1 / 2 Sayfa 12 SonSon
1 den 10´e kadar toplam 13 ileti bulundu.
  1. #1
    Kayıt Tarihi
    Nov 2008
    İletiler
    2.557
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Mahkemede yalan beyanda bulunmak konusunda prosedür nedir

    Bir tanıdığımın boşanma davasında karşı tarafın yalan yere şahitlik etme durumu var.

    Sormak istediğim ise şu: Karşı tarafın şahitleri dinlendikten sonra yalan beyan ile mahkemeyi yanıltmaktan dolayı mahkemeye delil sunulduktan sonra Hakime de bu konuda gereken TCK'nundaki maddenin uygulanmasını istediğinde, Hakim savcılığa konu hakkında suç duyurusunda bulunacak mı o mahkemede?

    Yoksa yalan beyanda bulunan bu şahitler mahkemeye tekrar çağırılacak mı?

    Birkaç yerde bununla ilgili birşeyler okudum ama tam net birşey bulamadım.

    Saygılar.


  2. #2
    Kayıt Tarihi
    Sep 2007
    Nerede
    ankara
    İletiler
    2.726
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Re: Mahkemede yalan beyanda bulunmak konusunda prosedür nedir

    Alıntı denizblk rumuzlu üyeden alıntı İletiyi Göster
    Bir tanıdığımın boşanma davasında karşı tarafın yalan yere şahitlik etme durumu var.

    Sormak istediğim ise şu: Karşı tarafın şahitleri dinlendikten sonra yalan beyan ile mahkemeyi yanıltmaktan dolayı mahkemeye delil sunulduktan sonra Hakime de bu konuda gereken TCK'nundaki maddenin uygulanmasını istediğinde, Hakim savcılığa konu hakkında suç duyurusunda bulunacak mı o mahkemede?

    Yoksa yalan beyanda bulunan bu şahitler mahkemeye tekrar çağırılacak mı?

    Birkaç yerde bununla ilgili birşeyler okudum ama tam net birşey bulamadım.

    Saygılar.
    Benim davamda da yalan yere tanıklık eden / olayları saptıran / ilgisi olduğu halde olmadığını söyleyen / bilgisi olduğu halde bilgim yok diyen / gördüğü halde görmedim diyen tanıklar var.
    Aynı nedenle ( yalan yere şahitlik) dava açmak istiyorum ama çok net bilgiler bulamadım bende..
    "BİR ÜLKEDE NAMUS ERBABI OLANLAR DA NAMUSSUZLAR KADAR CESUR OLMADIKÇA, O ÜLKE İÇİN KURTULUŞ UMUDU YOKTUR" İsmet İNÖNÜ
    NE ZULÜM, NE MERHAMET...SADECE ADALET...

  3. #3
    Kayıt Tarihi
    Sep 2007
    Nerede
    ankara
    İletiler
    2.726
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Re: Mahkemede yalan beyanda bulunmak konusunda prosedür nedir

    Yalan yere yemin

    Madde 275 - (1) Hukuk davalarında yalan yere yemin eden davacı veya davalıya bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

    (2) Dava hakkında hüküm verilmeden önce gerçeğin söylenmesi hâlinde, cezaya hükmolunmaz.

    (3) Hükmün icraya konulmasından veya kesinleşmesinden önce gerçeğin söylenmesi hâlinde, verilecek cezanın yarısı indirilir.

    acaba yalan yere tanıklık yapmak da aşağıdaki madde içinde değerlendirilebilirmi ?

    Suçluyu kayırma

    Madde 283 - (1) Suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkân sağlayan kimse, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    (2) Bu suçun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

    (3) Bu suçun üstsoy, altsoy, eş, kardeş veya diğer suç ortağı tarafından işlenmesi hâlinde, cezaya hükmolunmaz.

    birde bu madde var yalan yere tanıklık eden kişi yada kişiler sizce nasıl değrlendirmeli acaba..tabii tümü boşanma davası içinde geçen durumlara göre değerlendirilmeli..

    İftira

    Madde 267 - (1) Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    (2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması hâlinde, ceza yarı oranında artırılır.

    (3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

    (4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması hâlinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

    (5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; süreli hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur.

    (6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

    (7) İftira sonucunda mağdur hakkında hapis cezası dışında adlî veya idarî bir yaptırım uygulanmışsa; iftira eden kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    (8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.

    (9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilân olunur. İlân masrafı, hükümlüden tahsil edilir.
    Konu Abdullah Yaman tarafından (27-01-2009 Saat 08:51:23 ) de değiştirilmiştir.
    "BİR ÜLKEDE NAMUS ERBABI OLANLAR DA NAMUSSUZLAR KADAR CESUR OLMADIKÇA, O ÜLKE İÇİN KURTULUŞ UMUDU YOKTUR" İsmet İNÖNÜ
    NE ZULÜM, NE MERHAMET...SADECE ADALET...

