim.

Ben gerçekten egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğuna ve öyle de kalması gerektiğine inandığım için ilk 3 maddenin değiştirilemeyeceği inancındayım Sayın Sürücü. Cumhuriyet, halkın egemenliğinin, halk iradesinin güvencesidir. Rejimin değişmesiyle halkın iradesini de egemenliğini de elinden almış olursunuz...

Samimiyetiniz için teşekkür ederim ama bu ifadelerinizle endişelerin yersiz olduğunu değil bilakis çok da yerinde olduğunu ispat ettiniz. Hükümete gelince, önyargılardan (İlk 3 maddenin değişmemesini istemek nasıl bir önyargı ise artık.) veya gereksiz tartışmalara (Hiç de gereksiz olmadığını da sayenizde öğrenmiş olduk.) mahal vermemek için değil, o ilk 3 maddeye gerçekten değer verdiği ve özüyle benimsediği için çıkarmamalı 4. maddeyi Anayasadan. Ama demokrasiyi amaç olarak değil de araç olarak gören bir hükümetten de daha fazlası beklenmez zaten...

Tangör Evren
15-10-2007, 14:33:23
Egemenlik kayıtsız şartsız milletin derken millet şeriat isterse uygulanır mı demek istiyorsunuz sayın Sürücü ?

milo
15-10-2007, 18:24:04
Egemenlik kayıtsız şartsız milletin derken millet şeriat isterse uygulanır mı demek istiyorsunuz sayın Sürücü ?

Bence aynen böyle demek istiyor, baksanıza...


Ancak 4. maddenin VARLIĞI ile YOKLUĞU arasındaki hukuken bir fark olmadığını düşünüyorum. Kaldı ki akademisyenlerde böyle düşünüyorlarmış ki taslağa koymamışlar,

MECLİS İRADESİNE İPOTEK KONAMAYACAĞINA GÖRE, GEREK GÖRÜLMESİ HALİNDE TABİKİ DEĞİŞTİRİLEBİLECEKTİR.

Bu zihniyet TBMM çatısı altında mebuslara hitaben "siz isterseniz şeriatı bile geri getirebilirsiniz" diyen Menderes'in mirasıdır. Cumhuriyet ve demokrasiyi sayısal çoğunluk olaral gören, azınlığın haklarını yok sayan bir zihniyettir.


Siz gerçekten egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğuna inanıyormusunuz anlamış değilim.

Bazı kamyonların arkasında veya kupasında "Hakimiyet Allah'ındır" yazar, bu da öyle birşey mi acaba?

Av.Fırat Bayındır
15-10-2007, 23:08:10
http://www.hukuki.net/forum/showthread.php?t=6592

http://www.hukuki.net/forum/showthread.php?t=28818

http://www.hukuki.net/forum/showthread.php?t=28804

http://www.hukuki.net/forum/showthread.php?t=28758

Av.Fahri Sürücü
18-10-2007, 02:00:52
Sayın Yüksel ;
Sayın Evren ve
Sayın Milo;

sakin olun, panik yapmaya gerek yok,
nedereyse beni ihaneti vataniye kanunu ile yargılayacaksınız,
önyargı yok deyip böylesi refleksler gösterilmesi çok ilginç,

Canlı bomba falan değilim,

altı üstü TEKNİK olarak ANAYASADA DEĞİŞTİRİLEMEZ BİR MADDE OLAMAYACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM dedim,

bu beyandan ilk 3 maddenin değiştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşmak son derece yanlıştır.

Değiştirilebilir ile değiştirilmesi gerekir birbirinden oldukça farklıdır,
farkın farkında olduğunuzu da iyi biliyorum
saygılarımla,,

Harun Gür
18-10-2007, 10:49:26
altı üstü TEKNİK olarak ANAYASADA DEĞİŞTİRİLEMEZ BİR MADDE OLAMAYACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM dedim

Sayın Sürücü,

Ben de diyorum ki; ortada hiçbir geçerli sebep ve ihtiyaç yokken, sivil Anayasa yapıyorum söylemi ile Anayasa'da değiştirilemez olduğu belirtilen ilk 3 maddenin, değiştirilemeyeceğinin teminatı olan 4. maddeyi değiştirmeye veya kaldırmaya kalkarsanız, ilk 3 maddenin içeriğine katılmıyor ve orada yazanları değiştirme niyeti güdüyorsunuz demektir.

Sizin de farkın farkında olduğunuzu düşünüyorum.

Selamlar,

liberalistic00
18-10-2007, 22:11:05
Atatürk'ün ilke ve inkilaplarını anayasanda çıkarmayı göze almış bir hükümette yazıklar olsun.Hiçbir şeyin değiştiği değiştirdikleri yok aslında.Yobazlık ,üfürükçüler ,tükürükçüler 90 yıl öncesine dogru gidiyoruz ülke bölündü pkk her yerde kol geziyor.Süleyman Apaydının bir şiirini sizlerle paylasmak istiyorum bu şiir aslında herşeyi anlatıyor zaten.:(

YIKIN HEYKELLERİMİ
‘Ey milletim, Ben, Mustafa Kemal'im...
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim,
Hâlâ en hakiki mürşit, değilse ilim,
Kurusun damağım, dilim.
Özür dilerim...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

Özgürlük hâlâ,
En yüce değer
Değilse eğer...
Prangalı kalsın diyorsanız, köleler...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

