PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Denetimli Serbestlikte sınır 5 Yıla Çıkıyor, neden hala subay/astsubaylar yararlanamıyorlar?



Recidivist
04-10-2010, 11:50:25
80 bin tutuklu ve hükümlünün konulabileceği cezaevlerinde, sayı 120 bine dayandı. Adalet Bakanlığı cezaevlerindeki doluluğa çare için “Denetimli Serbestlik” uygulamasını yaygınlaştırmayı planlıyor. Bazı suçlarda 5 yıla kadar hapis cezaları da kamuda ve işyerlerinde çekilecek.

Cezaevleri tıklım tıklım doldu, Adalet Bakanlığı soruna çözüm bulmak için ceza infaz sisteminde değişiklik çalışmasına hız verdi. Bu kapsamda, “Denetimli Serbestlik” likten 2 yıla kadar hapis cezası olanlar yararlanırken, bunun 5 yıla çıkarılması öngörülüyor. Koşulları sistemden yararlanmaya uygun olanlara elektronik kelepçe de takılabilecek.

“Denetimli Serbestlik” olarak nitelendirilen yani cezaların bir bölümünün evde çekilmesi uygulamasının kapsamının genişletilmesiyle, cezaevlerinde de rahatlama olması amaçlanıyor. Adalet Bakanlığı’nın öngördüğü değişikliğin Bakanlar Kurulu ve TBMM’den geçmesi halinde halen cezaevlerinde bulunan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmış olanlardan cezasının yarısını çekenlerden isteyenler, tahliye edilecek ve kalan cezalarını kamu kuruluşlarında çalışarak, evinde ya da işyerinde geçirecek. Yetkililer, “Bu konuda yasa değişikliği gerçekleşmeden kimsenin umutlanmaması gerektiğini” de belirttiler.

İnfaz sisteminde mahkûmun cezaevinde geçirdiği gün sayısının artması, mala karşı işlenen suçlardaki patlamalar nedeniyle 2005 yılında 52 bin olan tutuklu ve hükümlü sayısı bugün 120 bine ulaştı. Yetkililer, bu durumun cezaevlerinde odalara yeniden ranza konulması, odaların küçük koğuşlar haline gelmesine, yatacak yer olmaması yüzünden mahkûmların nöbetleşe uyumalarına neden olduğunu söylediler.

(Ama hala tek suçu istifa etmeye çalışmak olan Muvazzaf personel hapishanalerde süründürülmekte, hiçbir erteleme veya para cezasına çevirmeye tabi tutulmamakta, NEDEN?)

2 YIL, 5 YILA ÇIKARILIYOR
BAKAN: ALTYAPISINI HAZIRLADIK

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, CNNTürk'te katıldığı ''Eğrisi Doğrusu'' programında alternatif ceza infaz yöntemlerini açıkladı.
Bakan Ergin, çalışmayla ilgili şunları söyledi:
Alternatif ceza infaz yöntemleri üzerinde çalışıyoruz. Kamuda çalışmak yöntemi ya da bir aşama sonra elektronik kelepçe yöntemiyle kişileri evlerinde ya da belli adreslerde bulunmasına imkan sağlayacak şekilde serbest bırakma olabilir. Bunun altyapısını hazırladık, taslağını hazırladık. Bu yıl sonu gelmeden de bunu yargı dünyasının eleştirilerine açacağız.

Denetimli Serbestlik Yasası’nda öngörülen değişiklik taslağı planlandığı gibi kabul edilirse halen 2 yıl hapis cezası alanlar için uygulanan cezasının yarısını evinde çekmesi uygulaması, 5 yıla kadar olan hapis cezalarını da içine alacak biçimde yaygınlaştırılacak. TBMM Adalet Komisyonu Üyesi bir milletvekili, yürütülen çalışmalarla ilgili olarak “hurriyet.com.tr”ye şunları söyledi:
- 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılanlar, cezalarının yaklaşık 2,5 yılını cezaevinde çekecek, isterlerse kalan süreyi denetimli olarak evinde ya da işyerinde çekebilecek
- Halen “Denetimli Serbestlik” uygulamasından yararlananlar günde 4 saat kamu hizmetinde çalıştırılıyor. Bunda değişiklik yapılacak. çalışma süresi 4 saatten 2 saate indirilecek. Kamuda çalıştırılacak yerler bölgenin özelliğine göre değişecek. Bazı yerlerde belediyelerde, okulların badana-boyası, onarımında çalıştırılacakları gibi ormanlık bölgelerde orman işlerinde de çalıştırılabilecekler.
- Mahkûm, kamu hizmeti çalışma süresinin dışında cezasını işyerinde de çekebilecek.
Cezaevlerinde incelemeler yapan Hayat Boyu Eğitim Derneği’nin Genel Başkanı Adem Solak da denetimli serbestlik uygulamasında ceza süresinin 2 yıldan yukarıya çekilmesi halinde cezaevlerinde kısmi bir rahatlama olacağını söyledi.

Tutuklama rekoru Türkiye’nin

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de yakındığı tutuklukta geçen sürelerin uzunluğu, Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi’nin araştırmasıyla da belgelendi. Ülkemizdeki tutuklanma oranlarını, yabancı ülkelerle karşılaştırdı ve en çok tutuklamaların Türkiye’de olmasına rağmen tutuklananların en az mahkumiyetinin de ülkemizde olduğunu ortaya koydu.

Tutuklamalarla ilgili Türkiye Birliği İnsan Hakları Merkezi’nin raporu üzerine Baralor Birliği Başkanı Ahsen Coşar, “Ne yazık ki, ülkemizde mahkemeler tarafından çok sık ve çoğu zaman da keyfi olarak tutuklamalar yapılıyor. Tutuklama kararları önlem olmaktan çıkarak kurala ve hatta cezaya dönüştü. Yargı karar” dedi.

Coşar, tutuklamaya ilişkin yargı kararlarında “keyfilik” ve “çifte standart” yaşandığını öne sürdü, bu durumun ülke kamuoyu gündemine oturduğunu söyledi.

Komisyonun tutuklamalarla ilgili eleştirileri raporda şöyle belirtildi:
1- Özel yetkili savcılık, hakimlik ve mahkemeler tarafından yürütülen adli süreçlerde tutuklamaya ilişkin olarak yaşananlar “hatalı uygulama alışkanlığı” dışında “yargıya müdahale” ya da “yargıda siyasallaşma” gibi olgularla ilişkili olduğu görülüyor.
2- Türkiye'de tutuklu sayısı hükümlülere göre giderek artıyor. Dünya standartlarında 3 kişiden biri tutuklu, ikisi hükümlü olmasına rağmen, biz de bu oranın uzağındayız. Şu anda 119 bin mahkumdan yüzde 51’i olan 60 bin kişi tutuklu olmasına rrağmen yüzde 49’u olan 58 bin mahkum hükümlüdür.
3- Ülkelere göre mahkumiyet oranları incelendiğinde, Türkiye’nin yeri de en aşağıdadır. Örneğin Japonya, Çin, Kore, Fransa, Almanya, İsveç, İngiltere gibi ülkelerde mahkumiyet oranı yüzde 90’ın üzerinde olmasına rağmen ülkemizde itham edilen 100 kişiden ancak 70’i mahkum oluyor. Beraatle sonuçlanan davaların çokluğu da haksız tutuklamaların büyüklüğünü gösteriyor.
4- “Tutukluluğun devamı” yönünde verilecek karar “yeni bir karar” olarak değil, önceki kararın otomatik devamı” olarak algılanıyor. Doyurucu gerekçeler yerine “kuvvetli suç işleme şüphesinin devam ettiği” gibi soyut ve içeriksiz açıklamalarla yetiniliyor.
5- Yasada tutukluluk süresinin uzunluğunu değerlendirebilmek için bir ölçüt bulunmuyor. Yasada düzenleme yapılıp tutukluluğun makul süreyi aşamayacağına ilişkin hüküm getirilmeli.
6- Temyiz incelemesinin uzun sürmesi de sorunlar yaratıyor. Sanıklar, “koşullu salıverme” hakkına göre fazladan hapis yatabiliyor. Kimi durumlarda ise fazladan hapis yatılmazsa bile temyiz nedeniyle sanık hakkındaki hüküm kesinleşmediğinden İnfaz Kanunu’nun tanıdığı bir kısım haklardan yararlandırılamıyor. Bu yüzden kimi sanıklar, suçsuz da olsalar temyiz haklarından vazgeçiyor.
7- Gizli tanık anlatımları tutuklama kararlarına dayanak yapılıyor. Sadece gizli tanık üzerine kurulan ceza soruşturması ve kovuşturması hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmaz.
8- Özel yetkili mahkemelerin “tutuklama önlemine” sık başvurması, diğer mahkemeleri de olumsuz yönde etkiliyor. Kaldırılan Devlet Güvenlik Mahkemeleri ile ad değişikliğinden öte başkaca yapısal farklılık göstermeyen özel yetkili mahkemeler kaldırılmalı.
9- Yakalama kararı, kendisine mahkeme tarafından ulaşılabilir olan ve hiçbir durumda “kaçak” sayılmayacak kişiler hakkında uygulanmamalı.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/15956003.asp?gid=373

Ben 2010 yılında tek suçu istifa etmeye çalışmak olan bizlerin bu cezayı hakettiğine inanmıyorum, artık buna bir son verilmeli...

Recidivist
04-10-2010, 13:07:36
"Sayın Yılmaz Özdil,
Ben 20XX Kara Harp Okulu mezunu, Askeri Lise kökenli bir subaydım. Kendi isteğimle mesleğimden ayrılmak istedim. Ama ne yazık ki mevcut kanunlar dahilinde muvazzaf subay/astsubayların 15 yıllık mecburi hizmet süresi dolmadan istifa etme hakları 2010 yılında olsak bile bulunmamaktadır. Bu yüzden bize ordudan ayrılmak için gösterilen yollar şunlardır:

*Hırsızlık,
*Uyuşturucu Kullanımı
*Rüşvet
*Hayat kadınıyla evlenme vs gibi yüz kızartıcı suçlar.

Bu suçlar hiçbirimizin vicdanına sığmadığından ve aldığımız eğitim ve terbiye kurallarına da çok ters olduğundan bize kalan tek yol izinden dönmemek yoluyla ilişiğimizin kesilmesini sağlamaya çalışmak oluyor.
Ama burada da karşımıza bunun Askeri Ceza Kanunu'nda suç olarak görülmesi nedeniyle subay/astsubayların hapis cezasıyla cezalandırılması durumu çıkıyor. Ve bu ceza hiçbir şekilde ertelenemiyor, para cezasına da çevrilemiyor. Tek isteği mesleğini onuruyla bırakmaya çalışmak olan bizler bu süreçte ne yazık ki 18 aya varan kaçak hayatı yaşıyoruz. Bu süreçte Polis ve Jandarma'da aranıyoruz, GBT kayıtlarında aranan şahıs olarak görünüyoruz. Uçağa binemiyor, otelde kalamıyor, "Ya çevirme olursa?" diye araba bile kullanamıyor, gece dışarı çıkamıyor, sigortalı bir işte çalışamıyor, yurt dışına çıkamıyoruz. Bunların hepsini yaşamaya layık görülmemizin tek nedeni ise sadece mesleğimizi bırakmaya çalışmak.

TSK'dan ilişiğimizin kesildiğini öğrenince kendi rızamızla gidip teslim oluyoruz. Bu sefer de aylarca bitmeyen yargılama süreci başlıyor. Sonuçta 1 yıl ceza veriliyor, iyi halden 10 aya düşüyor, yatarı da tam 6 ay 20 gün olarak infaz ediliyor! Hırsızın, arsızın, tecavüzcünün, hatta teröristin bile elini kolunu sallayarak gezdiği günümüzde bir ülkenin kendi 8 yıl yetiştirdiği evladığına hiçbir suçu yokken reva gördüğü cezaya bakar mısınız? Tam 200 gün hapis...Sanki adam öldürdü..Sanki ülkeyi sattı...Sanki rüşvet aldı... Bu ceza şuanda yürürlükte olan Hükmün Açıklanmasının geriye bırakılması kanununa dahil olduğu halde kanuna bir satırlık "Asker şahıslar yararlanamaz" maddesi eklenerek ne yazık ki subay/astsubaylar kapsam dışına çıkarılmıştır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması 1 yıldan az ceza alanların cezalarının 5 yıl ertelenmesini, bu 5 yıl içinde şahıs yeni bir suç işlemezse cezanın iptalini sağlayan bir kanundur. Asker şahıslar 20 Mart 2008 itibariyle kapsam dışı bırakılmıştır.

Daha sonra cezaevlerinin kapasitelerinin çok üstünde dolması nedeniyle bu sefer de Denetimli Serbestlik Kanunu çıkarılmış ve 2 yıldan az ceza alanlara Kamu Kurumlarında veya sosyal hizmetlerde çalıştırılma gibi ceza seçenekleri sunulmuştur. Ama tesadüfe bakın ki gaspçı, kapkaçcı, kaçakçı bu sayede cezaevine girmezken asker şahıslar bu kanunun da kapsamı dışında bırakılmıştır. Yani istifa etmeye çalışan bir muvazzaf subayın önündeki dikenli yol şunları içermektedir:

1- 18 aya varan kaçak hayatı:
Bu süreçte personel aranan şahıs gibi hareket etmek zorunda kalmakta, kayıtlı bir işte çalışamadığından ciddi maddi sıkıntı içine düşmekte, suçsuzken suçlu gibi yaşaması yüzünden ağır psikolojik travmalar yaşamakta ve toplum tarafından "Acaba neden bıraktı?" "Yoksa suç mu işledi yoksa neden kaçsın?" gibi ağır sosyal baskıya maruz kalmaktadır.

