Hukuki Net Hukuki NET | Forum | Mevzuat Anasayfa | Kaynaklar | Yazarlar | Dizin | Arama | Uyarlama | Giriş | Üye Ol
KAMULAŞTIRMA • İRTİFAK HAKKI • VEKALET ÜCRETİ
Ekleyen: Av.tayfun Eyilik | Tarih: 9-11-2006 | Kategori: İçtihat | Okunma : 8710 | Not:
Av.tayfun Eyilik

Hakkımdaki bilgilere http://www.tayfuneyilik.av.tr sitesinden ulaşabilirsiniz


Profil >

 

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

E: 2004/18­92 K: 2004/107 T: 25.02.2004

KAMULAŞTIRMA • İRTİFAK HAKKI • VEKALET ÜCRETİ

(2942 SK m. 8)

Özet: Davacı kurumun dava konusu ta­şınmazda daimi irtifak tesisi için kamu yara­rı kararı alınması nedeniyle 2942 Sayılı Ka­mulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasa ile değişik 8. maddesine göre (satınalma usulü ile taşınmazın devri konusunda) açtığı dava­da, taşınmaz malın malikinin kendisini vekil­le temsil ettirmesi durumunda maktu avukat­lık ücretine hükmedilmesi gerekir.

Taraflar arasındaki "Kamulaştırma Konusu İrtifak Hakkı Bedelinin Tespiti ve Bu Hakkın Tapuya Tescili" davasından dolayı yapılan yargıla­ma sonunda; Denizli Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne da­ir verilen 2.5.2003 gün ve 2002/1060­2003/381 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18.Hukuk Dairesinin 2.10.2003 gün ve 7010­7138 sayılı ilamı ile,(… Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirin­de bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ancak;

Yargıtay'ın önüne gelen uyuşmazlık kamulaştırma bedelinin tespiti is­temine ilişkin olup, davanın niteliğine göre kendini vekille temsil eden ta­raflar lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktuen vekalet üc­retine karar verilmesi gerekirken vekalet ücreti takdirine yer olmadığı biçi­minde hüküm kurulması doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davacı vekili


 

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra ge­reği görüşüldü:

Dava, 4650 sayılı Yasayla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Yasası­nın 10. maddesi uyarınca kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın tapuya tescili istemine ilişkindir.

Davacı Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili; Dava konusu taşınmaz da daimi irtifak tesisi için davacı idarece kamu yararı kararı alınmış olup, 2942 sayılı Kamulaştırma Yasası'nın 4650 sayılı Yasa ile değişik 8. mad­desine göre satın alma usulü ile taşınmazın devri konusunda davalı mal sahibi ile anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek; Anılan yasanın 4650 Sayılı Yasa ile değişik 10. maddesi uyarınca taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ve irtifak hakkının davacı idare adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davaya cevap vermeyip, yargılamaya da katılmamıştır.

Mahkemenin; "Bilirkişi kurulunca, irtifak hakkı bedelinin 595.030.000 TL. tespit edildiği" gerekçesiyle, "Davanın kabulü ile, idarece bankaya blo­ke edilen 595.030.000 TL. irtifak hakkı bedelinin hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalıya ödenmesine, taşınmazda tesis edilen irtifak hakkı­nın davacı idare adına tapuya tesciline, davacı lehine vekalet ücreti takdi­rine yer olmadığına" dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenle bozulmuş; Yerel mahkeme, "davalının, davanın açılmasına sebe­biyet vermediği anlaşıldığından, vekalet ücretinden sorumlu tutulamaya­cağı" gerekçesiyle, önceki kararında direnmiştir.

Görüldüğü üzere, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmaz­lık; idarece 2942 sayılı Kamulaştırma Yasası'nın 4650 Sayılı Yasa ile de­ğişik l0. maddesi uyarınca kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili istemiyle açılan davanın niteliğine göre, davacı idare le­hine vekalet ücretine hükmedilmesinin gerekip gerekmediği, noktasında­dır.

Uyuşmazlığın çözüme geçilmezden evvel, 2942 Sayılı Kamulaştırma Yasası'nın satın alma usulü ve bedel tespiti esaslarını düzenleyen 8.ve

10. maddelerinde 4650 Sayılı Yasa ile getirilen değişiklik ve bu bağlamda kamulaştırma bedelinin tespiti ile idare adına tesciline ilişkin davanın hukuki niteliği üzerinde durulmasında yarar vardır.

4/11/1983 gün ve 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının uygulanma­sı sırasında ortaya çıkan sorunların sağlıklı bir biçimde çözümü ve Ana­yasa'nın 46. maddesinde öngörülen ve asıl kural olan, kamu yararının ge­rektirdiği hallerde, karşılıklarının nakden ve peşin olarak ödenmesi koşu­luyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların objektif esaslara göre hızlı, doğru ve sağlıklı bir şekilde kamulaştırılması esasının tam olarak uygulanmasının sağlanması amaçlanarak, 24/4/2001 gün ve 4650 Sayı­lı yasa ile değişik hükümler getirilmiştir.

