+ Konuyu Yanıtla
8 / 10 Sayfa İlkİlk 12345678910 SonSon
71 den 80´e kadar toplam 92 ileti bulundu.

Konu: Perikondrit

  1. #71
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.917
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Arkadaşlar,
    Şimdi yazacağımla ilgili olarak, bir taneniz bile gülerse; site yönetiminden adınızı öğrenir, palayla sizi doğrultmaya gelirim...
    Olan ne?
    Olan şu: Hatunun; fakülteden arkadaşı olan bir hanımın, tıp mezunu Hekim/Doktor arkadaşı vardır. Hanımın arkadaşı, hekimin misafiri olduğu bir ortamda, sağlık filan konuşulurken; hekim hanım:" Midemden bıktım. Rahat yatayım diye, yatarken; 4 tane talcid içiyorum."
    Hanımın arkadaşı, Hatuna zırr telefon: "Kocanın yaptığı ilaç, midede ne yapar?"
    Hatun cevap verir: "38 yıldır çektiği mide ağrısından kurtuldu. Mide derdi nedir ki; mide kanserini bile tedavi etmiş. Beyim öyle anlatıyordu."
    Göndermişim, kullanılmış... Hatırlamıyorum bile.
    Hatunun arkadaşı, yine; hekimin yanında misafir.
    Hekim demiş ki: "Neler çekmişim. Şimdi; ne yersem yiyeyim, mideyle ilgili bir şikayetim yok. Arkadaşının kocasının yaptığı ilaç (!) sayesinde."
    Hatunun telefonu, bugün yanımdayken çaldı. Biriyle görüştü.
    Sordum "Kim aradı?"
    Dedi ki: "Arkadaşım Neriman aradı." Ve, yukarıdaki olayı anlattı bana hatun.
    "Yahu,hekim kendini tedavi edememiş, beni mi edecek?" diye bir soruyu aklınıza getirmeyin.
    Lâf madem mideden açıldı, devam edeyim ve hiç bir tıbbi müdahale olmaksızın; mide kanserinden kurtulan birini anlatmış olayım.
    Hasta 77 yaşındadır. Namazında niyazında bir kadındır. Önce; mide ağrısı. Sonra kusmalar... Katı bir şey yiyememe, derken; halsizlik ve bitkinlikten, zayıflamaktan; namaz bile kılamaz hale gelmek...
    Oğlu, anasını alır bir hekime götürür. Hekim der ki: filan hastahaneye götürün. Götürür oğlu. Netice: "Mide kanseri. Hasta çok zayıf, ameliyatı da KT yi de kaldıramaz, hastayı alın götürün..."
    Eve dönerler. Tıbben şansları yoktur. Oğlu, anasına çare ararken; Manisa tarafında bir otçuyu öğrenir. Çalıştığı fabrikanın şefinden izin alır ve Manisa'ya gidecektir. Gitmeden önce de; arkadaşlarına durumu anlatır; gideceğim, vaziyet şöyle böyle diye...
    Arkadaşları der ki: "Niye o kadar uzağa gidiyorsun? Bu işin ustası bir adım ötende, ona git."
    Beni tarif ederler, iyi mi? Kimlerse...
    Hastanın oğlu geldi, durumu anlattı. Dedim ki: "Sana yarım litre vereyim. Bu 25 gün yeter. Bu süre içinde annen sana, işe yarayıp yaramadığı konusunda; bir şeyler söyler." Bu arada, doz bilgisi verdiğimin farkında mısınız?
    Tam üç hafta sonra; hastanın oğlu karşımda, ağzı kulaklarında... Dediği şu: "Anacığımın kusmaları bitti. Katı yiyebilir hale geldi. Kilo almaya başladı. Anacığıma, her sabah, katı yiyebiliyor diye simit alıp götürüyorum. Bana: 'Oğlum, paran yoksa ben vereyim. Git bunun arkasını getir' dedi."
    Netice mi: 2 litrede dosya kapatıldı.
    Bilginize...
    Vatanla ve sağlıcakla kalın...



