PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Kız çocuğuna yardım nafakası ne zaman biter






bburakk_34
16-06-2010, 14:28:01
ben 2 çocuğuma oldukça yüklü miktarda nafaka ödüyorum.emekliyim.çalışırken yüksek maaş alıyordum ancak şimdi emekliyim ve emeklimaaşımın 900 tl sinafakaya gidiyor.Benim öğrenmek istediğim kızım şuan üniversiteyi bitirmek üzere okul bitince yardım nafakası kesilirmi yada kesilmesi için ne yapmam lazım ben 200 ytl kalan emekl paramla geçinmeye çelışıyorum daha doğrusu geçinmeye çalışıyorum.Kardeşlerim bakıyor resmen çok acil sayın avukatlardan bu konuda yardım bekliyorum saygılar

Abdullah Yaman
16-06-2010, 14:35:40
ben 2 çocuğuma oldukça yüklü miktarda nafaka ödüyorum.emekliyim.çalışırken yüksek maaş alıyordum ancak şimdi emekliyim ve emeklimaaşımın 900 tl sinafakaya gidiyor.Benim öğrenmek istediğim kızım şuan üniversiteyi bitirmek üzere okul bitince yardım nafakası kesilirmi yada kesilmesi için ne yapmam lazım ben 200 ytl kalan emekl paramla geçinmeye çelışıyorum daha doğrusu geçinmeye çalışıyorum.Kardeşlerim bakıyor resmen çok acil sayın avukatlardan bu konuda yardım bekliyorum saygılar

Kızlarınız kendi rızaları ile nafaka almaktan vazgeçene kadar / işe girene kadar / yada evlenen kadar nafaka ödersiniz. Ya da nafakanın yeniden belirlenmesi istemi ile dava açabilirsiniz. Ekonomik durumunuzu yeniden belgelendirip hakimden günün ve sizin ekonomik koşullarınıza göre nafaka miktarını yeniden belirlemesini talep edersiniz.

bburakk_34
16-06-2010, 14:52:19
cevabınıza tşkl. ancak emekli olunca nafakanın düşürülmesi amacıyla dava açtım ancak bıu davam rededildi yargıtay da onadı.Sözde kanunlarımızda mali durum değişince yeniden değerlendirilmeli denir ama malesef öyle olmadı ben halen yüksek nafaka ödüyorum hatta mahkemeden malidurumların tesbiti için bilirkişi bile talep ettim olmadı inanın çok zor durumdayım

Abdullah Yaman
16-06-2010, 14:56:09
Mükerrer oldu özür dileyerek kaldırdım.

Abdullah Yaman
16-06-2010, 14:58:49
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/8924
K. 2004/10536
T. 7.10.2004
• YARDIM NAFAKASI ( Davacıların Davanın Açıldığı Tarih İtibariyle İşsiz Oldukları ve Hiçbir Gelirlerinin Bulunmadığı Sabit Olmasına Göre Günün Ekonomik Koşulları Dikkate Alındığında Davacıların İş Bulma İmkanı Oldukça Düşük Olduğu - Kabulü Gereği )
• TEDBİR NAFAKASI ( Davacıların Davanın Açıldığı Tarih İtibariyle İşsiz Oldukları ve Hiçbir Gelirlerinin Bulunmadığı Sabit Olmasına Göre Günün Ekonomik Koşulları Dikkate Alındığında Davacıların İş Bulma İmkanı Oldukça Düşük Olduğu - Kabulü Gereği )
4721/m.364,365
ÖZET : Somut olayda; davacılar Nilgün ile Nilay reşit ve sağlıklı olmaları nedeniyle çalışabilecek konumda olsalar da; davanın açıldığı tarih itibariyle işsiz oldukları ve hiçbir gelirlerinin bulunmadığı sabittir. Günün ekonomik koşulları dikkate alındığında ise davacıların iş bulma imkanı oldukça düşüktür. Annelerinin yanında kalmaları ise onları sadece barınma ihtiyacından kurtarır. Davalı babanın emekli olup 583.000.000 TL. maaş aldığı ve ayrıca garsonluk yaparak aylık 300.000.000 TL. daha gelir elde ettiği tespit edilmiş olmasına göre; davalının, hiçbir malvarlığı ve geliri bulunmayan kız çocuklarına az da olsa bir miktar yardımda bulunması kanunun lafzına ve ruhuna, ayrıca "hakkaniyet" ilkesine daha uygundur.

