RSS ile takip et

Musa Yıldırım Kaya

Uluslararası Adalet Divanı ve BM Güvenlik Konseyi Arasındaki Yetki Çatışması

Rating: 12 votes, 4,25 average.
Uluslararası hukukta devletlerin üzerinde yer alacak kurumlar olmadığından dolayı; aynı olay üzerinde farklı organların yetkilerinin örtüşmesi veya üst üste gelmesine bazen de çatışmasına neden olmaktadır.

Bunun en tipik örneği ise Uluslararası Adalet Divanı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi arasındadır. Güvenlik Konseyi siyasal karar verirken, Adalet Divanı da yargısal karar verirken aynı konu üzerinde karar vermek zorunda kalabilirler. Bu durumda kararlar arasında örtüşme de olabilir, çatışma da olabilir. Örtüşme halinde bir sorun olmamasına rağmen çatışma halinde uluslararası hukukta ne olacağı tartışmalıdır.

Uluslararası Adalet Divanı; Birleşmiş Milletlerin temel yargı organıdır. Uluslararası Adalet Divanı, bağımsız olup hiçbir organın yetkisine tabi değildir. UAD; sadece devletlerarası problemlerle ilgilenen evrensel bir mahkemedir. Ayrıca Divan talep üzerine mütalaa da vermektedir. Mütalaalar yargı kararları gibi bağlayıcı olmamakla birlikte önemlidir. Ayrıca mütalaar bağlayıcı olmadığından dolayı, Divanın bu kararları yetki çatışmasına uygun değildir. Dolayısıyla Divan'ın sadece devletlerle ilgili ve bağlayıcı kararları sonucu yetki çatışması ortaya çıkmaktadır.

Güvenlik Konseyi ise; BM andalaşmasına göre, uluslararası uyuşmazlıkların çözümünde asıl yetkili organdır.

Güvenlik Konseyi ve Adalet Divanı arasındaki temel sorun, her iki organın da aynı konu üzerinde bağlayıcı kararlar alabilmeleri ve kararların da birbirleriyle örtüşmemesi durumunda ortaya çıkar. Bunun nedeni ise BM mevzuatında yetki paylaşımının açıkça belirtilmemesidir. Bu yüzden Uluslararası Hukukta hangi organın hangi yetkilerinin olduğuna dair tartışmalar devam etmektedir.

Güvenlik Konseyi; uluslararası hukuku tehdit eden her türlü olaya karşı kendiliğinden, devletlerin talebi üzerine veya diğer organların çağrısı üzerine karar alabilir. Burada Güvenlik Konseyi'ne konu bakımından çok geniş bir takdir yetkisi verilmiştir. UAD'na da bir konu bakımından bir yetki sınırlaması getirilmediğinden ender de olsa bazen bu iki organ konu bakından sınırlanmadığı ve yetki paylaşımının yapılmadığından dolayı aynı konu için farklı kararlar verebilir.

Güvenlik Konseyi'nin tavsiye kararlarının bağlayıcılığı olmadığından eğer Divan'ın yargı kararı varsa, yargı kararlarına uymak zorunlu olduğundan Divan kararı uygulanır. Ancak Güvenlik Konseyi'nin bağlayıcı bir kararına karşılık, Divan'ın da bunun aksi bir yargı kararı varsa yetki çatışması ortaya çıkar.

Aslında Birleşmiş Milletler Şartı'nın 36. maddesi, organlar arasında çatışma olabileceğini kabul etmiş ve bu uyuşmazlığın önlenmesi için taraflarca önceden kabul edilmiş bütün usülleri gözönünde tutacağını ve Konsey'in hukuki uyuşmazlıkları Divan'a sunması gerektiği belirtilmektedir:

Birleşmiş Milletler Şartı madde 36;
1. Güvenlik Konseyi, 33. Madde'de belirtilen nitelikte bir uyuşmazlığın ya da benzeri bir durumun herhangi bir evresinde, uygun düzeltme yöntem ya da yollarını tavsiye edebilir.
2. Güvenlik Konseyi, bu uyuşmazlığın çözülmesi için taraflarca önceden kabul edilmiş olan tüm yöntemleri gözönünde tutacaktır.
3. Güvenlik Konseyi bu Madde'de öngörülen tavsiyelerde bulunurken, genel kural olarak, hukuksal nitelikteki uyuşmazlıkların taraflarca Uluslararası Adalet Divanı Statüsü hükümlerine göre Divan'a sunulması gerektiğini de gözönünde tutacaktır.

