PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Yecüc ve Mecüc Türkler mi?







Av.Ali Sinkay
31-08-2004, 16:05:07
Son zamanlarda çok ilginç yaklaşımlar duymaya başladım.Saidi Nursiye atfen yazılan yazılarda yecüc ve mecüc'ü Moğollar olarak nitelendirseler bile (Türkleri açıkca diyemiyorlar) Çin seddini yecüc ve mecüc seddi olarak tanımlamaktadırlar.Yapılan yorum şu Zülkarneyn'e Yecüc ve Mecücün şerrinden korunmak için yalvarıyorlar o da sed yapıyor.Peki bu seddi Çin seddi olarak yorumlamak nedir.Çin seddi kimlere karşı yapıldı.Türklere karşı onların akınlarından korunmak için.Peki o halde Yecüc ve Mecüc kim?Türkler.İslama yıllarca hizmet eden Türkler.Kutsal emanetleri hala ülkelerinde taşıyanTürkler.Acaba bu bilinçli bir Türk düşmanlığı mı?

Yapamam deme yapan senden iyi değildir

Av.Fırat Bayındır
01-09-2004, 19:11:09
SAYIN ALİSİNKAY
bu alıntıyı nereden yaptığınızı merak ediyorum.

ceteris paribus

Av.Ali Sinkay
02-09-2004, 06:36:44
Bu alıntı değil kendi yazdığım bir forum konusu Said-i Nursinin ahir zaman ve yecüc ve mecücle ilgili söylediklerine bir bakın isterseniz

Yapamam deme yapan senden iyi değildir

nursel yöndem
03-09-2004, 14:28:15
Merhabalar Sayın alisinkay,

Said-i Nursi değil de İbn-i Kesir açıkça Yecüc Mecüc'ün Türkler olduğunu ifade eder.

Altay'dan çıkış destanına baktığımızda, Yecüc Mecüc hikayesi ile olan benzerliği de görebiliriz.

Ama benim inancım Yecüc ve Mecüc'ün henüz çıkmadığı.

Selamlar

Give Justice A Hand

Av.Ali Sinkay
03-09-2004, 14:31:51
Saidi Nurside yecüc ve mecüc Türklerdir dememiş açıkca ama şu tabire bakın

Damda yürür miyav miyav der fare avlar adı nedir

Yukarıdaki tanım ne kadar kediye uyuyorsa Said_i Nursinin tanımı da o kadar Türklere uyuyor

Merak ettiğim o tartışma değil tarih boyunca bozguncu bir kavim nerde İslamın sancaktarları nerde bu bana komik gel,yor ve Türklük Düşmalığı mı yapılıyor din kullanılarak onu merak ediyorum

Yapamam deme yapan senden iyi değildir

commodore1tr
03-09-2004, 14:35:00
Vallahi benim bildiğim 1950 lerle ilk çin ve japonlar (özellikle ertuğrul faciasından sonra gelen çokluk nedeni ile ) bunların çinlilerle japonlar olduğu yönünde Türklerde kuvvetli bir kanı oluşmuştu :))
Nede olsa tasfiri kısa boylu sarı benizli kalabalık arı gibi... eee çin bir milyar üçyüzelli milyon nufus kısaysa kısa üstelikte sarılar.. kesin kesin bunlar :)))

bilmiyorum dediğim konu hakkında 2 saat eh bence dersem günlerce konuşurum

Av.Ali Sinkay
03-09-2004, 15:04:20
Yecüc ve Mecüc'ü tanımlayalım ve Türklere benziyor mu bir bakalım genellikle Dabbetül Arz ile birlikte anılır Bu bölümde Dabbe ve Dabbetül Arz Nedir Genel görüşler var bir sonrakinde ise Yecüc ve Mecüc ve ilgisi

O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.
(Neml Suresi, 82)

Söz nedir?"O söz" kelimesinin Arapçadaki karşılığı "kavl"dir ve Kuran'da "anlaşma ve söz" anlamlarında kullanılmaktadır. Bu iki anlamın dışında aynı kelimenin "görüş, inanç, düşünce ve akide" gibi anlamları da bulunmaktadır.

Bu anlamının yanısıra, "kavl" kelimesi ayetlerde doğrudan Kuran anlamında da kullanılmaktadır. Allah'ın Hz. Muhammed (sav) aracılığıyla insanlara indirdiği hikmetli sözleri birçok ayette "söz" kelimesiyle ifade edilmektedir. Bu ayetlerden bazıları şu şekildedir

Şüphesiz o (Kur'an), üstün onur sahibi bir elçinin gerçekten (Allah'tan getirdiği) sözüdür; (Tekvir Suresi, 19)

O (Kur'an) da kovulmuş şeytanın sözü değildir. (Tekvir Suresi, 25)

Onlar, yine de o sözü (Kur'an'ı) gereği gibi düşünmediler mi, yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? (Müminun Suresi, 68)

"Bu, bir beşer sözünden başkası değildir." (Müddessir Suresi, 25)
Kavl" kelimesi Secde Suresi'nin 13. ayetinde Allah'ın sözünün -vaadinin- gerçekleşmesi olarak kullanılmaktadır:

Eğer biz dilemiş olsaydık, her bir nefse kendi hidayetini verirdik. Fakat Benden çıkan şu söz gerçekleşecektir: "Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan (İnkar edenlerle) tamamıyla dolduracağım."

Saffat Suresi'nin 31. ayetinde ise söz kelimesi Allah'ın yıkımı ve azabı olarak ifade edilmiştir:

Böylece Rabbimizin sözü (yıkım ve azab va'di) üzerimize hak oldu. Şüphesiz, (azabı) tadıcılarız."

Peki dabbe nedir?

Ve iza vakaal'kavlu aleyhim, ahracna lehum dabbeten minel'ardi, tukellimuhum ennen'nase kanu bi ayatina la yukinun

O söz başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe çıkarırız; o da, insanların Bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler. (Neml Suresi, 82)

Ayette Geçen Kelimelerin Anlamları

Ve: Ve
İza: -dığı zaman, -dığında
Vakaa: Düşmek, vaki olmak, ortaya çıkmak, meydana gelmek, başına gelmek, söz üzerine gerekli olmak
Elkavlu: Söz
Aleyhim: Onlara, onların üzerine
Ehrecna: Çıkarırız
Lehum: Onlara
Dabbeten:Bir dabbe, hayvan, canlı (Bu maddedeki canlıdan maksat -bitkiler hariç- insanlar ve hayvanlardır)
Minel-arz: Yerden
Tukellimuhum: Onlara söyler
Enne: -dığını, -diğini, olduğunu
Ennase: İnsanlar
Kanu: İdiler, oldular
Biayatina: Ayetlerimize
La yu'kinun İnanmadıklarını

Dabbeyle ilgili pekçok ayet vardır....

Ünlü müfessirlerden Elmalılı Hamdi Yazır'ın ifade ettiğine göre, dabbe kelimesinin yaygın kullanımı canlı hayvanlar için olsa da; "Dabbe" kelimesi asıl lügatte "mâyedübbü", yani debbeden, hafif yürüyen, debelenen olarak açıklanır

DEBB VE DEBİB: Hafif yürüme, debelenme demektir. Hayvanlarda ve çoğunlukla haşerelerde, yani böceklerde kullanılır. İçkinin vücuda yayılması ve bir çürüklüğün etrafına bulaşması gibi, hareketi gözle tesbit olunamayan şeylerde de kullanılır. "Dabbe" kelimesi de bundan fail olmak üzere asıl lügatte "mâyedübbü", yani debbeden, hafif yürüyen, debelenen demek olur.

Kuran'ın, Hz. Peygamber'den sonra en büyük müfessiri kabul edilen Hz. Ali, Neml 82'deki dabbeden söz ederken şöyle diyor: 'O, kuyruğu olan bir dabbe değil, sakalı olan bir dabbedir.' Yani insandır. Hz. Ali'nin bu sözünü de alıntılayan Elmalılı, Neml 82. ayette yer alan dabbe ile ilgili olarak şu sonuca varıyor: 'Açık olan şu ki bu ayetteki dabbe insandır.'

Sebe Suresi'nin 14. ayetinde ise "Dabbetü'l-Arz" ifadesi, ağaç kurdu cinsinden hayvanlar için kullanılmıştır.

Hüseyin Hatemiye Göre

Dabbetü'l-Arz Kuran'da iki yerde geçiyor, Sebe Suresi'nde ve Neml Suresi'nde. Hz. Süleyman devrinde daha Hz. Süleyman vefat eder etmez bugünkü Tevrat metninde de yer alan ama masallarla ilgisi olmayan bir Hiram Usta efsanesi çıkarak, gizli bir örgüt Süleyman devletini içinden kemirdi. İşte ona Dabbetü'l-Arz dendi. Hiram Usta'nın Süleyman'dan çok üstün olduğu, onun gizli örgütün reisi olduğu masalları ortaya çıktı. Bugün masonluğun benimsediği efsaneler gibi.

İşte kıyamet yaklaştığı zaman da yani Milat'tan sonra 1725 yıllarında bu örgüt canlanacak ve buna bağlı çeşitli örgütlerle, dünyadaki güç örgütlerinin birbirleriyle ilmiklenmesiyle Dabbetü'l-Arz tekrar yeryüzünde belirecek ve insanlık ilahi emirlere uymadığı için de Dabbetü'l-Arz'ın gelişmesine müsait bir ortam doğacak. Bu ortamdan yararlanan canavar da insanlığı sokacak.

Ama Mecüc.... Ama Dabbetü'l-Arz için değil, Mecüc için Amerika'yı tarif ediyorum. Dabbetü'l-Arz'a geleyim hangi ayeti Dabbetü'l-Arz'ı yorumlamak için yani Neml Suresi'nin 82. ayetini hangi ayetle bu müteşabih ayeti yorumlamamız lazım bakıyorum. Kuran-ı Kerim yine birbirini tefsir eder, insanı doğruya iletir. Sebe Suresi'nin, 34. surenin 14. ayetini okuduğumuz zaman görüyoruz ki yine müteşabih bir ayet ama o ayetle bu ayetin her ikisinde de Dabbetü'l-Arz terimi geçiyor. Başka hiçbir ayette, Dabbe geçiyor genel anlamında işte hayvan anlamında mesela "yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan, gökte kanatlarıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki onlar da sizin gibi bir ümmet, bir topluluk olmasınlar." Yani hayvanlara gösterilmesi gereken sevgiyi, onların haklarına riayeti belirten ayet-i kerime...

