3 / 3 Sayfa İlkİlk 123
21 den 28´e kadar toplam 28 ileti bulundu.
  1. #21
    Kayıt Tarihi
    Mar 2004
    Nerede
    İstanbul, Türkiye.
    İletiler
    3.526
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Bir cümlede 4 hata , nobelli yazarımız!

    Adana Seyhan'da düzenlenen bir konferansta konuşma yapan Prof. Dr. İlber
    Ortaylı, Nobel ödüllü Orhan Pamuk için ilginç bir saptamada
    bulundu. Ortaylı, bir dinleyicinin Pamuk'la ilgili sorusu üzerine
    şunları söyledi. "Kaleme aldığı bir eserde şöyle bir ifade geçiyor. 'İmam
    ikindi namazı saatinde caminin balkonuna çıkarak ikindi ezanını okudu.' Bu
    toplumun gerçeklerini, inançlarını bilen her insan bilir ki, bir kere
    namazın saati olmaz, vakti olur. Saat ayrı, vakit ayrı bir kavramdır.
    Camilerde balkon yoktur, minarenin şerefesi vardır. Ezanı da imam okumaz,
    müezzin okur, o da şerefeye çıkmaz, içeriden okur. Bu örnekle de sabittir
    ki kişiler kendi içinden çıktıkları
    toplumu bilmeden bir şeyler yapmaya çalıştıklarında doğru şeyler
    yapmazlar, yapamazlar."


  2. #22
    Kayıt Tarihi
    Mar 2004
    Nerede
    istanbul, kadiköy, Türkiye.
    İletiler
    5.539
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Osmanlı tarihini yakından tanıyıp bilen bir şahsın ki kendisi bir çok tarihçinin hocasıdır pamukçukla ilgili bu tespiti çok güzel ve bu tespiti gerçekten dikakte şayandır ki kendi toplumunu dahi iyi bilemeyen bir şahsın türkler bir milyon ermeniyi öldürdü demeside yaptığı yanlış kadar büyüktür hoczamız gerçekten iyi bir yönden yakalamış.
    ATATÜRKÜN'ÜN DEDİĞİ GİBİ ''TARİHİNİ BİLMEYEN BİR MİLLETİN COĞRAFYALARINI BAŞKALARI ÇİZER' Pamukçuk ne yapacak ki ....

  3. #23
    Kayıt Tarihi
    Oct 2003
    Nerede
    Hatay, Türkiye.
    İletiler
    3.383
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Bahattin kardeşimizin ilgisine....

    Nobel'in parası hâlâ silah satışlarından!

    İsveç, en fazla silahı Amerika ve İngiltere'ye satıyor! Kendisi gölgede kalıyor, üretime devam ediyor! Halkın çoğunluğunun doğal desteği arkasında! Çünkü İsveç halkı her satılan silahla biraz daha zenginleşiyor... Ortadoğu'yu yakan silahlar, onlara medeniyet ve refah olarak geri dönüyor.

    Nobel komitesi, her yıl sırf edebiyat dalında bir buçuk milyon euro ödül dağıtıyor. Diğer 4 dalın ödülü de bundan aşağı kalmıyor! Peki, bu para nasıl sağlanıyor? Vakıf gelirlerinden bir kısmı, Amerika'nın dev silah şirketleri Lockheed Martin ve Honeywell International adlı şirketlerin hisselerine yatırılıyor.

    Nobel ödülünün ipliğini pazara çıkardığı için, Sabah ombudsmanı Yavuz Baydar ve Milliyet gazetesi tarafından adeta linç edilmek istenen, TRT'nin yüz akı isimlerden biri olan Banu Avar'ın son programının çözümünü Yeniçağ okurlarının bilgisine sunuyoruz. Bilindiği gibi, 301 kaldırılsın diyen Sabah'ın ombudsmanı Yavuz Baydar, Banu Avar'ı hem kendi kurumuna hem yargıya ihbar etmiş ve TCK 216 dan yargılanmasını istemişti. Sabah ve Milliyet gazeteleri ile NTVMSNBC ve Habertürk adlı internet siteleri de Baydar'ın başlattığı linç kampanyasına destek verdiler. Banu Avar, "Sınırlar Arasında" programında Nobel ödüllerini veren ülke olan İsveç'teki Nobel Vakfının Amerikan Silah Şirketlerinin hisse senetlerine yatırım yaparak para kazandığını ve ödülleri bu parayla ödediğini ortaya çıkarmıştı.

    Program, "İsveç'in Nobel'i"
    yazısıyla başladı ve şöyle denildi:
    "Amaca ulaşmak için her yol mübahtır. Bu, batılı bir atasözüdür. Doğulu atasözleri seçilen yolun çok daha önemli olduğundan sözederler. Batı dünyası, hedefe ulaşmak için barış ödülü de verir, silah da satar. Küresel seçkinler çıkarları doğrultusunda her yolu denerler. Her ülkede kendilerine yakın insanları örgütler, küçük gruplar oluşturarak kaleyi içten fethetmeyi hedeflerler... Kendilerine yakın olanları ödüllendirir, şöhrete garkederler ki başkaları da aynı yolu izlesin!
    Batı dünyası, Türkiye'deki aydınlara ödül verme yarışında. Orhan Pamuk Nobel edebiyat ödülünü aldı. Ardından Leyla Zana Norveç'te barış ödülü sahibi oldu. Elif Şafak da İsveç'te bir ödüle layık görüldü. Dünyada barış, edebiyat ve bilim ödülleri modasını başlatan Alfred Nobel'dir. Nobel, petrol ve silahla servet edinmiştir. Suçluluk duygusundan, ölüm makinalarıyla kazandığı paranın ödüllerde kullanılmasını vasiyet etmiştir...

    Gelin İsveç'e gidelim, ödüllerin ve silahların izini sürelim:
    Şaşaalı ödül törenleri, batı dünyasının en saygın isimleriyle dolu salonlarda yapılan gözkamaştırıcı toplantılar. Ekranlarda genellikle Washington, Paris, Brüksel çemberinde görünen büyük isimlerin yüzlerinde uçuşan medeni bir mutluluk. Dünya üçüncü bin yılda kana boyanırken verilen barış ödülleri! Dünya 3. binde kültürel olarak işgal edilirken verilen edebiyat ödülleri!

    İSVEÇ'TEYİZ!
    İsveçdeyiz. Bir asırdır Nobel ödüllerini verme onurunu Norveç'le paylaşan ülkedeyiz.