Yoksa, çağdaş medeniyetin bir anlamı,
Ortaçağ'a taşımak istiyorsanız zamanı,
Baş tacı edebiliyorsanız
Sanatın içine tüküren adamı...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

Yetmediyse acısı, şiddetin, savaşın.
Anlamı kalmadıysa
Yurtta sulh, dünyada barışın.
Eğer varsa ödülü, silahlanmayla yarışın.
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

Özlediyseniz fesi, peçeyi.
Aydınlığa yeğliyorsanız, kara geceyi.
Hâlâ medet umuyorsanız
Şıhtan, şeyhten, dervişten.
Şifa buluyorsanız,
Muskadan, üfürükçüden...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

Eşit olmasın diyorsanız, kadınla erkek...
Kara çarşafa girsin diyorsanız,
Yobazın gazabından ürkerek...
Diyorsanız ki, okumasın
Kadınımız, kızımız;
Budur bizim alın yazımız...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

Fazla geldiyse size, hürriyet, cumhuriyet...
Özlemini çekiyorsanız,
Saltanatın, sultanın...
Hálá önemini anlayamadıysanız,
Millet olmanın...
Kul olun, ümmet kalın,
Fetvasını bekleyin, şeyhülislamın...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi.
RAHAT BIRAKIN BENİ...'

Süleyman Apaydın

Av.Tayfun Eyilik
19-10-2007, 08:04:11
http://www.hukuki.net/forum/showthread.php?t=28045
Atatürkün ve Mahmut Esat Bozkurtun açılış konuşmalarını lütfen okuyunuz

liberalistic00
19-10-2007, 14:24:57
http://www.hukuki.net/forum/showthread.php?t=28045
Atatürkün ve Mahmut Esat Bozkurtun açılış konuşmalarını lütfen okuyunuz

Atatürk'ün ve Mahmut Esat Bozkurt'un açılıs konusmalarını okuduk elbet, bunun anayasa taslağı ile bağlantısını nasıl kurdunuz açıklarmısın daha net yazabilirmisiniz?

Anayasadan Atatürk'in ilke ve inkilaplarının çıkartılmasını siz yerinde mi buluyorsunuz?

deniz02
05-11-2007, 00:32:42
Barolar Birliği’nden anayasa önerisi

Yeni anayasa taslağına katkı yapmak isteyen Barolar Birliği tarafından hazırlanan “Türkiye Cumhuriyeti anayasa önerisi” 190 maddeden oluşuyor.

Metinde “Türk ulusu, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarından oluşur” ifadesine yer veriliyor.

Öneri metninde, anayasanın 3 . maddesinde yer alan “Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür ve dili Türkçedir” ifadesi yerine Türçe’nin resmi dil olduğu ifade ediliyor.

Seçim barajının yüzde 5’le sınırlandırılmasının istendiği öneri metninde, varolan anayasanın 2. maddesinde yer alan “Atatürk milliyetçiliği” tanımı yer almıyor.

www.ntvmsnbc.com (http://www.ntvmsnbc.com)

Erdal4420
05-11-2007, 11:31:12
Hiçbir hukuk kuralı(bazı tabi kuarllar hariç özellikle ceza hukunda) değişmez değildir.Anayasalar devlet ideolojilerini belirleyen yazılı kurallardır ve idealler değiştikçe değişmesi gereken normlardır.Gelişmekte olan bir devlet olarak nitelediğimiz Türkiyeninde ihtiyaçları değişmiştir.İhtiyaçlara cevap verecek bir anayasa şarttır.Bu yüzden spesifik konulara takılarak büyük resmi görmezden gelemeyiz...Ayrıca bu taslak sadece türbana endeksli eleştiriler alıyorsa diğer konularda başarılı olunmuştur.Çünkü anayasalarda genellikle bireysel hak ve özgürlüker tartışılır..
Herkes iyice düşünsün;Bu taslak mevcut iktidarın elinden çıktığı için mi anayasayı içinize sidirmiyorsunuz yoksa bir kaç noktada başarısız oldu diye mi?
Eğer başarısız oldu diyorsanız;Başarısız olmasının nedeni Türban,Resmi dil,Atatürk milliyetçiliği gibi spesifik konulardan mı ibaret?
Eğer bu eleştirileri sadece iktidar düşmanlığı için yapıyorsanız çocuklarınızınızı darbe anayasasına teslim ediyorsunuz bunun değişmesi için gelen fırsatı tepiyorsunuz...
Unutmayalım ki anayasalar gökten zembille inmiyor...Hepsi insan elinden çıkıyor yeni anayasayı istemeyerek 82 Anayasasına evet diyorsunuz...82 Anayasasına evet diyerekte cunta yönetimine evet demiş oluyorsunuz...

commodore1tr
05-11-2007, 16:10:01
Anayasa taslağını tam okuyan olmadığına göre böyle bir torumda bulunmak abesle iştigaldir.
Ben hazırlanan anayasanın tamamına karşıyım. Takiye anayasası olacağına hukuksuz kişilerin hukuk adına bir şey yapamayacaklarına inandığımdan karşıyım. Darbe anayasası dediğiniz anayasa defaaten değişmiş ve günümüz şartlarına uygun hale getirilmiştir. Siz ve sizin gibiler yıla bakarak konuşmaktadır sadece...
İdeolojiler değişmiştir derken ne olduğunu yazmadan ortada bırakmak hiç hoş değildir. Bir adı vardır ama bu sitede yazmak hoş olmaz. Anayasada dine yöneliş ve Atatürk ideolojilerini yok ediş vardır. Böyle olduğuda zaman içerisinde ortaya çıkmaktadır. 1927 den farklı ne ideolojimiz vardır ? Kemalizmin beğenmediğiniz yeri neresidir ? Bunları söyleyin safsatayı boş verin.

