PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Türkiye nereye gidiyor?







Av.Ali Sinkay
19-08-2004, 07:13:39
.http://www.hemenpaylas.com/download/402169/Turkiyeuzerindekioyunlar.pps.html

Av.Fırat Bayındır
19-08-2004, 16:10:28
dedik ya Yüce Allahın eli yok diye. Şu Diyarbakır Belediyesi olayı olmasaydı Yerel Yönetimler ile ilgili yasa belki çok rahat çıkacaktı. İyi ki böyle bir olay oldu ve iyi ki Sayın Sezer var.

ceteris paribus

commodore1tr
19-08-2004, 20:25:20
Ülkemiz parsel parsel satiliyor!
Türkiye'nin haritasi mi degisiyor?

Israil'in GAP'i vaadedilmis topraklar olarak gördügü bir gerçek. 2003’te çikarilan ''Yabancilarin mülk edinmesine izin veren yasa'', Yahudilerin GAP Bölgesi’ne akin etmesine neden oldu. Yasa çikmadan önce 200 bin araziyi kullanan Yahudiler, 2003 yilinda çikan yasayla 450 bin dönüm arazi satin aldi. Bu elbette göz ardi edimeyecek bir rakam. Üstelik satin alinan bu arazilerin tapu kayitlarinin da gizli oldugu ifade edilmesi ayri merak konusu olusturuyor.
Türkiye'nin her bir yanini Yunanlilar, Ingilizler, Almanlar, Fransizlar, Hollandalilar da Ege ve Akdeniz kiyilarinda adeta gayrimenkul edinme yarisina girdi.

HANGI ÜLKELER TÜRKIYE'DEN ARAZI ALIYOR?

Türkiye’de satilan sadece GAP bölgesi topraklari degil, turistik kiyi kesimlerinde de gayrimenkuller parsel parsel satiliyor. Gayrimenkul satin alan yabancilarda ilk sirayi Yunanlilar ve Almanlar aliyor. Bunlari Ingilizler, Israilliler ve Araplar takip ediyor. Irlanda, Danimarka, Finlandiya, Belçika, Norveç gibi ülkelerin de 1 yilda gözle görülür bir biçimde Türkiye’de mülk edindikleri belirlendi. Gayrimenkul alan yabancilarin özellikle Ege, Marmara ve Akdeniz kiyi kesimlerini tercih ediyor. Türkiye’de gayrimenkulü olan yabancilarin üçte birini (yüzde 33.4) Yunanlilar olusturuyor. Halen Türkiye’de 14 bin 459 Yunan vatandasinin 12 bin 557 tasinmazi bulunuyor. 10 bin 827 adet gayrimenkule sahip 11 bin 750 Alman vatandasi ise Türkiye’de mülk ediniminde Yunanlilari izliyor. Üçüncü sirada Suriyeliler yer alirken, Türkiye’de mülkü bulunun yabancilar listesinde Ingilizler üst siralarda yer aliyor. 5 bin 258 Ingiliz’in 4 bin 101 tasinmazi bulunuyor. Yabancilar özellikle sahil kesimlerini tercih ediyor. En gözde iller ise Antalya, Mugla, Aydin ve Balikesir. Fransizlar, Nevsehir’e büyük ilgi gösterirken, Uçhisar Ilçesi’ndeki Tekelli Mahallesi’ni adeta satin aldiklari ortaya çikti. Mülk Edinme Yasasi, yabancilarin Türkiye topraklarini turizm bahanesiyle parsel parsel aldiklarinin en çarpici örnegini ise Fransizlar’in Uçhisar Ilçesi’ndeki Tekelli Mahallesi’nde satin aldiklari binalarla burayi, “Fransiz Köyü” haline getirmeleri oldu.

UYGULAMA NASIL ISLIYOR?

Satin alma talepleri Tarim Reformu Genel Müdürlügü'ne yapiliyor. Müdürlük konuyu Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterligi'ne iletiliyor. MGK Sekreterligi ise Milli Istihbarat Teskilati'ndan ve Emniyet'ten bu firmalara iliskin istihbarat raporlarini aldiktan sonra satisa onay veya ret karari veriyor. PKK ile iliskisi olanlara ise toprak satilmiyor.

Ankara, Israil'in PKK'ya karsi kullanilan Bucak asiretinden koruculari GAP bölgesinden toprak satin almada araci olarak kullandigini biliyor. AK Parti yönetimi, AB'ye uyum çerçevesinde yabancilara toprak satilmasini serbestlestiren yasa tasarisini gündeme getirir ve GAP bölgesi içinde MGK özel iznini kaldirirsa, Yahudilerin artik aracilara da ihtiyaci kalmayacak.

TARIM DA ELDEN GIDIYOR!

Diger dikkat çeken bir konu ise Tarim... Genetik yapisiyla oynanmis misir ve soyayla baslayan tartismlar, ekmeklerde oldugu öne sürülen kansorejen maddelerle iyice tartisma konusu oldu.

Israil’in gelistirdigi seracilik ve sulama metodlari birçok ülke tarafindan kullaniliyor. Böylesi bir avantajdan yararlanarak Israilli is adamlari GAP’a rahat giriyor. Isbirligi önerileri karsilikli mal alim satiminin yani sira GAP çercevesinde tarima dayali sanayilerin gelistirilmesinde sulama sistemleri, tohum islah birimleri ve verimlilik artirici diger tekniklerin yerlestirilmesi gibi konulari da kapsiyor. Tarim ve hayvancilikla ilgili her alana ilgililer, özellikle sulama projelerine talipler.

Israil’i bölgede yatirim yapmaya sevkeden sadece bulundurdugu tarim teknolojisi degil. Onu bölgeye yönelten bir baska neden ise ileride kendi ülkesinde muhtemel tarim arazilerinin azalma tehlikesi. Kanada ve Hollanda tarim teknolojisi konusunda tecrübeli ülkeler. Su politikalarinin önümüzdeki yillarda savas sebebi sayilacak kadar deger kazanacagi göz önüne alinirsa suyun basina Yahudilerin geçmesi ulusal güvenligimize uygun olmasi gerekir.

FILISTIN TAKTIGI

Dogu ve Güneydogu Anadolu Bölgesi’ni vaadedilmis topraklar arasinda gören Yahudiler, GAP Bölgesi’ne de tipki Filistin’de yaptiklari gibi toprak satin alarak yerlesiyor. 1940’li yillarda Filistin’deki topraklari bedelinin üstünde paralar ödeyerek satin alan Yahudilerin, Türkiye’de ayni taktigi uyguluyor. Yahudiler bunu da ''GAP Bölgesi’ndeki tarimi gelistirme'' maskesi adi altinda kullaniyor.

bilmiyorum dediğim konu hakkında 2 saat eh bence dersem günlerce konuşurum

Lawless1
19-08-2004, 23:35:47
06 Kasım Çarşamba Leyla Zana ve arkadaşları *** rozetleri ile meclise girip Kürtce yemin etti. Alisinkay

Sayin Alisinkay, Terorist grubun rozetleri mi takildi? Buna SHP nasil izin verdi?

av.senol
20-08-2004, 08:25:57
Sevgili Lavles, shp mi o ne?

Lawless1
20-08-2004, 16:14:24
Senol, Leyla Zana'nin SHP partisinden Meclise girdigini zannediyordum. Inonu'nun partisi.

Lawless1
21-08-2004, 04:21:27
Commodore'un yazdiklari bence de cok onemli. Ayni konu beni de epeydir rahatsiz ediyordu. Bu yasa daha yeni cikti diye biliyorum (2003'de). Ama Yunanlilarin suratle Turkiye'nin batisini parsellediklerini goruyoruz. Onlarda denizin alasi olduguna gore, Turkiye'ye gelmelerindeki amac nedir?

15-20 sene sonra belki gerceklesecek uyelik icin bugunden bu yasanin gecirilmesi bana hatali gorunuyor. Malta ufacik bir ulke, ona ragmen zannediyorum 70'e yakin deragasyon aldi AB'den. Biz, daha tarih alamadan, ulusal menfaatlerimizi tehlikeye atacak adimlar atiyoruz. Bu yasanin Turkiye'de demokrasi ve Kopenhag kriterleri ile ilgisi nedir ? MGK'da boyle hata yaparsa, Turkiye iyice batar.


Su savaslari (http://news.yahoo.com/news?tmpl=story&u=/nm/20040820/sc_nm/environment_water_dc) basligi altinda bu haber Yahoo'da yeni cikti.

Av.Ragıp Atay
23-08-2004, 02:10:56
dünyaya at gözlükleri ile bakma devri geçti. Uluslarası ticaret ve tekelci kapitalizm, Ne KENAN ülkesi gibi ütopik hayaller peşinde, ne de satın aldığımız topraklarda hak idda edeli gibi feodal ilişkilerin peşinde. Yalnızca daha çok kar elde etmenin peşinde. Uluslararası turizm ve otel devleri, güneyi parselledi. Buna ses çıkaran yok. Dev otomotiv firmaları, batıyı parselledi buna da ses çıkaran yok. Uluslararsı bir kimya firması İznik'i zaptetti ve içilebilir suyu olan ender göllerden birini katlediyor ses çıkaran yok.
İsrailliler toprak aldı diye kıyamet kopuyor. Dünyanın gelecekte ihtiyaç duyacağı ve belki de 3. paylaşım savaşına neden olacak tek doğal kaynağı SU dur. Dünyanın %75 inin sularla kaplı olduğuna bakmayın. Bu suyun ancak %10 u tatlı susdsu ve içilebilen su, bu oranın %8 i cıvarındadır. Maalesef bu oranı artırma çaresi yok ve canlı nüfusu gün geçtikçe artıyor. Su kaynakları artık yetersiz geliyor.
Bu nedenle yahudiler, güneydoğuda, gap projesinden sonra toprak satın almaya başladılar. Tek istedikleri su.
Oturup kenan devleti, ülkemiz işgal ediliyo feryatlarıyla kendimizi avutacağımıza, kendimize bakalım. Biz gap projesinden sonra, tarımı geliştirmek için ne yaptık. Sulamayla gelebilecxek toprağın tuzlanması konusunda tedbir aldık mı? gelişmiş tohumculuk teknolojisini kullanabildik mi? ürünün kaliteli olması için gelişmiş tohumu çiftçiye sağlayabildik mi? feodal yapıyı kırıp, kapitalist tarım işletmelerini kurabildik mi? Kooperatifleşme, şirketleşme, ürün ortaklığı gibi birlikleri destekleyip, tarımı ıslah edebildik mi? YOKSA TARIMI AŞİRETLERE TERKEDİP o aşiretlerin uyuşturucu ile varlıklarını sürdürmelerine göz mü yumduk?
önce bunları tartışalım. Sonra niçin topraklarımızı yabancıların işgal(evet işgal lafını özellikle kullanıyorum) ettiklerini tartışırız. Unutulmaması gereken bir şey daha var. Kapitalizmin dini yoktur. Bu nedenle siyonizm edebiyatı, kahvelerde yapılsın.

