PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : İdam







commodore1tr
21-08-2004, 17:49:36
Biraz AB nin birazda Abdullah Öcala'nın Türkiye'ye iadesi için önce kısmi olarak kaldırılan İdam cezası Kanunlarımızdan komple çıkarıldı.
Kimi bunu göstermelik saydı, kimi zaten geç kalmış bir kanun dedi kimi uygarlık budur dedi ( ABD nin ne geri kalmış olduğunu anladık ) Kimi ise kesinlikle karşı çıktı ...
Buyurun seçenekleriniz ama lütfen sadece oylayıp geçmeyin neden öyle düşündüğünüzüde yazın ki düzeyli bir tartışma ortamı oluşsun
(anket sadece avukatlara açık değildir katılmak yorum yapmak madde eklenmesi için teklif yapmak ortalığı karıştırmak serbesttir.)

bilmiyorum dediğim konu hakkında 2 saat eh bence dersem günlerce konuşurum

Av.Ragıp Atay
22-08-2004, 01:04:35
idamı savunabilecek arkadaşlar için söylüyorum. Siz hiç bir insanın ölümünü gördünüz mü? Bir katilin niçin adam öldürdüğününe tanık oldunuz mu? Adaletin yanıldığını ve bir canın boşuna yok edildiğini öğrendiniz mi?

Peki Adnan Manderes'e niçin anıt mezar yaptık?

gerunsal
22-08-2004, 09:35:48
Bu güne kadar ceza hukukunda edindiğim bilgi (her ne kadar bilgi okyanusundaki bir iki kum tanesini geçmesede) uyarınca idamı bir ceza olarak savunabilmek pek mümkün değil. Özellikle son dönemlerde gelişen ve çoğu kişi tarafından çağdaş ceza sistemi olarak adlandırılan ve cezalandırmanın temel amacının suçluyu topluma geri kazandırmak olması gerektiğini savunan akımın öncülüğünde idam cezasını(?) bir ceza olarak değerlendirmek olanaksız. Çünkü bir ceza her şeyden önce kişiyi tekrar topluma kazandırmayı amaçlamalıdır. Bunun yanında cezalandırmanın olmazsa olmaz koşulu olan suç ve cezanın kişiselliği ilkeside idam cezasında uygulanması çok zor olan ilkelerden biridir. Her ne kadar idam cezasında suçlu idam edilerek cezalandırıldığı savunulsa da asıl cezayı ailesi ve yakınları çekmektedir.

Bu ilkesel açıklamaların dışında idam cezası günümüz insan anlayışınada sığmamaktadır. Günümüzde dünya üzerinde en önemli varlık olarak addedilen insanın devlet eliyle hayatının sonlandırılması ve bunun bir ceza olarak sunulması ortaçağın karanlıklarında kalmış (ankette de geçtiği gibi -bunlardan bir iki tanesini taksim meydanında sallandıracaksın-) uygulamalr olarak artık tüm dünyada tarih kitaplarında yerini alması gereken uygulamalar olması gerekmektedir.

Türkiye de bu yolda büyük ve gerekli bir adım atılmıştır. Ama dürüst olmak gerekirse adımın atılış tarzı hukuk devleti ilkesine inan yüzbinlerce kişiyi rahatsız etmiştir. Hukuk devletinde sizlerinde bildiği gibi kanunlar kişiler için çıkarılmaz. Kanun halk için, halkın ihtiyaçları için çıkarılır. Ne yabancı güçlerin istekleri ne de her hangi bir kişi için kanun çıkarmak özellikle böyle büyük değişikliklere gitmek kamu vicdanı bakımında kabul edilemeyecek davranışlardır.

Gökçe Erünsal

xewer
22-08-2004, 22:25:19
Syn. Ragıp Atay'ın yazdığı dört cümle yeterli sanırım. Ceza, toplum yararına verilmelidir ve bir insanın öldürülmesi kimsenin yararına değildir. Herkese bir şans daha verilmeli, hepimiz bir gün katil olabiliriz, hiç kimse kötü doğmadı.

commodore1tr
23-08-2004, 14:15:00
İlginç üç arkadaşımızda idama karşı ama ankentte bu karar iyidir oy oranı 1 neden ki? İdam bir şekilde olsun diyenler ise 3 oy
Ne katılım ama ..

bilmiyorum dediğim konu hakkında 2 saat eh bence dersem günlerce konuşurum

Bagaytuğ
23-08-2004, 15:55:07
sıradan cinayetler ve benzeri adi suçlar için olmasa da, halkı rahatsız eden, sadece hapis cezası kamu vicdanına hafif gelen istisnai durumlarda idam olmalı. Teröre ise hiç prim verilmeden idam cezası uygulanmalı... Hepimiz bir talihsizlik sonucu belki katil olabiliriz ama talihsizlik sonucu vatanı bölmeye çalışan, halkı paniğe sürükleyen teröristler olmayız... (3-2 oldu)

Av.Ragıp Atay
23-08-2004, 16:08:23
Siz vatanı bölenlerin idam edilmesi taraftarınız, başka biri çıkıp "ey devlet sen sana karşı işlene suçta adamı öldürüyorsun da benim babamı öldüreni niçin besliyorsun" derse ne olacak.
Ya da vatanı bölmek nedir, bir zamanlar 141 ve 142. maddeler vardı. halkı sınıf farkına göre bölüyorlar diye binlerce kişi yargılandı. Maddeler kalktı ne oldu?
Peki, şeriat isteyen ve (başbakan dahil) yargılananlar ne olacak. onlar da bu devlet düzenin yıkmak istiyor diye asılacak mı?
Ya adli bir hata yapılmışsa ne olacak?
Terör, idamla mı sona erecek. Bakın bakalım, terörün bitirildiği ülkelerde kaç kişi idam edilmiş. Bir de terörist diye insanların devlet eliyle öldürüldüğü ülkelerde terör halen devam ediyor mu?

commodore1tr
23-08-2004, 17:19:42
İdam canlının yaşamına devlet erki neticesinde son vermek demek olduğuna; devletinde bu kararı yargı bölümünden aldığına göre burada önemli olan yargının neden idam cezasını vereceğini belirlemek veya hiç bir şekilde veremez vermemeli demek durumundayız.
Bu bağlamda aslında göz önünde tutulması gereken 'idam' cezasının neden verildiğidir.
Son af kanunu ile tecavüz ve cinayetten yatan (ümraniye olayı ) sapık cani tekrar sokaklara salınmış içki içtikten sonra ' bana çıtır lazım' diyerek annesiyle dolaşan öğretmen kızı zorla kaçırmış annesini çeşitli yerlerinden bıçaklayarak öldü diye ormanda bırakmış sonra kıza defalarca tecavüz etmiş sonunda onuda öldürmüştür. Toplumun elinden linçten zor kurtarılarak yeniden ceza evine konmuştur. Şimdi bu ailenin bir ferdi olsanız baba veya ağabey bunu yapana ne yaparsınız?? Sanıyorum ki olayın takıldığı yerlerden birisi burası,
Bir diğer nokta terör örgütü üyesi olarak yüzlerce kişinin katilini yakaladınız ( örneğin son sinagog ve banka bombalanması suçlularını) toplumsal infial ve öç duygusunun önüne nasıl geçeceksiniz? Masum insanların kanına giren bir takım insan denemeyecek yaratıkları ne yapacaksınız?
Gazetelerde çıkan haberlerin aksine (veya yorumların) idam cezasının uygarlıkla bir ilgisi olduğunu sanmıyorum eğitimle ilgisi olabileceği kanaatindeyim. Eğitim düzeyi ile suç işleme oranının ters orantılı olduğu gerçeğini göz önünde tutarsak ( Bazı dahi seri katiller dehadan dolayı delirmiş kabul ediliyormuşşş) eğitim düzeyini belirli üst düzeye çıkarmadan cezaların indirilmesinden sakınca doğacaktır. Teksas eyaleti ciddi bir şekilde idam cezasını uygulamakta kimsede ABD yi uygar değil diye suçlamamaktadır. Çin de ise çok daha ağır şartlar hüküm sürmektedir.
Dolayısı ile olaya bu açıdanda bakmakta yarar vardır diye düşünüyorum ben..

bilmiyorum dediğim konu hakkında 2 saat eh bence dersem günlerce konuşurum

gerunsal
23-08-2004, 19:02:45
Sayın commodore1tr;
Öncelikle şahsen ben yazımda da belirtiğim gibi idama karşıyım ve hazırladığınız ankette kararın doğru olduğuna ilişkin şu ana kadar verilmiş tek oyda bana ait.

Diğer yanıtınızda vurguladığınız konulara gelince ise; bir kanun koyucu kanunları koyarken -ki özellikle ceza kanunlarını- konuya ne suçlunun ne de mağdurun gözüyle bakmamalıdır (aksi olursa ya hiç bir suça ceza verilmez ya da tam tersi nerdeyse her suç idam ve benzeri çok ağır cezalara cezalandırılır.). Kanun koyucu toplumun genel kabul ettiği sistemleri kanunlaştırmalıdır. Hukukun da ana çıkış noktası budur. Önce toplumsal bir ihtiyaç doğacaktır ardından da bu ihtiyaca yönelik düzenleme kanun koyucu tarafından yapılacaktır. Şu an içinde yaşadığımız toplum çağdaş uygarlık yolunda ilerleyen (her ne kadar bu ilerleme kablumbağa adımları ile olsa da) ve tek amacı bu uygarlığın zirvesine ulaşmak olan bir toplumdur. En azından geleceğinden ülkesinden umudu olan bir genç olarak benim bu toplumda gördüğüm temel düşünce budur.

Gerek Çin'den gereksede Amerika'nın bazı eyaletlerinden örnekler vermişsiniz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yegane gidiş yolu olan çağdaş uygarlığın varış noktası ekonomik büyüklükleri nedeniyle dünya üzerinde güç merkezi haline gelmiş olan ülkelerin durumu değildir. Eğer hiç kimse bu ülkelerin çağdaş olmadığı hakkında konuşmuyorsa bence bunun en mantıklı nedeni bu ülkelerin çağdaş olduklarını dünyaya kabul ettirmiş oldukları değil tam aksine diğer dünya devletleri tarafından bu ülkelerin çağdaş değerlerle hiç bir ilgisinin kalmadığının tespit edilmesinden kaynaklanır. Günümüz dünyasında her ne kadar çoğu ülkede ( ne yazık ki ülkemizde de) hiç sayılsada en önemli kavram insan ve insan haklarıdır. İnsana ve insan haklarına hiç bir saygısı olmayan bir devletin gücü, büyüklüğü, etki kapasitesi her ne olursa olsun çağdaş bir dünya devleti olduğundan bahsedilmesi söz konusu bile olamaz. Ki gerek Amerikanın gerekse de Çin'in insan haklarına ne kadar sygılı oldukları aşikardır.

