PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Öğretmenin Öğrencilere Hakaret Etmesi



marita
13-12-2007, 01:26:13
Ben çocuğumun bugün bana anlatmış olduğu konu ile ilgili bilgi almak istiyorum.
Vereceğiniz bilgileri ayrıca okul aile birliğine ileteceğim.
Okulun bir branj öğretmeni (lise) tarafından öğrenciler sürekli küfür içeren hakaretlere mağruz kalıyorlar.Ayrıca müfredata uymadığı ,daha doğrusu sağlık sorunları nedeniyle sürekli sevk alma durumundan uyamadığı halde öğrencilerden konulara hakim olmalarını beklemekte.Birde kendini savunmak isteyenleri kendisine karşı gelmekle suçlayıp ,öğretmenlik statüsünü kötüye kullanarak,karnelerinde zayıf vererek sınıfta bırakmakla tehdit ediyormuş.

Böyle bir durumda öğrenciler veya veliler ne yapabilirler?
Biliyorsunuz böyle durumlarda yanlış adımlar atılırsa öğrenci/veli-öğretmen /kurum zorlukları yaşanır.
Zaman zaman insanlar haklarını aramaktansa susmayı yeğliyorlar bu sebepden.

Teşekkürler

Stj. Av. OSL
13-12-2007, 12:50:54
İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne şikayet dilekçesi vermelisiniz.Dilekçede ne kadar çok velinin imzası olursa o kadar iyi olur.Bu gibi şeylerde sayı, ciddiye alınmada daha etkili olabiliyor ne yazık ki!Başvurunuz o öğretmen hakkında soruşturma başlatılmasını sağlayabilir.Hakaret hususunda birşey yapmayı düşünüyorsanız ise adli yargıya başvurmalısınız.

marita
13-12-2007, 19:39:39
İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne şikayet dilekçesi vermelisiniz.Dilekçede ne kadar çok velinin imzası olursa o kadar iyi olur.Bu gibi şeylerde sayı, ciddiye alınmada daha etkili olabiliyor ne yazık ki!Başvurunuz o öğretmen hakkında soruşturma başlatılmasını sağlayabilir.Hakaret hususunda birşey yapmayı düşünüyorsanız ise adli yargıya başvurmalısınız.

Yanıtınız için teşekkürler.Diğer velilerimizede bildireceğim .
:)

karavelioglu
15-12-2007, 00:10:37
Yanıtınız için teşekkürler.Diğer velilerimizede bildireceğim .
:)

Sayın Marita,

Acaba sorunun öğretmende değil de aslında kendi çocuğunuz ve arkadaşlarında olabileceğini hiç düşündünüz mü? Muhtemelen bu durum hiç aklınıza gelmedi değil mi? Sadece çocuğunuzun anlattıklarıyla yetindiniz, kendi kendinize hüküm kurarak hemen öğretmeni suçladınız. Keşke mümkün olsa da burada bir de o öğretmenin ağzından dinlesek olayları.

Sayın Marita, olaylara at gözlüğüyle bakarsanız sadece burnunuzun gösterdiği 90 derecelik yönü görürsünüz. Şu at gözlüklerini çıkartın, çevrenize şöyle 360 derecelik bir açıyla bakın bakalım neler göreceksiniz? Bir silindire kuş bakışı bakan kişi bir daire gördüğünü, cepheden bakan ise dikdörtgen gördüğünü söyleyecektir. Aslında baktıkları silindirdir, bunu da ancak perspekiften bakarak görebilirsiniz. Hiç okula gidip de o öğretmenle konuşmayı denediniz mi? Eminim ki denemediniz.

Peki eğitim hakkında ne biliyorsunuz? Muhtemelen hiç bir şey. Peki okullarda özellikle de liselerde disiplin sorununun şehrin bazı bölgelerindeki bazı okullarda had safhada olduğunu biliyor musunuz? Yine haberiniz yok değil mi? Peki ben biraz size anlatayım da haberiniz olsun bu konulardan.

Okullarda disiplinsizlik had safhada. Öğrencinin öğretmene saygısı kalmamış, bir sınıfta birkaç sorunlu öğrenci oldu mu yetiyor zaten. Öğretmen o sınıfta ders işleyemiyor, görevini yapamamanın ezikliği içerisinde. Birçok öğretmen, özellikle bayan öğretmenler sakinleştiri, yatıştırıcı ilaç kullanmak zorunda kalıyor. Çünkü derste öğretmene yapmadığını bırakmıyorlar, öğretmen çaresiz, öğrenci davranışlarını değerlendirme ve disiplin kurulları görevlerini yapamıyor. Hatta bazı okullarda polis bile bazı öğrencilerle başa çıkamıyor. Öğrenciler ders esnasında cep telefonlarıyla çektikleri görüntüleri "öğretmen nasıl madara edilir" başlığıyla youtube'da yayınlıyorlar. Bu olumsuzluklara karşı çıkan öğretmenler bizzat, telefonla, maillerle tehdit ediliyor, dövülüyor, bıçaklanıyorlar. Araçları varsa çiziliyor, tahrip ediliyor.

