PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Belediye encümeni idari para cezaları itirazı







yıldırım yahya berk
27-05-2004, 15:48:50
çankaya belediyesi imar müd.ce ev içindeki tadilata verilen süre içerisinde eski haline getirdiğim ve ayrıcada inşaat mühendisleri odasından aldığım olumlu rapora rağmen encümence verilen fahiş cezaya karşı ne yapabilirim yardımcı olabilirseniz şimdiden teşekkür ederim (Yıldırım Berk 231 81 53(1403)

ergül aykol
16-07-2005, 09:14:04
Belediye Encümeni tarafından verilen idari para cezalarına hangi mahkemede itiraz etmek gerekmektedir.

Av.Fırat Bayındır
16-07-2005, 11:51:25
Size yapılan İPC tebligatında itirazın nereye yapılacağının yazıyor olması lazım.

1 Haziran 2005 tarihinde yürülüğe giren 5326 Sayılı KABAHATLER KANUNU uyarınca, kanunlarda belirlenen idari para cezalarına karşı 15 gün içinde İPC nı veren makamın bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Mahkemesine itiraz edilmelidir.

5326 sayılı kanunu okumanızı tavsiye ederim.

zekayi
18-07-2005, 10:25:55
belediye encümenince İmar kanununun 42. maddesine göre verilen para cezalarına karşı cezanın tebliğinden sonra 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açmanız gerekmektedir
ancak eski hale getirmeniz aldğınız cezanın ortadan kalkmasını sağlamaz
İMAR KANUNU MADDE 42 - Ruhsat alınmadan veya ruhsat veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının yapı sahibine ve müteahhidine, istisnalar dışında özel parselasyon ile hisse karşılığı belirli bir yer satan ve alana 500.000 TL'dan 25.000.000 liraya kadar para cezası verilir. Ayrıca fenni mesule bu cezaların 1/5'i uygulanır.

Birinci fıkrada belirtilen fiiller dışında bu Kanunun 28, 33, 34, 39 ve 40 ıncı maddeleri ile 36 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen mal sahibine, fenni mesule ve müteahhide 500.000 TL'dan 10.000.000 liraya kadar para cezası verilir.

Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen fiillerin tekrarı halinde para cezaları bir katı artırılarak verilir.

Yukarıdaki fıkralarda gösterilen cezalar, ilgisine göre doğrudan doğruya belediyeler veya en büyük mülki amir tarafından verilir.

(...) (Madde 42 nin 5. fıkrası, Anayasa Mahkemesinin, 1 Şubat 2001 tarih ve 24305 sayılı Resmi Gazete#8217;de yayımlanan, 15.5.1997 gün ve E.1996/72 - K.1997/51 sayılı kararı ile yayımından altı ay sonra yürürlüğe girmek üzere iptal edilmiştir.)

İlgili idarenin Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla sulh ceza mahkemesine başvurması üzerine, bu mahkemelerce ayrıca, yukarıdaki fıkralara göre ceza verilen fenni mesuller ve müteahhitler hakkında bir yıldan beş yıla kadar meslekten men cezasına da hükmolunur.

Bu husustaki mahkeme kararları ilgili idarelerce Bakanlığa ve meslek mensubunun bağlı olduğu meslek teşekkülüne bildirilir.

Bu maddeye göre belediyelerce verilen cezalar dolayısıyla tahsil olunan paralar belediye bütçesine irad kaydolunur.

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
18-07-2005, 18:32:41
Sayın Zekayi Bey,

Fırat beyin de belirttiği gibi 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'na göre, kanunlarda belirlenen tüm idari para cezalarına karşı tebliğden itibaren 15 gün içerisinde,idari para cezasını veren makamın bulunduğu yer Sulh Ceza Mahkemesi' ne itiraz edilmelidir. Söz konusu kanunun gerekçesinin ilgili kısmını incelemenizi rica ediyor ve yorumlarınızı bekliyorum.

Saygılar...