    Hukuki NET Güncel Haber


    Perikondrit konulu yargıtay kararı ara
    Perikondrit konulu hukuk haber

  2. # Nedir?
    Tavsiye Soru Cevap
    Kayıt Tarihi
    Bugün
    Nerede
    Avukat Dünyası
    İletiler
    Ne kadar?
     
  3. #72
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.917
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Arkadaşlar,
    "Ortodoks zihniyetli tıp" ifadesini, ilk defa; onkolog DR. Yavuz Dizdar'ın e-posta adresine gönderdiğim mesajda kullanmıştım. O da: "Hocam, bu biraz ağır oluyor." gibisinden cevaplamıştı. İki yıl kadar oluyor...
    Yıllardır HTT hakkında yazdığımı biliyorsunuz. Yüzlerce kanser hastasıyla da tanıştığımı... Dil kökü, beyin, gırtlak, yemek borusu, mide, kolon, rektum, testis, karaciğer, pankreas, rahim, rahim ağzı, böbrek, prostat, mesane, meme, akciğer de denemeler yaptığımı...
    Bütün bunlara dayanarak: "Tıp bana kansersin derse; asla ameliyat olmam, RT-KT almam" diyeli yıllar oldu. Yine; "İki kür KT sebebiyle bağışıklık sistemi pert olmuş kolon hastası"ndan da söz etmiştim. İyiye gittiğini gördüğün an tıbbı terk et, göreceğin KTler senin aleyhinedir, bu kadar iyileşmene rağmen ölürsün, dediğimi de biliyorsunuz.
    Bütün bunlar; çok şeyleri fark ettiğimi gösteren ifadelerdi.
    Eee Hocam, bunlar ne demek oluyor, diyeceksiniz.
    Sadede geliyorum:
    Eniştem bana geçen perşembe bir kitap gönderdi. Bu cumartesi geldi. Az önce de; 153 sayfalık bu kitabı bitirdim.
    Dediklerimin, ne kadar doğru tespitler olduğunu; kitabı bitirince net olarak anladım.
    Kitap, kendisi de kanser olmuş; Op. Dr. İlhami Güneral'ın KANSERDEN KORKMA adlı eseri.
    Bu kitabı mutlaka edinin ve okuyun.
    O kitaptan bir bölüm: (Sayfa 137)
    "... KT hem bizzat kansorejen olması hem de kanserlinin en fazla ihtiyaç duyduğu immün (Bağışıklık demek istiyor.) sistemi sıfırlaması yüzünden faydadan ziyade zararlıdır. Kısacası ortodoks kanser tedavisinin beş para etmediği,hastayı iyileştirmesi şöyle dursun, hastanın hayatını kısalttığını ve bu kısa hayatı çekilmez hale getirdiğini akademik ağızlardan öğrenmiş bulunuyoruz.
    Hal böyleyken -sırf malını satmak ve triyonlara varan gelirini yitirmemek uğruna- hastahanelere el koyarak ve kanser kuruluşlarının karar mekanizmasını etkisi altına alarak, ilaç sanayii, ortodoks kanser tedavisini ayakta tutmakta ve tartışılmaz gücünü yeni olduğu kadar da etkili yöntemleri sabote etmekte kullanmaktadır."
    Bilginize...
    Vatanla ve sağlıcakla kalınız.

    - - - Updated - - -

    Arkadaşlar,
    Yazıyı gönderip, bilgisayarı kapattım. Mutfağa gittim geldim, aaa bir de baktım ki; kitabın başlangıç sayfasında üç DR.un cümleleri var, yazmamışım.
    Yazıyorum:
    Klasik kanser tedavisi büyük bir sahtekarlıktır.
    Dr. Linus Pauling
    ----
    Hiç bir işe yaramadığını bile bile hastasına kemoterapi uydulayan doktor, hafif anlamda bir budala, gerçekte ise bir canidir.
    Dr. Robert Aktins
    -----
    Bu kanserle savaş masalı bir öbek dışkıdır.
    Dr. James Watson
    Benim notum: Bu Dr. DNA nın üç boyutlu yapısını bulan ikiliden biri.
    Ekleme için, özür...

