Hukuki Net Hukuki NET | Forum | Mevzuat Anasayfa | Kaynaklar | Yazarlar | Dizin | Arama | Uyarlama | Giriş | Üye Ol
Kazandırıcı zamanaşımı
Ekleyen: Av.tayfun Eyilik | Tarih: 13-02-2007 | Kategori: İçtihat | Okunma : 2223 | Not:
Av.tayfun Eyilik

Hakkımdaki bilgilere http://www.tayfuneyilik.av.tr sitesinden ulaşabilirsiniz


Profil >

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

E: 2004/7­714 K: 2004/161 T: 24.3.2004

KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI • ZİLYETLİĞE DAYANAN KAZANIM

• ÖZEL MÜLKİYETE KONU OLACAK MUHDESAT

• TAPU KAYDININ DÜZENLENMESİ

(3530 Sayılı Zeytinciliğin Islahı Hakkındaki Kanun)

Özet: Dava, kadastro işlemleri sonucun­da taşınmazın, kısmen tapu kaydına kısmen de kazandırıcı zamanaşımını zilyetliğine da­yanılarak davalı adına yapılan tespite karşı Hazine tarafından açılmış itiraz davası olup; davalı, dayandığı tapunun miktar fazlası olan yeri zilyet ve tasarruf ettiğini savunmuş, bilirkişi raporunda da dava konusu yer üze­rinde 60 yaşında bakımlı mahsuldar zeytin ağaçlarının bulunduğu belirtildiğinden, bu ağaçların cinsi, adedi ve arz üzerindeki dağı­lımı saptanıp, 3530 sayılı Zeytinciliğin Islahı Hakkındaki Kanuna göre özel mülkiyete ko­nu olabilecek nitelikte olup olmadığı araştırıl­ması, özel mülkiyete konu olabilecek türde ise tapunun beyanları hanesinde gösterilme­si gerekir.

Taraflar arasındaki "Kadastro Tespitine İtiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mudanya Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 14.5.2002 gün ve 2001/23–2002/92 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hu­kuk Dairesinin 25.2.2003 gün ve 4548­462 sayılı ilamı ile; (...Kadastro sı­rasında 116 ada 129 parsel sayılı 11.700,31 m2 yüzölçümündeki taşınma­zın kısmen tapu kaydına ve kısmen de satın almaya, kazandırıcı zamana­şımı zilyetliğine dayanılarak davalı Efrahim adına tespit edilmiştir. Davacı hazine tapu kaydı yüzölçümü fazlası için dava açmıştır. Mahkemece dava­nın kabulüne taşınmazın keşif haritasında (A) harfi ile gösterilen 8.200,31 m2’lik bölümünün davacı hazine, geriye kalan 3.500 m2’lik bölümünün ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.