Sayın Marita, siz hiç dersin ortasında ağlayarak sınıfı terkeden bayan öğretmen gördünüz mü? Eminim ki görmediniz. Peki Türkiye'de uyuşturucu kullanma yaşının 12 ye düştüğünü duydunuz mu ve bunun ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Onu da bilmediğinize eminim.

Çocuklar sorunlu! Özellikle de sizin gibi parçalanmış ailelerden gelen çocuklar daha da sorunlu. Size tavsiyem; bu öğretmeni Milli Eğitime şikayet etmeden önce kendi çocuğunuzu bir psikologa götürmenizdir. Saygılarımla,

marita
15-12-2007, 01:26:27
Sayın Karavelioğlu,

Siz herşeyden eminsiniz bakıyorum.Öğretmenmisiniz acaba?Peki bundan eminmisiniz?
Tüm yazdıklarınızı çok iyi biliyorum,bundanda emin olun.İsterseniz forumları size bırakalım,soru sormayalım,haklarımızı aramayalım,kendi kendinize soru sorun ve cevaplayın.Nasıl olur?

Özellikle de sizin gibi parçalanmış ailelerden gelen çocuklar daha da sorunlu. Size tavsiyem; bu öğretmeni Milli Eğitime şikayet etmeden önce kendi çocuğunuzu bir psikologa götürmenizdir.

Bu cümlenizi hakaret olarak alıyorum.
Sizin ailenizin bir gün parçalanmayacağından eminmisiniz peki????

Türkiyedeki okul-öğretmen-öğrenci-veli konularını sizden çok daha iyi bildiğimden zaten bu forumda soru soruyorum.
Veli olmanın dışında,okul aile birliğindeyim,bir çok öğretmen arkadaşım yine aynı okulda bulunuyorlar ve okul müdürü tanıdık ve akraba mevcuttur.
Yeterlimi?
Benim yazdıklarım ne tek taraflı dinleme sonucudur,ne önyargıdan oluşuyor,nede bulunduğum ailevi durumumuzdan ileri gelen hassasiyetden üretilmiştir.Ayrıca şikayet eder/etmeyiz size soracak degiliz.Henüz öyle bir durum yok.Hakkımı ararkende sizin gibilere soracak değilim.

Ben çocuklarının sözüyle hareket eden velilerden olmadım olmamda,bilginize.
Olsaydım çocuklarıma-sadece defterini unuttuğu için- atılmış olan tokatların hesabını sorardım.Sizi bilmem,ama benim çocuklarım öğretmenlerine herzaman saygılı olmak zorundadırlar,zamana uymak sözkonusu olamaz.
Bunun yanı sıra öğretmen olmak ,yüzlerce çocukla başetmek her ne kadar kolay olmasada,bu mesleği kendi özgür iradesiyle seçmiştir.Her mesleğin zorlukları var.Başkalarını suçlamak işin kolyına kaçmaktır.Diğer forumda "ÜSTÜN DÖKMEN" yazısını okuyun isterseniz.

Benim size tavsiyem burda özetlenerek yazılmış olan sorulardan hayali senaryolar üretmeden ve septisizme kapılmadan ,herhangi bir paranoyak cümle kurmamanız.Çocuğumdan önce sizin bir psikoloğa görünmenizde fayda var.Eminim.

Erdoğan Kırcalı
15-12-2007, 10:09:56
Kavga etmek yerine konuyu tartışsak,birbirimizi kırıcı cümlelerden kaçınsak,sizce de daha güzel olmaz mı arkadaşlar.Lütfen.

marita
15-12-2007, 12:01:26
Kavga etmek yerine konuyu tartışsak,birbirimizi kırıcı cümlelerden kaçınsak,sizce de daha güzel olmaz mı arkadaşlar.Lütfen.

Haklısınız sayın kırcalı,
forumlarda bu şekilde yazmak istemezdim.Ne yazıkki bazen "Hukuksever" olmak
adil olmayı beraberinde getirmiyor.Haklarını öğrenmek ve gerektiğinde uygulamak en doğal hakkımız olduğunu anlamaları gerekir insanlarımızın.
Bu konularda önyargılı davranan kişiler hukukun hak arama yolu olduğunu ve eğer bir haksızlık varsa ortada ,doğru yönde gerçekleri araştırarak karar verileceğini bilmiyor demektir.Birşey sorulduysa eğer hemen yargısız ınfaz yapılmış gibi yanıt verilmez.