DAVA : Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacılar vekili dilekçesi ile; davalının müvekkili ve üç çocuğunu iki yıldan fazla süredir terk ederek ayrı yaşamaya başladığını, içki içmeyi seven ve gelirini arkadaşları ile harcayan davalının eşi ve çocuklarına yardımda bulunmadığını, davacıların zaruret içerisine düştüğünü iddia ederek; davacı eş için 200.000.000 TL., küçük Gizem Nur için 100.000.000 TL. tedbir nafakası ile ev kızı olup hiçbir işte çalışmayan davacı Nilgün için 150.000.000 TL., üniversiteye devam eden davacı Nilay için de 200.000.000 TL. yardım nafakasının hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, istem kısmen kabul edilerek ayrı yaşamakta hakkı bulunan davacı eş ve onunla birlikte kalan küçük Gizem Nur yararına tedbir nafakasına hükmedilmiş, 18 yaşından büyük olan diğer davacılar yönünden ise hiçbir yerde üniversite öğrenimi görmedikleri gerekçesi ile istemlerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ancak; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 364. maddesine göre; "Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür."

Aynı Kanunun 365/2. maddesinde de; "Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir." düzenlemesi yer almıştır.

Hukuk Genel Kurulunun 7.10.1998 gün ve 1998/656-688 sayılı ilamında da "...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ( eğitim ) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların..." yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Somut olayda; davacılar Nilgün ile Nilay reşit ve sağlıklı olmaları nedeniyle çalışabilecek konumda olsalar da; davanın açıldığı tarih itibariyle işsiz oldukları ve hiçbir gelirlerinin bulunmadığı sabittir. Günün ekonomik koşulları dikkate alındığında ise davacıların iş bulma imkanı oldukça düşüktür. Annelerinin yanında kalmaları ise onları sadece barınma ihtiyacından kurtarır. Davalı babanın emekli olup 583.000.000 TL. maaş aldığı ve ayrıca garsonluk yaparak aylık 300.000.000 TL. daha gelir elde ettiği tespit edilmiş olmasına göre; davalının, hiçbir malvarlığı ve geliri bulunmayan kız çocuklarına az da olsa bir miktar yardımda bulunması kanunun lafzına ve ruhuna, ayrıca "hakkaniyet" ilkesine daha uygundur.

Mahkemece, yanılgılı değerlendirme sonucunda istemin reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
************************************************** *********

Abdullah Yaman
16-06-2010, 14:59:51
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/7849
K. 2005/8137
T. 18.7.2005
• NAFAKA TALEBİ ( Reşit Olmasına Rağmen Üniversite Hazırlık Kursuna Giden Kız Çocuğun Babasından Nafaka Talep Hakkının Bulunduğu - Eğitim İhtiyacını Karşılayamayan Kişinin Yoksul Olduğunun Kabulü Gereği )
• EĞİTİM İHTİYAÇLARINI KARŞILAYAMAYAN REŞİT KIZ ÇOCUĞUNUN YOKSUL SAYILMASI GEREĞİ ( Babasından Yardım Nafakası Talebinde Haklı Olduğu - Davacının Lise Mezunu Olup Üniversite Hazırlık Kursuna Devam Etmesi )
• YARDIM NAFAKASI TALEBİ ( Lise Mezunu Olup Üniversite Hazırlık Kursuna Devam Eden ve Eğitim Giderlerini Karşılayamayan Reşit Kız Çocuğunun Yoksul Sayılacağı - Davalı Babanın Nafaka Ödemeye Mahkum Edilmesi Gereği )
• REŞİT KIZ ÇOCUĞUNUN EĞİTİM GİDERLERİNİ KARŞILAYAMAYACAK DURUMDA OLMASI ( Babasının Yardım Nafakası Ödeme Yükümlülüğü )
4721/m.328,364,365
2709/m.27,42
ÖZET : Davacı dilekçesinde; davalı babasının aylık 75.000.000 lira iştirak nafakası öderken, yaşının 18'i geçmesi sebebi ile nafakayı ödemediğini, kendisinin lise mezunu olup üniversiteye hazırlık kursuna katıldığını, üniversitede okumak istediğini ileri sürerek; aylık 250.000.000 lira yardım nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Somut olayda; her ne kadar, davacı reşit ve sağlıklı olması nedeniyle çalışabilir konumda ise de; yaşı itibariyle henüz öğrenim çağında olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıdaki kanun hükmünde de belirtildiği gibi eğitimi devam eden çocuğa, ana ve baba eğitimi sona erinceye kadar bakmakla yükümlüdür. Anayasa'nın 27 ve 42 maddesi uyarınca herkes, bilim ve sanatı öğrenmek, fikri ve bedeni kabiliyetlerini geliştirmek hakkına sahiptir. Günümüzdeki ağır ekonomik koşullar karşısında eğitimle çalışmayı bir arada sürdürmenin mümkün olmayacağı bir kural ve karine olarak kabul edilmelidir. Davacının, üniversitede okuma arzusu ve bu amaçla hazırlık kurslarına gitmek istemesi onun en tabii hakkıdır. Davanın açıldığı sırada bir petrol istasyonunda cüzi bir miktar maaşla çalışması geçimini temine yönelik ( zorunluluktan doğan ) bir çalışmadır. O halde, hiçbir malvarlığı ve geliri bulunmayan henüz reşit olmuş ve okuma isteğinde olan kız çocuğunun yardıma muhtaç bulunduğunun kabulü zorunludur.

