Hukuki Net Hukuki NET | Forum | Mevzuat Anasayfa | Kaynaklar | Yazarlar | Dizin | Arama | Uyarlama | Giriş | Üye Ol
Avukatlık Mesleğinin İcrasında Teknolojinin Kullanımı Önekleri ve Değerlendirmeler
Ekleyen: Hukuki.Net | Tarih: 3-10-2005 | Kategori: Makale | Okunma : 8871 | Not:
Hukuki.Net

E-mail:@hukuki.net


Reklam
AVUKATLIK MESLEĞİNİN İCRASINDA TEKNOLOJİNİN KULLANIM ÖNEKLERİ VE DEĞERLENDİRMELER Doç.Dr. Tekin MEMİŞ* I. GİRİŞ Dün geçti, bugün yeni şeyler söylemek lazım Mevlana Her şeyin değiştiği, yenilendiği bir çağda mesleklerin icra şekilleri de değişmektedir. İletişim ve bilişim alanındaki teknolojilerin yenilenmesi ve gelişmesi ile birlikte bütün mesleklerin icrası kolaylaşmakta ve daha geniş kitlelere hizmetler sunulabilmektedir. İletişim ve bilişim alanındaki gelişmelerle birlikte yeni pazarlama ve reklam stratejileri de geliştirilmiştir. Yeni müşterilere ve daha fazla sürüme erişmek isteyen kimseler tarafından bütün gelişmeler değerlendirilmekte, ya doğrudan satış ya da reklam aracı olarak kullanılmaktadır. Bu gelişmelerle birlikte, “doğrudan satış”, “mesafe satışları”, “elektronik satış” kavramları hem ticari hem de hukuk alanında telaffuz edilmeye başlanmıştır. “Yeni ekonomi”, “e-ekonomi”, “sanal ticaret” de iletişim ve bilişim teknolojilerinin ortaya çıkardığı kavramlardır. Teknolojik yenilik ve gelişmelerden yargı aşamasının vazgeçilmez bir parçası olan avukatlık mesleğini icra edenler de yararlanmalıdır. Bütün mesleklerde olduğu gibi, bu yararlanmanın sınırları da elbette hukuk düzeni tarafından belirlenmektedir. Ancak hukuk kuralları, çoğu kez olayların arkasından gelmekte, problemler ortaya çıktıktan sonra vazedilmektedir. Hayatın gelişim sürecinde gelişen tekniklerin bir kısmı zaman içinde kolayca ve “yadırganmadan” yaygınlaşmaktadır. Daktiloların yerini, bilgisayarların; mektuplar, kağıtlar ve zarfların yerini telefonların, faks cihazlarının, fotokopi makinelerinin alması; hatta büro içi server kullanımları ile ağların oluşturulması hiç de yadırganmadan yerleşmiştir. Ancak teknolojik gelişmelerle birlikte sanal avukatlık bürolarının oluşması, birbiri ile hiç tanışmadan iletişim araçları ile danışma hizmetinin verilmesi, hukuk otomatlarının devreye girmesi, çözülmesi gereken yeni sorunlar olarak karşımızda bulunmaktadır. Burada vazedilmesi gereken hukuk kuralları ve mesleğin icrası sınırları olan ve olması gereken hukuk düzeni tarafından ayrıca ortaya konulacaktır. Aslında bu çalışmada bir geleceğe bakış perspektifinin çizilmesi hedeflenmiş, en azından gelecekte yeni teknolojilerin avukatlık mesleğinin icrasında oynayacağı rolü tespit etmeye yönelmiştir. Bu nedenle bakış açımız hem teknolojik gelişmeler hem de avukatlık mesleğinin yönelimleri ile ilgilidir. Bu bakış açısının sınırlarını da sadece ülke şartları ile değil “global bir vizyon”la belirlememiz gerekmektedir. Bildiride öncelikle avukatlık mesleğinin icra edilmesinde ve hizmetin daha geniş kitlelere ulaştırılmasında kullanılan tekniklere örnekler verilecek ve bunların mevcut yasalar çerçevesinde hukuki değerlendirilmesi ele alınacaktır. Bu konuda özellikle internet teknolojisinin kullanımı ve Türkiye Barolar Birliğinin bu konudaki tutumuna daha ayrıntılı bir şekilde yer verilecektir. A. ZAMAN AVCILIĞI ve ÜRETİMİN DEĞİŞMESİ Bilişim bilimi alanında faaliyet gösteren araştırmacıların bir amacı da mevcut bilgilerin kullanıcılara daha kolay ve sistematik olarak ulaştırılmasını sağlamaktır. Bilgilerin kullanıcılara en kolay ve sistematik ulaşımını sağlamanın en doğru yolu da bilgilerin bilgisayar ortamında işlenmesi ve sunulmasıdır. Bilgilerin, bilgisayar ortamında kolay tasnifi, arama, kullanma ve bilgi işlemelerin hızlılığı, her meslekten insana kolaylıklar sağlamakla birlikte, içtihatların ciltler tuttuğu, kanun sayılarının binlerle ifade edildiği hukuk bilimi ile uğraşanlar için daha bir önem taşımaktadır. Zaman izafi bir kavram olarak kabul edilmektedir. Zamanı değerli olanlarla-olmayanların bir saatlik süresi aynı değildir. İnsan oğlunun tekerlekten motorlu araçlara geçmesi yüzyıllar almıştır; ancak son yüzyılda baş döndürücü ve artık takibi bile güç olan gelişmeler yaşanmaktadır. Toplumlar için de zamanın kullanılması son derece önemlidir. Geçen yüzyıllarda kaybedilen on yıllar ya da yıllar önemliydi; ancak bu yüzyılda aylar ve günler bile toplumlar arasındaki farkı büyük ölçülerle açabilmektedir . Bilgiyi üreten toplumlarla onu sadece tüketen toplumlar arasındaki fark, sanayi toplumu aşamasındaki farka göre bilgi üreten toplumlar lehine ve tüketenler aleyhine daha da açılacak ve belki de “bir çağlık fark”, “iki çağlık farka” çıkacaktır . Bilgi çağında girdiler farklılaşmıştır. Tarım toplumunda temel girdi toprak ve insan emeği iken sanayi toplumunda temel girdi makine gücü, bilgi toplumunda ise bilgidir. Klasik sanayi ürünlerinin ekonomideki ağırlığı artık azalmıştır. Bilgi şimdiye kadar olmadığı kadar değerlenmiştir ve bedele çevrilebilme imkanına kavuşmuştur. Üretimin ağırlığı, sanayi toplumlarında fabrikalarda iken, bilgi toplumunda araştırma merkezlerinde yoğunlaşacaktır. Meslekleşme süreci de bilgi-uzmanlık-danışma temeline dayanacaktır . Sermaye birikimi de önemini kaybederek yerini bilgi birikimine bırakmıştır. Bilgi üretiminin sağlandığı iletişim araçları sayesinde ulusal sınırlar ortadan kalkmaya başlamış, globalleşme olgusu ile karşılaşılmış ve ulusal ekonominin yerini dünya ekonomisi almıştır ., Aşağıda çıkarılan tabloda sanayi toplumu ile bilgi toplumu arasındaki temel karakteristik farklar daha belirgin olarak görülebilmektedir : SANAYİ TOPLUMU BİLGİ TOPLUMU Maddi Mal Üretimi Üretim Fabrikalarda Değişim Ekonomisi Sermaye Birikimi Ulusal Sınırlar Ulusal Ekonomi Parlamenter Demokrasi Bilgi Üretimi Üretim İletişim Ağlarında Sinerjik Ekonomi Bilgi Birikimi Globalleşme Dünya Ekonomisi Katılımcı Demokrasi B. BİLGİ YÜKÜ - DEĞİŞEN BİLGİ ve ÇÖZÜM Bilgi parmak uçlarınızda Bill Gates Çağımız artık bilgi çağı olarak adlandırılmakta, bilginin servet olduğu ifade edilmektedir. Bilgiye sahip olmanın klasik servet unsurlarından daha önemli olduğunu görmüş bulunuyoruz. Gerçekten Microsoft firmasının bütçesinin devlet bütçelerini geçmesi ve ilk sıralara oturması bilginin değerliliğini ispatlamaktadır . Fakat bilgi çağına getirilen en büyük ve ciddi eleştirilerden birisi, bilginin son derece fazlalaşmış olmasıdır. Bu bilgi o kadar çoğalmış ve ağırlaşmıştır ki, artık altından kalkılamaz hale gelmiştir. Örneğin petrol şirketi Exxon’un Federal Enerji Bürosu’na gönderdiği bir tek raporun kalınlığı 445.000 sayfadır. Bu da yaklaşık olarak bin cilt tutmaktadır. Ülkenin tek meselesinin enerji olmadığı düşünüldüğünde bu bilgi yükünün ne denli ağırlaştığı anlaşılacaktır. Bu bilgiyi kimin okuyacağı, nasıl değerlendireceği ve analiz edeceği ciddi bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır . Günümüzde bilginin bir diğer riskinin de özellikle hukukçular için burada belirtilmesi gerekmektedir: Bu da bilginin sürekli değişkenliği. Hızla değişmek, bilginin kendi tabiatında olan bir şeydir. Bu konuya Drucker’in örneği uygun düşmektedir. Ünlü düşünür Sokrates, taş ustası idi ve geçimini bu yolla temin ediyordu. Taş ustası Sokrates, şayet kendisini günümüz taş ustalarının çalışma yerlerinde bulsa idi çok fazla yabancılık çekmezdi. Ancak düşünür Sokrates, modern felsefenin sembolik mantık ve dilbilim gibi anahtar disiplinlerinin hem ilgi alanları hem de kullandıkları araçlar karşısında afallayıp kalırdı. Bütün olumsuzluklarına rağmen hızlı değişimin aynı zamanda şans olduğu, belirsizlik olduğu ve beklenmedik yerlerden gelen rekabet anlamına geldiği de unutulmamalıdır . Hukukçular için de aslında durum farklı değildir. Binlerce kanun ve yüz binlerce içtihat içinden olaylara nasıl bakılabileceğine, problemlerin nasıl çözümlenebileceğine dair net bilgiler çıkarmak oldukça zordur. Birbirinden farklı zamanlarda defalarca aynı sorunlar tekrarlanmaktadır . C. Avukatın Yeni Teknolojileri Kullanımı ve Özen Yükümü Avukat, yüklendiği görevi, bu görevin kutsallığına yaraşır bir şekilde ifa etmek zorundadır (AK.m.34). Avukatın bu özen yükümünü ihlal etmesi sonucu ortaya çıkan zararı tazmin yükümlülüğü bulunmaktadır , . Avukat, sözleşmeye göre borçlandığı ifa türünü veya biçimini nicelik ve nitelik bakımından yerine getirmez ise bu takdirde yükümlülüğünü ihlal etmiş olur. Genel olarak bilinen ve uygulamaya dönük meslek kurallarının ihlalinde “meslek hatası”ndan bahsedilir . Meslek hatası, sözleşmenin ihlali, edimin yerine getirilmemesi, kötü yerine getirilmesi veya gecikmesidir . Özen yükümünün çerçevesini, sözleşme gereğince görülecek işin türü, güçlüğü, mesleki bilgi derecesi de göz önünde bulundurarak tayin etmek gerekir. Bu noktada işin karmaşık olması, müvekkil için taşıdığı önem arttıkça vekilin özen yükümü de artmakta; hatta iş uzmanlık gerektiriyorsa bir uzmana danışma da vekilin özen yükümü içinde kabul edilmektedir . Borçlar Kanunu 390/I’e dayanarak, vekilin özen yükümlülüğünü işçinin işverence bilinen, bilinmesi gereken bilgi derecesi, yetenekleri ve diğer hususiyetlerinin dikkate alınarak avukatın özen yükümünün tayin edilmesi yönündeki görüşe katılmak mümkün değildir . İşveren ve işçi arasındaki ilişkinin özelliğinden doğan özen yükümü ölçütünün avukatla müvekkil arasındaki ilişkide uygulanması kanaatimce doğru değildir. Avukatla müvekkil arasındaki ilişkinin güvene dayalı olması, özel statü kuralları ile düzenlenmesi, işveren-işçi konumlarının düzey farklılığı avukat-müvekkil ilişkisini, işveren-işçi ilişkisinden farklılaştırır. Avukat, işini bilen bir avukatın bilmesi gereken hukuki bilgileri bilmeli, öngörülmesi gerekli olan hadiseleri mantıklı bir şekilde dikkate alınarak değerlendirmelidir . Avukatın sahip olması gereken uzmanlık bilgisi, kanunlar, yüksek mahkeme içtihatları ve standart literatürü içermektedir . Aslında avukatın sahip olması gereken bu bilgi çerçevesi, avukatın öğrenmeye devamını gerektirmektedir. Daha sonra kendisine yöneltilebilecek tazminat taleplerinden kaçınabilmek için avukat, hukuki bilgisini kısa zaman aralıkları ile yenilemek zorundadır . Avukatın özen yükümünün yerine getirildiğinin kabulü için sadece yüksek mahkeme içtihatlarının ve mevzuatın takip edilmesi yeterli değildir. Avukat, yüksek mahkeme kararlarını takip edecek, ancak özen yükümü sadece bununla sınırlı kalmayacaktır. Zira avukatın özen yükümü, sadece Yüksek mahkeme kararlarındaki eğilimleri takip etmek değil, aynı zamanda bunlar üzerinde görüş