• 2. El Araç Satın Alan Kişilerin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Hükümlerinden Faydalanması ve Tüketici Sıfatıyla Kendisine Tanınan Hakları

    İşbu makalede, özellikle, ikinci el otomobil satın almış ve araçta bir ayıp ile karşılaşmış kişilerin, aracı satın aldığı kişiden değil de, aracı sıfır kilometre olarak satışa sunan satıcıdan (veya bu aracın ithalatçısı veya imalatçısı veya üreticisinden) talep edebileceği hakları üzerinde durulacaktır.

    Tüketici-Satıcı (ve üretici, imalatçı) kavramları:
    28.05.2014 tarihinden itibaren yürürlükte bulunan, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a (TKHK) göre “tüketici” ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, “satıcı” ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden, “imalatçı” mal veya hizmetleri ya da bu malların hammaddelerini yahut ara mallarını ticari veya mesleki amaçlarla ithal ederek satım, kira, finansal kiralama veya benzeri bir yolla piyasaya süren ve son olarak “üretici” ise tüketiciye sunulmuş olan mal ya da bu malların hammaddelerini yahut ara mallarını üretenler ile mal üzerine markasını, unvanını veya herhangi bir ayırt edici işaretini koyarak kendisini üretici olarak gösteren gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder.

    0 (sıfır) kilometre araç alım satım işinde, genelde, taraflardan biri “tüketici” (araç satın alan kişi) diğeri ise “satıcı” (otomobil bayii, galerici) olup, az yukarıda belirtilen tanımlara uyan bu iki taraf arasında kurulan -ikinci el araç alım satımı da dahil- her türlü sözleşme ve hukuki işlem tüketici işlemidir. Bu sözleşme dolayısıyla ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklara ise TKHK hükümlerinin uygulanacağına kuşku yoktur.

    Örneğin, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, Kasım 2016 tarihinde verdiği bir kararında, şöyle demiştir:
    "Somut olayda, müvekkilinin ....plakalı 2007 model....marka jeep'i beğendiğini ve satın almaya karar verdiğini, galeri sektöründe faaliyet gösteren satıcı .... Turizm. Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti ile .... 44. Noterliğinde 09/09/2008 tarihinde... yevmiye numaralı sözleşme akdedildiğini, sözleşmede araç bedeli olarak belirlenen 72.000,00.-TL'nin müvekkili tarafından davalı tarafa ödendiğini ileri sürerek, 125.000,00.-TL maddi ve 20.000,00.- TL manevi tazminatın davalıdan tahisline karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalının, satıcı yani ticari ve mesleki anlamda profesyonel mal ya da hizmet satan kişi tanımına uyduğu, davacının da tüketici olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülerek, sonuçlandırılması gerekmektedir. "



    Bunun yanı sıra, bir kimse (alıcı), bu aracı, yukarıdaki tanımaya uymayan bir satıcıdan (sıradan bir vatandaş) satın almış olabilir. Örneğin internette yer alan bir ilan sayesinde satıcı ile görüşme sağlayıp, aralarında araç alım satım sözleşmesi kurulan taraflardan alıcının da (aracı ikinci el satın alan kişinin) aşağıda ele alacağım bazı şartlar altında, aracı ilk kez trafiğe çıkacak şekilde satmış olan satıcı (örneğin otomobil bayii) ve üretici (örneğin bu otomobili üreten şirket) ve ithalatçı (örneğin bu otomobili yurtdışından ithal eden şirket) aleyhine TKHK hükümlerinden yararlanabileceği yani aracı 0 (sıfır) kilometre satın alan kişi gibi tüketiciye tanınmış haklardan yararlanabileceği pek bilinmemektedir.

