PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Türkçe Tartışma Topluluğu







deniz02
24-03-2007, 15:35:51
Türkçe Dostları,

Türk Dil Kurumu olarak yeni bir etkinliğimizle karşınızdayız… (http://tdk.org.tr/tartisma/Grup/GrupListesi.aspx)

Türkçe ile ilgili çeşitli konuları tartışabileceğiniz; düşüncelerinizi, önerilerinizi paylaşabileceğiniz; belirli tartışma konularının yanı sıra ilginizi çeken dil konularında farklı görüşleri öğrenmek için yeni tartışma konularını açabileceğiniz Türkçe Tartışma Topluluğu (TTT)’nu hizmetinize sunuyoruz (http://tdk.org.tr/tartisma). Türk Dil Kurumunun çalışmaları ve yayınlarıyla ilgili görüşlerinizi, yeni söz ve terim önerilerinizi de gündeme getirebileceğiniz TTT’de zaman zaman gündemdeki dil sorunlarıyla ilgili görüşlerinizi de alabileceğimiz tartışma öbekleri de oluşturulabilecektir. Üyeler, mevcut tartışma topluluklarının alt öbeklerini açabilecekleri gibi (Söz gelimi Yazım Tartışma Topluluğu’nun alt öbeği olarak Birleşik Sözlerin Yazılışı, Terim Tartışma Topluluğu’nun alt öbeği olarak da Bilgisayar Terimleri Öbeği oluşturulabilir.) yeni bir tartışma topluluğu kurarak ilgi alanlarına göre tartışma başlatabilirler. TTT’ye üyelik ücretsizdir. Üye olabilmek için ilgili sayfaya bilgilerinizi yazmanız yeterli olacaktır. Üyelerin topluluğa gönderdiği iletiler TTT Yöneticisi (TTT-Y) tarafından onaylandıktan sonra sayfada görülebilecektir. Tartışılan konuyla ilgili olmayan, hakaret içeren, kişilik haklarına saldıran ve yasalara göre suç içeren ifadeler taşıyan iletiler onaylanmayacaktır. Üyelerin açacağı tartışma öbekleri Türkçe konulu olmalıdır. Üyelerin Türkçe ile ilgili olmayan tartışma öbeklerinin açılması önerisi kabul edilmeyecektir. Türkçe ile ilgili olmak kaydıyla üyelerin duyuruları da topluluğa dağıtılacaktır.
Sayfalarımız Türkçe ile ilgili iletilerinize açılmıştır.
Yeni tartışma öbekleri konusundaki önerilerinizi de bekliyoruz.
Tartışmalarınızın Türkçenin geliştirilmesine, zenginleştirilmesine, özleştirilmesine katkıda bulunmasını dileriz.
Bilgilerinize sunar, dilimize ve Kurumumuza gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederiz.
Saygılarımızla.
Türk Dil Kurumu

Tartışma Toplulukları Listesi

TTT (Türkçe Tartışma Topluluğu) Uygulaması
Kurallar, uyarılar, öneriler, sorular.

Yazım (İmla) Tartışma Topluluğu
Yazım kuralları ile ilgili çeşitli konuları tartışabileceğiniz; düşüncelerinizi, önerilerinizi paylaşabileceğiniz topluluk.

Dil Bilgisi Tartışma Topluluğu
Dil bilgisinin çeşitli konuları ile ilgili tartışabileceğiniz topluluk.

Dil Bilimi Tartışma Topluluğu
Dil bilimi ile ilgili çeşitli konuları tartışabileceğiniz topluluk.

Terim Tartışma Topluluğu
Terimlerle ilgili çeşitli konuları tartışabileceğiniz topluluk.

Yabancı Kökenli Sözlere Karşılıklar Tartışma Topluluğu
Yabancı kökenli sözlere karşılık önerebileceğiniz, görüşlerinizi paylaşabileceğiniz topluluk.

Çeviri Sorunları Tartışma Topluluğu
Türkçeden yabancı dillere, yabancı dillerden Türkçeye çevirilerde karşılaşılan sorunları burada tartışabilirsiniz.

Güncel Türkçe Sözlük İçin Söz Önerme
Güncel Türkçe Sözlük için söz önerebileceğiniz ve görüşlerinizi paylaşabileceğiniz topluluk.

Gündemdeki Dil Tartışmaları
Türkiye, “Eurovision”da Türkçe dışındaki bir parça ile temsil edilebilir mi?
Duyurular
Türk dili ile ilgili etkinliklerinizi buradan duyurabilirsiniz...

TDK

Harun Gür
24-03-2007, 20:34:23
Gündemdeki Dil Tartışmaları
Türkiye, “Eurovision” da Türkçe dışındaki bir parça ile temsil edilebilir mi?



Ne güzel bir tartışma konusu...

Sertap Erener İngilizce söylediği şarkı ile Eurovizyon 1.' si oldu. Beste harikaydı. Bestenin ve Eurovizyon değerlendirme sisteminin (telefonla oylama-malum Avrupa'daki vatandaşlarımız) bu başarıda büyük payı var. Bu yıl da "shake it up şekerim" ile şans arıyoruz. Beste, " every way that I can" kadar başarılı da değil.

Eurovision Şarkı Yarışması'nın elli yıla yakın bir geçmişi var. Üye ülkelerde pop müzik alanında üretimi desteklemek, televizyon kanalları arasında program alışverişini sağlamak, ülkeler arasındaki teknik bağlantıları kontrol etmek ve geliştirmek ve hepsinden önemlisi ortak bir kültür ortamı sağlamak gibi amaçları olan yarışma, ilk kez 1956 yılında İsviçre'de düzenlendi ve o zamanlardan bugüne kadar aralıksız olarak devam ediyor.

Biz sanırım ortak kültür ortamı sağlamak konusunu ortak dil sağlamak olarak algıladık. Yarışmaya gerektiğinden fazla önem atfettik. Ortak kültür ortak dil demek değildir. (hele Avrupa'da konuşulan 10'larca dil dikkate alınırsa) Ülke tanıtımına katkı dışında bence hiçbir işlevi olmayan bir şarkı yarışmasında zengin dilimizi (ve zaman zaman kültürümüzü- Bkz. "Opera" adlı şarkı) bir kenara bırakarak alacağımız sonuçlar gündelik başarılardır, ancak dil mirasına, ulus olma harcına önemli darbelerdir diye düşünüyorum. 1975'den beri yarışmayı takip ederim, resmi dili/dilleri dışında bir dil kullanarak bu yarışmaya katılan bir ülke görmedim. Bizimki biraz da kısa vadeli neticeler getiren şark kurnazlığı ama uzun vadede olumsuz etkilerini görmeyiz umarım. Eskilerin kaba bir tabiri vardır bu durumlar için, buna "Türk kaşığı ile İngiliz b.ku yemek" derler, ne diyelim , şu duruma da cuk diye oturuyor.

TDK 'nun tartışmasında bizzat bulunamayacağımdan görüşlerimi buradan açıklama gereği duydum.

Selamlar,

Harun Gür
27-03-2007, 20:28:57
Yabancı Kökenli Sözlere Karşılıklar Tartışma Topluluğu
Yabancı kökenli sözlere karşılık önerebileceğiniz, görüşlerinizi paylaşabileceğiniz topluluk.


Wow! what a wonderful idea , suggestions please, :o

Harun Gür
27-03-2007, 20:35:31
Ben başlayayım önce;

wow = vay anasını

Av.Duygu Tekay
27-03-2007, 21:22:09
Sayın Gür;
wow: world of wonders değilmiydi?
Kamuoyunu yanlış bilgilendirmeyiniz pls.

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
27-03-2007, 21:32:08
pls. değil, "lütfen" Sayın Tekay. :)

Harun Gür
27-03-2007, 22:26:21
miydi? de ayrı yazılır.:p

Av.Duygu Tekay
05-04-2007, 21:18:24
Aaa demek burda herkes dilbilgisi öğretmeni.

İyi iyi şanını seven yazarken hata yapmasın:)

Harun Gür
05-04-2007, 21:20:07
5 Nisan Avukatlar Günü'nü kutlayarak, bu vesile (bahane, sebep,araç, ulaştıran) ile ;

Avukat = Savunman ;)

deniz02
05-04-2007, 21:29:20
Savunman = ?

Avukat = Kefil

Tangör Evren
11-04-2007, 17:45:42
Neyin kefili sayın Deniz02 ?
Ne ilgisi var kefille avukatın ? Avukatlar tarihte kefil olmazlar bir şeye

deniz02
11-04-2007, 17:57:02
Avukat= Vekil diyecegime kefil demisim :eek: caktirmadan kendime bir kefil bulmaya calismisim.

Bu arada TAS Baskan'imiz nasil da gorememis bu yanitimi acaba! ( hayret..)

