PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Yorumsuz







nursel yöndem
21-08-2004, 10:01:32
Merhabalar,

Uzun zamandır başörtüsü konusunda mangalda kül bırakmayan arkadaşların, yargıtay başkanının (ki o başkan da kendileri gibi başörtüsüne karşıdır ve başörtüsünün laiklşiğe ve bu devletin temel yapısına zarar verdiğini düşündüğü için karşı olduğunu belirtmektedir) adının karıştığı skandal ile alakalı birşeyler yazmalarını bekledim ama ne yazık ki deve kuşu misali başar gömülüp bu görülmezden geldi.

Başörtüsü tehlike ama rüşvet, entrika, yasadışı güçlerle, kanun kaçağı insanlarla işbirliği yapmak hele hele yargının tepesindeki kişinin işbirliği yapması problem değil.

İşte laiklik, kemalizm maskesi arkasında, yapay gündemlerle halkı oyalayan, bu insanları saçma sapan şeylerle birbirine düşürmeye çalışan insanların aslında yaptıkları şeylere bir iki örnek:

__________

Dosyadaki yeni skandal

Çakıcı dosyasındaki bilgilere göre, müteahhit Şen'e çok yakın bir isim, yaralama olayına karıştı. Yargıtay Başkanı Özkaya, bu kişinin tutuksuz yargılanmasını sağlamak için devreye girdi...

TOLGA ŞARDAN, GÖKÇER TAHİNCİOĞLU Ankara

Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya'nın, organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'nın davası için tartışma yaratan görüşmelerini içeren soruşturma dosyasının ardından, bu kez de Yargıtay Genel Sekreter Yardımcısı Ercan Yalçınkaya'la birlikte ikinci bir "yargıyı etkileme" faaliyetiyle suçlanması gündeme geldi.
Milliyet'in, İstanbul ve Bakırköy başsavcılıkları ile istihbarat birimlerinden aldığı bilgilere göre, ikinci skandal, Özkaya ile müteahhit Hakkı Süha Şen'in ve Şen'in diğer tanıdıklarıyla yaptığı telefon görüşmelerinin tahlil edilmesiyle belirlendi. Olayın somut unsurlarını da araştıran soruşturma makamları, görüşmelere paralel gelişmelerle karşılaşınca Ankara'ya gönderdikleri dosyada bu konuşmalara da yer verdiler.

Başkana telefon
Dosyaya yansıyan iddialara göre, Yargıtay Başkanı'nı Kozinoğlu'yla tanıştıran, Çakıcı'nın dosyası konusunda Yargıtay'dan bilgi alan müteahhit Şen'e çok yakın bir isim, İstanbul'da yaralamalı bir kavgaya karıştı. Şen, kavgadan bir süre sonra yakınının Bakırköy Başsavcılığı'na sevk edildiğini ve işlenen suçun "ağır cezalık" olması nedeniyle tutuklanma riskinin bulunduğunu öğrendi. Bunun üzerine Şen, yazlığının tadilatını yaptığı ve Kasım 2003'ten bu yana tanıdığı, Yargıtay Başkanı'na telefon ederek durumu bildirdi.

Tutuklama olmasın ricası
Özkaya'nın bu aşamada konuyla ilgilenmesini istediği Yalçınkaya'nın da, Bakırköy Başsavcılığı'ndaki bazı isimleri arayarak, tutuklama olmamasını "rica" ettiği öne sürüldü. Telefon trafiğinin ardından kavgaya karışan ve "olağan şartlarda tutuklanmasının gerektiği söylenen" Şen'in yakını serbest kaldı. Bakırköy Başsavcılığı, soruşturmayı "tutuksuz" yürütmeye devam etti.

'Geçmiş olsun'
Özkaya'nın sonraki bir görüşmede Şen'e "geçmiş olsun" dileklerini de ilettiği iddia edildi. Soruşturma makamları, sözkonusu olayı, Özkaya ve Yalçınkaya'nın telefonlarının doğrudan dinlenmemesi nedeniyle, Şen'in bu isimleri aradığında yaptığı görüşmelerle, yakınlarıyla arasında geçen konuşmalardan tespit etti.

'Oğlum için aradı'
Müteahhit Şen, Milliyet'in konuya ilişkin sorularını şöyle yanıtladı:
"Böyle telefon kayıtları varsa ben o kaydın arkasındayım. Özkaya da onların arkasındadır herhalde. Böyle bir şey yok. Bunların doğru bantları yakında ortaya çıkacak. 17 yaşındaki oğlumun okulda bir kavgası olmuştu. O kavgadan sonra bana 'geçmiş olsun' dediler. Zaten yargıda devam eden bir konu. Başkan'la bu konuyu görüşmedim. Oğlumun ya da herhangi bir yakınımın bununla ilgisi yok. Yargıtay Başkanı, çok yıpranıyordur, çok üzülüyordur. Ben onu düşünüyorum.

