PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Kadastro Kanunda Değişiklik Yapılması hakkında kanun - 5304 sayılı kanun hakkında







yasarman
03-06-2007, 23:47:19
:rolleyes: :rolleyes: EVVELCE KADASTROSU YAPILAN YERLER:

Madde 22 - (Değişik madde : 22/02/2005 - 5304 S.K./6.mad) *1*

Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci defa kadastroya tâbi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medenî Kanununun 1026 ncı maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce re'sen iptal edilir.


Bir kaç kez okumama rağmen çelişkide kaldım benim dedemin adına tapusu olan ve halen ankara tapu kadastroda defteri hakanide kayıtlı olan arazilerimiz ve evlerimiz var fakat bu yerler bizler başka şehirde olduğumuzdan hep başkalarının üzerine tapulanmış hatta şu kadarını söyliyeyim dedemlerin oturdukları ev halen duruyor boyasının rengi bile deişmemiş ama başkalarının üzerinde şimdi sizden ricam eski tapu kayıtlarımızla bir hak idda etmemiz mümkünmü ? bir kanunu okuyorum alabiliriz diye düşünüyorum sonraki kanunu okuyunca geri alamayacağımızı düşünüyorum bu yerlerin 1900 yılından 1939 yılına kadar ödenmiş tüm vergileri mevcut(hepsini saklamışlar kimisi osmanlıca 1926 dan sonraki vergiler türkçe) ayrıca elimde arazi tahrir belgeleride mevcut bu yerlerin

KALDIRILAN KANUN VE HÜKÜMLER:

Madde 48 - 15 Aralık 1934 tarih ve 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu, 28 Haziran 1966 tarih ve 766 sayılı Tapulama Kanunu ile 19 Temmuz 1972 tarih ve 1617 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Öntedbirler Kanununun 20 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

fakat bu kanunun ne olduğunu bulamadım çünkü elimdeki belgelerin çoğu 1939 yılına kadar vergi makbuzlarıda dahil olmak üzere saygılarımla

optimal
04-06-2007, 08:35:01
öncelikle kadastro kanunu ve medeni kanun açısından bilinmesi gereken temel husus zamanaşımı olgusudur, 3402 sayılı Kadastro kanunun 12/3. maddesinde "Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz."
kadastro kanunu uyarınca kadastrodan önceki hukuki sebeblere dayanılarak 10 yıl geçtikten sonra dava açılamayacağı belirtilmiştir.
ayrıca 4721 sayılı Medeni Kanunun 712. maddesinde "Geçerli bir hukukî sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız olarak on yıl süreyle ve iyiniyetle sürdürürse, onun bu yolla kazanmış olduğu mülkiyet hakkına itiraz edilemez." şeklinde hüküm bulunmaktadır,
sanırım somut olayda kadastro ve tapulamanın üzerinden 10 yıldan fazla bir zaman geçmiş olmalı, bu durumda talepleriniz yerinde bile olsa zamanaşını nedeniyle, yapılabilecek bir şey olmayacaktır.

yasarman
05-06-2007, 07:00:46
çok teşekkürler de bu insanlara boş bulduğunuz yere yerleşin sahibi çıksada alamaz demek bence adil değil devlete kalsa devlet satsa bu yerleri hiç olmassa boşa gitmedi derim bizler 1960 tan beri istanbuldayız o yüzden gayrimenkullerimizle ilgilenemedik hatalıyız ama bir çözüm yolu bulmak için sizlere danışmak istedim.bir gayrimenkulumuzün tapusu var ahmetoğlu mehmet adına kayıtlı fakat uyanığın biri kendi babasının adı mehmet kendisi ahmet üzerine geçirmiş diğer gayrimenkul kadastro tespitinde hazineye devrolmuştur sahibi bulunamadığından yazıyor ama hazineye hiç geçmeden şahısların üzerine geçmiş adilmi? sizce yapacağım bir şey varmı? saygılar

yasarman
11-06-2007, 23:13:49
ayrıca 4721 sayılı Medeni Kanunun 712. maddesinde "Geçerli bir hukukî sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız olarak on yıl süreyle ve iyiniyetle sürdürürse, onun bu yolla kazanmış olduğu mülkiyet hakkına itiraz edilemez." şeklinde hüküm bulunmaktadır,