2-Yargılama ve Ceza İnfaz süreci:
Bu süreçte aslında herşeyi belli olan bir dava 4-6 ay süresinde sonuca bağlanmamakta, bu süreçte önünde hapis süreci bulunan suçsuz suçlu iş görüşmelerinde durumunu anlattığında "6 ay çok uzun bir süre" cevavıyla karşılaşmakta, kısacası yeni bir hayata adım atmakta çok zorlanmaktadır. Mahkeme sonuca bağlandığında eğer cezayı yatmayı göze aldıysanız 6 ay 20 gün suçsuz yere hapis yatılmakta, bu kişinin ve sevdiklerinin vicdanlarında çok büyük yaralara neden olmaktadır. Mehmet Ali Çelebi benim kısım arkadaşımdır, Mehmet Ali'lerin, Mustafa Balbay'ların hapislerde sürünmesinin meşru görüldüğü bir ülkede benim suçsuz yere hapis yatacak olmam çok garip görülmese de teröristlerin sınır kapılarında hakimlerle karşılanıp zorla serbest bırakılması bizleri çok derinden yaralamıştır.

3-Tazminat Süreci:
Bu da kaçak hayatı yaşayıp üstüne suçsuz yere hapis yattığımız yetmiyormuş gibi okuldan atılmamız halinde ödemek olduğumuz tazminatın okulu bitirmiş olmamıza rağmen bizden yasal faiziyle istendiği kısımdır. Buradaki hesaplamalar çok fahiş fiyatlar üzerinden yapılmakta, İzmir Çankaya'da 5 liraya satılan ayakkabılara 95 lira, naylondan üretilmiş harici elbiselere 600 lira fiyat biçilmekte, bir öğrenciye senelik 5000 liraya yakın personel ve amortisman gideri çıkarılmaktadır. Personel ve amortisman gideri öğrenci iken ayrılanlardan düşülmekte ise de mezun olduktan sonra ayrılanlardan ne yazık ki düşülmemektedir. Sonuçta ilk etapta 90.000 lira civarında gelen tazminatlar aylarca süren itiraz davalarından sonra 50.000-60.000 lira seviyesine düşmekte ve 60 aya kadar taksitlendirilmektedir. 60.000 lira 60 ay taksitte aylık 1000 lira taksit demektir ki zaten sivil hayata yeni atılmış bir şahısın alacağı giriş maaşları göz önünde tutultuduğunda ödenmesi ciddi sıkıntılara neden olmaktadır.

Bugün sizin gazetenizde yayınlanan habere göre ise denetimli serbestlikten yararlanabilme sınırı 2 yıldan 5 yıla çıkartılacak.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/15956003.asp?gid=373

Aynı zamanda elektronik kelepçe vasıtasıyla cezanın ev ve iş yerinde çekilmesi imkanları ve buna benzer kolaylıklar sağlanacak.
Hapis sürecini bitirmiş abilerimizle konuştuğumuzda cezaevlerinde şartların çok ağır olduğunu, çoğunda yatacak yer olmadığı için insanların yere battaniye serip onda bile dönüşümlü uyuduklarını vb anlatmaktadırlar. Aynı durumlar sizin haberinizde de yer almış.

Bu bilgiler ışığında Hakkari Şemdinli'de terörist kovalamış, arkadaşları/komutanları gazi ve şehit olmuş ben hapis yatacakken benim kovaladığım teröristlerin "itirafçı" sıfatıyla gelip hem serbest kalması, hem de devlet eliyle iş kurup hayatına devam etmesi eğer hala bir toplum vicdanı kaldıysa bunu en çok yaralayacak şey değil midir? Ben adam mı öldürdüm, tecavüz mü ettim, rüşvet mi yedim benim hapishanede ne işim var?

İsteğimiz haksız yere hak yaratılması değil, tam tersine hakkımız olanı alabilmektir. Bizler sadece istifa etmek istiyoruz. Kanunlarımıza göre kölelik suçtur. Fakat bizim Silahlı Kuvvetlerle yaptığımız sözleşmede onların bizi istememe ve atma hakkı saklı tutulurken bizim hiçbir şartta cayma hakkımız bulunmamaktadır. Devletin bize yaptığı masrafları faiziyle istemesi normaldir. Ama masraflar hesaplanırken insaflı olunmalı, ilişiği kesilen personel yolunacak kaz gözüyle görülmemelidir.

Sizden naçizane ricam konuyu köşenizde dile getirmeniz ve unutulmuş bizlerin sessiz çığlıklarına biraz da olsa ses olabilmenizdir.
Güzel İzmir'de hapisaneye gideceği günü bekleyen eski bir subay kardeşinizden saygılar,"


Ben yukarıdaki yazıyı başta Yılmaz Özdil olmak üzere bazı gazetecilere, ve http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/mv_e_posta_sd.uye_e_posta Adresinden aldığım e posta adresleriyle belli başlı parti başkanlarına, adalet ve milli savunma bakanına vs gönderdim.

http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/mvtelefon.liste adresinde milletvekillerinin faks numaraları var, buradan numaraları alarak siz de bu konudaki sesinizi duyurun. Faks e-posta'dan daha fazla dikkat çekebilir.

Arkadaşlar cezaevleri ağzına kadar dolu, AKP BDP ile el altından görüşüyor, bir genel af gündeme gelebilir.
Bu konuda şimdi sesimizi duyurup bir hak elde edemezsek önümüzdeki 10 yılda kimse hak elde edemez. Lütfen erinmeyin, düşüncelerinizi duyurun. Biz hep forumlarda konuşuyoruz, asıl önemli olan konunun muhattaplarına sesimizi duyurabilmek.
"Kardeş bunlardan iş çıkmaz" vs diyecek arkadaşlardan ricam koyun gibi oturmaya devam etmeleri ve başlığı kirletmemeleridir.
Unutmayın haklar verilmez ALINIR!

Recidivist
05-10-2010, 01:42:59
Konuyu 50 kişi okuyor, bi kişi de demiyor ki evet güzel kardeşim ben de şuna mail attım buna faks çektim bilmem ne...

Sonra kahve muhabbetinde herkes ağlıyor birşey olsa da hapis yatmasak diye...

mustafaulker
05-10-2010, 16:13:52
Ya ben yazdım hep beraber istanbulda toplanıp birşeyler yapalım diye ama kimse oralı olmadı.Çağrımı tekrarlıyorum.Birşeyler yapalım.İşi bitende çekip gitmesin ortak olsunlar herkesin derdine.

Recidivist
05-10-2010, 21:21:49
Sayın ülker ben şuanda istanbul'daki bir toplantıya katılamam. Ama katılabilecek arkadaşlar toplanabilirsiniz.
Ayrıca bakın yukarıdaki linklerde hem e-postalar hem de telefon ve fakslar var. Herkes kendince gözüne kestirdiği milletvekili ve bakanları faks telefon yağmuruna tutsun.

Burada konuşmak yersiz, sesimizi oralarda dile getirelim. İmkanı olanlar kendi illerinin milletvekilleriyle vs görüşsünler. GATA ve Harbiye'liler 4.sınıf sonuna kadar ayrılma hakkını bu şekilde aldılar.

Recidivist
09-10-2010, 16:27:51
Bu aralar emekli astsubayların özlük hakları için yaptıkları girişimleri destekleyen Umur Talu ve Cüneyt Özdemir'i de lütfen e-posta seline boğalım, sesimizi duyuralım!
Umur Talu daha önce Askeri Öğrencilerin ödedikleri fahiş tazminatlarla ilgili de defalarca yazılar yazdı, bu konulara aşina...

Umur Talu: utalu@htgazete.com.tr

--------------------------------------------

Cüneyt Özdemir: www.dipnot.tv
http://twitter.com/cuneytozdemir
dipnottvmail@gmail.com

Arkadaşlar sesinizi çıkarın, durumunuzu bulabildiğiniz her ortamda dillendirin, HAKLAR VERİLMEZ ALINIR!!!

Recidivist
12-10-2010, 16:18:14
Buradaki yazımın biraz değiştirilmiş hali şuan Dipnot.tv ana sayfasında!

http://www.dipnot.tv/YaziDetay.aspx?ID=2063

http://img28.imageshack.us/img28/1135/dipnottv.png

Recidivist
12-10-2010, 20:22:43
http://img228.imageshack.us/img228/5516/dipnottv2.png

Dipnot.tv'de Mesut Özil yazısını bile geçtik, 1 numaraya oturduk! Hem de akşam 16.30'da gönderdiğimiz yazıyla...

Bunları sizinle paylaşma nedenim şu:

İçinde olduğunuz durumdan memnun değilseniz, birşeyler yapın, başkalarından size çözümler yaratmasını beklemeyin, çözüm yaratın! Bakın bir yazıyla nerelere oturdum, siz de yapabilirsiniz!

bartelmi diaz
12-10-2010, 20:28:26
Ne diyebilirim ki .İtalyan ve rumların çok kullandığı bir sözle geldi aklıma...ella poreeeeeee

Recidivist
12-10-2010, 20:37:12
Ne diyebilirim ki .İtalyan ve rumların çok kullandığı bir sözle geldi aklıma...ella poreeeeeee

Sayın diaz mesaj kutunuz dolmuş mesaj almıyor...

Ella pore'yi bulamadım az açar mısınız?:)

bartelmi diaz
12-10-2010, 20:42:28
Hani böyle hiç çare olmayan anlar olur ya.İşte İtalyanlar ve rumlar o durumlarda ella poreeeee diye bağırır. Anlamına gelince söylersem siteden yasaklanırım:)))

Recidivist
12-10-2010, 20:44:02
Hani böyle hiç çare olmayan anlar olur ya.İşte İtalyanlar ve rumlar o durumlarda ella poreeeee diye bağırır. Anlamına gelince söylersem siteden yasaklanırım:)))

Alındı anlaşıldı:)

Sizin şu pesimist tavrınızı bile kıracağım inşallah birgün:)

ataker57
14-10-2010, 14:55:08
http://www.dipnot.tv/YaziDetay.aspx?ID=2063 adlı yazınız,çabanız ve mücadeleniz için tebrikler Sn recdivist.

Sadece ben bu konuyu forumlara ve facebook a taşıyarak 700 e yakın tıklanma sağladım. Bu haftanın en çok okunan haberleri listesinde 1. sıraya taşıttım.

Bazı arkadaşların çözüm üretmekten ziyade umutsuzluğa kapılıp problemin bir parçası olmasına gerçekten üzülüyorum.

Shawshank Redemption filmindeki kahraman gibi defalarca durmadan yılmadan mücadeleye devam edelim.

Bir komutanımızn çok sevdiğim sözü hala aklımda; " Hakkını arayamayacak kadar korkaksan ya da atalet yoksunuysan öl daha iyi"

Biz haklıyız ama yetmez lütfen herkes bu konuda buna benzer çaba sarfetsin olayı gündeme taşıyabilmek için yaratıcı düşüncemizi kullanalım.

syg,

ataker57

Recidivist
14-10-2010, 15:29:32
teşekkür ederim sayın ataker57..
Ben de facebook, twitter, dağıtabileceğim ne kadar yer varsa dağıttım, paylaşılmasını sağladım.

Zaten Cüneyt Özdemir'in kendisi "bakın bu memlekette böyle sorunlarda var ama bunları ana akım medyada göremezsiniz" diyerek yazının linkini kendi twitter sayfasında paylaştı sağolsun...

Benim yazımın yorum kısmında bir sorun var, yorumlarım inatla gitmiyor, becerebilen varsa lütfen aşağıdaki yorumu sayfaya yollayabilir mi?

"Sayın ssevil, 15 yıl mecburi hizmet süresince istifa etme hakkımız bulunmamaktadır. TSK istemezse bizi atabilir, ama biz kendi hür irademizle bunu yapamıyoruz. Zaten bu yüzden izinden dönmeme suçununu işlemek zorunda kalıyoruz. Tazminat ödeme şartıyla ayrılma hakkımız olsa bu yazı zaten geçerliliğini yititirir. Biz hem kaçak hayatı yaşıyoruz, hem hapis yatıyoruz HEM DE tazminat ödüyoruz.

Biz 15 yaşında bir karar veriyoruz, 8 yıl okul+15 sene mecburi hizmet=38 yaşına kadar bizi bağlıyor... Yani bana "size söylemediler mi?" derseniz, söylediler...Ama başımda kavak yelleri esiyordu...

Siz 15 yaşınızda olmayı düşündüğünüz meslekte misiniz? Veya diyelim öylesiniz, yarın "Ben gidiyorum arkadaş" deseniz sizi kim tutabilir? Bu kadar basit bir haktan yoksun olmamız sizin garibinize gitmiyor mu?"

ataker57
14-10-2010, 16:05:30
teşekkür ederim sayın ataker57..
Ben de facebook, twitter, dağıtabileceğim ne kadar yer varsa dağıttım, paylaşılmasını sağladım.

Zaten Cüneyt Özdemir'in kendisi "bakın bu memlekette böyle sorunlarda var ama bunları ana akım medyada göremezsiniz" diyerek yazının linkini kendi twitter sayfasında paylaştı sağolsun...

Benim yazımın yorum kısmında bir sorun var, yorumlarım inatla gitmiyor, becerebilen varsa lütfen aşağıdaki yorumu sayfaya yollayabilir mi?

"Sayın ssevil, 15 yıl mecburi hizmet süresince istifa etme hakkımız bulunmamaktadır. TSK istemezse bizi atabilir, ama biz kendi hür irademizle bunu yapamıyoruz. Zaten bu yüzden izinden dönmeme suçununu işlemek zorunda kalıyoruz. Tazminat ödeme şartıyla ayrılma hakkımız olsa bu yazı zaten geçerliliğini yititirir. Biz hem kaçak hayatı yaşıyoruz, hem hapis yatıyoruz HEM DE tazminat ödüyoruz.