Ancak Konsey bunu, Divan tarafından önceden verilmiş olası kararların gözönüne alınması biçiminde yorumlamaktadır. Tarihi yorum methodunu kullanarak şartı hazırlayanların kodifikasyon çalışmaları sırasında güttüğü amaca bakılmalıdır. Birleşmiş Milletler Şartının 36. maddesinin hazırlık çalışmaları ise Konsey'in yetksini sınırlandırmak olmadığını doğrulamaktadır.

Güvenlik Konseyi, olası bir yetki çatışmasını engellemek için Divan'ın görüşmekte olduğu konuyu gündeminden çıkarabilir; fakat böyle bir şey yapma zorunluluğu yoktur. Ayrıca Konsey, Divan'dan önce karar vermek için, Divanın henüz gündemine almadığı bir konuyu gündemine alabilir. Güvenlik Konseyi'nin bu yetkisi kötü niyetle kullanılmaya açıktır, zira yargı organları siyasi organlara karşı yavaş işlediğinden, Güvenlik Konseyi bir olaya önce müdahale ederek gündemine alacak ve böylece Divan'ı safdışı bırakabilecektir. Divan'ın ise böyle bir takdir yetkisi yoktur. Divan önüne gelen olayı siyasi bir denetim yapmadan görmek zorundadır. Divan; ancak ağır sebeplerin varlığı halinde mütalaa vermekten kaçınabilir.

Birleşmiş Milletler Şartı 36 maddesinin 3. fıkrasında Güvenlik Konseyi'nin uyuşmazlıkların barışcıl çözüm çabalarında hukuki sorunların Divan'a götürmesi gerektiğini gözönüne alacağını belirtmiştir. Maddeden de anlaşılacağı üzere; ''gözönüne alacak'' derken Güvenlik Konseyi'nin böyle bir şey yapma zorunluluğunun olmadığını anlayabiliriz. Mayıs 1946'da Arnavutluk sahilinden geçen İngiliz mayın gemilerine açılan ateş sonucu açılan ''Corfu Boğazı'' davasında Güvenlik Konseyi BM Şartı 36/3'ü uygulamıştır.

''Lockerbie'' davasında ise; ABD havayollarına ait bir Pan Am 103 tipi yolcu uçağının 1988 yılında havada patlamasıyla vuku bulan kaza sonucu bir çok Amerikan ve İngiliz vatandaşı hayatını kaybetmişti. ABD ve İngiltere bu olaydan iki Libya'lıyı sorumlu tutmuş ve yargılanmak üzere iade edilmelerini istemişti. Libya ise Sivil Havacılığın Güvenliğine Karşı Kanunsuz Hareketlerin Önlenmesi Sözleşmesi'nin 18. maddesindeki ''iade et veya yargıla'' maddesini iade etmeyerek yargılamak istemiş ve suçluları iade etmemişti. Bunun üzerine 1992 yılında Güvenlik Konseyi oybirliği ile aldığı bir kararda, Libya'nın ABD ve İngiltere'nin taleplerini yerine getirmesini; iki sanığı bu iki ülkeden birine teslim etmesi, ilgili tüm bilgileri ifşa etmesi ve uygun bir tazminat ödemesini istedi. Bu talepler Libya tarafından reddelince, ABD, İngiltere ve Fransa konuyu bir kez daha Güvenlik Konseyi'ne getirerek, teröristlerin İngiltere'ye ya da ABD'ye teslim etmediği gerekçesiyle Libya'ya karşı silah ambargosu, uçuş yasağı ve bazı diplomatik yaptırımlar öngören bir karar alınmasını sağladı.

Buna karşı Libya, 1992 yılında Uluslararası Adalet Divan'ına başvurarak bu yaptırım kararının durdurulmasını istedi. Divan ise bu isteği BM Şartı'na göre bir devletin haklarının ihlal edilmesi sonucunu doğuran bir Güvenlik Konseyi kararına karşı, Uluslararası Adalet Divanı'nın ancak bu karara ''hukuki'' inceleme yapabilme yetkisinin olduğunu kabul etmişti. Buna göre esesa, yani kararın içeriğine ilişkin bir düzeltme veya inceleme yapılamazdı.

Divan, bu davada bir konu hakkında ilk önce Güvenlik Konseyi karar vermişse, bu karara Divan'ın uyması gerektiğini kabul etmiştir. Buna karşın ilk kararı Divan'ın vermesi durumunda -ki yargısal süreç yavaş işlediğinden bunun olma ihtimali azdır- Konsey Divan'ın almış olduğu karara uyacaktır. Çünkü; konsey kararları da Divan kararları da Birleşmiş Milletler Şartı'na göre aynı hiyerarşik konumda yer almaktadır. Buradaki asıl ölçüt önce karar verenin kararının üstün tutulacağıdır. Oysa pratikte Güvenlik Konseyi kararları daha üstün niteliktedir. Divan'ın Lockerbie davasındaki kararı bunun kanıtıdır.

