CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (1) Mevzuat Listesi
CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (1)
Kanun Numarası :1412
Kabul Tarihi :4/4/1929
Yayımlandığı R.Gazete :Tarih : 20/4/1929 Sayı : 1172
Yayımlandığı Düstur :Tertip: 3 Cilt: 10 Sayfa: 312
BİRİNCİ KİTAP
Umumi hükümler
BİRİNCİ FASIL
Vazife
Vazife
Madde 1 - Mahkemelerin vazifelerini kanun gösterir.
----------------
(1) a- 21/5/1985 tarih ve 3206 sayılı Kanunun 83 üncü maddesi hükmüne göre; di-
ğer kanunlarda, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun ilk tahkikat hükümlerine
yapılan atıflar, kamu davasının hazırlanmasına ilişkin hükümlerine yapıl-
mış sayılır. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 163 ve müteakip maddelerin-
deki hükümler, tahkikatı yapmakla görevli kılınanlar tarafından uygulanır.
Diğer kanunların ilk tahkikatın yapılmasını zorunlu kılan hükümleri yürür-
lükten kaldırılmıştır.
b - Bu kanunda geçen aşağıda yazılı terim ve deyimler, 21/5/1985 tarih ve
3206 sayılı Kanunun 84 üncü maddesi ile karşılarında gösterildiği şekilde
değiştirilmişlerdir:
Reisicumhur : Cumhurbaşkanı
İcra Vekilleri Heyeti : Bakanlar Kurulu
İcra Vekilleri Azası : Bakan
Adliye Vekili : Adalet Bakanı
Temyiz Mahkemesi : Yargıtay
Cumhuriyet Başmüddeiumumisi : Cumhuriyet Başsavcısı
Cumhuriyet Müddeiumumisi : Cumhuriyet Savcısı
Maznun : Sanık
Şahit : Tanık
Ehlihibre : Bilirkişi
Vazife : Görev
Selahiyet : Yetki
Hukuku amme davası : Kamu davası
Son tahkikatın açılması : Kamu Davasının açılması
Karar tashihi (Tashihi karar) : Karar düzeltmesi
Zabıt varakası(Zabıtname) : Tutanak
Esbabı mucibe : Gerekçe
Talik ve Tehir : Ara verme
İstida : Dilekçe
KANUNLAR, ŞUBAT 1989 (EK-3)
Davaların birleştirilmesi ve ayrılması
Madde 2 - Murtabıt ceza davalarının her biri muhtelif mahkemelerin vazife-
si dahilinde olsa bile bunlar birleştirilerek yüksek vazifeli mahkemeye verile-
bilir.
Bu mahkeme birleştirilmiş olan ceza davalarının ayrılmasına da karar vere-
bilir.
Murtabıt suçlar
Madde 3 - Bir kimse bir kaç suçla maznun olur veya bir suçtan her ne sı-
fatla olursa olsun bir kaç maznun bulunursa irtibat var sayılır.
Tahkikat sırasında davaların birleştirilmesi ve ayrılması
Madde 4 - Tahkikata başlandıktan sonra dahi murtabıt ceza davalarının bir-
leştirilmesine veya ayrılmasına Cumhuriyet Müddeiumumisinin veya maznunun tale-
biyle yahut resen karar verilebilir. Bu kararı vermek hakkı yüksek vazifeli mah-
kemeye aittir.
Birlikte görülen davalarda muhakeme usulü
Madde 5 - Davaların birlikte görüldüğü müddetçe takip olunacak muhakeme
usulü bu davaları birlikte gören yüksek vazifeli mahkemenin tabi olduğu muhakeme
usulüdür.
Askerlerin işlediği suçlar
Madde 6 - Askerlerin,askerlikten vazifelerine veya suçlarına taallük etmi-
yen yahut askerler aleyhine işlenmiş olmıyan suçlarını umumi mahkemeler görür.
Askerlerin vazifelerinden hariç suçlarda asker olmıyanların da alakaları
varsa bu gibi suçların muhakemesi umumi mahkemelerde görülür.
Asker olmıyanların muhakemelerine her halde umumi mahkemelerde bakılır.
Resen vazife kararı
Madde 7 - Davaya bakan mahkeme, muhakemenin her hal ve derecesinde davayı
görmek vazifesi olup olmadığına resen karar verebilir.
İKİNCİ FASIL
Salahiyet
Salahiyet
Madde 8 - Davaya bakmak salahiyeti; suçun işlendiği yer mahkemesine ait-
tir.
Teşebbüste son icrai hareketin vuku bulduğu ve mütemadi ve müteselsil suç-
larda temadi ve teselsülün bittiği yer mahkemesi salahiyetlidir.
Suç, dahilde intişar eden bir matbua münderecatından ileri gelmişse sala-
hiyet matbuanın neşir merkezi olan yer mahkemesine aittir.(Ek cümle:11/5/1988 -
3445/15. Md.) Ancak,aynı mevkutenin birden çok yerde basılması halinde,suç,mev-
kutenin neşir merkezi dışındaki baskısında meydana gelmişse, bu suç için mevku-
tenin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.
Takibi şikayetname verilmesine bağlı olan hakaret ve sövme suçlarında mat-
bua tecavüze uğrayan kimsenin ikamet ettiği veya sakin olduğu yerde tevzi olun-
muşsa oradaki mahkeme dahi salahiyetlidir.
-----------------
Müstedi : Dilekçe sahibi
Mevkuf : Tutuklu
Tevkif : Tutuklama
Mes`ulü bilmal : Malen sorumlu
Hususi salahiyet
Madde 9- Suçun işlendiği yer belli değilse maznunun yakalandığı yer ve
yakalanmamışsa ikametgahı mahkemesi salahiyetlidir.
Maznun Türkiye`de ikamet etmiyorsa salahiyet, maznunun Türkiye`de en son
sakin olduğu yer mahkemesinindir.
İşe bakacak mahkemenin bu suretle dahi tayini mümkün olmazsa muhakeme usu-
lüne ait ilk muamelenin yapıldığı yer mahkemesi salahiyetlidir.
Yabancı memlekette işlenen suçlarda salahiyet
Madde 10- Yabancı memlekette işlenen ve Ceza Kanununun 4,5,6,7 ve 8 inci
maddeleri hükmünce Türkiye`de takibi lazımgelen suçlarda dahi salahiyet,bun-
dan evvelki maddenin birinci ve ikinci fıkralarına göre tayin olunur.
Bununla beraber Cumhuriyet Müddeiumumisinin veya maznunun talebi üzerine
Temyiz Mahkemesi suçun işlendiği yere daha yakın olan yer mahkemesine sala-
hiyet verebilir.
Bu gibi suçlarda maznun Tükiye`de yakalanmamışsa veya Türkiye`de ikamet
eylediği veyahut en son sakin olduğu yer yoksa salahiyetli mahkeme, Adliye
Vekilinin talebi ve Cumhuriyet Başmüddeiumumisinin müracaatı üzerine Temyiz
Mahkemesi tarafından tayin olunur.
Yabancı memleketlerde bulunupta muafiyet imtiyazlarından istifade eden
Türk memurlarının şahsi suçlarından dolayı salahiyetli mahkeme; Ankara mah-
kemesidir.
Madde 11- (Değişik: 29/6/1956 - 6763/45 md.)
Suç açık denizlerde veya yabancı liman ve kara sularında Türk Bayrağını
taşıyan deniz veya hava nakil vasıtalarında veyahut böyle bir nakil vasıta-
siyle işlenmiş bulunursa suçun işlenmesinden sonra vasıtanın Türkiye`de ilk
uğradığı yerin veya bağlama limanının mahkemesi salahiyetlidir.
Murtabıt suçlarda salahiyet
Madde 12 - Yukarki maddelere göre her bir muhtelif mahkemelerin salahiye-
ti dahilinde bulunan murtabıt ceza davaları bunlardan birine bakmağa salahiyetli
mahkemelerden herhangi birinde birleştirilerek görülebilir.
Murtabıt ceza davalarına başka başka mahkemeler tarafından bakılmağa başlan-
mış olursa Cumhuriyet Müddeiumumiliğinin taleplerine uygun olmak şartiyle mah-
kemeler arasında hasıl olacak uyuşma üzerine bu davaların hepsi veya bir kısmı
bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir.
Uyuşulmazsa Cumhuriyet Müddeiumumisi veya maznun tarafından talep olununca
müşterek yüksek vazifeli mahkeme birleştirmeğe mahal olup olmadığına ve mahal
varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir.
Birleştirilmiş olan davaların ayrılması dahi bu suretle olur.
Salahiyette icabı ihtilaf
Madde 13 - Salahiyet hususunda bir kaç hakim veya mahkeme arasında icabı ih-
tilaf çıkarsa müşterek yüksek vazifeli mahkeme salahyetli hakim ve mahkemenin
hangisi olduğunu gösterir.
Dava nakli
Madde 14 - (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1 md.)
Salahiyetli hakim veya mahkeme, hukuki veya fiili sebepler dolayısile kaza
vazifesini ifa edemiyecek halde bulunan, yahut tahkikatın orada icrası ammenin
em-
niyeti için tehlikeli olursa yüksek vazifeli mahkeme davanın başka yerde bulunan
aynı derecede bir mahkemeye nakline karar verir.
Amme emniyeti için dava naklini istemek Adliye Vekiline aiddir.
Yetkisizlik iddiasının zamanı
Madde 15 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/1 md.)
Sanığın yetkisizlik iddiasını, duruşmanın başlangıcında iddianamenin okunma-
sından evvel bildirmesi şarttır.
Madde 16 - (Mülga : 21/5/1985 - 3206/82 md.)
Yetkisizlik kararının verilmesi
Madde 17 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/2 md.)
Sanığın talebi üzerine yetkisizlik kararı iddianamenin okunmasından evvel
verilir. İddianamenin okunmasından sonra yetkisizlik iddiasında bulunulamıyacağı
gibi mahkeme dahi bu hususta resen karar veremez.
Yetkide olumsuz uyuşmazlık
Madde 18 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/3 md.)
Yetkili mahkeme de dahil olmak üzere başka başka mahkemelerce yetkisizlik
kararı verilmiş olup da bu kararlar aleyhine Kanun yollarına müracaat imkanı
kalmamış ise davaya bakması icap eden mahkemeyi müşterek yüksek görevli mahkeme
tayin eder.
Yetkili olmayan mahkemenin tahkikatı
Madde 19 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/4 md.)
Yetkili olmayan mahkemece yapılan tahkikat işleri mücerret yetkisizlikten
dolayı hükümsüz sayılmaz.
Gecikmesinde zarar umulan tahkikat
Madde 20 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/5 md.)
Bir mahkeme yetkili olmasa bile gecikmesinde zarar umulan hallerde, yargı
çevresi içinde gerekli tahkikat işlerini yapar.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Hakimin davaya bakmaması ve reddi
Hakimin davaya bakamıyacağı haller
Madde 21 - Hakim aşağıda yazılı hallerde hakimlik vazifesini yapmaz:
1 - Suçtan kendisi zarar görmüşse.
2 - Sonradan kalksa bile maznun veya mağdur ile aralarında evlilik veya ve-
sayet rabıtası bulunmuşsa.
3 - Maznun veya mağdurun nesepten veya sebepten usul veya füruu veya bunlar-
la evlat edinme rabıtası veyahut maznun veya mağdur ile aralarında üçüncü dere-
ceye kadar (Bu derece dahil) nesepten veya kendisiyle sıhriyetten hasıl olan ev-
lilik kalmasa bile ikinci dereceye kadar (Bu derece dahil) sebepten civar hısım-
lığı olursa.
4 - Aynı davada Cumhuriyet Müddeiumumiliği, adliye zabıta memurluğu vazife-
sini yahut mağdur veya maznunun müdafiliğini yapmış bulunursa.
5 - Aynı davada şahit veya ehlihibre sıfatiyle dinlenmişse.
Karara iştirak edemiyecek hakimler
Madde 22 - Aleyhinde kanun yollarından birine müracaat edilmiş olan bir
hükme iştirak eyleyen hakim mafevk mahkemesince bu hükme dair verilecek karara
iştirak edemez.
(İkinci fıkra Mülga:21/5/1985 - 3206/82 md.)
Hakimin ret sebepleri ve kimlerin talep edebileceği
Madde 23 - Hakimin vazifesini yapmaktan memnu olduğu hallerde reddi istene-
bileceği gibi bitaraflığını şüpheye düşürecek diğer sebeplerden dolayı da reddi
talep olunabilir.
(Değişik: 18/11/1992-3842/1 md.) Cumhuriyet Savcısı, sanık, müdafi, davacı
ve müdahil ile vekilleri hakimi red talebinde bulunabilirler.
Bunlardan herhangi biri tarafından talep olunursa hükme iştirak edecek ha-
kimlerin isimleri kendilerine bildirilir.
Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı hakimin reddi talebinin
zamanı
Madde 24 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/6 md.)
Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı bir hakimin reddi, mah-
kemelerde iddianame veya şahsi dava dilekçesi, Yargıtayda duruşmalı işlerde ra-
portör üye tarafından yazılmış olan rapor okununcaya ve duruşmasız işlerde tem-
yiz incelemesi başlayıncaya kadar istenebilir.
Sonradan ortaya çıkan sebeplerden dolayı duruşma bitinceye kadar da hakimin
reddi istenebilir.
Hakimin ret talebi nasıl yapılır ve usulü
Madde 25 - Hakimin reddi mensup olduğu mahkemeye verilecek istida ile yahut
bu hususta bir zabıt varakası tanzim edilmek üzere mahkeme katibine yapılacak
beyanla olur.
Reddi talep eden taraf ret sebebini ispat ile mükelleftir.Yemin delil olmaz.
Mahkeme reddi istenilen hakimden ret sebebi hakkında izahat istiyebilir.Ha-
kim de ret sebepleri hakkındaki mülahazalarını bildirir.
Hakimin reddi talebine karar verecek mahkeme
Madde 26 - (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1 md.)
(Değişik birinci fıkra: 18/11/1992-3842/2 md.) Hakimin reddi talebine mensup
olduğu mahkemece karar verilir.Ancak reddi istenen hakimin müzakereye iştirak
edememesinden mahkeme teşekkül edemezse bu hususta karar verilmesi reddi isteni-
len hakim Asliye Mahkemesine mensup ise bu mahkemenin kazası dairesinde bulundu-
ğu Ağır Ceza Mahkemesine ve reddi istenen hakim Ağır Ceza Mahkemesine mensup
ise, o yerde Ağır Ceza Mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması halinde,
numara olarak kendisini takip eden daireye, son numaralı daire için bir numaralı
daireye; o yerde Ağır Ceza Mahkemesinin tek dairesi bulunması halinde ise, en
yakın Ağır Ceza Mahkemesine aittir.
(Değişik: 21/5/1985 - 3206/7 md.) Red talebi sulh hakimi aleyhine olursa
mensup olduğu asliye mahkemesi ve tek hakim aleyhine ise yargı çevresi içinde
bulunduğu ağır ceza mahkemesi karar verir. Red olunan hakim,red talebinin haklı
olduğunu kabul ederse red hakkında bir karar verilmez.
(Değişik: 21/5/1985 - 3206/7 md.) Hakimin reddi talebine esas olan sebeple-
rin varit olmamasından dolayı talebin reddine karar veren merci, onbin liradan
otuzbin liraya kadar hafif para cezasına da hükmeder. Red talebine esas olan se-
bebin aksi sabit olduğu hallerde hükmolunacak ceza yirmibin liradan aşağı ola-
maz.