belirtmek ve açılımlar yapmayı da içermektedir. Bu nedenle avukatın yargı kararları ve öğretideki hakim görüşten ayrılması, onun özen yükümünü ihlal ettiği anlamına gelmez. Ancak müvekkilinin de menfaatlerini göz önünde bulundurarak bu durumda onun onayının da alınması gerekir . Bu noktada yığılan mevzuatın, mevzuat değişikliklerinin ve yüksek mahkeme içtihatlarının avukat tarafından nasıl bilineceği sorunu karşımıza çıkmaktadır. Sermaye piyasası ve rekabet hukuku gibi bazı hukuk branşlarında sürekli tazelenen bir bilgiye ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü bu branşlarda esnekliğin sağlanabilmesi için sürekli tebliğler çıkarılmakta, yenilenmekte veya değiştirilmektedir. Bu durumda hukukçunun sadece bilmesi değil, aynı zamanda sürekli değişen bilgiyi takip etmesi de gerekecektir. Oysa zamanın son derece hızlandığı, tek işin öğrenmek olmadığı günümüzde değişen bilgiyi takip edecek ve bundan ilgilileri haberdar edecek ayrı bir oluşuma ihtiyaç bulunmaktadır . Bu oluşumun hayat içinde bilgisayar kullanımı ve internetle birlikte yaygınlaşabileceği kanaatini taşıyorum. Bu oluşumlara Almanya’da eyalet ve federal bazda bütün hukuki mevzuat değişikliklerini haber veren Makrolog firması ve Türkiye’de “hukukcu.com” örnek olarak verilebilir . Binlerce kanun ve yüz binlerce içtihat içinden olaylara nasıl bakılabileceğine, problemlerin nasıl çözümlenebileceğine dair net bilgiler çıkarmak oldukça zordur. Birbirinden farklı zamanlarda defalarca aynı sorunlar tekrarlanmaktadır. Bu gitgide artan bilgi yükü içinde -kesin ve her alanda etkili olmasa da- bilgisayar kullanımı önerilebilecek ciddi bir çözüm tarzıdır . Dijital hale getirilmiş bilginin taranması, bulunması ve kategorize edilmesi son derece kolaydır. Aranılan bir kelimenin bilgisayar ortamında bulunması son derece basit ve hızlıdır. Bilgiler kullanıcının ekranına akmakta, belirli sınıflandırılmalar yapılmaktadır. Bir içtihadın bilgisayar ortamında bulunması şerhlerin veya içtihat kataloglarının taranması ile yapılmasına oranla yüzlerce kez daha kolay ve hızlı yapılacaktır. Artan ve günden güne fazlalaşan ve değişken bir yapıdaki bilgi, bilgisayar ve internetle hukukçu için artık bir yük değil zenginlik kaynağı teşkil edecektir . İleri ülkelerin tamamında hukukçular için oluşturulmuş hukuk bilgi bankaları mevcuttur. Bu bilgi bankaları sayesinde hukukçular çok kolay bir şekilde karmaşık bilgi yığınından gerekli olanları bulabilmektedir . Ülkemizde avukatların özellikle mevzuat değişikliklerini günlük olarak takip edebilmeleri imkanı internet üzerinden bugün mümkün hale gelmiştir. Resmi Gazete günlük olarak internette ücretsiz olarak kullanıcılara sunulmakta ve arşiv araması da yapılabilmektedir . Bu açıklamalar sonrasında günümüz hukukçusunun değişen mevzuatı takip etmemesi, içtihatları bulamaması ve bilgiye ulaşamaması avukatın özen yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilmelidir. Bu noktada vardığım sonuç, avukatlık mesleğinin özen yükümlülüğünün çerçevesi içinde avukattan yeni teknolojileri, yani bilgisayarı, interneti ve gelişecek olanları takip etmek, kendi mesleğinin gelişimi için bunları kullanmasını beklemektir. Avrupa ülkelerindeki gelişim de bu yöndedir. Nitekim Avusturya’da avukatların bu yönde eğitim almalarına dikkat edilmekte, yeni avukat bürolarına ruhsat verilirken de elektronik iletişimi mümkün kılacak gerekli donanıma sahip olması aranmaktadır . Savunduğum bu görüş, günümüzde bir çok avukat meslektaşımın yeni teknolojilere intibak etmesinin güçlüğü bakımından radikal bir görüş olarak değerlendirilebilse bile gelecek için makul bir görüş olarak kabul edilmelidir. II. YENİ TEKNOLOJİLERLE MESLEĞİN İCRA ÖRNEKLERİ ve DEĞERLENDİRMELER A. YÜKSEK TARİFELİ TELEFON HATLARI VEYA KISA MESAJLARLA (SMS) HUKUKİ DANIŞMANLIK 1. Genel Olarak Almanya’da uzun süreden beri tartışılan bir teknoloji kullanımı bildirimizde ilk verilecek örnek olaydır . Bu olayda hukuki danışmanlık hizmeti, Türkiye’de 900’lü hatlar benzeri bir tarifeden çalışan telefon aracılığıyla verilmektedir . 1997 yılında başlanılan bu hizmet, şu satırlarla halka duyurulmuştur: “Önceden herhangi bir randevu alınmadan ve kimlik sorulmadan avukatlar derhal hizmet vermektedir. “InfoGenie!Recht””, herkes için hizmete başlıyor. Hukuki sorunlar mutlaka bir hukuk bürosunda konuşulmamalıdır. Somut probleminizi bir avukatla telefonda konuşarak çözün. Berlin, 18.12.1997. Bu telefon numarası altında 0190/873-240’dan 0190/873-249’a kadar belirlenen konularda doğrudan telefonla irtibat kurulabilir. Hukuki sorunlarına çözüm arayanlar için “InfoGenie!Recht” alışılmamış avantajlar sağlamaktadır” denmekte ve bu avantajlar “zamandan tasarruf, esneklik, bilgilerin anonimliği” olarak belirtilmektedir. Ayrıca bu ilanda ulaşım, aile, iş, idare hukuku gibi yedi temel alanda haftanın yedi günü saat sabah yediden gece 24’e kadar hizmet verilmekte olduğu belirtilmektedir. InfoGenie!Recht’in hizmetinin dakikası 3.60 Mark’tır. Şu anda bu tür bir hizmetin bedeli 1.86 Eurodur. Bu ücret, bütün masrafları içermekte olup, hizmet verilen kimseye ilave başka bir yükümlülük getirmemektedir. Bu durum karşısında hukuka aykırılık gerekçesi ile Baro dava açmış ve verilen bu hizmetin durdurulmasını istemiştir. Baroya göre verilen bu hizmet, öncelikle caiz olmayan bir danışmanlık hizmetidir. Ayrıca burada danışmanlık hizmetini yerine getiren avukatlar, Federal Avukatlık Yasası’nda belirlenen tarifeler dışında bir tarife ile çalışmaktadır. Bütün bunlara ilave olarak burada çalışan avukatların reklamları yanıltıcıdır . Aslında avukatlığın bu yeni formu sadece hukukçular arasında değil, kamu oyunda da büyük bir yankı uyandırmıştır. Günlük yüzlerce kişi bu hizmeti kullanmaktadır. Telefon hizmeti sunanların ve aracı firmaların ortalama beş dakikalık bir telefon görüşmesi ile yıllık altı milyon mark civarında bir ciroya ulaştıkları tahmin edilmektedir . Aslında benzeri danışmanlık hizmetlerinin cep telefonları yoluyla kısa mesajlar “SMS” olarak sunulması da mümkündür. Her ne kadar şu ana kadar danışmanlık hizmetinin bu teknoloji ile verilmesine dair bir uygulamaya rastlanmamış olsa bile danışmanlık hizmetinin bu şekilde icra edilmesi de mümkündür. 2. Değerlendirme Bu tür pahalı hatlar üzerinden avukatlık mesleğinin icra edilebilmesine dair Türk hukuku bakımından değerlendirmelerime geçmeden önce birkaç paragrafla bu tür uygulamanın yaygınlaştığı Almanya’nın içtihatlarına değinme istiyorum: Hukuki danışma hizmetinin pahalı ücret tarifesinden telefon üzerinden verilmesi ile ilgili yargı süreçlerinde mahkeme içtihatları birbirinden farklı gerekçelere dayandırılmış ve birbirinden farklı sonuçlara ulaşılmıştır. İçtihatların bir kısmında avukatlık hizmetlerinin telefon üzerinden yapılması hukuka uygun görülmüştür. Bir avukatlık hattının işletimi, Almanya’da yürürlükte bulunan (Rechtsberatungsgesetz- RberG) Hukuki Danışmanlık Yasası’na uygundur. Bu hizmeti veren avukatlar ne reklam kurallarını ne de avukatlık mesleği ücret tarifelerini ihlal etmektedir. Öncelikle yukarda örneği verilen reklam türleri, BRAO (Federal Avukatlık Yasası) m. 43 b anlamında doğrudan bir reklam olarak düşünülememektedir. BRAO m. 49 b ise telefon şirketlerinin ücretleri tahsil etmesine (Einziehung) engel değildir. BRAGO (Federal Avukatlık Ücret Tüzüğü) m. 3 ve BRAO m. 43 a’dan kaynaklanan mesleki ve tarife hesaplama yükümlülüklerine karşı olası bir aykırılığı tek başına sistemli bir telefon danışmanlığı yapmayı yasaklamaya kafi gelmez . Aksi karara varan mahkemeler ise, aranılan kimsenin sözleşmenin karşı tarafı olarak telefon hizmetleri sunucusu olması durumunu en azından RberG m. 1 parg. 1’in bir ihlali olarak görmektedir . Burada öncelikle telefonda bir danışma hizmeti almak isteyen kimseye yetkin bir avukatı bulabilmesi temin edilmemektedir. Zamana göre ayarlanmış bir ücret, avukatlık ücret tarifesinde şekillenmiş karşılığı (Honorar) aşabilmekte veya bunun altında kalabilmektedir. Bu da BRAGO m. 3 ile bağdaşmamaktadır. Telefon servisine ortak olan avukatlar, kendi meslektaşlarına karşı haksız bir rekabet avantajına sahip olmaktadırlar (UWG. m.1). Avukatlık meslek birlikleri (barolar ve dernekler) de avukatın danışma hizmetini bu şekilde telefonla yerine getirmesinin caiz olmadığını dile getirmektedirler . Buna göre avukatın yerine getirdiği hizmetin önemi ile bu durum bağdaşmamaktadır. Bununla birlikte sivil örgütlenmelerin hepsinin aynı görüşte olduğunu söylemek mümkün değildir. Örneğin Federal Meclis Milletvekilleri ve FDP temsilcileri, danışmanlık hizmetlerinin bu tür telefon hatlarından verilmesi taraftarlarıdır. Bu görüşe göre hükümetin, telefonda danışmanlık hizmeti verilmesini kolaylaştırması ve vatandaşların bu sayede ihtiyaç duyduğu hukuk bilgisine hızlı ve çabuk ulaşabilmesinin sağlaması gerekmektedir . Nihayet Federal Yüksek Mahkeme, vermiş olduğu kararda danışma hizmeti sözleşmesinin, tereddüt halinde telefon hizmetlerini organize eden ve danışmanlık yapma yetkisine sahip olmayan şirket ile değil, yüksek tarifeli bir telefon hattı ile yerine getiren avukatla yapılmış sayılacağına karar vermiştir. Bu şekilde bir telefon hizmeti ile danışmanlık hizmetine katılan avukat, mesleki bir yasağı da ihlal etmiş olmamaktadır. Özellikle görüşme sürecine göre hesaplanan ve danışma tarifesinin altında veya üstünde olabilen bir ücretin kararlaştırılması esas itibariyle mesleki kurallara aykırı değildir. Mahkeme kararında ayrıca danışmanlık hizmeti veren avukatların birbirleri ile çelişen menfaatlere temsil yasağını ihlal edip etmediği de tartışma konusu yapılmış ve yüksek mahkeme bu noktada da BRAO m. 43 a IV’e bir aykırılık görmemiştir. Ayrıca avukatlar, komisyon yasağını (BRAO m. 49 b III) veya ücret taleplerinin temliki yasağına da (BRAO m. 49 b IV 2) aykırı davranmamıştır . a. Hukuk Danışmanlığı Yapılması Açısından Avukatlık Kanunu’na göre hukuk danışmanlığının yapılması sadece avukatlara aittir. “Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir” (AK.m.35) denilmektedir. Kanunun bu lafzına göre hareket edilecek olursa avukatın çok geniş bir “tekel hakkı”na sahip olduğu görülmektedir . Bu yorum tarzının Anayasa’nın düşünce özgürlüğü ile ne derece bağdaşıp bağdaşmadığı tartışmalıdır . Bu noktada bir hukuk profesörünün, hakimin ya da noter gibi bir hukukçunun mütalaa veremeyeceğini söylemek mümkün olmasa gerektir . Uygulamada da bu kimselerin meslekleri ile bağdaşması halinde mütalaa verebildikleri, mahkemelerin özellikle üniversite hocalarından hukuki mütalaaları kabul ettikleri görülmektedir. Bu noktada kanun koyucunun “kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa verilmesi” ibaresinden sadece ihtilaflı sorunların anlaşılması gerektiği, henüz dava konusu olmayan bir hakkın korunması için hak sahibi kimsenin nasıl hareket etmesi gerektiğine dair düşünce açıklamalarının avukatların tekel hakkı içinde bulunmadığı düşüncesi de doktrinde savunulmaktadır . Ancak avukatlık kanununun zorunlu kıldığı hal ve iş yerlerinde bulunan hukuk danışmanlarının avukat olması zorunludur, zira burada açık bir düzenleme getirilmiştir (AK.m. 35/III). Buna karşılık yargı mercilerinde savunmada bulunma hakkı sadece avukatlara aittir. Bununla birlikte yukarıdaki tartışmalardan uzak olarak Türkiye’de 900’lü hatlar üzerinden bir avukatlık ortaklığının veya avukatların hukuki danışmanlık hizmeti veren bir şirkete danışmanlık yapması sorunu da karşımıza gelmektedir. Böyle bir durumun avukatlık mesleği ile bağdaşıp bağdaşmadığı sorunu da ayrıca çözüme kavuşturulmalıdır. 