PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Boşanma ve Kadın-Erkek Eşitsizliği



luzumsuzbiruye
23-01-2006, 15:43:39
Sayın Yetkili
Ben 39 yaşına gelmiş ve bu yaşıma kadar başından iki evlilik geçmiş, her evliliğinden birer erkek evladı bulunan, üniversite mezunu olarak bir bankanın halen büyük bir şubesinde çalışan, ..hayatını her okumuş insan gibi namusu ve bilgisi ile kazanmaya ve bu arada ilk evliliğimden olan dünya tatlısı oğluna bakmaya çalışan ... anlayacağınız sıradan okumuş bir Türk vatandaşıyım.

Size burada aktarmak istediğim konu ise başıma gelen, daha doğrusu pişmiş tavuğun bile başına gelemeyecek, değişen Türkiyemizin ekonomik ortamında ortaya çıkan yeni bir dolandırıcılık türü, bir yeni gelişen meslek çeşidi ile ilgilidir:

Bunu yapanlar bu işleri bulundukları konumu, çalıştıkları devlet kurumunun kimliğini kullanarak, adeta onlara sanki lütuf edilmiş görünmez bir dokunulmazlık ile ve daha önceki tecrübeleri ile de hukuktaki boşlukları, yargıyı, hakimleri kullanarak, daha doğrusu bu ülkede kanunların "ezilen!?" kadınlara hukuk alanında sağladığı !! "üstünlükleri!! " kullanarak, 'mazlum kadın' rolünü çok iyi oynayarak yapabilmekte ve bunlar esnasında her türlü çirkefliğe, kötülüğe de başvurmaktan çekinmemektedirler.

Bunları size yazmak gereğini duymam geçenlerde bir gazetede iç sayfalarda çıkan "mecliste çalışan bir çaycının meclis etiketini kullanarak insanları iş vaadiyle kandırması, paralarını alarak dolandırması " ile benzer bir olayın başıma halen mecliste çalışan ikinci eşimin ilk eşimden sonra oğlumu da kabullenerek benimle evlenmesinden sonra,

ancak iki yıla yakın evli kaldığımız süre içinde bana
evlenmeden önce yapmış olduğu ve benim hiç mi hiç haberim bulunmayan bir dünya yükü-20 milyar TL. - kredi kartları, ve kredi borçlarını ödetmesi

sadece iki ay evli kaldığı ilk evliliğinde amca oğlundan hamile kaldığı 5 aylık çocuğu aldıran ve bu yüzden boşanarak, 35 yaşına kadar yapamadığı çocuk özlemini de benimle evliliği süresinde gideren,

ve bu arada ve bu borçların ödenmesi için son vade tarihine kadar benim sevgimi, aileye olan inancımı, özlemimi kullanarak son vade günü "çocuğunun bakıcısımıyım!" diye bir bahane ile evden ayrılan ve

benim tüm birleşme çabalarıma karşılık bir de beni bıçaklatmaktan dahi çekinmeyen,

..mahkeme salonunda bile hakimin önünde el, kol hareketleri yapabilen bir kadının

mecliste etiketini kullanarak yaptığı, adaleti, yargıyı dahi bu etiketi ile kullanabilmesi olayıdır.

Bu olay, belki sizce bir değer taşımayabilir, ancak sırf bu kadının kanunlarda bulunan

"evli kadının borcundan dolayı, kocanın evine haciz gider!" md. ve

[b]"karı-koca arasında borç olmaz!" md. ile

Borçlar Kanunundaki iyiniyetle ödenen borçlar geri istenemez! ..

.. gibi dolandırıcılığa alenen kapı açan bir garip! maddelerini

.. benim gibi dolandırdığı önceki işadamı kocasından gayet iyi bildikleri için, benim bu borçları saf bir iyiniyetle, tüm bunları bilmeden ödemiş olmam ve kandırılmış olmamdadır.

Ne yazık ki! kadınlar bu ülkede kanun tarafından erkeğe göre açıkca "korunmakta" ve bu kanundaki, anayasadaki"kadın-erkek" eşitliğine, "insanların kanun önünde eşit olma" ilkesine sığmamaktadır.

Dahası, ne yazık ki! tüm bu olanlara, yaşadıklarıma, karşılaştığım çirkefliklere rağmen, bu ülkede kurulmuş Aile Mahkemesi Medeni Kanunumuzdaki "Aile Toplumun Temelidir.!" ilkesine komik :))olacak tarzda zıt bir şekilde kadının boşanma isteğini kabul etmiş ve beni bir de Manevi Tazminata mahkum etmiştir.

Ben, halen güvendiğim Yüce!! Türk Mahkemesinin ve Yargıtay!!ın onadığı bir karar yüzünden, bu kadın yüzünden girmiş olduğum bunca borcun üstüne bir de Tazminat ödemekte ve geçimini sağlamak zorunda olduğum oğlumla zor geçinmekteyim!.

Bu adaletmidir! ?. . .

Bu kadın ise hala yine büyük bir borç batağı içinde, halen kendine yeni avlar peşinde, öyle ki boşanma duruşmaları sürerken bile yine mecliste de çalışan Evli ! bir erkek arkadaşını borçlandırarak kendisinin başka bir bankadan kullandığı ve kefil olduğu fakat ödeyemediği 10 milyar TLlık borcu yüzünden boşanmakta olduğu eşinin evine utanmadan haciz göndertebilmiştir!,

.. bebek iken sadece 3 ay gördüğüm ve halen iki yaşında olan oğlumu da bana göstermeden, dahası nefretle büyüterek, benden daha fazla maaşla, ailesinin yanında sultanlar gibi yaşamaktadır.

Güvendiğim yargı beni neye mahkum etmiştir. ?!!

Kadının, meclis gibi bir kurumda her türlü yaptığı herkes tarafından,çaycısından, müdürü, ve personel başkanı tarafından bile bilindiği halde BİR ŞEY YAPILAMAMAKTADIR.!!!!

Değişen, gelişen Ülkemde Ne Garip meslekler ortaya çıkmıştır....

Sırf Evlenmeden önce yaptığı bir yığın kredi borcunu, Bankacı bir Kocaya ödetmek ve özlemini duyduğu çocuk sahibi olmak için evlenmiş ve borçları ödettikten sonra Bir Babayı çocuğundan, iki kardeşi birbirinden temelli ayıracak kadar insafsız, gözlerini sırf para bürümüş bu insanlara bu ülkede yapacak bir şey yok mudur?

