10 / 16 Sayfa İlkİlk 12345678910111213141516 SonSon
91 den 100´e kadar toplam 153 ileti bulundu.
  1. #91
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.814
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Hukuki Net üye ve misafirleri, bu yaz ilaç yapacağız

    Arkadaşlar,
    Size bir araştırma daha nakledeyim:
    Phytother Res. 2002 Dec;16(8):719-22.
    Antioxidant and cytotoxic activities of Hypericum sp. on brine shrimps and human cancer cell lines.
    Couladis M, Badisa RB, Baziou P, Chaudhuri SK, Pilarinou E, Verykokidou E, Harvala C.
    Source

    Department of Pharmacy, Division of Pharmacognosy, University of Athens, Panepistimioupolis Zografou, 157 71 Athens, Greece. kouladi@pharm.uoa.gr
    Abstract
    Ten different samples of five Hypericum sp. were tested on brine shrimps, human colon carcinoma and human hepatoma cell lines for their cytotoxic activities. H. triquetrifolium Turra. (Rafina) showed the highest activity (LC50 = 22 mg/mL) on brine shrimps, while the extracts of the other nine samples showed significant to moderate activities (LC50 from 37 to 107 mg/mL). H. empetrifolium Wild. (Parnon) showed the highest activity in human colon carcinoma and human hepatoma cell lines, with LC50 values 29 and 25.1 mg/mL, respectively, while the LC50 values of the other samples were more than 45 mg/mL. It is very interesting to observe that most Hypericum samples showed good antioxidant activity in vitro.
    Copyright 2002 John Wiley & Sons, Ltd.
    -----
    Önceki mesaj; bakkaldaki bilgisayardan, bu ise; kahvehanedekinden yazılmıştır. Yani; bilgisayarım hurda olmuştur. Yenisini alınca, geniş bir cevap yazacağım
    Sağlıcakla kalın...


  2. #92
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.814
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Hukuki Net üye ve misafirleri, bu yaz ilaç yapacağız

    Arkadaşlar, merhaba...
    Bilgisayarımı yeniledim; 12 ayımı ipotek ederek.
    Önce vatandaşın sarı kantaron diye bildiği H. Perfaratum hakkında bir sitede yazılanın bir bölümünü aktarıyorum:
    "Uykuda idrar kaçırma da sarıkantaron çayı ile tedavi edilebilir, çünkü bu rahatsızlık genelde ruhsal nedenlerden kaynaklanır. Sarı kantoron ayrıca, karaciğeri ve safrakesesini güçlendiren önemli bir toniktir. Sarı kantoron ile ilgili yapılan çalışmalarda; endişe, kayıtsızlık, uyuşukluk, fazla uyuma, uykusuzluk,depresyon ve umursamazlık hissi gibi semptomlarda olumlu gelişmeler görülmüştür. Basit kesikler, regl öncesi rahatsızlıkları, romatizma, ishal, ateş, yılan sokması ve cilt sorunlarının tedavisinde bu bitkiden yararlanılabilir.

    Kanser tedavisinde kullanılan kantaron otu, ilaç yapımı için toplanan özel bir tür olup, genel olarak yurt dışına ihraç edilmektedir.