Adıkutlu
06-11-2007, 11:58:00
Sayın Erdal4420 ; 1982 Anayasasının değiştirilemeyecek hükümleri hariç 3/1' i (belki daha fazla) çeşitli tarihlerde ve çeşitli vesilelerle zaten değişmiş durumdadır. Sayısal yeterliliğe sahip olmak, toplumun diğer kesimlerinin taleplerini ve beklentilerini görmezden gelinmeyi gerektirmez. Hele atalarımızın kanıyla, canıyla kazandığı hak ve değerlerin özellikle Atatürkçü düşünceyi/ideolojiyi oldu-bittiye getirilerek "sivil ve çağdaş anayasa" adı altında önce dilimizden sonra da gönlümüzden silinmek istenmesini hiç bir T.C. vatandaşının kabul etmeyeceğini düşünüyorum. Diğer taraftan;

1. Az da olsa Atatürkçü ideolojiyi yeni Anayasa metninden çıkarmak isteyen kesimlerin bu taleplerini siz nasıl karşılıyorsunuz?
2. Atatürkçü ideloloji çağın hangi gereksinimlerine cevap verememektedir?
3. Darbeci anayasa dediğiniz halihazırdaki 1982 anayasası toplumun hangi ihtiyacına cevap verememektedir?

Tarafınızca da bilindiği üzere T.C. devletinin şekli Cumhuriyet, nitelikleri de Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demoktatik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Bunlar koruyucu hükümlerdir. Değiştirilemez, değiştirilmesi teklif edilemez. Yani Anayasa yapıcı 1982 anayasasının ilk dört maddesine bağlı kalmak zorundadır. Çoğu hukukçu görüş bu yönde.
Kısacası siyasi düşüncemize, dini inançlarımıza, etnik kökenimize, yaşam tarzımıza göre bir anayasa talebimiz olamaz, olmamalıdır.

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
06-11-2007, 14:13:31
"Taslak hazırlanırken sadece belirli konu ve maddelerin kamuoyuna sızdırılması, diğerlerinin saklanması ne kadar şeffaflık sizce? Neden tamamı aktarılmadı da parça parça aktarıldı? Neden halk ve özellikle muhalefet sadece türban konusuna, türban tartışmasına itildi?" diye sormuşum daha önce.


Ayrıca bu taslak sadece türbana endeksli eleştiriler alıyorsa diğer konularda başarılı olunmuştur.Çünkü anayasalarda genellikle bireysel hak ve özgürlüker tartışılır..

Sayın Erdal4420 de yanıtını vermiş, teşekkür ederim...

Av.Fahri Sürücü
07-11-2007, 01:37:44
Sayın Commodorre1tr ve adıkutlu;
Barolar Birliğinin taslağında da ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ kavramı yer almamış,
acaba barolar birliği de irticaya mı özendi ?

eyvah ne oluyor
vatan elden mi gidiyor,

fikirleri konuşmak yerine gölgemizden korkarsak çok komik oluruz

saygılar...

Av.Fahri Sürücü
07-11-2007, 01:46:23
yeni anayasayı okumadan tümüne karşısınız,
yeni anayasanın takiyeci bir anayasa olacağını düşünüyorsunuz,
darbe anayasasının kısmi değişiklikler ile günün şartlarına uygun ve çağdaş bir yapıya geldiğini düşünüyorsunuz,
ve sonuç kısmında "kemalizmin beğenmediğiniz yeri neresidir" diyorsunuz

YORUMSUZ yazınızı özetledim...

commodore1tr
07-11-2007, 17:49:16
Her ne kadar dediğim tam anlaşılamamışsada hatalıda olsa özet için sağolun. Özete ihtiyacım vardı... Yedi satırlık kısa yazımı ki bir kısmıda açıklamaydı dört satıra indirerek muhteşem özetlemişsiniz. Ama ya anlatmada ya anlamada sorun olduğuda aşikar...
Avukat olduğunuza göre ''darbe''anayasasının nasıl hazırlandığını anlatmak yersiz birde bunun nasıl hazırlandığını bilseydik iyi olurdu tarafınızdan anlatılırsa çok sevineceğim...
Anayasa hukukuna göre bu hükümetin yada herhangi bir hükümetin sil baştan anayasa yapma yetkisi var mı ?
Daha doğrusu siz hepsini bırakında özetinizde tek doğru anladığınız ''kemalizmin beğenmediğiniz yeri neresidir" e yanıt veriniz. Daha açıkçası Atatürkten neden korkuyorsunuz ? Ne eksiği ne yanlışı var ?
Ne hikmetse Erdal4420 e iki soru sorduk yok oldu anlamadım.. Sanırım kaynak yazmaya gitti..

Erdal4420
07-11-2007, 18:56:54
yeni anayasayı okumadan tümüne karşısınız,
yeni anayasanın takiyeci bir anayasa olacağını düşünüyorsunuz,
darbe anayasasının kısmi değişiklikler ile günün şartlarına uygun ve çağdaş bir yapıya geldiğini düşünüyorsunuz,
ve sonuç kısmında "kemalizmin beğenmediğiniz yeri neresidir" diyorsunuz

YORUMSUZ yazınızı özetledim...