İLLA Kİ! HER AKŞAM ÜLKE TELEVİZYONLARINDA GÖSTERİLEN DİZİLERDE OLDUĞU GİBİ BİZ DE HAKKIMIZI SOKAKTA SİLAHLA, MAFYA İLE Mİ ARAMAK ZORUNDAYIZ.?

BU ÜLKEDE KADINLAR GERÇEKTEN EZİLMEKTEMİDİR?.

YOKSA, HERKES AYNI KEFEYE KONMAKTA ALTTA KALANIN İSE CANI MI ÇIKMAKTADIR.

BU NASIL ADALET SİSTEMİ, BU NASIL AİLE KAVRAMI, . . NASIL BİR ADALETTİR!?.

Ben, bakmak zorunda olduğum 7 yaşında oğlumun rızkını sırf mahkemelerin adaletsizce, sırf bu kadın çocuklu diye maddi gelirine, kusuruna bakmadan verdiği bir kararın kurbanı durumundayım.! Ben, kazandığım aylık maaşımın tamamını mahkeme kararı ile her ay bu kadına gönderdiğim gibi, bu tür işleri artık meslek edinmiş böyle bir kadının, benim üzerime yıkıp gittiği onca kredi borcunun da bir de taksitlerini ödemek zorundayım.!! Geçinemiyorum..!

Bu ülkede kadın olmak varmış, .. hele bir de meclis gibi yüce bir kurumda çalışarak o etiketle her şeyi yapabiliyorsanız.

Bu kadın hala beni ve ailemi arayıp, arattırıp tehdit ve hakaret etmektedir. !!!

Ne yazık ki çalıştığım bankanın Genel Müdürlüğünde de Muhatap bulabilmiş ve benim mevkim ve kariyerimle oynamakta beni haketmediğim idari uygulamalara üst yönetimden kim olduğu belirsiz kişinin keyfiyeti ile iş hukukuna aykırı bir şekilde maruz bırakmakta, terfiimi engelleyebilmektedir.!! Bu ne rezalettir.

Adıgeçen bu kadın geçmişi ve borçluluk durumu araştırılmadan hala meclis gibi yüce olması gereken bir kurumda barınabilmektedir.

Acaba bu ülkede kanun ve adalet , zümre cinsiyet vb. ayrımı olmadan gerçekten var mıdır? . .


SAYGILARIMLA
N. G. D.

Av.Esin Kılıç
23-01-2006, 23:49:48
Çok zor bir dönem yaşadığınız anlaşılıyor. Yazdıklarınız elbette son derece üzücü ve hayret verici.
Ancak, özellikle isimleri de vererek yazdığınız böylesi bir yazı, sizi bir dava ile karşı karşıya bırakabilir. (İçinizden "başıma daha ne gelebilir ki?!" dediğinizi duyar gibiyim.)
Elbette içinizi boşaltma ve size bunları yaşatanları deşifre etme ihtiyacı duyuyorsunuz, bunu anlayabiliyorum ama yaşadıklarınızı paylaşırken biraz daha dikkatli davranmanız mutlaka sizin yararınıza olacaktır. (Bu yalnızca kişisel önerimdir)
Size kolaylıklar diliyorum.

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
25-01-2006, 13:14:33
DAHA ÖNcE GÖNDERDİĞİM "BOŞANMA & Kadın- Erkek Eşitsizliği" başlıklı yazımda bahsettiğim konu ile ilgili olarak;

1) Eski eşin bana evlililiğimiz süresi içinde ödetmiş bulunduğu (daha doğrusu yazımda belirttiğim kanun maddeleri yüzünden benim ödemek zorunda kaldığım) 20 milyar TL. na yakın, evlenmeden önce yapmış bulunduğu borçlarının bana geri ödenebilmesi için ben "Evlilik Yoluyla Dolandırıcılık" ya da "Sebepsiz Zenginleşme" davaları ile bu paraları geri alabilir miyim ?

2) Sürekli çalıştığım işyerinin genel müdürlüğünü, bölge müdürlüğünü arayarak beni şikayet eden bu kadın ve maalesef onu kaale almış bulunan ve benim terfimi 1 senedir engelleyerek, tarafıma özel hayatımı işyaşantıma karıştırdığım ..gibi bahaneler ile somut olmayan mesnetsiz uyarı yazıları yazan işyerim hakkında kişilik haklarımı korumak için ne yapabilirim?

3) Boşanma aşamasında ailesinin, kendisinin ve annesinin özellikle sürekli ifade ettikleri şekilde ondan olan ve iki senedir görmediğim ikinci oğlumun benden olup olmadığını anlamak için "Babalık Davası" açarsam bu kadın yine kanunların bu ülkede vermiş olduğu güce dayanarak bana bir de "hakaret davası" açar mı?....

4) Kadın yüzünden ödediğim borçlar yüzünden girdiğim geçim sıkıntısı yüzünden benden daha fazla maaş alan ve ailesinin yanında kalan kadına nafakanın azaltılmasını isteyebilirmiyim?... Yoksa yine kadınları koruyan bu kanunlara göre işim dahi olmasa benim de şu an baktığım ilk eşimden olan çocuğum olduğu halde bu kadına nafaka ödemek zorunda bırakılırmıyım !??..

BU ADALETSİZLİĞİ İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE TAŞIYABİLİRMİYİM ! ? . .

Yardımcı Olacaklara şimdiden Teşekkür Ederim. ÇARESİZİM..

Saygılarımla N.G.D

25.01.2006 13:06:22

Soru sormuşsunuz galiba...
.

necil
25-01-2006, 17:17:22
Yalnız olmadığınızı ifade etmek için yazıyorum. Mahkemeye sunduğu dilekçelerle bana etmediği hakaret, iftira ve çirkin isnat bırakmayan eski eşim lehine mahkeme 45 bin YTL tazminat ve "yoksulluk nafakası" bağladı!! Bir dakika, yalnız o yoksulluk nafakası bağlanan eski eşim 3,000YTL net maaş alıyor. Olsun. Adalet böyle ülkemizde maalesef. Hakkınızı benim gibi çeşitli davalar açarak aramaya çalışacaksınız ama erkek olduğunuz için hiç şansınız yok bu ülkede. Lütfen bunun bilincinde olun ve beklentinizi düşük tutun ki daha büyük hayal kırıklıklarına uğramayasınız. Bu sitedeki hukukçular da bu durumu gayet iyi bildikleri için; akla gelmeyen, ufuk açıcı, umut verici herhangi yeni bir şey yazamazlar maalesef. Benim yazdıklarıma da bir tek allahın kulu çıkıp cevap veremedi örneğin..
Sabırlar diliyorum size.