900’lü hatları işleten bir telekomünikasyon şirketinin bu hizmeti vermek için avukatları çalıştırması veya bir avukatlık şirketinin bu hizmeti vermesi mümkün müdür? Avukatlık Kanunu’nun 11. maddesine göre, “Aylık, ücret, gündelik veya kesenek gibi ödemeler karşılığında görülen hiçbir hizmet ve görev, sigorta prodüktörlüğü, tacirlik ve esnaflık veya mesleğin onuru ile bağdaşması mümkün olmayan her türlü iş avukatlıkla birleşemez”. Buna göre bir avukatın, bir ticaret şirketinde hizmet sözleşmesi ile çalışması mümkün değildir. Her ne kadar Avukatlık Kanunu’nun 12/c maddesinde “Özel hukuk tüzelkişilerinin hukuk müşavirliği ve sürekli avukatlığı ile bir avukat yazıhanesinde ücret karşılığında avukatlık” yapmak her ne kadar serbest bırakılmış ise de 900’lü hatlarda bir telekomünikasyon kuruluşunda hizmet sözleşmesi ile bir avukatın çalışması mümkün olmamalıdır. Fakat telekomünikasyon şirketinin sadece iletişim mekanizmasını hazırlaması ve avukatların hukuk danışmanlığı hizmeti vermeleri veya bir avukatlık ortaklığının danışma hizmeti vermesinin kanuna aykırı bir yönü bulunmamaktadır . Alman Mahkeme Kararlarının bir kısmında da Telekomünikasyon (ticari amaç için kurulan) şirketinin hukuk danışmanlığı yapmasının mümkün olmadığı; zira söz konusu hatları işletenlerin hukuki danışmanlık hizmetini izinsiz icra etmelerinin yasalara aykırı olduğu vurgulanmıştır . Ancak burada durum son derece farklı olup, avukat yasaların kendisine tanığı bir hizmeti ifa etmektedir. Özde danışmanlık hizmeti, telekomünikasyon şirketi tarafından değil, avukatlar tarafından yerine getirilmektedir. Burada sadece avukatlar danışmanlık hizmetlerini yerine getirirken, mektup, faks gibi bir iletişim cihazından da ilave olarak yararlanmaktadır . Mahkemelerde kullanılan bir başka argüman ise, telefonla danışma hizmeti alan kimselerin avukatı tanımamaları, karşılarında muhatap olarak bir şirketi görmeleridir ki bu argümanda yeteri kadar güçlü bir argüman değildir. Çünkü telefon konuşmasının daha başlangıcında arayan kimselere yönlendirildiği avukat tanıtılmaktadır. Aslında tartışılması gereken bir başka nokta da Avukatlık Kanunu’nun danışmanlık hizmetinin verilmesinde bir şirketin avukatların ifa yardımcısı olarak kullanılması halinde danışma hizmetinin caiz olup olmadığıdır . Burada da aslında asıl edim, telekomünikasyon şirketi tarafından değil, avukat tarafından icra edilmektedir. Dolayısıyla telekomünikasyon şirketi, avukatın ifa yardımcısıdır . Aslında bu noktada Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinde de bir açıklık bulunmamaktadır. Madde metninden anlaşılan gerçekte, fiilen danışmanlık hizmeti vermenin avukatlara tanınan bir tekel hakkı olduğudur. Aslında ortada gerek bir ticari şirket gerekse bir avukatlık ortaklığı bulunsun, danışmanlık hizmetinin bu organizatör şirketlere ait olmadığı; kanunun açık ifadesinin tekel hakkını avukatlara tanıdığıdır . Telefonla arayan kimse ile danışmanlık sözleşmesi, telekomünikasyon kuruluşu ile değil de onun üzerinden avukatla akdedilmiştir . Telekomünikasyon kuruluşu sadece avukata ve arayan kimseye hukuk danışmanlığı hizmetinin alınması ve verilmesi için teknik imkanlar sağlamaktadır. b. Sözleşmenin karşı tarafının yanıltılması 900’lü hatlardan danışmanlık hizmeti verilmesinin hukuka uygunluğu noktasında sözleşme taraflarından telefonla arayan kimsenin yanıltılmış olduğu düşüncesi de yersizdir. Zira telefon görüşmesinin hemen başında arayan kimsenin yöneltildiği avukatın kimliğinin arayana bildirilmesi halinde bu ihtimalden söz edilmesi mümkün olmayacaktır. c. Hukuka aykırı reklam 900’lü hatlardan verilen danışmanlık hizmetlerinde özellikle yukarda verilen Alman uygulamasında verilen reklamlarda “başkaca ücretlerin alınmayacağı” ifadesi, Alman mahkemesi tarafından yanıltıcı bulunmuştur. Çünkü insanlar, avukatlık ücret tarifesini bilmemektedirler ve telefonla danışma hizmeti alınmasının kendilerine daha ucuza mal olacağı düşüncesine kapılmaktadırlar . Avukatın reklam yasağının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir. Avukatlık Kanunu’nun 55. maddesi, “Avukatların iş elde etmek için, reklam sayılabilecek her türlü teşebbüs ve harekette bulunmaları ve özellikle tabelalarında ve basılı kağıtlarında avukat unvanı ile akademik unvanlarından başka sıfat kullanmaları yasaktır” denmekte ve üçüncü fıkra ile ayrıntılar Türkiye Barolar Birliğince düzenlenecek yönetmeliğe havale edilmektedir. Yönetmeliğin 2. maddesinin ikinci fıkrasına göre “bu Yönetmelik kapsamında olanlar; salt ün kazanmaya yönelik her tür girişim ve eylemlerden kaçınmak, iş elde etmek için reklam sayılabilecek hiç bir girişim ve eylemde bulunmamak, üçüncü kişilerin reklam sayılabilecek bu tür eylem ve davranışlarına izin vermemek, kişilerin bu tür davranışlarına engel olmak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler”. Bu nedenle avukatın reklam yasağına girecek bir eylemi, telekomünikasyon şirketleri aracılığıyla da yapması yasaktır. Ancak telekomünikasyon şirketlerinin somut olayda sadece belirli bir avukatın reklamını yapmadığı, verilen hizmetin reklamının yapıldığı göz önünde bulundurulmalıdır. Burada bir avukat ön plana çıkarılmamakta verilen hizmetin türü ve tüketici bakımından yararları vurgulanmaktadır . Bu nedenle kanaatimce herhangi bir ismin belirtilmediği hallerde avukatın reklam yasağına aykırılığından bahsedilemeyecektir. d. Çelişkili menfaatlerin temsili 900’lü hatlar üzerinden hukuk danışmanlığı hizmetinin verilmesine yapılan itirazlardan biri de çelişkili menfaatlerin temsil edilmesidir. İşin reddi zorunluluğu başlığını düzenleyen Avukatlık Kanunu’nun 38. maddesinde avukatın “b) Aynı işte menfaati zıt olan bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa”, teklifi reddetmek zorunluluğunda olduğu hükme bağlanmıştır. Çift tarafın temsil edilmesi, taraflar bunda sakınca bulunmadığı konusunda anlaşmış olsalar bile meslek hukuku bakımından caiz değildir . Uygulamada zıt menfaate sahip kimselerin vekaletlerinin alınması bir bozma sebebi olarak kabul edilmektedir . Fakat burada hemen belirtilmelidir ki menfaati zıt olan kimselerden birine avukatlık yapmış veya mütalaa vermiş olan avukatın, menfaati zıt olan diğer tarafın vekaletini alamayacağına dair kural, İsviçre kanton hukuklarında farklı düzenlenmiştir. Örneğin St. Gallon Kantonu’nda benzer bir düzenleme söz konusu iken Lüsern Kantonu’nda avukatın davasını almayıp sadece kendisine danışmanlıkta bulunduğu kimseye karşı vekalet almasının caiz olduğu kabul edilmektedir . Birkaç mahkeme kararında , danışma faaliyetinde danışma hizmetinin anonim olduğu, avukatın böylece çelişkili menfaatleri temsil ettiği iddiası ileri sürülmüştür . Bu gerekçe kanunun ifadesinin anonim danışmanlık verilmesini yasaklamadığını, kaldı ki uygulamada bir konuda birden fazla avukatın bölünmüş zaman dilimleri içinde telefonda danışmanlık hizmeti verdikleri gerekçeleri ile doktrinde eleştirilmiştir . Aslında çelişkili menfaatlerin savunulmasının kişilere verilen hizmetlere göre, danışmanlık hizmetinin daha büyük kitlelere telefon hatları üzerinden verildiği ve anonim olduğu hallerde daha fazla olduğu bir gerçektir . Fakat bu durum tek başına telefon üzerinden verilen danışma hizmetinin caiz olmaması anlamına da gelmemektedir . Pahalı hatlar üzerinden verilen danışmanlık hizmeti uygulamasında danışmanlık hizmetini veren avukatlar da mesai usulü telefonlara cevap vermekte ve zıt menfaatlerin savunulması daha da güç bir ihtimal haline dönüşmektedir . Çelişkili menfaatlerin savunulması yasağına riayet, avukatın dikkat etmesi gereken bir kural olup, verilen hizmetin geçerli sayılıp sayılmaması ile de ilgili değildir . Bu durumda avukat, TCK 294/II’ye göre hapis ve para cezası müeyyidesiyle karşılaşabilecektir. Ancak kanaatimce burada karşılaşılan somut olayda birden fazla avukat görev alabilmekte ve zıt menfaatlerin temsili bir ihtimal olarak kalmaktadır. Bir ihtimale dayanarak mesleğin bu yeni icra şeklinin engellenmesi kanaatimce uygun olmayacaktır. e. Danışma ücretinin aşılması ve eksikliği Avukatlık Kanunu’nun 163. maddesine göre avukatın ücreti avukatlık sözleşmesinde kararlaştırılır. Buna göre avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenebilecek; avukatlık sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmamış olduğu hallerde, değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanacak; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde ise asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın sonucuna ve avukatın emeğine göre değişmek üzere ücret anlaşmazlığı tarihindeki dava değerinin yüzde beşi ile yüzde on beşi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenecektir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m. 1’e göre “Bütün hukuki yardımlarda, avukat ile iş sahipleri arasında yazılı ücret sözleşmesi yapılmamış olan veya avukatlık ücretinin kanun gereği karşı tarafa yükletilmesi gereken durumlarda, Avukatlık Kanunu ve bu Tarife hükümleri uygulanır. Bu Tarifede belirlenen ücretlerin altında avukatlık ücreti kararlaştırılamaz” denilmektedir. Ücret konusunda getirilen düzenleme ve sınırlamalar, avukat-müvekkil arasındaki hak ve çıkarları dengede tutmak, kamu hizmeti olan avukatlık mesleğini yürütenler arasında haksız rekabeti önlemek, avukatın müvekkili ile ilişkisinde bağımsızlığın sağlanması ve mesleki saygınlığın korunması gibi amaçlara hizmet eder . Ücret konusundaki sözleşmelere dair bu tür yasaklar, reklam yasağı ve müşteri çekme yasağı ile aynı doğrultudadır ve aynı amaçlara hizmet etmektedir . 