PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : İşte kitap - okuyun







commodore1tr
02-12-2006, 21:00:05
Bu Kitap Bir Harika Dört Avukatin Hile Ve Ser Ile Arkadaşlarini Aldatip Alsancakta Yemek Yemelerini Anlatiyor... Ne Arasaniz Var Raki Roka Kalamar Cinayet Katliam Beraat. Heyecan Içinde Okuyacaksiniz...

Firat Yayinevi Nin Bu Eseri Atay Dağitim Tarafindan öbür Dünya Dahil Olmak üzere Dağitimdadir. Esin Lenerek Yazilan Bu Eser Morçati Grubunun Yüksel şubesinde Parasizdir...

Harun Gür
02-12-2006, 21:16:37
Canımız yanmış gibi değil, canımız yana yana haykırıyoruz.
Açız çünkü açız...

"Kimler ki topluca yemek yer, rakı (şarap, bira vb. alkollü içecek) içer de haber vermez." Vurulmaları durumunda sigortalarının yarısını da ben ödeyeceğim. :)

Av.Duygu Tekay
02-12-2006, 21:21:51
Çok sıkıcı bir kitap. Ben okudum. Yayınevı,yazar ve dağıtımcılar aleyhne açılacak davada ücretsiz avukatlık yapmaya talibim....

deniz02
22-12-2006, 00:12:29
İşte bir kitap önerisi de benden:

"Devletin yeniden üretimi" yazarı: Jacqueline Stevens

Kolay anladığımı söyleyemem , sözlük kullanarak okuyorum; ilginç ve sürükleyici bir kitap, hukukçuların daha kolay anlayabileceği bir eser.

asumanselin
22-12-2006, 13:35:11
Deniz02 ;Commodore1tr nin bahsettiği bir kitap yok sadece site içindeki sohbetleri şakalamış.

deniz02
22-12-2006, 13:50:13
Uyardığınız için teşekkür ederim sayın asumanselin, :)
zaten kitap ismi de verilmemiş ama şakaveri de olsa, sayın commodore1tr bir konu oluşmasına vesile olmuş.

Bu başlık altında herkes, okuduğu/ okmakta olduğu/ beğendiği kitapları önerse bir sakıncası olmaz sanırım.

Sevgilerimle, iyi çalışmalar...

asumanselin
22-12-2006, 15:27:35
Konu başlığı açılmış... Sanırım kitap tavsiye edilebilir..
Ben son zamanlarda sadece Commodore1tr Beyin yazılarını okuyorum. Benim tavsiyem bu...

Av.Duygu Tekay
22-12-2006, 18:56:32
Sayın asumanselin;
siz commodore1tr Bey'in yayımlanmış olan kitabını okumalısınız diyorum.

asumanselin
23-12-2006, 10:26:51
Kitabın adı nedir? okumak isterim.

hancer
25-12-2006, 20:26:14
Doslar; Nihat genc' e ait ARKASI KARANLIK AGACLAR lutfen bulun okuyun.Okuma fırsatı bulamıyanlar için,ayrıca tarafımdan mors alfebesı seklınde sesli olarakta yayın yakında faalıyete gececektır.

commodore1tr
25-12-2006, 22:37:49
Nasıl yani dı da ve da dı olarak mı?

ozanyazar
08-01-2007, 16:20:31
Tavsiye ederim
Bırakıp Gittin Beni Yaralı
http://www.kitapstore.com/goster/kitap.asp?kitap=49948&SID=779511600911
http://www.kitapstore.com/i/k/49/49948_k_8949.jpg

monica
13-02-2007, 21:17:59
Ahmet şerif izgören kitaplarını tavsiye ederim.

avcunuzdaki kelebek.

www.izgorenakin.com

wish_joy
13-02-2007, 22:47:08
Ben bu kitabımı işde okumaya kalksam müdürüm beni tazminatsız yollarr

exclusive
25-09-2008, 04:19:42
Merhabalar bence tam rahmetli Aziz Nesin'in Zübük kitabını bir kez daha okuyabiliriz. Zamanıdır diye düşünüyorum.

