guruman


  • Adil Yargılamayı Etkilemeye teşebbüs ile suçlanan Istanbul Barosuna Türkiye Barolarından destek

    Hukuki.NET sitesi olarak her türlü yasal görüşe saygı duyduğumuzu ve bilindiği üzere sitemizin politik bir site olmadığı, her görüşten insana ev sahipliği yaptığı malumunuzdur.

    Ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İstanbul Barosu Başkan ve Yönetim Kurulu Üyelerine "sıfatları da vurgulanmak suretiyle ve Baro adresine" çağrı gönderilmiştir. “Şüpheli” sıfatıyla yapılan çağrıya 7 gün içinde yanıt verilmezse, zorla getirileceği ihtar olunmaktadır. Suç ise
    "Adil Yargılamayı Etkilemeye teşebbüs" ...

    Görevi sadece meslek örgütü olmak olmayan ve bir diğer görevi HAKKI, ADALETİ ve HUKUKU SAVUNMAK olan Barolara ve yöneticilerine suç örgütü gibi davranmak TC YASALARINA uygun değildir.

    Bu nedenle önce İstanbul Barosunun Açıklamasını, sonra da diğer İl Barolarının İstanbul Barosuna verdiği desteğe ilişkin yazıları yayınlıyor, tüm Avukatları, tüm Baroları ve hatta tüm vatandaşları bu konuda duyarlı olmaya, YARGININ ÖNEMLİ BİR PARÇASI OLAN Avukatlık mesleği ve onun YASAL örgütü olan BAROLARA destek olmaya çağırıyoruz.

    İSTANBUL BAROSUNUN 24.5.2012 tarihli Açıklaması
    HUKUKSUZLUĞA TESLİM OLMAYACAĞIZ !