    Barış ödülünü, silah sanayiinin üstünde oturan Norveç, Edebiyat ödülünü de yine dünyaya silah ve demokrasi ihracıyla uğraşan İsveç veriyor. Her iki ülke de bu konularda Amerika'yı yakından takip ediyor. Aslında Nobel ödülü durumu mükemmel özetliyor. Bu ödüller adını Alfred Nobel'den alıyor. Peki, kimdir Alfred Nobel? Dinamiti dünyaya hediye eden adam! Bir silah sanayicisi bir petrol devi. Edebiyat ise hobisi. Alfred Nobel, bir asır önce küresel sermaye kozlarını paylaşırken ortaya çıkan önemli isimlerden biri. Patlayıcılara olan düşkünlüğünü babasından almıştı. Babasının Sen Petersburg'ta mayın fabrikaları vardı. Küçük bir çocukken patlayıcılara olan merakı yüzünden kızkardeşinin bile ölümüne sebep olmuştu...

    * * *

    Stockholm'de Horace Engdahl, bana Nobel törenlerinin yapıldığı büyük salonu gösteriyor:

    Horace Engdahl: 1998'de Nobel komitesine seçildim. Tarihçi ve eleştirmenim. Bir yıl sonra komite sözcülüğüne getirildim. Ve edebiyat ödülü alanları ben açıklıyorum.

    Banu Avar: Alfred Nobel kimdir?
    Horace Engdahl: Nobel bir sanayiciydi ve bildiğiniz gibi dinamiti icad etmişti. Tüm Avrupa'da ve hatta Rusya'da silah sanayiini o kurdu. Sadece silah da değil, petrol yatırımlarına da girdi ve paranın büyük bir kısmı dinamit işinden değil Bakû petrollerinden geldi...

    * * *

    Petrol ve silah! Nobel, iki stratejik alanda yükselmişti.
    Alfred Nobel, Avrupa'nın her ülkesine, hatta Amerika ve Avustralya'ya silah satmıştı. Geçen yüzyıl başında 20 ülkede, 90 farklı yerde silah fabrikaları vardı. İsveç bu mirası bugün de sürdürüyor. Avrupa'nın en cevval silah yapımcılarından biri olarak biliniyor. Aynı zamanda adı "barış"la başlayan bir çok örgütlenmeye ev sahipliği yapıyor. Barış çalışmaları, barış enstitüleriyle adını dünyaya duyuruyor.

    * * *

    Alyson Bailes, SIPRI, yani Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü Başkanı. İngiliz bir diplomat ama İsveç'te yaşıyor, barış araştırmaları yapıyor...

    Banu Avar: SIPRI barış çalışmaları yapan bir enstitü. Burada ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
    Alyson Bailes: İlgilendiğimiz konuların başında savunma harcamaları, silahlanma bütçeleri geliyor. İkinci olarak silahsızlanma konusuyla ilgileniyoruz ve son olarak güvenlik çalışmaları yani çatışmalı bölgelerde arabuluculuk konuları ilgi alanımızda.
    Banu Avar: Bunları silah satışıyla ünlenmiş bir ülkede nasıl yapabiliyorsunuz?
    Alyson Bailes: Biz İsveç'in silah satışını da araştırıyoruz ve silah sanayi ve ticareti konusunda soru işaretlerini ortaya koyuyoruz. Ama İsveç'in silah satış yasası oldukça düzenli. Şirketlerin çatışmalı bölgelere silah satışı yasalarla yasaklanmış.

    * * *

    SIPRI'nin silah transferi konusunda uzman araştırma görevlisi Simon Wezeman ise aynı fikirde değil:
    Siemon Wezeman (SIPRI'de uzman araştırmacı) : Yasalarda satış yasağı getirilmemiş, tavsiye niteliğinde cümleler var. Satılmayacak demiyor satılmamalı diyor. Biliyoruz ki şirketler dünyada çatışmalı bölgelere satış yapıyor! Maalesef kâr, prensiplerin önüne çıkıyor...
    Maddi çıkarlar tüm prensipleri ezip geçiyordu. İşte bu yüzden İsveç'in ünlü Bofors silah şirketi Asya'dan Afrika'ya tüm çatışma bölgelerine yıllardır silah satıyordu. 1991 yılındaki Körfez Savaşı'nda Amerika'nın kullandığı silahlar arasında Bofors'unkiler de vardı. Afganistan'ın işgalinde Bofors firması tarafından üretilen füzeler kullanılmıştı.Yasakları delenlere karşı, dünyada sulhun sağlanması için ne yapılabilirdi. Braşı enstitüsünün en tepesindeki isim Bailes, gariptir ama çözümü birleşik silah sanayiinde görüyor:
    Banu Avar: Ne yapılabilir yasakları delen ülkelere karşı?
    Alisson Bailes: Bu büyük bir problem. Her gün daha gelişmiş bir silah ortaya çıkıyor ve silah şirketlerinin maliyeti her geçen gün büyüyor. Bu maliyetin karşılanmasının tek yolu silahların dış pazarlara satılması! Biz şöyle bir çözüm üzerinde çalışıyoruz: Gelişmiş silahlar yapan ülkeler, maliyeti paylaşarak işbirliği içinde silah üretmelidir!
    Bir barış enstitüsü, batılı ülkelerin birleşik bir silah sanayii kurmasından sözediyor! İsveç en fazla silahı Amerika ve İngiltere'ye satıyor! Kendisi gölgede kalıyor üretime devam ediyor! Halkın çoğunluğunun doğal desteği arkasında! Çünkü İsveç halkı her satılan silahla biraz daha zenginleşiyor... Ortadoğu'yu yakan silahlar onlara medeniyet ve refah olarak geri dönüyor. Bu işin silah boyutu! İsveç Amerika ile silah sanayiindeki işbirliğini kültür diplomasisi denilen alanda ve demokrasi çalışmalarıyla da yürütüyor. Amerika'nın demokrasi projesinde aktif yer alıyor.

