1 / 3 Sayfa 123 SonSon
1 den 10´e kadar toplam 23 ileti bulundu.
  1. #1
    Kayıt Tarihi
    Dec 2009
    Nerede
    Yurt Disi
    İletiler
    9
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Post Resmi evrakta sahtecilik zaman aşımı

    Eski TCK yururlukte iken Kasim 2004 yilinda sahte diploma kullanilip islenen suc, bunun 2007 de bir sikayet uzerine ortaya cikmasi uzerine resmi evrakta sahtecilik sucundan 08/08/2007 tarihinde dosyasi acilan ve durusmasi Asliye Ceza Mahkemesi tarafindan halen devam eden sanığın zamanaşımı süresi hesaplanırken eski Ceza Yasasındaki zamanaşımı süresi mi yoksa aleyhe olan yeni zamanaşımı süresi mi uygulanacaktır?

    Bu suçun cezası Eski TCK’da 2-8 yıl arası hapis cezası, yeni TCK. M.204 uyarınca ise 2-5 yıl hapis cezasıdır. Yeni TCK’da 5 yıla kadar olan hapis cezalarının zamanaşımı süresi 8 yıl Eski TCK’da ise 5 yıldır ancak bu suç ile ilgili Yeni Ceza Yasamız cezanın üst sınırını 5 yıl olarak düşürdüğü için eski zamanaşımı süresinin uygulanması çapraz uygulamamı sayılır, bir diğer deyişle kanunların blok uygulanması ilkesine aykırılık mı teşkil eder. Bu konu aslında zamanaşımının maddi hukuka mı, infaz hukukuna mı ait olduğu konusu ile ilgili olduğu için zamanaşımı müessesesi infaz hukukuna ilişkin kabul edilirse, eski TCK’daki zamanaşımı ve yeni TCK’daki cezanın üst sınırının göz önüne alınarak Mart 2012 yili dusunuldugunde zamanaşımından davanın düşürülmesi gerektiği kanaatindeyim, eger ki dava dusurulmesi gerektigi dogru ise ne gibi bir yol izlenmesi gerekir, konu ile ilgili elinde örnek olan arkadaşların ve düşüncesi olan arkadaşların yazmalarını bekliyorum, herkese iyi çalışmalar.


  2. #2
    Kayıt Tarihi
    May 2011
    Nerede
    Ankara
    İletiler
    417
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Resmi evrakta sahtecilik zaman asimi

    Genel ilke olarak kural usul kuralları derhal uygulanır. İstisnası kanunla geçici yada ayrık maddelerle bir düzenleme halinin bulunmasıdır. Lehe yada aleyhe sonuç doğurup doğurmadığına bakılmaz. İlgili Yargıtay Ceza Genel Kurul Kararını ekliyorum ;