  4. #4
    Kayıt Tarihi
    Sep 2007
    Nerede
    ankara
    İletiler
    2.726
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Re: Mahkemede yalan beyanda bulunmak konusunda prosedür nedir

    Merhaba yeniden. Daha önceden açılmış olan bu konu üzerinden devam etmek istedim..
    Benim davamda...
    Karşı tarafın tanıklarından 1 tanesi, yalan yere tanıklık yapmıştır. Akraba değildir. Dolayısı ile mahkemede hakim huzurunda yemin ettirilmiştir.
    Kendisine sorulan "olay hakkında ne biliyorsun, ne duydun ne gördün" sorusuna "ben o ara yoktum, tatildeydim, hiç birşey duymadım görmedim, ancak geldiğimde baktımki kavga niza olmuş, bahsi geçen şahsı (yani üçüncü kişiyi) hiç tanımam, görmedim, konuşmadım, adını da daha sonradan davalı / karşı davacıdan (yani benden) duydum. Konuya dair hiç bir bilgim yoktur" demiştir.
    Oysa telefon kayıtlarında o tanımam hiç görmedim konuşmadım dediği şahısla en az 4 görüşmesi tespit edilmiş durumdadır. Bu kayıtlar dava dosyasında mevcuttur. Keza yine aynı tanığın sözkonusu olayda (sadakatsizlik eyleminde) taraf olduğu, yer ayarladığı, telefon trafiğine dahil olduğu, 3 ncü şahısla (erkekle) telefonla defalarca sohbet ettiği elimde bulunan ses kayıtlarında mevcuttur. Ancak henüz bu ses kayıtları mahkemeye delil olarak sunulmamıştır.
    Şimdi ;
    1- Anılan tanık / tanıklar hakkında yalancı tanıklıktan dolayı dava açma yetkisi ve takdiri Aile Mahkemesi hakimindemidir ?
    2- Hakimin yalancı tanıklıkla ilgili girişimde bulunması için uyarılması yada istemde bulunulması gereklimidir. Gerekli ise bu işlem tanık beyanları ve delillerin değerlendirilmesi aşamasında mı yapılmalıdır?
    3- yalancı tanıklıktan dolayı dava açma yetkisi aile mahkemesi hakiminde değil ise veya aile mahkemesi hakimi buna gerek duymaz ise ben mağdur olan taraf olarak ayrı bir dava açabilirmiyim. Delil olarak Aile Mahkemesindeki dosyanın gösterilmesi yeterli olurmu ?
    4- Her halükarda bu davanın açılabilmesi ile igilili olarak..
    -Zaman aşımı söz konusumudur ?
    -Suç duyurusunda bulunabilmek yada dava açabilmek için aile mahkemesinde devam eden boşanma davasının bitmesini beklemeye gerek varmıdır?
    5- Sözkonusu yalan tanıklık yapan kişiyi yeniden tanık olarak isteyip yeniden bilgisine başvurulabilirmiyiz.


    Teşekkür ederim.
    Konu Abdullah Yaman tarafından (13-04-2009 Saat 12:10:17 ) de değiştirilmiştir.
    "BİR ÜLKEDE NAMUS ERBABI OLANLAR DA NAMUSSUZLAR KADAR CESUR OLMADIKÇA, O ÜLKE İÇİN KURTULUŞ UMUDU YOKTUR" İsmet İNÖNÜ
    NE ZULÜM, NE MERHAMET...SADECE ADALET...

  5. #5
    Kayıt Tarihi
    Apr 2009
    İletiler
    9
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Re: Mahkemede yalan beyanda bulunmak konusunda prosedür nedir

    Yalancı tanıklık/şahitlik TCK'da suçtur. 'Syn Hakim', tanıklık sırasında tanığın yalan söylediği veya menfaat sağlayarak tanıklık yaptığı hakkında güçlü belirti ve kanaat görürse, derhal bir tutanak düzenleyerek ve bunu Cumhuriyet Savcılığı’na gönderir . Tanığın, yalancı beyanı ile sonunda verilecek hükmü etkileyecek olduğu gibi, adaleti engellediği ve adliyenin yanlış yola sevkedildiğine sebeb olur.

