Hukuki Net Hukuki NET | Forum | Mevzuat Anasayfa | Kaynaklar | Yazarlar | Dizin | Arama | Uyarlama | Giriş | Üye Ol
Son Yasal Değişiklikler Açısından Çek
Ekleyen: Pazarbaşı Hukuk Bürosu Avukat Feyz Pazarbaşı | Tarih: 10-10-2005 | Kategori: Makale | Okunma : 18982 | Not:
Pazarbaşı Hukuk Bürosu Avukat Feyz Pazarbaşı

www.pazarbasi.av.tr


Profil >


Reklam

SON  YASAL  DEĞİŞİKLİKLER AÇISINDAN  ÇEK*

 
 

PROF. DR. SEZA  REİSOĞLU

 
 
(*) Türkiye Bankalar Birliği Tarafından 27 Mart 2003 Tarihinde Düzenlenen       Konferansta Yapılan Konuşma.

 

I.               Tarihi Gelişim

 
Çek esas itibariyle 01.01.1957 yılında yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanununun 692-735. maddeleri arasında düzenlenmiştir. TTK 730. maddesinde atıf yapılan poliçe ile ilgili maddeler çekler hakkında da uygulanmaktadır.
 
Karşılıksız çekleri cezalandıran özel bir yasanın bulunmaması, T.B. Millet Meclisi’nin yorum kararına dayanılarak karşılıksız çeklere dolandırıcılık hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalması gibi gerekçelerle “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” T.B. Millet Meclisi’nde kabul edilerek 3 Nisan 1985 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Daha sonra Yasanın 16. maddesinde 1993 yılında değişiklik yapılmıştır.
 
Fransız çek yasasından esinlenerek yürürlüğe sokulan Çek Yasası, “karşılıksız çek” çekmeyi özel olarak cezalandırması yanısıra bankalara Ticaret Kanununda yer almayan önemli yükümlülükler getirmiştir.
 
Çek Yasası ile ilk olarak;
 
-         Bankalar çek karnelerini verdikleri müşterilerinin kimliklerini ve vergi kimlik numaralarını Merkez Bankasına bildirmek zorundadırlar (Md.3).
 
-         Bankalar, ibraz tarihinde keşidecinin hesabında bulunan çek karşılığını hamile ödeme yükümlülüğü altına girmektedir (Md.4). Oysa T. Ticaret Kanununa göre bankaların çek hamiline karşı bu tür bir yükümlülüğü bulunmamaktadır.
 
-         Bankalar çekin ödenmemesi halinde, ibraz tarihini ve ödememe nedenini çekin üzerine yazmak zorundadırlar. T. Ticaret Kanununa göre ise bankaların çekin karşılıksız olduğunu yazma şeklinde bir yasal zorunluluğu bulunmamaktadır. TTK 720. maddesine göre ödemeden imtina 1. Resmi vesika ile (protesto) 2. muhatap tarafından, ibraz günü de gösterilmek suretiyle çekin üzerine yazılmış olan bir beyanla tespit edilir.
 
-         Bankalar; çeki karşılıksız çıkan hesap sahibine elinde bulunan bütün çek karnelerini aldığı bankalara iade etmesini; düzeltme hakkını kullanmadığı takdirde bir yıl müddetle çek keşide edemeyeceğini ibraz tarihini izleyen 10 gün içinde iadeli taahhütlü mektupla tebliğ edecektir (Md.7).
 
-         Bankalar yeterli karşılığı bulunmayan çekin ödenmediğini ve hesap sahipleri hakkında gereken bilgileri Merkez Bankasına bildirmek zorundadır (Md.9).
 
-         Bankalar karşılıksız çıkan her çekin belli miktarını yasal olarak garanti etmektedir (Md.10).
 
-         Bankalar, ihtara rağmen çek karnelerini iade etmeyenleri Savcılığa ihbar etmekle mükelleftir (Md.13).
 
-         Bankalar, Kanunla öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmezlerse ağır para cezasına çarptırılmaktadır (Md.15).
 
3167 sayılı Çek Yasasının uygulanması zaman içinde büyük sorunlara neden olmuş ve hazırlanan ilk değişiklik tasarısı 1998 yılında Bakanlar Kurulu tarafından Meclise gönderilmiştir. Tasarının genel gerekçesinde “3167 sayılı Yasanın zaman içinde uygulanmasında, bir kısım hükümlerinin yetersiz kalmasından kaynaklanan aksamalar, eksiklikler ve yanlışlıklar ortaya çıkmıştır. Özellikle karşılıksız keşide edenlerle ilgili soruşturma ve kovuşturmanın uzaması karşılıksız çek keşide edenleri cesaretlendirmiş, hatta bu gecikme onlara haksız kazanç ve yarar da sağlamıştır” denilmiş ve 1986 yılında 10.644 olan çek ile ilgili davanın 1996 yılında 152.029’a ulaştığı belirtilmiştir.
 
Esasları 1998 Tasarısı ile aynı olan yeni değişiklik tasarıları daha sonraki yıllarda da Meclise gönderilmiş; son olarak Bakanlar Kurulu tarafından 20.01.2003 tarihinde Meclise sevkedilen tasarı yasalaşarak 8 Mart 2003 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanmış ve yürürlüğe girmiştir. Yasalaşan Kanun Tasarısının genel gerekçesinde, bu konudaki ceza davası sayısının 1999 yılında 320.320, 2000 yılında 262.611, 2001 yılında 307.381 olduğuna değinilmiştir.
 

II.             4814 Sayılı Yasa İle Çek Yasasında Gerçekleştirilen Başlıca Değişiklikler

 
A-           Çek Hesabı Açılması, Çekin İbrazı, Ödenmesi ve Karşılıksız Çıkması İle İlgili Düzenlemeler
 
a)            Bankaların çek hesabı açarken gözönünde bulunduracakları hususlar (Md.2, Md.3 son)
 
Bankalar çek hesabı açtırmak isteyenin öncelikle yasaklılık ve engel durumunun bulunup bulunmadığını araştıracaklardır. Bunun için de Merkez Bankasının 9. maddeye göre bankalara yaptığı duyuruyu esas alacaklardır. Bu maddeye göre, Merkez Bankasına bankalarca yapılacak bildirimler;
 
- çekin ödenmediği ve hesap sahibi hakkında gereken bilgiler ile
- daha sonra keşidecinin düzeltme hakkını kullanması ile ilgili bilgiler olacaktır.
 