    YARGITAY
    Ceza Genel Kurulu
    E: 2006/9-44
    K: 2006/54
    T: 21.03.2006
    CEZA KANUNUNUN ZAMAN BAKIMINDAN UYGULANMA İLKESİ
    KAMU DAVASIYLA ALAKALI HÜKMÜN ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN GEÇİRİLMESİ SEBEBİYLE KURULAMAMASI
    YARGILAMA YASALARININ ZAMAN BAKIMINDAN UYGULANMASINDA GENEL İLKENİN DERHAL UYGULAMA İLKESİ OLMASI
    5271 s. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [Madde 237]
    5271 s. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [Madde 238]
    765 s. TÜRK CEZA KANUNU (1) [Madde 102]
    1412 s. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (1) [Madde 310]
    1412 s. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (1) [Madde 366]
    Şikayetçi-Sanık E.O. hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle TCK’nun 102/6. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına,
    Sanık Y.A.’ın ise beraetine ilişkin, Fatsa Asliye Ceza Mahkemesince verilen, 19.10.2004 gün ve 417/412 sayılı hüküm, şikayetçi tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 30.01.2006 gün ve 6947-244 sayı ile;
    “Hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun 237 ve 238. maddeleri karşısında katılma talebiyle ilgili olarak hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,”isabetsizliğinden bozulmuştur.
    Yargıtay C.Başsavcılığınca 24.02.2006 gün ve 19095 sayı ile;
    “Fatsa Asliye Ceza Mahkemesince 19.10.2004 tarihinde sanığın beraatine karar verilmiş, yargılama aşamasında duruşmalara katılan müşteki sanık E.O.l vekili katılma talebinde bulunmadığı için şikayetçinin davaya katılmasına ilişkin olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir.
    Yargılama sırasında yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 366. maddesinde katılma usulü düzenlenmiştir. Maddenin 1. fıkrasında “Müdahale, merciine verilecek bir dilekçe veya tutanak tutulmak üzere zabıt katibine yapılacak bir beyanla olur. Bu tutanak reis veya hakime tasdik ettirilir.” hükmü getirilmiştir.
    Müşteki sanık veya vekilinin, yargılama aşamasında katılma talebiyle dilekçe ile başvuruda bulunduğuna veya zabıt katibine tutanak düzenlettirdiğine ilişin dosyada hiçbir belgeye rastlanmadığı gibi soruşturmanın genişletilmesi talebine ilişkin dilekçeye de rastlanmadığı, dolayısıyla usulüne uygun olarak katılma talebinde bulunmadığından, yerel mahkemenin bu konuda karar vermemesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
    Ancak; yüze karşı verilen sanık Y.A’ın beraatine ilişkin 19.10.2004 tarihli Fatsa Asliye Ceza Mahkemesinin kararına karşı müşteki sanık 25.10.2004 tarihli dilekçe ile temyiz yoluna başvurmuş ve temyiz incelemesi sırasında da 01.06.2005 tarihinde 5271 sayılı 238. maddelerindeki yeni düzenlemeler yürürlüğe girmiştir.
    Çözümlenmesi gereken sorun katılma ile ilgili olarak 1412 sayılı CMUK’nun mu yoksa hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nun hükümlerinin mi uygulanacağı noktasındadır.
    Sorun, yargılama yasalarının zaman bakımından uygulanması ile ilgilidir.
    Yargılama yasalarının zaman bakımından uygulanmasında genel ilke derhal uygulama, hemen uygulama ilkesidir. Bunun istisnası yasada aksi uygulamanın belirtilmiş olması halidir. Derhal uygulama ilkesi uyarınca, usul işlemleri, yapılacağı sırada yürürlükte bulunan yargılama yasası hükümlerine tabidir. Yürürlükteki yasaya göre yapılmış işlemler de sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle geçerliliğini yitirmeyecektir. Yürürlüğe giren yeni yasa yargılaması devam eden davalarda hemen uygulanacaktır. Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.09.2003 tarih 2003/1-226 Esas, 2003/229 karar ve 24.5.2005 tarih, 2005/7-24 Esas, 2005/56 karar sayılı kararları da aynı doğrultudadır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi de 18.10.2005 tarih 2005/6145-10032 sayılı kararında da “Sanık hakkında açılan kamu davasına karar tarihinde uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 366. maddesi uyarınca usulüne uygun şekilde katılma isteminde bulunup bu sıfatı kazanmayan şikayetçinin temyize yetkisi bulunmadığı, cihetle, vaki temyiz isteminin reddine…” karar verilmiştir.