    Başka bir ifade ile, bir malın, örneğin otomobilin, ikinci el olarak satın alınmasının söz konusu olduğu hallerde, satıcının “TKHK hükümleri anlamında satıcı” niteliğini taşımaması (sıradan herhangi bir kişi olması), son alıcı sıfatıyla o malı satın alan gerçek veya tüzel kişinin tüketici sıfatı taşımasına engel değildir. Dolayısıyla, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un aradığı anlamda 'tüketici' niteliğinde bulunan bir kişi, malı ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişi niteliği taşımayan, dolayısıyla TKHK anlamında 'satıcı' (otomobil bayii, galerici) olarak kabul edilemeyecek durumda bulunan bir kişiden satın almış dahi olsa, üretici ve/veya satıcıya (otomobil bayii, galerici) karşı kanundan kaynaklanan haklarını ileri sürme ve kullanma olanağına sahiptir. Nasıl ki aracı 0 (sıfır) kilometre satın alan kişinin, otomobil bayiine karşı sahip olduğu hakları vardır, bu haklar aracı 2. el satın alan kişi için de aynen geçerlidir. Bu durum özetle, "garantinin kişiyi değil aracı takip edeceği" kuralı ile açıklanmaya çalışabilir ise de garanti süresinin sona ermesi de bazı durumlarda sonuca etkili değildir.

    İnternet üzerinde yapabileceğiniz bazı araştırmalarda ikinci el araç satın alan kişinin, hiçbir surette Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre hak talep edemeyeceğini belirten bir takım makale veya haberler ile karşılaşırsınız. Bu niteliğe haiz makale veya haberler, aracı satın aldığınız kişiyle aranızdaki ilişki açısından geçerli ise de aranızda sözleşme ilişkisi bulunmayan yani herhangi bir şekilde hukuki bir işlem gerçekleştirmediğiniz üretici, imalatçı veya satıcının ayıptan dolayı size karşı olan sorumluluğu TKHK hükümlerine tabidir.

    İkinci el aracı satın aldığınız satıcıya karşı yöneltilebilecek talepler açısından ise, http://www.hukuki.net/entry.php?119-...an-Sorumlulugu linkinde yer alan makalemi incelemenizi tavsiye ederim.

    Özetle, aracı satın aldığınız ve TKHK hükümlerine göre satıcı sıfatı taşımayan kişi (araç alım satım işini meslek haline getirmemiş sıradan bir vatandaş) ile sizin (alıcı) aranızdaki ilişki Türk Borçlar Kanunu hükümlerine, bu aracın üreticisi, imalatçısı veya 0 (sıfır) kilometre satışını yapan kişiler ile aranızdaki ilişki ise Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre çözülür.

    2. el alınan araçlarda, garanti süresinin dolup dolmaması araçtaki ayıpların, gizli veya açık ayıp olup olmadığına göre önem arz eder.

    Tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımayan mallar ayıplı maldır. Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir.

    Gizli ayıp – açık ayıp ayrımına gelince,

    Açık ayıplar, satılan malda gözle görülebilen ve makul düzeyde bir insanın yapabileceği basit bir muayene ile anlaşılabilen ayıplardır. Örneğin; otomobilin aynasının olmaması, boyasında büyükçe bir çizik, kazıntı izi olması gibi. Gizli ayıplar ise basit muayene ile tespit edilemeyen ve malın kullanılması ile ortaya çıkan ayıplardır. Örneğin; otomobilin elektronik aksamının arızalı olması, bir veya birden çok parçasının boyalı olması gibi.


    "Ortaya çıkan ayıp gizli ayıp niteliğinde ise, garanti süresinin dolmuş olması bu aracın üreticisi, imalatçısı veya 0 (sıfır) kilometre satışını yapan kişinin sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Böylesi bir durumda, alıcı (araç sahibi, malik) 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine dayanarak hak talebinde bulunma olanağına sahiptir." (Bkz. YARGITAY HGK E. 2009/13-542 K. 2009/551 sayılı kararı)

    Açık ayıplarda ise, garanti süresinin dolmuş olması, alıcının 6502 sayılı Yasa hükümlerine göre hak talebinde bulunmasını engeller. Açık ayıplar ile ilgili olarak daha fazla açıklama yapmayacağız.

    Ayıbın gizli mi yoksa açık ayıp mı olduğu, genellikle, bir bakışta anlaşılabilecek bir husus ise de, Yargıtay kararlarında, aracın ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise açık mı yoksa gizli ayıplı mı olduğu konusunda, konusunda uzman (örneğin üniversitelerin otomotiv anabilim dalında görevli) bilirkişiden rapor alınması gerektiği belirtilmektedir.

