PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Kuzey Irak'ta neler oluyor?







ozcanhukuk
19-07-2002, 21:26:07
Sayın üyeler,
İç politikada açmazlara ve -fiilen- hükümetsizlikten kaynaklanan sorunlara takılı kaldığımız şu günlerde ülkemiz bakımından hayati önem gösteren konuların yanında dış politika sorunlarını da gözardı ettiğimiz düşüncesindeyim. İşte Kuzey Irak-Kürt Devleti-Musul,Kerkük ve burada yaşayan Türkmenler ile bu merkezli politik sorunları bir Türk hukukçusu olarak çok önemli görüyorum ve bu konuları değerli site üyelerinin değerlendirmelerine açıyor ve değerli düşüncelerinizi bekliyorum. Bu bağlamda aşağıdaki güncel haberi ve beğendiğimiz okuyucu yorumunu www.gazeteoku.com sitesinden aynen aktarıyorum.


Kıvrıkoğlu'ndan Kerkük uyarısı!
Olası Irak harekatı için Ankara’ya gelen ABD Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz, Genelkurmay karargahında Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun uyarıları üzerine şok oldu. Kıvrıkoğlu Wolfowitz'e iki önemli uyarıda bulundu.
Wolfowitz'i şok eden sözler:
Kıvrıkoğlu, "Kerkük’ü de içine alacak bir Kürt devleti kurulursa, doğrudan oraya gireceğimizi ve müdahale edeceğimizi bilmenizi isteriz. Ayrıca, geçen Körfez Savaşı’nda vaat edilen maddi desteği alamadık" dedi.
Kerkük uyarısı...
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu, haritada Kuzey Irak bölgesini işaret edip, parmağını Kerkük bölgesine götürürken, şöyle diyor:
- Yapacağınız harekat sonrasında eğer Kuzey Irak’ta ve özellikle Kerkük bölgesinde istenmeyen bir durum doğarsa, bu bizim hassasiyetlerimiz açısından önemlidir.
Orgeneral Kıvrıkoğlu’nun eli Kerkük üzerinde bir daire çizerken, konuşması daha da keskinleşiyor:
- Ve eğer, Kerkük’ü de içine alacak bir Kürt devleti kurulması söz konusu olursa, doğrudan ve açıkça oraya gireceğimizi ve müdahale edeceğimizi bilmenizi isteriz...
Kısa bir sessizlikten sonra Orgeneral Kıvrıkoğlu, şöyle devam ediyor:
- Kerkük’teki Türkmen nüfus bizim için çok önemlidir. Bilmenizi isterim ki, ben de bir Türkmen’im.
Genelkurmay Başkanı’nın bu sözleri söylediği kişi ABD Savunma Bakan Yardımcısı ’dir...
Bu sözler, Irak harekatı için Ankara’ya nabız yoklamaya gelen ABD Savunma Bakan Yardımcısı’na Genelkurmay karargahında söylenmiştir.
Belki Orgeneral Kıvrıkoğlu’nun kullandığı kelimeler, aynen böyle değildir, ancak içerik olarak mesaj net ve açıktır.
ABD Savunma Bakan Yardımcısı, Türk Genelkurmay karargahında her şekilde Irak’a büyük bir harekat yapacaklarının işaretini vermiştir...
Bu yüzden Orgeneral Kıvrıkoğlu harekat sonrasında doğabilecek Türkiye açısından tehlikeli durumlara karşı bir şekilde hassasiyetlerini belirtmiş ve önlem almaya çalışmıştır...
Orgeneral Kıvrıkoğlu’nun yaptığı bir başka uyarıyı ise şöyle özetleyebilirim:
- Türkiye, geçen Körfez Savaşı’nda vaat edilen maddi desteği alamamıştı. Bunun da üzerinde durmak gerekir...
Siyasi iradenin büyük çalkantılar nedeniyle, ‘iradesizlik sınırı’na dayanması nedeniyle, Wolfowitz’in Türk Genelkurmay Başkanı’yla yaptığı konuşmasının önemi Washington’da daha da artmıştır.