    * * *

    Kültür diplomasisi; aslında soğuk savaş yıllarında ortaya çıkmış bir amerikan projesi. Amaç, özellikle Müslüman ülkelerin aydınlarını, kazanmak olarak belirlenmişti. Dışişleri Bakanlığı'nın hazırladığı bir raporda "Amerikan değerleri" nin yayılması için en etkili yöntemin "medeniyetler arası diyalog"la ilgili çalışmalar yapan yazar çizerin kazanılması olduğu belirtilmişti! Amerikan Başkanı George Bush 2004'de Türkiye ziyaretinde bakın ne diyordu: "Orhan Pamuk'un eserleri, tıpkı Türkiye gibi, kültürler arasında bir köprüdür. Pamuk'un da söylediği gibi, bu toprakların insanları, uygarlıkların, kültürlerin, Doğu ile Batı'nın çatışmasının esas olmadığını anlamıştır. Pamuk, "en önemli şey, başka uygarlıklardan insanların, tıpkı sizin gibi olduğunu anlamaktır" demiştir! "Böylece Pamuk, son yıllarda Başkan Bush'un en çok adını andığı Türk unvanını da kazanmıştı. İsveç Akademisi ise, "2006 Nobel Edebiyat Ödülünü Orhan Pamuk'a verirken şu açıklamayı yaptı: "Bu ödül bir kentin melankolik ruhunun izlerini süren, kültürlerin birbiriyle çatışması ve örülmesi için yeni simgeler bulan Orhan Pamuk'a verilmiştir!"
    Horace Engdahl ise "önemli olan 'küresel edebiyat 'yaratmak" diyordu:
    Engdahl: Küresel bir edebiyat fikri Alfred Nobel'in de fikriydi..
    Banu avar: Alfred Nobel'in vasiyetinde ne vardı?
    Engdahl: Vasiyette Nobel ödülü alacak kişilere ait kriterlerle ilgili bir şey söylenmiyordu. Bir iki cümle vardı. "İdeal olanı, doğru, en mükemmel eseri bize takdim eden yazarı ödüllendirmeliyiz!"diyordu. Maalesef "ideal olan"nedir belirtmiyordu. Bu sebeple, 100 yıldır tartışmalar sürüyor...
    Alfred Nobel, San Remo'da 1896'da öldüğünde, serveti 1 milyar krondu! Miras üçe bölünecekti. Sevgilisi Sofie Hess ve kuzenlerı arasında üçte ikisi paylaştırıldı. Kalan 33 milyon kron, her yıl insanlığa hizmette bulunanlara sunulacaktı. Bu ödüller fizik, kimya, tıp edebiyat ve barışa hizmet edenlere toplam beş dalda verilecekti. Nobel'in bu vasiyeti önceleri büyük tartışma yarattı. Ancak 1900 yılında İsveç hükümeti Nobel Vakfı'nı kurdu. Bu yıldan sonra da nobel ödülleri düzenli olarak verilmeye başlandı. Bir çok kişi Nobel'in bu ödülleri bir çeşit suçluluk duygusuyla vasiyet ettiğini söyledi.
    - Öyle denir ama bence edebiyat ödülünden çok, barış ödülü bu duyguyla ilişkilendirilebilir. Patlayıcıların mucidi olarak böyle bir ruh haliyle bu ödülü düşünmüş olabilir...
    Nobel komitesi her yıl sırf edebiyat dalında bir buçuk milyon euro ödül dağıtıyor diğer 4 dalın ödülü de bundan aşağı kalmıyor! Peki, bu para nasıl sağlanıyor?
    Bilinen o ki Nobel'in mirası akıllıca kullanılıyor. Mesela vakıf gelirlerinden bir kısmı, Amerika'nın dev silah şirketleri Lockheed Martin ve Honeywell International adlı şirketlerin hisselerine yatırılıyor.
    Banu Avar, barış enstitüsü'nden Wezeman'a silahlanma yarışına karşı ne yapılabileceğini soruyor:
    Siemon Wezeman: (SIPRI uzmanı ) En korkunç silahlar artık kullanılmıyor. kullanımları yasak. Ama konvansiyonel silah satışı hâlâ çok fazla.
    Banu Avar: Ama Irak'ta kimyasal silahlar Türkmenlere karşı kullanıldı, Filistin'de beyaz fosfor..
    Siemon Wezeman: O zaman ambargolar ve yaptırımlar devreye girmeli!
    Banu Avar: Yapmayın... Sizce süper güç Amerika'ya kim yaptırım uygulayacak?
    Siemon Wezeman: Bu bir sistem ve anlaşmalar meselesi. Bence en büyük güç bile uluslar arası anlaşmalara karşı duyarlıdır. öte yandan eğer büyük bir güçseniz, bir çok yasayı ihlal edebilirsiniz!!!

    Nobel Barış ödülleri kimlere verildi?
    Büyük güçler her istediklerini yapar sonra o uluslar arası anlaşmalar denen tartışmaların üzerine çıkar işin içinden sıyrılır! Silahların üzerinde oturur, dünyaya barışı anlatırlar! Nobel barış ödülleri onlarca yıldır belli misyonların sahiplerine verildi. İşte değişik dönemlerden bazı ödül sahipleri:
    1930'da ekümenik hareketin lideri, başpiskopos Lars Olof Nathan: Dine yaptığı katkılardan dolayı...
    1953'te Amerikan Başkanı George Marshall: Ünlü Marshall planı ile...
    1990'da Sovyetler Birliği son Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov: Artık bir
    sovyetler kalmadığı için...
    2002'de Amerikan Başkanı Jimmy Carter: Demokrasi çalışmaları dolayısıyla,
    ve 2001'de BM Genel Sekreteri Kofi Annan, dünya barışına önemli katkılarından dolayı Nobel Barış Ödülü aldılar!
    Kimisi yardım yaptığı ülkeleri, IMF'ye bitmez tükenmez borçla bağladığı için, kimisi sosyalizmin dağılmasına yardımcı olduğu için, kimisi Amerikan çıkarları doğrultusunda doğulu ülkelere demokrasi ithal ettiği için ödül almıştı!

  4. #24
    Kayıt Tarihi
    Mar 2004
    Nerede
    istanbul, kadiköy, Türkiye.
    İletiler
    5.539
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Sabah ve Milliyetteaynı ifadelerle yer verilen bir haberde, TRT1deki Sınırlar Arasında adlı programı hazırlayan ve sunan Banu Avar, basın tarihine geçecek bir pişkinlikle hem İsveç hem de Türkiyede hedef gösterildi. Avar'ı adeta lince tabi tutan ise Orhan Pamukun dostu, Sabah ombudsmanı Yavuz Baydar...