Kozinoğlu'nun telefonu Çakıcı'nın fihristinde

Çakıcı'nın Avusturya'da yakalandığı sırada üzerinde çıkan fihristte MİT'çi Kozinoğlu'nun telefonunun bulunduğu öğrenildi. Avusturya Polisi'nin operasyon sırasında Faik Meral adına sahte pasaportla birlikte Çakıcı'nın üzerinde ele geçirdiği telefon fihristinin fotokopileri de diğer belgelerle birlikte Ankara'ya gönderildi. Fihristte Kozinoğlu'nun isim ve telefonlarına rastlandı. Çakıcı önceki gün Avusturya'dan avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamada, Kozinoğlu'nu tanımadığını açıklamıştı.

Şen: Kozinoğlu istedi, aradım

YAŞAR ANTER Muğla DHA
Müteahhit Hakkı Süha Şen, MİT Dış Operasyonlar Daire Başkan Yardımcısı Kaşif Kozinoğlu'nun MİT Müsteşarlığı'na verdiği "Yargıtay'da Alaattin Çakıcı ile ilgili görüşme yapmadım" savunmasını yalanlayan bir açıklama yaptı. Şen, "Çakıcı'yı çok sevdiğim, devletine milletine yararlı bir insan olduğu için ve arkadaşım Kaşif Kozinoğlu istediği için Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya'dan bilgi almaya çalıştım" dedi. Özkaya'nın villasının malzemelerini Çakıcı'nın adamlarının getirdiği iddiasının doğru olmadığını öne süren Şen şöyle konuştu: "Çakıcı'nın kaçışı ile veya Özkaya ile ilişkilerinde yardımcı olmaktan öte giden hiçbir şey yapmadım. Çakıcı'nın parasını kullanmadım veya kendi paramı Çakıcı için kullanmadım."


____

Özkaya'nın dinleme kararı değiştirilmeli

Yargıtay Başkanlık Divanı'nın Eraslan Özkaya'yı kurtaracak "dinleme" kararını eleştiren Yargıtay üyeleri, "Neyin delil olacağına mahkemeler karar versin" dedi

ANKARA Milliyet

Neşter - 2 soruşturmasında Yargıtay Başkanlık Divanı'nın verdiği "telefonu dinlenen zanlıyla yapılan görüşme aleyhte delil olmaz" kararı, Yargıtay'ın içinden de tepki almaya başladı. Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya'nın, kendi imzası bulunan bu kararla Alaattin Çakıcı dosyası için yaptığı görüşmelerden "sorumlu tutulamaz" duruma geldiğini kaydeden bazı Yargıtay üyeleri, "Başkanlık Divanı'nın kararını değiştirmesi mümkün. Bu karar değişmeli" dedi. Başkanlık Divanı, 29 Haziran'da "hâkim kararıyla dinlenen zanlıyla görüşen kişilerin sözlerinin, haklarında dinleme kararı çıkarılmadıkça aleyhte delil olmayacağına" karar verdi. Ancak Özkaya'nın, karara imza atmadan önce Çakıcı için yaptığı görüşmeler sırasında dinlemeye takıldığını öğrendiğinin ortaya çıkması, tartışmaya yol açtı.

Mahkemeye bırakın
Yargıtay'dan bazı üyeler, divan kararlarının içtihat niteliğinde olmadığını, bir kararın içtihata dönüşmesi için Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nda birden fazla kez tartışılması gerektiğini söylediler.
Bu niteliği taşıyan kararların bile yeniden tartışılabilir olduğunu kaydeden üyeler, "Divan, bu konuyu yeniden değerlendirmeli ve delillerin hâkim önünde tartışılabilmesini olanaklı kılmalıdır" dediler.

________

'Dinleme delil kabul edilmeli'

Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Yargıtay Başkanı Özkaya'nın imza attığı Neşter - 2 kararının düzeltilmesi gerektiğini söyledi. Özkaya'nın dinlendiğini bildiği öne sürüldü

ANKARA Milliyet

Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya, Alaattin Çakıcı soruşturmasında dinlemeye alınan kişilerle yaptığı konuşmalarının kaydedildiğini öğrendikten sonra, Neşter - 2 soruşturmasında "dinlenen zanlılarla görüşme"nin aleyhte delil oluşturmayacağı kararına imza attı.

İfadelerden anladı
Özkaya, 1 Haziran'da gözaltına alınan müteahhit Hakkı Süha Şen, emekli yüzbaşı Mehmet Özbulut, emekli polis Nizamettin Özoğlu ve Tevfik Ağansoy cinayetinden yargılanan Aydın Göker'le savcılıktaki sorgularının ardından bir araya geldi. Bu kişilerin ifadelerinden "dinlemeye takıldığını" anlayan Özkaya'nın başkanlık ettiği Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu, 29 Haziran'da, bazı hâkim ve savcılara baskı yaptıkları iddia edilen 9 Yargıtay üyesinin yargılanmasına yer olmadığına karar verdi. Kurul, hâkim kararıyla dinlenen bir zanlının görüştüğü kişi hakkında dinleme kararı yoksa, bu kişinin dinlenen konuşmasının aleyhte delil olamayacağını belirtti. Özkaya'nın, etkin rol oynadığı karara imza koyarken, kendisini hedef alacak soruşturmayı dikkate aldığı belirtildi.