Sayın Sürücü;Yazılarını dikkatle takip ediyorum.Bu konudaki düşüncelerinize tamamen katılmakla birlikte eklemek istediğim birkaç değerlendirme var;
Atatürk milliyetçiliği bir subjektif milliyetçilik örneğidir.Karşısına çıkan her somut olayı değerlendirirken etnik yaklaşım sergileyen kişlerin Subjektif bir milliyetçilik öreneği olan Atatürk milliyetçiliği elden gidiyor diye tantana yapmaları tutarsızlığın bir yansımasıdır.
Bu düşüncem kesinlikle Atatürk'e karşı olduğum anlamını çıkarmaz.Sadece Onun kağıt üzerinde yaşamaya ihtiyacı olmadığını ifade etmeye çalıştım.O zaten attığımız her adımda aklımızda.
Ayrıca kaynak aramaya gitti diyen üyeye itafen şunları söylemek istiyorum;Malum vize dönemine girdik.Bahsettiğiniz kaynakları ezberlemek zorundayım.Ortadan kaybolmamın nedeni bu.Siz kaynakları okumuşsunuzdur eminim ama ben ezberledim.

commodore1tr
07-11-2007, 22:56:02
Sayın Erdal4420;
Ben bahsettiğiniz konuların çoğunu okudum ÖĞRENDİM VE YAŞAM ŞEKLİMİ DÜZENLEDİM. Siz yazmasanızda ben sizin '' ama ben ezberledim'' sözünüzün doğru olduğunu biliyorum. Her şey ezber kokuyor zaten MALUM EZBER BİR İŞE YARAMAZ SADECE O SINAVDAN NOT ALMAYI SAĞLAR SONRA UNUTULUR GİDER ÖNEMLİ OLAN ÖĞRENMEK ANLAMAK YAŞAMAK Siz ezberlemeye devam edin...

Adıkutlu
08-11-2007, 10:12:08
Sayın Commodorre1tr ve adıkutlu;
Barolar Birliğinin taslağında da ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ kavramı yer almamış,
acaba barolar birliği de irticaya mı özendi ?
saygılar...


Sayın Sürücü ; Barolar birliğinin , herhangi bir meslek odasının veya herhangi bir sivil toplum kuruluşunun hazırladığı Anayasa taslağından bahsetmiyoruz. Bende bir çok hukukçu gibi mevcut Anayasadaki koruyucu hükümlerin değiştirilemeyeceğini savunuyorum.
1. Siz, Atatürk milliyetçiliğinden ve bunun Anayasa da yer almasından neden rahatsızlık duyuyorsunuz?
2. Atatürk milliyetçiliğinin açık ifadelerle yer aldığı 1982 Anayasası ve günümüze kadarki uygulamaları ve bu uygulamaların sosyal yaşantınıza ne gibi olumsuz yansımaları oldu? Açıklarmısnız ?

Barolar birliğinin hazırlamış olduğu Anayasa taslağı hakkında bilgi sahibi değilim. Ancak, Barolar birliğinin meydanlarda "teröre tepki" vermemesini de yadırgamıştım. :(

Saygılarımla.

Av.Fahri Sürücü
11-11-2007, 16:22:18
Sayın Commodore1tr;
Bir iktidarın tümüyle yeniden bir anayasa yapma yetkisi olup olmadığı tartışılabilir.

Ancak kemalizmi beğenmek yahut beğenmemekle bunun ne ilgisi var. Bu konuda ben şahsi bir fikir sergilemedim. BAROLAR BİRLİĞİ tasarıya Atatürk Milliyetçiliği kavramını koymamış diyorum. Sorunların ÖNYARGILARDAN kaynaklandığına bence önemli bir örnek ve delildir. Hükümetin tasarısında olmasa CUMHURİYET ELDEN GİDİYOR deyip TAMTAMLARI ÇALARLARDI. Ancak başkaları yapınca onlara aynı tepkiyi göstermiyorlar.

Birinci sorun ÇİFTE STANDART bir yaklaşımdır.

İkinci sorun ise bu konuların DOGMALARDAN ve ÖNYARGILARDAN arınmış olarak tartışılamamasıdır.

Av.Fahri Sürücü
11-11-2007, 16:29:02
Sayın Erdal4420; ve Sayın Adı kutlu
Fikirleri ön plana alan YAPICI USLÜBÜNÜZ için öncelikle teşekkür etmek isterim. Önemli olan BİLDİKLERİMİZE yeni bir şeyler EKLEYEBİLMEKTİR. Bu anlamda paylaşım ve farklı düşünmek büyük bir zenginliktir.

Bununla birlikte ; Atatürk Milliyetçiliği kavramından RAHATSIZ olduğumu hiçbir şekilde ifade etmedim. Bu konuda bir YORUMUM YOK. Sadece Hükümete gösterilen tepkiyi Barolar Birliğine göstermeyenler kendi içinde çelişiyor diyorum.
--------------------------------------------------------------------------
Aslında SUBJEKTİF BİR KAVRAMI TARTIŞMANIN çok faydalı olacağını da zannetmiyorum. Tartışabilmek için öncelikle bu kavramın ANAYASADA BİR TANIMININ OLMASI, yahut BİR YASA İLE TANIMLANMASI GEREKİR. Herkesin anladığı farklı olduğu sürece tartışmalardan bir netice almak mümkün değildir.