Hükmedilen para cezaları hakim tarafından istenebilecek hukuki veya cezai
takiblere veya Cumhuriyet Müddeiumumileri tarafından açılabilecek hukuku amme
davasına mani değildir.
Ret talebi üzerine verilecek kararlar ve müracaat edilecek kanun yolları
Madde 27 - Reddin kabulüne dair olan kararlar katidir. Reddin kabul edilme-
mesine dair olan karar aleyhine acele itiraz yoluna müracaat olunabilir.
KANUNLAR,ŞUBAT 1993 (Ek- 15)
(Değişik: 5/3/1973- 1696/2 md.) Hakimi ret talebinin esassız olduğuna dair
son tahkikatta verilecek karar aleyhine ancak hüküm ile birlikte kanun yoluna
müracaat olunabilir.
Reddi istenilen hakimin yapabileceği muameleler
Madde 28 - Reddi istenilen hakim ret hakkında bir karar verilinceye kadar
yalnız tehiri caiz olmayan muameleleri yapar.
(Ek Fıkralar: 7/1/1981 - 2369/1 md.):
Ancak, hakimin duruşma sırasında reddedilmesi halinde bu ret konusunda bir
karar verilebilmesi için duruşmanın tehiri veya taliki gerekse bile o celse du-
ruşmaya devam olunur.Şu kadar ki 251 nci madde uyarınca tarafların iddia ve söz-
lerinin dinlenilmesine geçilemez ve ret konusunda bir karar verilmeden reddedi-
len hakim tarafından veya onun huzuruyla bir sonraki celseye başlanamaz.
Ret isteğinin haklı olduğuna karar verildiği takdirde geciktirilmesi caiz
olmadığından ötürü yapılmış işlemler ayrık olmak üzere duruşmanın ret dilekçe-
sinin verilmesinden sonraki kısmı tekrarlanır.
Hakimin re`sen ret kararı ve tetkik mercii
Madde 29 - (Değişik:5/3/1973-1696/3 md.)
Bir hakim reddini mucip sebepleri bildirerek davaya bakmaktan çekinirse ret
talebini incelemeye yetkili olan merci, bu çekinmenin yerinde olup olmadığına
karar verir.
Bu karar hakimin işten çekilmesini gerektirdiği ve bu sebeple davanın aynı
mercide görülmesi imkansız olduğu takdirde, karar veren merci davayı başka haki-
me tevdi veya başka mahkemeye nakleder.
Bazı haller, bir hakimin hakimlik görevini yapmaktan memnu olduğu zannını
uyandırırsa,aynı merci bu hususu kendiliğinden inceleyerek gereken kararı verir.
Bu maddede yazılı hallerde de gecikmesi caiz olmayan işler hakkında 28 inci
madde hükmü uygulanır.
Ret isteminin geri çevrilmesi
Madde 29/A - (Ek: 7/1/1981 - 2369/2 md.)
Mahkeme, son tahkikat safhasında ileri sürülen hakimin reddi istemini aşağı-
daki hallerde kabul etmeyerek geri çevirir:
1. Ret isteği zamanında yapılmamışsa;
2. Ret sebebi veya inandırıcı delil gösterilmemişse;
3. Ret isteminin duruşmayı uzatmak amacı ile yapıldığı açıkça anlaşılıyor
ise.
Bu hallerde ret isteği, toplu mahkemelerde reddedilen hakimin müzakereye
katılmasıyla, tek hakimli mahkemelerde de reddedilen hakimin kendisi tarafından
geri çevrilir.
Bu kararlar aleyhine ancak hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilir.
Zabıt katiplerini ret
Madde 30 - (Değişik :5/3/1973 - 1696/4 md.)
Bu fasılda yazılı hükümler zabıt katipleri hakkında da uygulanır.
Zabıt katibinin reddi veya kendisinin reddini mucip sebepleri bildirerek gö-
revden çekinmesi halinde gereken karar, zabıt katibinin yanında çalıştığı hakim
veya mahkeme başkanı tarafından verilir.
Aynı işte zabıt katibinin hakim ile birlikte reddine karar verecek merci,ha-
kime göre tayin olunur.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Kararlar, tefhim ve tebliğ
Kararların nasıl verileceği
Madde 31 - Davaya duruşma esnasındaki kararlar, iki taraf dinlendikten ve
duruşma haricindeki kararlar Cumhuriyet Müddeiumumisinin yazılı veya şifahi mü-
talaası alındıktan sonra verilir.
Kararların yazılış şekli
Madde 32 - (Değişik: 5/3/1973 - 1696/5 md.)
Bütün hakimlik ve mahkemelerin her türlü kararları muhalefet şerhleri dahil
gerekçeli olarak yazılır. Kararların suretlerinde muhalefet şerhleri de gösteri-
lir.
Kararın tefhim ve tebliği
Madde 33 - Alakadar tarafın yüzüne karşı ittihaz edilen kararlar kendisine
tefhim olunur ve isterse kararın bir sureti de verilir.
Diğer kararlar tebliğ olunur.
Alakadar olan taraf mevkuf ise tebliğ edilen varaka talebi halinde kendi-
sine okunup anlatılır.
Müddeiumumiye verilmesi icab edip etmiyen kararlar ve tebligat ile kararla-
rın ifa ve infazı
Madde 34 - (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1 md.)
Tebliğ veya infaz edilecek kararlar Cumhuriyet Müddeiumumisine verilir; müd-
deiumumi tebliğ veya infaz için icab eden tedbirleri alır.
Mahkemelerin dahili muamelelerine veya muhakeme celselerinin inzibatına dair
kararlar hakkında bu hüküm cari değildir.
(Değişik: 21/5/1985-3206/8 md.) Sulh hakimi her nevi tebligatı, karar ve ce-
za kararnamelerini doğrudan doğruya ifa ve infaz edebilir.
Tebligat usulleri
Madde 35 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/9 md.)
Tebligat, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır.
Madde 36 - 38 - (Mülga: 11/2/1959 - 7201/62 md.)
BEŞİNCİ FASIL
Mehiller ve eski hale getirme
Günle tayin edilen mehiller
Madde 39 - Gün ile tayin edilen mehillerde mehlin cereyanını istilzam eden
tebliğ veya vakıa günleri hesaba katılmaz.
Hafta veya ayla tayin edilen mehiller
Madde 40 - (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1 md.)
Mehil, hafta veya ay olarak tayin edilmişse cereyana başladığı gün,son haf-
tada isim ve son ayda sayı itibarile tekabül eden günün tatil saatinde ve şayed
ay sonunda başlayıp da nihayet bulduğu ayda sayı itibarile mukabil gün yoksa
ayın son gününde biter.
Son gün pazara veya her hangi bir tatile tesadüf ederse mehil; tatilin erte-
si günü biter.
Kendisine mehil verilen kimsenin ikametgahı muamele yapacağı mahalden uzaksa
Hukuk Muhakeme Usulü Kanununun 164 üncü maddesi hükmü tatbik olunur.
Mehle riayet imkansızlığı
Madde 41 - Mücbir sebepler veya beklenilmeyen veya sakınılması kabil olmı-
yan hadiseler neticesi olarak, bir mehle riayet imkansızlığı hasıl olursa, meh-
lin bitmesinden hasıl olacak neticeye karşı eski hale getirme talep olunabilir.
Yapılan bir tebliğden kusuru olmaksızın haberdar olamamak keyfiyeti beklenilmi-
yen ve sakınılması mümkün olmıyan hallerdendir.
Eski hale getirme istidasının verilmesi
Madde 42 - Eski hale getirme istidası maniin kalkmasından bir hafta içinde
verilmek lazımdır. Bu istida, mehle riayet halinde usule dair muameleler hangi
mahkemede yapılacak idiyse o mahkemeye verilir.
Müsted`i mehle riayet etmemesinin sebeplerini ve delillerini bildirir. Ve
usule dair yapmadığı muameleyi istidayı verdiği anda yapar.
Eski hale getirme istidasının mercii ve bu husustaki kararlar
Madde 43 - Mehli içinde usul muamelesi yapılmış olsaydı esasa hangi mahkeme
hükmedecek idiyse eski hale getirme istidası hakkında dahi o mahkeme karar ve-
rir.
Eski hale getirme talebinin kabulüne dair olan karar katidir. Ancak reddine
dair olan karar aleyhine acele itiraz yoluna müracaat olunabilir.
Eski hale getirme istidasının karara tesiri
Madde 44 - Eski hale getirme istidası kararın icrasını tehir etmez.
Ancak mahkeme, icranın tehirine karar verebilir.
ALTINCI FASIL
Şahitler
Tanıkların çağrılması
Madde 45 - (Değişik: 5/3/1973 - 1696/6 md.)
Tanıklar davetiye ile çağrılır. Davet üzerine gelmemenin kanuni neticeleri
davetiyede gösterilir.
(Değişik: 21/5/1985 - 3206/10 md.) Tutuklu veya acele işlerde, mahkeme dave-
tiye tebliğ ettirmeksizin tanıklar için ihzar müzekkeresi verebilir. Şu kadar ki
müzekkerede bu yoldan getirilmenin sebepleri gösterilir ve bunlara mahkemece da-
vetiye ile gelen tanıklar hakkındaki işlemler uygulanır.
Davetiye fiili hizmette bulunan askerlere bulundukları yerlerdeki askeri ma-
maklar vasıtasiyle tebliğ olunur.
Çağrıya uymayan tanıklar
Madde 46 - (Değişik: 5/3/1973 - 1696/7 md.)
(Değişik: 21/5/1985 - 3206/11 md.) Usulü dairesinde çağrılıp da mazeretini
bildirmeksizin gelmeyen tanıklar zorla getirilir ve gelmemelerinin sebep oldu-
ğu masraflar ile beraber beşbin liradan onbin liraya kadar hafif para cezasına
mahküm edilirler.
Mazereti kabul olunarak yeniden davetiye ile çağrılması tensip olunan tanık-
lara para cezası ve masraf hükmolunmaz.
Zorla getirilen tanık, evvelce gelmemesini mazur gösterecek sebepleri son-
radan bildirir ve bu mazeretin doğruluğunu ispat eder delil ve vesikaları gös-
terirse aleyhine hükmedilmiş olan ceza ve masraflar kaldırılır.
(Değişik: 21/5/1985- 3206/11 md.) Yukarıdaki fıkralar hükümlerinin tatbikine
istinabe olunan hakim ve naipler ile hazırlık tahkikatı esnasında sulh hakimleri
dahi yetkilidir.
Fiili hizmette bulunan askerler hakkındaki ihzar müzekkeresi askeri
makamlar vasıtasıyle infaz olunur.
Şahitlikten çekinme halleri
Madde 47 - Aşağıdaki kimseler şahitlikten çekinebilirler:
1 - Maznunun nişanlısı,
2 - Evlilik bağı kalmasa bile karısı veya kocası,
3 - Maznunun nesepten veya sebepten usul ve füruu yahut üçüncü dereceye
kadar (Bu derece dahil) nesepten veya kendisiyle sıhriyet hasıl olan evlilik
bağı kalmasa bile ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) sebepten civar hısım-
ları ve maznun ile aralarında evlatlık bağı bulunanlar.
Yukarda yazılı kimselere dinlenmezden evvel şahitlikten çekinmek hakları
olduğu bildirilir. Bu hakkı istimalden vazgeçenler dinlenirken dahi vazgeçmele-
rini geri alabilirler.
Meslek icabı şahitlikten çekinme halleri
Madde 48 - Müdafiler bu sıfatları ve hekimler ile ebeler sanatları ica-
bında vakıf oldukları sırlar hakkında şahitlikten çekinebilirler. Ancak sır
sahibi muvafakat ederse şahitlikten çekinemezler.
Devlet esrarı hakkında alakadarların şahitliği
Madde 49 - Devlet memurları memuriyetten çekildikten sonra bile,
saklamakla mükellef oldukları vakıalar hakkında sırrın ait olduğu makam
amirinin izni olmaksızın şahit sıfatiyle dinlenemezler.
Bu gibi hallerde İcra Vekilleri azası hakkında Reisicumhur ve Büyük
Millet Meclisi azası hakkında Meclis tarafından izin verilir.
Şahitlik, Devletin selametine zarar verecek derecede olmadıkça bu izin
verilir.
Reisicumhur mahremiyeti kendisi takdir eder ve şahitlikten çekinebilir.
Bu hüküm, reisliği zamamında hadis veya reisliği sebebiyle malümu olan
vakıalardan dolayı eski Reisicumhurlar hakkında dahi caridir.
Şahidin kendi veya taallükatı aleyhine şahitlikten çekinmesi
Madde 50 - Bir şahit, kendisine sorulan ve vereceği cevap ile kendisini
veya 47 nci maddenin 1,2,3 üncü fıkralarında gösterilen taallükatından birini
ceza takibine uğratabilecek suallere cevap vermekten çekinebilir.
Şahitlikten çekinme sebebinin bildirilmesi
Madde 51 - 47, 48, 50 nci maddelerde gösterilen hallerde yapılacak talep
üzerine şahit şahitlikten çekilmesinin sebebini bildirir ve bu husus da yeminiy-
le tasdik olunur.
Yemin verilmeyen şahitler
Madde 52 - Aşağıdaki kimseler yeminsiz dinlenir:
1 -Dinlenme sırasında on beş yaşını bitirmemiş olanlar, veya akıl ve
fehim kuvvetlerinin tekemmül edememesinden veya zayıf bulunmasından dolayı
yeminin mahiyet ve ehemmiyeti hakkında kafi bir fikir sahibi olmıyanlar.
2 -Ceza müddetleri içinde umumi hizmetlerden memnu bulunanlar.
3 -Tahkikatın mevzuu olan vakıalara iştirakten veya yataklıktan maznun
veya bu sıfatlardan biriyle mahküm olanlar.
Şahitlikten çekinmeğe hakkı olan kimsenin çekinmemesi
Madde 53 - 47 nci madde mucibince şahitlikten çekinme hakkı olduğu halde
çekinmiyen şahidin şahitliğinin yemin ile teyidi lazım gelip gelmiyeceğini hakim
takdir eder. Bununla beraber şahit yemin etmekten çekinebilir. Ve bu hakkı
kendisine bildirilir.
Şahitlerin dinlenmesi
Madde 54 - Her şahit ayrı ayrı, ve sonradan dinlenecek şahitler
yanında bulunmaksızın dinlenir.
Son tahkikatın açılmasına kadar, tehirinde mazarrat umulan veya hüviyetin
tayinine taallük eden hallerden başkasında şahitler birbirleriyle ve maznun ile
yüzleştirilemezler.
Şahide vazifesinin ehemmiyetini anlatma
Madde 55 - Hakim lüzum görürse yeminden evvel şahide, ifasına davet
olduğu vazifenin ehemmiyetini münasip bir lisanla anlatır.
Şahitlere yemin verilmesi
Madde 56 - Şahitler ayrı ayrı ve şahitlikten evvel yemin ederler. Bunun-
la beraber icabında ve hele bir kimsenin şahit sıfatiyle dinlenmesi caiz olup
olmadığına tereddüt edilirse yemin, şahitliğinden sonraya bırakılabilir.