önceki gün yapmış olduğum araştırmada kadastro tespitinde hazineye kaldığı belirtilen gayrimenkulümüz hiç bir şekilde hazineye intikal etmemiş olduğunu ve 3 ayrı şahış adına tapulandığını öğrendim şimdi burada iyi niyet varmıdır yoksa bir avukat yardımıyla gayrimenkülümü geri alma şansım varmıdır hile de zaman aşımı olmadığına göre saygılar

cengizsenocak
22-02-2008, 20:15:09
Selamlar
Bulunduğumuz yerde 1986 yılında başlatılan bir kadastro çalışmasına yapılan itirazlarndan sonra 1988 yılında aynı yerde yenileme çalışmaları yapılmış.Ancak burada 1967 yılında çıkan bir yangın sonrası bir mahallenin bazı bölümlerinde kısmi afet kadastrosu yapıldığı 2002 yılında anlaşılmıştır.Bunun ardından yapılan eski kadastro geçerli kabul edilerek 1986 ve 88 yıllarında aynı yerler için yapılan kadastro çalışmalarının sonuçları iptal edilmiştir.
1988 yılında yapılan çalışmalarda itiraz edildiği için yarım bırakılan çalışmalara 2007 yılında devam edilmiştir.
2007 yılında içerisinde tarım arazileri ,100-150 yıllık ahşap evler ve tapukayıtlarında köy tüzel kişiliği adına tescilli mera olan yaklaşık 70-80 dekarlık bir alanın tümü ;yine içerisinde 1980 yılında tapuda işlem görmüş şahıslar üzerine tapulu çalılık vasfındaki arazilerin tümüyli birlikte (kadastro komisyonunda görev yapan Orman Mühendisi'nin yalnızca ayak diretmesi ve kadastro teknisyeninin bu yönde kanaat kullanması neticesinde) orman sınırlarına terk edilmiştir.Kokisyondaki Ziraat mühendisi mera olan arazi için tapu kayıtlarının esas alınmasını,mevcut tarım arazilerinin 100 yılı aşkın süredir tarım arazisi olduğunu söylemesine ve kadastro tutanaklarına defalarca şerh düşmüş olmasına rağmen askıya bu alanlar ORMAN SINIRINA DAHİL EDİLMİŞ OLARAK çıkılmıştır.Bir üst komisyona ziraat mühendisinin yaptığı itiraz da sonuçsuz kalmış ve bu sahaların tamamı Ormanlık alana bırakılmıştır.
MAhkeme yolunun açık olduğuna dair Kadastro Müdürlüğünce İlçe TArım Müdürlüğüne gelen yazıya istinaden Zİraat Mühendisinin bulunduğu kurumun amiri mahkemeye müracaat etmiş ancak mahkeme kendisine bu davayı açmak için taraf olmadığını,davayı belediyenin açabileceğini söylemiştir.Durum belediyeye yazı ile bildirilmiş ve meclis üyelerinin bir kısmı da sözlü olarak ayrıca bilgilendirilmiş olmasına rağmen süresi içinde belediye tarafından mahkemeye müracaat edilmemiştir.
Bu durumda :
1-Halkın kullanımındaki mera başta olmak üzere tarım arazileriyle ilgili hak arayacak taraflar kimler olacaktır?
2-Kamuyu ilgilendiren kasıtlı yanlış uygulamaların önüne geçmesi gerekenler kimlerdir?
3-Komisyonlardaki memurların görevlerini yasalara ve kurumlarındaki genelgelere rağmen kötüye kullanmalarına rağmen bu durumun önüne geçebilecek bir merci güzel ülkemde bulunmamakta mıdır?
4-T.C.Devletinin verdiği ve kadastro çalışmalarına kadar her türlü geçerliliği olan tapuların ve tapu kayıtlarının bir kadastro komisyonundaki orman mühendisinin iki dudağının arasındaki ifadelerle ortanan kalkması saçma ve hatta DÜŞÜNDÜRÜCÜ değil midir?
5-İlgili ve ilgisiz pek çok kurum ve kuruluşa yazılı ve sözlü müracaat edildiği halde Anayasa ile korunmasıra rağmen hangi mantık "kişilerin Mal emniyetini" devletin güvencesi dışında bırakabilmektedir?
6-Devletin ormanını "Verdiysem ben verdim" diyerek bir Reisi cumhurun peşkeş çekmesinde bir sakınca görülmezken;vatandaşın tapulu arazisinde kendisinin bakıp büyüttüğü kestane,gürgen,meşe ve benzeri ağaçları korumasının cezası olarak elinden arazisi devletçe ve hiçbir bedel ödenmeden KOMÜNİST SİSTEMLERE ÖNGÜ BİR METOD İLE DEVLETLEŞTİRİLMESİ nasıl açıklanabilmektedir?
7-Anayasa ihlalleri için Bakan ve başbakanların idama götürüldüğü bir ülkede (elbette bunu savunmuyorum)en güzel anayasa ihlal örneklerinden biri olan bu tip mül güvenliği ihlalleri ve görevi kötüye kullanmala durumları nasıl bazı kurumlarca bir hak ve yetki gibi görülmektedir?
İlginizi çeker diye ümit eder saygılarımı sunarım.
Cengiz ŞENOCAK

