Anket Sonuçlarını Göster: Özel üniversitelerde hukuk

Oylayanlar
153. Bu ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor.
  • EVET DOĞRU BULUYORUM

    56 36,60%
  • HAYIR DOĞRU BULMUYORUM

    91 59,48%
  • ÇEKİMSERİM

    6 3,92%
11 / 18 Sayfa İlkİlk 123456789101112131415161718 SonSon
101 den 110´e kadar toplam 176 ileti bulundu.
  1. #101
    Kayıt Tarihi
    Oct 2003
    Nerede
    Hatay, Türkiye.
    İletiler
    3.383
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Sayın denizhan aga

    Birincisi ;Forum Yöneticisi benim ve o yazınızı silmeyeceğim.

    İkincisi; sizin arkadaşınız değilim, sizinle hiç bir samimiyetim de yok. O nedenle (SEN) diye hitap etmeyiniz.

    Üçüncüsü; umarım bir ÖZEL(!) ÜNİVERSİTENİN HUKUK FAKÜLTESİNE girersiniz, sizin gibilere çok ihtiyacımız var.


  2. #102
    Kayıt Tarihi
    Oct 2005
    Nerede
    Karabük, Safranbolu, Turkey.
    İletiler
    27
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Sayın denizhan aga

    Birincisi ;Forum Yöneticisi benim ve o yazınızı silmeyeceğim.

    İkincisi; sizin arkadaşınız değilim, sizinle hiç bir samimiyetim de yok. O nedenle (SEN) diye hitap etmeyiniz.

    Üçüncüsü; umarım bir ÖZEL(!) ÜNİVERSİTENİN HUKUK FAKÜLTESİNE girersiniz, sizin gibilere çok ihtiyacımız var

    Av. Bayındır bey :

    öncelikle o ünlem işaretinin ne manaya geldiğini biliyorum
    1) beni salak yerine koyuyorsunuz

    2) benim hayallerimle dalga geçiyorsunuz

    3) sizin gibilere ih. var diyerek benimle dalga geçiyorsun

    ben de sizinle(Av. Fırat Bey'le)dalga geçmesini bilirdim ama aile terbiyem maalesef buna engel oluyor[:tps]( c. savcısı evladıyım, babam gibi olmak isteğim, arzum. )

    bu davranışları forum yöneticisine, ondan da öte hukuk fak. bitirmiş ve Av. olmuş bir kişiye yakışık bulmuyorum

    yürü hür maviliğin bittiği son hadde kadar
    çünkü insan dünya da hayal ettiği müddetçe yaşar

    Y.K. Beyatlı

  3. #103
    Kayıt Tarihi
    Dec 2005
    Nerede
    Turkey.
    İletiler
    3
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    sayın avukat fırat beyefendi,
    karşınızdaki insanın üniversite sınavına girecek bir lise öğrencisi ya da liseden yeni mezun bir genç olduğunu unutmuş olduğunuzu düşünüyorum.... ayrıca saygıyla eğiliyorum karşınızda...
    iyi günler diliyorum herkese.

  4. #104
    Kayıt Tarihi
    Oct 2003
    Nerede
    Hatay, Türkiye.
    İletiler
    3.383
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Yazılarınızı gençlik heyecanınıza veriyorum.
    Ama yargılamadan infaz olunmayacağı da temel bir kuraldır. O nedenle de
    Yargıtayda çetelerle ilişkiye girenlerin yolsuzluk yapanların Ankara ve İstanbul Hukuk mezunu olduğunu söylemek de herhalde maksadını fazlasıyla aşan ve altından kalkamayacağınız bir ifadedir.

    Kimsenin hayalleriyle oynadığımız da yok
    ÖZEL (!) İFADEMİZ İSE Özel Üniversite değil Vakıf Üniversitesidir diye burada yazanlar içindir üstünüze alınmayın. ( forumu dikkatle okursanız göreceksiniz)

    Bunun dışında, eğer hukukçu olmayı kafamıza koymuşsak, önce hukukçuya yaraşır yazım ve uslubu kazanmak gerekir. Bunu hatırlattık.

    Ayrıca madem ki öğrencisiniz o zaman mevcut hukuk eğitimi sistemi üzerine de biraz çalışın Vakıf ve Devlet Üniversitelerinin artıları ve eksilerini ülke koşullarını da dikkate alarak objektif olarak değerlendirin.
    Hukuk eğitimi zor ve zahmetlidir. Hukukçuluk ise bir sanattır. Sizler bu sanatı öğrenmeye çalışın ama heyecanlarınıza yenilmeden, objektifliğinizi kaybetmeden.

  5. #105
    Kayıt Tarihi
    Sep 2004
    Nerede
    İstanbul, Türkiye.
    İletiler
    3
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Özel üniversitelerde hukuk eğitimini doğru bulmadığını söyleyen hersekese sorum, sözkonusu kurumlardaki hukuk eğitimiyle ilgili ne biliyorsunuz? Sözkonusu kurumlarda yanlış olan ne? Sorun emek harcanmaması ise bunu ispatlıycak mantıklı bir deliliniz varmı? Aynı puanı alan iki kişiyi mukayese ederek bu sonuca varıyorsanız puanlara varılan yol gerçekten birebir aynımı öncelikle bunu sorgulayın. Arkadaşın parmaklarınıza sahip olun çıkışına katılmıyorum düzeltilmesi gerekiyor çünkü bir iddia varsa iddia sahibinin öncelikle "önyargısız" ve söylediklerinde ciddi olması gerekiyor. Bunu söyleyenlerin biranlık hevesle bu yazıları yazmadıklarına eminim.
    Eğer bir tartışma konusu olacaksa sözünü ettiğiniz kurumlardaki diğer eğitim alanlarının daha mı iyi olduğuna inaniyorsunuz? Neden Fen Edebiyat, Mühendislik yada başka bir alan değilde hukuk eğitimine karşısınız?
    Ayrıca bir düzeltme T.C. sınırlarında henüz özel üniversite açılamıyor özel okullarla karıştırılmasın enazından adı farklı lafı edilen okullar Vakıf üniversitesi adıyla anılıyor.

  6. #106
    Kayıt Tarihi
    Oct 2005
    Nerede
    Karabük, Safranbolu, Turkey.
    İletiler
    27
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Ayrıca madem ki öğrencisiniz o zaman mevcut hukuk eğitimi sistemi üzerine de biraz çalışın Vakıf ve Devlet Üniversitelerinin artıları ve eksilerini ülke koşullarını da dikkate alarak objektif olarak değerlendirin.
    Hukuk eğitimi zor ve zahmetlidir. Hukukçuluk ise bir sanattır. Sizler bu sanatı öğrenmeye çalışın ama heyecanlarınıza yenilmeden, objektifliğinizi kaybetmeden.
    syn. Av. Bayındır Bey

    geçenlerde bir film izledim bir bayan hukuk fak okuyor ve konu onun etrafında geçiyor... arada bir der ortamını da filim sayesinde görüyoruz (ABD_holywood_yapımı)

    1) herkesin önünde diz üstü bilgisayar
    2)sınıf toplam 50 kişi
    3)herkesin özel dolabı var(kitap koyma vb..)
    4)öğretmenle bire bir soru-cevap ilişkisi
    5)elektronik tablo, hocanın da sopası var elinde(yanlış anlaşılmasın o sopa adam dövmek için değil elktrnk. tabloda ders anlatmak için )
    6) sosyal yaşantıya hiç değinmiycem artık ona da değinirsen bizdeki ünilerin kepenk kapatması lazım...
    7)eğitim kalitesi süper...



    bu üninin baş harfi H son harfi D ee bu kadar tiyo verdik artık

    peki buna yakın bi üni. ülkemizde gösterebilecek var mı???????

