PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Biraz şiire ne dersiniz







oyak
21-09-2004, 11:13:49
"Elimde sigara
Tüttürüyorum İstanbul'u dudağımda
Hırçın dalgalarla boğuşan Boğaz'ı
Balıkla rakı sefasını
Mavisiyle,yeşiliyle İstanbul'u
Tüttürüyorum dudağımda.
Sokaklar nefes nefes İstanbul
içime çeksem Boğaz olur
Martılar uçarken göklerde
Bir yudum istanbul..."

Tuğba Turnaoğlu

hukukçu adayı
21-09-2004, 11:47:19
İSTANBUL VE SEN

İstanbul bana hep seni hatırlatıyor.
Çünkü onun gözleri de en az senin ki kadar yeşil.

Hâlâ, gülümseyen bir lâle gibi
bana sürgününü gönderiyorsun dört yanı çevrili bir kale gibi
ne sır umut, ne de sır veriyorsun

gemiler gidiyor, sen gidiyorsun
sulara yansıyor yeşil gözlerin
hüzün dalga dalga, ıssız ve derin
beni İstanbul'a terkediyorsun

sensiz ne şehrayin, ne deniz kalır
gidersin, harabe olur İstanbul
martılar göç eder; sular alçalır
kendini çöllerde bulur İstanbul

güneşi rengarenk şavkınla gökte
saçlarını tarar iken bulurum
beyazı, gecenin çizgilerinde
ellerini arar iken bulurum

sensiz çözülür mü gül ve muamma
yüreğimden hala habersiz misin
adını göklere yazarım amma
mehtabı kaybolur düşlerimin

NURULLAH GENÇ

***

İSTANBUL'U DİNLİYORUM

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda
Sucuların hiç durmayan çıngırakları;
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı.

İstanbu'u dinliyorum gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor derken
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık;
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı,
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular,
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başında eski alemlerin sarhoşluğu,
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı
Dinmiş lodosların uğultusu içinde.
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan.
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde.
Alnın sıcak mı, değil mi bilmiyorum;
Dudakların ıslak mı değil mi, bilmiyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.

ORHAN VELİ KANIK

***

'Çoğu şairin ilham kaynağı olmuş o güzelim şehir şimdi ne halde. O şehir sırlarla dolu bir şehir. O şehir 70 milyondan her türlü insanın yaşadığı şehir. O şehir sevgili olan şehir. Sana aşık olmamak mümkün müdür?

Bir ülkede, kısa boylu insanlar uzun gölgeler veriyorlarsa, orada güneş batıyor demektir...

yedirenk
07-04-2006, 15:20:12
Sen

Sen uğruna şiirler yazdığım aşk
Neredesin ? uzakmısın bana şimdi
Neden yoksun yanımda ?
Sende kolay olanımı yaptın yoksa

Nerede şimdi şiirlerde anlatılan A$k
Yoksa sevmedinmi beni
Gözlerindeki pırıltı başkasına mı aitti?
Ellerinin sıcaklığı yalanmıydı yani?

Benmi yanlıs tanıdım aşkı?
Yoksa ben hiç aşık olmamışmıyım
Şiirlerim, gözyaşlarım yalanmı yani?

Hatırlarmısın bir yıldız kaymıştı
Bir dilek tutmamı istemiştin benden
Bense hayır demiştim, sebebini sordun SÖYLEMEDİM.
O gün bir dilek dilemedim, çünki yanımdaydın, başka ne dileye bilirdimki!!!
Ve şimdi şimdi diliyorum, tanrıdan seni

yedirenk
07-04-2006, 15:21:44
Sen Gece

Sen gecesin sevgilim ben güneş,
Buluşmamız imkansız

Sen hayatsın canım, ben ölüm
Buluşmamız imkansız

Sen mutluluksun gülüm,
Ben keder

Ne zaman bir yıldız kaysa seni düşünürüm
Seni dilerim, ama o yıldızki gece kayar seni bana veremez,

Seni hayatımda isterim, ama ben ölümüm

Seni mutlu etmek isterim,
Ben kederim...

herneyse1
17-04-2006, 23:35:54
MASKELİ BALO

Yaredir sinede eski sevgili
Eski sevgili eski günler
Hayata baksana takmıyor kimseyi
Hiçbir şey diriltmez artık geçmişi
Yaredir yine de

Yaktın gemilerimi
Dönüş yok artık geri
Tak etti canıma bu maskeli balo
Bu maskeli balo
Ve onun sahte yüzleri

Yaredir sinede eski sevgili
Ne yapsan kolay unutulmaz
Ağlama geçmişe yaşadık bitti
Anılar bizi yalnız bırakmaz
Yalnızız yine de

MURATHAN MUNGAN

Size de herşey bir maskeli balodaymışız hissini vermiyor mu?Balo bitince ve maskeler düşünce, o maskelerin ardından neler çıkacağı sizi de düşündürüyor mu hiç?

herneyse1
17-04-2006, 23:35:54
MASKELİ BALO

Yaredir sinede eski sevgili
Eski sevgili eski günler
Hayata baksana takmıyor kimseyi
Hiçbir şey diriltmez artık geçmişi
Yaredir yine de

Yaktın gemilerimi
Dönüş yok artık geri
Tak etti canıma bu maskeli balo
Bu maskeli balo
Ve onun sahte yüzleri

Yaredir sinede eski sevgili
Ne yapsan kolay unutulmaz
Ağlama geçmişe yaşadık bitti
Anılar bizi yalnız bırakmaz
Yalnızız yine de

MURATHAN MUNGAN

Size de herşey bir maskeli balodaymışız hissini vermiyor mu?Balo bitince ve maskeler düşünce, o maskelerin ardından neler çıkacağı sizi de düşündürüyor mu hiç?

rita
12-05-2006, 08:19:14
Aşk İki Kişiliktir

Değişir yönü rüzgarın
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk, iki kişiliktir.
Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden
Binlerce yıl uzaktadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına.
Aşk, iki kişiliktir
Avutmaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına.
Aşk, iki kişiliktir.
Yitik bir ezgisin sadece
Tüketilmiş ve düşmüş gözden;
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşamaz sevdasını,
Severken hiç bir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk, iki kişiliktir.
Şair : Ataol Behramoğlu

rita
12-05-2006, 08:19:14
Aşk İki Kişiliktir

Değişir yönü rüzgarın
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk, iki kişiliktir.
Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden
Binlerce yıl uzaktadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına.
Aşk, iki kişiliktir
Avutmaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına.
Aşk, iki kişiliktir.
Yitik bir ezgisin sadece
Tüketilmiş ve düşmüş gözden;
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşamaz sevdasını,
Severken hiç bir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk, iki kişiliktir.
Şair : Ataol Behramoğlu

rita
12-05-2006, 08:24:24
Neylersin

Birgün bu mahsun sevdadan geriye
Kalırsa sadece o hüzün kalır
Sende anladın ki yapayalnızız
Buluşmamız yasak, görüşmemiz uzak
Devrilmiş kadehler gibi dönüyor başımız
Neylersin

Ah güzelim, incinmiş bir sesi vardır yağmurun
Yanaklarına vurduğunuda hissedersin
Ve bir veda sözcüğü
Saçlarına titreyen bir öpücükle dokunduğunda
Bu an'ı dondurmaya yetmez nefesin
Bir film sahnesi gibi akar gider ayrılık
Neylersin

Biz zaten hiçbir romanda
Kendi hayatımıza rastlamadık
Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı
Ve bütün bulmacalar yarım bırakılmıştı
Tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız
Oysa tuttuğumuz balıkları bile
Yeniden denize bağışlamıştık
Biz hayata dair hiçbir yanlış yapmamıştık
Neylersin

Biz bu sonucu haketmedik
Hayır, etmedik
Ömrümüz bu talana lâyık değildi
Bazen acı vurdu bazen de yağmur
Hiç gülmedi yüzümüz
Hiç büyümedi gülümüz
Bizi yalnızca akşamlar kucakladı biliyorsun
Sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz

'Bazen acı dinmez,
Bazen de yağmur
Sevgilim gülümse herşey unutulur
Suskunuz bu akşamüstü
Hasrete yanmışız
Neylersin...'