    Faydaları"
    Bu başlık altında yazılanları okuyanlar; HTT ile H.Perfaratumun kardeş bitki olduklarını bilirler. Her ikisinde de "hiperisin" maddesi bulunur. Aktardığım yazı ne diyor: Kanser tedavisinde... Sakar; yeni bir şey icat etmemiştir. Halktan "hypericum türü" bazı bitkilerin kanser tedavisinde kullanıldığını bilenler vardır.
    25 yıl arayla, aynı bitkinin aynı şekilde yapılması olarak tarif edilen, ama; farklı maksatlar için söylenmiş olmasından sonra bu işe bulaştığımı anlatmıştım. Kolon kanserine yakalanan Dozerci İsmail'i ziyareti sırasında "İsmail Abi, doktorlara kalırsan ölürsün, şunu kullan da kurtul." diyen kişi de HTTyi biliyordu. Hatırladınız mı, İsmail'in "Tümörü 4 cm olan kolon kanseri hasta arkadaş öldü, ben 7 cm.lik tümörle yaşamaktayım." Komşu ilçe sanayi çarşısında çalışmakta olan Dozerci İsmail, hayatında bilgisayara dokunmamıştır.
    İlk kullanılışında şeker yarasını tedavi etmeseydi; bu iş bu kadar uzamayacaktı. Nereden nerelere geldim. Okyanusa düştüğümün farkındayım. Yüzdükçe; yeni şeyler öğreniyorum.
    Ali Dayı ne demişti:"İlaç denizinde yüzüyoruz. Bu rağmen; bir çok derdi de çekiyoruz."
    Bu konu başlığı altında yazdıklarımı; asla yazmaz, kullanıp da fayda görenler; bunu; ona buna söyler, öldürücü sarılığın tedavisini yapan,arkadaşımın babasına geldikleri gibi; Kars'tan bile gelirlerdi. Çelerdim bacağı; çekerdim fiyatı... Sahtesinin bile 2-5 bin liraya satıldığı (Bugünkü TV haberleri) bir ortamda. Bunları açık olarak yazmakla "ne kadar salakça davrandığımı" kaç kişi, kibarca söyledi biliyor musunuz?
    Erhan Yazıcıoğlu'nun "Bana kansersin dediklerinde; şu kadar milyon liram, şu kadar da dairem varDI.." dediğini,
    Onkolog Prof Dr. Erkan Topuz'un, bir kaç ay önce TVde "Bir kanser hastasının; bu ülkede devlete maliyeti ortalama 100.000 dolardır."
    Bu ülkede günde, ortalama 300 kişinin kanserden öldüğünü de hatırlayın. 100 kişinin SGK sı yok, diyelim. Günde 200 kişi, yani; 20.000.000 dolar Nereye gidiyor bu para?
    Böbrek kanserinden ölen ünlü ve zengin iş adamının doktoruna:"Beni bu hastalıktan kurtar;....(Burada ne dediğini biliyorum)....al!" Bunu nereden mi biliyorum: Annesini aynı doktora götürmüş
    kişiyle tanıştık.
    Demek istediğim; ne para, ne hekim, ne de hastane geçerli. Öyle lanet bir hastalık. Olanı var olmayanı da... Hoş, olsa da geçerli değil. Apple ve Steve Jobs'un milyarlarca dolarının var olduğunu ve neticeyi de biliyorsunuz.
    -----
    Hipperisin diye yazıp internette aradığınızda; Wikipedi'de molekül yapısının bilindiğini görürsünüz. Bugünün kimyasında, bu molekülü sentezlemek çocuk oyuncağıdır. Verdiğim dozda; ne kadar hiperisin vardır, tesbiti de öyle... Eeeee, birkaç yüz dolarla halledilebilecek şey niçin yapılmaz? Dünya nüfusunun fazlalığı mı, yoksa; dönen paranın korkunçluğu mu sebeptir, bilmiyorum.
    -----
    Yusufhazar Bey'in dediklerine geleyim:
    "hangi evrede olursa olsun" demedim. Evre hakkında hiç bilgim yok. Akciğerde tümör büyüklüğü bilirim, o kadar... "hayal taciri" demiş, tacir değilim ki; hayalle uğraşayım. "Nasıl hazırlanır yazmamışsın" demiş. Buna senoleker arkadaş cevap vermiş. Daha sonraları "kavanozlara takla attırmanıza gerek yok, yaz sıcağı geçmeden yapın, sona kalan kalitesiz oluyor." demişim.
    "İnsanları kobay gibi kullanmak" demiş. Ağır bir itham/suçlama...
    1200 nüfuslu bir köyde; 38 yıldır yaşıyorum. Yüzlerce litre HTT dağıttığımı, demiştim. Bu kadar HTTyi köylülere mi dağıttım?
    Hukukta, bir suçun faili/yapanı/edeni olur. Yusuf Bey, benim; falan şehirdeki filanca kişinin telefonunu, adresini, hastalığını bildiğimi ve bu hastaya "Ben bir bitkiyle ilgili araştırmalar yapıyorum, bunu sende deneyelim." dediğimi mi sanıyor? O kadar ildeki, bu kadar kişiyi ben nasıl bilebilirim? Bunları; benim bulduğumu mu sanıyor? Bu mümkün mü? Demek ki; beni bulan onlar. Adres, telefon, hastalığı verip, HTT istemek; "Ben/biz deneyeceğiz." demektir. Bu yapılan; bir denemedir. Bu denemenin faili kimdir? İnternette adım, sitem yok. Nasıl buluyorlar: O ona, bu ötekine söylüyor da ondan.
    Bu güne kadar bana ulaşan herkese sordum; beni nasıl bulduğunu... Sadece bir kişi, üç defa sormama rağmen cevap vermedi. MANİSALIBİR'in polis olan oğlu... Bununla ilgili bir olayı yazayım: Kişi tesadüfen Hukuki Net'teki bu konuyu okur. Yeni şeker hastası olmuştur ve bana ulaşmak istemekte, nasıl ulaşacağını bilmemektedir. HTT kullanmış birini de tanımamaktadır. Polis bir arkadaşına durumu anlatır. Polis; kendinden öğrenildiğini söylememesi şartıyla; adıma kayıtlı olmayan, kullandığım telefonu ona söyler. İşin tuhafı; polis de HTT kullanmış birini tanımamakta, iyi mi? Neyse, adam bana ulaşır, konuşuruz. Mutlaka bulunduğum köye geleceğini söyler. Aradan bir süre geçer ve "arkadaşıyla birlikte; İstanbul dönüşü gelirler. Yanında biyolog arkadaşı vardır. Sohbet ederiz. Otu göstermemi ister, bulur ve veririm. HTT alır ve giderler. Bir gün telefon:"Hocam, HTTnin (Siteyi okuyan HTT der) şu şu faydalarını gördüm. Bana T.C. numaranı verir misin?" Veririm ve bir süre sonra kargodan bir paket: Gözlük numaramla aynı, kolormatik bir gözlük... Bunu bilmiyordunuz: HTT; insanı gözlük sahibi yapar!... Nasıl ama?...
    Kim kimi nasıl buluyora bir örnek daha: Nejat Bey, akciğer kanseridir. Radyoterapi, kemoterapi derken, klasik tıp cümlesi kurulur:"Maalesef kemik iliğinize..." Tekrar kemoterapi filan... Tıp son sözünü söyler:"Tıbben yapılacak kalmadı. İki ayda bir kontrole gelin." Bu cümleyi düyduktan bir iki hafta sonra, HTT yi öğrenir. Adres, telefon vererek ister. Yedi hafta kadar kullandıktan sonra; kontrole gider. Duyduklarına inanamamıştır:"Nejat Bey, hastalığınız geriliyor." Arkasından telefon:"Hocam, benim ümit ışığı olduğunuz. Bitmek üzere, devamı..." Bir süre sonra; Arzu Hanım, arkasından; Hülya Hanım: "Telefonunuzu Nejat Bey'den aldık, Durum şu, adres bu, kullanacağız." Bu durumda; bu denemede; sorumlu olan kim?
    Azıcık da Hülya Hanım'dan söz edeyim: Kolon kanseri olmuştur, ameliyat, kemoterapi. Arkasında Karaciğer kanseri ameliyat, kemoterapi. Arkasından akciğer. Yine tedavi. Netice; Tıp yapacağını yapmış ve Hülya Hanımı akciğerinde en büyüğü 2 cm. olan 7-8 tümörüyle baş başa bırakmış, iki ayda bir kontrole gel demiştir. Bana; kontrolünün Ocak ayında olacağını, Nejat Bey'de olanlar ben de olursa; "İstanbul'u başıma yağdıracağını" söyler. Ben ne derim:" Aman Hülya Hanım, başıma bu kadar insanı sarmayasın." Bende; bu işin ticaretini yapacak, binlerce insanı bırak, 50 kişiye bile yetecek HTT yok. Gördünüz, deneme yapan ben değilim.
    Deniyor ki: İnternette adres versin; açık açık yazsın. Bu kadar insanın hakkından gelebilir miyim?
    Kullananın telefonu mu dediniz. Kullananlardan sadece iki kişi; biri mesane kanserinden kurtulan, "yemişim bu hastalığı" diyen kişi ile Eskişehir'de akciğer kanseri babasında kullanan İsmail, dediler ki:" İsteyen herkese telefonumuzu ver, biz olanları anlatırız" Vereyim de; telefonları 7/24 çalışsın.
    -----
    Doz ile ilgili yardımcı olup olmadığım konusuna geleyim:
    Köyde HTT yapanlardan birinin kız arkadaşının babası prostat kanseri, arkasından akciğere metastaz... Bir gün elinde HTT dolu bir şişe:"Hocam, bunu göndereceğim. Durumu şöyle şöyle. Doz ne diyeceğiz?" HTTye bakarım; bulanıklık ve peltelik yok. Demi de benimki gibi. Otu doldururken başındaydım da, ondan... Şu dozda kullanmasını söyle. Kullanılır, arkasından tekrar gönderir. Gönderdikleri tedaviye yetecek kadar değildir ve kalanını başkasından bulur. Görürüm ve vizelerim. Yani; bende bilgi bedavadır.
    ----
    Sitenin bu yazdıklarımı yayınlamasıyla "reklam/pazarlama yaptığı" iddiasına. Bu konuyu okuyarak bana ulaşan kişi sayısı bir elin parmak sayısı kadar bile yoktur. En son; geçen Cuma buldu biri. Mesajında; HTT diye söz edip, babasının durumunu anlatıyor. Benim için yeni bir tür: Akciğer ve dil kanseri. Dün aldılar. Ben de "dil kanseri"ni öğrenmiş olurum. Bilgiler; böyle böyle toplanıyor.
    -----
    Şimdi size iki yeni bilgi vereyim. Bilgilerin nasıl toplandığını da öğrenmiş olursunuz.
    A- Adam bizim ilçede, hurdaya dönen bilgisayarımın markasının "yetkili servisidir" Çok sigara içmekte, ciğerlerini temizlemek istemektedir. HTT kullanır. İş yerini kapatır. Geçenlerde karşılaşırız. Bana dedi ki:"Hocam, bunun mantarı yok ettiğini biliyor muydun?" Evet, derim. Sürpriz yapmak istedi, ama; olmadı. Arkasından ekledi:"Benim ayaklarımda yaz kış devam eden, kötü kokuya sebep olan akıntı vardı. Kaç doktora gösterdim, tedavi edemediler. Ama;şimdi yok. Bunu biliyor muydun?" Bilmiyordum gerçekten, sevindi. Keşif keşiftir kardeşim. Neymiş efendim: Ayaktaki akıntı tedavi ediliyormuş.
    B-Eski öğrencilerimden biri, bizim ilçede kasaplık yapmaktadır. Bir esnaf arkadaşının burnunda yara vardır ve üç yıldır tedavi edilememiştir. Bana der ki:"Hocam, böyle böyle. Bir dahaki gelişinde HTT getir, ben esnaf arkadaşla sizi tanıştıracağım." Bir dahaki gidişimde, yarası olanla konuşuruz. Götürdüğüm 250 ml. dir. Derim ki:"Sabah, öğle, akşam sür. Yatarken, yarayı örtecek kadar pamuk al ve HTT ye batır. Fazlalığı sıkarak çıkar ve pamuğu yaranın üzerine koy, bantla sabitle. Beş günde iyiye gidiş olmazsa; içeriden düzeltmeye bakacağız." İçeridene gerek kalmadı. Geçen cumartesi kasapla görüştük. Bana, esnaf arkadaşının "Burnumu kesip, bacağımdan et alıp, yama yapacaklardı. Hocan beni bundan kurtardı." Yani; iyileşmeyen yara yoktur. Ayaklarında iyileşmeyen yara olan birinden daha önce söz etmiştim. Bilgi vermediğini de... Aynı; Veli komutan gibi... Bunlar yüzünden cahil kalacağım. Haaa, kangren hakkında bilgim yok. İyileşmeyen yarada nasıl kullanılacağını yazdım.Niye; HTTnin deminin ne olduğunun önemi yok burada da, ondan.
    -----
    Eski öğrencilerimden birinin babası, karşı kahvede otururken; benim oturduğum kahveden biri, O'nu göstererek; "Akciğer kanseriymiş" dedi. Ve adam; daha sonraları akciğer kanserinden öldü. Ne dedim, bunu yazmakla? DEDİM Kİ: BİR BİTKİYLE İLGİLİ ARAŞTIRMA YAPIYORUM. SENİN HASTALIĞIN ŞUYMUŞ. SENDE DENEYELİM, demedim, demem de... Yani; "İNSANLARI KOBAY GİBİ KULLANMAK" asla olmadı ve olamaz. Sakarlığım, salaklığım olsa da; o kadarcık "hukuk" biliyorum.
    Yine mi yalvarayım; HTT yapın diye. Dört yaz geçti, demekten; dilimde tüy bitti yahu...
    Sağlıcakla kalın...