    sorum şu:

    bi tane devletten örnek verin
    bi tane de vakıftan(özelden)

    ben vakıftan örnek vereyim; KOÇ/hukuk (ingilizce eğitim)

    devletten örnek vereyim : YOK malesef

    Yani anlıyacağınız UÇURUM var

    saygılarımla

  7. #107
    Kayıt Tarihi
    Nov 2005
    Nerede
    İstanbul, Turkey.
    İletiler
    30
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Lütfen!..Özel üniversiteye giden devlet üniversitesini kazanamayandır.Böyle ortamlarda saçma sapan konuşmamanızı rica ediyorum.Çünkü buralar geldiğiniz ortamlardan farklıdır.Biraz daha akılcı şeyler yazarsanız sizin haricinizdekiler memnun olur.Ayrıca herşey olanakla olmuyor.Ankara Hukuk'ta o kadar olanak olmamasına rağmen neden Türkiye'de birinci.Galatasaray devlet üniversitesi değil mi?Özele gidenler lütfen kendi egolarının tatmini için devlet üniversitelerine laf atmasınlar.Çünkü herşey ortada.Keşke Harward'da paralı olsaydı da oraya gitseydiniz o zaman.Harward'a parası olan değil zekası ve çalışma azmi olan gidiyor.Bir şeyi düzeltmek için önce düzeltecek mevkiiye gelmek gerekir.Yoksa şikayetlerle bir yere varılmıyor bu ülkede.Kendi pembe dünyanızda kendi gerekçelerinizle yaşamaya devam edebilirsiniz.Zordan kurtulmanın tek yolu çoğu kişiye mantıksız size de mantıklı gelen gerekçeler bulmaktır.Siz kendinize göre gerekçeler bulmakta gayet başalırılısın kanımca.Daha fazla uzatmaya gerek yok. Fırat Bey'e kesinlikle katılıyorum.
    denizhan_aga umarım istediğiniz yeri kazanır, istediğiniz olanaklarda bir eğitim alırsınız.Biz alamadık o şartlarda eğitim çünkü biz özel üniversitelerin daha konforlu olduğunu anlayamadık, kavrayamadık!Puanımız özel bursluya yetmesine rağmen devlet üniversitesi yazdık, halbuki özel daha konforlu neden özel yazmadık acaba?[Bu arada özelde (burslu veya paralı) okuyan arkadaşlarıma da kesinlikle bir şeyler anlatmak çabasında değilim.İsteyen istediği yere gidebilir tabii ki.Sadece biraz patavatsızca konuşanlaradır yazdıklarım.]

    Seviyeli sohbetler dilerim hukukçu arkadaşlarım ve büyüklerim...


  8. #108
    Kayıt Tarihi
    Oct 2003
    Nerede
    Hatay, Türkiye.
    İletiler
    3.383
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    HUKUK ÖĞRETİMİ VE HUKUKÇU EĞİTİMİNE BAKIŞ
    SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