    Konunun daha iyi anlaşılabilmesi bakımından bir örnek üzerinde ilerlemek daha uygun olacaktır. Örneğin, internette, ikinci el araç ilanı gördünüz ve aracı beğenerek (aracın ilk sahibinden veya sonraki sahiplerinden) satın aldınız. Satın aldıktan sonra kullanmaya başladığınızda araçtan anormal bir ses gelmekte olduğunu duyduysanız, bu ses, kullanım ile ortaya çıkan (gizli) ayıp niteliğinde olup garanti süresinin dolmuş olması sorumluluğu ortadan kaldırmayacağından, bu ayıp dolayısıyla aracın “0” (sıfır) kilometre satışını yapmış olan otomobil bayiine başvurabilirsiniz. Böylesi bir başvurunun sizden önceki araç sahibi tarafından yapılmış olup olması önemli değildir.

    Zamanaşımı konusuna gelince,


    Mevzuat hükümlerine göre, yukarıda da izah etmeye çalıştığım ayıba karşı sorumlu tutulanların ayıplı maldan sorumluluğu ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.

    Satıcının kusuru veya hilesi, zamanaşımı süresi içerisinde ortaya çıkan ayıbın tamir edilmesi amacıyla kendisine başvurulduğunda bu ayıbı giderip gideremediği, gideremiyor ise ayıbı gizlemeye çalışıp çalışmadığına göre değerlendirilecektir. Örneğin, araç, 0 (sıfır) kilometre satın alındıktan 1,5 yıl sonra ortaya çıkan ayıbın giderilmesi için servise başvuran alıcıya (veya ikinci el satın alan kişiye) araçta bir ayıp olmadığı söylenmiş olabileceği gibi bazen de ortaya çıkan ayıp, uygun bir şekilde onarılmadığı halde onarılmış gibi gösterilebilir. İşte bu gibi durumlarda, satıcının kusuru veya hilesinden bahsedilir ki bu durumda zamanaşımı söz konusu olmaz. Daha net bir ifade ile, araç satın alındıktan 1,5 yıl sonra, ortaya çıkan ayıp için servise başvurulduğunda, bu ayıbın giderildiği belirtilerek araç tüketiciye teslim edildikten 3-4 yıl sonra bile bu ayıp kendisini tekrar gösterecek olursa satıcının kusuru veya hilesi var kabul edilecek, satıcının zamanaşımı savunması değer görmeyecektir.

    Konuyla ilgili olmak üzere, Yargıtay 13. HD'nin bir kararında şöyle denmiştir:

    “2-Davacının, 4.5.2006 tarihinde davalı G… Otomotiv Ltd. Şti.’nden satın aldığı araçta üretim hatası bulunduğu ve gizli ayıplı olduğu, dosyadaki delillerden anlaşılmıştır. Ancak mahkemece, davalı G… Otomotiv Ltd. Şti.’nin süresinde zamanaşımı definde bulunduğu gerekçesiyle, bu davalı hakkındaki davanın, zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dava konusu araç, 9.12.2006 ile 25.4.2008 tarihleri arasında aynı arıza nedeniyle (çekiş düşüklüğü) beş kez yetkili servise götürülmüştür. Dosyadaki deliller karşısında araçta üretim hatası bulunup bunun gizli ayıp olduğunda kuşku yoktur. Yetkili servis istasyonları, arıza ve ayıbı doğru ve tam teşhis edebilecek, en kısa sürede ve tam anlamıyla giderebilecek elemanları bulundurmak zorundadır.
    Deneme yanılma ile aracı tamire çalışan ve parça değişikliği yoluna giden servis çalışanlarının serviste bulundurulmasının sonuçlarının tüketiciye mâl edilmesi düşünülemez. Servisin tüketiciyi sonuç alınamayan tamirlerle oyalaması ve arızanın belli periyotlar ile tekrarlaması karşısında, davada zamanaşımının varlığından söz edilemez. Mahkemece, davalı G… Otomotiv Limited Şirketi açısından davanın asası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde zamanaşımından davanın reddi, usul ve yasaya aykırıdır.”