Birgün bu öykünün sonuna gelince
Ansızın desem ki 'hoşçakal canım'
Unutursun, mecburen unutursun
Yıldızlar söner, bu aşk da biter
Bazı gün hatırlayınca sessizce ağlarız
Neylersin..

Ah bebeğim, ah..
Kekremsi bir tadı vardır gözyaşının
Dudaklarına sızınca farkedersin
İçindeki vurgun aşklar mezarlığında
Ayrılık, ölümden üste yazılınca
Gideni durdurmaya yetişmez sesin
Bir inme gibi dolaşır bedeninde pimanlıklar
Neylersin...

Biz zaten hiçbir sinemaya tam vaktinde yetişemedik
Bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı
Ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı
Boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi
Oysa Nuh'un Gemisi'nde bile, bize yer kalmamıştı
Ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı
Neylersin

Biz bu aşkı sürdüremezdik, inan sürdüremezdik
Kalbimiz bu heyecana müsait değildi
Bize hep acılar kaldı
Bize hep yağmur
Unutmasan bile artık unutur gibi yapacaksın
Ve buruşturup buruşturup attığım kağıtlarda
Hiç bitiremediğim bir şiir olarak kalacaksın
Şair : Yusuf Hayaloğlu

rita
12-05-2006, 08:24:24
Neylersin

Birgün bu mahsun sevdadan geriye
Kalırsa sadece o hüzün kalır
Sende anladın ki yapayalnızız
Buluşmamız yasak, görüşmemiz uzak
Devrilmiş kadehler gibi dönüyor başımız
Neylersin

Ah güzelim, incinmiş bir sesi vardır yağmurun
Yanaklarına vurduğunuda hissedersin
Ve bir veda sözcüğü
Saçlarına titreyen bir öpücükle dokunduğunda
Bu an'ı dondurmaya yetmez nefesin
Bir film sahnesi gibi akar gider ayrılık
Neylersin

Biz zaten hiçbir romanda
Kendi hayatımıza rastlamadık
Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı
Ve bütün bulmacalar yarım bırakılmıştı
Tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız
Oysa tuttuğumuz balıkları bile
Yeniden denize bağışlamıştık
Biz hayata dair hiçbir yanlış yapmamıştık
Neylersin

Biz bu sonucu haketmedik
Hayır, etmedik
Ömrümüz bu talana lâyık değildi
Bazen acı vurdu bazen de yağmur
Hiç gülmedi yüzümüz
Hiç büyümedi gülümüz
Bizi yalnızca akşamlar kucakladı biliyorsun
Sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz

'Bazen acı dinmez,
Bazen de yağmur
Sevgilim gülümse herşey unutulur
Suskunuz bu akşamüstü
Hasrete yanmışız
Neylersin...'

Birgün bu öykünün sonuna gelince
Ansızın desem ki 'hoşçakal canım'
Unutursun, mecburen unutursun
Yıldızlar söner, bu aşk da biter
Bazı gün hatırlayınca sessizce ağlarız
Neylersin..

Ah bebeğim, ah..
Kekremsi bir tadı vardır gözyaşının
Dudaklarına sızınca farkedersin
İçindeki vurgun aşklar mezarlığında
Ayrılık, ölümden üste yazılınca
Gideni durdurmaya yetişmez sesin
Bir inme gibi dolaşır bedeninde pimanlıklar
Neylersin...

Biz zaten hiçbir sinemaya tam vaktinde yetişemedik
Bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı
Ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı
Boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi
Oysa Nuh'un Gemisi'nde bile, bize yer kalmamıştı
Ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı
Neylersin

Biz bu aşkı sürdüremezdik, inan sürdüremezdik
Kalbimiz bu heyecana müsait değildi
Bize hep acılar kaldı
Bize hep yağmur
Unutmasan bile artık unutur gibi yapacaksın
Ve buruşturup buruşturup attığım kağıtlarda
Hiç bitiremediğim bir şiir olarak kalacaksın
Şair : Yusuf Hayaloğlu

zeynebime
27-05-2006, 21:52:12
Ben hiç böylesini görmemiştim
vurdun kanıma girdin itirazım var
sımsıcak bir merhaba diyecektim
başımı usulca dizine koyacaktım
dört gün dört gece susacaktım
yağmur sönecekti yanacaktı
sameland seferden dönecekti
duvardaki saat duracaktı
kalbim kendiliğinden duracaktı
ben hiç böylesini görmemiştim
vurdun kanıma girdin itirazım var

Attila İLHAN

Av.Duygu Tekay
29-05-2006, 09:48:56
AYRILAN İÇİN

Yollarımız burada ayrılıyor
Artık birbirimize iki yabancıyız
Her ne kadar acı olsa, ne kadar güç olsa
Her şeyi evet her şeyi unutmalıyız

Her kederin tesellisi bulunur, üzülme
İnsan ne kadar sevse unutabilir
Mevsimler, gelir geçer, yıllar geçer
Sen de unutursun bir gün gelir

Hiç yaşamamışçasına, hiç sevmemişçesine
Unutursun o günlerimizi, gecelerimizi
O günlerce gecelerce sevişmelerimizi

Her şeyi evet her şeyi unutabilirsin
Hatta bütün yazdıklarımı satır satır
Kalırsa, içinde bir derin sızı kalır

Ümit Yaşar Oğuzcan

Av.Aslı Yazıcı
29-05-2006, 12:10:48
ÜMİTSİZ AŞKLAR İÇİN

Ben ümitsiz aşklar için yaratılmışım
Ayrılıklar için, sonsuz kederler için
Ne zaman ta derinden sevsem birini
Ezilmeli yeni açmış gülleri kalbimin
En güçlü zehir olmalı aşk dediğin
Alkol gibi damarlarıma yürümeli
Sarmalı her yanımı gece olunca
İçimde bir çıbancasına büyümeli
İnsan sevince her gün bir kez ölmeli
Her gün bir başka yerine saplanmalı o kurşun
Yollara düşmeli, perişan deli divane
Erimeli potasında o garip var ölüşün
Artık uzakbir anıdır huzur ve sükun
O büyük yangın başlamışsa yürekte
Bir gün gelir de bu çaresizliğin
Aranır bütün tesellisi ölmekte
O yerde sevilmek de yalan sevmekte
Nereye baksan dizboyu karanlık
Boşuna bir ışık arama göklerde
Her şeyinle aşkın içindesin artık
Böyle gitgide derinlere çeker o bataklık
Orada ölümsüz olur nice kara sevdalı
Sevmek, hiç sevilmeden; korkunç güzel
Aşk dediğin karşılıksız olmalı

Ümit Yaşar Oğuzcan

Av.Berrin Gamze Özdener
29-05-2006, 12:35:26
AYRILIRKEN

Dinle sevdiğim bu ayrılık saatidir
Dünya var olalı beri çirkin ve soğuk
Ergeç içeceğimiz bir ilaç gibi
Tadı dudaklarımızda acımsı, buruk
Bu saatte gözyaşları, yeminler
Boş bir tesellidir inandığımız
Perde kapanıyor, filim bitiyor işte
O hiç bitmeyecek sandığımız
Görüyorsun konuşacak bir şeyimiz kalmadı
Sadece bakışlarımızda hüzün
İşte ayrılık bu; hiç beklemediğimiz
O ikiz kardeşi ölümün
Anlıyorum bir daha görüşemeyeceğiz
Bu son buluşmamızdır seninle
Yeni bir hayata başlıyacaksın artık
Onunla, o yeni sevgilinle.
Anlıyorum artık o öpecek ellerini
Kulağına aşkı o fısıldayacak
İçinde bir pişmanlıktan başka
Benden eser kalmayacak.
Sigaranı söndür, kalkabiliriz
On adım sonra yollarımız ayrılmalı
Sakın ağlama ve bir şey söyleme bana
İnsan ayrılırken bile büyük olmalı

Ümit Yaşar Oğuzcan

ayssnnn
06-06-2006, 20:14:49
karanlıkta iri bir adamın sesi yankılandı
ve ona yardım etmeye çalıştı ufak tefek bir kadın
adam ölmemeliydi yarası yoktu
ama kalbi hiç atmıyordu..
verilmiş sadakası kalmamıştı dünyaya,
ya da verdiklerinin hepsi bi bankanın ikinci katında faiziyle geri alınmıştı..
o uzun saatlerin küçücük atalarıydı şimdi canının yanmasına yeten..
adam hep zamana zıt yaşamıştı,
işte oyüzden bu şiir HAYATA ZIT yazılmıştı..!!

