guruman


+ Konuyu Yanıtla
9 / 11 Sayfa İlkİlk 1234567891011 SonSon
81 den 90´e kadar toplam 108 ileti bulundu.

Konu: Perikondrit

  1. #81
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.928
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Arkadaşlar,
    Hayatımda hiç duymadığım Lenfanjiyoleyomiyomatozis (kısacası LAM) adlı hastalığa sahip biri beni buldu.
    Dedim ki:"Konuyu inceleyeyim. Ben sana dönerim."
    İnceledim ve aklım yattı.
    Az önce görüştüm: "Adres ver. Kargo ücretini ödersin. Denemelerimde para almam. Dediğim dozda kullan. Gönderdiğim bitinceye kadar; işe yarayıp yaramadığını görürsün. İşine yararsa; bana bilgi ver. Yetmezse; arkasını gönderirim."
    Proktit ve Crohn hastalarıyla görüştüm. Cevap:"Hocam, kolonoskopi yapılmadığı için bir şey diyemiyoruz." dediler. Bilginize...
    Vatanla ve sağlıcakla kalınız...



    Hukuki NET Güncel Haber


    Perikondrit konulu yargıtay kararı ara
    Perikondrit konulu hukuk haber

  2. # Nedir?
    Tavsiye Soru Cevap
    Kayıt Tarihi
    Bugün
    Nerede
    Avukat Dünyası
    İletiler
    Ne kadar?
     
  3. #82
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.928
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Arkadaşlar,
    HTT kullanımıyla ilgili özet bilgi vereceğim.
    HTT kullanan biri:
    a-Prostat büyümesiyle ilgili olarak kullanılacaksa; prostat büyümesiyle ilgili verilmiş ilaçlar bırakılacak. Sadece; HTT kullanılacak.
    b-Hangi maksatla kullanacak olursa olsun; bacak uyuşması/karıncalanması için verilmiş bir ilaçla birlikte kullanmayacak. Etkisi sıfır olur.
    c-Denediğim, bildiğim bir kanser hastalığında kullanacak ise, asla; tedavi maksatlı başka bir bitki kullanılmayacak
    d-Hem sigara içeceğim, hem de; HTT kullanarak kanserden kurtulacağım diye bir şey yok. Sigarayı azaltsan, HTT kullansan, KT alsan bile; %70-80 oranında iyileşirsin ve hastalığın; buna rağmen; birden patlar ve ölürsün. (Niçin böyle oluyor, bilmiyorum.) Yani; kanser konusunda HTT kullanacak kişi; kesinlikle ve iyileşinceye kadar sigarayı bırakacak.
    e-Ayrıca; HTT kullanarak kanserden kurtuldun, diyelim. Sakın kurtulduğunuzu sanmayın. Niye?...
    Ortodoks zihniyetli tıbbın kanser konusunda şu dediğine katılıyorum: "Herkes kanser olur. Ama; kanser herkeste ortaya çıkmaz. Çünkü; bağışıklık sistemi güçlü olan kişilerde; kanserleşen hücreler; bağışıklı sistemi tarafından yok edilirler. Ne zaman, bağışıklık sistemi zayıflar; kanser meydan bulur, ortaya çıkar..."
    12-13 yıl önce kolon kanseri denmiş ve HTT sayesinde kurtulmuş, akciğer ca denmiş ve hiç bir tıbbi müdahale görmeden HTT sayesinde kurtulmuş kişi 7 yıldır, mesane ca denmiş ve biyopsi hariç hiç bir tıbbi müdahale görmemiş, HTT sayesinde kurtulmuş, yaklaşık bir yıl sonra, bir başkası, aynı şekilde; biyopsi dışında hiç bir tıbbi tedavi görmeden HTT sayesinde kurtulmuş, önceki 5, sonraki 4 yıldır hastalıkları tekrarlamamış kişiler var... Niye?
    İster, tıp; tümörünüzü alıp, koruyucu(!) KT yapsa da, ister HTT kullanarak; "Geçmiş olsun" durumuna gelseniz de... Asla, kanserden kurtulmuş değilsiniz...
    Yine "niye?"
    Cevap: Siz; bünye, çevre ve beslenme alışkanlıklarınız itibariyle, bağışıklık sistemi düşük olmaya yatkın bir kişisiniz. Kanser sizi tekrar bulacak...
    Ne yapılmalı?
    Her yıl olmasa da; iki yılda bir, bir litre civarında HTT kullanmalısınız, günde bir yemek kaşığı olarak. Bu, sizin; bağışıklık sisteminizin düşmesini önler...
    Sözünü ettiğim kişiler, bazıları her yıl, bazıları; iki yılda bir, bir litre civarında içiyorlar... Ve hâlâ kanser olamıyorlar...
    Şu anda; aklı başında, yeni MS teşhisi konmuş, makine müh. 45 yaşlarında, İst.da bir hasta kullanmaya başladı...
    Sonraki yazım: "Hocam, gerçekten böyle mi oldu?" diyeceğiniz, aklınızın alamayacağı bir olay olacak.
    Vatanla ve sağlıcakla kalınız...