    Malın ayıplı olduğunun anlaşılması halinde haklarınız nelerdir:

    6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun 11. maddesinde;

    “(1) Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici; a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür…” denilmiştir.

    Belirtmek gerekir ki bu haklar, sadece aracı ikinci el satın alan kişi değil pek tabii aracı sıfır kilometre satın alan kişi açısından da söz konusudur.

    Yukarıda detaylı bir şekilde anlatmaya çalıştığım ve kanun metninden de anlaşılması gereken tüketici, aracı o (sıfır) kilometre satın almış kişi olabileceği gibi, ikinci el satın almış kişi de olabilir. Aracın ikinci el satın alınmış olması satıcının (üreticinin veya imalatçının) sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

    Konuyla ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında şöyle denmiştir:

    “Dava konusu ... ... ... plaka sayılı ... marka 2006 model otomobilin, davalılardan ... San. A.Ş.'in yetkili bayii durumundaki dava dışı N... Otomotiv Paz. San. ve Tic. A.Ş. tarafından 19.09.2005 tarihinde yine dava dışı Serkan'a satıldığı, davacının Kocaeli 5. Noterince düzenlenen 06.04.2007 tarihli "Kati Satış Sözleşmesi" ile dava konusu aracı dava dışı İsa'dan satın aldığı, bu satışa istinaden aracın davacı adına 12.04.2007 tarihinde trafik siciline kaydedildiği, … davacının dava konusu araçta meydana geldiğini ileri sürdüğü arızalarla ilgili olarak, 17.04.2007 ila 22.10.2007 arasındaki muhtelif tarihlerde Kocaeli ve Yalova'daki üç ayrı ... yetkili servisine başvurduğu, …
    Kocaeli Tüketici Sorunları İl Hakem Heyeti Başkanlığı'nca verilen 22.10.2007 gün ve 20/25 sayılı kararın hüküm fıkrasında, "Tüketici Canatan'ın 2. el ... aracının direksiyon kilitlenmesi ve klimadan koku gelmesi hakkındaki şikayeti görüşülmüş olup, araç bir yıl içinde 6'dan fazla servise gittiğinden ve garanti süresi dolmadığından..." şeklindeki gerekçeyle ve 14.06.2003 tarih ve 25138 sayılı R.G.'de yayımlanan Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik'in 14/a maddesindeki hükme dayalı olarak "...Tüketicinin değişim talebinde haklılığına, ilgili firmanın aracı ayıpsız bir yenisiyle değiştirmesine..." karar verildiği, akabinde eldeki davanın açıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

    Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, maddi olgunun ve davanın açıklanan içeriğine göre, davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olup, olmadığı noktasında toplanmaktadır.

    Yukarıda belirtildiği üzere, eldeki dava tüketici mahkemesi sıfatıyla görülmek üzere asliye hukuk mahkemesinde açılmış; dava dilekçesinde hem üretici firma hem de davacının aracı satın almasına aracılık ettiği belirtilen otomobil galericisi davalı olarak gösterilmiş; iddia ve talep de, açıkça 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a ve ilgili yönetmelik hükümlerine dayandırılmıştır. Başka bir ifadeyle, eldeki dava, davalılardan ... tarafından üretilip, dava dışı yetkili bayi tarafından yine dava dışı bir kişiye satılan ve el değiştirmeler sonucunda davacının mülkiyetine geçip, adına trafiğe kaydedilen otomobildeki ayıplar nedeniyle, üreticinin 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da düzenlenen sorumluluklarına dayanılarak açılmıştır.
    …
    Davalılardan ... San. A.Ş.'in davaya konu aracı ürettiği çekişmesiz ve bu nedenle de 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un metni yukarıda bulunan 3/e maddesi anlamında 'üretici' niteliğinde bulunduğu açıktır.