...Özellikle ekonomik hayata ilişkin düzenlemeler kapsamında oldukça sık bir şekilde idarî nitelikte ceza yaptırımlarına yer verilmektedir. Bu bağlamda yürürlüğe konan kanunlarda veya kanun hükmünde kararnamelerde kazuistik hükümlere yer verilmektedir. Bu kazuistik düzenlemeler arasında bir sistem birliğinin varlığından söz edilemez. Bunlar arasında bir ahenksizlik hakim bulunmaktadır. Bu nedenle, idarî nitelikteki yaptırımlarla ilgili olarak genel bir kanuna ülkemiz açısından büyük bir ihtiyaç bulunmaktadır. Bu düşüncelerle hazırlanan bu Tasarıda, idarî yaptırımları gerektiren fiiller yani kabahatler açısından kanunîlik ilkesi, zaman bakımından uygulama ve sorumluluk esasları, zamanaşımı, idarî yaptırımların hukukî niteliği, çeşitleri ve sonuçları, bu yaptırımların yerine getirilmesi rejimi gibi konular, bir sistematik çerçevesinde düzenlenmiştir...

MoRTaLFaTaLiTY
27-10-2006, 22:57:46
merhaba. beldeiyeden henüz bir para cezası almadık ama terasa yaptırdığımız iki odalık depoya ruhsat alın ya da yıkın diye uyarı geldi. sonradan bu binayı yan komşumuz şikayet etmiş. ( bu arada belediyeden bir müdür yardımcısı şikayet geri alınırsa sorun kalmaz dedi ). biz bu insanların kendi arsalarında da kaçak yapı bulunduğunu arz ettik. onlar da sizde şikayet edin onlara da geliriz dediler. bizde bunun üzerine onları şikayet ettik.

şimdi belediye bizim yapıya yıkın ya da ruhsat alın kararı verdi onlara da eski yapı kararını açıkladı ( onların kararlarını sözlü olarak açıklıyor )

mahallede altı yedi adet iamara aykırı yapı var ama belediye sadece bizim yapı ile ilgileniyor. belediyenin sadece bir tane evle uğraşması bizde hakkımızın çiğnendiği kuşkusu uyandırdı.

imar kanununda eski yapıları tanımlarken 1985 öncesi yapı olarak tanımlıyor ( doğru anladıysam ). belediye de ise bize inşaatı bitmiş yapılarla ilgilenmiyoruz dediler. benim inşaatımda bitti dediğimde ise sizinkinin yeni olduğu görüntüsünden belli ( pencere takılmamış ) dediler.

iki sene önce yapılmış yapı ile bir ay önce yapılmış yapı arasında bir fark var mıdır.

mahallemizden imar geçmiş sanırım. ev müstakil. ikinci katı imardan sonra yapılmış olduğundan terasa yapılan ek yerin yıkılması gerekiyormuş sanıırm . bize yıkın ya da ruhsat alın diye gelen uyarıdan sonra biz ruhsat almamassak yıkmak zorunda mıyız.

belediyeye karşı hakkımı ( şayet çiğneniyorsa ) nasıl savunurum. teşekkürler.

igazel
26-11-2007, 11:07:57
Dilek Hanım
Zekayi beye katılıyorum. 3194 sk. m32 ve m42 gereğince verilen idari para cezalarında itiraz mercii İdare mahkemesi süre 60 gündür.
Kabahatler kanunu bu durumda uygulanmamaktadır.

eylemeylül
13-12-2007, 14:54:19
15 Kasım 2007 Tarih, Sayı: 26701

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı : 2007/35
Karar Sayısı : 2007/36
Karar Günü : 5.4.2007

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Ula Sulh Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 31. maddesiyle değiştirilen 30.3.2005 günlü, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin, Anayasa’nın 2., 125., 140., 142. ve 155. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY
İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca verilen para cezasının iptali istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

II- İTİRAZ KONUSU YASA KURALI
Kabahatler Kanunu’nun 6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyle değiştirilen ve iptali istenilen bendin yer aldığı 3. maddesi şöyledir:
“Madde 3 - (1) Bu Kanunun;

a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında,
uygulanır.”

III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince yapılan ilk inceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, ilk inceleme raporu, itiraz konusu Yasa kuralı ve gerekçesi ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine göre, bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa, bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaya yetkilidir. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmesi için, elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralın o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak yasa kuralları ise, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.