  4. #73
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.917
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Arkadaşlar,
    Ahh, ahhh!...
    "Okumak." çok kötü(!) bir şey...
    Okumaz olaydım!...
    Az önce, daha önce sözünü ettiğim; Op. Dr. İhami Güneral'in yazdığı ikinci "Keleyşın ( İngilizcesi:chelation) tedavisi" adlı kitabı bitirdim.
    Sözünü ettiğim adamın; 1914 İstanbul doğumlu olduğunu, yıllar sonra, prostat kanseri olduğunu, kanser konusunda; ortodoks zihniyetli tıbbı reddetiğini, bu zihniyet dışında tedavi aradığını ve bulduğunu ve yıllarca yaşadığını ve 92 yaşında, 2006 da öldüğünü artık biliyor olmalısınız...
    Mesele bu değil...
    Önceki kitabı; bildiğimi söylüyordu. Yani; ameliyat, RT/KT ile kanser tedavisi yok...
    Ya; bu kitapta yazdıkları ve referans verdiği kaynaklar...
    Abooo, neler neler?...
    Sakinleşince yazacağım...
    Vatanla ve sağlıcakla kalınız.
    Not: Bulabilirseniz; bulun ve okuyun, aklınız duracak!...

  5. #74
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.917
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Arkadaşlar, önce bir haberi aktarayım:
    "CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu'nun soru önergesine Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun verdiği yanıt, kanser sayısını ve ölüm oranlarını ortaya koydu.



    Tüm dünyada kanser kayıtçılığı yapılan nüfusun genel oranı yüzde 8 iken, ülkede 2013 yılında yapılan çalışmalar ile bu oranın yüzde 100'e çıkartıldığını belirten Sağlık Bakanı, 81 ilde aktif kanser kayıtçılığı yapılmaya başlandığını açıkladı.


    YILDA YAKLAŞIK 162 BİN YENİ KANSER OLGUSU TEŞHİS EDİLMEKTE



    Sağlık Bakanı, 2009 yılı için, aktif kanser kayıtçılığı yapan illerden elde edilmiş görülme sıklığı değerlerine göre yılda yaklaşık 162 bin yeni kanser olgusu teşhis edildiğini ifade etti.


    KANSER GÖRÜLME SIKLIĞI VE VAKA SAYISI ARTTI



    Sağlık Bakanı, yıllar itibarıyla kanser görülme sıklığı hakkında da bilgi verdi. Buna göre 2002'de kanser görülme sıklığı yüzbinde 133,5, vaka sayısı 92 bin 518, 2009'da kanser görülme sıklığı yüzbinde 221,5, vaka sayısı 160 bin 723, 2012'da kanser görülme sıklığı yüzbinde 266,2 oldu.


    Sağlık Bakanı, 2008-2012 yılları arasında kanser ilaçlarına Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen ücretler hakkında da bilgi verdi. Buna göre ödenen ücretler; 2008'de 520.001.275,58 , 2012'de 457 milyon 897 bin 805,04 kanser ilaçlarına ödendi.


    2002'DE 25 BİN KİŞİ KANSERDEN ÖLDÜ



    Sağlık Bakanı, TÜİK'in 2002 istatistiklerine göre Türkiye'de toplam 175 bin 434 kişinin ölüm kayıtları mevcut olduğunu, kanserden ölen kişi sayısının 25 bin 475 olduğunu bildirdi.


    2012'DE KANSERDEN 69 BİN KİŞİ KANSERDEN ÖLDÜ



    Sağlık Bakanı, TÜİK'in 2012 istatistiklerine göre Türkiye'de toplam 374 bin 855 kişinin ölüm kayıtlarının mevcut olduğunu, Türkiye'de kanserden ölen kişi sayısının da 69 bin 269 olduğunu açıkladı.


    ERKEKLEDE ÖLÜM ORANI DAHA FAZLA



    Sağlık Bakanı bunların kanser türlerine ilişkinde bilgi verdi. Buna göre; iyi huylu ve kötü huylu tümörlerden 44 bin 924 erkek, 24 bin 345 kadın olmak üzere toplam 69 bin 269 kişi hayatını kaybetti.


    GIRLAT VE AKCİĞER TÜMÖRÜ BİRİNCİ SIRADA


    Ölüm oranlarında gırtlak ve soluk borusu / bronş / akciğerin kötü huylu tümörü birinci sırada yer aldı.


