PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Kamu Hizmetinde Keyfiyet







av.senol
23-08-2004, 12:59:12
Kamu kurum ve kuruluşları ve bir çok dernekte dikkatimi çeken bir husus var son zamanlarda. Belediye başkanı x gazetede kendisiyle ilgili çıkan habere kızıyor o gazeteye ambargo koyuyor. Başbakan x muhabirin sorusuna kızıyor o gazeteye ambargo. Bir spor kulübünün başakanı çıkıyor x televizyona ambargo. Hatta daha ileri gidiyor tehditler savuruyor, fotoğraf makinalarına el koyuyor.

Sonra bir mitingde başkanın ambargo koyduğu gazetinin muhabiri taşlanıyor, maçtan sonra başkanın kızdığı televizyonun muhabirleri tartaklanıyor, gazeteciler kurşunlanıyor...

Meslek kuruluşlarına ya da gazete patronlarına resmi! tehditler savruluyor... Ve kimseden tık yok.

Bir gazete beğenmediğiniz hatta yalan bir haber yapabilir. Yasal hakkınızı kullanırsınız açarsınız davanızı tekzip ettirir varsa maddi manevi bir zararınız tazmin ettirirsiniz.

Ama bir belediye başkanının, bir spor kulübü başkanının, bir siyasi partinin bir basın kuruluşuna ambargo koymak, patronu arayarak muhabirin ekmeğiyle oynamak hakkı varmıdır. Böyle bir olay karşısında o kurumun içindeki aklı selim kişiler neden susarlar.

Özgür ve bağımsız medyaya herkesin bir gün ihtiyacı olur.

KESR DÖNER SAP DÖNER, GÜN OLUR HESAP DÖNER...

av.senol
24-08-2004, 11:53:29
Arkadaşlar bu konu pek dikkatinizi çekmedi sanırım, malum gündem yoğun; denizde tesettür, AİHM de türban:))

Ama bence çok önemli bir konu, Türkiye tam bir keyfiyetler ülkesi olmaya doğru gidiyor. Belediye başkanları terörist cesetlerini belediyenin ambulansıyla taşırken, bir başka yerde gerçekten o ambulansa ihtiyacı olan garibanlar böyle bir imkan bulamıyor. Bir kamu kurumu gazete alırken baştaki yöneticinin keyfine kalıyor. Bir başka devlet kurumu sattığı ürünleri keyfine göre seçiyor..

Sizce normalmi tüm bu olanlar. Sivil toplumun bunlar ses çıkartması gerekmezmi. Biraz bencillik olacak ama bu konu günlük hayatta türbandan daha çok karşıma çıkıyor benim ve bu konuda daha çok mağdur oluyorum. Zaten nedense tartıştığımız konular pratikte çok az kişiyi ilgilendiriyor ve maalesef asıl büyük sorunları tartışmaya bile açamıyoruz!!!

Av.Ragıp Atay
24-08-2004, 12:25:32
sayın şenol, çok güzel konulara değiniyorsunuz. Ama bazı konularda önyargılı davrandığınız için sizinle tartışmaktan çekiniyorum. Önyargı yanlış anlamayı ve anlaşılmayı da doğurur. Örneğin, .... Belediye Başkanı, teröristin cesedini.... dedikten sonra ben bir şey diyemem. Zira orada bir insan cesedi vardır. O insan sağken teröritti. Ne yapalım, bu terörist leşi diye köpeklere mi atalım. (Ben de abarttım, tartışmanın nerelere varabileceğini gösterme açısından)
Basına ambargo koymanın da ötesinde, ilan ve reklam firmalar dahi uyarılıyor. Ya da kendi yandaşı gazetelere sayfa sayfa gereksiz ilanlar vertilip para kazandırılıyor. Genç muhabirlar, sorunun arkasından azarlanıyor vs.

Av.Ali Sinkay
24-08-2004, 12:43:43
Sayın ragipatay bazı konulara çok insancıl yaklaşıyorsunuz idam cezası, türban veya bu gibi sorun şu elbette cenazesi taşınacaktır.Ama cenazesi sıradan bir insan olduğu için taşınmıyor.Terörist olduğu için taşınıyor.Belediye başkanı teröristlere ince mesajlar veriyor.Biz arkanızdayız mesajları onları manevi yönden destekleyecekleri açıklamalar bunu mazur göremeyiz.Taşıdığı kişi sarı çizmeli mehmet ağa değil.Terörist dikkatinizi çekerim

Yapamam deme yapan senden iyi değildir

av.senol
24-08-2004, 15:29:17
Sayın ragipatay, tartışmak istememenize birşey söyleyemem siz bilirsiniz. Ama benim ki önyargı değil olsa olsa içinde bulunduğum toplumun genel yargılarıdır, bu yargılar size yanlış gelebilir, o na da saygı duyarım. Ama benim ülkeme kurşun sıkanlar için kullandığım tabir bence az bile. Ama benim yazdıklarımda bu konuya fazla girmek bile istemedim, Türk halkı ve ordumuz zaten gereken cevap ve dersi veriyor, vermeye de devam eder.