DAVA : Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı dilekçesinde; davalı babasının aylık 75.000.000 lira iştirak nafakası öderken, yaşının 18'i geçmesi sebebi ile nafakayı ödemediğini, kendisinin lise mezunu olup üniversiteye hazırlık kursuna katıldığını, üniversitede okumak istediğini ileri sürerek; aylık 250.000.000 lira yardım nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı duruşmaya katılmamış, cevap da vermemiştir.

Mahkemece, "davacının, dava öncesinden başlayarak kısmen yargılama dönemine kadar aylık 250 YTL ücretle O. Petrolde devamlı olarak 4 ay düzenli çalıştığı, düzenli gelir elde ettiği, bu işyerinden kendi isteğiyle ayrıldığı, üniversiteye hazırlık kursuna devam etmediği, annesiyle birlikte oturduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 328/2. maddesine göre: "Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sone erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler." Aynı kanunun 364. maddesine göre; "Herkes, yardım etmediği taktirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür." 365. maddesinin 2. fıkrasında ise;"

Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir" düzenlemeleri yer almıştır.

Hukuk Genel Kurulunun 7.6.1998 gün, 1998/656;688 sayılı ilamında da; "... yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ( eğitim ) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların" yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Somut olayda; her ne kadar, davacı reşit ve sağlıklı olması nedeniyle çalışabilir konumda ise de; yaşı itibariyle henüz öğrenim çağında olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıdaki kanun hükmünde de belirtildiği gibi eğitimi devam eden çocuğa, ana ve baba eğitimi sona erinceye kadar bakmakla yükümlüdür. Anayasa'nın 27 ve 42 maddesi uyarınca herkes, bilim ve sanatı öğrenmek, fikri ve bedeni kabiliyetlerini geliştirmek hakkına sahiptir. Günümüzdeki ağır ekonomik koşullar karşısında eğitimle çalışmayı bir arada sürdürmenin mümkün olmayacağı bir kural ve karine olarak kabul edilmelidir. Davacının, üniversitede okuma arzusu ve bu amaçla hazırlık kurslarına gitmek istemesi onun en tabii hakkıdır. Davanın açıldığı sırada bir petrol istasyonunda cüzi bir miktar maaşla çalışması geçimini temine yönelik ( zorunluluktan doğan ) bir çalışmadır. O halde, hiçbir malvarlığı ve geliri bulunmayan henüz reşit olmuş ve okuma isteğinde olan kız çocuğunun yardıma muhtaç bulunduğunun kabulü zorunludur. Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Mahkemece yapılacak iş; davacının geçimi için gerekli davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır.

SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.7.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

bburakk_34
16-06-2010, 15:09:55
sn editör gerçekten ilginize tşkl ler ancak hiçbir işte çalışmıyorum artı sağlık sorunlarım var hiç bir mal varlığım da yok kötü alışkanlığım da ben sosyal hizmet uzmanı bilirkişi bile talep ettim ama nafaka düşürülme talebim reddedildi.Ben asıl okul bitince nafaka devam edebilir mi yada ne yapmam lazım üniversiteden mezun olduktan sonra onun çalışması için neden teşvik edilmiyor.Ne güzel herkes bir geçim yolu bulmuş yasalarımız da buna müsade ediyor.ben yıllardır onun bunun eline bakmaktan bıktım sırf nafaka ödemek için böyle hayat mı olur hukuki açıdan tekrar dava açmam gerekiyormu yazarsanız sevinirim.Örnek verdiğiniz yargıtay kararları okuyan çocuk için okulu bitiren için byle kararlar var mı şimiden tşkl