    İnsanlığın ilkel yaşamdan uygar yaşama uzanan evrimleşme süreci içinde hukukun her zaman özel bir yeri ve önemi olduğu sosyal bir gerçekliktir. Roma Hukukunda ubi societas ubi jus ( toplumun bulundu yerde hukuk vardır) biçiminde ifade edilen ünlü özdeyiş bu gerçekliği öz olarak anlatmaktadır.
    Devlet öncesi toplumlarda sosyal yaşamın diğer kurallarıyla özellikle din kurallarıyla kaynaşmış olan hukuk, toplumsal gelişmenin daha sonraki aşamalarında ve özellikle devletli toplum aşamasında ayrı bir yer tutmuş ve giderek bağımsız bir kurum haline gelmiştir. Devletli toplumda siyasal yaşamın gelişmesinde ve devletin hukuk devleti aşamasına varmasında laikleşmiş hukuk anlayışının ve düzeninin önemli bir rolü olduğu yadsınamaz.
    Günümüz devlet veya siyasal yaşamında; devletin yapılanması, uluslararası ilişkiler, devlet-toplum ve devlet- birey ilişkileri ve diğer tüm sosyal ve siyasal ilişkiler ya hukuksal ya da hukuksal plana yansımaları olan ilişkilerdir. Kısaca hukuk veya hukuksal ilişki siyasal toplumun her yerindedir ve onun bir tür ara maddesini oluşturmaktadır.
    Hukukun modern devlet yaşamı ve aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti içinde tuttuğu bu çok önemli ve büyük payın doğal sonucu olarak, hukuk öğretimi ve hukukçunun eğitimi özel bir önem taşımaktadır.
    Gerçekten, devlet yaşamımıza baktığımızda, kamu ve özel hukuk bağlamında hukuk ve hukuk uygulaması her yerdedir: yasama, yürütme ve yargı organlarının oluşumunda; bu organların her türlü faaliyetinde, eylem ve işlemlerinde; yasama, yürütme ve yargı organlarının karşılıklı ilişkilerinde; devletin ve devlet organlarının gerek sosyal gruplar ve kitle örgütleri gerekse hukuk kişileriyle (tüzel veya gerçek) ilişkilerinde ve, nihayet, hukuk kişileri arası ilişkilerde hukuk söz konusudur.
    Devlet ve toplum yaşamında hukukun ve uygulama alanının bu denli önemli ve geniş olması; devlet iktidarının yapılanması, kullanılması, işleyişi ve yönetilenlerle ilişkileri yönlerinden hukukun, genel hukuk bilgileri çerçevesinde herkese öğretilmesini ve aynı zamanda bir bilim ve teknik olarak hukuku öğrenmeyi, öğretmeyi ve uygulamasını bir meslek olarak seçenlerin öğretimini, öğrenimini ve eğitimini içermektedir. Bu iki farklı ve genel bir bakış açısından ele alınacak olursa, hukuk öğretimi ve hukukçunun eğitimi konusu aşağıda belirtilen boyutlarıyla ve bu boyutlara ilişkin sekiz başlık altında incelenebilir.
    1. Hukuk Fakültelerinin Yapısal ve Mali Sorunları
    Bugün, ülkemizde hukuk fakülteleri yürürlükte olan YÖK yasasından ve uygulamalardan kaynaklanan ve iyi bir hukuk öğretim ve eğitimi için öncelikli olarak çözümlenmesi gereken çeşitli hukuksal, yönetsel ve mali yapısal sorunlarla karşı karşıyadır. Gerçekten;
    YÖK sistemi içindeki tüm fakülteler gibi hukuk fakülteleri de tüzel kişilikleri olmayan yüksek öğrenim kurumlarıdır. Daha önce var olan ve 2547 sayılı Yasayla kaldırılan tüzel kişiliğin yokluğu, hukuk fakültelerinde olması gereken mali, idari ve bilimsel özerkliği olumsuz etkilemektedir. İyi bir hukuk öğretiminin bu özerkliklerle ilintili olduğu yadsınamaz .
    Bunlar arasında en önemlisinin mali özerklik olduğu tartışma götürmez. O kadar ki tüzel kişiliği bulunan üniversitelerin de YÖK#8217;e karşı yönetsel özerkliğinden ve bir bütün olarak yüksek öğretim kurumlarının siyasal iktidar karşısında mali yönden özerk olduğunu iddia etmek olanaksızdır. Zira katma bütçeli olan üniversitelerin giderlerinin YÖK#8217;ün planlaması çerçevesinde devlet tarafından karşılandığı bilinen bir gerçektir. Bu bütçeler ise son derece sınırlı ve büyük ölçüde personel giderleri ile işletme giderlerini ancak karşılayan, araştırmaya giderleri konusunda yetersiz durumdadır. Öğretim elemanlarının maaşları son derece yetersizdir. Bu durum, nitelikli elemanları fakülte kadrolarına çekmemesine, fakülte kadrolarında çalışan öğretim elemanlarının verimsiz ve isteksiz çalışmalarına, çeşitli aşamalarda akademik kariyerden ayrılışa veya erken emekli olmalarına ve vakıf üniversitelerine geçmelerine neden olmaktadır.
    Daha çok Devlet üniversitelerinin önemli bir sorunu olarak karşımıza çıkan bu mali sorunun çözülmesinin tek yolu, fakültelere tüzel kişilik tanımak ve böylece ayrı bir bütçeye sahip olmalarını sağlamak ve, bunun yanında, öğrenci harçlarını yükseltmektir. Hukuk fakülteleri için öğrenci harçları bu kurumların kitaplık, bilgisayar ve internet bağlantıları, öğretim araçlarının geliştirilmesi, araştırma ve yayın fonları, öğretim elemanlarının maaşlarının iyileştirilmesi gibi alanlarda kullanılmak üzere mali yönden kendilerine yetebilecekleri bir düzeye getirilmelidir. Örneğin, bu fakültelerde ödenmesi gereken harçlar yıllık bir milyar civarında olmalıdır. Bu miktarı kimlerin, nasıl ve hangi biçimlerde ödemesi gerektiği ve muafiyetler üzerinde düşünülmesi gereken detaya ilişkin konulardır. Yüksek öğretim kamu hizmetinin etkinliği ve verimliliği, üniversitenin mali özerkliği ve vergi adaleti yönlerinden böyle olması gerekir. Vergi adaleti gereğidir zira, bu harç öğrencilere eğitim ve öğretimin ve bu alanda yapılan giderlerin tam karşılığı olmaktan uzaktır. Bu hizmetin tam karşılığı belki vakıf üniversitelerinde ödenen öğretim ücretleridir. Ancak, bugün alınmakta olan harç miktarları da sembolik niteliktedir ve vergi veya harç hizmetten doğrudan yararlanıldığı zaman ve sürece adildir.Yoksa, vatandaşların ödediği vergilerden bu hizmetin genel olarak finanse edilmesinin vergi adaletiyle bağdaşır bir yanı yoktur.
    2. Temel Eğitim ve Orta Öğretimde Hukuk Dersleri
    Devlet, en kısa tanımıyla, belirli bir ülkede yerleşmiş insan topluluğunun siyasal ve hukuksal olarak örgütlenmesidir. Devletin siyasal örgütlenmesi, toplum içinde bir yöneten-yönetilen ilişkisinin ortaya çıkması ve bu ilişkide yönetenlerin hukuk çerçevesinde güç kullanma yetkisine ve tekeline sahip olması; yönetilenlerin ise hak ve özgürlüklere sahip yurttaşlar olarak hukuka, siyasal iktidarın buyruklarına uyma ve yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi demektir.
    Yurttaşların hukuka ve devlete saygılı olması ve itaat etmesinde, kuşkusuz siyasal iktidarın meşru (légitime) kabul edilmesi, toplumun ekonomik gelişmişlik düzeyi, çalışma olanağının bulunması, ücret dengesi, haklarda ve ödevlerde eşitlik veya denge, yasalar önünde ve uygulamalarda eşitlik gibi siyasal, sosyal ve ekonomik faktörler etkilidir. Fakat, bunlar kadar, daha sonra edinilecek mesleklere hazırlama, bireyleri devletin siyasal felsefesine veya ideolojisine uyumlu kılma anlamlarında genel olarak vatandaşların eğitiminin de yönetilenlerin devlete itaatinde önemli bir etkisi vardır.
    Bu bağlamda, sekiz yıllık veya uygulanacak on bir yıllık genel eğitim veya liseler ve meslek liseleri eğitim ve öğretim programları içinde hukuk öğretimine ayrı ve özel bir önem vermek gerekir. Bu amaçla öğrencilerin yaş ve bilgi düzeylerine göre bir çok yıla yayılan hukuk derslerine bu programlarda yer vermek, onlara hukukun temel kavramlarını ve kurumlarını öğretmek; ekonomi bilimi, tarih, sosyoloji ve felsefe derslerine paralel olarak hukukun diğer disiplinlerle olan ilişkisini ve hukukun devlet ve toplum içindeki rolünü ve önemi kavratmak, program mesleğe yönelik ise ayrıca o mesleğe egemen olan hukuk kurallarını veya bu mesleğe ilişkin mevzuatın genel esaslarını öğretmek gerekir. Bu düzeylerde verilecek hukuk eğitiminin, hak ve özgürlüklerine sahip çıkan, vatandaşlık görevlerinin bulunduğunun bilincinde olan yurttaş yetiştirme açısından da çok yararlı olacağı kuşkusuzdur.
    Sekiz yıllık ve daha sonraki lise eğitimi programlarına konulacak hukuk derslerinin içerikleri, hukuk fakültelerinden seçilecek alanlarında uzman öğretim elemanlarından oluşacak alt kurullar ve yazım kurullarınca hazırlanabilir. Bu derslerin verilmesinde ise belirli ölçülere göre seçilecek, öğretmen kökenli veya pedagojik formasyon verilen avukat, emekli yargıç, savcı veya hukuk mezunu yöneticiler öğretim görevlisi olarak görevlendirilebilir.
    3. Diğer Fakülte ve Yüksek Okullarda Hukuk Öğretimi