Yemin Şekli
Madde 57 - Şahide teklif edilecek yemin şahadetten evvel: (Bir şey
saklamaksızın ve bir şey katmaksızın kimseden korkmıyarak bir tesire
kapılmıyarak bildiğimi namusum ve vicdanım üzerine dosdoğru söyliyeceğime
yemin ederim) ve şehadetten sonra; (Bir şey saklamaksızın, bir şeyi
katmaksızın kimseden korkmıyarak, bir tesire kapılmıyarak bildiğimi namusum
ve vicdanım üzerine dosdoğru söylediğime yemin ederim) şeklinde olur. Yemin
verilirken herkes ayağa kalkar.
Yeminin edası ve dilsizin yemini
Madde 58 - Şahit yemin şeklini yüksek sesle tekrar ederek veya okuyarak
yemin eder.
Okuyup yazmak bilmiyen dilsizler işaretlerinden anlayan bir kimse
vasıtasiyle ve işaretle yemin ederler. Okuyup yazmak bilen dilsizler yemin
şeklini yazarak ve imzalarını koyarak yemin ederler,
Hazırlık tahkikatında tanıkların yemini
Madde 59 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/12 md.)
Tanıklara, hazırlık tahkikatı sırasında, Cumhuriyet savcıları ile
sulh hakimleri tarafından dinlenmeleri halinde yemin verilir.
Tanığın tekrar dinlenmesi
Madde 60 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/13 md.)
Yemin ile dinlenen tanığın aynı tahkikat sırasında tekrar dinlenmesi
gerekirse, yeniden yemin verilmeyip önceki yemini hatırlatılmakla
yetinilebilir.
Şahide ilk defa sorulacak şeyler
Madde 61 - Şahide şehadetinden evvel adı,sanı,yaşı,işi, (...) (1) ve ikamet-
gahı sorulur. İktiza ederse şahadetine ne dereceye kadar itimat edilebileceği
hakkında hakimi tenvir edecek hallere mütaallik ve hele maznun veya mağdur ile
münasebetlerine dair sualler sorulur.
Şahide söylenecek şeyler ve sorulacak sualler
Madde 62 - Şahit dinlenmezden evvel hakim kendisine davayı anlatır,
maznun hazır ise onu da gösterir ve şahit, şahitlik edeceği vakıalara ait
bildiği şeyleri söylemeğe davet olunur. Şahit şahitliğini ederken sözü kesilmez.
Şahitlik ettiği hususu tenvir ve ikmal etmek ve malümatının müstenit
olduğu halleri layıkiyle takdir edebilmek için şahide sual sorulabilir.
-------------
(1) Bu aradaki "dini" sözcüğü Ana.Mah.`nin 2.2.1996 tarih ve E.:1995/25,
K.:1996/5 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.
Tanıklıktan ve yeminden sebepsiz çekinme
Madde 63 - (Değişik: 5/3/1973-1696/8 md.)
Kanuni bir sebep olmaksızın tanıklıktan veya yemin etmekten çekinen tanık
bundan doğan masraflara ve 46 ncı madde gereğinca para cezasına mahküm olur.
Bundan başka tanıklığa veya yemine zorlamak için; dinleneceği dava
hakkında hüküm verilinceye kadar ve her halde 6 ayı geçmemek üzere tanık
hapsolunabilir.
Kabahat davalarında bu müddet altı haftayı geçemez.
(Değişik: 21/5/1985 -3206/14 md.) Bu tedbirleri almaya istinabe olunan
hakim ve naipler ile hazırlık tahkikatı sırasında sulh hakimleri dahi yetki-
lidir.
Bir davanın görüldüğü sırada bu tedbirler alındıktan ve tatbik
olunduktan sonra o dava veya aynı işe ait diğer davada tekrar edilmez.
Şahide verilecek tazminat ve masraflar
Madde 64 - Hakim veya Cumhuriyet Müddeiumumisi tarafından davet olunan
her şahidin, tarifeye göre kaybettiği vakit ile mütenasip bir tazminat istih-
saline hakkı vardır. Bu tazminat Devlet Hazinesinden verilir. Şahit hazır olmak
için seyahat etmeğe mecbur olmuş ise yol masrafiyle şahitliğe davet olunduğu
mahaldeki ikamet masrafını alır.
YEDİNCİ FASlL
Ehlihibre ve keşif
Ehlihibrenin tabi olacağı hükümler
Madde 65 - Altıncı faslın aşağıda yazılı maddelere mugayir olmıyan hüküm-
leri ehlihibre hakkında dahi caridir.
Bilirkişinin tayini
Madde 66 - (Değişik:5/3/1973 - 1696/9 md.)
(Değişik: 21/5/1985 - 3206/15 md.) Çözümü özel veya teknik bir bilgiyi
gerektiren hallerde bilirkişinin rey ve mütalaasının alınmasına karar verilir.
Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün
olan konularda bilirkişi dinlenemez. Bilirkişinin tayini ve üçten fazla olmamak
üzere adedinin tespiti hakime aittir.
Hazırlık soruşturmasında, gecikmede sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet
Savcısı da bu yetkiyi haizdir.
Belli hususlar hakkında rey ve mütalaalarını beyan ile kanun tarafından
görevlendirilmiş resmi bilirkişi varsa, hususi sebepler olmadıkça başkası tayin
edilemez.
Tedavi ve muhafazaya hükmolunması veya Ceza Kanununun 47 nci maddesinin
uygulanması bakımından bilirkişi tetkikatı yaptırmaya hakimler mecburdur.
Bilirkişinin, adli tabip yoksa, mütehassıs bir hekim olması şarttır.
Hazırlık soruşturmasında muayeneleri icabeden kimselerin muayeneleri,
Cumhuriyet Savcılarının talebi ile yapılır.
Ehlihibrenin reddi
Madde 67 - Ehlihibre hakimin reddini mucip olan sebeplerden dolayı
reddolunabilir.
Şahitlik ehlihibre olmağa mani değildir. Ret hakkı Cumhuriyet Müddei-
umumisi ve davacı ile maznunundur. Hakim tarafından tayin olunan ehlihibrenin
isimleri mani sebepler olmadıkça ret hakkını haiz olanlara bildirilir.
(Ek: 5/3/1973 - 1696/10 md.) Ret talebini işi soruşturmakta veya davayı
görmekte olan hakim veya mahkeme inceler. Reddi isteyen taraf ret sebebini
ispat ile mükelleftir. Yemin delil olmaz.
Ehlihibreliği kabule mecbur olanlar
Madde 68 - Muayyen hususlarda rey ve mütalaa beyaniyle resmen tavzif edil-
miş olanlar yahut tetkikatın icrası için bilinmesi muktazi fen veya sanatla iş-
tigali meslek edinenler veya meslek edinmeğe resmen mezun olanlar ehlihibre ta-
yin edildikleri takdirde kendilerine verilen vazifeyi yapmağa mecburdurlar.
Evvelce adliyeye müracaatla ehlihibrelik vezaifini ifaya hazır olduklarını
bildirmiş olanlar da bu vazifeyi kabule mecburdurlar.
Ehlihibreye müracaatın sebebi delil olabilecek geçmiş vakıa ve halin tesbi-
ti ise haklarında şahide mütaallik hükümler tatbik olunur.
Ehlihibrelikten çekinme hakkı,ehlihibre olarak dinlenemeyenler
Madde 69 - Şahitlikten çekinmeyi mucip olabilen sebepler ehli hibrelikten
de çekilmeyi mucip olabilir. Ehlihibre makbul diğer sebeplere binaen dahi mü-
talaa beyanına mecbur tutulmayabilir.
Ehlihibre sıfatiyle dinlenmeleri mensup oldukları dairece memuriyetin men-
faat ve icaplarına halel vereceği beyan edilen Devlet memurları ehlihibre ola-
rak dinlenemez.
Görevini yapmayan bilirkişi hakkındaki işlem
Madde 70 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/16 md.)
Rey vermekle mükellef olduğu ve usulü dairesinde çağrıldığı halde gelmeyen
veya gelip de yeminden, rey ve mütalaa beyanından çekinen bilirkişiler hakkında
tanıklara ilişkin hükümler uygulanır.
Ehlihibre tetkikatını hakimin idaresi
Madde 71 - Hakim lüzum görürse ehlihibrenin yapacağı tetkikleri kendisi
sevk ve idare eder.
Ehlihibrenin yemini
Madde 72 - Ehlihibre mütalaasını söylemezden veya raporunu vermezden evvel
(bitarafane ve tamamen ilim ve fenne muvafık olarak reyini beyan edeceğine vic-
danı üzerine) yemin eder.
Ehlihibre, kendisinden talep edilen neviden mütalaa beyan etmek için evvel-
ce umumi surette yemin ettirilmişse yeniden yemin verilmeyerek evvelki yeminin
ahdinde beyanı rey aldığını kayıt ve işaret eder.
Ehlihibrenin salahiyeti
Madde 73 - Ehlihibre lüzum gösterirse raporunu tanzim için şahitleri dinle-
mek ve maznunu sorguya çekmek suretiyle muhtaç olduğu mütemmim malümatın istih-
sali temin olunabilir. Aynı maksatla ehli hibrenin kısmen veya tamamen dosyayı
tetkik etmesine ve şahitlerin dinlenmesinde veya maznunun sorguya çekilmesinde
hazır bulunmasına ve hatta bunlara doğrudan doğruya sual sormasına dahi müsaade
olunabilir.
Sanığın şuurunun tetkiki
Madde 74 - (Değişik: 5/3/1973 - 1696/12 md.)
(Değişik : 21/5/1985 - 3206/17 md.) Tedavi ve muhafazaya hükmolunması veya
Ceza Kanununun 47 nci maddesinin uygulanması bakımından yapılan incelemede, bi-
lirkişinin teklifi üzerine Cumhuriyet savcısı ve müdafi dinlendikten sonra sa-
nığın res-
i bir müessesede gözlemine hazırlık tahkikatı sırasında sulh hakimi ve son
tahkikat sırasında mahkeme tarafından karar verilebilir. (1)
Sanığın müdafii yoksa, yardım için re`sen kendisine bir müdafi
tayin edilir.
Sanık, gözlem altına alınma kararı aleyhine acele itiraz yoluna müracaat
edebilir. Bu itiraz kararın yerine getirilmesini durdurur. (1)
(yeniden düzenleme: 18/11/1992 - 3842/3 md.) Resmi müessesede gözlem
süresi üç haftayı geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa resmi müessesenin
talebi üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere ek süreler verilebilir;
fakat sürelerin toplamı üç ayı geçemez. Sanık resmi müesseseye gönderilirken
soruşturma dosyasıda birlikte yollanır. Dosyanın bütünü ile yollanmasında sa-
kınca gören hakim, bazı belgelerin suretlerini gönderebilir. Dosya en geç onbeş
gün içinde geri gönderilir. Gerektiği takdirde hakim bu süreyi altı haftayı
geçmemek üzere uzatabilir.
Resmi müessesede gözlem altına alınma süresi ilerde verilecek cezadan
ve muhafaza ve tedavi tedbirinin asgari süresinden indirilir.(1)
Bilirkişinin mütalaasını bildirme şekli ve süresi
Madde 75 - (Değişik : 21/5/1985-3206/18 md.)
Bilirkişi mütalaasını yazı ile bildirir. Ancak, hemen mütalaa
verilmesi mümkün olan işlerde bilirkişinin sözlü mütalaası ile yetinilebilir
ve bu mütalaa tutanağa geçirilerek imza ettirilir.
Bilirkişi yazılı mütalaasını tayin edilen süre içerisinde vermeye
mecburdur. Bu süre, işin niteliğine göre iki ayı geçemez. Belirlenen süre içe-
risinde mütalaasını vermeyen bilirkişi hakkında 63 üncü madde hükmü uygulanır.
Ehlihibre raporunun kafi görülmemesi halindeki muamele
Madde 76 - Hakim, verilen raporu kafi görmediği takdirde aynı
ehlihibre yahut tayin edeceği diğer ehlihibre tarafından yeni bir rapor
tanzim edilmesini emredebilir.
Raporunu itadan sonra ehlihibrenin reddi talep olunupta bu talep
kabul edilmişse hakim, yeni bir rapor tanzim etmek üzere başka ehlihibre
tayin edebilir.
Lüzum görülen hallerde, ihtısası haiz resmi dairelerin reyleri dahi
alınabilir.
Ehlihibreye tazminat, masraf ve ücret
Madde 77 - Ehlihibre tarifeye göre kaybettiği vakit için alacağı
tazminattan başka tetkikat ve seyahat masraflarını ve çalışmasiyle uygun
ücretini alır.
Keşif
Madde 78 - Keşif, hakim veya naibi veyahut istinabe olunan hakim
ile tehirinde mazarrat umulan hallerde Cumhuriyet Müddeiumumisi tarafından
yapılır.
Keşif yapıldığı vakit buna dair tanzim olunacak zabıt varakalarına
mevcut olan hal ve vaziyetle hadisenin hususi mahiyetine göre vücudu umulup-
ta bulunamıyan eserlerin ve izlerin yokluğu yazılır.
Ölüm muayenesi ve otopsi
Madde 79 - (Değişik: 21/5/1985-3206/19 md.)
Bir ölünün adli muayenesi tabip huzuru ile yapılır. Adli muayenede
ölünün tıbbi kimliği, ölüm zamanı ve ölüm sebebini tayin için harici bulgular
tespit edilir.
Otopsi, hakim ve tehirinde zarar umulan hallerde Cumhuriyet savcısı
huzurunda biri adli tabip veya patalog olmak şartı ile iki hekim tarafından
yapılır.
Zaruret halinde bu işlem bir hekim tarafından da yapılabilir. Ancak
zaruret halinin otopsi raporuna açıkça yazılması gerekir.
---------------------
(1) Birinci fıkradaki, "gözaltına alınmasına" ifadesi ile üçüncü ve beşinci
fıkralardaki, "gözaltına alma" ifadeleri 18.11.1992 tarih ve 3842 Sayılı
Kanunun 3 üncü maddesi ile sırasıyla, "gözlemine" ve "gözlem altına
alınma" olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
KANUNLAR, ŞUBAT 1993 (Ek - 15)
Bu işlem, ölüyü son hastalığında tedavi eden hekime yaptırılamaz. Bunun-
la beraber tedavi eden hekim hastalığın seyri hakkında bilgi vermek üzere
otopside hazır bulunmaya davet olunabilir.
Gömülen ölünün muayenesine veya üzerinde otopsi yapılmasına lüzum
görüldüğü takdirde, ölünün mezardan çıkarılmasına hazırlık tahkikatında
Cumhuriyet savcısı, son tahkikatta mahkeme tarafından müsaade olunur ve gerekli
işlemler karar veren mercice yerine getirilir.
Ölünün hüviyetini tayin
Madde 80 - Mani sebepler olmadıkça otopsiden evvel ölünün hüviyeti her
suretle ve bilhassa kendisini tanıyanlara gösterilerek, bilgilerine
müracaat olunarak tayin olunur ve elde edilmiş bir maznun varsa ölü tanınmak
üzere ona da gösterilir.
Otopsi
Madde 81 -Otopsi, ölünün hali müsait oldukça mutlak (baş, göğüs ve karnı)
nın açılmasını icabettirir.
Yeni doğmuş çocuğun ölüsü üzerindeki tetkikler
Madde 82 - Yeni doğmuş bir çocuk ölüsünün açılmasında yapılacak fenni
tetkikler, çocuğun bilhassa doğumu mütaakıp yahut doğum esnasında yaşayıp yaşa-
madığını ve vaktinde doğup doğmadığını yahut vakitsiz doğmuşsa yaşayabilecek bir
halde olup olmadığını tayine matuf olur.