Peki Orgeneral Kıvrıkoğlu’nun verdiği bu mesajlar Hükümet tarafından da verilmiş midir?
Verildiyse, hangi keskinlikte verilmiştir...
Bu soru üzerine yaptığım araştırmalarda gördüm ki, benzeri bir keskinlik MHP lideri Devlet Bahçeli’de vardır.
Dışişleri Bakanlığı’nın ya da Başbakan’ın böyle bir uyarıda bulunduklarını sanmıyorum...
İşte bu yüzden de Türkiye bir ‘stratejik partner’ olmak yerine ‘kullanılabilir üs’ statüsünde kalmaktadır...
Bu durum, Türkiye’yi Washington’da ve en önemlisi kendi bölgesinde giderek hafifletmektedir.
Gerçekten de böyle bakınca, Türkiye ‘siyasi entrikalar’ın, ucuz arayışların ya da ‘lokal senaryolar’ın teslim aldığı bir ‘küçük ülke’ düzeyine inmektedir.
Bu noktaya gelmiş olan Türkiye’nin durumu şudur:
Ekonomik olarak kaderini ve umutlarını Dünya Bankası ve IMF’ye bağlamış.
Siyasi olarak da, Avrupa Birliği macerasında giderek ‘eyvah bizi Avrupa’ya almayacaklar ve mahvolacağız’ diyen bir ‘şahsiyetsizleşme’ uçurumuna yuvarlanmaktadır...
Bir tarafta ‘eyvah borsa düşüyor, dolar yükseliyor’ diyen bir ‘toplumsal panik’ atmosferi, diğer tarafta ‘eyvah, bizi AB’ye almayacaklar ve perişan olacağız’ diyen bir ‘korku korosu’ Türkiye’yi teslim almıştır.
Böylece, bir dünya devleti olarak ‘irade bozgunu’ yaşanmaktadır.
Kuzey Irak’ta Kürt devleti fiilen kurulmuştur, ancak görmezlikten gelinmektedir...
Yukarıda Ermenistan tarafından işgal edilmiş Azerbaycan toprakları dururken, aşağıda işgalci konumuna düşürüldüğümüz Kıbrıs için ‘taviz pazarlıkları’na hapsolunmuştur.
İnisiyatif ve irade yok olmuştur.
İşte bütün bu manzaraya bakınca, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu’nun ABD Savunma Bakan Yardımcısı’na yaptığı uyarının anlamı daha da önemli bir hale gelmektedir.
Türkiye artık iradesini ve inisiyatifini yitirmiş, IMF kıskacında borç verilip, ‘kullanılabilir üs’ durumuna düşürülmüş bir ülke konumundan mutlaka kurtarılmalıdır.
Bu millete ve bu tarihe yakışan da bu kurtuluş heyecanıdır.
Fatih Çekirge/STAR

Bu habere yapılan yorumlardan;

TÜRK ORDUSU VE STRATEJİK İTTİFAKLAR
Ülkede dirayetli bir iradenin olmaması Wolfowitz gibi emperyalizmin savaş çığırtkanı ile ordunun karşı karşıya kalmasına neden oluyor...Zaten son dönemdeki gelişmelere bakacak olursak çevre ülkelerle yapılan ant. çoğunlukla ordunun imzasını görüyoruz...yani türkiyenin dış politikasını ülkede sivil bir irade boşluğu olduğu için mecburen ordu yönlendirmek zorunda kalıyor..Kafkasyada ermenistan ve rusya ya karşı gürcistan ve azerbaycan ile yapılan ant. Genelkurmay başkanı tarafından imzalanmıştır..Anlaşmaya göre türk ordusu gürcistandaki eski iki rus üssünü onaracak ve buna karşılık gerekli koşullarda kullanılmak üzere bu iki üsten faydalanma hakkını elde edecek...Kafkasya da , Azerbaycanın beşte birini işgal etmiş olan işgalci ermenistana ve onu destekleyen rusyaya karşı stratejik dengeyi kurmak bakımından antlaşmanın önemi büyük...Ayrıca gene gürcistan ve azerbeycan ordusunun türk ordusu tarafından eğitilmesi..Haydar Aliyev in size emanet ediyorum dediği Nahcivan ın güvenliği Türk Ordusu tarafından sağlanıyor.Ayrıca, her ne kadar uzun vadede bize çok büyük zararını dokunacağını düşünsem ve karşı çıksamda İsrail ile yapılan stratejik ittifaklar var..