...

Şimdi Kuran-ı Kerim'de Sebe Suresi'nde 14. ayetinde yine simgesel bir ifade ile ama Dabbetü'l-Arz'ın ne olduğunu kanaatimce tamamen açığa çıkartan şu ayet meali ile karşılaşıyoruz Türkçesinde. Hz. Süleyman'ın bunu da halk yine yanlış daha doğrusu o simgesel ifadeye lafzi mana vererek kelime manasını vererek bir alay hikaye çıkıyor. Hz. Süleyman öldüğünde öldüğünün kimse farkına varmadı çünkü asasına dayanmış olduğu bir sırada ayaktayken öldü seneler böyle geçti, nihayet Dabbetü'l-Arz asayı kemirdi, Süleyman Peygamber düşünce öldüğünü anladılar… Halbuki bu da şu demektir simgeye dikkat edersek, asa her zaman devlet gücünün sembolüdür. Süleyman'ın adalet devleti, hukuk devleti, insan hakları devleti Süleyman'ın vefatından sonra devam ediyor zannedildi. Fakat bu devlete musallat olan Dabbetü'l-Arz bir gizli kamufle fesat örgütü içinden kemirdi o devletin gücünü ve Süleyman devleti çöktü. Adalet, hukuk devleti çöktü ve kıyamet alametleri belirdiği zaman, söz gerçekleştiği zaman, Allah'ın bu konudaki hükmünün gerçekleşmesi yakınlaştığı zaman, yeryüzünde tekrar Dabbetü'l-Arz belirecek. Ama "insanlarla konuşacak" da yanlış bir tercüme. Nitekim Yaşar Nuri Bey de benim o Akşam gazetesindeki beyanattan iki sonra idi zannedersem, Star gazetesinde yazdı, şu şekilde tükellim mühim değil şey de olabilir açıkça böyle yazmadınız ama kelimenin kökeninde yaralamak vardır dediniz. Yani kelime yanlış harekelendiriliyor onun için de ayet tamamen başka bir manaya sokuluyor. Yani şöyle tercüme ediliyor, bu yerden çıkan veya yeryüzünde beliren mübarek varlık kıyamet habercisi bir nevi aziz veli şey yapacak insanlara "siz Allah yolunu terk ettiniz" diye uyaracak ve onlara nasihat edecek. Halbuki böyle denmiyor ayette. Eğer ona simgesel ifade ile yaralama, ısırma, dalama, sokma, o canavarın vahiy kitabındaki canavarın sokması simgesel ifadesini verirsek, şöyle anlaşılıyor "bu insanlık Allah'ın emirlerine tam manası ile iman ederek uymadıkları için Allah'ın bu defa normları değil sosyoloji alanındaki kanunları hükmünü gösterecek ve kendi içlerinden çıkan bu fesat örgütü bütün insanlığa zarar verecek". Şimdi bütün gözümüzün önünde olan bitenle Dabbetü'l-Arz'ın ne olduğu canlanıyor. Ama Kuran-ı Kerim'in yalnız bu ayetine.....

...

Dabbetü'l-Arz, bir tek bir insan, hele iyi bir insan değil, kötüleri fesatçıları Dabbetü'l-Arz diye simgelenen yeryüzünün canavarı diye simgelenen o fesat örgütünün eğer elemanıysa, üyesiyse tek bir kişiye de Dabbetü'l-Arz diyebiliriz ama kötü anlamda yoksa birisine bir sevgi, saygı, selam gönderecek kişi Dabbetü'l-Arz olamaz. Ve Dabbetü'l-Arz işte bu kötü anlamdadır.


Yapamam deme yapan senden iyi değildir

Av.Ali Sinkay
03-09-2004, 15:28:41
"Nihayet, Ye'cüc ile Me'cüc'ün önündeki sed açıldığında, her tepeden saldırmağa başlarlar" (Enbiya 96).

Vahiy onun doguya ve batiya yaptigi yolculugu anlatir ve sorulandan fazlasina cevap vererek 3.yolculuktan bahseder. Zü'l-Karneyn iki dagin arasinda yasayan bir topluluga rastlar ve o topluluk Zü'l-Karneyn'e kendilerini Yecüc, Mecücden koruyacak bir duvar yapmasi için yalvarirlar. İşte mesele de burada başlıyor Yecüc ve Mecüc Kuranda belirtilmiştir.Ve bir sed olduğu da bellidir.Peki bu sed nedir? Yecüc ve mecüc için Onların boyları 1 karış olacaktır.En uzunları 3 karış olacaktır.Bu Oldukça kısa boylular için kullanılır.Kimileri Yecüc ve Mecücü Uzayda arıyor.Kimi Çinliler Kimi Türkler diyor.Kimi de Yecüc ve Mecüc seddini Türkler diyor.Bunlar Genel bir bilgi.Yecüc ve Mecüc Dabbe üst yazıda belirtilen bir hayvan yada hastalık tarafından yok edilecek deniliyor. Dabbetül Arz da ahir zamanda gelecek aids diyen bile var. Tüm bunlar bir genel kültür ve beni bu tartışmalar fazla ilgilendirmiyordu Taki Türkler Yecüc ve Mecüc denildiğini duyuncaya ve Bakınız Türkiye Nereye Gidiyor.Ülkem bu kadar abluka altındayken Merak ettiğim konu neden Türkler Türkler denilmesinin bir art niyeti var mı?
Türklerin yecüc ve mecüc olduğunu ayetlerde ve pek çoğu sahih olmadığı söylenen hadislerde kanıtlayabilecek birisi var mı Eğer varsa amenna eğer yoksa neden bu söylenti çıkarıldı.Art niyet var mı bilmek istediğim sadece bu

Yapamam deme yapan senden iyi değildir

Av.Fırat Bayındır
03-09-2004, 16:54:05
sevgili alisinkay

bir de Erdoğan Aydın'ın TÜRKLER NASIL MÜSLÜMAN OLDU
İlhan Arsel'in ARAP MİLLİYETÇİLİĞİ VE TÜRKLER kitaplarını okumanı tavsiye edeceğim.

ceteris paribus

Lawless1
03-09-2004, 18:05:36
Said-i Nursi ismini onceden bir kac kere duymustum ama kim oldugunu, ne yaptigini tam bilmiyorum. Nurcular bu akimin bir parcasi mi?

ottomangold
03-09-2004, 19:08:08
bedüüzzaman said nursi.
kıtapları risale-i nur kulliyatı olarak gecer.kıtaplarının asıl kalbı sözler sonra lemalar sualar mektubat vs. vs.,
yolundan gidenler nurcu olarak tabır ediliyor.
yazıcılar okuyucular yenı nesilciler fetullahcılar olarak bir kac guruba bölundüler.

merhaba abiler.

Av.Ali Sinkay
06-09-2004, 06:39:41
O kitapları okuyacağım değerli büyüğüm Fırat bayındır.Evet Nurcular o akımın bir parçası ve Said-i Nursi külliyatı eğitim kitapları

Yapamam deme yapan senden iyi değildir

sulky
27-01-2006, 02:48:23
said nursinin yecüc ve mecüce türklerdir dediğine katilmiyorum çünkü zamanında bir takim isyankarlar tarafından kendisine Türklere başkaldırma teklif edilmiştir.Fakat o bu teklfi reddetmiştir ve reddetme sebeplerinden birtanesi Kuran-ı Kerimde belirtilen islamiyetin koruyuculuğunu üstlenen kavimin TÜRKler olduğuna inanmasıdır.böyle düşünen bir insanın Türklere bozguncu bir kavim demesi düşünülemez.

turkislam
24-12-2006, 05:35:05
bu yecüc mecüc konusu benim de çok ilgimi çekmeye başladı. siteye sırf bu yüzden üye oldum. Türkiye de insanları illa dinleri veya ırkları arasında seçim yapmaları gibi bi zorunluluğa itiyolar. çok duydum bu soruyu önce türk müsün yoksa müslüman mısın diye soranları. en sinir olduğum şeylerden biridir. kasıtlı olarak bu konuda ayrım yaptırmaya çalışılıyo bana kalırsa. ikisini birarada düşünmemizi engellemek amacındalar. bazıları ise safça soruyo bu soruyu. dahası ikisini apayrı şeylermiş gibi gösterme çabaları var bazılarının. milli değerlerimiz yücedir tarihimiz şanlıdır bizim. bize yecüc mecücü yakıştıranlar çanakkale şehitlerini görmediler mi kurtuluş savaşı kahramanlarını görmediler mi fatih sultan mehmeti bilmiyorlar mı bizim atalarımızın onlar olduğunu da inkar edecekler var mı? yecüc mecüc konusunda bir de şu var. insanlar kendilerine öğretilenlerden çok daha fazlasını biliyorlar. nerden öğreniyolar bu kadar şeyi sorarım. yecüc ve mecücün insan olup olmadığı bile tartışılabilinir. kısacası sevgili kardeşler çok ciddi bir oyun girdabından geçiyo Türkiye. bize düşen dini ve milli değerlerimizi ikisini birarada korumak ve onlara sahip çıkmak aksi takdirde bu oyunlara gelip birini birinden ayırmak zorunda kalacaz ve insanlar zaten 40 a bölünmüşken bi parça daha bölünecez. sevgi ve saygılarımla.

ademce
25-12-2006, 16:58:12
Konuya Katkı
Kaynak : El-Esas Fis Sünne/Hadislerle İslam Akaidi/Kıyamet/Yecuc ve Mecuc
Yazar : Suriyeli önemli din bilginlerinden Said Havva ()

Türk ismi genellikle Türkistan dağlarının arkasın da oturan toplulular için kullanılmaktadır. Kaynaklar da geçen Türk ismi ile bugün bilinen ve yaygın olarak kullanılan türk kelimesi arasın da herhangi bir bağlantı KURAMAYIZ. Bugün Türk ismi Şam Beldelerinin kuzeyin de ki Kçük Asya da oturan halklar için kullanılmaktadır. Burada müslüman Türkler yaşamaktadır. Bunlar İslama ve müslümanlara hizmet konusun da BÜYÜK roller üstlenmişlerdir. Önemli işler başarmışlardır. Bunlar islam ümmetindendirler. Dolayısıyla ilim adamlarının türklerin kafirleri hakkın da söylemiş olduğu sözlerle bunların bir ilgisi YOKTUR.
____________________________

Kısacası sevgili kardeşlerim söz konusu Türk ismi (Bu isim Araplar tarafından kullanılmıştır ilk olarak) bugünün türkleri hele hele anadolu türkü hakkın da değil orta asya kavimlerinin genel adı olarak kullanılmıştır. Ayrıca Cengizhan İmp. gibi bir takım moğol akınlarının da tarih sayfasın da kanlı izler bıraktığını bağdat dahil çok önemli kültür ve medeniyet şehrlerini de korkunç şekil de yağmalayıp, kütüphaneleri yakıp, halkı öldürdüklerini de unutmamalıyız. Öz be öz Türküm ama bu insanlığımın ve adalet anlayışımın üstün de bir kimlik değildir benim için. Saygılar bizden...