Av.Emrah Yavuzcan
26-01-2006, 13:01:48
Adalet şöyle, adalet böyle... Çekişmeli davalarda salona genellikle iki taraf girer ve genellikle de bir taraf mutlu ayrılır. Uzlaşma kurumunun uygulanamaması vs. konular yüzünden evet, adalet böyle tecelli etmektedir.

Kanaatimce sebepsiz zenginleşme dolayısıyla parayı geri alamazsınız. Söylediğiniz gibi "karı-koca arasında borç olmaz!"

Terfiniz haksız yere engellenmekteyse ve kamusal bir bankada çalışmaktaysanız idari dava açabilirsiniz.

Babalık davası çocuğun velayeti konusunda açıklık kazandırır. Çocuğun sizden olup olmadığı hususunda dna testi vs. bir test gerekir, bunu da ancak çocuğa yaklaşarak ve (ör:en azından bir tel saç alarak) yaptırabilirsiniz. Fakat çocuk evlilik içerisinde doğduysa çocuğun sizden olduğu karinesi mevcuttur.

Nafaka, tarafların ekonomik ye sosyal durumları nazara alınarak taktir edilmiş olduğundan, ödeme şartlarına uymayan borçlunun bazı hallerde hükmolunan nafakayı veremeyecek bir hale gelebileceği düşüncesiyle, nafaka borçlusunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması hususunda dava açılabilir.

AİHM BAŞVURU KOŞULLARI
Mahkemenin konuyla ilgili kararlarına başvurmaksızın sadece madde metninin kendisi çok fazla aydınlatıcı olmuyorsa da metinde(#8220;Hakkaniyete Uygun Tatmin#8221; isteminin incelemeye alınabilmesi ve başarılı bir şekilde sonuçlandırılabilmesi için) şu hususlar temel ölçüt olarak belirtilir.

İhlalin Varlığı

Başvurudaki şikayetler uyarınca Mahkeme tarafından yürütülen yargılama sonucunda, Sözleşmeyle korunan haklardan bir veya birkaçının, sorumlu ülke tarafından ihlal edildiğinin saptanması gerekir. İhlalin tespiti Mahkemenin konu üzerinde ki yargılama yetkisi için ön koşul niteliğindedir.

Konuya ilişkin ilginç ve istisnai kararlardan birisi Caballero / Birleşik Krallık (1999 30 EHHR 643) kararıdır. Kararda tespit edilen herhangi bir ihlal olmamasına rağmen başvurucu lehine 1000 İngiliz Sterlini manevi tazminata hükmedilmiştir. Bu karar Mahkemenin kendi üyeleri arasında da oldukça tartışma yaratmış ve bir çok üye karara muhalif kalmıştır. Mahkemenin böyle bir sonuca varmasındaki temel nedenin, İngiltere#8217;nin nihai karar öncesinde Mahkemeye yönelik, #8220;başvurucunun şikayetlerindeki (Sözleşmenin 5/3 ve 5/4. maddeleri) haklılığının kabul edildiğini belirten bir mesuliyet kabul metninin#8221; etkili olduğu belirtilmektedir.

Kısmi Telafi

Mahkemenin konuya ilişkin bugünkü içtihatlarının oluşmasında, De Wilde, Ooms ve Verspy / Belçika 1 EHRR 438, kararı temel olmuştur. Belçika Hükümeti mahkemeye sunduğu görüşlerinde; AİHM#8217;nin başvurucu lehine tazminata hükmedebilmesi için sözleşmeye üye ülkenin iç hukukunun ileri sürülen ihlale ilişkin sadece kısmen bir telafi/giderim öngördüğü saptamasının asıl olduğunu; Başvurucunun, ihlalin varlığının AİHM tarafından tespit edilmesinden sonra, iç hukuka dönüp tekrardan giderim/tazminat yolları araması gerektiğini, şayet iç hukuktaki yeni tazmin/giderim başvurusu sonrasında uğradığı zarar kısmen telafi edilirse veya kısmen telafi edileceği anlaşılırsa Sözleşmenin 41.maddesi uyarınca mahkemeye tekrardan başvurabilme hakkının doğacağını belirtmiştir. Belçika Hükümeti, bu yorumun doğal sonucu olarak Mahkemenin de ilgili devletin iç hukukunda tazminat/giderim başvurusu açısından tekrardan inceleme yapması gerektiğini vurgulamıştır. Belçika hükümeti tarafından De Wilde, Ooms ve Verspy / Belçika 1EHRR 438, para.16) başvurusunda ileri sürülen bu görüşü mahkeme aşağıdaki gerekçelerle reddetmiştir.

Söz konusu tazminat başvurusu yeni bir başvuru olmadığı için iç hukukta #8211;tazminat başlığı altında da olsa- yeni bir başvuru yapılıp, yeniden konuyla ilgili iç hukuk yolları tüketildikten sonra AİHM#8217;ne başvurulmasına gerek olmadığı, her iki başvurunun aslında aynı başvuru olduğu, kaldı ki Sözleşmeyi kaleme alanların kastı bu şekilde olsaydı bu hususun açıkça belirtileceğini;

Sözleşmenin 41.maddesi uyarınca tazminat için ikinci kere iç hukuka dönülmesinin ve yeniden telafi yollarının araştırılmasının alacağı toplam süre -her iki başvurunun toplam sonuçlanma süreleri göz önüne alındığında, Sözleşmenin varlık koşulu olan insan hakları için etkili korumanın sağlanamayacağını, vurgulamıştır.