Ancak 2. maddede sadece 9. maddeye göre bankalara yapılan duyurulara atıf yapılması hatalıdır. Zira değişik 16. maddeye göre mahkeme keşideciye 1-5 yıl arası hesap açtırma yasağı kararı verebilmekte ve yasaklama kararını bütün bankalara duyurmak üzere Merkez Bankasına bildirmektedir.
 
Bankaların yasaklı durumu ellerinde kayıtlardan belirlemede bir sorun yaşanmayacak; buna karşılık Çek Yasasında çek hesabı açtırmaya engel durum belirlenmediğinden, bir kişinin örneğin birçok kere karşılıksız çek çekmesinin engel durum yaratıp yaratmadığına bankanın karar vermesi gerekecektir. Hükümet Tasarısının gerekçesinde “Tasarıyla, karşılıksız çek keşide edilmesi halinde söz konusu olan idari yasaklılık kaldırılmakta ve sadece mahkeme kararıyla yasaklılığa yer verilmektedir. Bu nedenle karşılıksız çek keşide edilmesi ve bunun kesinleşmesine kadar, karşılıksız çek keşide eden kişi bakımından henüz yasaklılık söz konusu olmayacaktır. Ancak bu durumdaki kişinin çek hesabı açtırmasının önlenmesi bakımından engel durumu bulunup bulunmadığının araştırılması öngörülmüştür” denilmektedir.
 
Yeni düzenlemede “basiret ve özen” genel olarak değil, kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesi ile sınırlı olarak aranmaktadır. Kişinin ekonomik ve/veya sosyal durumunun çek kullanmaya elverişli olup olmadığı banka tarafından araştırılacaktır.
 
Yasaklı veya engelli bulunmayan bir kişiye çekle işleyen hesap açabilmesi için banka;
 
- hesap sahibinin fotoğraflı nüfus cüzdanı örneği ve yerleşim belgesini
- tacirlerden ayrıca ticaret sicili kayıtlarını
alacak; bu belgeleri 5 yıl süre ile saklayacaktır.
 
Tacir olmayan tüzel kişilerle ilgili bir husus Yasada yer almamıştır. Merkez Bankası Tebliğlerinde gerekli düzenlemenin yapılması gerekecektir.
 
Banka hesap sahibinin açık kimliğini, adresini, vergi kimlik numarasını ve çek hesabının kapatıldığını onbeş gün içinde Merkez Bankasına bildirecektir.
 
b)            Vergi kimlik numarasının yazılmasının geçerlilik şartı kabul edilmesi (Md.3)
 
Çek Yasasında, T. Ticaret Kanununda çekler için zorunlu olarak kabul edilen unsurlar (TTK Md.692) dışında, çekte yer alması gereken bazı kayıtlar da bulunmaktadır. Öğretide bu kayıtların da zorunlu unsurlar arasında yer alıp almayacağı tereddüt yaratmış, yeni düzenlemede sadece vergi kimlik numarasının zorunlu kayıt olduğu kabul edilmiştir.
 
 
Vergi kimlik numarasının zorunlu unsurlar arasında kabul edilmesi, eski ve yeni basılacak çekler açısından konunun tartışılmasını gerektirmektedir. 4814 sayılı yasanın 5’inci maddesine göre, bankalar TC Merkez Bankası’nın çıkaracağı Tebliği müteakip yeni çek defterlerini bastıracaklar, bu Tebliğin yayımını izleyen 3’üncü ayın sonuna kadar da müşterilerine yeni çek karnelerini verecekler ve kendi ellerindeki eski çek karnelerini imha edeceklerdir. Yasada müşterilerin henüz kullanmadıkları çek defterlerinin iadesiyle ilgili bir düzenleme yoktur. Bu durumda bankalarca bastırılacak çek defterleri ile müşterilerin elindeki eski çek defterleri yıllarca birlikte kullanılmaya devam edecektir.
 
Buna karşılık yeni çek defterleri müşterilere verilirken, hesap sahibinin ad ve soyadı yanı sıra vergi kimlik numarası da matbu olarak çek yaprağı üzerinde yazılı olacağından, vergi kimlik numarısının zorunlu unsur olması açısından bir sorun yaşanmaz iken, tedavül etmeye devam eden eski çek defterlerinde vergi kimlik numarası bulunmayacaktır.
 
Çek yasasının değişik 3’üncü maddesinin ikinci fıkrasında “çek defterlerinin baskı şeklini belirleyen esaslar T. Bankalar Birliği’nin görüşü alınarak TC Merkez Bankası’nca Resmi Gazetede yayınlanan bir Tebliğ ile düzenlenir” denildikten sonra,  “çek defterlerinin her yaprağına, çek hesabının bulunduğu şubenin adı, hesap numarası, ve hesap sahibinin vergi kimlik numarası yazılır.” hükmüne yer verilmekle, vergi kimlik numarasının Merkez Bankası’nın tebliğinden sonra basılacak yeni çek defterleri için zorunlu unsur olarak kabul edildiği, eski çek defterlerinde yer almayan ve sadece Merkez Bankası’na bildirilmek zorunluluğu bulunan vergi kimlik numaralarının çekin geçerliliğini etkilemeyeceği sonucuna varılacaktır. Geçici 5’inci maddedeki açık düzenleme de bu hususu teyid etmektedir.
 
Bankalar yeni bastıracakları çek defterlerine vergi kimlik numaralarını matbu olarak yazacaklar, böylece zorunlu bir unsura çek yaprağında yer verilmediği veya vergi kimlik numarasının yanlış yazıldığı gibi iddialar önlenmiş olacaktır.
 
c)            Keşidecinin adresinin, talebi halinde hamile bildirilmesi (Md.3/son)
 
Çekin karşılığının tamamen veya kısmen bulunmaması halinde, hamilin talebi üzerine bankaca bilinen adresleri kendisine verilecektir.
 