    Madde 267 - (1) Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması hâlinde, ceza yarı oranında artırılır.
    (3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
    (4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması hâlinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.
    (5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; süreli hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur.
    (6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.
    (7) İftira sonucunda mağdur hakkında hapis cezası dışında adlî veya idarî bir yaptırım uygulanmışsa; iftira eden kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.
    (9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilân olunur. İlân masrafı, hükümlüden tahsil edilir.
    Madde 268 - (1) İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, bu kişiye ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.
    Madde 269 - (1) İftira edenin, mağdur hakkında adlî veya idarî soruşturma başlamadan önce, iftirasından dönmesi hâlinde, hakkında iftira suçundan dolayı verilecek cezanın beşte dördü indirilir.
    (2) Mağdur hakkında kovuşturma başlamadan önce iftiradan dönme hâlinde, iftira suçundan dolayı verilecek cezanın dörtte üçü indirilir.
    (3) Etkin pişmanlığın;
    a) Mağdur hakkında hükümden önce gerçekleşmesi hâlinde, verilecek cezanın üçte ikisi,
    b) Mağdurun mahkûmiyetinden sonra gerçekleşmesi hâlinde, verilecek cezanın yarısı,
    c) Hükmolunan cezanın infazına başlanması hâlinde, verilecek cezanın üçte biri, indirilebilir.
    (4) İftiranın konusunu oluşturan münhasıran idarî yaptırım uygulanmasını gerektiren fiil dolayısıyla;
    a) İdarî yaptırıma karar verilmeden önce etkin pişmanlıkta bulunulması hâlinde, verilecek cezanın yarısı,
    b) İdarî yaptırım uygulandıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunulması hâlinde, verilecek cezanın üçte biri, indirilebilir.
    (5) İftira suçunun basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, bu madde hükümleri uygulanmaz.
    Madde 270 - (1) Yetkili makamlara, gerçeğe aykırı olarak, suçu işlediğini veya suça katıldığını bildiren kimseye iki yıla kadar hapis cezası verilir. Bu suçun üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla işlenmesi hâlinde; verilecek cezanın dörtte üçü indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir.
    Madde 271 - (1) İşlenmediğini bildiği bir suçu, yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar eden ya da işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uyduran kimseye üç yıla kadar hapis cezası verilir.
    Madde 272 - (1) Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
    (2) Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
    (3) Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
    (4) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
    (5) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin gözaltına alınması veya tutuklanması hâlinde; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.
    (6) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; süreli hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur.
    (7) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.
    (8) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adlî veya idarî bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    Madde 273 - (1) Kişinin;
    a) Kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususla ilgili olarak yalan tanıklıkta bulunması,
    b) Tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapması,
    hâlinde, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
    (2) Birinci fıkra hükmü, özel hukuk uyuşmazlıkları kapsamında yapılan yalan tanıklık hâllerinde uygulanmaz.
    Madde 274 - (1) Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verilmeden veya hükümden önce gerçeğin söylenmesi hâlinde, cezaya hükmolunmaz.
    (2) Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verildikten sonra ve fakat hükümden önce gerçeğin söylenmesi hâlinde, verilecek cezanın üçte ikisinden yarısına kadarı indirilebilir.
    (3) Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşmeden önce gerçeğin söylenmesi hâlinde, verilecek cezanın yarısından üçte birine kadarı indirilebilir.
    Madde 275 - (1) Hukuk davalarında yalan yere yemin eden davacı veya davalıya bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
    (2) Dava hakkında hüküm verilmeden önce gerçeğin söylenmesi hâlinde, cezaya hükmolunmaz.
    (3) Hükmün icraya konulmasından veya kesinleşmesinden önce gerçeğin söylenmesi hâlinde, verilecek cezanın yarısı indirilir.
    Madde 276 - (1) Yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak veya yemin altında tanık dinlemek yetkisine sahip bulunan kişi veya kurul tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalâada bulunması hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
    (2) Birinci fıkrada belirtilen kişi veya kurullar tarafından görevlendirilen tercümanın ifade veya belgeleri gerçeğe aykırı olarak tercüme etmesi hâlinde, birinci fıkra hükmü uygulanır.
    Madde 277 - (1) Bir davanın taraflarından birinin veya bir kaçının veya sanıkların veya davaya katılanların, mağdurların leh veya aleyhinde, yargı görevi yapanlara emir veren veya baskı yapan veya nüfuz icra eden veya her ne suretle olursa olsun adı geçenleri hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden kimseye iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı aydan iki yıla kadardır.
    Madde 278 - (1) İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (2) İşlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması hâlen mümkün bulunan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
    (3) Mağdurun onbeş yaşını bitirmemiş bir çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan özürlü olan ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunan kimse olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza, yarı oranında artırılır.