Biz 15 yaşında bir karar veriyoruz, 8 yıl okul+15 sene mecburi hizmet=38 yaşına kadar bizi bağlıyor... Yani bana "size söylemediler mi?" derseniz, söylediler...Ama başımda kavak yelleri esiyordu...

Siz 15 yaşınızda olmayı düşündüğünüz meslekte misiniz? Veya diyelim öylesiniz, yarın "Ben gidiyorum arkadaş" deseniz sizi kim tutabilir? Bu kadar basit bir haktan yoksun olmamız sizin garibinize gitmiyor mu?"

Dostum ben de üye olmaya çalıştım ama 2 defa uğraşmama rağmen üyeliği kabul etmedi. Teknik bir sorun var şu ara galiba. Üye olabilsem yazının altına çok yorumlarım olacak ama malesef teknik nedenlerden üye olamadım ama yılmak yok sonra tekrar deneyeceğim.
Diğer arkadaşlardan da katkı bekliyorum.

gökmenler
16-10-2010, 14:53:30
Merhabalar

Anayasa değışıklığı ıle bıreylere anayasa mahkemesıne gıtme hakkı verıldı dıye bılıyorum yurt dısında fırarda oldugum ıcın yakından takıp edemedıgım bır konu
Acaba gercekten boyle bır hakkımız varmı? Ayrıca bır arkadasımız "sıze soylemedıler mı?" seklınde bır ıfade kullanmıs modern hukukta hukukun aleyhınde sozlesmele yapamazsınız aksı halde o sozlesme olmaktan cok bıreylerın zayıflıklarından menfaat elde etme anlamına gelır, örneğın aylarca ışsız kalmış bır şahsı sıgortasız calısmak kosuluyla ıse alabılırsınız, zor durumda olan bu şahıs calışabılmek adına her turlu sozlesmeyı seve seve ımzalayacaktır ama bu sozlesmenın hukuksal gecerlığı olamayacaktır cunku modern hukuk bu uygulamaya musade etmez
Bızım durumumuzda bu ornege benzemektedır sozlesme hukukı degıldır ( en azından hukuk devletlerınde boyledır ) malesef Turkıye gıbı hukuk devletı olmayan devletlerde bu tur uygulamara karsı cıkmak ıcın ya dağa cıkacaksınız kı bızım ulkemızde de dagdakı adam sayısı malumdur ya da bırının ımana gelıp kanun degıstırmesını bekleyeceksınız malesef baska cozum goremıyorum bu kadar yıl serefle turkıyeye hızmet ettıkten sonra yurtdısında mahsur kalmanın ne demek oldugunu bılmeyen arkadaslara ıfadelerım bıraz sert gelebılır ama ınanın soyledıklerımın hepsı gercek adamlar burda pkk borazanlıgı yapıp ustune bırde ulkeye elını kolunu sallaya sallaya gırıp cıkarken benım maruz kaldıgım muamele kabul edılır gıbı degıl vatandaslıktan cıkma arzusundayım malesef onuda yapamıyorum o da yasakmıs!

Recidivist
16-10-2010, 17:03:44
Sinemis Candemir de konuyu twitter'da paylaşarak davamıza destek oldu sağolsun...

Recidivist
19-10-2010, 10:51:32
http://www.dipnot.tv/YaziDetay.aspx?ID=2159

Dipnot.tv'den gelen istek üzerine, içinde bulunduğumuz ruh halini anlatan 2. yazım az önce yayınlandı..

ataker57
20-10-2010, 11:51:29
Cüneyt özdemirin sitesindeki yazı çok büyük ses getirdi

Sanırım site yöneticileri olsa gerek yeni bir yazı daha yayınlamışlar ;

"Subayların istifa edebilme hakkı olmalı mı?" adlı yazı aşağıdaki linktedir

http://www.dipnot.tv/YaziDetay.aspx?ID=2190


Buradaki hukuki.net yöneticilerinin de hakkını yememek lazım. Onlar da burada özgür bir platform sağladılar ve sağlamaya devam ediyorlar...

alphasici
25-10-2010, 22:52:30
Sayın Recidivist sizi butun kalbımle kutluyorum gercekten ıyı yazılar yazmıssınız bende ordu magduruyum ama konumum sızınkınden farklı cektıklerımız ıse hemen hemen aynı umarım amacınıza ulasırsınız sızı manen sonuna kadar destekledıgımı bılmenızı ısterım...

ataker57
29-10-2010, 15:42:05
Arkadaşlar ayın en çok okunan yazısı olarak geçiyoruz. Ayrıca facebookta paylaşmalarda da sayı bayağa artmış. Mücadeleye devam.
Cumhuriyet bayramınızı en içten dileklerimle kutlarım...

http://www.dipnot.tv/YaziDetay.aspx?ID=2063


http://i54.tinypic.com/28wceb4.png

hasanfecri
29-10-2010, 19:16:32
Buna sevinmeliyiz,üzülmeli miyiz ama dua ediyorum artık umarım gerçekleşir.......

sdream
31-10-2010, 02:32:07
Sayın recidivist sizi en içten dileklerimle kutluyorum.Ben sdreamın eşiyim. Beni gecenin bu saatinde uyutmayan bu konuyu nasılda güzel yorumlamışsınız. Eşim teslim olalı yaklaşık 2 ay oldu. Eve kağıt gelecek öyle cezanızı yatacaksın dediler. Ne gelen var ne giden. Ne zaman gidecek 6 ay 20 gün nasıl geçecek bunun cevabı yok. Ne düzen kurabiliyoruz, ne yediğimiz içtiğimizden anlıyoruz. Boğazda hep bi düğüm sanki. Ne yapsam nereye gitsem kimle konuşsam bilmiyorum. Daha önce bu konuyla ilgili Yaşar Büyükanıt'a bile mektup yazdım. Tabiki okunmamıştır!!! Feryadımı nasıl duyurabilirim bilmiyorum...

magdurum
03-11-2010, 13:17:04
aslında yararlanamıyor diye bir hüküm yok ama cezanın 200 günü yerine 150 günü yatıp geri kalanından denetimli serbestlikten yararlanarak kamuya yararlı bir işte çalışabilirsiniz.önemli olan bu kararı verecek olan yargılandığınız mahkeme.foça açık cezaevinde yatan bir devrem 150 gün yatıp yararlandı denetimliden.50 gün kamuya yararlı bir işte çalışacak.fidan dikecekmiş sanırım..

yağanuğur
04-11-2010, 14:57:15
Yazıyı 5 milletvekiline daha faksladım.Devam...

ataker57
06-11-2010, 12:05:46
Arkadaşlar aşağıdaki linkte milletvekillerinin e mail adresleri var lütfen bunlara bir daha e mail gönderelim. Yılmak yok.

http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/mv_e_posta_sd.uye_e_posta

ataker57
06-11-2010, 12:07:05
Yeni çağ gazetesinde Behiç Kılıç köşesinde bu konuya değindi:

http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=15298

Durmak yok arkadaşlar

ataker57
06-11-2010, 12:20:35
GAZETECİLERİN e-mailleri:


ÖCAL ULUÇ ouluc@ihlas.net.tr
OĞUZ DİZER odizer@fanatik.com.tr
OKTAY EKŞİ oeksi@hurriyet.com.tr
OLAYLAR VE GÖRÜŞLER olay.gorus@cumhuriyet.com.tr
ÖMER GÜVENÇ omerg@aksam.com.tr
ÖMER URAL omeru@aksam.com.tr
Kaynak: Wardom http://www.wardom.org/showthread.php?t=290045
ONUR BELGE obelge@fanatik.com.tr
ORHAN BİRGİT orhan.birgit@do.net.tr
ORHAN OKAY o.okay@zaman.com.tr
OSMAN ŞENHER osmans@aksam.com.tr
OSMAN TANBURACI otanburaci@fanatik.com.tr
OSMAN ULAGAY oulagay@milliyet.com.tr
OYA BERBEROĞLU oberberoglu@hurriyet.com.tr
ÖZCAN PEHLİVANOĞLU o.pehlivanoglu@zaman.com.tr
ÖZCAN SAPAN osapan@yenigundem.com
ÖZGEN ACAR oacar@superonline.com
ÖZGÜR BİLGE obilge@evrensel.net
ÖZKAN EMİNOĞLU ozkan.eminoglu@ihlas.net.tr
RAFFI A. HERMONN raffihermonn@hotmail.com
RAGIP DURAN ragip131@hotmail.com
RAGIP ZARAKOLU ragipzarakolu@yenigundem.com
RASİM ÖZTEKİN rasimo@aksam.com.tr
RAUF TAMER rtamer@sabah.com.tr
REBİİ TINMAZ rebiit@aksam.com.tr
RIZA ZELYUT rizaz@aksam.com.tr
RUHAT MENGİ rmengi@sabah.com.tr
SADIK YALSIZUÇANLAR s.yalsizucanlar@zaman.com.tr
ŞAHİN ALİ ŞEN a.sen@zaman.com.tr
ŞAHİN ALPAY salpay@superonline.com
ŞAKİR SÜTER sakirs@aksam.com.tr
SALİH NEFTÇİ sneftci@stargazete.com
SAMİ KOHEN skohen@milliyet.com.tr
SAVAŞ AY savasabi@sabah.com.tr
SAVAŞ KALAFAT savas.kalafat@stargazete.com
SAYGI ÖZTÜRK saygi.ozturk@stargazete.com
SEBAHATTİN ÖNKİBAR sebahattin.onkibar@ihlas.net.tr
SEDAT ERGİN seergin@hurriyet.com.tr
SEDAT SERTOĞLU ssertoglu@sabah.com.tr
SELAHATTİN DUMAN sduman@sabah.com.tr
SELAHATTİN KARAKIŞ s.karakis@zaman.com.tr
SELİM IŞIKLAR s.isiklar@zaman.com.tr
SEMİH İDİZ semih.idiz@stargazete.com
SEMRA SOMERSAN ssomersan@hotmail.com
SERDAR ARSEVEN sarseven@akit.com.tr
SERDAR TURGUT sturgut@hurriyet.com.tr
SERHAN ADA sada@ibun.edu.tr
ŞERİF AKCAN ekonomi@ihlas.net.tr
SİNA KOLOĞLU s.kologlu@milliyet.com.tr

ataker57
06-11-2010, 12:21:46
--------------------------------------------------------------------------------

ŞÜKRAN SONER sukransoner@yahoo.com
ŞÜKRÜ ELEKDAĞ selekdag@milliyet.com.tr
ŞÜKRÜ KIZILOT skizilot@sabah.com.tr
SUKUTİ MEMİOĞLU smemioglu@usa.net
SÜLEYMAN TAYGAR s.taygar@zaman.com.tr
TAHA AKYOL t.akyol@milliyet.com.tr
TAHA KIVANÇ tkivanc@yenisafak.com.tr
Kaynak: Wardom http://www.wardom.org/showthread.php?t=290045
TAMER BAĞLAN tbaglan@fanatik.com.tr
TAMER KORKMAZ t.korkmaz@zaman.com.tr
TAŞKIN ŞENOL tsenol@stargazete.com
TAYFUN DEVECİOĞLU tayfund@sabah.com.tr
TAYLAN BİLGİÇ taylan@evrensel.net
TEMEL ÖZALAK tozalak@fanatik.com.tr
TEVFİK YENER tyener@sabah.com.tr
TUFAN TÜRENÇ tturenc@hurriyet.com.tr
TUĞRUL TUNA ttuna@sabah.com.tr
TUNCA BENGİN tbengin@milliyet.com.tr
TURGAY RENKLİKURT turgayr@aksam.com.tr
TURGUT CANSEVER t.cansever@zaman.com.tr
TÜRKER ALKAN talkan@media.ankara.edu.tr
UFUK SANDIK usandik@hurriyet.com.tr
UĞUR CEBECİ ucebeci@hurriyet.com.tr
ULVİ GÜVENEROĞLU ulvig@fanatik.com.tr
ÜMİT ASLANBAY uaslanbay@stargazete.com
UMUR TALU umur.talu@milliyet.com.tr
UMUT HOZATLI umuthozatli@yenigundem.com
UMUT ZİLELİ uzileli@ixir.com
ÜNAL SAKMAN unal.sakman@ihlas.net.tr
VAHAP MUNYAR vmunyar@hurriyet.com.tr
VAHAP MUNYAR vmunyar@hurriyet.com.tr
VAHDETTİN YİĞİTCAN vyigitcan@mac.com
VARLIK ÖZMENEK vozmenek@yenigundem.com
VEYSEL ÇOLAK veyselcolak@hotmail.com
VEYSEL GANİ veysel.gani@ihlas.net.tr
YAĞMUR ATSIZ yatsiz@milliyet.com.tr
YALÇIN BAYER ybayer@hurriyet.com.tr
YALÇIN DOĞAN ydogan@milliyet.com.tr
YALÇIN PEKŞEN yalcinp@aksam.com.tr
YAMAN TÖRÜNER Toruner@superonline.com
YAŞAR KAPLAN ykaplan@akit.com.tr
YAŞAR NURİ ÖZTÜRK ynozturk@hurriyet.com.tr
YAŞAR NURİ ÖZTÜRK yasarnuriozturk@stargazete.com
YASEMİN ÇONGAR ycongar@milliyet.com.tr
YAVUZ BÜLENT BAKİLER yavuzbulent.bakiler@ihlas.net.tr
YAVUZ DONAT ydonat@sabah.com.tr
YEMEN EKŞİOĞLU yeksioglu@fanatik.com.tr
YENER SUSOY ysusoy@hurriyet.com.tr
YILDIZ KARDAŞ yildiz.kardas@ihlas.net.tr
YILMAZ KARAKOYUNLU yilmazk@sabah.com.tr
YURTSAN ATAKAN yurtsan@stargazete.com
YUSUF KERİMOĞLU ykerimoglu@akit.com.tr
ZEYNEP ATİKKAN zatikkan@hurriyet.com.tr
ZEYNEP ORAL zeynep@zeyneporal.com
ZÜLFÜ LİVANELİ livaneli@sabah.com.tr