'Gizliliği ihlal etmez'
Eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, CNN Türk'e Neşter - 2 kararının düzeltilmesi gerektiğini belirterek, şu yorumu yaptı: "Karar, Yargıtay tarafından bir içtihat haline getirilirse, Yargıtay üyeleri ve hâkimler hakkındaki iddiaların aydınlatılması ve örgütlü suçlarla mücadelede adım atılması mümkün olmaz. Çetelerle mücadele edebilmek için zorunlu olan telefon dinleme yöntemi, Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu'nun görüşünün aksine, Anayasa'nın özel hayatın gizliliği ilkesini ihlal etmez."

Dayanak çete yasası

Yargıtay'ın, tartışmalı bir kararla delil niteliği konusunda kuşku yarattığı telefon dinlemelerinin hukuki dayanağını, 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu oluşturuyor.
Kanunun 2. maddesi, teknik takip konusunda özetle şu hükmü öngörüyor:
"Bu kanunda öngörülen suçları işleyen, bunlara iştirak eden, işlendikten sonra faillere her ne suretle olursa olsun yardım veya aracılık veya yataklık etme kuşkusu altında bulunan kimselerin kullandıkları telefon, faks veya bilgisayar gibi kablolu, kablosuz veya diğer elektromanyetik sistemlerle dinlenebilir..."


________

Villanın harcı Çakıcı'dan

Yargıtay Başkanı'nın Milas'taki villasının malzemelerini Çakıcı'nın adamları 'taşımış'. Çakıcı, müteahhit Şen'e, 'Başkan'dan para almayın' talimatı vermiş


Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya'nın, Alaattin Çakıcı ile bağlantılı müteahhit Hakkı Süha Şen ve MİT'çi Kaşif Kozinoğlu ile tanışmasına neden olan Milas Kıyıkışlacık köyündeki villasının malzemelerine ilişkin bulgular da soruşturma dosyasına girdi. Çakıcı'nın adamlarının villa malzemelerini götürdüğü ortaya çıktı.
Dosyadaki bilgilere göre, Özkaya'yı Kozinoğlu ile tanıştıran Şen, villada tadilata başladığı dönemde, Çakıcı'nın adamlarıyla sürekli temastaydı. Bu dönemde villanın tadilatında kullanılacak malzemeleri bizzat Çakıcı'nın adamları getirdi.
Bu kişiler, Şen'e, villa için yapılacak harcamalar nedeniyle Özkaya'dan para alınmamasını isteyen Çakıcı'nın talimatını iletti. Özkaya, skandalın ortaya çıkmasının ardından Şen'e yaptığı ödemelere ilişkin dekontları basına vermişti. Yargı ve emniyet çevrelerinde, Özkaya'nın, Çakıcı'nın adamlarının dinlenilmeye başlanmasından sonra ödeme yaptığı iddiaları ortaya atılmıştı.

İstanbul ve Milas'ta buluşma
Çakıcı'nın Türkiye'den kaçmasının ardından polis, 1 Haziran'da Foça'daki bir eve baskın düzenleyerek Şen, emekli yüzbaşı Mehmet Özbulut, emekli polis Nizamettin Özoğlu ve Tevfik Ağansoy cinayetinden yargılanan Aydın Göker'i gözaltına aldı.
İstanbul Başsavcılığı'nda sorgulanan bu kişiler, serbest bırakıldıktan birkaç gün sonra Özkaya ile Milas'ta bir evde bir araya geldi. Şen, görüşmede, Özkaya'ya, savcılığın yönelttiği soruları anlattı ve dinlemeye takıldığını bildirdi. Özkaya, diğer kişelerden de kendisiyle ilgili ne sorulduğu konusunda bilgi aldı.

Çakıcı'nın adamlarıyla yemek
Özkaya'nın, Şen'le bunun dışında İstanbul'da da bir görüşme yaptığı ortaya çıktı. Dosyada ismi geçen Yargıtay Genel Sekreter Yardımcısı Ercan Yalçınkaya ile bir hukuk semineri için İstanbul'a giden Özkaya, burada da Şen'le buluştu. Özkaya ve Yalçınkaya ile yemek yiyen Şen'in yanında, Çakıcı'ya yakın bazı isimlerin de bulunduğu iddia edildi. Şen'in, burada dosyayla ilgili bazı sorular yönelttiği kaydedildi. Özkaya, Kozinoğlu ile Şen'in vasıtasıyla Ankara Bilkent'te bir yemekte tanışmıştı.
Villa ve dosya için Özkaya ile sık sık görüşen Şen'in, Yargıtay Başkanı'nı ev, cep ve makam telefonlarından sık sık aradığı, Özkaya'ya ulaşamadığı zamanlarda korumalarıyla bile samimi görüşmeler yaptığı kaydedildi. Özkaya'ya zaman zaman "başkanım", zaman zaman "ağabey" diye hitap eden Şen'in, başkanlık makamına ziyarete gideceği zamanlarda davet beklemeksizin geleceğini bildirdiği kaydedildi.

_____





Give Justice A Hand

Av.Fırat Bayındır
21-08-2004, 12:04:00
Sayın Yöndem
Bu forumlarda önceki yazılarınıza bakarak hakkınızda bende oluşan fevkalade olumlu duygu ve düşünceler, ne yazık ki son yazılarınızda hayal kırıklığına dönüşmüştü.
Bu son yazınızla da hayal kırıklığıma nihayet son verdiniz.