Gereklilik

Mahkemenin ihlalin varlığını tespit etmesi kendiliğinden tazminat hakkını doğurmamaktadır. Mahkeme bazı durumlarda örneğin prosedürel hakların ihlalinden kaynaklanan manevi tazminat istemlerinde veya moral kaygılarla hareket ettiği zamanlarda, ihlal kararının kendisinin hakkaniyete uygun bir tatmin için yeterli olduğunu, dolayısıyla herhangi bir parasal tazminata gerek görmediğini belirtebilmektedir. Örneğin Nikolova / Bulgaristan (25.3.1999 tarihli karar, para.76) yargılamasında. Mahkeme başvurucunun 3.5 aylık tutukluluğu sonucunda, Sözleşmenin 5/3 ve 5/4 maddelerinin sorumlu devlet tarafından ihlal edildiğini tespit etmesine rağmen, başvurucunun (maruz kalınan üzüntü, keder vb. gerekçelerine rağmen) manevi tazminat istemini #8216;İhlal kararının kendisinin Hakkaniyete Uygun Tatmin açısından yeterli olduğu gerekçesiyle#8217; reddetmiştir. Mahkemenin benzer bir kararı Mccann / Birleşik Krallık başvurusudur. Başvurunun konusu üç IRA (İrlanda Kurtuluş Örgütü) militanının Cebelitarık#8217;ta bir bomba yerleştirme eylemi arifesinde İngiliz güvenlik güçlerince yakın mesafeden ve kerelerce ateş edilerek öldürülmesidir. Mahkeme, yargılama sonrasında Sözleşmenin 2. maddesinin İngiltere tarafından ihlal edildiği sonucuna varır. Başvurucuların tazminat taleplerini ise öldürülen 3 kişinin içinde bulunduğu eylem göz önüne alındığında herhangi bir tazminat hükmetmenin uygun olmadığı gerekçesiyle reddeder .(1995, 21 EHRR 97)

Sonuç olarak gereklilik kavramının mahkeme tarafından değerlendirilmesinde, temel baz bir ihlalin mevcudiyeti olsa da, ihlali çevreleyen koşullar da, örneğin ihlal maddeleri, başvurucunun gerek iç hukuk gerekse de Mahkeme önündeki yargılamalar boyunca sergilediği tutum, başvurucunun kişisel özellikleri ve geçmiş bilgileri, işgal etmiş olduğu pozisyon, mahkeme üyelerinde yarattığı izlenim, ihlalin vahameti ve başvurucuda yarattığı tahribatın ciddiliği, sorumlu devletin tutumu ve sebep olunmuş benzer ihlallerin mevcudiyeti vs. gibi nedenler, tazminat başvurusunun ve istenen miktarların değerlendirilmesi ve başarıyla sonuçlandırılmasında önemli bir yer tutmaktadır.

İlliyet/Nedensellik Bağı

Mahkeme, talep edilecek zararlar ile tespit edilen ihlaller arasında sıkı bir illiyet bağının varlığının tazminata hükmedilebilmesi ve miktarının saptanabilmesi açısından ön şart niteliğinde olduğunu çeşitli kararlarındaki atıflarıyla belirtilmiştir. Mahkeme bu kriteri uygularken oldukça dar bir yorumu tercih etmiş ve talep edilen tutarların(, özellikle prosedürel hakların ihlali sonucunda) muhtemel veya spekülatif kazanç veya fırsat kayıplarına dayanan tazminat istemleri olması halinde parasal tazminata hükmetmek açısından pek istekli ve cömert olmamıştır. Örneğin Podbielski / Polonya (1999 27 EHRR CD19) yargılamasında; başvurucu iç hukuk yargılaması sırasında meydana gelen 5 yıllık gecikme dolayısıyla 17 milyon ABD doları tutarında bir kaybı olduğunu ve bu durumun şirketini iflasa sürüklediğini, şayet yargılama makul sürede sonuçlandırılsaydı bu kaybının olmayacağını iddia etmiştir. Mahkeme, ilgili kararının 44. paragrafında Başvurucunun iddiasının temel olarak kaybedilen iş fırsatlarına dayandığını , bu talebin kendi içinde spekülatif olduğunu ve kendisinin #8216;şayet başvurucu iç hukuktaki başvurusunun sonucunu( mahkeme kararını) zamanında alsaydı muhtemel neticenin ne olacağı konusunda#8217; bir araştırma yapamayacağını dolayısıyla başvurucunun isteminin reddine karar vermiştir.

İstem

Mahkemenin tazminat ve masraflar konusunda ( Şayet bu başlık altında usulünce veya zımni de olsa bir başvuru yapılmamış ise) hiçbir surette kendi inisiyatifi ile hareket etme şansı yoktur. Dolayısıyla tazminat istemlerinin Mahkeme iç tüzüğünde öngörülen süre ve usul uyarınca talep edilmesi gerekmektedir. Talep edilmediği takdirde Mahkemenin bu hususu kendiliğinden değerlendirmeye alma yetkisi bulunmamaktadır. Mahkemenin bu konuda oldukça titiz olduğunu, süresi içerisinde ileri sürülmeyen hiçbir tazminat istemini kabul etmediğini belirtelim. Brogan ve Diğerleri / Birleşik Krallık (28.10.1988 tarihli karar) yargılaması Mahkemenin bu konudaki yaklaşımını ortaya koyması açısından örnek verilebilir. Mahkeme, Başvurucunun masraflara ve ücretlerin tazminine dair herhangi bir isteminin olmaması üzerine bu hususta bir değerlendirme yapılmasına gerek olmadığına karar vermiştir.

Önemli bir hususta süresinde tazminat isteminde bulunulmasına rağmen miktarın açıkça tanımlanmaması halidir. Şayet başvurucu tarafından usulüne uygun bir tazminat başvurusu yapılmış ve fakat miktarlar konusunda ki açıklama tatmin edici değilse, örneğin oldukça muğlaksa veyahut ta hiç mevcut değilse yani mahkemeye sunulmamış ise, Mahkeme benzer karalarındaki miktarları ve ihlalin taşıdığı özellikleri göz önüne alarak tazminata hükmedebilmektedir.

luzumsuzbiruye
26-01-2006, 15:25:31
emrah bey

konuyla ilgilendiğiniz için teşekkür ederim. Mevcut kanunları iyi bildiğiniz anlaşılıyor. Ancak benim hala cevaplayamadığım en büyük soru şudur:

"Bu olanlar ADALETLİMİDİR!?"

MAİLLERDEN TAKİP EDEBİLDİĞİM KADARIYLA VE ETRAFIMDAN BİLDİĞİM KADARIYLA BENZER DURUMLARDA BENİM GİBİ HUKUK MAĞDURU OLMUŞ BİR ÇOK ERKEK VATANDAŞ VAR. NEDEN KADINLARA KANUNLARDA BİLDİĞİMİZ GİBİ "
KARI-KOCA ARASINDA BORÇ OLMAZ!"
"İYİNİYETLE ÖDENEN BORÇLAR GERİ İSTENEMEZ!"
"EVLİ KARININ BORCUNDAN ÖTÜRÜ KOCANIN EVİNE HACİZ GİDER!"
GİBİ GARİP KURALLAR VARDIR. BUNLAR AÇIKÇA KADINI KORUMUYOR MU?