Lawless1
24-08-2004, 01:04:26
Asagidaki haber bugunku gazeteden. Buraya linki almaya calistim basarili olamadim. Baspiskopos ve Fener Patrigi Yunan kilisesinin en buyuk liderleri. "Kucuk Asya" ile Turkiye'nin batisi demek istiyorlar. Istanbul, Izmir, vs.

Bakin Yunanli lider ne diyor:


TÜRKLERİN barbar olduğu için Hıristiyan Avrupa ailesine alınmasına karşı olduğunu söyleyip skandal yaratan Yunan Ortodoks Kiliseleri Başpiskoposu Hristodulos, Yunanistan’ın kuzeyinde bir kilisede düzenlenen bir törende, Yunan halkını Küçük Asya’yı geri alma idealinin etrafında birleşmeye çağırdı. ‘Vatanımızı unutmadık’ diyen Hristodulos, yine Türk devletine ‘barbar’ diye saldırdı, Türk milletinin ise ‘saf ve iyi kalpli’ olduğunu ancak liderliğin etkisiyle kontrolden çıktığını iddia etti. Başpiskopos, Yunan halkının ne olursa olsun bir gün kutsal meleklerin kanatları üzerinde Küçük Asya’ya geri döneceğini savunarak şöyle konuştu:

‘Temelinde saf ve iyi kalpli olan bir millet (Türkler) fanatik bir liderliğin etkisiyle kontrolden çıkıyorlar ve bir güruha dönüşüyorlar. İç güdüleriyle hareket ediyorlar ve tutkularının esiri oluyorlar. Ne yaptıklarını bilmeden masum insanlara karşı kötü davranıyorlar ve suç işliyorlar. Türklerin kötü talihlerinin tek sorumlusu liderleridir. Türk Devleti’nin barbarlığı, insan haklarını ihlal etmesi sonunda Türk halkı da mağdur oldu. Devrimciler korkunç Türk hapishanelerinde çürüyorlar.’

İDEALLERİMİZ KILIÇ GİBİ KESKİN

Daha sonra İzmir Metropoliti Hrisostostomos’un 9 Eylül 1922’de öldürülüşüne değinen ve ‘Bir gün mutlaka. Yunan halkının Küçük Asya’ya geri döneceğini’ savunan Hristodulos şöyle devam etti: ‘Eğer Tanrı bize o günü görmemiz için izin vermezse, bile o kutsal vahiy gününde Küçük Asya göçmenlerinin solgun melekleri, kutsal ellerine ikonlarımızı alıp unutulmayan vatanlarımız için harekete geçecekler. Masmavi Ege’yi rüzgarların kanatları üstünde uçarak geçecekler. İşte o gün, Elitis’in (ünlü Yunan şair) de dediği gibi, insanların en sonuncusunun ilk sözcüğü söyleyeceği ve rüyaların intikam alacağı gün olacak.’

Hristodulos, öldürülen Hrisostomos’un anısının, Yunan gençliği ve bütün Yunanlıların hiçbir zaman akıllarından çıkartmamaları gereken bir hedefi gösterdiğini savunarak, ‘Yeni kuşaklar, İzmir Metropoliti’nin ayak izlerini izleyecekler ve hedefe gideceklerdir. Yeter ki bu kılıç gibi keskin ideallerimizi çocuklarımızın ruhlarında canlı tutalım, öldürmeyelim."

av.senol
24-08-2004, 12:23:00
Hep övünümüşüzdür tarih boyunca, bir çok devlet kurduk diye. Ancak buradan çıkan sonuç birçok devletimiz de yıkılmış. Devlet kurmakta çok başarılı olan, esarete asla boyun eğmeyen biz Türkler maalesef kurduğumuz devleti korumakta aynı derecede başarılı değiliz.

Olmayacak şeyleri büyütür aylarca tartışırız. Bu forumu ele alırsak AİHM ve TÜRBAN konusu 6 sayfaya ulaştı, yüzlerce yazı yazıldı. Ama belediye başakanı olarak geçinen şahsiyet(siz)ler terörist ailesine taziyey gidiyor yetmiyor terörist cesetleri belediye ambulansıyla taşınıyor ve tık yok. Uğruna ne kanlar döküldü bu toprakların ama, korumak için bir tepkiyi bile çok görüyoruz.

28 şubat sürecine giderken Erbakan hocanın sonu olmuştu başbakanlıktaki iftar. Ama teröre ve teröriste yataklık yapanlar hala koltuklarında.
Birisini haklı görmemden değil itirazım, yapılan çifte standarttan. Memleketi milyarlarca dolar soyan hortumcularla yenen yemeklere de kimsenin itirazı olmadı bu ülkede. Erol Aksoy günlüğü 3.000 dolara yat kiralamış göcekte tatilde, kimin umrunda...

Av.Fırat Bayındır
24-08-2004, 13:55:47
SEVGİLİ ŞENOL,

AHİM ve TÜRBAN OLAYI hakkında yazılanların 6 sayfayı doldurduğu doğrudur.Çünkü önemli bir konuydu ve ilgİlenenler tartıştılar.

Leyla Zana forumu da sayfalarca sürdü eğer okuduysanız. O da güncel bir konuydu ve ilgilenenler bildiklerince fikirlerini açtılar tartıştılar.

Ama sizin dediğiniz gibi bir çifte standart yok forumlarda.

Siz istediğiniz forumu açın ilgililer fikirlerini yazsınlar.

BİR ÇİÇEK AÇSIN BİN FİKİR YARIŞSIN!



ceteris paribus

Saltuk
24-08-2004, 14:30:26
"..... artan terör olayları kuzay ıraktaki türkmenler kıbrıs ve sizin de ekleyeceğiniz diğer konular kendime sormadan edemiyorum [u]Türkiye nereye gidiyor bence bir iç savaşa doğru hızla sürükleniyoruz</u>" düşüncesini dile getirenler acaba 12 eylül öncesini yaşadılar mı?

İç savaşın nasıl olduğunu biliyorlar mı? ki "FELAKET SENARYOLARI" yazıyorlar.

Bu ülkenin sahipsiz ve korumasız olduğunu mu düşünüyorlar?

Ülkemizde yanlış kararlar alınmış olabilir. Hatalı denilebilecek kanunlar çıkarılmış olabilir.

Hatta ve hatta Bülent Ersoy için bile "ÖZEL" kanun çıkarılmış olabilir.

Ama, bir iç savaş denildimi işte orada kırk kez düşünüp bir kez yazmak gerekir. "Tecrübe, hayatta yenen kazıkların bileşkesidir"

1960-1965 arası doğan ve yok edilmiş olan kuşak bunu çok iyi bilir. Çünkü o kuşak hem 12 eylül öncesini hem de sonrasını yaşadı.

Saygılarımla.

Saltuk

av.senol
24-08-2004, 15:37:32
Sayın fırat bayındır, benim çifte standarttan kastım bu forumdaki bir çifte standart değildi. Genel olarak halkın olaylara yaklaşımı üzerineydi. Tabi dolaylı olarak halkın bir parçasıysak bu forumda bu eleştiriden nasibini alır ama maksadım o değil. Yazdıklarımı tekrar okursanız daha iyi anlayacaksınız.

Av.Fırat Bayındır
24-08-2004, 16:20:43
sevgili saltuk
ben 1956 doğumluyum. Bu anlamda 27 Mayıs( çocuktum),12 Mart(ortaokuldaydım) 12 Eylül (Hukuk fakültesindeydim)

27 Mayıs' ı hayal meyal hatırlıyorum. En çok zihnimde yer eden şey Yassıada yargılamasının Radyodan naklen yayınıydı. Başkan Salim Başol ' sanıklar getirildi elleri bağlı olmadan yerlerine alındı' diye başlayan duruşmalar.

Yargılama adildi değildi ayrı konu ama 'siz isterseniz hilafeti bile geri getirebilirsiniz' düşüncesinin eseriydi, yani rejim tehlikedeydi.İdamlar doğruydu veya yanlıştı o da ayrı konu.

Bana göre sonunda çok güzel bir anayasayla da tanıştık.

Derken 12 Mart geldi. Evdekiler endişe içindeydi, kapı zilini biraz fazla çalsak fırça yerdik kötü haber mi var diye. Gösteriler, molotof kokteylleri,araba yakmalar, amerikalıları kaçırmalar ve üç bizden üç sizden idamlar.

Türkiye solun ve sağın aşırısıyla tanışmıştı.Terör ufak ufak dünyada ve Türkiye'de boy gösteriyordu.

Sermaye henüz bu günkü kadar devletlere egemen değildi ama Amerika Arjantinde darbe yaptırmış sosyalist iktidar düşmüştü. Eş dönemlerde arjantinde ve türkiyede işkence çığlıkları yükseldi.

12 Eylül öncesi hukuk öğrencisiydik. bukez durum iyice karışmıştı. Halklara özgürlük sloganları ilk kez duyuluyordu. Anlamıyorduk kimdi bu halklar. Halklara özgürlük isteyenlerle bağımsızlık ve özgürlük isteyenler meydanlarda taşlı sopalı birbirine giriyordu. Milliyetçiler ve devrimciler birbirlerini vuruyor,aydınlar teker teker ortadan kaldırılıyordu.Sağ sol yetmedi alevi sünni ayrımı yaratıldı. Yıllardır bir arada yaşayan insanlar düşman kesildiler.
12 eylül ile birlikte adeta solun üzerinden silindir geçiyordu.
Ama milliyetçileri de ihmal etmediler. Kısacası solun da sağın da pek çok lideri ve militanı nasiplerini aldılar.

61 anayasası bu millete bol gelmişti daralttılar.

Ama her darbenin veya müdahalenin arkasından güçlenerek çıkan tek kesim sermaye oldu.İstikrarlı (!) bir ülkede yatırım yapmak kolaydı.

1980 lerden sonra sermayenin uluslararasılaşması yoğunlaştı. Bu anlamda sermaye her zamankinden daha fazla iktidarlara nüfuz etmeye başladı.
1980 lerde en önemli kaynak petrol iken, bu günlerde su açıktan açığa daha fazla önem kazanmaya başladı.

Egemen uluslar ve onlara egemen olan şirketler politikalarını bunlara göre yönlendirdiler.