İşte laiklik, kemalizm maskesi arkasında, yapay gündemlerle halkı oyalayan, bu insanları saçma sapan şeylerle birbirine düşürmeye çalışan insanların aslında yaptıkları şeylere bir iki örnek:

Bunlar sizin ifadeleriniz. O halde burada laiklik ve Kemalizmin savunucuları olan sayın Lawless( bu arkadaşımızı da lawless yaptılar sonunda),Av.G.A. ragıp,commodore,ben ve diğer bir çok arkadaşımız demek ki size göre hepimiz LAİKLİK VE KEMALİZM MASKESİ ARKASINDA YAPAY GÜNDEMLE HALKI OYALIYORUZ insanları birbirine düşürüyoruz.Ya da sizin açtığınız bu forumu bizler başlatmadığımız ve eleştirmediğimiz için en az bahse konu insan kadar SUÇLUYUZ, öyle mi?

Sayın Yöndem elmalarla armutları birbirine karıştırmayalım.
Evrensel bir hukuK kuralıdır. HİÇ KİMSE YARGI KARARIYLA MAHKUM OLUNCAYA KADAR SUÇLU DEĞİLDİR. O nedenle Yargıtay başkanını da daha şimdiden asmanın alemi yoktur. Yaptığınız ADİL BİR YARGILAMA MIDIR sayın Yöndem?

Bu ülkedeki bütün laikler ve kemalistler tu kaka mıdır? Yazılarınıza bakılacak olursa öyle görünüyor.Hepsi çifte satandart mı uygulamaktadır. Size göre öyle

Ama diğer taraf demokrasinin bütün ümkanlarından yararlanarak,olmadık takiyyeler yaparak okullar, şirketler kuracaklar, kendi zihniyetlerini egemen kılmak için devleti ele geçirmeye çalışacaklar.İnsanlardan davaları uğruna paralar toplayacak yüksek KAR PAYI VAADLERİNDE bulunup herkesin parasını iç edecekler. Vergi kaçakçılığından yargılanan maliye bakanını kapsam dışına çıkartmak için yasalar çıkartacaklar,Alibeyköy deresi taşınca da kaçak yapılar yıkılsın fetvasını verecekler ama Belediye başkanı oldukları dönemde kılları kıpırdamayacak,daha göreve gelmeden 8-9 ay önce gidip icazet alacaklar, göreve geldikten sonra teşekkür için tekrar aynı makama yönelecekler, toplumu kendi zihniyetlerine göre şekillendirmeye çalışacaklar, gerçek müslümanlıkla hiç alakası olmadığı halde tv seyretmek günah olacak,kadınların göbeklerine muska yazmak mubah olacak,ramazanda oruç tutmayanlar bıçaklanabilecek,Atatürk' e ana avrat sövmek serbest,küfür düzeni bahanesiyle vergi verilmeyecek,millet vasfı unutturulup ümmetçilik pompalanacak,Maliye Bakanının zilletlikle elde ettiği arsalar için orman yasası hazırlanacak,onların çocukları yakınları olan işadamlarının sözde bursları ile amerikalarda okuyacaklar,düğün davetiyeleri devletin uçakları ile taşınacak devletin adamlarına dağıttırılacak, rüya gibi düğün yapıp servet açıklamasında kullanılacak . vs.vs.vs. daha sayalım mı Sayı Yöndem.

PEKİ SAYIN YÖNDEM siz neden bunları görmezden geliyorsunuz. neden bu konularla ilgili bir tane bile eleştiri yazınız yok.Kemalizme ve laikliğe neden bu kadar karşısınız?Bu iki kavram sizi neden bu kadar rahatsız ediyor?
Ve laiklik ve Kemalizm yanlılarının bazılarının bazı uygulamaları eğer sizi rahatsız ediyorsa ( ki bu gibiler bizi de rahatsız eder ama her toplumda,toplulukta çürük elmalar vardır) neden bütünü mahkum ediyorsunuz?

Sayın Yöndem hala sizi anlamakta güçlük çekiyorum.

Yazdıklarınız Türkiye' nin sistem sorunudur, bu insanlar da bu toplumdan çıkıyorlar.Sistem gereği seçmenin %25 oyunu alan parti meclisin 3/4' ünü oluşturabiliyor.Yine sistem gereği bazı işler bilinen yöntemlerle hallediliyor.Ülkemizin gerçeği bu. İnsanımızın mayası bu. Peki bunu dönüştürebilecek miyiz. Sorulması gereken asıl soru bu olmalı.Ama sizler gibi düşünenler hep nalıncı keseri gibi salt bir tarafa yontarsanız bu iş nasıl olacak?

Sevgili Bekir Coşkun'un bu günkü yazısı (eminim siz Bekir Coşkun'dan da hazzetmezsiniz, o da kemalist ve laiklik yanlısıdır)bunu okurken aklıma geldi. Çakıcı'yı da kaçıranlar mutlaka kemalistler ve laikçilerdir.

Bekir COŞKUN
Mükemmel kulaklar...


O zamanlar gazetenin telefonunu dinleyen polis öksürük olmuştu, biz ona nane-limon kaynatıp içmesini önerdik.

O da dinlediği bir başka telefon konuşmasının arasına girip sormuştu:

‘Şeker koyacak mıyım?...’