YAZIMDA BELİRTTİĞİM GİBİ BENİM KANUNLARA GÖRE ÖDEMEK ZORUNDA KALDIĞIM BORÇLAR KADININ EVLİLİK ÖNCESİ YAPMIŞ OLDUĞU ŞAHSINA AİT BORÇLARIDIR.

BERABER BİR MAL EDİNMEDİK YA DA BU BORÇLARI EVLİLİK BİRLİĞİ SÜRESİ İÇERİSİNDE ORTAKLAŞA YAPMADIK.

BEN SADECE BU ŞEKİLDE BENDEN PARA SIZDIRAN VE GEÇMİŞİ İLE SABIKALI BÖYLE BİR KADINDAN İÇİNE DÜŞÜRÜLDÜĞÜM BATAKTAN ÇIKMAK İÇİN HAKKIM OLANI NASIL GERİ ALACAĞIMI ÖĞRENMEK İSTİYORUM.

BENİM DE ŞU ANDA İLK EVLİLİĞİMDEN BİR ÇOCUĞUM VAR VE BU ŞARTLARDA BEN DE GEÇİNMEYE ÇALIŞIYORUM.

BU OLAYDA "EVLİLİK YOLUYLA DOLANDIRICILIK" SÖZKONUSU DEĞİL MİDİR?

İNSAN ZATEN İYİNİYETLİ OLDUĞU İÇİN DOLANDIRILMAZ MI?

KARIMIZA GÜVENDİK, "AİLE" YE İNANDIK, KANUNLARA GÖRE BORCUNU ÖDEDİK, ONA BAKTIK, DİYE BİR DE BİZ Mİ SUÇLU OLDUK DA BU CEZAYA MARUZ BIRAKILDIRK ?

SİZCE BİR ADALETSİZLİK YOK MU ! . . . .

Av.Emrah Yavuzcan
27-01-2006, 08:26:36
emrah bey
"Bu olanlar ADALETLİMİDİR!?"

KARI-KOCA ARASINDA BORÇ OLMAZ!"
"İYİNİYETLE ÖDENEN BORÇLAR GERİ İSTENEMEZ!"
"EVLİ KARININ BORCUNDAN ÖTÜRÜ KOCANIN EVİNE HACİZ GİDER!"
GİBİ GARİP KURALLAR VARDIR. BUNLAR AÇIKÇA KADINI KORUMUYOR MU?

26/01/2006 : 15:25:31


Türk toplumunun yapısına baktığımızda çalışan kadınların oranını hepimiz bilmekteyiz. Toplumumuzda kadınların çoğunlukla çalışmaması ve evliliğin sona ermesi durumunda ekonomik bir kaynağı olmayan kadınların korunması normal değil midir? Ülkemizde istisnai de olsa kişiye özel kanunlaştırma yapılmaktadır fakat aile hakkındaki kanunlar açıktır. Hükümler açısından baktığımızda adaletsizlik yoktur. Durumunuza bakarsak, eşinizin kastı vardır.

luzumsuzbiruye
27-01-2006, 15:21:29
Sn.Emrah bey

Yazımda anlattığım şekliyle yaşadıklarımın eksiği yok, fazlası vardır. Bu kadın maksatlı bir şekilde evlenmiş ve kasıtlı boşanmıştır. Boşanmak için ailesini de katarak ellerinden geleni yapmışlardır. Konuşmaların kayda alınması, ağza alınmayacak hakaret ve tehditler, bu hakaretleri dolaylı vasıta ile yani annesi ve kardeşleri ile yapmış olmaları.Bıçaklanmam.. İş yerimin gn. md.nün aranması vs. akla gelmeyecek bir sürü daha çirkeflikler. Öyle ki, hakikaten bu kadın durşma salonunda bile oturduğu yerden açıkca ve defalarca el kol hareketleri yapabilmiştir. İşte ben bunları sorguluyorum. Bu kadar mı hoş görülüyor bu "zavallı!" kadınlar.!.. Bunlar önceki eşine de bunkları yapmışlar ve işadamını 100 milyar TL dolandırmışlar. 5 aylık çocuk sadece fiilen 2-3 ay süren evlilikte aldırılmaz. Böyle bir kadın, bundan fazlası da çalıştığı !yüce kurumda herkes tarafından da biliniyor.! Ama bir şey yapılmıyor. Kadın bu yöntemlerle benden boşandı, üstüne bir de manevi tazminat aldı. Hala da ödüyorum. Ben geçinemiyorum. Resmen Evlilik Yoluyla Dolandırıldım.! Bu konuyu defalarca Mahkemeye sundum, fakat.... işte sonucu.! Buyrun siz karar verin . Bu kadınlar mı zavallı! yoksa biz mi.... Saygılarımla NGD

Av.Emrah Yavuzcan
27-01-2006, 17:48:46
Ben sadece sorduğunuz soruların cevabını verebilirim. Eşinizi size karşı koruduğum söze konu olamaz. Yukarıda ayrıntılarıyla anlattığınız durumu okudum. Dilerseniz AİHM'ye gidebilirsiniz.

Oğuz Özgüldür
27-01-2006, 18:34:54
Yaşınızın verdiği tecrübeyle benden çok daha iyi bilebileceğiniz gibi devlet insanlardan müteşekkildir. Hiçbir varlık kendi içine düşmanlık güderek, kendi içinde çelişerek iyi bir yapıya kavuşamaz. Hal böyleyken sizi daha sağlıklı düşünmeye davet ediyorum. Evet, yaşadığınız şeyler karşısında benim de bir an kanım dondu, lakin unutmamak gerekir ki kanun koyucudan "Kadınlar kötüdür ve buna istinaden önlemler alınmalıdır." gibi bir karine üretmesini beklemeniz pek de sağlıklı bir düşünce değildir. Zira ülkemizdeki bayanların sosyal ve ekonomik güçleri konusunda Sn. Emrah Yavuzcan kanaatimce yeterli açıklamayı yapmış.