Av.Abbas Bilgili
25-12-2006, 18:15:58
Sayın ademce;
Said Havva'dan yaptığınız alıntı beni tatmin etmedi. Bana çok da bilimsel ve gerçekçi gelmedi. Zaten yanılmıyorsam Said Havva bir bilgin olmaktan çok Müslüman Kardeşler Örgütü'nün önderlerinden biridir (yanılıyorsam düzeltin lütfen). Bu tür örgütlerle içli dışlı olmuş kişilerin bilim adamı da olsalar Türkler hakkında objektif olamayacakları kanısındayım. Zaten bu konu din konusu olmaktan çok tarih konusudur ki, bu açıdan da Said Havva'nın uzmanlık alanına girmez diye düşünüyorum.

Said Nursi'ye gelince... Kitaplarında Türkleri öven bazı bölümlerin bulunduğunu biliyoruz. Bazı Türkçüler said Nursi'nin Kürtçü olduğunu iddia etmekle birlikte, Kürt isyanlarına destek vermediği bazı bilim adamlarınca vurgulanmıştır. Esasen Said Nursi'nin kitapları İslamın ve Kur'an'nın ilginç ve orijinal bir yorumundan ibarettir.

Türk isminin ilk defa Araplar tarafından kullanıldığı şeklindeki beyanınız da bana yanlışmış gibi geldi. Çünkü tarihte Araplardan önce de Türk isminin kullanıldığı biliniyor. Örneğin, Göktürkler müslüman değildi, ama devletlerinin isminde de Türk kelimesi geçiyordu. Göktürk (ya da Orhun) yazıtlarında da Türk kelimesi geçemketedir. Örneğin bu yazıtlarda şöyle bir cümle bulunmaktadır; "Ey Türk, gök delinmedikçe, yer yarılmadıkça senin ilini ve töreni kim bozabilir?" (Cümleyi hatırlayabildiğim kadarı ile yazdım, belki biraz farklı olabailir). Yani Türk kelimesi eskiden de vardı, ancak tabi ki bugünkü şekliyle değil de daha orijinal şekliyle.. Zamanla kelime Türk'e dönüşerek bugünkü halini almıştır.

Saygı esasen bizden...

Av.Ragıp Atay
25-12-2006, 20:04:55
Karan ebedi bi kitap mıdır? Sanırım yanıt evet
Allah herşeyi biliyor mu? O da evet
Nçin nostradamusun kehanetleri gibi, yok şunu kastetti yok böyle demek istedi diye tartışıyorsunuz onu anlamadım. Yecüc mecüc türkler ise, kuran da bu açıkça "yecüc mecüc türk kavmidir diye yazardı herhalde" Siz kendiniz peygamberden ya da allahtan daha mı ilim sahibi ya da akıllı sanıyorsunuz?

deniz02
25-12-2006, 21:27:56
Bunca yıldır Yecüc ve Mecüc'den boşuna korkmuşum, keşkelere yer bırakmamanın ne kadar doğru olduğunu, bu konuyu okuyunca bir kez daha anlamış oldum. Demek ki, korkuların üzerine gitmek gerekiyormuş, daha evvel konuyu araştırmış olsa idim onca yıl o korku ile yaşamamış olurdum.

Size komik gelebilir ama malesef böyle...

ademce
26-12-2006, 01:05:31
Sayın Abbas söz konusu grupla Said Havva nın
(Hocası olan Hasan El-Benna nın bu bahsedilen grup ile yakın ilişkisi vardı) ilişkisinden ve yakınlığından bahsetmişsiniz evet doğru. Ancak bu söz konusu grup Türkiye aleyhine faaliyet gösteren bir grup değil.
Ama gerek bu Said Havva ve gerekse söz konusu eseri sadece Suriye de değil bir çok ülke de geçerliliği olan bir kitap. O alıntı da sadece Arapların bu konu da ki yaklaşımlarına örnek olsun diye verilmiş bir alıntıdır. Objektifliğin burada şu anlam da tartışma konusu olduğunu düşünmüyorum ki dikkat ederseniz bu değerli alim Türk Milletine yönelik güzel ve olumlu bir düşünce belirtmiştir. Yanlış kanaatlar olmsın diye uyarı da bulunmuştur. Bir de yecuc ve mecuc konusunun tarih konusu olduğunu söylemişsiniz. Ben ise hala dini bir konu olduğunu düşünüyorum. Bir de Türk adını arapların ilk kez olarak kullandığı yolun da ki bilgiye karşın söylediklerinizle bu konuyu daha detaylı olarak araştıracağımı bildirmek isterim ancak araplar islamdan evvel de türk beldelerini tanıyorlar, ticaret yapıyorlar ve böyle bir milletin varlığından haberdarlardı. Ancak türk ismini ilk kez onların kullandığını bilgisi konusun da daha ayrıntılı bir incelemeyi genede yapacağım. İlginizden dolayı teşekkürler.

commodore1tr
26-12-2006, 18:09:37
Sanırım maalesef öyle sanırım zaten sorun da orada olduğunu sanıyorum amma çözüm ?

boyut_8k
08-01-2007, 02:35:51
Bediüzzaman#8217;ın konuyla ilgili söyle demiştir;
Hatta rûy-i zemînin (yeryüzünün) en meşhur seddi ve kaç günlük uzak bir mesafe tutan Sedd-i Çini (Çin Seddi) Kur'an lisaniyle Yecüc ve Mecücün ve tabîr-i diğerle (başka bir ifadeyle) tarih lisanında Mançur ve Moğol denilen ve âlem-i beşeriyeti (insanlığı) kaç defa zîr-ü zeber eden (altüst, darmadağın eden) ve Himalaya Dağları'nın arkasından çıkan ve şarktan garbe (doğudan batıya) kadar harab eden akvâm-ı vahşiye (vahşi kavim) ve garetkâr (yağmacı, çapulcu) milletlerin...9

buna göre;
#8226; Moğol, Mançu ırkındandır.
#8226; Daha önce Avrupa ve Asya#8217;yı ele geçirip, doğudan batıya kadar her yeri harap ettikleri gibi ahir zamanda da dünyayı altüst edeceklerdir.
#8226; Himalaya Dağları#8217;nın arkasından çıkacaklardır.
#8226; Saldırgan, yağmacı bir topluluktur.
#8226; Hz. Zülkarneyn, mazlum halkları korumak için iki dağ arasına yaptığı sed ile bu topluluğun saldırılarını durdurmuştur.
Yani burada türklerden bahsedilmemektedir.
Bediüzzamanın türklerle ilgili görüşlerine gelince ;
Emirdağ lahikasın 552syf da;
Bin seneden beri İslâmiyet'in kahraman bir ordusu ve bayrakdarı olan türk milletine âlem-i İslâm'ın adavetini izale etmek, türkler yine eskisi gibi İslâmiyet'in kahramanıdırlar kanaatını verdirmektir. Bu suretle dörtyüz milyon hakikî kardeşleri bu millete kazandırmakla saadet-i hayatiyesine en ehemmiyetli bir hizmeti îfa eylemektir ki, Risale-i Nur iman hakikatlarını bu vatanda neşrederek bu azîm faideyi fiilen göstermiştir.
yazmaktadır.
yine
tarihçe-i hayat syf 26 da;
Üstad, Risale-i Nur'u te'lif ederken, Kur'anın i'cazî lem'aları olan bu eserlerin her taife-i insaniyede inkişaf edeceğini, dinsizliğin memleketimizi istilasına mani' olacağını, memleket ve millet için bir sedd-i Kur'anî vazifesini göreceğini, Risale-i Nur hizmetinin umumiyet kesbedip "Türk" Milletinin yine İslâmiyetin kahraman bir ordusu ve fedakârı olacağını, Risale-i Nur'un neşri ve ileride resmen intişarı milletçe benimsenmesi ve maarif dairesinin hakikat-ı Kur'aniyeye yapışması neticesi maddeten ve manen milletin terakki edeceğini, İslâmiyetin büyük kuvvet bulacağını zikretmiştir.

ve yine
Barla hayatı tarihçe-i Hayatta;
Van'da mezkûr mağarada yaşamakta iken, şarkta ihtilal ve isyan hareketleri oluyor. "Sizin nüfuzunuz kuvvetlidir" diyerek yardım isteyen bir zâtın mektubuna: "türk Milleti asırlardan beri İslâmiyet'e hizmet etmiş ve çok veliler yetiştirmiştir. Bunların torunlarına kılınç çekilmez, siz de çekmeyiniz; teşebbüsünüzden vazgeçiniz. Millet, irşad ve tenvir edilmelidir!" diye cevab gönderiyor.

Bediüzzaman Eskişehir mahkemesi müdafasında şu sözleri söylemiştir:

Salisen: Benim gibi pek ciddî bir muhabbetle Türk Milletini seven; ve Kur'ânın senasına mazhariyetleri cihetiyle türk Milletini pek çok takdir eden; ve altı yüz seneden beri bütün dünyaya karşı koyan ve Kur'ânın bayraktarı olan bu millete karşı gayet şiddetli taraftar bulunan; ve bin türkün şehadetiyle, bin milliyetçi türkçüler kadar türk Milletine bilfiil hizmet eden ve kıymettar otuz-kırk türk gençlerini, namazsız otuz bin hemşehrilerine tercih etmekle bu gurbeti ihtiyar eden ve hocalık haysiyetiyle izzet-i ilmiyeyi muhafaza eden ve hakaik-i imaniyeyi pek vâzıh bir surette ders veren bir insanın; on sene ve belki yirmi-otuz sene zarfında, yirmi-otuz değil, belki yüz, belki binler talebesi, sırf iman ve hakikat ve âhiret noktasında onunla fedakârane bağlansa ve âhiret kardeşi olsalar çok mudur ve zararı mı var? Hiç ehl-i vicdan ve insaf bunları tenkide cevaz verir mi? Ve bunlara cemiyet-i siyasîye nazariyle bakabilir mi?