‘Şekersiz olacak... İyice kaynayacak, sonra soğumaya bırakılacak... Soğuduktan sonra tülbentten geçirilip bir bardağa konulacak, günde üç defa aç karnına...’

‘Benim şurubum da var...’

‘......!’

*

Her şey artık daha mükemmel.

Mükemmel kulaklar, en yüce makamlarda oturanların konuşmalarını dahi dinliyorlar, kimsenin ruhu duymuyor.

Yargıtay Başkanı’nın Çakıcı ile ilintilerini kapsayan özel telefon konuşmalarını gazetelerden okudukça bunları düşünüyorum.

Ne kadar karmaşık ve ilginç ilişkiler.

En ilginç yanını zaten biliyorsunuz; sonunda Çakıcı kaçıyor, Yargıtay Başkanı yakalanıyor.

*

Yıllar önce olsun, şimdi olsun, benim bu işlere aklım hiçbir zaman ermedi.

Zaten bu yazı nasıl anladığımla ilgili değil, nasıl anlamadığımla ilgilidir.

Bildiğim tek şey:

Bu ülke gırtlağına kadar pislik içinde.

Temiz bir tek yeri yok...

Savunmasız-mağdur insanlar devlet kapısına koştuklarında, yüzlerine kapanan o kapıların arkasında; mafyanın-çetelerin-siyasetçilerin-devlet adamlarının al gülüm-ver gülüm ilişkileri sürüp gidiyor.

Komplolar ile gerçekler, gerçeklerle komplolar birbirine karışıyor.

Entrikalar içinde yüzüyoruz.

Bizler şaşkınız.

*

Mükemmel kulaklar dört bir yanı dinliyorlar.

MİT mi mafyayı koruyor, yargı mı çeteyi savunuyor, polis mi suçlu, kim kiminle, kim kimdir anlamış değilim.

Sonunu biliyorsunuz zaten; nasıl oluyorsa Çakıcı kaçıyor, Yargıtay Başkanı yakalanıyor.

Sığınacak bir yer yok.

Güvenilecek bir dal kalmadı.


İşte olay bu sayın Yöndem,ülkemiz pisliğin içine batmış durumda ama bunun da tek müsebbibi mutlaka kemalistler ve laikçilerdir size göre
ceteris paribus

commodore1tr
21-08-2004, 17:40:34
Sayın Yöndem ;
Bu olayla laiklik ve Kemalizmin ne ilgisi olduğunu yazabilir misiniz? Fikirlerinize katılmasam bile saygı duyuyordum ama burada fikir bile yok sizin laik demokratik sosyal hukuk devletine saldırmaktan başka işiniz yok sanırım bu sıralar, Ağustos ayında İstanbul' a anormal yağmur yağdı kesinlikle biliniz ki bu yağmurları Kemalist ve laik düşünce yapısına sahipler yağdırdı... sizin gibiler ise genelde yağmur duasına çıkar ama birşey yağmaz...
Sayın Bayındır ;
Sizede şaştım kaldım sayın Yöndem in elmalarla armutları karıştırdığını söylemişsiniz. Hangi elma hangi armut ? İnanın sadece bunları karıştırsa ayırırız Bal reçel kiraz elma armut biraz çorba püre ızgara köfte her türlü yeşillik ayran kola meyva suyu biraz karışık meyve hepsi aynı yerde asıl sorun burada... Vallahi reçelle balı karıştırsa kimyager sayesinde ayrıştırırız da bunun çözülecek düzeltilecek yeri kalmamış....
Sayın Yöndem ;
Ne olduğu tam anlaşılamayan bu olayın ne laiklikle nede kemalizm le ilgisi yok. Alaaddin Çakıcı fazlasıyla dindar biridir. Her vurdurduğu adamdan sonra veya federasyon olayında olduğu gibi çözümleri hep ADAK ADAYARAK çözer. İşin şakası bir yana bu olayda din dahil hiç bir şey yoktur.
Olayları yakınen takip ediyorsanız gerçek anlamda bir garebet olduğunu görürsünüz. Nedendir bilinmez bu hükümet başa geldiğinden beri özellikle en yüksek yargı organını yerden tere vurmak moda oldu.. Nede olsa önlerinde ciddi engel teşkil ediyor ya.. Hükümet sanıyor ki kendisini engelleyen bir Cumhurbaşkanı birde üst yasama var gerisini pek görüp anlayamıyor .
haberin kaynağı çok meçhulken hele hele haberi ilk duyuran gazetenin kimliği ve ilişkileri olayı benim açomdan çok çetrefilli hale getiriyor. Bu kadar gizli olan telefon dinlemelerinin bu kadar çabuk basına sızması oldukça ilginç değil mi sayın yöndem.? Gazete haber kaynağını açıklamıyor ancak anlaşılan bir ajan ; basının ajan ağzıyla manşet haber yapması aslında çok sakıncalı çünkü ajanın amacı proveke etmek karıştırmak ve istediğini elde etmek için her türlü yalanı söylemektir. Günümüz teknolojisi ses kaydı olan kişilerin her türlü konuşmasını sağlayabilecek düzeydedir. Aslında benim anladığım bu DERİN Devletin bir iç hesaplaşmasıdır . Doğru mudur ? yanlış mı? o zamana bağlı olarak ortaya çıkacaktır. Kesin bildiğim bu tip haberlerin aslında kasıtlı olarak manşetlere taşındığıdır.
Bir çok yazımda belirttiğim gibi pislik her meslek grubundan çıkar doktorda da askerde de avukatta da hakimde de bunun laiklikle veya Kemalizmle ilgisi olmadığını anlamak için üstün bir zeka iyi bir eğitim gerekmez, Gönül isterkiyargının en üst düzeyindeki birisinin bu tip işlere bulaşmamış olsun ama eğer bulaştı ise buda yargı yoluyla anlaşılır vede cezası ne ise verilir. Ama sizin yaptığınız toplumun temeline dinamit koymaktır ki sayın yöndem çok yanlış bir yoldasınız. Sevgili padişahınız Vahdettin ülkeyi satıp kaçtığında ortada sadece M.Kemal ve bir avuç inanmış insan kaldı. Bu insanlarki inanmış insanlardı ve yedi düvele kafa tutarak Bağımsız LAİK sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetini kurdular. Onların sayesinde özgürsünüz ve kadın olmanıza rağmen eğitimlisiniz. Size bu olanağı sağlayan sistemi yıkmak için neden bukadar uğraşıyorsunuz anlayamadım ? Aklıma gelen bir şey var ama ayıp olmasın diye yazmıyorum...
Sizin Türbandan sorumlu başbakanınızın kaç yolsuzluk davası olduğunu vede başbakan olduktan sonra yandaşlarına peşkeş için ihale kanunu nu nasıl değiştirdiğini bilmiyor musunuz ? Boğazına kadar pislik içerisinde olan ozamanın belediye üyeleri YARGIDAN KURTULMAK için milletvekili yapılmadılar mı? Hangi başbakan özel sektörde çalışıyor? Albayraklar nasıl büyüdü ? Belediyeler başta olmak üzere kadrolaşma neyin nesi ? Kaçak yapıyı teşvik eden oradan rant sağlayan bu başbakan değil mi? Oğlunun kızının uyduruk düğünü için yolları kapattırmak insanlara çile çektirmek bu başbakana nasip olmadımı ? Kızıyla oğlunun gerdek paralarını biz ödemedik mi? İslamda böyle şaşağa ayıp vede en büyük günah değil mi? İslam 'komşunun aç olabileceğini düşünerek hareket et ' derken bunlar Türkiyeyş aç ve işsisz bırakıp benim paramla şaşağalı düğün ne hakla yaptılar? Soruştusanıza bir ?
Sayın yöndem;
Karanlık çağda bile olmayan karanlıklar içine dalmışsınız nedeni her ne ise biran önce kurtulmaya bakınız yada ciddi karanlığı öven yazılarınızı buraya taşımayınız karanlığınızla başbaşa kalmanız dileğimle...