Uyardiginiz icin, cok tesekkur ediyorum Sayin Tangor Evren

Saygilar...

Harun Gür
11-04-2007, 20:11:33
Yanıtı görmez miyim, gördüm tabi ki:o Ama yanıt bana da doğru geldi.

Avukat, müvekkili gözünde davayı kazanacağına kefil... Zaten hele bir kazanamasın :

-Vekalet ücreti alamaz.
-Kulakları çın çın çınlar.
-Ya müvekkili ya da müvekkilinin yakınlarının gazabına uğrar.

Kefil olduğu davayı kazanırsa bu kez de karşı tarafın hışmından kurtulamaz.

Kefil bence de...:p

deniz02
14-04-2007, 09:38:50
"Duygusal Taciz" = Mobbing = ?

(Tek sözcük olarak?)

Harun Gür
14-04-2007, 18:24:34
Duygusaltaciz :o

Av.Duygu Tekay
14-04-2007, 19:16:43
Benseltaciz:):)

KASIMAN
14-04-2007, 21:21:35
Ampulseltaciz :o :o :o

commodore1tr
14-04-2007, 21:33:02
Mantıksal taciz... Sizin yaptığınız... Yahu ben bunları okuyorum....

Av.Duygu Tekay
15-04-2007, 01:17:18
Okumaaa

arıza
15-04-2007, 01:30:50
Merakkkk...

Av.Duygu Tekay
15-04-2007, 01:32:55
Kedi..

deniz02
16-04-2007, 18:25:50
:eek:

Başka yok mu?

Bu kadarcık kelime ile mi seçim yapacağız?

Kedi?

( Bu kedi de hiç rahat durmuyor hee.. kendi forumu var ya işte)

Sz böle böle yzrsnız , bn de böle yzrım :p

:rolleyes:

commodore1tr
16-04-2007, 19:04:49
Sayın deniz02 ;
1. Sizi Türkçe kurslarına göndermeye karar verdim.
2. Pls filan yazıyorsunuz zırt pırt olan bana oluyor. Senden beklemezdik diye bana kalıyor ihale...
3. Sizde beni ÖSS kursuna yollayacaksınız...

deniz02
16-04-2007, 20:01:51
Sayın commodore1tr;
1- Tamam, çok teşekkür ederim. :mahcup:
2- Siz yazana değil, yazdırtana bakınız lütfen.. ( ben masumum )
3- Tamam ama siz kursa gitmeden de kazanabilirsiniz, ne gerek var onca zaman kaybetmeye?

deniz02
17-05-2007, 23:20:47
acente= ? Ses uyumuna uygun olsun diye "acenta" olarak yazamaz mıyız?

( ben bunu hep bilerek yapıyorum ama... )

igk
17-05-2007, 23:40:28
Bence savunwoman da olabilir!!! Bozmak serbesttir...

deniz02
05-06-2007, 18:32:37
TSK, Türkçe' nin doğru kullanımı için kitap çıkardı

Genelkurmay Başkanlığı, Türk dilinin konuşma, yazma ve okumada doğru kullanımını özendirmek üzere bir kitap hazırladı.

Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATASE) yayınlarından çıkan 'Türkçenin Doğru Kullanımı (İletişim, Etkili Konuşma, Yazma ve Okuma Kılavuzu)' adlı 146 sayfalık kitap, Dr. Kıdemli Albay Ömer Erenoğlu tarafından yayına hazırlanıp, Selma Otçu tarafından düzenlendi. Kitabın, Türkçenin doğru kullanılması amacıyla hazırladıklarını söyleyen Kaptan, "Yararlı olacağını umuyoruz." dedi. Kitap, 'Türkçenin Doğru Kullanımı', 'İletişim', 'İletişimin Temel Beceri Unsurları', 'İletişimin Destek Unsurları', 'Etkili İletişimin Basamakları' ve 'Yazışmalarda Dikkat Edilmesi Gereken Konular' başlıklarından oluşuyor.

Zaman/(aa)

deniz02
05-06-2007, 18:35:06
TBMM'den teklif: Spor terimleri anlaşılmıyor, Türkçeleştirilmeli

Türkçedeki bozulma ve yabancılaşmanın araştırılması amacıyla kurulan TBMM Araştırma Komisyonu, tamamladığı raporunu TBMM Başkanı Bülent Arınç'a sundu.
TBMM Araştırma Komisyonu'nca hazırlanan raporda, yurtdışında açılan Türk okullarında eğitim gören öğrencilerin Türkçe için yarıştığı olimpiyatların, Cumhurbaşkanlığı himayesine alınması tavsiye ediliyor.

Raporun 'Çözüm Önerileri' kısmında, kullanılan spor terimlerinin anlaşılmadığı ve Türkçeleştirilmesi gerektiği aktarıldı. Raporda ayrıca, Türkçe Olimpiyatları'na Cumhurbaşkanlığı makamının hamilik yapması gerektiği aktarıldı. TBMM Başkanı Bülent Arınç, "Türkçemizin barış ve sevgi dili olarak yeniden rolünü oynaması hepimizi mutlu ediyor." diye konuştu. TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın da, "Yasal düzenlemelerin yapılması anlamında raporun öncülük etmesini ümit ediyoruz. Türkçenin sorunları yasal boşlukla büyüyor. Ümidimiz, tespit ve önerilerin yasal boşluğun doldurulması yönünde değerlendirilmesi." dedi. Raporda, dikkat çeken önerilerden biri de spor terimlerinin Türkçeleştirilmesiyle ilgiliydi. Şu anda futbol, voleybol, basketbol başta olmak üzere birçok spor dalında kullanılan terimlerin anlaşılmadığına değinildi. Anlaşılmayan spor terimlerinden bazıları şunlar; Ofsayt, faul, korner, dripling, frikik, hattrick, averaj, plonjon, pres, smaç, ribaund, fast break, zone, fake, drive, blok, turnike. Komisyon, söz konusu terimlerin Türkçeleştirilmesinin gerekliliği üzerinde durdu. Raporda, ayrıca, "Anne, baba ve çocukların ortak kullanabileceği nitelikli aile kütüphaneleri oluşturulmalı. Mevcut öğretmenler Türkçe yeterlilik sınavına tabi tutulup, başarılılar ödüllendirilmeli. Öğrencilere Türkçe derslerinde başarı mecburiyeti zorunlu hale getirilmeli. Üniversitelerde tezler Türkçe yapılmalı. Radyo, televizyon ve gazeteler, adlarından başlayarak kendilerini Türkçeleştirmeli." önerilerine de yer verildi.

Zaman

idealist
06-06-2007, 08:18:12
Türkçe adına bu kadar güzel gelişmelerin olması çok iyi.Keşke Üniveristeler Yükseklisans ve Doktora için önce Türkçe yeterlilik sınavı daha sonra yabancı bir dil şartı koysalar.

deniz02
21-06-2007, 18:36:37
Türkçe’ye asker duyarlılığı

Genelkurmay, personeli için hazırladığı “Türkçe’nin Doğru Kullanımı” adlı kitap çalışmasında yer alan kuralları hızla hayata geçirdi. Bu kurallar en çok bildirilerde dikkat çekiyor.

Genelkurmay’ın resmi sitesi “www.tsk.mil.tr” adresinde yer alan 146 sayfalık “Türkçe’nin Doğru Kullanımı” kitabında, “basın kuruluşlarınca sürekli olarak çelişkili haberler verildiği” ve “bilişim ve iletişim çağı ile birlikte gerçek bilgiyi arayan herkes gibi TSK personelinin de büyük bir bilgi denizinde boğulmakta olduğu” ifade edildi.

Dildeki kirlenmenin önlenmesi için Türk Dil Kurumu’nun en son hazırladığı “Türkçe Sözlük” ve “Yazım Klavuzu”nun esas alınması gerektiğine vurgu yapan Genelkurmay, yayınladığı bildirilerde bu kuralları titizlikle uyguluyor. Son bildirilerde Washington (Vaşington) gibi yabancı kelimelerin Türkçeleştirilmesi de dikkat...Devamı>>> (http://www.ntvmsnbc.com/news/411838.asp)

igk
21-06-2007, 23:37:04
Yaşları 17-23 arasında olan öğrencilerimle msn de görüşüyorum. Türkçenin nasıl katledildiğini gözlemliyebiliyorum. Hadi orası başka bir dünya desek olmuyor. Gerçek hayatta da aynı bozundurulmuş türkçemsi dili kullanmaya kalkıyorlar.
Sınavımda "v" harfinin yerine 18 defa "w" yazan öğrencime, her bir kullanım için -1 verdim. Kendi çapımda mücadeleme devam edeceğim. Derslerimde, her sınavdan sonra, yakaladığım yanlış kullanım örneklerini sınıfta işliyor ve gençleri uyarıyorum (belirtmeliyim ki dersim Türkçe değil).
Çevremizdeki kişilerin yaşına başına bakmadan, kırıcı da olmadan küçük uyarılar gönderebiliriz diye düşünüyor ve herkesi iş başına davet ediyorum.

deniz02
05-07-2007, 20:57:36
'Devlet sözlük yazar mı?' tartışması

http://medya.zaman.com.tr/2007/07/05/sozluk.jpg

Dil araştırmaları ve sözlük çalışmalarıyla bilinen D.Mehmet Doğan'ın yeni kitabı 'Devlet Sözlük Yazar mı?' (Ebabil Yayınları) yeni bir tartışmayı başlattı. Doğan, kitabında, devletin dile ilgisinin zamanında çok yanlış ideolojik müdahalelere yol açtığını ve bu yaklaşımın Türk Dil Kurumu'nun(TDK) ilk baskısı 1945'te yapılan sözlüğüyle başladığını anlatıyor.