Benim bu forumu açmaktaki amacım tartışıl(a)mayan ama aslında boyutları çok büyük olan noktalara değinmekti. Alisinkay da belirtmiş o kadar çok keyfi uygulama varki ülkede. Ben 25 milyon taraftarı olduğunu iddia eden bir kulüp başakanının kameralar olduğu halde tehditler savurmasını, hiç kimsenin de ses çıkarmamasını hazmedemiyorum. Başbakanın bir muhabire haddinizi bilin demesini hazmedemiyorum. Ama kendi muhabirinin arkasında duramayan patrondan da tiksiniyorum.

Artık bir konu tartışılırken ucu kime dokunur diye düşünülmemeli bu ülkede.

Av.Ragıp Atay
25-08-2004, 04:32:45
sayın alişankay ve sayın şenol aynı şeyleri söylüyoruz. teröriste sahip çıkmakla, cenazenin kaldırılması farklı şeyler. Belki ben 12 eylül öncesi dönemi yaşayan biri olarak fazla duydusalım.
Ama tanık olduğum bazı olaylar var. Öldürülen bir arkadaşımın cenaze namazını imam kılmak istemedi. Gerekçe olarak da, Ölen kişinin dinsiz ve vatan haini olduğu gösterildi. Ben imamla konuştum. Ona talkın verirken niçin baba adıyla değil de anne adıyla talkın verdiğini sordum. Çok zayıf bir ihtimal de olsa, babanın gerçek olamayacağını ama annesinin her zaman gerçek olduğu yanıtını verdi. "peki o zaman bu insanın dinsiz ve vatan haini olduğuna sen nasıl karar veriyorsun" dediğimde çaresiz kaldı. Aslında bu tartışmanın olması bile, insanlık adına utanç verici.
Terörist, cezasını görmeli ama ceza ailesine yansımamalı. Eğer bu kişi ölmüşse, cenazesi ailesini ilgilendirir. Cenaze namazının kılınmaması, cenazesinin sahipsiz kalması vs. Bu durum, ölenin ailesine ceza vermektir.
Terör elbette lanetlenecek bir oaydı. Ama otel basan çeçenler için "bizim çocuklar fazla ileri gitmiş" der ve terörle mücadele etmeye kalkarsanız, sonu hüsran olur. (bu sözler forumdaki arkadaşlara ait değil ve onları kastetmiyorum.
Farkındaysanız bir kaç gündür, medyada, aponun kardeşini lanetlediği haberleri ve aponun kardeşinin bu konuda beyanları var. Yarın bu insan da başımıza bela olacak. düşmanımızın düşmanı her zaman dostumuz değildir

av.senol
25-08-2004, 08:44:44
Sayın ragipatay aynı şeyleri söylüyoruz ama bir noktada ayrılıyoruz. Tabi ki teröristin yaptıkları için direkt ailesini suçlayamayız ve demiyoruz ki o teröristin cesedi ortada kalsın. Ama bir devlet görevlisi hemde resmi aracıyla kendi devletine kurşun sıkan birisinin ailesine taziye ziyareti yapmamalı bence. Bu çok farklı bir olay ve nasıl bu kadar duygusal yaklaşabiliyorsunuz anlayamıyorum. O belediye başkanı neden ölen güvenlik görevlisinin ailesini ziyaret etmiyor? Neden onun cenazesini de belediyenin ambulansı taşımıyor? Ama diyarbalır belediyesinin ambulansı ta adanaya kadat gelip bir teröristin cenazesini taşıyabiliyor?

Diğer hususlara gelince terörün sempatiği, haklısı olmaz. Çeçende yapsa, azeri de yapsa, filistinli de yapsa, israilli, ermeni, amerikalı da yapsa TERÖR TERÖRDÜR, şiddetle lanetlenmesi gerekir. Bir tanesini mazur göstermeye çalışırsanız, hepsi üzerinize kalır.

Düşmanımızın düşmanı da aslında asla dostumuz olamaz. Sadece onu düşmanı yıpratmakta kullanıp sonra tekmeyi vurmalıyız...