Özellikle israil ile yapılan stratejik ittifak uluslararası alanda yahudi lobisinin desteğinin de türkiye nin problemli konularında kendi lehine olmasıını sağlıyor.Türkiye nin önümüzdeki kritik dönemde özellikle Kıbrıs konusunda AB ile gireceği mücadelede bu stratejik ittifakın yahudi lobisinin desteğini alma bağlamında büyük önemi olacak.(not:Önümüzdeki aylarda AB Rumları Kıbrıs adasının tek temsilcisi olarak AB ye alacak ve bu durumda türk ordusu orada AB topraklarını ilhak etmiş işgalci bir ordu konumuan düşecek..bu durumda kıbrıs daki türk kesiminin türkiye den ilhak istemekten başka çaresi kalmayacak..ve bu AB-TÜRKİYE arasında çatışmaya dahi varacak olaylara yol açabilir) İşte bu kritik dönemde Türkiyenin yahudi lobisinin desteğini almasında -istemesemde - büyük faydaları olacak...Yahudi lobisinin gücü herkesçe malum..Sadece kongrede 37 yahudi üye var.Türkiye-Azerbeycan sratejik ittifakı ile olan ilgisi yüzünden yahudi lobisinin dünya üzerindeki etkinliği ile ilgili bir örnek vermek istiyorum..ABD daha önce ermeni lobisininde etkisiyle , AZERBEYCAN-ERMENİSTAN savaşından dolayı azerbeycan a ambargo koymuştu 90 lı yılların başında....oğul Bush yönetimi ise iktidara geldiklerinde azerbeycan üzerindeki ambargoyu kaldırdılar ve bununla kalmayıp ermenistana ambargo koydular..Şimdi durup duruken ABD böyle bir şeyi niye yapar diyeceksiniz...ABD , işin içinde YAHUDİ LOBİSİ olursa gerekirse kendi ulusal çıkarlarını bile geri plana atıp bu güçlü lobinin baskılarına boyun eğmek zorunda kalır.Ermenistan ın son zamanlarda RUSYA ve İRAN arasındaki özellikle nükleeralandaki teknoloji transferine aracılık ettiği biliniyordu.İran ın rusyadan nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip uzun menzilli kıtalararası balistik füze yapımını sağlayabilecek teknoloji transferinisağlaması, bölgede iran ı kendisi için en büyük tehdit olarak gören israil i telaşlandırdı.( bu arada unutmayalım ki İRAN eski cumhur başkanı HAŞİMİ RAFSANCANİ nin "israil i yok etmek için dünya müslümanlarının yüzde onunun şehit olmayı göze alması gerekir" sözü hala hafızalarda ).Ermenistan ise, bu teknolojinin iran a aktarılmasındakendi topraklarını kullandırtarak bir köprü vazifesi görüyordu.İşte ambargonun perde arkası..İsrail in tedirginliği yahudi lobisinin hemen devreye girip ermenistan a her türlü yaptırım ın uygulanmasını sağladı.Sanırım bu, Yahudi lobisinin ermeni ve rum lobilerinin ötesinde dünyada nasıl bir güce sahip olduğunu göstermesi açısından iyi bir misal teşkil ediyor.Yahudilerin dünyada bu kadar güçlü olmaları aslında hiç mi hiç hoşuma gitmiyor ama Türkiye nin diğer lobilere karşı yahudi lobisinin desteğini alması stratejik açıdan önümüzdeki kritik dönemde gerçekten de çok önemli.Ve tabiiki lobinin desteğinin alınmasında asıl konumuz olan ordunun rolü çok büyük..