Doğan, piyasadaki Türkçe sözlüklerin çoğunu da 'devlet sözlükleri' veya 'yanaşık düzen sözlükleri' olarak niteliyor. Bu sözlüklerin özellikle ideolojik hassasiyet gösterilen kavramların tarifinde gerçekçilik, bilim ve objektiflikten saptıklarını öne süren Doğan, devletin dile müdahalesinin, sözlüklerin kelime kadrosundan kelimelerin tarifine kadar her şeyi belirlemek istemeye kadar gittiğini iddia ediyor. Yaşar Çağbayır, Ali Püsküllüoğlu gibi sözlük yazarları, Doğan'ın görüşlerini desteklerken, TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, asıl, kurumların değil, şahısların hazırladığı sözlüklerde ideolojik yaklaşımlar görüldüğünü savunuyor.
1945 basımı Türkçe Sözlük'ün sadece 15 bin kelime ihtiva ettiğine ve 'devlet tarifleri kataloğu' konumunda olduğuna dikkat çeken Doğan, 1950'de iktidar değişince TDK'nın eski iktidarı temsil eder bir yapı kazandığını ve yeni yönetime karşı laiklik, Atatürkçülük gibi kelimelerin tarifini değiştirdiğini öne sürüyor. Dilin, halkın malı olduğunu vurgulayan Doğan, "Türkçenin 'devlet dili' olması onu her bakımdan devletin tasarrufu altına sokmaz." diyor.
Mehmet Doğan'ın, devlet tarafından hazırlanan sözlüklerde kelimelerin anlamlarının siyasi görüş tarafından nasıl değiştiğini gösteren ilginç tespitleri de var. Örneğin Türkçe sözlüğün Alman ırkçılığının güçlü olduğu yıllarda hazırlanan 1945 baskısında, Türkler de ari ırka yakın gösterilmiş ve 'beyaz ırkın alpli kolundan' oldukları kaydedilmiş. Aynı baskıda din tarif edilirken mecazî olarak da olsa 'Kemalizm Türk'ün dinidir' denilmiş. Bu ibare 1983 baskısı sözlüğe kadar devam etmiş. En çarpıcı örneklerden biri de 'başbuğ' kelimesi. 1940'larda cumhurbaşkanına hitaben kullanılan başbuğ, devlet sözlüğünde uzun yıllar 'başkumandan' olarak yer almış. 1970'ten sonra bir siyasi lider bu sıfatı alınca tarifine 'devlete karşı ayaklananların başı' cümlesi de eklenmiş. Devletin kelimeleri bu şekilde anlamlandırmaya kalkışamayacağını savunan Doğan, "Fakat Türkiye'de hâlâ devlete böyle fonksiyonlar yüklemek isteyenler var. Bu çağ yanılmasının çaresi, önce hürriyetleri bilmek, sonra da onlara saygı göstermektir. Dogmacılığı besleyen fikrî devletçilik, bilimsel devletçilik, iktisadi devletçilikten daha az zararlı değildir." diyor.

Ali Püsküllüoğlu (sözlük yazarı): Devletin dile müdahalesi bilime aykırı

Bir kelime dilde varsa vardır, yoksa yoktur. TDK'nın doğruları da vardır, yanlışları da. Geçtiğimiz günlerde bazı deyimlerin çıkarılması konusunda çalışmaları olduğunu duyduk. Devlet, dilin gelişmesine resmî alanda kullanılmasını sağlayarak katkıda bulunmalıdır. Yoksa dilden sözcükleri ve deyimleri çıkararak bir şey elde edilmez. Dilin devlet tarafından kesilip biçilmesi, kelimelerin anlamlarının ideolojik çerçeveler dahilinde tarif/tahrif edilmesi gibi şeyler olamaz. Böyle olması bilime de aykırıdır. Çünkü bilim, ideolojiler karşısında da nesneldir. Dili halk yapar, yazarlar yapar, ozanlar yapar.

Yaşar Çağbayır (sözlük yazarı) Her kelime sözlükte yer bulabilmeli

Kullanılmayacak kelimeler atılarak yeni sözlükler oluşturulmuş, buna da tasfiye denilmiş. Kelimeleri tasfiye etmek bir kültürü dışlamak anlamına gelir. Bir kimsenin yalnız kendisinin uydurup kendisinin kullanmış olduğu bir tek kelimenin bile sözlükte yer alması gerektiğini savunurum. Çünkü sözlük, okuyucunun anlamını bilmediği kelimeleri okuduğu metindeki bağlama uygun olarak anlayabilmesi için elzemdir. 29 yıllık öğretmenlik hayatım boyunca üstlerimizin, dolayısıyla devlet etme yetkisini elinde tutanların keyiflerine veya kanaatlerine göre kelime seçmek mecburiyetinde kalmamak için binlerce kelimenin fişini tuttum. O da beş ciltlik bir sözlük oldu.

Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın (TDK Başkanı): 'Şahısların yazdığı sözlükler daha ideolojik'

Sözlükler, 'sözlük bilimciler' tarafından hazırlanır. Batı dillerinde bu kişilere lexicographer denir. Türkiye'de ise lise mezunu bile olmayan kişiler sözlük hazırlıyor. Devlet, sözünden amaçlanan TDK ise TDK devlet değil, devletin bir bilim kurumudur. Şu anda TDK'da 200'e yakın bilim insanından oluşan çalışma gruplarında yalnızca Türkçe sözlük hazırlanmıyor. Çeşitli bilim dallarının terim sözlükleri de hazırlanıyor. TDK'nın 75 yıllık geçmişinde Derleme Sözlüğü, Tarama Sözlüğü gibi çok önemli çalışmalar gerçekleştirildi. Bu çalışmaları bir kişinin yapması mümkün değil. Benim dönemimde hazırlanan 10. baskı Türkçe Sözlük'te hiçbir siyasi, resmî, ideolojik yönlendirme yoktur.

Asıl, kurumların değil, şahısların hazırladığı sözlüklerde ideolojik yaklaşımlar görülüyor. Kafasına göre tanım yapanlar ülkede siyasi karmaşaya da yol açıyor. Türkçe Sözlük, bir kişi tarafından hazırlanamayacak kadar geniş söz varlığına sahip. Sözlükte genel sözlerin dışında tıptan iktisada, matematikten kimyaya binlerce terim bulunuyor. Bütün bunları bir kişinin bilmesi mümkün mü? Oysa Türkiye'de TDK dışındaki sözlüklerin birkaçı dışında hemen hepsi tek kişi tarafından hazırlanmış! Kulaktan dolma bilgilerle tanımlar yapılıyor bu sözlüklerde. Üstelik biz sözlüğümüzü yayımlamadan önce ağ ortamında kullanıma açarak âdeta görücüye çıkardık. Binlerce kişinin katkılarıyla, eleştirileriyle zenginleştirdik. 10. baskı sözlüğü milletçe, imece yöntemiyle hazırladık. Şimdi bu sözlüğün yoğun diski de (YD=CD) çıkıyor. YD'de de pek çok kişinin emeği var. Anlamlar, örnekler için sözlük uzmanlarımızın yanı sıra sözlerin söylenişleri için de deneyimli sunucular çalıştı. Bütün bu çabaları görmezden gelip "Devlet sözlük yazmaz" demek ticari kaygılarla hareket etmekten başka bir şey değildir.

Zaman

monica
12-07-2007, 23:03:05
Bugün 12 Temmuz...TÜRK Dil Kurumunun 75,kuruluş yıldönümü.
Ne var ki Türk Dil Kurumu artık ATATÜRK'ün kurduğu kurum deyildir...12 Eylül yönetimi tarafından 24 yıl önçe dernek yapısı bozulmus bir başka deyişle TDK kapatılmıştır.