    Kamuoyunda “Balyoz Davası” olarak bilinen ve Özel Görevli İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/283 Esas sayısına kayıtlı olarak görülen davanın 6 Nisan 2012 tarihinde yapılan oturumuna katılarak, bu davada yaşanan savunmaya yönelik hak ihlallerine ve özellikle de meslek onurumuza yönelik saldırılara tepki vermiş, bu amaçla İstanbul Barosu Başkan ve Yönetim Kurulu Üyeleri olarak adil yargılanma hakkına saygı gösterilmesini talep etmiştik.
    Baro Yönetimi olarak bu talepleri ileri sürmemize neden olan gelişmeler, bir süreden bu yana anılan mahkemede yaşanan açık hak ihlalleri karşısında meslektaşlarımızın ”cübbelerini bırakmalarına” neden olan bir aşamaya kadar gelinmiş olmasıydı.
    Avukatlık Kanununun 76, 95 ve 97. Maddelerinde ifadesini bulan yetkilerimizi kullanarak ve doğrudan doğruya “Baronun mevcudiyet nedeni” olarak tanımlayıp sergilediğimiz bu tutum, özü itibariyle Mahkemeyi “adil yargılanma hakkına saygı göstermeye davet” niteliği taşımasına ve bu suçun maddi ve manevi unsurunun bulunmamasına karşın, aynı gün Mahkeme tarafından alınan kararla hakkımızda “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” isnadı ile suç duyurusunda bulunulmuştu.
    22 Mayıs 2012 tarihinde bu suç duyurusunun ulaştığı Silivri C. Başsavcılığı tarafından İstanbul Barosu Başkan ve Yönetim Kurulu Üyelerine – sıfatları da vurgulanmak suretiyle ve Baro adresine – çağrı gönderilmiştir. “Şüpheli” sıfatıyla yapılan çağrıya 7 gün içinde yanıt verilmezse, zorla getirileceği ihtar olunmaktadır.
    Avukatlık Yasasının 58. Maddesi aynen şu hükmü âmirdir:
    “Avukatların, avukatlık ve Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine , suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır…”
    Bu açık hükme ve bizzat çağrı çıkaran C. Savcısına yazılı başvuru ile bu hüküm anımsatılmış olmasına rağmen, Savcılık bu girişimimizi “görev” olarak telakki etmemiş ve Adalet Bakanlığından izin almaya gerek duymaksızın “kanuna aykırı” bir soruşturma başlatmıştır.
    Aynı Mahkeme tarafından cübbelerini bırakarak duruşmalara girmeyen ve bu suretle hak ihlallerini protesto eden meslektaşlarımızın yerine “zorunlu müdafi” tayinine olumlu yanıt vermediğimiz için de ikinci bir suç duyurusunda bulunulmuştur. Yasa, yönetmelik ve CGK kararları açıkça, vekalet ilişkisinin istifa, azil vb. nedenlerle sona ermediği hallerde, zorunlu müdafi tayininin yasal dayanaktan yoksun olacağı hükmünü içermektedir. CMK ile ilgili yönetmeliğin açık hükmüne ve bizzat İstanbul Barosunun taraf olduğu Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına rağmen, bu taleplerinde ısrarcı olan ve atama yapılmaması halinde yeni bir suç duyurusu yapılacağı ihtar olunarak devam ettirilen bu talep, Mahkemenin Baroyu “hukuk dışı işlem yapmaya zorlamasından” başka bir tanımlama ile karşılanamaz.
    Bütün bu gelişmeler üzerine, İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri olarak aşağıdaki beyanlarımızı “tarihe not düşürmeyi” görev sayıyoruz:
    1. Ülkemiz, “olağanüstü” olarak nitelenmesi gereken bir tarihsel süreç içindedir. Tarih, olağanüstü dönem hukukunu yaratanları da, o hukuka karşı direniş sergileyenleri de not etmektedir. Aradaki tek fark “onurlu yaşam” adına bırakılan mirastır.
    2. Hukuksuzluğun doruğa ulaştığı olağanüstü dönemlerde hukuk devletini, hukukun üstünlüğünü, savunmayı ve meslek onurunu korumak için bedel ödemek gerekiyorsa, İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri bu bedeli ödemeye hazırdır.
    3. Dünyanın en büyük Barosunu kanuna ve hukuka aykırı işlem yapmaya zorlayan ve her alanda keyfiliği egemen kılan Özel Görevli Mahkemelerin bu uygulamasına İstanbul Barosu teslim olmayacaktır.
    4. Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyelerinin kanuna aykırı çağrı ile davet edilmeleri, ülkemizde sadece yurttaşların değil, o arada Baro Yöneticilerinin bile “hukuk güvenliğinin” olmadığının göstergesidir.
    5. İstanbul Barosu , giderek somutlaşan ve yargı eliyle meşrulaştırılmaya çalışılan baskı ve hukuksuzluğa karşı mücadelesini sürdürecektir.
    6. Kendilerini hiçbir ahvalde “şüpheli” hissetmeyen yöneticiler olarak, “şüphesiz” bir hukuk mücadelesini görev sayıp, savunma hakkının kutsallığını savunmaya ve bu uğurda mücadeleye devam edeceğiz.
    7. Hiçbir güç yöneticiliğimize bir bayrak olarak teslim ve emanet edilen “Avukatlık Meslek Onurumuzu” çiğneyemeyecektir.
    Bu çerçevede; tümüyle adil yargılama hakkını, savunmayı ve meslek onurunu korumayı amaçlayan tavrımızın “suç” olarak nitelenmesi ve “şüpheli” sıfatıyla çağrı çıkarılması karşısında, hukuksuzluğa teslim olmayacağımızı ve “yasaya uygun işlem yapılıncaya” kadar davete icabet etmeyeceğimizi, sadece meslektaşlarımızın hukukunu korumak adına değil, yurttaşların da hukuk güvenliği adına kamuoyuna ilan ederiz.
    İSTANBUL BAROSU YÖNETİM KURULU
    http://www.istanbulbarosu.org.tr/Det...atID=1&ID=7032


    DİĞER BAROLARIN İSTANBUL BAROSUNA DESTEK AMACIYLA YAPTIĞI 29.5.2012 tarihli TOPLU DEKLARASYON

    Dosya 1230

    25 baro adına İstanbul’da yapılan basın açıklamasında ‘İstanbul Barosu’nun yanındayız ve destekliyoruz’ mesajı çıktı.
    29 Mayıs 2012 Salı günü saat 15.00’da İstanbul Barosunda düzenlenen basın toplantısında, basın açıklamasını 25 Baro adına Ankara Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu sundu.
    Basın toplantısının açılışında ev sahibi olarak konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Doç. Dr. Ümit Kocasakal, kendilerine destek veren ve bu desteğini belirtmek amacıyla İstanbul’a gelen ve ulaşım zorlukları nedeniyle gelemeyen tüm baro başkanlarına, yönetim kurulu üyelerine ve meslektaşlarına teşekkür etti.
    Toplantıda Tekirdağ Barosu Başkanı Av. Ahmet Müsellem Görgün, Muğla Barosu Başkanı Av. Mustafa İlker Gürkan, Uşak Barosu Başkanı Av. Rıza Albay, Antalya Barosu Başkanı Av. Zafer Köken, Denizli Barosu Başkanı Av. Müjdat İlhan, Edirne Barosu Başkanı Av. Ahmet Uludağ, Sakarya Barosu Başkan Yardımcısı hazır bulundular. Toplantıya ayrıca, İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu, Genel Sekreter Av. Hüseyin Özbek, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Ufuk Özkap, Yönetim Kurulu Üyeleri Av. Füsun Dikmenli, Av. Aydeniz Alisbah Tuskan, Av. Turgay demirci, Av. Özlem Aksungar, Av. İsmail Altay ve Av. Hasan Kılıç da katıldılar.