    Madde 279 - (1) Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (2) Suçun, adlî kolluk görevini yapan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
    Madde 280 - (1) Görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (2) Sağlık mesleği mensubu deyiminden tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire ve sağlık hizmeti veren diğer kişiler anlaşılır.
    Madde 281 - (1) Gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla, bir suçun delillerini yok eden, silen, gizleyen, değiştiren veya bozan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kendi işlediği veya işlenişine iştirak ettiği suçla ilgili olarak kişiye bu fıkra hükmüne göre ceza verilmez.
    (2) Bu suçun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
    (3) İlişkin olduğu suç nedeniyle hüküm verilmeden önce gizlenen delilleri mahkemeye teslim eden kişi hakkında bu maddede tanımlanan suç nedeniyle verilecek cezanın beşte dördü indirilir.
    Madde 282 - (1) Alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek ve meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla, çeşitli işlemlere tabi tutan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
    (2) Bu suçun, kamu görevlisi tarafından veya belli bir meslek sahibi kişi tarafından bu mesleğin icrası sırasında işlenmesi hâlinde, verilecek hapis cezası yarı oranında artırılır.
    (3) Bu suçun, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
    (4) Bu suçun işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
    (5) Bu suç nedeniyle kovuşturma başlamadan önce suç konusu malvarlığı değerlerinin ele geçirilmesini sağlayan veya bulunduğu yeri yetkili makamlara haber vererek ele geçirilmesini kolaylaştıran kişi hakkında bu maddede tanımlanan suç nedeniyle cezaya hükmolunmaz.
    Madde 283 - (1) Suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkân sağlayan kimse, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (2) Bu suçun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
    (3) Bu suçun üstsoy, altsoy, eş, kardeş veya diğer suç ortağı tarafından işlenmesi hâlinde, cezaya hükmolunmaz.
    Madde 284 - (1) Hakkında tutuklama kararı verilmiş olan veya hükümlü bir kişinin bulunduğu yeri bildiği hâlde yetkili makamlara bildirmeyen kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (2) İşlenmiş olan bir suça ilişkin delil ve eserlerin başkaları tarafından saklandığı yeri bildiği hâlde yetkili makamlara bildirmeyen kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
    (3) Bu suçların kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
    (4) Bu suçların üstsoy, altsoy, eş veya kardeş tarafından işlenmesi hâlinde, cezaya hükmolunmaz.
    Madde 285 - (1) Soruşturmanın gizliliğini alenen ihlâl eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, soruşturma aşamasında alınan ve kanun hükmü gereğince gizli tutulması gereken kararların ve bunların gereği olarak yapılan işlemlerin gizliliğinin ihlâli açısından aleniyetin gerçekleşmesi aranmaz.
    (2) Kanuna göre kapalı yapılması gereken veya kapalı yapılmasına karar verilen duruşmadaki açıklama veya görüntülerin gizliliğini alenen ihlâl eden kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır. Ancak, bu suçun oluşması için tanığın korunmasına ilişkin olarak alınan gizlilik kararına aykırılık açısından aleniyetin gerçekleşmesi aranmaz.
    (3) Bu suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, ceza yarı oranında artırılır.
    (4) Soruşturma ve kovuşturma evresinde kişilerin suçlu olarak damgalanmalarını sağlayacak şekilde görüntülerinin yayınlanması hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
    Madde 286 - (1) Soruşturma ve kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntüleri yetkisiz olarak kayda alan veya nakleden kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    Madde 287 - (1) Yetkili hâkim ve savcı kararı olmaksızın, kişiyi genital muayeneye gönderen veya bu muayeneyi yapan fail hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
    (2) Bulaşıcı hastalıklar dolayısıyla kamu sağlığını korumak amacıyla kanun ve tüzüklerde öngörülen hükümlere uygun olarak yapılan muayeneler açısından yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz.
    Madde 288 - (1) Bir olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma veya kovuşturma kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar savcı, hâkim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (2) Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
    Madde 289 - (1) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kişinin bu malın sahibi olması hâlinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
    (2) Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu oluşturan eşyayı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bunun mümkün olmaması hâlinde bedelini ödeyen kişi hakkında verilecek cezaların beşte dördü indirilir.
    (3) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır.
    (4) Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    Madde 290 - (1) Hükmen hak sahiplerine teslim edilen taşınmaz mallara tekrar elkoyan kimseye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
    (2) Muhafaza edilmek üzere başkasına resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan taşınır malın bu kişinin elinden rızası dışında alınması hâlinde hırsızlık, cebren alınması hâlinde yağma, hileyle alınması hâlinde dolandırıcılık, tahrip edilmesi hâlinde mala zarar verme suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Kişinin bu malın sahibi olması hâlinde, verilecek cezanın yarısından dörtte üçüne kadarı indirilir.
    Madde 291 - (1) Kendisini, bir hükümlünün veya tutuklunun yerine koyarak ceza infaz kurumuna veya tutukevine giren kimseye altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
    Madde 292 - (1) Tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
    (2) Bu suçun, cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
    (3) Bu suçun, silâhlı olarak ya da birden çok tutuklu veya hükümlü tarafından birlikte işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir katına kadar artırılır.