  4. #83
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.928
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Arkadaşlar,
    Dün, yani; cuma günü, İzmir'e, sarı nokta hastalığında denenmek üzere gönderdim. Arayan kişi, beni; akciğer ca. olan kocası ve üveit hastası, retinasında yırtık olan annesinden dolayı tanıyordu... Hatırladınız mı?... Hani; akciğer ca. dendikten sonra, eşinin isteği üzerine hemen HTTnin ulaştırıldığı, hastanın "Hanım, kanser denen hastalık, otla-çöple tedavi olmaz." deyip kullanmadığı... Kendini; tıbbın güçlü kollarına emanet ettiğini... Ve, bir süre sonra; "Maalesef kemiklerinize metastaz..." denmiş ve çenesinin yarısı kesilmiş, bunu gördükten sonra; "hanım, tedavi(!) görürken öleceğimi anladım. Raftaki ilacı getir kullanayım." dediğini. Yeni durumuna göre doz söylediğimi, neticede kurtulduğunu, hatırladınız mı?
    Gelelim LAM hastasına... LAM hastalığıyla ilgili bir rapor gelmedi, henüz; erken...
    Geleyim, "Hocam, gerçekten böyle mi oldu?" diyeceğiniz yazı konusuna... Onu yazacağım, merak etmeyin.
    Bu yazı; araya OHAL durumu ortaya çıktığı için yazıldı...
    Vatanla ve sağlıcakla kalınız...