yıldızayşe
11-08-2010, 16:34:13
Kızınızı dünyaya getirirken ölene kadar sizin çocuğunuz olduğunu biliyordunuz. Nafaka davası açıldığına göre kendini düşünen bencil bir babasınız yoksa çocuğunuz sizden böyle bir talepte bulunmazdı. Çalışabilirsiniz siz çalışmıyorsunuz diye kızınız okumasın mı iş bulana kadar ve size ihtiyacı olduğu sürece seve seve vericeksiniz o nafakayı. İnsan kendi yemez çocukları yesin ister. Sonra siz hastalandığınızda nafaka vermek istemediğiniz kızınızı ararsınız ben babayım dersiniz. Babalık böyle mi olur bir düşünün...

yıldızayşe
11-08-2010, 16:43:38
Madem zamanında yüksek maaş alıyordunuz kızınızın geleceğini düşünseydiniz de bir mal varlığı edinseydiniz. Sizin gibi sadece bugününü düşünenler keşke çocuk yapmasalar. Çok duyduk sağlığım elvermiyor laflarını sizde ona göre bir iş bakarsınız. Kızınıza verdiğiniz iki kuruş onun okul masraflarına yeter mi sanıyorsunuz? Okulu bitince kendiliğinden çalışır zaten sizin gibi bir babaya muhtaç olmasın diye. Asıl siz bir geçim yolu bulmuşsunuz başkasıdan medet umarak. Çalışın efendim kendinize göre bir iş bulun çalışın. Sağlığı yetersiz olupta ona göre iş bulan binlerce kişi var. Sizin ihtiyaçlarınızla kızınızın ki bir mi? Hayata gencecik bir kız bırakıyorsunuz belli ki maddi olarak ve manevi olarak onu desteklemek hiç istemiyorsunuz. Umuyorum sizi de kimse desteklemez ve yaşlanınca kızınıza ihtiyaç duyarsınız..

Luckyluke6903
12-08-2010, 17:02:03
Malvarlığınız ve imkanınız yoksa hiç ödemeyin, başkaları size bakmakla yükümlü değil!
En fazla icra yoluyla maaşınızın 3 te birini keserler, yani 350Tl alabilirler.
O sayın ... hakimlerin niye kafası çalışmazki , tabi maaşınız az da olsa evinize haciz yapılabilir.
Allah eğri iile doğruyu ayıramayan , adaleti sağlamak yerine sadece yazılı kanunları uygulayan hakimlere akıl fikir versin.

Av.İlknur Sezgin Temel
12-08-2010, 17:10:50
Ödemekte olduğunuz 900.- TL.'lık nafakanın ne kadarı Üniversitede okuyan kızınıza gidiyor?

yıldızayşe
13-08-2010, 08:26:33
Birtek sizin kafanız çalışıyor kimse düşünememiş bunu. Sağolun siz de olmasanız yüce divan napardı :) Komiksiniz yani. Çalışmaya manisi olucak kadar sağlık sorunu yok demekki ki maaşına el koymuşlar. Kızı napsın. Zamanında maaşım yüksekti dio 1100 tl emekli maaşı aldığına göre bu doğru. Ozaman birikim yapıp geleceğini düşünseydi şimdi kimseye muhtaç kalmazdı. 2çocuk dünyaya getirirken düşünseydi. H:akimlerimize laf söylemek size düşmez onlar sizden çok daha akıllı.

yıldızayşe
13-08-2010, 08:27:22
ayrıca maaşın tamamıda nafakaya kesilebilir bilip bilmeden yorumunuzu yazmayın.

Luckyluke6903
13-08-2010, 13:44:00
Her kadın gibi erkeklerin ve insanların maddi ve manevi durumları hakkında fikir yürütmüşsünüz! Size Ne !
Bir insanın geleceğine ve yaşama hakkına çocukları dahil kimse ipotek koyamaz, universiteye giden bir kişi reşittir,
gayette çalışıp kendini gecindirebilir! Eşitlik nerde kaldı? Ohh yan gel yat 20 yaşında, 50-60 yaşındaki adam köpek gibi çalışsın!
1100 lira maaş alan birisinin maaşının 900tl sini nafaka parası olarak hiç bir güç kesemez, icraya gider ancak 3 te birini kesebilirler.
Hakimlerin zekasını benimki ile kıyaslamak üzerinize vazife değil. İnsan haklarına ve eşitliğe aykırı karar alan hakimde ya art niyet ararım yada zekasından şüphe duyarım..
Hakimlerin görevi kuru kuruya hukuku uygulamak değil , kanunkar ışığında adaleti sağlamaktır. aksi takdirde hakime gerek olmaz polis ve askerde hukuku gayet guzel uygulayabirdi...