    (4) Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin veya kasten öldürme suçunun gerçekleşmesi ya da eşyaya zarar verilmesi durumunda, ayrıca bu suçlara ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur.
    (5) Bu maddede yazılı hükümler, ceza infaz kurumu dışında çalıştırılan hükümlüler ile hapis cezası adlî para cezasından çevrilmiş olanlar hakkında da uygulanır.
    (6) Kısa süreli hapis cezasının özel infaz şekillerinin gereklerine uymayan hükümlü hakkında bir aydan iki aya kadar hapis cezasına hükmolunur; geriye kalan ceza da ayrıca çektirilir.
    Madde 293 - (1) Gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün, kaçtıktan sonra etkin pişmanlık göstererek kendiliğinden teslim olması hâlinde, kaçtığı günden itibaren teslimin gerçekleştiği güne kadar geçen süre dikkate alınarak, verilecek cezanın altıda beşinden altıda birine kadarı indirilir. Ancak, kaçma süresinin altı ayı geçmesi hâlinde cezada indirim yapılmaz.
    Madde 294 - (1) Gözaltına alınanın veya tutuklunun kaçmasını sağlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (2) Hükümlünün kaçmasını sağlayan kişi, çekilecek olan hapis cezasının süresine göre iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, hükümlünün cezası;
    a) Müebbet hapis cezası ise, beş yıldan sekiz yıla,
    b) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ise, sekiz yıldan oniki yıla,
    kadar hapis cezasına hükmolunur.
    (3) Bu suçların, cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
    (4) Kaçması sağlanan kişi sayısının birden fazla olması hâlinde, bu sayı göz önünde bulundurularak, verilecek ceza üçte birden bir katına kadar artırılır.
    (5) Bu suçların gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün muhafaza veya nakli ile görevli kişiler tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza, üçte biri oranında artırılır.
    (6) Bu suçların üstsoy, altsoy, eş veya kardeş tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte biri oranında indirilir.
    (7) Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin veya kasten öldürme suçunun gerçekleşmesi ya da eşyaya zarar verilmesi durumunda, ayrıca bu suçlara ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur.
    (8) Gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün, muhafaza veya naklî ile görevli kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından yararlanarak kaçması hâlinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
    Madde 295 - (1) Gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün muhafaza veya naklî ile görevli kişilerin, görevlerinin gereklerine aykırı hareket etmeleri hâlinde, görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
    (2) Muhafaza veya naklî ile görevli olan kimse, görevinin gereklerine aykırı olarak gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün bulunduğu yerden geçici bir süreyle uzaklaşmasına izin verirse; altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (3) Gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün bu fırsattan yararlanarak kaçması hâlinde, kaçmaya kasten imkan sağlama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
    Madde 296 - (1) Hükümlü veya tutukluların toplu olarak ayaklanması hâlinde, her biri hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Hükümlü veya tutuklu sayısının üçten fazla olmaması hâlinde, bu suçtan dolayı cezaya hükmedilmez.
    (2) Ayaklanma sırasında başka suçların işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlara ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur.
    Madde 297 - (1) İnfaz kurumuna veya tutukevine silâh, uyuşturucu veya uyarıcı madde veya elektronik haberleşme aracı sokan veya bulunduran kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun konusunu oluşturan eşyanın, temin edilmesi veya bulundurulması ayrı bir suç oluşturduğu takdirde; fikrî içtima hükümlerine göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır.
    (2) Birinci fıkrada sayılanların dışında kalıp da yetkili makamlar tarafından infaz kurumuna veya tutukevine sokulması yasaklanmış bulunan eşyayı, bu yasağı bilerek, infaz kurumuna veya tutukevine sokan veya bulunduran ya da kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (3) Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların hükümlü veya tutukluların muhafazasıyla görevli kişiler tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
    (4) Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyayı yanında bulunduran veya kullanan hükümlü veya tutuklu, bunu kimden ve ne suretle elde ettiği hususunda bilgi verirse, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
    Madde 298 - (1) Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutukluların haberleşmelerini, ziyaretçileriyle görüşmelerini, iyileştirme ve eğitim programları çerçevesinde eğitim ve spor, meslek kazandırma ve işyurdu çalışmaları ile diğer sosyal ve kültürel faaliyetlere katılmalarını, kurum tabibince muayene ve tedavi edilmelerini, müdafi veya avukat tayin etmelerini, bunlarla görüşmelerini, mahkemelere veya Cumhuriyet başsavcılıklarına gitmelerini, kurum görevlileri ile görüşmelerini, salıverilenlerin kurum dışına çıkmalarını her ne suretle olursa olsun engelleyenler, hükümlü ve tutukluları bu fiillere teşvik edenler, bu yolda talimat verenler, mevzuatın hükümlü ve tutuklulara tanıdığı sair her türlü görüşme ve temas olanağını engelleyenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar.
    (2) Hükümlü ve tutukluların beslenmesini engelleyenler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Hükümlü ve tutukluların açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik veya ikna edilmeleri ya da bu yolda kendilerine talimat verilmesi de beslenmenin engellenmesi sayılır.
    (3) Beslenmenin engellenmesi nedeniyle kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinden biri veya ölüm meydana gelmiş ise, ayrıca kasten yaralama veya kasten öldürme suçlarına ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur.