  5. #84
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.928
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Arkadaşlar,
    Şimdi geleyim: "Hocam, gerçekten böyle mi oldu?" konusuna...
    Hastanın oğlu anlattı:
    "Hocam, Ekim 2016 başında, babama: '4. evre akciğer ca. kemiklere kadar metastaz, bir kaç ay anca yaşar, tıbben yapılacak bir şey yok.' denir. Ben, babama ait PET BT dosyasını alır ve 2. bir onkologa götürürüm. Derim ki: Bu babam, ne diyorsunuz? O da: '4. evre akciğer ca. kemiklere kadar metastaz, bir kaç ay anca yaşar, tıbben yapılacak bir şey yok.' der. Bu sefer, hastanın kardeşi; hastanın dosyasını alır ve biri vasıtasıyla tanıdığı 3. onkologa gider ve şöyle der: 'Bu benim abim, ne diyorsunuz?' Cevap: Önceki onkologların dediğinin aynısıdır. Tek fark: "ASLA KT aldırmayın!..."
    Ekim ayı biter. Kasım ayı da... Aralık ayı ortalarında, hastanın inşaat işleriyle uğraşan oğlu; bir ortamda, arkadaşına dert yanar: "Moralim bozuk. Babam hasta, ölümünü bekliyoruz." Arkadaşı: "Hayırdır, ne hastası?" Cevap: "Kanser..."
    Arkadaşın cevabı: "Bizim bir arkadaşın babası kullandı. Şifa buldu. Kimden almışlar, öğreneyim; sana bildiririm."
    Neyse, telefonum; hastanın oğluna ulaştırılır.
    Aralık ayı ortaları, telefonum çalar: "Hocam, köyde misiniz? Köydeyseniz; akşam saat 6 civarı geliyoruz."
    Gelirler, dört kişi...
    Bir masaya otururuz. Hastanın oğlu, dosyayı masaya bırakarak; "Ben hastanın oğlu, bu amcam, bu eczacı arkadaş, bu da; başka bir arkadaş..." Hastanın az önce yazdığım hikâyesini anlatır.
    Dosyaya bakarım: "Skaümoz hücreli akciğer ca." Metastazları; umurumda değil... "Küçük hücreli" değil ya. Üstelik; KT filan almamış... Yani; bağışıklık sistemi KT sebebiyle pert oldu mu, olmadı mı gibi bir dert de yok.
    Hastanın oğluna şöyle derim: "Bu hasta sigara içiyor mu?" Cevap: "Evet"
    Devam ederim: "Bu hasta, sigarayı bırakırsa, azaltırsa demiyorum, bırakırsa ve işe yarayıp yaramadığını görecek kadar ömrü var ise; ben bu hastayı kurtarırım."
    Masadakilerin tepkisini ifade edebilecek kadar; TÜRKÇE'm yok.
    Tepkilerinin ne olduğunu anlatabilmem için, Size bir sahne tarif edeyim:
    Siz, bir yakınınızın cenazesinin yanında duruyorsunuz, ben geliyorum ve Siz'e "Bu bedene can veririm." diyorum. Tepkiniz ne olurdu? Aynı durum...
    Devam ediyorum: "Sigarayı kesinlikle bırakmalı... Azaltmış olsa bile; %70-80 oranında iyileşir ve hastalık birden patlar ve hastayı alır götürür..." Bu cümleyi, Siz; daha önce de duydunuz. TECRÜBE KONUŞUYOR, dikkatinizi çekerim.
    Neyse; alıp gittiler...
    Tam 28 gün sonra; hastanın oğlu; bir başka arkadaşıyla, yine bir pazar günü geldiler. Kahvehane dışındaki bir masaya oturduk. Sağımda; hastanın oğlu, solumda da arkadaşı...
    Hastanın oğlu sol elini omuzuma atarak, kafasını da, benim başıma yanaştırarak; fotoğraf çekti. Ne bu, dedim. Cevap: "Hocam, selfi yaptık" Ne olacak bu? Cevap: feyste yayınlayacağım. Altına da "Babamı mezarda çıkaran adam." yazacağım. Yahu, sen ne yapıyorsun? Başımı belaya mı sokacaksın? Ben; bir hastahanedeki hastalara ilaç yetiştiremem. Benim işim bu değil. Araştıran, deneyen, öğrenmeye çalışan, öğrendiklerimi de topluma anlatan biriyim. Varken de 'yok' diyemiyorum. Sakın dediğini yapma!" Tamam Hocam, söz!...
    Sen bana; babanı anlat.
    Anlattı: "Hocam, biz ilacı alıp gittiğimizde, babam; bir avuç ağrı kesici içiyor, damardan iki ağrı kesici ilaç alıyor ve her gün iki serum takılıyordu. Yataktan da kalkamıyordu. Üç hafta sonra; bütün bunlar bitti. İlçedeki bütün kahveleri dolaşmaya başladı." Hatta espri bile yaptı: "Şeytan diyor ki; bacağına sık iki kurşun, evde dursun!..." Bu sahneye; kahvecimizin oğlu bile şahittir.
    Sigarayı hatırlattım: Sakın içmesin.
    2. şişeyi aldı gitti. Sonra 3. şişe için geldi, aldı gitti. 4. ve son şişeyi de alıp gitti. Yani; 3 ay geçmişti ve 4. şişe son şişeydi. Hastanın oğlu bir kaç gün sonra telefon etti: "Hocam, PET çektirdik. Babam, kanser tedavisi görmediği için; PET işine SGK para ödemediği (İlaç sektörü sistemi böyle kurmuş. Dr. kazanamadı, ilaç sektörü kazanamadı diye) için; parayla yaptırdık. Onkolog rapora baktı ve dedi ki: "Bütün metastazlar bitmiş. Akciğerdeki tümör de 3/4 oranında küçülmüş. Bu hastanın kanser tedavisi görmediği belli. Siz ne yaptınız da; hasta o halden bu hale geldi?" Hastanın oğlu devam etti: "Hocam, nasıl olur da, ot ilacı kullandık, deriz. Dedik ki: Avrupa'dan bir ilaç getirttik, onu kullandık."
    Onkolog der ki: "Teşhis ve bu son PET raporu dosyasının birer fotokopini çektirip bana getiriyorsunuz."
    Netice mi? Bu görüşmeden bir iki hafta sonra; hasta ÖLDÜ!...
    Bir ara hastanın oğluna sormuştum: "Sigara?..." Cevap: Azalttığını söyledi. Diyeceğimi demiştim.
    Olan ne?... Hastanın mantığı şöyle çalıştı. Atburgazındaki, Eskişehirdeki Bafadaki hastalar gibi, daha önce yazmıştım. Mantık şu: "Sigarayı bırakmadığım halde, bu kadar iyileştim. Sakar Hoca, bir halttan anlamıyor."
    Özet: Lâfımı dinlemeyen ölür. Bir şey diyorsam; bildiğim için söylüyorumdur.
    İsterseniz; lâfımı dinlemediği için ölen; Söke Bağarasının bir köyündeki meme ca. hastası kadını da yazarım.
    Daha önce yazdığımı tekrar edeyim: Dünyada hiç kimse, HTTyi; insan üzerinde benim kadar denemedi.
    Vatanla ve sağlıcakla kalın...