Av.Ali Sinkay
08-09-2006, 12:20:02
Yunus Nerede

Sevipte sevilmek ne güzel duygu,
Tertemiz sevgide var olur Yunus.
Bütün insanlara duyalım saygı,
Sevenin gönlünde yar olur Yunus.

Sabırla,tevazu yürüsün bizle,
İmanla,hoşgörü buluşsun özle,
Kalpler ısınmalı ilahi sözle,
Gerçek dostluklarla bir olur Yunus.

Karanlık geceye bir ışık yakmak,
Saçını okşayıp öksüze bakmak,
Bir dost yüreğine isterim akmak,
Bu günden yarını gör olur Yunus.

Varlıkta benliğe olmasın heves,
Alıpta verdiğin sayılı nefes,
Bir gün can kuşunu zapdetmez kafes,
Manevi Alemde sır olur Yunus.

Haline şükredip zorluğa dayan,
Küçüğü gözetip büyüyü sayan,
Ömür çiçeğimiz solmadan uyan,
Özleme,hasrete yer olur Yunus.

Tatlı konuş,aksın ağzından ballar,
Çokça meyva versin,büyüsün dallar,
Güler yüzlü olsun her zaman haller,
Hoş sohbet.nasihat ser olur Yunus.

Kadir Kaya

deniz02
10-02-2007, 00:40:47
İNSANLAR VARDIR

İnsanlar vardır;
Üstü nilüferlerle kaplı,
Bulanık bir göl gibi.
Ne kadar uğraşsanız görünmez dibi.
Uzaktan görünüşü çekici, aldatıcı,
İçine daldığınızda ne kadar yanıltıcı.
Ne zaman ne geleceğini bilemezsiniz.
Sokulmaktan korkarsınız, güvenemezsiniz.

İnsanlar vardır;
Derin bir okyanus.
İlk anda ürkütür, korkutur sizi.
Derinliklerinde saklıdır gizi.
Daldıkça anlarsınız, daldıkça tanırsınız.
Yanında kendinizi içi boş sanırsınız.

İnsanlar vardır,
Coşkun bir akarsu.
Yaklaşmaya gelmez, alır sürükler.
Tutunacak yer göstermez beyaz köpükler.
Ne zaman nerede bırakacağı belli olmaz.
Bu tip insanla bir ömür dolmaz.

İnsanlar vardır;
Sakin akan bır dere. İnsan rahatlatır,
Huzur verir gönüllere.
Yanında olmak başlı başına bir mutluluk.
Sesinde, görüntüsünde tatlı bir durgunluk.

İnsanlar vardır;
Çeşit çeşit, tip tip.
Her biri başka bir karaktere sahip.
Görmeli, incelemeli, doğruyu bulmalı.
Her şeyden önemlisi insan, insan olmalı...

İnsanlar vardır;
Berrak, pırıl pırıl bir deniz.
Boşa gitmez ne kadar güvenseniz.
Dibini görürsünüz her şey meydanda.
Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda.
İçi dışı birdir çekinme ondan.
Her sözü içtendir, her davranışı candan...

(yazar belırsız)

deniz02
10-02-2007, 18:18:00
VAZGEÇMELER USTASI

Dünya kirletilmişse,
Üstünüze sıçramış
Bir şey vardır mutlaka.
Benimki aşktan bir leke,
Kazındıkça kendini temize çeken
Gizlice. Sürtündükçe kıvılcımlar saçan
Çakaralmaz renk cümbüşü işte.
Ya sizinki?

Ben vazgeçmeler ustasıyım.
Reddedemem önerinizi,
Paylaşalım elbette:
Lekeniz sizde kalsın,
Ben aşkı alırım sadece.

Dünya kirletilmişse,
Üstünüze sıçramış
Bir şey vardır mutlaka.
Benimki iki soluk arasında
Gelip geçen zaman.
Hangisi ölüm hangisi yaşam?
Ya sizinki?

Ben vazgeçmeler ustasıyım.
Yaşadığınız bir ömür değil mi?
Seçimi siz yapsanız, istediğiniz sahneyi seçseniz:
İster ilkincisi olsun ister sonuncusu fark etmez ki,
Başarımızı arttıracaktır provalardaki performansınız

Artanıyla yetinirim zaten ben, ilk gösteri için
siz önden buyrunuz lütfen!

Dünya kirletilmişse,
Üstünüze sıçramış
Bir şey vardır mutlaka.
Benimki korkusuz ve kuşkusuz bir aşk,
Başdöndürücü ve anısız,
Fısıldaşmaları dalgınlıklara takılı.
Ya sizinki?

Hâlâ anlamadınız mı?
Demiştim:
Ben vazgeçmeler ustasıyım.
Aşkı bana terk etmiştiniz zaten,
Üstü... kalabilir sizde...

Tuğrul Asi BALKAR

deniz02
14-02-2007, 19:09:46
SEVGİ

Çiçekler, meyveler gibi..
Yaz, sonbahar ya da kış.
Nedense duygu rüzgârları hep ilkbahara yakıştırılır.
Coşkular, tutkular hep baharı simgeler.
Gürül gürül akan sel sularına pek yaraşsa da
bir mevsimle sınırlandırılamaz duygular.
Ne zamanı ne de yeri vardır sevginin. Ne de kuralı..
Ilık bir rüzgâr da olabilir, savurup götüren bir fırtına da.
Buz gibi yalnızlıkları da yaşatır, sıcacık özlemleri de..
Gün ışığı olur, süzülür yüreğinize, ısıtır kavurur belki de yakar..
Yine de onu arar, ona koşar insanoğlu.
Yakınsa da bıkmaz.
Ya yüreğinde saklar sımsıkı
ya da kaçırır parmaklarının arasından..
Çünkü özgürdür sevgi,
Tutsak edilmeyi sevmez.
Neden ille de ilkbahar rüzgârları?
Oysa hemen ardından yaz gelir.
Ve gerçek sevgi yaza daha yakındır.
Yakan, kavuran yine de iyi ki var denilen sevgi..
Buğday güneşsiz olgunlaşamaz.
Ve sevgi, ekmek gibi,
su gibi gerçeğidir insanın..
Acı da çektirse, ısıtır, yüceltir, olgunlaştırır sizi.
Anılarınızda neler var?
Neler kaldı kocaman yazdan?
Yüreğinizde sakladığınız yıldızlar mı?
Yoksa bir mevsimlik yaz duygusu mu?
Hani yaz yağmurları gibi geçiveren..
Olsun..
Yaşanılan her güzelliğe saygı göstermek gerek.
Yaşamının baharında olan da,
Sonbahara doğru yol alan da ıslanabilir bu yağmurlardan.
Olsun varsın.
Sevgi yağmur gibi yağacaksa ve sırılsıklam ıslatacaksa sizi,
bırakın yağsın gönlünce..
Sevebilen bir yüreğiniz varsa,
sevgiye saygınız da varsa eğer,
dört mevsim bahar ve yazdır sizin için.
Kışlardan korkmanıza hiç gerek yok!
Sevgi kaynağınız ısıtır sizi...

Suna Tanaltay ( 1933 - )

deniz02
16-02-2007, 20:31:19
HANGİ GÜNÜN YÜZYILI?

Sancısını yaşıyorsun kaç zamandır
Yeni bir güne sevinçle başlamanın.
Yoluna ışık tutan sözcükler
Var mı o günün ışıltılı kanatlarında,
Rüzgâra dost olan soluklar var mı?
Altını çize çize soruyorsun nedense
Ki hep aldatmış olduğun kendine.