Bir türkün Almanya'da taşınmaz almasıyla bir ingiliz veya israillinin türkiye'den taşınmaz alması asla bir tutulamaz.
Forumdaki arkadaşlarımız bunu anlatmaya çalışıyorlar ve bunlar komplo teorileri değil. Bir endişeyi dile getiriyorlar iç savaş derken.
Yukarıda da anlattım Maraş ve Çorum olaylarını o günlerde yaşadık ve izledik. Aynı topraklarda yaşayan insanların nasıl olup da birbirlerine düşman edildiğini, satırlarla insanların öldürüldüğünü gördük. Neredeyse bir iç savaştı.
Sizin yaşınız gereği bilebileceğiniz en yakın olay Sivas'ta yakılalarak katledilen insanlardır. Evet 3 darbe gören birisi olarak ben de aynı endişeyi taşıyorum. İnsanlarımızın yeniden kandırılıp, kışkırtılıp düşman edilmelerinden korkuyorum. Bu günlerde (derken 1990'lardan sonrasından bahsediyorum) laiklik- antilaiklik, türk-kürt,alevi-sünni ayrımları ne yazık ki bu ülkenin yumuşak karnı ve çok rahat oynanabiliyor bunların üzerinde. Nasıl kandırılıyoruz anlam veremiyorum. Ama bu bir gerçek. Muhakeme gücünden mi yoksunuz, tarih bilgimiz mi kıt, hepimiz alzheimerlimiyiz bilemiyorum.
Eski bir laftır HAFIZA-İ BEŞER NİSYAN İLE MALULDÜR. Hepimiz mi hafıza yönünden malulüz.

Onun için sayın saltuk, size biraz abartılı da gelse yüreğimin ve aklımın derinliklerindeki o iç savaş, ülkemin bölünmesi gibi endişeler maalesef bende de var.

Aynı siyasi görüşte olunmasa bile belli konularda birlik ve dayanışma içinde hareket etmek zorunluluğu artık kaçınılmaz hale gelmiştir.İleride vakit çok geç olabilir.


ceteris paribus

Lawless1
25-08-2004, 02:57:44
Sayin Firat Bayindir, Bastan asagiya mukemmel bir yazi, son 2 cumleniz ise altin gibi. Yazinizi, editor'e kesip, aldim, tekrar, tekrar okudum. :-)

Saltuk
26-08-2004, 11:40:09
Av. Şenol'a,

"Aynı siyasi görüşte olunmasa bile belli konularda birlik ve dayanışma içinde hareket etmek zorunluluğu artık kaçınılmaz hale gelmiştir.İleride vakit çok geç olabilir."

Tamamıyla mutabıkım. 1962 doğumluyum. İyi de tahmin etmişsiniz. Sevgili büyüğüm, Sayın Meslektaşım, inanın sizinle aynı görüşleri ve üzüntüleri paylaşmakla birlikte olaylara daha sakin bir biçimde bakılmasını, kullanılan kelimelerde daha da gerekli özenin gösterilmesini vurgulamaktı amacım.

Saygılarımla



Saltuk

av.senol
26-08-2004, 13:12:59
Sayın saltuk, şiddeti teşvik edip özendirmedikçe, tüm görüşlere saygılıyım. Sitede yazılarımı okuduysanız göreceksiniz bunu. Hoşgörü, anlayış, çok güzel kavramlar ama herşeyin olduğu gibi onlarında bir sınırı var.

Siz 'teröristin cesedi' sözüne taktınız bence. Bu konuda göstermiş olduğunuz hassasiyeti her konuda gösterdiğinizden şüphem yok!

Ancak bu terör belası yüzünden o kadar çok masum kanı döküldü ki bu konuyla ilgili bir tabirime takılıp olayın özüne dokunmamaınızı anlayabilmiş de değilim.

Saltuk
26-08-2004, 14:06:48
Sevgili Üstadım Av. Şenol,

İnanın ki tamamıyla sizinle tam bir görüşbirliği içindeyim.

Saygılarımla

Saltuk

Nilgül Saraç
26-08-2004, 14:26:27
türkiyenin parsel parsel satıldığı görüşünüze çokta katılmıyorum bu ülke üzerine
çok planlar yapıldı ve uygulandı tanrının bir lütfü sonucu belkide bunca olana karşı hala ayaktaysak kolay kolay sırtımızın yere geleceğini sanmam
kürt meselesi ile ilgili düşüncelerinize ben farklı bi açıdan bakmak istiyorum:sorunun temeline inerek
bataklığı kurutmadan sinek avına çıkarsanız belli bi dönem sinek sayısı azalabilir ama o bataklık varolduğu sürece sayı nekadar azalsa da uygun bir ortamını bulduğu anda sinekler yeniden üreyecektir yıllardır hükümetlerimizin uyguladığı politika bu oldu:sinek öldürme :BATAKLIĞIN NEDENİNİ SORGULAMAKSIZIN sinek öldürme
peki ne oldu terör bitti
hayır sadece bi bekleme sürecinde
bataklığın nedeni ne peki ülkenin bir parçasını ayrı tutar hala orta asya zihniyetini güder ve gerekli kalkınmayı yapmazsanız öğretmeniniz doktorunuz doğuya tayni çıkyığında bunu bir cezaymış gibi görüp isyan ederse sonucun böyle olması kaçınılmazdır aç insan herşeyi yapar bunu unutmayın ve acil insanını kafasını doldurmakta çok kolaydır işte terör bunu yaptı kendi insanımızı bize düşman etti
şunu sormalı bide abdullah öcalanın ölümü ile herşey düzelecek mi ya da tek sorumlu o mu?
vatanseverlik naraları atan bazı başbakanlarımızı hatırlayalım şöyle demişyi birisi

'bu ülke için canını vermeye hazır binlerce evladım sırada belkiyor'
peki kendi oğlu nerde bekliyordu
cevap:yalını karşısında
o sırada bekleyen binlerce genç neoldu?
birçoğu mum gibi gözümüzün önünde eridi
şimdi sorarım size kim VATANSEVER KİM VATAN HAİNİ
HEPİNİZDEN RİCAM LÜTFEN OLAYLARA TRK Bİ AÇIDAN BAKMAYIN
ve butür konularda fikir yürütürken neden niçin sorularını hep sorun

nilgul

Lawless1
31-08-2004, 02:08:52
Türkiye bağımsız mı?

1980'de yok denecek kadar az olan borç stokumuz, her yıl bütçemizin yüzde 40-50'sini vermemize rağmen 300 milyar dolara dayandı...

2001 yılında Türkiye IMF tarafından atanan '1977 raporu yazarına' teslim edildi ve dünya üzerinde görülmemiş bir dolar faizini tefecilere aktarmaya başlarken, IMF'ye en borçlu üç ülkeden biri oldu...

2004 yılında ülkenin Merkez Bankası hükümete 'IMF ile anlaşmazsanız haa!' diye ültimatom verirken, ülke toprakları da AB'de bile uygulanmayan şekliyle yabancılara satılmaya başlandı...

1839 Baltalimanı Anlaşması 'Gümrük Birliği' adı altında yeniden hortlamıştı ve cari açık hızla artarken nedense kimse Gümrük Birliği'ni sorgulamayı akıl edemedi...

30 Ağustos tarihinde soruyorum sizlere 'Türkiye bağımsız mı?

Uykudakiler uyansın belki yanmak vaktidir. Gerçekleri görenler toplansın, şimdi vermek vaktidir!

Yiğit Bulut'un yazisindan alinti (Bazi cumleler kisaltilmis olarak)

Butunu icin: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=126461

av.senol
02-09-2004, 07:38:14
Kırmızı çizgiler giderek kayboluyor.

35 dehap üyesi genç, gabar dağına doğru yola çıkmış. Ne için? Güvenlik güçlerimizin teröristlere karşı başlattığı operasyona canlı kalkan olmak için.

Bu haberi okudum dün ve hiç bir yorum getiremedim. Zana açıklama yapıyor, süren çatışmalardan dolayı AB'den müzakere tarihi alamayabiliriz.

Ya bunlar kendilerini ne zannediyor. AB'yi falan bilmem ama bu milletin tokadı çok ağır olur... Kimse sabırları zorlamamalı bence.

av.senol
02-09-2004, 12:30:20
Sevgili alisinkay, bunlarınki siyasi kanadı falan geçti, 'silah arkadaşı' olmaya çalışıyorlar.

av.senol
02-09-2004, 14:51:22
“Pismanlik duyacak hicbir sey yapmadigini” söyleyen terör örgütü, Kürtleri “cete, hain, ajan” ithamiyla nasil katlettiginin ibret verici itiraflarindan birkac örnegi, kendi yayin organi Serxwebun Gazetesi’nden aktariyor:



- 19 Agustos 1987: Eruh’a bagli Kilickaya köyü Milan mezrasina gerillalarca düzenlenen baskinda cete ve yakinlarindan 25 kisi öldürüldü, 34 kisi agir yaralandi (Serxwebun, Özel Sayi:13, Agustos 1988, s.31)



- 20 Agustos 1987: Midyat’in Kerboran köyünde bir hainin evine düzenlenen baskinda 5 cete öldürüldü (Serxwebun, Özel Sayi:13, Agustos 1988, s.31).



- 27 Agustos 1987: Dicle’nin Caylidere mezrasinda hain Sevket Akcay’in evine düzenlenen baskinda 3 hain öldürüldü (Serxwebun, Özel Sayi:13, Agustos 1988, s.31).



- 1 Eylül 1987: Derik’in Balova köyünde 2 hain kursuna dizilerek cezalandirildi. Mazidagi’nda 1 imam kursuna dizildi (Serxwebun, Özel Sayi:13, Agustos 1988, s.31).



- 9 Ekim 1987: Kars’in Aralik ilcesinin Camurlu köyüne baskin gerceklestiren bir ARGK birligi, hainlere ait 10 ev ve cok sayida ot yiginini yakti. Özisiklar santiyesini basan gerillalar, 7 arac ve 1 dozeri imha etti. (Serxwebun, Özel Sayi:13, Agustos 1988, s.32)



- 10 Ekim 1987: Sirnak’a bagli Meseici köyü Cobandere mezrasina ARGK tarafindan yapilan baskinda, cete ve yakinlarindan 13 kisi öldürüldü, 9 kisi yaralandi (Serxwebun, Özel Sayi:13, Agustos 1988, s.32).



- 6 Aralik 1987: Dersim merkezine bagli Halvari köyü gerilla birlikleri tarafindan basildi, 3 ajan ölümle cezalandirildi (Serxwebun, Özel Sayi:13, Agustos 1988, s.32).