Abdullah Yaman
14-08-2010, 09:03:37
Alıntı:




T.C. YARGITAY
12.Hukuk Dairesi

Esas: 2009/3269
Karar: 2009/13519
Karar Tarihi: 16.06.2009

Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Borçlu M.. R.. I..'ın Alman Rant Sigortasından emekli maaşı aldığı hususu tartışmasızdır.

Her ne kadar Dairemizin, yurtdışından alınan emekli maaşının tamamının haczini engelleyen özel bir yasa hükmü bulunmadığından bahisle, yurtdışı emekli maaşlarının tamamının haczedilebileceğine dair içtihatları bulunmakta ise de, Yargıtay HGK. nun, önüne gelen benzer bir konuda verdiği 2009/12-166 Esas sayılı 10.06.2009 tarihli kararından sonra bu görüş değiştirilerek yurtdışından bağlanan emekli maaşları, İİK. nun 83. maddesi kapsamında değerlendirilmeye başlanılmıştır. <Kısmen haczi caiz olan şeyler> başlığını taşıyan söz konusu maddede <…. tekaüt maaşları……borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra müdürünce lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez> düzenlemesine yer verilmiştir. Bu bağlamda; Yargıtay HGK. nun 10.06.2009 tarihli kararı Dairemizce de benimsenerek, anılan karar doğrultusunda içtihat değişikliğine gidilmiştir.

Somut olayda, ilama bağlanan (30.04.2001 tarihinden itibaren aylık 50.000.000 TL. tedbir nafakasına, kararının kesinleşmesi ile yoksulluk nafakası olarak devamına karar verilen) nafaka alacağının tahsilini teminen 2003/3324 sayılı takip dosyası ile yapılan ilamlı takip sonucu borçlunun almakta olduğu emekli maaşının 1/4'ne haciz konulduğu ve 03.05.2004 tarihinden itibaren de kesintilerin yapılmakta olduğu görülmektedir. Bilahare 2005/773 sayılı takip dosyasından da 19.02.2007 tarihinde, borçlunun emekli maaşının geriye kalan kısmı üzerine haciz konulduğu anlaşılmaktadır.

Borçlu icra mahkemesine başvurarak emekli maaşının tamamının haczedilerek kesildiğini, mağdur duruma düştüğünü, maaşı üzerinde birden fazla haciz olduğunu, hacizlerin sıraya konulması gerektiğini bildirmiş, dolayısıyla haczin kısmen yapılmasına karar verilmesini istemiştir.

Borçlunun maaş ve ücreti üzerinde daha önce konulmuş haciz bulunsa dahi, mahkemece hükmolunan ve işlemekte olan nafaka alacağı için, borçlunun maaş ve ücreti üzerinde birinci sırada haciz işlemi yapılması ve kalan maaş ve ücretin dörtte birinden az olmamak üzere tespit edilecek miktarının da daha önce haciz koyduran alacaklıya ödenmesi gerekmektedir.

Nafaka borcunun özelliği göz önünde tutularak ve nafaka ilamının da borçlu aleyhinde icrasının istenmiş olduğu değerlendirilerek, cari aylık nafakanın, borçlunun almakta olduğu emekli maaşından her ay tamamen kesildikten sonra, geri kalan kısmından ne kadarının borçlu ve ailesi efradının geçimleri için gerekli olduğu tespit edilmek suretiyle ve dörtte birinden aşağı olmamak kaydıyla, alacaklı A.. Ş..'in alacağından dolayı da haczi mümkün bulunmaktadır. Birikmiş nafaka alacağının ise, diğer adi alacaklar gibi, daha önce konulan haciz sona erdikten sonra sırası geldiğinde işlem göreceği tabiidir. Bu itibarla icra mahkemesince, borçlunun şikayetinin, yukarıda açıklanan kıstaslar dikkate alınarak değerlendirilmesi ve sonuca gidilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir.

Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 16.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.

Luckyluke6903
14-08-2010, 14:35:15
Yargıtay içtihatını anlayabildiniz mi Ayşe hanım?