Osman Şahin derki TÜRK'çesi hemen dilimizin altında dururken ısrarla kullanılan yabancı sözçüklerden bir demet sunuyor.
TÜRK'çesi dururken NEYE NE DİYORUZ?
Duyuruya; anaos ---Yıldıza;star-- -Cankurtarana;ambulans-- -Gösterime girdi yerine;vizyona girdi-- Yasama;life-- Yüksek verimli çalısma yerine;performans-- Tanıtıma; demo --Radayo sunucusuna;dikjokey --Bakkala;market --Torbaya;poset-- Duyuru tahtasına;bilbort-- Büyüğe;mega --Sonuca.final -- Yemek çeşitlerine;menü --Ödemeye;adisyon diyorlar .
NE DİYELİM DLİNİZİ EŞEK arısı. miliyet

Av.Esin Kılıç
13-07-2007, 12:48:07
Sayın igk,
Tepki ve gözlemlerinize tamamen katılıyor ve çağrınızı destekliyorum.
Aşağıdaki adresi incelemeniz halinde, hukuki.net yönetimi olarak bizlerin de, dilimizin doğru kullanımı konusunda ne denli hassas olduğumuzu göreceksiniz.
http://www.hukuki.net/forum/showthread.php?t=24579

Av.Başak Şahin
13-07-2007, 21:24:32
Bugünlerde dönen reklamlarda görüyorum. Sizin de dikkatinizi çekmek istedim. Artık bu kadarı da fazla dedirtecek cinsten geldi bana ve yarın RTÜK'e şikayet edeceğim. Söz ettiğim reklam "topitop" reklamı. "topitop tatulu" sözü ise kulağımı tırmalıyor. Yabancı bir kelimeyi çocukların aldığı şekerlerin üzerine yaz, çocuklar da gitsin bakkal amcalarından "tatulu" şeker istesinler. Yabancı bir kelimeye ile bağlacının eklenmediği kalmıştı, pes yani!

deniz02
21-09-2007, 18:14:37
Yazım Türkçeleştirme Programı

""Pek çok kişi çeşitli sebeplerle, Türkçe yazı yazarken Türkçe karakterleri kullanmaktan kaçınıyor. Gökhan Tür tarafından 2000 yılı Ocak ayında yazılan bu program, Türkçe karakterler kullanılmadan yazılmış bir metni, Latin-5 formatında normal bir Türkçe yazıya dönüştürüyor. Program, beşer harflik öbeklerin istatistik yöntemleriyle analiz edilmesi esasına dayanıyor. 100.000 civarında kelimeden oluşan büyük metinler üzerinde yapılan çalışmalar, kelimelerin neredeyse üçte birinin bu şekilde düzeltilmesi gerektiğini ortaya çıkarıyor. Bu program, bazı örneklerde bir hayli belirsizlik yaratabilen bu gibi durumlarda %99 başarı sağlıyor.

Program kullanılarak düzeltilmiş örnek bir cümlenin ilk halini ve düzeltilmiş halini aşağıda bulabilirsiniz. Türkçe karakterler kullanılmadan yazılmış metinlerinizi Türkçeleştirmek için, metni aşağıdaki kutuya yazın veya yapıştırın ve "Metni Gönder" tuşuna basın. Sonuçları kopyalayarak dilediğiniz programda kullanabilirsiniz.""


Ben denedim başarılı oldu. ;)

BUYRUN:
http://www.hlst.sabanciuniv.edu/TL/deascii.html

Kolay gelsin... :)

karabudun1944
23-09-2007, 14:30:43
Bi arkadaşlarımıza sen bilinçlen(kendin bilinçlen)diye bir kampanya başlattık bu kampanyaya göre msnde Türkçe karakterler kullanılacak ayrıca en çok karşılaştığımız yanlış olan sesli harflerin kullanılmamasını engellemeye çalışıyoruz gerçi şu ana kadar 7 kişiyiz ama olsun.Küçük bir kıvılcım yeter büyük bir bombayı patlatmayı.

deniz02
29-09-2007, 19:40:23
"Dil Bayramı 75. Yıl Özel Programı" Dolmabahçe Sarayı'nda Gerçekleştirildi

Dolmabahçe Sarayı'nda gerçekleştirilen 'Dil Bayramı 75. Yıl Özel Programı'na katılan TBMM (http://www.haberler.com/tbmm/) Başkanı Köksal Toptan (http://www.haberler.com/koksal-toptan/), ''Ne olur, caddelerimizdeki, sokaklarımızdaki Türkçe olmayan tabelaları indirelim, yerine o güzel Türkçemizin sözcüklerinden bir tanesini koyalım'' dedi.

Dolmabahçe Sarayı'nda gerçekleştirilen 'Dil Bayramı 75. Yıl Özel Programı'na katılan TBMM (http://www.haberler.com/tbmm/) Başkanı Köksal Toptan (http://www.haberler.com/koksal-toptan/), ''Ne olur, caddelerimizdeki, sokaklarımızdaki Türkçe olmayan tabelaları indirelim, yerine o güzel Türkçemizin sözcüklerinden bir tanesini koyalım'' dedi.

Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül (http://www.haberler.com/abdullah-gul/)'ün himayelerinde ve TRT (http://www.haberler.com/trt/)'nin katkılarıyla düzenlenen ''Dil Bayramı 75. Yıl Özel Programı'' Dolmabahçe Sarayı'nda gerçekleştirildi. 75. Dil Bayramı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen programa TBMM (http://www.haberler.com/tbmm/) Başkanı Köksal Toptan (http://www.haberler.com/koksal-toptan/), Devlet Bakanı Mehmet Aydın (http://www.haberler.com/mehmet-aydin/), Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu, RTÜK (http://www.haberler.com/rtuk/) Başkanı Zahid Akman (http://www.haberler.com/zahid-akman/), Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Hilmi Bengi katıldı.

www.haberler.com (http://www.haberler.com)

deniz02
01-10-2007, 23:50:09
Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır. M. Kemal Atatürk

deniz02
06-10-2007, 21:24:56
Türkçe bilmeyen cep yasaklanıyor!

Cep telefonu mesajlarında Türkçe karater olarak belirlenen Ç,Ç, Ğ, ğ, İ, ı, ö,Ö, Ü,ü, Ş, ş karakterlerinin mesaj boyutunu ve ücretini artırmasının engelleniyor...

Sanayi Bakanlığı Türkçe karakterleri desteklemeyen cep telefonlarının 1 Temmuz 2008’den itibaren ithalinin veya satışının engelleneceğini açıkladı. GSM işletmecilerine ise 2007 yılı sonuna...Devamı>>> (http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=272817)

rita
20-10-2007, 09:12:16
Oğlumla birlikte mevsim değişikliği nedeniyle dolabını yeniden düzenliyoruz.Bu arada artık kendisine küçük gelen yada yıpranmış giyecekleride ayırıyoruz sohbetimiz sırasında tam hatırlayamadığım bir sözü üzerine güzel türkçemizde böyle bir kelime varmı oğlum dedim.Eğer sopsolmuş diye bir kelime varsa buda vardır anneciğim dedi:).Aaaaa benmi söyledim yanlışlık olmuştur dedim,kabahati gelin etmişler alan çıkmamış derler .Neyse onu da inandıramadım zaten artık daha fazla dikkat ediyorum çocuklarımıza örnek oluyoruz çünkü.
Kullandığımız kelimelerden başka telaffuz da çok önemli ağzını yayarak konuşan gençleri ve bunları uyarmayan aileleri kınıyorum Özellikle yerel radyo yöneticilerinden rica ediyorum.Birlikte çalıştıkları arkadaşların diksiyonlarına dikkat etsinler sabah işe giderken radya dinlediğim sırada anlatacak hiç bir şeyi olmadığı halde sürekli konuşan ve türkçeyi katleden bir sürü arkadaşın olduğunu duyuyor hemen kanalı değiştirerek müzik dinlemeyi tercih ediyorum.

deniz02
10-11-2007, 01:18:33
Atatürk ve TDK (http://www.tdk.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EFB 856E08843ECBADB)

http://www.tdk.gov.tr/TR/images/logo.gif (http://www.tdk.gov.tr/TR/images/logo.gif)

Ruya Caliskan
19-12-2007, 15:01:26
Merhaba!