    18 bin 249 erkek, 3 bin 182 kadın olmak üzere toplam 21 bin 431 kişi gırtlak ve soluk borusu / bronş / akciğerin kötü huylu tümörden dolayı hayatını kaybetti.


    İkinci sırada midenin kötü huylu tümörü, üçüncü sırada ise lenfoid ve hematopoetik kötü huylu tümörü yer aldı.



    Midenin kötü huylu tümörü nedeniyle 5 bin 694, lenfoid ve hematopoetik kötü huylu tümörü nedeniyle 5 bin 446, kolonun kötü huylu tümörü nedeniyle 4 bin 520, pankreasın kötü huylu tümörü nedeniyle 3 bin 616, memenin kötü huylu tümörü nedeniyle 2 bin 931, prostatın kötü huylu tümörü nedeniyle 2 bin 900, mesanenin kötü huylu tümörü nedeniyle bin 646 kişi hayatını kaybetti.


    ÖZEL HASTANELERE ÖDENEN ÜCRETLER



    Sağlık Bakanı 2008-2012 yılları içerisinde kanser tedavisi nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özel hastanelere ödenen ücretlere ilişkin bilgi verdi. Ödenen ücretler 2008'de 1 milyon 216 bin 806,25, 2012'de 10 milyon 370 bin 784,43 oldu. (ANKA)"
    Sadece; 10 yılda kanserdeki ölüm oranındaki artışa dikkat edin, bu bir... Dünya'da böyle bir artışın (Yüzde olarak) olduğu başka ülke yok!..
    Özel hastahanelere ise, kanser sebebiyle ödenen paranın; dört yılda 8 kat arttığına dikkat edin. Bu da; iki!...
    Bana sormayın, kendinize sorun: "Neler oluyor?"
    Yooo, unutmadım:" Keleyşın tedavisi" adlı kitaba geleceğim...
    Vatanla ve sağlıcakla kalın...

  6. #75
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.917
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Arkadaşlar,
    Keleyşın Tedavisi adlı kitaptan kısaca söz edeceğim. Keleyşın tedavisi; kanser, alzheimer, parkinson, kalp-damar hastalıklarında, cinsel iktidarsızlık, safra ve böbrek taşları, diyabet, tansiyon, katarakt, amfizem, damarda kan pıhtılaşması gibi hastalıklarda etkili olduğu söylenen bir teknik.
    Tedavide; ETDA (Etilen Diamin Tetra Asetik asıt) ve DMSO (Di MetilSülfOksit) kullanıldığı gibi bazı ek maddeler de kullanılmaktaymış.
    Geleyim; ilk defa öğrendiklerime...
    Kanserin sebebi: İçinde yaşadığı canlı ile ortak yaşayan (simbiyotik) bir bakteriymiş. Bazı özelliği sebebiyle de; virüse benzermiş.
    Kanserin bakteri (Mikro organizma) kökenli olduğunu ilk bulan, 1860 (Binsekiyüzaltmış) ların başında,Fransız biyolog ve cerrah Antoine Behamp.
    1920 lerde ve birbirinden bir kaç hafta arayla Kanadalı Glower ve Pensilvanyalı Clark kanserli dokularda aynı bakteriyle karşılaştıklarını bildirmişler.
    Kanser mikrobunun bütün tanımını Dr. Virginia Livingston' borçluyuz. Dr. Viginia ve ekibi neticeyi Koch postulatlarıyla ıspatlamışlar ve bu deneyleri 1950 de American Journal of Medical Sciences dergisinde yayınlandı, diyor yazar.
    Ayrıca: "Almanya, İsviçre, Rusya, İngiltere, İrlanda, Meksika ve bir çok G. Amerika ülkesinde reçete ile satılan DMSOnun Hematoksilon ile karışımının, sadece; kanserli hücrelerin öldürüldüğü tedaviler yapılmaktadır." demektedir.
    Kanserli hücrelerin 42 derece üzerinde öldükleri, bununla ilgili "Hipetermi" tedavisi de vardır. Ayrıca; kanserli hücrelerin oksijenli ortamda öldükleri, bu esasla ilgili olarak; ozon-oksijen tedavisi de vardır. Onkologlarımız bunları niye bilmez, diye de sormaktadır.
    Kitabın özeti aşağı yukarı böyle.
    Bu kitabın başımı ağrıtmasının sebebi şu soru: "Kanser madem mikrobik, öyleyse, ki öyle olduğu kesin, KANSOREJEN MADDE lâfı ne oluyor?"
    Hani, zırt pırt duyduğumuz lâf!...
    Vatanla ve sağlıcakla kalın.
    Not: Kitaplar piyasada var ve fiyatları 15 lira bile değil.
    Edinin ve okuyun. Sonra da; çıldırın!...