  6. #85
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.928
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Arkadaşlar,
    Hukuk Net'te, üç başlık altında: a-Hypericum triquetrifolium Turra b- Hukuki Net Üye ve Misafirleri Bu Yaz İlaç Yapacağız ve c- Perikondrit başlığı altında yazıyorum.
    Perikondrit başlığını açmamın sebebi de; önceki konuda; lâfın ikide bir "kanser"e gelmesiydi. Yani; kanser konusunda yazmamak amacıyla o konu başlığını açtım. Ne oldu?... "Dil; çürük dişe gider." hesabı, lâf döndü, dolaştı; kansere geldi...
    Şunu demek istiyorum: "sakar Hoca, bu konuyu yazıp durmakla; HTT satmaya çalışıyor." şeklinde bir düşünce var/varmış hissine kapıldım...
    Bakın: Hukuki Net Üye ve Misafirleri, Bu Yaz İlaç Yapacağız başlığı altında, 28. 05.2014 tarihinde yazdıklarımdan bir bölümü şöyle: "Geçen salı günü kapım çalınır. Karşımda 50-55 yaşlarında bir erkek, bir kadın ve 30lu yaşlarda başka bir erkek vardır. Her iki erkek de elimi öpmeye çalışmaktadır. Çocuklara bile elimi öptürmem. Oturur ve çay içmeye başlarız. Sorarım:"Bu el öpme" niye ki? Yaşlı olan:"Hocam bu karım, bu da; 4. evre mide kanserinden kurtardığın damadım. Anlattı, anlattı..."
    Bakın, öyle yazmış mıyım?...
    "Anlattı, anlattı..." deyip geçtiğim konu ne?
    Anlattığı şu: Bana, bir şişe içinde HTT göstererek; "Hocam, bu senin ilacın mı?" Evet... Biz bunun litresine; 2000 lira ödedik. Bu senin hakkındı.Sana bir şey söyleyeyim mi: 2000 lira da hiç para, 5000 lira da hiç para..."
    Konu ne?
    Adamın damadı; midem ağrıyor diye sağlık ocağına gider... Hap, şurup... bir halt olmaz. Sonra; hastahane... Şunları kullanıyorum, ama; midem... İlaçlar değişir. Değişen bir şey olmaz. Bu sefer Üniversite hastahanesi: "Mide kanserisiniz. Çok zayıfsınız, ameliyat ve KT yapamayız, çünkü;bünyen kaldırmaz. Güle güle..."
    Hastanın kayın validesinin yeğeni; Söke'de bir firmada çalışmaktadır. Ben; bu firma sahibinin eniştesini; hiç bir tıbbi müdahale olmaksızın; mesane kanserinden kurtarmışım. Firmada: "patronun eniştesini kurtaran adam" olarak efsane olurum. Bu firmada çalışan hergele, halası/teyzesi, kim ise; damadının hasta olduğunu öğrenir ya, der ki: "Bizim patronun eniştesini kurtaran bir kanserci(!) var.İstiyorsanız; ondan ilaç alıp, göndereyim. Karşı taraf, zaten çaresizdir ve kabul ederler. Firmada çalışan kişi; beni bulur ve der ki: "Hocam, mide kanseri bir hastamız var." Derim ki: "Mide kanserini bilmiyorum. Parasız vereyim, şu dozda kullanılsın." Benim derdim; araştırmak, denemek.
    Bir süre sonra; aynı kişi; tekrar istemekte. Yine veririm. 3. defa yine gelir yine veririm ve bana şunu söyler: "Hocam, al sana 100 TL. Bununla rakı içersin." Netice, hasta kurtulmuştur ve bu hastalıktan kendisini/damadını kurtaran kişinin elini öpmek için aramaktadırlar...Arada, bazı şeyleri atlıyorum. Bu adamlar beni nasıl buldular faslını, uzun hikâye...
    Ha,şunu söyleyeyim: "Bir kanser hastası; 2. litreyi alıyorsa, iyiye gidiyordur."
    Peki, bu yazı niye yazıldı?
    1-Ben; HTT satayım diye yazmıyorum.
    2-Bilmediğim bir hastalıkta, para almadığımı, zaten; biliyorsunuz.
    3-Bildiğim bir hastalıkta; o kadar saçma sapan "emek bedeli" alıyorum ki: karşı taraf:"yahu, böyle bir hastalıkta işe yarar bir şey olsa; bu kadar ucuz olmaz. " diye düşünerek: "Biz, sizi; tekrar ararız." deyip aramayanlar. Kimisi meme ca. kimisi çocuk oyuncağı; küçük hücreli dışı akciğer ca. Bu da; apayrı yazı konusu...
    Ahhh, ahhh...
    Siz ne okudunuz ki?...
    Çok önce yazdığım bir cümleyi hatırlatayım: Bana denen "Hocam, istersen; Türkiye'nin sayılı zenginleri arasında olursun!..."
    Benim derdim, bu değil.
    Derdim: İnsanlık; HTTyi öğrensin...
    Vatanla ve sağlıcakla kalınız...

  7. #86
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.928
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Arkadaşlar, bilgisayarı kapattım, yatmak üzere hareket ettim ve geri döndüm.Niye?...
    Aklıma; Mide ca. dan ölen Yaşar Nuri Öztürk geldi. Az önce mide ca. dan söz etmiştim ya...
    Bakın haber ne:
    Yaşar Nuri Öztürk: "Semeri verdik atı kurtardık"
    ayalp@hurriyet.com.tr08 Ekim 2013 - 11:31Son Güncelleme : 08 Ekim 2013 - 13:33
    Bir televizyon programındaki aşırı zayıflamış hali sevenlerini üzen Yaşar nuri Öztürk hurriyet.com.tr'ye konuştu.

    Yaşar Nuri Öztürk: Semeri verdik atı kurtardık
    PAYLAŞ
    Flip

    Yorum yazA
    İlahiyat Profesörü Yaşar Nuri Öztürk, hastalığıyla ilgili bilinmeyenleri, hastalığı nasıl yendiğini ve bugünkü durumunu Hürriyet’e anlattı. Sevenlerine tavsiyelerde bulunan Öztürk, “Semeri verdik atı kurtardık, hayat devam ediyor. Çok iyiyim, ne gam ne keder! Sevenlerim üzülmesin. Ameliyatımdan itibaren 3 kitabım çıktı. Dördüncü ise yolda: Lanetlenen Soy” mesajı gönderdi.

