PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Anayasa Paketi Referanduma Giderse Oyunuz Ne Olur?







ozcanhukuk
21-12-2002, 20:37:22
Bildiğiniz gibi İktidar partisi olan AK Parti genel başkanı R. Tayyip Erdoğan'a Siirt seçimlerine katılma ve başbakanlık yolunu açabilecek olan Anayasa değişikliği paketi "kişiye özel" olduğu gerekçesiyle Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer tarafından "veto" edildi.
Kulislerde AK Parti grubunun anayasa değişikliğini değiştirmeden aynen Köşk'e geri göndermek üzere karar aldığı ve Meclisteki çoğunluğu ile bunu başaracağı konuşuluyor. Bu durumda Anayasa gereğince Sezer'in anayasa değişikliğini imzalamak durumunda olacağı biliniyor. İşte bu durumda ne olacağı sorusu önem kazanıyor ki kulislerde bu durumda Sezer'in referandum kartını kullanarak anayasa değişikliğini referanduma götüreceği konuşuluyor.
Değerli site üyelerinden tüm bu olasılıklar gerçekleştikten sonra yani anayasa değişikliği referanduma götürüldüğünde oylarının ne olacağını soruyoruz. Oyunuz ne olur?
-Evet,
-Hayır,
-Sandığa gitmem.
Ayrıca verilen cevapların gerekçesini forumda tartışmaya davet ediyorum. Sevgi ve saygılarımızla,