Adın çoktan çocuğa çıkmış oysa,
Çoktan anlaşılmaz olmuşsun.
Şu güzel ömrün tam ortasında,
Kuşları sora sora düşen yapraklarda,
Ey çılgın,
Kanadı kırık her kuşa
Kanat olmaktan yorulmuşsun.

Bulutları çarpışa çarpışa yorgun
Bir gökyüzüdür artık gülüşün...

Adnan Yücel (1953-2002)

deniz02
16-02-2007, 20:34:41
GARİP İNSAN

Ey çocuğum, sevgiler yalan, dostluklar yalan
Hayal ve oyunla, bir zaman da sen oyalan.

Yıllar ilerledikçe, maske düşer yüzlerden
Gönül kederle dolar, sevgi gider gözlerden.

Ne umdukların olur, ne vefayı bulursun
Bu çileli hayatta, yandıkça durulursun.

Hüzünlü bir hatıra kalır, sevdiklerinden
Peşinde gece gündüz, şevkle döndüklerinden.

Ne geçen gün gelir, ne o heyecan bulunur
Ne sevgisiz yaşanır, ne sevgiye doyulur.

Kaderin hükmü, nice ateşleri söndürür
Seni ezik yaşatır, ötekini güldürür.

Bir gün ayrılır yollar, eş, dost ve arkadaştan
Sen de yorgun çıkarsın, bu çileli savaştan.

Yıkılır içindeki o muhteşem saraylar
Yıpratır seni, nefse ağır gelen olaylar.

İnsanlar yalnız doğar, garip ve mahzun ölür
İnsan bu hakikati, son baharında görür.

Yılların yorgunluğu, gözlerinden okunur
Yalnızlık düşüncesi, can evine dokunur.

Kaderin kıskacında, yaşarken de ölünür
Yıllar geçtikçe insan, yalnızlığa gömülür.

Sızlanmak ve yanmakla, ne dert biter, ne acı
Allah'a dönmektir, bu yalnızlığın ilacı.

Huzur arayan gönül, Hakk'la sükûnet bulur,
O'nunla ağrı diner, acılar unutulur.

Yaşamaktan gayemiz, Yaratan'ı bilmektir
İnsan gibi yaşayıp, insan gibi ölmektir...

Ahmet Ulukaya ( 1942 -)

deniz02
08-03-2007, 21:10:46
ANACIĞIM

—Anneme ve bütün annelere—

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Kaç geceler bana ninni söylerdi,
Hasta olunca oydu başucumda bekleyen,
Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Uzun kış geceleri masal masaldı.
Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar,
Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar
Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Yıkayan oydu mürekkep lekeli parmaklarımı.
Akşam biraz geciksem yollara düşerdi .
Sokağa çıkarken «Yavrucuğum üşütme» derdi.
Hemen bir kazak örerdi biraz boş kaldı mı.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Bilirim yine kalbinde yerim anacığım.
Selam sana Kadınlar Günü İstanbul’dan.
Yeni dönmüşçesine bir akşam okuldan,
Vefalı ellerinden öperim anacığım.

Ümit Yaşar OĞUZCAN

KASIMAN
02-04-2007, 22:25:50
Söylemek istedim içimdekini
Niçin diye açılacakken ağzım
Lügatlardan çıkardılar niçini

Sizin olsun su, sizin olsun ekmek
Yetti günlerin gecelerin kahrını çekmek

Kuşum dilediği dalda yapsın yuvayı[
Ona armağan bırakıyorum
Yıldızları güneşi havayı

Arif Nihat Asya

monica
21-04-2007, 19:54:53
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir sey var.
Yaşadın mı,yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelüsin koklamaktan bir çiçegi
..............
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir,bir kuşa,bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde,onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
..............
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadşını
Kavgaya tüm kaslarınla,gövdenle,tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi,bir yaprak gibi,bir taş gibi dinleneceksin
...............
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle,ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümürt bir denize dalarcasına
................
Uzak ülkeler çekmeli seni,tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak,bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Diğişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
.................
Ve kederi de yaşamalısın,namusluca,bütün benliğinle
Çünkü acılar da,sevinçler gibi olgunlastırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
.................
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın,ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey,hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat,sunulmuş bir armağandır insana

Ataol Berhamoğlu

Av.Abbas Bilgili
26-04-2007, 23:14:07
Sezai Karakoç'un esrarengiz şiiri Mona Roza'yı aşağıdaki linkten izleyebilirisiniz.

http://dahi.wordpress.com/2007/01/08/sezai-karakocun-mona-roza-siiri/

Harun Gür
29-04-2007, 20:55:05
MEMLEKET İSTERİM

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.
Memleket isterim

Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikayet ölümden olsun.

Cahit Sıtkı TARANCI

deniz02
26-05-2007, 16:14:28
ADAM OLMAK

Çevrende herkes şaşırsa,
bunu da senden bilse,
sen aklı başında kalabilirsen eğer,
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır,
hem kendine güvenirsen eğer,
bekleyebilirsen usanmadan,
yalanla karşılık vermezsen yalana,
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana.
Düşlere kapılmadan düş kurabilir,
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer,
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir,
ikisine de vermeyebilirsen değer,
söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz,
kandırabilir diye safları, dert edinmezsen,
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz,
koyulabilirsen işe yeniden.
Döküp ortaya varını yoğunu,
bir yazı turada yitirsen bile,
yitirdiklerini dolamaksızın dile
baştan tutabilirsen yolunu.
Yüreğine, sinirine dayan diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da,
herkesin bırakıp gittiği noktada,
sen dayanabilirsen tek.
Herkesle düşüp kalkar, erdemli kalabilirsen,
unutmayabilirsen halkı, krallarla gezerken,
dost da düşman da incitemezse seni,
ne küçümser, ne büyültürsen çevreni
her saatin her dakikasına
emeğini katarsan hakçasına
her şeyi ile dünya önüne serilir,
üstelik oğlum, adam oldun demektir...

Rudyard Kipling( 1865-1936 )

Şiir Parkı'ndan

mert107
30-05-2007, 15:38:46
güzel bir şiir duygularina saglik.

deniz02
28-06-2007, 01:43:51
SADRAZAM HAMAMDA

Günlerden bir gün
Hamama gideceği tuttu
Sadrazam hazretlerinin
Bir yanında birinci veziri
Bir yanında ikinci veziri
Bir yanında üçüncü veziri
Sonra efendime söyleyeyim
Peşkircibaşısı
Nalıncıbaşısı
Sabuncubaşısı
Velhasıl tam dört yüz kişilik kafile
Peştemal takıp girdiler hamama

Geçtiler kurnaların başına
Üçer beşer
Sadrazam deseniz
Kuruldu göbektaşına
Yan gelip yattı
Memleketin en ünlü tellakları
Sardılar dört yanını
Kimi elini kaptı kimi bacağını
Bir keseleme, sürtme faslıdır başladı
Tamam on iki saat
On iki ünlü tellak
İncitmeden keselediler
Hazretin mübarek vücudunu
Öylesine kir çıktı ki sormayın
Her biri nah parmağım gibi
Aman efendimiz bu ne kiri
Demeye kalmadı
Keselerin altında eriyip gitti
Koskoca sadrazam
Bütün maiyet erkanı yerinden fırladı
- Nittünüz devletliyi
Dediler tellaklara
Tellaklar cevap verdi:
- Biz yıkadık, keseledik
Devletlinin kirden ibaret olduğunu bilemedik
Suç bizde değil
Neyleyelim
Kir bitti Sadrazam elden gitti ...

Ümit Yaşar Oğuzcan
( 1926 - 1984 )

deniz02
31-12-2007, 19:10:57
12 AY

Yılın ilk ayı Ocak,
Kar yağar kucak kucak.

İkinci ay Şubattır;
Soğuğu pek berbattır.

Mart kapıdan baktırır,
Kazma kürek yaktırır.

Nisanda çiçek açar;
Sevinçle kuşlar uçar.

Mayısta kiraz yeriz,
Kuzuları severiz.

Haziranda yaz başlar.
Dağılır arkadaşlar.

Temmuz yakar, kavurur;
Ekinleri oldurur.