Çek keşidecisinin bankadaki adresleri müşteri sırrı niteliğindedir. Bankalar Kanununun müşteri sırrı ile ilgili 22/8. fıkrasına istisna getirmek için bu düzenleme yapılmıştır.
 
d)            Bankanın karşılığı olan çeki ödeme zorunluluğu ve hamilin kimlik numarasının saptanması  (Md.4)
 
4. maddenin eski düzenlemesinde, “banka ..... karşılığı bulunan çeki ödemek  mecburiyetindedir” denilmekteydi. 4. maddenin değişik şeklinde ise “..... karşılığı olan çek ............... ödenir” ifadesine yer verilmektedir. Ticaret Kanununda muhatap bankanın hamile karşı çeki ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı gözönünde tutulduğunda, yasa koyucunun burada da paralel bir düzenleme öngördüğü hatıra gelebilir. Ancak 15. maddede, 4. maddede yazılı hükümlerini yerine getirmeyen bankalar hakkında üç milyar liraya kadar ağır para cezası öngörülmesi, bankanın çekin karşılığını ödeme mecburiyetinin devam ettiğini göstermektedir. Esasen Hükümet Tasarısında; bankaları çeki ödeme yükümlülüğünden kurtarmak için maddenin değiştirldiğine dair herhangi bir açıklama da bulunmamaktadır.
 
Yeni düzenlemede hamilin kimlik numarasının saptanmasından sonra ödeme öngörüldüğünden, hamiline yazılı çeklerin ödenmesinde kişinin kimlik bilgilerinin alınması şeklindeki uygulama da yasalaşmış olmaktadır. Hamilin kimlik numarasını saptayan bankanın bunu saklaması gerekeceği kuşkusuzdur.
 
e)            Bankanın kısmi karşılığı bulunan çeki ödemesi (Md.4/2)
 
Kısmi karşılığı bulunan çeki bankanın ödemesi, geçen dönemde büyük sorun yaratmıştı. Zira kısmi karşılık ödendiği zaman, bakiye alacağını, keşidecinden veya cirantalardan tahsil için hamil çekin kendisine verilmesini istemekte, banka ise keşideciye rücu ederken gerektiğinde çeki ibraz yükümlülüğü altında bulunmaktaydı. Bankanın hamile ödediği miktar için makbuz alması mümkün ise de; keşidecinin böyle bir çek keşide etmediğini beyan etmesi halinde, zarara banka katlanmak zorunda kalıyordu.
 
Yeni düzenlemede hamilin kısmi ödemeyi almak istiyorsa, çekin orijinalini bankada bırakması gerektiği kabul edilmektedir. O takdirde çekin ön ve arka yüzünün onaylı fotokopisi ücretsiz olarak hamile verilecektir. Hamil bu fotokopi ile icra takibine geçebileceği gibi Savcılığa şikayette de bulunabilecek, savcı fotokopiye dayanarak dava açabilecektir. Keşideci imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederse mahkeme veya icra dairesi çekin aslını bankadan isteyerek gerekli incelemeyi yapacaktır.
 
Hamil çekin orijinalini bankaya bırakmak istemez ise; banka çekin arkasına ibraz tarihini, çekin ne kadar karşılığı bulunduğunu, hamil istemediğinden kısmi karşılığın ödenmediğini belirterek çeki hamile iade edecektir (Md.5). Hamilin çeki icraya koyması ve İcra Müdürlüğünün talebi üzerine, banka blokeye aldığı kısmi karşılığı icraya ödeyecektir.
 
f)              Çekin fotokopisinin banka tarafından saklanması (Md.5)
 
Bankalar çek ödenmediği zaman çekin arkasını yazıp hamile iade etmektedir. Yeni düzenlemede “İade edilen çekin ön ve arka yüzünün fotokopisi banka tarafından saklanır” hükmü getirilmiştir. Tasarının madde gerekçesinde “Karşılıksız kalan çekin hamile geri verilmesi halinde, çek üzerinde ekleme ve değişmeler yapılabilmektedir. Bunun sonucu çekin ibraz tarihindeki durumu anlaşmazlık konusu olmakta ve mahkemeler delillerin değerlendirilmesinde güçlükle karşılaşmaktadırlar” denilmektedir.
 
g)            Fiziki olarak ibraz edilmeyen çeklerin takası (Md.6)
 
Ticaret Kanunu hükümlerine göre çekler fiziki olarak ibraz edilmekte ve TTK 710. maddesinde “Çekin bir takas odasına ibrazı, ödeme için ibraz yerine geçer” denilmektedir. Geçen dönemde çeklerin fiziken ibraz edilmeksizin elektronik ortamda takas edilmeleri, Takas Yönetmeliğinde yapılan bir değişiklik ile gerçekleşmiş, muhatap bankalara fiziken ibraz edilmeyen çeklerin, bankaların birbirlerine vekâlet vererek hesaben tasfiyeleri imkânı getirilmiştir (Md.14/b). Çeklerin elektronik ortamda fiziken muhatap bankaya ibraz edilmeksizin tasfiyesini isteyen bankalar, Takas Odaları Merkezi Yönetim Kurulunca hazırlanan bir Protokolü imzalayarak karşılıklı yükümlülüklerini belirlemişlerdir.
 
Elektronik ortamda, çekler muhatap bankaya ibraz edilmediği gibi takas odasına da ibraz edilmediğinden, Ticaret Kanunu ile uyum sağlamak için 5/1. maddede “Çeklerin fiziki olarak ibraz edilmeksizin sadece çek bilgileri üzerinden bankalararası takas odaları aracılığı ile elektronik ortamda muhatap bankaya gönderilerek işlem görmesi TTK 710. maddesine göre takas odasına ibraz hükmündedir” fıkrasına yer verilmiştir. Tasarının madde gerekçesinde “Türk Ticaret Kanununun 710 uncu maddesinde, çekin bir takas odasına ibrazının ödeme için ibraz yerine geçeceği hükme bağlanmıştır. Bu husus dikkate alınarak, fiziki ibraz olmaksızın çek takası uygulamasında çek bilgilerinin elektronik ortamda muhatap bankaya gönderilmesinin, takas odasına ibraz şeklinde değerlendirilmesine olanak sağlanması, böylece fiziki ibraz olmaksızın çek takası uygulamasındaki yasal boşluğun doldurulması amacıyla, maddeyle, 3167 sayılı Kanunun 6 ncı maddesine bir fıkra eklenmektedir” denilmektedir.
 