çoban
23-06-2009, 22:34:54
Kalemler Konuşunca...

Bir kitap yazıp 20 yıl sonra yayınlanmasını bekleyecek kadar sabırlı mısınız? Yaptığınız kitap eleştirisi yüzünden 1,5 yılınızın hapiste geçmesine razı mısınız? "Kalemler Konuşunca"da bu soruların yanıtını bulacaksınız. (http://www.ntvmsnbc.com/id/24977731/)

ERDEM ÖZTOP
1983 İzmir doğumlu. Lise yıllarına kadar Uşak'ta yaşadı. Anadolu Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümündeki öğrenimini yarıda bıraktı. İlk yazısı 2002 yılında Cumhuriyet Kitap ekinde, ilk söyleşisi 2003'te Hürriyet Gösteri dergisinde yayımlandı. Yedi yıldan bu yana Cumhuriyet Kitap ekinde ve Hürriyet Gösteri dergisinde düzenli söyleşileri yayımlanıyor. Halen yönetici asistanı ve medya sorumlusu olarak çalışıyor.

http://www.ntvmsnbc.com

çoban
20-12-2009, 21:58:20
GANDHI; BİR ÖZYAŞAM ÖYKÜSÜ

Yazarı: MAHATMA GANDI
Çeviren: VEDAT GÜNYOL
Hazırlayan:

Yayınevi: CEM YAYINEVİ
Yayın Yeri: İSTANBUL
ISBN NO:
Yayın Yılı: 2001

Dili: Türkçe
Sayfa Sayısı : 496
Ebat : 13.5x19.5
Kağıt :
Cildi: Karton Kapaklı
Durum: Yeni

Açıklama:Hindistan`ın milli ve dini lideri olan Gandhi (Mahatma "Yüce Ruh") 1869`da Porbandar`da doğdu. Kültürlü ve varlıklı bir ailedendi. Ahmedâbâd Üniversitesi`nde okudu ve Londra`da hukuk öğrenimi gördü. Bombay`da bir süre avukatlık yaptıktan sonra, 1893`de gittiği Güney Afrika`da 21 yıl yaşadı. Orada Transvaal British-Indian Derneği`ni ve Indian Opinon Gazetesi`ni kurdu. Bu ülkede oturan 150.000 Hintlinin haklarını savundu. Hint Bağımsızlık Yasası`nı burada hazırladı. 1914`de yurduna dönen Gandhi, I. Dünya Savaşı sırasında İngilizlere dostça davrandı. Ancak 13 Nisan 1919`da Amritsar`da geçen kanlı olaylardan sonra onlara kesin olarak cephe aldı. Uygulamaya başladığı etkin ve önemli taktikler çerçevesinde bütün Hindistan halkını pasif direnişe ve İngilizlerle işbirliği yapmamaya çağırdı. 1922 Delhi Kongresi`nden sonra İngiliz yetkili organlarınca mahkum edilip 2 yıl tutuklu kaldı. 1920`de yalnız protesto hareketinin lideri olan Gandhi artık ülkesinin milli kahramanıydı. 1930`da İngiltere`ye karşı açıkça mücadeleye girişti, yeniden tutuklandı. Gandhi bundan sonra sonraki yıllarda birçok kez tutuklanıp serbest bırakıldı, ünlü açlık grevlerini yaptı, ama hemen hemen her eylemini bir siyasi zaferle noktaladı. Nihayet 15 Ağustos 1947`de Hindistan bağımsızlığına kavuştu. Ruhundaki yücelik ve ender rastlanan zekâsıyla çağdaş tarihin en önemli kişilerinden olan Gandhi, siyasi ve ahlaki inançlarının temelini bağlı bulunduğu Cayna dininden alıyordu. 30 Ocak 1948`de bağnaz bir Brahman tarafından Yeni Delhi`de öldürüldü.