Ülkemizdeki önemli masonlardan Tansu Çiller döneminde başlayan israil- türkiye ilişkileri ,özellikle erbakan ın başbakanlığı döneminde (ilginçtir sıkı bir israil düşmanıdır kendisi) askeri düzeyde o dönemde genelkurmayda çok etkin olan büyük yahudi dostu! orgeneralÇEVİK BİRin de katkılarıyla önemli askeri ant.(f-4 uçaklarının modernizasyonu , ortak tatbikatlar,....) imzalandı.Zaten bu dönemden itibaren ordunun dış politikada etkinliği iyice arttı.Aslında ordunun bu çabalarını takdir etmemek imkansız...Ama bununla beraber ordunun iç politikada kendine hayali düşmanlar bulması (irtica)gibi doğru değil..Çünkü , baktığımızda yapılan araştırmalarda ordunun halkın en çok güvendiği kurum olduğu ortaya çıktı..Ordunun içerde kendine bazı hayali düşmanlar yaratıp bunlarla uğraşıp imajını zedelemesi çok yanlış.Neyse, şimdi yahudilerin bu işten çıkarlarına bakalım.....Yahudiler türkiyeye bu desteği verirken kendileri ise kendi ulvi amaçları!!!! doğrultusunda bazı planlar peşinde...İsrail, türkiye ile kurduğu stratejik ittifak doğrultusunda , türkiyenin azerbeycan ile olan iyi ilişkilerini kullanarak Kafkaslara sarkma politikasını takip ediyorlar..Tabii ki burada unutmamamız gereken bir husus var ki israil bunu yaparken büyük düşmanı iran ın nüfusunun önemli bir bölümünü(15 milyon) teşkil eden Azerileri göz önünde bulunduruyor..Ve uzun vadede iran üstünde yapılacak bir bölme operasyonu için kafkaslarda işine yarayacak stratejik bir partner arıyor..bunu da türkiye vasıtasıyla azerbeycan ile ilişkilerini geliştirerek yapıyor...Ayrıca ömemli bir husus var ki israil e cephe almış olan ARAP DEVLETLERİ israil in bir islam düşmanı olduğu argümanını kullanıyorlar.Bu açıdan da israil in TÜRKİYE ve AZERBEYCAN gibi müslüman devletlerle iyi ilişkiler kurması, ARAPların bu savlarını çürütmesi açısından çok önem arzetmektedir...Bunların yanında her üç devletinde stratejik açıdan ulusal çıkarları için önemli bir yer tutan diğer bir husus ise HAZAR PETROLLERİNİN TAŞINMASI meselesidir...Bu üç devlet de kendi çıkarları doğrultusunda petrollerin BAKÜ-TİFLİS-CEYHAN hattından taşınmasını istemektedir.İsrail iran üzeründen, türkiye ve azerbeycan ise rusya üzerinde hattın geçirilmesine karşıdır....Olayın israil bağlamına baktıktan sonra şimdide ordunun yukarıdaki haberle ilgili duruşuna bir göz atalım... Genelkurmay başkanı orgeneral KIVRIKOĞLU paşa doğru söylemiş...Türkiye Kuzey ırak ta bir kürt devleti kurdurulmasına! izin vermemelidir..Çünkü kurulacak böyle bir yapı türkiye için uzun vadede büyük tehlike arzetmektedir.(Şimdi, yahudilerin orada uydu bir devlet kurma amacında oldukları ve hatta bununla ilgili israil deki bazı yahudi bilim adamlarının bunun altyapısını hazırlamak amacı ile kürtlerinin temelinin taa yahudilere kadar dayandığı ile ilgili yaptıkları saçma sapan bilimsel!!!! araştırmalara hiiiç değinmeyecem çoook uzun bir konu çünkü, inşallah başka bir zaman...)Eğer Kürt devleti kurulursa Türk ordusu dediğini yapar ve Kuzey Irak a girip MUSUL-KERKÜK e kadar ilerler..