PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Kestik diyene Nobel, demeyene hapis







Av.Ali Sinkay
12-10-2006, 16:21:27
Fransada Ermeni soykırımını inkar edenlere ceza öngören saçma sapan bir yasa kabul edildi. Diğer yandan ise Türk yazar Orhan Pamuk Nobel Edebiyat ödülünü aldı.

Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan ilk Türk olan Orhan Pamuk'un romanlarını okumak zor olsa bile romanlarının hiç kuşkusuz edebi değeri var.

Ancak Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülünü kazanmasındaki en büyük faktörlerden biri de batıdaki edebiyat lobilerine karşı şirin görünmesi. Özellikle Ermeniler'le ilgili düşüncelerini açıklaması şüphesiz bu ödülü almasında en büyük rolü oynadı.

Ne yazık ki ortaya çıkan tablo kaba hattıyla şöyle, Ermeniler'i kestik diyene Nobel ödülü, demeyene hapis cezası !

Bakalım biz bu zihinyetlerle ABye nasıl gireceğiz ?

Görünen o ki hem yurtdışındaki hem de yurt içindeki bu saçma düşüncelerle AB yolumuz uzun ve zorlu olacak.

Ancak biz Türkiye Cumhuriyetinin kendi değerleriyle saçma düşünceleri bir kenara itip ABye üye olacağına inanıyoruz..

Haber3.com

Av.Ali Sinkay
12-10-2006, 16:34:52
Fransada sözde Ermeni soykırımının inkarına hapis ve para cezası öngören yasa teklifi parlamentoda kabul edildi. Oylamada 106 evet, 19 hayır çıktı..

Patrik Deveciyan verdiği, bilim adamları ve tarihçilerin çalışmalarının yasanın yaptırımlarından muaf tutulmasına ilişkin değişiklik önergesi de reddedildi.

Teklifin yasalaşması için Senato'nun da onayı gerekiyor. Yasa teklifinin Senato'ya götürülme kararı ise hükümetin elinde bulunuyor.

Yasa teklifi, sözde soykırımı reddedenlere, bir yıla kadar hapis ve 45 bin avro para cezası verilmesini öngörüyor.

Ayrıntılar ve tüm gelişmeler Haber3.com'da olacak.. Bizden ayrılmayın !

NELER YAŞANDI?

Sosyalist Partinin sunduğu, sözde soykırımı inkar edenler hakkında bir yıl hapis ve 45 bin Euroya kadar para cezası öngören yasa tasarısının görüşüldüğü oturumu Meclis Başkan Yardımcısı Helene Mignon yönetti. Genel Kurula çoğu Evetçi yaklaşık 40 kadar milletvekili katıldı. TSİ 10:30da başlayan oturumda iktidardaki Halk Hareketi Birliği (UMP) milletvekillerine 35, muhalefetteki Sosyalist Parti milletvekillerine 20, Fransa Demokrasi Birliği (UDF) ve Komünist Parti milletvekillerine 5er dakika konuşma süresi verildi. Konuşmaların ardından tasarısının oylanması kabul edildi. Daha sonra yasa tasarısı hakkında verilen 5 değişiklik önergesi tek tek tartışmaya açıldı. Son halini alan yasa teklifi oylamaya sunulduğu ve kabul edildi..

Deveciyan Türkiyeyi ve AB temsilcisini suçladı

Oturumda söz alan tasarının hazırlayıcılarından Patrick Deveciyan, "Türkiye inkarcı politikalarını artık ihraç etmeye başladı" diyerek Lyondaki yasa karşıtı gerçekleşen gösterileri Türkiyenin organize ettiğini ileri sürdü.

Deveciyan, Türkiyede ifade özgürlüğünün olmadığını savundu ve Türk Ceza Yasasının 301. maddesine göre soykırım ifadesini kullananların cezalandırılıp mahkum edildiğini iddia etti. Söz konusu yasa tasarısının tarihçileri ve bilim adamlarının kapsamaması gerektiğini savunan Deveciyan, konuşmasında AB Komisyonu temsilcisini de eleştirdi. Deveciyan, sunduğu değişiklik önergesiyle tarihçi ve bilim adamlarının, bu konuda yapacağı araştırmaların yasanın uygulanmasından muaf tutulmasını istediğini söyledi.