    Pamuka Türkler 1 milyon Ermeni ve 30 bin Kürt öldürdü iftirasının gerekçelerini sormayan Baydar, Dışişleri Bakanlığını bu rezaleti incelemeye çağırıyo-rum. TCK 216ya kadar gider ucu diyerek Avarı jurnalliyor. Baydar, YENİÇAĞa yaptığı açıklamada, Avar için kullandığı, Abuk sabuk ipe sapa gelmez yalanlar... Sakandal... Rezalet... Utanç verici... ifadelerini de iyi niyetli uyarı olarak yorumladı.

    Gazeteciye linç!
    TRTnin yüz akı isimlerden biri olan Banu Avar, Nobel ödülünün ipliğini pazara çıkardığı için, Sabah ve Milliyet gazeteleri tarafından adeta linç edildi.

    301 kaldırılsın diyen Sabahın ombudsmanı Yavuz Baydar, Banu Avarı hem kendi kurumuna hem yargıya ihbar etti ve 216dan yargılanmasını istedi!

    Pazartesi gecesi, TRTnin yüz akı olan Banu Avarın Sınırlar Arasında programını seyrettim. Her zamanki gibi dört dörtlük bir programdı. Banu Avar, Nobel ödüllerini veren ülke olan İsveç e gitmiş, ödülü veren Nobel Vakfı nın Amerikan silah şirketlerinin hisse senetlerine yatırım yaparak para kazandığını ve ödülleri bu parayla ödediğini ortaya çıkarmıştı. Üstelik bu bilgiyi doğrudan vakfın yetkililerine teyit de ettirmişti. Bu çerçevede, ABDnin psikolojik operasyonlarında Nobel ödülünü de İsveç üzerinden kullandığını, parayı verenin düdüğü çaldığını da bütün ayrıntıları ile sergilemiş, Türkiyeyi soykırım ile suçlayan İsveçin yaptığı soykırımları ve yerli bir ahaliyi nasıl zorla kısırlaştırdıklarını da hatırlatmıştı.
    Salı gecesi, İnternette gezinirken Sabah gazetesinin İnternet sitesinde bir başlık gördüm: TRTde Pamuk ve Nobel Skandalı
    Haberin kaynağı belli değildi! Biraz sonra Milliyetin İnternet sitesinde de aynı haberi gördüm. Cümleler bile aynıydı. Bildiğim kadarı ile Sabah ve Milliyetin sahipleri, yazıişleri ve haber kadroları farklıydı! Yani Hürriyet ve Milliyet aynı haberi yayınlasa,aynı kişinin gazetesi, aynı haber havuzundan faydalanıyor diye bir açıklama getirilebilirdi. Fakat, Hürriyet ve Milliyet bunu yapmıyor.
    Gariptir ki, Çarşamba sabahı, Sabah gazetesinde çıkan haber Milliyette yoktu! İnternetteki masa başı haber ise yayındaydı. Milliyet okurları da yorumlarında
    Banu Avarı ayakta alkışladıklarını belirtiyordu!
    Haberde, TRT 1de yayınlanan Pamuk, Nobel Ödülü ve İsveçle ilgili program siyasi skandala yol açtı. İsveçin bu program nedeniyle Türk Dışişlerine üzüntülerini bildireceği belirtildi deniliyordu!
    Peki ama İsveç devletini bu programdan kim haberdar etmişti! Hem sonra siyasi skandala yol açtığı nereden belliydi! Henüz ortada hiçbir resmi diplomatik tutum yoktu! Bu masabaşı haber, bir Türk gazetecisini İsveç devletine jurnallemiş oluyordu!
    Haberde madde madde şikayetlere yer verilmişti. Bu maddelere birer birer bakalım:

    İddialar ve cevapları

    Sınırlar Arasında programında gerekçeleri gösterilmeyen şu görüşler yer aldı.

    * Nobel ve benzeri uluslararası ödüller ABD eski başkanlarından Ronald Reaganın kurguladığı gizli bir planlamayla ve ABDnin küresel kültür emperyalizmine hizmet amacıyla verilmekte, ödül alanlar bu amaçlarla kendi ülke ve bölgelerinde kullanılmaktadır.
    -Yalan mı? ABD Kongresinde, bütçeye Türkiye gibi ülkelerdeki gazeteciler için yüz milyonlarca dolar konulmuyor mu? Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, yazarımız Arslan Buluta ABD bazı yazarları maaşa bağlıyor. Bazen de nokta hedefler tespit ederek ona göre psikolojik operasyonlar yapıyor dememiş miydi? Sorosun Açık Toplum Enstitüsü, Türkiyede milyonlarca doları kime dağıttı? Yazarlara ve akademisyenlere değil mi? Amerikan Büyükelçilğinde Osmanlıcılık dersi verilen Türkiye vatandaşı gazeteciler, uzaydan mı geldi?

    * Bu ödüller etrafında yüksek miktarda paralar dönmektedir.
    -Yalan mı? Nobel Ödülü, yeterince yüksek değil mi?

    * İsveçte Sami azınlık her türlü haklarından mahrumdur.
    -Yalan mı? Bunu bütün dünya biliyor! Dünya ırkçı diye sadece Hitleri konuşuyor! Oysa Hitleri gölgede bırakacak kısırlaştırma operasyonları 1980e kadar İsveçte bu halklara uygulandı! İsveçte alkolizm ve delilik çok ciddi sosyal sorunlardır. Kadınlara şiddet bu ülkenin büyük sorunlarından biri değil midir?

    * İsveçte basın özgürlüğü yoktur.
    -Yalan mı? Ülkedeki bütün gazetelerde devletin payı vardır.

    * Irkçılık had safhadadır.
    -Yalan mı? Irkçılığın teorisini İsveç kurmuş, pratiğini de İsveç uygulamıştır. Hitler, İsveç'in teorilerini ve pratiğini kullanmıştır!

    * Ödülü reddeden yazar Jean Paul Sartre Cezayir asıllıdır.
    -Sartre, ödülü reddettiği zaman Nobel ödülü, önyargılı, politik ve seçmeci bir anlayışla veriliyor demedi mi? Sartreın Cezayir asıllı olup olmadığını bilmiyorduk! Avar bu veriyi kullandığına göre, mutlaka bir dayanağı vardır.

    * Pamuk, kendi milli kimliğini reddettiği için bu ödülü almıştır.
    -Bunu, Banu Avara söyleyen İsveçteki Türklerdir! Kendi milli kimliğini soykırımcı olarak gösteren bir kişinin o kimlikle ödül almaya ne hakkı vardır?