Bu yüzden Erdal4420 subjektif bir milliyetçiliktir derken, diğeri çıkıp hayııııııır olurmu TAMAMEN OBJEKTİFTİR diyecek 

Biri ETNİK milliyetçilik olarak anlayacak diğeri ise olur mu ULUSÇULUK anlayışıdır diyecek, ETNİK kökene bakılmaksızın ülkede yaşayan herkesi kucaklıyor diyecek. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE sözü de herkesçe farklı yorumlanmaktadır. Aynı kargaşa bu cümlede de zaman zaman yaşatılıyor.
--------------------------------------------------------------------------
KAVRAMLARLA SONUÇ olmak mümkün değilse UYGULAMAYA bakarak sonuçlar çıkarmak gerekir.

Sayın ADIKUTLU güzel bir soru sormuş “Atatürk Milliyetçiliği kavramını barındıran 82 Anayasası sosyal yaşantıda ne gibi rahatsızlıklar vermektedir” demiş. Aslında bu soru üzerinde iyice düşünüldüğünde güzel sonuçlar alınacağını düşünüyorum. Bu soruyla ilgili olarak bir çalışma yapıyorum. Ayrıca paylaşacağım.

commodore1tr
11-11-2007, 16:29:43
Barolar birliğinin hazırladığı taslağı ciddiye alan maalesef olmamıştır. Dolayısıyla gündeme bile gelmeyen bir olayın içinde ne olup olmadığını bilemeyiz. Ama Hükümetin 6 kişiye ve ne hilmetse bu altı kişide Ak partiye yakın Atatürk e uzak olduğu belgeli kişilere hazırlattığı taslak gündemdedir. Yoksa bizde hukuki nette oturur ANAYASA yazarız muhtemelen daha düzgün olur ama gerçekleşme olasılığı ile ciddiye alınır yada alınmaz.
Farkındaysanız ortada tek bir taslaktan söz ediliyor ve nedense tam bizim dediğimiz gibi gelişiyor. En kutsal ayda türban tartışmasını yaptıran bir hükümet bu taslağın arkasında...
Kaldıki bir hükümetin yepyeni bir anayasa yapıp yapamayacağı tartışılmayacak kadar kesin belirtilmiştir anayasada...

Av.Fahri Sürücü
19-11-2007, 19:42:40
Sayın Commodore1tr
işin ciddiyetinde olmadığınızı düşünüyorum,
konuyu iyi takip etmiyorsunuz
içeriğiyle de ilgilenmiyorsunuz
sizin derdiniz iktidarla
hukuki olarak sonucun ne olacağıyla ilgili değil
size kolay gelsin