  7. #76
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.917
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Arkadaşlar,
    Saat; çok geç oldu...
    Bir şeyler yazayım. Konu; referandum değil. Ahhh, açtırmayın ağzımı!...
    Pazartesi günü; daha önce yazdığım; "4. evre meme kanserisiniz. Beyin hariç, her tarafa metastaz var. CA-15.3 değeriniz; 685 denmiş" hastayı, ve daha önce, bana gönderdiği mesajı hatırladınız mı?...
    Yani; ilk ay sonrası 185 e, üç ay sonrası 48 e düşen hastadan söz ediyorum...
    Dün onunla konuştum.
    Çok kısa kesiyorum: "Hocam, benim değerim; 36!... Niye sizin dediğiniz olmadı?" Cevap;"Ben sana ne dedim? Meme kanseriyim diyorsan; günde şu dozda, ve yaklaşık dört ay kullanacaksın."
    Daha sonra bana ne dedin:"Beyin hariç, her tarafa metastaz." Ben sana ne dedim: "Günde şu doz (Öncekinden farklı.) ve yaklaşık dört ay."
    Daha sonraları, sen bana ne dedin:" Hastahaneye gidişlerim, unuttuklarım hariç, dediğinizi uyguladım." Peki; ben sana ne dedim: "Günde üç yemek kaşığı içeceksin. Bir litre sana; 33-34 gün yeter. 3,5-4 litreyi bitirince; bu konu kapanır."
    Sen bana diyorsun ki;" ihmâl hariç dediğini yaptım."
    Ben sana ne dedim:" 2 litre; dediğim şekilde kullanmak şartıyla; asla dört süreyle yetmez."
    Demek istediğim; hastanın kullandığı kaşıkla; benim dediğim kaşık uymadı.
    Anlatmak istediğim; daha da başka bir şey...
    Hasta ne dedi biliyor musunuz?...
    "KT aldıktan sonra;saçları dökülen hastaların, saçları; 8 ay sonra çıktığı halde, bir ay sonra çıkan tek hasta benim. (İç Anadolu'daki bir şehrin Üniversite hastahanesindeki bu hastanın adını soy adını yazmayacağım. Sadece şunu yazayım: Ayşe Ç.) KT aldığı halde; karaciğer ve böbreklerinde derdi olmayan tek hasta benim!..."
    Bu cümle şu demek: Ben daha önce, ne yazdım: "Hastaya; 45 dakika; yaşadığım meme kanserlerini anlattım. KT/RT, ameliyatla tedavisi yok." dediğimi. Bu haberden sonra; şunu anladım: "O kadar lâfıma rağmen; Ayşe'nin KT aldığını..." Boşuna işler...
    Daha yazılacaklar var.
    Başka meme kanseri hastası var. Ewing sarkomu var. Crohn hastası var. Proktit konusu da var.
    Vatanla ve sağlıcakla kalınız.

  8. #77
    Kayıt Tarihi
    Apr 2017
    Nerede
    izmir
    İletiler
    1
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Merhaba sakar hocam izmirdeyim size ulaşmam lazım bir hastamız var 0536 269 00 83 kahya.1905@hotmail.com mailim şimdiden teşekkürler.