Zehirlenme şüphesi üzerine yapılacak işlem
Madde 83 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/20 md.)
Zehirlenme şüphesi olan hallerde organlardan parça alınırken, bu organın
görünen şekli ile tahribatın tarif edilmesi gerekir. Ölüde yahut sair yerlerde
bulunmuş olan şüpheli maddeler bir kimyager veya tahlil ile resmen görevlendi-
rilmiş bir makam tarafından tahlil olunur.
Hakim bu tahlilin bir hekimin katılmasıyla veya idaresinde yapılmasını
emredebilir.
Kalpazanlık ve evrakı nakdiye sahtekarlığında yapılacak tetkikler
Madde 84 - Kalpazanlık ve evrakı nakdiyeye ait sahtekarlık suçlarında
zaptolunan paralar ve evrak lüzum görülürse bunların sahihlerini tedavüle
çıkaran makamlara tetkik ettirilir. Bu makamlar taklit veya sahtekarlığın ne
suretle yapılmış olduğu ve eserleri neden ibaret bulunduğu hakkında rey beyan
ederler.
Yabancı paraları ve evrakı için de selahiyetli Türk makamlarının reyi
alınmakla iktifa olunur.
Vesikanın tetkikı suretleri
Madde 85- Bir vesikanın doğruluğunu veya sahteliğini tahkik etmek yahut
failini meydana çıkarmak için ehlihibre marifetiyle yazı ve mühür tetkikatı
yapılabilir.
SEKİZİNCİ FASIL
Zabıt ve arama
Sübut vasıtalarından olan eşyanın muhafaza ve zaptı
Madde 86 - Tahkikat için sübut vasıtalarından olmak üzere faydalı
görülen yahut musadereye tabi olan eşya muhafaza veya başka bir suretle emniyet
altına alınır.
Bu eşya bir şahsın yanında bulunur ve bu şahıs rızasiyle teslimden
kaçınırsa zaptolunabilir.
Talep vukuunda eşyayı vermeyenler hakkındaki muamele
Madde 87 - Yukardaki maddede yazılı bir eşyayı yanında bulunduran şahıs
talep üzerine bu eşyayı göstermek ve teslim etmekle mükelleftir.
Kaçınma halinde bu eşyanın zilyedi hakkında 63 üncü maddenin cebre müta-
allik hapis hükmü tatbik edilir.
Şehadetten çekinmeğe mezun olan şahıslar hakkında bu hüküm tatbik olun-
maz.
Teslim olunmıyacak vesikalar
Madde 88 - Resmi dairelerde saklı evrak ve sair vesikalar münderecatının
ifşası memleketin selametine zarar vereceği o dairenin en büyük amiri tarafından
beyan edilirse bu evrak ve vesikaların gösterilmesi ve teslimi istenmez. Şukadar
ki bu beyan kafi görülmezse o dairenin mensup olduğu vekalete müracaat olunabi-
lir.
Zaptolunmıyacak mektuplar
Madde 89 - Maznun ile 47 ve 48 inci maddeler mucibince şahitlikten çekin-
me hakkı olan kimseler arasında teati olunan mektuplar bu kimseler yanında bu-
lundukça ve bunlar tahkikatın mevzuu olan vakıalara iştirak etmiş olmak veya
yataklık etmek şüphesi altında olmadıkça zaptedilemez.
Zabıt kararı vermek salahiyeti
Madde 90 -Zapta karar vermek salahiyeti hakimindir. Ancak tehirinde
mazarrat görülen hallerde Cumnhuriyet Müddeiumumileri ve bunların muavini sıfa-
tiyle emirlerini icraya memur olan zabıta memurları zabıt muamelesini yapabilir-
ler.
Hakimin kararı olmaksızın yapılan zabıt muamelesinde alakadar şahıs veya
bunun mümeyyiz olan hısımlarından biri hazır bulunmamış veya bunlardan biri
hazır bulunupta zabıt muamelesine açıkça itiraz etmişse zabıt muamelesini yapan
memur bunu üç gün zarfında hakime tasdik ettirmeğe mecburdur.
Kendi nezdinde zabıt muamelesi yapılan kimse her ne zaman isterse hakim-
den bu husus hakkında karar ittihazını isteyebilir.
Bu bapta karar vermek salahiyeti hukuku amme davası henüz açılmamış olan
hallerde zabıt muamelesinin yapıldığı yerin sulh hakimine aittir.
Zabıt muamelesi hukuku amme davasının açılmasından sonra Cumhuriyet
Müddeiumumileri veya zabıta memurları tarafından yapılmış olduğu halde davaya
bakmakta olan hakim üç gün içinde bu muameleden haberdar edilir ve zaptedilen
eşya emrine hazır bulundurulur.
Harb gemileri dahil olmak üzere askeri hizmetlere mahsus yerlerde yapı-
lacak zabıt muamelesi hakim veya Cumhuriyet Müddeiumumisinin talep ve iştirakiy-
le askeri makamlar tarafından ifa olunur.
Ancak askeri hizmetlere mahsus yerler ordu ile alakası olmıyan kimseler
tarafından munhasıran işgal edildiği takdirde askeri makamların müdahalesine
lüzum yoktur.
Maznuna gönderilen mektup, telgraf vesair mersulelerin zaptı
Madde 91 - Maznuna gönderilen mektuplar vesair mersule ve telgrafların
posta ve telgrafhanede zaptı caizdir.
Maznun tarafından veya ona hitaben gönderildiği bazı hallerden anlaşılan
ve tahkikat noktai nazarından münderecatının ehemmiyeti haiz olduğu tayin edilen
mektuplar vesair mersule ve telgrafların dahi bu yerlerde zaptı caizdir.
Mektup, telgraf vesair mersulelerin zaptı kararı
Madde 92 - Bundan evvelki maddede yazılı olan zabıt muamelesi ancak hakim
tarafından yapılabilir.
Tehirinde mazarrat umulan ve munhasıran kabahatlere mütaallik bulunmıyan
hallerde bu muamelenin icrasına Cumhuriyet Müddeiumumileri dahi salahiyetlidir.
Şukadar ki müddeiumumiler kendilerine verilen şeyleri ve bilhassa mektup
lar vesair posta mersulelerini açmaksızın derhal hakime tevdi etmek mecburiye-
tindedirler.
Cumhuriyet Müddeiumumisi tarafından emrolunan zabıt muamelesi eşya henüz
teslim edilmemiş olsa bile üç gün içinde hakim tarafından tasdik olunmadığı
takdirde hükümsüzdür.
Cumhuriyet Müddeiumumisinin verdiği emir üzerine yapılan, zabıt muamele-
siyle mektup vesair posta mersulelerinin açılması hakkında karar itası 90 ıncı
madde mucibince salahiyetli hakimindir.
Tedbirlerin alakadarlara bildirilmesi
Madda 93- Tahkikatın gayesine halel vermek ihtimali olmadıkça 91 ve 92 nci
maddelere göre alınacak tedbirler alakadarlara bildirilir.
Açılmasına karar verilmemiş olan mektup ve mersuleler derhal alakadarlara
teslim olunur. Açılıpta alıkonulması icabetmiyenler hakkında da bu yolda muamele
edilir.
Alıkonulan bir mektubun tahkikat için gizli tutulmasında fayda görülmeyen
kısımlarının sureti mürselünileyhe gönderilir.
Maznuna, şerikine ve yatağına ait yerlerin ve şeylerin aranması
Madde 94 - Bir suç işlemek veya buna iştirak veyahut yataklık etmek şüp-
hesi altında bulunan kimsenin evi ile ona ait sair mahallerde aranma yapılabi-
leceği gibi gerek üzeri ve gerek eşyası dahi aranabilir.
Bu arama şüphe altında bulunan kimsenin yakalanması maksadiyle yapılabi-
leceği gibi sübut delillerinin meydana çıkarılması umulan hallerde dahi yapıla-
bilir.
Maznun ile şerikinden ve yatağından başka kimseler hakkındaki arama
Madde 95 - Yukardaki maddede yazılı kimselerden başkalarının gerek üzer-
lerinde ve gerek eviyle sair mahallerde arama, ancak maznunun yakalanması veya
suçun izlerininin takibi veya muayyen bazı eşyanın zaptı maksadiyle yapılabilir.
Bu hallerde aramanın yapılması, aranılan şahsın veya takip edilen izlerin
yahut zaptedilecek eşyanın aranılacak şahıs veya mahallerde bulunduğunu istidlal
ettirebilecek vakıaların vücuduna bağlıdır.
Bu takyit, maznunun içinde tutulduğu veya takibi sırasında girdiği mahal-
lerle emniyeti umumiye idaresinin nezareti altında bulunan bir şahsın oturduğu
mahaller hakkında cari değildir.
Gece yapılacak arama, gecenin tayini
Madde 96 - Meşhut cürüm ile tehirinde mazarrat görülen haller veya firar
eden bir mevkuf veya mahpusun tekrar yakalanması hali müstesna olmak üzere
meskende veya iş mahalleri ile sair kapalı yerlerde gece vakti aranma yapılmaz.
Bu takayyüt Emniyeti Umumiye İdaresinin hususi nezareti altında bulunan
şahısların oturdukları yerlerle geceleyin herkesin girip çıkabileceği mahaller
yahut mahkümların toplanma veya sığınma veya suç ile elde edilen eşyayı saklama
mahalli veyahut gizli kumar yerleri veya umumhaneler gibi polisçe maruf olan
yerler hakkında cari değildir.
(Son fıkra Mülga: 9/7/1953 - 6123/3 md.)
Arama kararı salahiyeti
Madde 97 - Aramaya karar vermek salahiyeti hakimindir. Ancak tehirinde
mazarrat umulan hallerde Cumhuriyet Müddeiumumileri ve müddeiumumilerin muavini
sıfatiyle emirlerini icraya memur olan zabıta memurları arama yapabilirler.
Hakim veya Cumhuriyet Müddeiumumisi hazır olmaksızın süknada veya iş
görmeğe mahsus mahaller ile kapalı yerlerde aramada bulunabilmek için o mahal
ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.
Yukardaki fıkrada gösterilen takayyüt 96 ncı maddenin ikinci fıkrasında
yazılı mahallere şamil değildir.
Harb gemileri dahil olmak üzere askeri hizmetlere mahsus yerlerde yapı-
lacak zabıt muamelesi hakim veya Cumhuriyet Müddeiumumisinin talep ve iştirakiy-
le askeri makamlar tarafından derhal ifa olunur. Ancak askeri hizmetlere mahsus
yerler ordu ile alakası olmıyan kimseler tarafından munhasıran işgal edildiği
takdirde askeri makamların müdahalesine lüzum yoktur.
Aramada kimlerin bulunabileceği
Madde 98 - Arama muamelesine tabi yerlerin sahibi veya eşyanın zilyedi
aramada hazır bulunabilir. Kendisi bulunmazsa mümessili veya mümeyyiz hısımla-
rından biri yahut kendisiyle bilikte sakin olan bir kimse veya komşusu bulun-
durulur.
95 inci maddenin birinci fıkrasında gösterilen hallerde zilyed ve bulun-
mazsa yerine davet olunacak kimse muameleye başlamazdan evvel aramanın gayesin-
den haberdar edilir.
96 ncı maddenin ikinci fıkrasında yazılı yerlerin zilyedi hakkında bu
hüküm tatbik olunmaz.
Aramaya maruz kalan kimseye verilecek varaka ve vesika
Madde 99 - Aramanın hitamında aramaya maruz kalan kimseye talebi üzerine
aramanın 94 ve 95 inci maddelere uyan sebeplerini ve 94 üncü maddede gösterilen
halde cezalandırılması maksut olan fiilin mahiyetini mübeyyin bir varaka veri-
lir. Yine talebi üzerine zaptolunan veya emniyet altına alınan eşyanın müfreda-
tını havi bir defter ve şayet şüpheyi dai bir şey elde edilmemiş ise bunu mübey-
yin bir vesika verilir.
Muvakkat zabıt
Madde 100 - Arama neticesinde yapılmakta olan tahkikatla alakası bulun-
mıyan ve fakat diğer bir suçun işlendiği şüphesini uyandırabilecek olan eşya
bulunursa bu eşya muvakkat olarak zaptolunur ve keyfiyet Cumhuriyet Müddeiumu-
miliğine bildirilir.
Zabıt defteri ve mühürlenmesi
Madde 101 - Tevdi veya zaptolunan eşyanın tam bir defteri yapılır ve
karışmasının veya değişmesinin önü alınmak için bu eşya resmi mühürle mühürlenir
veya bir işaret konulur.
Kağıtların tetkik salahiyeti
Madde 102 - Aramaya tabi olan kimsenin kağıtlarını tetkik salahiyeti
hakimindir. Diğer memurların elde edilen kağıtları tetkik edebilmeleri
zilyedinın rızasına bağlıdır. Rızası olmazsa bu memurlar tetkikını lüzumlu
addettikleri kağıtları
KANUNLAR, ŞUBAT 1993 (EK - 15)
mümkünse zilyedinin huzurunda bir zarfa koyarak ve resmi mühürle mühürleyerek
hakime gönderirler.
Kağıtların zilyedi veya bunun mümessili kendi mühürünü dahi vaz`a mezundur.
İlerde mühürün fekkine ve kağıtların tetkikına karar verildiği takdirde bu
muamelenin icrasına hazır bulunmak üzere zilyedi veya mümessili mümkünse
davet olunur. Hakim bir suça taallük eden kağıtları Cumhuriyet Müddeiumumiliğine
tevdi eder.
Mağdurdan alınan eşyanın iadesi
Madde 103 - Bir suçtan mağdur olan kimseden suç sebebiyle alınmış olan
eşya tahkikatın neticesiyle beraber ve hatta daha evvel resen ve bu hususta ay-
rıca bir hükme hacet kalmaksızın mağdura geri verilir. Meğer üçüncü şahıslar
tarafından buna itiraz edile.
Alakadar şahıslar haklarını hukuk davası ikamesi suretiyle alabilmek
salahiyetini muhafaza ederler.
DOKUZUNCU FASIL
Tevkif, muvakkat yakalama ve salıverme
Maznunun tevkifini mucip haller
Madde 104 - (Değişik : 18/11/1992 - 3842/4 md.) Suçluluğu hakkında kuvvetli
belirti bulunan kişiler aşağıdaki hallerde tutuklanabilir.
1 - Kaçma şüphesini uyandıracak vakıalar bulunması.
2 - Delillerin yok edilmesi, değiştirilmesi, gizlenmesi, şeriklerin uydurma
beyana veya tanıkların yalan tanıklığa veya tanıklıktan kaçmaya sevk edildiğini,
bilirkişilerin etki altına alınmasına çalışıldığını gösteren hal ve davranışla-
rın bulunması.
Soruşturma konusu olan suçun, kanunda öngörülen cezasının üst sınırı yedi
yıldan az olmayan hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektirmesi veya sanığın ikametga-
hı veya meskeninin bulunmaması veya kim olduğunu ispat edememesi durumunda yuka-
rıda bir ve iki numaralı bentlerdeki haller var sayılabilir.
Altı aya kadar hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçlarda sanık ancak,
suçun toplumda infial uyandırması veya ikametgahı veya meskeninin bulunmaması
veya kim olduğunu ispat edememesi halinde tutuklanabilir.
Soruşturma konusu fiilin önemi veya uygulanabilecek ceza veya emniyet tedbi-
ri dikkate alındığında tutuklama haksızlığa sebep olabilecekse veya tutuklama
yerine bir başka yargılama önlemi ile amaca ulaşılabilecek ise tutuklamaya karar
verilemez.(1)
Hafif hapisli suçlarda tevkif
Madde 105 - (Mülga: 18/11/1992-3842/31 md.)