    Bugünkü haliyle ülkemizdeki yüksek öğretim ilke olarak açık öğretim ve üniversite biçimlerinde düzenlenmiş ve örgütlenmiştir. Gerek açık öğretim fakültelerinin öğretim programlarında gerekse üniversitelerde öğretim konusu doğrudan hukuk olmayan ön lisans, lisans ve yüksek lisans programlarında, programlardaki konularının niteliklerine ve gereklerine göre hukuk öğretimine ve derslerine çeşitli oranlarda (duruma göre yeterli, yetersiz veya fazla) yer verilmektedir. Hukuk öğretimi açısından bu durum kuşkusuz olumludur. Ancak, bu alanda, özellikle örgün öğretim yapan üniversitelerde, hukuk öğretimi konusunda bazı sorunların ve yanlış uygulamaların olduğu da bir gerçektir. Şöyle ki;
    Bir kere, hukuk derslerine yer veren meslek yüksek okulları, dört yıllık meslek okullarının bazılarında ve iktisadi ve idari bilimler fakülteleri veya bu kapsamda öğretim yapan diğer fakültelerin ( iktisat, işletme. siyasal bilimler vb.) bazı bölümlerinde, sayı ve çeşit olarak hukuk derslerine gereğinden fazla yer verilmektedir. Bunun bir nedeni, buralardan mezun olanların girebilecekleri kamu kurumlarının giriş sınavlarında (denetçilik, müfettişlik, idari yargı hakimliği gibi) hukuk derslerine ilişkin soruların önemli bir yer tutması ise; diğer nedeni, ilgili alanlardaki sosyal bilimlerin özüne ilişkin bilgi üretmek ve öğretmenin zorluğundan kaçılarak, mevzuata dayalı hukuk öğretiminin kolaylığına sığınılmasıdır. Bazı fakültelerin maliye bölümü programları bunun tipik örneğidir.
    Bu konudaki ikinci sorun, söz konusu yüksek öğretim kurumlarında verilecek hukuk derslerinin hangileri ve bunların içerikleri veya kapsamlarının ne olması gerektiği konusundaki belirsizlikler ve bu konuda yapılan farklı uygulamalardır. Kanımca, bunların giderilmesinin en iyi yolu, yüksek öğretimi planlama görevi bulunan YÖK tarafından hukukçular arasından oluşturulacak uzman kurulları bu konularda görevlendirmek, hazırlanacak önerileri ilgili çevrelerin tartışmasına açmak ve buna göre bu fakülte veya yüksek okullarda okutulacak hukuk derslerini, bu derslerin kapsam ve içeriklerini belirlemektir.
    Bunun yanında, belirlenen konularda öğretim programlarının özelliklerine göre aynı yöntemler izlenerek, kolay anlaşılan ve öğrenmeyi kolaylaştıran biçimde hazırlanmış, özet ve standart ders kitapları hazırlatılabilir. Böyle bir yöntem izlemenin öğretim özgürlüğü ve üniversite özerkliğini zedeleyen bir yanı da yoktur. Çünkü aynı yöntem açık öğretimde uygulanmaktadır. Amaç, belirlenen hukuk dallarında ilgili öğrencileri ulusal düzeyde asgari düzeyde bilgilendirmek ve onlara bu alanda ortak bir formasyon vermekse, izlenecek yol bu olabilir. Ayrıca, bu yolla öğrencilerin genellikle yakındığı kitap fiyatlarının yüksekliği hakkındaki şikayetleri giderilmiş ve kitap ticareti yapıldığı iddialarının önü alınmış olur. Nitekim, Fransa#8217;da Dalloz ve Themis yayınevlerince précis (özet) biçiminde çıkarılan hukuk kitaplarıyla iktisadi ve idari bilim yüksek öğretimi yapan kurumlarının ihtiyaçları karşılanmaktadır. Bu yayınların temelinde kuşkusuz ulusal düzeyde yapılmış hukuksal düzenlemeler bulunmaktadır.
    Bu kurumlarda uygulanacak ortak temel kitap usulünün, hukuk dersleri için görevlendirilecek öğretim elemanlarının derslerinde konuların değişik boyutlarını kendi yöntemleriyle anlatma ve açıklamaya engel olmadığı gibi, temel ders kitabı yanında öğrencilere yardımcı veya ek kaynaklar önermeyi önleyen bir yanı bulunmamaktadır.
    Üçüncü olarak, sözü edilen yüksek öğretim programlarındaki hukuk derslerinin kimler tarafından verileceği de üzerinde durulması gereken diğer bir sorundur. Bu konuda hukuk öğretiminin yapıldığı yüksek öğretim kurumlarının niteliklerine göre iki farklı yöntem izlenebilir.
    Bir yöntem, tıp, eczacılık, zıraat, mühendislik fakülteleri gibi fen ve teknik bilimleri alanlarında öğretim yapan kurumlar ile eğitim fakülteleri ve fen-edebiyat fakülteleri gibi hukuk derslerine çok düşük oranda yer veren mesleki eğitim kurumlarında okutulan hukuk dersleri; hukukun temel ilkeleri ve kavramları bölümü uygulamacılar (avukatlar, hukuk müşavirleri, yargıçlar) veya hukukçu akademisyenler, meslek mevzuatı ise o alandaki uzmanlar tarafından öğretilebilir.
    İkinci yöntem, hukuk derslerine daha yüksek oranda yer veren İİBF, İşletme, iktisat gibi.fakültelerde ise bu dersler hukuk fakültelerinin genç öğretim elemanları veya hukuk uygulamacıları tarafından belli bir plan ve bir akademisyenin denetim ve koordinasyonu altında yürütülebilir. Buralardaki akademik kadrolar da hukuk fakültelerine kaydırılabilir.
    4. Öğrencilerin Genel Kültür Düzeyleri
    Üniversite giriş sınavları sonucunda hukuk fakültelerine girme hakkı elde eden öğrencilerin bilgi ve eğitim düzeyleri hakkında bazı saptamalarda bulunmadan önce, hukuk öğretimi ve eğitiminin ve geleceğin hukukçularının hukuk fakültesi öncesinde nasıl bir formasyona sahip olmaları, genel kültürlerinin ve bilgisel alt yapılarının ne olması gerektiğini belirlemek gerekir. Bunun belirlenmesinde, hukuk öğretimi konularının niteliği ve hukuk fakülteleri mezunlarının yöneldikleri veya genellikle yaptıkları meslekler bize yol gösterici olabilir.
    Hukuk fakülteleri ders programlarında yer verilen konular genellikle öğrencileri yarının hukuk uygulamacıları olarak edinmeleri gereken çeşitli hukuk alanlarının terminolojisi, kavramları, temel ilkeleri ve normatif bilgileri, uyuşmazlığa ilişkin veya yönetsel karar alma usulleri ve yöntemleri, kuralları anlama ve yorumlama yöntemleri ve teknikleridir. Özünde hukuk normlarının yapılarına, içeriğine ve uygulanmasına ilişkin olan hukuk öğretimi ve eğitimi- usul, şekil, teknik ve yöntemsel yönleri bir yana bırakılırsa-özellikle maddi hukuk olarak nitelenen yanıyla toplumsal ilişkilerin ve devlet-vatandaş ilişkilerinin, kısaca insan yaşamının, tüm yönlerini içine alan ve ilgilendiren; bu bağlamda sosyal bilim niteliği taşıyan bir bilim dalıdır.
    Sosyal nitelikli normatif bir bilim dalı olan hukuku iyi anlayabilmek, kavramak, kavratmak ve anlatabilmek; iyi öğrenmek ve öğretebilmek için gerek öğrencilerin gerekse öğreticilerin hukuk bilimiyle yakından ilişkili sosyal bilimlerin diğer alanlarında da gerekli ve yeterli bilgilere sahip olmaları gerekir. Kanımca, iyi bir hukukçu yetişmesinde rol oynayan başlıca sosyal bilim alanları Türk dilinin grameri, sözlü ve yazılı anlatım, siyasi tarih, tarih felsefesi, siyaset bilimi, yönetim bilimi, siyasal düşünceler tarihi, iktisat bilimi, ikisadi gelişmeler ve iktisadi düşünceler tarihi, sosyolojı bilimi ve ekolleri, felsefe ve felsefe ekolleri, sosyal antropoloji, davranış psikolojisi, sosyal psikoloji gibi alanlardır.
    Öte yandan, fakültelerinden mezuniyetleri sonrasında yöneldikleri ve/veya girdikleri ya da bulundukları mesleklere ve sosyal statülere baktığımızda, hukukçuları toplumsal yaşamın ve devlet hayatının hemen her alanında görebiliyoruz : siyasal partilerin her kademesinde; devlet başkanı, başbakan, bakan ve milletvekili olarak siyasal hayatta; emniyet mensubu, vali, müsteşar, yönetici, memur vs olarak devletin merkez ve taşra yönetiminin her düzeyinde: başkan veya üye olarak yerel yönetimlerde, kamu iktisadi teşebbüslerinin çeşitli birimlerinde; şirketlerde, derneklerde, vakıflarda, sendikalarda ve diğer toplumsal kuruluşlarda üye veya yönetici olarak. Yukarıda belirtilen görevler, yetkiler veya statüler siyasal ve sosyal sorumluluklar içeren, bunun sonucu olarak doğru, yerinde, zamanında kararlar vermeyi gerektirir. Bu nitelikleri taşıyan kararlar alabilmek, kararın konusuna ilişkin ön bilgiler ve edinilmiş yeterli deneyim kadar, iyi bir eğitim ve bu eğitim sırasında kazanılmış asgari bir genel kültür, bu genel kültür ve formasyon çerçevesinde konuyu tüm yönleriyle değerlendirme ve yorumlama yetkinliği gerektirir. Hukuk eğitimi öncesinde veya bu eğitim sırasında görülecek yukarıda belirtilen diğer sosyal bilimlere ilişkin dersler, isabetli karar almak için genel kültür ve genel bakış açısı kazanmış olma kuşkusuz çok yararlı olacaktır.