  9. #78
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.917
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Arkadaşlar,
    Size, bildiğiniz haberin tekrarını yazacağım:
    Kişi; Akdeniz bölgesindeki bir ilde yaşamaktadır, üniformalıdır. Karısı da; Sağlık Bakanlığı kadrosunda çalışan biridir...
    Hikâyeyi kısa kesiyorum.
    Hasta bana dedi ki: "Hocam, ben sizin telefonunuzu; Manisa'dan birinden aldım. Durumum şöyle böyle..."
    Hasta; "Ben HPV hastasıyım." diyemiyor. Tarif ediyor, anlatıyor, ama; bir türlü HPV hastasıyım diyemiyor. Diyor ki: "En son 1600 lira para harcadım. Hiç bir iyileşme yok!" Azıcık da olsa, HTT konusunda ustalaştım ya; adama derim ki: "Sen HPV hastası mısın?" Cevap: "He..." Yatak yasak, tek kız çocuğunun "baba herkesin kardeşi var, benim niye kardeşim yok?" gibi sorulara cevap verememesi ayrı konu...
    Netice: HPV hastalığından kurtulan ilk kadın Isparta'da idi, hatırladınız mı?
    Bu da, HPV hastalığından kurtulan ilk erkek kişi oldu...
    Ha, aklıma gelmişken söyleyeyim: "HPVnin 100 civarında çeşidi var" HTT açısından fark etmez. Niye; HPV virütik bir hastalıktır, kaç çeşit olursa olsun ve köken itibariyle "virüs" ise; HTT açısından bir problem yoktur...
    Bilginize...
    Vatanla ve sağlıcakla kalınız...

  10. #79
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.917
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Arkadaşlar,
    15 Mayıs akşamı, berberde; düğün öncesi saç tıraşı olmaktayım. Niye, 19 Mayısta tek çocuğumuz kızımızı evlendireceğiz. Tıraş olurken, beni ve HTT konusunu bilen biri berbere geldi ve dedi ki: "Hocam, -gerçekten hocasıyım, eski öğrencimdir.- bu ot işine Almanlar el atmış. Önce; Milas tarafında bu otu bulmuşlar. Tahlil ettirmişler. Daha sonra; Söke'nin bir dağ köyünde, HTT nin ekilmişçesine çok olduğu bir tarla bulmuşlar ve tahlil ettirmişler. Bir bakıyorlar ki; Milas'takinde etken madde oranı %40 iken; Söke çevresindeki köyde bulduklarında, etken madde oranı %70!...Adama derler ki; "tarlana 1.000.000 lira veriyoruz." Adam der ki:"Para harcanır. Bana, Söke ovasında bu kadarlık yer alın!"
    Şimdi, filmi az geriye sarayım.
    HTT'nin; 2,5 yıldır diyalize bağlı hastayı diyalizden kurtardığını okudunuz.
    HTT'nin, hiç bir tıbbi müdahale olmaksızın, lise öğrenci bir kızı meme kanserinden kurtardığını da okudunuz.
    HTT'nin; hiç bir tıbbi müdahale olmaksızın; akciğer ca, mide ca, mesane ca, testis ca.yı tedavi ettiğini de okudunuz.
    HTT'nin; "karaciğer büyümesi var, 2. evredesiniz (3. evresi yok.) tıbben yapılacak bir şey yok. Yürüyüş yapın!" denmiş hastanın karaciğerinin 50 günde pırıl pırıl olduğunu da okudunuz.
    Sirozu da okudunuz, HPV'yi de...
    Hepsini yazsam; tekrar olur...
    İlk defa duyacağınız bir olayı çok kısa yazacağım:
    23-24 yaşlarında bir kız, İzmir'de, meme ca. dan tedavi olurken, kötüye gitmektedir ve tedavi olurken(!) kanserden öleceğini fark eder ve tıbbı ret eder. Netice:Hasta kurtulur ve onkologun, "nasıl oldu bu iş?" sorusu üzerine; "Adı şu, şurada yaşayan biri, telefon numarası da bu. O'nun yaptığı bir ot ilacını kullandım." der.
    Berlin'deki mixed tümörlü hastayı hatırladınız mı?...
    Kabaca geçiyorum: Bu sözünü ettiğim hastalarla ilgili hekimlerden biri bile; "Yahu, bizim tedavi edemediğimizi tedavi eden kim?" diye araştırmadılar, umurlarında bile değil.
    Size yazdıklarımı; arkadaşlarla da konuşuyorum.
    Birisi dedi ki: "Hocam, ben cahil bir adamım. İlkokulu 7 yılda bitirdim. sana kaç doktor geldi?" Cevap: Hiç!... Dedi ki: "Benim tedavi edemediğimi tedavi eden birini gördükten sonra, o adamı mutlaka bulurum. Yahu, bunlar; kör mü, salak mı, yoksa, görmezden mi geliyorlar?"
    Aynı olayları; Mimar olan kardeşimle de konuşuyoruz. Bana ne dedi biliyor musunuz: "Abi, seni Berlin'deki hastanın doktorları bulacak."
    Berlin'deki hastanın gelininin adı; Selin idi, hatırladınız mı? O, beni; kayın validesinin kanser olmasından sonra; HUKUKİ NET'ten bulmuştu. Bunu; Almanlar da okuyor, niye; "şans tanımadığımız bu hasta; nasıl oldu da kurtuldu?" sorusunun cevabı için mutlaka Selin hanımla görüşmüş olmalılar ve O da bu siteden söz etmiş olmalı... Bitkinin ne olduğunu, nasıl yapılacağını v.s. biliyorlar, sizin de bildiğiniz gibi...
    Bilmedikleri şu: DOZ!...
    Umarım; gelir ve beni bulurlar. Her şeyi açık ve net anlatırım. Yaparlar, piyasaya sürerler. İnsanlık; çok işe yarayan bir ilaca kavuşur.
    Almanlar da; kamyonla para kazanırlar...
    Bizimkiler; burnundan kıl aldırmamaya devam etsinler...
    Vatanla ve sağlıcakla kalınız...