Ey efendiler! Ben, herşeyden evvel Müslümanım ve kürdistanda dünyaya geldim. Fakat, türklere hizmet ettim ve yüzde doksan dokuz menfaatli hizmetim türklere olmuş ve en çok hayatım türkler içinde geçmiş ve en sâdık ve en hâlis kardeşlerim türklerden çıkmış ve İslâmiyet ordularının en kahramanı türkler olduğundan, meslek-i Kur'âniyem cihetiyle, her milletten ziyade türkleri sevmek ve taraftar olmak kudsî hizmetimin muktezası olduğundan; bana Kürd diyen ve kendini milliyetperver gösteren adamların bini kadar türk Milletine hizmet ettiğimi, hakikî ve civanmerd bin türk gençlerini işhâd edebilirim.

Hem, hey'et-i hâkimenin ellerinde bulunan otuz-kırk kitabımı; hususan İktisad, İhtiyarlar, Hastalar Risalelerini işhad ediyorum ki: türk Milletinin beşten dört kısmını teşkil eden musibetzede, fakirler ve hastalar ve dindar müttakiler taifelerine bin türkçü kadar hizmet eden o kitablar, Kürdlerin ellerinde değil, belki türk gençlerinin ellerindedirler.
Sonra, ben cemiyetin îman selâmeti yolunda âhiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdası var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmibeş milyon türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur'ânımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin îmanını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmağa razıyım: Çünki; vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur.
bunun gibi okadar çok yazısı varki sizlere sadece bir kısmını yazabidim. Bediüzzamanın kim olduğunu risale-inur.org dan yada bediuzzamansaidnursi.net den araştırabilirsiniz.
Saygılarımla....

Av.Tayfun Eyilik
08-01-2007, 15:05:51
Hazarlar hakkında yazılan eserleri de incelemek faydalı olabilir

milo
22-09-2007, 13:27:13
http://www.endtimespost.org/_borders/pic%204%20horses%20of%20the%20apocolypse.jpg
The 4 Horses of the Apocalypse
END TIMES POST
A website by B. Fox
ASK A QUESTIONhttp://www.endtimespost.org/_borders/bible%20gif.gif Click here: (http://www.lastdays.org/miv1mlt.htm) sound bite
updated 8/30/07


See http://www.uforanks.com (http://www.uforanks.com/) & http://www.wnd.com (http://www.wnd.com/)

http://www.endtimespost.org/_derived/home_cmp_expeditn000_vbtn.gif (http://www.endtimespost.org/)



Gog-Magog developments in Turkey

by Michael G. Mickey




In Ezekiel 38 & 39, we're told of an incredible military attack that is set to take place against Israel in the prophetic future. Those on tap to participate, according to many respected theologians, are the following nations:
·Gog - Most agree this is a reference to Russia.
·Meshech - Most associate this with modern day Turkey, ancient Anatolia, but some say it refers to the Moscow area.
·Tubal - Most associate this with modern day Turkey, ancient Anatolia.
·Persia - modern Iran
·Ethiopia
·Libya
·Gomer - eastern Europe or Turkey
·Togarmah - southeastern Europe or Turkey
Turkey, in spite of its efforts to remain a pro-Western nation, clearly appears headed for a dramatic change of mind in the prophetic future - one that will see it become one with its Islamic brethren in seeking Israel's destruction. Is there any evidence to support that notion? Yes, as I have documented on numerous occasions. As Turkey continues to attempt to gain entry into the European Union, all kinds of issues are popping up, seemingly frustrating Turkey's efforts. Am I surprised by that? Not at all, as this is what Bible prophecy seems to indicate we should expect to see happening.
The latest? Turkey, according to a Fox News story (http://www.foxnews.com/story/0,2933,206429,00.html), recently tapped a hardliner to head its military, General Yasar Buyukanit. As I perused the story's content, I didn't see a great deal of significance in this taking place until I read the following (emphasis added mine):
Buyukanit's outspokenness and his strong nationalist views have made him popular in Turkey, especially as Turks become increasingly disillusioned with their country's EU bid and the growing opposition in Europe to their possible membership.
The appointment came in advance of a meeting of the military's top leadership, which is expected to make a regularly scheduled series of appointments to the military's top positions. A Western diplomat, speaking on condition of anonymity due to the sensitivity of the subject, said the extensive military changes were likely to have delayed the military's consideration of the possibility of Turkey contributing to a possible Lebanon peacekeeping force.
The Fox News story above is dated 7-31-06. What has shown up in the news since then is equally interesting, in my opinion. Middle East Newsline (http://menewsline.com/stories/2006/august/08_03_1.html), in a story dated 8-3-06, is claiming Turkey plans to buy 30 advanced F-16 aircraft from the United States at a cost of $1.5 billion. Additionally, a Middle East Newsline story (http://menewsline.com/stories/2006/august/08_04_1.html) dated 8-4-06 indicates China and Turkey have developed and marketed an advanced rocket - the B-611, which the story indicates was "developed in secret", adding that "its arrival marks a secret Chinese-Turkish project meant to supply artillery-based rockets to both countries as well as client states."
While there seems to be no cause for anyone to conclude that General Yasar Buyukanit had anything to do with either of the matters addressed by the Middle East Newsline articles, isn't it interesting that, at a moment when tensions in the Middle East are so high, a hardliner would be appointed as the commander of Turkey's military? Isn't it likewise interesting that he is specifically popular with Turks who are disillusioned with Europe's growing opposition to Turkey becoming an EU member? Isn't it interesting that Turkey is presently looking to upgrade its air forces, in light of Ezekiel's prediction that the Gog-Magog alliance will "be like a cloud to cover the land?"
I think it's quite possible we're witnessing yet another development leading us closer to the fulfillment of Ezekiel's end time prophecies hidden within the selection of this Turkish hardliner to head Turkey's military - another reason for us to keep looking up!
Jesus Christ is Lord and He is coming soon!



Achmadinjihad: War To Wipe Out Israel Near




Editorials in Iranian newspapers claim '50 percent of Israel already destroyed,' say 'Israel must collapse.' Iranian newspapers Kehyan and and Resalat have urged Muslims around the world to prepare for a 'great war' to destroy the State of Israel.


The newspapers published the editorials, translated from Persian by MEMRI , the Middle East translation service, to mark 'Quds' day on October 20, an Iranian 'holiday' calling for the "liberation" of Jerusalem and war against Israel.


"Hizb'allah destroyed a t least half of Israel in the Lebanon war... Now only half the path (to its destruction) remains," an editorial in the conservative Keyhan newspaper declared.


"It was proven that, by means of an offensive operation that need not be equal to Israel's moves, it is possible to neutralize the Zionist navy," the article said triumphantly.


'Great War Not Far Off'


It continued: "Just as in one 33-day war more than 50 percent of Israel was destroyed, and the hope of its supporters for the continued life of this regime was broken, it is likely that in the next battle, the second half will also collapse."


"On that day... Jordan will not be able to prevent the Jordanian Islamists from operating through the long Jordan-Palestine border, and the millions of Egyptian Islamists... will not let the Sinai-Israel border remain quiet, and the Syrian Golan Heights will not remain as a (mere) observer of the battle. That day is not so far off."


Th e Resalat newspaper struck a similarly bellicose tone with an editorial entitled "Preparations for the Great War."


"The great war is ahead of us, (and will break out) perhaps tomorrow, or in another few days, or in a few months, or even in a few Years... Israel must collapse," the newspaper said.


It added: "For the first time in the 60 years of its disgraceful life, the Zionist regime - the West's beloved in the Middle East - tasted the taste of defeat, and the citizens of this regime trembled at the menace of Hizbullah's missiles… The nation of Muslims must prepare for the great war, so as to completely wipe out the Zionist regime, and remove this cancerous growth. Like the Imam (Ayatollah) Khomeini said: 'Israel must collapse.'"


Y net News (http://www.ynetnews.com/articles/0,7340,L-3328416,00.html)


http://attach.re2.mail.yahoo.com/us.f507.mail.yahoo.com/ym/us/ShowLetter?box=Inbox&MsgId=6064_2942418_10288_3043_86334_0_233080_19678 9_2078593262&bodyPart=2.6&YY=57175&y5beta=yes&y5beta=yes&order=down&sort=date&pos=0&Idx=1


http://www.endtimespost.org/in%20God's%20hands%20gif.gif
Prayer for Salvation: Jesus Christ is the Son of God. If we have invited Jesus to come and live within us and be the Lord of our lives then our inheritance in the future kingdom is assured.
God's word says in John 14:6, "Jesus saith unto him, I am the way, the truth and the life: no man cometh unto the Father, but by me."
In order to invite Jesus to be your Savior and Lord, you must believe in you heart that He is the Son of God, believe that He died upon the cross of Calvary as an atonement for your wrong doings, and believe that He arose from death and the grave. We must confess and repent of our sins and confess that Jesus Christ is Lord. If you have never done this then stop right now and pray this prayer.
Heavenly Father, I come to You in the Name of Jesus repenting and asking forgiveness of all my sins. Your Word says, "whosoever shall call on the Name of the Lord shall be saved" (Acts 2:21). I am calling on You. I pray and ask Jesus to come into my heart and be Lord over my life according to Romans 10:9-10. "If thou shall confess with thy mouth the Lord Jesus and shalt believe in thine heart that God has raised Him from the dead thou shalt be saved" I do that now. I confess that Jesus is Lord, and I believe in my heart that God raised Him from the dead. I am a Christian ..a child of Almighty God! I am saved!
You are now an heir to the Kingdom of God! Your future is assured. I want to encourage you to find a church in your local area to attend. Tell someone that you have just received Jesus as your Lord. Than start digging into God's Word.

milo
22-09-2007, 14:02:16
Yecüc ile Mecüc


Mesele çok ciddi ve de vahim. Vahameti daha da artıran bir yön de şu; Başkan Bush’un bağlı olduğu Evanjelist mezhebinin konuyla ilgili metinlerinde, Türkiye’nin Yecüc ve Mecüc olacağı beklentisini yansıtan düşünceler var. ABD Başkanı’nın bu konuda savaşa girmeye hazır olduğunu bilince bu da şaka olmaktan çıkabiliyor

Liderlerin inanışlarını anlamadan dünyadaki gelişmeleri kavrayabilmenin imkanı yok. Bir din âlimi tarafından “Tanrı’nın yürüdüğü topraklar” (Where God has Walked) diye adlandırılan, tüm dinlerin başlangıç noktası olmuş bölgemizdeki gelişmeleri, din boyutunu anlamadan çözebilmek özellikle mümkün değil.