Çünkü dediğimiz gibi özellikle belli bir dönemden beri ORDUnungerek iç politikada gerekse de dış politikada etkinliği iyice artmıştır. Ve söylemeliyim ki bana göre TÜRK ORDUSU böyle Kuzey IRAK a dalma operasyonunu çooook çokk raha bir şekilde yapabilecek kapasiteye sahiptir...Türk ordusu bugün KOLORDU düzeyindeki 50-60 bin kişilik bir kuvveti istenildiği anda çok kısa bir süre çerisinde operasyon veya savaş mevkiine havadan indirme ( helicopter.uçak,vb....) kaabiliyetine sahiptir..Askeri bilgiye sahip olanlar bilirki böyle bir hava indirme operasyonunu yapabilmek hiç te kolay değildir..ve böyle bir operasyonu dünyada yapabilecek ülke sayısı 3 veya 4 tür..Ve türk ordusu böyle bir operasyonu rahatlıkla yapabilcek kaabiliyet ve imkanlara sahiptir......Kuzey IRAK ta ise denildiği gibi zaten fiili bir kürt devleti mevcuttur.Ve bu bölgede yaklaşık olarak sayıları toplam 100.000 kadar çeşitli silahlı Kürt grup vardır...Eğer bu devleti resmileştirme gibi bazı çabalar içine girilirse Türk Ordusu PAŞA nın da dediği gibi daha önce KIBRIS ta yaptığı gibi KUZEY IRAK a girer ve bu silahlı çapulcuları dağıtıp oradaki 3 milyon türkmenin hayatını garanti altına almasını bilir..........
··· 19/07/2002 19:22, hcetin

PAPYON
20-07-2002, 22:11:18
Forumu açan arkadaşa teşekkür ederim. Evet iç politikanın çıkmazlarında olan bir memlekette çok önemli dış politika meseleleri hep gözardı ediliyor. Genelkurmay'ın dış politikaya el atmasından yüksünmemek lazım ee böyle hükümete böyle...Onlar olmasa ne olacak? Böyle çok önemli bir konuda tamamen pasif kalacaktık. Bakalım körfez Savaşı'nda Irak'tan fazla zarar gören Türkiye, bu kez ABD'ye 'bedel' ödetebilecek mi? En az 100 milyar dolar zararımız olduğundan söz ediliyor. Geçenlerde ABD Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz'in ziyareti sırasında bütün kartlar açıldı. Wolfowitz Saddam'ı devirmek için Amerika'nın uygulayacağı stratejiyi anlattı. Açıkça Türkiye'nin desteğini istedi. Haberlerden edindiğim intibalarım şu ki; Wolfowitz ,'Saddam'a karşı yanımızda olmazsanız, Kürtler'i partner seçmek zorundayız' diyerek Kürt devleti ile bizi tehdit ediyor. Esasen Kürtlerin Devlet olmaya yönelen fiili oluşumları çok zamandan beri Kuzey Irak'ta varlığı da bilinen bir gerçek ancak iş uluslararası hukuk zemininde bağımsız Kürt Devleti kurulması olunca işin rengi değişir. Bu durum Türkiye için asla kabul edilemez,neye mal olursa olsun!
Bence Ankara ise ilk savaştaki tuzağa düşmemek için pazarlık yapmalı ve sanırım yapıyor da. İşe öncelikle ilk savaştaki faturanın ödettirilmesi ile başlanmalı...Fakat bundan sonrası içinse Irak'ta Saddam döneminin bitirilmesi için tamam ancak Kürt Devleti konusunda kesin tavrımız ortaya konmalı ve olasılıklara göre hazırlıklarımızı yapmalıyız. Musul-Kerkük kanayan yaramızdır. Göreceksiniz eninde sonunda bizi mecbur edecekler...