  11. #80
    Kayıt Tarihi
    Apr 2007
    Nerede
    Aydın
    İletiler
    1.917
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Perikondrit

    Arkadaşlar,
    Yazayım mı, yazmayayım mı diye karar veremediğim konulardan biri de; kanser konusunda; klâsik tıbbın dedikleri hakkında...
    Gazete ve TVlerde; bir çok onkologun: "Meme ca da başarı oranı bu, akciğer ca. da başarı oranı bu, mide ca da tedavi oranı bu, kolon ca.da başarı oranı bu..." diye haberleri okursunuz...
    Yetmedi: "Erken teşhis hayat kurtarır." diye de bir lâf duyarsınız.
    Bütün bunların tamamı yalandır!...
    Sakin olmalıyım, yavaşça ve usûlünce yazmalıyım...
    Önce; "Erken teşhis hayat kurtarır."dan başlayayım. Yıllar önce ne yazdım: Meme ca teşhisi konmuş bir meslektaşıma, onkologun: "Meslek hayatımda, sizin kadar erken gelenini görmedim." dediğini ve neticesini... Meslektaşım; meme ca dan öldü... O yazıları yazarken, meme ca.dan ölen; öğrencimden ve beden eğitimi öğretmeni, şahsen tanıdığım Meral E.den de söz etmiştim. Hatırladınız mı? O zamanlar, ben; HTTyi bilmiyorum...
    Artık HTTye bulaşmışım, bazı denemeler yapmışım, kanser konusunda bir TV programı, ya da bir gazete haberi olduğunda; hep takip etmişimdir.
    Bir gün, bir TV kanalında, Dr. Yavuz Dizdar ile Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'nın olduğu programı izledim. İkisinin ortak söylediği: "Tıp; kalp ve damar hastalıklarında; bu kadar gelişme sağlamışken, kanser konusunda, niye; 1950 ler seviyesindedir? Niye, bazı hastalar; kanserden önce KT sebebiyle ölürler?" Yazdım bunları, hatırladınız mı?
    Klâsik tıbbın: "başarı oranı şu bu..." lâfına geleyim.
    Bunu anlatabilmem için; bazı sahneleri aktarmam gerekir:
    Sahne 1:
    Ankara'dan bir telefon: "Hocam, bir kaç yıl önce akciğer ca. geçirdim. Akciğerimin birini aldılar, koruyucu(!) KT yaptılar, geçmiş olsun, dediler. Ama, ben; yine kanserim."
    Sahne 2:
    "Hocam, karım iki yıl önce meme ca tedavisi gördü, koruyucu KT aldı ve geçmiş olsun, dediler. Ama; karımın boynunun sol tarafında, yukarıdan aşağıya doğru olmak üzere; üç tane nohut büyüklüğünde şiş oluştu."
    Cevap: "karınızın hastalığı; lenf sisteminde tekrarlamış." Ötesine gerek yok...
    Sahne 3:
    Karşımda karı koca oturuyor. Koca diyor ki: "Hocam, karım; 12,5 yıl önce meme ca tedavisi gördü. Memesinin birini kestiler. KT yaptılar, geçmiş olsun dediler. Ama, şimdi; karımın her tarafı kanser."
    Sahne 4:
    Adam, ünlü ve paralıdır. Mide ca denir. Mide alınır ve arkasında KT alır. Geçmiş olsun, denir. Adam yaşamaktadır ve herkesin tanıdığı gibi, adamı tanımaktayım. bana göre, hasta iyileşmemiştir. Kısa kesiyorum; o kişiye yazdığım mesajları anlattım, hastanın bana "Doktorlarım, her şey iyi gidiyor, asayiş berkemâl..." dediğini ve bu hastanın Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk söyleyeyim, hatırladınız. Neticeyi de biliyorsunuz..
    Sahne 5:
    Kadın Frankfurt'ta bir Türktür.
    Önce memesinin biri kesilir. Koruyucu KT yapılır ve geçmiş olsun denir. Arkasından; "maalesef öbür memenize ve koltuk altlarınıza (Lenf sistemi) sıçramış... tekrar ameliyat ve koruyucu KT yapılır, geçmiş olsun denir. Arkasında: "maalesef rahminize..." Neyse; rahmi de alırlar ve geçmiş olsun derler... Arkasından; "Maalesef kemiklerinize..." Bu hikayeyi biliyorsunuz, HTT yi bulduktan sonraki mesajını yazdım.
    Sahne 6:
    Çok kısa keseceğim:
    Kayahan'ın kaç defa ameliyat olduğunu, kaç defa KT aldığını, her ameliyat ve KT sonrası "Geçmiş olsun" dendiğini de hatırlayın. Netice?...
    Demek istediğim: tıp; her "geçmiş olsun" dediği hastayı; şifa bulmuş olarak istatistiğe kaydediyor. Gerçek hiç de öyle değil.
    ÖZET: Yaklaşık 8 yıldır HTT ile uğraşıyorum/araştırıyorum. Bildiğim şu: BU GÜNE KADAR TIBBIN KURTARDIĞI HİÇ BİR KANSER HASTASI VEYA YAKINIYLA KARŞILAŞMADIM, DUYMADIM...
    Vatanla ve sağlıcakla kalınız...