Dünya politikasında dinin önemi artarken bir yandan da tuhaf biçimde ateizmin gücü -özellikle ABD’de-tırmanıyor. Bu konuda yayınlanan birçok kitap ‘Çok satanlar’ listesinde o ülkede. Christopher Hitchens’in ‘God is Not Great’ adlı kitabı koyu dindar Amerikan eyaletlerinde bile çok satarak ve beğenilerek herkesi şaşırttı.

Amerika Başkanı Bush tüm yaşamını ve politik kararlarını dini kurallara göre yönlendirdiğinden, o kitapların birden beğeni toplamaya başlaması politik anlamı açısından incelenmeli.

Bush, 11 Eylül saldırısı olduktan hemen sonra kendisinin bir haçlı seferi başlatacağını açıklayarak niyetini açıkça belli etti. Bu son derece ürkütücü bir tavırdı. Çünkü ait olduğu mezhep göz önüne alındığından işin sonu kıyamet gününe kadar ulaşabilirdi.

Ben, Irak’ta başlatılan savaşın dini, mistik konular dikkate alınmadan anlaşılamayacağını her zaman savundum. Tek boyutlu açıklama çabaları bana hep eksik geldi. Burnumuzun dibinde büyük, çok büyük bir gelişme yaşanıyordu. Hem fiilen hem de mistik boyutuyla bizleri içine çekmeye başlayan bir gelişmeydi bu.

Dini konularda çok bilgim olmadığı için uzun süredir tam açıklayamadığım esrarengiz bir olayın içindeydik. Tam anlayamıyordum ama yoğun okuyarak öğrenmeye çalıştım, öğrendikçe de korktum.

Neden korktuğumu, nasıl anlatabileceğimi de tam olarak bilmiyordum ancak geçen günlerde gazetelerde yayınlanan bir haber, engeli aşmama vesile oldu.

Buna göre Başkan Bush ve Fransa eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Irak savaşından önce bir araya gelmişler. O toplantıda Bush, Chirac’ı birlikte savaşa girmeye ikna etmek için “Ortadoğu’da Yecüc ve Mecüc harekete geçti. İncil’in öngördükleri yaşanmaya başlandı, bana yardım etmelisin” demiş.

Gayet tabii ki Chirac, Bush’un neden bahsettiğini anlamamış ve Lozan Üniversitesi’nden İncil uzmanı Profesör Thomas Römer’den bilgi yardımı istemiş.

Baştan söyleyeyim; bundan sonra anlatacaklarım hakkında bilgilerim kısıtlı. Çünkü ben de öğrenme sürecindeyim. Yapabileceğim yanlışlar için şimdiden özür diliyorum.

Yecüc ile Mecüc, Kur’an dahil tüm kutsal kitaplarda yer alan ve insan ırkını ortadan kaldıracağı söylenen bir ırk. Bu ırkın harekete geçmesi kıyamet alameti olarak kabul ediliyor. Bunları durdurabilecek tek gücün yeryüzüne inecek Mehdi olacağı belirtiliyor.

Şimdi tüm bunları öğrendikten sonra bir karar aşamasına geldim. Ya bu konuda bir mizah şaheseri yaratmaya girişecektim (Yecüc ile Mecüc’ün tarifleri arasında yer alan ‘enine doğru geniş olan tür’ tanımlamasından yola çıkarak bu işin Türklerle bağlantısını kurabilirdim. Ve bu bağlamda Ahmet Çavuşoğlu ile Rıza Zelyut’un yan yana fotoğraflarını çektirip onları Yecüc ile Mecüc ilan edebilirdim) ya da meseleyi ciddi bir şekilde araştıracaktım.

İkinci yolu seçtim, iyi de etmişim. Meğerse espri diye yapmayı düşündüğüm şeyin son derece ciddi ve de vahim bir boyutu varmış. Tarihsel süreç içinde dünyada güçlenen milletler değiştikçe Yecüc-Mecüc tanımı da sürekli değişmiş.

Hıristiyanlar Yecüc ile Mecüc’e ‘Gog’ ve ‘Magog’ diyorlardı. Onlara göre bu yaratıklar Türklerdi.

Araplara göre de bu Türklerdi. Hatta bu yorumlarına kutsal kitaptan yorumlarla birlikte meşruiyet kazandırmaya çalışmışlardı. “İslam âlemi Çinlilerin Yecüc ile Mecüc olduğunu düşünmüştü. Bir ara Yecüc ile Mecüc’ün Moğollar olduğu düşünülüyordu.”

Gördüğünüz gibi meselenin şakaya gelecek yönü yok. Mesele çok ciddi ve de vahim. Vahameti daha da artıran bir yön de şu; Başkan Bush’un bağlı olduğu Evanjelist mezhebinin konuyla ilgili metinlerinde, Türkiye’nin Yecüc ve Mecüc olacağı beklentisini yansıtan düşünceler var.

ABD Başkanı’nın bu konuda savaşa girmeye hazır olduğunu bilince bu da şaka olmaktan çıkabiliyor. Bana inanmayanlar bu tür konuların bulunabileceği Rapturealert.com sitesini okuyabilir.

Örneğin; orada “Türkiye’deki son Yecüc-Mecüc gelişmeleri” (The latest gog-magog developments in Turkey) türünden yazılar var.

Bunlarda Türkiye’de İslami bir hükümetin İsrail’e karşı harekete geçeceği, dahası Avrupa Birliği’ne karşı olan sert tavırlı bir Genelkurmay Başkanı’nın da bölgede güç amacıyla İsrail’i karşısına alabileceği yazılıyor ve evet; Yaşar Büyükanıt’ın ismi açıkça belirtiliyor.

Bu inanışa göre Yecüc ile Mecüc’ün İsrail’i tahrip etmesi kıyamete giden yolu açacağından, o kafaya göre Türkler durdurulması gereken bir tehdit olarak ortaya çıkabiliyor.

Evet ne yapayım; Türklerin kıyamete yol açabilecek ırk olarak görülmeleri de mizah boyutuna son derece açık bir gelişme ama bunlara inanan insanların bu konuda espri yapabileceklerini ve gülebileceklerini hiç tahmin etmiyorum.

İnanılır gibi değil, değil mi? Ben de aynı fikirdeyim. Ama Bush bunlara inandığına kendi ağzıyla yakalandı. Benim işim de meraklı olmak ve merakımın peşinden gidip öğrendiklerimi size yazmak. İşimi yaptım. Bence sonuç hayli ürkütücü ve de üzücü.

Serdar TURGUT Akşam 22.09.007

rita
22-09-2007, 15:58:14
Uzaylı Yecüc-Mecüc'ler
Hz. Muhammed, Yecüc ve Mecüc'leri "kıyamet alametlerinden biri olarak" tanımlıyor. Bu kavimler Hz. Nuh'un Yafes isimli oğlunun soyundan. Yüzleri yassı, gözleri küçük, kulakları çok büyük, boyları kısa. Her birinin bin çocuğu oluyor. İslami inanca göre kıyamete yakın bir zamanda "Yecüc-Mecüc" ler Zülkarneyn'in yaptığı seddi delip dünyaya yayılacak. Enbiya Suresi'nin 96. Ayeti de, hadisler de Yecüc-Mecüc kavminin kıyamete yakın dünyaya saldıracağı uyarısını içeriyor.
GAZDAN SET UZAYDA
İskender Türe'nin kitabı ise bu konuda, bilinenden çok farklı bir yorumla noktalanıyor: "Yecüc-Mecüc denilen yaratıklar ve onlarla insanlar arasına çekilen set, dünyada değil uzayın derinliklerinde aranmalıdır." Zülkarneyn ayetlerine göre Yecüc-Mecüc'ün yaşadığı yer iki nebula arasında. Bu gezegenin üst katmanlarında metan, hidrojen gibi yanıcı gazlardan oluşan bir tabaka var.

rita
22-09-2007, 16:28:32
http://www.showhaber.com/21054/Dunya/Bush-Yecuc-Mecucle-kandirmis.html

Stefan Fredrik
22-09-2007, 17:06:13
Kızılderililer , Finler ve aslında Zambia'lılar da Türk.

karabudun1944
22-09-2007, 21:02:45
Eğer Kaşgarlı Mahmut'un Divanı lügatit Türk adlı eserini incelediyseniz arkasında Türk boylarının yaşadığı bir harita iliştirilmiştir.Bu haritada yecüc ve mecüc kavminin Türk boylarının dışında doğyausunda yerleşmiş bir kavim olduğunu göreceksiniz.Burası o zamanlarda ve şu anda da Çinlilerin yaşadığı bölgeyi işaret etmektedir.Ayrıca çin seddinin yecüc ve mecücler tarafından Zülkarneyn den korunmak için yaptırdıkları belirtilmiştir.BU durumda tartışacağımız konu yecüc ve mecücün Türkler olup olmadığından çok Oğuz Kağanın zülkarneyn olup olmadığı ve de Zülkarneynin peygamber olup olmadığıdır.

milo
22-09-2007, 21:42:27
“Buna göre Başkan Bush ve Fransa eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Irak savaşından önce bir araya gelmişler. O toplantıda Bush, Chirac’ı birlikte savaşa girmeye ikna etmek için “Ortadoğu’da Yecüc ve Mecüc harekete geçti. İncil’in öngördükleri yaşanmaya başlandı, bana yardım etmelisin” demiş.

Gayet tabii ki Chirac, Bush’un neden bahsettiğini anlamamış ve Lozan Üniversitesi’nden İncil uzmanı Profesör Thomas Römer’den bilgi yardımı istemiş.”

Gördünüz mü dünya nereye doğru gidiyor ve kimler yönetiyor?

Serdar Turgut’un bu yazısını bence çok iyi bir biçimde değerlendirmeliyiz.