    Avar: Orhan Pamuk sadece bir ayrıntıdır
    TRTde yayınlanan Sınırlar Arasında programının hazırlayıcısı ve sunucusu gazeteci Banu Avar, gazetemize şu açıklamayı yaptı: Benim ilgi alanımda Türkiyeyi eleştirenler ve seven ülkeler var. Ben bunların arkalarındaki amaçlarla ilgileniyorum. Bu çerçevede verilen ödüllere, övgülere bakıyorum. Orhan Pamuk da, bu bakımdan sadece bir ayrıntıdır. O kadar. Türkiyeye kriter dayatan Avrupa ülkelerindeki uygulamaya ışık tutuyorum. Kendi ülkelerindeki durumu yerinde inceleyip, bize kriter dayatanların içinde bulunduğu gerçeği Türk halkına gösteriyorum. İsveçle ilgili yaptığımız program da bu kapsamda hazırlanmıştır.

    Yavuz Baydar:
    Ben kimseyi ihbar etmiyorum. O açıklama dikkatli okunursa, böyle bir yayının mevcut TCK maddelerine göre nasıl sakıncalar taşıdığının anlatıldığı anlaşılır. Ben Türkiyede kimsenin ifade özgürlüğünü kullandı diye hapse girmesini istemem. 216 halkı kin ve galeyana teşviki düzenler. ABD Yüksek Mahkemesi ve Almanya kanunlarına dayanılarak TCKya alınmıştır. TCK Madde 216, açık ve yakın tehlike anlamında iyi ifade edildiğinde varlığı kabul edilebilir bir maddedir; ama içinde muğlaklık sorunları olduğunu da biliyorum. 216 henüz gündeme gelmedi ama gelebilir. Şimdi bu yüzden niye durduk yerde sorun çıksın? Öte yandan, ifade özgürlüğü bağlamında eleştiri ile somut hedeflere yönelik kışkırtma arasındaki çizgi de iyi bilinmelidir. Ayrıca her iyi niyetli uyarıya ihbar ediyorsun demek de Türkiyede ihbar konusunda hakim zihniyetin çarpıklığını göstermektedir. Ben her zaman ifade özgürlüğünün yanında oldum; basında yalanların ve çarpıtmanın karşısında olduğum kadar. Dışarda Türkiye hakkında çıkan yalan ve çarpıtmaların ne kadar karşısında oluyorsak, başka ülkeler hakkında bizde çıkan yalan ve çarpıtmaların da karşısında durmalıyız. Bu program esasen bir hukuk değil ahlak sorununu yeniden gündeme getirmiştir. Bu tür programlar TRT tarafından daha iyi denetlenmelidir ki Türkiye devleti de zorda kalmasın.

  5. #25
    Kayıt Tarihi
    Mar 2004
    Nerede
    istanbul, kadiköy, Türkiye.
    İletiler
    5.539
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Bu arada sanırım ki bahattin bey tüm nobel kriterlerini değiştirecek bir hazırlık içerisine girişti. Hatta eli değmişken Oscar gremmy tipi ödül yönetmeliklerinede el attı. Ne zamandır sesi soluğu çıkmıyor....
    Umarım ki eski günleri anımsayıp manifesto yazmıyordur... NObel manifestosu.... hehe gönderirdik buradan...

  6. #26
    Kayıt Tarihi
    Nov 2006
    Nerede
    Turkey.
    İletiler
    11
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Orhan Pamuk un hali: Yürek parçalayıcı!
    10.12.2006 11:28
    Smokin giymek iyidir, Avrupalı oluyorsun. Süzme şarklı (Doğulu-Asyalı) olmaktan çıkıyor, seçme bir garplı (Avrupalı-Batı lı) oluyorsun. Frak giymek de iyidir, iyice seçkin batılı sayılıyorsun.

    F den sonra i yok.

    F den sonra i koymayın.

    Firak olur.

    Firak acıklı demek.

    Frak ise kuyruklu uzun erkek ceketine deniyor. Frak giymiş adam penguene benziyor. 8-10 iyi niyetli gazete yazarı arkadaş, dedemizin, babamızın, komşu erkeklerin hiçbiri frak giymedi, biz giyersek özentiye kaçar diye düşünmedi. Özverili oldu.

    Kuyruklu frak kiraladı.

    İsveç Kralı nın davetine penguen görüntüsüyle katılmaya; Türk yazarının Nobel ödülünü alma gecesine destek vermeye ve Orhan Pamuk un zirveye ulaşan roman yazarlığı heyecanını okurlarına duyurmaya gitti.

    Şu oldu.

    Bu oldu.

    Babasının bavulu.

    Ayakta alkışlandı.

    Diye yazdılar.


    ***

    Fakat firak yani acıklı, hüzünlü, yürek parçalayıcı bir durum ortaya çıktı. Ödül dolayısıyla yaptığı, derinliği olan ve muhtemelen dünya edebiyat tarihine geçecek konuşmasıyla büyük alkış alan yazarımız Orhan Pamuk, bu yürek parçalayıcı durumu nasıl bir halkla ilişkiler stratejisi izleyip savuşturacak bilemiyorum.

    Manen aforoz edildi.

    Diliyle yazdığı.

    Diniyle yazdığı.

    Etiyle kemiğiyle yazdığı kendi halkı Orhan Pamuk u manevi olarak aforoz etti.

    Halkı ona darıldı.

    Halkı ona küstü.

    Kitaplarını almak bir yana, adını bile duymak istememecesine yüreğinden çıkarıp attı. Anket (Milliyet Gazetesi) yapılmış. Türk halkının yüzde 40 ı Orhan Pamuk un aldığı Nobel i hak etmediğini , yüzde 39 u bir fikri olmadığını söylemiş. Sadece yüzde 21 ;i Nobel i almayı hak ettiğini düşünüyormuş.

    Acıklı bir durum.

    Yürek parçalayıcı.

    Orhan Pamuk un kitaplarını basan Türkiye deki yayınevi, ciddi bir danışmanlık hizmeti ve desteği sunarak yazarı TV lere çıkartıyor, gazetelerde tam sayfa röportajlar yayınlatarak; Ben bir Türk yazarıyım... Nobel i Türk dili almıştır... Türkiye beni sevsin.. diye yeni bir imaj bina etmeye çalışırken halk onu kalbinden silip atıyor.
    ***
    Hiçbir yazara yapmadı.

    Hiçbir yazarı aforoz etmedi.