  3. #93
    Kayıt Tarihi
    Dec 2013
    Nerede
    kırklareli
    İletiler
    3
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Hukuki Net üye ve misafirleri, bu yaz ilaç yapacağız

    arkadaşlar bu sitede sakar arkadaşla irtibata geçip bu ilacı kullanmak isteyen kişiler olduğunu gördük. bu kişilerden bu ilacı kullanıp sonuç alan varsa Allah aşkına yazsın da duyalım madem

  4. #94
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.814
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Hukuki Net üye ve misafirleri, bu yaz ilaç yapacağız

    Yusuf Bey,
    Sarı kantaronu (H.Perfaratum) kanserde kullanmış, bunu da internette açık olarak yazmış birinin yazısını aktarıyorum:

    ---------------
    KANTARON OTU VE KANSER
    Kanserden Korkmayanlar Saglık Egitim ve Araştırma Dernegi Kurucusu
    Av.İLHAN DEMİR

    Merhaba,
    Bu siteyi hazırlamaktaki amacım, yüzbinlerce insanımızın derdi olan
    kanserden korkmamanız içindir. Kanserle yaklaşık 3 yıl önce tanıştık.
    Eşim göğsünde bir sertlik olduğunu söyledi. Hemen doktora gittik.
    Pataloji sonucu; kanser olduğunu öğrendik.