Davalı tarafın temyizi 14.12.2001 tarihli teknik bilirkişi O tarafından tanzim edilen krokide (A) harfi ile gösterilen 8.800,31 m2’lik bölüm hakkın­da oluşturulan hükme yöneliktir. Mahkemece tespite esas olan tapu kaydı­nın iskanen verildiğini, tapu kaydı hudutlarının gayrisabit ve genişletilme­ye müsait bulunduğunu ve tapu kaydının yüzölçümüne itibar edilmesi ge­rekçe gösterilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Ne var ki, dayanılan ve tespite esas olan 5/10/1956 gün ve 20 numaralı tapu kaydı fundalık sı­nırları itibariyle değişir nitelikteki kayıtlardan olduğu tartışmasızdır. Batı­daki 166 parsel sayılı taşınmaz orman olup, orman tahdidi yapılıp tespit gününden evvel kesinleşmiştir ve orman tahdidi sırasında dava konusu ta­şınmaz tarım toprağı olarak gösterilmiştir. Komşu parsellere revizyon gören tapu kayıtları da nizalı taşınmaz yönünü kişi yeri ve çalılık, fundalık ola­rak göstermektedir. Her ne kadar tapu kaydı değişir nitelikteki sınırlı ka­yıtlardan ise de çalılık yerin zilyetlikle iktisabının mümkün olduğa yerleş­miş içtihatlardandır. Ziraatçı bilirkişi raporunda krokisinde (A) harfi ile gös­terilen bölüm üzerinde muntazam biçimde dağınık durumda 60 yaşlarında zeytin ağaçları bulunduğunu ve bu zeytin ağaçlarının krokisinde tapu kay­dı yüzölçümü olarak gösterilen bölümdeki zeytin ağaçları ile aynı yaşta ol­duğunu haber vermişlerdir. Diğer yönden değişik sınırları içeren iskan ka­yıtlarında koşullarının var olması halinde sınırda iktisaba elverişli tarım toprağı niteliğindeki taşınmazların bulunması halinde bu yerinde zilyetlik­le iktisap edilebileceği açıktır. Mahkemece krokisinde (A) harfi ile gösterilen ve tapu kaydı yüzölçümü fazlası olan bölüm üzerindeki zeytin ağaçlarının da yaşları göz önünde tutularak davacı tarafın bu bölüm üzerinde tespit gününe kadar 20 yılı aşan zilyetliğin varlığının kabulü gerekir. Diğer bir anlatımla tapu kaydı yüzölçümü fazlası üzerinde davalı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 14. maddesi hükmünde öngörülen zilyetlik koşulları gerçekleşmiştir. Ne var ki, davalı taraf yönünden kadastro kanu­nun 14/son maddesinde öngörülen 40,100 dönüm araştırması yapılma­mıştır. Bu nedenle 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesinde öngörülen 40, 100 dönüm araştırmasının yapılması ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda yanılgıya düşülerek yazılı biçimde karar verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yeri­ne geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece ön­ceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı vekili tespitinin yapıldığı 26.10.1999 tarihleri arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesi ile Türk Kanunu Medenisinin 639 (Türk Medeni Kanunun 713) maddesinde öngörülen 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla, Hazine­nin kayıt miktar fazlasına yönelik olarak açtığı bu davanın kabulü gerek­tiği sonucuna varılmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun istikrarlı uygulaması da bu yön­dedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20/5/1992 gün ve 1992/16­203­339 sayılı ilamı; 27/1/1993 gün ve 1992/16­676 E., 1993/16 K. sayılı ilamı; 1/12/1993 gün ve 1993/17­562 E., 1993/771 K. sayılı ilamı; 23/6/1993 gün ve 1993/17­169­473 sayılı ilamı; 21/4/1993 gün ve 1993/17­83­177 sayılı ilamı; 5/4/1995 gün ve 1994/16­796 E., 1995/267 K. sayılı ilamı; 29/3/1995 gün ve

1995/16­116­251 sayılı ilamı; 5/6/1996 gün ve 1996/7­313­458 sayılı ilamı; 2/5/1997 gün ve 1997/7­127­384 sayılı ilamı; 21/5/1997 gün ve 1997/7­128­441 sayılı ilamı; 17.12.2003 gün ve 2003/7­750­787 sayılı; 2003/7­752­788; 2003/7­753­789 sayılı ilamı, 10.3.2004 gün ve 2004/7­147 Esas ve Karar sayılı ilâmları)

Bununla birlikte önemle belirtilmelidir ki, kadastro hâkimi doğru si­cil oluşturmak zorundadır. 3402 sayılı Kadastro Yasasının 19/2 madde­sinde; "taşınmaz üzerinde malikten başka bir kimseye ait muhtesat mev­cut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tuta­nağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterileceği" açıklanmıştır. Yerleş­miş Yargıtay uygulamasına göre çoğun içinde az da bulunur kuralı uya­rınca davalı mülkiyete dayanmakla taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının mülkiyetinin de kendisine ait olduğunu zımnen ileri sürmüş olduğunun kabulü gerekir.

O halde, kamu malı orman yada mera olmayıp, tarla olarak özel mülk niteliğinde tapuya kaydedilmesi gereken davaya konu taşınmaz kısmı üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının, cinsi, adedi, arz üzerindeki dağılımı saptanıp, 3530 sayılı Zeytinciliğin Islahı Hakkındaki Kanuna göre özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte olup olmadığı araştırılıp, sonucuna göre özel mülkiyete konu olabilecek türde bir muhtesat olduğunun anla­şılması halinde tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesi gerekir.

Hal böyle olunca, yerel mahkemenin zilyetlik süresinin orman kadas­trosunun kesinleşmesi tarihinden itibaren başlaması gerektiği ve 3402 sayılı Kadastro Yasasının 14 ve 17. maddelerinde öngörülen sürenin dol­madığı yönündeki belirlemesi doğru olmakla birlikte, Hazineye ait özel mülk niteliğindeki taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatın tapunun be­yanlar hanesine şerhedilmesinin gerekip gerekmediği yönünde araştırma yapılmadığından, mahkemenin kararının bu yönden bozulması gerekir.

SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme ka­rarının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK’un 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 24.3.2004 gününde oyçokluğu ile karar veril­di

Forum