cengizsenocak
22-02-2008, 20:17:15
Medeni kanun,anayasa,mera kanunu,orman kanunu gibi pek çok temel yasal düzenlemenin ihlal edildiği bu tip çalışmaların izahı mümkün olmasa da güzel ülkemde işler devlet eliyle halen bu şekilde yürütülmektedir.

gurel67
04-03-2008, 22:45:55
Kişi Hak ve Özgürlükleri Anayasa ile güvence altına alınmıştır.Anayasamızın Vatandaşının Mülkiyet hakkını 35.maddesi ile herkez mülkiyet hakkına sahiptir; bu hak kamu yararı amacıyla yasayla sınırlanabilir ve bu hakkın kullanılması toplum yararına aykırı olamaz demiştir.Ayrıca medeni kanunun 1007 maddesi apaçık olarak tapu sicilinden doğan bütün zararlardan devletin sorumlu olacağı söylenmiştir.Bu yazmış olduğum maddeler özellikle anayasa kitabımızdan alıntıdır.. 3402 SAYILI KADASTRO KANUNUNUN 22/1. MADDESİ İSE, ÖNCEDEN TESPİT, TESCİL VEYA SINIRLANDIRMA SURETİYLE KADASTROSU VEYA TAPULAMASI YAPILMIŞ YERLERİN YENİDEN KADASTROSU YAPILAMAYACAĞINI, BU YERLERİN İKİNCİ BİR DEFA KADASTROYA TABİ TUTULMASI HALİNDE, İKİNCİ KADASTRONUN BÜTÜN SONUÇLARIYLA HÜKÜMSÜZ SAYILACAĞINI DÜZENLEMİŞTİR .3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesi uyarınca; kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açılamaz. Kanunla öngörülen bu süre hak düşürücü süredir. Madde 705-.- Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.. Madde 706- Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Türk Medeni Kanunu 633. madde uyarınca Türkiye'de taşınmaz mülkiyeti tapu siciline tescil ve taşınmazın teslimi ile gerçekleşir
Şimdi düşünüyorum Orman kadastrosu yapılmış Orman vasfı dışına çıkartılmış ve bir yıl muhtarlık askı ilanı ile de kesinleşmiş daha sonra arsa sahibi tarafından mahkeme kararı ile tapulandırılan ve tapulandırıldıktan bir yıl sonrada tapu siciline güvenen bir kişi tarafından hiçbir şerh i olmayan ve tarla niteliğindeki arsa bedel karşılığı satın alınmış aradan on iki sene sonra bu vatandaşın belediye sınırları içindeki her tarafı evlerle çevrili alt yapısı yapılmış su şebekeleri ve elektrik bağlantıları çekilmiş bir mahallede olan özel mülkü olmayan bir belge iddia edilerek ve bu belge mahkemeye sunulmayarak Orman arazisi denilmiş tapu iptal davası açılmıştır. Davayı açan Orman İşletmesinin personeli tarafından da bilir kişilik yapıldıysa hiçbir çizim yapılmadan tapu daki plan örneği alınarak cm , cm tutturulan bu yer Orman vasfına sokularak Yargıtay ın da bu kararı onayarak tapulu arsanın tapusunu iptal etmiş vatandaşın mülkiyet hakkını elinden alarak taraf teşkil edecek karar vermesi hukuk devleti olmanın göstergesi mi olur acaba?
Tapu kayıtları taşınmaz mallardaki mülkiyet hakkının belgesi ve göstergesidir. İnsan haklarına ve kazanılmış haklara saygı gösterilmesi hukuk devleti olmanın temel şartıdır.
Peki eğer vatandaşın özel mülküne el konduysa ve hiçbir bedel ödenmediyse o zaman hukuk devleti olmadığımız mı ortaya çıkar.