    Hemen ameliyatla göğsü alındı. Bir ay kadar sonra kemoterapiye
    başladık. 6 kür boyunca eşim öldü öldü dirildi. Mide bulantısı ve
    kusma ile geçti bu 6 kür. Yatak döşek yattı. Hiç alışık olmadığımız
    bir şeydi. Çoluk çocuk perişan olduk eşimin bu haline. Ama eşim daha
    çok perişan oldu. Çünkü bütün sıkıntıyı çeken kendisiydi.

    Radyoterapiye gerek görmediler. Kemoterapi bitince ayda bir
    kontrollere başladık. Her şey gayet iyi gidiyordu, ta ki, eşim bir
    sabah sırtında ağrılarla uyanana kadar.

    Önce soğuk algınlığı zannettik. Fakat MR çekilince eşimin kemiklerine
    yayıldığını öğrendik. Boynu, sırt kürek kemiği, belinde iki kemik,
    kalça kemiği ve ayak dirsek kemiğinde tutulum yani kanser
    vardı. Önce radyoterapi uygulandı. 6 kemiğe birden radyoterapi
    verilemezdi. Bu yüzden en fazla tutulum olan iki kemiğe radyoterapi
    verildi. Radyoterapi bitince bir hafta aradan sonra kemoterapiler
    başladı. 4. kürde eşimin karnında bir tümör oluştu. Doktorumuz
    kemoterapiye devam etti. 6. kür bittiğinde eşimin karnındaki tümör 25
    cm olmuştu.

    Hemen radyoterapiye sevk edildik. Burada uygulanan radyoterapiden
    sonra eşim dinlenmeye çekildi. Bu arada çekilen MR sonucuna göre
    kemoterapi hiçbir fayda vermemişti. Aksine tutulum (kanser) kemik
    iliğine sıçramıştı.

    Bu noktada artık radyoterapi ve kemoterapiye güvenimiz kalmadı.
    Doktorumuz da çaresizlik içerisinde ilaçların ve tedavilerin fayda
    etmediğini söyledi.

    Artık alternatif tıp tedavisine yönelmenin zamanı gelmişti. Yapacak
    başka bişi kalmamıştı. Klasik tedavi fayda vermiyordu.

    İşte tam bu sırada, değerli dostum Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
    KBB Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdoğan İnal, kantaron otundan
    bahsetti. Dediğine göre, kayınpederi mesane kanseri imiş ve 7 kere
    ameliyat geçirmiş. Mesanesin alınmasına karar verildiği bir sırada
    kantaron otunun kansere iyi geldiğini öğrenmiş ve zaten kaybedecek
    bir şey yok deyip kayınpederine uygulamış. 3,5 ay sonra alınan
    neticelerde, kanserden eser kalmadığını görmüş. Benimde eşime
    kantaron tedavisi uygulamamı önerdi.

    Zaten bizimde yapacak bir şeyimiz kalmamıştı. Hemen kantaron suyu
    tedavisine başladık. Ozon tedavisi ile birlikte kantaron tedavisini
    de yürüttük. Yaklaşık 2 ay sonra yapılan patalojik inceleme de eşimin
    karnındaki kitlede kanser tümörünün kalmadığı şeklinde bir rapor
    aldık.

    Kemiklerdeki durumu henüz MR çekilmediği için bilmiyoruz. Ancak eşim,
    alternatif tedavi ve Prof. Dr. Erdoğan İnal hocanın tavsiyeleri
    sonucu şimdi gayet iyi.

    Böyle bir tedaviyi herkesle paylaşmak istedim. Kanserden korkmayın.
    Tedavisi var. Yeter ki doğru tedaviyi uygulayın.

    Av.İLHAN DEMİR / ANKARA
    Marmara Sok. 16/7 Sıhhiye/Ankara
    Tel: 0312 - 4315680
    Cep: 0533 7179766"
    -------------
    Yazıda; 3,5 ay denmiş. Benim bildiğim: 122 gündür.
    Ayrıca, bir onkologun; tıbbî şansı kalmayan bir hastanın oğluna:"ALTERNATİF TIBBA BAKIN" dediğini, geçen cuma günü oğlundan dinledim. Kulaklarıma inanamadım. Yukarıdaki yazıda geçen doktorun demesi gibi...
    Sağlıcakla kalın.

  5. #95
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.814
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Hukuki Net üye ve misafirleri, bu yaz ilaç yapacağız

    Yusuf Bey,
    Size bir bilgi daha:
    Onkoloji uzmanı Doç.Dr. Sezgin, kantaronun, bindebirlik otu, kan otu, kılıç otu, mayasıl otu, yara otu veya kuzu kıran olarak çeşitli isimler verilen Hypericum perforatum L. isimli bitki olduğunu belirtti. Bu bitkinin depresyon ve iltihabi hastalıkların tedavisinde etkili olduğunu ve geleneksel tedavilerin başında geldiğini kaydeden Doç.Dr. Sezgin, son zamanlarda kitle iletişim araçlarında bu otun kanser tedavisinde yararlı olduğuna ilişkin yayınlanan haberlere dikkat çekti.