Ruhsat ve eklerine aykırı yapıldığı gerekçesiyle mühürlenerek inşaatı durdurulan yapı sahibine İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca verilen para cezasının iptali istemiyle açılan davada Mahkeme, Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinin (1) numaralı fıkrasında idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararlarına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabileceği belirtilmekte, 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde de diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, idarî yaptırım kararlarına karşı bu Kanun’da öngörülen kanun yoluna ilişkin kuralların uygulanacağı hükme bağlanmaktadır. Anılan Yasa’nın 27. maddesine 5560 sayılı Yasa ile eklenen (8) numaralı fıkrada ise idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde, idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği hükmü yer almaktadır.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesinde, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıların inşaatının idarece derhal durdurulması ve ruhsata uygun hale getirilmemesi halinde yıktırılması, 42. maddesinde de ruhsat alınmadan veya ruhsat veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine ve müteahhidine para cezası verilmesi öngörülmektedir.

İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca verilen para cezaları, bir yapının ruhsatsız veya ruhsata aykırı veya imar mevzuatına aykırı yapıldığının tespit edilmesi anlamını taşımaktadır. Uygulamada söz konusu aykırılığın tespiti, devam eden inşaatlarda yapı tatil zaptı, tamamlanmış olan yapılarda ise yapı tespit zaptı düzenlenmesiyle gerçekleşmekte ve bu suretle idari işlem kimliğine bürünmektedir. Söz konusu işlemler, yerleşik yargı kararlarında idari davaya konu oluşturabilecek nitelikte idari işlemler olarak kabul edilmektedirler.

Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesi, “idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması hali”nin varlığını aramaktadır.

Bu çerçevede, İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca para cezası verilmesi işlemi, imar mevzuatına aykırı bir yapılanmanın tespiti, önlenmesi veya giderilmesine yönelik idari bir işlemin devamı niteliğinde olduğundan, Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca idari yaptırım kararının yanı sıra idari yargının görev alanına giren başka bir kararın da verilmiş olduğunun ve buna bağlı olarak söz konusu para cezalarına karşı açılacak davalarda idari yargının görevli olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda, İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca verilen para cezasına karşı Sulh Ceza Mahkemesinde açılan dava, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme’nin görevine girmemektedir.
İtiraz başvurusunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

IV- SONUÇ
6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 31. maddesiyle değiştirilen 30.3.2005 günlü, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine ilişkin başvurunun, Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER ve Şevket APALAK’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 5.4.2007 gününde karar verildi.


Başkan
Tülay TUĞCU Başkanvekili
Haşim KILIÇ Üye
Sacit ADALI

Üye
Fulya KANTARCIOĞLU Üye
Ahmet AKYALÇIN Üye
Mehmet ERTEN

Üye
A. Necmi ÖZLER Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR Üye
Şevket APALAK