Mülkiyet Hakkı gerek Anayasa ve yasalarla iç hukuk yönünden , gerekse AİHS ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.Devlet tarafından verilen , doğru esasa ve geçerli kayda dayanan tapu ile sağlanan mülkiyet hakkına değer verileceği kuşkusuzdur.Temel vasfı yani kamu malı olma niteliği değişmemekle birlikte,kişinin söz konusu tapuya dayalı hakkının korunması gerekeceği muhakkaktır.Devletin verdiği tapunun geçersizliğini ileri sürerek ,hiçbir karşılık ödemeksizin iptalini istemesi ,geçerli kayda dayalı mülkiyet hakkı ile bağdaşmayacağı gibi, devletin sayınlığını zedeler nitelikte bir tutum olacaktır.Böyle bir karar veren Yargıtay ın 1.hukuk Dairesi nin 20.hukuk Dairesinin aldığı kararlar la bile çelişki içinde olması düşündürücü dür.
Sayın savcım hakkımızı aradık fakat çaresiz siyaset bizi ezdi.Bu dava yargılamanın iadesi davası olarak mahkeme sürecinde bir takım evrakların mahkemeye sunulmadığını ve bu belgelerin yargılamanın iadesi davasının kabul edilebilir olduğunu dinlenebilirliğinin mesmu olduğuna karar vermiş ve Türk Milleti Adına karara bağlamıştır.Bilirkişiler atanmış tapu tespiti yapılmış olay lehimize dönmüş hakim ek rapor istemiş o da lehimize çıkmışken hakim olmadık bir karara imza atarak 445 maddeyi önümüze çıkartarak sahte belgeler den bağsettiğimiz den söz etmiş ve alakası olmayan konulara değinmiş tir.Oysaki yargılamanın iadesi davasının kabul edilmiş olması 445/1 maddesi de yer almaktaydı.Yargıtay a temyiz ettiğimiz dosya yerel mahkemenin kararını onamış ve bizi yakmış babamıza ait yerin uçmasına neden olmuştur şimdi iç hukukun bitmesi ve elimizdeki tapu seneti ile A.İ.H.M mahkemelerine müracat etme yolunu aramaktayız mülkiyet hakkımız elimizden alınmış hukuka olan inancımız kalmamıştır.
Bu kadar yasalarla haklarımız korunmasına rağmen neden çaresiz kalıyoruz ne yapmalı a.i.h.m ne gitmeden ülkem de ben bu hakkımı alamazmıyım bir ışık yakarsanız engin hukuk bilginizle çok sevinirim gerçi şu anda karar düzeltme bekliyoruz ama olumlu geleceğini düşünmüyoruz çünkü İade i Muhakeme davalarında malesef çok fazla sayıda red kararı verildiğini bende geç öğrendim. ilk karar yanlış demek kolay olmuyor diye düşünüyorum.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 1 nolu ek protokolünün 1. maddesinin ihlal edildiği açık ortada olması TÜRKİYE CUMHURRİYETİ DEVLETİNİN VERDİĞİ TAPUNUN HİÇ BİR BEDEL ÖDEMEDEN İPTAL EDİLMESİ VEYA KAMULAŞTIRILMADAN EL KONMASI
HUKUK DEVLETİ ANLAYIŞI VE İNSAN HAKLARINA AYKIRI BİR DAVRANIŞTIR.BUDA ÜLKEMİZİN AVRUPA MAHKEMELERİNDEKİ SAYGINLIĞINI ZEDELİYECEKTİR…….

SAYGILARIMLA,

gurelelektronik67@hotmail.com

tutak
13-05-2008, 22:08:01
selam
Siz takip etmemissiniz ama
1938 de 7 yaşında öksüz biri 1948 de 8 yaşında öksüz kalan bir bayanla 1956 yılında evlenmiş
ikiside öksüz olduğu için ne mallarını ne arazilerini biliyorlar. Ama bir yerlerde var. Çocukları araştırıyor. Çoğuna o zaman kadastro gelmediğinden babalarına ait araziler bu öksüzlerin arama ve sahiplenme durumunun olmadığını bildiklerinden zilliyetlik namı ile kendilerine tapulatmışlar.Ve sonuç mallarını arazilerini bir oturdukları evin dışında üleşmişler. Vicdan azabı çeken biri de bir okula arsa olarak bağışlamış.
Bir çoğu öldü. Torunları kendilerinin mallarını kendierine miras kaldı sanıyor.Onların suçu yoksa da ölenler malları acaba paylaşabiliyor mu?
'Uygarlığın ölçüsü, öksüz ve sahipsizlere sahip çıkmakla ölçülür'