Nasılsınız cocuklar?:o


Türkce Grammatik bölüm 5:

sonsuz = unendlich
rahatsız = ungemütlich
imksansız = unmöglich
terbiyesiz = unerzogen
mutsuz = unerzogen
işsiz = arbeitslos
başarısız = erfolglos
ümitsiz = hoffnungslos

demeyin herzaman bir cözümü vardir hehe***


en cok Sayfa Türk Alfabetisinin 7 Sayfasi acayip hosuma gitti

ya eski kafalıların moderim seklinden hoslaniyoruz

su gâvur kelimesinide bukadar büyütmiyelerdi

G Kelimesinin acıklaması:
G folgen jedoch â, î oder û, spricht man es gj aus gâvur (Ungläubiger, Giaur“)


Atatürk sembölünide bir ekleme yapapacam ama Dini tarafdan olacak:

MEVLANA VE ATATÜRK
Yıl 1922… Kasım ayının 1′i… Büyük önder, büyük devrimci, Türk milletinin başöğretmeni ve dünya ülkelerinin gelecekte kendisini örnek alacağı seçilmiş insan Gazi Mustafa Kemal Paşa Türkiye Büyük Millet Meclisi’ ndeki konuşmasını yapmak için kürsüdeki yerini alıyor. O şimşekler çakan gözleri ile arkadaşlarına bakıyor ve konuşmasına şu cümle ile başlıyor: “Efendiler! Tanrı birdir, büyüktür…”. Evet, o büyük insan gerçek bir dindardı. Belirli çevrelerin daha baştan itibaren Atatürk’ün sözde dinsiz ve dine karşı olduğunu yaymak istemelerine rağmen, o laik zihniyete sahip “dindar” bir kişiydi. O, kalıplara sığmayan, şekilcilikten uzak, gösteriş içermeyen ve Hz.Muhammed’in buyurduğu “yüksek ahlak” üzerine kurulmuş dinin aşığıydı. O İslamiyet’in kaynağındaki saf şekline bağlıydı.
29 Ekim 1923’de Fransız yazar Maurice Pernot’ya verdiği demeçte bu saflığı kendisi şöyle tanımlıyor: “Türk milleti daha dindar olmalıdır. Yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Hakikate bizzat nasıl inanıyorsam dinime de öyle inanıyorum. Şuura muhalif, terakkiye mani hiçbir şey ihtiva etmiyor. Halbuki, Türkiye’ye istiklalini veren bu Asya milletinin içinde daha karışık, suni itikatlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu acizler sırası gelince aydınlanacaktır.”
Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Konya konuşmaları, Atamızın din hakkındaki görüşlerini ortaya koyması açısından çok önemli bir yer tutmaktadır. İşte 20-23 Mart 1923 tarihleri arasında Konya’yı ziyareti sırasında yaptığı konuşmadan bölümler: “İslamiyet’in ilk parlak devirlerinde geçmişin mahsulü olan sağlıksız adetler bir zaman için kendini göstermemiş ve yüze çıkmamışsa da, biraz sonra İslamiyet’in gerçeklerine sarılmaktan İslam esaslarına göre hareket etmekten çok, geçmişin mirasa olan adet ve inançları dine karıştırmaya başlamışlardır.
Bu yüzden İslamiyet’e dahil bir takım kavimler, İslam oldukları halde düşmeye, sefalete, geriliğe maruz kaldılar. Geçmişlerin kötü ve batıl alışkanlıkları ve bu suretle gerçek İslamiyetten uzaklaştıkları için
kendilerini düşmanlarının esiri yaptılar.
Bu İslam kavimleri içinde Türkler, milli gelenek ve görenekleri itibariyle bir taraftan İran, diğer taraftan Arap ve Bizans milletleri ile temas halindeydiler. Şüphe yok ki temasların milletler üzerinde etkileri görülür. Türklerin temas ettiği milletlerin o zamanki medeniyetleri ise çökmeye başlamıştı. Türkler bu milletlerin kötü adetlerinden, fena yönlerinden etkilenmekten nefislerini men edememişlerdir. Bu hal, kendilerinde bozukluk, cehalet ve insanlıktan öte zihniyetler doğurmasından uzak kalmamıştır. İşte gerileyişimizin belli başlı sebeplerinden birini bu nokta teşkil ediyor.
Milletimizin gerçek din bilginleri, din bilginlerimiz arasında da milletimizin hakkıyla iftihar edebileceği bilginlerimiz vardır. Fakat bunlara mukabil ilim kisvesi altında hakikatten ilimden uzak, gereğince ilim tahsil edememiş, ilim yolunda layığı kadar ilerleyememiş hoca kıyafetli cahiller vardır. Bunların ikisini birbirine
karıştırmamalıyız.
Efendiler, gerçek din bilginleri ile dine zararlı ulemanın birbirine karıştırılması Emeviler zamanında başlamıştır.

... bunu unutmayalım

http://gokalpozturk.com/konular/mustafa-kemal-ataturk/

Iyi Günler dilerim.

rita
10-01-2008, 10:31:20
ŞAŞKIN ANLARIM
Teknolojik gelişmeler farkında olmasakta hayatımızı,konuşmamızı,herşeyimizi değiştiriyor.MSN' in sayesinde artık sesli harfleri kullanmayışımız yada gereksiz kısaltmalarımız gibi.
Oğlum yeni bir oyun almış.Nerden buldun bunu diyorum ark.dan aldım anne diyor.Ark. da ne diyorum. offf anne arkadaşım yanii .hııı iyi diyorum.Anne sınavdan iyi not alırsam birlikte bovlinge gidecekmiyiz diyor. Bende ona İnş.diyorum.Birlikte gülüyoruz.

Atari Oyunlarının hayatımıza ilk girdiği yıllar Eşimle çok hevesliyiz.Gece yarılarına kadar araba yarışı yapıyoruz.
O döneme rastlayan bir gün eşimle Eskişehir'e gidiyoruz.
Yolda bir araç hatalı sollama yapıyor.Yaptığını oda çok geç fark ediyor.Onunda,bizimde kaçacak yerimiz yok .O kaçın dercesine kornaya basıyor.Biz, sen ne halt ettin dercesine kornaya basıyoruz.Yanımızdaki otobüs kornaya basıyor.Bir gürültü bir Kıyamet.Heyecan ve korku içinde ölümün soğuk nefesini ilk defa bu kadar yakından hissediyorum.tam vurdu, vuracak derken üç araba yanyana kıl payı denecek şekilde geçiyoruz.Dehşet içinde korkmuş gözlerle eşime dönüyorum
Az kalsın GAME OVER oluyorduk diyorum

deniz02
29-01-2008, 21:57:57
Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, Genel Türkçe Sözlük’ün 10. baskısında “mumsöndü” sözcüğünün tanımını değiştirdiklerini açıkladı.

Akalın, “İnsanlar ‘mumsöndü’ maddesine baktıklarında, en doğru tanımı burada görecekler ve bunun ‘Cem ayinlerindeki çerağ dinlendirmenin maksatlı olarak yanlış yorumlanmasıyla ortaya çıkarılan bir safsata’ olduğunu anlayacaklar” dedi.

Prof. Dr. Akalın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de vatandaşlar arasında ayrımcılığın değil, bütünleştiriciliğin sağlanması, toplumda düşmanlıklar yerine dostluk ve birliktelik bağlarının geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu nedenle, yanlış anlamalara yol açabilecek “mumsöndü” sözcüğünü, konunun uzmanlarına danışarak Türkçe Sözlük’te yeniden tanımladıklarını belirten Prof. Dr. Akalın, Cem ayinlerinde güneşin batışıyla çerağın yakılması anlamına gelen “çerağ uyandırma” ile güneşin batışıyla yakılan çerağın güneş doğarken parmaklarla söndürülmesini ifade eden “çerağ dinlendirme” kavramlarını da sözlüğe eklediklerini bildirdi. Prof. Dr. Akalın, şöyle...Devam>>> (http://www.ntvmsnbc.com/news/433665.asp)

deniz02
08-06-2008, 23:35:31
Kahraman adlarının Türkçeleştirilmesi önerildi

Ankara - Türkçedeki bozulma ve yabancılaşmanın araştırılması, Türkçenin korunması ve geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla oluşturulan TBMM Araştırma Komisyonu, ''Çocuk programları ve bu programlardaki kahraman adlarının Türkçeleştirilmesi, cep telefonu mesajlarında ve internette 'merhaba' yerine 'mrb', 'selam' yerine 'slm' gibi dilin bozulmasına yol açan Türkçe kısaltmaların önüne geçilmesi'' de dahil çeşitli önerilerde bulundu.

Çalışmalarını tamamlayan Komisyon, taslak raporunu hazırladı. Raporda; dilin bozulmasını önlemek ve yabancılaşmasının önüne geçmek için Türkçenin doğru kullanımıyla ilgili bilincin oluşturulmasına öncelikle aileden başlanması gerektiği belirtildi.