Divan'ın Lockerbie davasında Konsey kararlarını üstün görmesine karşın, Konsey kararları da emredici hukuk kurallarına; yani ''jus cogens''e aykırı olamaz. Eğer Divan'ın veya Konseyin jus cogens'e aykırı bir kararı varsa bu iki organdan biri diğerinin kararını gözden geçirmelidir.

Böylece Divan, Güvenlik Konseyi kararlarını Lockerbie davasındaki içtihadına göre denetleyebilir. Ancak bunun için Güvenlik Konseyi kararlarının jus cogens'e veye Birleşmiş Milletler Şartı'na aykırı bir karar alması gerekmektedir. Bu bakımdan Divan her zaman Güvenlik Konseyi kararlarını denetleyemez.

Birleşmiş Milletler Şartında Divan'ın açıkça Güvenlik Konseyi'nin kararlarını denetleme yetkisinin verilmemesi, bu denetimi engellemez. Çünkü; Şart'ta denetleyememe hakkında da bir hüküm olmadığından; kanunların açıkça yasaklamadığı durumlarda ''yasaklanmayan şey hukuka uygundur'' ilkesi gereğince denetim yapabilecektir. Ancak pratikte pek de mümkün görünmemektedir. Zira, Adalet Divan'ı hakimlerinin seçiminde Güvenlik Konseyi'nin de önemli bir etkisinin olduğu ve hakimlerin genellikle Kuzey Amerika ve Batı Avrupa ülkerinden, tarafsız olmaları gerekmesine rağmen pratikte bu ilkenin pek de uygulandığını savunmak güçtür.

Bundan dolayı Divan, daha önce Konsey tarafından ele alınmış bir soruna ilişkin olarak hukuka uygunluk denetimi yapabilir. Böyle bir durumda Divan, soruna ilişkin Konsey kararını değerlendirecek ve hukuka uygunluğunu yargısal yetkilerine dayanarak yapacaktır. Eğer Divan ve Konsey kararları arasında bir uyuşmazlık olursa ve Birleşmiş Milletler Şartı'nda konuya ilişkin açık bir hüküm yoksa, Divan kararının yargısal ve nihai karar olarak üstün sayılması gereklidir.

Olası bir yetki çatışmasının en belirgin örneklerinden biri Bosna ve Yugoslavya arasındaki sorundur. Bosna-Hersek 1993 yılında Uluslararası Adalet Divan'ına saldırı ve soykırım suçundan ötürü başvurmuştu; böylece meşru müdafaa hakkını kullanabilecekti. Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 1991 yılında Yugoslavya'ya karşı silah ambargosu kararı almıştı. Meşru müdafaa hakkının kullanılması için ise bu ambargonun kalkması gerekliydi. Ancak Divan, Konseyin 2 yıl önce almış olduğu karara aykırı bir akrar almak istememiş ve böylece yetki çatışmasını engellemek istemişti(!)

Ancak Divan, bu davada soykırım suçundan dolayı devletin değil, bireylerin işlediği soykırım suçunu kabul etmiş, ayrıca Yugoslavya'ya bireylerin bu fiillerini durdurma yükümlülüğüne sokmamıştır. Oysa Birleşmiş Milletler Şartı'na göre; devletler, soykırımın önlenmesi ve cezalandırılması için sorumludur. Ancak Divan, yetki çatışmasını engellemek için(!) Konsey'in daha önce almış olduğu karara aykırı bir karar almaktan çekinmiştir.

Sonuç olarak Divan ve Güvenlik Konseyi kararları arasında bazen yetki çatışmaları ortaya çıkmaktadır. Uluslararası organlar ise bunu mevcut siyasi yapıya göre şekillendirmekte, kimi zaman Güvenlik Konseyi'nin kararlarını üstün tutmakta, kimi zaman da Divan kararlarını üstün tutmaktadır. Ancak Divan'ın yargısal, Konsey'in ise siyasi bir organ olması; uluslararası alanda da siyasi mekanizmanın iç hukuktakinin tersine yargısal işlemlerden üstün olmasını sağlamış bu nedenle de Güvenlik Konseyi kararlarının üstün olduğu görüşü daha baskın çıkmıştır. Kanaatimce bu yanlıştır. Zira siyasi kararlar çoğu zaman taraflı olabilmekte, haklıyla haksızı iyi ayırt edememektedir. Yargısal kararlar ise olayın hukuki boyutunu inceleyip; jus cogens'e, insan haklarına, BM Şartı'na ve diğer uluslararası sözleşmeleri esas alınarak karar verilir. Ancak yargısal organların da bu konuda bazen siyasi kararlar gibi 'yanlı' kararlar verdiği görülmektedir.