ataker57
06-11-2010, 12:24:23
ABBAS GÜÇLÜ aguclu@milliyet.com.tr
ABDULLAH AYMAZ a.aymaz@zaman.com.tr
ABDURRAHMAN DİLİPAK dilipak@akit.com.tr
Kaynak: Wardom http://www.wardom.org/showthread.php?t=290045
ABDURRAHMAN ILDIRIM yildirim@sabah.com.tr
AHMED ŞAHİN a.sahin@zaman.com.tr
AHMET CEMAL acemal@hotmail.com
AHMET KURUCAN ****urucan@zaman.com.tr
AHMET SELİM a.selim@zaman.com.tr
AHMET TAŞGETİREN atasgetiren@yenisafak.com.tr
AHMET TURAN ALKAN t.alkan@zaman.com.tr
AHMET ÜNAL a.unal@zaman.com.tr
AHMET VARDAR avardar@sabah.com.tr
AHMET VAROL avarol@akit.com.tr
AKİF EMRE aemre@yenisafak.com.tr
ALAATTİN METİN alaattinm@aksam.com.tr
ALİ BULAÇ a.bulac@zaman.com.tr
ALİ ÇOLAK a.colak@zaman.com.tr
ALİ GÜMÜŞ agumus@yenisafak.com.tr
ALİ HALİT ASLAN ah.aslan@zaman.com.tr
ALİ ŞEN alisen@sabah.com.tr
ALİ ŞEN ali.sen@stargazete.com
ASAF SAVAŞ AKAT aakat@sabah.com.tr
ATİLLA DORSAY adorsay@sabah.com.tr
ATİLLA GÖKÇE agokce@milliyet.com.tr
AVNİ TARHAN a.tarhan@zaman.com.tr
AYDIN ENGİN aengin@doruk.net.tr
AYKUT IŞIKLAR aykuti@aksam.com.tr
AYŞE ARMAN aarman@hurriyet.com.tr
AYŞE DÜZKAN aduzkan@hotmail.com
BEKİR COŞKUN bcoskun@hurriyet.com.tr
BEKİR TÜRKMENOĞLU bekirt@aksam.com.tr
BÜLENT OVACIK bovacik@hurriyet.com.tr
CAN ATAKLI ataklic@sabah.com.tr
CAN UYGUÇ cuyguc@fanatik.com.tr
CAVİT KAVAK cavit.kavak@stargazete.com
CEM BEHAR c.behar@zaman.com.tr
CEMAL ERSİN cemale@aksam.com.tr
CEMALETTİN ÖZDOĞAN ozdogan@stargazete.com
CEMİL CİĞERİM (Cumhuriyet Samsun) cigerim@cumhuriyet.com.tr
CEMİLE VAROL cemilev@aksam.com.tr
CENGİZ ÇANDAR ccandar@sabah.com.tr
ÇETİN ALTAN caltan@sabah.com.tr
CÜNEYT ÜLSEVER culsever@hurriyet.com.tr
DEMET TEZCAN demettezcan@hotmail.com
DENİZ ARMAN deniza@aksam.com.tr
DENİZ GÖKÇE ykerimoglu@akit.com.tr
DENİZ SOM som@posta.cumhuriyet.com.tr
DERYA SAZAK dsazak@milliyet.com.tr
DİLEK ÖNDER dilek.onder@stargazete.com
DOĞAN AKHANLI akhanli@gmx.de
DOĞAN HEPER dheper@milliyet.com.tr
DOĞAN HIZLAN dhizlan@hurriyet.com.tr
DOĞAN KOLOĞLU dkologlu@milliyet.com.tr
Dr.GÜNDÜZ TEZMEN gtezmen@hurriyet.com.tr
Dr.NİLGÜN GEDİKOĞLU ngedik@hurriyet.com.tr
DÜCANE CÜNDİOĞLU dcundioglu@yenisafak.com.tr
EBUBEKİR EROĞLU e.eroglu@zaman.com.tr
EDİBE SÖZEN e.sozen@zaman.com.tr
EHMET EMİN KAZCI mkazci@akit.com.tr
EKREM DUMANLI e.dumanlı@zaman.com.tr
EMİN ÇÖLAŞAN ecolasan@hurriyet.com.tr
EMİN KARACA ekaraca@yenigundem.com
EMİN PAZARCI eminp@aksam.com.tr
ENGİN ARDIÇ eardic@stargazete.com
ENGİN VEREL everel@fanatik.com.tr
ENİS BERBEROĞLU eberber@hurriyet.com.tr
ENVER SEYİDOĞLU enver.seyidoglu@ihlas.net.tr
ERCAN AKTUNA ercanaktuna@aksam.com.tr
ERDAL ŞEKEROĞLU seker@pamuk.cu.edu.tr
ERDOĞAN ŞENAY esenay@milliyet.com.tr
ERHAN BAŞYURT e.basyurt@zaman.com.tr
ERKAN ÇELEBİ ecelebi@hurriyet.com.tr
EROL EMED genki@gol.com
EROL KATIRCIOĞLU ekatircioglu@radikal.com.tr
EROL ÖZBİLGEN e.ozbilgen@zaman.com.tr
ERSAN ÇELİK ersanc@aksam.com.tr
ERTUĞ YAŞAR ertugy@aksam.com.tr
ERTUĞRUL ÖZKÖK eozkok@hurriyet.com.tr
ESEN ÜNÜR esen.unur@stargazete.com
ESİN ÇETİNEL ecetinel@radikal.com.tr
EYÜP CAN e.can@zaman.com.tr
FARUK MERCAN f.mercan@zaman.com.tr
FATİH URAZ f.uraz@zaman.com.tr
FEHMİ KORU dcundioglu@yenisafak.com.tr
FERAİ TINÇ ftinc@hurriyet.com.tr
FERHAT BARIŞ f.baris@zaman.com.tr
FERZENDE KAYA fkaya@journalist.com
FEYZA HEPÇİLİNGİRLER feyza@yenigundem.com
FİKRET BİLA fbila@milliyet.com.tr
FİKRET ERTAN f.ertan@zaman.com.tr
FİKRİ TÜRKEL f.turkel@zaman.com.tr
FUAT BOL fuat.bol@ihlas.net.tr
FUNDA ÖZKAN fozkan@radikal.com.tr
GANİ MÜJDE g.mujde@milliyet.com.tr
GÜLAY GÖKTÜRK gokturk@turk.net
GÜLER KÖMÜRCÜ gulerk@aksam.com.tr
GÜNERİ CİVAOĞLU gcivaoglu@milliyet.com.tr
GÜNGÖR MENGİ gmengi@sabah.com.tr
GÜNGÖR URAS guras@milliyet.com.tr
GÜNTAY ŞİMŞEK g.simsek@zaman.com.tr
GÜVEN TANER gtaner@simge.com.tr
H.İBRAHİM EKİZ i.ekiz@zaman.com.tr
HAKAN KIRIMLI h.kirimli@zaman.com.tr
HAKKI DEVRİM hdevrim@hurriyet.com.tr
HALİL DELİCE halil.delice@ihlas.net.tr
HALİT KAKINÇ hkakinc@stargazete.com
HALUK DURSUN h.dursun@zaman.com.tr
HALUK KALAFAT hkalafat@hurriyet.com.tr
HALUK ŞAHİN haluks@kanald.com.tr
HASAN CEMAL hcemal@milliyet.com.tr
HASAN KARAKAYA hkarakaya@akit.com.tr
HASAN PULUR h.pulur@milliyet.com.tr
HASAN SUTAY h.sutay@zaman.com.tr
HASAN ÜNAL h.unal@zaman.com.tr
HAŞMET BAŞAR ekonomi@ihlas.net.tr
HAYRİ BEŞER h.beser@zaman.com.tr
HAYRİ ÇETİNKAYA hcetin@hurriyet.com.tr
HEKİMOĞLU İSMAİL h.ismail@zaman.com.tr
HİKMET ÇETİNKAYA hikmet.cetinkaya@cumhuriyet.com.tr
HİLMİ YAVUZ h.yavuz@zaman.com.tr
HINCAL ULUÇ uluch@sabah.com.tr
HULKİ CEVİZOĞLU hulki.cevizoglu@populerbilim.com.tr
HÜSEYİN AYKOL aykol@operamail.com
HÜSEYİN GÜLERCE h.gulerce@zaman.com.tr
HÜSEYİN SÜMER h.sumer@zaman.com.tr
İ.HÜSEYİN YILDIZ yildizmm@aksam.com.tr
İBRAHİM KARAYEĞEN i.karayegen@zaman.com.tr
İBRAHİM KARDEŞ ikardes@yenisafak.com.tr
İBRAHİM KIBRIZLI i.kibrizli@zaman.com.tr
İDRİS GÜRSOY i.gursoy@zaman.com.tr
İĞREK M.MURAT m.igrek@guresimiz.org
İLKER SARIER isarier@sabah.com.tr
İLNUR ÇEVİK i.cevik@zaman.com.tr
İPEK CEM ipek.cem@sabah.com.tr
İSKENDER PALA i.pala@zaman.com.tr
İSMET BERKAN ismet.berkan@radikal.com.tr
İSMET ÖZEL iozel@yenisafak.com.tr
Kaynak: Wardom http://www.wardom.org/showthread.php?t=290045
İSMET TONGO ismet.tongo@fanatik.com.tr
İSTANBULLUOĞLU ALTUĞ a.istanbulluoglu@guresimiz.org
İZZET SEDES izzets@aksam.com.tr
JÜLİDE SEVİM jsevim@milliyet.com.tr
KADİR DİKBAŞ k.dikbas@zaman.com.tr
KAZIM KANAT kazimk@aksam.com.tr
KEMAL GÜLER kguler@akit.com.tr
KEMAL ULUSU kemalu@aksam.com.tr
KENAN AKIN kenan.akin@ihlas.net.tr
KENAN ATEŞ kenanates@aol.com
KÜRŞAT BAŞAR kbasar@stargazete.com
LEYLA UMAR lumar@sabah.com.tr
M. ENES ERGENE e.ergene@zaman.com.tr
M.AKİF AYDIN makifaydin@yenisafak.com.tr
M.ALİ YILDIRIMTÜRK a.yildirimturk@zaman.com.tr
M.NECATİ ÖZFATURA m.necati@ihlas.net.tr
M.NECATİ SEPETÇİOĞLU n.sepetcioglu@zaman.com.tr
MAHMUT BÜRKÜK m.burkuk@zaman.com.tr
MAHMUT ÇEBİ m.cebi@zaman.com.tr
MARİO LEVİ mlevi@yenigundem.com
MEHMED NİYAZİ m.niyazi@zaman.com.tr
MEHMET ALTAN maltan@sabah.com.tr
MEHMET GÜNDEM m.gundem@zaman.com.tr
MEHMET METİNER mehmetmetiner@turkport.net
MEHMET ŞEKER mseker@yenisafak.com.tr
MEHMET TAN mtan@fanatik.com.tr
MEHMET Y. YILMAZ mehmet.yilmaz@radikal.com.tr
MELİH ARAT m.arat@zaman.com.tr
MELİH AŞIK m.asik@milliyet.com.tr
MELİKŞAH UTKU mutku@yenisafak.com.tr
MERAL TAMER mtamer@milliyet.com.tr
METİN TOKER m.toker@milliyet.com.tr
METİN TÜKENMEZ mtukenmez@fanatik.com.tr
MIGIRDIÇ MAGROSYAN magrosyan@yenigundem.com
MİM KEMAL ÖKE m.kemal.oke@ihlas.net.tr
MİNE KIRIKKANAT mine.saulnier@free.fr
MUHARREM SARIKAYA msarikaya@hurriyet.com.tr
MUHSİN KIZILKAYA mkizilkaya@yenigundem.com
MÜMTAZ SOYSAL msoysal@hurriyet.com.tr
MURAT BAŞARAN mbasaran@ihlas.net.tr
MURAT BİRSEL mbirsel@sabah.com.tr
MUSTAFA ARMAĞAN m.armagan@zaman.com.tr
MUSTAFA BALBAY balbay@cumhuriyet.com.tr
MUSTAFA DOLU mustafad@aksam.com.tr
MUSTAFA KUTLAY mkutlay@hurriyet.com.tr
MUSTAFA KUTLU mkutlu@yenisafak.com.tr
MUSTAFA MUTLU mmutlu@stargazete.com
MUSTAFA NOYAN mnoyan@fanatik.com.tr
MUSTAFA OĞUZ (Yeni Asya) mustafaoguz1@gmail.com
MUSTAFA ÜNAL m.unal@zaman.com.tr
NACİ KUTLAY nkutlay@yenigundem.com
NACİ YALINKILIÇ nyalinkilic@fanatik.com.tr
NAİL GÜRELİ ngureli@milliyet.com.tr
NAZAN BEKİROĞLU n.bekiroglu@zaman.com.tr
NAZİF GÜRDOĞAN ngurdogan@yenisafak.com.tr
NAZİRE KALKAN nkalkan@milliyet.com.tr
NAZLI ILICAK nilicak@yenisafak.com.tr
NAZMİYE GÜÇLÜ nazmiyeg@superonline.com
NEBİL ÖZGENTÜRK nebilo@sabah.com.tr
NECATİ BİLGİÇ nbilgic@fanatik.com.tr
NECATİ DOĞRU ndogru@sabah.com.tr
NECİL ÜLGEN nulgen@fanatik.com.tr
NECMETTİN FIRAT necmettinf@aksam.com.tr
NECMİ PEREKLİ nperekli@fanatik.com.tr
NEJAT SEZİK n.sezik@zaman.com.tr
NESRİN TURHAN nesrint@aksam.com.tr
NEVZAT BAYHAN n.bayhan@zaman.com.tr
NİLGÜN CERRAHOĞLU nilcer@turk.net
NUH GÖNÜLTAŞ n.gonultas@zaman.com.tr
NURİYE AKMAN nakman@sabah.com.tr