Bizler kendi içimizde ülkeyi sarsacak, zenginiyle yoksuluyla, aydınıyla vatandaşıyla, ve hatta bazı dönek liboşlarıyla pek çok insanı tedirgin eden
İslami temayül ve emellerle meşgul iken, dünyaya egemen olan devlet başkanları, savaşı yaratmak için bakın ne hilelere başvuruyor, kimlerden akıllar alıyorlar.

Din olgusu, ister tek tanrılı olsun ister pagan, kişinin kendi içinde tutarlı huzurlu, mutlu bir hayat sürmesini sağlayabilir. Ama ne zamanki dini kurallar ekonomik ve idari bakımdan toplumları yönetmeye kalkar o zaman din din olmaktan çıkar, bir takım çıkarların esiri haline gelir. Bu anlamda dinler hiçbir zaman toplumlar arası barış ve huzuru tesis edecek bir işlev görememiştir. Bakarsanız her din kendi içinde öldürmeye, savaşa, yoksulluğa, yoksulun/güçsüzün ezilmesine karşıdır ancak pratikte bu hiçbir zaman gerçekleşmemiştir. Dinler kendi aralarında da mezheplere ayrışarak kutsal kitaplarını farklı biçimde (belki de ilk mezhep/tarikat önderlerinin dini,dünyayı,toplumları algılayış biçimine göre) yorumlamışlar, kendi aralarında çatıştıkları gibi diğer dinlerle de egemenlik savaşlarına girişmişlerdir. Bir anlamda tarih dinler ve mezhepler arası savaşların tarihidir.

Busht’un da dahil olduğu ve bugün ABD siyaset, ekonomi ve bilim dünyasına egemen olan Evangelik mezhep (mi tarikat mı her ne haltsa) Siyonizmin katkısıyla oluşmuştur ve büyük ölçüde Siyonist ideale hizmet etmektedir.

Vahhabilik, İngilizlerin Ortadoğu planlarını gerçekleştirmek için Osmanlı’nın zayıflama döneminde verdikleri katkılarla belki de doğrudan destekleriyle kurulmuş bir mezhep (yada tarikat her ne haltsa çok da önemli değil benim için) olup bu günkü Suudi Arabistan’da tesis edilmiştir. Ne kadar İslamdır başka bir tartışma konusudur ancak Suudilerin bir yandan ABD ve Batıya olan teslimiyetçilikleri öte yandan Bin Ladin gibi İslam görüntülü terörizme verdikleri maddi-manevi destek ve Türkiye’ de de MNP-RP-FP-ve sonunda AKP ve temeli Milli Görüş) egemen kılmaya yada ihraç etmeye çalıştıkları İslam anlayışı ile ülkede ve dünyada kaos yaratmayı sürdürmektedir.

Ülkemiz ise dünyaya ılılmlı İslam devleri olarak model gösterilmek üzere hazırlanmaktadır. Bu hazırlık CIA ve İsrail destekli Fetoş eliyle yürütülmektedir. Kur’anı Fetoş gibi yorumlamak, Hristiyan ve Musevi dünya ile barış içinde bir arada yaşama YANILSAMALARI ama bu arada verilen olağanüstü tavizler, yıpratılan, yok edilmeye, daha doğrusu evirip çevirip devrilmeye çalışılan demokrasi-cumhuriyet-laiklik yüksek ilkeleri ve idealleri. Türlü şekilli yollarla ( sakallarındaki her tüyde ayrı bir şeytanlık gizli olan din cambazları eliyle) sınav sorularını çalarak polis yapmak, sınav sorularını çalarak kolejlere yerleştirmek, sınavı kazananları okul kapılarına karşılayarak, yoksulluğu sömürerek kendi içlerine alarak, yoksullaştırıp kendi TEBASI haline getirerek vs.vs. yollarla halkı köleleştirmek suretiyle ülkemizde de din bir şekilde maddi çıkarlara alet edilmektedir. Ticaret ve sanayi dünyamız bile Kalvinistleştikleri (Hristiyanlığın Protestanlığa benzer bir mezhebi/tarikatı her ne haltı ise) için gurur duyduklarını bizzat kendi ağızlarından ifade etmektedirler. (Bknz Kayseri mucizesini anlatan Kayserili iş adamlarımız)

Hatta o hale gelmişizdir ki AKP KURUCU ÜYESİ OLAN BİR ALEVİ MİLLETVEKİLİ DEVLETTEN İŞ ALAN MÜTEAHHİTLERİN EŞLERİNİN BAŞLARINI ÖRTMELERİ NORMALDİR diyebilmektedir.

Bütün bunlar paranın gücünün dini inançları esir aldığının çok somut örnekleridir. Dinin ve inançların ahlaksızca bu şekilde sömürülmesi yalnızca emperyalist/kapitalist dünya görüşünün gereğidir ve maalesef karşı konulma anlamında yapılabilecek pek fazla bir şey de yoktur.
O nedenle kendi adıma söylemek gerekirse, böylesi bir dünyada bir fert olarak yer almak istemediğim için inançlarımdan vazgeçmiş durumdayım ve kendimi de hiçbir biçimde manevi bir boşluk içinde hissetmiyorum. Ben artık böyle mutluyum. Kim bilir belki de Yecuc Mecuc benim.

Av.Abbas Bilgili
23-09-2007, 01:20:18
Sayın milo;
Şu ne olduğu belli olmayan yecüc mecüc meselesini de "liboşlara" bağlama kıvraklığını gösterdiğiniz için sizi tebrik edereim. Yecüc mecüc de sakın liboşlar, 2. cumhuriyetçiler vs. olmasın? Sizin bu zekanıza hayranım. Selam.

ilkine
23-09-2007, 10:42:02
Sayın milo;
Şu ne olduğu belli olmayan yecüc mecüc meselesini de "liboşlara" bağlama kıvraklığını gösterdiğiniz için sizi tebrik edereim. Yecüc mecüc de sakın liboşlar, 2. cumhuriyetçiler vs. olmasın? Sizin bu zekanıza hayranım. Selam.

Sayın Bilgili,

Yecüc mecüc meselesiyle ilgili hislerime tercüman oldunuz. Ne olduğu belli olmayan bir konuda bu kadar çok insanın bu kadar çok fikri olması gerçekten enterasan. Böylesine gerçekliği bile tartışılacak bir konuda mesela Saidi Nursiden örnekler vererek ispatlama çalışmasına gitmekte bir o kadar ilginç.

Düşünebiliyormusunuz konu açılalı 3 sene olmuş ve hala tartışılıyor. Oysa 12 Eylül darbesi gibi bir vahşetle ilgili insanların söyleyecek ne kadar az sözü var.

Saygılarımla.

milo
23-09-2007, 14:55:01
Sayın milo;
Şu ne olduğu belli olmayan yecüc mecüc meselesini de "liboşlara" bağlama kıvraklığını gösterdiğiniz için sizi tebrik edereim. Yecüc mecüc de sakın liboşlar, 2. cumhuriyetçiler vs. olmasın? Sizin bu zekanıza hayranım. Selam.

Ne o sayın Bilgili, alındınız mı? Kişi kendin bilmek gibi irfan olmazmış:o



Sayın Bilgili,

Yecüc mecüc meselesiyle ilgili hislerime tercüman oldunuz. Ne olduğu belli olmayan bir konuda bu kadar çok insanın bu kadar çok fikri olması gerçekten enterasan. Böylesine gerçekliği bile tartışılacak bir konuda mesela Saidi Nursiden örnekler vererek ispatlama çalışmasına gitmekte bir o kadar ilginç.

Düşünebiliyormusunuz konu açılalı 3 sene olmuş ve hala tartışılıyor. Oysa 12 Eylül darbesi gibi bir vahşetle ilgili insanların söyleyecek ne kadar az sözü var.


Her neyse ben ikimize de yeterim nasılsa, biri liboş dönek diğeri keskin sirke solcu ( ama eski tüfek olduğuna emin değilim)(Kızmaca yok dostça muhabbet yapıyoruz:))

Yecüc mecüc liboşlara nasıl bağlandı yazımda çok açıkça belirtilmiş.İlle de laf atacam diye okursanız yazıdaki inceluklari göremezsiniz elbette sayın Bilgili.

Konu açılalı 3 yıl oldu amma Busht'un sayesinde yeniden açtık konuyu, siz de bir katkıda bulunsanız ya sayın ilkine...! Sayın bilgiliyi bir kez daha şaşırtarak yecüc mecücle başlayıp 12 Eylülden çıkılabilirdi aslında, ülkede değişen bir şey yok çünkü,oyun sonucu hep aynı ama senaryolar farklı sadece. !2 Eylül ile de ilgili konularımız var. Gerçi konu 27 yıl önce açılmıştı ama olsun siz yine de yazın, biz okuruz. Evet 12 Eylül bir vahşetti ama bugün ortadoğuda yaşanan vahşetin anlatılması bile artık katlanılamaz halde.Neden? Dini bahane edenlerin dünyevi çıkarları için.

Dedik ki eşşek kadar adamlar, dünya liderleri bile hala emellerine ulaşmak için YECÜC MECÜC den ilham alıyorlar utanmadan,İnsanlarla, halklarla, milletlerle bu kadar dalga geçilmesine söyleyecek söz bulamadığımız için inançlarımızdan vazgeçtik dedik.

Bakın Busht amcam daha neler söylemiş rita'nın verdiği linkte...


Tanrı bana ‘George, git Afganistan’daki teröristlerle savaş’ dedi, gittim savaştım. ‘George, git, Irak’taki despotluğu bitir’ dedi, bitirdim. Şimdi bana Tanrı’nın ‘Git, Filistinlilerin devlet kurmasını sağla, İsraillileri güvenliğe kavuştur, Ortadoğu’ya barış getir’ dediğini hissediyorum. Tanrı’nın izniyle bunları da yapacağım..

Adam Peygamber mi? Mesih mi? Deccal mi? Yoksa sadece BUSHT mu? Biz ülkemizdeki yobazlara kızarken dünyanın 1 numaralı adamı kendisinde ilahi güçler arıyor. Bunun yanında bizimkiler sütten çıkmış ak kaşık gibi kalırlar.