ozcanhukuk
22-12-2002, 01:59:17
Memleketimizin gereksiz sürtüşmelerden kurtulup uzlaşıya ihtiyacı olduğu bir anda Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Anayasa'nın 76., 78. ve 67. maddelerindeki değişikliği düzenleyen anayasa değişikliği ile ilgili yasayı veto etmesi yeni bir gerilime sebep olmuştur. Bildiğiniz gibi Köşkten veto edilen anayasa değişikliği paketinde ideolojik ve anarşik suçlardan mahkum olanlar affa uğrasalar bile milletvekili olamazlar" hükmünü, "terör suçundan mahkum olanlar milletvekili olamazlar" şekline çeviren ve Tayyip Erdoğan'ın önünü açan 76. madde değişikliği ve ara seçimlerin yapılmasını bir ön süreye (genel seçimlerden seçimlerden 30 ay sonra, bir sonraki genel seçimden 12 ay önce) ve düşen milletvekili sayısı şartına bağlayan (27 kişi) 78. maddede bu şartların kaldırılmasına yönelik değişiklik vardı. Cumhurbaşkanımızın anayasada gösterilen "yasaları veto etmek" ve bir kez daha görüşülmek üzere Meclis'e göndermek yetkisini kullanırken bir kesimi değil genel olarak kamuouyunu ve genel kamu vicdanını gözeterek davranması,hele de Türkiye'de olduğu gibi makamının Parlamenter demokrasinin sorumsuzu olduğu düşünülecek olursa daha da önem kazanıyor. Parlamenter demokrasimizde seçimle gelmeyen bir Cumhurbaşkanının kamuoyunun vicdanı ve isteklerinin ötesinde kimilerince beyaz yurttaşlar gibi isimler de konulmuş olan bir kesime ve bu kesimin kendince geliştirdiği vicdanına,isteklerine göre anayasal yetkilerini sonuna kadar ve seçilmiş parlamento ile tamamen kopuk olarak kullanması ve veto karşısında karşı atak olarak yasayı yeniden Köşk'e gönderen parlamentonun(seçilmişlerin) tavrına karşı yine yetkisinin ucunda bulunan referandumu ortaya atabilmesi bir müddet sonra seçenlerde yani millette Cumhurbaşkanına olan saygıyı azaltabileceği gibi parlamenter demokraside milletin seçime,siyasal düzene ve öncelikle kendine ve seçimine olan güvenini,saygısını azaltır ki en önemlisi budur. Seçilmemiş olanların kendisini seçilmiş olanların önünde görmesi arka planda seçilmemiş olanların kendilerini seçenlerin de önünde gördükleri fikrini doğurur. İşte o zaman egemenlik ve egemenliği kimin kullandığı sorunu ortaya çıkar. Anayasa'nın söz konusu maddelerindeki değişiklikleri öngören yasa,mevcut seçim yasalarına göre ezici bir çoğunlukla iktidara gelmiş bir siyasal partinin ve üstelik ezici çoğunluğuna rağmen daha tasarı halindeyken başlayarak Meclis'ten çıkarılana kadar muhalefeti ile uzlaşı sağlanarak çıkarılmıştır. Bu itibarla çıkarılan yasa Meclis'in iktidar partisiyle muhalefetiyle uzlaşabildiği bir yasadır. Meclisin iradesine saygı duyup ve ancak Anayasa'ya aykırılık görülmüşse Anayasa Mahkeme'sine gitmek parlamenter demokrasi sistemine daha uyarlı bir Cumhurbaşkanlığı olurdu. Cumhurbaşkanı, yasayı veto etmekle iktidarıyla muhalefetiyle TBMM'ye yani parlamenter demokraside milletin hükmi şahsiyet kazandığı haline,kısacası milletin ta kendisine karşı tavır almış oluyor,veto edilen milletin kendisidir. Bir zamanlar mevcut seçim yasaları gözetilerek iktidar hakkında yapılmak istenen meşruiyet tartışmaları bir başka zemine,makama sıçrarsa korkarım ki ortalık yine gerilecek. Mevcut yasalar uyarınca yapılan demokratik seçimlerde ezici bir çoğunluk sağlayarak parlamento çoğunluğunu ve iktidarı oluşturan siyasal partinin meşruiyetinin tartışıldığı yerde milletin iradesine ve doğrdan seçimine danışılmadan gelinen bir makamın yetkilerinin de parlamenter demokrasiye zarar verdiği ölçüde tartışılması ve meşruiyetinin değerlendirilmesi gündeme gelebilir. Gelinen noktada Parlamenter demokrasi üçlüsü olan Meclis,Hükümet ve Cumhurbaşkanlığı arasındaki Parlamenter demokrasilerde olması gereken uyumunun bozulduğu kaygısı geniş toplum kesimlerince gözlemlenmektedir. Milletimiz Sorumsuz statüdeki Cumhurbaşkanını seçimle gelen Meclis'e ve siyasal sorumluluk sahibi Hükümete karşı olarak algılamaktadır. Bu durum ise sakıncalıdır.
Öte yandan veto gerekçesi'ndeki yapılan anayasa değişikliklerinin "kişiye özel" olduğu iddiası esasen değerlendirmeyi yapan makamın kişiye özel değerlendirmesinin göstergesidir. Öncelikle ifade etmek gerekirse hukukun evrensel ilkelerine aykırı bir yasağın kaldırılması kişiye özel diye engellenirse asıl o zaman hukuk devleti ve evrensel hukuk ilkeleri ihlal edilmiş olur. Kaldı ki, bu tarz bir yasal düzenleme Türkiye'de ilk defa oluyor değil, hatırlayınız Abdullah Öcalan yargılanırken TBMM, Anayasa değişikliği yaparak, DGM'lerde askeri yargıçların görevine son veren değişiklikleri gerçekleştirdi ,idamı kaldırdı. Kamuoyu bu olayları Öcalan'ın tesliminde konulan şartların yerine getirilmesi olarak algıladı ve o zaman kamu vicdanı yaralanırken makamlardan beklenen tavırlar gelmemişti,bu durumda makamın "veto" yetkisini kullandığı durumlarda aslolanın Cumhurun istekleri olmadığı tartışıldı. Ayrıca "kişiye özel" denilince şartlı tahliye yasasını da hatırlatmak gerekir.Hatırlayınız Hasan Celâl Güzel faydalanırken aynı durumda bulunan Tayyip Erdoğan, cezasının infaz tarihi itibariyle kapsam dışı bırakıldı. Tabir caizse R. Tayyip Erdoğan'a "kişiye özel" bir muamele yapıldı. O günlerdeki Mahkeme kararlarını,karar nisaplarını hatırlayınız...Öte yandan Türk milletinin oylarıyla lider olarak belirlediği ve tüm Dünyanın da "Türk milletince seçilen lider" olarak algılayıp bu seviyede kabul ettiği AK Parti genel başkanı R. Tayyip Erdoğan'ın önünü kesmeye yönelen tavırlarda bulunmak ve Meclisin müşterek iradesine rağmen hülasa Türk milletinin seçip fiilen lider yaptığı ve tüm Dünyanın da bu durumu görüp Türk Milletinin lideri olarak değerlendirdiği bir politikacının Meclise girememesi ve Başbakan olamaması için yetkilerin en uç noktasına kadar kullanılması Türk milletinin ve tüm Dünyanın nabzının tutulamadığının göstergesidir. Dışarıdan bakınca anlaşılan tutulan nabız Türk milletinde(seçmeninde) ve Dünya'da olmayan bir nabızdır.
TBMM'nin yasayı değişikliğe uğratmadan aynen Köşk'e göndermesi halinde Cumhurbaşkanı Sezer'in,anayasa değişikliğine Anayasa gereği imza attıktan sonra Anayasa Mahkemesi'ne başvurabileceği gibi bu konuyu referanduma da götürebilmesi elbette dayanağını Anayasa'dan alan bir yetkidir. Ancak bu durumda referandum bir yönüyle Cumhurbaşkanın ve temsil ettiği düşüncenin referandumu olacaktır. Ki bu durumda referandumdan anayasa değişikliğine evet çıkarsa bunun anlamı arka planda referanduma götüren düşünceye hayır olacaktır. Nitekim Cumhurbaşkanının referanduma yani halkoyuna gitmesi durumunda, oy veren halk Cumhurbaşkanını oyladığını düşünecek. Ve sonuç ne olursa olsun ya Meclisin ve çıkardığı yasanın millete uyarsızlığı ya da Cumhurbaşkanının millete uyarsızlığı manzarasıyla karşı karşıya kalacağız. Bu itibarla böyle bir referandumun sonuçta kazananı millet alacaktır,nitekim milletin dediği olacaktır,fakat bu referandumun parlamenter demokrasinin kurumlarından birinin kaybetmesini zorunlu kılacağı kuşkusuzdur. Görelim bakalım neler olacak?...

Mesut.Kaya
14-07-2009, 13:04:17
Anayasa'da belirtilen kurumların yetkilerini aşarak diğer kurumların insiyitafindeki işlere karışması bile bir anayasanın ne kadar delindiğinin açık bir göstergesi ve yeni bir anayasanın yapımının gerekliliğini ortaya koymak için yeterlidir.Bu nedenle evet değişmelidir.