Sosyalistler: 'Lyon'daki gösterileri engellemeliyiz'

Sosyalist Parti adına söz alan Rene Rouquet da Lyonda yapılan gösterilere atıfta bulunarak, devletin yasal olarak bu tür gösterilerin önüne geçebilmesi için teklifin kabul edilmesini istedi.
Fransanın Ermeni soykırımını 2001 yılında tanıdığını hatırlatan milletvekili Rouquet, şimdi bu teklife karşı çıkmanın çifte standart olacağını söyledi.

Demokrasi Birliği Partisi: İfade özgürlüğü sınırsız olamaz

Fransa Demokrasi Birliği adına konuşan François Rochebloine ise ifade özgürlüğünün sınırsız olamayacağı görüşünü savunarak, "bir suçun inkarının banal hale getirilemeyeceğini" söyledi.

Hükümet: Tarihi tarihçiler yazsın

Yasa teklifinin tartışılması sırasında hükümet adına konuşan Avrupa işlerinden sorumlu Bakan Catherine Colona, yasa teklifine karşı çıktı.
"Tarihi tarihçiler yazsın" diyen Colona, "Ermeniler Fransada toplumun önemli parçası, acılarını anlıyoruz, bu tarihi gerçeği inkar etmiyoruz.
Türk-Fransız dostluğuna önem veriyoruz" dedi.
"Türkiyenin tarihi konularda devlet çalışması yapmasını ve bunun teşvik edilmesini istiyoruz. Türk ve Ermeni halklarının diyaloguna ve uzlaşısına önem veriyoruz" diyen Colona, Cumhurbaşkanı Jacques Chiracın bu konudaki açıklamasına atıfta bulunarak, "Hükümet olarak yasaya karşıyız" dedi.
Şu anda mecliste değişiklik önergeleri tartışılıyor.
Bu arada, değişiklik önergelerinin tartışılarak teklifin oylanmasına geçilmesine ilişkin yapılan ön oylama kabul edildi.

Halk Birliği Partisinden Lequiller: Teklif anayasaya aykırı

Fransada iktidardaki Halk Birliği Partisi (UMP) milletvekili Pierre Lequiller, yasa teklifinin Anayasaya aykırı olduğunu savunarak, reddedilmesini istedi. Lequiller, genel kurul oturumundaki konuşmasında, tarihin tarihçilere bırakılması gerektiğini söyleyerek, yasa teklifini tehlikeli bulduğunu kaydetti.
Yasa tasarınının Mecliste kabul edilmesi durumunda Senatodan da onay alması gerekiyor. Senatonun da onayından sonra yasanın yürürlüğe girebilmesi için cumhurbaşkanının imzası gerekiyor.

PEKİ YASA NE GETİRİYOR?

Yasa teklifi, sözde soykırımı inkar edenler hakkında bir yıl hapis ve 45 bin avroya kadar para cezası talep edilmesini öngörüyor.
Fransada iktidar partisi, oylamayla ilgili grup kararı almamış ve milletvekillerinin serbest bırakılacağını açıklamıştı.
Sosyalist Partinin sunduğu yasa teklifi, ilk olarak mayıs ayında genel kurulda tartışılmış, teklife karşı çıkan Meclis Başkanı Jean-Louis Debre, "zaman kalmadığı" gerekçesiyle oylamaya geçmeden oturumu kapatmıştı.
Teklifin yasalaşması için, meclisin dışında senatonun da onayı gerekiyor.
Siyasi gözlemciler, teklife karşı çıkan hükümetin, teklifi senato gündemine uzun süre götürmeyeceğini düşünüyor.
Senatonun da onayından sonra yasanın yürürlüğe girebilmesi için cumhurbaşkanının imzası gerekiyor.
Fransız parlamentosu, 2001 yılında kabul edilen bir yasayla sözde Ermeni soykırımını resmen tanımıştı. Parlamentonun kararı, Türk ve Fransız ilişkilerinde gerginliğe yol açmıştı.