Çözüm önerileri

Raporda, Türkçede yaşanan sorunların giderilmesi için kamu kurum ve kuruluşlarına düşen görevlere ayrıntılı olarak yer verilirken, dikkati çeken çözüm önerileri şöyle sıralandı:

''Yabancı dille öğretim yerine, yabancı dil öğretimi özendirilmeli. Radyo ve televizyon kanalları, gazete ve dergiler, adlarından başlayarak kendilerini Türkçeleştirmelidir. Spiker, haber ve program sunucuları, seslendirme yapacak personel diksiyon konusunda Türkçe yeterlilik belgesine sahip olmaları aranmalı. Yerli sermaye ile kurulan televizyon isimleri Türkçe değilse yayın izni verilmemelidir. Reklamlarda genel dil bilgisi kurullarına aykırı dil kullanılmamalı. Caddelerde yabancı ülkelerde olduğumuz izlenimi uyandıran tabelaların kaldırılması için yabancı tabelalara yüksek vergi getirilmeli, Türkçe tabelalara ise kolaylık sağlanmalıdır. Müzik, tiyatro, sinema alanlarında Türkçenin kurallarına uygun metinler hazırlanmalı, Eurovision Şarkı Yarışması gibi uluslararası yarışmalarda mutlaka Türkçe eserle katılmalı, eserler Türkçe seslendirilmelidir. Televizyonlarda şarkı ve türkülerimiz alt yazıyla sunulmalıdır.

Cumhurbaşkanlığından başlayarak bütün devlet kurumlarında dilin doğru kullanılması için bir Türk dili uzmanı bulunmalıdır. İhtiyaç durumunda ise Türk dili uzmanlarından oluşan bir denetleme kurulu oluşturulmalı. Yazılı ve sözlü yayınlarda Türk dilinin imla, telaffuz ve gramer bakımından doğru kullanılıp kullanılmadığını; ilan, reklam ve tanıtımların Türkçe olup olmadığını izlemek üzere özerk ve tarafsız kamu tüzel kişiliği niteliğinde ülke çapında ''Dil İzleme Kurulu'', illerde ise ''Dil İzleme Alt Kurulları'' kurulmalıdır. Turizm yörelerinin Türkçe isimleri özenle korunmalı, her türlü tabela bir standarda bağlanmalı, öncelik Türkçeye verilmelidir. Türkçesi önce, yabancı dildeki karşılığı sonra yazılmalı, tarihi kalıntılar kendi adları ile anılmalıdır. Turizm adına Ürgüp, Göreme, Nevşehir'e ''Kapadokya'', Selçuk'a ''Efes'' denilmemeli, Spil Dağının adı değiştirilmelidir.

Diyanet İşleri Başkanlığı din görevlileri Türkçe hizmet içi eğitime alınmalı, hutbeler ''temiz Türkçe'' ile hazırlanmalıdır. Memurluğa girişte Türkçe yeterlilik sınavında başarılı olma şartı aranmalıdır. Milli dil politikası geliştirilmeli, fakat dilde politika yapılmamalıdır. Milli dil politikasına Anayasa dilinden başlanmalıdır. BM nezdinde Türkçenin resmi dil olarak kabulünün sağlanması için girişimlerde bulunulmalıdır. Türkçeyi küçümseme, Türkçenin konuşulmasını yasaklama gibi, Türkçeye karşı saygısızlıkta bulunanlar Dışişleri Bakanlığı tarafından hemen bir nota ile uyarılmalıdır. Azınlıkların ve yabancı okullar, Hristiyan vakıfların veya kuruluşların desteklediği okullar, 3 yılda bir değil, her yıl denetlenmeli, bu okullarda Türkçenin ihmal edilmesine izin verilmemelidir.

MynetHaber (http://haber.mynet.com/detay/guncel/Kahraman-adlarinin-Turkcelestirilmesi-onerildi/08Haziran2008/N154749)

deniz02
18-06-2008, 20:39:23
Genelkurmay Başkanlığı, Türkçe konusunda gösterdiği hassasiyetini askeri kurum ve kuruluşlara astırdığı afişlerle duyurdu. Tüm askeri kurum ve kuruluşlara asılan afişlerde “Önce Türkçe” denildi.

Q,W,X HARFLERİ YASAKLANDI

“Q,W,X” harflerinin üzeri çizilen afişte, “Tabelalarda, ilanlarda, reklamlarda önce Türkçe” yazısı yer aldı. Askeri kurumlara gönderilen yazılarda da yabancı isim ve harflerin kullanılmamasının istendiği öğrenildi.
Genelkurmay Başkanlığı'ndaki tesislerde kullanılan yabancı isimler için uzmanlar Türkçe karşılıklar buldu.

BRUNCH YERİNE KUŞLUK, MÖNÜ YERİNE LİSTE

Genelkurmay’ın Türkçe hassasiyeti basında da yer buldu. Konuyla ilgili haberlerde askeri tesislerde yabancı kelimelerin yazılı olduğu tabelaların kaldırıldığı, yerine Türkçe karşılıklarının bulunduğu yeni tabelaların asıldığı bilgisi verildi. Buna göre, bundan böyle hiçbir askeri tesiste mönü, fast food, brunch, lostra gibi yabancı kelimeye rastlanmayacak.

Tesislerde, Genelkurmay Başkanlığı’ndan uzmanların yabancı kelimelere buldukları Türkçe karşılıklar kullanılacak. Bazı yabancı kelimeler ve bulunan karşılıklar şöyle:

Brunch “Kuşluk”, Lostra “Ayakkabı bakım yeri”, Fast food “Hızlı yiyecek satış noktası”, Mönü “Yemek listesi”, Restaurant “Lokanta”.

İnternetHaber

monica
18-06-2008, 22:37:16
Sayın Commodore1tr 04/06/2007 Tarihinde gerekli uyarıyı yapmış!
Bir ulusun dile o ulusu bir birine bağlayan en önemli faktörlerden birisidir. Bir ulusu bölmek için oynanması bozulması gereken değerlerden biridir de dil aynı zamanda.
Diline sahip çıkarak onu daima korumak olanak olduğunca o dilde konuşmaya yazmaya çalışmak dilin evrenselliği açısından çok önemlidir. Bundan dolayı dilimize sahip çıkmalı ve elden geldiğince düzgün konuşup yazmaya çalışmalıyız.

__________________
bilmiyorum dediğim konu hakkında 2 saat eh bence dersem günlerce konuşurum .

Geçte olsa dikkate alınıp uygulamaya geçilmesi sevindirici bir gelişme
Sayın Commodore1tr herşey gönlünüzce olsun sevgilerimle.

deniz02
21-01-2009, 23:57:12
TDK’da en çok kriz sözcükleri arandı

Türk Dil Kurumu’nun internet sitesinden erişilebilen Genel Türkçe Sözlük’te, son 1,5 ayda en çok aranan kelimeler ekonomi terimleri, Ergenekon soruşturmasında geçen sözcükler ve Hadise oldu.

Türk Dil Kurumu’nun internet sitesi tdk.gov.tr adresinden erişilebilen sözlükte en çok aranan sözcükler ‘üretim’, ‘ekonomi’, ‘tüketim’, ‘ihracat’, ‘tasarruf’ gibi ekonomi ile ilgili terimler ve Ergenekon soruşturmasında geçen ‘metruk’, ‘muvazzaf’, ‘kroki’ gibi sözcükler oldu. Sözlükte en çok 746 arama sayısıyla ‘uzay’ kelimesi aranırken, ikinci sırada 362 arama sayısıyla ‘üretim’ kelimesi var.

En çok aranan sözcükler arasında Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi temsil edecek olan Hadise’de var. ‘Hadise’ kelimesi 117 kez aranırken, İsrail’in Gazze’ye saldırılarıyla ilgili haberlerde geçen ‘siyonizm’ sözcüğü de 105 kez arandı.

Sözlükte en çok aranan sözcükler ve anlamları şöyle:
Nısfiye: Bir çeşit kısa ney
Metruk: Bırakılmış, terk edilmiş, kullanılmayan
Nefir: Yuf borusu
Kudüm: Mehter takımlarında ve tekkelerde kullanılmış olan, metal kâseli, küçük iki davuldan oluşmuş usul vurma aracı
Nakkare: Mehterhanede yer alan, birbirine bağlı iki yarım küre benzeri ve iki değnekle vurularak çalınan bir tür davul
Muvazzaf: Silahlı Kuvvetlerde çalışan meslekten subay ve astsubaylarla askerlik hizmetini yapan erler. Bir görev ve hizmetle yükümlü olan (kimse)
Kös: Savaşlarda, alaylarda at, deve veya araba üzerinde taşınan ve işaret vermek için kullanılan büyük davul.
Zilli Maşa: 1. Uçlarına zil takılmış maşa biçiminde bir çalgı. 2. Edepsiz, şirret.
Menkıbe: 1. Din büyüklerinin veya tarihe geçmiş ünlü kimselerin yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikâye.
2 . Olağanüstü olaylarla ilgili anlatı.
İroni: 1.Gülmece. 2 .Söylenen sözün tersini kastederek kişiyle veya olayla alay etme.
Kroki: Bir konu veya nesnenin başlıca özelliklerini yansıtacak biçimde hazırlanmış taslağı.
Hadise: Olay :)
Hibrit: 1 Melez. 2.Teknoloji İki farklı güç kaynağının bir arada bulunması
Sarfınazar: 1. Saymama, dikkate almama. 2. Vazgeçme.
Siyonizm: XIX. yüzyıl sonlarında çeşitli ülkelerde Yahudilerce ortaya atılan, Filistin’de bağımsız bir Yahudi devleti kurmayı amaçlayan akım.
Mercan Resifi: Yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı 20 °C’nin üzerinde bulunan bölgelerde, kıtasal kenardaki adaların sığ sahillerinde, kalkerli bitkisel ve hayvansal organizmaların yığılımı.