    KEMOTERAPİ EĞLENCE GİBİ GELDİ ATI KURTARDIK

    Sayın Öztürk, bir televizyon programında okuyucularınız, izleyicileriniz sizi zayıflamış görünce çok üzüldüler. Bize de çok sayıda mesaj gönderdiler. Sağlığınız nasıl anlatır mısınız?
    ÖZTÜRK: Ben kanser oldum, mide kanseri. Ama erken dönemde, 2.5 ayda erken dönemde fark edildi. Ameliyat oldum. Semeri verdik, atı kurtardık. 12 Kasım 2011’de ameliyat oldum. Arkasından her ihtimale karşı 3.5 ay kemoterapi gördüm. Kimileri, bunu almam gerektiğini, dayanamayacağımı, çok hırpalanacağımı, söylediler. Ama ben yine de aldım. Bana eğlence gibi geldi kemoterapi. Hiç problem yaşamadım. Midesi alınmış bir insandım ama kemoterapiden çıktıktan sonra 2-3 porsiyon acılı güveç yiyordum. Kemoterapi nedeniyle biraz saçlarım döküldü, onlar da daha sonra fazlasıyla yerine geldi.Yaşar Nuri Öztürk: Semeri verdik atı kurtardık

    SEVENLERİM ÜZÜLMESİN FAZLA KİLOLARIMDAN KURTULDUM

    Sevenleriniz sizi zayıflamış görünce çok üzüldüler. Oysa siz çok iyi olduğunuzu söylüyorsunuz. Bunu nasıl başardınız?
    ÖZTÜRK: Ben 28 yıl profesyonel judocuydum. Antrenörlük yaptım. Spor hayatımın her aşamasında vardı. Hayatım boyunca çok iyi beslendim, buna dikkat ettim. Hastalık nedir bilmezdim. Hastalığım 2-3 yılda bir nezleden ibaretti. Hayat bizimle dalga geçti, kimse bana yakıştıramadı kanseri. Galiba stresti nedeni. Ama şimdi çok iyiyim. Hayat normal seyrine döndü. Eskiden 10-12 kilo fazlam vardı. Ameliyat sonrası bu kiloları verdim, şimdi normal kilomdayım. Sevenlerim merak etmesin, keyfim çok yerinde; herhangi bir gamım, kasavetim yok. Muntazam spor yapıyorum.

    Başka hastalara tavsiyeleriniz var mı? Hastalık sonrası nelere dikkat ediyorsunuz?
    ÖZTÜRK: Özel bir şey yapmıyorum aslında, hastalıktan önce ne yapıyorsam şimdi de onları yapıyorum. Muntazam spora devam ediyorum. Evim, spor salonu gibi. Hafif ağırlıklar, koşu, kondisyon. 7-8 yıl zaten antrenörlük yapmıştım. Yazları muntazam yüzüyorum. Bu yaz da 1 ay Antalya’daydım. Karadeniz çocuğuyum, denizi çok seviyorum. Hastalık süresinde 1-1.5 yıl spor yapamadım ama Haziran’dan beri yeniden başladım. Organik beslenmeye dikkat ediyorum. Sevenlerim, ‘hoca doğal sever’ deyip bahçesinde yetiştirdiği patatesi, biberi, balı ne varsa gönderiyor. Kars’ın köyünden bile patates geliyor.

    BU BİR RESTORASYONDU CENAB-I HAK, KARŞILIKSIZ SIKINTI VERMEZ

    Hastalığınız için ‘galiba stresten’ oldu, dediniz. Stresi yenmeyi öğrendiniz mi?
    ÖZTÜRK: Bu hastalık, hayatımda bir restorasyon süreciydi. Bana çok şey kazandırdı. Cenab-ı Hak, kimseye sıfır karşılıkla sıkıntı vermez. Bu sıkıntı karşılığında bize de bir şeyler vermiştir.

    LANETLENEN SOY, YOLDA…

    Kitap yazmaya hiç ara vermediniz sanırım?
    ÖZTÜRK: 12 Kasım 2011’de ameliyat oldum. O günden itibaren üç kitap yazdım, hayatımın en verimli dönemi oldu. Din Maskeli Allah Düşmanlığı Şirk, altı baskı yaptı. Ardından Kur'an Penceresinden Kurtuluş Savaşı’na Bir Bakış çıktı ve 5 baskı oldu. Kur-an’ı Tanıyor musunuz, daha çıkalı 3 ay oldu, 6.baskıda. 1 hafta 10 gün içinde ise hastalıktan bu yana dördüncü kitabım çıkacak: Lanetlenen Soy… Çalışmalarımda bir zerre aksama olmadı. Sadece kemoterapi döneminde doktorların ısrarı nedeniyle, saat 23.00’te uyuyordum. Entelektüellerin hastalığıdır gece yarılarına kadar okumak, yazmak…

    KISMETSE…

    Kamuoyu daha önce ayrılmış olduğunuzu biliyor, yeni bir evlilik niyeti var mı?
    ÖZTÜRK: Üç ay önce TRT Türk Sanat Müziği sanatçısı Nazlı Kanaat Hanım ile nişanlandık. Birlikte karar vereceğiz, kısmetse nikah olacak..