Erdal4420
29-11-2007, 20:17:34
BİR ÖENRİ!
Türkiye Cumhuriyeti Halkı, Cumhuriyetimizin kurucusu büyük Atatürk'ün gösterdiği doğrultuda, uygar yaşama elverişli bir toplum oluşturmak, adaleti hakim kılmak, iç huzuru sağlamak, dış tehditlere karşı ortak bir savunma sağlamak, genel refahın artmasına müsait bir düzen yaratmak ve özgürlükçü demokrasinin bütün nimetlerinden faydalanmak üzere ortaya koyduğumuz bu Anayasayı kabul ve tesis ederiz.
BİREY HAKLARI
Bent 1. Anne ve babasından herhangi biri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan, veya anne ve babasından herhangi biri en az on yıldır Türkiye'de yaşayan ve Türkiye'de doğmuş her insan, geri alınamaz bir hakla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır.
Bent 2. Din ve Devlet işleri ayrıdır. (Laiklik Prensibi.) Devlet dini vecibelerin icrasını sınırlayacak veya herhangi bir dini vecibenin icrasını mecburi kılacak hiç bir tasarrufta bulunamaz. Hiç bir dini vecibenin icrası, o icraya bazı bireyleri gönülsüz olarak dahil ediyorsa veya gönüllü de olsa katılan ve fakat yaşları 18 yaşından küçük olanlara fiziki eziyeti içeriyorsa; böyle bir icra, bu bent dışında belirtilen ve dini vecibelerin icrasının sınırlandırılamaması ile ilgili hükmün kapsamı dışına çıkar ve konuyla ilgili bütün kanunların kapsamına girer.
Bent 3. Devlet ifade özgürlüğünü kısıtlayacak herhangi bir tasarrufta bulunamaz. Bireyler ve özel kurumlarla ilgili kasten hilaf-ı hakikat ifadede bulunanlar, bu eylem gerçekleştikten sonra ilgili kanunlarla kovuşturmaya uğratılabilirler, ancak böyle ifadeler yapılmadan önce veya sonra ifade özgürlüğüne mani olacak hiçbir kısıtlama getirilemez. Savaş halinde Devlet sadece askeri haberlerin yayınlanmasına sınır getirebilir.
Bent 4. Bireylerin barışçı bir şekilde toplanmalarına, şikayetlerini yazılı ve sözlü belirtmelerine hiç bir sınırlama konulamaz.
Bent 5. Herkes, kendi yaşamını uygun gördüğü şekilde sürdürmek, üretmek, mübadele etmek ve mülkiyet edinmek hakkına sahiptir. Bir kimse yaşamından, özgürlüğünden veya mülkiyetinden, sadece kanunun gösterdiği yollardan geçerek mahrum bırakılabilir. Toplumsal yaşamın gereği olarak başka bireylerle koordinasyonu zorunlu olan ve kanunlarda açıkça belirtilen bazı fiziki eylemlerde özgürlüklerin ve mülkiyetin kullanımı, bir kamu otoritesinin tanzimine sokulabilir.
Bent 6. Hiç bir kimsenin mülkiyeti, adil karşılığı verilmeksizin kamulaştırılamaz.
Bent 7. Kanunla açıkça yasaklanmışlar dışında hiç bir malın üretim ve mübadele özgürlüğü sınırlandırılamaz. Devlet adalet, asayiş ve savunma konuları dışında hiç bir üretim ve mübadele alanında bilfiil girişimci olamaz.
Bent 8. Bir hak, bir insanın davranma özgürlüğünün ifadesidir; bir takım mal veya hizmetleri, o mal ve hizmetlere karşılık olarak onları üretenlerce belirlenen değerleri sunmadan karşılıksız olarak elde etmek değildir. Hiç kimse, başka bir kimsenin mal ve hizmetlerinden sahibinin rızası olmaksızın yararlanamaz.
Bent 9. Özel hayatı bireye aittir. Yargıç kararı veya suçüstü hali olmaksızın; hiç bir kimsenin üstü, meskeni ve eşyaları aranamaz; özel hayatının ve haberleşmesinin gizliliğine dokunulamaz.
Bent 10. Kimse eylemin yapıldığı anda kanunda suç olarak tanımlanmamış bir fiilden dolayı suçlanamaz. Suçluluğu hakkında kuvvetli belirtiler olan bir kişi, kaçma veya delillerle oynayabilme ihtimallerinin bulunması halinde ancak yargıç kararıyla tutuklanabilir. Suçüstü halinde veya gecikmesi halinde sakınca olan ve kanunla belirtilen şartlarda yargıç kararı olmaksızın yakalanan bir kişi, her hâl ve şartta, en çok yirmi dört saat içinde yargıç karşısına çıkarılır ve yargıcın tutuklamaması halinde aynı isnattan dolayı yeni deliller dahi ortaya çıkmış olsa en az kırk sekiz saat geçmeden yargıç kararı olmaksızın tekrar yakalanamaz. Tutuklanan veya yakalanan kişiye• suçlanma sebebi derhal söylenir. Herkes yer veya suç çeşidi itibariyle, isnat edilen eyleme, eylem tarihinde bakan mahkeme dışında bir mahkeme önüne çıkarılamaz. Tutuklu kişinin tutukluluk halinin yargıç tarafından gözden geçirilmesini isteme hakkı ve yargıcın, tutuklu kişinin mahkeme önüne getirilmesini emretme yetkisi hiç bir hal ve şartta sınırlandırılamaz. Herkes ilgili olduğu mahkeme davalarının hızla bitirilmesi hakkına sahiptir. Suçluluğu ispat edilene kadar herkes masum addedilir. Kimse, kendisi, anne-babası, eş veya çocuklarıyla ilgili ifade vermeğe zorlanamaz. Herkes mahkeme önünde tanıklarla yüzleşmek, kendi lehine olan tanıkları zorla mahkemeye getirtmek, avukat tutmak veya maddi gücü yetersizse kamu avukatlığı hizmetlerinden yararlanmak hakkına sahiptir. Kimse aynı suçtan ikinci defa hürriyeti bağlayıcı ceza mahkumiyeti alacak biçimde yargılanamaz. Kimse zalimane ve eşi görülmemiş bir şekilde cezalandırılamaz.
Bent 11. On sekiz yaşını bitirmiş herkes siyasi seçimlerde oy kullanma hakkına sahiptir.
Bent 12. Herkes, doğuştan veya sonradan edindiği hususiyetlerine bakılmaksızın kanun önünde eşittir.
Bent 13. Hiç bir grup, içindeki bireylerin her birinin sahip olduğundan daha büyük bir hakka sahip değildir. Hiç bir grubun bireyi, o gruptaki bireylerin tamamının veya bir kısmının, niteliksel veya niceliksel özelliklerinden dolayı, yaptıklarından veya yapmadıklarından dolayı, daha az veya daha çok hakka sahip değildir.
Bent 14. On sekiz yaşından küçük bireyler. zihnen ve bedenen gelişmelerini mümkün kılacak olanaklara sahip olmak ve zihin ve bedenlerine yönelecek tehditlerden korunmak hakkına sahiptir.
Bent 15. Devlet bu maddedeki birey haklarının başka bireylerce veya Devlet görevlilerince ihlalini önleyecek tedbirler alır.
YASAMA YETKİSİ
Bent 1. Yasama kuvveti Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir.
Bent 2. Meclis, en az 25 yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasından, dört yılda bir, dört yıl görev yapmak üzere, kanunla belirlenecek dar bölgelerden, oyların %50'den fazlasını alarak seçilmiş, 300 milletvekilinden oluşur. Hiç bir adayın %50'den fazla oy alamaması halinde, en çok oy alan iki adayla seçim iki hafta sonra tekrarlanır.
Bent 3. Meclis kendi başkanını ve diğer görevlilerini seçer, çalışma usullerini kanunla belirler.
Bent 4..Milletvekilliği hakkını kaybetme sadece ölüm, istifa veya Anayasal Tard ile mümkündür.
Bent 5. Anayasal Tard, görevden alınması Anayasal Tarda bağlı bir devlet görevlisinin, vatana hıyanet, rüşvet ve kanunda belirtilen diğer suç ve kabahatlerden dolayı mahkum olması ve bu mahkumiyetin Meclis üye genel sayısının 2/3'ünce onaylanmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti Başkanının Anayasal Tardında, bu işlemle ilgili Meclis oturumlarına Yüksek Mahkeme Başkanı başkanlık eder.
Bent 6. Meclis üye genel sayısının %25 eksilmesi halinde yenileme seçimleri yapılır.
Bent 7. Milletvekilleri, Meclisteki konuşmalarından dolayı takibata uğratılamazlar, Meclis oturumu sırasında veya oturuma giderken tutuklanamazlar.
Bent 8. Milletvekilleri bu görevleri dolayısıyla Anayasal Maaş alırlar ve başka hiç bir Devlet memuriyetine atanamazlar.
Bent 9. Anayasal Maaş, yüksek bir yaşam seviyesi sağlayan ve satın alma gücü görev süresince mümkün olduğunca sabit tutulacak şekilde kanunla düzenlenen ödemedir.
Bent 10. Bütün kanun tasarıları Mecliste teklif edilir ve üye genel sayısının çoğunluğuyla kabul edildikten sonra, on gün içinde veto edilebilir kaydıyla Başkana sunulur. Başkanın onaylamasıyla tasarı kanunlaşır. Başkan onaylamaz ve on gün içinde veto da etmezse tasarı kanunlaşır. Başkanın veto etmesi halinde tasarı Meclise geri gönderilir. Veto edilmiş bir tasarı Meclisin üye genel sayısının 2/3'ünce kabul edilirse kanunlaşır.
Bent 11. Meclis aşağıdaki yetkilere sahiptir:
• Yüksek mahkeme altındaki mahkemeleri kurmak.
• Yerel Yönetim teşkilat kanunları yapmak, ki bu kanunlar Yerel Yönetim birimlerinin Başkan, Başkan Yardımcısı ve Meclislerinin seçim esasları, tur sayısı, dar bölgelerin tayini, %50'den fazla oyla seçilme, görev süresi şartları açısından - Türkiye Cumhuriyeti Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi seçim esaslarına uygun olarak düzenlenmelidir.
• Vatandaşların Birey Haklarını iç ve dış tehditlere karşı korumak için kanunlar koymak ve bu hizmetlerde kullanılmak üzere savaş hali dışında bireylerin veya kurumların net gelirlerinin %10'unu geçmemek üzere vergi toplamak.
• Sadece savaş halinde yabancı ülkelerle ticareti düzenlemek.
• Savaş ve Barış ilan etmek.
• Geçerliliği ancak o yasama döneminden sonraki ikinci seçimde başlamak üzere, seçim kanunları ve Anayasal Maaş kanunları çıkarmak.
• Geçerliliği ancak o yasama döneminden sonraki ilk seçimde başlamak üzere, üye genel sayısının 2/3'ünce kabul edilen Anayasa değişiklikleri yapmak.