Av.Duygu Tekay
12-10-2006, 16:48:58
Pamuk: Çok mutluyum

İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi tarafından her yıl verilen Nobel Edebiyat ödülünü bu yıl kazanan Orhan Pamuk, çok mutlu olduğunu ve ödülü kazanmaktan kıvanç duyduğunu söyledi.

Ödülü kazandığını Amerika'da öğrenen Pamuk, İsveç gazetesi Svenska Dagbladet'in sorularını telefonla yanıtladı.

Gazetenin internet sitesinde çıkan habere göre Orhan Pamuk, "Çok mutluyum. Ödülü kazanmaktan büyük onur duydum. Ödülü almak için Stockholm'e geleceğim" dedi.

Ödül töreni 10 Aralık'ta Stockholm'de düzenlenecek.

Av.Duygu Tekay
12-10-2006, 16:50:52
Chirac: Pamuk'un Nobel almasına memnun oldum

Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Nobel Edebiyat Ödülü#8217;nün Orhan Pamuk#8217;a verilmesinden "memnun olduğunu" belirtti.
Paris#8217;te düzenlenen 7. Fransa-Almanya Ortak Bakanlar Konseyi toplantısının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, "Nobel Edebiyat Ödülü#8217;nün topluma bakışı özellikle akıllıca, güçlü ve liberal olan Orhan Pamuk#8217;a verilmesinden memnun oldum" dedi.

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
12-10-2006, 17:19:39
En çok "Baba ve Piç" sattı !


Türkiye Yayıncılar Birliği'nin (TYB) hazırladığı "Eylül 2006 ayında kitapçılarda en çok satan kitaplar" listesinin ilk sırasını Elif Şafak'ın "Baba ve Piç" adlı romanının aldığı bildirildi.

TYB tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, ülke çapında belli başlı kitabevlerinden alınan satış rakamlarına göre, Eylül ayında en çok satan ilk 10 kitap belirlendi.

Yayıncılık sektöründe sağlıklı verilerin oluşturulması amacıyla her ay hazırlanacağı belirtilen listede, Eylül ayının en çok satan kitabı Elif Şafak'ın "Baba ve Piç" adlı romanı oldu.

Robin S. Sharma'nın "Sen Ölünce Kim Ağlar" adlı kitabı geçen ayın en çok satan ikinci kitabı olurken, Paulo Coelho'nun "Hac" adlı kitabı listenin üçüncü sırasında yer aldı.
Açıklamada, ilk 10'a giren diğer kitap ve yazarlar şöyle sıralandı:

İpek Çalışlar'ın "Latife Hanım", Emre Kongar'ın "Tarihimizle Yüzleşmek", Soner Yalçın'ın Efendi2/Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı", Orkun Uçar'ın "Metal Fırtına 3-Kızıl Kurt", Zülfü Livaneli'nin "Leyla'nın Evi", Hande Altaylı'nın "Aşka Şeytan Karışır" ve Hıfzı Topuz'un "Başın Öne Eğilmesin" adlı kitabı.
***********

YORUMSUZ...

Av.Ali Sinkay
12-10-2006, 17:39:03
Nobel 2006 Edebiyat Ödülü verilen Orhan Pamuk, 1,4 milyon dolar para ödülü ile altın madalya alacak.

İsveç Akademisinin açıklamasında, Pamuk'un, büyürken geleneksel Osmanlı aile ortamından daha Batı yönelimli bir yaşam tarzına dönüşüm deneyimini geçirdiği, yazarın bu konuya, bir ailenin üç neslinin hikayesini anlattığı ilk romanında (Cevdet Bey ve Oğulları) değindiği kaydedildi.

Açıklamada, Pamuk'un uluslararası başarısının (!)üçüncü romanı "Beyaz Kale" ile geldiği, bu romanın 17. yüzyıl İstanbul'unda geçen tarihi bir roman olarak yazılmakla birlikte, içeriğinin farklı türdeki öyküler üzerinden egomuzun nasıl oluştuğuna ilişkin bir öykü olduğu, kitapta kişiliğin değişen bir yapı olarak gösterildiği ifade edildi.

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
13-10-2006, 14:48:18
Oktay Ekşi'ın bugünkü yazısı sanırm tüm duygularımı özetliyor...


