PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : İdam Cezası







ozcanhukuk
07-07-2002, 15:33:06
Anayasamızın kişinin hakları ve ödevleri başlıklı ikinci bölümünde,XIII. Hakların korunması ile ilgili hürriyetler kısmında, C. Suç ve cezalara ilişkin esaslar başlıklı 38. Maddesine 3.10.2001 günlü 4709/15 s. Kanunu ile eklenen 7. Fıkrası ile Savaş,çok yakın savaş tehdidi ve terör suçları halleri ölüm cezası verilemez. hükmü getirilmiştir.

Anayasamıza eklenen işbu fıkra karşısında Ceza Kanunlarımızda ölüm cezasını öngören düzenlemeler açıkça Anayasaya aykırı duruma düşmüştür.Halen yargılanan sanıklar hakkında TCK. 51yahut 59 .vs maddelerindeki indirimlerin uygulanacak olması da söz konusu idam cezası öngören Ceza Kanunu hükümlerin anayasa aykırılığını bertaraf etmez,nitekim Anayasa'mıza eklenen fıkrada 'ölüm cezası infaz edilemez' denmemekte 'ölüm cezası verilemez' denilmektedir. Ayrıca Anayasa'mızdaki değişiklik gereğince uyum yasaları çıkarıldığında TCK. 450 maddesi için ölüm cezası yerine daha düşük cezayı öngören cezaların öngörülmesi halinde sanığa verilecek ceza hesap edilirken cezada indirime daha düşük bir cezadan başlanacağından ortaya daha düşük bir sonuç ceza çıkacaktır. Bu itibarla önemli olan idam cezası alıyor olmak değil idam öngören Ceza Kanunu maddesi ile yargılanıyor olmaktır.İzah edilen nedenlere göre haklarında idam cezası öngörülen sanıklar Anayasa'nın 152.maddesi uyarınca Anayasa'ya uygunluk bakımından denetimi maksadıyla dosyanın küllen Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na gönderilmesi ve Yüksek Mahkeme'nin vereceği kararın mesele-i müstehire sayılmasına karar verilmesini talep etmesi gereklidir.

Ancak uygulamada bu konudaki anayasaya aykırılık iddialarını Anayasa Mahkemesi'ne gönderme kararı veren bir Mahkeme duymadım.Bu şekilde anayasa aykırılık def'ileri ile karşılaşan mahkemeler anlaşılmaz bir şekilde anayasa değişikliğine nazaran çıkarılacak uyum yasalarını beklemektedirler.Anayasa Mahkemesi'nin anayasaya uygunluk denetimi müessesesi dururken Mahkemelerin parlamentonun yasa çıkarması ihtimaline göre yasanın çıkarılmasını bekletici mesele sayması uygun mudur? Elbette ki değildir.Yargıçlar hukuk adına yazılı olmayan ve ne olduğunu salt olarak kendileri bildikleri hukuku uygulama durumundalar, ısrarla yapılan anayasaya aykırılık def'ilerine rağmen Mahkemelerimiz ısrarla uyum yasalarını bekleme gerekçesiyle idam konusunda haklı anayasa aykırılık def'ilerini Anayasa Mahkeme'sine götürmüyorlar.Mahkemelerimiz bu def'ileri Anayasa Mahkemesine götürdüklerinde başka mesele ve itirazlar da ortaya çıkacak, bu defa terör suçu işledikleri gerekçesiyle haklarında idam cezası uygulanması istenen sanıklar da Anayasa'ya aykırılık iddiasında bulunabilecek.

İdam cezası niçin kaldırılmıştır? İdamı kaldıran düşüncede adi suç-terör suçu ayrımı yapılabilecek mi? Bakalım neler olacak?