bilmiyorum dediğim konu hakkında 2 saat eh bence dersem günlerce konuşurum

commodore1tr
21-08-2004, 17:52:40
Buarada sayın yöndem ;
Türban da türban diyordunuz ne olduda başörtüsüne döndünüz??? Sempati toplamak için mi? Untmayın siz İSLAMDA YERİ OLMAYAN BİR GİYİSİ OLAN TÜRBANI SAVUNUYORSUNUZ....
DİKKATİNİZE...

bilmiyorum dediğim konu hakkında 2 saat eh bence dersem günlerce konuşurum

Av.Ragıp Atay
22-08-2004, 01:17:16
Hani alaaddin çakıcı vatanseverdi, Asala için çarpışmış ve bu vatan için hayatını tehlikeye atmıştı. Türkiyedeki çetelerle devlet görüşürse vatansevet ama yargı görüştüğü iddiası varsa laik ve kaka.
Sayın Yöndem, sizin sandığınız gibi değil. Gerek bu sitede gerek turk huku sitesinde, yargıtayda neler oluyor diye forum açıldı ve bazı tartışmalar yapılıyor. Lütfen okuyun. Çünkü bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz. Ama siz ve sizin gibi düşünenler, Çetelere karşı tek bir kötü düşünce beslemediler. Bir tanesi parti genel başkanı oldu. Bazıları, spor kulubü yöneticisi olup maneviyatçı Belediye başkanlarıyla çalışıyor.
Sizin düşüncenizde olan kim çakıcı ve benzerlerinin çete olduğuna ilişkin iddialarımıza destek verdi. Çakıcı cici çocuk ama onunla görüşen yargıtay başkanı kaka. yok öyle şey. Daha önce de yazdım yanıt alamadım Herkes eteğindeki taşları döksün

nursel yöndem
24-08-2004, 21:42:04
Sayın Bayındır,

Sizin yazdıklarınızla beni uğrattığınız hayal kırıklığını tasavvur bile edemezsiniz. Benim yazdıklarımı tarafsız bir gözle ve biraz daha dikkatli okursanız sanırım ne demek istediğimi anlayabilirsiniz.