- 8 Mayis 1988: Sirnak-Tavuklu köyü Ückardesler mezrasina yönelik gerceklestirilen iki ayri saldirida 11 hain aninda ölümle cezalandirildi, 3 hain de halk mahkemesinde yargilandiktan sonra kursuna dizildi. Sirnak’in Sipivyan köyünde gerceklestirilen bir eylemde 20 cete cezalandirildi. (Serxwebun, Özel Sayi:13, Agustos 1988, s.33).



- 22 Mayis 1988: Cukurca’da gerceklestirilen bir eylemde, halk milisleri tarafindan ibret olsun diye, 4 cetenin ayagina nal cakildi (Serxwebun, Özel Sayi:13, Agustos 1988, s.33).



- 2 Agustos 1993: Batman’da Karamese köyünde 1 saglik ocagi ve 1 ilkokul gerillalar tarafindan atese verildi. (Serxwebun, Sayi: 140, Agustos 1993, s.28).



- 3 Agustos 1993: Dersim-Elazig yolu üzerinde bulunan 1 un fabrikasi gerillalar tarafindan yakildi. (Serxwebun, Sayi: 140, Agustos 1993, s.28).

- 31 Aralik 1994: Kulp-Seyhhamza köyüne gerilla baskini; 30’a yakin köylü öldürüldü. (Serxwebun, Sayi: 157, Ocak 1995, s.25).



- 16 Ocak 1995: Baykan-Madaran köyüne ait minibüs, gerillalarin dösedigi mayina carparak imha oldu. 4 kisi öldü. (Serxwebun, Sayi: 157, Ocak 1995, s.25).



- 23 Ocak 1995: Istanbul-Halkali’da AEG firmasina ait 1 bina gerilla timlerince bombalandi. (Serxwebun, Sayi: 157, Ocak 1995, s.25).



- 2 Mart 1995: ARGK kurallarina uymayan Diyarbakir Lüks firmasina ait bir otobüs Diyarbakir’da yakildi. (Serxwebun, Sayi: 159, Mart 1995, s.26).



- 3 Mart 1995: Yüksekova’ya bagli Germik köyündeki saglik ocagi yakilarak imha edildi. (Serxwebun, Sayi: 159, Mart 1995, s.26).

Tüm bu katliamlar terör örgütünce, sözde hainlik yapan kürtlere karşı işlenmiştir. Yeri gelince kendi soydaşlarını gözü kırpmadan katleden bu caniler acaba bugün kime karşı neyin kalkanı oluyorlar?

Av.Fırat Bayındır
02-09-2004, 16:23:32
Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün verilerine göre bir yıl içinde 4.105 parça gayrımenkul yabancılar tarafından satın alındı.
Ankara,İstanbul,İzmir dışında HATAY,Muğla,Mersin,Adana,Gaziantep iilgi çeken illerin başında geliyor.
HATAY'DA 118.000.000 m2
Muğla'da 1.838.000 m2
Mersin'de 1.066.000 m2

Antakya ve İskenderun yani HATAY bölgesi gerek ticaret yolları,gerekse doğu Akdenizin güvenliği açısından jeostratejik bir bölge olması nedeniyle her zaman ilgi odağı olmuştur. Satı alınan taşınmazların miktarına dikkatinizi çekmek istiyorum YÜZONSEKİZMİLYON METREKARE!

Bu alımların hepsi yabancılar adına değil elbette.Alımların büyük çoğunluğu yabancılar adına yerel insanlarımız tarafından yapılıyor. Hatay'da özellikle Suriye uyrukluların mülk edinmeleri mümkün değildi.

İlginç olaylar yaşıyoruz gerçekten. Bizimkiler çocuk doğurmak için Amerika'ya giderken İsrailoğulları URFA Hastanelerinde doğum yapıyorlar.

Bizimkiler Hatay'daki topraklarını satıp Miami Beach'de malikane alırken elin oğlu Hatay'da toprak alıyor.
Neler oluyor bize böyle?

ceteris paribus

Av.Fırat Bayındır
02-09-2004, 16:43:48
İSRAİL'DE AKP'YE TÜRK LOKUMU BENZETMESİ

AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli ile AKP’li milletvekilleri Egemen Bağış, Ömer Çelik ve Mevlüt Çavuşoğlu’ndan oluşan heyet, dün ilk olarak İsrail Milli Güvenlik Kurulu’nu ziyaret etti. Daha sonra Dişli, bir başka yurtdışı programı nedeniyle Tel Aviv’den ayrıldı. Üç kişi kalan AKP heyeti, daha sonra İşçi Partisi lideri Peres ile buluştu. AKP heyeti Peres’e, Kütahya işi bir kahve takımı ve Türk lokumu hediye etti. Egemen Bağış hediyeyi, ‘Size Türk lokumu getirdik’ diye sundu. Peres de, ‘Ne gerek vardı, zaten sizin partiniz Türk lokumu’ karşılığını verdi.

Haber Giriş Zamanı : 12:27:37 - 02.09.2004 53

başka bir yoruma gerek var mı?


ceteris paribus

Lawless1
02-09-2004, 17:09:28
Niye Israilli kadinlar Urfa'da dogum yapiyorlar?

Av.Fırat Bayındır
02-09-2004, 17:24:16
ilahi Lawless,
bizimkiler neden ABD'de doğum yapıyorlar? Doğan çocukları ABD vatandaşı olsun diye.

ceteris paribus

Av.Fırat Bayındır
02-09-2004, 17:44:42
Oğlunu şehit veren acılı baba terör örgütlerine ve yandaşlarına tepkisini göstermek için açlık grevine başladı.



Terör örgütüne ve yandaşlarına tepki göstermek amacıyla Adana'dan yürüyerek Bursa'ya gelen şehit yakını Ali Çelik, Mudanya'da açlık grevine başladı.

Haber Giriş Zamanı : 19:05:15 - 01.09.2004 1132


ceteris paribus

Lawless1
02-09-2004, 18:57:50
Vallahi! Alisinkay saka yapiyor zannettim. Niye MGK izin veriyor bu duruma? MGK'nin yapici, ve saygili elestiriye acik oldugunu duydum, onun icin korkmadan yaziyorum. Aramizda imza toplasak, bizleri dinleyecek bir kanal bulabilir miyiz? Caresizlik hissediyorum bu olanlarin karsisinda hic bir sey yapamamaktan, cunki tehlikeyi gorebiliyorum. Bizler toleransli buyutulduk bu isin yabanci dusmanligiyla alakasi yok, herkesi severiz, ama misafirperver, guleryuzluyuz diye butun yurdu niye satiliga cikaralim? Hem de onlar Turkiyeliyi vizesi yoksa turist olarak ulkelerine almazken! Benim Turkiye insanina istihdam saglayacak, bir kac yabanci sirkete (kimseye TC vatandasligi vermeden) sozum yok, onlar anlasmali gelir, zamani gelince de cikar giderler ama Turkiye'nin demografisini degistirecek bir alim-satim, vatandaslik oyunlari donuyor gibi bu yazilanlardan cikarabildigim kadar.


Senol, Leyla Zana'nin demeci cok ilginc, haberi veren saptirmis olmasin. Ben baris ve AB yanlisi diye biliyordum kendisini. Aklini mi kacirdi, bu islerin terorle olmayacagini anlamasi gerek artik.

Saltuk
03-09-2004, 07:13:54
Sevgili Lawless1,

"Kataranı kaynatsan da olur mu? hiç şeker ....... çeker" :)

Saltuk

av.senol
03-09-2004, 08:46:25
Tv. de bir tartışma programı, konu ruhban okulu. Yunanlı gazeteci diyor ki 'Türkiye de yetişen papazların dünyanın birçok ülkesine atanması Türkiye için olumlu bir lobi olur'. Türkiyenin işi gücü yok dünyaya papaz ihraç edecek. Bir de diyor ki' papazlık bir meslek değil bir yaşam biçimidir, o yüzden YÖK e bağlanmamız söz konusu olamaz özel statümüz olmalı'.

Yapımcı soruyor Batı Trakyada müslümanlar kendi müftüsünü seçemezken, siz dünyaya papaz ihraç etmekten bahsediyorsunuz? Cevap Yunanistanda insan haklarının ihlal edilmesi Türkiye dede ihlal edilmesini gerektirmez.

İyi de güzel kardeşim kendi ülkesinde hiçbir hak hukuk tanımayanların, bizim ülkemizde böyle taleplerde bulunması ve devletimizin buna hiç ses çıkarmaması normal mi?

Lawless1
03-09-2004, 09:10:03
Ekumenlik bence hic bir surette taninmamalidir. Ekumen olan patrikhane devlet icinde devlet haline gelecektir. Vatikan gibi bir olusum. Bogaz'da kimsenin mudahale edemeyecegi bir deniz yolu cikisi ve egemen topraklar talep edecekler. Olmaz boyle sey. Ruhban okuluna gelince de benim cevabim gene hayir ama AB'nin zoruyla bunu razi olacaklar. Turkiye disaridan gelen papazlara vatandaslik vermek zorunda birakilacak. Peki egitime gelen Yunanli papazlar turkiye'de hangi kilisede kime papazlik yapacaklardir mezun olunca? Nereye gitmeye calistiklarini gormek zor degil, Turkiye'nin demografisini degistirmek amac. Zengin ve iyi organize etnik topluluklar, bir ulkenin politikasini sayilarina ters orantili sekilde etkileyebiliyorlar. AB uyesi bile degiliz, bizim ne gibi bir yukumlulugumuz var bunlara izin vermeye? AB vatandaslarinin ancak Turk vatandas onlarin ekonomik duzeyine ciktiktan sonra, ve Turkiye AB'ye tam uye oldugu vakit buraya gelme hakki dogar. O zamana kadar kim ole kim kala.

Lawless1
03-09-2004, 09:15:06
Senol haklisin arkadasim. Ama herseyi devletten beklemeyelim diyorum. Bakin dogru karar vermiyorlar, veremiyorlar. Halkinda yapabilecegi seyler var. Yasar Nuri Ozturk cok guzel bir yazi yazmis, bizi lise mezunu, dil bilmeyen, hic bir birikimi olmayan kisiler yonetiyor diyor. cok hakli.

Saltuk, yazdigin deyimi ben hic duymadim o yuzden bana kufur mu ediyorsun yoksa ayni fikirdeyim mi diyorsun cikaramadim. :-)

av.senol
06-09-2004, 08:31:27
Herşey uluslarası alanda kamuoyu oluşturmak, maalesef bizim yapamadığımız şey. O kadar haklı olduğumuz konu var ama bir türlü gündem oluşturamıyoruz. Bizimde Batı Trakyayı gündemde tutmamız lazım. Orada halk tarafından seçilen müftünün devletçe tanınmaması, burada patriğin devletçe muhatap alınması; Türkler kendi ibadet edecekleri Camiyi bile onaramazken, ortodoksların Türkiye için değil diğer ülkelere papaz yetiştirmek için okul açmak istemeleri.