    Ankara Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun barolar adına sunduğu basın açıklaması şöyle:
    Baroların asli görevi ve "mevcudiyetlerinin sebebi", avukatlık mesleğini ve avukatları korumak, savunma hakkına yönelik ihlalleri önlemektir.
    Özel görevli mahkemelerin karar ve uygulamaları, bugün, savunma hakkının özünü ortadan kaldırmaya yönelmiş durumdadır. Oysa etkin savunma hakkı, adil yargılamanın ve adalete ulaşılmasının koşulu, hukuk devletinin ve demokrasinin güvencesidir. 12 Eylül askeri darbesine hâkim olan zihniyetin ürünü olan Devlet Güvenlik Mahkemelerinin devamı niteliğindeki Özel Görevli Mahkemelerle demokrasinin bağdaşması mümkün değildir.
    Savunma hakkına tahammülsüzlüğü yalnızca ulusal değil, uluslararası düzeyde de tescillenmiş olan Özel Görevli Mahkemelerde, sanıklardan sonra avukatlar da duruşmalardan yasaklanmaya başlanmıştır. Hukuk dışı uygulamalar bununla da kalmamış, bu mahkemelerde savunma yapan avukatlar, yaptıkları savunmalar sebebiyle sanık olarak yargılanır olmuştur. Avukatı yargılamanın bir parçası olmaktan çıkaran ve sanık durumuna getiren Özel Görevli Mahkemelerin baskıcı uygulamaları, ülkenin temeli olan adalete duyulan güveni tamamen yok etmek üzeredir.
    Ülke geneline yayılmış hukuksuzlukların son örneği, adil yargılama hakkı için mücadele eden İstanbul Barosu Başkanı ile Yönetim Kurulu üyeleri hakkında, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ettikleri gerekçesiyle bir Özel Görevli Mahkeme taralından suç duyurusunda bulunulmuş ve bu suç duyurusu üzerine soruşturma açılmış olmasıdır. Üstelik baro görevi kapsamında faaliyet gösterdikleri çok açık olan baro yöneticileri hakkındaki soruşturma Avukatlık Kanununun öngördüğü bütün güvenceler yok sayılarak açılmıştır.
    Herkes bilmelidir ki avukatlar ve barolar, demokrasinin lokomotifi, hukuk devletinin savunucusu, adalelin güvencesidir.
    Bizler, hukuksuzlukların tahammül sınırını aştığı bir dönemde kanundaki bütün güvenceler yok sayılarak, adil yargılama hakkını savundukları için kendilerini savunmak zorunda bırakılan İstanbul Barosu'nun yöneticilerinin yanında olduğumuzu ve bu yapılanların her avukata, her baroya ve özgürlüğün değerini bilsin bilmesin her bireye yapıldığını kamuoyuna ilan ederiz.
    Basın açıklamasının okunmasından sonra söz alan İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, baro olarak vazgeçilmez ve devredilmez bir hak olan savunma hakkını savunduklarını, bir hukuk kurumu olarak yasamızın verdiği yetki ve sorumlulukla adil yargılanma istediklerini ve bunun takipçisi olduklarını, bütün bunlar bir bedel ödemeyi gerektiriyorsa, bu bedeli ödemekten de kaçınmayacaklarını bildirdi.
    Muğla Barosu Başkanı Av. Mustafa İlker Gürkan da, belli odaklarca kamuoyunda İstanbul Barosunun yargıyla çatışıyormuş algısının yaratılmaya çalışıldığını, oysa İstanbul Barosu yöneticileri yasal prosedüre göre ifadeye çağrılmadıkları için ifade vermeye gitmediklerini, Avukatlık Yasası’nın baro yönetiminin ifadesinin nasıl alınacağını belirlediğini söyledi.