O nedenle dalga geçmeyi bırakın da yazdıklarıma siz de fikir katkısında bulunun, olumlu ya da olumsuz.

ilkine
23-09-2007, 23:10:22
Sayın Milo,

Sayın Bilgiliden yaptığım alıntıda ne olduğu belli olmayan yecüc mecüc lafına katıldığımı söylemek istemiştim. Yoksa ne sizi tanıyorum ne de konu hakkındaki yazınızı okudum. Açıkçası merakta etmiyorum. Sadece ortaya yazılmış genel bir yazıydı. Üzerinize alındığınız bir konu varsa o başka.

Yok yecüc mecüc Türklermişte yok Çinlilermişte. Bu kolaycılıktan vazgeçin yeter. Yecüc mecüc Almanlardır, İngilizlerdir, Amerikalılardır, Türklerdir, İsraillilerdir, Perslerdir, Çinlilerdir, Japonlardır, Fransızlardır... Her milletin tarihinde yecüc mecüc diye adlandırılacağı bir yaşanmışlık vardır.

Herneyse bu konu hakkında çok bile yazdım. Diğer konularda görüşmek dileğiyle.

Saygılarımla.

milo
23-09-2007, 23:26:22
Sayın Milo,

Sayın Bilgiliden yaptığım alıntıda ne olduğu belli olmayan yecüc mecüc lafına katıldığımı söylemek istemiştim. Yoksa ne sizi tanıyorum ne de konu hakkındaki yazınızı okudum. Açıkçası merakta etmiyorum. Sadece ortaya yazılmış genel bir yazıydı. Üzerinize alındığınız bir konu varsa o başka.

Yok yecüc mecüc Türklermişte yok Çinlilermişte. Bu kolaycılıktan vazgeçin yeter. Yecüc mecüc Almanlardır, İngilizlerdir, Amerikalılardır, Türklerdir, İsraillilerdir, Perslerdir, Çinlilerdir, Japonlardır, Fransızlardır... Her milletin tarihinde yecüc mecüc diye adlandırılacağı bir yaşanmışlık vardır.

Herneyse bu konu hakkında çok bile yazdım. Diğer konularda görüşmek dileğiyle.

Saygılarımla.

İşte şimdi çok alındım.


Bu kolaycılıktan vazgeçin yeter

Ben kolaycılık yapmadım ki.Kolaycılık, konu başlığına ve 1-2 yazıya bakıp fikir yürütmektir. Aynı yöne aynı duygularla baktığı halde 88 parçaya bölünen solun 12 Eylül dönemine saplanıp kalmak ne kadar doğru takdir sizin.

ilkine
23-09-2007, 23:41:50
İşte şimdi çok alındım.



Ben kolaycılık yapmadım ki.Kolaycılık, konu başlığına ve 1-2 yazıya bakıp fikir yürütmektir. Aynı yöne aynı duygularla baktığı halde 88 parçaya bölünen solun 12 Eylül dönemine saplanıp kalmak ne kadar doğru takdir sizin.

Evet aynen öyle konu başlığına baktım 30000'e yakın okunan şeyin ne olduğunu merak ettim. Bu kadar çok insanın böylesine gereksiz bir konuda tartışmasına şaşırdım ve yazımda da zaten bunu belirttim.

Her yazınıza 12 Eylülle ilgili birşeyler yazıyormusunuz yoksa yeni mi başladınız. Fikriniz varsa konular arasında birkaç sıra altta 12 Eylülle ilgili bir konu var oraya yazabilirsiniz solun kaç parçaya bölündüğünü.


Saygılarımla.

milo
24-09-2007, 00:00:50
Her yazınıza 12 Eylülle ilgili birşeyler yazıyormusunuz yoksa yeni mi başladınız. Fikriniz varsa konular arasında birkaç sıra altta 12 Eylülle ilgili bir konu var oraya yazabilirsiniz solun kaç parçaya bölündüğünü.


Siz beni Hasan Cemal ile karıştırdınız sanırım. Bir dolu soru-sorun ve konu varken her gün ve her yazısında 12 Eylül-Ordu sendromu yaratarak Ordu' ya tarizde bulunmak benim işim değil. Ama anlaşılan o ki sizinle özellikle sol konusunda tartışmak mümkün değil çünkü siz hala Dev - Yol, H.K. , Kurtuluş arasında sıkışıp kalmışsınız.

muhmus
07-11-2009, 12:12:09
Enbiya Suresi 96 ve 97. ayetler : 96. Yecuc ve Mecuc (un sedleri) açıldığında, onlar her bir tepeden akın ederler;
97. Gerçek olan va'd yaklaşmıştır, işte o zaman, inkâr edenlerin gözleri yuvalarından fırlayacak: "Eyvahlar bize, biz bundan tam bir gaflet içindeydik, hayır, bizler zalim kimselerdik" (diyecekler).
Göründüğü üzere çoğu İslam Alimininde ittifakı üzerine Yecüc ve Mecüc evet Türklerdir , fakat 97.ayettede anlaşıldığı üzere Yecüc ve Mecüc kötülük yapan bir kavim değil aksine inkar edenlere hadlerini bildiren bir kavim olduğu anlaşılmaktadır..

murtiiiiy
07-11-2009, 22:30:17
Abuk subuk Yahudi inançlarıyla uğraşıp Yahudi ve Araplara hizmet edeceğimize Atalarımızın yolundan gitseydik Tanrıyı daha çabuk bulurduk zannedersem...


Said-i Nursi ismini onceden bir kac kere duymustum ama kim oldugunu, ne yaptigini tam bilmiyorum. Nurcular bu akimin bir parcasi mi?

Din kisvesini giymiş bir Kürt milliyetçisi, bir bölücü..Peygamberliğe soyunmuş ama becerememiş kişi... yaşayan versiyonu Fethullah Gülen (s.a.v) hazretleridir.. Amerikada, cıa kontrolünde ikamet eder kendileri..


sevgili alisinkay

bir de Erdoğan Aydın'ın TÜRKLER NASIL MÜSLÜMAN OLDU
İlhan Arsel'in ARAP MİLLİYETÇİLİĞİ VE TÜRKLER kitaplarını okumanı tavsiye edeceğim.

ceteris paribus

Bahsettiğiniz kitapları okumadım ama Türklerin Kılıç zoruyla müslümanlaştırıldıklarını çok iyi bilmekteyim...Arapların Türklerden nefret ettiklerinide...

çoban
06-03-2010, 15:54:13
Ye'cuc-Me'cuc taifesi…

Lütfü TÜRKKAN
lutfu@internethaber.com

Gecenin ilerleyen saatlerinde Amerikan Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili tasarının kabul edildiği haberi ulaştı.
Bunu Hükümet’in Dış Politikası’nda şimdiye dek yaptığı yanlışlıkların bir sonucu olarak görmek de mümkün.
Daha üzerinden birkaç ay geçmesine rağmen Hillary Clinton’un bizzat başında durarak Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na imzalattığı Ermeni Kapısı’nın açılmasını sağlayan anlaşma bile kar etmemiş anlaşılan.
Ama bir gerçek var ki yadsınamayan, basiretsiz Türk Dış Politikası ile birlikte, bu tasarının kabulünün altında yatan sebeplerden biri de ilk çağlardan bu yana süren ”Türk Düşmanlığı”, 21. Asırda da, acımasızca devam ediyor.
Türklerin Orta Asya'daki yurtlarından çıkıp dünyadaki diğer ırklarla tanışmasının üzerinden binlerce yıl geçti. Türkler, yeni tanıştıkları ve çoğu kez yenilgiye uğrattıkları bu toplumlar üzerinde bıraktıkları izlenimleri, aradan gecen bunca sure içinde silmeyi başaramadılar. Ne yazık ki, sürekli Türkler aleyhine islemiş olan bu süreç, günümüzde de devam ediyor.

“Ye'cuc-Me'cuc taifesi”
Tarih boyunca tüm ırklar Türkleri böyle gördüler.
İslam’ın kutsal kitabi Kuran-i Kerim'de "Ye'cuc-Me'cuc" adi ile anılan topluluğun Türkler olduğu ko*nusunda doğuda ve batıda pek çok ya*zar söz birliği etmiştir...

"Nihayet-ul-ireb fi funun-il edeb" adında bir kitap yazan Sihabeddin Ahmed-in Nuveyri isimli bir Arap yazarına göre Türkler, "Ye'cuc-Me'cuc" ta*ifesinin "Nesnas" kolundandır. Bunlar, çok uzun ve çok kısa olmak üzere iki kısma ayrılır. "Cengel gibi" tırnakları ve "canavar gibi" dişleri vardır. Çeneleri "dev çenesi" gibidir. Bütün vücutları kıllarla kaplıdır...

"Türk Düşmanı" edebiyatını, tarihe baktığımızda, Hıristiyan Batı ile birlikte, Ortadoğu halklarının en az batıdaki kadar sıklıkla sergilediğini görüyoruz.
Bunların ilki, Hicret'in 8. yılında yasamış Imam Ha*zin'dir... "Ye'cuc-Me'cuc" un Türkler olduğu konusunda kesin görüşünü açıklayan İmanı Hazin, "Lubab-ut-tevil" adli kitabında "Bunların isi gücü dünyayı tahrip etmek*tir..." diyor ve Türkleri söyle tarif edi*yor: "Bir kısmı cam ağacı boyunda. bir kısmı 120 arşın eninde ve 120 arşın boyunda; diğer bir kısmının bir kulağı yatak, bir kulağı yorgan yapacak kadar geniş; nihayet bir grup bir karış boyunda..." Benzer çoğu İslam eserin*de de sözü gecen bu halk 'tiksinti ve*rici yaratılışta, basık burunlu, yayvan suratlı, küçük gözlü' nitelemeleriyle tanıtılır; bu milletin Türkler olduğu ve Türklerle savaşılmadıkça 'kıyamet günü' nun gelmeyeceği anlatılır.
7. yüzyılda yasamış unlu İranlı Kuran bilgini Kadi Beyzâvî de Türklere olan düşmanlığını. "Envar-ut tenzil" isimli eserinde "Bunlar insan eti yemeyi ge*lenek edinmişler..."şeklinde dile getiriyor.

Hıristiyan Dünyası’nın Müslüman Dünyası’ndan geri kalmasını düşünmek mümkün mü?

Tabii ki değil.

Atilla’nın altını üstüne getirdiği İtalya’da annelerin küçük çocuklarını "Mamma mia, gli Turchi!" (Anacığım, Türkler!) haykırışlarıyla korkutmaları Latin dünyasında atasözü olurken, yaşlı Bizans, Avarlar, Peçenekler, İskitler ve Bulgar Türkle*ri'nin saldırılarından kurtulmak için canini dişine takmış savaşıyordu. Bu amaçla Bizans, 5. yüzyılda İmparator Anastasios zamanında, Silivri'den Ter*kos Gölü’ne duvar çekerek dünyaya ikinci bir Çin Seddi hediye etmişti...