Recidivist
06-11-2010, 13:56:53
Yeni çağ gazetesinde Behiç Kılıç köşesinde bu konuya değindi:

http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=15298

Durmak yok arkadaşlar

Bunu görmemiştim hemen paylaştım değerli üyeler sizler de facebook, twitter, friendfeed, linkedin neyiniz varsa paylaşınız lütfen...

ataker57
07-11-2010, 18:44:44
Arkadaşlar müjde;

Habertürk Gazetesi yazarı Umur Talu da bugün konumuza değinmiş.Lütfen e mail bombardımanına devam edelim bu sorun ÇÖZÜLECEK!. Lütfen buna inanın.

http://www.haberturk.com/yazarlar/569096-sadece-gonul-yetmez-yurek-de-ister

Recidivist
07-11-2010, 19:38:51
Evet durmak yok konuyu gündemde tutmaya devam...

tölü
14-11-2010, 22:20:01
ben cocuk yaşta bazı suçlara karıştım beni hep serbes bıraktı mahkemeler bende şuç işlemeye devam etim 2006 yılında 17 yaşımdayken beni ceza evine aldılar 2010 başında tahliye oldum ama eski suçlarımdan daha bana parça parça 7 sene ceza veridiler bu cezalardan kurtamıyom hayatımı düzene sokamıyom keşke beni ilk şuç işledimde mahkeme tutklasaydıda cezayı sonradan vermeseydi şimdi o cezayı bitirmiş oludum vede hayatımı düzene sokardım.vatıma hyırlı işler yapmaya çalışırdım şimdi ise hiç bişey yapamıyorum

ataker57
01-12-2010, 14:31:56
Arkadaşlar Türkiye Gazetesi de sorunumuza değindi. Sizden ricam lütfen yukarıdaki göndermiş olduğum e mail adreslerine yollamaya devam edelim.

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/makaledetay.aspx?id=470031

ataker57
01-12-2010, 14:38:47
Milletvekili ve bakanlara e posta gönderirken konumuza değinen yazarların yazılarını da link veriyorum. Bu konudan muzdarip arkadaşlarımız lütfen yarım saatinizi bu işe ayırın
Ayrıca daha çok köşe yazarını haklı davamızda yanımıza almamız gerekiyor.

syg.

dicentLabrax
04-01-2011, 02:41:34
belirttiğiniz gazete yazarlarına,cumhurbaşkanlığı, başbakanlık özel kalemi ve başbakanlık insan hakları komisyon başkanlığına yazdım ve araştırılacağı yönünde cevap aldım. ama suç ortada ceza da belli askeri hukuk ve kaidelere göre. bizim yapmamız gereken 3 şey var. kamu oyu oluşturmak, yasaların değitirilmesi yada af çıkarılması için uğraşmak, insan hakları mahkemesine dava açmak. emniyet teşkilatındaki bir polis/doktor/komser vs tazminatını ödeyip ayrılabiliyorken benim ayrılamamam niye? değerimin bilinmediğine inandığım(biiirrrr sürü örnek verebilirim), hak ettiğim saygıyı görmediğim ve eza gördüğüm hatta tekmil vermek için mesayi saatinde arayıp üstüne küfür yediğim bir ortamda çalışmak istemiyorum. bunun neresi suç?! alın paranızı ne haliniz varsa görün. madem tazminat alıyorlar niye ceza evine atıyorlarlar, madem ceza evinde yatıyorum neden sicilim temiz kalıyor? ben ceza evlerinde suçlu insanlarla yatacak ne yapmışım?adama soruyorum suçun ne diye "abi gasp,tehdit,silahla yaralama,el koyma diye başlıyor saymaya. bir diğeri 3 yıl yatarı var ardından 5 yıl daha geliyor. ben bu adamlarla aynı suçları mı işledim. Alnım ak, göğsüm dik benim. sporumu atışımı başarıyla yaptım,üniformamı gururla taşıdım, doktorluğumu layığıyla yaptım, askerimi dövmedim sövmedim birlikte mıntıka temizliği yaptım.gece görüş dürbünü de sıfırladım, atış eğitimi de verdim,aile hekimliği (!) de yaptım ayın 30 günü icap nöbeti de tuttum. ben bu kuruma alaveresiyle daraveresiyle brezilya dizilerinden kaçma sambacılarıyla karşılaşa karşılaşa inancımı kaybettim, hukuka da inancımı kaybetmek üzereyim, eşim çocuğum olmasa su memlekette bile durmam belki de.. ailemde 4 avukat var. ve sonuna kadar gidicem bu olayın. dava üstüne dava açacağım. iAllahtan başka kimseden korkum yok benim.

gökmenler
04-01-2011, 19:35:58
Bende Ahmet ALTAN' a konu ıle ılgılı maıl attım ama henuz cevap alamadım ınş yayınlanır
Dığer köşe yazarlarına da atmaya devam edıyorum
Af cıkmadan da teslım olmayı düşünmüyorum nereye kadar gıderse oraya kadar mücadeleye devam etmek gerekıyor

Recidivist
11-01-2011, 13:37:20
İStifa edemeyen ve bunun yüzünden hapis yatmak zorunda kalan subay/astsubay'lara en azından elektronik kelepçe imkanı sağlanmalıdır!

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1036024&Date=11.01.2011&CategoryID=77

Bu konuda lütfen siyasilere ve gazetecilere sürekli bildirimde bulunalım!

macabre
13-01-2011, 17:03:01
Kendi abone oldugum konular disindakilere de bir bakayim dedim baya yeni forum acilmis, burada yazilanlari simdi okudum, cok mutlu oldum. umur talu'nun yazdigi durum benim durumumdu, saolsun mailime cevap verdi kendisi.
cok guzel bi birlik olmus burada. durmak yok sesimizi duyurmaya devam :)
selamlar

macabre
18-01-2011, 02:36:35
http://www.turkiyegazetesi.com.tr/makaledetay.aspx?id=476487

Behçet Fakihoğlu tekrar yazdi köşesinde, ataker senin msji görünce ben de metnimi gönderdim kendisine. direk yayinlamiş. bombardimana devam arkadaşlar.

maxim22
18-01-2011, 10:24:58
google alert diye bi uygulama var bilmeyen arkadaşlar için söyleyeyim bu arada,

ilgilendiğin başlığı yazıyosun, mail adresini giriyosun nete o konu ile ilgili bilgi girişi oldumu sana mail atıyo,

bu konuların takibinde çok faydalı, tavsiye ederim.

dicentLabrax
25-01-2011, 14:20:07
devam arkadaşlar..

ayrılan subay
10-12-2011, 00:01:30
13 yaşında ailemin kısıtlı maddi imkanları nedeniyle çocuk yaşta askeri liseyi tercih ettim. Öğretmen çocuğuyum. 1993-2001 seneleri arasında 8 sene askeri okulda okudum. Bana yapılacak masraflar için babam ve ben oldukça yüksek meblağlı yüklenme senetlerine imza attık. Aksi durumda okullarda okumama müsaade edilmeyecekti tabii olarak. 2001 senesinde Harp Okulu ’ndan mezun oldum ve subaylık görevime başladım. TSK önemli ve değerli bir kurumdur. Peygamber ocağıdır, vatanın güvenliği için olmazsa olmazdır. Ancak mesleğin bana göre olmadığını yıllar içerisinde anladım. Meslekten ayrılarak sivil olmak, çalışarak ülkeme faydalı olmak istedim.

Malumuz olduğu üzere; 926 sayılı TSK personel kanununun 112 'nci maddesi uyarınca subay ve astsubaylar 15 yıl mecburi hizmeti tamamlamadan istifa edememektedirler. Kanun koyucu 15 yılını doldurmayanlardan istifa etmek isteyenler için bir düzenlemeye gitmediği için maalesef bu süreyi doldurmadan, tazminat ödeseniz dahi istifa etme hakkınız hiçbir şekilde yoktur. Askeri Yüksek İdari Mahkemesi (AYİM) de istifa maksadıyla açılan davaları reddetmiştir. AYİM tarafında kişinin bu kurumun kurallarını kanunlarını bilerek subay/astsubay olduğu dolayısıyla sözleşmeden asla dönemeyeceği bildirilmektedir. Kanaatim konu “baştan bulaşmasaydın” dan çok daha mühim bir noktadadır.

Benim durumumu daha önce yaşamış, halen yaşamakta olan, meslekten ayrılma ihtiyacı duyan ancak yasal imkan olmaması nedeniyle korkan kişiler ve aileleri de böyle düşünüyor olmalılar ki http://imza.la/firar/liste internet adresinde yer alan imza kampanyası her geçen gün artan bir destek almaktadır. Toplanan imzaları siz büyüğümüze arz ederim. Görüşmekte olduğumuz çok sayıda eski ve halen görevde bulunan subay ve astsubaylar mağdur ve çaresiz durumdadır. Konu ile ilgili internet ortamında çıkmış çok sayıda haber ve makale internet adreslerini yazımın son bölümünde sundum.

Yasal istifa hakkımız olmadığı için subaylık mesleğini bırakabilme yollarım:

-Uyuşturucu kullanımı
-İffetsiz kadınla yaşama veya evlenme
-Hırsızlık vb. suçlar
-Aşırı Borçlanma (Gerçek anlamda)
-İrtica (TSK ‘nin tanımladığı)
-Firar
idi. Bu durumda bir subay veya astsubay mesleğini nasıl değiştirebilmelidir?

Kısaca 15 yıllık mecburi hizmet süresini tamamlamadan ayrılmak isteyen subay veya astsubay alenen suça teşvik edilmekte ya YAŞ kararıyla ya da firar ederek meslekten atılma yolu aramaktadır. 15 yıl ne yaparsanız yapın yasal olarak ayrılma hakkının olmayışı ne kadar insan haklarına uygun takdirinize bırakıyorum. 15 yıllık mecburi hizmet kurumsal hassasiyetlerden dolayı düşmese bile 15 yılını doldurmadan istifa etmek isteyen muvazzaf subay ve astsubaylara kendilerine yapılan masrafların tazminatlarını ödemek koşuluyla ayrılma hakkı verilirse kimse disiplinsizlik yapıp atılmak zorunda bırakılmayacaktır.

2008 senesinde meslekten ayrılmanın en uygun olanını !! seçtim ve firar ettim. Toplamda 3,5 sene kaçak hayatı yaşadım. Bu süreçte Askeri Savcılık tarafından hakkımda yakalama kararı çıkarıldığı için polis ailemin evine, jandarma köyümüze 4-5 er defa geldi. Bu adreslerde bulunmadığım için yakalanmadım. Ailem ve tüm tanıdıklarım ile irtibatı kestim. Çevremde suç işlediğim kanısı uyandı. Askeri Savcılığa teslim olamıyordum çünkü, TSK ‘den ilişiğim kesilmesi gerekmekte idi. Aksi durumda meslekten ayrılamaz ve aylarca Askeri cezaevinde yatardım. TSK ilişiğimi 18 ayda ancak kesti, ancak bu defa da hakkımda tazminat davası açıldı. Babama, 2 adet kefile ve bana 39.000 TL + mahkeme masraflarının ödemesi gerektiği bildirildi. 15 senelik mecburi hizmetin 7 senesini tamamlanmış olduğu halde yüksek bir rakam idi. O ana kadar tüm birikimim tükenmiş idi. Askeri Savcılığa yine teslim olamadım çünkü çalışarak bu parayı biriktirmeye başladım. Aksi halde aileme ve kefil dostlarımıza haciz gelecekti. Zorlukla bir işe girdim ve çalışmaya başladım. Askeri Savcılık işe girdiğimi bir süre sonra tespit etti ve işyerime polis tarafından baskın yapıldı. Şans eseri ofis dışında idim, yakalanmadım. Askeri Savcılık işvereni çağırdı, aynı gün işten çıkışım verildi elime. Benim ve ailemin birikimleri ile 39.000 TL rakamını denkleştirmek mümkün olabilmiş idi. Tazminatımı yani devlete olan borcumu ödedim. Sonunda beklediğim zaman geldi ve 05 Aralık 2011 de Askeri Savcılığa bavulumla kendiliğimden gittim. Tutuklanacak ve mahkemeye çıkarılacak idim. Kaçma şüphem olmadığı için tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldım. Yurtdışı çıkış yasağı konulduğundan, param olmadığından, işten çıkartılmış ve kaçak olarak başka bir işte de tutunabilmem mümkün olmadığından bir yere kaçmam zaten mümkün değildi. Kaldı ki kendiliğimden teslim oldum.

32 yaşındayım, tazminatımı yasal faizleri ile ödemiş olduğum halde yeni bir mesleğe başlayamıyor, üretime katılamıyor, düzenli bir aile yaşantısı kuramıyorum. Firar ederek ayrılan her subay ve astsubay gibi en az 6 ay 20 gün ile 10 ay arası cezaevinde kalacağım. Cezaevine giriş tarihim şu anda belirsiz. Hayatımdan 3,5 sene gitti daha da ne kadar gidecek belli değil. Mevcut 926 sayılı TSK personel kanunun 112'nci maddesi uyarınca hapis cezası verilmemesi mümkün değil. Kesinlikle bu hapis cezasını çekeceğim. Bu cezanın iptali, para cezasına çevrilmesi, hükmünün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) söz konusu bile değildir. Mevcut 926 sayılı TSK personel kanunun 112'nci maddesi anayasamızın birçok maddesine de zaten aykırıdır. Ancak bugüne kadar bu kanun değiştirilmemiş/düzenlenmemiştir. Bu nedenle elbette ki askeri savcı, hakim ve görevliler kendilerine kanunla verilmiş görevleri yerine getirmektedirler. İlave olarak tüm bu süreç boyunca TSK ‘ne veya sisteme asla zarar vermek gibi bir düşüncem olmamıştır.