    Somut olayda, karar 19.10.2004 tarihinde verilmiş olup, temyiz tarihinde sanık ve C.Savcılarınca temyiz edilmediğinden hükmün kesinleştiğinin kabulü gerekir. Zira şikayetçi yargılama aşamasında yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nun 366. maddesi hükümleri doğrultusunda katılma talebinde bulunmadığından hükmü temyize yetkisi yoktur. Aksini kabul etmek sanık açısından kazanılmış hak kuralının da ihlali anlamına gelecektir.” gerekçeleriyle itiraz yasayoluna başvurularak, Özel Daire bozma kararının kaldırılıp, şikayetçinin temyiz isteminin CMUK’nun 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
    Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    Sanığın tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralamaya neden olmak suçundan beraatine karar verilen olayda Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, şikayetçinin hükmü temyiz etmesine yasal olanak bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    Olağan yasa yollarından olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için, bir temyiz davası açılmış olmalıdır. Temyiz davasının açılabilmesi için de, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 310. maddesine göre iki koşulun varlığı gereklidir.
    Bunlardan ilki süre koşuludur. Usul Yasası 310 uncu maddesinde, genel kural olarak tarafların temyiz isteğinde bulunabilecekleri süreyi hükmün tefhiminden, tefhim edilmemişse, tebliğinden başlamak üzere bir hafta olarak belirlemiştir. Temyiz süresi 1412 sayılı CMUK’nun 310. maddesinin 3. fıkrasındaki ayrıksı durum hariç olmak üzere, hükmün açıklanması sırasında hazır bulunanlar yönünden bu tarihte, yokluklarında hüküm verilenler yönünden ise gerekçeli kararın tebliği tarihinde başlar.
    Temyiz davasının açılabilmesi için gerekli olan ve uyuşmazlık konusunu da ilgilendiren ikinci koşul ise istek koşuludur. Yargılama hukukunun temel prensiplerinden olan “Davasız yargılama olmaz.” ilkesine uygun olarak temyiz davası kendiliğinden açılmaz, bu konuda bir isteğin bulunması gereklidir. İstek koşulunun ise bu konuda hak ve yetkisi olan kişilerce yerine getirilebileceği yasa gereğidir. CMUK’nun halen yürürlükte bulunan 305. maddesinin 1. fıkrasında bu kuraldan uzaklaşılmış ve bazı ağır mahkûmiyetlerde istek şartından sanık lehine vazgeçilerek, temyiz incelemesinin kendiliğinden (re’sen) yapılması kabul edilmiş ise de, onbeş yıl ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezalara ilişkin olanlar dışında kalan hükümlerde, süre ve istek koşullarına uygun temyiz davası açılmamışsa hükmün Yargıtay’ca incelenmesi olanaksızdır.
    Öte yandan, gerek öğretide gerekse yerleşmiş yargısal kararlarda, yeni yürürlüğe giren yargılama kurallarına ilişkin değişikliklerin, yapılacak yargılama işlemlerinde derhal uygulanması ilkesi benimsenmiştir. Bu ilke usule ilişkin yeni Yasanın eskisinden daha yeterli ve daha yararlı olduğu ön kabulüne ve ülkede aynı anda birden çok yargılama yasasının geçerli olmaması ilkesine, yasaların yürürlükte kalış süreleri içerisinde, düzenledikleri alanlarda uygulanacağı görüşüne dayanmaktadır. Açıklanan ilkenin istisnası da ancak yeni yürürlüğe konulan yasada geçici maddelerle yapılan düzenlemeler ile ayrık tutulan hallerde ortaya çıkmaktadır.
    Derhal uygulanırlık ilkesinin doğal sonucu olarak, usul işlemleri, yapıldığı sırada yürürlükte bulunan yargılama yasası hükümlerine tâbi olacak ve ceza yargılaması sırasında, yasada değişiklik olduğunda yeni yasa hemen uygulanacak, ancak, bu durum, önceki yasanın yürürlükte bulunduğu dönemde, o yasaya uygun biçimde yapılmış işlemlerin geçersizliği sonucunu doğurmayacağı gibi yenilenmesini de gerektirmeyecektir.
    Bu ilkenin sonucu olarak;
    1- Usul işlemleri mutlaka yürürlükteki yasaya göre yapılacaktır.
    2-Yürürlükteki yasaya göre yapılmış işlemler, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle geçerliliğini yitirmeyecektir.
    3- Yeni yasanın yürürlüğünden sonra yapılması gereken usul işlemleri yeni yasaya tâbi olacaktır.
    4- Yeni yasanın uygulanmasında, sanığın leh veya aleyhinde sonuç doğurmasına bakılmayacaktır.
    Açıklanan bu ilke doğrultusunda, kamu davasına katılma konusundaki yasal düzenlemeler incelendiğinde;