    Hukukçunun gerek mesleğini icra ederken gerekse başka mesleklerde çalışırken ya da konumları gereği çeşitli siyasal ve toplumsal roller oynarken, genel kültür ve sosyal bilimlerin alanında edinilmiş bilgilerin öneminin bilincinde olan gelişmiş ülkeler, farklı biçimlerde fakat hepsi de hukukçuyu aynı zamanda bir sosyal bilimci olarak yetiştirmektedirler. Örneğin, ABD#8217;de hukuk öğrenimi yapabilmek için daha önce lisans düzeyinde bir yüksek öğretim kurumundan mezun olmak şart koşulmaktadır. Yine İngiltere#8217;de bir yandan davada temsil yetkisine sahip avukat olmak oldukça zor koşullara bağlanırken, diğer yandan yargıçlar avukatlar arasıdan seçilmekte ve ancak 40 yaşları civarında yargıç olunabilmektedir. Bütün bu sınavlarda ve seçmelerde genel kültür düzeyi de aranan koşullardan biri olmaktadır. Kıta Avrupa#8217;sı ülkelerinden Fransa ve Almanya#8217;da ise ise yüksek öğrenim öncesi aşamalarda genel kültüre ve sosyal bilimlerin öğretimine özel bir önem verilmektedir.
    Bir hukuk fakültesi öğrencisinde olması gereken yukarıda belirtilen genel kültür düzeyi karşısında, ülkemizde üniversite giriş sınavlarını kazanan, özellikle hukuk fakültelerine girme yönünde tercih yapan ve girmeye hak kazanan öğrencilerin genel kültür düzeylerinin ne olduğu sorununa gelince, ideallerle gerçeklerin örtüştüğünü söylemek oldukça zordur. Gerçekten, içinde yetiştiği aile ortamı, sosyal ve kültürel çevre, okul ve arkadaş ortamı ve kişisel nedenlerle okuma ve öğrenme merakı gelişmiş ve maalesef sayıları giderek azalan gençlerin durumu istisna edilirse, günümüz Türkiye#8217;sinde gençlerin ve öğrencilerin bilgi düzeylerinin gittikçe düştüğü, okulların işlevlerini artık yerine getiremedikleri, bu nedenle dershanelere talebin sürekli arttığı görülmektedir. Okullarda öğrenme, araştırma ve okuma alışkanlıklarının geliştirilemediği; düşünme, akıl yürütme, sorgulama, neden-sonuç ilişkisi kurma, analiz ve sentez yapma, sözlü ve yazılı anlatım yeteneklerinin kazandırılmağı ve geliştirilmediği bilinen gerçeklerdir. Bunun yanında, orta öğretim ders programlarında felsefe, sosyoloji, mantık, psikoloji, tarih, Türkçe ve kompozisyon gibi hukuk öğreniminin alt yapısını oluşturan derslere veya konulara ya hiç ya da yeterince yer verilmemektedir. Yer verildiği durumlarda ise, uygulamada ve üniversite giriş sınavlarında bu konulara yeterince önem ve ağırlık verildiğini iddia etmek zordur. Kaldı ki, giriş sınavlarının, anlatım yeteneğini; genel kültürü, analiz ve sentez, sorun çözme yeteneklerini ölçme yerine; yanıtların sınırlı bir zaman süresi içinde tek bir sözcükle verildiği test biçiminde yapıldığı ve kazananların buna göre belirlendiği dikkate alındığında; hukuk fakülteleri için gerekli olan öğrencileri belirlemek, ölçme ve değerlendirmeyi buna göre yapmak zaten olanaksızdır.
    Gerek hukuk öğrenimi sırasında gerekse sonrasında yukarıda kısmen belirtilen sosyal ve siyasal bilimlerin çeşitli alanlarında hukukçuların yeterince donanımlı olmaları gerçeği kabul ediliyorsa; bunu sağlamanın kuşkusuz çeşitli yol ve yöntemleri olmak gerekir. Kanımca, bunu sağlayabilecek yollar iki gurupta toplanabilir: orta öğretim düzeyini yükseltmek ve hukuk fakültelerine girişi ve bunlardaki öğretimi yeniden düzenlemek, yani hukuk eğitim ve öğretiminde reform niteliğinde düzeltmeler yapmak.
    Yukarıda da belirtildiği gibi, MEB#8217;na bağlı okullarda genel olarak eğitim düzeyi; özellikle 1970 li yıllardan sonra, ulusal eğitimim siyasallaşması, Cumhuriyetimizin felsefesinden ve temel ilkelerinden giderek uzaklaşma, eğitim birliği ilkesinden siyasal nedenlerle büyük ödünler verilmesi ve diğer bir dizi sosyal, iktisadi ve siyasi nedenlere bağlı olarak düşmeye başlamıştır. Örneğin, lise ve öğrenci sayısının sınırlı, öğrenci ve öğretmen kalitesinin üst düzeyde olduğu, öğretimde ve sınavlarda asgari bir ciddiyetin bulunduğu, derslerdeki çeşitlilik ve içerik olarak zenginlik, orta öğretimin her aşamasında geçilmesi zorunlu olgunluk veya yeterlilik sınavlarının varlığı (bakalorya) önceki eğitimin kalitesini gösteren unsurlarından bazılarıdır. Sonraki yıllarda bunların her biri sürekli geriye gitmiştir.
    Bu gidişi durdurmak için köklü reformlar gerekmektedir. Zorunlu temel eğitim ve lise eğitimi konusunda yapılacak bir reform, kanımca, genel, mesleki veya konu bakımından uzmanlaşmış liselere sınavla öğrenci almak ve bu sınavları kazanamayan tüm öğrencileri 18 yaşına kadar hemen her alanda açılacak ve gençleri istek ve yeteneklerine göre uygulamalı meslek okullarına yerleştirilmesi biçimindeki bir anlayış esasına dayanmalıdır. Böyle bir sistem içinde yetişen öğrencilerin üniversiteye girişleri için yapılacak bir sınav sadece mesleki yetenek tespiti veya mesleğe yönlendirme sınavı olabilir.
    Bu yönde yapılacak reformlar, çağdaş, bilimsel ve Atatürkçü, ilkelere göre hareket eden, siyasal tabanı olan, kadroları ve mali olanakları yeterli güçlü bir siyasal iktidarı gerektirmektedir; fakat mevcut siyasal koşullarda böyle bir reform olanaksız görünmektedir. Öte yandan, nüfus artışı, sekiz yıllık veya olası on bir yıllık zorunlu temel eğitim nedeniyle okullaşma oranının artması, buna karşılık eğitim bütçesinin daralması buna eklenince bu olanaksızlık kesinleşmektedir.
    5. Hukuk Fakülteleri Ders Programları
    Türkiye#8217;de kurulu hukuk fakültelerinin öğretim programlarına baktığımızda, bunların genellikle birbirine benzediği görülür. Bunun nedeni, sonradan kurulan hukuk fakültelerinin Ankara ve İstanbul hukuk fakültelerinin ders programlarını esas almalarıdır.
    Bu programlarda dikkati çeken diğer bir nokta, konulan derslerin oldukça klasik olduğu, yüzyılın başından beri pek değişmediği ve gelişen yeni hukuk dallara pek yer verilmediğidir.
    Üçüncüsü, özel hukuk konularına fazlasıyla yer verilmesi ve kamu hukukunun çeşitli dallarının programlarda yeterince yer almamasıdır.
    Dördüncüsü, hukuk bilimini doğrudan ilgilendiren disiplinlerden olan genel hukuk tarihi, Türk hukuk tarihi, Roma Hukuku, hukuk felsefesi, hukuk sosyolojisi, suç bilimi, adalet psikolojisi, hukuk sistemleri gibi derslere ya hiç veya gerektiği kadar yer verilmemekte ya da seçmeli ders olarak programlara konmaktadır.Ancak çeşitli yıllara yayılmış bu derslere öğrencilerin gereken ilgiyi gösterdiğini ve önemi verdiğini söylemek zordur. Bu dersler seçmeli olduğundan ilgi daha da azalmaktadır. Kaldı ki seçmeli dersler yeni kurulan veya öğretim üyesi ve elemanı yeterli olmayan fakültelerde pratikte uygulanmaktadır.
    Özel ve uygulamalı hukuk derslerine fazla yer verilmesinin neden, mezuniyet sonrası sınavlarda ve hukuk mesleğinin icrasında öğrencinin doğrudan ve hemen kullanılacağı bu derslerden daha çok pratik fayda sağlamasıdır. Ancak, bu durum hukuk fakültelerini bilimsel ve akademik kurumlar haline yerine, onlara birer meslek okulu veya hukuk mektebi kimliği vermektedir. Bir başka anlatımla, bunların sonucu olarak hukuk öğrencisinin hukukun genel çevresini, hukukun diğer sosyal bilimlerle ilgisini kavraması, kısaca hukuk kültürüne sahip olması için asgari bir formasyon alması mümkün olamamaktadır.
    Öte yandan, hukukun temel kavramlarının hukuk öğreniminin başlangıcında yeterli biçimde ve düzeyde öğretildiğinin savunmak zordur.#8220;Hukuk başlangıcı veya hukuka giriş gibi adlarla okutulan bu derse ilişkin kitapların içeriklerinin yeterli olmaktan çok uzak olduğu kanısındayım. Ayrıca, denebilir ki okutulan derslerin her biri için hukuka giriş, kaynakları, ilkeleri, tarihi vs. yönlerinden tekrar edilmektedir. Çeşitli hukuk alanlarını ilgilendirilen böyle bir ders kitabı, oluşturulacak bir plan dahilinde çeşitli disiplinlerin uzmanları tarafından ortak olarak hazırlanması ve tüm fakültelerde bu plan dahilinde okutulmasının yararlı olacağı kanısındayım.
    Bu konu batı Avrupa ülkelerinin çoğunda hukukun genel teorisi adı altında hazırlanan kitaplarla öğretilmektedir. Bu dersi oluşturan başlıca konular şunlardır:
    Hukuk düzeni teorisi, hukuk normları genel teorisi; hukuksal kavram teorisi; hukukun tamamlanması, uygulanması ve hukuk boşlukları;; hukuksal akıl yürütme (Mantık) ve yorum teorisi gibi konulardır.
    Hukuk fakültelerinin ders programlarının ne olması gerektiği konusu internet ortamında veya çeşitli toplantılar yaparak, teknik çalışma komiteleri kurarak, tüm hukuk uygulamacılarını, akademisyenleri ve öğrencileri bir araya getirerek, bu konuda Avrupa örneklerinden de yararlanarak üzerinde enine boyuna tartışılması gereken bir konudur.