Ayrıca çok merak ettiğim bir- iki konu var; dün idam edilmiş olan (özellikle terorist oldukları için) ve bugün efsaneleşmiş yüzlerce isim var ortada. Bu da idamın istenilen amaca götürmediğinin kanıtı değil mi? Bunun yanında annesine veya kız kardeşine tecavüz edilip sonra o tecavüzcünün öldürülmesini isteyen adamın bu isteği kişinin ilkel içgüdülerinden kaynaklanmaktadır kanımca. Eğer öyleyse o zaman biz insanlık olarak niye yüzlerce yıl önce kısasa kısası terk ettik?

Eğer idamı kaldırırsanız toplumsal infiali nasıl engelliyeceksiniz diyorsunuz? Bu gün hangi avrupa ülkesinde idam yapılmıyor diye toplumsal bir infial gerçekleşiyor? Her ne kadar yasalarımızda olsa bile seksenlerin sonundan bu güne kadar uygulanmış tek bir idam cezası yok ülkemizde. Yirmi yıldır bu ülkede bir kere idam yapılmıyor diye toplumsal bir infial gerçekleştimi?

Masum insanların kanına giren bir takım insanlardan bahsetmişsiniz. Size kim "tamam idam etmiyoruz artık idamlıklar sokağa salınacak" dedi?

Saygılarımla,

Gökçe Erünsal

Av.Emrah Yavuzcan
23-08-2004, 19:16:58
Sayın Gökçe Erünsal'a katılıyorum, oylar 2 oldu:)
İdam artık yaşadığımız çağa yakışmayan bir müeyyidedir. Suçlu da her halükarda bir insandır, bir canlıdır. Suçlu, topluma geri kazandırılmalıdır. Tamam, hapiselerin durumu ortada diyebilirsiniz, hapisaneler suç eğitim merkezidir diyebilirsiniz ama bu kimin hatası sizce? Düzeltilmeli!
Çok büyük bir örnek: "Bursa Hapisanesi", ders alınması gereken çok şey var, insanlar buradan meslek sahibi olarak çıkıyor.
Zaten uygulanmayan idam cezası, sadece yasadan çıkmış, nooldu ki?
Zaten yanlıştı.

en iyiyi bulmak için çalışırken, iyiyi kaybetmeyin...

b12
23-08-2004, 20:16:34
Üçüncü oyu da ben kullandım ve ölüm cezasının kaldırılmasının çok yerinde bir karar olduğunu düşünüyorum.Çünkü insanların en temel ve korunması gereken hakkının yaşama hakkı olduğunu hepimiz biliriz.Ayrıca hiçbirşeyin kusursuz olmadığı bir dünyada adalet ve hukuk sisteminin de kusursuz olmadığını düşünürsek o sistemin işleyişinde çıkan bazı arızaların insanların hayatına mal olması,suçu sabit olmayan insanların idam edilerek geleceğe pişmanlıklar taşınmasına zemin hazırlayan bir kanun bence toplumun düzenini sağlamaya da elverişli değildi...Ne için kaldırıldığı çok ta aönenli değil,sonuçta biraz olsun insanların yaşama hakkına müdahale edilmemesi sağlanıyor!

b12
23-08-2004, 20:31:16
Ukalalık yaptığımı düşünenler olabilir ama hukuk eğitimimde öğrendiğim en ince ayrıntılardan birini sizinle paylaşmak istedim,hepimizin düştüğü bir yanılgı var:söz konusu ceza ÖLÜM CEZASI,bu cezanın uygulanma şekli ise İDAM, (halk arasında ip adıylada bilinir). Yani söz konusu cezanın uygulanma şekli idam ve 'idam cezası' tabiri kelime ve anlam olarak yanlış kullanılıyor.

gerunsal
23-08-2004, 20:45:14
Terminoloji hakkında kesin bilgim yok ama ceza konunda çıkarılmadan önce idam cezası olarak bahsediliyordu.


Gökçe Erünsal

Av.Ragıp Atay
24-08-2004, 00:02:02
Ölüm cezasının infazı değişik şekillerde olur ve bu yasada belirtilir. İdam, elektrik vererek öldürme, gaz odasında zehirli gaz ile öldürme, kafasını kesme, kurşuna dizme.
Bizim hukukumuzda, ölüm cezası, asarak öldürme biçiminde uygulanırken, şimdi yine asarak ama önve belirli bir yükseklikten mahkum boynunda ip ile bırakılma ve bu suretle önve boynunun kırılması suretiyle uygulanmaktadır.
Yanılmıyorsam, askeri suçlarda kurşuna dizme vardı ama kaldırılıp kaldırılmadığı konusunda emin değilim.
Bu çeşitlilik neden doğdu? Ölüm mahkumlarının can verirken acı çekmeleri ve bu acıyı en aza indirmenin çareleri araştırılırken değişik ölüm metodları ortaya atıldı. Boynu kırılan bir insan asılan bir insandan daha çabuk öldüğü için Türkiye bu infaz metodunu seçti.
Peki acı çektirmeme konusunda hassas olan hukuk, bizzat can alabilmeli mi?

Av.Ali Sinkay
24-08-2004, 07:26:37
İdam cezası kalkmalı diyen arkadaşlar ve kalkmamalı diyen arkadaşlara şu sorum olacak kanunlar vicdana ve genel ahlaka uygun olmalıysa eğer
Verdiğiniz kararın arkasında her şartta durabilir misiniz.
-Yani birisi 7 yaşındaki kızınıza tecavüz edip çırılçıplak soyup sonra onu .ple boğsa ve çırılçıplak bir halde bir tarlaya atsa da bunu idam cezası kalkmalı diyebilecek misiniz.(Yaşanmış bir olay)
-Yada nefsi müdafaa halinde istemeden birini öldürdünüz ve bunu da isbatlayamadınız.Üstelik karşı taraf pek çok şahit bularak çok güzel bir senorya yazsa bile idam cezası olmalı diyebilecek misiniz.

Örnek olaylar;Bush evde karısıyla kavga ediyor.Bu arada kızlarının da sarhoş olup bir barı dağıttıklarını düşünüyor.Ve ani bir krize giriyor.Birkaç ülkeye nükleer başlıklı füze fırlatıyor.50 milyon insan ölüyor?

Şahsi yüzlerce olay anlatabilirim televizyonda duyduğumuz zaman sadece üzüldüğümüz ama başımıza gelse kahrolacağımız peki o zaman arkadaşlar yukardaki tecavüz olayında hatta buna biraz daha ekleme yapın iki kızınızı eşinizi ve 3 aylık bebeğinizi ekleyin eğer siz devletten önce öldürmezseniz suçluları gene de idam cezası kalksın diyebilir misiniz.

Yapamam deme yapan senden iyi değildir

Saltuk
24-08-2004, 09:15:56
Çok yeni bir olay sanırım İzmir/Bornavada meydana geldi. 16 yaşındaki bir kız çocuğu evinde tam 90 (tv ve gazate haberlerine göre) kez bıçak darbeleriyle öldürüldü. Eğer çocuk sahibi iseniz nasıl düşünürdünüz. O kızın babası siz olsaydınız sanırım kendi ellerinizle katli/katilleri öldürürdünüz. Birazcık olsun dürüst olalım. Şahsen ben öyle yapardım. Hunharca öldürmeyi gerektirecek ne yapmış olabilir bu kızcağız? Genel anlamda idam cezasına karşı olmakla birlikte kısmi olarak idam cezasının uygulanmasından yanayım da. Yukarıda bir arkadaşımızın bahsettiği "Tinerci vahşetini" de unutmayalım. Elbette bir gün bizlerde cinayet işleyebiliriz ancak "VAHŞET" denilebilecek bir olayı gerçekleştireni "İnsan" dersem "İNSANLIĞA" hakaret etmiş olurum.

Saltuk

gerunsal
24-08-2004, 09:43:54
Sayın Saltuk ve alisinkay;
Öncelikle ikinci iletimde de belirtiğim gibi kişilerin öc alma duyguları ile bakmamak gerekir olaya. Öyle olsaydı bu gün hala kısasa kısası uyguluyor olacaktık. Başınıza böyle olaylar gelse diye başlamışsınız. Sizin kurduğunuz bu mantığa göre bu ülkede her batan bankanın ardından o banka yüzünden mağdur olmuş kişilerin en çok istedikleri şey bu bankaları batıranların öldürülmesi hatta işkenceye mağruz bırakılmasıdır. İyi güzel bırakalım yasayı, düzeni, sistemi, ceza hukukunu birisi bir suç işlediğinde mağdura veya mağdurun en yakınına gidelim cezasını o versin biz devlet olarak uygulayalım. Hatta devlet niye uğraşsın ya işi gücümü yok herkes kendi cezasını kendi versin.

Ceza hukuku normları ne mağdurun ne de suçlunun isteğine göre yapılamaz. Toplumun ihtiyaçlarına göre yapılması gerekmektedir. İdamın kaldırılmasıda dün idamla cezalandırılan suçların bugüncezalandırılmayacağı anlamına gelmez. Bildiğim kadarıyla idam cezasını gerektirensuçlar için bu gün ağırlaştırılmış ömür boyu hapis veriliyor. Yani o suçlular ellerini kollarını sallıyarak gezmiyorlar.

Saygılarımla,

Gökçe Erünsal

Av.Ali Sinkay
24-08-2004, 09:55:38
Peki toplumu tatmin ediyor mu o kişilerin yeterince cezalandırılmadığını düşünen birey acaba cezsını kendi vermeye kalkmaz mı bu insanları suça itici bir neden değil midir elbette topluma göre çıkarılır benim öğrenmek istediğim fikir belirtmedim örneklerimize bakacak olursanız nefsi müdafaa da bulunan biri de idam cezası alabilir ama toplumu bireyler oluşturur tek tek aynı olay sizin başınıza gelse siz aynı cevabı verebilecek miydiniz öğrenmek istediğim bu yani Allah korusun böyle bir olay bugün olsa yarın siz bu forumda hala idam cezasının olmamasının çok daha iyi olacağını savunacak mısınız?