    Yaşar Nuri Öztürk: Semeri verdik atı kurtardık

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK'ÜN ZAYIF HALİ ŞAŞIRTTI

    -------
    Bu haberin tarihine bakın. Az önce yazdığım yazıya bakın. Çok önceleri; Yaşar Nuri Öztürk'ün hastalığıyla ilgili yazılarıma da bakın.
    Fazla yazmak istemiyorum...
    Sadece, şunu yazmak istiyorum. Y. Nuri Öztürk mide ca. dan öleli ne kadar oldu? Benim O'na yazdığım mesajları da hatırlamalısınız, yazdım. Netice: Az önce anlattığım mide ca. hastası hâlâ yaşıyor. Kendisi ve kayın pederi, bana, en az; 10 civarında hasta göndermişlerdir. "Biz biliyoruz, yaşadık." anlamında...
    Netice ne?...
    Demek istediğim: asla; Hülya Koçyiğit ve Arif Sağ'ı unutmayın.
    Yakında, okursunuz; tıbbın güçlü kollarını...
    Daha ne diyeyim?...
    vatanla ve sağlıcakla kalınız...

  8. #87
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.928
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Arkadaşlar,
    Birazdan aktaracağım tivıtır mesajını görmesem; bu yazı yazılmayacaktı. Madem ki, klavyenin başına geçtim, başka şeylerden de söz edeyim.
    Bugün; 28.06.2017... Ayşe Ç.'ye yarım litre, isteği üzerine göndereceğim.
    Aaa, sakın ha; "Ayşe Ç. de kim?" demeyin; alayınızı baltayla/satırla hizaya sokarım!...
    Bayramdan önceki mesajı şu: "Hocam, ca değerim: 23.5"
    Bayramın ilk günü mesajı şu: "Hocam, Aydın'a dönüyorum ve seni; mutlaka ziyaret edeceğim..."
    Ayşe Ç'ye yarım litre ilk kargo...
    İkincisi; İstanbul'da biri, ismi lâzım değil, daha önceleri HTTyi (Yapılmış olarak) bilen biri...
    İki de bir; e-posta adresime fotoğraflar gönderiyor: "Hocam, HHT bu mu?"
    Cevap: hayır!...
    Arkasından yine fotoğraflar: "Hocam, bu mu?"
    Cevap: "Çok benziyor, ama; değil."
    Böyle sürüyor...
    Hatun'a da soruyorum: "Ben mi yanlış görüyorum, sen ne diyorsun?" Hatun da aynı şeyi söylüyor: "Bu HTT bitkisi değil." Bir değil, iki değil, Hatun en sonunda bıktı ve bana dedi ki: "Bu kadar niye uğraşıyorsunuz ki?... Adama; otu gönder!..."
    Bir de derler ki: "kadının saçı uzun, aklı kısa..." Diyenin ta;....
    İkinci kargo; bu adama HTT otunu göndermek...
    Geçenlerde, tanımadığım birinden telefon geldi: "Hocam, Siz'in telefonunuzu bana; İzzet verdi. Bana dedi ki: 'Hocam bu işte usta, O'na sor.'. Size soruyorum: Bende kemik çürümesi var. Yaptığınız şey; işe yarar mı?"
    Cevap: Konuyu Google Amcaya sorayım, ben size dönerim.
    Konuyu Google Amcaya sorarım bana der ki: "İlgili bölgedeki damarların bozulması sebebiyle, kemik dokusunun beslenememesinden oluşan hastalık."
    HTT hakkında, az da olsa bilgim var ya, cevap veririm: "Aklım; HTTnin bu işi yapacağına inanıyor. Adres verin göndereyim. Şu dozda kullanın. Para istemem, kargo ücretini ödersiniz. Hiç bir yan etkisi yoktur. İşe yaramasa bile; bir çok faydasını görürsünüz. Yine de; neticeden haber verin."
    Bu da; üçüncü kargo işi olacak...
    Şimdi geleyim; bir feysbuk hesabındaki yazıya:
    "Fatma Sibel Yüksek‏ @fasibel 31 dk.31 dakika önce
    Daha fazla
    Ölüm korkusuyla "herkesten"dua isteyen Hülya Koçyiğit, Allah'ı kandırıp ecelden yırtınca yine "akil kadın" gibi konuşmaya başlamış bakıyorum"
    Şimdi demek istediğim şu: Daha önceki yazımı hatırlayın: Hülya Koçyiğit ve Arif Sağ'ı unutmayın. "Tıbbın güçlü kollarını göreceğiz." dedim, hatırladınız mı?
    Diyeceksiniz ki; bu tivıtır mesajı ile, ne âlâkan var da; bunu aktardın?
    "...ecelden yırtınca..." demiş ya; mesajı yazan kişi.
    Daha önce ne dedim: "Ortodoks zihniyetli tıpta; kanser konusunda; "ecelden yırtmak" diye bir şey mümkün değil. Bu konuda; o kadar çok şey yazdım ki...
    Benim, şahsen bildiklerim hariç; toplumun bildiği insanlarla ilgili olarak; Sakıp Sabancı, Kayahan, Yaşar Nuri Öztürk, Kamer Genç ve Kazım Koyuncu... Yazmadım mı?...
    Daha ne diyeyim?...
    Vatanla ve sağlıcakla kalın...