    DAVACININ, AYNI MADDENİN ( 1 ) BENDİ ANLAMINDA 'TÜKETİCİ' OLARAK KABUL EDİLİP, EDİLEMEYECEĞİNE GELİNCE; önemle belirtilmelidir ki; anılan hükmün, bir gerçek veya tüzel kişinin tüketici olarak kabul edilebilmesi için aradığı tek koşul, onun bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinmiş, kullanmış veya yararlanmış olmasıdır. Somut olaydaki gibi, bir malın satın alınmasının söz konusu olduğu hallerde, malın alıcı tarafından daha sonra başkasına ve hatta onun tarafından da başkalarına satılmış olması, dahası son satıcının metni yukarıda bulunan ( f ) bendi anlamında satıcı niteliğini taşımaması, garanti süresi dolmuş olmadıkça, son alıcı sıfatıyla o malın maliki olan gerçek veya tüzel kişinin tüketici sıfatı taşımasına engel değildir. Başka bir ifadeyle; kanunun aradığı anlamda 'tüketici' niteliğinde bulunan bir kişi, malı ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişi niteliği taşımayan, dolayısıyla kanun anlamında 'satıcı' olarak kabul edilemeyecek durumda bulunan bir kişiden satın almış dahi olsa, malın garanti süresi içerisinde üreticiye karşı kanundan kaynaklanan haklarını ileri sürme ve kullanma olanağına sahiptir. Otomobil, garanti belgesi ile birlikte satılması zorunlu olan bir maldır ve garanti süresi içinde el değiştirmesi durumunda dahi garanti borcu ortadan kalkmaz; satın alan tüketici de sağlanan garantiden yararlanabilir.

    Somut olayda, davacının dava konusu aracı ticari veya mesleki bir amaçla edinmediği çekişmesiz ve bu nedenle de yukarıda belirtilen kanun hükümleri çerçevesinde -garantiye ilişkin koşulların mevcut bulunması halinde- tüketici olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.

    Somut olay garanti kavramı yönünden irdelendiğinde:

    Dava konusu aracın garanti süresi konusunda yerel mahkemece herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Dosyada Örneği bulunan "Garanti Şartları ( Tüketici )" başlıklı belgenin 1. maddesinde "Garanti süresi malın teslim tarihinden itibaren başlar ve 2 yıl/100.000 km.'dir ( hangisi önce gerçekleşirse )" hükmü bulunmakta ise de; bu belgenin dava konusu araçla ilgili olup olmadığı belirli bulunmadığı gibi, belgede sözü edilen koşulların dava konusu araç yönünden gerçekleşmiş olup, olmadığı yönünde yapılmış bir inceleme ve araştırma da yoktur. Dahası Hukuk Genel Kurulu'nun 05.10.2005 gün ve Esas: 2005/4-487, Karar: 2005/553 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ORTAYA ÇIKAN AYIP GİZLİ AYIP NİTELİĞİNDE İSE, GARANTİ SÜRESİNİN DOLMUŞ OLMASI SORUMLULUĞU ORTADAN KALDIRMAZ. Böylesi bir durumda, alıcı ( malik) 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine dayanarak hak talebinde bulunma olanağına sahiptir.

    …Hal böyle olunca; yerel mahkemece, öncelikle, dava konusu araçta var olduğu davacı tarafça ileri sürülen ayıpların garanti süresi içerisinde ortaya çıkmış olup, olmadıklarının yöntemince araştırılıp, saptanması; bunların garanti süresi içerisinde ortaya çıktıklarının saptanması halinde davaya bakma görevinin kendisine ait olduğunun benimsenmesi; eğer bu ayıplar garanti süresinin dolmasından sonra ortaya çıkmış iseler, bu kez, gizli ayıp niteliğinde olup olmadıklarının yine yöntemince ve bilirkişi aracılığıyla belirlenmesi, gizli ayıp niteliğinde olmaları halinde de yine görevin benimsenmesi ve davaya devam olunması, aksi takdirde şimdiki gibi görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile ve gerek kanuna ve gerekse atıf yapılan Yargıtay kararlarına uygun olmayan gerekçelerle direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı, özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerle ve açıklanan bu ek gerekçeyle bozulmalıdır.”



    Yukarıda, tüketicinin, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme haklarına sahip olduğu belirtmiştik. Tekrar belirtmek gerekir ki bu haklar aracı sıfır kilometre satın alan ve başka bir kişiye satmamış olan kişi tarafından da pek tabii kullanılabilir.