    Bu haberlerin ardından kanserli hastaların kantaron otunu kullanmak isteyip kendilerine danıştığını, pekçok hastanın ise doğrudan kullanmaya başladığını kaydeden Doç.Dr. Sezgin, "Kanser ile ilişkili olarak yapılan hücre ve hayvan çalışmaları, kantaron otunun akciğer, karaciğer, meme, mesane, mide, over ile serviks kanseri, lösemi ve bazı beyin tümörlerinde kanser hücrelerini öldürdüğü ve kanserin damarlanmasını engellediğini gösterilmiştir. Bu nedenle de günümüzde kanserin tedavisinde kullanılması ile ilişkili olarak yoğun olarak araştırmalar yapılmaktadır. İnsanlarda yapılmış bir çalışma bulunmamaktadır.
    -----
    Bir bilgi daha: Kanserde en etkili bitkinin H.Triquetrifolium Turra (HTT) ikincisinin ise; H.Empetrifolium olduğunu, daha H.Perfaratum'a (Sarı Kantaron/yara otu/binbrdelik otu...) sıra gelmediğine dikkât ediniz.
    Sağlıcakla kalınız.

  6. #96
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.814
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Hukuki Net üye ve misafirleri, bu yaz ilaç yapacağız

    Arkadaşlar,
    Az önce okudum, aktarıyorum. Niçin aktarıyorum: ORTODOKS ZİHNİYETLİ TIP dediği için, BİTKİYLE KANSER TEDAVİ EDİLİR dediği için...
    -------
    Çalışmaları süren tamamlayıcı tıp mevzuatının bir an önce çıkması gerektiğini belirten Dr. Ümit Aktaş, bu alanda kontrolsüz şekilde büyüyen bir pazar olduğunu söyledi, “Doktorların ‘bitkisel tedavi yoktur’ ...

    Sağlık Bakanlığı, fitoterapi, ozonterapi, akupunktur, refleksoloji ve proloterapi gibi tamamlayıcı tıp uygulamaları ile ilgili mevzuat çalışmalarının sürdüğünü ve mevzuatın önümüzdeki yıl çıkacağını açıkladı. Bu alandaki yasal boşluktan yararlanan ve kendilerini “uzman” diye nitelendirenlerin toplum sağlığı ile oynadığını belirten Fitoterapist Dr. Ümit Aktaş, tamamlayıcı tıp mevzuatının bir an önce çıkması gerektiğine söyledi, “mevzuat yokluğunda olan hastalara, yani halka oluyor” dedi.
    Türkiye’nin aslında 1993’de imzaladığı anlaşma ile Avrupa Birliği’nin tamamlayıcı tıp mevzuatına uyumlu davranmayı kabul ettiğini, bu taahhüt çerçevesinde, AB’nin ilgili kurumlarına 1993’den itibaren üye olduğunu aktaran Aktaş, “Türkiye, AB’nin fitoterapi (bitkilerle tedavi) konusundaki çalışmaları düzenleyen kuruluşu ESCOP’a (European Scientific Cooperative on Phytotherapy) üyedir ve aidat ödemektedir, yani fitoterapiyi resmi olarak kabul etmiştir” diye konuştu.
    HASTALAR YANLIŞ UYGULAMALARDAN NASIL KORUNACAK?
    Ancak geçen 20 yıl zarfında konuyla alakalı mevzuatın çıkarılmamış olmasının ciddi bir boşluk yarattığını dile getiren Aktaş, tamamlayıcı tıp mevzuatının olmamasının, devletin bu alanı denetleyememesi ve kontrol edememesi anlamına geldiğini söyledi. “Hangi uygulamayı, hangi yönetmeliğe göre denetleyeceksiniz? Bu uygulamaları yapmak için kimler yetkilidir? Bu alandaki tedaviler hangi standarda göre yapılmalıdır? Doğru ve yanlış uygulamalar birbirinden nasıl ayrılacaktır? Hangi tedavi tamamlayıcı tıp kapsamındadır, hangisi değildir? Hastalar, tamamlayıcı tıp olduğu iddia edilen yanlış uygulamalardan nasıl korunacaktır?” sorularını sıralayan Dr. Aktaş, durumun sakıncalarını ve yarattığı riskleri anlattı:
    'VATANDAŞ, SUİİSTİMALCİLERİN KUCAĞINA İTİLİYOR'
    “Ülkemizin tamamlayıcı tıp alanında bir mevzuatının olmaması, devletin bu tedavi alanlarını resmen tanımadığı şeklinde bir algı yaratıyor. Bazı doktorlar, bu tedavilerin yanlış olduğunu ve kullanılmadığını iddia ediyor. Oysa tamamlayıcı tıp uygulamaları, tüm dünyada kullanılmakta ve ciddi bilimsel yayınlarla desteklenmektedir. Doktorların tamamlayıcı tıbbı reddeden yaklaşımları, hasta vatandaşı, bu alanı suiistimal eden insanların kucağına itmektedir. Hayatın olağan akışı, boşluğu affetmez, doktorlar talebi karşılayamayınca doğan boşluğu, doktor olmayanlar doldurur. Özellikle günümüz ortodoks tıbbından çare bulamayan kronik ve ölümcül hastalıkları olanlar, doğal olarak tamamlayıcı tıp uygulamalarına yöneliyor. Üstelik tamamlayıcı tıp yöntemleri doğru uygulanırsa, bu hastalıkların pek çoğunun tedavisinde başarılı olmak mümkündür.”
    ‘ÇARESİZ HASTA, YANLIŞ UYGULAMALARIN KURBANI OLUYOR’
    “Önümüzde kontrolsüz şekilde büyüyen dev bir pazar var” ifadesini kullanan Dr. Aktaş’a göre, çok sayıda hastanın tamamlayıcı tıp ile ilgili talebi var ancak bu talep doktorlar tarafından karşılanmıyor. Çaresiz kalan hastalar da uzman olmayan kişilerin para tuzağına düşüyor: “Hasta doktoruna bu talebini iletince, bir de üzerine azar işitiyor. Bu tedavileri doğru şekilde uygulayacak hekim bulamayan hasta da internetten, medyadan araştırıyor ve doktor olmayan, açgözlü sahtekârların ticari ağlarına düşüyor. Denize düşen yılana sarılır misali aslı astarı olmayan uygulamaları kullanmaya başlıyor.”