    İSTANBUL BAROSUNA DESTEK VEREN BAROLAR:

    Av. Aziz Erbek, Adana Barosu Başkanı,
    Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, Ankara Barosu Başkanı
    Av. Zafer Köken, Antalya Barosu Başkanı
    Av. İzzet Varan, Artvin Barosu Başkam
    Av. Sümer Germen, Aydın Barosu Başkanı
    Av. Yaşar Meyveci, Balıkesir Barosu Başkanı
    Av. Kamil Altan, Bartın Barosu Başkanı
    Av. Erkan Köroğlu, Çankırı Barosu Başkanı
    Av. Müjdat İlhan, Denizli Barosu Başkanı
    Av. Ahmet Uludağ, Edirne Barosu Başkanı
    Av. Can Tekin, Erzincan Barosu Başkanı
    Av. Rıza Öztekin, Eskişehir Barosu Başkanı
    Av. Gültekin Uzunalioğlu, Giresun Barosu Başkanı
    Av. Gökmen Hakkı Gökmenoğlu, Isparta Barosu Başkanı
    Av. Murat Şirvanlı, Kayseri Barosu Başkanı
    Av. Fadıl Ünal, Manisa Barosu Başkanı
    Av. Mustafa İlker Gürkan, Muğla Barosu Başkanı
    Av. Osman Çimen, Niğde Barosu Başkanı
    Av. Ateş Hatinoğlu, Rize Barosu Başkanı
    Av. Nihat Nalbantoğlu, Sakarya Barosu Başkan
    Av. Ali Galip Ergül, Sinop Barosu Başkanı
    Av. Ahmet Müsellem Görgün, Tekirdağ Barosu Başkanı
    Av. Rıza Albay, Uşak Barosu Başkam
    Av. Cevdet Bekler, Yalova Barosu Başkanı
    Av. İbrahim Kerem Ertem, Zonguldak Barosu Başkanı

    Kaynak : http://www.istanbulbarosu.org.tr/Det...atID=1&ID=7051
    Yorumlar? 4 Yorumlar?
    1. Avatarı
      Av.Feyz Pazarbaşı -
      Avukatın görevi yargılama esnasında hukuka aykırı bir husus varsa buna müdahale etmektir. Yargılamanın Adil bir şekilde yürümesi için avukat gerekli gördüğü yerde müdahale edebilir. Bu zaten kanunların kendisine verdiği bir hak ve görevdir. Savcılığın Adalet Bakanlığından izin almadan davet göndermesi aynı şekilde hukuka uygun olmadığından Barolar haklı bir şekilde itiraz etmiş, katılıyorum.
    1. Avatarı
      litigation -
      Savcılığın yaptığı kanuna ugun değil. Acaba avukatlar artık yargılamanın bir süjesi değil mi? Yargılamaya sadece hakim savcı mı müdahale edebilir? Avukat yoksa hak arama yoktur. Hak arama yoksa Adalet yoktur. Adalet yoksa ne vardır, hadi bulun...
    1. Avatarı
      Av.Engin Oğuz -
      Malum davada müdafi tayin etmeyerek karar alıp duruşmalara katılmamak savunma vermemek sureti ile yargılamayı akamete uğratmak da doğru bir davranış değildir kanımca. Ceza davalarında bilindik bir tavrımız vardır suç sabitse veya cezai bir karar çıkacağı kuvvetle muhtemelse mümkün mertebe zamanaşımına oynarız.
    1. Avatarı
      meraklıüye -
      Bu suçdan cemil çiçek ve tayyip erdoğanı neden yargılanmıyor..



Hukuk Blog |  2016 tarihli Yasal Siteler Dizini |  Arabulucu |  Hukuk Kitapları |  Fiyat1 |  Alman Hukuku |  ISP Güvenlik AŞ. |  İş İlanları |  Ankahukuk |  Psikolog |  Taşınmaz ilanları |  Internet Rehberi |  Türkiye Portalı |  Site Ekleme |  Türkçe-İngilizce Sözlük |  Sihirli Kadın |  Sağlık |  Satılık Düşecek Domainler |  Terapi  |  Berk Gürman |  Phukuk |  Bayefendi |  Arabuluculuk Eğitim Merkezi |  İcraBurada | 
Hukuki.Net’in Telif Hakları ve 2014-2016 yılları arası Marka Tescil Koruması Levent Patent tarafından sağlanmaktadır.
Hukuki.Net sunucusu yoğun trafiği yönetebilen CubeCDN teknolojisi kullanmaktadır.
Reklam Alanları: Sitenin 2016 yılı reklam pazarlaması için iletişim kurmanız rica olunur.