Gerçekle yüzleşmek...


ÖNEMLİ iki olay üst üste geldi. Dün "ifade özgürlüğü şampiyonu" geçinen Fransa'nın "ifade özgürlüğünü giyotine gönderen" bir yasa önerisini Ulusal Meclis'inin kabul etmesine tanık olduk.

Bu Fransa için utanç verici olayın etkisini henüz üstümüzden atamadan yazar Orhan Pamuk'un 2006 yılı Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldüğünü öğrendik.

Orhan Pamuk'un aldığı ödül sadece onun değil aynı zamanda "Türkçe"nin ödülüdür. Çünkü bu ödül dilimizin Nobel ödülü kazandıracak zenginlikte ve edebi incelikte olduğunu da ispat etmektedir.

Elbet tüm ulusumuz adına gurur verici bir olay.

Sadece gurur verici değil, bu ödül, kendi ulusunu beğenmeyip ikide bir "Bugüne kadar Nobel almış bir Türk çıktı mı?" diyen, "Türkler geridir, ilkeldir, köylüdür, kabadır" propagandası yapan aile boyu yazarlara verilmiş bir yanıttır.

İlginçtir bunlar Türk ulusunun Nobel ödülü almamasını eleştirirler ama "yazar" olarak kendilerinin neden alamadıklarını sorgulamazlar.

Lafı bu konudan açmışken devam edelim:

Orhan Pamuk'un aldığı ödül evet çok önemlidir ama Pamuk'un bu ödülü almak için yaptığı "atraksiyon"ların unutulmadığı da bir gerçektir.

Ne yazık ki Orhan Pamuk Batı dünyasının özellikle "Edebiyat ödülü almak istiyorsan -haklı olmak şart değil- kendi ülkenle ters düşmelisin" kuralını benimseyip uyguladı:

Tuttu, önce İsviçre'de yayınlanan bir gazeteye "Bu topraklarda bir milyon Ermeni, 30 bin Kürt öldürüldü" diye demeç verdi.

Orhan Pamuk kendisinin sadece "edebiyatçı" değil aynı zamanda "tarihçi" olduğunu söylese, idddiasını ispat edecek kanıtlardan söz etse, dediklerine "bilim" adına kulak vermek gerekirdi.

Ama ortaya ne bir kanıt ne de ciddi bir gerekçe varken kendi milletini böyle ağır bir iftira ile yerin dibine sokmak ancak maksatlı olabilirdi.

Orhan Pamuk'un bir romancı, bir edebiyatçı olarak değerini konunun uzmanları beyan etsinler.

Bize gelince... Sayın Pamuk'a Nobel ile birlikte ahlaki zafiyet ödülü de verilse iyi olurdu diye düşünüyoruz.

Gelelim birinci olaya... Bu konuda bize düşen, bundan böyle her yerde, her fırsatta, her ağzımızı açışta Fransa Ulusal Meclisi'nin "faşizm" ile "özgürlük" arasındaki tercihi faşizm lehine yaptığını vurgulamak olmalı.

Taa ki aynada çehrelerini görsünler, tükürdüklerini yalasınlar.

Daha önce de yazdık. Artık hiçbir Amerikalı karşımıza çıkıp "hukuk" dersi veremez. Hiçbir İngiliz, "İnsan Hakları"nın babası Thomas Pain'le övünemez. Çünkü her iki ülke de "Terörle Mücadele" gerekçesiyle çıkardıkları yasalarla, perişan edilmedik ne hukuk ilkesi bıraktılar ne insan hakkı tanıdılar.

Hollanda'nın, Belçika'nın, Almanya'nın marifetlerini saymaya yer yok.

Ama Fransa tüy dikti. Gerekçesi ne olursa olsun, bir anda karanlık ortaçağ zihniyetinin çağımızdaki temsilcisi konumuna düştü.

Belki de zaten öyle idi ama, biz kendimizi aldatıyorduk.


Oktay Ekşi
Hürriyet
13.10.2006

Pegasus6220
14-10-2006, 06:37:03
Hayır efendim, hiçbir Müslüman yazar Nobel ödülü almadı henüz.