    Ülkemizde tamamlayıcı tıp uygulamalarında sadece akupunkturun mevzuatı var ve tıp fakültelerinde eğitimi veriliyor ancak diğer uygulamaların tıp fakültelerinde eğitimi yok. Aynı zamanda akupunktur uzmanı olan Dr. Aktaş'a göre, mevzuat yokluğunun yarattığı en önemli problemlerden biri de doktorların tamamlayıcı tıp konusunda eğitim alamamaları. Türkiye’de fitoterapi alanında uzmanlık derecesine sahip sadece 6 tıp doktoru bulunduğunu belirten Aktaş, “Bizler de fitoterapi eğitimlerimizi eczacılık fakültelerinde yüksek lisans yaparak aldık” dedi.

    ETKİNLİĞİ KANITLANMAMIŞ YÖNTEMLER HAYATİ RİSK TAŞIYOR
    Geçtiğimiz günlerde Antalya’da yapılan Sindirim Sistemi konferansına katılan uzmanlar da etkinliği ispat edilmemiş yöntemlerin ve bitkisel ürünlerin, asılsız vaatler ve ticari amaçla satılmasının hayati risk oluşturduğuna ve önemli bir ekonomik kayıp olduğuna vurgu yapmıştı.
    ‘DOKTORLAR YANLIŞ İDDİALARINDAN VAZGEÇMELİ’
    Dr. Aktaş da aynı noktayı işaret etti; TV, internet ve dükkânlarda satılan yüzlerce bitkisel ürünün yanlış bilgiler ve boş vaatlerle satıldığına dikkat çekti: “Türkiye’de doktorların, ‘bitkisel tedavi diye bir şey yoktur’ tezini savunmaları, hastaları bu tarz yanlış ürün satan firmalara ve kişilere itmektedir. Doktorlar, bu yanlış iddialarından vazgeçmelidir. Bitkilerle tedavi diye bir şey vardır, bir bilimdir ve adına fitoterapi denilmektedir. Bu bilim, doktorların işidir, bitkilerle tedaviyi bu alanda eğitim almış doktorlar uygulamalıdır. Eğer bu şekilde uygulanmaz ise hastalar doktor olmayanların elinde kalmaya devam edecek ve zarar katlanarak büyüyecektir. Doktorlar eğitim alıp fitoterapi uygulamadıkça problem kanayan bir yara olmaya devam edecektir. Bu nedenle devletimizin ilgili mevzuatı bir an önce çıkarması ve denetim yapması şarttır.”
    HANGİ HASTALIKLARDA KULLANILIYOR?
    Tamamlayıcı tıp uygulamaları neden önemli ve hangi hastalıklarda, nasıl kullanılıyor? Bu tedavilerin hastaya zarar değil, yarar getirmesi için mutlaka tıp eğitimi almış,

    bu alanda uzmanlık yapmış doktorlar tarafından uygulanması gerektiğini vurgulayan ve Sağlık Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı mevzuata değinen Dr. Ümit Aktaş, “Dünyadaki uygulamalarda, çok çeşitli tedaviler tamamlayıcı tıp şemsiyesi altında toplanır. Bakanlığımızın açıklamalarına göre, çıkacak olan mevzuatta tamamlayıcı tıp uygulamaları 14 başlık halinde toplanmış durumda. Bu tedavileri tüm hastalıklarda kullanmak mümkün. Örneğin; akupunktur ile bel fıtığı ve migren tedavilerinde başarı oranı son derece yüksektir. Ozonterapi ile diyabet tedavisinde veya diz kireçlenmelerinde başarı sağlandığı gibi, antiaging uygulamaları da yapılabilir. Fitoterapi ile ise kanser tedavisi bile mümkündür. Esas olan, hasta için doğru tedavi yöntemini seçmek ve bunu ehil ellerde yapmaktır” ifadesini
    kullandı.
    -----
    Galiba; bu konu başlığıyla aramda KATOLİK NİKAHI varOŞANMAK YASAK!...
    Sağlıcakla kalınız.

  7. #97
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.814
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Hukuki Net üye ve misafirleri, bu yaz ilaç yapacağız