Bora Baykal
21-12-2009, 12:44:57
İlla ki klasikler!

Suç ve ceza
Vadideki zambak
Ana
Savaş ve barış
Ekmeğimi kazanırken
Babalar ve oğullar
Selvi boylum al yazmalım..

Bora Baykal
26-12-2009, 16:10:35
Biraz önce kitapları toplarken The Secret ilişti gözüme. Çok büyük bir merakla almıştım, sonunu getiremedim,sıkıldım açıkçası. Konusu; çekim yasası olan buna benzer bir çok kitap daha çıktı sonrasında..

"Avukat olacaktı muhterem" Yazarı Kadir Şinas..
Okumanızı öneririm; meslekle ilgili sorunların hiciv edildiği bir kitap..:)

Bora Baykal
26-12-2009, 17:27:35
Türk Aynştaynı -Oktay Sinanoğlu

Bora Baykal
26-12-2009, 17:30:01
Türk Aynştaynı kitabı oktay sinanoğlu

Türk Aynştaynı, Emine ÇAYCI'nın Oktay Sinanoğlu ile yaptığı 435 sayfalık, uzun bir söyleşiden oluşmuştur. Ancak söyleşi bölümünün ardından Sinanoğlu'nun hayat hikayesi tarih sırasına göre verilmiştir. Ayrıca Sinanoğlunun yayınlanmış yüzlerce kitap, makale v.b. yayınlarının bibliyografyası kitaba eklenmiştir. Kitabın son bölümü, Sinanoğlu'nun hayatının çeşitli dönemlerine ait çekilmiş fotoğraflardan bir albüm ve yine Sinanoğlu hakkında yerli ve yabancı basında çıkmış haber küpürleri ve ona verilmiş ödüllerin belgelerinden oluşmaktadır.

Oktay Sinanoğlu, söyleşi boyunca kendisi, ailesi, mesleği, hayatı, gezileri, büyük projeleri, bilimsel ve sosyal konulardaki tespit, görüş ve yorumlarını aktarır.

Oktay Sinanoğlu, bir Türk bilimadamı olarak dünyada kendini kabul ettirmenin ötesinde, ürettiği teoriler, oluşturduğu kuramlarla kimya, fizik, biyoloji alanlarında çığır açmış bir insandır. Hayat hikayesi kısaca şöyledir: 1935 yılında Türkiye Eğitim Derneği, Yenişehir Lisesinde burslu olarak okudu ve okulu birincilikle bitirdi. Okulun bursuyla kimya mühendisliği eğitimi almak üzere ABD'ye gitti. Kaliforniya'da Berkeley Üniversitesinin Kimya Mühendisliğini1956′da birincilikle bitirdi. 1957 yılında dünyaca meşhur bilimadamlarının yetiştiği MIT'de (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) Yüksek Kimya Mühendisi oldu. Yine Berkeley'de iki yılda Kimya Doktorasını tamamladı. Yale Üniversitesinde iken, 1963′te ABD'nin en genç profesörü oldu. Beraber çalışmaya başladığı ilk doktora öğrencilerinden yaşça daha küçüktü. Amerikada Yale, Harvard gibi iki üniversitenin iki kürsüsünde ders veriyor, ülkenin çeşitli şehirlerindeki üniversitelerine konferans ve seminerlere çağrılıyordu. Aynı anda dünyanın en tanınmış kimya, matematik ve fizik dergilerinde makaleleri yayınlanıyordu. Bir yandan da National Science Foundation, Ulusal Bilim Vakfı'nın araştırma projelerine katılıyordu.