Dünyanın birçok havaalanında insanların sırf müslüman oldukları için gördükleri aşağılayıcı muameleler. Bu noktalarda kamuoyu oluşturmamız lazım.

Av.Ragıp Atay
14-03-2005, 16:14:08
Yabancıya mülk satışına koşul

Ankara

Tüketiciyi korumaya ‘kızılötesi’ tasarısı

Anayasa Mahkemesi, bazı koşullarda yabancılara taşınmaz satışını öngören yasa hükümlerini, oy birliğiyle iptal etti. Karar, Resmi Gazete'de yayımından başlayarak 3 ay sonra yürürlüğe girecek.

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç, gazetecilere yaptığı açıklamada, bugünkü toplantıda CHP'nin 4916 Sayılı Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un bazı maddelerinin iptali ve yürürlüklerinin durdurulması istemiyle açılan davayı esastan görüştüklerini söyledi.



Kılıç, yasanın Tapu Kanunu'nun 35. maddesini değiştiren 19. maddesinin oy birliğiyle iptal edildiğini belirtti.



YENİ DÜZENLEME GEREKİYOR



Kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 3 ay sonra yürürlüğe girmesinin kararlaştırıldığını ifade eden Kılıç, yapılan ve devam eden işlemler bulunduğunu, iptal kararıyla yasal boşluk doğacağını, bu nedenle de kararın yürürlüğe girmesi için 3 ay süre verildiğini kaydetti.



Kılıç, 3 ay sonunda, yasanın yürürlükten kalkacağını belirterek, oluşan yasal boşluğu gidermesi için yasa koyucunun bu sürede yeni bir düzenleme yapması gerektiğini söyledi.



KILIÇ: BU KARAR, YABANCILARA HİÇ MAL SATILAMAZ ANLAMINDA DEĞİL



Bu kararın yabancılara “hiç mal satılamaz” anlamında olmadığını belirten Kılıç, bu konuda getirilen yasal güvence ve sınırlamaların yeterli görülmediğini ifade etti.



İptal edilen düzenleme, karşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticari şirketlerinin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde taşınmaz edinebileceklerini öngörüyor.



Düzenleme ayrıca, yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin 30 hektardan fazla taşınmaz edinebilmesini Bakanlar Kurulu'nun iznine tabi kılıyor.



İPTAL İSTEMİ REDDEDİLEN HÜKÜMLER



Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Kılıç, 4916 Sayılı Yasa'nın 9. maddesiyle 4706 Sayılı Kanun'a eklenen geçici 5. maddesi, geçici 2. maddesinin iptal isteminin reddedildiğini bildirdi.



Kılıç, 4916 Sayılı Yasa'nın 30. maddesiyle düzenlenen hükmün iptal istemi hakkında bu konuda yasa değişikliği yapıldığı için “karar vermeye yer olmadığına” karar verildiğini söyledi.
(aa)

Av.Ali Sinkay
19-11-2005, 13:57:05
Askeri iç güvenlikten çekme tezgâhı


Ajanların kışkırtmasıyla patlak veren olaylar, hainlerin emellerine hizmet etti. Bölücü teröristlerle mücadele, polisin üzerine yıkılıyor


AB#8217;nin yeniden yapılandırma raporlarında yer alan #8220;Türk askerinin iç güvenlikteki etkinliği azaltılsın. Sivil otoritenin yetkileri artırılsın#8221; tavsiyeleri, hükümet tarafından uygulanma aşamasına getirildi. İlk adım olarak da Emniyet Genel Müdürlüğü, Doğu ve Güneydoğu#8217;da bulunan 4 il#8217;de Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü kuracak.


Asker pasifize edilliyor

BÖYLECE hükümetçe MGK toplantısına getirilen ancak #8220;Türkiye#8217;nin özel koşulları nedeniyle askerin iç güvenlikteki rolünün ihmal edilmesi mümkün değildir#8221; gerekçesiyle komutanlar tarafından şiddetle reddedilen tez, AB şartlarına uydurularak TSK pasifize edilmek isteniyor.


AB#8217;nin dediği oldu

MGK#8217;da reddedilen #8216;asker iç güvenlikten çekilsin#8217; önerisi, Doğu ve Güneydoğu#8217;da 4 şehire kurulacak Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü ile hayata geçiriliyor.

Avrupa Birliği#8217;nin açıkladığı hemen hemen tüm raporlarda yerini bulan #8216;Türk askeri İç güvenlikten çekilsin veya askeri olarak Genelkurmay Başkanlığı#8217;na, idari olarak İçişleri Bakanlığı#8217;na bağlı olan Jandarma Genel Komutanlığı üzerindeki sivil otorite arttırılsın#8217; ifadesi yavaş yavaş hayata geçiriliyor. Emniyet Genel Müdürlüğü, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi#8217;nde bulunan 4 ile Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü kurmaya hazırlanıyor.


4 İLE ÇEVİK KUVVET

Emniyet Genel Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi#8217;nde bulunan 11 ilin Valisi#8217;nden Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü kurulması yolunda gelen talepleri inceleyen Emniyet Genel Müdürlüğü, son günlerde yaşanan olayları dikkate alarak, aralarında Hakkari#8217;nin de bulunduğu 4 ilin talebine olumlu bakıyor.


GÜNDEME GELMİŞTİ

Türkiye genelinde halen 33 ilde Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü bulunduğunu kaydeden Emniyet yetkilileri, 11 ilde daha Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü kurulması yolunda daha önceden talep geldiğini, ancak Güneydoğu#8217;da son günlerde artan olaylar sonrasında Hakkari, Tunceli, Siirt ve Bingöl illerinin taleplerini olumlu karşıladıklarını kaydetti.

Bölgedeki olaylarla ilgili son 2 yıllık verileri inceleyen Emniyet Genel Müdürlüğü, bölgede konuşlandırılacak olan Çevik Kuvvet Şube Müdürlükleri#8217;ne bağlı personel sayısını ise bu verilere dayanarak belirleyecek. Son olaylar da göz önünde bulundurularak, Hakkari#8217;de 80 ila 100 kişi arasında bir kuvvetin konuşlandırılması planlanıyor.

Askerin iç güvenlik hizmetlerinden çekilmesi gerektiği daha önceden de gündeme gelmişti. Geçtiğimiz Haziran ayında gerçekleştirilen ve Milli Güvenlik Siyaset Belgesi#8217;nin şekillendirildiği Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Hükümet üyeleri tarafından dillendirilen #8220;Türkiye#8217;deki asker #8216;AB standartları çerçevesinde çizilecek yeni pozisyon ile iç güvenlikten uzaklaştırılıp, dış güvenliğin sağlanmasında görev almalı#8221; isteği askeri kanat tarafından tepkiyle karşılanmıştı.


ASKERDEN SERT YANIT

AKP Hükümeti ile Genelkurmay Başkanlığı arasında gerginliğe neden olan isteğe askeri kanadın cevabı ise #8220;Türkiye#8217;nin özel durumundan kaynaklanan koşullar nedeniyle askerin iç güvenlikteki rolünün ihmal edilmesi mümkün değildir#8221; olmuştu.

Av.Ali Sinkay
19-11-2005, 13:58:21
» AKLI KARIŞIKLAR PARTİSİ'NDEN YENİ BİR TİYATRO MU?
Tarih: 18.11.2005 Saat: 16:56
Konu: Haberler

Yeniçağ Gazetesi Yazarı Hasan ÜNAL'ın 18.11.2005 Tarihli Köşe Yazısı

Başbakan Erdoğan Roj TV krizini neden çıkardı? Eğer Roj TV terör örgütünün doğrudan uzantısıysa, -ki Erdoğan son krizde bunu söylemiştir-, 6 Ekim 2004 günü Avrupa Konseyi Parlamenterler Assamblesi'nde Erdoğan konuşma yapmış ve bu konuşma Roj TV tarafından baştan sona görüntülenmişti.

Erdoğan'ın, 2002 seçimlerinin ardından Strasbourg'da Avrupa Parlamentosu'na düzenlediği ziyarette, sadece PKK'nın yayın organları değil, örgütün Avrupa sorumluları Erdoğan'ın tam karşısında neden oturuyordu?

17 Aralık 2004 tarihinde, Erdoğan'ın Brüksel Conrad otelinde düzenlediği basın toplantısında PKK'nın yayın organları oradaydı. Roj TV Erdoğan'a soru da yöneltti. Aynı PKK organları Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e Başbakan sıfatıyla Strasbourg'da Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde Ocak 2003'te düzenlediği ziyaret sırasında yaptığı basın toplantısında soru sormuşlardı; PKK'nın yayın organları yıllarca Türkiye'nin de finansmanına katkıda bulunduğu Avrupa Konseyi'nin içinde rahatça at koşturuyorlar.

Basın toplantılarına katılıyorlar ve Avrupa Konseyi'nin Avrupa çapında yürüttüğü faaliyetleri yakından izliyorlar. Erdoğan hükümeti bu faaliyetlere bu kadar zamandır neden hiç karşı çıkmadı?

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi toplantıları için geçmişte ve günümüzde Strasbourg'a gelen TBMM üyesi parlamenterler, kimi zaman bilinçlice, bazen de bilinçsizce gerek PKK'nın yayın organlarının temsilcileri gerekse PKK'nın Avrupa örgütleri bünyesinde lobi faaliyeti yürüten temsilcileriyle oturup sohbet ediyor, görüşüyorlar. Gelecek hafta AB ile Türkiye arasındaki Karma Parlamento Komisyonu'nun toplantısı yapılacak. Avrupa Parlamentosu ve TBMM üyeleri bir araya gelecekler. Her zaman olduğu gibi toplantıların büyük bölümü basına açık gerçekleşecek ve AB'de akredite olan PKK medyası bu toplantıları izleyebilecek#8230;Bakalım Erdoğan'ın Kopenhag tavrından sonra ne değişecek?

Bu soruları dünkü NTV'nin internet sitesinde Strasburg muhabiri K. Karaca sormaktaydı. Bu soruların üzerinde dikkatle durmakta fayda var. Hakikaten Aklı Karışıklar Partisi görüntüsü veren AKP yeni mi uyanmaktadır Roj TV gerçeğine? Yoksa bu da PKK, devlet-millet bütünlüğü veya dış politika konularında arada bir yapılan; ama hemen sonrasında unutulan; ardından da büyük tavizlerin verilmesini gölgeleyen milli makyajlı AKP açıklamalarından ve oyunlarından birisi midir?