    Sözleşmeden dönme hakkı, sözleşme bedelinin tüketiciye iade edilmesini, satış bedelinden indirim isteme hakkı yapılacak bilirkişi incelemesi ile aracın değer kaybının sorumlulardan tahsilini, ücretsiz onarılmasını isteme hakkı, aracın ücretsiz onarılmasını, ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme hakkı ise, aracın ayıpsız yenisi ile değiştirilmesini gerektirir.

    Diğer tüm hakların nasıl infaz edileceği anlaşılabilir ise de burada, uygulamaktan çekinilen bir diğer hak olan satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme hakkı ve sonuçlarından bahsedeceğiz. Bir çok kişi, aracı ikinci el satın aldığı için, otomobil bayiinden aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep edemeyeceğini düşünse de bu düşünce tamamen hatalıdır.

    Yukarıda izah etmeye çalıştığım koşullara uygun bir dava sonucunda verilen mahkeme kararı icra dairesine sunulduğunda satıcının elinde çoğu zaman olduğu gibi davaya konu karardaki gibi bir araç (yani 4-5 yaşındaki bir aracın ayıpsız "0" kilometre hali) bulunmayabilir. Bu durumda icra müdürlüğü, borsa veya ticaret odası gibi yerlerden sorarak bu aracın güncel değerini belirleyecektir. Örneğin 0 (sıfır) kilometre araç fiyatı 150.000-TL ise aynı aracın ayıpsız 3 yaşındaki modelinin değeri yaklaşık 120-130.000-TL olacaktır. Önemle belirtmek gerekir ki aranan değer, aracın ikinci el (kullanılmış) değeri değildir! Bir yanda otomobil bayiinde satışa sunulan “0” (sıfır) kilometre 2017 model bir araç diğer yanda yine aynı bayiide satışa sunulan 3 yaşında “0” (sıfır) kilometre bir araç olduğunu düşünün. Belirlenmeye çalışılan değer, işte bu 3 yaşındaki aracın değeridir. Söz konusu aracın o güne kadar kullanılmasının da hiçbir önemi yoktur. Anlatılan şekilde belirlenecek bu değere icra mahkemesinde itiraz mümkün olup mahkemenin vereceği karar kesindir.

    İşte bu şekilde araç değeri belirlendikten sonra tüketici (aracı ikinci el veya sıfır kilometre satın alan kişi) aracı karşı tarafa iade edecek karşı taraf da belirlenen bedeli tüketiciye iade edecektir.

    Tarafların edimi aynı anda gerçekleştirilmesi gereken edimler olup, davalar sonuçlanıp kesinleşinceye kadar tüketicinin aracı iade etme zorunluluğu söz konusu değildir. Süreç içerisinde yaşanacak olası kaza vb. durumlarda aracın değer kaybının bilirkişi tarafından belirlenerek tüketiciye ödenmesi gereken bedelden düşülmelidir.

    Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Alıntı yaptığınıza ilişkin link vermek suretiyle makalemizi paylaşabilirsiniz. Kaynak belirtmeksizin makalelerimizden alıntı yapılması durumunda yasal işlem başlatılmaktadır.



Hukuk Blog |  2016 tarihli Yasal Siteler Dizini |  Arabulucu |  Hukuk Kitapları |  Fiyat1 |  Alman Hukuku |  ISP Güvenlik AŞ. |  İş İlanları |  Ankahukuk |  Psikolog |  Taşınmaz ilanları |  Internet Rehberi |  Türkiye Portalı |  Site Ekleme |  Türkçe-İngilizce Sözlük |  Sihirli Kadın |  Sağlık |  Satılık Düşecek Domainler |  Terapi  |  Berk Gürman |  Phukuk |  Bayefendi |  Arabuluculuk Eğitim Merkezi |  İcraBurada | 
Hukuki.Net’in Telif Hakları ve 2014-2016 yılları arası Marka Tescil Koruması Levent Patent tarafından sağlanmaktadır.
Hukuki.Net sunucusu yoğun trafiği yönetebilen CubeCDN teknolojisi kullanmaktadır.
Reklam Alanları: Sitenin 2016 yılı reklam pazarlaması için iletişim kurmanız rica olunur.