Sanığın tutuklanması ve tutuklama müzekkeresinin şekli
Madde 106 - (Değişik:5/3/1973-1696/13 md.)
(Değişik : 18/11/1992 - 3842/5 md.) Sanığın tutuklanmasına ancak hakim karar
verir. Tutuklanması talep edilen sanık hazırsa karardan önce dinlenir, hazır bu-
lunan sanık isterse sorgu sırasında vekaletname aranmaksızın müdafii de hazır
bulunabilir ve karar verilmeden önce Cumhuriyet Savcısı ile hazır olan müdafi
dinlenir. Sanık hazır değilse talebe ilişkin karar, yokluğunda ve evrak üzerin-
den verilir.
(Değişik: 18/11/1992 - 3842/5 md.) Tutuklama müzekkeresinde, sanığın mümkün
olduğu kadar açıkça kim olduğu ve şekli ile kendisine isnad olunan fiil, fiilin
gerçekleştiği zaman ve yer, fiilin kanunda hükme bağlandığı maddeler, suçun ka-
nuni unsurları ve tutuklamanın sebebi belirtilir.
-----------------------
(1) Bu maddede 18/11/1992 tarih ve 3842 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin,
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren suçlarda uygulanmaya-
cağı, bunlar hakkındaki uygulamanın değişiklikten önceki hükme göre yapı-
lacağı söz konusu Kanunla hükme bağlanmıştır.
Tutuklama müzekkeresinin sureti tutma anında tebliğ edilir. Bu mümkün
olmadığı takdirde de, tutma sebepleri ve aleyhindeki isnat sanığa hemen yazılı
olarak bildirilmekle beraber tevkifevine konulduğunun en geç ertesi günü
kendisine tebliğ olunur. Tebliğ, tutuklama müzekkeresinin aslına, bir suretinin
sanığa verildiği ve tarihi yazılmak ve sanığın yakalandığı gün gösterilmek ve
altı sanık ile tebliğ yapan memur tarafından imzalanmak suretiyle olur ve bu
asıl tevkifevi dosyasında saklanır.Bu muamelenin yapıldığı yazılı olan tutuklama
müzekkeresinin diğer bir sureti dava dosyasına konur.
Sanığa, tutuklama müzekkeresinin tebliğinde tutuklama kararına itiraz hakkı
olduğu bildirilir.(1)
Sanığın tutuklanmasından kimlere haber verileceği
Madde 107-(Değişik: 5/3/1973- 1696/14 md.)
Tutuklamanın gayesini ihlal etmemek şartı ile tutuklanan sanığın yakınları-
na ve esaslı bir alakası olan diğer kimselere, tutulmasını bildirmesine müsaade
olunur. Tutuklanan isterse bunlara resmen dahi haber verilir.
Tutuklanan sanık hakim önüne çıkarılınca, durum yakınlarına bu hakim tara-
fından verilen bir kararla hemen bildirilir.
Tutuklunun sorguya çekilmesi
Madde 108 - (Değişik: 5/3/1973 - 1696/15 md.)
(Değişik birinci fıkra: 18/11/1992-3842/6 md.) Sanık tutuklama müzekkeresi
üzerine tutulduğunda derhal ve nihayet yirmidört saat içinde yetkili hakim önüne
çıkarılarak sorguya çekilir ve tutmanın devam edip etmeyeceği hakkında bir karar
verilir.
(Değişik:18/11/1992-3842/6 md.) Sanığı en yakın hakim önüne getirmek için
gerekli süre bu yirmidört saatlik süreye dahil değildir.
Sanığa, sorgu sırasında aleyhindeki vaziyet ve hallerden haber verilir.
Sorguya çekme, sanığın kendi lehine meydana koyacağı delillere mani olmaya-
cak tarzda cereyan etmelidir.
(Beşinci fıkra Mülga: 21/5/1985-3206/82 md.)
(Ek:18/11/1992-3842/6 md.) Bu Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası
ile 229 uncu maddesindeki tutuklama sebepleri hariç sanığın sorgusu sırasında
yalnız Cumhuriyet Savcısı ile müdafi hazır bulunabilir ve tutulmanın devam edip
etmeyeceği hakkında bir karar verilmeden önce Cumhuriyet Savcısı ile hazır bulu-
nan müdafi dinlenir. (1)
Tutuklunun Salıverilmesi
Madde 109 - (Değişik: 5/3/1973 - 1696/16 md.)
Sanık 108 inci maddede gösterilen süre içinde yetkili hakim önüne çıkarıla-
mazsa aynı süre içinde tutulma yerine en yakın sulh hakimi önüne çıkarılır.
Sorguya çekilmede tutuklama müzekkeresinin geri alındığı veya tutulan kim-
senin tutuklama müzekkeresinde yazılan şahıs olmadığı anlaşılırsa sanık hemen
salıverilir.
-------------------
(1) Bu maddede 18/11/1992 tarih ve 3842 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin,
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren suçlarda uygulanmaya-
cağı, bunlar hakkındaki uygulamanın değişiklikten önceki hükme göre yapı-
lacağı söz konusu Kanunla hükme bağlanmıştır.
KANUNLAR, ŞUBAT 1993 (Ek-15)
Tutuklulukta geçecek süre
Madde 110-(Mülga:21/5/1985-3206/82 md.; yeniden düzenleme:18/11/1992-3842/
7 md.)
Hazırlık soruşturmasında tutukluluk süresi azami altı aydır. Kamu davasının
açılması halinde bu süre hazırlık soruşturmasında tutuklukta geçen süre dahil
iki yılı geçemez.
Soruşturmanın veya yargılamanın özel zorluğu veya geniş kapsamlı olması se-
bebiyle yukarıda belirtilen sürelerin sonunda kamu davası açılamamış veya hüküm
tesis edilememiş ise, soruşturma konusu fiilin kanunda belirtilen cezasının alt
sınırı yedi seneye kadar hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçlarda tutukla-
ma kararı kaldırılır. Yedi sene ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezalar ile
ölüm cezasını gerektiren suçlarda tutuklama sebebine, delillerin durumuna ve sa-
nığın şahsi hallerine göre tutukluluk halinin devamına veya sona erdirilmesine
veya uygun görülecek nakdi kefaleti vermesi şartıyla sanığın tahliyesine karar
verilebilir. (1)
Madde 111-(Mülga:21/5/1985-3206/82 md.)
Tutukluluğun devam edip etmeyeceğinin incelenmesi
Madde 112-(Değişik:21/5/1985-3206/21 md.)
Hazırlık tahkikatı sırasında sanığın tutukevinde bulunduğu müddetçe ve en
geç otuzar günlük süreler içerisinde tutukluluk halinin devamının gerekip ge-
rekmeyeceği Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh hakimi tarafından ince-
lenir.
Tutukluluk halinin incelenmesi yukardaki fıkrada öngörülen süre içinde sa-
nık tarafından da istenebilir.
Mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın duruşmasında, tutukluluk halinin de-
vamının gerekip gerekmeyeceğini her celse veya şartların gerçekleştiğinde cel-
se arasında re`sen kararlaştırılır.
Madde 113-115-(Mülga: 8/6/1936-3006/2 md.)
Tutuklulunun konacağı yer ve hakkında yapılacak işlem.
Madde 116 - (Değişik: 24/10/1984- 3063/1 md.)
Tutuklanan kimse mümkün olduğu kadar hükümlülerden ayrı bir yere konur ve-
ya ayrı bir odada bulundurulur.
Tutuklu hakkında ancak tutuklama ile gözetilen gayeyi ve tutukevinin düze-
nini sağlayacak kadar kayıtlamada bulunulur.Tutuklu, tutukevinin düzen ve emni-
yetini bozmamak ve tutuklanmasındaki gaye ile uygun olmak şartıyla servet ve du-
rumuna göre kendisi masraf ederek istirahat ve meşgalesini düzenleyebilir.
Tutuklu, tutukevinde ciddi bir tehlike teşkil ettiği ve özellikle öteki
tutukluların emniyeti için zaruri görüldüğü veya intihara veya kaçmaya kalkıştı-
ğı yahut bu yolda hazırlıkta bulunduğu takdirde, sağlığına zarar vermeyecek ted-
birler alınabilir.
Tutukevinin kanun, tüzük, yönetmelik ve emirlerle belirlenmiş düzenini bozan
tutuklular hakkında, hükümlülere uygulanan disiplin cezalarına ve bunların
neticelerine dair hükümler tatbik edilir.
(Değişik: 16/5/2001 - 4672/7 md.) Yukarıda belirtilen disiplin cezaları ve tedbirlere dair
kararlar, ilgili kurul veya memurlar tarafından alınır ve infaz hâkiminin onayına sunulur.
Kararlar infaz hâkiminin onayından sonra uygulanır. Acil hallerde bu kararlar, ilgili kurul
veya memurlar tarafından alınarak uygulamaya konulur ve derhal infaz hâkiminin
onayına sunulur
Tutuklu duruşmaya bağlı olmayarak çıkarılır.
Tevkiften kefaletle vazgeçilebilmesi
Madde 117 - (Değişik: 28/6/1938 - 3515/1 md.)
104 üncü maddenin ilk fıkrasının ikinci bendi hükmü haricindeki sebebler-
den dolayı tevkifine karar verilen maznunun kefalet vermesi şartile tevkifinden
vazgeçilebilir.
(İkinci fıkra Mülga: 21/5/1985 - 3206/82 md.)
Kefaletin nevileri
Madde 118 - Kefalet gerek para ve gerek Devlet esham ve tahvilleri tevdii
suretiyle olabileceği gibi muteber kimselerin mali kefalet vermesiyle de olabi-
lir.
Kefaletin miktar ve nevini takdir hakimindir.
(Ek: 12/6/1979-2248/2 md.) Hakim, kefaletin miktar ve nevinin takdirinde;
suçun niteliğini, sanığın kişisel durumunu ve yargı organlarınca yapılacak iş-
lemlere uyup uymayacağını gözönünde bulundurur.
Türkiye`de oturmayan tutuklunun salıverilmesinde vekil tayini ve kefalet
parasının takdiri(1).
Madde 119 - Kefaletle salıverilmesini isteyen maznun Türkiye`de oturmuyor_
sa kendisine yapılacak tebligatı kabul için davaya bakacak mahkemenin kazası
dairesinde ikamet eden bir kimseyi tevkil eder.
(Ek:12/6/1979-2248/3 md.) Mahkeme, bu kimseler hakkında yukarıdaki
madde gereğince takdir edilecek kefalet parasının, o tarihteki resmi kur esas
alınarak oturdukları yabancı devlet parasıyla ödenmesine karar verebilir.
Salıverilen mevkufun yeniden tevkifi
Madde 120 - Maznun kaçmak hazırlığında bulunur veya usulü dairesinde davet
emrine mazereti olmaksızın itaat etmez yahut tevkifini müstelzim yeni sebepler
elde edilirse verdiği kefalete bakılmaksızın yeniden tevkif olunur.
Kefalete lÜzum kalmaması ve kefaletten kurtulma:
Madde 121 - Maznun yeniden tevkif edildiği veya tevkif müzekkeresi geri
alındığı yahut maznun hakkında hürriyeti tahdit eden bir ceza hükmolunupta infa-
zına başlandığı takdirde henüz Hazineye irat kaydedilmemiş olan kefalete lüzum
kalmaz.
Kefalet etmiş olan kimse hakim tarafından tayin olunan mehil içinde maz-
nunu getirdiği veya maznunun firar niyetinde bulunduğunu gösteren vakıaları tev-
kifine müsait olacak kadar bir müddet evvel haber verdiği takdirde kefaletten
kurtulur.
Kefalet parasının irad kaydı ve acele itiraz:
Madde 122 - (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1 md.)
(Değişik birinci cümle: 18/11/1992-3842/8 md.) Sanık soruşturma veya duruş-
mada mazeretsiz hazır bulunmaz veya mahküm olup da hürriyeti bağlayıcı cezanın
infazından kaçarsa kefalet karşılığı hazineye gelir kaydedilir veya para ceza-
sını, ödeme emrinin tebliğine rağmen süresinde ödemez ise kefalet karşılığından
para cezası mahsup edilerek kalan para hazineye gelir kaydedilir. Bu hususa ka-
rar verilmezden evvel maznuna kefalet etmiş olanlar izahat vermeğe davet olunur.
Bu karar aleyhine ancak acele itiraz yoluna müracaat olunabilir.
Bu itiraz üzerine bir karar verilmeden evvel şifahi olarak iddialarını
izah ve tesbit edilen vakıaları münakaşa etmek üzere alakadarlara ve Cumhuriyet
Müddeiumumisine müsaade olunur.
Kefalet karşılığının Hazineye irad kaydına dair olan karar feshi kabil
olduğu müddet içinde maznuna kefalet etmiş olanlar hakkında muvakkaten icra
olunabilir.
İtiraz müddetinin geçmesile bu karar hukuk mahkemelerinden verilen ve
kat`ileşen kararlar hükmünde olur.
----------------
(1) Madde başlığı 12/6/1979 tarihli ve 2248 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle de-
ğiştirilmiş olup, değişiklik metne işlenmiştir.
KANUNLAR, ŞUBAT 1993 (Ek - 15)
Tutuklama müzekkeresinin geri alınması ve hükmünün son bulması
Madde 123-(Değişik 21/5/1985 - 3206/22 md.)
Tutuklama sebeplerinin ortadan kalkması veya beraat kararı verilmesi hal-
lerinde tutuklama müzekkeresinin hükmü sona erer.
Kanun yoluna başvurma sanığın salıverilmesini geri bırakmaz.
Tevkif ve salıverme kararlarını vermek salahiyeti
Madde 124 - (Değişik: 7/6/1937 - 3207/1 md.)
Tevkif ve kefaletle salıverme hakkındaki kararlar salahiyetli hakim tara-
fından verilir.
(İkinci fıkra Mülga: 5/3/1973 - 1696/17 md.)
Cumhuriyet Müddeiumumisi salahiyetli olan merciden maznunun tevkifini is-
teyebilir. Bu merci,ret veya kabul hakkında bir karar vermeğe mecburdur.
(Değişik: 21/5/1985 - 3206/23 md.) Davanın açılmasından sonra acele hal-
lerde mahkeme başkanı dahi aynı yetkiye sahiptir.
Sulh hakiminin tevkif müzekkeresi kesmesi
Madde 125 - Sulh hakimi hukuku amme davası açılmazdan evvel dahi tevkif
müzekkeresi kesilmesini haklı gösterecek sebep varsa Cumhuriyet Müddeiumumisinin
talebi üzerine veya tehirinde mazarrat umulan hallerde resen tevkif müzekkeresi
verebilir.
(Değişik: 21/5/1985 - 3206/24 md.) Bu tutuklama veya kefaletle salıverme-
ye karar vermek hakkı suçun işlendiği veya sanığın yakalandığı yer sulh hakimi-
nindir.Ancak, fiili veya hukuki imkansızlık hallerinde yetkili hakimin mensubu
olduğu ağır ceza merkezindeki sulh hakimi de yetkilidir.
106 ncıdan 123 üncüye kadar olan maddeler hükümleri bu hallerde de caridir.
Tevkif müzekkeresinin geri alınması talebi, C. M. U. sinin maznunu salı-
vermesi
Madde 126 - (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1 md.)