Unutmayalım AKP ve Başbakan Erdoğan ne zaman dış politikada, örneğin Kıbrıs konusunda milli muhtevalı bir şeyler söylese hemen ardından büyük bir takım tavizler veya en azından taviz girişimleri söz konusu oluyor. Bu tür açıklamalar söz konusu tavizleri perdelemeye yönelik girişimler olmaktan öteye gidemiyor. Burada da böyle bir durum söz konusu gibi. Eğer Erdoğan'ın Roj TV çıkışına rağmen Karaca'nın yukarıda sorduğu sorulara ilişkin yeni bir tavır sergilenmezse bu da aynı doğrultuda bir yanıltma çabası olarak tarihe geçecektir.

Erdoğan'ın AB'den beklentilerine karşılık alamaması ve/veya erken seçim ihtimaline göre bir aldatmacı milli duruş ihtiyacı da bu girişimde etkili olmuş olabilir. Ama milli sahanın sahipleri artık yerlerinde bir kaç yıl öncesine göre oldukça sağlam ve kendilerinden emin duruyorlar. AKP kendi gayri milli çizgisinde devam etmek etmek zorunda#8230;

Av.Ali Sinkay
05-04-2006, 18:22:03
Bir arkadaşımın iletisini sizlerle paylaşmak istedim.Tüm bu forumun bir özeti gibi.Şu anda ismini vermek istemiyorum.Belki kızar falan :) Umarım kendisi de bu forumda yorumlarını yazacaktır.

Hazırlayanların ellerine sağlık.

Lİnk aşağıdadır.
http://www.hemenpaylas.com/download/402169/Turkiyeuzerindekioyunlar.pps.html

Av.Ali Sinkay
05-04-2006, 18:26:28
Bu arada bu forumdaki yazılarımı neden sildiğimi de açıklamak istiyorum.

Çünkü sevgili arkadaşım Nilgül ile yaptığımız özel yazışmalarda bu yazılarımdan dolayı çok fazla tepki aldığımı duydum.

Hatta öylesine tepkiler aldım ki, Nilgül'le arkadaşlığımız bile sorgulanmaya başlandı.

Benim gibi bir kafatascı nasıl olurda onunla arkadaş olabilirdi.

Ama forumu yeni okuyan arkadaşlarım fazla birşey kaçırmadınız yukarıdaki linkte vermiş olduğum sunum benim tüm yazılarımın sanki çarpıcı bir özeti gibiydi.

Bu yüzden arkadaşıma da tekrar teşekkür ediyorum.

mahmuuti
08-04-2006, 12:02:38
sezer ne yapıyor Allahınızı severseniz. Türkiyenin başında oturan bir kişi sadece. Başka bir şey yapmıyor sadece oturup reddetmesini biliyor. Onu yaparken de objektif olamıyor....

dedik ya Yüce Allahın eli yok diye. Şu Diyarbakır Belediyesi olayı olmasaydı Yerel Yönetimler ile ilgili yasa belki çok rahat çıkacaktı. İyi ki böyle bir olay oldu ve iyi ki Sayın Sezer var.

ceteris paribus

Ekleyen: Av.Fırat Bayındır - 19/08/2004 : 17:10:28

Av.Fırat Bayındır
08-04-2006, 13:57:03
Sayın Sezer, Cumhurbaşkanlığı görevi neyi gerektiriyorsa onu yapıyor. Sayın Sezer' i mahalle ağzıyla işkembeden atarak eleştirmek haddimiz değil.

Av.Yasemin Yoktur
08-04-2006, 16:09:29
ALİŞİNKAY, VERDİĞİNİZ LİNKİ OKUDUM. BİRÇOĞU ZATEN BİLDİĞİMİZ, SEZDİĞİMİZ ŞEYLER DE, ACI OLAN GERÇEKTEN DE DEVLET VE HÜKÜMET KANADININ GAFLET, DALALET VE HATTA BELKİ HIYANET İÇİNDE OLMASI ANCAK BİREY OLARAK DAMARLARIMIZDAKİ ASİL KANLA YAPACAKLARIMIZIN DA SINIRLI BULUNMASI. TÜRKİYE ÜZERİNDE OYNANAN OYUNLARI OKUDUM; -EĞER DOĞRUYSA-ŞANLIURFA'DA DOĞUM YAPAN 2.000 YAHUDİ KADIN HABERİ, BİR HUKUKÇU OLMAMA RAĞMEN BENDE, HADİ CANIM BURASI AMERİKA MI, DÜŞÜNCESİ OLUŞTURDU. ANCAK VATANDAŞLIK KANUNU'NA BAKTIM VE EVET BU MÜMKÜN. BAZEN TÜM SÖMÜRGEN YAPISINA RAĞMEN İNGİLTERE'YE GIPTA EDİYORUM. ADAMLARIN YILLARDIR DEVAM EDEGELEN MÜTHİŞ BİR DİPLOMASİLERİ VE DEVLET POLİTİKALARI VAR. HERŞEY YILLAR ÖNCESİNDEN ÖNGÖRÜLÜ VE PLANLI. LEHE OLAN DURUMLARI İLMİK İLMİK ÖRÜYORLAR YILLAR İÇİNDE. BİZ DE GÜNÜ KURTARIRSAK, EYVALLAH DİYİP, KENDİMİZİ BAŞARILI GÖRÜYORUZ. ALLAH SONUMUZU HAYIRLI ETSİN.

Mehmet Emin Değil
10-04-2006, 18:03:54
TÜRKİYE BU KAFAYLA 1919 ŞARTLARINA GİDİYOR BU ÇOK AÇIK GÖREN GÖZLER TARAFINDAN GÖRÜLÜYOR.

TÜRKİYE ABD VE İSRAİL İN PİYONU OLMAYI BIRAKACAK VE ATATÜRK ÜN TÜRK MİLLETİ VE BAĞIMSIZLIK İLKELERİ IŞIĞINDA YÜKSELECEKTİR.

YOKSA EKONOMİYİ İMF YE YÖNETİMİ DE AB YE İHALE EDİP BU SORUMLULUKLARDAN KAÇMAK MÜMKÜN DEĞİL.EĞER BU ÇOĞRAFYADA YAŞAMAK İSTİYORSAN,BAĞIMSIZ VE KOMŞULARLA BERABER YAŞAYACAKSIN.ABD VE İSRAİL İN POLİTİKALARI TÜRKİYE İLE ORTA VE UZUN VADEDE ÖRTÜŞMEMEKTEDİR.AMAÇLARI ÖNCE KÜRDİSTAN DAHA SONRA İSE KÜRDİSTANI YIKIP BÜYÜK ERMENİSTANI OLUŞTURMAKTIR.EKONOMİNİN KRİZ ALTINDA TUTULMASI BU POLİTİKALARA TÜRKİYENİN BAŞEĞMESİ İÇİNDİR.2001 KRİZİNE TÜRKİYEYİ SOKAN İMF ,YİNE KRİZE NEDEN OLACAKTIR.ESKİ HAÇLILAR BU SEFER EKONOMİK SAVAŞLARLA MİSYONLARINA DEVAM EDİYORLAR.
İRAN DAN SONRA SURİYE SONRASI İSE TÜRKİYE .ÖNCE TÜRKİYENİN EKONOMİSİNİ MAHVETTİLER.ŞİMDİ İSE PARSELLEMEYE BAŞLADILAR.

Av.Ali Sinkay
21-06-2006, 20:09:19
Bu kadar zamandan sonra bir soru daha eklemek istiyorum. Acaba Türkiye nereye geldi?

tebrone
10-09-2006, 14:33:11
Yalanla kurtul!

Yabancılara toprak satışına milletin tepkisi yükseldikçe, yetkililer çareyi tutarsız yalanlamalara sığınmakta buldu.

Mızrak çuvala sığmadı
Önce Hatay Valisi Ahmet Kayhan, #147;20 yıldır Hatay#146;da tek bir yabancıya mülk satışı yapılmadı#148; iddiasıyla mızrağı çuvala sığdırmaya çalıştı. Ardından DA Tapu Kadastro 13. Bölge Müdürü Cengiz Yıldırım Cumhurbaşkanlığı#146;na bağlı Devlet Denetleme Kurulu#146;nun raporunu kendi kurumunun Genel Müdürlüğü tarafından 2005 yılında hazırlanmış haritaya rağmen yalanlamaya kalkıştı.

Gerçeği gizlemek güç


TAPU KADASTRO 13. BÖLGE MÜDÜRÜ HATAY VALİSİ GİBİ YAPTI!
Satışı yalanlama telaşı

Yabancılara yapılan toprak satışı kamuoyunun gözünden ısrarla kaçırılmaya çalışılıyor. Tapu Kadastro 13. Bölge Müdürü Cengiz Yıldırım, Cumhurbaşkanlığı#146;na bağlı Devlet Denetleme Kurulu#146;nun raporunu kendi kurumunun genel müdürlüğü tarafından 2005 yılında hazırlanmış haritaya rağmen yalanlamaya çalıştı. Yıldırım, #147;Gaziantep ve Kahramanmaraş#146;ta satış yapılan yabancı uyruklu 2 kişi var. Kilis#146;te ise hiç yok. Binde 5 sınırını geçme gibi bir durum sözkonusu değil#148; dedi. Oysa Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından 2005 yılında hazırlanan haritaya göre, Gaziantep#146;te toprak satın Alan yabancı sayısı 972, Kahramanmaraş#146;ta ise toplam 66. Kilis#146;te ise toplam 604. DDK raporu, Kilis#146;te ise binde 5 sınırının çoktan aşıldığı, yabancıya satışın binde 40#146;a ulaştığı belirtilmişti.

Spekülasyonmuş
Tapu Kadastro 13. Bölge Müdürü Cengiz Yıldırım, 4916 sayılı Tapu Kanunu#146;nda yabancıların Türkiye#146;de taşınmaz edinmesiyle ilgili maddesinin 5444 sayılı kanunla yeniden düzenlendiğini hatırlatarak, yabancıların Türkiye#146;de mal edinmesine belli şartlar getiren uygulamanın 26 Temmuz 2005#146;ten itibaren başladığını söyledi. Cengiz Yıldırım, bu dönem içerisinde çok spekülasyonlar yapıldığını belirterek, şunları kaydetti: #147;Tapu Kanununun 35. Maddesi çıktıktan sonra, bölgemizde olan iller arasında bulunan Kilis#146;te şu anda yabancı uyruklu kişiler veya şirketler namına satılmış herhangi bir gayrimenkul yok. Sadece Gaziantep ve Kahramanmaraş illerinde var. Bunlar DA toplam 78 kişi. Bunun 36#146;sı Kahramanmaraş#146;ta. Şunu DA karıştırmamak gerekiyor; bu 78 kişinin içinde yabancı uyruklu olan sadece 2 kişi var. Diğerleri çifte vatandaş. Dolayısıyla basında (bir bölgeyi İsraillilerin kapatması...) şeklinde çıkan haberler gibi bir olay yok.#148;
#145;Arsa alıyorlar#146; dedi.