Maduriyetinizi anlıyorum ve saygı gösteriyorum ancak bizler hakim değiliz, zira eşinizi çağırıp bir de onu dinleyemiyoruz. Bunu size güvenmemek olarak addetmeyin, her zaman madalyonun öteki yüzünde de bir şekil bulunur. Ancak size tavsiyem adalete güvenin, her kurumun yanlış yapabileceği gibi adaletin de yanlış yapabilme ihtimaline karşılık temyiz hakkı ve üst mahkemeler kurulmuş olduğuna dikkat edin. Yılmayın, eğer hakkınız olduğuna inanıyorsanız aramaya devam edin. Ancak şunu da belirtmekte fayda var, kamuoyunda yanlış bir görüş var en üst mahkeme AİHM'dir gibi. Evet, AİHM milli hukuktan bağımsız olmasıyla sanki bir üst mahkemeymiş gibi gözükebilir ama AİHM'de elde edeceğiniz sonucun icrası diye birşey de zorunlu değildir. Yani AİHM'nin vereceği karar milli hukukun vereceği karardan üstün olarak uygulanmaz.

Saygılar...

luzumsuzbiruye
27-01-2006, 19:40:54
Oğuz bey
Siz yazdıklarımdan "kadınlara ölüm" gibi bir netice çıkarmışssınız.Bu sizin yorumunuz. Benim sorguladığım bu kadar haksız bir uygulamaya mevcut kanunların icazet vermiş olmasıdır. Merak edenlere dosya no.larını verebilirim. Bu sayede kusurum olmadığı halde boşanmak için ileri sürdükleri saçma sebepleri görebilirsiniz. Ben şiddet uygulamadım, kovmadım. Borcunun bittiği benim de bittiğim son vade tarihi evi terketmiştir. Ne yazık ki Aile Mahkemesi kadının ileri sürdüğü gerekçeleri gözönüne alıp ne idüğü belirsiz "Şiddetli Geçimsizlik" şartıyla boşanmaya müsaade ediyor. Erkek olarak yapacak bir şeyiniz yok. Yaşadıklarımın sizin de kanını dondunmuş olması benim ya da benzer olaylarda benim gibilerin mağduriyetini gidermez. Kanun böyle ! deyip kimse kenara çekilemez. Yapanın yanına kalmamalı.. Adalet bu olmaz! Ben şimdi böyle mağdur ve haklı bir konumda iken hakkımı, alacağımı, kullanılmışlığımı sokata şiddetle mi arayım. Boşanmalar neden artmıştır.. Boşanmayı talep eden taraf çoğunlukla kimlerdir. incelenmeye değer.! Benim başımdan geçen yeni bir tür gelişen Dolandırıcılıktır ve maalesef mevcut kanunlar buna gözyummakta, ya da asıl olanı göz ardı etmektedir. vAH VAH, tÜH TÜH'LER İLE BENİM MAĞDURİYETİMİ KİMSE GİDEREMEZ. KANUN BU OLMAMALI. Benim gibi aynı konulardan şikayet eden yüzlerce başkalarıda varsa orada bir sorun var demektir.

BEN SADECE BİR AİLE OLMAK İSTEMİŞTİM.
Ama iyiniyetli olduğum için dolandırıldım. ve hakkımı bile arayamıyorum.Ne YAZIK DİLERİM SİZDE BÖYLE BİR OLAY YAŞAMAZSINIZ Syg. NGD

magnolia
28-01-2006, 12:37:08
Mevcut kanunlar bir cinsiyeti üstün tutmaktadır ve bunda hiçbir adil taraf yoktur. Mağdur olan kadınların değil, mağdur olan insanların korunması gerekmektedir gerçekte. Bir tarafın sırf cinsiyetinden dolayı üstün tutulması hangi akla uygun gelebilir ki? Bu forumları sürekli takip ediyorum ve gördüğüm kadarıyla mağdur taraf hep erkekler oluyor. Zaten iki kişi arasındaki birlikteliğe bir üstün gücün müdahale etmesini anlamsız bulmaktayım, fakat bu üstün güç elindeki yetkileri neden bir insanın hayatını mahvetmek için kullanmaktadır bunu anlayamıyorum.

Sayın NGD ,

Benimde bir tanıdığım aynı sizin durumunuzda ve çalıştığı bankada sırf bu nedenle terfisi engellendiği için kurum değiştirmek zorunda kaldı. Umarım bir şekilde bu durumdan kurtulursunuz. Allah size sabır versin...

Oğuz Özgüldür
28-01-2006, 22:46:01
Benim sorguladığım bu kadar haksız bir uygulamaya mevcut kanunların icazet vermiş olmasıdır. Yaşadıklarımın sizin de kanını dondunmuş olması benim ya da benzer olaylarda benim gibilerin mağduriyetini gidermez. Kanun böyle ! deyip kimse kenara çekilemez. Yapanın yanına kalmamalı.. Adalet bu olmaz! Ben şimdi böyle mağdur ve haklı bir konumda iken hakkımı, alacağımı, kullanılmışlığımı sokata şiddetle mi arayım. Benim başımdan geçen yeni bir tür gelişen Dolandırıcılıktır ve maalesef mevcut kanunlar buna gözyummakta, ya da asıl olanı göz ardı etmektedir. vAH VAH, tÜH TÜH'LER İLE BENİM MAĞDURİYETİMİ KİMSE GİDEREMEZ. KANUN BU OLMAMALI. Benim gibi aynı konulardan şikayet eden yüzlerce başkalarıda varsa orada bir sorun var demektir.

NGD- 27/01/2006 : 19:40:54


Sayın NGD;

Ben alıntıda belirttiğim serzenişlerinizin hepsine olmasa bile önemli bir kısmına katılıyorum. Ancak sizin gözden kaçırdığınız birşey var: Kanun koyucu; hukuk öğrencileri, avukatlar, hakimler değildir. Kanun koyucu milletin temsilcilerinin oluşturduğu TBMM'dir. Bir kanundan şikayetçiyseniz bundan mesul olan da hukukçular değildir, bunu değiştirme yetkisine sahip olan da değildir. Ha elbette kanunların hazırlanma aşamasında meclisin alt komisyonlarında görevli olanlar hukukçulardır. Ama burada karşınızda sanmıyorum ki bir komisyon üyesi bulunsun, site yetkililerimiz size bu konuda daha net bilgi verebilirler. Bize bir çerçeve çizilir, elimizde sizin sandık başında kendinizi temsil etmesi için seçtiğiniz temsilcilerin sizin adınıza belirlediği kanunlar vardır. Biz bunların uygulanmasında doğan ihtilafları, o çerçevenin içinde kalmak zorunluluğuyla çözmeye çalışırız. Kanunlardan yana bir şikayetiniz varsa bunu uygulamak zorunda olanlara değil, oluşturanlara iletmenizin çok daha sağlıklı neticeler verebileceği kanaatindeyim.