NTV Haber Devamı... (http://www.ntvmsnbc.com/news/472944.asp)

Mehtap Deniz
01-05-2009, 23:30:46
KENDİ DİLİNİ İYİ BİLMEYEN YABANCI DİL ÖĞRENEMEZ

Bedri Rahmi Eyüboğlu "Üç Dil" adlı şiirinde "En azından üç dil bileceksin", "En azından üç dilde düşünüp, rüya göreceksin" derken, yabancı dil öğrenmenin ne kadar önemli bir konu olduğunu hatırlatıyor. Dil eğitimi ne zaman başlamalı, nasıl olmalı ve ebeveynler bu konuda nasıl bilinçlenmeli ve hangi yolları takip etmeli?

Haberler.com (http://www.haberler.com/kultur-sanat/) - 01 Mayıs 2009

Bazı çocukların yabancı dil öğrenme istekleri diğerlerine göre fazla olabilir. Müzik kulağına sahip çocuklar dilin ritmini yakalayarak, duyduklarını kolaylıkla tekrar eder. Yeni öğrendiğini daha uzun süreli hafızada tutabilenler yabancı dili öğrenmeye daha yatkın olur. Sosyal becerileri diğerlerine göre daha gelişmiş çocuklar, yabancı dili korkusuzca kullanabilir. Üç günlük yazı dizisinde Mef İlköğretim Okulu Bölüm Başkanları Sedat Kocağlu, Işık Ertürk, Saadet Aksoy, Gökben Şahin, Kamil Alkaya, Uğur Erekti ve Suzan Balıkçıoğlu destek oldu.

YABANCI dil uzmanlarına göre bir çocuğun dil öğrenirken geçirdiği bazı evreler var. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

3-5 yaş grubu

Bu dönemde çocuk hızlı öğrendiği gibi hızlı da unutur. Bu nedenle öğrendiklerini sürekli pekiştirme ve tekrarlamaya ihtiyaç duyar. Öğrenmekten çok edinmek ön plandadır: Çocuk neden ve nasılı sorgulamadan duyduğunu tekrarlar. Tekrarladıklarının gerçek yaşamda somut karşılığını gördüğü sürece söylediklerine anlam yükler.

Tıpkı Türkçe öğrenirken olduğu gibi sözlü kültür gelenekleri, yabancı dili edinmesinde büyük rol oynar. "Anlamaz", "seviyesinin üstünde" mantığı ile yaklaşmak, öğrencinin dil kazanımını engeller. Öğrendiklerinin nedenini ve nasılını sorgulamadığı bu dönemin avantajını mümkün olduğunca kullanmakta yarar var. Masal dünyasına isteyerek girdiği, çizgi film karakterleriyle tanıştığı bu zaman diliminde evde bazı kanalların çocuk programlarının İngilizce izlenmesi (çocukla birlikte) yararlıdır. Ancak anne-baba izlediklerini anlayıp anlamadığı konusunda çocuğu sorguya çekmemeli. Çocuk paylaşmak isterse zaten bunu yapar.

6-10 yaş grubu

Okuma-yazmaya başladığı dönemde, okulun yabancı dil eğitimine yaklaşımı büyük rol oynar. Okuldaki programın başlangıcı, harflerin sesleriyle okumayı öğretmek olmalıdır ki, tekerlemeler, şarkılar, oyunlar doğru telaffuzla öğrenilebilsin. Bu yaşlarda edinilen telaffuz, daha sonraki yaşlarda çok zor değiştirilebilir. Özellikle sonradan yurt dışında okuma olanağı bulamayacak öğrenciler için bu önemlidir.

Çocuk, Türkçe ve yabancı dilde okuma-yazmayı aynı anda rahatlıkla öğrenebilir. Artık okulun, evin ve ailenin dışındaki dünyanın farkına varmaya başlar. Bu dönemde utanma duygusu fazla olduğundan yanlış yapmaktan çekinir. Gereksiz bir zorlama çocuğun hayatı boyunca yabancı dilden uzaklaşmasına neden olabilir. Anne-baba ve öğretmenler kendi hırslarından uzak, mümkünse doğal bir ortamda, yabancı dil eğitimini güçlendirebilir. Okulun doğru kaynakları kullanarak, çok iyi bir okuma-yazma programı benimsemesi, çocuğun üniversite yaşamında yansımasını gösterir.

11-14 yaş grubu

Çocuk artık nedeni ve nasılı sorgulamaya başlar. Analiz becerisi oluşur. Dilbilgisi bu dönemde öğretilmeli. Eleştirel ve şikayetçi olduğu bu dönemde isteği kırılmamalı. Anne-babanın sürekli ne kadar yabancı dil bildiğini sorgulaması, çocuğun öğrenmesini yavaşlatabilir. Bu dönemde çocuk farklı becerilerde başarı gösterebilir. Bu nedenle tek tip sınavlar öğrencinin başarısını tam olarak göstermez. Sınavlarda alınan notlar başarısızlık duygusunun artmasına ve de dilden soğumasına neden olacağından, ölçme-değerlendirmenin okullarda çeşitlilik göstermesi gerekir. Unutmayın: Çocuğun büyüklerle öğrendiği yabancı dili konuşmak istememesi, o dili öğrenmediğini göstermez. Sadece onun için bu durum doğal değildir. Olanağınız varsa, o dili kullanması için doğal ortam yaratın. Bakın sizi nasıl şaşırtacak!

Çocuğunuz yabancı dile yatkın mı

Kendi dilini iyi kullanabiliyorsa,

Öğrendiği tekerlemeleri, şarkıları rahatlıkla tekrarlıyorsa,

Bir nesnenin başka dildeki adını merak ediyorsa,

Yanlış yapmaktan korkmuyorsa, çocuğunuz ileride iyi bir yabancı dil öğrencisi olur. Bunun için okulda öğrendiklerini sizinle paylaşması için onu zorlamadan, sıkmadan zaman ayırın.

Dil gelişimi sıfır yaşında başlar

ÇOCUĞUN duymaya başlar başlamaz, dil gelişimi de başlar. Bebek önce etrafındaki sesleri dinler, zamanla taklit etmeye başlar. Ardından konuşma süreci ile dil gelişimi devam eder. Eskilerin "sözlü kültür gelenekleri" bebeklikte ve erken çocukluk döneminde sözel ve dilsel zeká gelişimi için en mükemmel ortamları oluşturuyordu. Annenin bebeğini uyutmak için söylediği ninniler, büyüklerin anlattığı masallar, tekerlemeler, sorulan bilmeceler birebir etkili unsurlardı. Günümüzde büyükşehirde yaşayan anne babalara ve çocuğa bakan diğer kişilere çok iş düşüyor. Bebekleri ya da çocukları televizyon karşısında bırakarak oyalamak, onların dil gelişimine zarar vermek demektir.

Türkçe ve yabancı dil eğitimi paralel olmalı

Mef İlköğretim Okulu Müdürü Bahar Ulusoğlu Darn

TÜRKÇE ve yabancı dil eğitimi birbirine paralel olmalı. Türkçe’yi iyi konuşan bir öğrenci, yabancı dilde de kendisini güzel ifade edebilir. Bu nedenle ailelerin önce çocuklarına küçük yaştan itibaren ana dilini doğru kullanmasını öğretmesi gerekiyor. Okulların görevi dil eğitiminde mümkün olduğu kadar doğal ortamı çocuklara sağlamalı. Çocuk yabancı dili işte bu ortamlarda öğrenmeli.

Aileler ne yapabilir

Bir veya birkaç ninni öğrenerek çocuğunuzla kendi sesinizle iletişim kurabilirsiniz.

Çocukluk döneminde ona bazı akşamlar masal anlatmak çocuğunuzun çok hoşuna gider.