Oktay Sinanoğlu kısa zamanda Kuantum Fiziği ve Kimyası, Moleküler Biyoloji ve Matematik alanlarında yüzlerce teorem geliştirdi. Dünya bilim literatürüne eşi benzeri az görülür biçimde katkılarda bulundu. ABD, Batı ve Doğu Almanya, Fransa , İsveç, Japonya, Hindistan, Rusya ve Meksika ve daha pek çok ülkeye bilimsel araştırmalar ve projeler için gitti. Üst düzeyde bilimsel ve devlet nişanları aldı. Devlet başkanlarının şeref konuğu oldu. Konferanslar verdi ve bilimsel toplantılara katıldı. Nobele aday gösterildi; öğrencisi Nobel ödülünü kazandı.

İstanbul'da 19 Ağustos - 5 Eylül 1964 tarihleri arasında sonradan Boğaziçi Üniversitesine dönüşecek olan Robert Koleji binasında ilk kez bir uluslar arası yaz okulu düzenledi. Kuantum "Nicem" Kimyası üzerine yapılan bu yaz okulunda savaş sonrası ve soğuk savaş dolayısıyla birbirnden kopuk olan dünyanın dört bir yanındaki bilim adamlarını bir araya getirdi ve bu alandaki alışverişle bilimsel anlamda yeniliklere Türkiye'de adım atılmasını sağladı. Konferans bildirilerinden oluşan üç cilt çeşitli ülkelerde 30 yıl boyunca ders kitabı olarak okunmuş.1965′te İstanbul Yeşilyurt'ta Çınar Otel'inde Yüksek Enerji Fiziği üzerine, ikinci uluslar arası yaz okulunu düzenledi. 1969′da İzmir Urla'da "Atom Fiziğinde Yeni Yönler" üzerine üçüncü uluslar arası yaz okulu düzenledi.

ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitelerinin kurucuları arasında yer aldı. 1968′de ODTÜ'de Kuramsal Kimya Bölümünü kurdu. 1973′de Boğaziçi Üniversitesi'nde danışman profesör olarak çalıştı. 1974′te Milli Eğitim Şurasına katıldı ve bilim ve teknoloji eğitiminin Türkçe olması gerektiği üzerine konuşmalar yaptı. 1994 -1995′ te Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümünde profesör ve rektör danışmanı olarak görev yaptı. Halen aynı bölümde profesörlük görevini yürütmektedir.

Bilim dünyasında olduğu kadar özel hayatında da çok renkli bir kişiliğe sahip olan Sinanoğlu, yelkenlisi ile sık sık uzun okyanus gezileri yaptı, pilotluğu öğrenip uçuşlar yaptı.

Farklı zaman ve zeminlerde sürdürülen bu söyleşide Oktay Sinanoğlu bir çok konuda ilginç fikir ve düşüncelerini açıklamaktadır. Bunlardan bazıları şöyledir: "Dünyada önemli bazı ülkeler, Türkiye'de kurulan bazı uluslar arası dernekler vasıtasıyla va bazı kişilerin özel çıkarları bu işe alet edilerek Türkiye'nin bilimsel gelişmesini önlenmeye ve baltalanmaya çalışılmaktadır. Türkçe'nin bilimsel araştırma dili olmaktan çıkarılması ve bunun yerine İngilizce yada bir başka yabancı dilin eğitim dili haline getirilmeye çalışılması ve hedefli bilimsel araştırmaların engellenmesi yada kösteklenmesi bu gayretlerin bir ürünüdür"

Sinanoğlu'nun üzerinde durduğu konulardan bir tanesi de bilim adamlarının nasıl yetiştirileceği, bilimsel araştırma yöntemlerinin nasıl olması gerektiği hakkındadır. Bilimsel ürün ortaya koymanın ve bir eser meydana getirmenin yolunun, işin sonundaki maddi ödül ve gelirleri, bilimsel ünvan ve lakapları, tanınma ve ünlü olma gibi meyveleri düşünmeden çalışmak olduğunu anlatır.