    - - - Updated - - -

    Çok özür: "Lösemi de uygun ilik nakli" hariç...

+ Konuyu Yanıtla
8 / 10 Sayfa İlkİlk 12345678910 SonSon

Bu sayfada bulunan kavramlar:

ELifim Qaraxan

perikondrit diyabet

perikondrit
Forum

İnternet Araçları

İnternet Araçları

Yetkileriniz

  • Yeni konu açma yetkiniz yok
  • Konuya cevap verme yetkiniz yok
  • Dosya ekleme yetkisi yok
  • İleti düzenleme yetkisi yok
  •  



Hukuk Blog |  2016 tarihli Yasal Siteler Dizini |  Arabulucu |  Hukuk Kitapları |  Fiyat1 |  Alman Hukuku |  ISP Güvenlik AŞ. |  İş İlanları |  Ankahukuk |  Psikolog |  Taşınmaz ilanları |  Internet Rehberi |  Türkiye Portalı |  Site Ekleme |  Türkçe-İngilizce Sözlük |  Sihirli Kadın |  Sağlık |  Satılık Düşecek Domainler |  Terapi  |  Berk Gürman |  Phukuk |  Bayefendi |  Arabuluculuk Eğitim Merkezi |  İcraBurada | 
Hukuki.Net’in Telif Hakları ve 2014-2016 yılları arası Marka Tescil Koruması Levent Patent tarafından sağlanmaktadır.
Hukuki.Net sunucusu yoğun trafiği yönetebilen CubeCDN teknolojisi kullanmaktadır.
Reklam Alanları: Sitenin 2016 yılı reklam pazarlaması için iletişim kurmanız rica olunur.