Takas odaları aracılığı ile ibraz edilen çeklerin kısmi karşılığının olması halinde, işlem yapılması teknik nedenlerle mümkün olmamakta, diğer bir deyişle kısmi ödeme yapılamamakta, bu tür çekler vekâleten, muhatap banka ibraz tarihi yazılarak adına çeki kabul eden banka tarafından hamile iade edilmekte ve hamilin muhatap bankaya başvurusu istenmektedir. Buna karşılık, çekin arkasına ibraz tarihi yazılmaktadır.
 
Çek Yasasının 6. maddesine Adalet Komisyonunda eklenen hükme göre, kısmi karşılığın bulunması halinde takasta ödeme yapılmayacağı hususu yasalaştırılmakta, ancak süresinde ibraz nedeniyle çekin kısmi karşılığını hamile borçlanan muhatap bankanın bu meblağı, hamil lehine sadece onbeş gün süreyle bloke tutma zorunluluğu getirilmektedir. Bu husus tartışma yaratacak; onbeş gün sonra keşidecinin bloke hesaptaki parayı çekebileceği ve muhatap bankanın da çek hamiline karşı borcundan kurtulacağı ileri sürülebilecektir.
 
Elektronik ortamda yapılan takasta, muhatap banka çek hamilinin kim olduğunu da bilmemekte ise de bu husus önem taşımayacak, kısmi karşılık çekin kim olduğu bilinmeyen hamili adına muhatap bankaca bloke bir hesapta tutulacak, çeki ibraz eden kişinin hamil olduğu saptandıktan sonra kendisine ödeme yapılacaktır. Hamilin ibrazdan sonra çeki bir üçüncü şahısa ciro etmesi halinde ise, muhatap banka çeki ibraz eden kişiye alacağın temliki hükümlerine göre ödeme yapacaktır.
 
h)            Karşılıksız çekte gecikme faizi (Md.16/a)
 
Çekin karşılıksız çıkan kısmı için gecikme faizi, 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacaktır.
 
i)               Çekin kısmen veya tamamen karşılıksız çıkması halinde, keşidecinin elindeki tüm çek yapraklarını iade yükümlülüğü (Md.7)
 
Çek Yasasında, karşılıksız çıkan çekin keşidecisinin çek yapraklarını iade ve bankanın on gün içinde bu hususu keşideciye ihtar yükümlülüğü değişiklikten önce de yer alıyordu. Ancak yeni düzenlemede bankanın hangi andan itibaren ihtarda bulunacağının hesaplanması büyük güçlük yaratacaktır. Gerçekten de eski yasada, 10 iş günlük ihtar süresi, karşılıksız çıkan çekin ibrazından itibaren başladığı halde, yeni düzenlemede banka “8. maddede öngörülen sürenin bitiminden itibaren ongün içinde” iadeli taahhütlü mektupla çek karnelerinin alındıkları bankalara iadesini keşideciye ihtar edecektir.
 
8. maddeye göre öngörülen süre çekin ibraz süresinin bitiminden itibaren on günün geçmesi ile son bulmaktadır. Banka personeli, her çekin keşide yeri ve keşide tarihine göre öncelikle ibraz süresinin on gün veya bir ay olduğunu hesaplayacaklar, bu ibraz süresine on günü ekleyeceklerdir. Eski 7. maddede çekin karşılıksız çıkması halinde, sonradan düzeltme hakkını kullanmasına bağlı olmaksızın keşidecinin çek karnelerini bankalara iadesi öngörülmüş iken, yeni düzenlemede düzeltme hakkının kullanılabileceği sürenin sona ermesinin beklenmesi, bu süre içinde düzeltme hakkı kullanılırsa; çek karnelerinin iadesinin istenemiyeceği sonucunu vermektedir.
 
Geçen dönemde çek karnelerini iade ihtarı üzerine, keşideci çek yapraklarını ileri tarihli keşide ettiğini veya kaybettiğini, çaldırdığını belirterek cezadan kurtuluyordu. Faydalı olmadığı bilindiği halde aynı düzenlemenin bırakılması hatalı olmuştur.
 
j)               Düzeltme hakkının kullanılması için keşideciye ihtar mektubu gönderilmesine gerek bulunmaması (Md.8)
 
Çek Yasasında keşideciye tanınan düzeltme hakkı; keşidecinin cezalandırılmasını önlemeye yöneliktir. Keşideci düzeltme hakkını kullanırsa -tazminat, gecikme faizi ve çekin karşılıksız kalan bölümünü öderse- hamilin şikayet hakkı doğmamaktadır.
 
Çek Yasasının eski düzenlemesinde, bankanın keşideciye düzeltme hakkını kullanması için iadeli taahhütlü mektupla ihtar göndermesi gerekmekte; bu husus bankalara büyük külfet yüklediği gibi, tebligatın yapılıp yapılmadığı da büyük sorunlar yaratmaktaydı. Tasarının madde gerekçesinde de “Uygulamada ihtar mektuplarının tebliği sorun olmakta, tebligatın yetkili ya da ehil kişiye yapılıp yapılmadığı, usulüne uygun olup olmadığı gibi konular davaların uzamasına sebebiyet vermektedir. Oysa, çek keşide eden kişinin çekin ibraz süresini bilmesi ve hesabında buna göre yeterli karşılık bulundurması gerekmektedir” denilmektedir.
 
Yeni düzenlemede; bankaların düzeltme hakkını kullanması için keşideciye ihtar mektubu uygulaması kaldırılmış, keşidecinin bizzat kendisinin ibraz süresini hesaplaması esası benimsenmiştir.
 
Keşideci, keşide yeri ve keşide tarihine göre belirlenecek olan ibraz süresinin bitiminden itibaren on gün içinde çekin karşılıksız kalan kısmını, yüzde on tazminatı ve gecikme faizini öderse düzeltme hakkını kullanmış olacaktır.
 