  6. #6
    Kayıt Tarihi
    Nov 2008
    İletiler
    2.557
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Re: Mahkemede yalan beyanda bulunmak konusunda prosedür nedir

    Peki sayın hakim yalan şahitlik eden tanıkların yalan söylediği kanaatine varamadı. Ve şahidin söyledikleri tutanaklara geçti.

    Duruşma bitiminde yalan şahitlik edenlerin yalan beyan ettiklerini ispatlamak için hakime bu konudaki delili sunmak mı gerekir? Bildiğim kadarı ile daha önce şahitleri dinlenen tarafın tekrardan şahit ya da delil sunması pek mümkün olmuyor.

    Yani yalan şahitlik eden taraftan önce diğer taraf şahitlerini ve delillerini ortaya koydu ve sonra diğer taraf şahit sundu ve o şahitlerde yalan beyanda bulunup yalan şahitlik ettiler. Bu durumda daha önce şahit ve delil sunmuş olan taraf tekrar şahit ya da delil sunabilir mi aileme mahkemesine?

    Yoksa duruşma bitiminde eldeki delil ile beraber cumhuriyet savcılığına gitmek mi gerekir?

    Şu açıdan soruyorum. Direkt savcılığa suç duyurusunda bulunulursa, boşanma davasına bakan hakimin bu yalan şahitlik konusundan haberi olmadığı için ve davayı da etkileyeceği için önce aile mahkemesi hakiminin bu konudan haberi olması gerekmez mi?

    Sizinde dediğiniz gibi "tanığın, yalancı beyanı ile sonunda verilecek hükmü etkileyecek olduğu gibi, adaleti engellediği ve adliyenin yanlış yola sevkedecektir".
    Konu denizblk tarafından (13-04-2009 Saat 15:03:47 ) de değiştirilmiştir.
    Hiçbir şey ayağınıza gelmez; en azından iyi olan hiç birşey. Herşeyi gidip almanız gerekir.**Charles Buxton**

  7. #7
    Kayıt Tarihi
    Sep 2007
    Nerede
    ankara
    İletiler
    2.726
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Re: Mahkemede yalan beyanda bulunmak konusunda prosedür nedir

    Alıntı denizblk rumuzlu üyeden alıntı İletiyi Göster
    Peki sayın hakim yalan şahitlik eden tanıkların yalan söylediği kanaatine varamadı. Ve şahidin söyledikleri tutanaklara geçti.

    Duruşma bitiminde yalan şahitlik edenlerin yalan beyan ettiklerini ispatlamak için hakime bu konudaki delili sunmak mı gerekir? Bildiğim kadarı ile daha önce şahitleri dinlenen tarafın tekrardan şahit ya da delil sunması pek mümkün olmuyor.

    Yani yalan şahitlik eden taraftan önce diğer taraf şahitlerini ve delillerini ortaya koydu ve sonra diğer taraf şahit sundu ve o şahitlerde yalan beyanda bulunup yalan şahitlik ettiler. Bu durumda daha önce şahit ve delil sunmuş olan taraf tekrar şahit ya da delil sunabilir mi aileme mahkemesine?

    Yoksa duruşma bitiminde eldeki delil ile beraber cumhuriyet savcılığına gitmek mi gerekir?

    Şu açıdan soruyorum. Direkt savcılığa suç duyurusunda bulunulursa, boşanma davasına bakan hakimin bu yalan şahitlik konusundan haberi olmadığı için ve davayı da etkileyeceği için önce aile mahkemesi hakiminin bu konudan haberi olması gerekmez mi?

    Sizinde dediğiniz gibi "tanığın, yalancı beyanı ile sonunda verilecek hükmü etkileyecek olduğu gibi, adaleti engellediği ve adliyenin yanlış yola sevkedecektir".
    Düşüncelerime tercüman oldunuz teşekkür ederim sayın denizblk.
    Şöyleki ;

    -Dava açıldıktan sonra her iki tarafa tanık ve delillerini sunmaları için süre verildi. Taraflar delillerini ve tanıklarını bildirdi. Müzekkereler / talimatlar /davetiyeler yazıldı. Tanıklar geldi, ifadelerini verdiler.

    -Tanıklardan bir tanesi yalan beyanda bulundu. Ancak o aşama da tanığın yalan beyanda bulunduğuna dair elde bilgi ve belge yoktu. Dolayısı ile tanığın yalan beyanı mahkemede ortaya konulamadı.