Cumhuriyet Müddeiumumisi hukuku amme davasını açmadığı veya maznunun mev-
kufiyetinin devamına lüzum görmediği takdirde tevkif müzekkeresi hükümsüz kalır.
Bu hallerde Cumhuriyet Müddeiumumisi maznunu hemen salıverir.
Meşhud cürümde yakalama, meşhud suç
Madde 127 - (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1 md.)
Meşhud cürüm sırasında rastlanan veya meşhud curümden dolayı takib olunan
şahsın firarı umulur veya hemen hüviyetini tayin mümkün olmazsa tevkif müzekke-
resi olmaksızın dahi o şahsı herkes muvakkaten yakalıyabilir. Cumhuriyet Müddei-
umumisi veya derhal amirlerine müracaat imkanı olmıyan hallerde zabıta memur-
ları tevkif müzekkeresi kesilmesini müstelzim ve aynı zamanda tehirinde mazarrat
umulan hususlarda maznunu muvakkaten yakalıyabilirler.
Takibi şikayete bağlı olup küçüklere yahut beden veya akıl hastalığı yahut
malüliyet dolayısile kendisini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen meşhud
cürümlerde maznunun yakalanması şikayete bağlı değildir.
İşlenmekte olan suç, meşhud suçtur.
Henüz işlenmiş olan suç ile suçun işlenmesinden hemen sonra zabıta veya
suçtan zarar gören şahıs yahut başkaları tarafından takib edilerek veya suçun
pek az evvel işlendiğini gösteren eşya veya izlerle yakalanan kimsenin işlediği
suç da meşhud suç sayılır.
Yakalanan kimsenin sorguya çekilmesi
Madde 128 - (Değişik: 18/11/1992-3842/9 md.)
(Değişik birinci cümle: 6/3/1997 - 4229/1 md.) Yakalanan şahıs bırakılmaz-
sa, yakalama yerine en yakın sulh hakimine gönderilmesi için zorunlu süre hariç
yirmidört saat içinde sulh hakiminin önüne çıkarılır ve sorguya çekilir. Yaka-
lananın talebi halinde müdafi de sorguda hazır bulunabilir.
Üç veya daha fazla kişinin bir suça iştiraki suretiyle toplu olarak işlenen
suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya fail sayısının çokluğu ve ben-
zeri nedenlerle Cumhuriyet Savcısı bu sürenin dört güne kadar uzatılmasına ya-
zılı olarak emir verebilir. (Değişik ikinci cümle: 6/3/1997 - 4229/1 md.) So-
ruşturma bu sürede sonuçlandırılmazsa Cumhuriyet savcısının talebi ve sulh
hakiminin kararı ile süre yedi güne kadar uzatılabilir.
Sulh hakimi yakalamayı gerektiren bir hal görmez veya yakalama sebepleri
ortadan kalkmış bulunursa yakalanan şahsın bırakılmasına karar verir.
Yakalama süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet Savcısının yazılı emrine
veya yakalama işlemine karşı, yakalanan kişi veya müdafii veya kanuni mümessili
veya birinci veya ikinci derecede kan hısımı veya eşi hemen serbest bırakılmayı
sağlamak için sulh hakimine başvurabilirler. Sulh hakimi incelemeyi evrak üze-
rinde yaparak derhal ve nihayet yirmidört saat dolmadan başvuruyu sonuçlandırır.
Yakalamanın veya süre uzatmanın yerinde olduğu kanısına varırsa müracaatı redde-
der veya yakalananın derhal soruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır
bulundurulmasına karar verir.
Yakalama süresinin dolması veya hakimin serbest bırakma kararı üzerine ser-
best bırakılan kişi hakkında yakalamaya konu olan fiil sebebiyle yeni ve yeterli
delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet Savcısının kararı olmadıkça bir daha bu
madde hükmü uygulanmaz.
Yakalanan kimsenin mahkemeye götürülmesi
Madde 129 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/26 md.)
Yakalanan şahıs, hakkında kamu davası açılmış ise hemen, evvelce sulh ha-
kimliğince sorgusu yapılmış ise, bu hakimin kararı ile yetkili mahkemeye götürü-
lür.
Mahkeme yakalanan şahsın serbest bırakılmasına veya tutuklanmasına aynı
gün karar verir.
Şikayete bağlı suçlarda maznunun yakalanmasından alakadarlara haber veril-
mesi
Madde 130 - Takibi şikayete bağlı olan suç hakkında 127 nci maddenin son
fıkrasına göre şikayetten evvel fail yakalanmış olursa şikayete salahiyeti olan
kimseye ve bunlar birden fazla ise hiç olmazsa birine yakalama keyfiyetinden ha-
ber verilir.
Bu hususta dahi 126 ncı madde hükmünün tatbikı kabildir.
Yakalama müzekkeresi ve sebepleri
Madde 131 - Tevkif edilecek şahıs kaçak olur veya saklanmış bulunursa
tevkif müzekkeresine müsteniden Cumhuriyet Müddeiumumisi ve zaruret halinde ha-
kim tarafından hakkında yakalama müzekkeresi verilebilir.
Evvelce verilmiş bir tevkif müzekkeresi olmaksızın bir şahıs hakkında ya-
kalama müzekkeresi verilmesi ancak hapishaneden yahut yakalanmış iken muhafız-
ların elinden kaçması hallerinde mümkündür. Bu takdirde zabıta idareleri dahi
yakalama müzekkeresi verebilirler.
Yakalama müzekkeresi tevkif edilecek şahsın mümkün olduğu kadar açıkça
kendini ve şeklini ve kendisine atfedilen suçu ve nereye gönderileceğini muhtevi
olur.
108, 109 uncu maddeler hükmü yakalama müzekkeresi ile tutulan şahıslar
hakkında dahi caridir.
ONUNCU FASIL
İfade alma ve sorgu (1)
İfade veya sorgu için celp
Madde 132 - (Değişik: 18/11/1992-3842/11 md.)
Kişi, ifade alınması veya sorgu için celpname ile davet olunur. Gelmezse
zorla getirileceği celpnameye yazılabilir.
Maznunun ihzarı
Madde 133 - Hakkında tevkif müzekkeresi kesilmesi için kafi sebepler bulu-
nan maznunun ihzarı emredilebilir.
İhzar müzekkeresi, maznunun açıkça kim olduğunu ve şeklini ve kendisine
atfedilen suçu ve zorla getirilmesi sebeplerini muhtevi olur.
(Ek: 5/3/1973 - 1696/19 md.) İhzar müzekkeresinin bir sureti sanığa verilir.
İhzar olunan sanığın sorguya çekilmesi
Madde 134 - (Değişik: 5/3/1973 - 1696/20 md.)
İhzar müzekkeresi ile çağrılan şahıs derhal, mümkün olmadığı takdirde yol
süresi hariç en geç kırksekiz saat içinde çağıran hakimin önüne götürülür ve
sorguya çekilir.
İhzar, getirme için muhik görülecek bir zamanda başlar ve hakim tarafın-
dan sorguya çekilmenin sonuna kadar devam eder.
İfade ve sorgunun tarzı
Madde 135 - (Değişik: 18/11/1992-3842/12 md.)
Zabıta amir ve memurları ile Cumhuriyet Savcısı tarafından ifade almada
ve hakim tarafından sorguya çekilmede aşağıdaki hususlara uyulur:
1. İfade verenin veya sorguya çekilenin kimliği tesbit edilir. İfade veren
veya sorguya çekilen kimliğe ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmak
zorundadır.
2. Kendisine isnat edilen suç anlatılır.
3. Müdafi tayin hakkının bulunduğu, müdafi tayin edebilecek durumda değilse
baro tarafından tayin edilecek bir müdafi talep edebileceği ve onun hukuki yar-
dımından yararlanabileceği, isterse müdafiin soruşturmayı geciktirmemek kaydı
ile ve vekaletname aranmaksızın ifade veya sorguda hazır bulunacağı bildirilir;
yakınlarından istediğine yakalandığını duyurabileceği söylenir.
4. İsnad edilen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu
söylenir.
5. Şüpheden kurtulması için somut delillerinin toplanmasını talep edebile-
ceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe sebeplerini ortadan kaldır-
mak ve lehine olan hususları ileri sürmek imkanı verilir.
6. İfade verenin veya sorguya çekilenin şahsi halleri hakkında bilgi
alınır.
7. İfade veya sorgu bir tutanakla tesbit edilir. Bu tutanakta;
a) İfade verme veya sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih,
b) İfade verme veya sorguya çekme sırasında hazır bulunan kişilerin isim ve
sıfatları ile ifade veren veya sorguya çekilen kişinin açık kimliği,
----------------------
(1) Onuncu Fasıl başlığı, "Maznuna Sorgu" iken, 18/11/1992 tarih ve 3842 sayılı
Kanun ile değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
c) İfade vermenin veya sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine
getirilip getirilmediği, bu işlemler yerine getirilmemiş ise sebepleri,
d) Tutanak içeriğinin ifede veren veya sorguya çekilen ile hazır olan
müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı,
e) İmzadan imtina halinde bunun nedenleri yer alır.(1)
Yasak sorgu yöntemleri
Madde 135/a- (Ek:18/11/1992-3842/13 md.) İfade verenin ve sanığın beyanı
özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence,
zorla ilaç verme, yorma, aldatma, bedensel cebir ve şiddette bulunma, bazı
araçlar uygulama gibi iradeyi bozan bedeni veya ruhi müdahaleler yapılamaz.
Kanuna aykırı bir menfaat vaat edilemez.
Yukarıdaki fıkralarda belirtilen yasak yöntemlerle elde edilen ifadeler
rıza olsa dahi delil olarak değerlendirilemez.
ON BİRİNCİ FASIL
Müdafaa
Yakalananın veya sanığın müdafi seçimi
Madde 136- (Değişik:18/11/1992-3842/14 md.)
Yakalanan kişi veya sanık, soruşturmanın her hal ve derecesinde bir veya
birden fazla müdafiin yardımından faydalanabilir. Kanuni temsilcisi varsa o da
yakalanana veya sanığa bir müdafi seçebilir.
Zabıta amir ve memurları tarafından yapılacak sorgulama işlemlerinde,
ancak bir müdafi hazır bulunabilir. Cumhuriyet Savcılığı işlemlerinde bu sayı
üçü geçemez.
Zabıtaca yapılan soruşturma da dahil olmak üzere, soruşturmanın her safha-
sında müdafiin, yakalanan kişi veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu
süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtla-
namaz. (1)
Müdafiler
Madde 137 - Müdafi avukatlık veya dava vekilliği etmeğe kanuni salahiyeti
olan kimselerden intihap olunabilir.
Baronun müdafi tayini
Madde 138 - (Değişik:18/11/1992-3842/15 md.)
Yakalanan kişi veya sanık müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan eder-
se talebi halinde baro tarafından kendisine bir müdafi tayin edilir. Yakalanan
kişi veya sanık onsekiz yaşını bitirmemiş yahut sağır veya dilsiz veya kendisini
savunamayacak derecede malul olur ve bir müdafi`de bulunmazsa talebi aranmaksı-
zın kendisine müdafi tayin edilir. (1)
Tayin edilen müdafiin görevinin sona ermesi
Madde 139 - (Değişik: 18/11/1992- 3842/16 md.)
Sanık sonradan bir müdafi seçerse evvelce baro tarafından tayin edilmiş
müdafiin görevi son bulur.
Tayin edilecek müdafiler
Madde 140 - (Değişik:18/11/1992-3842/17 md.)
Müdafi, soruşturmanın veya yargılamanın yapıldığı yer barosunca tayin
edilir.
Müdafi vazifesini ifa etmediği takdirde yapılacak muamele
Madde 141 - 138 inci madde hükmüne göre tayin olunan müdafi duruşmada
hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veya vazifesini ifadan
-------------------
(1) Bu maddede 18/11/1992 tarih ve 3842 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin,
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren suçlarda uygulanmayaca-
ğı, bunlar hakkındaki uygulamanın değişiklikten önceki hükme göre yapıla-
cağı söz konusu Kanunla hükme bağlanmıştır.
kaçınırsa reis maznuna derhal diğer bir müdafi teyin edebilir. Bu takdirde mah-
keme duruşmanın talikına da karar verebilir.
Eğer yeni müdafi müdafaasını hazırlamak için vaktin müsait olmadığını
beyan ederse duruşma tehir veya talik olunur. Müdafiin kusuru neticesi olarak
duruşmanın talik olunduğu hallerde müdafi hakkında tertip edilecek inzibati
cezalardan maada bu talikten mütevellit masarif dahi kendisine tahmil olunur.
Yakalanan kişi ve sanığın birden fazla olması halinde savunma
Madde 142 - (Değişik:18/11/1992-3842/18 md.)
Yakalanan kişi veya sanıklar birden fazla ise ve menfaatleri de birbirine
uygun ise, müdafi seçemeyenlerin savunması bir müdafie verilebilir.(1)
Müdafiin dava evrakına tetkiki
Madde 143 - (Değişik:18/11/1992-3842/19 md.)
Müdafi hazırlık evrakı ile dava dosyasının tamamını inceleme ve istediği
evrakın bir suretini harçsız alma hakkına sahiptir.
Müdafinin hazırlık evrakını incelemesi veya hazırlık evrakından suret alma-
sı hazırlık soruşturmasının gayesini tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet
Savcısının talebi üzerine sulh hakimi kararıyla hazırlık soruşturması sırasında
bu hak kısıtlanabilir.
Yakalanan kişinin veya sanığın sorgusunu içeren tutanak ile bilirkişi rapor-
ları ve yakalanan kişi veya sanığın hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adli
işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında ikinci fıkra hükmü uygulanamaz.(1)
Yakalanan veya tutuklunun müdafi ile görüşmesi
Madde 144 - (Değişik:18/11/1992-3842/20 md.)
Yakalanan veya tutuklu bulunan kişi vekaletname aranmaksızın müdafi ile her
zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu
kişilerin müdafi ile yazışmaları denetime tabi tutulamaz.(1)
Duruşma sırasında maznuna müşavir olarak bulunabilecek kimseler
Madde 145 - (Değişik birinci fıkra:18/11/1992-3842/21 md.) Duruşma sırasında
sanığın eşinin müşavir sıfatıyla bulunmasına müsaade edilir ve dilerse dinlenir.
(Değişik:21/5/1985-3206/28 md.) Sanığın kanuni mümessilleri hakkında da aynı
hüküm uygulanır.
Müdafi ücreti
Madde 146 - (Değişik:18/11/1992-3842/22 md.)
Baro tarafından tayin edilen müdafie, görevin ifasından doğan masraflar
hariç avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak bu tarifenin hazırlanış yönte-
mine göre tesbit edilecek ücret ödenir. İleride yargılama giderleri ile mahküm
olan sanıklardan müdafie ödenen ücreti ödeyebilecek durumda olanlara Türkiye
Barolar Birliğinin rücu hakkı vardır.
492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (1) ve (3) sayılı tarifelere göre alınan
yargı harçlarının % 15`i ve idari nitelikteki para cezaları hariç olmak üzere
para cezalarının % 15`i bir önceki yıl kesin hesabına göre tespit edilen toplam
miktar esas alınarak yılı içinde Maliye ve Gümrük Bakanlığınca Türkiye Barolar
Birliği hesabına aktarılır. Birinci fıkraya göre ödenecek ücretler bu hesaptan
karşılanır.