Profesör
20-07-2002, 22:32:29
Bir türlü Saddam'ı devirme düşüncesinden vazgeçmeyen Atlantik ötesinin kıta ülkesi ABD Irak konusunda eğer işbirliği istiyorsa salt kendi penceresinden değil bizim penceremizden de bakmalıdır. Türkmen soydaşlarımızın dış politika akıntılarında kendi hallerine bırakmamız düşünülemez. Öte yandan bir Kürt Devleti'nin Türkiye bakımından mahzurlarını anlatmaya gerek bile yoktur. Bu açıdan Türkiye'nin perspektifinin ABD'ye uymazlığı da olmayacağı düşüncesindeyim. Konu sadece Saddam ise sözümüz yok ancak Türkiye'nin gerekleri Kuzey Irak'ta bir Kürt Devleti kurulmaması ve Türkmen'lerin selametlerinin garanti altına alınmasıdır,ABD buna saygı göstermelidir. Fakat olası bir Saddam karşıtı ABD müdahalesinde Türkiye'nin de bilfiil Irak'a müdahalede etkin rol üstlenmeden Iraklı Türkmenlerin garantisini nasıl sağlayacağı merak konusudur. Ayrıca forumcu meslektaşlarımın işin faturası yönündeki görüşlerine de katılıyorum. ABD'nin Irak'a olan müdahelesinde Türkiye'nin zararlarının Irak'ın zararlarından da öte olduğu düüşncesindeyim. O halde müttefik olarak ABD'nin öncelikle faturamızı tazmin etmesi gerekir, bu aynı zamanda ekonomide düzelmeleri de destekleyecektir, yoksa zaten bozuk olan ekonomik koşullarımızla hareket edilmesi Türkiye için önceki müdahaleden çok daha ağır sonuçlara neden olacaktır. Bir Dünya Devleti olmaya aday bir milletin şu anda içinde bulunduğumuz iç politik açmazlar ve böylesi politikacılarla zaman kaybetmesi ne kadar da kötü...

PAPYON
29-07-2002, 21:24:59
29 TEMMUZ 2002 TARİHLİ HABERİ www.internethaber.com sitesinden AYNEN AKTARIYORUM;
Alın size Kürt Devleti!
Son dönemde Kuzey Irak'a giden ABD'li iki gazetecinin çarpıcı gözlemleri gizli bir gerçeği ortaya çıkardı.. Üniversitelerinden, resmi kurumlarına kadar Kürt devleti fiilen kuruldu ve faaliyete başladı. Özgürlüğün tadını çıkarıyorlar
Son on yıl içerisinde geniş bir özerkliğe kavuşan Kürtler gazeteleri ve internet cafeleriyle Kuzey Irak'ta özgürlüğün tadını çıkarıyor. İşte New York Times gazetesi muhabiri John F. Burns'ün izlenimleri:
Kuzey Irak'a girişte insanları "Özgür Kürdistan'a hoş geldiniz" sözleriyle karşılıyorlar. İsviçre büyüklüğündeki bu bölgede Kürtler yüzyıllık hayallerini gerçekleştirerek kendi bağımsız devletlerini kurmuş gibi. Uluslararası hukuk ve Irak hükümeti tarafından tanınmıyorlar ancak yine de fiilen devlet işlerini yürütüyorlar. Irak nüfusunun altıda birini oluşturan 3.6 milyon Kürt, bölgede resmi kurumlarıyla, medyasıyla ve Irak'ta benzeri görülmemiş özgürlükleriyle bağımsız bir devlet gibi yaşıyorlar. Onlarca bağımsız gazetenin, uydu televizyonlarının, uluslararası telefon hatlarının tadını çıkarıyorlar. Çok sayıda parti yerel yönetimler için mücadele veriyor. "Kurtarılmış" bölgelerinde Saddam'ın televizyonunun ve gazetelerinin yayınına da izin veriyorlar. Amaç, halkın Saddam'ın komik propogandalarını görerek eğlenmelerini sağlamak...
<span id='hl' style='background-color: #FFFF00'>MC DONALD'S AÇILIYOR</span id='hl'>Nisan'da bölgede bulunan Christian Science Monitor gazetesi muhabiri Scott Peterson'un gözüyle de Kuzey Irak şöyle:
Süleymaniye ve Dohuk, üniversiteleriyle ve internet cafeleriyle Avrupa kentlerini aratmıyor. Erbil'de futbol maçlarının oynandığı stadyumun karşısında McDonald's tabelası dikkat çekiyor. Restoranın inşaatı büyük bir hızla sürüyor. Dünyanın en büyük fast food zincirinin varlığı oldukça anlamlı. Bu durum şirketin Kuzey Irak'ı bir devlet olarak kabul ettiği anlamına geliyor.