    Çıkar çevreleri Türk edebiyat tarihinde birçok yazarı halkın gözünden düşürmek için onlara; vatan haini, komünist, Allah tanımaz ya da gerici, şeriatçı damgasını vurdu.

    Necip Fazıl.

    Mehmet Akif.

    Attilâ İlhan.

    Aziz Nesin.

    Çetin Altan.

    Kemal Tahir.

    Yaşar Kemal.

    Rıfat Ilgaz.

    İlhan Selçuk.

    Ve şu anda aklıma gelmeyen belki 100 ü aşkın Türkiye yazarı, egemenlerin tüm çabasına rağmen, halkının aforozuna uğramadı. Hapse girip çıksalar da halk onları hep sevdi, saydı, kendinden bildi. Orhan Pamuk u ise Nobel almasına rağmen kendinden bilmedi, onun Nobel i yazdığı romanlardan ötürü değil İsveç dergisine ünlü demecini verdiği zaman aldığına inandı, kendi halkı onu silip attı.

    Fraklı tören!

    Firaklı durum!

    Çok acı.

    Hüzün verici.

    Yürek parçalayıcı!
    NECATİ DOĞRU
    (VATAN )

  7. #27
    Kayıt Tarihi
    Oct 2003
    Nerede
    Hatay, Türkiye.
    İletiler
    3.383
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    NOBEL ÖDÜLÜ PART-2

    Pamuk, 1980 lerde Amerika'da özel programa alındı!
    Nobel ödülünün ipliğini pazara çıkardığı için, Sabah ombudsmanı Yavuz Baydar, Milliyet gazetesi, NTVMSNC ve Habertürk internet siteleri tarafından adeta linç edilmek istenen, Banu Avar'ın son programının çözümünü YENİÇAĞ okurlarının bilgisine sunuyoruz. Bilindiği gibi, Türk milletine "soykırımcı" iftirasını atan Orhan Pamuk'u kurtarmak için 301 kaldırılsın diyenlerin, Avar'ın TCK 216'dan yargılanmasını isteyecek kadar gözleri dönmüştü. Banu Avar, "sınırlar arasında" programında Nobel ödüllerini veren ülke olan İsveç'teki Nobel Vakfı'nın Amerikan silah şirketlerinin hisse senetlerine yatırım yaparak para kazandığını ve ödülleri bu parayla ödediğini ortaya çıkarmıştı.

    Peki ya Nobel Edebiyat ödülleri?
    Banu Avar, Nobel Barış Ödülü kutlamasının yapıldığı City Hall binası önünde konuşuyor:
    Bu binada gece ödül kutlaması yapılıyor. Çeşitli dönemlerden birkaç örnek seçelim. 1920 de Nobel Edebiyat Ödülünü Norveçli Knut Hamsun aldı. Nazilerle işbirliği yaptığı söyleniyordu. Yazar, Nobel ödülünü daha sonra Hitler'in propaganda bakanı Joseph Goebbels'e takdim etti. 1953 yılında İngiliz Winston Churchill ödüle layık bulundu. Ortadoğu paramparça edilmiş, İsrail devleti İngiliz politikalarıyla Filistin'e kurulmuştu. Churchill bir edebiyatçı değildi ama nedense ödüle layık görülmüştü! 2000 yılında ödül Çinli bir yazara verildi. Ülkesine muhalifti! Çin hakkında söylemediğini bırakmıyordu... ve 2006 edebiyat ödülünü bir Türk yazar aldı. Ödül sahibi, "Ya Avrupa Birliği! Ya barbarlık! Seçim yapmak zorundayız!" diyen Orhan Pamuk oldu.
    Yüz yıl içinde edebiyat ödüllerini reddeden tek bir isim vardı. 1964 yılında Cezayir asıllı Jean Paul Sartre, Nobel edebiyat ödülünü almayı reddetti. Gerekçesini şöyle açıklıyordu: "Bir yazarın, resmi kurumlarca bahşedilen böyle bir ödülü kabul etmesi, onun kişisel hedeflerini ödül verenlere göre yönlendirmesi sonucunu doğurur. Yazar bağımsız olmalıdır. Kurumlarla ilişkili olmamalı ya da bir kurum haline dönüşmemelidir.
    Jean Paul Sartre, Nobel ödülerini ağır bir şekilde eleştirmiş, Nobel ödülünün önyargılı, politik ve seçmeci bir anlayışla verildiğini söylemişti..
    Tüm bu tartışmalar süre dursun Stockholm sokakları, İsveç'in onuru bu ödülden habersizdi: Banu Avar, gelip geçen sokaktaki İsveçlilere mikrofon uzatıyor:
    Banu Avar: "Nobel ödülünü bir Türk aldı, biliyor musunuz?"
    İsveçli: "Hayır, Hayır, Hayır!"
    Banu Avar: "Nobel ödülü kime verildi biliyor musunuz?"
    İsveçli kadın: "Hayır!"
    Banu Avar: Nobel Edebiyat Ödülünü bir Türk aldı. Duydunuz mu?
    Başka bir kadın: Evet ama...
    Banu Avar: Nasıl bir yazar bilir misiniz?
    Aynı kadın: Hayır, yazık ki tanımıyorum...
    Banu Avar: Nobel Edebiyat Ödülünü bir Türk aldı. Duydunuz mu?
    Genç bir kız: Evet duydum ama kim olduğunu bilmiyorum.

    Avar anlatıyor:
    Erol Bakırdan, kırk senedir İsveç'teydi. O Nobel edebiyat ödülünü kimin aldığını duymuştu. Orhan Pamuk deyince aklına bazı cümleler geliyordu: "Mesela bir milyon Ermeni öldürüldü... Türkiye'de 30 bin Kürt öldürüldü demesi, aşağılayıcı bir şey oldu..."