Türkiye Barolar Birliği tarafından barolar arasında yapılacak dağıtımın
usul ve esasları Barolar Birliğince çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.(1)
-------------------
(1) a- Bu maddede 18/11/1992 tarih ve 3842 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin,
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren suçlarda uygulanmaya-
cağı, bunlar hakkındaki uygulamanın değişiklikten önceki hükme göre
yapılacağı söz konusu Kanunla hükme bağlanmıştır.
b- Bu madde uyarınca baro tarafından müdafi olarak tayin edilen avukatlara
yapılacak hukuki yardımlara ilişkin ücret tarifesi için 3/3/1999 tarih
ve 23628 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanmış olan tebliğe bakınız.
İKİNCİ KİTAP
Muhakeme usulü (1)
BİRİNCİ FASIL
Hukuku amme davası
Son tahkikata başlamanın şartı
Madde 147 - (Değişik: 21/5/1985-3206/29 md.)
Son takikata başlanılması kamu davasının açılmasına bağlıdır.
Hukuku amme davasını açmak vazifesi
Madde 148 - (Değişik: 8/6/1936-3006/1 md.)
Hukuku amme davasını açmak vazifesi Cumhuriyet Müdddeiumumisinindir.
(Değişik: 21/5/1985-3206/30 md.) Kanunda aksine hüküm bulunmadığı takdirde
Cumhuriyet savcısı, ceza takibini gerektirecek hususlarda yeterli delil mevcut
ise kamu davasını açmakla mükelleftir.
Hukuku amme davası açmak için Adliye Vekili Cumhuriyet Müddeiumumisine
emir verebilir.
Valiler de hukuku amme davası açılmasını kendi vilayetleri dahilindeki
Cumhuriyet Müddeiumumilerinden istiyebilirler. Cumhuriyet Müddeiumumileri,mucip
sebepler göstererek bu talebi kabul etmezse valinin müracaatı üzerine Adliye
Vekili yukarıki fıkrada yazılı salahiyeti kullanmak lazımgelip gelmiyeceğini
takdir eder ve icabını yapar.
Yeni bir suçtan dolayı takibatın tatili ve yeniden başlanabilmesi
Madde 149 - (Değişik: 8/6/1936-3006/1 md.)
Maznuna takibat neticesinde verilecek cezanın maznunun diğer bir suçundan
dolayı kat`ileşmiş bir hükümle mahküm olduğu veya diğer bir suçtan dolayı göre-
ceği cezaya bir tesiri yoksa hukuku amme davasının ikamesinden sarfı nazar
olunabilir.
(Değişik: 21/5/1985 - 3206/31 md.) Kamu davası evvelce açılmışsa
Cumhuriyet savcısının talebi üzerine mahkeme davanın muvakkaten tatiline karar
verebilir.
Tatil kararı, evvelce kat`ileşen mahkümiyetten dolayı verilmiş ve bu
ceza sakıt olup da aradan müruru zaman müddeti geçmemiş ise takibata yeniden
başlanabilir.
Muamele, işlenen bir suçtan dolayı verilecek ceza nazarı itibara alınarak
muvakkaten tatil edilmiş ve bu arada müruru zaman da husul bulmamış ise bu
hüküm kat`ileştiği tarihten üç ay içinde tekrar takibata başlanabilir.
Muvakkaten tatil halinde takibatın tekrar açılması yeni bir karara
bağlıdır.
Tahkikat ve hükmün hududu
Madde 150-Tahkikat ve hükmün, yalnız iddianamede beyan olunan suça, ve
zan altına alınan şahıslara hasredilir.
Bu hudut dahilinde olarak, mahkemeler istiklal ile hareket etmek hak ve
vazifesini haiz olup Ceza Kanununun tatbikında kendilerine arzedilen iddialar
ile bağlı değildirler.
----------------------
(1) Soruşturma ve kovuşturması 3005 sayılı Kanun kapsamına alınan suçlar ve
uygulanacak işlemler için ek 1 ve 4 üncü maddelere bakınız.
KANUNLAR, ŞUBAT 1993 (Ek - 15)
İKİNCİ FASIL
Hukuku amme davasının hazırlanması
Suçların ihbarı
Madde 151 - Suçlara dair ihbarlar, şifahi veya yazılı olarak Cumhuriyet
Müddeiumumiliğine, zabıta makam ve memurlarına ve sulh hakimlerine yapılabilir.
Bu ihbarlar kanuni mercilere tevdi edilmek üzere vali, kaymakam ve nahiye
müdürlerine de yapılabilir.
Şifahi ihbarlar üzerine zabıt varakası tutulur.
(Değişik: 21/5/1985 - 3206/32 md.) Takibi şikayete bağlı olan suçlarda bu
şikayet yazı ile veya tutanağa geçirilecek beyan ile mahkemeye, Cumhuriyet
savcılığına ve yukarıda gösterilen makamlara da yapılabilir.
Şüpheli ölümün ihbarı
Madde 152 - Bir ölünün tabii sebeplerden ileri gelmediği şüphesini
verecek emareler olur yahut meçhul bir şahsın ölüsü bulunursa zabıta ve belediye
memurları veya köy muhtarları keyfiyeti derhal Cumhuriyet Müddeiumumiliğine veya
sulh hakimine bildirmekle mükelleftirler.
Defin ancak Cumhuriyet Müddeiumumisi veya sulh hakimi tarafından verilecek
yazılı ruhsata bağlıdır .
Bir suça muttali olan C. M. U. sinin vazifesi
Madde 153- Cumhuriyet Müddeiumumisi ihbar veya herhangi bir suretle bir
suçun işlendiği zehabını verecek bir hale muttali olur olmaz hukuku amme dava-
sını açmağa mahal olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin hakikatini
araştırmağa mecburdur.
Cumhuriyet Muddeiumumisi yalnız maznunun aleyhine olan hususları değil,
lehine olan cihetleri de arar ve kaybolmasından korkulan delillerin toplanmasına
ve zaptına çalışır.
Hukuku amme davasını açmak vazifesi
Madde 154 - (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1 md.)
Cumhuriyet Müddeiumumisi yukarıdaki maddede yazılı neticelere varmak için
bütün memurlardan her türlü malümatı istiyebilir. Gerek doğrudan doğruya
ve gerek zabıta makam ve memurları vasıtasile her türlü tahkikatı yapabilir.
(Değişik: 18/11/1992 - 3842/23 md.) Bütün zabıta makam ve memurları, el
koydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri Cumhuriyet
Savcılıklarına derhal bildirmek ve Cumhuriyet Savcılığının adliyeye ilişkin
işlerde bütün emirlerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Cumhuriyet Savcı-
ları emirleri yazılı olarak verir, acele hallerde sözlü emir de verebilir.
Sözlü emir verildiği durumlarda Cumhuriyet Savcısı, vermiş olduğu emirden
zabıta amirini de haberdar eder. Cumhuriyet Savcısının yazılı emri üzerine
yakalanan kişiler, olayın sanık ve tanıkları, yapılan işleme ait evrak ile
birlikte belirtilen gün, saat ve yerde zabıta kuvvetlerince hazır bulundu-
rulur.
Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde kendilerinden
istenen adliyeye müteallik vazife veya işlerde suiistimal veyahut ihmal ve
terahileri görülen Devlet memurlarile Cumhuriyet Müddeiumumiliğinin şifahi veya
yazılı taleb ve emirlerini yapmakta suiistimal veya terahileri görülen zabıta
amir ve memurları hakkında Müddeiumumilikçe doğrudan doğruya takibatta
bulunulur.
Ancak zabıta amirleri hakkında hakimlerin vazifelerinden dolayı tabi ol-
dukları muhakeme usulü tatbik olunur.
Vali, kaymakam ve nahiye müdürleri hakkında Memurin Muhakematı Kanunu hük-
mü caridir.
960 - 1
Sulh hakiminden C. M. U . sinin tahkikat talebi
Madde 155 - Cumhuriyet Müddeiumumisi ancak hakim tarafından yapılabilecek
olan bir tahkik muamelesine lüzum görürse taleplerini bu muamelenin cereyan ede-
ceği mahallin sulh hakimine bildirir.Sulh hakimi istenilen muameleye, işin
vaziyetine göre kanunen cevaz olup olmadığını tetkik eder.
Suça karşı zabıtanın vazifesi
Madde 156 - Zabıta makam ve memurları suçluları aramakla ve işin tenviri
için lazım gelen acele tedbirleri almakla mükelleftir. Bu makam ve memurlar tan-
zim ettikleri evrakı hemen müddeiumumiliğine gönderirler.
Ancak hakim tarafından derhal icrası muktazi tahkik muamelelerine lüzum
varsa bu evrakın doğrudan doğruya sulh hakimine gönderilmesi caizdir.
Vak`a makallinde memurun emirlerine muhalefet
Madde 157-(Değişik: 21/5/1985 - 3206/33 md.)
Olay mahallinde görevine ait işlemlere başlayan memur bu işlemlerin yapıl-
masını kasten ihlal eden veya yetkisi dahilinde olarak aldığı tedbirlere aykırı
davranan şahısları işlemlerin sonuçlanmasına kadar göz altına almaya yetkilidir.
Şu kadar ki, bu süre yirmidört saati geçemez.
Tahkikatın sulh hakimi tarafından re`sen yapılması
Madde 158 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/34 md.)
Suçüstü hali ile gecikmesinde zarar umulan durumlarda sulh hakimi de
tutuklama dahil bütün tahkik işlemlerini re`sen yapmak yetkisine sahiptir.
Zabıta makam ve memurları, sulh hakimi tarafından emredilen tedbirleri
almak ve araştırmaları yerine getirmekle mükelleftir.
Sanık lehindeki delillerin toplanması
Madde 159 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/35 md.)
Sanık, sulh hakimi tarafından yapılan sorgusu sırasında suçsuzluğu yönünde
bazı deliller gösterir ve sulh hakimi bu delilleri yerinde görür, bunların
kaybolmasından korkar veya bu deliller, sanığın serbest bırakılmasını gerektirir
nitelikte bulunursa onları toplar.
Bu delillerin başka bir mahkemenin yargı çevresi içinde toplanması gere-
ken hallerde bu işlemlerin yerine getirilmesi, o yer sulh hakiminden istene-
bilir.
C.M.U. sinin salahiyeti
Madde 160 - 158 ve 159 uncu maddelerde yazılı hallerde mütaakıp işlerin
yapılması salahiyeti Cumhuriyet Müddeiumumisinindir.
Hazırlık tahkikatında Cumhuriyet savcısı ile sulh hakiminin tabi oldukları
hükümler
Madde 161 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/36 md.)
Sanığın sorgusu, tanık ve bilirkişinin dinlenmesi veya bir keşif ve
muayene sırasında Cumhuriyet savcısı veya sulh hakiminin yanında bir zabıt
katibi bulunur. Acele hallerde, yemin vermek şartıyla bir kimseye zabıt katip-
liği görevi yaptırılabilir.
Her tahkikat işlemi tutanakla tesbit olunur. Tutanak, Cumhuriyet savcısı
veya sulh hakimi ile hazır bulunan zabıt katibi tarafından imza edilir.
Tutanak, işlemin yapıldığı yeri, zamanı ve işleme katılan veya ilgisi
bulunan kimselerin isimlerini ihtiva eder.
KANUNLAR, ŞUBAT 1993 (EK - 15)
960 - 2
İşlemde hazır bulunan ilgililerce tasdik olunmak üzere tutanağın kendile-
rini ilgilendiren kısımları okunur veya okunmak üzere kendilerine verilir. Bu
husus tutanağa yazılarak ilgili olanlara imza ettirilir.
imzadan kaçınılırsa sebepleri yazılır.
Keşif veya muayenede, tanık ve bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler
Madde 162 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/37 md.)
Bir keşif veya muayenenin yapılması sırasında sanık,mağdur ve müdafileri
hazır bulunabilir.
Bir tanık veya bilirkişinin duruşma sırasında hazır bulunamayacağı umu-
lur veya meskeninin uzaklığı sebebiyle bulunması güç görülürse, bu tanık veya
bilirkişinin dinlenmesinde dahi aynı hüküm uygulanır.
Sanığın huzuru tanıklardan birinin gerçeğe uygun tanıklık etmesine engel
olabilecekse, o işte sanığın bulunmamasına karar verilebilir.
Bu işlerde hazır bulunmaya hakkı olanlar işin geri bırakılmasına meydan
vermemek kaydıyla, işlerin yapılması gününden evvel haberdar edilir.
Sanık tutuklu ise, ancak tutuklu bulunduğu yerdeki mahkeme binası içinde
yapılacak işlerde hazır bulunmayı isteyebilir.
Bu işlerde hazır bulunmaya hakkı olanlar kendilerine ait özüre dayanarak
işin başka güne bırakılmasını isteyemezler.
Kamu davasının açılması
Madde 163 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/38 md.)
Yapılan hazırlık tahkikatı sonunda, toplanan deliller kamu davasının
açılmasına yeterli ise Cumhuriyet savcısı mahkemeye bir iddianame vermek
suretiyle kamu davasını açar.
İddianamede sanığın açık kimliği, isnat olunan suçun neden ibaret olduğu,
suçun kanuni unsurlarıyla uygulanması gereken kanun maddeleri, deliller ve
duruşmanın yapılacağı mahkeme gösterilir.
Asliye ve ağır ceza mahkemelerine ait işlerde, hazırlık tahkikatının
verdiği esaslı neticeler dahi iddianameye yazılır.
Cumhuriyet savcısının sulh ceza mankemesinin görevine giren işler için
düzenleyeceği iddianamede, sanığın açık kimliğini, uygulanması gereken kanun
maddesini ve esaslı delilleri göstermesi yeterlidir.
Takibata yer olmadığına dair karar
Madde 164 - (Değişik: 21/5/1985-3206/39 md.)
Yapılan hazırlık tahkikatı sonunda, kamu davasının açılması için yeterli
delil bulunmaması veya keyfiyetin takibe değer görülmemesi halinde Cumhuriyet
savcısı takibata yer olmadığına karar verir. Bu karar, evvelce sorguya çekilmiş
veya tutuklama müzekkeresi verilmiş sanığa, suçtan zarar gören şikayetçiye ve
dava açılması talebi ile dilekçe verene bildirilir.
Müddeiumuminin kararına itiraz
Madde 165 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/40 md.)
Şikayetçi aynı zamanda suçtan zarar gören kimse ise, kararın kendisine
tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet
savcısının mensup olduğu ağır ceza işlerini gören mahkeme dairesine en yakın
bulunan ağır ceza işlerini gören mahkeme başkanına itiraz edebilir.
İtiraz istidasında hukuku amme davasının açılmasını haklı gösterebilecek
vakıalar ve deliller beyan edilmeli ve varsa bir avukat veya davavekili tarafın-
dan imza edilmiş bulunmalıdır.
İtirazın tetkiki ve tahkikatın tevsii
Madde 166 - (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1 md.)
Ağır Ceza Reisi taleb ederse Cumhuriyet Müddeiumumisi o zamana kadar
yaptığı bütün muameleleri havi evrakı kendisine gönderir.
Reis bir diyeceği varsa bildirilmesi için bir müddet tayin ederek
istidayı maznuna tebliğ edebilir.
(Değişik: 21/5/1985-3206/41 md.) Ağır ceza mahkemesi başkanı, kararını
vermek için tahkikatın genişletilmesine lüzum görür ise, bu hususu açıkça
belirtmek suretiyle mahalli sulh hakimini görevlendirebilir.