Av.İlknur Sezgin Temel
14-08-2010, 14:59:29
Bir insanın geleceğine ve yaşama hakkına çocukları dahil kimse ipotek koyamaz, universiteye giden bir kişi reşittir,
gayette çalışıp kendini gecindirebilir!
Bu cümlenin altına imzamı atarım. :)

Luckyluke6903
14-08-2010, 16:17:25
Görüşümü paylaşıyor olmanız beni onore etti İlknur hanım.
Ancak Hakimlerimizin artık gözlerini açıp daha adaletli kararlar verip,
yalancı ile mağdur arasındaki ayırımı yapabilecek duruma gelmelerini umud ediyorum.
Mesela;
İstanbul ... ilçesindeki aile mahkemelerinden kıdemlisi gayet doğru ve adil kararlar alıyorken diğeri surekli kadınları kolluyor,
adalet gözetmeden hukuksal kararlar alıyor ve sürekli soruşturma yiyiyor.

bburakk_34
18-08-2010, 11:48:49
Bir süredirsiteye girememiştim.Malum internet dahi evde olmayınca internet cafeden giriyoruz veya akrabaların evinden nedenini bahsetmeye lüzum bile yok ama ayşe hanımın bilip bilmeden suçlamalarını kanunu lehine olan kadınlar için hak görüyorum çalış diyor 55 yaşında bir insan nereden iş bulacak günümüz de artık gençler bile çok güç iş bulurken artı kendisi inanmasa da sağlık sorunlarım var baypas yani kalp ameliyatı geçirmiş bir insanım ben hasta iken 2 kızımda beni aramış mı onlar para derdine düşmüş birinin okulu bitmiş hemde üniversite kpss bile girmemiş şimdi hata bendemi yapmasaydın diyor doğurtmasaydın diyor bu günlere gelineceğini kim kestirir hangimizin bşanmayan insanların çocuklarına ömür boyu baktığı görülmüş okul bitince çalış diyorlar okumazsan çalış diyorlar ekmeğini kazan diyorlar artı ben bakmadığımı söylemedim okudukları sürece ben yinebakarım bu konuda birşey yazmadım ama benimde yaşama hakkım var aldığım maaşa göre adaletli bir ödeme yapılsın dedim.artı okul bittiyse işine girsin nasıl olsa para geliyor olayına bakmasın istedim ama bunu ayşe hanım gibiler biz erkeklere çok görüyorlar hani ölsek paralar onlara kalsa çok daha fazla sevinecekler ayrılmak demek düşmandan daha kötü mü olmak demek sn luckluke açıklamaların için tşkl benden önce gayet güzel cevap yazmışsınız özellile ((((Bir insanın geleceğine ve yaşama hakkına çocukları dahil kimse ipotek koyamaz, universiteye giden bir kişi reşittir,
gayette çalışıp kendini gecindirebilir!))) bu yazınız için çok tşk ederim sayın avukatın da desteklemesi memnuniyet verici birde bu yönden düşünün ayşe hanım inşallah girersiniz de okursunuz ve yanlış düşündüğünüzü insanları bilmeden suçladığınızı anlarsını

bburakk_34
18-08-2010, 12:12:53
sn ilknur hanım cevabınızı yeni gördüm şu an üniversitede okuyan kızım 500 tl nafaka lıyor diğer kızımda 400 tl bana kalanda 200 tl ancak oluyor oda ilaç ve muayene paraları kesilmediğinde bazen 130tl ye kadar düşüyor.Şu anda üniversiteyi bitiren kızımın özel bir şirkete girdiğini hemde yüksek lisans düşündüğünü duyuyorum.KPPS ye bile girmemiş yüksek lisans yaparsa ben hala nafakayı ödemeye devam mı edeceğim yanıtlarsanız sevinirim şimdiden cevaplarınız için tşkl

Abdullah Yaman
19-08-2010, 00:21:35
....yüksek lisans yaparsa ben hala nafakayı ödemeye devam mı edeceğim ...