İyi dilekleriniz için teşekkür ederim, gerçekten oldukça talihsiz bir durumla karşı karşıya kalmışsınız. Sadece benim değil hiçkimsenin başına gelmemesini umarım.

Saygılar...

Av.Esin Kılıç
29-01-2006, 00:29:40
T.C.YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2005/2893 K. 2005/4946
T. 28.3.2005 4721/m.174
ÖZET : Boşanma dava dosyası kapsamından eşlerin eşit kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Kocasının başka kadınla yaşadığını iddia eden kadın bu iddiasını ispat edememiştir. Bu durum karşısında kadının maddi ve manevi tazminat talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-davacı kadının tüm; davacı-davalı kocanın aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- Kocanın E. isimli kadınla yaşadığını gösterir herhangi bir delil dosyaya sunulmamıştır. Toplanan delillerden boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları anlaşılmıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. maddesi koşulları oluşmamıştır. Davalı-davacı kadının maddi ve manevi tazminat isteminin reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün 2. bentte gösterilen nedenlerle koca yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz itirazlarının ı. bentte gösterilen nedenlerle ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın N'ye yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcının yatıran A'ya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.03.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2005/674 K. 2005/2553
T. 22.2.2005 4721/m. 174
ÖZET :Boşanmaya sebep olan olaylarda kocasına şerefsiz diyen ve güven sarsıcı davranışlarda bulunan davalı kadının da kocası ile eşit derecede kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 174/1 ve 2. maddelerinin koşulları oluşmamıştır. Davalının maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalının aile konutu şerhiyle ilgili harcı verilerek açılmış bir davasının bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi; mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın; kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini; 174/2. maddesi, "boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat ödenmesini isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda kocasına şerefsiz diyen ve güven sarsıcı davranışlarda bulunan davalı kadının da kocası ile eşit derecede kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 174/1 ve 2. maddelerinin koşulları oluşmamıştır. Davalının maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddi yerine kabulü ve yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu kısımların 1.bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcının yatıran davacıya geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.02.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.


T.C.YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2005/64 K. 2005/2064 T. 15.2.2005
ÖZET : Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteme hakına sahiptir.

Boşanma sonucu velayet hakkı kendisine verilmeyen eş, gücü oranında müşterek çocukların sağlık, eğitim ve bakım masraflarına katılmak zorundadır. ( TMK. 182/2.md. )

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm iştirak nafakası, maddi ve manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacının ( koca ) manevi tazminata ilişkin temyiz isteği yersizdir.

2- Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranlarında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi ( MK.Md, 4 BK.md.42 ve 44 ) dikkate alınarak davacı koca yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

3- Boşanma sonucu velayet hakkı kendisine verilmeyen eş, gücü oranında müşterek çocukların sağlık, eğitim ve bakım masraflarına katılmak zorundadır. ( TMK. 182/2.md. ) Bu yön nazara alınarak velayet hakları davacı babaya verilen küçükler Sultan ve Sevgi için davalıdan uygun bir iştirak nafakası alınmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru değildir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, kararın temyize konu diğer bölümlerinin ise 1. bentteki nedenlerle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.02.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

luzumsuzbiruye
07-02-2006, 16:08:43
YANİ ! ...

KISACA ; Ben .. bu kadına "EVLİLİK YOLUYLA DOLANDIRICILIK" DAVASI AÇABİLİR MİYİM ?...


Yoksa...
AİLE OLMANIN KUTSALLIĞINA İNANIP KANDIRILDIĞIMLA MI . .
DOLANDIRILDIĞIMLA MI KALAYIM ! ...
Saygılar N.G.D

luzumsuzbiruye
08-02-2006, 17:18:36
<span id='hl' style='background-color: yellow; color: black;'> KANUNLARI İLE AÇIKCA BİR CİNSİ KOLLAYAN BİR ÜLKEDE NASIL OLUR DA BU ALANDA " ADALETSİZLİK YOKTUR !" DİYEBİLİRSİNİZ . . SN EMRAH BEY ! . . .


"[u]HUKUK</u>" BAŞKA ŞEY . . "[u]ADALET</u>" . . BAŞKA ŞEYDİR.!</span id='hl'>

Bir Hukukçu iseniz "[u]Hukuk ve Adalet</u>" Kavramlarını böyle mi yorumluyorsunuz.???

Üstelik Adaleti sağlamak Hukukçulara düşmüsse ! . .




SYG

romantic
08-02-2006, 18:38:46
Sayın NGD ,

Yaşadığınızı beyan ettiğiniz iletilerinizi okudum, anlattığınız kadarı ile anlaşılan o ki siz sütten çıkmış ak kaşıksınız! Ama hiçbir konuyu tek taraflı değerlendirmemek lazım. Öyle sanıyorumki eski eşinizinde mutlaka anlatacağı bir şeyler vardır. Bence suçu sadece eski eşinizde aramayın. Bende eşimden ayrılırken, yıllarca kazandığım tüm mal varlığımı onun adına yaptığımız için, o paraları yerken rezilliğini ben çektim. Yani kanun koruyucular sadece kadınları koruyor diye düşünmeyin. Şu anda bende mağdur durumda olmama rağmen, mağduriyetimi burada insanlara saldırarak ve eşimi deşifre ederek değil, hangi yolları izleyerek giderebileceğimi sorarak gidermeye çalışıyorum. Aynı yolu izlemeniz dileğiyle...

romantic

Av.Emrah Yavuzcan
09-02-2006, 14:02:41
KÜÇÜK YAZILINCA ANLAŞILMIYOR MU SN. NGD ? BÖYLE ANLIYORSANIZ SİZE OLAN YAZILARIMI BU ŞEKİLDE YAZACAĞIM. TOPLUM İÇİN GEREKLİ OLAN BİR SİSTEMİ ELEŞTİREBİLİRSİNİZ, AMA BU KANUNLARI BEN ÇIKARMADIM. EVLİLİKTE KADININ KORUNMASI, EKONOMİK OLARAK GÜÇSÜZ OLAN TARAFIN KORUNMASI, YANİ TERAZİYİ DENGELEMEK AÇISINDAN GEREKLİDİR. HUKUK VE ADALET KAVRAMLARINI SİZDEN ÇOK DAHA İYİ BİLMEKTEYİM, BUNDAN ŞÜPHENİZ OLMASIN</span id='hl'>