Ağustos harman ayı,
Sevinir köylü dayı.

Eylüle yoktur sözüm;
Getirir incir, üzüm.

Ekim ayı gelince,
Kapılırız sevince.

Kasımda yağmur bol,
Üşüme dikkatli ol.

Aralık yılın sonu,
Soğuktur eni konu.

Bu on iki arkadaş
Bizlere olur yoldaş.

Hepsi güzel, sevimli,
Çalışana verimli.

Tembeller ay, gün seçer,
Ömürleri boş geçer.

Rakım ÇALAPALA

deniz02
12-01-2008, 14:49:48
Bencil

Bencillik en çürük yanımız
Her an çeker paçamızdan
Sıfır noktasına indirir bizi
Atlayıp geçersek ne iyi
Yoksa hiç olup kalırız

Gözümüz kör, kulağımız sağır
Susar içimizdeki insan sesi
Nice güzelliklere duyarsız
"Rab bana, hep bana"
Arsız otlara benzeriz

Hele kimilerini gördükçe
İnsanlığımızdan utanırız
Kimbilir belki de
Silkinip bir güzelce
Kirlilikten arınırız

Talip Apaydın

deniz02
14-02-2008, 22:39:56
SİYAH ÇELİŞKİLER

Boşuna atma havanı,
Toz pembe değil meydanlar.
Gün gelir, yukarılardan tükürürsün,
Gün gelir,
Yerlerde sürünürsün,
Böbürlenmeye değmez ki hayat..
Biri bir şeyler yer,
Düşünürsün,
Biri bir şeyler der,
Üzülürsün...
Daha fazla vakit kaybetmeden,
Çuvalın ağzını aç,
Rahmetli anan
Nasihatla doldursun.
Anlayana yerinde bir söz,
Çok tesirli bir ilaç.
İlim, irfan, İnsanın başında bir taç.
Değilse, bakış ile dövülürsün,
Değirmene giden unlanır,
Düğün yerinde Göbek atan pullanır.
Akılsızı, Kim olursa olsun kullanır.
Benden söylemesi:
Uyanık dur,
Gözlerini iyi aç!

Üzeyir Lokman Çaycı
( 1949 - )

rita
15-02-2008, 15:16:52
GİT

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!

Git de şen şakrak geçen günlerime gün ekle,
Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.

Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,
Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar

Madem ki benli hayat sana kafes kadar dar,
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.

Hadi git, benden sana dilediğince izin,
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.

Kahrımın nedenini söylesem irkilirler;
Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler.

Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın;
Oysa ki hep yedekte, hep elde var saymıştın.

Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak,
Zannetme ki pişmanlık, mutluluk kadar ırak!

Sanma ki fasl-ı bahar geldiği gibi gitmez,
Sanma ki hüsranını görmeye ömrün yetmez.

Her darbene tehammül edecektir bedenim,
Gururum mani olur perişanıma benim.

Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne?
Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine.

Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka,
Sana gül bahçesini kim açar benden başka!

Hercai arılara meyhanedir çiçekler,
Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler!

Madem aşk tablosunun takdirinden acizsin,
Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin.

Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet,
Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et!

Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan!
Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan!

Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm,
Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.

Korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum;
Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum.

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!

Cemal Safi

marita
15-02-2008, 22:31:10
AÇSAM RÜZGARA

Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş
Mavilerde sefer etmek!
Bir sahilden çözülüp gitmek
Düşünceler gibi başıboş.
Açsam rüzgara yelkenimi;
Dolaşsam ben de deniz deniz
Ve bir sabah vakti, kimsesiz
Bir limanda bulsam kendimi.
Bir limanda, büyük ve beyaz...
Mercan adalarda bir liman..
Beyaz bulutların ardından
Gelse altın ışıklı bir yaz.
Doldursa içimi orada
Baygın kokusu iğdelerin.
Bilmese tadını kederin
Bu her alemden uzak ada.
Konsa rüya dolu köşkümün
Çiçekli dalına serçeler.
Renklerle çözülse geceler,
Nar bahçelerinde geçse gün.
Her gün aheste mavnaların
Görsem açıktan geçişini
Ve her akşam dizilişini
Ufukta mermer adaların.
Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş,
İller, göller, kıtalar aşmak.
Ne hoş deniz deniz dolaşmak
Düşünceler gibi başıboş.
Versem kendimi bütün bütün
Bir yelkenli olup engine;
Kansam bir an güzelliğine
Kuşlar gibi serseri ömrün.

ORHAN VELİ KANIK

marita
15-02-2008, 22:49:26
Erdem Beyazıt'ın en sevgili şiirlerinden bir tanesi...

Sana,Bana,Vatanıma,Ülkemin insanlarına dair

''Telgrafın tellerini kurşunlamalı''
Öyle değildi bu türkü bilirim
Bir de içime
-Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen-
Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek
Bazan gelmesi beklenen bazan ansızın çıkagelen
Haberler bilirim mektuplar bilirim.

Gamdan dağlar kurmalıyım
Kayaları kelimeler olan
Kırk ikindi saymalıyım
Kırk gün hüzün boşaltan omuzlarıma saçlarıma
Saçlarının akışını anar anmaz omuzlarından
Baştan ayağa ıslanmalıyım
Gam dağlarına çıkıp naralar atmalıyım.

İçimde kaynayan bir mahşer var
Bu mahşer birde annelerinin kalbinde kaynar
Çünkü onlar yün örerken pencere önlerinde
Ya da çamaşır sererken bahçelerinde
Birden alıverirler kara haberini
Okul dönüşü bir trafik kazasında
Can veren oğullarının.

Bir de gencecik aşıkların yüreklerini bilirim
Bir dolmuşta yorgun şoförler için bestelenmiş
Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine
Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin
Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan
Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde
Örneğin Hint Okyanusu gibi derin
İsyanın kapkara sularına dalan.

Nice akşamlar bilirim ki
Karanlığını
Bir millet hastanesinde
Dokuz kişilik kadınlar koğuşu koridorunda
Başını kalorifer borularına gömmüş
Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiplerden
Haber sormaya korkan
Genç kızların yüreğinden almıştır.

Bir de baharlar bilirim
Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği
Anadolu bozkırlarında
İstanbul’dan çıkıp Diyarbekir’e doğru
Tekerleri yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğu ile içen
Cesur otobüs pencerelerinden
Bilinçsiz bir baş kayması ile görülen
Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında
Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının
Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken
Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.

Yazlar bilirim memleketime özgü
Yiğit köy delikanlılarının
İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları
Birinin ölü dudaklarından sızan kan daha kurumadan
Üstüne cehennem güneşlerde göğermiş mor sinekler konup kalkan
Diğeri kan ter içinde yayla yollarında
Mavzerinin demirini alnına dayamış
Yüreği susuzluktan bunalan
İçinden mahpushane çeşmeleri akan
Ansızın parlayan keklikleri jandarma baskını sanıp
Apansız silahına davranan
Nice delikanlıların figüranlık yaptığı
Yazlar bilirim memleketime özgü

Güzler bilirim ülkeme dair
Karşılıksız kalmış bir sevda gibi gelir
Kalakalmış bir kıyıda melül ve tenha
Kalbim gibi
Kaybolmuş daracık ceplerinde elleri
Titreyen kenar mahalle çocukları
Bir sıcak somun için, yalın kat bir don için
Dökülürler bulvarlara yapraklar gibi.

Kadınlar bilirim ülkeme ait
Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak
Göğüsleri Çukurova gibi münbit
Dağ gibi otururlar evlerinde
Limanlar gemileri nasıl beklerse
Öyle beklerler erkeklerini
Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi.

İsyan şiirleri bilirim sonra
Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden
Harfler harp düzeni almıştır mısralarında
Kimi bir vurguncuyu gece rüyasında yakalamıştır
Kimi bir soygun sofrasında ışıklı sofralarda
Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır.

Müslüman yürekler bilirim daha
Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet
Eller bilirim haşin hoyrat mert
Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır
Her kırışığı sorulacak bir hesabı
Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.