900’lü hatlar üzerinden verilecek bir danışmanlık hizmetinde ise önceden yazılı bir sözleşme yapılmamaktadır. Bu nedenle avukatlık ücreti, tarifeye göre belirlenecektir. Fakat ilginç olan tarifenin bu şekilde telefonda danışma ücreti ile ilgili bir belirleme yapmamasıdır. Tarifede yazılı olmayan işlerde ücretin nasıl belirleneceğine dair bir hüküm ise 20. maddede düzenlenmiştir. Buna göre “Tarifede yazılı olmayan hukuki yardımlar için, işin niteliği göz önünde tutularak, Tarifedeki benzeri işlere göre ücret belirlenir”. Tarifede 900’lü hatlarla verilen hizmete benzeyen işin danışma hizmeti olduğu tereddütsüz kabul edilmelidir. Bu durumda sorun nasıl çözümlenecektir? Yazılı bir danışma söz konusu olmadığına göre ücret, büroda yapılan sözlü danışmaya göre mi yoksa gidilen yerde yapılan sözlü danışmaya mı kıyas edilmelidir? Her şeyden önce avukatın bir başka yere gidip danışmanlık hizmeti de vermesi söz konusu olmadığına göre büroda verilen danışmanlık hizmeti ile bir kıyaslama yapılabilir. Söz konusu ve yürürlükte bulunan tarifeye göre avukatın bürosunda yapılan sözlü danışma hallerinde ilk bir saate kadar 60 milyon sonraki her saat için ise 30 milyon ücret ödenecektir. Tarifenin belirlenmesinde saate göre maktu bir ücret belirlenmiştir. Yani danışmanlık hizmeti alan kimse, ilk bir saate kadar, danışma ücreti bir saatten kısa dahi olsa ücret olarak 60 milyon lira ödemek zorunda kalacaktır. Daha sonraki saatlerde ise ücret yine maktu olarak 30 milyondur. Ülkemizde her ne kadar 900’lü hat tarifeleri değişebilmekte ise de ortalama dakika başı ücret 1.5- 3 milyon arasıdır. Hesaplama ise dakikaya göredir. Tahakkuk eden ücretin yaklaşık 1/3’ü telekomünikasyon kurumu tarafından alınmakta geriye kalanı ise hizmeti veren kimseye ödenmektedir. Böyle olunca bir saat hizmet alan ve telefon hattında kalan kişi saatte 90 milyon ödeyecektir. Bu ise Avukatlık Ücret Tarifesinin ilk bir saatine denk gelecek, sonraki saat ücreti olan 30 milyon TL.’yi aşacaktır. Ancak burada sorun, Tarifenin 60 milyonluk ücretin alınması için bir saatlik danışma hizmetinin verilmesini aramamasındadır. 15 dakika danışma hizmeti verse bile avukat, 60 milyon TL. danışma ücretine hak kazanacaktır. Bu nedenle telefonla verilen bu danışmanlık hizmetinin Avukatlık Ücret Tarifesinde düzenlenen ücretin altında ücret belirlememe yasağını ihlal ettiği söylenebilir mi ? Çünkü bizim hukukumuzda maktu olarak belirlenen ücretler hakkında yalnızca taban ücretlerin (alt sınırın) söz konusu olacağı kabul edilmiştir . Bu durumda Kanunun ve Yönetmeliği hazırlayan kimselerin telefonla danışma ücretini düzenlemediklerine ve bu halde de Yönetmelikteki işlerin ücretine göre belirleme yapılacağı hükme bağlandığına göre sorun şu şekilde çözümlenebilir: Öncelikle Avukatlık Ücret Tarifesindeki hükümler ve getirilen sınırlar, çalışma ve sözleşme özgürlüğünü kısıtlayıcı hükümlerdir. Bu nedenle her sınırlayıcı hükümde olduğu gibi dar yorumlanmalıdır. Buradan hareketle 900’lü hatlardaki ücretin belirlenmesinde Avukatlık Ücret Tarifesinin sözlü danışma ücreti temel alınmalı, ancak orada saate göre belirlenen maktu ücret, telefonda verilen danışma hizmetinde dakikaya göre belirlenebilmelidir. Böyle bir belirleme halinde hem müvekkil hem de avukatın menfaatleri zarar görmemiş olacak bundan başka Avukatlık Ücret Tarifesinin özüne uygun bir belirleme de yapılmış olacaktır. f. Aracılık komisyon yasağı Avukatlık Kanunu’nun “Avukata çıkar karşılığında iş getirme” başlığını taşıyan 48. maddesine göre avukatın bir ücret veya çıkar karşılığı kendisine iş temin etmesi yasaklanmış olup; avukat veya iş sahibi tarafından vaat olunan veya verilen bir ücret yahut da herhangi bir çıkar karşılığında avukata iş getirmeye aracılık edenler ve aracı kullanan avukatların altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Eylemi yapanların memur olması halinde verilecek hapis cezasının bir yıldan aşağı olamayacağı da madde de belirtilmiştir. Avukata iş bulma ve getirme konusunda yapılan sözleşmeler de geçersiz sayılmaktadır . Avukatın, hukuki himaye sigorta şirketleri ile birlikte çalışması, o şirketlerle işbirliği içinde olması ise bu maddenin ihlali olarak kabul edilmemektedir . Bu tür sigorta şirketleri, ihtiyaç duyulan savunma için sigortalılarını avukatlara yönlendirmektedirler. Ancak bu yönlendirme karşılığı avukatın komisyon ödemesi yasaya aykırıdır . Alman öğretisinde bazı yazarlar, telefon üzerinden verilen danışmanlık hizmetinde bu yasağın ihlal edildiği iddia edilmektedir . Çünkü telefon üzerinden verilen hizmet için ödenen ücretin bir kısmı telekomünikasyon şirketine ödenmektedir. Somut olayda ve somut sözleşmelerde bu tehlike söz konusu olabilir. 900’lü hatlara ödenen paranın bir aracılık komisyonu olarak nitelendirilmesi mümkün değildir . Ödenen para, telekomünikasyon şirketinin vermiş olduğu hizmetin bedeli olup, avukata iş getirmenin karşılığı değildir. Dolayısıyla Avukatlık Kanunu’nun 48. maddesindeki yasağın bu konuyla ilgisi bulunmamaktadır. g. Sır saklama yükümlülüğünün ihlali Avukatın sır saklama yükümlülüğü Kanunun 36. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre “Avukatların, kendilerine tevdi edilen veya gerek avukatlık görevi, gerekse, Türkiye Barolar Birliği ve barolar organlarındaki görevleri dolayısıyla öğrendikleri hususları açığa vurmaları yasaktır”. Sır karamı doktrinde değişik şekillerde tanımlanmıştır. Bu tanımlardan birine göre sır, gizli tutulmasındaki çıkarın tanınabilir olduğu her türlü aleni olmayan olgu olarak ifade edilmiştir . Bir diğer tanıma göre “başkalarınca önceden bilinmeyen veya belirli, sınırlı bir kişi çevresince bilinen ve sahibinin açıklanmamasında yarar gördüğü hususlar” sırdır . Bir başka tanıma göre ise sır, açıklanması toplum içinde müvekkilin kişisel veya maddi menfaatlerini zarara uğratabilecek olan veya zarara uğratmasa bile müvekkilin özenle sır saydığı konudur . Avukatın öğrendiği sır, avukatlık hizmetinin icrası sırasında öğrenilmesi yeterli olmayıp, aynı zamanda icra edilen avukatlık hizmeti ile doğrudan ilgili de olması gerekmektedir . Telekomünikasyon şirketi, avukatın danışmanlık hizmeti vermesinin karşılığı olan ücreti aylık telefon ücretleri ile birlikte tahsil etmektedir. Bu durumun avukatın sır saklama yükümlülüğüne aykırı olduğu ileri sürülebilir. Çünkü avukatın sır saklama yükümlülüğüne avukatlık hizmet sözleşmesinin mevcudiyeti de dahildir . Fakat bu görüş, müvekkilin isminin telefon şirketi tarafından bilinmesinin zorunlu olmadığını gözden kaçırmaktadır. Telefon şirketi için önemli olan telefon hattının sahibinin tanınmasıdır. Telefon şirketi ne telefon hattını işleten şirketi ne de hizmet veren avukatı ve ne de verilen hizmetin içeriğini bilmektedir . Aslında bir telefon hattı üzerinden avukatlık hizmeti alan kimse de bu hizmeti aldığı bilgisinin telefon faturasına yansıyacağını bilmekte ve bunu bilerek arama yapmaktadır. Dolayısıyla burada avukatın meslek sırrını ihlal ettiğinden bahsedilmesi kanaatimce mümkün olmayacaktır. h. Telekom vasıtasıyla ücret toplama 900’lü hatlar üzerinden danışmanlık hizmeti verilmesinin önünde bir başka engel de avukatlık ücretinin devredilmesi yasağıdır. Aslında Türk hukukunda Avukatlık Kanunu’nun 2001 değişikliği öncesi, ücret alacağının takası da açıkça düzenlenmemişti. Değişiklik sonrası Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi’nde “Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez” denilerek kanuni bir çözüme kavuşturulmuş; ancak avukatlık ücretinin devri ile ilgili yine bir düzenleme yapılmamıştır. Avukatlık ücretinin bir başka kimseye devri, alacağın üçüncü kişiye karşı devrinden bazı farklılıklara sahiptir. Avukatlık ücretinin 3. kişiye devri halinde avukatın sır saklama yükümlülüğü bazı hallerde ihlal edilmiş sayılabilir. İşte bu nedenle avukatlık ücretinin devri, avukatın sır saklama yükümlülüğü ile bağdaştığı ölçüde caizdir . 900’lü hatlar üzerinden verilen danışma ücretinin belirli bir kısmının telekomünikasyon şirketi tarafından alınmasının ise avukatlık ücretinin devri ile ilgisi bulunmamaktadır. Çünkü burada telekomünikasyon şirketinin tahsil ettiği ücret, avukata ait bir ücret olmayıp, kendi verdiği iletişim hizmetinin karşılığıdır. Bu nedenle herhangi bir ücretin telekomünikasyon şirketine devrinden ve avukatın sır saklama yükümlülüğünün ihlalinden bahsetme olanağı yoktur . B. SANAL BÜROLAR - İNTERNETTE HUKUKİ DANIŞMANLIK 1.Genel Olarak İnternet ortamında bir büronun açılması, vekaletin buradan alınıp buradan dava açılması, duruşmaların online gerçekleşmesi mümkün mü? Şüphesiz bize çok abartılı gelen bu sorular, ve bunun olumlu yanıtları için altyapı hazırlıkları başlamıştır bile. Elektronik imza, sanal uyuşmazlık çözüm merkezleri , ispat hukukuna dair kuralların değiştirilmesi aslında geleceğin sanal bürolarının da alt yapılarını oluşturmaktadır. Fakat ben bu bildirimde artık bir vakıa olan internet ortamında hukuki danışmanlık konusunu örneklemekle yetineceğim. İnternette hukuki danışmanlık, avukatın vermiş olduğu hizmetin iletişim ve bilişim teknolojileri yardımı ile müvekkile sunulmasıdır. İnternet teknolojileri kullanılmaksızın da benzeri usulle hizmet şimdiye kadar telefon veya faks cihazları yoluyla sunulabiliyordu. İnternet ortamında hukuki danışmanlık yapılması mümkündür. Danışmanlık, avukatın web sayfasında aktif ortamda eş zamanlı gerçekleşebileceği gibi elektronik posta yoluyla da gerçekleşebilmektedir. Web sayfaları, interaktif ve multimedya (çok taraflı kullanıma açık olma) özelliğe sahiptir. Yani web sayfasında birden fazla işlem aynı zamanda gerçekleştirilebilmektedir. Böylece hem ses hem resim hem de aynı zamanda metinler aktarılabilmekte ve iletişim sağlanabilmektedir. Bu özelliklerden yararlanan avukatlar, hizmetlerini bu yollardan herhangi biri ile sunabilmektedirler. Eş zamanlı olarak danışmanlık hizmetinin verilmesi internet relay chat (IRC) ismi verilen özelliklerle gerçekleştirilmektedir. Burada sesler veya yazılar eş zamanlı olarak karşı tarafa iletilmektedir. Böylece aynı anda danışmanlık hizmeti gerçekleşmektedir. Elektronik postalar yoluyla da avukatlar, kendilerinden talep edilen konularda danışmanlık hizmeti verebilirler. Ayrıca haber gruplarında soru ve cevaplarla da danışmanlık hizmeti gerçekleşebilmektedir. Nihayet sanal büroların tesisi de mümkündür . Bu takdirde bu hizmetten hangi miktarda avukatlık ücreti alınacağı sorusu akla gelebilmektedir. Eş zamanlı sesli olarak danışmanlık hizmeti verilmesi halinde büroda verilen danışmanlık ücretinin, e-posta yoluyla yazılı olarak danışmanlık hizmetinin verilmesi halinde de yazılı olarak danışmanlık ücreti tahakkuk ettirilmesi düşünülebilir. 