Kullanılmaz haldeki fabrikaların parçalarının bir araya getirilmesiyle oluşturulan petrol rafirenisi her gün 3 bin varil petrol işliyor. Bu gelişmelerin etkisiyle, son dönemde Avrupa'da yaşayan eğitimli Kürtler, Kuzey Irak'a dönmeye başladı. Bağımsızlık hayallerinden vazgeçen ve özerkliğin keyfini süren Kürtler, Irak yönetimiyle geçmişte yaşadıkları çatışmaları bırakıp adeta bir işbirliğine başlamışlar. Kürtler kendi bölgelerinde olmayan sağlık hizmetleri için Bağdat'a ya da Kerkük'e gidiyorlar. Bağdat'a meyve sebze taşıyan kamyonlar mobilya ve otomobil yedek parçalarıyla dönüyorlar.
Karşılığında da Türkiye'ye petrol taşıyan tankerlerin geçişine izin veriyorlar. Her gün 1500 tanker Kuzey Irak'tan geçerek Türkiye'ye giriyor. Bu ticaret Saddam'a yılda 2 milyar dolar kazandırıyor. Kürtler de bu paradan payını alıyorlar. Petrol tankerleri sayesinde her gün 1 milyon dolar elde ediyorlar.
HAREKATA KARŞILAR
Kürtler'in çoğu Saddam'ı devrilmesine de karşı çıkıyorlar. İki korkuları var. Birincisi Amerika'nın kendilerini 10 yıl önce olduğu gibi Saddam'la baş başa bırakması. Diğeri, Saddam'ın devrilmesinin ardından yerine ABD tarafından başka bir diktatör getirilmesi ve bu diktatörün Kürtler'in özgürlüklerini ellerinden alması. Bu nedenle Washginton'a açık bir mesaj gönderiyorlar: Ya geleceğimizi garanti altına al, ya da bizi unut...
Esrarengiz helikopterler inip kalkıyor
New York Times'ın haberine göre Kuzey Irak'a son dönemde esrarengiz helikopterler inip kalkıyor. İngiliz ve Amerikan istihbarat servisleri, askeri danışmanlar, hükümet yetkilileri Kuzey Irak'a ziyaretlerini sıklaştırdı. Türkiye'den kalkan ve üzerinde hiçbir işaret bulunmayan esrarengiz siyah helikopterler bu önemli konukları götürüp getiriyor. Yapılan gizli toplantılarda bu gizemli konuklar ve Kürt yetkililer Saddam'ı devirme planları hazırlıyor.
İsrail'i yakın buluyorlar
Kürtler ilginç bir şekilde İsrail'e de sempatiyle yaklaşıyorlar. İsrail halkının kendi devletlerini kurmak için verdikleri mücadeleyi kendilerinin Saddam'a karşı verdikleri mücadeleye benzetiyorlar. Kuzey Irak üzerinde devriye uçuşu yapan Amerikan ve İngiliz uçaklarını da kurtarıcı olarak görüyorlar. Ve kendilerini Filistinliler'den şanslı buluyorlar. Kürtler'e göre Kuzey Irak'taki özerklik Filistinliler'in 1993 Oslo Barışı'yla elde ettikleri özerklikten daha fazla.

nursel yöndem
29-07-2002, 23:21:49
Kuzey Irak'ta bir Kürt Devleti kurulması fikrinin ABD'deki ünlü think tank “Washington Institute for Near East Policy” tarafından tam desteklendiği sanırım çoğumuz tarafından bilinmekte. Bu kuruluşun sadece İsrail yanlısı bir politika izlediği de açıktır. (Gerçekte sadece bu amaçla kurulduğu da konuşulmaktadır...) Stratejilerini Yahudi lobisinin isteklerine göre düzenleyen bu kuruluşun son yıllarda yaptığı çalışmalar takip edilerek şu an ABD’nin Saddam ve Kuzey Irak politikasının gerçekçi şekliyle nasıl olduğu ve olacağı rahatlıkla izlenebilir.