Yapamam deme yapan senden iyi değildir

gerunsal
24-08-2004, 10:03:32
sayın alisinkay;

Bir hapisnede ve ya ömür boyu bir hücrede tutulan bir insan nasıl öldürülebilir merak ettim doğrusu. Eğer öldürülebiliyorsa burdaki tek sorumlu devlettir. O hapishanede gerekli önlemi almadığı için.

Sorunuzun ikinci kısmına cevap vermekte elbette zorlanacam ne de olsa bende bir insanım ben de ilkel öç alma duyularımı tam olarak silemedim benliğimden. Ancak dediğim gibi eğer ilkellikten vazgeçip bir devlet kurduysak bir hukuk sistemi geliştirdiysek en azından bunların gereklerini yerine getirelim. Özellikle ceza hukukunu olandan öte olması gerektiği gibi düzenleyelim

Gökçe Erünsal

commodore1tr
24-08-2004, 10:10:07
Sayın gerunsal;
Beni bir anda idamı savunuyor konumuna getirmişsiniz. Oysa ben beyin cimnastiğine katkısı olsun diye yazmıştım o satırları halada arkasındayım.
Sayın Saltuk un da belirttiği gibi insanlıktan uzaklaşmış kişilere ne yapacağız ki ? Yedi yaşındaki bir kız çocuğuna her şekilde tecavüz edip tecavüz esnasında kızın iç organlarını parçalayan sonra onu defalarca bıçaklayarak yol kenarına çöp gibi atıp gidene ne yapacağız ? İnsan idam edilmemelidir bence ama bu insan değil ki..
Aptullah öcalan denilen aşağılık teröristi devlet gücüyle 'özel adasında' korurken alın teriyle çalışanların tinerci bıçağıyla öldürüldüğü bir ortamda çok enteresan bir olay aslında bu. Apo denilen adam vatandaşlarımızdan (sizden de benden de ) değerli .
Tam iki sene önce bir panelde Apo nun normal bir hapishanede bir odada yaşamasını o adanında tinerci çocuklar için restore edilip rehabilite merkezi olmasının hem o çocuklar hem toplum güvenliği için çok daha yararlı olacağını belirten bir konuşma yapmıştım. Başta belediye başkanı olmak üzere garip garip yüzüme baktılar. O çocuklar şimdi 5 milyon için hiç düşünmeden (düşünecek haldede değiller zaten) insanı bıçaklıyorlar. Ve kanun neredeyse eli kolu bağlı bu durumu izliyor. Hali hazırda da bunlar büyük tehlike değiller ama bu yönde çok ciddi ilerliyorlar ve bizler seyrediyoruz. Önlenemez boyuta geldiğinde ise olanları maalesef hep birlikte izleyeceğiz.
Ben temelde insanın yaşama hakkının asla engellenmemesi ni savunurum ( hapis bile olmasın diyeceğim neredeyse ) ama yazdığım gibi insanın hakkını savunurum. Aslan kafesine giren kişiyi parçalayınca (ki temel içgüdüsü savunma açlık v.s) canavar oluyor ve genelde öldürülüyorda başkasına tecavüz edip öldüreni nasıl insan kabul edebileceğimizi anlayabilmiş değilim.
Özetle temelde idama karşı olmama rağmen bu cezanın kaldırılmasını hali hazır eğitim düzeyimizde doğru bulmuyorum. Delilleri testleri şahitleri karineleri ile bir vahşet ispatlanmış ise hiç düşünmeden idam kararının verilmesinden yanayım .
Vatana hıyanet, askeri malzemeyidüşmana teslim etme savaşta askerlikten soğutma askerden seferberlikte kaçma gibi suçlarda (yani savaşta) idam duruyor sanıyorum. Askerlikte ise idam cezası kurşuna dizilerek infaz edilmekte olduğunu biliyorum ( hiç görmedim ama... )

bilmiyorum dediğim konu hakkında 2 saat eh bence dersem günlerce konuşurum

Av.Ali Sinkay
24-08-2004, 10:11:27
Bence olması gereken birinin yaşam hakkını elinden alan kişi ve bunu hiçbir vicdan azabı duymadan sıradan bir iş gibi yapan kişi yaşamayı haketmiyor.Devlet cezayı vermeli öc almaya karşıyım ama devlette gereken cezayı vermeli yoksa tatmin olmayan toplum cezasını verecektir bu da kan davasını arttıracaktır.Kanun toplum için toplumun genel yapısına göre konuluyorsa refarandum yapılmalı bu konuyla ilgili lütfen terörle ilgili yazılan forumları okuyun lezla zana ile ilgili forum türkiye nereye gidiyor başlıklı forum peki mağdurların yaşama hakkı yok muydu Nasreddin Hoca aklıma geldi kusura bakmayın hırsızın hiç mi suçu yok elbette her adam öldürene idam verilmez ama belli şartlarda da olsa idam cezası olmalı ve uygulanmalı

Yapamam deme yapan senden iyi değildir

gerunsal
24-08-2004, 14:06:43
Syn commodore1tr;

Öncelikle özür dileyerek başlamak istiyorum, asla böyle bir amacım yoktu ama gerek anketi hazırlayış tarzınız gerekse de daha sonra yazmış olduğunuz yanıtlar nedense(!) bende sizin idamı savunduğunuz izlenimi yaratmıştı. Tekrar yanlış anlamam nedeniyle özür diliyorum.

Elebaşı ve tinerci çocuklar için yaptığınız öneriye katılmamak mümkün değil. Ancak sistemin kötü yanlarını dile getirerek düzeltilmeye çalışılan yanlarına balta vurmak ne kadar gerçekçilik olur merak ediyorum.

İnsanlıktan uzaklaşmış kişilere ne yapacaz diyorsunuz. Şahsen ben sizden beklerdim bunun yanıtını. Gerek bilgi birikimi, gerek yaşam deneyimi ve sandığım kadarıyla gerekse de eğitim düzeyinizle beni çoktan gerilerde bırakmış durumdasınızdır. Bu halde iken sizin deyiminizle insan bile denemiyecek bu yaratıkları öldürmekten başka bir yolun aklınıza gelmemesi şaşırtıcı.

Herne kadar sergiledikleri hal ve tavırların yanı sıra siz ne derseniz deyin ama onlarda birer insan. Evet büyük ihtimalle en azından ruhsal açıdan sağlıklı birer insan değiller ama insanlar. Bunlardan öldürerek kurtulmak yerine onları rehabilite etmek ve topluma kazandırmak veya bunun gibi değişik önlemlerle onları tekrar kazanabileceğimiz olasılığını, böyle bir olasılık olmasa bile, en azından bizlerin onlardan bir farkı olarak bizlerin insanların canına kıymayan bir uygarlığın fertleri olduğumuzu onlara ve kendimize göstermemiz daha iyi olmaz mı gelecek nesiller için.

Aslanla insan arasında bırakında bir fark olsun sayın commodore1tr. Hayvan dostları alınmasın ama bir insanın bir hayvana oranla her ne yapmış olursa olsun daha ii koşullarda varlığını sürdürmesi bana daha mantıklı geliyor.

Teröristleri idam edilmesi gerektiğinden bahsediyorsunuz. Dün terörist diye idam edilen Deniz gezmiş ve niceleri toplumun büyük kesmi için bu gün birer kahramandırlar. Kişilerin ölümü hele devlet eliyle ölümü kişiyi efsaneleştirmek için bulunmaz bir fırsattır. Bu gün Aponun idam edilmesiyle sizin bahsettiğiniz toplumsal infialin gerçekleşme olsılığı çok yüksek boyutlara varacaktır.

Son olarak bildiğim kadarıyla idam cezası son uyum paketi ile ceza kanunlarından tamamen çıkarıldı. Eğer yanlışsam lütfen düzeltiniz.

Sayın alisinkay; aslında yukarıdaki açıklamalarımın bir bölümü hatta tamamı sizin içinde geçerli. Benim karşı olduğum tek şey bir insanın yaşamının devlet eliyle sonlandırılması. Bunun haricinde dün idama mahkum olanları bu gün salalım diye bir düşüncem asla olmadı olmayacakta. Hak ettikleri cezayı elbette devlet eliyle alacaklardır. Ancak bu ceza hiç bir zaman insan hayatını ortadan kaldıracak bir ceza olmamalıdır.

Saygılarımla

Gökçe Erünsal

b12
24-08-2004, 15:02:23
İnsanlar hala eski çağlarda varolan kana kan dişe diş gibi ilkel öç alma mantığıyla hareket ediyor anladığım kadarıyla!Kim olursa olsun yaşama hakkı elinden alınmamalıdır.İnsan hayatı devlet eliylede olsa bence bu kadar kolay sona ermemeli.İleti gönderenleri bilmem ama ben sonuna kadar karşıyım ölüm cezasına.Müebbet hapis denen bir ceza kanunlarımızda mevcutken,siz illa ben bir insanı öldürmek istiyorum diyorsanız bu hiç bir adil hukuk mantığına sığmaz.Bir söz var kime ait hatırlamıyorum ama der ki' Bir tane suçsuz insanın özgürlüğünü elinden alınması yerine yüz tane suçlu insanın özgürce gezmesi daha iyidir.Ayrıca birey olarak toplumu daha güvenli duruma getirmek istiyorsak kişisel hırslarımızdan,kaygılarımızdan arınarak toplumsal bilince ulaşmalıyız ve bu ülkedeki yasalara saygı göstermeliyiz,herkes kendi hukukunu uygulayamaz...Toplum herzaman bireyden önce gelir.

Saltuk
25-08-2004, 07:03:38
Sayın gerunsal,

Şahsımın yazmış olduğu yazıyı print edip öyle okumanızı tavsiye ederim. Çünkü sanırım ekrandan okurken yanlış okunuyor. Ben asla tamamıyle idam taraftarı olmadığımı ancak "VAHŞET" niteliğindeki şuçlarda idamı savunuyorum.