    6 Hukuk Fakültelerinde Öğretim Elemanı Sorunu
    Öğretim elemanı, hukuk öğretiminin en önemli unsurlarından birini oluşturmaktadır. Ancak bu konuda da hukuk fakültelerinin ciddi sorunlarının bulunduğu da bir gerçektir. Belirleyebildiğimiz kadarıyla, bu konuya ilişkin sorunlardan bazıları ve bizce çözüm yolları veya alınması gereken önlemler şunlardır.
    - Hukuk fakültelerinde yapılan eğitim ve öğretimlerin yeterli olması için, uygulamadan gelenlerden yararlanmak koşuluyla derslerin uzman kişiler tarafından verilmesi ve bu kişilerin akademik kariyer içinde yer almaları olması gereken bir durumdur.
    - Araştıra görevlisi sayısı yeterli olmalı, pratik çalışmalara ve sınavlara destek hizmetleri araştırma faaliyetlerini aksatmayacak şekilde düzenlenmelidir.Böylece diğerlerine bilimsel çalışmaları için zaman kazanılmış olur. Ayrıca, araştırma görevlilerinin ücret düzeyi yeterli olmalı ve avukatlık stajını yapanlar ve bu staja ilişkin sınavları başaranlar arasından ve okul başarı düzeyi belli bir notun üstünde olanlar girebilmelidir.
    - Doçentlikten itibaren öğretim üyelerine kendi alanlarıyla sınırlı olmak koşuluyla avukatlık, hukuk danışmanlığı ve uygulamaya yönelik diğer mesleki faaliyetlerini yapma hakkı kendilerine tanınmalıdır. Böylece, hem ekonomik durumları iyileştirilmiş olacak hem de uygulamadan kopmamış olacaklardır.
    - Doktorasını yapmış elemanlar atanmak için bekletilmemeli veya bekleme dönemlerinde taşra veya vakıf üniversiteleri hukuk fakültelerinde belirli bir süre için geçici olarak görev yapma zorunluluğu veya imkanı sağlanmalıdır.
    - Doktoralar belirli birkaç merkezde(Ankara, İstanbul, İzmir), üniversitelerden bağımsız araştırma merkezleri bünyelerinde yapılmalıdır. Özel yurtlar veya kamu kuruluşları konukevlerinde kalma imkanı verilmelidir.
    - Araştırma görevlileri yaz aylarında veya birer yıllık sürelerle Avrupa#8217;daki belli hukuk fakültelerinde yapılacak antlaşmalar çerçevesinde gönderilmelerine veya gitmelerine olanak hazırlanmalıdır. Böylece araştırma kaynaklarına ulaşma sağlanmış olacak ve oluşma yabancı dillerinin gelişmesi görgülerinin artması olanaklarının artmasıdır.
    - Akademik kariyerin çeşitli aşamaları ve akademik unvanlar üzerinde yeniden düşünmek gerektiği kanısındayım.
    7- Hukukçunun Mezuniyet Sonrası ve Meslek İçi Eğitimi
    Hukukçunun ve eğitim süreci hukuk fakültesinde öğrenimi tamamlamak ve mesleğe girişle sona ermemektedir. Bu eğitim hukukçunun mesleki yaşamı boyunca sürmektedir. O kadar ki her karar ve her dava bu eğitimin bir parçası oluşturur ve bunlar hukukçuyu kariyeri boyunca zenginleştirir. Ancak yinede bu eğitimin biçimsel bazı aşamaları vardır ve olmak gerekir.
    Bu aşamalardan ilki; avukatlık veya yargıçlık için mesleğe girişin ön koşulu stajdır. Staj hukuk öğreniminin bir parçası kabul edilerek çok ciddi yapılmalıdır.
    Avukatlık stajı, yeni yasayla bir yıl olarak düzenlenmiştir. Ancak bu süre fakültelerinde yeterince hukuk pratiği hukuk yapamayan hukuk mezunları için yeterli olmaktan çok uzaktır. Kaldı ki yargıçlık stajı iki yıl olarak düzenlenmişken avukatlık için daha az bir sürenin öngörülmüş olmasının hiçbir mantığı yoktur ve bu süre de iki yıl olmalıdır. Staj sonunda yapılması öngörülen sınavların merkezi sistemle yapılması olumludur; ancak sınavların biçimi ve sorulacak soruların hazırlanması, içereceği konular da en az bunun kadar önemlidir.
    Yargıçlık stajı konusunda Bakanlıkça hazırlanmakta olan yargıçlık yüksek okulu kurulmasına ve yargıçlık stajlarının bu okul bünyesinde yapılmasına ilişkin tasarı olumlu bir girişimdir. Ancak bunun yasalaşma sürecinin hukukçu camiasının eleştirilerine ve görüşlerine açık olması gerekir.
    Avukatlara; fakülteden mezuniyet derecelerine, mesleğe kabul için girdikleri sınavda aldıkları puana, meslekte geçirdikleri sürelere, kazandıkları davaların sayısına, alanlarında uzmanlaşmış olup olmamalarına (master, doktora vs.) ve belirlenecek diğer kriterlere göre sulh, asliye, ağır ceza, istinaf ve temyiz mercileri önünde dava izleme yetkisi tanımak ve böylece onları derecelere ayırmak da meslek içi eğitimin bir parçası olarak düşünülebilir.
    Yargıçların meslek içi eğitimi, bu amaçla her yıl düzenlenecek adli sorunların ve bunlara çözüm önerilerinin tartışıldığı seminerlerle de sağlanabilir. Bunun için adli tatilin bir bölümü kullanılabilir.
    Avukat, yargıç ve savcılardan isteyenlere üniversitelerin yüksek lisans programları bünyelerinde #8220;tezsiz master#8221; programlarına sınavsız girmeleri yolu açılarak meslek içi eğitimleri ve kendilerini geliştirmeleri sağlanabilir..
    8. Hukuk Fakültelerinde Öğrenim Süresi ve Yabancı Dil Öğretimi
    Yukarıda açıklamaya çalışılan koşullarda ve aşağıda yapacağımız öneriler çerçevesinde, ülkemizde hukuk öğretiminin ne olması gerektiği konusuna gelindiğinde, bu sürenin halen uygulanmakta olan süreden daha fazla olması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.
    Öte yandan, gerek devlet ve bireyler gerekse ilişkinin konularının çeşitliliği ve niteliği bağlamlarında uluslararası ilişkilerin çok yoğun olduğu günümüzde hukuk mezunlarının da uluslararası geçerliliği olan bir yabancı dili ıyi öğrenmeleri gerekmektedir. Bu öğrenim ya orta öğretimde ya da yüksek öğretim süresi içinde kazanılabilir. Orta öğretimde öğrendiğini ve bildiğini yapılacak bir sınavla kanıtlayanlar dahi hukuk ingilizcesinin öğrenilmesi için dil öğrenimine devam etmelidirler.. Dil yeterlik sınavı mezuniyet aşamasında ayrı ve özel bir sınavla ölçülmelidir. Yabancı dil öğretimi bunun için hazırlık sınıfı oluşturularak değil, öğrenimini yıllara yaymak biçiminde yapılmalıdır. Genel kültür ve hukuk kültürüne ilişkin derslere ilk yıldan itibaren başlanmalı ve yaz ayları da dil öğrenimi ve hukuk pratiği için ayrıca planlanmalıdır.
    Böyle olunca, yani bir yandan hukuk öğretiminde hukuk ve genel kültür derslerinin sayı ve çeşit olarak ulaşması gereken düzey ve diğer yandan bir yabancı dili öğrenmek için gereken zaman hukuk eğitiminin (5) yıl olmasını gerektirmektedir. Gelişmiş batı ülkelerinde hukukçunun eğitimi için gereken sürenin (7) yıldan fazla bir süreyi kapsadığı dikkate alınırsa bu süre hiç de fazla değildir. Ayrıca ülkemizde hukukçu adaylarının yukarıda açıklanan durumları, mevcut sürenin bir yıl uzatılmasını zorunlu kılmaktadır.
    9. Hukuk Eğitimi ve Öğretimine İlişkin Diğer Bazı Sorunlar ve Öneriler
    Temel eğitim ve lise düzeyi öğretimde koşulların bugünden yarına değiştirilmesinin güçlüğü karşısında, ivedi ve mümkün olan çözümü yüksek öğretimde, konumuz açısından hukuk eğitim ve öğretiminde yapılacak reformlarda aramak gerekir.
    Bu konuda ilk akla gelen veya olası çözümlerden bazıları, hukuk fakültesine giriş biçimi veya sınavlarıyla ilgili olabilir:
    Bu yollardan biri, üniversiteye giriş sınavlarının, en azından hukuk fakültelerine girişin, iki aşamalı olması. İkinci aşamadaki sınav,- ilk aşamanın sonuçları açıklandıktan sonra veya ilk aşamanın ardından istekliler arasında yapılacak ve soruları hukuk sosyal ve siyasal bilim çevrelerinin belirleyeceği esaslar çerçevesinde hazırlanacak özel bir sınav biçiminde olabilir.
    İkinci bir yol, üniversiteye giriş sınavlarının puanları ilan edildikten sonra hukuk fakültelerine girmek isteyen öğrencileri, normal kontenjanın iki veya üç katı oranında bir özel ve geçici kontenjan belirlemek suretiyle, puan sıralamasına göre bir yıllık ön hazırlık ve baraj sınıfına almak.
    Bu sınıf, açık öğretim düzeyinde açılabileceği ve dersleri ulusal düzeyde yetkin öğretim üyelerine hazırlatılmak suretiyle verilebileceği gibi; fen-edebiyat, iktisat, eğitim ve siyasal bilimler fakülteleri olan ve yeterli sayıda öğretim üyesi bulunan üniversitelerin hukuk fakülteleri, bu hazırlık sınıfını kendi bünyelerinde de açabilirler.
    Bu hazırlık sınıfının normal kontenjan oranındaki belirli sayıdaki öğrencileri yıl usulüne göre yapılacak bir yıllık öğrenim ve sınav veya sınavlar sonucunda (merkezi veya kurumsal ya da hem merkezi hem kurumsal), yukarıdan aşağıya doğru yapılacak sıralamaya göre, hukuk fakültesinin birinci sınıfına girmeye hak kazanacaklardır.
    Bu sınav ve yapılan sıralama sonucunda hukuk fakültesine yazılma hakkı kazanamayanlara, ikinci yıl için örgün öğretime devam hakkı olmaksızın, isterse ikinci bir sınav hakkı verilebilir.
    Öte yandan, birinci yıl sonunda hukuka kayıt elde edemeyenlere üniversiteye giriş konusunda bir hak tanımak gerekir. Bu hak, hukuk fakültesinin hazırlık bölümünü seçerken kendisine#8211; eğer puanları tutuyorsa ve seçme sonucunda kayıt hakkı elde ediyorlarsa #8211; bir veya iki yüksek öğretim programını seçme hakkı tanımak biçiminde olabilir. Böylece, hukukun hazırlık sınıfında başarılı olamayanlar, başlangıçta yaptıkları ek seçim veya seçimlere uygun olarak bir başka yüksek öğretim programında öğrenimlerine devam edebilme olanağı tanınmış olur. Ayrıca, bunlara başarılı oldukları derslerden yeni fakültelerinin yetkili organlarının kararıyla muaf olma veya sınıf atlama hakkı tanınabilir.
    Üçüncü bir yol, hukuk fakültelerine belirli bir oranda (% 10-20) kontenjan ayırmak suretiyle daha az puanla (örneğin o fakülteye giriş puanının ortalamasının yüzde 10 oranında daha düşük puanla) fakat giriş için azami yaş sınırı koyarak ve mezuniyet derecelerinin belirli bir düzeyin üstünde olması koşulu getirilerek, özellikle sosyal ve siyasal bilimlerin belirli alanlarındaki fakülte mezunu olan ( işletme, iktisat, iktisadi ve idari bilimler, tarih, siyasal bilgiler, fen-edebiyat fakülteleri- felsefe, sosyoloji, psikoloji bölümleri-, DTCF, -edebiyat ve eğitim (Türkçe bölümü) fakülteleri veya bunların uygun bölümleri) öğrenciler almak. Ayrıca, bu öğrenciler, varsa, hukuka hazırlık sınıfından veya bu sınıfta veya hukuk fakültesinde okutulan kendi alanlarındaki derslerden muaf tutulmak suretiyle doğrudan hukuk fakültesinin birinci sınıfından başlatılabilir.
    Dördüncü bir yol, Fransa#8217;da Avrupa standartları (Erasmus- Socrates) çerçevesinde planlanan DEUG de Droit (diplome d#8217;étude universitaire générale de Droit: Hukuk: üniversite genel eğitim diploması) adıyla yeni uygulanmaya başlanan hukuk ön lisansı sistemidir. Bu sisteme göre, sınavsız olarak hukuk fakültelerine giren öğrenciler iki yıllık bir dönemi kapsayan hukuk ön lisansı programına yazılmış sayılmaktadır. Bu programda genellikle ekonomi bilimi,, siyaset bilimi ve, uluslar arası ilişkiler, anayasa ve yönetim hukuku, hukukun genel ilkeleri, genel hukuk metodolojisi, hukukun genel tarihi ve kamu maliyesi gibi hukuk lisansına hazırlık niteliğinde konular öğretilmektedir. Bu iki yıl içinde aynı konulardan yapılan yazılı ve sözlü sınavlarda başarılı olanlar bir yıllık lisans programına yazılma hakkı elde etmektedirler.
    Bu sistem Türkiye koşullarına uyarlanmak suretiyle ülkemiz hukuk fakültelerinde de uygulanabilir. Bu uyarlama, örneğin; kontenjanları artırarak ön lisansa fazla sayıda öğrenci almak, belirli bir puanın üstünde başarı sağlayanları (iyi ve pekiyi) ve belli sayıda öğrenciyi son iki yıla kabul etmek, orta düzeyde başarı gösterenlere ise bir yıllık uygulamalı eğitimden geçirmek suretiyle mahkeme kalemlerinde görev alma hakkı tanımak vs. biçimlerinde yapılabilir.
    Beşinci bir yol, Almanya#8217;da eyalet düzeyince uygulandığı gibi hukuk fakültelerinden diploma alabilme hakkının, ulusal çapta yapılacak bu sınav sonunda verilmesidir. Son yıllarda hukuk fakültesi sayısının 15-16#8217;sı resmi olmak üzere (26) ya çıkması, düşük puanlı öğrencilerin alınmaya başlaması, sınıf geçme ve mezuniyet ortalamalarının aşağıya çekilmesi, sadece yazılı yapılan sınavların yeterli, resmi ve özel fakültelerde görev yapan öğretim elemanı sayısının yetersizliği, taşra üniversitelerindeki hukuk fakültelerine alanlarında uzman eleman bulmada zorlukların yaşanması gibi nedenler hukukçu yetiştiren bu kurumlardan mezun öğrencilerin eğitim ve öğrenim düzeylerinin ulusal çapta yapılacak sınavlarla ölçülmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Nitekim, Adalet Bakanlığı tarafından merkezi sistemle yapılan yargıçlığa giriş sınavları hukuk fakültelerinin verdiği mezunların kalitesi hakkında genel bir fikir vermektedir.