    * * *
    Banu Avar, Horace Engdahl'a Türkiye'deki tartışmaları aktarıyorum.
    Banu Avar: Geçen yıl ödülü alan Harold Pinter, bu yıl Orhan Pamuk ve diğerleri kendi ülkelerindeki aydınlar tarafından eleştirildiler ve ödülün yanlılığı çok tartışıldı. Pamuk'un, ödülü Kürt ve Ermeni konusundaki söylemleri nedeniyle aldığı söylendi...
    Horace Engdahl: Bu çok saçma! Biz asla siyasi söylemleri dikkate almayız. Yazarın böyle bir duruşu varsa bile bu asla Nobel masasına gelmedi. Biz sadece eserlerine baktık!
    Banu Avar: Öte yandan siz de biliyorsunuz ki Nobel ödülleri her zaman tartışmalıydı. Bu tartışmalar yüz yıldır sürüyor...
    Horace Engdahl: Doğru, bazıları, bizim ülkelerini aşağılayan yazarlara ödül verdiğimizi bile söyledi. Mesela Çinli yazar Gen Sin Yen? Müthiş bir yazar. Çinli otoritelerle çatıştı ve sürgüne kaçtı. Ona ödül verdiğimizde Çin hükümeti ayaklandı ve Bu politik bir karar, Çin'iaşağılıyorsunuz! dediler..
    Banu Avar: Ya Günter Grass?
    Horace Engdahl: Aaa evet. Almanya'da büyük tartışma yarattı. Sosyal demokratlar ödülden memnundu ama muhafazakarlar çok kızdı. Ve Macar yazara verdiğimiz ödül de Macar halkını kızdırmıştı.
    Banu Avar: Türkiye'de de Kürt ve Ermeni meselesi...
    Horace Engdahl: Evet, evet.. Ama bunlar doğru değil! Biz sadece edebi değerler üzerinde duruyoruz ama dediğiniz gibi bu ödülün her zaman politik yankıları vardır... Bunu kontrol edemeyiz.
    Politik yankılar, politik kararlar sonucunda oluşuyor. Amerikan kaynaklı ünlü "demokrasi projesi", 1980lerden beri yankı yaratmak için çalışıyor! Bu projeye göre, çeşitli ülkelerdeki aydınların örgütlenmesi çok önemliydi... Önce "Toplumlararası öncüler projesi" uygulamaya konuldu. Dünyanın her yerinden aydınlar "küresel değerler" doğrultusunda devşirilecek, fon, burs ve ödüllerle teşvik edileceklerdi. "Beyinlerde iktidar" kurulacaktı. Yeni bir aydın tipi yaratılacaktı. Bu bağlamda çeşitli kurumlar oluşturuldu. Bunlardan biri "Uluslararası Yazı Programı" ydı. Uluslararası Yazı Programı amacını şöyle açıklıyordu: Programa katılan yazarlar, batılı bir anlayışla düşünce şekillendiriciler olarak vatanlarına geri döner! Amerika'nın kültürel değerleri, dünyayı şekillendirmede en az askeri girişimleri kadar önemlidir. Kültürel diplomasi yoluyla ulusal güvenliğimizi daha kapsamlı bir şekilde koruyabiliriz. Dünyaya Amerikan değerlerini kültürel diplomasi yoluyla, yaymalı, bildirmeliyiz.
    Orhan Pamuk, 1980'lerde Amerika'da bu programa katılan yazarlardan biriydi.
    Nobel ödülü alır almaz İsveç basını hareketlendi. Pamuk'un Ermeni ve Kürtlerle ilgili söyledikleri İsveç basınında büyük yer aldı. İsveç'in en yüksek tirajlı gazeteleri Expressen, Dagens Nyheter ve Svenska Dagbladet gibi gazeteler, Nobel Edebiyat ödüllü Orhan Pamuk'un hayatını anlatıyor, kitaplarını övüyor, Kürt ve Ermeni sorunlarıyla ilgili görüşlerine geniş yer ayırıyordu. Köşe yazarları, İsveç hükümetine, çağrıda bulunuyordu: Hükümet, AB yolundaki Türkiye'ye, Ermeni, Süryani, Alevi, Asuri, Çingene ve Pontuslu Rumlara yönelik soykırımın tanınması için baskı uygulamalıydı!
    İsveç'te Türk aleyhtarlığı özellikle basında öyle bir mertebedeydi ki, yıllardır yayınını sürdüren Türkçe radyo yayınlarına bile bu yıl itibariyle son verilmişti. İsveç Radyosunun program şefi Kerstin Brunnberg, Türkçe servisini gereksiz bulmuştu.
    Kerstin Brunnberg: Biz 10 yıl boyunca Türkçe yayın yaptık ama artık gerek olmadığını fark ettik. Çünkü Türkler uzun zamandır burada ve İsveççeleri çok iyi. Artık haberleri İsveççe izliyorlar. Gerek yok diye düşündük.
    Banu Avar: Yani Türkçe bölümünün gereksizliğine karar verdiniz. Peki neden Kürtçe sizce bu kadar önemli? Buradaki bir çok Kürt de mükemmel İsveççe konuşuyor?
    Kerstin Brunnberg: İsveç'te o dili kullanan çok sayıda insan var. Bu sebeple, Kürtçe servisini sürdürmeyi uygun gördük.
    Acaba Kürtçe ve Kürtler konusunda bu kadar hak hukuk gözeten İsveç, neden kendi ülkesinde bile azınlıklara yapmadığını bırakmamıştı? Bu toprakların gerçek sahibi göçerler ve Sami'lerdi. Irkçı uygulamalar sonucu yüzyıllar içinde erimişlerdi. Göçebe okulları kapatılmış dilleri yasaklanmıştı
    Banu Avar: İsveç'deki Sami azınlığın hakları konusunda ne düşünüyorsunuz. Bu konu sık gündeme gelir mi?
    Kerstin Brunnberg: Hayır pek sık konuşulmaz.
    Banu Avar: Türkiye birçok konuda olduğu gibi Ermeniler konusunda da bir çok haksız saldırıya maruz kalıyor. Ermeni iddialarını kabul etmesi isteniyor. Size hiç böyle bir dayatma yapıldı mı? Çünkü Sami ve Tater ırkı İskadinavya'da artık pek az var.
    Kerstin Brunnberg: Eeeeee... İşte bu yüzden azınlık radyoları var. Bu konuları çok önemsediğimiz için o dillere yer veriyoruz.
    Banu Avar: Ben genocideden (soykırımdan) bahsediyorum. Tater ve Sami halklarının yok edilmesinden...
    Kerstin Brunnberg: Genocide!
    Banu Avar: Evet, 1920den 1980'e kadar süren Sami ve Tater kızlarının kısırlaştırılması süreci.
    Kerstin Brunnberg: Şeyy, şüphesiz, fakat, bu konuda bayağı bir tartışma oldu. Bence bu iyi bir tartışma konusu evet!
    Peki ya ifade özgürlüğü? İsveç Türkiye'yi her fırsatta basın ve ifade özgürlüğünü çiğnemekle suçlar! Acaba Brunberg, Fransa'da çıkan inkara ceza yasası ve bunu destekleyen İsveç basını için ne düşünüyor?
    Banu Avar: Avrupa Birliği ülkesi Fransa Ermeni soykırımı yoktur diyene ceza veriyor... Ne düşünüyorsunuz?
    Brunnberg: Korkunç bir yasa!
    Banu Avar: Bir de çok eleştirdiğiniz 301. Madde var. Acaba biri İsveç'te kalkıp devlete ve organlarına hakaret edebilir mi?
    Brunnberg: Bir kere bizim anayasamız ifade özgürlüğünü koruyor!
    Banu Avar: İsveçli gazeteciler buradaki ifade özgürlüğünü tartışıyorlar. Otosansürün çok yaygın olduğundan bahsediliyor...
    Brunnberg: Evet. İfade özgürlüğü konusunda burada değişik görüşler var. Ama biz İsveçli gazeteciler Avrupa yasalarıyla korunmaktayız
    Erol Bey, İsveç basınının gizli bir denetlemeye tabii tutulduğundan sözediyordu:
    Erol Bey: Bizim gazetelerimiz her şeyi yazar, alenen her şeyi yazar, bunlarda yoktur. çünkü neden? Burada her çıkan gazetenin yüzde 20'sini İsveç'in hükümeti öder. Onun için burada gazeteci her şeyi yazamıyor; istediği şeyi yazamaz!
    Üç kuşaktır İsveç'te yaşayan Sabahattin Arhan da aynı fikirdeydi..
    Sabahattin Bey: Yazılabilir ama basılamaz!
    Banu Avar: Basılmıyor mu, o zaman basın özgürlüğü olmuyor.
    Sabahattin Bey: Tabi!