2. Değerlendirme Bu çalışmanın hazırlanmasında yararlandığım kaynaklardan birisinin başlığı “E-Ticaret-Avukatlar İçin Yasak Alan mı?” başlığını taşımakta idi . Aslında soru şeklindeki bu başlık, temel bir yaklaşımın ortaya konulması için bize iyi bir başlangıç noktası teşkil etmektedir. Avukatın internet ortamında hukuki danışmanlık hizmetinin caiz olup olmaması konusu aslında telefon hatları üzerinden danışmanlık hizmetinin verilmesine kıyaslanabilir. Burada yukarıda verilen açıklamalar yol gösterici olabilir. Bu nedenle yukarıdaki açıklama ve tartışmalara havale ile yetiniyorum . Alman hukuk uygulamasında internet ortamında hukuk danışmanlığının yapılması ile ilgili olan kararlardan biri Münih Mahkemesine aittir. Bu kararda “Compuserve” sitesinde bir buton aracılığıyla hukuk hizmetine geçilebilmekte ve oradan “online-avukat” seçimi sonunda da bir form görünmektedir. Bu formun isim, adres ve hukuki sorun kısımları doldurulmakta ve gönderilmektedir. İlk danışma ücreti olarak 35 Mark’lık bir ücretin gönderilmesinden sonra cevap verilmektedir. Mahkeme bu durumu münferit vekaletin talebi dolayısıyla ve götürü bir ücretin istenmesi dolayısıyla Federal Alman Avukatlık Yasası’nın (BRAO) 43 b ve 49 b maddelerine aykırı bulmuştur. Ancak bu karara rağmen Alman doktrini, internette danışmanlık yapılmasını hukuka aykırı olarak değerlendirmemektedir . Bugün uygulamada bu durum aşılmış ve bir çok hukuk bürosu internette danışmanlık hizmeti vermeye başlamıştır . a. AB E-Ticaret Direktifi Avrupa Birliği E-Ticaret Direktifi’nin 3. maddesinde enformasyon toplumuna sunulan bütün hizmetlerin, bu arada online-avukatlık da dahil, serbest olduğunu hükme bağlamaktadır. Sadece Direktifin 3/IV. maddesi, kamu düzeninin, kamu sağlığının, kamu güvenliğinin ve tüketicilerin korunması için gerekli ve orantılı tedbirlerin alınabileceği ve istisnalar getirilebileceği belirlenmiştir. Bu bağlamda Direktif’in 1/V-d maddesi, noterlik hizmetini ve müvekkilin mahkeme önünde savunulmasını istisna etmiştir . Öncelikle avukat bu direktif anlamında enformasyon hizmeti sunmalıdır. Bunlar, direktifin 2 a) kapsamında 98/34/AB ve 98/48/AB değişikliği anlamında hizmetlerdir. Buna göre bir enformasyon toplumu hizmeti, “mesafe ötesine sürümde bir bedel karşılığında elektronik olarak verilen ve bir alıcının çağrımı üzerine yerine getirilen hizmetlerin hepsi” olarak tanımlanmıştır. Bu hizmetler sadece online sözleşmelerin yapılabilmesi ile sınırlanmamakta, bilakis bir iktisadi faaliyet söz konusu olduğu kadar online enformasyon hizmetleri ve ticari iletişim gibi alınan ve karşılıkları ödenmeyen hizmetleri de kapsamaktadır. Avukatların internette bir web sayfasında sunum yapması halinde elektronik bir ortamın söz konusu olduğunda, alıcının ferdi olarak bir çağrımı üzerine ifa edildiğinde, bilgi sunulduğunda ve alıcı tarafından karşılığı ödenmeyen bir hizmetin varlığında şüphe yoktur. Nihayet avukatların internet reklamları enformasyon toplumuna bir hizmeti ortaya koymaktadır. Burada ayrıca internette avukatların ticari iletişiminin hangi ölçüde caiz olduğu da araştırılmalıdır. Öncelikle “ticari iletişim” kavramı altında neyin anlaşılması gerektiği çözüme kavuşturulmalıdır; zira şimdiye kadar sadece “reklam” ve “hizmet” söz konusu olmuştur. Direktif 2 f)’ye göre “ticari iletişim” kavramı altına, doğrudan veya dolaylı olarak hizmet veya malların cirosunu geliştiren veya kurala bağlanan bir mesleği icra eden bir girişim, bir organizasyon ya da gerçek kişinin tanıtımına hizmet eden iletişimin her türlü şekli girmektedir. Ancak bunlardan avukata doğrudan ulaşımı mümkün kılan “alan ismi” veya “e-posta” adresi bundan istisnadır. Bununla birlikte E-Ticaret Direktifi m. 8 I dolayısıyla avukatların internette web sayfası açmaları, AB’de ilke olarak mümkündür ve üye ülkeler tarafından yasaklanamayacağı belirlenmelidir . Direktifin 8. maddesine göre, ticari iletişim, üye ülkenin mesleki ve genel kurallarına uymak şartıyla her meslek için serbesttir. Aslında Direktif Önerisinin 8/III. maddesinde Komisyona hangi hallerin meslek kuralları ile bağdaştığını tespit etme konusunda bir yetkinin verilmesini öngörmüştü. Ancak bu kabul edilen direktifte yer almamıştır . Bu durum, Türkiye’de olan ve avukatın web sayfasını elektronik bir kartvizit olarak algılayan hakim görüşe de uygundur. Direktif, avukatlara m. 5 I f)’e göre avukatlara ait bilgilerin sayfada “kolay, doğrudan ve daimi” olarak sağlanması yükümlüğünü yüklemiştir. b. Türk Hukuku Bakımından Değerlendirme Avukatlık Kanunu’na göre hukuki danışmanlık hizmetinin internet ortamından verilmesi ile ilgili olarak engelleyici bir hüküm bulunmamaktadır. Buna karşın öğretide avukatların hiçbir şekilde ücretli veya ücretsiz internet üzerinden mesleki faaliyet icra edemeyecekleri savunulmaktadır . Bununla birlikte bu görüş, bugün için uygulamada terkedilmiş ve Reklam Yönetmeliğinde “her avukatın, internet dahil, teknolojinin ve bilimin olanak tanıdığı her tür ortamda avukatlık mesleğinin onur ve kurallarına, avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene, Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenecek "Avukatlık Meslek Kuralları"na aykırı olmayacak şekilde kendisini ifade etme hakkına sahip” olduğu vurgulanmıştır. İnternet ortamında mesleğin icrasında avukat, meslek kuralları, reklam yasağı ve haksız rekabet teşkil edecek hallerden kaçınarak faaliyet gösterebilir. Bu konuya aşağıda Barolar Birliği’nin İnternet kullanımına yaklaşımı başlığı altında tekrar değineceğim. C. AVUKAT ARAMA SERVİSLERİ 1. Genel Bilgi “Avukat Arama Servisi” ülke yada dünya çapında avukatların bir veri bankası içinde belirli bir ücret karşılığında listeye geçirilmesi hizmetini sunmaktadır. Bu veri bankasından sorgu üzerine arayanlar için “kartvizit” bildirilmektedir. Arama servisi listeye geçirilmesi caiz olan avukatların kaydedildiği bir veri bankası üzerinden işlemektedir. Avukatların sorgusu özellikle bulunulan yer ve avukatın kendi takdirine göre faaliyet alanını verebildiği belirli kriterlere göre işlemektedir. Kartvizitlerin duyurusu yoluyla listeye kayıtlı olan avukatlar belirli sorgulara göre kullanıcının ekranında görülmektedir . Avukat arama hizmeti, önceleri telefon hatları üzerinden gerçekleştirilmekte idi. Burada hak arayan kimselerin telefon aracılığı ile avukat sorguları, normal telefon ücretlerine göre son derece düşük tespit edilmişti. Buna benzer şekilde bir avukat arama hizmetinin ilk zamanlar sunulduğu bir başka alan da televizyonlardı. Televizyonlarda teletex teknolojisi aracılığı ile belirli kriterlere göre avukat aramak mümkündü . “Avukat Arama Servisleri”nin internetle karşılaştırılmasında açık bir paralellik görünür. “Avukat arama servisleri” veri bankası ile hak arayan kimse telefonla bu servise bağlandığında orada münferit bir büronun kartvizitini sorgulayabildiği gibi internette de bilgi arayan kimse farklı web sayfalarına bağlanabilmektedir. İnternet kullanıcıları burada sadece daha ileri bir medyayı kullanmaktadır. Nihayetinde telefonla verilen “avukat arama servisi” hizmeti hakkında ulaşılan sonuçların hangi ölçüde internette avukatın web sayfalarına ve arama motorlarına taşınabileceği üzerinde durulmalıdır . Bugün bir çok sitede avukat arama hizmeti bağımsız olarak ya da diğer arama kriterleri içinde sunulmaktadır. Bu sitelerde avukat arama coğrafi yer, uzmanlık, ve diğer kriterlere göre gerçekleşebilmektedir. Arama motorlarının teknik yapısı gereği, belirli kriterlere göre internette avukat arama gerçekleştirilebilmektedir. 2. Değerlendirme Telefon, teleteks ya da internet ortamında yer alan “avukat arama servisleri” hakkında değerlendirmelerim Almanya’da uyuşmazlık konusu davalar paralelinde verilecektir. Almanya’da avukat arama servislerinin hizmete başlaması ile birlikte Yerel Barolar tarafından bu şekildeki bir hizmetin meslek kurallarına aykırı olduğu iddiası gündeme gelmiştir . Bu şekilde bir avukat arama sisteminde yer alan “iyi danışmanlar” ibaresi, OLG Düsseldorf’un (Düsseldorf İsitinaf Mahkemesi) bu tür hizmetlerin hukuka aykırılığına karar verebilmesinin gerekçesini oluşturmuştur . Zira bu ibare, objektif olarak kontrol edilmesi mümkün olmayan bir ibaredir. Baroların daha sonraki uyuşmazlıklarda bu kararı dayanak göstermesi aslında yanlış bir hareket noktasını teşkil etmiştir. Çünkü bu ibarenin sonradan düzeltilebilme imkanı mevcuttur. OLG Stuttgart (Stuttgart İsitinaf Mahkemesi) ise 4.8.1989 tarihli kararında bu tür bir hizmetin sunulmasını, Haksız Rekabet Yasası’na (UWG) ve meslek kurallarına aykırılık olarak değerlendirmemiştir. Karara göre burada ne uygulamaya yönelik ne de aldatıcı bir reklam burada söz konusu değildir ve bilakis fonksiyonel bir hukuki görevi ihlal etmeyen bir bilgi reklamı söz konusudur . a. Avukat Arama Servisinin Reklam Niteliği EGH Hessen mahkemesi ve Alman Anayasa Mahkemesi, bir avukatın “avukat arama servisine” katılımını, mesleki kurallara aykırı bir reklam olarak değerlendirmemektedir . Bu kararların gerçi her ikisinde de bir veri bankasında avukatın sorgulanmasında bir reklam unsuru kabul edilse bile “uygulamaya yönelik hedefli/amaçlı bir reklamı” ve “yanıltıcı bir reklam”ın varlığı reddedilmiştir. Gerekçelerden: aa) “Kartvizitlerin” duyurulması-uygulamaya yönelik bir reklam değildir Mahkeme kararlarına göre, “avukat arama servisi” üzerinden “kartvizitlerin” dağıtımı yoluyla bulunan bilgiler uygulamaya yönelik yasaklanmış bir reklam olarak değerlendirilemez, çünkü ne arama servisi ne de buradan hizmet alan avukatlar doğrudan vekaletin alınması amacıyla potansiyel müvekkillerle ilişkiye girmemektedir . Sorgular daha çok müvekkil çevresinden gelmektedir. Bu sorgu sadece hak arayan kimsenin kendi amacına uygun bir avukat arama iradesine bağlıdır. Ticari teamüle göre sorgulanan bilgilerin birilerine hazır tutulması, uygulamaya yönelik bir reklam olarak değerlendirilemez . Dolayısıyla burada uygulamaya yönelik bir reklam bulunmamaktadır. bb) “Kartvizitlerin” içeriği-aldatıcı reklam değildir Avukat tarafından içeriği belirlenen avukat arama servisindeki kartvizitlerin içeriği şayet avukat tarafından daha sonra doğruluğu kontrol edilebilen kriterlere göre tayin edilmiş ve yanlış kanaat oluşturacak