Evet edeceksiniz...

yıldızayşe
23-08-2010, 12:43:55
bende 50 yaşındayım baypas gecirdim ve kendi meslegımın dısında temızlık işi yapıyorum cunku esım meslegımden alıkoydu cocuklarıma bakmam için sonra kendını gece hayatına adadıgı ıcın ben bakmak zorunda kaldım cocuklarıma. Sağlık sorunlarımlada olsa olene kadar cocuklarımın arkasındayım ustelık kendı meslegıml alakası olmayan bır ıs yapıorum buyrun gelın bızım sırkette iş var calışana. Evet unıversıtesı bıttıkten sonra nafaka vermemenıze karsı degılım ama o çocuklar dış kapının mandalı degıller. Sizin sağlık sorunlarınız varken yanınızda olmamalarının mutlaka bır nedenı vardır. Hiçbir cocuk durup dururken boyle davranmaz. Neden sizce sizle ilgilenmediler? Ayrıca universite okuyupda calışmak okadar kolay değil lukyluke. Birşeyden haberiniz olmadığı nekadar belli. benım kzım muhendıslık okuyor. ve sabah 9 da da dersi oluyor aksam 9 da da. ders saatlerinin arası çok açık lise gıbı arka arkaya degıl...Part time çalışması imkansız. buna ragmen haftasonu calışsa aralarda calışsa (ki kimse boyle birini işe almaz ) maksimim 150 tl alabılır. oda hıcbır masrafına yetmez ve derslerınden geri kaldığıyla kalır. Yargıtay içtihatını anlayabildim ama siz gerçek hayatta çocuk okutmak nekadar zor onu anlayabilicek misiniz acaba?

kaosteorisi
23-08-2010, 12:58:33
Eğer 328.mdye dayanarak üniversitede öğrenim gören çocuğunuz yardım nafakası talep etmişse öğrenimin bitmesiyle yardım nafakası sona ermesi gerekir.Çünkü ergin çocuğunuzun alacağı yardım nafakası öğrenim boyyunca geçerli olur.Çünkü nafaka hukukunun temel ilkesi ergin çocuğa nafaka verilmeyeceğidir.Bence çocuğunuzun öğrenimi bittiğinde yardım nafakasının sona erdirilmesi ne ilişkin Asliye Hukuk Mahkemeinde dava açın.Çünkü aksini iddia ettiğimizde öğrenimi biten bir çocuğa yardım nafakası verilmesi hakkaniyete (MK.MD.3) aykırı sonuçlar doğurabilir.Çünkü öğrenimi biten çocuk artık çalışacak maddi manevi koşullara kavuşmuştur.Eğer kızınızın öğrenimi bittikten sonra artık ekonomik ihtiyacı olmadığını herhangi bir işe girdiğini vb ispatlayabilirseniz davacı taraf yargısal süreçte 364.md yi de ileri süremeyecektir.

bburakk_34
26-08-2010, 16:46:30
Sn Kaosterisi açıklamanız için çok tşk ederim kararı inceledimde 364 e göre karar verilmiş ancak ssk kurumlarından inceleyebildiğim kadar kızım lisans eğitimini tamamlamış ve çalışıyor gözüküyor.Anladığım kadar aynı zamanda yüksek lisansa da devam ediyor bu durumda çalıştığı halde sırf yüksek lisans yapıyor diye benden bile fazla maaş alırken hala nafaka ödemeye devammı edeceğim.Çalıştığı halde hala M.K.364 kuralı nasıl geçerli olur.Bunu anlayabilmiş değilim açıklarsanız sevinirim

kaosteorisi
26-08-2010, 21:55:25
Öncelikle 364.mdye dayanarak altsoya yönelik verdiğiniz yardım nafakasının verilmesine temel teşkil eden sebep bu kimsenin yoksulluk durumunda olmasıdır.Eğer bu kimse hem yükseköğrenim yapıyor hemde çalışmasına rağmen ihtiyaçlarına yetişemediğni ve çalışmasına rağmen yoksulluk durumunun devam ettiğini ispatlarsa bu durumda çalışmasına rağmen nafaka devam eder.Ancak siz subjektif gözlemlerinizle eğer nafaka alacaklısının yükseköğren,m sebebiyle sizden talep ettiği nafakanın artık çalıştığı için yoksulluk durumunun ortadan kalktığını ispatlarsanız(maaş bedelleri,yaklaşık eğitim giderleri) nafakanın mahkeme kararıyla kesilmesini sağlayabilirsiniz.Eğer gerçekten nafaka alacalısının yoksulluk durumunun ortadan kalktığını ve maaşının giderlerine yetecek durumda olduğunu ispatlarsanız açacağınız davayla nafaka ortadan kaldırılır.Unutmayın yargısal süreçte bu iddianızı ortaya koyaca resmi nitelikte belgelerden faydalanın.(SSK BELGESİ,elde edebilirseniz maaş belgesi...).

carsambalıfaruk
26-08-2010, 22:26:36
Kızınızı dünyaya getirirken ölene kadar sizin çocuğunuz olduğunu biliyordunuz. Nafaka davası açıldığına göre kendini düşünen bencil bir babasınız yoksa çocuğunuz sizden böyle bir talepte bulunmazdı. Çalışabilirsiniz siz çalışmıyorsunuz diye kızınız okumasın mı iş bulana kadar ve size ihtiyacı olduğu sürece seve seve vericeksiniz o nafakayı. İnsan kendi yemez çocukları yesin ister. Sonra siz hastalandığınızda nafaka vermek istemediğiniz kızınızı ararsınız ben babayım dersiniz. Babalık böyle mi olur bir düşünün...