Kural ve kanunlar herkes için eşit bir şekilde uygulandığında HUKUK olur yoksa GAK GUK tan öteye gitmez. Siz "HİÇ KİMSE YARGI KARARIYLA MAHKUM OLUNCAYA KADAR SUÇLU DEĞİLDİR. O nedenle Yargıtay başkanını da daha şimdiden asmanın alemi yoktur. Yaptığınız ADİL BİR YARGILAMA MIDIR sayın Yöndem?" diyorsunuz ama ne yazık ki kendiniz "ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM, BAKANLIK MÜSTEŞARI, TCDD GENEL MÜDÜRÜ DERHAL İSTİFA ETMELİDİR." diyebiliyorsunuz. Yoksa Binali yıldırım, bakanlık müsteşarı ve TCDD Genel Müdürü yargılanıp suçlu bulundu da ben mi duymadım? Bu ne rejim ne salatalık turşusu demezler mi o zaman?

Burada tartıştığım konu Bakan Yıldırımın istifa edip etmemesi değil, ben de istifa etsin diyorum ama yargıtay başkanı da istifa etsin diyorum. Kişiye göre değişen standardım yok benim. Ama ne yazık ki gördüğüm kadarıyla sizin kişiye özel standartlarınız var.

Siz bu çok standartlılığı bırakırsanız sizinle daha rahat iletişim kurabileceğimize inanıyorum.

Benim hiç birşeyi görmezden geldiğim yok sayın Bayındır. Ben daha evvelki yazılarımda yobazlığın her türlüsüne karşı olduğumu belirttim defalarca. Dinsarın da, dinsizin de, kemalistin de, sosyalistin de, faşistin de yani btün ideolojilerin yobazlarına karşıyım.

Ama ne yazık ki ülkemin "aydın" geçinen kesimi ülkemi karanlığa doğru götürüyor, bazı ideolojileri kendilerine maske yapıp ülkemi kamplara ayırıyor, fikirlerinden dolayı diğer insanlara yaşama hakkı tanımıyor, karşı çıkanı da sizin karalamaya kalkıyor.

Siz dini kendilerine maske yapıp insanların kanını emen, hak yiyen, toplumumuzu soyup soğana çeviren insan müsveddelerine kızıyorsunuz. Ben de onlara kızıyorum ve onlarla her platformda mücadele ediyorum ama aynı zamanda kemalizm, laiklik maskesi ardında aynı haltları karıştıran insan müsveddeleri ile de mücadele ediyorum ve elimden geldiğince de maskesi ne olursa olsun böyle insanlarla mücadele etmeye devam edeceğim.

Ama nedense aynı özelliklere hazi başka insan müsveddeleri kemalizm ve laiklik maskesi takınca sizlerin gözünde aniden görünmez oluyor.

bunun sebebi nedir sayın bayındır? Hangi biriniz kalkıp başkasının yazdığı bilimsel makaleleri kendi adına yayınlayan Kemal Alemdaroğlu'na bir tek laf etti? Hanginiz kalkıp "ya arkadaşlar Kemalizm din düşmanlığı değildir, insnların manevi değerlerine düşmanlık değildir o yüzden bırakın başörtüsü ile uğraşmayı onlar da bizim kızlarımızdır, çocuklarımızdır, onları karanlığa mahkum etmeye hakkımız yok" dedi? Ama Atilla İlhan dedi ve gerçek Atatürkçü de kendisidir. Atilla İlhan ve Erol Manisalı gbi aydınlarımız, bu ülkenin değer yargılarını ocu şucu bucu demeden sahiplenen insanlardır ve ben bu gibi insanların peşinden giderim.

Başkalarının haklarını gasb ederek ucuz politika yapan insanlar, sığ suda çayı bulandırarak balık avlamaya çalışıyorlar.

Ben AKP'yi hiç sevmem, diğer partileri de sevmem. Hiç bir partinin taraftarı ya da sempatizanı değilim o yüzden bana partilerle veya kişilerin yaptıklarıyla ilgili masallar anlatmayı bırakın çünkü ben hem onların hem de sizlerin ne yaptığını çok iyi görüyorum.

Umarım daha evvelden yazdıklarımı ve bu yazımı kalıplarınızdan çıkarak, reflekslerinizden kurtularak tarafsız bir gözle okursunuz.

---------

Sayın Atay,

Çakıcı gibi bir haydutu ne zaman vatan kahramanı ilan etmişim bilmiyorum ama bildiğim kadarıyla kanun dışı insanların vatan kahramanı ilan edilmesi siz sosyalistlere ait bir kliktir. Az kalsın Öcalan'ı bile Mahir Çayan, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve İbrahim Kaypakkaya gibi kahraman ilan edecektiniz.

ASALA konusunda Çakıcı birşey yaptımı bilmiyorum ama eğer yaptıysa ondan nefret etmeniz için bir sebebiniz daha olmuş olur.



Give Justice A Hand

nursel yöndem
25-08-2004, 10:40:34
Hasan Cemal'den

Kabak tadı!