Türk milletine yöneltilmiş iftiralar kervanına unlu Yunanlı tarihçi Herodot da katılmaktadır. Herodot, kitabinin 4. cildinde, Orta Asya’nın Aral Gölü havzasında yasayan ve kendilerine "Mesagetler" denen İskit Türklerinin, yaşlanan ana-babalarını öldürdüklerini ve koyun etleri ile bir*likte pişirip yediklerini anlatıyor.

Miladin birinci yüzyılında yasamış Yahudi tarihçi Josephe Flavi*us'un "iskitler'in Ye'cuc-Me'cuc" olduklarını yazdığı ve 8. yüzyıl yazarlarından Aethicus'un "Cosmog*raphia" isimli eserinde Türk ırkının 'Ye'cuc-Me'cuc" neslinden olduğunu ilan ettiğini İsmail Hami Daniş*mend "Turkluk Meseleleri" isimli kitabında uzun uzun anlatıyor...

Türklerin boyları postlarını vücutlarının kıllarını, ayak parmaklarının tırnaklarına varıncaya kadar her yeri*ni inceleyen Türk düşmanlarının vardıkları bir nokta var: Türkler medeni*yet kuramazlar... Çünkü zeka dere*celeri ve medeni yetenekleri bir me*deniyet kurmaya uygun değildir...

Tanınmış bir batili bilgin olan Ge*rard de Rialle'in, "Me*moire sur l'Asie Centrale" adli kitabında yazdığına göre Türkler, Moğollar gibi sari ırka bağlıdır ve her iki irk da "aşağılık" ve "ilkel"dir. Bunların kafaları "zeka yoksunu" , hareketleri "ağır ve kaba”dır.

20. yüzyılda yasamış bir Alman bilgini de Rialle'le ayni görüşü paylaşmaktadır. Doğu Türkistan’da araştırmalar yaparak geçmiş parlak bir medeniyetin izlerini bulan Von le Coq isimli bu bilgin, "Exploration Archeologi-que a Tourfan" isimli kitabında Türkleri söyle anlatır: "Bu yörenin insanları Türk olamazlar. Çünkü Türkler böyle ileri bir medeniyet ku*racak yeteneğe sahip değillerdir... Belki İranlılardır. Bu yüzden onlara Sogdlular diyorum..."

Türk düşmanlığının Avrupa'daki ilk izleri, M.S. V. yüzyıldaki Hun saldırılarına kadar uzanıyor. Hunların Romalılar üzerindeki etkileri öylesine derindir ki, bugün bile Yunan basını, Türkiye’yi kötüleyeceği zaman bunu hâlâ "Atilla" adında odaklaştırmayı ihmal etmiyor.

Papa II. Paschalis, 1100 yılında yazdığı bir mektubunda, bütün Müslümanları "barbarorum" sıfatıyla anmış ve "Turci" olarak nitelemiştir.

Urfalı Mateos da, 952-1136 yılları arasını anlatan "Urfali Mateos Vekayinamesi" adındaki kitabında, "467'nci yılın başlangıcında, mukaddes Hac'a tapınan bütün Hıristiyan halk, Allah’ın hiddetine maruz kaldı. Oldurucu nefesli ejder, kasıp kavuran ateşle beraber ortaya çıktı ve 'Ekanimi Selase' ye tapınanları vurdu. Resul ve peygamber kitaplarının temelleri sarsıldı. Çünkü kanatlı yılanlar, bütün Hıristiyan memleketlerini ateşe vermek uze*re geldiler. Kana susamış yırtıcı hayvanların ilk zuhuru böyle oldu. Bu zamanda Türk tesmiye edilen barbar millet toplanıp Ermenistan’ın Vaspurakan eyaletine geldi ve Hıristiyanları kılıçtan geçirdi..."

Bu katliam haberi üzerine Er*meniler ordularını toplayıp Türk ordugahına karşı yürür, iki ordu korkunç bir savaşa tutuşur. Mate*os burada ilginç bir tespit yapıp söyle diyor: "Bu zamana kadar bu cins Türk atlı askeri görülmemişti. Ermeni askerleri onlarla karsılaşınca, onların acayip şekilli, yaylı, kadın gibi uzun saçlı olduklarını gördüler:.." Düşmanlarının gücü karsısında şaşkına donem Erme*niler geri çekilirler. Türklerin du*rumunu Kral Senekerime anlatırlar. O da öylesine kederlenir ki, yemez, içmez, sabahlara kadar uyumaz. Durmadan azizlerin yazı ve sözlerini inceler. Sonunda bu yazılarda, Türk askerlerinin ilerle*yecekleri devri görür ve yeryüzünün tahrip edileceğini anlar.

Kralın okudukları, Aziz Ermeni Katolikosu Buyuk Nerses'in, Hıristiyanların başına gelecek felaket*leri sıralayıp, her kötülüğün "Ham'ın oğulları olan Türk milleti*nin eliyle birer birer husule geleceğini" anlattığı yazılardır. Nuh'un oğullarından olan "Ham", babasına karşı isyankar olmuş biridir ve bu nedenle hem kendisi hem de ondan türeyenler tüm tek tanrılı dinlerin mitolojisinde lanetli kabul edilmişlerdir.

Türkler, tüm Hıristiyanların gözünde ister Müslüman ol*sun isterse Şaman, hepsi putperestti. Günümüzde bile pek yıkılamayan bu inanç, özellikle eski cağlarda gerçek bir önyargı anlamına gelmekteydi. Kanuni döneminde İstanbul’da dört yıl kalan Manuel Serrano adında bir İspanyol, günlük yasamı ayrıntısına ka*dar anlatmıştı. Erkeklerin çok es almaları, haremleri, kıskançlıkları, kadınların yasam boyu kafeste yasaması ve İslam’ın bu konudaki belirleyici tavrını söyle yorumlu*yordu: "Ne yaparlarsa yapsınlar, yine de şeytanin peşine takılıp ce*henneme gideceklerine göre, bi*raz dünyadan kâm almalarını hoş görmek gerekir..."

Ünlü re*formcu Martin Luther, bir makalesinde Türkleri "Tanrı’nın Kırbacı”na benzetiyordu ve onlar*la ilgili olarak, "Türklere Karşı Savaş" ve "Türklere Karşı Duaya Çağrı" adlarında iki kitap yazmıştı... Luther'e göre"Türk ordusu şeytanın ordusuydu" ve "Bugün Türklerin ayakları altında ezilip inleyen Hıristiyanlar, zamanı gelince onları yargılayıp cezalandıracaktı..."

Batıda yüzyıllar boyu değişmeyen, klasikleşmiş bir moda haline gelen "Türk Düşmanlığı”na Shakspeare de katkıda bulundu. "IV. Henry" adli oyununda tahta çıkan Kral, halkına söyle sesleniyordu: "İngiliz sarayı Türk sarayı değil. Ben Murat değil, Henry'im Henry!" Kardeşlerini öldürmeyeceğini söyleyerek övünen Henry, söylevini, "İstanbul’a varıp Türk’ü sakalından asacağım" diyerek sürdürüyordu. Yine Shakspeare, Türkiye’de yıllarca hem de Devlet Tiyatrosu tarafından sergilenen "Kral Lear" isimli eserinde de Türkleri "kadın düşkünü" olarak karalamıştı.

Türkler, binlerce yıl, irili ufaklı çeşitli devletler ve boylar seklinde Asya’nın ortalarından Avrupa’nın içlerine kadar yayılmışlardı... Bütün bu farklı bölgelerde, onlarla birlikte yaşamış diğer halklar ile bir bicimde ilişkisi olmuştu. Ancak, halkları ve savaşçıları karşı karşıya getiren en temel ilişki de, çıkarların çatışması sonucu oluşmuş düşmanlıktan başka bir şey değildi... Aslında karşılaştıkları her kültüre kolaylıkla uyum sağlayan Türkler, böylece eski dünyanın belki düşmanı en bol uluslarından biri, hatta ilk sırada yer alanı oldular.

Böylesine ilginç bir düşmanlık oluşumunu tarihin en eski devirlerinden bu yana, kesintilerle de olsa izlemek mümkün. Herkesin bildiği gibi bu konudaki birikim öylesine çok ki, giderek "Türk düşmanlığı tarihi"nden, sosyolojisinden, hatta kültüründen bile söz etmek mümkün.

Osmanlı Devleti'nin yöneticiler i şimdilerde bizim de yaptığımız “her şeye rağmen” AB’ye girme çabaları gibi- 1839'da "Gülhane Hattı" , 1859'da da "Islahat ve Tanzimat Fermanları" ile kendini Avrupa'ya kabul ettirmeye çabalıyordu. Ne var ki, aynı dönemde Katolik Kilisesi kardinallerinden Newmann da, ayni tarihlerde Li*verpool'da "Türk Tarihi" üzerine konferanslar vermekteydi. Kardi*nal Newmann, verdiği üçüncü konferansta konuyu su cümlelerle adeta temelden özetlemekteydi: "Türklerin savaş gücünü inkar et*miyorum. Ama iste bu güç, onları, imanın ve uygarlığın amansız düşmanı yapıyor. Onun için Türklerle savaşmak ve onları yok et*mek zorundayız..."

İster Hıristiyan bati, isterse Müslüman Ortadoğu olsun; Türklere karşı oluşan bu geleneksel düşmanlığın kökenine günümüzden bakınca, ta*rihsel ve psikolojik nedenlerin ağır bastığı kolaylıkla fark ediliyor.

Tari*hin belirli dönemlerinde her iki gücün de karşısına sıkça çıkan bu "üçüncü ve yok edilemeyen amansız güç" ün neden olduğu korkunun, dünyada başka hiçbir ulusa karşı yöneltilmemiş bir düşmanlık duygusunu pekiştirdiği görülüyor.

Ancak, burada ilginç ve belki de bi*raz tuhaf olan bir nokta var ki, o da, bu geleneksel düşmanlığı her iki dünyanın da bilinçli bir şekilde kuşaktan kuşağa aktarmasına rağmen Türklerin hâlâ bu tavrın farkına varamamasıdır.