Bunun çözümü uluslararası mevzuattaki bu boşluğu doldurmak, Güvenlik Konseyi ve Adalet Divanı'nın yetkilerinin sınırlarını net olarak çizmekten geçer. Ancak, kanaatimce bu Güvenlik Konseyi üyelerinin zararına bir düzenleme olur. Öyle ki günümüzde Güvenlik Konseyi ile Adalet Divanı arasında çıkan bir yetki çatışması sonucu, genellikle Güvenlik Konseyi'nin kararları üstün tutulmaktadır. Güvenlik Konseyi ise menfaati bulunan konularda eğer üyeler arasında bir anlaşma sağlarsa bu konuya el atmakta ve Divan'ın karar almasını engellemektedir. Eğer böyle bir düzenleme yapılarak yetkilerin sınırları çizilirse Güvenlik Konseyi daha önce olduğu gibi her konuda yetkili ve etkin organ sayılamayacaktır. Bu, uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletleri yönlendiren ülkelerin, özellikle de Güvenlik Konseyi üyelerinin işine gelmemekte ve bu düzenlemeyi yapmaktan çekinmektedirler. Zira bu onların zararına olan bir düzenlemedir.


Kaynakça:

Ünal, Şeref ; Uluslararası Hukuk, Ankara, 2005
Sur, Melda ; Uluslararası Hukukun Esasları, İzmir, 2010
Pazarcı, Hüseyin ; Uluslararası Hukuk, Ankara, 2010
Göçer, Mahmut ; Uluslararası Adalet Divanı ile Güvenlik Konseyi Arasında Yetki Çatışması
Pazarcı, Hüseyin ; Bosna-Hersek Sorununda Uluslararası Yargının Rolü
Kaya, İbrahim ; Terörle Mücadele ve Uluslarası Hukuk
Aral, Berdal ; Soğuk Savaş Sonrasında Siyasallaşan Uluslararası Hukuk ve Başlıca Mağdurları

www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem23/yil01/ss62.pdf
http://www.usakgundem.com/makale/6/u...faa-hakkı.html

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapabilirsiniz.
Musa Yıldırım Kaya

Submit "Uluslararası Adalet Divanı ve BM Güvenlik Konseyi Arasındaki Yetki Çatışması" to Digg Submit "Uluslararası Adalet Divanı ve BM Güvenlik Konseyi Arasındaki Yetki Çatışması" to del.icio.us Submit "Uluslararası Adalet Divanı ve BM Güvenlik Konseyi Arasındaki Yetki Çatışması" to StumbleUpon Submit "Uluslararası Adalet Divanı ve BM Güvenlik Konseyi Arasındaki Yetki Çatışması" to Google

Updated 03-12-2011 at 00:25:34 by Musa Yıldırım Kaya

Hukuk Terimleri: adalet divanı, güvenlik konseyi
Kategoriler
Hukuksal

Yorumlar

Trackbacks

Total Trackbacks 0
Trackback URL:



Hukuk Blog |  2014 tarihli Yasal Siteler Dizini |  Arabulucu |  Hukuk Kitapları |  Fiyat1 |  Alman Hukuku |  ISP Güvenlik AŞ. |  İş İlanları |  Ankahukuk |  Psikoloğum |  Taşınmaz ilanları |  Internet Rehberi |  Türkiye Portalı |  Site Ekleme |  Türkçe-İngilizce Sözlük |  Sihirli Kadın |  Sağlık |  Sanal Turk |  Satılık Düşecek Domainler |  Playbarn Levent |  Kral | 
Hukuki.Net’in Telif Hakları ve 2011-2014 yılları arası Marka Tescil Koruması Levent Patent tarafından sağlanmaktadır.
Hukuki.Net sunucusu yoğun trafiği yönetebilen CubeCDN teknolojisi kullanmaktadır.
Reklam Alanları: Sitenin 2011-2014 yılı reklam pazarlaması MEDYACİN İletişim Reklam Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılmakta olup, reklam talepleri için Medyacin Ltd. Şti. ile iletişim kurmanız rica olunur.