mahiyette değilse, aldatıcı reklam mahiyetinde değildir . Avukat arama servisi, hak arayan kimsenin aradığı kriterlere uygun bir kişiyi bulmasına yarayan bilgileri içermesi meslek kurallarına ve avukatın reklam yasağına aykırılık teşkil etmez . b. EGH ve Federal Anayasa Mahkemesinin kriterlerinin internete taşınması EGH ve Federal Anayasa Mahkemesinin avukat arama servisleri için getirmiş olduğu ilkelerin internete taşınması mümkündür. İlişkinin kabulü bakımından ilgili avukatın uygulamaya yönelik reklamı da ayrılmalıdır. Farklı internet servis sağlayıcıları üzerinde bulunan avukatın web sayfaları, bundan farklı değildir ve vekalet almaya yönelen bir teşebbüs söz konusu değildir. İnternette sayfasını düzenleyen avukat, burada müvekkilleri çekmeye yönelmemekte bilakis hak arayanların bir maus tıklaması ile istediği kriterlere uygun bir avukatı bulmasına yardım etmektedir. Burada da internette web sayfasına sahip avukatla ilişkiye girilmesi aynen avukat arama servisinde olduğu gibi tamamen potansiyel müvekkilin iradesine bağlıdır. Bu nedenle içeriğin avukatın uygulamaya yönelmiş bir reklamı olarak düşünülmesi mümkün değildir. D. KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ NUMARALARIN KARTVİZİT ve TABELALARDA KULLANIMI 1. Genel Bilgi Cep telefonlarının yaygınlaşması ile daha önceden insanların pek de ilgisini çekmeyen telefon numaralarının yanındaki harfler önemini artırmaya başladı. Bu numaralar cep telefonlarında kısa mesaj yazmada kullanılmaya başladılar. Böylece telefon üzerinde bulunan numaralar, sadece birer numaradan ibaret kalmayıp, yazışmada da harfleri temsil etmeye başladılar. Özellikle telefonların kısa mesaj servislerini sık kullanan kimseler yazımlarında daktilo yazımında kullanılan “on parmak” tekniği gibi teknikler üretmiş ve artık numaralara bakmadan bile kısa mesaj yazma melekelerini (kabiliyetlerini) geliştirmişlerdir. Bu durum işletmecilerin ilgisini çekmekte de gecikmemiştir. Özellikle “vanity-nummern” yani kişiselleştirilmiş numaralar olarak adlandırılan bu tür numaralar Amerika Birleşik Devletlerinde yıllardır kullanılmaktadır. Bütün bunların yanında ayrıca 444 ile başlayan numaralar da ticari hayatta kullanılmaktadır. Özellikle otobüs firmaları, Türkiye’nin her yerinden ulaşılabilen numaralarını bu ön numaralarla duyurmuşlardır. Örnek olarak bir Erzurum’da kurulmuş bulunan bir otobüs şirketi 444’ten sonra 00 ve 25 numaralarını kartvizitlerinde ve reklamlarında kullanmaktadır. Böylece 4440025 numarası ile müşterileri tarafından daha kolay hatırlanabilmektedirler. Örnek: Numaraların Kişiselleştirilmesi Örneği 2. Kişiselleştirilmiş Numaraların Sağladığı Faydalar a. Kolay Hatırlanma Bu numaralar daha ziyade kolay hatırlanabilecek numaralardır. Özellikle şehir plakaları, aynı numaraların tekrar edilmesi gibi kolay hatırlanan numaralar telefon numarası olarak alınmakta ve kolay hatırlanabilme özelliğinden faydalanılmaktadır. İstanbul’da oturan bir kimsenin telefon numarasını belirli bir semte tahsis edilen ön numaradan sonra örneğin 0216.3373434 olarak belirlemesi gibi. Yine Türkiye’nin her yerinden ulaşılması mümkün olan ve şehir koduna ihtiyaç duyulmadan aranabilen 444 34 34 numarasının alınması halinde müşterilerin kolay akılda tutabilecekleri bir telefon numarasına kavuşulmuş olacaktır. b. İsim Verme İle Dikkat Çekme Kişisel numaraların alınması ile öne çıkan bir diğer fayda da telefon numarası yerine isim verme imkanının doğmuş olmasıdır. Örnek olarak Av.Tekin ya da Av.Memiş kısaltması kullanılmak istenebilir. Böyle bir durumda alınacak telefon numara ya da telefon numaraları şu şekildedir: 0212.2883546=0212.AvTekin veya 0212.2863647=0212.AvMemis. Bu şekilde telefon numaralarının yerine isim verilerek veya kartvizitlere yazılmasıyla müşteriler ya da muhtemel müvekkillerin dikkatlerinin çekilmesi mümkündür. Reklam, muhtemel müşterilerin dikkatlerinin verilen hizmet ya da ürüne çekilmesini sağlamaktadır. Yani bu tür numaralar, bir reklam olarak kullanılmaktadır . 3. Değerlendirme Bu tür numaraların kullanılmasının meslek kurallarına aykırılık teşkil edip etmediği ve avukatın reklam yasağının kapsamına girip girmediği tartışılmalıdır. Avukatın sadece belirli bir numarayı almasında ve onun özelliklerini vurgulamaksızın kullanmasında herhangi bir reklam unsuru söz konusu değildir. Bu anlamda hem kolay hatırlanabilecek numaraların hem de isim veya soyadını kodlayan numaraların özelliklerinin belirtilmeksizin kullanılmasının avukatın reklam yasağının kapsamına girmeyeceği açıktır. Bu gerekçelerin aynısı, kişiselleştirilmiş numaraların yani ad ya da soyadı kodlayan numaraların özelliklerinin kartvizitlerde kullanılması halinde de geçerli olacağı kanaatindeyim. Bu iki kartvizit şeklinin birleştirilmesi de mümkündür. Yani kartvizit, hem gerçek numaraları hem de numaraları harflerle kodlayan isimleri içerebilir. Böyle bir kartvizitin kanaatimce reklam yasağı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Şayet kartvizit, gerçeği yansıtmıyor veya avukatı başka abartılı bir isim ya da sıfatla niteliyorsa bu durumda avukat meslek kurallarını ve reklam yasağını ihlal etmiş kabul edilebilir. Ancak salt kişiselleştirilmiş numaraların kullanılması, avukatın reklam yasağını ihlal ettiği anlamına gelmez. Bu tür numaralar her ne kadar ilgi çekmekte ve müşterilerin avukatlara daha kolay ulaşmasını sağlamakta ise de salt reklama yönelmemesi baskın unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüketicinin (müvekkillerin) avukata kolay ulaşması, tüketicilerin yararınadır. Buna karşılık bu tür numaraların kullanımının, avukatın mesleki becerisi, kalitesi ve bilgisi konusunda üçüncü kişilerde uyandırdığı herhangi bir etkiden bahsetmek de mümkün değildir. E. HUKUK OTOMATI 1. Genel Bilgi Teknolojinin gelişimi ile avukatlık mesleğinin icrasında daha doğrusu avukatların yapmış olduğu mesleklerin icrasına da robotların, hukuk otomatlarının el attığı görülmektedir. Bu konuda çok ilginç bir gelişme ve deneyim olan bir projenin anlatılması gerekir : Janolaw şirketinin (AG-AŞ) geliştirmek için üzerinde çalıştığı proje, internette otomatik hale getirilmiş bir hukuk makinesidir. Aslında geliştirilmek istenen projede problemlerin çözümü şaşılacak derece profesyonel ve hızlı bir şekilde çözümlenmektedir . Janolaw şirketi, yazılım mühendisleri ve hukukçulardan oluşan bir ekiple hukuki problemlerin standartlaştırılması üzerinde çalışmaktadır. Yazılımın mantığı, uygulamada ortaya çıkan problemleri baz almasıdır. Şu ana kadar ortaya çıkan ferdi problemlerden hareketle kullanıcı, hukuki problem çözümlerinin alternatiflerine sistematik olarak yönelmektedir. Sonuçta kullanıcı, hukuki kontrol protokolleri çerçevesinde sorularını yöneltmektedir. Yazılımın ilginç yönlerinden biri de metodun mahkeme kararları üzerine kurulmasıdır. Hukuki yapı, sistematik olarak sorulan sorularla yöneltilen kullanıcıyı adım adım sonuca yaklaştırılmak üzerine kurulmuştur. Yazılımın arkasındaki mantık, kullanıcının cevaplarından doğru anahtarlara yöneltilmesi ve yöneltilen soruların uygun bir silsile içinde sunulmasıdır. Tipik münferit sorular, bu yapı dolayısıyla hukuki çözüm sürecinde kalıplara dökülmektedir. Janolaw’ın internet kullanıcıları için en önemli faydası, her zaman internet ortamında ulaşılabilme özelliğidir. Mevzuat ve içtihat değişiklikleri, programa sürekli olarak eklenmektedir. İçerik günlük olarak kullanıcılara doğrudan ulaştırılmakta, güncellik ve sisteme giriş imkanı kullanıcılara sunulmaktadır. Sunulan hizmetin kalitesi ise son derece şaşırtıcıdır. Dokuz avukat, şirkette devamlı olarak çalışmakta ve sistemi güncellemektedir. Ayrıca internete, intranete ve kullanıcılara sunulmadan önce bütün program sorumlu üniversite profesörleri tarafından kontrol edilmektedir. Veri bankasının nihai kullanıcılarının yöneltmiş olduğu soruların %80’i, uygulamadaki sorunlarla ilgilidir. Fakat hukuki soruların cevabı çoğu zaman tatmin edici bulunmayabilir. Kullanıcıya sunulan cevaplar, sonuçta bir kontrolden geçirilmekle sistemin açıkları kapatılmaya çalışılmaktadır. Fakat belirli konularda, kira kontratının doldurulması, iş sözleşmesinin yapılması gibi belirli formülerlerin kullanılmasında sistem son derece başarılı sonuçlar vermektedir. Burada sistem elbette yılların tecrübesine sahip avukatların yerlerini doldurmamaktadır. Burada sistem, kullanıcının daha çok evet ve hayır cevaplarına göre yönlendirmesi ile işlemektedir. Sonuçta sistemden uygun sözleşme klozlarının kapsamlı ve ayrıntılı bir biçimde bulunması mümkündür. Hedef, uygun soru cevaplar sonucunda ve sistem kontrolü akabinde kullanıcıya en uygun sözleşme tiplerinin hazırlanmasıdır. Kullanıcı, sözleşmesel temel şablonlardan –örneğin kira sözleşmesinden- detay sorularla kendisine uygun somut sözleşme şablonuna ulaşabilmektedir. Bu sistemin temel alıcısı, genel olarak portal işletmecileridir. İnternetteki portal işletmecilerine Cocomore AŞ (www.cocomore.com), HypoVerensBank’ın alt işletmesi olanhttp://www.planethome.de örnek olarak verilebilir. İnternette tipik trendin bu şekilde avukat olmayan işletmelerin, kişilerin ve sunucuların bu şekilde hukuki bilgiler sunması olduğu söylenebilir. 