Eski yasadan farklı olarak yeni düzenlemede düzeltme hakkının bir yılda iki defa kullanılabileceğine dair kısıtlama da kaldırılmıştır. Hesap sahibi karşılıksız çıkan tüm çekler için düzeltme hakkını kullanabilecektir. Ayrıca düzeltme hakkını kullanma süresinin kaçırılması da mutlaka keşidecinin cezalandırılacağı anlamına gelmemekte, keşideci yüzde on yerine, yüzde oniki veya yüzde onbeş tazminat ödeyerek hakkındaki ceza davasını önleyebilmektedir.
 
Düzeltme hakkını kullanmazsa hesap sahibinin çek keşide edemeyeceğine dair hükümler son değişiklikte Kanundan çıkarılmıştır. Bu nedenle değişik 8. maddedeki “........ ödemek suretiyle düzeltme hakkını kullanan, çek keşide etmek hakkını yeniden kazanır” hükmüne bir anlam verilememektedir. Buna karşılık düzeltme hakkını kullanmayan kişinin çek keşide edemeyeceği gibi bir sonuca yeni yasada gidilemeyeceği kuşkusuzdur. Maddenin “ödemek suretiyle keşideci düzeltme hakkını kullanır” şeklinde olması gerekirdi.
 
8. maddedeki düzeltme hakkı ile ilgili sürelerin, çekin ibrazı ile bir ilgisi yoktur. T. Ticaret Kanunundaki hükümler gereği, bir tediye vasıtası olan çek her zaman -keşide tarihinde önce de- ibraz edilebilecek; karşılıksız çıktığı takdirde icra yolu ile keşideci ve varsa cirantalar takip edilebilecektir.
 
Düzeltme hakkı, hamilin keşideciyi şikayet hakkının doğması yönünden önemlidir. Zira hamilin keşideciyi şikayet hakkı ibraz süresinin bitiminden on gün sonra başlamaktadır. Bu durumda, örneğin keşide tarihinin bir ay sonraya konulması halinde, şikayet hakkı bir ay daha ileriki tarihe atılmış olmaktadır. Düzeltme hakkı süresi, ibraz süresi ile bağlantılı olduğundan karşılıksız çıkan çekin ibraz tarihi önem taşımaktadır. Uygulamada sık rastlandığı gibi vadeli çek yerine ileri tarihli çek verildiğinde lehtar keşideci ile arasındaki centilmenlik anlaşmasına uymayarak, çeki daha önce ibraz ederek karşılıksız yazdırsa dahi; bu tarihte keşideciyi şikayet hakkı doğmaycaktır.
 
k)            Düzeltme hakkının hamile ödeme yapılarak da yerine getirilmesi
 
Çek Yasasının 8. maddesinin eski metninde düzeltme hakkının “hamil adına muhatap bankaya” çekin karşılıksız kısmının, gecikme faizinin ve %10 tazminatın yatırılması ile kullanılacağı belirtilmekte, Yargıtay bazı kararlarında hamile yapılan ödemenin geçerli olmadığı, Çek Yasasına göre mutlaka “hamil adına muhatap bankaya yatırılması” gerektiği sonucuna varmaktaydı.
 
Yeni düzenlemede 8. maddede “muhatap bankaya yatırma” hükmüne yer verilmemiş; sadece keşidecinin düzeltme hakkını kullanmasına değinilmiştir. Yasanın değişik 9. Maddesinde ise çek tutarı ile tazminatın ve gecikme faizinin “hamile veya hamile ödenmek üzere muhatap bankaya ödenmesinden” söz edilmiştir.  Bu durumda keşideci düzeltme hakkını muhatap bankaya hamil adına yatırarak kullanabileceği gibi hamile ödeme yaparak da kullanabilecektir. Keza hamilin bu tür bir beyanda bulunması yanısıra keşideciyi -çekin karşılıksız kısmı, gecikme faizi ve %10 tazminat- ödemeden ibra ettiğini beyan etmesi de yeterli olacaktır.
 
Tasarının 10. maddesinin gerekçesinde “Getirilen hükme göre, karşılıksız çıkan çeklerin, muhatap bankaya hamil adına yatırılması dışında herhangi bir şekilde çek hamiline ödenmesi durumunda da, hesap sahipleri bu durumu hesabın bulunduğu şubeye belgeleriye birlikte bildirebilecek ve bankalardan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasına gönderilecek bu bilgiler de diğer bankalara duyurulacaktır” denilmekte ise de; Kanun maddelerinde bu yönteme açıkça yer verilmemektedir.
 
l)               Bankaların yasal yükümlülüğü (Md.10)
 
Eski 10. Maddede bankaların yasal sorumluluğu belirlendikten sonra “7’inci ve 8’inci madde hükümleri saklıdır” denilmekte ve böylece ancak keşidecinin düzeltme hakkını süresinde kullanmaması halinde bankaların yasal garantileri nedeniyle ödeme yükümlülüklerinin doğduğu kabul edilmekteydi. Değişik 10. Maddede bu tür bir atıf yapılmadığından, ayrıca keşideciye düzeltme hakkını kullanması için bir ihbar mektubu da gönderilmediğinden, bankaların çekin kısmen veya tamamen karşılıksız çıkması halinde hamile derhal yasal garanti içinde –eski çeklerde azami 60 milyon TL, yeni basılan çeklerde azamı 300 milyon TL- ödemede bulunması gerekecektir.
 
Bankanın yasal yükümlülüğü her çek yaprağı için 5 milyon TL. iken, Aralık 2002’de Merkez Bankasınca 60 milyon TL.’ye ve bu yasa ile 300 milyon TL.’ye çıkarılmıştır.
 
Buna karşılık geçici madde 5’e göre bankalar yeni çek karneleri bastıracaklar, ellerindeki eski karneleri imha edecekler, müşterilerin elindeki eski çek karnelerinden ötürü muhatap bankaların yükümlülükleri 60 milyon TL. olacaktır.
 
Yeni düzenlemede bankaların yasal yükümlülükleri “Toptan eşya fiyatları yıllık endeksindeki değişmeler gözönünde tutularak T.C. Merkez Bankası tarafından her yıl Ocak ayında belirlenir” denilmiştir. Eski düzenlemede “Bankaların mesuliyet tutarı .............. artırılabilir” denilmekteydi. Nitekim Merkez bankası 5 milyon TL. yükümlülüğü 5 yıl süre ile artırmamıştı.
 