    S o n u ç olarak, buraya kadar yapılan açıklamalarda görüldüğü gibi, ülkemizde hukuk öğretimi ve hukukçunun eğitimi konusunda ciddi ve önemli sorunlar bulunmaktadır. Cumhuriyetimizin 80. yılında bu alanda çok daha ileri gidilmesi gerekirken, ne yazık ki bir çok alanda olduğu gibi, devletin ve toplumum temeli olan hukuku öğretme ve mesleki ve etik boyutlarıyla hukukçu yetiştirme alanında da bozulmalar ve gerilemelere açık bir biçimde görülmektedir.
    Bu sorunlar, genel çerçevede devlet ve eğitim reformu ile doğrudan bağlantılı ve çok daha geniş kapsamda ele alınarak değerlendirilecek ve çözüm yolları araştırılacak sorunlardır. Ancak, konu salt kendi içinde ele alındığı takdirde dahi hukuk öğretimi ve hukukçu eğitimi birçok yönden reform gerektiren bir alandır. Barolar birliğinin düzenlediği bu sempozyumda birer sorun olarak dile getirilen konular hakkında ,barolarla işbirliği halinde Barolar Birliği tarafından bir anket düzenlenmesi ve bu anketin hukuk fakülteleri öğrencilerini, öğretim elemanları, yargıç ve avukat stajyerlerini, avukatları, çalışan ve emekli savcıları ve yargıçları, kamu kurumları hukuk müşavirlerini kapsayacak genişlikte olması gerektiği kanısındayım. Bu konuda stajyerler ve hukuk fakülteleri öğrencilerinden anketör olarak yararlanılabilir.
    Öte yandan, hukuk öğretimi ve hukukçu eğitimi konulu sempozyumda ele alınan konuların yapılan anketler, bugüne kadar edinilen deneyimler , hukuk ve adalet sistemleri yerleşmiş devletlerin uygulamaları dikkate alınarak ilgili, deneyimli ve uzman kişilerin yer alacağı komisyonlarda tartışılarak reform taslakları haline getirilmesi ve bunlara göre çözümler aranması gerektiği kanısındayım.