    1412 sayılı CMUK’nun 365. maddesi gereğince, suçtan zarar gören herkesin davaya katılması olanaklıdır. Davaya katılma hakkı olan kişiler bu haklarını aynı Yasanın 366. maddesi uyarınca, ya yazılı olarak dilekçeyle ya da tutanak tutulmak üzere zabıt katibine yapılacak bir beyanla kullanabileceklerdir.
    01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 237. maddesinde ise suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların davaya katılabilecekleri kabul edilmiş, ancak yasa yolu muhakemesinde bu hakkın kullanılamayacağı esası benimsenmiştir. Anılan Yasanın 238. maddesi uyarınca;davaya katılma hakkının kullanılması için dilekçe ile başvurma yönteminin yanı sıra, sözlü olarak yapılan istemin duruşma tutanağına geçirilmesi de yeterli görülmüş, hatta şikayetçi olduğunu bildiren kişiye mahkemelerce, davaya katılmak isteyip istemediğinin sorulması hususunda zorunluluk getirilmiştir.
    Açıklanan yasal düzenlemeler nazara alındığında, 01 Haziran 2005 tarihinden önce sonuçlandırılan yargılamalarda kamu davasına katılma konusunda 1412 sayılı CMUK’nun 365 ve devam eden maddelerine uygun olarak işlem yapılmış olması yeterlidir. Bu süreçte anılan yasal düzenlemeye uygun olarak son soruşturma (kovuşturma) aşamasında katılan sıfatını almayan bir kimsenin, olağan yasa yollarından olan temyiz davasında kamu davasına katılmasına yasal olanak bulunmamaktadır. 5271 sayılı CMK’nun yürürlüğe girmiş olması, daha önce yürürlükte olan yargılama yasasına uygun olarak sonuçlandırılan davalarda, yakınana yeni bir hak bahşetmeyecektir.
    Ancak, 5271 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra, yöntemine uygun bir temyiz başvurusu üzerine hükmün bir başka hukuka aykırılık saptanarak bozulması ile kovuşturma aşamasının kanun yollarından önceki evresine dönüleceğinden, yeniden yapılacak yargılamanın da artık yürürlükte olan 5271 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılması gerektiği gözetilmelidir. Bu nedenle, diğer yargılama kurallarının yanında 238. madde uyarınca yakınana, kamu davasına katılma hakkının bulunduğunun hatırlatılmasının gerektiği de açıktır. Fakat, bu durumda da koşulları varsa sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınması yasal bir zorunluluktur.
    Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
    05.09.2002 tarihinde E.O.'un 3 gün iş ve güçten kalması ile sonuçlanan yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasında, E.O. ve Y.A.’ın kollukta aynı gün alınan beyanlarında birbirlerinden şikayetçi oldukları ve yapılan ön ödeme önerisine uymadıkları, 26.11.2002 tarihinde yapılan sorgularında da her iki sanığın şikayetlerini sürdürdükleri, 03.07.2003 tarihli oturuma Avukat A…. Orhan’ın E.O.….. vekili olarak duruşmaya katıldığı, 22.10.2003 tarihinde Fatsa Asliye Ceza Mahkemesince yapılan keşifte, E.O. vekilinin de hazır olduğu, duruşmada tanık dinletme ve soruşturmanın genişletilmesi yönünde talepte bulunulmuş ise de, katılma istemi anlamına gelebilecek herhangi bir dilekçe sunulmamıştır. Fatsa Asliye Ceza Mahkemesince 19.10.2004 gün ve 417/412 sayı ile;
    Şikayetçi-Sanık E.O. hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle TCK’nun 102/6. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına,
    Sanık Y.A.’ın ise olayda kusursuz olması nedeniyle atılı suçtan beraetine karar verilmesi üzerine, sanık Y.A. hakkındaki hüküm, Şikayetçi-Sanık E.O. tarafından 25.10.2004 tarihinde temyiz edilmiştir, Yargılamanın sürdürülüp, sonlandırıldığı süreçte yürürlükte bulunan yasaya göre davaya katılma isteminde bulunmayan yakınanın, yürürlükteki yasaya uygun olarak verilen hükmü temyiz etme hak ve yetkisinin bulunmadığı açıktır.
    O halde Özel Dairece, 5320 sayılı Ceza Yargılama Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca, hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmayan şikayetçinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, hükmün bozulmasına karar verilmesi yasaya aykırıdır. Zira, verilen hüküm kendiliğinden temyize tabi olmadığı gibi, başvuru tarihinde yürürlükte bulunan yargılama kurallarına göre, temyiz davası açmaya yetkili bir kişi tarafından yöntemince açılmış bir temyiz davası da bulunmamaktadır
    Bu itibarla, işlem tarihinde hükmü temyize hak ve yetkisi bulunmayan şikayetçinin temyiz inceleme istemi üzerine verilen ve adı geçeni temyiz davası açmaya hak sahibi sayan Özel Daire bozma hükmü bu yönüyle isabetsiz olup, Yargıtay C.Başsavcılığının usul ve yasaya uygun itirazının kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, ancak CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak şikayetçinin temyiz inceleme isteminin aynı Yasanın 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmelidir.
    SONUÇ: Açıklanan nedenlerle,
    1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 30.01.2006 gün ve 6947-244 sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA,
    3- Hükmü temyize hak ve yetkisi bulunmayan şikayetçi E.O.’un temyiz inceleme isteminin CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
    4-Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 21.03.2006 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.
    Konu Av.Feyz Pazarbaşı tarafından (19-12-2012 Saat 12:40:58 ) de değiştirilmiştir. Sebep: Yargıtay kararındaki kişi isimleri kısaltıldı.