Sinanoğlu'na göre "Bilimci; araştırıcı, sorgulayıcı ruhtaki insandır. Bilim ise, konserve kutusuna konmuş bilgilerin tümü demek değildir. Bilim canlı bir organizma gibidir; devamlı değişir, gelişir, yeni verileri tutmayan yerine yeni varsayımlar, kuramlar üretilir, onlar sürekli denenir, sınanır, sorgulanır, yeni verilerce çürütülmediği sürece yaşar. Hal böyle olunca gerçek bir bilimcinin kalıp kafalı, slogan kafalı, değişik düşüncelere kafası ve yeni olgulara gözü kapalı olması mümkün değildir. Araştırıcı, sorgulayıcı ruhla, bağnazlığın herhangi bir türlüsü bir arada bulunamaz"

Sinanoğlu'nun yaşamı boyunca önemli bir özelliği de her zaman her platformda el üstünde tutulmasına ve ünlü olmasına rağmen, Türk milletinin kültürüne, diline tarihine ve değerlerine kendini sımsıkı bağlı hissetmiş ve bu bağlılığın bir gereği olarak yıllardır gözlemlediği, dış dünyayla karşılaştırarak, düşünerek vardığı sonuçları Türk halkının her kesimine, hiçbir ayırım yapmadan iletmeyi vicdan borcu olarak görmüştür. Türk milletinin değerlerini de dış dünyaya aynı heyecanla tanıtmaya çalışmıştır. Örneğin, Türk ve Japon kültürleriyle ilgili yaptığı karşılaştırma ve değerlendirmeler, Japonya'da büyük yankı uyandırmış ve iki kez Japonya'ya davet edilmiş ve Türk resmi heyetine başkanlık yapmıştır. Bu sırada yapılan görüşmelerin sonucu olarak İpek Yolu dizisi projesi ortaya atılmış ve Japonya'dan Türkiye'ye kadar sadece Japonca ve Türkçe konuşularak tarihi İpek Yolu güzergahı üzerindeki milletlerle iletişim kurulabileceğine Japonları ikna etmiş ve buralardaki ortak kültürün filme çekilerek sergilenmesini önermiştir. Japonlar bu projeye hayran kalmış ve gerçekleştirmişlerdir.

Sinanoğlu'nun değindiği ilginç konulardan bir tanesi de Avrupa ve ABD'de, zannedilenin tersine, kendi şahsi tecrübelerini anlatarak söz ettiği bilim hırsızlığının yaygın olduğudur. Bilim adamlarının üçüncü dünya ülkelerinden gelen genç, zeki ve dinamik ya da yalnız sahipsiz bilim adamlarının bilimsel ürünlerinin ve çalışmalarının gasp edildiğini ve bu alanda bilimsel mafya ve çetelerin oluşmuş olduğunu ileri sürmektedir.

Söyleşi boyunca Sinanoğlu'nun vurguladığı ana temalardan bir tanesi de Batı Dünyasının Türkiye üzerinde korkunç oyunlar oynadığıdır. Nedeni ise Türkiye'nin konumu, tarihi mirası, kültür mirası ve üstlenebileceği ekonomik ve siyasi rolün muazzam potansiyelin, batı dünyasını korkuttuğu gerçeğidir ve Türkiye'nin, toparlanıp en az Japonya gibi bir ülke olması korkusudur. Sinanaoğlu!na göre "Batı, Türkiye'yi karşısında bir daha büyük güç olarak görmek istemiyor. Dolayısıyla en yoğun yıkıcı etkinlikleri Türk milletinin köküne, kültürüne, diline ve geçmişine makas atılması üzerinedir. Üniversitelerimizde ve hatta orta öğretim kurumlarımızda İngilizce ile eğitim yapmanın sürekli empoze edilmesi (yabancı dil öğretimi değil) Türkiye üzerine oynanan oyunların en tehlikelisidir. Bu ancak sömürge ülkelerde görülebilecek bir durumdur; Ülkeyi içten fethetmenin en etkili yoludur."

Kitap baştan sona heyecan dolu bir hayat hikayesini aktarmaktadır. Oktay Sinanoğlu akıcı konuşmasıyla okuyucuyu kendine bağlamaktadır. Okuyucu Türkiye ve dünyanın son elli yıllık panoramasını film izler gibi kitabı elinden bırakmadan okuyabilir.