Mutlaka yazılarınızın bir bölümünde mutabıkız ama "KAMU VİCDANI" diye birşey de var hani.

Hepimizce malum olan bir çok örneğin bir tanesinin mağdurunun 1. derece de yakını olduğunuzu farzederek bakınız olaylara.

Yazılı kanun mu yoksa Sokak kanunu mu ilk aklınıza gelecek. Unutmayınız ki "Öfke baldan tatlıdır" ve yine unutmayınız ki "Ateş düştüğü yeri yakar". Vahşet niteliğindeki bir suçu işleyen kişiye verilen hapis cezalarının ne olduğu, infaz kanunu vesair nedenlerle o suçlunun ne kadar hapiste kalacağı hepimiz biliyoruz.

Üç-beş oy uğruna yine 5-10 yıl içinde bir af. İşte o suçlu yine aramızda. Ya o mağdur nerede? O nasıl aramıza geri dönecek.

Katil pişkin pişkin sırıtarak ortalıkta (sözde delikanlıca) dolaşacak ve ilk fırsatta......... artık gerisini düşünmek bile istemiyorum.

Çünkü ben bir hukukçu olmaktan önce iki kızı olan bir babayım.

Saygılarımla

Saltuk

Saltuk
25-08-2004, 07:15:52
Sayın gerunsal'lın yazısından alıntıdır.

"Herne kadar sergiledikleri hal ve tavırların yanı sıra siz ne derseniz deyin ama onlarda birer insan. Evet büyük ihtimalle en azından ruhsal açıdan sağlıklı birer insan değiller ama insanlar. Bunlardan öldürerek kurtulmak yerine onları rehabilite etmek ve topluma kazandırmak veya bunun gibi değişik önlemlerle onları tekrar kazanabileceğimiz olasılığını, böyle bir olasılık olmasa bile"

Sayın gerunsal, unutnayınız ki kangren olmuş uzvu dr.lar kesip atıyorlar tüm vucuda sirayet etmesin "kalanı kurtarabilelim" diye.

Konuya bir de bu açıdan bakmanız durumunda nasıl bir cevap ortaya çıkacak merak ediyorum doğrusu.

"Katranı kaynatsan olur mu hiç şeker, ............... çeker" BAZI (vahşet niteliğindeki) SUÇLARDA İDAM CEZASI VERİLMELİ VE UYGULANMALIDIR.


Saltuk

gerunsal
25-08-2004, 17:06:26
[quote]Alıntı yapılan üye ; Saltuk:


Vahşet niteliğindeki bir suçu işleyen kişiye verilen hapis cezalarının ne olduğu, infaz kanunu vesair nedenlerle o suçlunun ne kadar hapiste kalacağı hepimiz biliyoruz.

Üç-beş oy uğruna yine 5-10 yıl içinde bir af. İşte o suçlu yine aramızda. Ya o mağdur nerede? O nasıl aramıza geri dönecek.

Katil pişkin pişkin sırıtarak ortalıkta (sözde delikanlıca) dolaşacak ve ilk fırsatta......... artık gerisini düşünmek bile istemiyorum. "

çok güzel demişsiniz aynen size katılıyorum bu düşüncenizde ama aklıma takılan bir şey var 1980li yıllardan bu yana bahsettiğiniz tarz bir olay yaşanmadımı bu ülkede daha önceki yanıtınızda ilettiğiniz haber harici. Neden bunlardan birisine dahi idam cezası verilmedi. Veya verilmiş olsa dahi neden bu ceza infaz edilmedi.

Sistemin kötü yanlarını eleştirip düzeltilmesi için çaba harcamak yerine neden hala onları dayanak olarak gösterip düzeltilmesi için çaba harcanan bir yanlışın önüne geçiyoruz anlamakta zorlanıyorum.

"Sayın gerunsal, unutnayınız ki kangren olmuş uzvu dr.lar kesip atıyorlar tüm vucuda sirayet etmesin "kalanı kurtarabilelim" diye."

Evet söyediğiniz sözler tıp ve insan vücudu içindoğru olabilir. Yalnız bunun bire bir toplum yaşamına uygulanmasının gerçeği yansıtmayacağı artık aşikar değil mi? Nerdeyse ilk kurulan devletten ilk kurulan hukuk sisteminden itibaren idam cezası hep ceza kanunlarındaki yerini koruyordu. Ancak durum ortada size göre idam cezası hak eden vahşiler hergün sayıları artarak çoğalmaya devam ediyorlar. Artık lütfen bunlardan bir iki tanesini taksimde sallandıracaksın bak bir daha yapıyorlar mı deyiminin fos çıktığını görelim. Tarihimiz boyunca taksimde konakta kızılayda yüzlercesi sallandırıldı ancak kimse ders almadı. Herkes yapacağını yapmmaya devam etti. Ama artık biz sallandırmaktan vazgeçelim. Kurduğumuz ülkeye, sisteme yakışır ceza veinfaz kanunları ile toplumun ceza verme duygusunu yöneltelim.

İlk iletinizde vahşet yapanları idam etmek isteğinizi anlamıştım. Ancak verdiğiniz örnek ne yazık ki yapılan vahşeti öne çıkarmak yerine daha çok mağdur veya yakınlarının düşüncelerini ortaya çıkarmaya yatkındı. Cevabımda verdiğiniz örneğe ilişkindi. Bunun yanı sıra kamu vicdanından bahsetmişsiniz benim de üzerinde özellikle durmak istediğim nokta buydu bugüne kadar verdiğim tüm cevaplarda. Kanun koyucu kamuyu halkı halkın gitmek istediği noktayı ve halkı götürmek istediği noktayı düşünerek kanun yapmalıdır. Ne mağdur ve yakınlarının ne de suçlunun psikolojik durumuna göre yasa yazılmamalıdır.





Gökçe Erünsal

av_s_engin
25-08-2004, 23:04:47
aslında söylenecek çok da söz yok, o kadar güzel ortaya konulmuş ki neden idam cezası verilmesi gerektiği... ancak anlayamadığım ya forma katılan arkadaşlar kendi fikirleri dışındaki fikirleri pek alıcı gözüyle okumuyorlar ya da okuyorlarsa da sırf kendi düşüncelerinden vazgeçmeme uğruna idam cezasının neden varolması gerektiğini savunan arkadaşların savlarına karşılık okuduğumda bende hiç de "haklılık"hissi uyandırmayan benzer iletiler yazmaya devam ediyorlar...

bu ülkede 80 lerden beri idam cezasının uygulanmıyor olması (doğrusu 86 yılıymış ve sayın eski cumhurbaşkanımız 126 kişiyi asmışlar...)bunun doğru ve yerinde bir karar olduğunun bir göstergesi olmadığı gibi bu "ah güzel devletim ne iyi bir hukuk devleti ve bu ne güzel bir insan haklarına saygı örneğidir"dedirtecek bir tavırdan ziyade yanlışların devamından başka nedir ki... toplumda artan infial duygusu,suç oranlarındaki artış,kendi işini kendin görmelisin mantığının bu denli yerleşmesi(devlet zaten ne ceza verecek ki biraz besleyip bırakacak nede olsa),adalet sistemine ve hukuk düzenine güven kalmaması hep bu tavrın sonuçlarından birisi değil midir ki?..
Kaldı ki çağdaşlaşma fikrini ancak uyum yasalarına uymakla zikreden devletimin süregelmiş bu tavrı bence idam cezasını uygulayacak cellat ve her hapisaneye atıyacak imam bulamamasından (ki imam hatiplerimiz sayesinde artık imam sorun kalmadı gibi: )) kaynaklanmış olsa gerek.. yani hiç de öyle insan yaşamına verdiğidiği değerden falan değil...

hiç bir cezai yaptırım idam (ölüm) cezasının bireyde yarattığı korkuyu yaratamaz...ve evvelce taksimde sallandırılanlar eğer bahsedilen suçlardan dolayı sallandırılmış olsaydı sanırım bu suçların da devamı olmazdı..siyasetin veya iç savaşların ve iktidara başkaldırının ürünü olan ölümle cezalandırılmalar bu davranışları kesmemiştir çünkü burada birebir bireylerin ve toplumun değil iktidarın menfaatleri söz konusu olmuştur... ve siyasetin dişlileri arasında canverenler zaten sonradan hep kendileri gibi düşünenlerce kahraman ilan edilmişlerdir.ancak tecavüzden ya da canavarca hislerle inanları katledenlerin öldürülmesi veya böyle bir ceza ile cezalandırılacağını bilmesi halinde bu eylemleri gerçekleştirebileceği veya bu eylemlkerin sıkça tekrarlanabileceğini düşünmek tuhaf bir mantık hatasından başka bir şey değildir...
aslında ölüm cezası alması gereken bir suçlunun ülkemiz hapisane sisteminde 40 kişilik koğuşlarda belki de gerçek anlamda kader kurbanı olan bir hükümlü ile aynı koğuşta 10 yıl bile kaldığını bir düşününce...bu insanları reabilite edecek bir alt yapı hazırlanmadığı sürece bu cezanın kaldırılmış olmasını haklı bulmak kendisiyle eşdeğer olmayan insana ve topluma zarar vermekten başka birşey de değildir. en azından sırf haklarında idam cezasının kaldırıldığı suçluların hücre sistemi ile hapsedildiği bir infaz sistemi kurulsaydı ve hiç bir şekilde müebbet mahkumların affedilmeyeceği yasalaşsaydı belki o zaman idam cezasının kaldırılmış olmasına olumlu yaklaşılabilirdi.ancak mevcut sistemde zaten her gün biraz daha tehlike ile yaşamaya başladığımız bir toplumda yaptırım yetersizliğinden ve başı boşluktan başka bir anlam taşımayan bir uygulama olmaktan başka hiçbirşey ifade edemeyecektir...
ve son olarak formun başında sayın ragipatay demiş ki;" idamı savunabilecek arkadaşlar için söylüyorum. Siz hiç bir insanın ölümünü gördünüz mü? Bir katilin niçin adam öldürdüğününe tanık oldunuz mu? Adaletin yanıldığını ve bir canın boşuna yok edildiğini öğrendiniz mi?" bir insanı asılırken görmek midir tek ölürken görmek bir insanı? 90 bıçak darbesi alan da ölmemiş midir ve onu izleseydik o halde bir insanı ölürken görmeyecek miydik?çoluğunun çocuğunun yolunu gözlediği bir tır şöförü iran da kafası kesilerek katledildiğini gördüğünüz de bunu yapanların ölmesi gerektiğini hiç mi düşünmediniz ya da?
idam cezası denildiğinde Menderes'i ya da Gezmiş'i hatırlayarak siyasi düşünce kalıpları içinde idam cezasının varlığına eleştiri getimek ne kadar sağlıklıdır?malum idam cezasının gerekliliğinden bahseden hiçbir arkadaş siyasi olaylarla ilgili yorum yapmamış ve bence burada cezanın tartışılan yönü de bunların dışında kalıyor...buna dikkat edilmesinde fayda var.

hata yaptıysan dönmesini bileceksin,yapışıp kalmayacaksın...