  3. #3
    Kayıt Tarihi
    Dec 2009
    Nerede
    Yurt Disi
    İletiler
    9
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Resmi evrakta sahtecilik zaman asimi

    Yanitiniz icin tesekkur ederim.
    ilkinde belirttigim uzere sucun islenme tarihi 11/2004 ve dosya acilisi 08/2007
    su an da durusma halen ertelenerek devam etmekte.
    2013 yilinda davanin zaman asimina ugramasi gerekmezmi?

  4. #4
    Kayıt Tarihi
    Dec 2009
    Nerede
    Yurt Disi
    İletiler
    9
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Resmi evrakta sahtecilik zaman asimi

    Bu konu hakkinda bir bilgi verebilecek varmiydi?

  5. #5
    Kayıt Tarihi
    Apr 2003
    Nerede
    İstanbul
    İletiler
    10.210
    Dilekçeler Sözleşmeler
    3
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Resmi evrakta sahtecilik zaman asimi

    Çapraz uygulama yoktur hangi yasa ceza olarak lehe ise zaman aşımında da o esas alınır.

  6. #6
    Kayıt Tarihi
    Feb 2014
    Nerede
    Istanbul
    İletiler
    3
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Resmi evrakta sahtecilik zaman aşımı

    Ben tck 204/1 maddesinden resmi belgede sahtecilik suçundan 2009 yılının 12 ayının 9 unda ceza aldım ve Yargıtay'a temyiz için yokladım acaba hangi tarihte zaman aşım süresi dolar aldığım ceza ise 2 yıl 6 ay dır

  7. #7
    Kayıt Tarihi
    Apr 2003
    Nerede
    İstanbul
    İletiler
    10.210
    Dilekçeler Sözleşmeler
    3
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Resmi evrakta sahtecilik zaman aşımı

    Zaman aşımında suç tarihi esas alınır karar tarihi değil adamı hasta etmeyin.