Turan Yavuz’un ABD'nin Kürt Karti adli kitabini seneler önce okumuştum. O zaman yapılan yorumlarla bu zamanda yapılan yorumların hiçbir farkı yok desem zannederim yanılmış olmam.
İşte kitaptan bir alıntı:
“Kürt sorunu bilhassa Körfez Krizi ile birlikte ABD Kongresi'nin gündemine girmekle birlikte, Rum ve Ermeni lobilerinin aksine, Yahudi lobisinin desteğini alarak ortaya çıkmıştır. İsrail'in Ortadoğu'da son derece zayıflamış bir Irak istemesi ve Körfez Savaşı boyunca Saddam Hüseyin'in İsrail'e Scud füzelerini göndermesi, ABD Kongresi'nde Yahudi lobisinin Kürt ayrılıkçılığını desteklemesine neden olmuştur.”
Kuzey Irak’ta Kürt Devleti kurma fikrinin arkasında sadece ve sadece İsrail hükümeti vardır. Şu anda ABD hükümetinden konuyla ilgili görev alanların da isimlerini araştırırsak bağlantıları kurmakta zorlanmayacağımız açıktır.
Kürtlerin ilginç bir şekilde İsrail'e sempatiyle yaklaşıyor yorumunun arkasında da bu karşılıklı çıkarların olması olağan bir gelişmedir. Ancak önemli olan Türkiye’nin çıkarları ve en önemlisi toprak bütünlüğüdür. Umarım bu tam anlamıyla gözetilir. Kürt Devleti konusunda kesin tavrımız ortaya konmalı fikrine ben de katılıyorum.

ozcanhukuk
02-08-2002, 21:19:42
Kuzey Irak'ta son gelişmeleri takip ediyor musunuz? 2 Ağustos 2002 tarihli gazetelerde yazdığına göre Kuzey Irak'ta söz sahibi olmak için birbirleriyle mücadele eden iki büyük Kürt grubu ki bunlar Celal Talabani liderliğindeki Irak Küsrdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) ile Mesut Barzani liderliğindeki Irak Kürdistan Demokratik Partisi(IKDP) geçici parlamento kurmak için anlaştılar. Ayrıca her iki grup Amerikalıların Saddam'ı devirme planlarında Irak içinde muhalif grup arayışlarını çok iyi değerlendiriyorlar,hatta destekleri için pazarlık masaları kuruldu bile,bu arada Türkmenlerin esamesi dahi okunmuyor. Ya biz ne yapıyoruz? Ankara'da bu konuda ne yapıldığına dair bilgimiz yok ancak Kuzey Irak'taki Kürt gruplar kadar dahi etkin politikalar yapamadığımız endişesindeyim. Atlantik ötesi Amerika'nın siyasi çıkarları uğruna hemen yanıbaşımızdaki komşumuzda yapacağı müdahale ve sonuçlarının Türkiye'nin yarınları için getireceği kalıcı olumsuzlukları göz göre göre kabullenmek...ve tüm bunlara seyirci kalan Hükümetin duyarsızlığı...İşte bir Türk Hukukçusu olarak bu duyarsızlıkları kabul edemiyorum. Yarın ne olacağını bugünden kestirmek pek zor olmasa gerek,güncel haberleri ve hatta sitedeki konuyla ilgili forumdaki yazıları takip ettiğinizde dahi gitgide Türkiye üzerine oynanan oyunları anlayabilirsiniz. Yarın eyvah Kürt Devleti kuruldu dememek için bugünün politikalarını ve tedbirlerini ortaya koymalıyız...Yarın çok geç olabilir,o halde çekincelerimizin ve onsuz olmazlarımızın nazara alınmadığı yerde Atlantik ötesi Amerika'nın kapı komşumuza müdahalesine hayır!...