  9. #88
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.928
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Arkadaşlar,
    Saat kaç?...
    Eşimle, bir ortamdan; az önce döndüm. Eve geldik. Bilgisayarı açtım; mesaj filan var mı, memlekette ne olmuş, bakayım diye.
    Aaaa, haber şu: "04 Temmuz 2017 Salı, 20:56 Güncelleme: 04 Temmuz 2017 Salı, 21:46
    Türk sinemasının usta oyuncularından 72 yaşındaki Hakan Balamir, durumunun ağırlaşması üzerine kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

    Uzun süredir KOAH hastalığıyla mücadele eden ünlü sanatçı Hakan Balamir, hayatını kaybetti."
    Haber mi bu?!...
    Yahu, bu haberden çok önce; ben ne yazdım: "KOAH diye bir hastalık yoktur!..."
    Niye böyle yazdım?...
    Birisi; Kocaeli Üniveritesi'ndeki, bir prof.un solunum cihazına babası,diğeri; Afyon'un bir ilçesinde; solunum cihazına bağlı başka biri, öteki; Denizli'de, solunum cihazına bağlı başka bir hasta, ayrıca; solunum cihazına bağlı olmayan başka iki hasta daha, HTT; beş KOAH hastasını kurtarmışken...
    Başka bir şey demiyorum...
    Vatanla ve sağlıcakla kalınız...

  10. #89
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.928
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Arkadaşlar, dört saat önce; e-posta adresime gönderilen mesaj:
    "Sakar hocam merhaba, annem 20 günlük HTT kullandıktan sonra bugün kontrole girdi. Doktor önce şaşırmış teyze gözünü mü kırptın
    çekim yapılırken demiş. Annem de yok sabit durdum demiş Sarı nokta hastalığı geçen ay çok belirginken şu anda belli belirsiz görünüyor demiş.
    Hocam Allah sizden razı olsun ameliyattan kurtuldu annem. Şimdi ne yapalım devam edelim mi tamamen geçesiye kadar ne önerirsiniz?"
    Sarı nokta hastalığını inceleyiniz. Verilen cevap: "Tamamen iyileşinceye kadar devam."
    Bilginize...
    Vatanla ve sağlıcakla kalınız.

  11. #90
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.928
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Arkadaşlar,
    8 gün önce e-posta adresime gönderilen mesaj şöyle. O mesajı almamı ve arkasını ileride anlatırım. Beni; alt-üst etti...
    10.7. tarihli yazımı yazarken ben; bu mesajın stresi altındaydım. Geliyorum mesaja:
    "8 Tem (8 gün önce)

    Alıcı: bana
    Sevgili dostlar, sizi hic uzmek istezdik ama, kucuk kizimiz Dolunay'a sali gunu neuroblastom teshisi kondu. Hem haberin etkisiyle sarsildigimiz icin, hem de sizi uzmek istemedigimiz icin bu sekilde haber vermek istemedik. Ancak haber dalga dalga yayildi ve tek tek herkese anlatmak da bizim icin zor hale geldi. Kisaca durumunu ozetleyelim;
    Oncelikle kizim dogustan neuroblastomlu olarak dogmus. (Dolunay'in goz kapagi dusuklugu bu yuzdenmis).
    Boynunda yeni cikan sisligi fark edince, bizim istanbulda en iyi hastaneler ve en uzman profesorler olarak bildigimiz şarlatanlarca 20gun oyalandiktan sonra, tatil icin geldigimiz koycegizdeki kohne devlet hastanesinin cocuk hekiminin 20saniyede Dolunay'i universite hastanesine sevkiyle konuldu teşhis.
    Dogustan geldigi icin ne yazik ki erken teshis degil. Kulak altindan gogus bosluguna kadar uzanan bir tumoru var. Operasyonla alinamayacak durumda oldugu icin önce kemoterapi ile tumor kucultulecek. Sonrasinda operasyon planlanacak.
    Kemik iliginden alinan ornegin ilk incelemesinde bulgu yok. Yani ilk tetkiklerde metastaz (baska dokulara yayilma) yok. Şu aşamada en onemli faktor, onumuzdeki hafta belli olacak olan tumorun tipi, yani yayilma egilimi. Detayli kemik iligi analizi de yine haftaya belli olacak.
    Tedaviyi 9eylul universitesinde alacagiz. Uzunca bir sure izmirdeyiz.
    Başta kizim olmak uzere Narin ve ben son derece guclu, kararli ve inancliyiz. Kizimin hastaligi yeneceginden hic suphe duymadan, matemle degil, neşe icinde dua ediyoruz.
    Dolunay icin dua kampanyasi baslattik. Dunyanin hemen her yerinden dostlarimiz kizim icin dua ediyor. Siz de kendi inancinizda, ama kizimin kesssinlikle hastaligi yeneceginden hic suphe etmeden kizima dua ederek kampanyamiza katilabilirsiniz.
    Simdilik bu kadar. Herkese sevgiler..
    N... & O..."
    Ebeveyn isimlerini sansürledim. Sadece şunu bilin: "Dolunay; altı aylık!..."
    Vatanla ve sağlıcakla kalınız...