    Yusuf Bey,
    "arkadaşlar bu sitede sakar arkadaşla irtibata geçip bu ilacı kullanmak isteyen kişiler olduğunu gördük. bu kişilerden bu ilacı kullanıp sonuç alan varsa Allah aşkına yazsın da duyalım madem" demişsiniz.Size bir teklifim var:"Siz, babanız, anneniz,kardeşlerinden biri, amca, dayı, hala, teyze, enişte, gelin, komşu..." ister; yeni teşhis,ister; kemoterapi almakta olan, ister; metastaz yapmış, yeter ki; kortizon almamış ve kendini tümör olarak gösteren bir kanser hastası bulun. O'nu HTT kullanmaya ikna edin. Bulduğunuz an; bu sitede telefonunuzu yazın.Ben Siz'i bulurum. Dediğin hasta kullanır. Neticeyi; Siz veya O hasta bu sitede anlatır. Telefon numarasını da verirse; millet de öğrenmiş olur. Gördünüz; gayet kolay bir çözüm. Yani; teoriyi boş verelim, pratikte görün/yaşayın/şahit olun.
    Bugün; varis yaraları olan, ana damarlarından biri; ameliyat edilemiyecek kadar uzun olarak tıkalı, hekimin kan değerinin en az 3,5 olmasına uğraştığı halde 2,5 üstüne çıkarılamayan, kan sulandırıcı ilaç da kullanan ve "harcamadığım para, gitmediğim yer yok." diyen birine verdim. Sürerek kullanma niyetinde. Ama; içerek de takviye etmesini söyledim. "İçme işini" araştıracağını söyledi. Benimle tekrar temasa geçeceğini söyleyip, telefonumu aldı. Yazık; 30 yaşlarında genç bir hanım...
    İki gün önce beni arayan Aksaray'daki polis arkadaş. Telefonunda:"İkide bir, siteye giriyorum, yeni bir yazı var mı diye..." demiştin ya; al sana yeni bir yazı. Bu seferki kısa oldu. Uzun olsun diye: "İzmir'de meme kanseri teşhisi konulan, yapacağımız tedaviyi tespit için; hastalığın seyrini takip edelim, iki ay sonra gelin denmiş, hastahanedeki bir hemşirenin telefonumu vermesiyle; Bodrum'a doğru giderlerken beni bulup; HTT alan, aynı zamanda anksiyete tedavisi de gören, kullanmaya başladıktan (Aradaki ansiteyete ilgili ilaç kullanma mecburiyeti ve HTT nin birlikte kullanılmasıyla doğacak sıkıntıyla ilgili görüşmelerimizi atlıyorum) on gün kadar sonra beni arayıp; "Sakar Bey, tümör olan yerde, şöyle..." diye söze başladığını, benim de, lâfı ağzından alıp; "işçiler toprağı kazıyorlar, ya da; duvardaki sıvayı kazıyorlar, ya da ne bileyim; boya kazıyorlar... gibi bir şey mi?" dediğimi, 35 yaşlarındaki kadının da:"Böyle diyeceğimi nasıl bildiniz?" dediğinde; "Aynısını daha önce birisi söylemişti de ondan." deyişimi, kadının; artık inanıyorum, kurtulacağım dediğini filân mı anlatayım?..." Yoksa; "Alternatif tıbba bakın" denmiş vak'adan mı söz edeyim? Ya da; telefonumu veren İstanbul'da, alan İzmir'de, hasta Elazığ'da. Dayanak olarak; maltawildplants sitesindeki; HTT ile ilgili linki verdiğimi, bilgisayarın başına geçince; bulmasını sağladığımı, Yusuf Bey'in bakmadığı bölümlere bakmasını sağladığımı, o sırada; yanında bulunan İngilizce bilen kızın "Doğru söylüyor." dediğini filân... mı yazayım? Ya da; biraderimin çok sevdiği arkadaşı Cengiz'in (Hikâyesi testis kanseriyle başlıyor.) alternatif tıbba karşı oluşu, tıbbın; iş; beyine kadar yayıldıktan ve yapacak bir şey kalmadı demesinden sonra, ot/çöp kullanmaya niyetlenmesini, Bodrum taraflarındaki bir firmadan litresi 1600 liraya bir şeyler almasını, kardeşimin; iki yıldır söylediği, ama; bir türlü evet demediği HTT ile ilgilendiğini, ilgili linki ona da gösterdiğimi, kullanmaya karar verdiğini, gönderdiğimi ve başladıktan bir hafta sonra; yutamaz hale geldiğini ve şimdi; maalesef ölümü beklediğini mi yazaydım?
    Bazı şeylere; erken karar verin, demek istedim. "Dönülmez akşamın ufkundayım." veya "Basra harab olduktan sonra..." durumu olmasın...
    Sağlıcakla kalın...

  8. #98
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.814
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Hukuki Net üye ve misafirleri, bu yaz ilaç yapacağız

    Üzgünüm,
    Biraderimin arkadaşı Cengiz öldü. Bu kişi; elektrik mühendisi idi. Çok yıllar önce tanışmıştık. Kısa bir dönem, devlet memuru olarak; devlet ihalesi işlerde "kontrol mühendisi" olarak görev yapmış biri idi. Kısa görüşmemiz sonrası bana:"Abi, devlet ihalelerinde kontrol mühendisi olma işi; dürüst adam işi değil, ben bu yüzden; memurluktan ayrıldım." demiş ve bazı şeyler anlatmıştı. Eeee, bu kadar dürüst olmak iyi de; ortodoks zihniyetli tıp varken; ortodok zihniyetli hasta ne demek? Ahhh Cengiz, aaahhhh!... Keşke; ortodoks zihniyetli hasta olmasaydın. Keşke; biraderimin sana yalan söylemeyeceğine inansaydın... Keşke; bir sefer bile bu konuyla ilgili olarak, benimle (Basra harab olmadan önce) görüşseydin. Her şey; bambaşka olabilirdi... Ne diyeyim; Allah rahmet eylesin...
    Ey Millet,
    Kanser konusunda; zerdeçalmış, kaplumbağa kanıymış, buğday filiziymiş, litresi 1600 liraya (Firma adını, ürün adını da biliyorum. Çünkü; Cengiz söylemiş, anlamamıştım. Kodlayarak yazdırmıştı. Defterimde hâlâ duruyor.) satılan; üç- dört bitkinin eksterisinden oluşmuş karışımmış, meyan köküymüş, ingiliz sodası (Yemek sodası, sodyumbikarbonat) imiş, kefirmiş... bırakın bunları... Benim gösterdiğim gibi; ANTİPROLİFERATİF özelliği bilimsel olarak ortaya konmuş bitkilerle ilgilenin. Ötekilerini ciddiye alıp; paranızı, sağlığınızı, zamanınızı boşa harcamayın...
    Bu yazıya başlamadan az önce; komşu ilçeden; yıllar önce bulunduğum köy Tarım Kredi Kooperatifinde çalışmış, şu anda emekli olan arkadaşım telefon etti:"Sakar Abi, benim çocuğun öğretmeninin arkadaşı, meme kanseri olmuş (Beni biliyor ya.) telefonunu verebilir miyim?" Cevap: Ver...
    Önceki yazımda ne dedim: "Zaman kaybetmeyin."
    Şimdi ne dedim:"Ortodoks zihniyetli tıbbı biliyorsunuz. Ama; Cengiz gibi; ortodoks zihniyetli hastalardan olmayın. Gözünüzü seveyim..."
    Keşke, bunları yazarken; böylesine bir hastalıktan "tomarla para kazanmayı düşünen" biri olsaydım...
    Yazık etmeyin; kendinize ve sevdiklerinize...
    Sağlıcakla kalınız...