4650 Sayılı Yasa ile, 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunundaki mevcut kamulaştırma sistemi değiştirilerek, öncelikle Yasanın 8. maddesinde ön­görülen satın alma usulü uygulamalarının sağlanması; tarafların anlaşa­maması veya ferağ verilmemesi halinde 10. madde gereğince kamulaştır­ma bedelinin mahkemece tespiti ve idare adına tescili öngörülmüştür.

Yasa değişikliği ile getirilen düzenleme sonucu, 2942 sayılı Kamulaş­tırma Kanununun bedel artırımına ilişkin 14. maddesi ve taşınmazın ida­re adına tescili hükümlerini içeren 16 ve 17. maddeleri yürürlükten kal­dırılmıştır.

O halde, Kamulaştırma Yasasında, 4650 sayılı Yasa ile yapılan deği­şiklik sonucu getirilen yeni sistemde; Anılan yasanın 5. maddesinde sa­yılan mercilerce verilecek kamu yararı kararlarının 6. madde uyarınca onaylanmasından sonra, 8. maddede belirtilen esaslar çerçevesinde ida­renin, kıymet takdir komisyonu ve uzlaşma komisyonu kurarak, tespit edilen tahmini bedeli belirtmeksizin, taşınmazı pazarlıkla ve anlaşarak satın alma iradesini malike bildirmesi; Kamulaştırmanın satın alma usu­lü ile yapılamaması halinde, idarece, 10. maddeye göre kamulaştırma be­delinin mahkemece tespiti ve taşınmazın idare adına tescili istemiyle As­liye Hukuk Mahkemesince müracaat etmesi gerekir.

Bu noktada, mahkemece adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştır­ma bedeli tespit edilip, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaş­tırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar vermek, Kamulaştırma Yasasının değişik 10’cu maddesinin amir hükmü gereğidir.

Görülmektedir ki, idarece satın alma aşamasında tespit edilip, mali­ke dahi bildirilmeyen tahmini bedel taraflar açısından bağlayıcı olmadı­ğından, sonraki aşamada kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmazın idare adına tescili amacına yönelik olarak açılan davada; ka­mulaştırma bedelinin artırıldığı yada eksiltildiği, eşdeyişle tahmini bedel­den yüksek ya da düşük bir bedele hükmedildiğini söylemek mümkün değildir.

Bu itibarla, gerek pazarlık aşamasında tahmini bedeli bilmeyen mal sahibinin, gerekse kamulaştırmanın sonuçlandırılması için yasaca öngö­rülen zorunluluk çerçevesinde mahkemeye müracaat eden idarenin, elde­ki davada haklı yada haksız olduğundan sözedilemez.

Yine yasa değişikliğiyle getirilen düzenlemeyle, 10. madde uyarınca mahkemenin, kamulaştırmayı sonuçlandırarak; bir taraftan tespit edilen kamulaştırma bedelinin hak sahibi davalıya ödenmesine, diğer taraftan taşınmaz malın idare adına tesciline karar vermesi karşısında, tarafların davada haklılık yada haksızlığının söz konusu olmadığı açıktır.

Öte yandan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 423. maddesi­nin 6. bendinde açıkça belirtildiği gibi, vekalet ücreti bir yargılama gide­ridir. Bu nedenle, 29/5/1957 gün, 4/16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kara­rında yazılı olduğu şekilde, yargılama giderlerinden olan avukatlık para­sı, diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden hükme bağlanır.

Kural olarak, davada haklı çıkan taraf kendisini vekil ile temsil ettir­miş ise, vekalet ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan tarafa verilir (HUMK. m. 416, m. 417)

Ne var ki, az yukarıda yapılan açıklama ve gerekçeler ışığında, sözü edilen ana kuralın; Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşın­mazın idarece adına istemiyle açılan davalarda uygulanma olanağının bulunmadığı, kuşku ve duraksamaya yer olmaksızın görülmektedir.

Davacı idare lehine taşınmazın tescili, davalı mal sahibi lehine kamu­laştırma bedelinin tahsili sağlandığından, kendini vekille temsil eden ta­raflar lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktuen vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmelidir.

Hal böyle olunca, Yerel Mahkemece aynı yöne işaret eden bozma ka­rarına uyularak, kendini vekille temsil ettiren davacı lehine maktu veka­let ücretine hükmedilmesi gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme ka­rarının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesi­ne, 25.02.2004 tarihinde yapılan ikinci görüşmede, oybirliği ile karar ve­rildi.


Forum