2. Değerlendirme Bu gelişmelerin hem lehinde hem aleyhinde olanlar bulunmaktadır. Lehinde olanlar, yasaların bu tür gelişmelere engel olmamasıdır. Almanya’da bu tür sistemlerin yasalarla çelişkisi olmadığına işaret eden mütalaalar da verilmiştir . Burada vurgulanan sistemin geliştirdiği cevapların genel olarak bir hukuki bilgilendirme çerçevesinde değerlendirmesi gerektiğidir. Prensipte bilinmelidir ki, Janolaw hukuk otomat sistemi, bir avukatın ferden ve sözle yaptığı hukuki danışma hizmetinin yerini asla dolduramamaktadır. Hukuk otomat sistemi, sadece karmaşık sorunlarda bir ilk adımı teşkil etmektedir. Bunun ötesinde hizmet almak isteyenlerin başvuracağı yer yine avukatlar olacaktır. Avukatların müşteri kaybı korkusuyla hareket etmeleri ve olaya bu şekilde tepki koymaları da muhtemeldir. Ancak bu sistem ve otomatikleştirilmiş cevaplar, halkın hukuki danışma ihtiyaçlarını da ortaya çıkarabilecektir. Aslında kolay cevapların internette ücretsiz, zor sorunların ise avukatlarla çözülmesinde problem olmasa gerektir. Aslında bugün temel sorun, yıllar içinde artan avukat sayısıdır. Kaldı ki bu tür hizmetlerin web sayfası üzerinden sunulmasının engellenmesi de mümkün değildir. Kullanıcıya verilen bu tür hizmet, herhangi bir ülkenin serverinden verilebileceğine ve bunun engellenemeyeceğine göre aslında uygulamada konu da tartışma zemininden çıkmış demektir. III. TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ’NİN İNTERNET KULLANIMINA YAKLAŞIMI A. Genel Olarak Türkiye Barolar Birliğinin görüşleri ve yaklaşımı, mesleki organizasyonların en üst çatısını oluşturması, Genelgeler yayınlayabilmesi ve mesleki düzenlemeler yapmaya yetkili olması dolayısıyla konumuz bakımından son derece önem taşımaktadır. TBB, bu düzenlemelerin yanı sıra Disiplin Kurulu kararları ile internete yaklaşımını ortaya koyabilmektedir. Türkiye Barolar Birliği’nin “Web Genelgesi” ve “Reklam Yönetmeliği” çerçevesinde internetle ilgili düzenlemeler yaptığı görülmektedir. Öncelikle “Web Genelgesi”nde avukatların Avukatlık Kanunu’nunda yer alan reklam yasağının çiğnendiği, web sayfalarında Meslek Kuralllarının 7. maddesine aykırı bilgiler verildiği, web sayfalarının iş temini için kullanıldığı, meslektaşlar arasında haksız rekabet yaratıldığı, mesleğin ticarileşme tehlikesine maruz bırakıldığı, müvekkiller karşısında bağımsızlığın yitirildiği tehlikesine dikkat çekilmekte ve yasalarda ve disiplin kurulu kararlarında açıkça belirlenen sınırlar içinde kalınarak web sayfalarına bilgi yüklenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Genelgede avukatların dikkatinin çekildiği konular son derece isabetli bir şekilde vurgulanmıştır. Zira o dönem itibariyle avukatların web sayfalarında belirtilen hususların hepsi fazlası ile bulunmaktaydı . Avukatlık Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin “internet” başlığı taşıyan 9. maddesine göre internette web sayfası hakkında aşağıdaki düzenlemeler yapılmıştır: “Bu Yönetmelik kapsamında olanlar, internet dahil, teknolojinin ve bilimin olanak tanıdığı her tür ortamda avukatlık mesleğinin onur ve kurallarına, avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene, Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenen "Avukatlık Meslek Kuralları"na aykırı olmayacak şekilde kendisini ifade etme hakkına sahiptir. Mesleki faaliyetlerini internet üzerinden sürdürmek, müvekkillerini bilgilendirmek, mesleki makalelerini ve bilimsel çalışmalarını yayınlamak amacıyla yalnızca [av.tr] uzantılı internet sitesi açabilir. Tabelada, basılı evraklarında ve internet sitesinde sadece av.tr uzantılı veya Türkiye Barolar Birliğinin ya da bağlı bulunduğu barosunun verdiği e-posta adreslerini kullanabilir. Internet sitesi üzerinden mesleki faaliyetini yürütürken avukatlık mesleğinin onur ve kurallarına, avukat unvanının gerektirdiği saygı ve güvene aykırı olmamak şartı ve gerekli güvenlik tedbirlerini alarak sır saklama yükümlülüğüne uygun davranmak kaydı ile internet’in kendine özgü araçlarını ve sadece ilgili kişinin ulaşabileceği, şifre-algoritma ile korunan internet sitesinin geri planında kişiselleştirilmiş "sanal ofis" benzeri uygulamaları kullanabilir. Bu uygulamalar ilgilisinin dışındakilerin kullanımına açılamaz. Bu Yönetmelik kapsamında olanlar açacakları internet sitelerinde; a) Site sahibi ya da sahiplerinin adı soyadı varsa akademik unvanı, avukatlık ortaklığı ise tescil unvanı, avukatlık bürosu ise büro unvanı, fotoğrafı, Türkiye Barolar Birliği ve baro sicil numaraları, mesleğe başlama tarihi, mezun oldukları üniversite, bildikleri yabancı dil, mesleki faaliyetin yürütüldüğü büro adresi, telefon ve faks numaraları, e-posta adresi gibi bilgilerin bulunmasını sağlar, b) İş sağlama amacına yönelik olmamak ve meslektaşlarıyla haksız rekabete yol açmamak kaydıyla internet sitelerini arama motorlarına kayıt ederken anahtar kelime (keyword) olarak; "adı ve soyadı", "avukatlık ortaklığı unvanı","avukatlık bürosu unvanı", "bulunduğu şehir ve kayıtlı oldukları baro" "avukat, hukuk, hukukçu, adalet, savunma, iddia, eşitlik, hak" dışında bir sözcük ya da tanıtım tümcesi kullanamaz, c) İş sağlama amacına yönelik ve meslektaşlarıyla haksız rekabete yol açacak şekilde, internet kullanıcılarını kendi sitesine veya kendi sitesinden bir başka siteye yönlendirecek internet kısa yolları kullanamaz, kullanılmasına izin veremez ve reklam veremez ve alamaz.”. Öncelikle web sayfasında belirlenecek olan veya yapılacak olan sınırlamalar sadece reklam konusu ile ilgili olarak TBB’nin düzenleme yetkisine dahildir. Zira çalışma hayatının sınırlanması da temel hak ve özgürlükler içinde bulunup, sınırlamaların yapılabilmesi ancak Kanun hükümleri ile belirlenebilir (Anayasa m. 13). Yönetmelikler ise ancak Kanunda bulunan sınırlamaların nasıl uygulanacağına dair olabilecektir. Bu nedenle Kanunda açıkça yasaklanmamış, sınırlanmamış hususlar, Yönetmelik hükümleri ile genişletilemezler. Yönetmelik değişikliğinde ayrıca “Medya İlişkileri” başlığı taşıyan 8. maddesinde de değişiklik yapılmış ve (d) bendinde “Avukat unvanı kullanarak yazılı, işitsel, görsel iletişim araçlarında ve internet’te yönetmen, düzenleyici, danışman ve sair sıfatlar ile dizi, sürekli yayın, süreli ya da süresiz programlar hazırlayamaz, sunamaz, yönetemez, hazırlanmasına, sunulmasına ve yönetilmesine katılamazlar” hükmü getirilmiştir. 1. Reklam Yönetmeliğinde Sıralanan Hususlar Sınırlayıcı mıdır? Yönetmeliğin 9. maddesinde sıralanan unsurlardan başka veriler acaba web sayfasına yüklenemez mi? Örneğin bir sohbet odası (chat) web sayfasında bulunamayacak mıdır? Ya da kısa cevapların bulunması yahut da fon müziklerinin konulması Reklam Yönetmeliği dolayısıyla mümkün olmayacak mıdır? Bir görüşe göre bu Yönetmelikte sayılanların dışında bilgileri içeren sitelerin kapatılması gerekir. Çünkü Yönetmelik bunları sınırlayıcı bir şekilde saymıştır . Kanaatimce bu Yönetmelikte kısa cevapların verilmesi, sohbet odalarının yerleştirilmesi ve fon müziklerinin ziyaretçilere sunulması yasaklanmamıştır. Reklam Yönetmeliği, sadece reklamlarla ilgili bir sınırlama getirmektedir. Burada bir sorunun daha çözüme kavuşturulması ya da bir eğilimin daha belirlenmesi gerekir: Avukatın web sayfasının bir kartvizitten farkı ne olmalıdır ya da farkı olmalı mıdır ? Bu soruya avukatın web sayfasının sadece bir kartvizit olacağı şeklinde cevap verilirse bu takdirde internet kullanıcılarının en son göreceği ve en zevksiz web sayfalarının avukatlara ait olacağı söylenebilir. Halbuki bir web sayfasının oluşturulmasındaki amaç, kartvizit basmaktan hem amaç hem de nitelik itibariyle farklıdır. Öncelikle internet sayfası ile hem müvekkillere ulaşılmakta hem ziyaretçiler bilgilendirilmekte hem de hizmetlerin sunulmasında teknoloji ile tüketicilere kolaylıklar sunulmaktadır . Dolayısıyla kartvizitte olduğu gibi sadece belirli bir amaca yönelindiği, web sayfasının “bir nevi” kartvizit olduğu ileri sürülemez ve bu yaklaşım kanaatimce de kabul edilemez. 2. Alan İsmi Konusunda Yönetmelik Hükmü Bağlayıcı mıdır? Yönetmelik de “avukatın açacağı internet sayfasının adresi sadece avukatlara özgü bir adres türü tesis edilene kadar (http://www.isimsoyisim.gen.tr) ya da (http://www.ortaklıkunvanı.gen.tr) şeklinde olmak zorunda olacağı, avukatın bir başka internet uzantısı ile (com., net., org., vb) internet sayfası açamayacağı hükme bağlanmıştır. Türkiye (tr) alan adı yönetimi ile TBB arasında varılan mutabakata göre avukatlar için “av.tr” uzantılı alan adı tahsisine başlanmıştır. Bu halde avukatların ancak “av.tr” uzantılı alan adı alabilecekleri söylenebilir. 21 Kasım 2003’te yapılan Yönetmelik değişikliği ile avukatların sadece “av.tr” uzantılı alan ismi kullanması gerektiği (Yönetmelik m. 9) hükme bağlanmıştır. Ayrıca getirilen bir geçici hükümle de “14/11/2001 tarihli ve 24583 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliğinin 9 uncu maddesi uyarınca halen kullanılmakta olan "gen.tr" uzantılı internet adresleri, iş bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde "av.tr" uzantılı şekle dönüştürülür” hükmü getirilmiştir. Peşinen söylemek gerekir ki Reklam Yönetmeliğinde avukatların hangi tür uzantılı (üst düzey alan adı) alan adı alabilecekleri konusunda bir sınırlama hukuka uygun değildir. Zira bir avukatın sadece TBB’nin belirttiği alan adı dışında bir alan adı kullanıyor olması, onun “reklam yasağı”nı ihlal ettiği anlamına gelmez. Bütün dünyada alan adı konusunda serbestlik esası söz konusu iken, internet alan adı konusunda Reklam Yönetmeliğinde getirilen sınırlama hem yersiz hem de özgürlükler alanını sınırlayıcı bir hükümdür. Avukatlık Kanunu’nda alan adı konusunda herhangi bir sınırlama getirilmediği gibi, avukatlara mahsus alan adı sistemi dışında bir alan adının seçimi de reklam yasağının ya da meslek kurallarının ihlali anlamına gelmemektedir. TBB’nin, Reklam Yönetmeliği’yle alan adı konusunda sınırlama yetkisi de bulunmamaktadır. Burada Anayasamızın 13. maddesinin 2. fıkrasının bir kere daha hatırlatılması gerekmektedir: “Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaç dışında kullanılamaz” Sadece ad ve soyadı ile herhangi bir uzantıdan oluşan bir alan adı seçiminin her somut olayda Avukatlık Kanunu’nun reklam yasağı ve diğer meslek kurallarını ihlal edip etmediği ayrı ayrı araştırılmalıdır. Ancak böyle bir ihlalin varlığını tespitten sonra avukat hakkında müeyyide uygulanabilir. Yönetmelik değişikliği ile getirilen ve anlaşılması güç olan bir sorun da şimdiye kadar “gen.tr” uzantılı alan adlarının 6 ay içinde “av.tr”ye dönüştürülmesidir. Belirli bir dönem belirli bir alan adı altında ulaşılabilen sitenin belki de bir “marka” haline gelen bir sayfanın birden bire ortadan kaldırılmasının herhangi bir izahı yoktur. Bundan başka Yönetmelik değişikliğini hazırlayan kimselerin, sadece bir web sayfasının alan adının değiştirildiğinde her şeyin hallolacağı düşüncesinde olmaları da ilginçtir. Zira avukatın web sayfasında olan bir çalışma, makale, içtihat bütün dünyada kullanılan internet arama motorlarına kaydedilmiştir. Alan adının değişmesi ile birlikte arama motorlarının arşivlerinde kaydedilen bilgilere ulaşılamaması da söz konusu olacaktır. 3. E-Posta Adresi Konusunda Getirilen Sınırlama Geçerli midir? Yönetmeliğin 9. maddesine göre avukatlar, “tabelada, basılı evraklarında ve internet sitesinde sadece av.tr uzantılı veya Türkiye Barolar Birliğinin ya da bağlı bulunduğu barosunun verdiği e-posta adreslerini kullanabilir” denilmektedir. Alan ismi konusunda söylenenler burada da geçerlidir. Bir e-posta adresini, münferit haller saklı olmak kaydı ile reklamla ilişkilendirmek ve e-posta adresinin kullanımını sınırlamak makul bir düzenleme tarzı değildir. Kaldı ki bütün dünyada herkese ücretsiz ve sınırsız olarak sunulan e-posta hizmetinden avukatın yararlandırılmamasının makul hiçbir nedeni olamaz. Barolar Birliğinin bu şekilde e-posta kullanımı, kanuna, hukuka ve hukukun temel ilkelerine aykırıdır. B. EĞİLİM NE OLMALIDIR? 