Orhan Pamuk#8217;a Nobel Edebiyat Ödülü#8217;nün verilmesinden sonra, kimi televizyonlarda ve gazetelerde Pamuk#8217;un #8216;ödülü alan ikinci Müslüman yazar#8217; olduğu okudunuz.



Ya cehaletten kaynaklanıyor, ya da #8216;wishful thinking#8217;, yani olmasının arzulandığı gibi düşünme alışkanlığından.



Ama her nedense#8230;



İki kere yanlış veya yalan!



Örneğin Yeni Şafak gazetesi haberi şöyle verdi:



#8220;1982'de Mısırlı edebiyatçı Necib Mahfuz'un ardından Orhan Pamuk Nobel Ödülü alan ikinci Müslüman yazar oldu.#8221;



Hayır efendim, Necib Mahfuz Hıristiyan bir Kıpti idi. Ve hayatını Hıristiyan bir Kıpti olarak yaşadı.



Demek ki neymiş, Necib adına kanıp her sakallıyı dedemiz saymamak gerekiyormuş.



Birinci yanlış bu. O halde Orhan Pamuk Nobel#8217;i alan ilk Müslüman yazar olabilir mi?



Hayır olamaz.



Çünkü Orhan Pamuk Müslüman değil.



Basit bir haberi verirken iç içe yapılan ikinci yanlış da bu.



Beyana itimat esastır ve Orhan Pamuk Müslüman olmadığını La Vanguardia isimli İspanyol gazetesinden dünyaya ilan etmiştir:



#8220;Ateist bir aileden gelme, ateistim.#8217; www.lavanguardia.es.web/20021117



Başa dönüyoruz ve Nobel Edebiyat Ödülü#8217;nü henüz hiçbir Müslüman yazarın almadığını ilan ediyoruz.



Yani Necib Mahfuz#8217;a veya Orhan Pamuk#8217;a ödül verilmesinde #8216;dinler arası diyalog#8217; anlamları çıkartmanın yanlış olduğunun altını çiziyoruz.


Atılgan Bayar
Haberturk 14.10.2006

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
17-10-2006, 15:47:32
17 Ekim 2006

Emin ÇÖLAŞAN ecolasan@hurriyet.com.tr

Nobel'li "Türk"... Maskenin arkası


NÜFUS káğıdında "Türk" yazan birinin Nobel Ödülü alması çok sevindirici oldu.

Hele bazıları sevinçten adeta göbek attı. İşin perde arkasını irdeleyenlerin sesleri medyaya fazla yansımadı. Bu ortamda yansıması da zaten beklenmezdi.

"Türk"e Nobel Ödülü verilmesi süreci uzun süredir başlamıştı. "Türkler bir milyon Ermeni, 30 bin Kürt kesti" sözlerini o arkadaş boşuna söylememişti. Ödülü kapmak için bu ve benzer sözleri söylemek, romanlarında durup dururken Atatürk'ü aşağılamak gerekiyordu. Bu kulisler öylesine "ustaca" yapılacaktı ki, Bay Corc Bush İstanbul gezisinde kendisinden övgüyle söz edecek, Türkiye'yi abluka altına alan AB komiserleri onu evinde ziyaret edip övgüler düzecekti.

Corc Bush İstanbul'da yaptığı konuşmada o zattan boşuna "büyük yazar" diye söz etmedi. Elbet bir bildiği vardı.

Prof. Dr. Erol Manisalı, olacakları hepimizden önce görmüştü. 19 Aralık 2005 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'ndeki yazısının başlığı şöyleydi: "Orhan Pamuk Nobel'i garantiledi." Özetle şunları yazmıştı:

"Pamuk popüler bir yazar. Pamuk meselesi bundan mı kaynaklanıyor? Hayır. Onun sözde Ermeni soykırım meselesinde, ABD ve AB siyasi çevrelerinin görüşlerine destek vermesinden kaynaklanıyor. Bu desteği verirken Türkiye'yi aşağılayıcı bir üslup kullanıyor. Başkan Bush, Ortaköy'de yaptığı konuşmasında Pamuk'tan övgüyle söz ediyor. Brüksel (AB) siyasi çevreleri de her an arkasındalar. Washington ve Brüksel siyasilerinin ve bürokratlarının dayatmak istedikleri emperyalist tutuma destek veren açıklamalar yapıyor. Bush ve Brüksel çevrelerinin Orhan Pamuk'a verdiği desteğin nedenleri ortaya çıkıyor. Ben söylemiyorum, kendileri söylüyor. Emperyalizmin çirkin yüzünün içimize yansıyan çarpıklığını yaşıyoruz.