Yani mesleğini değiştirmek isteyen subay astsubaylar 926 sayılı TSK personel kanunun 112'nci maddesinin yürürlükte olması sonucu kanun kaçağı hayatı yaşamak zorunda kalmakta, yuvalar yıkılmakta, aile dramları yaşanmakta, intihara kadar giden psikolojik travmalar yaşamaktadır. Hiçbir resmi iş yapamamakta, hayatını geçindirecek kazancını sağlaması gerekmekte fakat şirketini kuramamakta, sosyal güvenlikli bir işte çalışamamaktadır. Evlenmek üzere olan birisi nikah bile yapamamaktadır. Bu tarzda sayısı çoğaltılabilecek örneklerde görüldüğü üzere hiçbir yasal çıkış yolu bırakmayan mecburi hizmet uygulaması TSK dan ayrılamayan personelin insan haklarının ihlaline sebep olmaktadır. İlgili olarak;
“ANAYASA
MADDE 2.– Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”

Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu uygulamakla yükümlü devlet anlayışını yansıttığından, askeri ceza hukuku alanında da suçla ceza arasında akla uygun, kabul edilebilir, amaçla uyumlu bir orantının sağlanması, hukuk devleti olmanın gereğidir. Meslekten ayrılmak istendiğinde hapis cezası ile karşılaşılması akla, mantığa, vicdana sığmamaktadır.

Meslek bir seçimdir ve yapılan yanlış bir seçim Türkiye Cumhuriyeti’nde TSK hariç hiçbir kurumda bu kadar ağır ödetilmemektedir. Bir başka deyişle, hangi devlet memuru veya çalışan işinden ayrılmak istediği için hapis yatmaktadır? Suç işlemek zorunda bırakılmaktadır? Polis, kaymakam, hakim, savcı, doktor, öğretmen vb. herkes mesleğinden ayrılabilmek hakkına sahiptir. Kendilerine harcanmış masrafları ödemeleri gerekiyorsa öderler ve mesleklerinden ayrılabilirler. Suç işlemesine veya hapis yatmasına lüzum yoktur. Uzman çavuş, uzman onbaşı, sözleşmeli subay ve astsubaylar dahi sözleşme zamanları geldiğinde 10-15 sene mecburi hizmet olmadan TSK ‘den ayrılabilmektedirler. Yıllardır sesimizi duyurmaya çalışsak da subay ve astsubaylara bu hak verilmemiştir. Özel şirketler de bir sürü çalışanını binlerce lira masrafla eğitimlere, konferanslara, kurslara göndermekte ama bu kadar masraf yapılan şahıs o işi bırakabilmektedir. Zamanında üzerine para harcanmış/eğitim verilmiş olması o insanı zorla bir kurumda tutma gerekçesi olamaz. Madde;
“ANAYASA
MADDE 18.– Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır. Şekil ve şartları kanunla düzenlenmek üzere hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek hizmetler; ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz.”

Askerlik kutsal bir meslektir. Vatandaşlık ödevi olarak zorunlu olarak bir süre veya en azından temel düzeyde yapılması lüzum gelebilir. Olağanüstü bir hal veya savaş hali yok iken subay ve astsubaylar istifa hakkı olmadan zorla çalıştırılamazlar.
Öte yandan Anayasanın 10 uncu maddesi;
“ANAYASA
MADDE 10.– Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”

Öyle ise kanunların da her kesime eşit uygulanacak şekilde düzenlenmiş olması esas değil midir? Polis dahil tüm mesleklerden istifa hakkı var iken subay ve astsubayların da olmalıdır.

Anayasanın 12 inci maddesi;
“ANAYASA
MADDE 12.– Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
…”
Kişiliğimiz gereği kendi istediğimiz mesleği yapabilmek için askerlik mesleğinden ayrılma ve dilediğimiz mesleği seçebilme hakkımızın olmaması anayasaya aykırıdır.

Anayasanın 48 inci maddesi;
“ANAYASA
MADDE 48- Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.”
Anayasanın 50 inci maddesi;
“ANAYASA
MADDE 50.– Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.
…”
Askerlik fiziki olarak dayanıklılık gerektiren bir meslektir. Yıllar içinde fiziki yeterliliğini kaybeden personel verilen emirleri/görevleri layıkıyla yerine getiremeyip oda hapsi, cezaevinde hapis cezası alabilmektedir. Askerlikte amirlerin rütbeleri nispetinde artan ceza verme yetkileri vardır, mahkeme/hakim/savcı olmaksızın astlarına ceza verme yetkileri askeri kanunlarda açıkça düzenlenmiştir. Yani sivil memuriyetlerde verilen cezalar yerine TSK ‘de amirler tarafından oldukça ağır cezalar uygulanabilmektedir. Fiziki yeterliliği artık TSK kriterleri gereği yeterli olmadığı için TSK ‘den çıkarılan subay/astsubay ise neredeyse hiç görülmemiştir. Bu durumda subay/astsubay askerlik mesleğini bırakmak istese de istifa hakkı olmadığından meslekten ayrılamaz.

15 yıl Mecburi hizmet uygulamasında subay/astsubayın hapis cezası almadan sistemden istifa ederek ayrılma hakkının olmaması ayrıca Anayasa’nın 38. maddesinde belirtilen “Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden
alıkonulamaz.” maddesine de aykırılık oluşturmaktadır. Sözleşmeler tek taraflı olmamalıdır. Belirli şartlar ile, hapis cezası yerine tazminat ödeyerek çalışma sözleşmesinin iptal edilebilmesi mümkün olmalıdır;
“ANAYASA
MADDE 38.–

(Ek: 3.10.2001-4709/15 md.) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.

İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
…”

“İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir” ifadesi gereği TSK hürriyete kısıtlama getirebiliyor ise 15 sene mecburi hizmet ve öncesinde 2, 4, 8 vb. sene askeri okul öğrenimi de dahil edilerek 17 sene ve daha fazla (benim durumumda ve çoğu subayda TSK da 23 sene bulunmak zorunda olmak) hürriyetin kısıtlanması mıdır? Yoksa uzun yıllar boyu zorla çalıştırılmak mıdır? Hürriyetin kısıtlanması uygulamada her erkek Türk vatandaşının zorunlu askerliğe alınması uygulaması ile karşımıza çıkabilir, seferberlik ilan edilebilir, vatandaşlara ödevler verilebilir. 15 sene mecburi hizmet de mevcut kalır ancak istifa hakkı tanınması ve tazminat ödeyerek ayrılabilmek yolları açık olmalıdır. Zira Savaş şartlarında seferberlik hallerinde zaten silahaltına yani askere alınmalara denebilecek birşey yoktur. Barış şartlarında istifa hakkı tanınmaması neticesi kişi sevmediği halde meslek olarak askerlik yaparak orduya fayda sağlamaz.

Türkiye bir hukuk devletidir. Bu konuda bir şüphe yoktur. Ülkenin bütün işleyişi kanunlarla belirlenmiştir. En temel kanunumuz da anayasadır ve bütün diğer kanunların anayasaya uygun olarak yapılması gerekir. Zaten anayasanın 11. maddesinde bu husus şu şekilde açıklanmaktadır;
“ANAYASA
MADDE 11- Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.”

Tüm meslek gruplarında istifa hakkı var iken ve polis dahil hemen hiçbir meslek grubunda kurumda zafiyete düşülmezken, ülkede bu kadar işsiz genç ve eğitimli nüfus stoğu mevcut iken 15 yıl mecburi hizmet kaldırılırsa sayıca fazla personelin TSK dan ayrılacağı ve zafiyete düşüleceği ifadesi yersizdir. Burada verilecek örnek, TSK’nın yıllardır yöneldiği sözleşmeli subay ve astsubay alımlarıdır. TSK’nın 8 yıl okutarak kıtaya çıkardığı subayıyla 6 ayda aynı hakka kavuşan sözleşmeli subaylar, “Demek ki 8 yıl okutmadan da aynı kalite yakalanabiliyor” düşüncesini destekleyen bir örnek teşkil etmektedir. Sözleşmeli er alımları da ihtiyacın profesyonel ordu yönünde olduğunun ispatıdır. İstenildiği takdirde TSK tarafından lisans mezunu adaylar alınıp yeterli sürelerde eğitime tabi tutularak subay/astsubay yapılmaktadırlar. Kaldı ki düzenini ailesini kuran belli bir sosyal statüye kavuşan insanlar mesleğini neden topluca terk etsin? Böyle bir durumdan endişe ediliyor ise bu kez yönetimin, yöneticilik becerilerinin sorgulanması gündeme gelecektir. Bu da son günlerde Silahlı Kuvvetlerde ihtiyaç duyulan kalifiye yönetim kadrosunun varlığını güvence altına alacak kendi kendisini devamlı sorgulayan bir sistem anlayışının kazanılmasına yardımcı olacaktır.

Personelin zorla tutulması sistemi geliştirmez, tam tersi bankamatikten maaşını alan ve görevin asgari şartlarını yerine getiren bir personel profili oluşturabilir. TSK da mevcut yapının ne şekilde olduğu, bahse konu kanunda iyileştirme yapmak üzere bir komisyon ile incelenebilir.

TSK da görevli doktor ve pilot personelin istifasının zafiyet doğuracağı iddiasına karşın subay/astsubaylar ve ailelerinin 2010 senesinden itibaren sivil hastanelerden faydalanabildikleri gerçeği ortadadır. Kıtalar, er/erbaşlar için elzem doktor sınıfı personelin gelirleri sivil kamu doktorlar ile dengelendiği takdirde zaten kendilerine yapılan yüksek meblağlarda öğrenim masraflarını ödeyerek istifa etmeyecekleri ve askeri doktorluk mesleğinin cazip olacağı ortadadır. Keza pilot personelin de yüzbinlerce hatta milyonlarca tl. eğitim masraflarını karşılayarak istifa etmesi olası değildir.

Türkiye’nin geçirmekte olduğu demokratikleşme sürecinde temel hak ve hürriyetlerin genişletilmesi toplumda memnuniyetle karşılanmaktadır. İnsanımızın çoktan hak ettiği bu özgürlükler ülkenin gelişmesinin en önemli unsurudur.

Bu konuda gerekli hukuki düzenlemenin yapılması için yardımcı olmanızı arz ediyorum efendim. Bizim gibi insanlar memlekete faydalı olabilecekleri bir alanda çalışabilecekken hayatlarının uzun bir dönemi kanun kaçağı olarak yaşamak zorunda kalıyorlar. Yeri gelince pişman olduğunu ifade eden teröristlere bile devlet eliyle yön gösterilirken bize bu muamelenin yapılması içler acısı bir durumdur. Kanayan bir yaradır.

BU UYGULAMAYI DESTEĞİNİZ İLE EN KISA SÜREDE DEĞİŞİKLİKLER KAPSAMINA ALMANIZI BEN VE ARKADAŞLARIM YÜREKTEN BEKLİYORUZ. NACİZANE BİR KANUN DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ HAZIRLAYARAK SÜRECE KATKIMIZI SUNUYOR, ALAKANIZ İÇİN SAMİMİYETLE TEŞEKKÜR EDİYORUZ.
SAYGILARIMLA.09.12.2011
…. ….
Eski subay





926 SAYILI TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunun 112 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Muvazzaf subay ve astsubaylar subay ve astsubay nasbedildikleri tarihten itibaren 15 yıl mecburi hizmetle yükümlüdürler.”
“15 yıllık mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan ayrılmak isteyen muvazzaf ve halen firarda bulunan subay ve astsubaylar, TSK ‘den ilişiği kesilmiş subay ve astsubaylar firar etmiş olmaları nedeniyle hapis cezası ile cezalandırılmadan her yıl kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından belirlenen; askerî öğrenci, subay ve astsubay nasbedildikten sonra kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarını, yükümlülük sürelerinin eksik kalan kısmı ile orantılı olarak kanunî faizi ile birlikte tazminat olarak ödemek koşuluyla istifa etme hakkını kullanabilirler. Öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının hangi unsurlardan oluşacağı ve tahsiline ilişkin usul ve esaslar; Millî Savunma, İçişleri ve Maliye Bakanlıkları tarafından müştereken yürürlüğe konulacak yönetmelikte belirlenir. Mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan istifa eden subay ve astsubaylardan toplam hizmet süreleri askerlik yükümlülük sürelerini karşılayanlar askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılırlar. Eksik hizmeti olanların bu süreleri, 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu veya 1111 sayılı Askerlik Kanunu hükümlerine göre tamamlatılır. Mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan istifa eden subay ve astsubaylar Türk Silahlı Kuvvetlerinde tekrar muvazzaf subay, sözleşmeli subay, muvazzaf astsubay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ya da sözleşmeli erbaş/er olarak istihdam edilmezler.”
MADDE 2- Bu Kanun yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.
MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

MADDE GEREKÇELERİ
MADDE 1- Madde ile mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan ayrılmak isteyen muvazzaf ve firari durumda bulunan subay ve astsubaylara, firar etmiş olmaları nedeniyle TSK ‘den ilişiği kesilmiş subay ve astsubaylar hapis cezası ile cezalandırılmadan tazminatlarını ödemek koşuluyla istifa etme hakkının tanınması öngörülmektedir.
MADDE 2- Yürürlük maddesidir.
MADDE 3- Yürütme maddesidir.