Üye
Serruh KALELİ Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT



KARŞIOY YAZISI

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun, (1) numaralı fıkrasının itiraz konusu (a) bendine ilişkin kuralın da yer aldığı 3. maddesinde,
“(1) Bu Kanunun;
a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında,
uygulanır” denilmektedir.
İtiraz konusu kuralda, idari yaptırım kararlarına karşı başvurulacak yargı yerinin belirlenmesinde izlenmesi gereken yöntem açıklanmıştır. Buna göre, yargı yerinin belirlenmesine ilişkin diğer kanunlarda aksine bir hüküm bulunmaması halinde bu Kanunda yer alan hükümler uygulanarak yargı yeri saptanacaktır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinin (8) numaralı fıkrasında ise “İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciinde görülür” denilmektedir.
Hükümde, idari yaptırım kararlarına karşı idari yargı mercilerine başvurabilmek için gerekli olan koşullar gösterilmiştir. Buna göre, idari yargının yetkili yargı mercii olabilmesi için, idari işlemle yaptırım kararlarının birlikte dava konusu edilmesi gerekmektedir.
Somut olay ise ruhsat ve eklerine aykırı yapılan inşaatın mühürlenmesi ve durdurulmasına ilişkin idari işleme dayanılarak verilen imar para cezası ve verilen bu para cezasının iptali istemidir. İmar para cezasının iptaline ilişkin açılmış bir dava bulunduğu halde, idari işlemin iptali için açılmış bir davanın varlığı saptanamamıştır. Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca, idari yargının yetkili yargı mercii olabilmesi için, idari işlemle yaptırım kararlarının birlikte dava konusu edilmesi gerekmektedir. Oysa, idari işlemin dava konusu edilmesi, yaptırım kararının dava konusu edilmesi ve bu davaların birlikte açılması yolundaki koşullar olayda gerçekleşmemiştir. Bu durumda, idari yargı merciini yetkili kılan 27. maddenin (8) numaralı fıkrasındaki hükmün olayda uygulanma yeri bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun yetkili yargı yerini belirleyen 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi, adli yargıyı yetkili kılarken diğer kanunlarda aksine bir hükmün bulunmamasını da aramaktadır. Yargı yetkisiyle ilgili diğer kanunlarda aksine bir hüküm bulunmadığı için Anayasaya aykırılık başvurusunda bulunan mahkemenin somut olayda davayı görme yetkisi bulunmakta, dolayısıyla da 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun yetkili yargı yerini belirleyen 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uygulanacak kural olmaktadır.
Açıklanan nedenlerle başvurunun esasının incelenmesi gerekirken, yetkisizlikten dolayı redde ilişkin çoğunluk gerekçesine katılmıyoruz.

Üye
Mehmet ERTEN Üye
A. Necmi ÖZLER

AZLIK OYU

İptal istemine konu yapılan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Yasa’yla değişik 3. maddesinin 1/a bendinde, idari yaptırım kararlarına karşı diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde kanun yolları bakımından bu Yasa’nın uygulanacağını belirtmektedir.
Ancak, 5560 sayılı Yasa’nın 30. maddesiyle 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesine eklenen 8. bentte ise, idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişiyle ilgili idari yargının görev alanına giren karar verilmişse, idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının diğer işlemin iptali istemiyle birlikte idari yargıda görüleceği belirtilmiştir.
Bu kurallara göre, kanun yoluna ilişkin tersi bir kural yoksa, idari yaptırım kararına karşı adli yargıda dava açılacak, ancak aynı konuda idari yargının görev alanına giren bir idari işlem de varsa, idari yaptırım ve diğer idari işleme karşı birlikte idari yargıda dava açılabilecektir.
Başvuran mahkemenin önünde salt para cezasına ilişkin dava bulunduğuna, para cezasıyla ilintili idari yargının görevine giren bir işlemin olduğuna ve buna karşı dava açıldığı yolunda bir belirleme yapılmadığına göre, ortada sulh ceza mahkemesinin ele alacağı bir dava olduğu ve buna olanak veren kuralı uygulayıp Anayasa yönünden irdeliyeceği açıktır.
Belirtilen nedenlerle, itirazın esasa geçilmesi gerekirken yetkisizlikten reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle karara karşıyım.

Üye
Şevket APALAK

yusuf61ts
04-01-2008, 12:27:19
Merhaba. Ben yılbaşında içkiliyken bir olaya karışmadığım halde kolluk görevlisi tarafından 62 ytl ceza yedim. Suçumda sarhoşluk. Ama 5326 sayılı kanunun 35. maddesınde rahatsız edici bir davranışta bulunmam gerektiği yazıyor. Benim sadece soylediğim kelime polise neden demem ve apar topar muayeneye götürülmem. Karakolda bana tutanak imzalatmaya çalıştılar ama imzalamadım. Bana karşı verilen idari para cezasını imzalamadım. İmzadan imtina ettim. Dün sulh ceza mahkemesine dilekçemi sundum. Bana eve tebligat gelecek dediler. Ondan sonrada duruşmam varmış. Ben duruşmada şahit götürmeden suçsuz olduğumu kanıtlayabilirmiyim veya şahit götürme ihtimalim var mı?

bndemir
19-04-2013, 15:34:32
Şimdi idare mah. Md. görüştüm bu konuda son noktayı koyabiliriz BELEDİYE İMAR PARA CEZALARI İTİRAZ MERCİİ İDARE MAHKEMELRİDİRİdir.