    -Aradan bir yada iki duruşma geçtikten sonra (sanırım 6 ncı duruşmada) yazılan müzekkerelere yanıt geldi. Bu yanıtlardan birisinde (telefon kayıtları ve trafiği ile ilgili) tanığın yalan söylediği ve aslında "görüşmedim tanımam" dediği kişi ile görüşmeler yaptığı ortaya çıkmıştır. Tanığın mahkemedeki yalanı ile adaleti / hakimi yanıltmaya çalıştığı ve davanın seyrini değiştirmeyi hedeflediği görülmüştür.

    -Keza bu tanığın olayda yer sağlayan / organize eden / arada irtibat ve iletişim sağlayan kişi olduğuna dair ses kayıtları vardı ama kullanılmamıştı.

    -Tanığın yalan beyanda bulunduğunu ve adaleti yanıltma gayretini de ancak elde edilen yeni delil (yani ses kaydı) ve bulgular ile ispatlama şansına sahibiz.

    Şimdi bu durumda ;

    - Tanığın yalan söylediğini ispat ve davanın gerçekler üzerine yürütülmesini teminen yeniden delil sunabilirmiyiz..
    - Bu mümkün değil ise davanın HUMK 445 inci madde ye göre yeniden görülmesini sağlama şansımız varmıdır ?

    (Hukme esas teskil eden bir delilin sahte olmasi veya bunun tepit ya da ikrar edilmis olmasi, veya sahitlerden birinin sahadetinin yalan oldugunun ortaya cikmasi veya lehine hukum verilen tarafin fiili yuzunden elde edilemeyen bir belgenin hukmun itasindan sonra ele gecirilmis olmasi gibi durumlarda HUMK m 445 geregince Iade-i Muhakeme yoluna gidilir.)


    Bir Not: Davanın bir aşamasında ele geçen yazılı bir belgeyi talimatla ifade alınırken (bir başka şehirde) tutanaklara geçtiği için Hakim "beyan edin o halde" diyerek kabul etmişti.
    Konu Abdullah Yaman tarafından (13-04-2009 Saat 16:03:57 ) de değiştirilmiştir.
    "BİR ÜLKEDE NAMUS ERBABI OLANLAR DA NAMUSSUZLAR KADAR CESUR OLMADIKÇA, O ÜLKE İÇİN KURTULUŞ UMUDU YOKTUR" İsmet İNÖNÜ
    NE ZULÜM, NE MERHAMET...SADECE ADALET...

  8. #8
    Kayıt Tarihi
    Apr 2009
    İletiler
    9
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Re: Mahkemede yalan beyanda bulunmak konusunda prosedür nedir

    Syn.. denizblk & dardayım
    Savcılık Devleti temsil ettiği için de suç ve suçlulukla mücadelede yetkilerini devlet adına kullanır. Cumhuriyet Savcısı, sadece sanığın aleyhindeki delilleri toplamakla yetinemez, sanığın lehine de delil toplamak görevleri arasındadır.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, kanunca usulsüz verilen kararı bozar, veya Yargıta’ya kararın bozulması için gerekcesiyle içerilen bir tutanak yazar.

    Bu nedenle yalancı şahitliği “adliye aleyhine işlenen cürümler” başlığı altında düzenlemiştir . Yine bu nedenle kanunkoyucu, HUMK’un maddelerini düzenlerken, olağanüstü bir kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesi sebeplerine, beyanı hükme esas alınan tanığın hükümden sonra yalan şahitlikten hüküm giymesini de eklemiştir.

    Yargılamanın yenilenmesi (muhakemenin iadesi), kati olarak verilmiş veya katiyet kesbetmiş olan hukuk ve ceza mahkemesi kararlarıyla Danıştay ve diğer hususi mahkeme kararlarının, kanunda muayyen maddi sebeplerin mevcudiyeti halinde, aynı kaza mercilerinde yeniden tetkikine, tekrar yargılama yapılmasına ve kararların tebdiline imkan veren olağanüstü kanun yoludur.

  9. #9
    Kayıt Tarihi
    Nov 2008
    İletiler
    2.557
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Re: Mahkemede yalan beyanda bulunmak konusunda prosedür nedir

    Yani diyorsunuz ki, yalan şahitlik konusunda delilinizi savcılığa sunun,boşanma davanıza sunmanıza gerek yok. Direkt savcılığa suç duyurusunda bulunun. Lehinize sonuçlanırsa boşanma davanız, yeniden yargılanma talep edersiniz diyorsunuz.

    İyi de bu hem zaman kaybı olmaz mı? İllaki böyle mi yapmak lazım?