Saltuk
26-08-2004, 07:47:16
Sayın gerunsal' dan alıntıdır.

"ama aklıma takılan bir şey var 1980li yıllardan bu yana bahsettiğiniz tarz bir olay yaşanmadımı bu ülkede daha önceki yanıtınızda ilettiğiniz haber harici. Neden bunlardan birisine dahi idam cezası verilmedi. Veya verilmiş olsa dahi neden bu ceza infaz edilmedi."

Sayın gerunsal,

Yazığım yazıyı lütfen tam olarak okuyunuz. Ve göreceksiz ki, konulara bir hukukçu gözüyle ama bir baba olarak değerlendirip yazmaya gayret gösteriyorum.

1980 li yıllardan sonra da yargımız gereği gibi çalıştı. Verilmesi gerekiyor ise İDAM cezası da verdi. Ancak sonraki aşamalardaki presödür ve "OY KAYBI" endişesiyle idam dosyaları mecliste yıllar boyunca görüşülmeden bekletildi. Yani sistem işlemez hale getirildi. Ya idamlık kişiler bireysel olarak affedildi ya da genel veya kısmi aflarla cezalar indirildi. Katiller şimdi aramızda dolaşıyor ama ya mağdurlar nerede.

Yarım bardak su var ortada. Evet bardağın yarısı boş ama diğer yarısında su var. O nedenle konulara tüm yönleriyle bakmak gerek.

Sistem tıkınmaya devam ettiği sürece "Cezasını kendisi verme" veya İcra kanalıyla tahsil edilemeyen paraların (yine sistem ve presedür sebebiyle) tahsili için birileri !!! çıkacaktır ortaya.



Saltuk

commodore1tr
26-08-2004, 18:23:14
Görülen o ki siyasi nedenlerle idamla adi suçlar bir birine karışmış. O zaman biraz açalım;
Adnan Menderes ve iki bakanının asılması siyasi etik açısından yanlış olduğu oldukça belirginsede ülkemizde 'sağ' görüşün temeli sayıldığından kahramanlaştırıldığıda bir gerçektir. Kendisi her nekadar seçim lie başa gelimiş bir siyasinin davranması gereken gibi davranmasada kamu erkinin seçtiği kişinin en azından daha düzgün yargılanma hakkının verilmesi sonucu belli sistemin uygulanmaması gerektiği konusunda hemfikirim.
Deniz Gezmiş ve iki arkadaşının 72 yılındaki idamları ise tamamıyla siyasi ve adli bir hata olduğu kanaati toplumda ağır bastığı ve yeşermeye başlayan 'sol' görüşün temsilcileri oldukları ve bizzat Demirel'in Adnan Menderes'in diyetini alması olarak düşünülmüştür. Ondan bu kişiler kahraman olmuştur. Konuşma ve düşünceleri hariç bir kişiye bile fiili zarar vermeyen üç gencin idamına baktığımızda bugün inanılmaz idamların olması gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Onun dışında 12 eylül sonrası asılanlardan kahraman olan var mıdır ? Yada bu iki siyasi irade sonucu asılan altı kişi haricinde.. 2 Eylül sonrası asılan 126 kişiden sadece birisi 'hukukun yüzkarası bir olay' olarak tarihte yerini alacaktır. Oda 16 yaşında ki bir çocuğun asılabilmesi için mahkeme kararıyla yaşının 18 e yükseltilmesidir ki o da ayrı bir form konusudur.
Dolayısı ile siyasi nedenlerle idamlar haricinde ve özellikle adi suçlardan idam edilenlerden KAHRAMAN DOĞMAZ.
Hukukun özellikle ceza hukukunun 'intikam içgüdüsünün devlet tarafınan tanzimi' olduğu gerçeğini asla unutmamak gerekir. En güçlü duygu aslında aşk değildir intikamdır. Dolayısıyla devlet kişinin bu duygusunun tatminini kendisince değil yasal hukuki zeminde gerçekleştirmektedir.
Ülkemizde ciddi bir hukuk erezyonu ve infiali olduğunu göremiyor musunuz sayın gerunsal, gerek ahlaki gerek cismi ezanın arttığı suçun çığ gibi büyüdüğünü yargının gitdide çaresiz bırakıldığını cidden göremiyor musunuz? 'babanı vuranı vurmak kanını yerde komamak' diye diye körüklenen kan davalarında veya 'töre' infazlarında bu ceza uygulansa veya hücreli ciddi bir hapis acaba olur mu bu suçlar dersiniz? Hapisten çıkanı vurup hapse girip çıkışta vurulmak gibi garip bir döngüye giren kan davasında devlet bu anormal çarkı neden kırmaz ki ? Bellidir ki vuran o kişiyi vurmak için plan yaptı pusu kurdu ve öldürdü dolayısı ile (eski kanunlara göre ) teamuden cinayet vede azmettirme suçları tam olarak oluşup subuta erdiğine göre neden gereği hiç yapılmadıda bu salak döngü körüklendi ? Kaldıki çok malumunuz iki avrupa ülkesi bir takım terörlerle başa çıkamadığı için idam cezasını tekrar yürürlüğe soktuğu ve bunun ciddi meyvesini topladığıda açık ve seçik ortadadır. Karın deşen jack için özel kanun çıkarıldı ülkesinde
'Neticede insan' yaklaşımının çok hatalı bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum. 'neticede insan' olanın insanları öldürmekten tecavüz etmekten işkence yaparak öldürmekten zevk aldığı açık seçik ortaya çıktıysa vahşet sınırlarını bile aşan davranışlarda ise bu ' neticede insan' ın ya tek kişilik hücrede tutulması yada 'hatalı üretim ' diye ortadan kaldırılmasını istemenin pek yanlış olduğunu sanmıyorum.
sayın gerunsal '
Aslanla insan arasında bırakında bir fark olsun sayın commodore1tr. Hayvan dostları alınmasın ama bir insanın bir hayvana oranla her ne yapmış olursa olsun daha ii koşullarda varlığını sürdürmesi bana daha mantıklı geliyor.' demişsiniz. Maalesef o fark var. Kendi doğasında yaşayan kendisini korumak için veya açlıktan saldırıp öldüren aslana canavar diyoruz insanları zevk için öldüren tecavüz eden eza çektirenlere 'neticede insan ' diyerek davranıyoruz. Düşünsenize hangisi haklı ? Ne işin var aslanın yanında aslında değil mi? Zaten vahşi bir hayvan , ama bindiğiniz aracta yanınızda oturan zevk için nsan öldürense >' ne işin var o araçta olur mu???' Belgesellerde hep görür merak ederdim. Aslan tipi yırtıcı hayvanlar saldırıya geçtiğinde bir sürü ceylanın antilobun her ne ise onun yanından jet gibi geçer tek bir hedefe kilitlenip gidip onu yakalardı Merakım da bu olurdu 'neden ilk yakaladığını öldür müyor?' diye. Sonradan tesadüfen öğrendim ki aslan sürüdeki en hasta en ölüme yakanı seçer ona saldırırmış genç sağlıklı olanlara dokunmazmış.. EEE nede olsa vahşi hayvan vuralım.. ama 7 yaşındaki çocuğa tecavüz edip parçalayan 'insan' dokunmayalım yada bir ceza verelim. Maalesef fark gerçekten var yaşaması gereken vuruluyor ...
Ülkemiz zatewn af cenneti hatta son af ta öyle garip ki anayasa mahkemesi bile şaştıydı hatırlarsanız.. Tecavüz edene af yok tecavüz edip öldürene af var.... Ülkemizde bir fırsat bulunup af çıkar siz korkmayın böylece neyin ne olduğu gene anlaşılmaz yapanın yanına kar kalır. Neredeyse dolunay çıktı diye af çıkacak bu ülkede... Ama idam dönüşü olmayan yoldur. İdamdan korkan (gerçekten infazı olsa) farklı davranır kendi şehvehi ve cismani tavrına ket vurur vuramayan sonucuna katlanır.
Devletlerin birinci önceliği toplumundaki insanların özgür vede rahat yaşamasını sağlamaktır. Bunun için birinci şart can ırz ve mal güvenliğidir. Birileri buna habire tecavüz edip duruyorsa devlet bu kişilere bir önlem almalıdır. Zırt pırt çıkan afla veya bu ne olduğu anlaşılmaz yatıp yatılmadığı belli olmayan mueyyidelerle bu iş çözümlenemez...



bilmiyorum dediğim konu hakkında 2 saat eh bence dersem günlerce konuşurum

gerunsal
27-08-2004, 09:45:45
Merhabalar arkadaşlar;
Dün elektriklerin azizliği yüzünden bir türlü yazdığım yanıtları gönderemedim. Umarım bu gün sorun çıkmadan bu yanıtları yazabilirim.

Sayın Saltuk; Daha önce sizinde dediğiniz gibi aslında bir çok konuda mutabıkız. Ayrıldığımız noktalardan en önemlisine gelince ise ben kanunların özellikle ceza kanunlarının yapılmasında kişilerin toplum içinde yaşarken bulundukları durum her ne olursa olsun sıfatları her ne olursa olsun baba, anne, mağdur, mağdur yakını, fail, fail yakını her ne olursa olsun kişiye hasredilebilen tüm kişisel durumları göz ardı edilerek kanun koyucu tarafından kanun koyucunun koyduğu hedef doğrultusunda nesnel genel ve soyut düzenlemelerin yasalaşmasından yanayım. Daha önce de dediğim gibi kişilerin psikolojik durumları göz önüne alınarak kanun yapılmamalıdır.