    Siyasetçi Sermin Özürküt, otosansürü anlatıyor:
    Sermin Özürküt: Otosansür çok güçlü. Gazeteci olarak neyi dediğinizde başınız taşa değer, neyi dediğinizde olay olma eğilimi vardır çok iyi bilirsiniz. Kendinize otosansür uygularsınız.
    Banu Avar: Sami azınlığına soykırım yapıldığı yazılabilir mi?
    Sermin Özürküt: Ben 20 yıldır burada görmedim böyle yazı.
    Banu Avar: Bir gazeteci İsveç ordusuna, kraliyet ailesine hakaret edebilir mi?
    Sermin Özürküt: Hayır. Türkiye'ye bakıyorum, hayretler içindeyim. Türkiye'de herkes her şeyi söyleyebilir.
    İşte İsveç'deki basını yakından tanıyanların yorumları buydu!

  8. #28
    Kayıt Tarihi
    Nov 2006
    Nerede
    izmir,TÜRKİYE
    İletiler
    2.320
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Nobel değerini kaybetti tıpkı özgürlük beşiği gibi

    Sayın büyüğüm size ne desem azdır Allah ömrünüzü saglıklı uzun etsin.

    12-10-2006, 17:20:31 Nobel değerini kaybetti tıpkı özgürlük beşiği gibi

    commodore1tr

    OBAMA DA NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ KOMEDİSİNDEN BİR ŞEY ANLAMADI: ŞAŞKINIM!
    ABD Başkanı Barack Obama, Norveç'in başkenti Oslo'da 2009 Nobel Barış Ödülü'nü aldı

    Castro'dan eleştiri
    Resmi basında yayınlanan bir yazısında, bundan iki ay önce Obama'nın ödüle layık bulunmasını olumlu bir adım olarak nitelendiren Eski Küba lideri Fidel Castro "Obama Afganistan'da sonuna kadar savaşmaya karar vermişken neden Nobel Barış Ödülü'nü almaya karar verdi. Bu sinik davranışta bulunmaya mecbur değildi" dedi.
    "Birleşik Devletler Başkanı, Irak ve Afganistan'da ölen, aralarında çocukların ve masum yaşlıların da bulunduğu yüzbinlerce kişi hakkında tek bir söz söylemiyor" diyen Castro, Washington'ın mevcut politikasının "Bush'ununkini aynısı olduğunu" söyledi.
    http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=9941610 Aralık 2009

3 / 3 Sayfa İlkİlk 123

Benzer Konular :

  1. Keşke herkes göründüğü gibi olsa, herşey başladığı gibi kalsa
    Yazan: Ümit KURT Forum: Üyelerimizin Şiirleri
    Yanıt: 0
    Son İleti: 27-12-2009, 21:37:17
  2. Yanıt: 0
    Son İleti: 16-09-2009, 14:53:57
  3. Yanıt: 0
    Son İleti: 31-07-2007, 15:20:18
  4. Kestik diyene Nobel, demeyene hapis
    Yazan: Av.Ali Sinkay Forum: Kültür - Sanat - Edebiyat
    Yanıt: 8
    Son İleti: 17-10-2006, 15:47:32
  5. 2004 Nobel Barış Ödülleri
    Yazan: Av.Ali Sinkay Forum: Kültür - Sanat - Edebiyat
    Yanıt: 2
    Son İleti: 08-10-2004, 17:13:10

Bu sayfada bulunan kavramlar:

İnternet Araçları

İnternet Araçları

Yetkileriniz

  • Yeni konu açma yetkiniz yok
  • Konuya cevap verme yetkiniz yok
  • Dosya ekleme yetkisi yok
  • İleti düzenleme yetkisi yok
  •  



Hukuk Blog |  2014 tarihli Yasal Siteler Dizini |  Arabulucu |  Hukuk Kitapları |  Fiyat1 |  Alman Hukuku |  ISP Güvenlik AŞ. |  İş İlanları |  Ankahukuk |  Psikoloğum |  Taşınmaz ilanları |  Internet Rehberi |  Türkiye Portalı |  Site Ekleme |  Türkçe-İngilizce Sözlük |  Sihirli Kadın |  Sağlık |  Sanal Turk |  Satılık Düşecek Domainler |  Playbarn Levent |  Kral | 
Hukuki.Net’in Telif Hakları ve 2011-2014 yılları arası Marka Tescil Koruması Levent Patent tarafından sağlanmaktadır.
Hukuki.Net sunucusu yoğun trafiği yönetebilen CubeCDN teknolojisi kullanmaktadır.
Reklam Alanları: Sitenin 2011-2014 yılı reklam pazarlaması MEDYACİN İletişim Reklam Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılmakta olup, reklam talepleri için Medyacin Ltd. Şti. ile iletişim kurmanız rica olunur.