1. E-Ticaretin Amacı Bütün dünyada yeni teknolojilerin yaygın kullanımı için çalışmalar yapılmaktadır. AB E-Ticaret Direktifinin amacı da üye ülkelerde elektronik ticaretin hacminin artırılmasıdır. Bu sayede hem mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı olarak ifade edilen ekonomik amaç gerçekleşmiş olacak hem de tam bir serbest rekabet ortamı sağlanarak tüketicilerin korunması sağlanacaktır. Avukatların yeni teknolojileri kullanımları düzenlenirken aynı zamanda dünyanın yönelimleri ve tüketicinin korunması eğilimleri de dikkate alınmalıdır. Özellikle Türk literatüründe dile getirilmese bile hizmet alan müvekkillerde ciddi anlamda bir avukat bürosundan hizmet alma noktasında tereddütleri bulunmaktadır . Onların çoğunun korkularının temelinde avukatlık masrafları, kendisine yöneltilecek sorular ve vereceği cevaplar bulunmaktadır. Bu nedenle ABD’de alış-veriş merkezleri içinde “avukat butikleri” bulunmaktadır. Online ve telefonda danışma hizmeti almak isteyen kimseler ise kendilerini gizleme imkanına da sahiptirler. Bu nedenle halk arasında avukatlara karşı oluşan tereddütlerin giderilmesinde yeni teknolojiler bir çıkış yolu olarak kullanılabilirler. İsviçre’de ise halkta oluşan bu tereddütler dolayısıyla Avukatlar Birliği “Avukatlardan korkmayın” başlıklı büyük reklamlarla halkı avukatlardan hizmet almaya davet etmektedir . Yeni teknolojilerin kullanılmasında Türkiye’de de eğilimin yasaklayıcı bir tavır olmaması, uygulamada olabilecek aksaklıkların Baro ve Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulları “uyarı ve kararları” ile giderilmesi gerekir. Marketlerin, mağazaların, bilgisayarcıların hatta simitçi ve kasapların dahi bilişim toplumunda mal ve hizmetlerini sanal ortamda sunarken, avukatlık hizmetlerinin bu şekilde sunulamaması, avukatların bundan mahrum bırakılması anlamına gelebileceği gibi bu tür tavrın en azından tüketicilerin yararına olmayacağı da bir gerçektir. 2. Uluslar Arası Rekabet a. Genel Olarak Türk avukatların, uluslar arası temsilinde ve uluslar arası açılımlarında diğer meslektaşlarının karşısında dezavantajlı konuma düşürülmemesi gerekir. Hatta sadece Türkiye’ye yönelik hizmetlerde bile yurtdışında avukatlık hizmeti veren kimselerin internet aracılığıyla Türk meslektaşlarına karşı bir üstünlük sağlaması mümkündür . İnternet konusunda yapılacak olan düzenlemelerde bütün dünya ülkelerinin veya en azından Avrupa Birliği’nin tavrı ve düzenlemeleri bizim ülkemiz için de emsal teşkil etmelidir. Zira internet, yapısı gereği sadece bir ülkede konulacak hükümler ve sınırlamalarla düzenlenebilecek bir alan değildir. Bir ülkede yapılan düzenlemeler çok sıkı ve katı ise internet ve onun üzerinden verilen hizmetler, düzenlemelerin olmadığı ya da daha toleranslı olduğu ülkelere kayacaktır . Genişleyen uluslar arası rekabette artık meslek kuralları da değişmeye başlamıştır. Geleneksel tanımları içinde bulunan ve Avukatlık Yasalarına da yansımış bulunan sadece duruşmaları için bürosunu terk eden “büro avukatlığı” düşüncesi zaman içinde terk edilmeye başlanmıştır. Avukatlığın artık yeknesak bir tanımı da bulunmamaktadır. Avukatlar değişik görevler alabildikleri gibi, uluslar arası bürolarda çalışabilmekte ve birden fazla büro açabilmektedirler . Mahkemenin bu kararında kullandığı argümanlardan ve gerekçelerden biri de avukatların uluslar arası rekabete maruz kalmalarıdır . Avukatın reklam yasağı gibi kıta Avrupa’sının yerleşik bir mesleki yasağı bile değişimden nasibini almaya başlamıştır. Zaman içinde reklam yasağının katı bir uygulamasından vazgeçilmiş liberal bir şekle bürünmüştür. Hatta pek yakın zamanda avukatın Formula-1’e sponsor olacağı tahminleri bile yapılmaktadır . Bundan başka avukatların danışma hizmetini veren diğer meslektaşları ile bir ortaklık altında çalıştıkları da görülebilmektedir. Özellikle mali müşavir, hesap uzmanı ve avukatın bir arada danışma hizmeti vermeleri halinde ortak kesişme noktalarının bulunduğu ve aynı amaca yönelik bir hizmet sergiledikleri görülür . Bu birliktelik ya da ortaklıktan bir danışma hizmetinin alınması ise ticari hayatta tercih edilebilmektedir. Çünkü belirli bir bedel karşılığında hizmet alan kimse hem hukuki danışmanlık hem de mali müşavirlik hizmeti satın alabilmektedir. Aslında bu birlikteliklere ya da ortaklıklara aile ile ilgili danışma hizmetini veren bir psikolog, sosyal pedagog ve avukat birlikteliği de örnek olarak verilebilir. Ancak burada halihazırdaki meslek kurallarının buna izin verdiği de söylenemez. Alman Avukatlık Kanunu’na göre (§ 59a) avukatların, sadece mali müşavirler, hesap uzmanları, yeminli mali müşavirler ve patent vekilleri ile işbirliği yapmasına izin verilmiştir. Alman hukukunda ise mahkeme süreçlerinden sonra Federal Avukatlık Kanunu’na getirilen ek maddelerle avukatların limited şirket şeklinde örgütlenmelerine izin verilmiştir. Bizim Avukatlık Kanunu’muza göre ise ancak avukatların bir “avukat ortaklığı” kurmaları öngörülmüş olup, başka mesleklerle birlikte bu tür ortaklık kurulamayacağı gibi, Alman hukukunda olduğu gibi bir limited şirketin kurulması da mümkün değildir. Avrupa Birliğine üye ülkelerinin politikaları, kendi ülkelerinde bulunan bütün mal ve hizmetlerin yurtdışına da sunulması, yani global ticarete açılımıdır. Mal ve hizmetlerini yurtdışında pazarlamak ya da sunmak isteyen girişimciler için internet ve yeni teknolojiler uygun birer araç olarak algılanmakta ve devletler de politikalarını buna göre ayarlamaktadırlar. İnternetin doğum yeri kabul edilebilecek ve en çok internet kullanıcısı ve serverin bulunduğu yer olan ABD’de bile internetle ilgili sert düzenlemelerden kaçınılmaktadır. Bu politika çerçevesinde bilişim toplumunda devletler kendi vatandaşı olan avukatların da bu teknoloji yardımı ile global pazara açılmasını teşvik etmektedirler . Hatta bir ülke içinde bulunan avukatlar bile interneti, mesleki üstünlüklerini ortaya koymada ve davalarında etkin bir şekilde kullanmaktadırlar . AB üyesi ülkelerde bulunan avukatlar, internet duyuruları ile uluslar arası rekabetin başladığının örneklerini göstermektedirler . b. Rekabetin Niteliği Türk avukatlarının önünde rekabette iki model bulunmaktadır. Bu modellerden biri yüzyılların kültürüne dayanan Avrupa avukatlık modeli diğeri ise Amerikan avukatlık modelidir. Amerikan hukuk kültürü, avukatlığı tamamen “serbest meslek” kriterleri ile değerlendirmektedir. Tüm diğer serbest meslekler gibi avukatlık mesleği de “pazarın” kurallarına tabi olmalıdır . Amerikan avukatlık modeli son 25 yılda Avrupa avukatlık modeline üstünlük sağlamaya başlamıştır . Avukatlığa ait meslek kurallarının rekabete uyum için değişmeye başladığını görmekteyiz. Türk avukatlık modelinin acımasız rekabete dayalı Amerikan avukatlık modeli ile yarışabilecek şekilde kural değişikliğine gitmesini, ancak meslek ilkelerinin ve onurunun muhafaza edilmesi görüşündeyim. Bu ikisinin bir arada bulunmasının imkansız olduğunu da düşünmüyorum. Meslek kurallarının özünde bulunan temel değerleri iyi tespit eder ve kalıplara takılmazsak çıkış yolunu bulacağımızı düşünüyorum. IV. SONUÇ ve ÖNERİLER Bilişim toplumunda her avukat diğer bütün mesleklerde olduğu gibi yeni teknolojilerden ve bu arada yukarda ayrıntılarıyla ortaya konulan telefon, bilgisayar ve internet teknolojisinden yararlanmalıdır. Avukat, bu teknolojileri hem bürosunda bir araç olarak kullanabilir hem de mesleki faaliyetini bunlar üzerine kaydırabilir, yani telefonda veya internette danışmanlık yapabilir. Türk hukukunda buna engel herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. TBB’nin web genelgesi ve Reklam Yönetmeliği de buna engel değildir. Reklam Yönetmeliğinde bir avukatın web sayfasında bulunacak olan hususlar sınırlayıcı bir şekilde sıralanmamıştır. Reklam Yönetmeliğinde sıralanan hususlar sadece avukatın reklam yasağı ile ilgili olup, avukatın web sayfasının içeriğini sınırlamamaktadır. Zaten Yönetmeliğin dayandığı Avukatlık Yasasının 55. maddesin de TBB’ye düzenleme yetkisi sadece reklamlarla ilgili konular sınırlı olarak tanınmıştır. Avukatın web sayfasının da estetik ve içerik bakımından doyurucu olmasına “reklam yasağı” engel olmamalıdır. Avukatın alabileceği alan adı konusunda Reklam Yönetmeliğinde getirilen sınırlama geçerli değildir. Zira öncelikle alan adının sadece Yönetmelikte olduğu gibi kullanılması, aksi halde bunun dışındakilerin bir reklam unsuru olarak değerlendirileceği yargısı isabetli değildir. Bu nedenle avukatın alan adı kullanımına dair getirilen sınırlamalar hukuken geçerli değildir. Avukatın internet sayfasının içeriğinin belirlenmesinde ve internet ortamında avukatlık mesleğinin icrasında kuralları ve sınırları belirlerken çok geniş bir perspektiften bakmak zorundayız. Bu perspektifin bir ayağını meslek kuralları ve özellikleri belirlerken diğer ayaklarını dünya eğilimi, tüketicinin korunması, uluslar arası rekabet ve avukatın sunduğu hukuk hizmetinden bütün halkın yararlanması düşünceleri olmalıdır. İnternet ortamında avukatlık mesleğinin icrasına yasakçı bir yaklaşım, avukatlık mesleğinin gerilemesine, hukuk hizmetlerinin tabana yayılmasına engel olmaya, Türk avukatlarının dünya avukatları ile rekabet edememesine ve bilişim toplumunda avukatın saha dışına itilmesine neden olur. Bu nedenle internet ve yeni teknolojilerle avukatlık mesleğinin icrasında “global” bir tavır sergilememiz gerekir. Avukatın web sayfası ve gelişen teknolojiler karşısında içerik ve icra bakımından kesin sınırlamalar getirmek yerine gelişen ve değişen ihtiyaçlara göre esnek düzenlemeler getirmek daha isabetli olacaktır. Avukatların bu sayfaların varlığından ve içeriğinden veya kullanacağı teknolojiden bağlı bulunduğu Baroyu haberdar etme şartının getirilmesi ve uygulamada ortaya çıkacak problemlerin Baro ikaz ve kararlarıyla çözümlenmesi yolu tercih edilmelidir. Ülkenin gelecek yüzyıllara hazırlanması gerektiği gibi avukatlık mesleğinin de gelecek yüzyıllara ve global bir dünyaya hazırlanması gerekmektedir. Bu nedenle bakışlarımızı görünenin ötesine çevirmeli, global bir vizyona sahip olmalı ve avukatlık mesleğini yarınlara hazırlamalı, nelerin değişmesi nelerin de kalması gerektiğini iyi belirlemeliyiz. Bu çalışma bu konuda atılmış bir adım, “karanlığa yakılan bir kibrit olursa” bu satırların sahibi de kendisini bahtiyar addedecektir.