Yazınızın özellikle bazı bölümlerinin üzerinde çokça durduğum doğru yalnız bu yazınızı bütün olarak değerlendirmediğimi göstermez. Bunun yanında çoğu yerde görebildiğim kadarıyla (veya sadece ben öyle yorumluyor olabilirim) bablık yanınız hukukçu kimliğinizin önüne geçiyor. Bu konuda kişisel olarak haklı olabilirsiniz. Fakat daha önce de dediğim gibi ceza hukuku kişinin öncelikle ve genel ağırlıklı olarak sadece hukuk gözüyle bakması gereken bir konudur.

Unutmayın ki bir hukuk devleti olan ülkemizde hukuk sadece sözde kalıyorsa bunun en büyük sorumluluğu hukuku tüm çarkları ile yürütmeyen bizlerin boynundadır.



Gökçe Erünsal

gerunsal
27-08-2004, 10:09:08
Bu gün her hangi bir elektrik arızasına karşı yanıtlarımı parça parça gönderiyorum. Yanıt kalabalığı yaptığım için özür dilerim.

Syn av_s_engin;

İdam cezasının caydırıcılığından bahsetmişsiniz; daha önce Syn commodore1tr'de Teksas ve Çin'den örnekler vermişti. Bugün yaşananlar bu caydırıcılık hakkında gerçekten kafamda büyük şüpheler yaratıyor açıkçası. Neden derseniz 18 yıldır idam cezasının fiilen uygulanmayan ülkemizdeki vahşi sapık katil oranıyla Amerika'daki oran karşılaştırılması çok zor. Bugün (yanlışsam lütfen düzeltin) Çin'de uyuşturucu madde kullanmak ve satmak İdamla cezalandırılan suçlardan biri. Ama ne hikmetse Çin en büyük uyuşturucu pazarı konumunda. Bu güne kadar Türkiye de ortaya çıkan -ki bu ülkede 18 yıldır fiilen idam cezası yok- sapık veya seri katil oranıyla herhangi idamı uygulayan bir ülkenin oranları karşılaştırılamaz dahi. Tüm bu gerçeklikler göz önünde duruken idamın caydırıcılığını ortay koymak biraz gülünç kalıyor kanısındayım.

Eğer ceza tam olarak uygulansa o zaman bu vahşi kişiler eylemlerini bu kadar rahat yapazlar diyorsunuz. Bu vahşi kişilerin ceza ile korkutulabileceğine inanmanız onların rehabilete edileceğinede inanmanızı gerektirir bence. Ayrıca terör suçları veya siyasi suçlara verilen idamın bu suçları8 elbette kesmiyeceğini söylemişsiniz ancak görülüyor ki adi suç olarak nitelendirilebilen suçlara verilen idamda (hala idamı sıkı sıkıya uygulayan ülkelerde bile bu suçlar işlenmeye devam ettiğine göre) bu suçların önünü pek kesememiş ne dersiniz?

Var olan cezanın uygulanmaması hakkındaki yorum elbette yerinde. Ancak varolan ama uygulanmayan bir ceza her ne kadar hukuk devleti ilkesini yaralarsa bu cezanın kaldırılmasıda hukuk devletini bir o kadar güçlendirecektir.

İdamı bir siyasi malzeme olarak kullanılmasına tepki duyduğum için sadece terör konusunda siyasi idamlara atıf yaptım. Ayrıca bu güne kadar ki hiç bir yanıtımda siyasi bir yorumda bulunmadım dolayısıyla siyaset ve idam konusunda sözlerinize aynen katılıyorum.

Gökçe Erünsal

commodore1tr
18-09-2004, 13:29:56
Sayın gerunsal ;
Şüphesizki sözlerinizdeki doğruluk payı çok fazla zaten aklın yolu birdir dolayısı ile katılmıyorum hatalı ölsün bitsin yokolsun demek abesle iştigaldir. Ama şüphisizki düşünceler arasında bazı nüanslar olacakki fikir teatileri ve düzeyli tartışmalar olabilsin. Size özellikle bundan dolayı çok teşekkür ederim.
Uyuşturucu cenneti olarak Çin i örnek vermenize kesinlikle karşıyım. Çin bu konuda en hassas ve sert olan ülkedir. Kesin ve ertelemesiz afsız lafsız cezaları en ağır şekilde infaz etmesi böyle bir izlenim yaratıyor olabilir ancak bu suçun en düşük olduğu ülkelerden birisidir çin. Ama kolombiya bu şuçun merkezidir devlet vede (USA) bunu çaktırmadan destekliyor derseniz hemfikirim. Ve üzülerek hep birlikte gördükki ilk kadın başbakanımız zamanında uluslararası saygın bir dergi bayrak ve haritamızın ortasını delerek eroin resmini ve iğnesini koymuştu yanıbaşınada başbakanın resmini. Haberde özetle 'dünya uyuşturucu trafiğinin kalbi Türkiye'dir.' mealinde idi. Suçun büyüğü o zamanki terör örgütüne kalsada bu bizler için yüz kızartıcı bir durum oluşturmuştu..
İnanınızki bu cezanın caydırıcılığı çok fazladır. Ben çok ciddi bir yargılama tıbbi yardım sonucu topluma gerçekten zarar vereceği kesinleşen kişilerin bir şekilde toplumdan uzaklaştırılmasından yanayım. Ancak bu idam olmayacaksa bile toplu halde bulanabileceği bir hapishanede olmamalıdiye düşünüyorum. Bu kişilerin çok ciddi tedavi edilmesi eğer şizofrenik veya kronik bir çözümsüzlük varise tek başına kalması gerektiğine inanıyorum. Kimsede kalkıp insan hakları yaşam hakkı filan da demesin bana bu durumlarda algılayamıyorum. Öldürülenlerin tecavüze uğrayanlarında ciddi haklarının olduğuna vede devletin bunu ciddi biçimde koruması gerektiğine inanıyorum. Ülkemizdede seri katillerin olduğunu gazetelerden okuyorum okuyoruz son olarak tekrar yakalanan kişiye bakarsak 2 kişiyi öldürmekten yatarken afla çıkarak 3 kişiyi daha öldürmüş.. Peki bunun hesabını verecek bu manyağı af ettim diyenler nerede ? Neden hesap vermiyorlar ? Ya bu manyak yüzünden ölen biz yada yakınımız olsaydı ? Devlete güven duyacak mıydık ? Yoksa o kişiyi yakalarsak öldürür müydük ? İşte sorunun tıkandığı nokta burada Öldürenin yaşama hakkından önce Ölenin yaşama hakkını konuşmalıyız.

bilmiyorum dediğim konu hakkında 2 saat eh bence dersem günlerce konuşurum

commodore1tr
18-09-2004, 13:29:56
Sayın gerunsal ;
Şüphesizki sözlerinizdeki doğruluk payı çok fazla zaten aklın yolu birdir dolayısı ile katılmıyorum hatalı ölsün bitsin yokolsun demek abesle iştigaldir. Ama şüphisizki düşünceler arasında bazı nüanslar olacakki fikir teatileri ve düzeyli tartışmalar olabilsin. Size özellikle bundan dolayı çok teşekkür ederim.
Uyuşturucu cenneti olarak Çin i örnek vermenize kesinlikle karşıyım. Çin bu konuda en hassas ve sert olan ülkedir. Kesin ve ertelemesiz afsız lafsız cezaları en ağır şekilde infaz etmesi böyle bir izlenim yaratıyor olabilir ancak bu suçun en düşük olduğu ülkelerden birisidir çin. Ama kolombiya bu şuçun merkezidir devlet vede (USA) bunu çaktırmadan destekliyor derseniz hemfikirim. Ve üzülerek hep birlikte gördükki ilk kadın başbakanımız zamanında uluslararası saygın bir dergi bayrak ve haritamızın ortasını delerek eroin resmini ve iğnesini koymuştu yanıbaşınada başbakanın resmini. Haberde özetle 'dünya uyuşturucu trafiğinin kalbi Türkiye'dir.' mealinde idi. Suçun büyüğü o zamanki terör örgütüne kalsada bu bizler için yüz kızartıcı bir durum oluşturmuştu..
İnanınızki bu cezanın caydırıcılığı çok fazladır. Ben çok ciddi bir yargılama tıbbi yardım sonucu topluma gerçekten zarar vereceği kesinleşen kişilerin bir şekilde toplumdan uzaklaştırılmasından yanayım. Ancak bu idam olmayacaksa bile toplu halde bulanabileceği bir hapishanede olmamalıdiye düşünüyorum. Bu kişilerin çok ciddi tedavi edilmesi eğer şizofrenik veya kronik bir çözümsüzlük varise tek başına kalması gerektiğine inanıyorum. Kimsede kalkıp insan hakları yaşam hakkı filan da demesin bana bu durumlarda algılayamıyorum. Öldürülenlerin tecavüze uğrayanlarında ciddi haklarının olduğuna vede devletin bunu ciddi biçimde koruması gerektiğine inanıyorum. Ülkemizdede seri katillerin olduğunu gazetelerden okuyorum okuyoruz son olarak tekrar yakalanan kişiye bakarsak 2 kişiyi öldürmekten yatarken afla çıkarak 3 kişiyi daha öldürmüş.. Peki bunun hesabını verecek bu manyağı af ettim diyenler nerede ? Neden hesap vermiyorlar ? Ya bu manyak yüzünden ölen biz yada yakınımız olsaydı ? Devlete güven duyacak mıydık ? Yoksa o kişiyi yakalarsak öldürür müydük ? İşte sorunun tıkandığı nokta burada Öldürenin yaşama hakkından önce Ölenin yaşama hakkını konuşmalıyız.