Bu maddenin gerekçesinde ise “Maddeyle T.C. Merkez Bankasına bu miktarın belirlenmesinde takdir yetkisi tanınmaktadır. Bu çerçevede sorumluluk miktarı günün ekonomik koşullarına göre belirlenecektir” denilmek suretiyle Merkez Bankasının geçen dönemdeki takdir yetkisinin devam ettiği vurgulanmaktadır.
 
10. maddenin eski metninde bankanın yasal yükümlülüğü “Hesap sahibi ile muhatap arasında karnenin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir kredi sözleşmesi hükmündedir” şeklinde ifade edilmiştir. Burada bankanın bir garantisi söz konusu olmakta; banka hesap sahibine gayrinakdi bir kredi açmış sayılmaktaydı. Yeni düzenlemede bu husus açıklığa kavuşturulmuştur. Tasarının madde gerekçesinde “Yürürlükteki maddede “kredi” olarak ifade edilen sorumluluk temeli, çek defteri verilmesi sırasında bir nakit söz konusu olmadığından hukuki niteliğine uygun bir şekilde “gayrinakdi kredi” olarak düzenlenmektedir” denilmektedir.
 
m)          Bankalara uygulanacak ağır para cezaları (Md.13, Md.15)
 
Yeni düzenlemede, eski yasadan farklı olarak 3, 4, 5, 7, 9 ve 11. maddelere uygulanacak para cezaları arasında -13. maddenin 2. fıkrası dışında- farklılık kabul edilmemiş, bankaların bu maddelerden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde alt ve üst sınırlar arasında tek bir ağır para cezası öngörülmüş ve üçyüzelli milyondan üç milyar liraya kadar ağır para cezası olarak yasalaşmıştır.
 
Bu durumda,
- Hakkında mahkemece 1-5 yıl arasında çek hesabı açma yasağı verilen ve bu yasak Merkez Bankası tarafından bankalara bildirilen kişilere, yasaklama süresi içinde çek hesabı açan bankalara bir milyar liradan beş milyara liraya kadar ağır para cezası verilecektir (Md.13/2).
 
Aşağıda belirtilen diğer hallerde bankalara verilen ağır para cezası üçyüzelli milyondan üç milyar liraya kadardır.
- Bankanın fotoğraflı nüfuz cüzdanı örneği olmadan çekle işleyen hesap açması (Md.3)
- Bankanın karşılığı olan çeki ödememesi veya hamilin vergi kimlik numarasını saptamaması (Md.4)
- Karşılıksız çekin ön ve arka yüzünün fotokopisi alınmadan çekin hamile iade edilmesi (Md.5)
- Bankanın yasada öngörülen süre içinde çeklerin iadesini keşideciye ihtar etmemesi (Md.7)
- Bankanın karşılıksız çekin ödenmediğini veya daha sonra ödendiğini yasal süre içinde Merkez Bankasına bildirmemesi (Md.9,11)
 
Bankanın ödediği para cezasını; kusuru bulunan personeline hizmet akdi hükümlerine göre rücu etmesi mümkün bulunmaktadır.
 

B-           Karşılıksız Çek Çeken Keşidecinin Cezalandırılması İle İlgili Düzenlemeler

 
a)            Ağır para cezası – tekerrür halinde hapis cezası
 
Eski Yasada karşılıksız çek keşide eden kişi 1-5 yıl arasında hapisle cezalandırılırken yeni düzenlemede ilk defa karşılıksız kalan miktarda, ancak azami 80 milyar lira ağır para cezası, tekerrür halinde ise 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
 
Tasarının gerekçesinde, “3167 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde, keşide edilen çekin karşılıksız çıkması hali objektif sorumluluk olarak düzenlenmiş ve bu suç için hapis cezası öngörülmüştür. Çağdaş ceza hukukunda, ekonomik ilişkilerin gelişmesi ve çeşitlenmesi sonucu bu ilişkilerden doğan ve netice itibarıyla cezai müeyyideyi gerektiren eylemlere hürriyeti bağlayıcı cezanın başvurulacak en son çare olarak öngörülmesi, “ekonomik suça ekonomik ceza” ilkesinin doğmasına yol açmıştır. Bu nedenle, maddede yeniden yapılan düzenlemeyle, keşide edilen çekin karşılığının bulunmaması halinde, bu suçu ilk defa işleyenler için çek bedeli tutarı kadar olmak üzere nispi para cezası verilmesi, ancak çeke olan güvenin zaafa uğratılmaması ve cezada etkinliğin artırılması bakımından, bu suçtan mükerrirler hakkında hapis cezası verilmesi hükme bağlanmaktadır. Bu düzenleme yapılırken fiilin sahtecilik veya dolandırıcılık gibi suçlarla ilgili boyutu saklı tutulmuştur. Bu suçu ilk defa işleyenlere verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamayacaktır ve bu miktar Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesi uyarınca her yıl artırılacaktır” denilmektedir.
 
Tekerrürden söz edilebilmesi için ilk cezanın infaz edilmiş olması gerekmektedir (T. Ceza Kanunu Md.81). Yargıtay kararları da bu yöndedir.
 
Bu durumda,
 
- İlk karşılıksız çekten ötürü verilen para cezası infaz edilmedikçe tekerrür olmayacağından, örneğin ilk cezalandırma kesinleşip infaz edilinceye kadar bir yıl geçerse bu süre içinde çekilen tüm karşılıksız çekler için sadece ağır para cezası söz konusu olacaktır.
- Para cezası tecil edilirse infaz söz konusu olmadığından tekerrür uygulanmayacaktır.
 
Ağır para cezası kesinleştikten sonra Yasada öngörülen %20 tazminat, gecikme faizi ve çekin karşılıksız kalan miktarı ödenirse, ceza tüm sonuçları ile ortadan kalkacağından tekerrür ortaya çıkmayacaktır.
 
Buna karşılık, para cezası infaz edildikten sonraki 5 yıl içinde karşılıksız çek çekilirse doğrudan hapis cezası verilecektir.
 
b)            Sanık gelmese de duruşmanın yapılabilmesi
 
Geçen dönemde şikayette bulunan hamilin ve sanığın ceza davasına ilgi göstermemeleri nedeniyle davalar yıllarca sürmekte ve sonuçlanamamakta idi.
 