    Prof. Dr. Cevdet Atay
    Çağ Üniversitesi
    Hukuk Fakültesi

  9. #109
    Kayıt Tarihi
    Feb 2003
    Nerede
    istanbul, şişli, Türkiye.
    İletiler
    1.508
    Dilekçeler Sözleşmeler
    1
    Dosya Yükleme
    1

    Tanımlı

    NOT: şu an oss ye hazırlanıyorum, diyeceksinizki sen nerden ilgilisin bu konuya??
    özelde okuyan çok arkadaşım var sık sık görüşürüz onları hiç böyle (inek gibi) görmemiştim... belki ben de özele gidecem gibi... bakalım

    Tekrar ediyorum özelde okuyan arkadaşlarımızı küçümsemeyelim. onları bi kenara atmayalım, sonuçta siz zararlı çıkarsınız... onlar da bu ülkenin evlatları

    devlet- özel kardeş kardeş geçinsinler işte di mİ??

    Ekleyen: denizhan_aga*-*07/12/2005*:* 17:10:26
    Denizhan kardeşim konuya hakim değilsin. Bak biz burda Özel Üniversitelerin Hukuk Fakültelerinde okuyanları küçümsemek veya büyütmek amacında değiliz.
    Burada tartışılan şey eğitim seviyeleri, yeterlikleri...

    Diğer taraftan arkadaşların özel de olsa devlet de olsa hukuk fakültesinde okuyorlar tabii ki çok çalışacaklar. Burası hukuk fakültesi... Liseyi bitirip, hukuk fakültesini kazanınca herşeyin bittiği sanılmasın. Asıl o zaman başlıyor.

  10. #110
    Kayıt Tarihi
    Oct 2005
    Nerede
    Karabük, Safranbolu, Turkey.
    İletiler
    27
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    konforun olduğu yerde huzur da olur

    düzeltilecek mevkiye inş. sen gelirsin

    ben devlet üni.lerin de konforlu olmasını isterim(devletin görevisir bu)

    özel yazıp yazmaman senin meselen bizi ilgilendirmez


    bağcıyı dövmüşün, dövmüşün, dövmüşün sonrada isteyen istediği yeri yazar demişin ... bunlar garip şeyler

    siz çok akıllı şeyler yazdınız özelde okuyanları küçümseyerek

    özele gidenler devlettekilere laf atıyormuş ???? nasıl bi laf bu??

    devlet üni.sini kazanabilecek puanı olupta yılda 15milyar ücret verip özel hukuk fak.sine giden çok insan var bunu unutma

    mantıklı gerekçeler demişken aklıma bi temel fıkrası geldi : temel bi gün ormanda geziyormuş birden karşısına ayı çıkmış bu ayı temeli oracıkta yakalayıp ağaca tabiren yapıştırmış temel allaha dua etmiş ne olur allahım şu ayıya iman ver demiş tam o sırada ayı elindeki saate bakmış her nedense temeli orada 1dk sükunetle tutmuş temelde allahım şukurler olsun duam kabul oldu demiş 1dk geçtikten sonra ayı

    -NİYET ETTİM ALLAHIM ORUCUMU AÇMAYA demiiiiş

    isteklerimiz mantığa dayalı ve sonu lehimize olan sonuçlar doğurmalı ki bir yere varabilelim




    sAYGILARIMLA

Benzer Konular :

  1. Dönüşüm KPSS Hukuk - Özel Hukuk - Cilt 1 [Kitap Fiyat bilgisi]
    Yazan: Hukuk Kitapçısı Forum: Hukuk Kitapları Tanıtımı
    Yanıt: 0
    Son İleti: 27-03-2013, 13:10:04
  2. Yanıt: 0
    Son İleti: 05-04-2012, 09:51:00
  3. Yanıt: 0
    Son İleti: 18-08-2010, 21:20:06
  4. Üniversitelerde Öğretim süresi
    Yazan: Geology Forum: İdare Hukuku
    Yanıt: 2
    Son İleti: 25-04-2008, 13:17:53

Bu sayfada bulunan kavramlar:

İnternet Araçları

İnternet Araçları

Yetkileriniz

  • Yeni konu açma yetkiniz yok
  • Konuya cevap verme yetkiniz yok
  • Dosya ekleme yetkisi yok
  • İleti düzenleme yetkisi yok
  •  



Hukuk Blog |  2014 tarihli Yasal Siteler Dizini |  Arabulucu |  Hukuk Kitapları |  Fiyat1 |  Alman Hukuku |  ISP Güvenlik AŞ. |  İş İlanları |  Ankahukuk |  Psikoloğum |  Taşınmaz ilanları |  Internet Rehberi |  Türkiye Portalı |  Site Ekleme |  Türkçe-İngilizce Sözlük |  Sihirli Kadın |  Sağlık |  Sanal Turk |  Satılık Düşecek Domainler |  Playbarn Levent |  Kral | 
Hukuki.Net’in Telif Hakları ve 2011-2014 yılları arası Marka Tescil Koruması Levent Patent tarafından sağlanmaktadır.
Hukuki.Net sunucusu yoğun trafiği yönetebilen CubeCDN teknolojisi kullanmaktadır.
Reklam Alanları: Sitenin 2011-2014 yılı reklam pazarlaması MEDYACİN İletişim Reklam Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılmakta olup, reklam talepleri için Medyacin Ltd. Şti. ile iletişim kurmanız rica olunur.