YÜRÜTME YETKİSİ
Bent 1. Yürütme kuvveti, Türkiye Cumhuriyeti Başkanına aittir. Başkan ve bir Başkan Yardımcısı, en az 35 yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasından, dört yılda bir, dört yıl görev yapmak üzere, oyların %50'den fazlasını alarak seçilir. Hiç bir adayın %50'den fazla oy alamaması halinde, en çok oy alan iki adayla seçim iki hafta sonra tekrarlanır. Başkan, seçimden bir ay sonra aşağıdaki yeminle göreve başlar:
"Türkiye Cumhuriyeti Başkanlık görevlerini , yeteneklerimin el verdiği en üst düzeyde yerine getireceğime, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını sadakatle koruyacağıma bütün mukaddesatım üzerine and içerim."
Bent 2. Başkanlık makamı ancak ölüm, istifa veya Anayasal Tard ile boşalır.
Bent 3. Başkanlık makamının boşalması halinde, Başkan Yardımcısı görevi üstlenir. Her ikisinin aynı zamanda yukarıdaki sebeplerle görev dışı kalmaları halinde, Meclis bir ay içinde, üye genel sayısının çoğunluğuyla, görev dışı kalan Başkanın dönemini tamamlayacak bir süre için yeni bir Başkan ve Başkan Yardımcısı seçer.
Bent 4. Başkan ve Başkan Yardımcısı bu görevleri dolayısıyla Anayasal Maaş alırlar ve başka hiç bir Devlet memuriyetine atanamazlar.
Bent 5. Başkan Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun Başkomutanıdır.
Bent 6. Başkan, Yüksek Mahkeme Üyelerini, Kabine Üyelerini, Genel Kurmay Başkanını, Kuvvet Komutanlarını, Büyükelçileri, Valileri ve tayini henüz kanunla düzenlenmemiş bütün Devlet görevlilerini tayin eder ve Yüksek Mahkeme Üyeleri dışındakileri görevden alabilir. Meclis herhangi bir atamayı, bir ay zarfında, üye genel sayısının 2/3'üyle reddetme yetkisini haizdir. Meclis bu maddede sayılanlar dışındaki Devlet görevlilerinin tayinini, kanunla düzenleyebilir.
Bent 7. Başkan, Büyükelçileri kabule, bir ay zarfında Meclis üye genel sayısının çoğunluğunca reddedilebilmek kaydıyla anlaşmalar yapmaya yetkilidir.
Bent 8. Başkan bütün kanunlara riayet edilmesini sağlar.
YARGI YETKİSİ
Bent 1. Yargı kuvveti, bir Yüksek Mahkemeye ve Meclis tarafından kanunla kurulan diğer alt mahkemelere aittir. Yüksek Mahkeme bütün kanunların Anayasaya uygunluğunu ve alt mahkemelerin kararlarını denetlemeğe yetkilidir.
Bent 2. Yüksek Mahkeme, biri başkan olmak üzere on üç üyeden kuruludur.
Bent 3. Yüksek Mahkeme üyeleri ve bütün yargıçlar, istifa etmedikçe, Anayasal Tarda uğramadıkça veya yüksek Mahkemenin 2/3'ünce yaşlılık ve sağlık hali gerekçeleriyle görevden alınmadıkça ömür boyu görevde kalırlar. Meclis, Yüksek Mahkemenin yaşlılık ve sağlık hali gerekçeleriyle görevden alma kararlarını, bir ay zarfında, üye genel sayısının 2/3'üyle reddetme yetkisini haizdir.
Bent 4. Yüksek Mahkeme üyeleri ve bütün yargıçlar Anayasal Maaş alırlar ve başka hiç bir Devlet memuriyetine atanamazlar.
Bent 5. Yargı kuvveti, yapılmış ve yapılacak bütün kanunları ve anlaşmaları,vatandaşlar arası, vatandaş Devlet görevlisi arası, Devlet görevlileri arası bütün davaları kapsar.