Av.Emrah Yavuzcan
09-02-2006, 14:31:37
Değerli Hukuki.net ailesi üyelerine hatırlatma; forum adabına göre büyük harflerle yazı yazmak, karşısındaki kişiye bağırmakla eşdeğerdir. Yukarıda yazdıklarımdan ötürü, diğer forum üyelerimizden özür dilerim.

luzumsuzbiruye
16-02-2006, 09:17:48
emrah bey!e

tavrınız böyle bir forumda bir hukukcu adayına yakısmayan ifadeleriçermektedir. Esas yazımda konu olan "[u]Evlilik Yoluyla Dolandırıcılık</u>" meselesini pek iyi yakalayamamışsınız. Siz sadece mevcut kanunlara, hukuka göre kendinizcebir yaklaşım sergiliyorsunuz. Ben ise bu ülkede kanunlarda nedense kadınlara "eziliyorlar!" gibi bir önyargı ile sağlanan adaletsiz bir hoşgörüden her davayıaynı kefeye koymaktan ve bu şekilde adaletsizlik yaratılmış olmasından bahsediyorum. Dilersenizyazıma birkez daha göz atınız. Benim evli kaldığım süre içinde mevcut yasalara göre ödemek zorunda kaldığım borçlar tamamen kadının [u]evliliköncesine ait şahsına ait kredikartı vs.borçlarıdır</u>.Bunları sırf kanunda "evli kadının borcundan ötürü kocanın evine haciz gider" maddesi yüzünden ödeek zorunda bırakıldım. BORCUN SON GÜNÜ İSE EVDEN AYRILAN KADINDAN İSE BUNLARI GERİ TALEP EDEMİYORUM, ÇÜNKÜ KANUN BU SEFER"KARI KOCA ARASINDA BORÇ OLMAZ!" GİBİ BİR MANTIKLA YAKLAŞIYOR. Benim derdim zaten Boşanma ile ilgili değildir, burada kusur kimin ya da değil zaten mahkeme bunu gözönüne bile almadı. Borcunu ödetip keyfi evden giden kadına zaten birkoca ! olarak kanunen bir şey yapamıyorsunuz. Boşanma için ileri sürdükleri sebepler komik hatta insanı çıldırtacak dereced.. üstelik boşanma aşamasında bana ve aileme yaptıkları son derece ağırterbiyesiz hakaret ve tehditler var. Kadın sırfdirek kusurlu olamamak için bunları ailesi aracılığıyla alenen mahkeme salonunda el, kolhareketleri ile bile belli etti. Benim sorguladığım bunlardır!


LÜTFEN KONUYU İYİ ANLAYINIZ.VE DURUMU DEĞERLENDİRİNİZ. BENİM GİBİ BUNA BENZER MESELELRDEN MUZDARİP PEK ÇOK İNSAN VAR!. BURADA KONU BİRCİNSİYET MESLESİ DEĞİLDİR. AMA BEN NE YAZIK Kİ! BU FORUMDA BİLE MAGDUR BULUNDUGUM BU MESELEYE ÖNYARGILI FEMİNİSTCE YAKLAŞAN NE YAZIK Kİ HUKUKTAN ANLADIĞINI BELRTEN KİŞİLERİN SIĞ VE KISIR TARTIŞMALARINA GİRMEK İSTEMİYORUM. BU TÜR YORUMLAR BU ÜLKEDE BENİM İÇİNDE BULUNDUĞUM MAGDURİYETİ DE GİDERMİYOR MAALESEF.. BEN YİNE KANUN ÖNÜNDE ADALETİ ARAMAYA DEVAM EDECEĞİM. İNANIN BU SİZİN DÜŞÜNDÜĞÜNÜZDEN DE ETKİLİ OLACAK.. O ZAMAN BELKİ MEVCUT KANUNLAR HER OLAYDA HERKESİ AYNI KEFEYE KOYUP YARGILAMAZLAR!. Bakınız şu an bu mesle yüzünden sırf bu kadının işyerimi sürekli arayıp uğraşması ve kendini mazlum göstererk yandaş bulması yüzünden "Özel yaşantım" bahane edilereK işten çıkarıldım.. BÖYLE BİR ADALETİ ALKIŞLIYORUM. BRAVO... BRAVO.. !

Emrah beyin bu tavrı sürdükçe maillerini b ndan sonra dikkate almayacağımı tüm arkadaşlara belirtirim. Konuyu iyi anlayanlarla paylaşmak ve çözüm üretebilmek adına ...SYG.

Av.Emrah Yavuzcan
16-02-2006, 15:53:00
Ben 39 yaşına gelmiş ve bu yaşıma kadar başından iki evlilik geçmiş, her evliliğinden birer erkek evladı bulunan, üniversite mezunu olarak bir bankanın halen büyük bir şubesinde çalışan, ..hayatını her okumuş insan gibi namusu ve bilgisi ile kazanmaya ve bu arada ilk evliliğimden olan dünya tatlısı oğluna bakmaya çalışan ... anlayacağınız sıradan okumuş bir Türk vatandaşıyım.

"BU MESELEYE ÖNYARGILI FEMİNİSTCE YAKLAŞAN NE YAZIK Kİ HUKUKTAN ANLADIĞINI BELRTEN KİŞİLERİN SIĞ VE KISIR TARTIŞMALARINA GİRMEK İSTEMİYORUM"

Emrah beyin bu tavrı sürdükçe maillerini b ndan sonra dikkate almayacağımı tüm arkadaşlara belirtirim. Konuyu iyi anlayanlarla paylaşmak ve çözüm üretebilmek adına ...SYG.

Sorunuz değil, tavrınız bu konuyu kaosa sürüklemektedir. Yazdıklarınız mail değil, iletidir. Feminist olduğum ve hukuktan anlamadığım sizin yorumunuzdur; yorumunuz benimle alakalıdır ve bu yüzden cevap hakkım doğmaktadır. Her iki görüşünüz de hatalıdır.

Tavrınızdan dolayı forumu daha önce kilitlemem gerekmekteydi fakat benim aleyhime yazıldığı için kendim kilitlemek istememiştim. Forumdan gerekli cevapları aldığınız ve konuyu saçma yerlere çekmenizden dolayı konuyu artık kilitliyorum.

Ayrıca feminizmin anlamını öğreteyim; erkeğinkiler düzeyine çıkarma, eşitlik sağlama amacını güden düşünce akımına feminizm denir. "Siz haklısınız" demediğim için çok özür dilerim, insanları pohpohlamayı değil, gerçekleri anlatmaya çalıştığım için de özür dilerim.