bilmiyorum dediğim konu hakkında 2 saat eh bence dersem günlerce konuşurum

Nilgül Saraç
26-10-2004, 11:51:57
7.oyda benden. kanunkoyucu kannunu yapaken hem sanık hem de madurun yerine geçerek kanun düzenlemez. objektif olmalıdır. ayrıca hukuk sistemimizdeki temel prensip hükümlünün tekrar topluma kazandırılmasıdır. yoksa ibret olacak şekilde birkaç sallandırmayla suç oranın azalmasını sağlamak değildir. sayın saltuk ve sevgili alisinkay'ın bu konuya duygusal yaklaştıklarını düşünüyorum. haklısınız belki başımza butür olaylardan biri gelse bizde o kişini idamını ister ve ölümü bizi bi nebze rahatlatırdı. ama durumları bireyselleştirmemek gerektiğini düşünüyorum.
ayrıca şunu da unutmamak gerekir bir zamanlar sadece yozlaşmış düzeni yıkmak için uğraşan vatansever gençler öldürüldü ve 'deniz ' ismi darbeye rağmen 80 yılların nufüs kayıtlarına geçen en çok kullanılan ismi oldu. bu sessiz bir tepkiydi . bi de şimdiyi düşünün A.Öcalan'ın öldürüldüğünü
o dönemde ki insanlar gibi şimdikilerin sessiz kalcağını mı sanıyorsunuz üstelik ortalığı karışmaya hevesli bu kadar grup ve bazı birliklere üye ülkeler varken

nilgul

commodore1tr
06-11-2004, 09:50:14
Sayın nilgülsarac;
Ülkelerde kısmi haksız idam edilenler genelde kahramanlaşır. Abdullah öcalan gibi aşağılık eli kanlı bebek katilleri ise çıkarları doğrultusunda arkasına sığındıkları ideoloji sayesinde 'bir şeymiş' gibi gözükürler kürtler bu adamdan öncede vardı sonrada olacak bu kişi sadece normal düşündüğümüzde kürtleri bırakın yüceltmeyi küçük düşüren bir terör örgütünün başında olduğu varsayılan ve kaynağını kaçak silah eroin kokain beyaz kadın ticareti ve haraç keserek sağlayan ideolojil teknik yaşamsal olarak tamamen yanlış kurgulanmış garip bir terör örgütünden sağlıyor. Dolayısı ile doğacak tepkide bu oranda olacak daha yukarıya çıkamayacaktır.
Kaldıki eğer idam cezasının uygulanması gereken bir durum söz konusu ise tepkiden ziyade gereklilik söz konusu olmalıdır.. Bu kişinin idamından eğer tepki nedeni ile vazgeçildi ise bundan doğacak tepkinin karşısında durabilecek bir kişi olduğunu sanmıyorum. Muhtemelen dünyanın hitler ve arkadaşlarından sonra gördüğü en büyük katille olmak herkesin harcı değildir.
Hiç düşündünüz mü? Amerikanın bazı eyaletlerinde idam neden devam eder? Peki trafik cezalarında eğer ülkemizde uygar dediğimiz Abd veya avrupa ülkeleri ayarında cezaları verse ve uygulasa polisi rüşvet yemese bu keşmekeş olur mu? Basit bir para cezasının bile ciddi uygulanması bu değişikliğe neden oluyorsa hayata yönelik cezanın etkisini küçümsememek lazım Nasıl olupta başarıyorsak ülkemizde 10 sene hapis yatan neredeyse yok eee bu durumda fiilen bilinince böyle olur insanları sonuçlarını ciddi düşünülmesi gereken bir şekilde yönlendirirseniz üç beş kişiyi asmanın ne olduğunu net anlarız gibi geliyor bana. Taksimde Kızılayda üç beş kişiyi sallandıracaksın derken bundan benim anladığım kanunları ciddi ve tölerans göstermeden uygulamaktır. Unutmayın zamanında demişler zor oyunu bozar...

bilmiyorum dediğim konu hakkında 2 saat eh bence dersem günlerce konuşurum

Av.Serdar Semih Türeyen
09-11-2004, 19:02:52
"idam cezası kaldırıldıktan sonra yapılan bu kadar tartışma keşke cezalar uygulanırken de bu kadar rahat yapılabilseydi" dileğimle başlıyorum yazıma
evet forumlardan bazıları çok dokunaklı olmuş "bir insanın ölümünü hiç gördünüz mü" diye sorulan özellikle epey sorgulayıcı bir fikir ancak işi fazlaca dramatize etmeden "7 yaşındaki kız çocuğunun tecavüze uğrayıp öldürülmesi örneği" gibi duyguların mantığın önnüe geçmediği bir yorum yapmak lazımdır kanaatimce.
çünkü hukukçu olmak ne tamamiyle kanunlara sımsıkı bağkı olup bütün insani değerleri yitirmek (Allah korusun yoksa hepimiz birer komser gerard olurduk) ne de tamamen duygusal davranıp her suçlunun yerine kendimizi koymak ve ona göre karar vermektir. Hukukçuluk kanunların ruhunu kavramak ve onları hakkaniyet ile yorumlayıp uygulamak olduğuna göre yapılacak her yorum bu çerçevede olmalıdır...
idam cezası kişinin en temel ve kutsal hakkı olan yaşama hakkına yönelik devlet tarafından verilen bir cezadır ve yaşamın ortadan kaldırılması elbette çok ağır bir yaptırım olarak değerlendirilebilir. Ancak ceza hukukunun varoluş sebebi de toplumsal güvenliğin devletçe korunması olduğuna göre bazı durumlarda devletin buna yetkili olması da gerektiği kanaatindeyim
zira cezanın temel amacı toplum düzeninin korunması ve suçlu açısından "uslandırma"nın mümkün olmasıdır. bu sebeple cezalar verilirken bu amaçlar göz önüne alınır yoksa mağdurun intikamının alınması veya onun yakınlarının tatmin olması açısından düşünmek çook sakıncalı sonuçlar yaratabilir.
eğer verilen hürriyeti bağlayıcı cezalar sonucu hapiste bulunan bir çete lideri hala oradan emirler verebiliyor ve suç işlenmesine önayak oluyorsa bu insan ne kadar "uslandırılmış" olur?
neticesinde;idam cezası maalesef bizim için hala gereklidir ancak her insanın dileği de bu cezaya yol açacak bir hiç fiilin işlenmemesidir

ghostsam

sabır
08-12-2004, 01:35:45
Cezai müeyyideninde bir sınırı olmalıdır.Bir
insanın hayatına son vermek bu sınırı aşmaktadır.Yasa koyucunun böyle bir hakkı olduğuna inanmıyorum.idam cezasının kaldırılması çok yerinde bir uygulamadır.

bilmemek değil öğrenmemek ayıptır

violetta
08-12-2004, 20:35:39
oy kullanmadığımı belirtmek isterim.

nedenlerine gelince; 1.idam konusunda bir türlü fikir birliğine varamıyorum. vahşetmiş gibi geliyor herkesin bir yaşam hakkı var, en temel hakkı! ancak kimi zaman geliyorki asılmalık adam diyorsun, başka türlü olmaz bu iş. vicdan meselesi heralde

2. aslında Türkiyede ceza infazı daha faklı olmalıydı. 'asmayalımda besleyelimmi?' şıkkından yola çıkarak ağir cezalı suçlara mahkum olanları vede idam cezasına tekabül eden suçlara mahkum olanları çalıştırmak gerek! hem biz onları beslemeden kendilerini beslesinler hemde Türkiye'nin ekonomik bütçesine katkıda bulunsunlar. ne bileyim tarım işleri gördürülebilir, maden, sanayi işleri yaptırılabilir. ülkemizde doğal kaynak çok işlenmeklede tükenmez.

sonuç olarak yaşamak bir insanın temel hakkı ise ve mahkumlarda hapis yatarak bize yük oluyorsa bu iki sorunu onları çalıştırarak giderebiliriz. hem çalışarak kendilerinide besledikleri içinde insanlık haklarıda çiğnenmemiş olur.

bilemiyorum idama genel olarak karşıyım ancak kimsede boş boş oyurmamalıdır!! bu çerçevede yeni bir şık eklenmesini öneriyorum.

homo homini iupus

bssurek
18-12-2004, 09:42:41
bence idam asla kalkmamalıydı. günahsız çocuklara tecavüz eden, toplu katliam yapan yaratıklar ( bu kişilere insan diyemiyorum ) idam edilmeli. onları hapiste bekletmemiz ne fayda sağlayacak. bir de ödediğimiz vergilerle onları mı besleyeceğiz. idam olmalı. kesinlikle olmalı.

commodore1tr
14-05-2005, 20:41:45
İdam ABD de de var acaba neden avrupa ses çıkartamıyor dersiniz?
İran alenen asıyor gene tısss yok.. Yoksa idam sadece avrupada mı yasak ? Neden ölüm cezası aslolan budur bence

hukukadına
29-03-2006, 12:58:17
merhaba ben selcuk üniw.adalet m.y.o öğrencisiyim....bence ki bizim sizler kadar bilgi daarcığımız geniş diil..idam ceza olmalı niçin zaten eski tck da idam wardı ama uygulanmıyordu şimdi olmalı we insanları katletmekten esef duymayanlar idam edilmeli mesela bi insanı çeker wurur öldürürsünüz ama bu insanın cinsel organına pet şişe dayayıp wurarak o kimsenin bağırsaklarının ağzından gelmesine sebeb olarak o insanı öldürürseniz idam edilmelisiniz bence caniyseni bunu haketmişsiniz demektir....Acizane fikirlerim böyle herkese ii çalışmalar kalay gelsin....

Tangör Evren
25-11-2009, 02:02:46
Bir kaç üyemizin konuyu tekrar gündeme taşımasından dolayı konunun güncelleşmesi gerekmiştir.

romeo1973
25-11-2009, 02:09:28
İdam cezası mantıklı bir ceza değil bence. Mahkemeler yanlış karar da verebilir, masum bir insan boşyere idam edilmiş olabilir. Geri dönüşü, telafisi mümkün olmayan bir cezadır. İdam cezası alacak kadar ağır bir suç işleyen kişiyi tamamen toplumdan uzaklaştırmak, tecrit etmek ve ona ölmüş bir insan muamelesi yapıp malını mülkünü elinden alıp, ailesi veya tanıdıklarıyla asla görüştürmemek, sadece avukatıyla görüştürmek belki daha tedbirlive mantıklı bir ceza olabilir. Aponun yattığı gibi değil ama...