Bora Baykal
26-12-2009, 18:13:59
AY IŞIĞI

USTA YAZAR HAROLD PINTER'I 1.ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE "AY IŞIĞI"OYUNU İLE ANIYORUZ
Organizatör:
YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ OYUNCULARI

İngiliz Tiyatrosu'nun ve Absürd Tiyatro'nun en usta yazarlarından Harold PINTER'ın 1. ölüm yıldönümünde ölümü anlattığı Ay Işığı kitabı ve oyununu okumanız ve izlemenizi öneririm.

Bir adam
Bir ay ışığı.

Bir adam,
Bir kadın
Ölmek mi zor,
Yaşamak mı?

Bir küçük kız
Ve kaybolan bir ay ışığı.

İki genç adam,
Duvarın içinde olmak mı,
Dışında o...lduğunu sanmak mı?

İki adam,
İki kadın
Sonrası hiçbir zaman bilinmezken
Geleceği bırakıp
Geçmişi saklamak mı

Bora Baykal
26-12-2009, 19:26:55
Dipten gelen dalga -Ilya Ehrenburg.Lise çağlarında okumuştum.Okunmasını öneririm.2 cilt ama çok sürükleyici..

Dipten Gelen Dalga
1. Cilt

Paris Düserken, Firtina ve Dipten Gelen Dalga'dan olusan nehir roman, 20.yüzyilin en hareketli dönemini tüm taraflari ve çesitli yönleriyle tasvir eden dev bir eserdir. Üçlemenin bu son cildi, Ikinci Dünya Savasi sonrasinda kurulan yeni dünyayi anlatiyor. 20.yüzyilin ortasinda büyük bir yara açarak beliren dehset bitmistir ama, simdi daha sinsi ve daha gizli bir savas baslamistir. Dolayisiyla, o önüne çikan her seyi yakip kavuran firtina dinmis gibi görünse de küller arasinda kalan kordan yeni firtinalar körüklenmektedir. Ehrenburg bu kitabinda Soguk Savas'in ilk yillarina ayna tutuyor. Fasizmin yikamadigi Sovyetler Birligi'ne karsi ABD'de yapilan planlar, Pentagon'dan Paris Hükümeti'ne kadar uzanan entrikalar ekseninde hayata geçirilirken, sosyalizm ve kapitalizm arasindaki savasin yeni cephesinde yasayan direnis güçleri de yeni durum için mevzilenmektedir.

Yüzyilin en büyük romanlarindan sayilan ve sayisiz dilde basilarak milyonlarca insan tarafindan begeniyle okunan bir klasik.

Bora Baykal
26-12-2009, 19:34:46
Türkan / Tek ve Tek Başına-Ayşe Kulin

Bir ülkeden cüzzamı kovdu. Türk, Kürt, Süryani demeden, kırsalın evlere hapsedilmiş kızlarına kapıları araladı, ışık tuttu yollarına.

Hırpaladılar, yerden yere vurdular, ne gâvurluğu kaldı ne Kürtçülüğü, ne komünistliği. Ömrünün son döneminde de darbeci yerine kondu. Umurunda bile olmadı.

Çünkü o sadece yüreği insan sevgisiyle dolu bir hekimdi. Hayatı boyunca tek isteği, iyi ve dürüst bir insan olmaktı. "Bütün işlerimi tamamladım. Konser gecesini de atlattıktan sonra, kemoterapiyi kestireceğim. Yolcu yolunda gerek!"

Sarıseker
30-12-2009, 17:47:10
Suç ve Ceza
Okumayanlar mutlaka okumalı :ok

monica
14-01-2010, 17:43:12
" iyi seçilmiş kitapları okumak, geçmiş yüzyılların seçkin zekalarıyla önceden düzenlenmiş bir konuşmaya katılmak gibidir" (DESCARTES)