    Düşünün, arada bu olaylardan dolayı yıpranan çocuklar da var. Tarafları hiç hesaba dahi katmıyorum.
    Hiçbir şey ayağınıza gelmez; en azından iyi olan hiç birşey. Herşeyi gidip almanız gerekir.**Charles Buxton**

  10. #10
    Kayıt Tarihi
    Sep 2007
    Nerede
    ankara
    İletiler
    2.726
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Re: Mahkemede yalan beyanda bulunmak konusunda prosedür nedir

    Alıntı repola1 rumuzlu üyeden alıntı İletiyi Göster
    Syn.. denizblk & dardayım
    Savcılık Devleti temsil ettiği için de suç ve suçlulukla mücadelede yetkilerini devlet adına kullanır. Cumhuriyet Savcısı, sadece sanığın aleyhindeki delilleri toplamakla yetinemez, sanığın lehine de delil toplamak görevleri arasındadır.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, kanunca usulsüz verilen kararı bozar, veya Yargıta’ya kararın bozulması için gerekcesiyle içerilen bir tutanak yazar.

    Bu nedenle yalancı şahitliği “adliye aleyhine işlenen cürümler” başlığı altında düzenlemiştir . Yine bu nedenle kanunkoyucu, HUMK’un maddelerini düzenlerken, olağanüstü bir kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesi sebeplerine, beyanı hükme esas alınan tanığın hükümden sonra yalan şahitlikten hüküm giymesini de eklemiştir.

    Yargılamanın yenilenmesi (muhakemenin iadesi), kati olarak verilmiş veya katiyet kesbetmiş olan hukuk ve ceza mahkemesi kararlarıyla Danıştay ve diğer hususi mahkeme kararlarının, kanunda muayyen maddi sebeplerin mevcudiyeti halinde, aynı kaza mercilerinde yeniden tetkikine, tekrar yargılama yapılmasına ve kararların tebdiline imkan veren olağanüstü kanun yoludur.
    Doğru anlamışmıyım diye yazıyorum..

    Bir kişinin yalan yere tanıklık etmesi ile ilgili olarak suç duyurusunda bulunabilmek veya dava açabilmek için ; tanığın, tanıklık yaptığı davada taraflardan bir tanesinin, tanığın yalan beyanı nedeni ile ceza alması yada hukuken mağdur olması ve bu mağduriyetinin Yargıtayca onanmasımı gerekiyor.
    Peki bu durumda başvuru mercii neresi olacak ? Cumhuriyet Savcılığımı ? Peki ya zaman aşımı ?
    "BİR ÜLKEDE NAMUS ERBABI OLANLAR DA NAMUSSUZLAR KADAR CESUR OLMADIKÇA, O ÜLKE İÇİN KURTULUŞ UMUDU YOKTUR" İsmet İNÖNÜ
    NE ZULÜM, NE MERHAMET...SADECE ADALET...

1 / 2 Sayfa 12 SonSon

Benzer Konular :

  1. Yanlış Beyanda Bulunmak Ürünü Ayıplı Yaparmı ?
    Yazan: aykut_saka Forum: Tüketici Hakları
    Yanıt: 18
    Son İleti: 28-01-2013, 11:02:59
  2. Sigortaya Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak
    Yazan: duzgun_cagdas Forum: Borçlar Hukuku
    Yanıt: 10
    Son İleti: 19-10-2012, 11:09:41
  3. Yalan Beyanda Bulunmak
    Yazan: Robinson_Crusoe Forum: Ceza Hukuku
    Yanıt: 1
    Son İleti: 08-05-2012, 11:29:58
  4. Haksız yere şikayet etmek ve yalan beyanda bulunmak
    Yazan: Some0ne Forum: Ceza Hukuku
    Yanıt: 5
    Son İleti: 04-02-2012, 11:04:58
  5. Beyanda bulunmak için süre
    Yazan: mskocabay Forum: Aile Hukuku
    Yanıt: 8
    Son İleti: 31-05-2009, 13:44:13

İnternet Araçları

İnternet Araçları

Yetkileriniz

  • Yeni konu açma yetkiniz yok
  • Konuya cevap verme yetkiniz yok
  • Dosya ekleme yetkisi yok
  • İleti düzenleme yetkisi yok
  •  



Hukuk Blog |  2014 tarihli Yasal Siteler Dizini |  Arabulucu |  Hukuk Kitapları |  Fiyat1 |  Alman Hukuku |  ISP Güvenlik AŞ. |  İş İlanları |  Ankahukuk |  Psikoloğum |  Taşınmaz ilanları |  Internet Rehberi |  Türkiye Portalı |  Site Ekleme |  Türkçe-İngilizce Sözlük |  Sihirli Kadın |  Sağlık |  Sanal Turk |  Satılık Düşecek Domainler |  Playbarn Levent |  Kral | 
Hukuki.Net’in Telif Hakları ve 2011-2014 yılları arası Marka Tescil Koruması Levent Patent tarafından sağlanmaktadır.
Hukuki.Net sunucusu yoğun trafiği yönetebilen CubeCDN teknolojisi kullanmaktadır.
Reklam Alanları: Sitenin 2011-2014 yılı reklam pazarlaması MEDYACİN İletişim Reklam Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılmakta olup, reklam talepleri için Medyacin Ltd. Şti. ile iletişim kurmanız rica olunur.