Bütün bunların üstüne
Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim
Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim
Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli
Adın kurtuluştur ama söylememeliyim
Can kuşum, umudum, canım sevgilim.

marita
15-02-2008, 22:54:46
GÜZEL HAVALAR

Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettimEvkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti


ANLATAMIYORUM

Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.


YAŞAMAK

Biliyorum, kolay değil yaşamak,
Gönül verip türkü söylemek yar üstüne;
Yıldız ışığında dolaşıp geceleri,
Gündüzleri gün ışığında ısınmak;
Şöyle bir fırsat bulup yarım gün,
Yan gelebilmek Çamlıca tepesine...
-Bin türlü mavi akar Boğaz'dan-
Her şeyi unutabilmek maviler içinde.


Biliyorum, kolay değil yaşamak;
Ama işte
Bir ölünün hala yatağı sıcak,
Birinin saati işliyor kolunda.
Yaşamak kolay değil ya kardeşler,
Ölmek de değil;

Kolay değil bu dünyadan ayrılmak.

marita
15-02-2008, 22:56:39
Denizi Özleyenler İçin

Gemiler geçer rüyalarımda,
Allı pullu gemiler, damların üzerinden;
Ben zavallı,
Ben yıllardır denize hasret,
"Bakar bakar ağlarım."
Hatırlarım ilk görüşümü dünyayı,
Bir midye kabuğunun aralığından;
Suların yeşili,göklerin mavisi,
Lapinaların en harelisi...
Hala tuzlu akar kanım
İstiridyelerin kestiği yerden.
Neydi o deli gibi gidişimiz,
Bembeyaz köpüklerle, açıklara!
Köpükler ki fena kalpli değil,
Köpükler ki dudaklara benzer;
Köpükler ki insanlarla
Zinaları ayıp değil.
Gemiler gecer rüyalarımda,
Allı pullu gemiler,damların üzerinden;
Ben zavallı,
Ben yıllardır denize hasret

Orhan Veli Kanık

marita
15-02-2008, 22:58:16
Dedikodu

Kim söylemiş beni
Süheyla'ya vurulmuşum diye?
Kim görmüş, ama kim,
Eleni'yi öptügümü,
Yüksekkaldirimda, güpegündüz?
Melahat'i almişim da sonra
Alemdar'a gitmişim, öyle mi?
Onu sonra anlatirim, fakat
Kimin bacagini sikmişim tramvayda?
Güya bir de Galataya dadanmişiz;
Kafalari çekip çekip
Orada aliyormuşuz solugu;
Geç bunlari, anam babam, geç;
Geç bunlari bir kalem;
Bilirim ben yaptigimi.
Ya o, Mualla'yi sandala atip,
Ruhumda hicranin'i söyletme hikayesi?

marita
15-02-2008, 23:00:40
Derdim Başka

Sanma ki derdim güneşten ötürü;
Ne çıkar bahar geldiyse?
Bademler çiçek açtıysa?
Ucunda ölüm yok ya.
Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten
Güneşle gelecek ölümden
Ben ki her nisan bir yaş daha genç,
Her bahar biraz daha aşığım;
Korkar mıyım?
Ah, dostum, derdim başka...

Orhan Veli Kanık
-------------------------------------------------------------------------
Eskiler Alıyorum

Eskiler alıyorum
Alıp yıldız yapıyorum
Musiki ruhun gıdasıdır
Musikiye bayılıyorum

Şiir yazıyorum
Şiir yazıp eskiler alıyorum
Eskiler verip Musikiler alıyorum.

Bir de rakı şişesinde balık olsam

Orhan Veli Kanık

--------------------------------------------------------------------

Sevdaya Mı Tutuldum?

Benim de mi düşüncelerim olacaktı,
Ben de mi böyle uykusuz kalacaktım.
Sessiz, sedasız mı olacaktım böyle?
Çok sevdiğim salatayı bile
Aramaz mı olacaktım?
Ben böyle mi olacaktım?

Orhan Veli Kanık

rita
16-02-2008, 14:44:12
Dilimde Ay Tutuldu... /... Dilsizim

korunaklı şiirler yaz bana, sevgilim olmayan sevgili
sağanak yağışlı günlerimde sığınacağım bir yer bulunsun
bari, şiirlerde bir ev'cağızım olsun

üç oda bir salon yalnızlığımı kiraya vereceğim
heveslenme, senin için düşlerim başka
aklını başından alıp, gezmeye götüreceğim

ne güzel gülüyorsun, dudaklarında eski İstanbul resimleri
öyle kal lütfen, yüzüme baktığın anın resmini çekeceğim

sana söz veriyorum, sen de bana umut ver
sonra her şeyi unutup, ülkeme geri döneceğim

bende bir hoşum, şarkıların belalı güzelliğine vuruldum
o uzak ayda kaldı onayladığım gülüşler
raks eden sevişmelerin çingene zamanındayım,
'gel' desen, gidemeyecek kadar sarhoştur özlemler

anlayışımı kaybettim, beni anla
karşılığında gözlerimin kahvesinden içireceğim
düşe kalka düşledim, son baharım kaldı
beni şimdi tutmazsan, dudaklarına devrileceğim

oturaklı şiirler yaz bana, sevgilim olmayan sevgili
yorgun günlerimde dinleneceğim bir yer bulunsun
şiirlerde bari, bir nefeslik yerim olsun

Pelin Onay

deniz02
18-04-2008, 05:29:05
ÖLÜ ÖLDÜ

Küller başıma! Toprak başıma!
ellerim ayaklarım da küllerle yıkansın
beyaz patiskayla bağlansın çenem.

İşte ölü öldü! Yürek pınarımda büyüttüm
canevimde yaşadım seni, istersen gene yaşarım
girdikten sonra bir kez güneşli yaşamına.

Son görüntü bu, nasıl gideceğini bilmeyen,
üzerinde kirli duvarların, ıslak taşların:
ne gözyaşları, ne kolları ekmek dolu şarkılar!

Küller başıma! Toprak başıma!
Öyle zor ki hasretine göz yummak; aldırmamak
nisan gövdene bir kez sarıldıktan sonra.

İşte ölü öldü! Yaşsız gezgini, aşksız süvarisi
rüzgarsız alanların, çiçeksiz balkonların;
geride, ne bir ad, ne bir adres, ne bir imza.

bir mektup sadece, belki de bir isyan:
"Çiçek göndermeyin cenaze törenlerine sakın,
kent sellerinde boğulmuş olanların!"

Özdemir İNCE

gulac
18-04-2008, 17:12:15
(martılar gelmezdi ki sizin ordan
martılar sizindi ey evlerinin önü deniz
bizde ölen kartallardan, dağlardan size haber veririz
bir bakımlık deniz, bir avuç imbat göndermediniz!)


seni bir çığlık gibi sevdim
uzanıp sesimin avlularına sen de her sabah
sabah... sevince bir sevgiyle gideriz
sonra durur vitrinlerden çiçekleri seyrederiz
puştluklar bizi seyreder,
biz çiçekleri...

seni bir kar gibi sevdim
üşüye üşüye eridim!

bak, kentleri de, dağları da bozdular
başka rüzgârlar giydirdiler kentlere
dağlara başka tüfekler
kalk,
gidelim
buralardan gidelim!

seni bir namlu gibi sevdim
sen tetiklerimi ezberliyordun

kıyametler koparken alnından bu kentin
geceydi... ansızın seni bir tufan gibi sevdim
bedenim alabora!

Gökhan Kartal
18-04-2008, 20:39:44
kıyametler koparken alnından bu kentin
geceydi... ansızın seni bir tufan gibi sevdim
bedenim alabora!