Cengiz Yıldırım, Kırgızistanlı Talantbek Batyraliev#146;in 14 Haziran 2005#146;de Gaziantep#146;in Şehitkamil ilçesinde 2436,31 metrekarelik bir mesken ve Amerikalı Michael John Barker#146;in 27 Haziran 2006 tarihinde Şahinbey ilçesinde 10544,14 metrekarelik arsa aldığını bildirdi. Yabancı uyruklu özel veya tüzel kişilere satışta kayıtların mutlaka tutulduğuna işaret Eden Yıldırım, Gaziantep ve Kahramanmaraş#146;ta yabancı uyrukluların daire, ev, tarla, bağ ve arsa aldığını kaydetti.

Gaziantep#146;te Almanlara satılmış
Yabancı uyruklu gerçek kişilerin IL bazında edinebilecekleri taşınmazın IL yüzölçümüne göre binde 5#146;i geçmemesi gerektiğine; savunan Tapu Kadastro 13. Bölge Müdürü Cengiz Yıldırım, #147;Gaziantep, Kahramanmaraş ve Kilis için böyle bir durum söz konusu değil. İstatistiki verileri takip ediyoruz, şu anda binde 5#146;i geçme durumu yok#148; dedi.

Tehlike yokmuş
Tapu Kadastro 13. Bölge Müdürü Cengiz Yıldırım, şunları kaydetti: #147;Gaziantep ve Kahramanmaraş#146;ta satış yapılan yabancı uyruklu 2 kişi var. Sonuçta, öyle bir
Tehlike şu anda yok. Abartılma sebebini biz net olarak kestiremi-yoruz. Ama, istatistiki veriler bakıldığı zaman herşeyi ortaya koyuyor. Yani bahsedilen kanun değişikliğinden sonra öyle abartıldığı şekilde bir taşınmaz satışı söz konusu değil. Ondan evvelki yasalara göre ya DA miras yoluyla bir takım edinilmiş taşınmazlar hakkında mutlaka devlet olarak kayıtlarınızı tutacaksınız. Onda bir sıkıntı olacağını tahmin etmiyorum. #148; Yıldırım, Kahramanmaraş ve Gaziantep#146;te gayrimenkul satılan yabancıların Alman, Avusturya ve KKTC#146;li olduklarını sözlerine ekledi.


Kilis#146;in, 55 milyon 30 bin 989
Metrekarelik bölümü yabancıların

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer#146;in talimatı üzerine Devlet Denetleme Kurulu (DDK) Üyesi Recep Sanal tarafından hazırlanan ve Nisan 2006#146;da Başbakanlık#146;a gönderilen #147;Yabancılara Taşınmaz Satışı#148; adlı 828 sayfalık raporda çarpıcı tespitler yer aldı. Milliyet gazetesinin haberine göre raporda, 29 Aralık 2005#146;te yürürlüğe giren Tapu Kanunu#146;nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun#146;la öngürülen yabancılara taşınmaz satışındaki binde 5#146;lik yasal sınırın sadece Hatay#146;da değil, Kilis ve Mardin#146;de de aşıldığı belirtildi. Rapordaki 2005 yılı saptamalarına göre Kilis#146;in binde 40#146;ı, Hatay#146;ın binde 20#146;si ve Mardin#146;in binde 6#146;sı yabancılara ait. Gaziantep#146;te binde 4.6 ile yasak sınırına gelindi. Rapordaki detaylara göre 1 milyar 428 milyon metrekarelik Kilis#146;in, 55 milyon 30 bin 989 metrekarelik bölümü yabancılara ait. Suriye ve Lübnan ağırlıklı yabancılar, bu miktarın 53 milyon metrekaresini sadece Elbeyli ilçesinden alarak neredeyse ilçenin tamamına hakim konuma geldi. 5 milyar 828 milyon metrekarelik Hatay#146;da, 11 milyon 546 bin 203 metrekarelik Alan yabancılarda. 8 milyar 806 milyon metrekarelik Mardin#146;de yabancıların eline geçen Alan, 50 milyon 850 bin 636 metrekareyi buldu. Bu bölgelerdeki toprakların öncelikli miras yoluyla, ardından satış yoluyla yabancılara geçtiği belirlendi. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ise şimdiye kadar yasadaki binde 5 sınırının sadece Hatay#146;da aşıldığını açıklamıştı.

afyon03
10-09-2006, 22:11:40
Yeni çıkan ab parlementosunun aldığı kararların Türkiyede tartışılmasını veya gündemde tutulmasını yasaklayanlar kimler. Sadece aynı gün bazı maddeleri, bazı medya organlarınca duyuruldu ve gündemden düşürüldü. Bu kararların bağlayıcılığı yoktu'da Dışişleri bakan sözcüsü tarafından, apar topar bir açıklama "Reformlar, Meclis açıldığında hemen çıkarılacaktır" denmekle kararların önemsizliği mi vurgulanmış oluyor? Kararların Türkçe ye çevrilerek yayınlanması ve Millete Açıklanması gerekmezmi. Bu Kararda, daha önceki kararlarda gündeme gelmeyen, ancak kursaklarında bekleyen bazı yaptırımlarıda kusmaları açık değilmidir. Yukarıdaki tartışmaların bir özeti gibi bu karar karşımıza çıkmıştır.

Bu kararın TÜRKÇE olarak tam metnini yayınlanırsa sevinirim. Herkes gerçeği biraz olsun görür inancındayım

tepkili
30-09-2006, 22:21:48
Türkiye nereye mi gidiyor?

Türkiye, istedikleri, planladıkları yere; karanlığa gidiyor.

Türkiye, görmek istedikleri noktaya; bölünmeye, ulus devletçikler olarak çoğalmaya (!!) gidiyor.

Türkiye, onların deyimi ile modernleşmeye; yozlaşmaya, benliğini yitirmeye doğru hızla ilerliyor.

Türkiye, sürüklendiği yere; bağımsızlığını yitirmeye, yok olmaya doğru gidiyor.

Türkiye, akbabalar diyarına; lime lime edilmeye gidiyor...

UYANIN UYANDIRIN !!!

Av.Bahattin Yıldız
03-10-2006, 18:09:59
Türkiye; 'TAVŞAN KAÇ TAZI TUT!' biçemine uygun alanda karanlığa itilmeye çalışlıyor.
Diğer bir deyişle; KIRK KATIR MI KIRK SATIR Mı? dar şıklaşmasına itiliyor...
Diğer bir deyişle ; İrtica mı?... Diktatörlük mü?... ikilemine yönlendiriliyor...
Başka bir deyişle; Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık meseline uyduruluyor.
E başka başka deyişle (Hadi Uluenginlerin deyişiyle); BUSH MU, AHMEDİNECAD mı? seçimine oy kullanmaya çağrılıyor.
Daha başka deyişlerde var... Var... Var...
Biraz daha devam etmek gerekiyor. Diğer bir deyişle lafından sıkılarak...

- Laikliği ve İrticayı gerçek anlamıyla bilmeyerek, Laikliği gerçek anlamından uzaklaştırarak ve irtica ile dini duyguları olan insanları aynı bahçeye üzerlerine kılıçlarını kafasına kafasına rastgele sallayarak, armudu marbudu birbirine karıştırarak, mürteci olmayanları dahi bir yerlere iterek... rek... rek... Gerçek Laiklik anlamından uzaklaşıp, dinlerin karşısına Laiklik olmayan fakat adı Laiklik olarak geçen Laiklik dinini çıkararak LAİK DİNİ İSLAM DİNİ çekişmesinin var edildiği hassas zemine gidiyor...

- Gidişte güçlü olanlar, daha güçsüz olanları bir yerlere itiyor...
- Güya Ulusalcı, milliyetçi ve Laik geçinen bir kısım kesim bu ötelemeyle, kimlerin kucağına, kimlerin kucağına ittiğini bilmiyor mu?...
Bilenler vardır... Bilenler örtülüdür... Bilmeden davrananlar ise iyiniyetlidir ve iyiniyet yolu çakıl taşlarıyla doludur.

- Bilinçli öteleyenlerin öteledikleri grubun A.B.D.nin o tecavüzcü kucağına doğru ittiklerinin bilinciyle hareket ediyorlardır...
- ABD'nin Ilımlı islam projesi bu şekilde ki gerginliklerle gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır.
- Tavşana kaç Tazıya Tut diyenler aynı merkezdendir.
- Bu meyanda bunun önlemide Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği üzere; Hak ve özgürlüklerin kısmen askıya alınması değildir.

ÇÖZÜM GERÇEK DEMOKRASİDEDİR... ARAÇTA SONUÇTA ONA HİZMET ETMELİDİR...
SON SÖZ TAVŞANA KAÇ TAZIYA TUT DİYENLERİN tezgahına düşmeyelim.
Türkiye'yi nereye götürdükleri malumdur. Diretelim ve diyelimki;
NE BUSH NE AHEMDİNECAD...
VE YİNE DİYELİMKİ; NE İRTİCA NE DE CUNTA...

Demeyenler ise öncelikle kendisine Liberalim, Ulusalcıyım, Sağcıyım, solcuyum, İslamcıyım, Aleviyim, ben askerimi seviyorum, ben cumhuriyetçiyim, ben demokratım, ben hümanistim, ben laikçiyim, ben şuyum ben buyum demesin!...