Av.Ali Sinkay
25-08-2004, 12:26:48
Av. Şenolun yazdığı tüm yazıların altına kendi imzamı da koyuyorum Terör desteklenemez hiçbir yerye yeri yoktur.Toplumda husuzrsuzluk yaratabilecek her olayı kınıyorum.Diyarbakır Belediye Başkanı gitmese sorun olmazdı ama Gittiği için toplumda husursuzluk yarattı bu tarz hareketler insanları yönlendiriyor kimisine sempatik gelir kimisi nefret eder ama her halükarda insanları birbirinden uzaklaştırır

Yapamam deme yapan senden iyi değildir

Av.Ragıp Atay
25-08-2004, 14:04:24
sayın şenol bence de resmi kişiliği ile bu ziyareti yapmamalı. Önyargı olmayınca aynı noktada birleşmek ne kadar kolay. Sorun terörst ile ailesini ayırmakta. Hatırlarsanız Süleyman Demrelin elini öptürmesi gündeme gelmişti. Yaşlı insan elbette eli öpülür savunması yapılmıştı.
Ben o dönemde de, vatandaş Süleyman Demirelin elinin öpülmesi ile C.Başkanının elinin öpülmesinin aynı şey olmadığını savunmuştum. Devket büyüğünün elini öpmek teba olmanın gereğidir. Oysa bizler vatandaş olma yolunda ilerlemeye çalışan kişileriz.
Belediye Başkanının taziyeye gittiğikişi, yakını olabilir, arkadaşı ya da akrabası olabilir. Kendi başına gitmesinde bir sakınca yok. Yukarıda da belirttiğim gibi aile tecrit edilip cezalandırılamaz. Ama makam olarak orada kendini temsil ettrdiği zaman iş değişir.
bekçinin ailesine gitmedi de ona gitti biçimindeki tartışma da çok yersiz. Sanki bekçinin ailesine gittiği zaman olay meşru olacakmış gibi bir duygu yaratıyor

av.senol
25-08-2004, 14:54:17
Sayın ragipatay tam olmasa da asgari müştereklerde aynı düşüncedeyiz. Zaten tamamen aynı düşünmemiz de gerekmiyor.

Ben bu forumu açarken çok daha farklı yönlere gitmesini bekliyordum ama olay farklı mecralara kaydı. Görünenler bunlar, görünmeyen kısma ışık tutmaktı benim amacım aslında ama arkadaşların pek ilgisini çekmedi bu konu sanırım.

Artık Türkiye'yi bir keyfiyetler ve çifte standartlar ülkesi olamktan çıkarmak için mücadele etmemiz gerekiyor bence.

av.senol
26-08-2004, 19:17:31
Muhalefetimiz bile bir keyfiyet, çifte standart içinde. Yeri geldiğinde olayları acımasızca eleştiren ana muhalefet partimiz de olay kişi ve konu seçmeye başladı. Bazı kişi ve olaylar daha fazla müsamaha gösteriliyor.

Hep yine olaylara, olgulara göre değil, kişilere göre davranıyoruz. Olayın kahramanı bizden mi değilmi çelişkisi. Bu çelişkiyi atamadıkça, fikirleri kimden geldiğine göre değilde, ne dediğine göre değerlendirmedikçe de bu durum sürüp gidecek.

Av.Ragıp Atay
27-08-2004, 09:18:57
Maalesef demokrasinin kurumsallaşmadığı, hak ve özgürlüklerin keyfi olarak dağıtıldığı bizim gibi ülkelerde aynı sorun var. Feodal düşünce yapısı bizi zorluyor. her zaman olaylara objektif bakmamız gerekirken(hukuk böyle emrediyor) çoğunlukla subjktif bakıyoruz.
İdam tartışması yapılıyor gelen yanıt" senin kızını bir vahşice öldürse ne yaparsın?" oluyor. Toplum düzeni benim kızımın başına gelecekler üzerine kurulmuyor ki.
Ya da bir yolsuzluk tarttışmasına giriyoruz, "senin görüşünden olan falan partinin filan adamı da yolsuzluk yaptı" Ya kardeşim, yolsuzluk, falan parti ya da filan parti yöneticisinin, işlediği zaman suç sayılan bir şey değil ki.
Dediğim gibi, sorun kuralsızlık.
Adliyeden örnek verelim. Aynı suçtan yargılanan iki insandan biri tutuklanıyor, diğeri tutuksuz yargılanıyor. İki hakimin takdiri farklı. Bir bakıyorsunuz tutuksuz yargılanan biri ağır cezadan 21 sene almış, tutuklu sanık beraat etmiş. Sorun tutklamada, kefalette hakime gereğinden fazla takdir yetkisi tanımak ve kural oluşturamamak.
Elbette ki, adamın bir kalkıp"hakim avanta aldı adamı tahliye etti" diyecektir.

Demokrasiyi artık bir kurum olarak yerleştitmenin zamanı geldi