Masal başlarındaki tekerlemeler tüm çocukların en sevdiği kısımlardır. Sakın o kısımları atlamayın. Masal içinde geçen deyimler ve atasözleri, kalıplaşmış halk deyişleri dil gelişimi için anahtar unsurlardır. Bunların anlamları üzerine konuşmak çocuğunuzun dilin soyut alanlarını kavramasına yardımcı olacaktır.

Masal anlatırken ses tonunuzla ve bazı önemli sahnelerde durup bekleyerek çocuğunuzu heyecanlandırın ve onun da masaldaki olaylar hakkında tahminlerde bulunmasına izin verin. Böylece ona yorum gücü katmış olursunuz.

Eğer çocuğunuz okuma yazma biliyorsa masalları ya da öyküleri birlikte okuyun. Bu sayede ona akıcı bir okuma kazandırırsınız. Küçük canlandırmalar yapın.

Birbirinize bilmeceler sorun, aile içinde bilmece yarışmaları düzenleyin. Sözel dilsel ve mantıksal matematiksel düşünme becerileri bu sayede kaynaşır.

Tekerlemeleri tek nefeste hiç takılmadan söyleyebilme mahareti aslında iyi bir diksiyonun da ön koşuludur. Yarışmacı ruha sahip bir çocuğunuz varsa tekerleme söyleme yarışmaları hazırlamak, sonuna da küçük ödüller belirlemek size ve çocuğunuza harika zaman geçirtecektir.

Okullar ne yapmalı

Okuma alışkanlığı için çocuğu özendirmeli.

Okunacak materyallere okul içinde kolayca ulaşılabilmeli.

Öğrencilerin sözlü ifadesi, vurgusu, tonlaması, vücut duruşu gibi dilin diğer sözel becerileri üzerinde özel uygulamalar yürütmeli.

Tüm sanat dalları için anadili eğitimi içinde bir yaklaşım geliştirmiş olmalı. Örneğin ilköğretimin son yıllarında öğrenciler bir sanat eseri üzerine (şiir, öykü, roman, şarkı, resim, heykel, grafik, film vb.) söz söyleyebilmeli, eleştiri yazabilmeli.

Öğrencileri farklı yayın ve yazarlarla buluşturabilmeli, fuar organizasyonları düzenleyebilmeli. Böylece okuduğu kitapların yazarlarıyla tanışma şansı yakalayan çocuk, hem toplu etkinlik alanlarını kullanma becerisini kazanır, hem de bir kitabın görülmeyen öyküsüyle buluşur.

Mehtap Deniz
20-05-2009, 18:55:53
Bu da Türk Dil Kurumu forması

Hürriyet (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11685227.asp?gid=233) / Gündem

Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof.Dr. Şükrü Haluk Akalın, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’na bağlı kurumların, bir futbol turnuvası düzenlediklerini açıkladı.

Turnuvada, TDK olarak ilginç bir uygulamaya da imza attıklarını belirten Akalın, "Formalarımıza reklam almak yerine ’bağlaç olan de-da ayrı yazılır, gereksiz yere yabancı kelime kullanma, gereksiz virgül kullanma" yazdıklarını bildirdi.

Mehtap Deniz
05-06-2009, 20:06:43
Türk Dil Kurumu'ndan kısaltma açıklaması

Türk Dil Kurumu (TDK), “Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kısaltmasının 'AK Parti' olarak belirtilmesinin kısaltmalarla ilgili kurallara aykırılık göstermediğini” bildirdi.

Hürriyet (AA) (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11804128.asp) - 5 Haziran 2009

Türk Dil Kurumundan yapılan yazılı açıklamada, “Kamuoyunda 'Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kısaltılmış adının yazımına ilişkin tartışmalara açıklık getirmek üzere, daha önce TBMM Başkanlığına sunulan yazılı soru önergelerine yazdığımız resmi yazılardaki ve çeşitli basın kuruluşlarından gelen sorulara verdiğimiz yanıtları içeren açıklamamızı bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunuyoruz” denildi.

Açıklamada, kısaltmanın; “bir kelime, terim veya özel adın içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve sembolleştirilmesi olduğu” hatırlatılarak, ihtiyaca göre her zaman kısaltma yapılabileceği belirtildi.

“Önemli olan, yapılan kısaltmanın benimsenmesi, yaygınlaşması ve tutunmasıdır” denilen açıklamada, kısaltmalarda herkesçe uyulan genel bir sistem bulunmamakla birlikte Türkçede bazı kuralların yerleştiğine işaret edildi.

Kurumun 2005'te yayımlanan Yazım Kılavuzu'nun “Kısaltmalar” bölümünde, “kuruluş adlarının kısaltmaları genellikle her kelimenin ilk harfinin büyük olarak yazılmasıyla yapıldığına” yönelik kural bulunduğu kaydedilen açıklamada, buna ilişkin çeşitli örneklere yer verildi.

Bu kuraldan ve bugüne kadar oluşan gelenekten hareketle, parti adlarının kısaltmalarında da aynı yolun izlendiği belirtilen açıklamada, ancak kimi zaman adı oluşturan baş harfler yerine, addaki hecelerle de kısaltma yapıldığının görüldüğüne dikkat çekildi.

Kurumlar, kuruluşlar, derneklerin adlarını belirledikleri gibi adlarının kısaltmalarını da belirleme özgürlüğüne sahip bulundukları ifade edilen açıklamada, bu türden kısaltmalarda açık adı oluşturan sözlerin baş harfleri alınarak kısaltma yapılabildiği gibi açık addaki sözlerin ilk heceleri alınarak da kısaltma yapılabildiği kaydedildi.

Açık addaki “ve” bağlacını kısaltmaya dahil etmeme gibi bir tutum olsa da kimi kuruluşların ve şirketlerin hecelendirme yoluyla yapılan kısaltmalarda bağlaçlara da yer verebildikleri belirtilen açıklamada, şu değerlendirmeye yer verildi:

“Kısaltmaların baş harflerden değil de hecelerden oluştuğu örnekler de vardır. Örneğin, 'Anavatan Partisi'nin ilk kısaltması olan ANAP partinin açık adıyla farklılık göstermektedir. 'Ana Vatan Partisi' adında geçen 'vatan' sözüne kısaltmada yer verilmemiştir. 'Türkiye Bilimsel Teknik ve Araştırma Kurumu'nun adı da TBTAK biçiminde değil, ilk iki sözün ilk heceleri alınarak, TÜBİTAK biçiminde kısaltılmıştır. 'Türkiye İstatistik Kurumu'nun adı da TİK biçiminde değil, TÜİK biçiminde kısaltılmıştır. Bu uygulama da kısaltmaların bir türü olarak kurallaşmıştır.

'Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kısaltması da addaki ilk iki sözün baş harfleriyle bir hece oluşturularak yapılmıştır. Bu kısaltma söz konusu partinin tüzüğünde de yer almıştır. Başka pek çok örnek göz önünde bulundurulduğunda açık adı 'Adalet ve Kalkınma Partisi' olan kuruluşun kısaltmasının tüzükte 'AK Parti' olarak belirtilmesinden dolayı böyle bir adlandırmanın, kısaltmalarla ilgili kurallara aykırılık göstermediği görüşüne varılmıştır.”

Mehtap Deniz
15-11-2009, 17:39:20
1 Kelime 1 İşlem’e Ödül

Türk Dil Kurumu, kitle iletişim araçlarının toplumda dil becerisinin geliştirilmesi, doğru ve düzgün Türkçe kullanımının yaygınlaştırılması noktasında yüklendikleri sorumluluk dolayısıyla radyo ve televizyonların yayınlarına gerek hazırlık aşamasında gerekse yayında her türlü desteği vermektedir.

Ayrıca Kurum yazılı ve görsel basında yayınlarını Türkçenin doğru, düzgün kullanımını temel alarak yapanları, teşekkür yazıları ve ödüllerle teşvik etmekte, örnek göstermekte bu yolla da toplumda Türkçe duyarlılığının artmasını hedeflemektedir.

Bu bağlamda, TRT Eğitim Kültür Programları Müdürlüğünce hazırlanan ve 27 yıldır yayın hayatına devam eden 1 Kelime 1 İşlem adlı yarışma programı Türkçenin doğru kullanımına gösterdiği özenin yanı sıra Türkçenin zengin söz varlığının toplumumuza özümsetilmesine, yarışmacılarla birlikte izleyicilerin söz dağarcığının genişlemesine katkıda bulunması dolayısıyla Türk Dil Kurumu tarafından ödüllendirildi.

1 Kelime 1 İşlem’e ödülü, Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın ve Prof. Dr. Recep Toparlı’nın katılımı ile verildi.

www.tdk.gov.tr (http://www.tdk.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFA79D6F5E6C1B43FF3 67EEC3328026340)