  8. #8
    Kayıt Tarihi
    Feb 2014
    Nerede
    Istanbul
    İletiler
    3
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Resmi evrakta sahtecilik zaman aşımı

    Sayın Engin bey sizden ricam aşağıda belirttiğim dosya bilgilerine bakaraktan acaba hangi tarihte yargıtaydaki dosyam zaman aşımına uğrar cevabınız için şimdiden tşklerimi ve saygılarımı sunarım.
    Suç tarihim: 24.08.2006
    Mahkeme karar tarihi: 12.11.2009
    Suç: Resmi Belgede Sahtecilik
    Yargılandığım Madde: TCK 5237 sayılı tck 204/1

  9. #9
    Kayıt Tarihi
    Apr 2003
    Nerede
    İstanbul
    İletiler
    10.210
    Dilekçeler Sözleşmeler
    3
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Resmi evrakta sahtecilik zaman aşımı

    12 sene koyacaksınız suç tarihine zaman aşımını bulacaksınız bu da sizin için 2018 oluyor galiba hesap makinesi hatalı değilse şayet parmakla da sağlamasını yaptım

  10. #10
    Kayıt Tarihi
    Feb 2014
    Nerede
    Istanbul
    İletiler
    3
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Resmi evrakta sahtecilik zaman aşımı

    Zaman aşımı süresi 8 yıl değilmi neden 12 yıl koyuyoruz suç tarihinin üstüne bunu açıklayabilirmisiniz lütfen

1 / 3 Sayfa 123 SonSon

Benzer Konular :

  1. Resmi evrakta sahtecilik suçu ve zaman aşımı
    Yazan: barut1899 Forum: Ceza Hukuku
    Yanıt: 4
    Son İleti: 08-08-2013, 18:49:04
  2. resmi evrakta sahtecilik suçu ve zaman aşımı lütfen
    Yazan: barut1899 Forum: Ceza Hukuku
    Yanıt: 0
    Son İleti: 04-08-2013, 15:00:24
  3. Dava Zaman Aşımı (Resmi evrakta sahtecilik)
    Yazan: substar7 Forum: Ceza İnfaz Hukuku
    Yanıt: 0
    Son İleti: 26-02-2013, 07:10:09
  4. Yanıt: 2
    Son İleti: 09-02-2011, 11:02:52
  5. Resmi Evrakta Sahtecilik (TCK 204) Zaman Asimi
    Yazan: substar7 Forum: Ceza Hukuku
    Yanıt: 1
    Son İleti: 10-12-2009, 21:11:54

Bu sayfada bulunan kavramlar:

yalcin güzgü

nitelikli dolandırıcılık zamanaşımı

resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları

evrakta sahtecilik suçunda zamanaşımı

sınav evrakları zaman aşımı ne kadar

yeni tck resmi belgede sahtecilik

ozel evrak sahtecilik zamanasimi

resmi belgede temyiz

Forum

İnternet Araçları

İnternet Araçları

Yetkileriniz

  • Yeni konu açma yetkiniz yok
  • Konuya cevap verme yetkiniz yok
  • Dosya ekleme yetkisi yok
  • İleti düzenleme yetkisi yok
  •  



Hukuk Blog |  2014 tarihli Yasal Siteler Dizini |  Arabulucu |  Hukuk Kitapları |  Fiyat1 |  Alman Hukuku |  ISP Güvenlik AŞ. |  İş İlanları |  Ankahukuk |  Psikoloğum |  Taşınmaz ilanları |  Internet Rehberi |  Türkiye Portalı |  Site Ekleme |  Türkçe-İngilizce Sözlük |  Sihirli Kadın |  Sağlık |  Sanal Turk |  Satılık Düşecek Domainler |  Playbarn Levent |  Kral | 
Hukuki.Net’in Telif Hakları ve 2011-2014 yılları arası Marka Tescil Koruması Levent Patent tarafından sağlanmaktadır.
Hukuki.Net sunucusu yoğun trafiği yönetebilen CubeCDN teknolojisi kullanmaktadır.
Reklam Alanları: Sitenin 2011-2014 yılı reklam pazarlaması MEDYACİN İletişim Reklam Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılmakta olup, reklam talepleri için Medyacin Ltd. Şti. ile iletişim kurmanız rica olunur.