ömür
07-07-2002, 17:06:24
İnanın uyum yasası mı uyuma yasası mı bekliyoruz ben de bilemiyorum. Ama gerek Anayasa değişiklikleri, gerekse Af yasaları ya hiç çıkmayacaktı, ya da madem çıkarılıyor o zaman herkese eşit uygulanmalı idi. Ve beğensek de begenmesek de eşitlik ilkesi gereğince terör suçlarına da tatbik edilmeli idi. Sanırım mahkemeler dahi ne yapacağını şaşırmış durumda. Talimatlarla genelgelerle hukuk uygulamaya çalışırken, kanuna, anayasaya uymaya veya itiraz edip dava açmaya güçleri yok. Yargı bağımsızlığına aykırı bu durum nasıl düzelir bilemiyorum. Benimki sadece bir yorum işte.
Saygılarımla

İLKEL
08-07-2002, 16:56:39
Hakimleri bağlayıcı hususlar dikkatinizden kaçıyor arkadaşlar. Mesela emsal kararlar. Örneğin aynı mahkemede 1.Asliye ceza hakimi aynı suça beraat kararı verirken, 2. Asliye Ceza hakimi mahkumiyet verince "Adalet BAKANLIĞI" müfettişi neden sen böyle yaptın diyor. Siz olsanız ne yaparsınız burnunuzun dikine gider bildiğinizi mi okursunuz yoksa genel görüş neyse ona mı uyarsınız?

Yargıç
15-07-2002, 00:17:00
İdam cezasının yeterince tartışılmadığı düşüncesindeyim.Biz hukukçular idam konusuna salt olarak AB'ye girme yolunda AB tarafından istendiği için idama karşı olanların görüş açısından bakamayız.Bir ceza olarak idam doğru mudur değilmidir?Bunun enine boyuna tartışılması lazımdır.Unutulmamalıdır ki toplum tarafından tartışılmadan her alanda yapılan değişimler toplumca benimsenmemektedir.Ben bir ceza biçimi olarak idam cezasına karşı değildim,birtakım insanlık dışı suçlarda idam cezası verilebilmeli düşüncesindeydim,ancak meslek hayatımda edindiğim tecrübelerle ulaştığım sonuç beni idama karşı olmaya götürdü.Nitekim adli hataların çok yapıldığı memleketlerde idam cezası dönüşü ve telafisi imkansız zararlara yol açmaktadır.Ülkemizde de adli hataların sıklıkça yapıldığ nazara alındığında idam cezasını destekleyemiyorum ve bundan dolayı idam cezasına karşıyım.

mserhat
16-07-2002, 18:47:04
Anayasada yapılan değişiklik ile idam cezasının kaldırılması, zaten uzun yıllardır ülkemizde bu cezanın uygulanmamakta olması sebebi ile aslında pek fazla bir değişiklik getirmemiştir. Ancak, idam cezasının uygulanmasından yana olan biri olarak beni asıl üzen konu bunun sırf AB'ye girme sürecinin bir adımı olarak yapılmış olmasıdır. Zira idam cezasının kaldırılması gerekiyorsa bile bunun siyasi bir gereksinim sonucu değil hukuk devletinin gereği olarak hukuksal bir zemin içinde gerçekleştirilmesi gerekirdi. Keza bu anlamda terör suçları nedeni ile verilmiş idam cezalarının kapsam dışında bırakılması da, hukuki bir gerekçe ile değil, yine malumunuz siyasi bir korkunun tezahürüdür.

Ayrıca, sayın 'yargıç'ın idam cezasına karşı olmasındaki gerekçeyi haklı bulmakla birlikte, adli hataları idam cezasının kaldırılmasına gerekçe yapmak yerine, bu konuda yargı sisteminin yanlışlıklarını ve eksikliklerini düzeltmenin başta devlet olmak üzere tüm hukukçuların görevi olduğunu zannediyorum.

mserhat

ozcanhukuk
17-07-2002, 23:06:19
Aşağıdaki ileti Sayın İsmail Duygulu'nun yahoomail hukuk grubuna gönderdiği yazıdan alınmıştır!