GENEL GEREKÇE
926 sayılı TSK Personel Kanunun 112'inci maddesi uyarınca muvazzaf subay ve astsubaylar 15 yıl fiilen hizmet etmedikçe istifa edememektedirler. Kanun koyucu 15 yılını doldurmayanlardan istifa etmek isteyenler için bir düzenlemeye gitmediği için bu süreyi doldurmadan ayrılmak isteyen personel çeşitli disiplinsizlikler yaparak kendilerinin ordudan ilişiğinin kesilmesini sağlamaktadırlar. Bu durum hem TSK’nın disiplin durumunu zedelemekte hem de mecburi hizmet süresini tamamlamadan ayrılmak isteyen muvazzaf subay ve astsubayları suça teşvik etmektedir. Düzenleme ile mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan istifa etmek isteyen muvazzaf subay ve astsubayların herhangi bir disiplinsizlik yapıp kendilerini ordudan attırmalarına gerek kalmadan ayrılmalarına, firari durumda subay ve astsubayların ve firar etmiş olmaları nedeniyle TSK ‘den ilişiği kesilmiş subay ve astsubayların hapis cezası ile cezalandırılmadan tazminatlarını ödemek koşuluyla istifa edebilmelerine olanak sağlanması amaçlanmaktadır.

ayrılan subay
10-12-2011, 00:11:48
13 yaşında ailemin kısıtlı maddi imkanları nedeniyle çocuk yaşta askeri liseyi tercih ettim. Öğretmen çocuğuyum. 1993-2001 seneleri arasında 8 sene askeri okulda okudum. Bana yapılacak masraflar için babam ve ben oldukça yüksek meblağlı yüklenme senetlerine imza attık. Aksi durumda okullarda okumama müsaade edilmeyecekti tabii olarak. 2001 senesinde Harp Okulu ’ndan mezun oldum ve subaylık görevime başladım. TSK önemli ve değerli bir kurumdur. Peygamber ocağıdır, vatanın güvenliği için olmazsa olmazdır. Ancak mesleğin bana göre olmadığını yıllar içerisinde anladım. Meslekten ayrılarak sivil olmak, çalışarak ülkeme faydalı olmak istedim.

Malumuz olduğu üzere; 926 sayılı TSK personel kanununun 112 'nci maddesi uyarınca subay ve astsubaylar 15 yıl mecburi hizmeti tamamlamadan istifa edememektedirler. Kanun koyucu 15 yılını doldurmayanlardan istifa etmek isteyenler için bir düzenlemeye gitmediği için maalesef bu süreyi doldurmadan, tazminat ödeseniz dahi istifa etme hakkınız hiçbir şekilde yoktur. Askeri Yüksek İdari Mahkemesi (AYİM) de istifa maksadıyla açılan davaları reddetmiştir. AYİM tarafında kişinin bu kurumun kurallarını kanunlarını bilerek subay/astsubay olduğu dolayısıyla sözleşmeden asla dönemeyeceği bildirilmektedir. Kanaatim konu “baştan bulaşmasaydın” dan çok daha mühim bir noktadadır.

Benim durumumu daha önce yaşamış, halen yaşamakta olan, meslekten ayrılma ihtiyacı duyan ancak yasal imkan olmaması nedeniyle korkan kişiler ve aileleri de böyle düşünüyor olmalılar ki http://imza.la/firar/liste internet adresinde yer alan imza kampanyası her geçen gün artan bir destek almaktadır. Toplanan imzaları siz büyüğümüze arz ederim. Görüşmekte olduğumuz çok sayıda eski ve halen görevde bulunan subay ve astsubaylar mağdur ve çaresiz durumdadır. Konu ile ilgili internet ortamında çıkmış çok sayıda haber ve makale internet adreslerini yazımın son bölümünde sundum.

Yasal istifa hakkımız olmadığı için subaylık mesleğini bırakabilme yollarım:

-Uyuşturucu kullanımı
-İffetsiz kadınla yaşama veya evlenme
-Hırsızlık vb. suçlar
-Aşırı Borçlanma (Gerçek anlamda)
-İrtica (TSK ‘nin tanımladığı)
-Firar
idi. Bu durumda bir subay veya astsubay mesleğini nasıl değiştirebilmelidir?

Kısaca 15 yıllık mecburi hizmet süresini tamamlamadan ayrılmak isteyen subay veya astsubay alenen suça teşvik edilmekte ya YAŞ kararıyla ya da firar ederek meslekten atılma yolu aramaktadır. 15 yıl ne yaparsanız yapın yasal olarak ayrılma hakkının olmayışı ne kadar insan haklarına uygun takdirinize bırakıyorum. 15 yıllık mecburi hizmet kurumsal hassasiyetlerden dolayı düşmese bile 15 yılını doldurmadan istifa etmek isteyen muvazzaf subay ve astsubaylara kendilerine yapılan masrafların tazminatlarını ödemek koşuluyla ayrılma hakkı verilirse kimse disiplinsizlik yapıp atılmak zorunda bırakılmayacaktır.

2008 senesinde meslekten ayrılmanın en uygun olanını !! seçtim ve firar ettim. Toplamda 3,5 sene kaçak hayatı yaşadım. Bu süreçte Askeri Savcılık tarafından hakkımda yakalama kararı çıkarıldığı için polis ailemin evine, jandarma köyümüze 4-5 er defa geldi. Bu adreslerde bulunmadığım için yakalanmadım. Ailem ve tüm tanıdıklarım ile irtibatı kestim. Çevremde suç işlediğim kanısı uyandı. Askeri Savcılığa teslim olamıyordum çünkü, TSK ‘den ilişiğim kesilmesi gerekmekte idi. Aksi durumda meslekten ayrılamaz ve aylarca Askeri cezaevinde yatardım. TSK ilişiğimi 18 ayda ancak kesti, ancak bu defa da hakkımda tazminat davası açıldı. Babama, 2 adet kefile ve bana 39.000 TL + mahkeme masraflarının ödemesi gerektiği bildirildi. 15 senelik mecburi hizmetin 7 senesini tamamlanmış olduğu halde yüksek bir rakam idi. O ana kadar tüm birikimim tükenmiş idi. Askeri Savcılığa yine teslim olamadım çünkü çalışarak bu parayı biriktirmeye başladım. Aksi halde aileme ve kefil dostlarımıza haciz gelecekti. Zorlukla bir işe girdim ve çalışmaya başladım. Askeri Savcılık işe girdiğimi bir süre sonra tespit etti ve işyerime polis tarafından baskın yapıldı. Şans eseri ofis dışında idim, yakalanmadım. Askeri Savcılık işvereni çağırdı, aynı gün işten çıkışım verildi elime. Benim ve ailemin birikimleri ile 39.000 TL rakamını denkleştirmek mümkün olabilmiş idi. Tazminatımı yani devlete olan borcumu ödedim. Sonunda beklediğim zaman geldi ve 05 Aralık 2011 de Askeri Savcılığa bavulumla kendiliğimden gittim. Tutuklanacak ve mahkemeye çıkarılacak idim. Kaçma şüphem olmadığı için tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldım. Yurtdışı çıkış yasağı konulduğundan, param olmadığından, işten çıkartılmış ve kaçak olarak başka bir işte de tutunabilmem mümkün olmadığından bir yere kaçmam zaten mümkün değildi. Kaldı ki kendiliğimden teslim oldum.

32 yaşındayım, tazminatımı yasal faizleri ile ödemiş olduğum halde yeni bir mesleğe başlayamıyor, üretime katılamıyor, düzenli bir aile yaşantısı kuramıyorum. Firar ederek ayrılan her subay ve astsubay gibi en az 6 ay 20 gün ile 10 ay arası cezaevinde kalacağım. Cezaevine giriş tarihim şu anda belirsiz. Hayatımdan 3,5 sene gitti daha da ne kadar gidecek belli değil. Mevcut 926 sayılı TSK personel kanunun 112'nci maddesi uyarınca hapis cezası verilmemesi mümkün değil. Kesinlikle bu hapis cezasını çekeceğim. Bu cezanın iptali, para cezasına çevrilmesi, hükmünün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) söz konusu bile değildir. Mevcut 926 sayılı TSK personel kanunun 112'nci maddesi anayasamızın birçok maddesine de zaten aykırıdır. Ancak bugüne kadar bu kanun değiştirilmemiş/düzenlenmemiştir. Bu nedenle elbette ki askeri savcı, hakim ve görevliler kendilerine kanunla verilmiş görevleri yerine getirmektedirler. İlave olarak tüm bu süreç boyunca TSK ‘ne veya sisteme asla zarar vermek gibi bir düşüncem olmamıştır.

Yani mesleğini değiştirmek isteyen subay astsubaylar 926 sayılı TSK personel kanunun 112'nci maddesinin yürürlükte olması sonucu kanun kaçağı hayatı yaşamak zorunda kalmakta, yuvalar yıkılmakta, aile dramları yaşanmakta, intihara kadar giden psikolojik travmalar yaşamaktadır. Hiçbir resmi iş yapamamakta, hayatını geçindirecek kazancını sağlaması gerekmekte fakat şirketini kuramamakta, sosyal güvenlikli bir işte çalışamamaktadır. Evlenmek üzere olan birisi nikah bile yapamamaktadır. Bu tarzda sayısı çoğaltılabilecek örneklerde görüldüğü üzere hiçbir yasal çıkış yolu bırakmayan mecburi hizmet uygulaması TSK dan ayrılamayan personelin insan haklarının ihlaline sebep olmaktadır. İlgili olarak;
“ANAYASA
MADDE 2.– Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”

Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu uygulamakla yükümlü devlet anlayışını yansıttığından, askeri ceza hukuku alanında da suçla ceza arasında akla uygun, kabul edilebilir, amaçla uyumlu bir orantının sağlanması, hukuk devleti olmanın gereğidir. Meslekten ayrılmak istendiğinde hapis cezası ile karşılaşılması akla, mantığa, vicdana sığmamaktadır.

Meslek bir seçimdir ve yapılan yanlış bir seçim Türkiye Cumhuriyeti’nde TSK hariç hiçbir kurumda bu kadar ağır ödetilmemektedir. Bir başka deyişle, hangi devlet memuru veya çalışan işinden ayrılmak istediği için hapis yatmaktadır? Suç işlemek zorunda bırakılmaktadır? Polis, kaymakam, hakim, savcı, doktor, öğretmen vb. herkes mesleğinden ayrılabilmek hakkına sahiptir. Kendilerine harcanmış masrafları ödemeleri gerekiyorsa öderler ve mesleklerinden ayrılabilirler. Suç işlemesine veya hapis yatmasına lüzum yoktur. Uzman çavuş, uzman onbaşı, sözleşmeli subay ve astsubaylar dahi sözleşme zamanları geldiğinde 10-15 sene mecburi hizmet olmadan TSK ‘den ayrılabilmektedirler. Yıllardır sesimizi duyurmaya çalışsak da subay ve astsubaylara bu hak verilmemiştir. Özel şirketler de bir sürü çalışanını binlerce lira masrafla eğitimlere, konferanslara, kurslara göndermekte ama bu kadar masraf yapılan şahıs o işi bırakabilmektedir. Zamanında üzerine para harcanmış/eğitim verilmiş olması o insanı zorla bir kurumda tutma gerekçesi olamaz. Madde;
“ANAYASA
MADDE 18.– Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır. Şekil ve şartları kanunla düzenlenmek üzere hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek hizmetler; ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz.”

Askerlik kutsal bir meslektir. Vatandaşlık ödevi olarak zorunlu olarak bir süre veya en azından temel düzeyde yapılması lüzum gelebilir. Olağanüstü bir hal veya savaş hali yok iken subay ve astsubaylar istifa hakkı olmadan zorla çalıştırılamazlar.
Öte yandan Anayasanın 10 uncu maddesi;
“ANAYASA
MADDE 10.– Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”

Öyle ise kanunların da her kesime eşit uygulanacak şekilde düzenlenmiş olması esas değil midir? Polis dahil tüm mesleklerden istifa hakkı var iken subay ve astsubayların da olmalıdır.

Anayasanın 12 inci maddesi;
“ANAYASA
MADDE 12.– Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
…”
Kişiliğimiz gereği kendi istediğimiz mesleği yapabilmek için askerlik mesleğinden ayrılma ve dilediğimiz mesleği seçebilme hakkımızın olmaması anayasaya aykırıdır.

Anayasanın 48 inci maddesi;
“ANAYASA
MADDE 48- Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.”
Anayasanın 50 inci maddesi;
“ANAYASA
MADDE 50.– Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.
…”
Askerlik fiziki olarak dayanıklılık gerektiren bir meslektir. Yıllar içinde fiziki yeterliliğini kaybeden personel verilen emirleri/görevleri layıkıyla yerine getiremeyip oda hapsi, cezaevinde hapis cezası alabilmektedir. Askerlikte amirlerin rütbeleri nispetinde artan ceza verme yetkileri vardır, mahkeme/hakim/savcı olmaksızın astlarına ceza verme yetkileri askeri kanunlarda açıkça düzenlenmiştir. Yani sivil memuriyetlerde verilen cezalar yerine TSK ‘de amirler tarafından oldukça ağır cezalar uygulanabilmektedir. Fiziki yeterliliği artık TSK kriterleri gereği yeterli olmadığı için TSK ‘den çıkarılan subay/astsubay ise neredeyse hiç görülmemiştir. Bu durumda subay/astsubay askerlik mesleğini bırakmak istese de istifa hakkı olmadığından meslekten ayrılamaz.

15 yıl Mecburi hizmet uygulamasında subay/astsubayın hapis cezası almadan sistemden istifa ederek ayrılma hakkının olmaması ayrıca Anayasa’nın 38. maddesinde belirtilen “Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden
alıkonulamaz.” maddesine de aykırılık oluşturmaktadır. Sözleşmeler tek taraflı olmamalıdır. Belirli şartlar ile, hapis cezası yerine tazminat ödeyerek çalışma sözleşmesinin iptal edilebilmesi mümkün olmalıdır;
“ANAYASA
MADDE 38.–

(Ek: 3.10.2001-4709/15 md.) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.

İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
…”

“İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir” ifadesi gereği TSK hürriyete kısıtlama getirebiliyor ise 15 sene mecburi hizmet ve öncesinde 2, 4, 8 vb. sene askeri okul öğrenimi de dahil edilerek 17 sene ve daha fazla (benim durumumda ve çoğu subayda TSK da 23 sene bulunmak zorunda olmak) hürriyetin kısıtlanması mıdır? Yoksa uzun yıllar boyu zorla çalıştırılmak mıdır? Hürriyetin kısıtlanması uygulamada her erkek Türk vatandaşının zorunlu askerliğe alınması uygulaması ile karşımıza çıkabilir, seferberlik ilan edilebilir, vatandaşlara ödevler verilebilir. 15 sene mecburi hizmet de mevcut kalır ancak istifa hakkı tanınması ve tazminat ödeyerek ayrılabilmek yolları açık olmalıdır. Zira Savaş şartlarında seferberlik hallerinde zaten silahaltına yani askere alınmalara denebilecek birşey yoktur. Barış şartlarında istifa hakkı tanınmaması neticesi kişi sevmediği halde meslek olarak askerlik yaparak orduya fayda sağlamaz.

Türkiye bir hukuk devletidir. Bu konuda bir şüphe yoktur. Ülkenin bütün işleyişi kanunlarla belirlenmiştir. En temel kanunumuz da anayasadır ve bütün diğer kanunların anayasaya uygun olarak yapılması gerekir. Zaten anayasanın 11. maddesinde bu husus şu şekilde açıklanmaktadır;
“ANAYASA
MADDE 11- Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.”

Tüm meslek gruplarında istifa hakkı var iken ve polis dahil hemen hiçbir meslek grubunda kurumda zafiyete düşülmezken, ülkede bu kadar işsiz genç ve eğitimli nüfus stoğu mevcut iken 15 yıl mecburi hizmet kaldırılırsa sayıca fazla personelin TSK dan ayrılacağı ve zafiyete düşüleceği ifadesi yersizdir. Burada verilecek örnek, TSK’nın yıllardır yöneldiği sözleşmeli subay ve astsubay alımlarıdır. TSK’nın 8 yıl okutarak kıtaya çıkardığı subayıyla 6 ayda aynı hakka kavuşan sözleşmeli subaylar, “Demek ki 8 yıl okutmadan da aynı kalite yakalanabiliyor” düşüncesini destekleyen bir örnek teşkil etmektedir. Sözleşmeli er alımları da ihtiyacın profesyonel ordu yönünde olduğunun ispatıdır. İstenildiği takdirde TSK tarafından lisans mezunu adaylar alınıp yeterli sürelerde eğitime tabi tutularak subay/astsubay yapılmaktadırlar. Kaldı ki düzenini ailesini kuran belli bir sosyal statüye kavuşan insanlar mesleğini neden topluca terk etsin? Böyle bir durumdan endişe ediliyor ise bu kez yönetimin, yöneticilik becerilerinin sorgulanması gündeme gelecektir. Bu da son günlerde Silahlı Kuvvetlerde ihtiyaç duyulan kalifiye yönetim kadrosunun varlığını güvence altına alacak kendi kendisini devamlı sorgulayan bir sistem anlayışının kazanılmasına yardımcı olacaktır.

Personelin zorla tutulması sistemi geliştirmez, tam tersi bankamatikten maaşını alan ve görevin asgari şartlarını yerine getiren bir personel profili oluşturabilir. TSK da mevcut yapının ne şekilde olduğu, bahse konu kanunda iyileştirme yapmak üzere bir komisyon ile incelenebilir.

TSK da görevli doktor ve pilot personelin istifasının zafiyet doğuracağı iddiasına karşın subay/astsubaylar ve ailelerinin 2010 senesinden itibaren sivil hastanelerden faydalanabildikleri gerçeği ortadadır. Kıtalar, er/erbaşlar için elzem doktor sınıfı personelin gelirleri sivil kamu doktorlar ile dengelendiği takdirde zaten kendilerine yapılan yüksek meblağlarda öğrenim masraflarını ödeyerek istifa etmeyecekleri ve askeri doktorluk mesleğinin cazip olacağı ortadadır. Keza pilot personelin de yüzbinlerce hatta milyonlarca tl. eğitim masraflarını karşılayarak istifa etmesi olası değildir.

Türkiye’nin geçirmekte olduğu demokratikleşme sürecinde temel hak ve hürriyetlerin genişletilmesi toplumda memnuniyetle karşılanmaktadır. İnsanımızın çoktan hak ettiği bu özgürlükler ülkenin gelişmesinin en önemli unsurudur.

Bu konuda gerekli hukuki düzenlemenin yapılması için yardımcı olmanızı arz ediyorum efendim. Bizim gibi insanlar memlekete faydalı olabilecekleri bir alanda çalışabilecekken hayatlarının uzun bir dönemi kanun kaçağı olarak yaşamak zorunda kalıyorlar. Yeri gelince pişman olduğunu ifade eden teröristlere bile devlet eliyle yön gösterilirken bize bu muamelenin yapılması içler acısı bir durumdur. Kanayan bir yaradır.

BU UYGULAMAYI DESTEĞİNİZ İLE EN KISA SÜREDE DEĞİŞİKLİKLER KAPSAMINA ALMANIZI BEN VE ARKADAŞLARIM YÜREKTEN BEKLİYORUZ. NACİZANE BİR KANUN DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ HAZIRLAYARAK SÜRECE KATKIMIZI SUNUYOR, ALAKANIZ İÇİN SAMİMİYETLE TEŞEKKÜR EDİYORUZ.
SAYGILARIMLA.09.12.2011
…. ….
Eski subay





926 SAYILI TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunun 112 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Muvazzaf subay ve astsubaylar subay ve astsubay nasbedildikleri tarihten itibaren 15 yıl mecburi hizmetle yükümlüdürler.”
“15 yıllık mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan ayrılmak isteyen muvazzaf ve halen firarda bulunan subay ve astsubaylar, TSK ‘den ilişiği kesilmiş subay ve astsubaylar firar etmiş olmaları nedeniyle hapis cezası ile cezalandırılmadan her yıl kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından belirlenen; askerî öğrenci, subay ve astsubay nasbedildikten sonra kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarını, yükümlülük sürelerinin eksik kalan kısmı ile orantılı olarak kanunî faizi ile birlikte tazminat olarak ödemek koşuluyla istifa etme hakkını kullanabilirler. Öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının hangi unsurlardan oluşacağı ve tahsiline ilişkin usul ve esaslar; Millî Savunma, İçişleri ve Maliye Bakanlıkları tarafından müştereken yürürlüğe konulacak yönetmelikte belirlenir. Mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan istifa eden subay ve astsubaylardan toplam hizmet süreleri askerlik yükümlülük sürelerini karşılayanlar askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılırlar. Eksik hizmeti olanların bu süreleri, 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu veya 1111 sayılı Askerlik Kanunu hükümlerine göre tamamlatılır. Mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan istifa eden subay ve astsubaylar Türk Silahlı Kuvvetlerinde tekrar muvazzaf subay, sözleşmeli subay, muvazzaf astsubay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ya da sözleşmeli erbaş/er olarak istihdam edilmezler.”
MADDE 2- Bu Kanun yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.
MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

MADDE GEREKÇELERİ
MADDE 1- Madde ile mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan ayrılmak isteyen muvazzaf ve firari durumda bulunan subay ve astsubaylara, firar etmiş olmaları nedeniyle TSK ‘den ilişiği kesilmiş subay ve astsubaylar hapis cezası ile cezalandırılmadan tazminatlarını ödemek koşuluyla istifa etme hakkının tanınması öngörülmektedir.
MADDE 2- Yürürlük maddesidir.
MADDE 3- Yürütme maddesidir.

GENEL GEREKÇE
926 sayılı TSK Personel Kanunun 112'inci maddesi uyarınca muvazzaf subay ve astsubaylar 15 yıl fiilen hizmet etmedikçe istifa edememektedirler. Kanun koyucu 15 yılını doldurmayanlardan istifa etmek isteyenler için bir düzenlemeye gitmediği için bu süreyi doldurmadan ayrılmak isteyen personel çeşitli disiplinsizlikler yaparak kendilerinin ordudan ilişiğinin kesilmesini sağlamaktadırlar. Bu durum hem TSK’nın disiplin durumunu zedelemekte hem de mecburi hizmet süresini tamamlamadan ayrılmak isteyen muvazzaf subay ve astsubayları suça teşvik etmektedir. Düzenleme ile mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan istifa etmek isteyen muvazzaf subay ve astsubayların herhangi bir disiplinsizlik yapıp kendilerini ordudan attırmalarına gerek kalmadan ayrılmalarına, firari durumda subay ve astsubayların ve firar etmiş olmaları nedeniyle TSK ‘den ilişiği kesilmiş subay ve astsubayların hapis cezası ile cezalandırılmadan tazminatlarını ödemek koşuluyla istifa edebilmelerine olanak sağlanması amaçlanmaktadır.

ayrılan subay
10-12-2011, 00:15:15
Bu yazıyı bazı arkadaşların katkısını alarak hazırladık ve milletvekillerine, bakanlara, e-posta ve Ptt post ile gönderdim. Mağdur subay/astsubay arkadaşlarımız ve bize destek vermek isteyen subay/astsubay ve diğer sivil arkadaşlarımız bu yazıdan istifade ederek yazıp gönderirler ise kamuoyu oluşacak, yeterince kamuoyu oluştuğu takdirde TBMM kanunu düzenleyecektir, bu esnada anayasa mahkemesi de bu kanunu iptal edebilir.saygılarımla..

macabre
18-01-2012, 11:17:44
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/19711427.asp

Avukati olan arkadaslar ozellikle sorabilirlerse iyi olur cok onemli bir konu. Bu Adli Kontrol Tedbirleri askeri suclari da kapsiyorsa eger haftaya ya da ondan sonraki hafta bu is cozulur. Lutfen bilgilendirelim!!

Adli kontrol tedbiri için üst sınır 3 yıldan 5 yıla çıkarılacak.Tutuklama kararı verilmesi zorlaşacak. Kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedeninin varlığı açıkça yazılacak.

smyrna1973
25-01-2012, 19:18:49
Merhaba arkadaşlar, bizler Facebook ta "15 yıl mecburi hizmet yüzünden firar etmek zorunda kalan subay/astsubaylar" adında sayfada toplandık ve aktif olarak mücadele veriyoruz sizleride aramızda bekliyoruz.

desende_asi
05-02-2012, 18:48:47
Merhaba, etkinliklerimize, paylaşımlarmıza ve tüm faaliyetlerimize http://www.facebook.com/groups/firar.subay.astsubay/ bu gurup üzerinden devam ediyoruz. Tüm gönül dostlarımızı bekliyoruz. :ok

mustafaulker
26-04-2012, 13:09:38
evet arkadaşlar merhabalar herkese.Cezaevinden yeni çıktım herşey bitti sayılır.Denetimli serbestlikten yararlandım ve sanırım ilk ve son yararlananlar firar suçluları biz olduk.Sorularınızı cevaplamaya hazırım yardımcı olabildiğimce...

desende_asi
01-05-2012, 12:02:19
evet arkadaşlar merhabalar herkese.Cezaevinden yeni çıktım herşey bitti sayılır.Denetimli serbestlikten yararlandım ve sanırım ilk ve son yararlananlar firar suçluları biz olduk.Sorularınızı cevaplamaya hazırım yardımcı olabildiğimce...

Mustafam sen aramıza döndün, kurtuldun ya, boşver gerisini... Geçmiş, gitmiş olsun. Ama bireyi bu şekilde mağdur eden, adeta süründüren bir kurumdan hesap da sormalıyız. Benim cezam daha kesilmedi, kesilsin akabinde AİHM ve Anayasa Mahkemesine (Eylül) gideceğim.. Sonuna kadar gideceğim, hiç kimseden, hiçbir sistemden korkmuyorum... İnceldiği yerden kopacak bundan sonra, bu nedir yaa, sadece meslek değiştirmeyi istedik, sistemin kölesi olmak istemedik diye yapılan muameleye bak! Bazı darbeciler tarafından yapılan askeri ceza kanununun bireyleri haksız yere mağdur etmeye hakkı yok, bunu artık kamuoyuda biliyor. Bunların hesabını sorma vakti elbet bizede gelecek, geliyorda...

mustafaulker
01-05-2012, 17:40:29
Allah hepimizin yolunu aydınlık etsin inşallah.Çok teşekkürler.AİHM ne ben de gitmek istedim ama olmadı.Şimdi ben de başvursam olur mu onu gerekçelerini ve maliyetini araştııyorum.Hayırlısı herkes için.

desende_asi
01-05-2012, 19:51:37
Elbette başvurabiliyorsun. Hemde vakit kaybetmeden tavsiye ederim hemen... Teslim olup kararı verilmiş herkez (Yargıtaya itiraza gerek bile kalmadan) başvurabiliyor. Zaman aşımı filanda yok. 10 yıl önce firar eden, yargılananda başvurabiliyor yani... Amaç hükümetin Askeri personelini de HAGB dan yararlandırması ve kayıpların tazmin edilmesi bence. Şuan başvuru yapılmış, 20 civarı dosya için 9 Milyon Euro'dan bahsediliyor yanlış bilmiyorsam..

PM attım sana ;)

mustafaulker
07-05-2012, 20:54:20
Çok teşekkür ederim ya.Yarın bir vekaletle güzel bir avukat eliyle hallediyorum bu işi.SAğ olsun yardımcı olan avukatlarımız da var oldukça önümüz açık inşallah.