  9. #99
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.814
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Hukuki Net üye ve misafirleri, bu yaz ilaç yapacağız

    Özür dilerim,
    Dün akşam, eve misafir gelmeseydi, ben de; kahvehaneye çıkmayacaktım. Çıktım da; ne oldu?... Kahvehanede; "Kız arkadaşının babasının, orasından başlayıp da; akciğerine sıçramış (Daha önce yazmıştım) sözünü ettiğim kişiye, HTT gönderen; demiştim ya; "Doz bilgisini esirgemem." dediğim kişiyle buluştum. O bana dedi ki; o kişinin; aynı zamanda; astım -bronşit de olduğunu, hâlâ; sigara içmeye devam ettiğini, kanser dışı hastalığı hastalığı da olduğunu (Az önce yazdım: Astım-bronşit) daha düne kadar, oraya buraya gidemeyecek derecede; " soluyan" kişinin; dağlarda çıra toplamakta olduğunu, kanserle ilgili bir tetkikin; dört aydan önce yapılamayacağı için yapılmadığını, ama; onun dışındaki her kontrolün; "mükemmel" gittiğini de öğrenmiş oldum.
    Neymiş efendim?...
    Çok kısa yazıyorum: Siz, hayatınızda; "akciğer kansersiniz" dendiği halde, sigarayı bırakmayan, ve buna rağmen "iyiye gidiyorsunuz." denen birini duydunuz mu?
    Hekimler; (Diyeceksiniz ki;" Sakar Hocam, siz önceleri doktor diyordunuz. Ne oldu da; hekim/tabip demeye başladınız?" Cevap vereyim: Yalçın Küçük Ağabey, esir kampındayken, O; Aydınlık Gazetesine küsmeden, ya da; Aydınlık Gazetesi O'na küsmeden, bir yazısının bir bölümünde, şöyle demişti:'Doktor; çok bilen demektir." Her hangi bir lâfı uzun uzadıya sorgulamanın anlamı yok. Demek istedi ki; Hukukta da, psikoloji de, arkeolojide, ekonomide de... doktor olur." Eğer, Siz, ben; "doktor derken; illâ ki hekimi kast edeceksek; med.Dr. diyelim demek ister.") şunu söyler; Siz'e/hastanıza söylemese de;"Yıllarca sigara içmiş kişinin, akciğer kanserinden kurtulma şansı; sıfırdır.Hiç içmemiş, ya da; ara sıra içmiş kişinin şansı ise; onda bir dir. Eeee, bu durumda; arkadaşın tanıdığı kızın babası hakkında ne diyeceğiz?
    Daha dün okudum: "Şair Adnan Azar; akciğer kanserinden öldü..."
    Ne diyeyim; "Diş çektireceğime, akciğer kanseri olayım." diye yazan ben olarak?...
    Haaaa, bunu yazdım diye; "unuttu" sanmayın. Yusuf Bey'den hâlâ "telefonunu yazmasını" bekliyorum.

    HTT burada, meydan burada!...
    Akıllı olun, Sağlıcakla kalın..

  10. #100
    Kayıt Tarihi
    Jan 2014
    Nerede
    Denizli
    İletiler
    1
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Hukuki Net üye ve misafirleri, bu yaz ilaç yapacağız

    SAKAR HOCA Ben diyabet hastasıyım.Denizli deyim.Annem de de 3. evre meme ve lenfoma kanseri 88 yaşında olduğu için tıbbi mudahele yapılamadı.Telefonum 05382083798 aydın yakın olduğu için gelip HTT alıp kullanmak istiyorum

Benzer Konular :

  1. Yanıt: 15
    Son İleti: 29-07-2014, 18:00:50
  2. Yanıt: 3
    Son İleti: 24-06-2014, 13:34:01
  3. Yanıt: 4
    Son İleti: 26-10-2013, 21:33:23
  4. Hem bana hem SGK' ya satılan ilaç
    Yazan: tayfunumuter Forum: Sağlık Hukuku
    Yanıt: 3
    Son İleti: 04-01-2012, 17:33:06
  5. Biz bonozedeler ne yapacağız?
    Yazan: alicetin42 Forum: Kredi Kartları ve Bankacılık Hukuku
    Yanıt: 0
    Son İleti: 09-02-2004, 13:20:09

Bu sayfada bulunan kavramlar:

kantaron kanser

kizilcik temresi

kantoron hukuki.nettemreyi okuyan birini nasil bulabilirimümit aktaş kalp zarı tümörüvitiligo icin kocakari ilaclarihukuki.net kantaronsakar hoca ilaçhukuki net bu yaz ilaç yapacağızmiyom ameliyati boşanma sebebi olur mu
Forum

İnternet Araçları

İnternet Araçları

Yetkileriniz

  • Yeni konu açma yetkiniz yok
  • Konuya cevap verme yetkiniz yok
  • Dosya ekleme yetkisi yok
  • İleti düzenleme yetkisi yok
  •  



Hukuk Blog |  2014 tarihli Yasal Siteler Dizini |  Arabulucu |  Hukuk Kitapları |  Fiyat1 |  Alman Hukuku |  ISP Güvenlik AŞ. |  İş İlanları |  Ankahukuk |  Psikoloğum |  Taşınmaz ilanları |  Internet Rehberi |  Türkiye Portalı |  Site Ekleme |  Türkçe-İngilizce Sözlük |  Sihirli Kadın |  Sağlık |  Sanal Turk |  Satılık Düşecek Domainler |  Playbarn Levent |  Kral | 
Hukuki.Net’in Telif Hakları ve 2011-2014 yılları arası Marka Tescil Koruması Levent Patent tarafından sağlanmaktadır.
Hukuki.Net sunucusu yoğun trafiği yönetebilen CubeCDN teknolojisi kullanmaktadır.
Reklam Alanları: Sitenin 2011-2014 yılı reklam pazarlaması MEDYACİN İletişim Reklam Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılmakta olup, reklam talepleri için Medyacin Ltd. Şti. ile iletişim kurmanız rica olunur.