İtirazın reddi
Madde 167 - Hukuku amme davasının açılması için kafi sebepler bulunmazsa
reis istidayı ret ve keyfiyeti müsted`iye Cumhuriyet Müddeiumumisine ve
maznuna bildirir.
İstida reddedildikten sonra hukuku amme davası ancak yeni vakıalara ve
yeni delillere müsteniden açılabilir.
İtirazın kabulü
Madde 168 - Reis istidanın varit ve haklı olduğuna kanaat getirirse hukuku
amme davasının açılmasına karar verir.
Cumhuriyet Müddeiumumisi bu kararı icra eder.
Muterizden kefalet alınması
Madde 169 - Reis istida hakkında karar vermezden evvel gerek istida ve
gerek tahkikatın istilzam eyleyeceği işlere ait olarak tahmin edilecek masraf-
ların Hazineye ve maznuna karşı temini için bir kefalet verilmesini müsted`iden
talep edebilir. Kefalet para veya Devlet esham ve tahvilatı vermek suretiyle
olur. Kefalet miktarını reis tayin edeceği gibi aynı zamanda kefaletin verilmesi
için dahi bir mehil tayin eyler.
Muayyen müddet içinde kefalet verilmezse istida geri alınmış sayılır.
İtirazın masrafları
Madde 170 - 167 nci madde ile 169 uncu maddenin ikinci fıkrasında yazılı
hallerde istidaya mütaallik usul işlerinin masrafları müsted`inindir.
ÜÇÜNCÜ FASIL
İlk tahkikat (1)
Madde 171 - 190 - (Mülga: 21/5/1985-3206/82 md.)
DÖRDÜNCÜ FASIL
Son tahkikatın açılması kararı
Madde 191 - 205 - (Mülga: 21/5/1985 - 3206/82 md.)
BEŞİNCİ FASIL
Duruşma hazırlığı
Duruşma günü
Madde 206 - Duruşmanın yapılacağı gün mahkeme reisi tarafından tayin
olunur.
Devlet ve Hükümet nüfuzunu kıran ve adabı umumiye aleyhinde olan suçlar
ile yağma ve yol kesmek ve adam kaldırmak ve öldürmek cürümleri diğerlerinden
önce görülür.
Celpnamenin yazılması ve tebliği ve sübut vasıtalarının nakli
Madde 207 - Cumhuriyet Müddeiumumiliği duruşma için icap eden celpnameleri
yazar ve tebliğ eder ve suçun sübutuna yardım edecek eşyayı mahkemeye verir.
Maznun veya şahit yahut ehlihibre çok olmasından veya maznunun sorgusunun
uzaması ihtimalinden dolayı duruşmanın bir günde bitmeyeceği anlaşılırsa reis
şahitlerle ehlihibrenin hepsini veya bir kısmını sonraki duruşmalara davet etti-
rebilir.
İddianamenin sanığa tebliği
Madde 208 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/42 md.)
İddianame, davetiye ile birlikte mahkemece sanığa tebliğ olunur.
(İkinci fıkra iptal:An.Mah.`nin 14/7/1998 tarih ve E:1997/41,
K:1998/47 sayılı kararı ile.)
Mevkuf olan veya olmayan maznunun daveti
Madde 209 - Mevkuf olmıyan bir maznuna tebliğ olunacak celpnameye mazereti
olmaksızın gelmediği halde tevkif olunacağı veya zorla getirileceği yazılır.
Ancak 225 inci maddede beyan olunan halde bu ihtar yazılmaz. Mevkuf bulunan
bir maznunun daveti 33 üncü madde mucibince duruşma gününün tebliği suretiyle
olur. Aynı zamanda maznun duruşmada kendisini müdafaa için bir talepte bulunup
bulunmıyacağı ve bulunacaksa neden ibaret olduğunu bildirmeğe davet olunur.
Bu muamele mevkufun mahkeme katibi yanına getirilerek bir zabıt varakası tutmak
suretiyle yapılır.
Tebliğ ile duruşma arasındaki mehil
Madde 210 - Yukardaki madde mucibince celpnamenin tebliğiyle duruşma
günü arasında en aşağı bir hafta geçmek icap eder.
(Değişik: 21/5/1985 - 3206/43 md.) Bu süreye uyulmamış ise, iddianamenin
okunmasından önce sanık duruşmaya ara verilmesini isteyebilir.
-------------------------
(1) Diğer kanunlarda bu Kanunun ilk tahkikat hükümlerine yapılan atıflarda
izlenecek yol için ek 6 ncı maddeye bakınız.
Müdafii davet:
Madde 211 - Müdafii gerek mahkemece tayin edilmiş olsun gerek maznun tara-
fından intihap edilipte mahkemeye haber verilmiş bulunsun maznun ile birlikte
davet olunur.
Maznunun müdafaa delillerinin toplanması talebi :
Madde 212 - (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1 md.)
Maznun, şahid veya ehlihibrenin davetini yahut müdafaa delillerinin top-
lanmasını istediğinde bu delillerin taallük ettiği vakıaları göstermek suretile
bu babdaki istidasını duruşma gününden en aşağı beş gün evvel mahkeme reisine
verir.
Bu istida üzerine verilecek karar derhal kendisine bildirilir.
Maznunun kabul edilen talebleri Cumhuriyet Müddeiumumiliğine de bildirilir.
Daveti reddolunan kimsenin maznun tarafından doğrudan davet ettirilmesi:
Madde 213 - Reis bir kimsenin daveti hakkındaki istidayı reddeylediği tak-
dirde maznun o kimseyi doğrudan doğruya davet ettirebileceği gibi evvelce bir
istida vermeksizin dahi o kimseyi getirebilir.
Doğrudan doğruya davet olunan kimse, yol masrafiyle kaybedeceği vakit için
tarifeye göre verilmesi muktazi tazminat, celpnamenin tebliği sırasında kendi-
sine verilir veya mahkeme kalemine yatırıldığı bildirilirse hazır bulunmağa mec-
burdur.
Doğrudan doğruya davet olunan kimsenin beyanatı duruşma sırasında hadisenin
tenvirine yararsa mahkeme talep vukuunda, yukardaki fıkrada yazılı masraf ve
tazminatın Devlet Hazinesinden verilmesine karar verir.
Mahkeme reisinin resen daveti:
Madde 214 - Mahkeme reisi dahi resen şahit ve ehlihibre celbine ve başkaca
sübut sebeplerinin toplanmasına karar verebilir.
Davet edilen şahitlerin isim ve ikametgahlarının maznuna ve müddeiumumiye
bildirilmesi :
Madde 215 - Maznun doğrudan doğruya davet ettirdiği veya duruşma sırasında
getireceği ehlihibre ve şahitlerin isimleriyle mesken veya ikametgahlarını
Cumhuriyet Müddeiumumisine vakti zamaniyle bildirir.
Cumhuriyet Müddeiumumisi dahi iddianamede gösterilen veya maznunun talebi
üzerine davet olunan şahitler ve ehlihibre haricinde gerek reisin karariyle
ve gerek kendiliğinden başka kimseleri davet ettirecek ise bunların isimleriyle
mesken veya ikametgahlarını maznuna yine vakti zamaniyle bildirir.
Şahit ve ehlihibrenin naiple veya istinabe yoliyle dinlenmeleri :
Madde 216 - Hastalık veya malüliyet veya iktihamı mümkün olmayan başka
bir sebeple bir şahit veya ehlihibrenin uzun veya gayrı muayyen bir zaman için
duruşmada hazır bulunması kabil olmayacağı anlaşılırsa mahkeme bir naip marife-
tiyle veya istinabe yoliyle onun dinlenmesine karar verebilir. Yemin verilmesi
icap eden hususlarda yemin ettirildikten sonra dinlenir.
Bu hüküm meskenlerinin uzak bulunmasından dolayı celpleri müşkül olan şahit
ve ehlihibrenin dinlenmesinde dahi caridir.(1)
Şahit ve ehlihibrenin dinleneceği günün bildirilmesi :
Madde 217 - İşin gecikmesine sebebiyet vermeyecekse şahit veya ehlihibrenin
dinlenmesi için tayin olunan günden Cumhuriyet Müddeiumumisine, maz-
------------------
(1) Bu hükmün uygulanmasında ek 5 inci maddeye bakınız.
*
nuna ve müdafie haber verilir. Bunların dinlenme sırasında hazır bulunmaları
şart değildir. Tutulan zabıt varakası Cumhuriyet Müddeiumumisine ve müdafie gös-
terilir.
Mevkuf olan maznun ancak mevkuf bulunduğu mahaldeki mahkeme binası içinde
yapılacak bu nevi işlerde hazır bulunmağı isteyebilir.
Tekrar keşif ve muayene :
Madde 218 - Duruşmanın hazırlanması için yeniden keşif ve muayeneye ihtiyaç
görülürse yine yukardaki madde ahkamı tatbik olunur.
ALTINCI FASIL
Davaya duruşma
Duruşma usulü :
Madde 219 - (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1 md.)
Duruşma, hükme iştirak edeceklerin huzurile ara vermeksizin cereyan eder.
Cumhuriyet Müddeiumumisinin ve zabıt katiblerinin bulunmaları şarttır.
Sulh mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet Müddeiumumisi bulunmaz.
Bir kaç müddeiumumi ve müdafiin duruşmaya iştirakleri :
Madde 220 - Cumhuriyet Müddeiumumiliği heyetinden bir kaç zat ve bir kaç
müdafi aynı zamanda duruşmaya iştirak edebilecekleri gibi münavebe suretiyle
işi aralarında taksim de edebilirler.
Ara verme:
Madde 221 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/44 md.)
Duruşmaya ara verilmesine mahkemece karar verilir.
141 inci maddede yazılı hal hariç olmak üzere müdafiin özürünün bulunması
duruşmaya ara verme talebi için sanığa bir hak vermez.
210 uncu maddede belirlenen süreye uyulmamış ise duruşmaya ara verilmesini
istemeye hakkı olduğu sanığa bildirilir.
Ara vermede süre :
Madde 222 - (Değişik: 21/5/1985 - 3206/45 md.)
Duruşmaya zaruret olmadıkça sekiz günden fazla ara verilemez. Tutuklu iş-
lerde zaruret olsa dahi bu süre otuz günü geçemez.
Maznunun gelmemesi :
Madde 223 - (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1 md.)
(Değişik: 21/5/1985 - 3206/46 md.) Bu Kanundaki istisnalar saklı kalmak
kaydıyla mahkemeye gelmemiş olan sanık hakkında duruşma yapılmaz.
Gelmemenin makbul sebepleri isbat edilmezse maznunun ihzarı emrolunur
veya hakkında tevkif müzekkeresi verilir.
(Ek: 7/1/1981 - 2369/6 md.) Yargılandığı suçtan ötürü yüzüne karşı verilmiş
bir tutuklama kararından sonra firar eden sanığın duruşmada sorguya çekilmiş
ve artık duruşmada hazır bulunmasına mahkemece lüzum görülmemiş olması halinde
dava gıyabında görülerek bitirilebilir.
(Ek: 21/5/1985 - 3206/46 md.) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mah-
kümiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanaatine varılırsa, sorgusu
yapılmamış olsa dahi dava gıyabında bitirilebilir.
Duruşma sırasında maznunun mahkemeden uzaklaşması :
Madde 224 - (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1 md.)
Mahkemeye gelen maznun, duruşmanın devamı müddetince hazır bulunur, savuşma-
sının önüne geçmek için mahkeme reisi lazımgelen tedbirleri alır ve duruşma te-
hir olunduğu müddetçe maznunu nezaret altına dahi aldırabilir.
Maznun savuşur veya tehiri takib eden duruşmaya gelmezse dava hakkında ev-
velce kendisi sorguya çekilmiş ve artık huzuruna mahkemece lüzum görülmemiş
olursa dava gıyabında bitirilebilir.
Maznunun evvelce mazbut ifadesinin okunabileceği haller
Madde 225 - Tahkikatın mevzuu olan suç gerek yalnız ve gerek birlikte olarak
para cezasını, hafif hapis ve müsadere cezalarını müstelzim ise maznun gelmese
bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hallerde maznuna gönderilecek celpnamede ken-
disi gelmese dahi duruşmanın yapılabileceği yazılır.
Sanığın duruşmadan vareste tutulması :
Madde 226 - (Değişik: 5/3/1973 - 1696/34 md.)
Sanık veya vekaletnamesinde sarahat bulunması halinde müdafi isterse, mah-
keme sanığı duruşmada hazır bulunma mecburiyetinden vareste tutabilir.
(Değişik: 21/5/1985 - 3206/47 md.) Ağır cezalı suçların dışında sanık daha
önce sulh hakimi tarafından sorguya çekilmemiş ise davaya esas olan olaylar üze-
rine istinabe suretiyle sorguya çekilir (1).
(Değişik: 21/5/1985 - 3206/47 md.) Ağır cezalı suçlarda, sanık daha önce
sulh hakimi tarafından sorguya çekilmiş olsa bile, davaya esas olan onaylar
üzerine istinabe suretiyle sorguya çekilir (1).
Duruşmadan vareste tutulmasını talep etmese bile, davanın görüldüğü yer
mahkemesinin yargı çevresi dışında başka bir suçtan tutuklu veya cezası infaz
edilmekte olan sanığın sorgusu bulunduğu yerdeki mahkeme aracılığı ile yaptırı-
labilir.
Sorgu için tayin olunan gün, Cumhuriyet Savcısı ile müdafie bildirilir.
Bunların sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir.
Sorgu tutanağı duruşmada okunur.
(Ek: 12/6/1979 - 2248/4 md.; Değişik: 7/1/1981 - 2369/7 md.) Hastalık veya
disiplin önlemi ya da zorunlu diğer sebeplerle yargılamanın yapıldığı yargı çev-
resi dışındaki bir hastane veya tutukevine nakledilmiş olan tutuklunun sorgusu
yapılmış olması şartıyla hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için
celbedilmemesine mahkemece karar verilebilir.
Sanığın müdafi gönderebilmesi:
Madde 227 - (Değişik: 5/3/1973 - 1696/35 md.)
Sanığın, hazır bulunmaksızın yapılabilecek bütün duruşmalara müdafiini gön-
dermek salahiyeti vardır.
Maznunun hazır olmaksızın yapılan duruşmada eski hale getirme şartı:
Madde 228 - Duruşma, maznun hazır olmaksızın yapılırsa, hükmün kendisine
tebliği tarihinden bir hafta içinde mehlin geçmesinden mütevellit neticeleri
bertaraf etmek için maznun kanuni sebeplere istinatla o hüküm hakkında eski
hale getirme talebinde bulunabilir.
----------------------
(1) Bu hükmün uggulanmasında ek 5 inci maddeye bakınız.
*
Şukadar ki maznun kendi talebi üzerine duruşmada hazır bulunmak mecburiye-
tinde tutulmamış yahut müdafi marifetiyle temsil edilmek salahiyetini istimal
etmiş olursa artık eski hale getirme talebinde bulunamaz.
Maznunun zorla getirilebilmesi :
Madde 229 - Mahkeme maznunun bizzat hazır bulunmasına ve ihzar veya tevkif
müzekkeresiyle zorla getirilmesine her vakit karar verebilir.
Birden fazla davaların birleştirilmesi :
Madde 230 - (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1 md.)
Mahkeme, bakmakta olduğu bir kaç dava arasında irtibat görürse bu irtibat
üçüncü maddede gösterilen neviden olmasa bile birlikte tahkik ve hükmolunmak
üzere bu davaların birleş |