OFİS'TEN BAKIŞ&
İsmail DUYGULU
Tel:0.242.248 74 41 & Fax:0.242.248 7443

ismailduygulu@ixir.com

İdam cezası, Avrupa Birliği ve Türkiye...
Toplumların hükümranları tarafından konulan kuralların ihlal edilmesi karşısında, yaptırım yöntemlerinden birisi olarak uygulanan "idam
cezası", Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olarak anılan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Koruma Sözleşmesine ek olarak, taraf ülkelerce imzalanan 6 nolu protokol ile kısmen, 13 nolu protokol ile tamamen kaldırıldı.

İdam cezasının kaldırılmasına yönelik faaliyetlerde bulunan ve masrafları Avrupa Birliği (AB) tarafından karşılanan İtalyan Nessuno Toccihi Kokki Kaino Derneği'nin açıkladığı raporunda, 2001 yılında 34 ülkede 4700 kişilin idam edildiği belirtildi. 4700 kişiden 4610'unun (%98), rejimlerinin diktatörlük ile yönetildiği ileri sürüldü. Dünyada 69 ülkede idam cezası bulunurken, bunlardan sadece 13 ülkenin demokrasi ile yönetildiği belirtiliyor. Japonya dahil idam cezasının bazı ülkelerde devlet sırrı gibi olmasından dolayı resmi rakamlara asla ulaşılamadığı kaydedilirken, tahmini olarak, Çin'de 3500, İran'da 198, Irak'ta 179, Kenya'da 100, Tacikistan'da 100, Vietnam'da 100, Suudi Arabistan'da 82, Yemen'de 80, Afganistan'da 68 olduğu; rakamları resmen kabul edilen ABD'de 66, Tayland'da 18, Tayvan'da 3, Bangladeş'de 2, Japonya'da 2, Endonezya'da 2, Bostwana'da ise 1 kişinin idam edildiği bildirildi.

Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı, (TESEV)'in yaptığı ankete göre, Türkiye'de halkın yüzde 64'ünün Avrupa Birliği'ne
girmekten yana olduğunu ortaya koydu. Bir halk oylaması yapılsa, halkın yüzde 64'ü ile AB'ye olumlu oy kullanacağı anlaşılıyor. Siyasi partilerimizden HADEP seçmeninin yüzde 87'si, CHP'nin yüzde 82'si, ANAP'ın yüzde 80'i, DSP'nin yüzde 78'i, MHP'nin yüzde 71'i, DYP'nin yüzde 70'i, AKP'nin yüzde 56'sı, SP'nin ise yüzde 40'ının AB üyeliğini desteklediğine dair ipuçları elde edildi. TESEV'in anket sonuçlarına göre, "AB'ye üyelik için, ağırlaştırılmış müebbet hapis şartıyla idamın her suç ve herkes için kaldırılması"na verilen toplam desteğin yüzde 62, karşı yanıtın ise yüzde 33 olduğu ifade edildi...

Türkiye henüz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6 nolu protokolünü imzalamadığı gibi, daha yeni bir tarihte kabul edilen 13 nolu protokolü ise gündemine dahi alamadı. Oysa Aralık 2002 tarihinde Avrupa Birliği gündeminde, üyeliği konusunda bir karar verilecek olan Türkiye'nin zorunlu olarak önüne konulan şartları yerine getirmesi bekleniyor. Bu şartların arasında idam cezasının tamamen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve eki protokollere uygun şekilde kaldırılması yer alıyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine taraf Avrupa ülkelerinde, bu sözleşmeye ek 6 numaralı protokol çerçevesinde ölüm cezalarının kaldırılması konusunda yapılan düzenlemelere paralel olarak, Anayasanın 38'inci maddesinde, 3.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle,
"Savaş, çok yakın savaş tehdidi ve terör suçları halleri dışında ölüm cezası verilemez" hükmü getirildi.

Bu değişiklik henüz "terör suçları" adı altında bir kısım suçları kapsam dışı bırakmakla henüz geri bir konumda ama, yine de
desteklenmesi gereken bir adımdır. Meclis, bu anayasa değişikliğine uygun yasal düzenlemeleri yapmayı gündemine aldı, fakat birileri bu geri adımı dahi engellemeye, siyasi yarar üretmeye çalışıyor. Bakalım süreç neyi gösterecek?