Çok güzeldi.Var olun.

suç_ceza
22-04-2008, 11:48:24
YARAM...
nefesim kadar yakınsın

biliyorum,hissediyorum karanlık dokunuşunu
hayalimsi parmaklar vücudumda
Ayaklarımından bogazıma...
Bir can degilmi al diyesim gelirken...
Peki ya bu hıçkırık hıçkırık akan ,
Feri sönmekte gözlerimi yırtan
Gözyaşlarım niye...
Yanımdamısın,başucumdamısın "YARAM"
Ellerin saçlarımda mı
yoksa donmuş vücudumda mı ellerin
Hissedemiyorum,göremiyorum,
Biliyorum bu son demi hayatımın...
Yanımdamısın,baş ucumdamısın " YARAM"
belkide çok uzaklardasın
bilmemiyorum...
ama istiyorum son kez hissedemesemde,
ellerinin sıcaklıgını,
hissettiğimi düşünmek istiyorum
Ellerim ellerindeyken
Sona giderken göremesemde yüzünü
görüyormuş gibi yapıp
gülümsemek istiyorum
Duyuyormusun "YARAM"...
Son demindeyken hayatımın...
bir beş dakika diyorum..
Suç_ceza
şiirlerin çogunu okudum aralarında arkadaşlarımızın kendi yazdıkları şiirleri de gördüm,gerçekten çok hoş olmuş...Hepinizin yüregine kalemine saglık...

cognis
23-07-2008, 02:19:24
dün gece, ağzından ağzıma fışkıran sözcükler
-bir ihanet nüvesi-
ve o gize bürünmüş yaşlı masal kahramanları
ve 'sen sus çocuk' gag'leriyle süslü tiratlar
ve perde kapandı! artık tiyatrolar hela olacak!

artık ayrıldık, aşkımız bir rüzgâr gibi geçti!
aşkımız bir günahtı, ve bir yaz günü bitti!
unut sana yazdıklarımı ve unut sevişmelerimizi
memelerini geri al ve geri ver penisimi

ulan istanbul! bu bana reva mıdır?
ulan o denli sevmişim, müstahak mıdır?
..ktirip gidiyorum başınızın çaresine bakın
arabesk dinleyeceğim işte!
rakı içeceğim
intihar edeceğim
kıçınıza kına yakın!

kucuk iskender

monica
31-07-2008, 22:28:26
kel kadınlar tanıdım insafsıca
her sokak başında bir ekip otosu vardı
kaç paraya öpüştük durduk asitli homejen
ne çok insandılar öyle yıkılası acılı
öyle kırkayak kimlikli. sahi,
bana ait bir sürü sevgiyle dolaşırlardı!

dolaşırlardı ayaklarım- babam kimdi, belki
birikimler yanlızca, yanlızca itilişler!
annem; o , yanlızlığım olaçak!
sarhoş çocuklar gibiydim, dirilen bir ceset
gibiydim- yüzümde bir gri saten bıçak! saat bozuk
gibiyidim, imdat polis gibi! saçmalayacak gibiydim
beni bir bıraksanız, ah bir bıraksanız,
ödünç bir tutku, özürlü bir rüzgar misali
dağılıp gidecek gibiydim!
oğlum eşkalim İştanbul, yine katildi. kızım
son vitrin son beyaz gelinliğinde!
yaşları, toplasan en fazla on üç, on dört

Küçük iskender
Teşekkürler cognis

cognis
13-08-2008, 17:37:55
Seni özlemenin
Ne demek olduğunu sor bana,
Yetmiş iki dilde anlatabilirim
Kitabını yazabilirim sayfalarca.
Yalnızlığın rezilliğini
Kokuşmuşluğunu
Ve çıplaklığını da.
Ama hiç kimse
Kavuşmanın güzelliğini
Sormasın bana / anlatamam.
Ben sana hiç kavuşmadım ki!

Bilmiyorum
Dudakların nasıldır.
Sıcak mı ateş topu kadar,
Yoksa soğuk mu
Buza kesmiş bir bardak su gibi?
Kıvrımlarına,
Kırmızı karanfiller mi tutunmuş,
Küle gizlenmiş kor mu var?
Tenime değdiğinde dudakların
Cemre mi düşer bedenime,
Mızrap değen bir saz teli gibi
Titrer mi yüreğim bilmiyorum.
Ben hiç dudaklarına dokunmadım ki!

Bir kadını sardığında kolların,
Ürkek ceylânlar
Nasıl kurtulur tuzağından?
Dolu yemiş yaprak gibi
Nasıl titrer bir yürek?
Ellerin nasıl okşar bir bedeni,
Goncalar
Nasıl güle döner sıcaklığınla / bilmiyorum.
Hiç sana sarılıp yatmadım ki!

Kısacası:
Tatmadım kavuşmayı / anlatamam.
Ama,
Seni özlemenin kitabını yazabilirim.
Anlatabilirim daldaki kuşa / topraktaki solucana.
Yokluğunda yıllardır
Özlemine dayanmayı öğrendim
Yokluğuna katlanmayı
Aşağılık avunmayı öğrendim nasılsa
Ustası oldum beklemenin
Tükenmek pahasına.

Ama hiç kimse / kavuşmayı,
İki derenin birbirine karışıp
Sarmaş dolaş aktığı yatağın yorgunluğunu
Sormasın bana ,anlatamam.
Çünkü seninle ben,
Ayrı kaynaktan doğmuş
Sularında hasretleri taşıyan
Başka denizlere koşan iki ırmağız.
Birbirimize uzak topraklarda tüketirken yılları
Aynamızda ayrı gökleri yansıtırız.
İşte onun için
İki dere nasıl karışır birbirine
Nasıl sığar iki nehir bir yatağa /bilmiyorum.
Seninle
Hiç aynı yatakta coşmadım ki!

Sen bana /yalnızca
Ve sadece
Kahpe sensizliği sor
Rezil beklemeyi , özlemeyi sor.
Tanrı şahidimdir
Kurda kuşa
Dağa taşa bile anlatabilirim.
Demem o ki uzaktaki yakınım:
Vuslatlara yabancıyım,
Ama,
Seni özlemenin kitabını yazabilirim.

kamuran esen

gupse-m
13-08-2008, 23:10:39
Özlemek

Birden özleyiveriyorsunuz...
Çoktan unuttuğunuzu sandığınız
ya da yalnızca bir kere karşılaştığınız
ve özlemek için yeteri kadar tanımadığınız birini
bir sabah çılgınca özleyerek uyanıyorsunuz.

Rüyalarınız, içinizdeki o gizli, esrarını ele vermez büyücü,
siz çarşaflarınızın arasında,
bütün tehlikelerden uzak,
güvenle yattığınızı sandığınız bir anda,
usulca ruhunuza sokulup,
sizden habersiz oralara yığılmış cephanelikleri
birer birer ateşleyiveriyor.
İnfilaklarla sarsılarak uyanıyorsunuz.
Hayatınızda olmayan birini hayatınıza almak,
ona dokunmak,
onun sesini duymak için kıvranırken buluveriyorsunuz kendinizi...

Özlemek, o yakıcı istek,
bilinen herşeyi ve önem sırasını değiştiriveriyor.
Özlediğiniz ise çok uzaklarda...
Yanında olmasını istediğiniz halde
yanınızda olmayan bir tek kişi,
yanınıza bile yaklaşmadan,
hatta onu özlediğinizden
ve onu istediğinizden haberdar bile olmadan,
bütün hayatı,
bütün görüntüleri eritip
başka kılıklara sokuyor..

cognis
17-08-2008, 22:08:32
kel kadınlar tanıdım insafsıca
her sokak başında bir ekip otosu vardı
kaç paraya öpüştük durduk asitli homejen
ne çok insandılar öyle yıkılası acılı
öyle kırkayak kimlikli. sahi,
bana ait bir sürü sevgiyle dolaşırlardı!

dolaşırlardı ayaklarım- babam kimdi, belki
birikimler yanlızca, yanlızca itilişler!
annem; o , yanlızlığım olaçak!
sarhoş çocuklar gibiydim, dirilen bir ceset
gibiydim- yüzümde bir gri saten bıçak! saat bozuk
gibiyidim, imdat polis gibi! saçmalayacak gibiydim
beni bir bıraksanız, ah bir bıraksanız,
ödünç bir tutku, özürlü bir rüzgar misali
dağılıp gidecek gibiydim!
oğlum eşkalim İştanbul, yine katildi. kızım
son vitrin son beyaz gelinliğinde!
yaşları, toplasan en fazla on üç, on dört