Peki ne desin?...
BEN OTORİTER REJİM TARAFTARIYIM... BEN FAŞİSTİM, BEN NASYONEL SOSYALİSTİM, BEN KÜRESEL GÜÇ TARAFTARIYIM DESİN...
Bu sıfatlardan birini yakıştırsın... Yakıştırsınki; BİZDE O SIFATLA ONA HİTAP EDELİM...

milo
03-10-2006, 20:37:19
Bu özgürlük ve demokrasi nutukları atanlar neden hiç kılıçlarını "bir kısım saf ve inançlı insanımızı" ötelemeye çalışan mürteciye değil de, samimi bir endişe ile "irtica var" diyenlere sallarlar? Bu nutukları atanların dut yemiş bülbül gibi sustukları yada susturuldukları noktada (çünkü bunu yüksek sesle dile getirenlere medyada yer verilmez) " yıldızlılar" ın bazı "kurumlar"ın konuşmaları neden hep "cuntacılık " olur? Neden inançlarını "halisane" biçimde yaşayanlar, "bunlar bizi kandırmaya çalışıyor, din bu değil, islam bu değil" demiyorlar veya diyemiyorlar, yada söyleyenlerin seslerini neden bir türlü duyamuyoruz? Neden laiklikten söz edenlere son zamanlarda hep bu tür suçlamalar yöneltiliyor? Üstelik bu suçlamaları yöneltenler de kendilerini laik gördükleri halde? Anayasada laikliğin tanımının olmaması,onu bilinen tanım ve uygulamasının dışına çıkartarak dezenformasyona ve çarpıtılmasına bir bahane midir?Laiklik anaokulu çocuklarının şekil vererek oynadığı bir hamur topu mudur? Yoksa oynaya oynaya çamurlaştırılmak istenen bir kavram mıdır? Yoksa laiklik bazılarının gözünde diktaya giden bir araç mıdır? Eğer öyleyse bunun diyalektik karşıtlığı irticai dikta mıdır? Eğer her ikisi de tehlike ise, neden bazılarınca nalıncı keseri gibi işlenir bu konu? Gerçek demokrasiden ne anlamak gerekir? Demokrasinin de, varlığını sürdürebilmek, kendisini yok etmek isteyen güçlere karşı koymak için kendisini savunmak için mekanizmaları yok mudur? Mutlaka yalnızca "siyah" ve yalnızca "beyaz" mı olmalıdır? Militan demokrasi ne demektir? "Bana göre demokrasi" ne demektir?

Daha pek çok soru var cevaplanması gereken ve anlaşılan daha 39 fırın ekmek var yenmesi gereken...

Olma hep nalıncı keseri
"rabbena hep bana"
ol marangoz testeresi
"bir sana, bir bana"

Av.Bahattin Yıldız
03-10-2006, 21:38:43
39+1= 40 , 40 önemli sayıdır. Olgunlaşmayı temsil eder. Geleneksel bir sayıdır. Atasözlerine de girmiştir. Bir kaç örnek;

- 40 Yıllık kani olur mu yani?...
- 40'ından sonra azanı teneşir paklar...

40 Olgunlaşmayı temsil eder...
Diyeceğim o ki; 39 ekmek fırını tavsiyesi bana yönelik olamaz. 40 fırın ekmek yedim... Karnım şiş ve hala da yemekteyim... Hazım sorunum yok... Şişlik geçtikçe yemeye de devam edeceğim...

Sayın Milo'nun iletisine; 'Kuzey cephesinde yeni bir şey yok' diyor dilim...
Bu arada dilim bunu derken kuruyan damağımı ıslatmak için; üzerinde İNADINA DEMOKRASİ yazan su bardağını boğazıma boca ediyorum...
Demokrasi yi soran olmuştu. İşte cevabı; yazmanın, konuşmanın özgürlüğünde kuruyan dudaklarınıza su deydirebiliyorsanız demokrasi vardır...
Dikkate edilirse VA... DIR demedim. VARDIR dedim. Va_dırla VARDIR ARASINDAKİ farkta demokrasiyi işaret eder... Geçen günlerde Batman'da bir yurt açılışında konuşma yapan VA_DIR LA benim kullandığım VARDIR farkı BASKICILIKLA DEMOKRASİNİN özet simgeleridir. VA_DIR FÖTÜR ASMAYI, VARDIR İSE ÜZERİNDE DEMOKRASİ yazan tacı temsil eder....

Diyalektiğe gelince; SENTEZ i bilmek gerekir. Tezi koyanları bilmeyenlerin, antitezi doğrutanları bilmeyenlerin BENİM SENTEZCİ düşüncelerimden çokta fazla anlam çıkaracağı ufukta bir varolup bir yok olan hayal gibi...

Eksiklik varsa bir önceki iletim tamamlayıcıdır... Tekrar, tekrarı getirmesin... Zaman israf edilmesin...

Av.Ragıp Atay
05-10-2006, 09:29:24
Sevgili Bahattin
Bu kadar süsülü lafın üzerine yazacak bir şey bulamadım. Ancak yazılanlarla diyalektik arasındaki bağlantıyı bir türlü kuramadım. Sanırım ben diyalektik ve tarihsel materyalizm hakkındaki öğrendiklerimi unutmam gerekecek.
Bize oy vermezseniz komunizm gelir diye yırtınan bir zat vardı zamanında. Anladım ki, diyalektiği daha iyi biliyormuş.
Diyalektikre yadsımanın yadsınması (Hegelin bildiğimiz tez-antitez-sentez üçlemesinin gelişmiş hali) diye bir kurala vardı hatırladığım kadarıyla. Ama şimdi öğrendim ki bu geçerli bir kural değilmiş. Yadsıma yok. Her şey zıtlarıyla birlikle bir bütünmüş. Sınıf mücadelesi de yokmuş. Feodalizm köleci sistemi, kapitalizm feodalizmi yadsımakla hata yapmış. Yeni diyalektik öğreti böyleymiş ne yapayım.
Her şeyin kendi zıttını içersinde barındırdığı da yanlışmış meğer. Her şey iyi ya da kötü olarak ayrılıyor. Askeriye cunta kötü. Şeriat demokrasinin unsuru iyi. Şeriata karşı çıkmak amerikan emperyalizminden yana olmak. Sırf asker olduğu için kişi doğru bir şey söyleyemez. Demokratsan karşı çıkacaksın. Yoksa cuntacı olursun.
Ebet yeni diyalektik anlayışını kabul etmem gereke sanıyorum.
Yalnız hala inandığım Bir şey var. Sanırım bunu değiştireme.
"Teori gridir, hayat ağacı yemyeşil" Yani ne askerin her söylediği doğrudur ne rte nin.
Forum konusu türkiye topraklarının satılmasıydı sanırım. Türkiye topraklarının satılmasını laiklerin şeriata karşı çıkmasına bağlamak ne derece doğru. İle birierinin kucağına mı oturulmalı.

Av.Bahattin Yıldız
05-10-2006, 23:38:08
Sayın Ragıp bey;
Diyalektiği yeniden öğrenmenize gerek yok. O belki de benden daha iyi bildiğiniz diyalektik işte...
Ama; ben diyalektiği bilipte uygulamalarına yarar şekilde kullananlardan söz ediyorum. Açılım sağlamak gerekirse; bir blok varsa; karşıtı vardır... Bu iki ters zincirden sentez doğuyor...
Bu durumda; Ortaya atılan bir TeZ'in karşıtınıN YANİ ANTİTEZİNİN daha oluşmasına meydan vermeden sun'i antitez bloğunda da yer alarak sentezin sakat doğumuna neden olunmasında söz ediyorum. (Bu anlatımı kabul edip etmeme siz kalmış; ama anlayamdım derseniz daha ayrıntıya girerim)

Ben aşağıda sunduğum ve yazınızdan alınan alıntıların birçoğunu ima etmedim:

1) Askeriye cunta kötü.
2) Şeriat demokrasinin unsuru iyi.
3) Şeriata karşı çıkmak amerikan emperyalizminden yana olmak.
4) Sırf asker olduğu için kişi doğru bir şey söyleyemez.
5) Demokratsan karşı çıkacaksın. Yoksa cuntacı olursun.

Aynen yukarda ki beş şıkta bulunan ve yine tekrar ederim; sizden alıntılar içeren sözleri çoğunlukla kullanmadım, kullanmam da...
PEKİ NE DEDİM NE DEMEDİM VEYA DEMEDİĞİM HALDE NELERE KATILIYORUM?;
1) Askeriye kötü demedim, demem, ima bile etmem... Özellikle Şu an emperyalist güçlere karşı en büyük dayanağımız onlardır.
Tezkereleri ret fikirlerinde örneğin hemfikirdik...

2) CUNTA'LIK hiçbir ülkede iyi olmadığı gibi ülkemiz de de iyi olmamıştır, olmayacaktır... CUNTALIĞI BENİMSEYEN; ÜZERİNDEKİ AVUKATLIK CÜPPESİNİ, DEMİREL'İN FÖTÜRŞAĞKASI GİBİ ASKIYA ASSIN... Ben avukatlığa devam ediyorum, cüppem sırtımda..

3) Zaman mahşeri andırmakta ... İyilik ve kötülük daha bir belirgin halde saf tutmakta... Kişive kişileri iyi yada kötü de somutlaştırmakta yanlış olacaktır. Söylenen ve icarata göre değişken iyi ve kötü kavramları vardır. Genel bir yorumdur, kimse kastedilmemektedir.

4) BU meyanda
Yani ne askerin her söylediği doğrudur ne rte nin. sözünüze katılıyorum.


5) Forum konusu türkiye topraklarının satılmasıydı sanırım, demişsiniz. Bu da benim hatam... Ve bundan dolayı özür beyan ediyorum. Balıklama dalmışım... Ama Türkiye Nereye gidiyor sorusunu forum konusundan ayırarak ileti sunmuşum... Toprak satışıyla ilgisi yoktu.

6) Ama laiklerin şeriata karşı çıkmasına bağlamak ne derece doğru.
demişsiniz, ben laiklerin, Şeriata karşı çıkmasından söz etmedim. Benim kastettiğim noktaları kavarmak için lütfen bir daha okuyunun önceki iletilerimi.. Ek olarak yenilemek gerekirse; Laikliği gerçek anlamıyla algılayamayarak, amacındani, içeriğinden, işlevinden saptırarak Din haline getirilerek (Dogma haline), halkın DİNİ değerlerine ve inancına yönelik DEMOKRASİYLE VE LAİKLİKLE İLGİSİ OLMAYAN rajon kesmelerdir.

SÜSLÜ CÜMLELER kullanma olayına gelince; Bunun altında hafif bir istihza sezdim. İstihzaları severim...

O yazdığım süslü cümleleri çok sevdim. Doğaçlama gelmişti. Sanırım Kopyalayı, büroma asacağım; GÜNDE 5 ÖĞÜN TADINA BAKACAĞIM. Kaymak Kaymak... Tadına doyulmaz. Tavsiye ederim. Diyalektikle oynamalar içerikli tesbitim, ve diğer demokrasi ve laiklik derslerimi sizde kopyalayın word belgesine alın... Çıktıdan sonra büyütün ve büronuzda görebileceğiniz bir yere asın. Her Laikliği ve Demokrasiyi yanlış anlayacak düşüncelerinizin oluşmasını engelleyici, panzehir etkisi yaratacaktır. ALTINA DA DEMOKRASİ VE LAİKLİK BİLİNCİ TERAPİM diye not düşerseniz beni BAHTİYAR kılarsınız. Eser sahibi; Bahattin Yıldız yazmasanızda olur. Çünkü BU bir ANONİM ŞARKIDIR. Gerçek demokratların ve laiklerin şarkısıdır.

Ya bu son sözlerimde hoşuma gitti, acaba Ragıp ağabeyime; bunlarıda asmasını tavsiye etsem ayıp olur mu?...