    - - - Updated - - -

    Arkadaşlar,
    Az önce yazdığım mesajdaki hastalıkla ilgili bilgi:
    "Nöroblastom Nedir?

    Türkiye’de her yıl yaklaşık 2500 çocuk kanser ile teşhis edilmektedir. Bu çocukların yaklaşık %10'unu nöroblastom vakaları oluşturur.

    Nöroblastom çocukluk çağı kanserleri arasında kafatası dışında en sık görülen solid tümördür. Bebeklik çağında ise en sık görülen kanser türüdür. Nöroblastom vakalarının yüzde elliye yakını iki yaş altı, bebeklik çağındaki çocuklardır.

    Nöroblastom, beyinden tüm vücuda mesaj taşıyan sinir sistemi kaynaklı bir kanser türüdür. Genellikle, böbreküstü bezlerindeki sinir hücrelerinde başlar. Böbreküstü bezleri kalp atışlarını, tansiyonu, kan şekerini düzenleyen önemli hormonları salgılar. Bazı vakalarda ise boyun, göğüs, karın ve pelvisteki sinir hücrelerinde başlar. Nöroblastom kimi zaman ise omurga ve omurilikteki sinir hücrelerinde görülür.

    Nöroblastom çoğunlukla erken çocukluk döneminde, 5 yaş altı çocuklarda, ortaya çıkar. Bazen doğumdan önce oluşur ama genellikle, büyümeye başlayıp, belirti verdikten sonra farkedilir. Çok ender olarak, doğum öncesi ultrasonda tespit edilir.

    Nöroblastom teşhis edildiğinde, kanser çoğunlukla metastaz yapmış, yani başka organlara yayılmıştır. En çok, lenf nodlarına, kemiklere, kemik iliğine, karaciğere ve deriye sıçrar.

    Nöroblastom çocukluk çağı kanserleri arasında en iyisi ve aynı zamanda en kötüsüdür. Diğer tümörlerden farklı olarak bazı nöroblastom tümörleri kendi kendilerine küçülür ve kaybolurlar. Öte yandan, bazı türleri çok agresif ve tedavisi çok güçtür.

    Nöroblastom, vakanın yaşı, yayılma derecesi ve hücre histolojisi ve biyolojisine bağlı olarak üç risk grubuna ayrılır: düşük, orta ve yüksek. Her grubun tedavileri ve sağ kalma oranları farklıdır.

    Günümüzde, nöroblastom için henüz kesin bir tedavi bulunamamıştır. Bundaki ana neden, nöroblastom vaka sayısının az olması ve buna bağlı olarak, kullanılan tedavi yöntemlerini geliştirebilmek için ayrılan araştırma bütçelerinin çok kısıtlı olmasıdır."

+ Konuyu Yanıtla
9 / 11 Sayfa İlkİlk 1234567891011 SonSon

Bu sayfada bulunan kavramlar:

ELifim Qaraxan

perikondrit diyabet

perikondrit
Forum

İnternet Araçları

İnternet Araçları

Yetkileriniz

  • Yeni konu açma yetkiniz yok
  • Konuya cevap verme yetkiniz yok
  • Dosya ekleme yetkisi yok
  • İleti düzenleme yetkisi yok
  •  



Hukuk Blog |  2016 tarihli Yasal Siteler Dizini |  Arabulucu |  Hukuk Kitapları |  Fiyat1 |  Alman Hukuku |  ISP Güvenlik AŞ. |  İş İlanları |  Ankahukuk |  Psikolog |  Taşınmaz ilanları |  Internet Rehberi |  Türkiye Portalı |  Site Ekleme |  Türkçe-İngilizce Sözlük |  Sihirli Kadın |  Sağlık |  Satılık Düşecek Domainler |  Terapi  |  Berk Gürman |  Phukuk |  Bayefendi |  Arabuluculuk Eğitim Merkezi |  İcraBurada | 
Hukuki.Net’in Telif Hakları ve 2014-2016 yılları arası Marka Tescil Koruması Levent Patent tarafından sağlanmaktadır.
Hukuki.Net sunucusu yoğun trafiği yönetebilen CubeCDN teknolojisi kullanmaktadır.
Reklam Alanları: Sitenin 2016 yılı reklam pazarlaması için iletişim kurmanız rica olunur.