Küçük iskender
Teşekkürler cognis
kel kadınlar tanıdım insafsızca
her sokak başında bir ekip otosu vardı
kaç paraya öpüştük durduk asitli homojen
ne çok insandılar öyle yıkılası acılı
öyle kırkayak kimlikli. sahi,
bana ait bir sürü sevgiliyle dolaşırlardı!

dolaşırdı ayaklarım - babam kimdi, belki
birikimler yalnızca, yalnızca itilişler!
annem: o, yalnızlığım olacak!
sarhoş çocuklar gibiydim, dirilen bir ceset
gibiydim - yüzümde bir gri saten bıçak! saat bozuk
gibiydim, imdat polis gibi! saçmalayacak gibiydim
beni bir bıraksanız, ah bir bıraksanız,
ödünç bir tutku, özürlü bir rüzgar misali
dağılıp gidecek gibiydim!

oğlum eşkalim istanbul, yine katildi. kızım
son vitrinin son beyaz gelinliğinde!
yaşları, toplasan en fazla on üç, on dört
en azından milattan önce yirmi! bir zaman
efkarla makyajını tazeledi içimdeki ölü helvası
ölü helvası ve kör çiçekler satan çok kalibre çingene!
ve horgörülen aşklar bazen sahte.. abazan..
biraz daha öpüşebilsek, ah bir de
öpüşmeleri, sevişmeleri, logaritmayı bilsek
alkol komalarımıza hafif inceden
profesör bir zencefil kokusu inecekti!

kel kadınlar tanıdım insafsızca
her sokak başında bir ekip otosu vardı
hatırlar mısın, yazmıştım sana, her otel odasında
filtresi bekaret kanıyla lekeli
yanan bir orospu sigarası. ah, göğsüm,
sen, kurşuna dönmüş zalim gözlerle
delik deşik edilmiş bir erkek fanilası!

delikanlılığım aşka aç
aşka muhtaç
aşka mecburdu!
ve yüreğim!
yaşlandıkça memeleri sarkar oldu!
bana bir haller oldu / bana filmler bir tuhaf olur!
sarkaçlar bana pek bir dar oldu / kuyular pek bir sığ olur
bakın! kızkardeşim gitti gecenin dul eşi oldu
abim miyop dudaklarıyla kendi yılanında küçülür küçülür mahfolur!
ah! çıtır hüznüm, asil acılarım, dikkat edin!

istanbul bu! genç bedenlere aç
dinç cesetlere muhtaç
hürriyete mecburdur!

_______________________

teşekkürler..,Mehmet Emin Filiz

gupse-m
01-09-2008, 20:06:30
HOŞGELDİN KADINIM.

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur;
nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
acıkmışsındır;
beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
ayağını basdın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam...

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin.

NAZIM HİKMET

çoban
28-11-2009, 23:17:48
BÜYÜK ŞEHİR

Bir değil hallerin, beş değil,
Nasıl anlatsam hepsini bir bir,
Nasıl bağlansam sana nasıl, büyük şehir?
Yüz tane kolum olsa kucaklamağa yetmez,
Tepeden tırnağa dudak kesilsem, bitip tükenmezsin.
Anten misali gerilse bütün damarlarım,
Nasıl duyarım semt semt, bucak bucak seni,
Nasıl sararım?
Büyük hastanelerinde yatarım insan dolu,
Büyük gemilerine binerim mahşer,
Hanların dolu, hamamların dolu..
Gel gör ki her Allahın günü,
Göz göze, diz dize,
Tramvayda, sinemada, meyhanede, mabette.
Herkes kendi murdar karanlığına gömülmüş
Herkes gurbette...

Bedri Rahmi Eyüboğlu
( 1913 - 1975 )

ayşe uysal
06-12-2009, 16:51:38
Ben Olduğumu Bilirsin

Bir rüzgar olsam, beyaz saçlarını okşasam.
Yatağındaki yorgan olsam, kucaklayıp bağrıma bassam.
Allahın çağırdığı gün, cennettin kapısını sana ben açsam,
Ben olduğumu bilirmiydin?

İçinde bir his olsam, anımsadığında beni gözlerini parlatsam.
Deniz kenarında, daldığın o boşlukta, tepende dolaşan bir martı olsam.
Dertlerine derman, içini ferahlatacak bir su olsam,
Ben olduğumu bilir miydin?

Dağın tepesinde eğik bir ağaç olsam, yanıma geldiğinde dik dursam.
Bağda bir salkım üzüm olsam, ağızına aldığında bal gibi erir olsam.
Beyaz bir güvercin olsam, her sabah pencerenin önüne konsam.
Ben olduğumu bilir miydin?

Yanık bir türkü olsam, her gün dilinde dolaşsam.
Gökte kücük bir yıldız olsam, geceni ay gibi parlatsam.
Bir melek olsam, yatarken seviyorum diye kulağına fısıldasam.
Ben olduğumu bilir miydin?

Canım oraları seni geride bıraktım,
Senden değil ben allahıma kaçtım.
Ayrılmadım ama hala seninleyim,
Kalbine sor, cevap veren ben olduğumu bilirsin

rita
11-12-2009, 16:21:46
IHLAMURLAR ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN

Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Beklesen de olur, beklemesen de
Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırırsa beni sana
Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.

Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?
Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalar da geleceğim sana
On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.

Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
Ne güzellik, ne de tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Bahattin Karakoç

Bora Baykal
14-12-2009, 19:21:56
kırılgan bir çocuğum ben
yüreğim cam kırığı
bütün duygulardan önce
öğrendim ayrılığı

saldırgan diyorlar bana
oysa kırılganım ben
gözyaşlarım mücevher
saklıyorum herkesten

ürküyorlar gözümdeki ateşten
ürküyorlar dilimdeki zehirden
ürküyorlar o dur durak bilmeyen
gözükara cesaretimden

diyorlar bir yanı sarp bir uçurum
bir yanı çılgın dağ doruğu
oysa böyle yapmasam ben
nasıl korurum içimdeki çocuğu

bir yanım çılgın nar ağacı
bir yanım buz sarayı.

Murathan Mungan

Mehtap Deniz
31-12-2010, 18:31:25
12 AY

Yılın ilk ayı Ocak,
Kar yağar kucak kucak.

İkinci ay Şubattır;
Soğuğu pek berbattır.

Mart kapıdan baktırır,
Kazma kürek yaktırır.

Nisanda çiçek açar;
Sevinçle kuşlar uçar.

Mayısta kiraz yeriz,
Kuzuları severiz.

Haziranda yaz başlar.
Dağılır arkadaşlar.

Temmuz yakar, kavurur;
Ekinleri oldurur.

Ağustos harman ayı,
Sevinir köylü dayı.

Eylüle yoktur sözüm;
Getirir incir, üzüm.

Ekim ayı gelince,
Kapılırız sevince.

Kasımda yağmur bol,
Üşüme dikkatli ol.

Aralık yılın sonu,
Soğuktur eni konu.

Bu on iki arkadaş
Bizlere olur yoldaş.

Hepsi güzel, sevimli,
Çalışana verimli.

Tembeller ay, gün seçer,
Ömürleri boş geçer.

Rakım ÇALAPALA

çorum
13-03-2011, 11:49:48
İSTANBUL
Sigara dumanı ile güzelim İstanbul'u
İki dudağın arasında görme burasını
Sakin yakamozlarında olduğu boğazı
İçmezsen de olur balık sefasında
Sade iki renk ile bütünleşmez burası
Renkler cümbüşü ile uçar her hatırası
Tütmez dudaklarda dökülür kelamlar
Her biri ayrı hatıra taşıyan sokaklarda
Ruhla birleşir ancak İstanbul aşkı
Çekilir hasreti gönülde görülür vuslatı
Uçan sadece martı değildir burada
İstenmez mi görülmek tamamı ile burası
Bir yudumda anlaşılmaz tadı buranın
İstanbul'u arayan bilir tatlı ve nazlı.
Mahmut Selim GÜRSEL 13 Mart 2011 11,45 ÇORUM
http://corumlu-fikir.dergisi.info
http://saricigdem.dergisi.info
Sizin şiir ve çalışmalarınızıla siz de davetlisiniz!