Sömürgecilerin ekmeğine yağ sürüyorsunuz ve bunu özgürlük adına, demokrasi adına diye pazarlıyorsunuz. Ne acı..."

Erol Manisalı, bu arkadaşın Nobel'i hangi yöntemlerle, hangi pazarlıklarla garantilediğini taaa 10 ay önce yazmış.

* * *

Şimdi de TC uyruklu ve Nobel'li arkadaşın bir romanından Atatürk'le ilgili birkaç alıntı yapalım!

"Çocukluğunda kız kardeşiyle tarlada karga kovalayan sapık bir padişah... Sonra kasaba meydanına dolanır, Atatürk heykeline sıçan güvercinleri ayıplar... Atatürk kendini içkiye vermiş meyhane kalabalığına Cumhuriyet'i emanet etmiş olmanın güveniyle gülümsüyordu... Atatürk'ün leblebi zevkinin ülkemiz için ne büyük bir felaket olduğu..."

Rahmetli Ahmet Taner Kışlalı öldürülmeden kısa süre önce, 27 Ocak 1999 tarihli yazısında Orhan Pamuk için şöyle yazıyordu:

"İnandıklarını açıkça savunanlara hep saygı duydum. O düşüncelere karşı olsam bile. Ama o yürekliliği gösteremeyip de bunu sinsice yapmaya kalkışanlara, oraya buraya "bityeniği" sokuşturanlara hep tiksinerek bakmışımdır. Bunu hep zayıf bir kişiliğin, zavallı bir ruh halinin yansıması olarak görmüşümdür. Oyun maskesiz oynanmalıdır. Çirkinlikleri gizleyen maskelerin indirilmesini de tüm "gerçek aydınlar" görev saymalıdır... Ve Pamuk adlı yazarı isteyen okumalı, isteyen sevmelidir.

Ama ne olduğunu, kim olduğunu bilerek! Maskenin ardındaki gerçek yüzü görerek!"

* * *

Hayat öğrenmekle geçiyor! Şimdi bir şeyi daha öğrenmiş olduk. İsveç'ten Nobel kazanmak için Orhan Pamuk gibi olacaksın. O ülkelerde ağırlanacak, gelir elde edecek, lobi faaliyetini hem ABD, hem de AB nezdinde çok iyi sürdüreceksin.

Türklerin Ermenileri ve Kürtleri kestiğini engin bilginle açıklayacak, hatta bilançoyu bile vereceksin!

"Bir milyon Ermeni, 30 bin Kürt!"

AB ülkeleri ve Nobel Ödülü'nü veren İsveç seni ayakta alkışlayacak, Nobel kulisleri kızışacak. "Bizim Orhan tam isteğimiz adam" sözleri Avrupa ve İsveç'te yankılanacak.

Ama o veciz sözlerinde Ermenilerin kestiği on binlerce Müslüman Türk, PKK'nın şehit ettiği altı bin askerimiz ve polisimiz yer bulmayacak.

Yazdıkların ve verdiğin demeçler için onlardan hep "aferin" alacaksın.

Ermenileri ve Kürtleri kestiğimizi, soykırım yaptığımızı savunacak, Atatürk'le alay edeceksin.

Yine de, ben bu arkadaşa Nobel Ödülü verilmiş olmasından dolayı çok mutluyum valla! Niçin?..

Çünkü onun kimliğinde "TC" yazıyor. O bir "Türk!"

İnanmayan nüfus káğıdına, pasaportuna baksın!

Arkadaş ABD ve AB'yi hoşnut kılmayı başarmış, kulisini yapmış ve yaptırmış, Fransız Parlamentosu Ermeni tasarısını onaylarken, aynı anda ödülü kapmış. Rastlantı!

Türkiye'de daha nice Orhan Pamuk'lar var, darısı onların başına!