Erdoğan Kırcalı
25-11-2009, 07:21:22
Cezanın verilmesinde yapılacak hataları ortadan kaldırabilecek, veya hata ihtimalini en aza indirebilecek tedbirlerin alınması mutlaka şart.Bizim hukuk sistemimizde neden hala bir jüri uygulaması yok anlayabilmiş değilim.
Fakat idam cezasının tamamen kaldırılmaması gerektiğini düşünüyorum.

av.ferda
25-11-2009, 08:55:21
Bir kaç üyemizin konuyu tekrar gündeme taşımasından dolayı konunun güncelleşmesi gerekmiştir.
Teşekkür ederim Tangör bey,konuyu dün gündeme getirmiştim.Bu forumun var olduğunu bilmeden..:))

Av.Engin Oğuz
25-11-2009, 10:08:30
İdam cezası geri dönüşü, telafisi olmayan yerinde uygulandığında kalpleri serinleten yersiz uygulanması halinde vicdanları dağlayan uzun zaman geçtiğinde bile yarası kapanmayan bir yaptırımdır. İdam cezasına sıcak bakmakla birlikte sıfır hatalı bir hukuk sistemi gerektirdiğinden en basit suçun yargılamasında, en basit hakkın tesliminde vicdanları tatmin etmeyen hukuk sistemimiz için uygun bulmuyorum.

Av.İlknur Sezgin Temel
25-11-2009, 10:28:27
Bir kaç üyemizin konuyu tekrar gündeme taşımasından dolayı konunun güncelleşmesi gerekmiştir.

Sanırım dün "aykırı bir görüşüm var" diyerek bunu yeniden gündeme getiren ben oldum, Ferda hanım da bazı açılardan benimle aynı şekilde düşündüğünü ifade etti.

Eski TCK'daki uygulama alanına karşıyım.
Ancak bazı suçlarda tecrit edici özelliği sebebiyle idam'ı savunurum.
Çocuk istismarının en ağır boyutlularında bence İdam elzemdir.

Ömür boyu ağırlaştırılmış hapis cezasına mahkum olmuş kişinin bile Ceza İnfaz Yasası ve aflar sayesinde hiç de ıslah olmadan aksine devlete ve insanlara daha büyük bir kin ve nefretle topluma karıştığını düşünürsek özellikle pedofili hastalarından/suçlularından çocukları korumak adına idamın uygulanması gerektiğini düşünüyorum.

av.ferda
25-11-2009, 10:29:44
İdam cezasına öncelikle bir insan olarak karşıyım. Hele ki devlet tarafından, "Kana kan, intikam" mantığıyla yerine getirilmesine...
Yalnız öyle suçlar var ki; çocuklara yöneltilen tecavüz eylemleri,planlayarak ve sadistçe adam öldürmek gibi..insanın tüylerini ürperten bu haberleri gazetelerin 3.sayfalarında okumaktan bile çoğu zaman imtina ediyorum..
Dürüst ve açık olmak gerekirse; -hukukçu kimliğimi bir yana bırakarak- böyle bir şey benim en sevdiğimin başına gelse ve imkanım olursa hiç tereddüt etmeden gerekeni yaparım...
Eğer TCK yerinde ve gerektiği gibi işlese ve bu tip suçların failleri gerçekten ömür boyu toplumdan izole olacak şekilde cezaevinde yatsalar söyleyecek bir sözüm yok..
Diğer yandan düşünce suçları, töre cinayetleri ve tüm diğer suç failleri için idama kesinlikle karşıyım..

Av.İlknur Sezgin Temel
25-11-2009, 10:39:07
Ferda hanım, "hukukçu kimliğimi bir yana bırakarak" diye başlayan cümlenize tamamen duygusal sebeplerle, aynen sizin gibi hukukçu kimliğimden sıyrılarak katılıyorum.

Bu kanıda olmamın sebebi ise anne kimliğim olsa gerek. Kızıma böyle bir kötülüğü yapan kişiyi tamamen anne kimliğimle en hunharca öldürebileceğimi düşünüyorum. Bendeki bu "kendiliğinden ihkakı hak" arzusunu, başka evlatları da koruyabilmek babında devletin/yargının/yasamanın üstlenmesini arzu ediyorum.

Gerçi bu suçu işleyenler için hadım edilmek de bir çözüm olabilir ancak toplumun ve ailenin vicdanını böyle bir ceza ne denli rahatlatır orası tartışılır.

av.ferda
25-11-2009, 10:50:37
Ferda hanım, "hukukçu kimliğimi bir yana bırakarak" diye başlayan cümlenize tamamen duygusal sebeplerle, aynen sizin gibi hukukçu kimliğimden sıyrılarak katılıyorum.

Bu kanıda olmamın sebebi ise anne kimliğim olsa gerek. Kızıma böyle bir kötülüğü yapan kişiyi tamamen anne kimliğimle en hunharca öldürebileceğimi düşünüyorum. Bendeki bu "kendiliğinden ihkakı hak" arzusunu, başka evlatları da koruyabilmek babında devletin/yargının/yasamanın üstlenmesini arzu ediyorum.

Gerçi bu suçu işleyenler için hadım edilmek de bir çözüm olabilir ancak toplumun ve ailenin vicdanını böyle bir ceza ne denli rahatlatır orası tartışılır.

İlknur Hanım benim de 22 yaşında bir oğlum var. Her anne gibi çok büyük bir özen ve sevgiyle büyüttüm oğlumu...Onun kılına zarar vereni -aklım başımdan çıkmazsa- ihkak-ı hak denen suça aldırmadan cezasını veririm.Bir tek evladım ve çok sevdiğim iki yeğenim ve ablam için bu suçu işlerim.Hunharca olmasına gerek yok...Tek bir isabetli atış yeter..:))

Av.Engin Oğuz
25-11-2009, 11:11:12
Adalet vicdandan gelen seste gizlidir. Çağdaş hukuk sistemleri yargılamada sanıkla daha fazla empati kurar, ilkel hukuk sistemleri mağdurla kurar bu empatiyi. Doğrusu ikisi arasında ölçüyü tutmaktır. Suçluyu ıslah ve topluma kazandırma gayesi güden hukuk sistemimiz karşısında devletimiz suçluların rehabilitesi ve topluma kazandırılması için gereken çabayı göstermemiş aciz kalmıştır. Bugün basit bir suçtan ceza evine giren bir mahkum ıslah olmaktan ziyade suçun incelikleri konusunda diğerlerinden ders almakta tabiri caizse ihtisas yapmaktadır.
İflah olmaz suçludan ümit kesip toplumu korumak arındırmak bir yerden sonra şarttır.
Yaptırımı hafif kalan cezalarda yerli yersiz hafifletici sebepler, tecil ve af gibi uygulamalar adalet duygusunu incitmektedir. "Suçlunun suçu işlerkenki hali" bir kenara bırakılıp "mahkemelerdeki iyi hali" hafifletici sebep olarak takdire şayanmıdır?
Suçla suçluyla mücadelede yetersiz ve aciz, az gelişmiş, ekonomik gücü kısıtlı bizim gibi ülkelerin suçluya yüzlerce kez şans tanıması toplumda adalete olan inancı zayıflatmaktadır.
Polis yakalar savcı bırakır, savcı tutuklatsa ilk celsede hakim tahliye ettirir toplumun gözü önünde cereyan eden bilindik manzaralar yargıya olan güveni bitirmektedir.
Sistemi ıslah etmek ve ülkenin çapı ölçüsünde gelişmiş ülkelerle yarışması gerektiği kanaatindeyim. Tavuk kazla yumurtlamamalıdır.

Av.Engin Oğuz
25-11-2009, 12:13:07
Ferda hanım aşağıda verdiğim linki tıklayın ve haberi okuyun, orda kendisine ve ailesine saldıran tinerciyi öldüren 60 yaşındaki katil benim müvekkilimdi. Meşru müdafaya rağmen İki buçuk yıl Sinop cezaevinde yattı, ailesinden uzak kaldı, sağlığı bozuldu. Adalet, hukuk deyince konuşacak o kadar çok şey var ki, ben olsam ne yapardıma gelince ben sekiz aylık askerliğe bile zor dayandım. Allah kimsenin başına vermesin demekten başka çare yoktur.

http://www.milliyet.com.tr/2005/04/18/yasam/yas07.html

çoban
27-11-2009, 22:40:57
Ölüm cezasını hak eden bir suçlu için ölüm kurtuluştur...

Asıl yaşamalı ki hergün bin defa ölebilsin!..

Ancak, Devletler, kendilerine karşı işlenen suçları affedebilirler ya da etmezler o ayrı fakat vatandaşın vatandaşa karşı işlediği suçu af kapsamına almamalıdır diye düşünüyorum. Aksine genel bir afla ömür boyu verilen cezaların af kapsamına girmesiyle hiç bir anlamı kalmaz - ki, o vakit de vatandaş kendi davasını kendi halletmeye kalkışırsa sorumlusu kimdir bilemem artık!

Şahsen kabul etmem. Katil olursam sorumlusu Devlet olur. Şimdiden diyeyimde demedi demesinler... :DD

av.ferda
28-11-2009, 21:07:58
Anketi işaretlemedim ve gerek bile duymuyorum..

Jilet
29-11-2009, 02:16:32
Kıt'a Avrupası ceza yargılanmasında jurilik yoktur. Biz de bu sistemden olduğumuzdan bizim hukukumuzda da jurilik yoktur. Bu noktadan sonra jurilik sistemi kurulamaz da. Bu öyle hemen olabilecek birşey değildir. Amerika örneği çok farklı bir örnektir. Çünkü sistem Anglo-Sakson sistemidir.

İdam cezası modern ceza hukuku ilkeleri gereğince insan haklarının ihlali niteliğindedir. Ancak toplum vicdanı işlenen suça verilen cezayla tamin olmuyorsa, bu ceza yeterli değildir veya yanlıştır. O sebeple sınırlı sayıda idam cezası uygulanadabilir.

Bizim hukukumuzda idam cezası varken bu ilk derece mahkemesinin verdiği kararın yargıtay onamasından geçip TBMM de onaylanması ile infaz edilebiliyordu. Sistem bu şekildeydi.

litigation
29-11-2009, 02:44:10
Sayıyı tam bilemiyorum ama ortalama 30-40 bin kişinin katilini de ona sayın başkan diyen partiye de ... idam cezası mübahtır. Bu kadar kişiyi İNFAZ edenin infazı da mübahtır. Az değil, 1,2,3,4,5..... 30 bin... saysanıza 30 bine kadar hadi...