Harun Gür
30-11-2007, 22:26:27
Aşağıdakileri okuyunca, elbette bazı maddeler hariç araya sıkıştırılan maddeler sayesinde Giriş bölümünün de gereksiz olduğuna karar verdim. Bu olsa olsa ismini kullanıp, aslında hiç olmadığı ve kastetmediği şekilde bir kavramın evrilmesi ve devrilmesidir.

Neyi evirip, devirdiğinizi varıp siz anlayın.

Buğra KESİCİ
10-02-2008, 01:04:17
Öncelikle yukarıda bazı arkadaslarımızın belırtmıs oldugu uzere aslı kurucu ıktıdar ve talı kurucu ıktıdar tanımlarından hareket edece olursak ; aslı kurucu ıktıdar , anayasayı ılk kez ya da yenıden yapan ıktıdar ; tali kurucu ıktıdar ise anayasayı bır oncekı anayasaya baglı olarak degıstırme yetkısıne haız olan ıktıdardır.Bu doğrultuda , tanımlardan yola cıkacak olursak soz konusu olan Anayasa Taslağı'nı hazırlama gırısımınde olan ıktıdar partısı AKP ' dir.AKP ise ; genel secımlerle ıktıdara gecmıs olan "tali kurucu iktidar" sıfatını verebılecegımız ıktıdardır.Bu bağlamda , AKP ' nın yapacak oldugu kendılerınınde sıvıl anayasa olarak nıtelendırdıklerı anayasanın meşruluğu tartısılır , ki bana gore tali iktidar oldugundan yaptıgı anayasanın meşruluğu bulunmamaktadır.Baska bır acıdan yaklasırsak ; konuyu acan arkadasımızın belırttıgı uzere anayasanın ılk 3 maddesı bıldıgımız uzere degıstırılememektedir ayrıca degıstırılmesı dahi teklıf edılemeyen maddelerdir.Dolayısıyla , bu maddelerın degıstırılmesı daha dogrusu degıstırılmeye kalkısılması mumkun degıldır fakat anayasa baska yollarla bu anayasası degıstırmek degıl yenı bır anayasa yapma gırısımındedır ; bu 3 maddenın degıstırılmeye kalkısılması "hile - i şeriye" dir.Yukarıdada belırttıgım uzere anayasanın sıvıl anayasa olarak ısımlendırılmesı ve yenı bır anayasa yapılması AKP 'nın konumu ıtıbarıyle mumkun degıldır.SAYGILARIMLA

Av.Fahri Sürücü
10-02-2008, 17:49:27
Asli kurucu iktidar
tali kurucu iktidar tartışmaları
geçmiş yılları ve anayasal tarihçeyi değerlendirirken kullanmış olduğumuz kavramlardır,
yasal bir dayanağı yoktur,
teoriktir,
yorumdan ibarettir,
GEÇMİŞİ ANLATIRKEN ve TASNİF EDERKEN kullanılan kavramlardan ibarettir,

Ancak Anayasanın nasıl değiştirileceği zaten yine ANAYASADA ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR,

NEDENSE HEPİMİZ İŞİNE GELDİĞİ ORANDA YASALARA BAĞLI KALMAYA ÇALIŞIYORUZ, YANİ MEVZUATIN İÇİNDE BİZİ DESTEKLEYENLERİ ALIP, DİĞERLERİNİ GÖRMEZDEN GELİYORUZ

OLMASI GEREKENDEN ZİYADE OLMASINI İSTEDİKLERİMİZİ, TEMENNİLERİMİZİ yazıyoruz

böyle düşünüyorum açıkçası, saygılarımla...