Tasarının madde gerekçesinde, “3167 sayılı Kanun uyarınca açılan kamu davalarında keşideci ile anlaşan hamilin davayı takip etmemesi, bu nedenle delillerin toplanmasında ortaya çıkan güçlük, bundan daha fazla olmak üzere açık kimlik ve adresleri tespit edilemeyen veya yargılamadan kaçan sanıkların savunmalarının alınamaması, davaların aşırı miktarda artmasına, mahkemlerde birikme, tıkanma ve yakınmalara neden olmaktadır” denilmiştir. Bu nedenle Tasarıda şikayetçinin davaya müdahil sıfatı ile katılması ve davayı takip etmemesi halinde şikayetten vazgeçmiş sayılarak davanın düşmesi öngörülmüştür. Meclis Adalet Komisyonunda ise “Bu suçlardan dolayı yapılan yargılamalarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 225. maddesinin uygulanması” ile sorunun çözümleneceği kabul edilmiştir. Bu maddeye göre “Tahkikatın mevzuu olan suç gerek yalnız ve gerek birlikte olarak para cezasını, hafif hapis ve müsadere cezalarını müstelzim ise sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hallerde sanığa gönderilecek celpnamelerde kendisi gelmese dahi duruşmanın yapılacağı yazılır”.
 
Ancak belirtmek gerekir ki, bu madde sadece para cezası söz konusu olan çeklerle ilgili ceza davalarında uygulanacak; tekerrür halinde hapis cezası söz konusu olacağından eski sakıncalar devam edeceği gibi, celpnamenin sanığa tebliğ edilmemesi halinde de keza davaların aşırı miktarda artması önlenemeyecektir.   
 
c)            Suçun organ veya yetkili temsilci tarafından işlenmesi halinde yetkili temsilci ile özel tüzel kişi ve gerçek kişi hakkında ceza uygulanması (Md.16/2) ve çek hesabı açtırmanın yasaklanması
 
Cezalar kişisel olduğundan karşılıksız çıkan geçerli bir çeki kim imzalarsa, o kişinin cezalandırılacağı kuşkusuzdur. Yetkili temsilci için de durum aynıdır. Yasa koyucu yeni düzenlemede “ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri ......... cezalandırılırlar” demek suretiyle bu hususu vurgulamak gereğini duymuştur. Ancak  belirtmek gerekir ki, yetkisiz temsilcinin imzaladığı karşılıksız çekten ötürü, hesap sahibi sorumlu olmayacak ise de TTK 590. maddesine göre çeki imzalayan kişi bizzat sorumlu olacaktır. 16. maddedeki sadece “yetkili temsilci”den söz edilmesi nedeniyle, yetkisiz temsilcinin cezalandırılıp cezalandırılmayacağı tartışılacaktır.
 
Yeni düzenlemede ayrıca suçun organ veya yetkili temsilci tarafından tüzel kişi veya gerçek kişi yararına işlenmesi halinde tüzel kişinin para cezasına, gerçek kişinin para cezası veya hapis cezasına çarptırılması da öngörülmüştür. Böylece cezaların şahsiliği prensibinden uzaklaşılmakta; örneğin temsilci tarafından çekilen bir çekin karşılıksız çıkması halinde; eğer bu çek gerçek kişinin yararına çekilmiş ise, bu gerçek kişi de hapse mahkum edilebilmektedir. Tasarının gerekçesinde ise, “Türk Ceza Kanununun iştirak hükümleri gereğince, koşulların varlığı halinde çek keşide etmek yetkisi veren çek hesabı sahipleri ile çekin keşide edilmesi talimatını verenler de cezalandırılacaklardır. Örneğin, bir ticaret şirketindeki müdürlerin bu yerde çalışan personele talimat vermek suretiyle karşılıksız çek keşide ettirmeleri halinde bu kişilerin decezalandırılmaları gerekecektir” denilmektedir. Oysa maddede suça iştirakten söz edilmemekte; şuçun organ veya temsilci tarafından tüzel veya gerçek kişi “yararına” işlenmesi yeterli bulunmaktadır. Burada, gerekçenin esas alınarak iştirak hükümlerinin esas alınması Anayasaya ve ceza hukuku prensiplerine uygun olacaktır.
 
Yetkili bir temsilci tarafından çek çekilmesi halinde hesap sahibinin cezalandırılması yanısıra; mahkemece her ikisinin de 1-5 yıl arası çek hesabı açması yasaklanmaktadır. 16/3 maddesine göre “Mahkeme, ayrıca işlenen suçun niteliğine göre bir yıl ile beş yıl arasında belirleyeceği bir süre için hesap sahiplerinin ve yetkili temsilcilerinin çek hesabı açmalarının yasaklanmasına karar verir”.
 
d)            Her çek yaprağının ayrı suç oluşturması (Md.16/4)
 
Geçen dönemde tartışmalı olan bir hususa açıklık getirilmiş ve her karşılıksız çıkan çekin ayrı suç oluşturacağı kabul edilmiştir.
 
e)            Bankanın şikayet hakkına sahip olması (Md.16/b)
 
Geçen dönemde karşılıksız çeki ödeyen veya yasal yükümlülüğünü yerine getiren muhatap banka “hamil” sayılmadığı için şikayet hakkına sahip değildi. Yeni düzenlemede “Kanuni veya akdi teminat nedeniyle tam ödemede bulunan bankanın” şikayet hakkına sahip olduğu kabul edilmiştir. Bankaların kanuni teminatları eski yasada 60 milyon yeni bastırılacak çeklerde ise 300 milyon TL’dır. Yasal yükümlülük dışında bankalar çıkardıkları garantili çeklerle de akdi teminat verebilmektedirler. Ancak kuşkusuz bankaların akdi garantilerinden söz edilebilmesi için, garantili çeklerinin yasal yükümlülük üzerinde olması – örneğin yeni bastırılacak çeklerde her çek yaprağı için 500 milyon garanti gibi- gerekecektir. Bu durumda banka bir çekteki yasal yükümlülüğünü ve varsa akdi yükümlülüğünü yerine getirmesi ve hamile ödemede bulunması halinde keşideciyi şikayet hakkına sahip olacaktır.
 