Bu iletiyi daha önce okumuştum cevap vermemiştim.Şimdi yazayım,insanlar evlenir çocuk sahibi olurlar.Hiç kimse boşanmak için evlenmez.İletinin sonuna cevap olarak evlatlık böylemi olur diye bende sorayım.Sorunu olan zaten tahmini 55-60 yaşına gelmiş artık istırahatı hak etmiş bir emekli.Aldığı 800-900 tl her ne ise eşe ver çocuklara ver kendine kalan çerez parası.Normal bir insan eminim ki imkanı el verdiğince maddi imkanlarını esirgemez.İmam akrabam var.Boşanalı tahminim 15 sene olacak maaşının yarısını bu sürede eşi ve çocuklarına veriyor.Ayrıca tekrar evlendi ailesine bakıyor.Devletin buna sınırlama getirmesi lazım.İşin enteresan tarafı çocukları eşi tarafından düşman gibi yetiştiriliyor.Devlette sömürü düzenine çanak tutuyor.Bu kişiler kanunun bütün boşluklarından yararlanıyor.Dost hayatı yaşarlar sırf nafakayı yemek için.Hem düşman ol,hem para ye,erken emeklilik buna denir.Şahsıma ülkeyi terk eder o parayı bu durumda yine vermem.Kanun koyucuların daha adil olması gerekmez mi.? Ayrıca bu tepki herhalde nafaka alan tepkisi diye düşünüyorum.Gülesim geldi:DD,bizim akraba imam maaşın yarısını veriyor,yeniden evleniyor,2 çocuğu oluyor.Ekstra evinin üstüne 2 kat bitirdi.Düşünün eline kalan şuan 750 tl felan.Duyduğumuz muska yazıyormuş:DD,demekki işler yolunda:DD,nafakacılar böyle yaptırıyor demekki:DD.

bburakk_34
27-08-2010, 10:51:44
Sn kaosteorisi verdiğin cevap için tşk ederim.ancak daha önce de bahsettiğim gibi lisans eğitimini tamamlamış nice insan tanıyorum daha öncesinde benim arkadaşlarımda vardı çalışırken aynı zamanda yüksek lisansını da yaparlardı kimse çevresine ve başkasına güvenerek bunu yapmıyor sonra hayatını kazanması için lisans eğitimini tamamlamış kişi kariyer için bunu yapıyor babanın geçim durumu yok ama çocuk hem çalışıyor hemde yüksek öğrenim yapıyor neden kanunlarımız sormuyor M:K 364 e göre yoksulluğa düşecek kişiye bunu veriyor ama çalışıyor yada kazanmak için gerekli eğitimini tamamlamış çocuk hala nasıl oluyorda yoksul olarak değerlendiriliyor Resmen sen çalışma bu parayı babandan al deniyor biraz karışık oldu ama derdim şu hem çalışacak hem yoksulum diyecek o zaman ülkedeki bütün yoksullar çalışmayıp birbirine dava açsın yok böyle birşey ama bizim ülkemiz de var.Mahkemeye gitsem doğru dürüst araştırma yapılmıyorki ben nafakanın düşürülmesi yada değişen mali durumum nedeniyle bir sosyal hizmet uzmanı tarafından araştırılmasını bile talep ettim ama mahkeme kabul etmedi karşı tarafın dediği herşey oldu mahkeme paraları avukat paraları ödemekten bunaldım.Avukatlar kesin kazanırız diyor bakıyorsunuz aleyhimize olmuş.Resmi nitelikteki belge diyorsunuz ben daha önce o kadar resmi belge sundum ki örneğin maaşım 4 binden sadece bin tl ye düşünce bunu ilettim ne mahkeme ne de yargıtay göz önüne bile almadı.Ayrıca birde bu nafakayı kaldırma davasını nerede açmam gerekiyor benim yerleşim yerimde mi yoksa karşı tarafın yerleşim yerinde mi yanıtlarsanız sevinirim