Evet, aynen öyle. Artık kabak tadı verdi. Çünkü bin yıldır hep aynı terane: Devleti yıpratmayın!
Devlet yıllardır için için kemirilir, devlet olmaktan çıkarılır, ama bu terane hiç bitmez.
Devleti yıpratmayın!
Ama asıl bu teraneyi ağızlarından hiç düşürmeyenlerdir, devleti en çok yıpratanlar. En masum eleştiriler bile bu cılkı çıkmış zihniyet tarafından susturulmak istenir.
Genellikle susturulur da.
Gözdağı verilip sindirilir de.
Devlet böyle mi temizlenir?
Hayır.
Pislikler devamlı halının altına süpürülür. Hesap sorulması gerekenlerden hesap sorulmaz. Hesap vermesi gerekenler hesap vermez.
Güme giden hukuk olur.
Lafta kalan hukuk olur.
Bu ülkede hukuk devletinin kolu kanadı yıllar boyu böyle budandı. Vatandaşın devlete güveni böyle kalmadı. Vatandaşla devlet arasındaki uçurum böyle büyüdü.
Bin yıldır bu süreci yaşıyoruz.
Bugünler de farklı değil.
Şimdi de yargı konusunda benzer bir süreç yaşanmakta.
Yine aynı terane:
Yargıyı yıpratmayın!
İyi güzel.
Peki ama kim yıpratmasın?
Yargının en tepesindeki kişi, bu ülkenin en önde gelen mafya babasıyla bağlantılı biriyle, o babanın dava dosyasını konuşabilecek.
Ama eleştirildiğinde ses verecek:
"Yargıyı yıpratmayın!"
Yargıyı yıpratan kim?
Biz mi, bu ilişkiyi iyi niyetle sorgulayanlar mı? Yoksa Sayın Başkan'ın kendisi mi?
Kim?
'Yargı etiği'ni, belki daha doğru deyişle, 'yargıç etiği'ni gölgeleyen bizler miyiz, yoksa o mu?
Herhalde bu tarzı eleştirenler, sorgulayanlar değil. Soru işaretlerinin aydınlatılmasını isteyenler değil.
Adaletin en yüce makamında oturan bir hukuk adamı, kiminle nerede nasıl konuşacağını bilmez mi? Bilmesi gerekmez mi? Bu açıdan yazılı, yazısız kuralların farkında olmaz mı? Olması gerekmez mi?
Bu bakımlardan eğer ölçü kaçmışsa, meslek etiği vicdanlarda yara almışsa, niyet ne olursa olsun, bunun hesabının verilmesi gerekir.
Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya'nın durumundan söz ediyorum. Eğer hesap vermekten, eski deyişle imtina edilirse, işte asıl o zaman yargı yıpranır.
Bunun sorumlusu da bizler değil, Sayın Başkan'ın bizzat kendisi olur. Yargıyı, makamı korumak isteyen bizler, zora sokan kendisi olur.
Bir başka malum örnek:
Polis, mafyayı takip ediyor. Bunun için dinleme yapıyor. Telefon dinleme kayıtlarına, tıpkı Yargıtay Başkanı Özkaya gibi, Yargıtay üyesi sekiz yargıç da düşüyor.
Ama bu sekiz yargıç hakkında soruşturma açılamıyor. Çünkü, başkanlığını Özkaya'nın yaptığı Yargıtay Birinci Başkanlar Kurulu bu konuda soruşturma açılamayacağına ilişkin bir karar alıyor.
Oysa, Yargıtay Başsavcısı Ok'la Yargıtay 10. Daire Başkanı Güngör'ün de aralarında bulunduğu birçok hukukçu bu konuda farklı düşünüyor. Başsavcı Ok, Fikret Bila'ya yaptığı açıklamada şöyle diyor:
"Bir delilin hukuk dışılığını mahkemenin takdir etmesi gerekir. Yargıtay Birinci Başkanlar Kurulu bir yargı mercii değildir. Bu nedenle, böyle bir karar vermiş olmasını ben yanlış buluyorum. Bu kararı mahkemenin vermesi gerekir."
Şimdi sormakta yarar var:
Polisin mafyayı izlerken telefon dinlemesine düşen Yargıtay üyesi sekiz yargıç hakkında soruşturma açılmasının engellenmesi mi yargıyı yıpratır? Yoksa temiz devlet özlemiyle böyle bir soruşturmanın açılmasını isteyenler mi?
Beyler!
Hesap verilmeyen, hesap sorulamayan yerde ne demokrasi kalır, ne de hukuk devleti...
Evet, devleti yıpratmayalım.
Evet, yargı yıpranmasın.
Ama nasıl?
Bunu artık hep birlikte düşünelim.
Yoksa kabak tadı vermiş durumda.

h.cemal@milliyet.com.tr


Give Justice A Hand

Av.Ragıp Atay
26-08-2004, 18:01:02
Sayın yöndem, diğer forumlarda sorduğum bir kaç soruya yanıt alana kadar, tartışma dışındayım

Av.Fırat Bayındır
01-09-2004, 20:50:44
Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya, bir süre önce ortaya çıkan MİT-Çakıcı-Yargıtay üçgeni yüzünden sıkıntılı günler geçirdi. Özkaya'nın, basında hakkında çıkan haberlerin ardından sağlığının bozulduğu öğrenildi. Rahatsızlığının artması üzerine dün Gülhane Askeri Tıp Akademesi'nde (GATA) tedavi altına alınan Özkaya'nın sağlık durumun ciddi olduğu ve yoğun bakıma alındığı öğrenildi.


(Hürriyetim)



ceteris paribus