f)              Yetkili ceza mahkemesi (Md.16/b-1)
 
Geçen dönemde yetkili ceza mahkemesinin belirlenmesinde ortaya çıkan tartışmalar sona erdirilmiş ve bu suçlarda çekin ibraz edildiği ya da keşide edildiği veya şikayetçinin yerleşim yerinin bulunduğu yer Asliye Ceza Mahkemesi yetkili kabul edilmiştir. Ancak bu durumda uygulamada keşidecinin örneğin, çekin İstanbul’da ibraz edilmesine karşın, şikayetçinin yerleşim yeri olan Kars’ta keşideci aleyhine dava açılmsı gibi durumlarla karşılaşılabilecektir.
 
 
g)            Şikayet hakkının doğduğu tarih (Md.16/b)
 
Şikayet hakkı;
- düzeltme hakkı için öngörülen sürenin dolduğu tarihte (Md.8)
- ihtiyati tedbir veya ödeme yasağı nedeniyle süresi içinde ibrasında çek hakkında işlem yapılaması halinde, tedbirin  veya ödeme yasağının kalktığı tarihte doğar.
 
h)            Davanın açılmasına engel olan, davayı düşüren ve cezayı ortadan kaldıran nedenler (Md.16/c)
 
Düzeltme hakkının, 8. maddede belirtilen süre içinde kullanılması halinde şikayet hakkı doğmamaktadır.
 
Şikayet hakkı doğduktan sonra da keşideci her aşamada çekin karşılıksız kalan kısmını, gecikme faizi ve %12 ilâ %20 arasında tazminat ile birlikte ödemek suretiyle ceza davasının açılmasını, açılmış olan ceza davasının düşmesini ve kesinleşmiş olan hükmün bütün cezai sonuçları ile birlikte ortadan kalkmasını sağlayabilmektedir.
 
i)               Keşideci tarafından çekin karşılıksız kalan kısmına ve gecikme faizine ilave olarak ödenecek tazminat
 
Şikayet hakkının doğmasından dava açılıncaya kadar %12; dava açıldıktan hüküm verilinceye kadar %15, hüküm verildikten sonra kesinleşinceye kadar %18 ve hüküm kesinleştikten sonra ise %20 tazminat ödenmesi gerekecektir.
 
Son olarak Meclis Genel Kuruluna inmiş, ancak seçimler nedeniyle  kadük olmuş olan Tasarıda bu oranlar %20, %40, %50 ve %70 idi. Böylece keşideci gecikmeden çek bedelini ödemeye teşvik ediliyordu. Yasalaşan metinde ise bu oranlar %12-%20 arasında tutulmak suretiyle keşidecinin, ceza davasını sonuna kadar izlemesinin ve örneğin hüküm kesinleştikten sonra ilave %20 tazminat ödemek suretiyle hükmü sona erdirmesinin mümkün bulunması nedeniyle onbinlerce dava açılarak yargının boşuna meşgul edilmesine neden olunacağı kuşkusuzdur.
 
j)               Yasaklı kişinin, çek keşide etmesinin cezalandırılmaması
 
Geçen dönemde kaldırılan 13. maddenin 2 nci fıkrasında; düzeltme işlemlerini yerine getirmeden bir yıl içinde veya 16. maddeye göre mahkemece belirlenen süre içinde çek keşide edenlere hapis ve para cezası öngörülüyordu. Düzeltme hakkını kullanmayanlara veya mahkemece çek hesabı açmaları yasaklananlara çek keşide etme yasağı yeni düzenlemede yer almamaktadır. Tasarının gerekçesinde, “Açılan davaların, dava konusu çeklerin yasaklama kararından önce düzenlendiği yolundaki savunma karşısında beraatla sonuçlandığı, mahkemelerin gereksiz yere meşgul edildiği ve amaçlanan sonuçların alınamadığı dikkate alınarak, 3167 sayılı Kanunun yürürlükteki 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası kaldırılmaktadır” denilmektedir.
 
k)            8 Mart 2003 tarihinden önce karşılıksız çek keşide edenler, bu kişilere karşı açılmış veya hüküm verilmiş davalar hakkında düzenlemeler (Geçici maddeler 1,2,3)
 
­        08.03.2003 tarihinden önce karşılıksız çek keşide edenler, Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 3 ay içinde -en geç 08.06.2003 tarihine kadar- karşılıksız çek miktarını, gecikme faizini ve %10 tazminatı hamil adına bankaya yatırırlarsa hazırlık soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına, açılmış davaların düşürülmesine, kesinleşmiş mahkumiyet hükümlerinin kaldırılmasına karar verilecektir (Geçici Md.2).
 
­        Davalar devam etmekte ise, 8 Mart 2003 tarihinden sonra yapılacak ilk duruşmada bulunmayan şikayetçiye, ilk duruşmada hazır bulunması veya bir vekil ile kendisini temsil ettirmesi; aksi takdirde şikayetten vazgeçmiş sayılacağı hususunda davetiye çıkartılacaktır. Davetiyeye rağmen -haklı mazeret dışında- üst üste iki duruşmaya gelmeyen şikayetçinin şikayetinden vazgeçmiş olduğu kabul edilecektir.
 
­        Tutuklu bulunanlar derhal tahliye edilecek, haklarında talep edilmiş hapis cezaları yerine çek bedeli kadar para cezasına hükmedilecektir.
 
­        Hükümlü bulunanlar derhal tahliye edilecek, haklarındaki hapis cezaları çek bedeli kadar ağır para cezasına dönüştürülecektir (Geçici Md.1).
 
­        13. maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykırı fiilden -yasaklı iken çek keşidesi- dolayı yapılmakta olan hazırlık soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına, görülmekte olan kamu davalarının ortadan kaldırılmasına karar verilecek, mahkumiyet hükümleri ise bütün kanuni sonuçları ile birlikte ortadan kalkacaktır (Geçici Md.3).

İlgili Kaynaklar
  1. Ceza kararnamesinin "beraat karan" ile sonuçlandırılması olanaksız olduğundan kararın "temyiz yeteneğinin" olduğu kabul edilmelidir

    T.C. Yargıtay İkinci Ceza Dairesi

Forum