Diğer aile forumunda hakkını aramak isteyen bir kişiye "kimbilir ne yaptında,kocan seni dövmüş,aldatmış,boşamış.birde karşı tarafı düşünmek lazım" demek ne kadar yersizse,bu yanıtımla bunu dile getirmek istedim.

Burdaki forum mahkeme ortamı değilki,hemen bazı kişiler savunma gardı alıyorlar.

Kusuruma bakmayın belirtmeliydim düşüncelerimi.

Saygılar

karavelioglu
15-12-2007, 18:45:25
Kavga etmek yerine konuyu tartışsak,birbirimizi kırıcı cümlelerden kaçınsak,sizce de daha güzel olmaz mı arkadaşlar.Lütfen.

Sayın Kırcalı,

Güzel yazmışsınız da şimdi burada hukuk, eğitim, psikoloji nosyonlarına sahip birisi olarak bu kişiyle ben neyi tartışacağım, neyin kavgasını yapacağım?

Karşımızdaki kişinin üslubuna, Türkçe'yi kullanma yeteneğine, yazım kurallarına ne derece uyduğuna bakarak zaten eğitim düzeyi hakkında kabaca bir fikir sahibi olabiliyoruz.

Bunun yanında kendisinin sorununu çözmek adına üşenmeyip daha önceki iletilerini hassasiyetle gözden geçirerek eşinden ayrıldığı bilgisine ulaşıp, parçalanmış ailelerden gelen çocukların daha sorunlu olduğu, çocuğunu bir psikoloğa götürmesi gerektiği bilgisini vermemizi de kendisine yapılmış bir "hakaret" olarak algılıyor! Teşekkür edeceği yerde..

İşte size daha önceki iletilerinden noktasına dokunulmamış bir alıntı;

Eşim yurtdışında başka bir bayanla gayrı resmi evlilik yaptı.şuan boşanma davası açmış bulunuyor.Daha önce manevi tazminat ve çocuklara aylık döviz bazında nafaka istediğim için dava açmaktan vazgeçmişti.3-4 aydır herhangi bir maddi yardımda bulunmuyor.Çocuklar talep etmesi üzere,sadece biraz manevi ilgi (bugüne kadar ben ve çocuklar önem taşımadı) gösterme çabasındaydı,ama yüzeysel ve israr etmeden ve gelirim olmamasına rağmen benden istemelerini söyledi.Birlikte olmak istemelerine rağmen,gelip çocuklarla ilgilenmedi.Görüşmelerini yasakladım,çocuklar etkilendiği için ilgisizliğinden.Uzatmanın faydası olmadığından talepte bulunmayacağımı bildirince tekrar dava açma kararı almış ve açtı.bu arada çocukların yanında hiçbir maddi yardımda bulunmayacağını ve üzerine herhangi bir şey kayıtlı olmayacağından,nafaka bile talep edemeyeceğimi söyledi.
18 yıldır evliyim,çalışmıyorum ve sosyal güvencem yok.

Ailenin çeşitli nedenlerle dağılması, boşanma, hastalık ve ölüm gibi, çocukları suça iten, onları arkadaşlarına, öğretmenlerine saldırgan bir tutum içerisine sokan etmenler arasındadır. Bu parçalanma belki de çocuğun ileriki yaşlarda suça itilmesinde etken olur.

Çocuklar boşanma sürecindeki, gerilimlerden zarar görmektedir. Boşanma olayları sonucunda düzensiz aile ortaya çıkmakta ve bazı çocuklar suça yönelmektedir. Suç işlemeyenler ise topluma küskünlük içinde ve hüzünlü bir yaşam sürdürmektedir. Eşlerin boşanması çocukların sorunları artmaktadır. Boşanmadan sonra çocukların ana babaları ile ilişkileri iyi gitmemektedir. Anne ile yaşayan çocukların pek azı babaları ile düzenli ilişki kurmaktadır. Bazı babalar, eşlerinden ayrıldıktan sonra çocuklarla ilişkilerini yeterince sürdürememektedirler. Hatta çocukların nafaka parasını da ödemek istememektedirler.

Baba sevgisi de anne sevgisi kadar çocuğun ruhsal gelişiminde önemli bir yer tutmaktadır. Babadan ilgi ve sevgi görmeyen çocuklarda güvensizlik, saldırganlık, özsaygısını yitirme, terkedilmişlik duyguları gelişmektedir. Annenin baba rolünü almasıyla, çocuklarla ilişki sağlıklı olamamaktadır. Yapılan araştırmalar, boşanmış aile çocuklarında ruhsal uyumsuzluk oranının yüksek olduğunu göstermektedir. Bu uyumsuzlukların en önemlileri saldırganlık, ruhsal çökkünlük, okul başarısızlığı, suçluluk ve çeşitli davranış bozukluklarıdır.

Şimdi yapılan bu araştırma ve bilimsel veriler ışığı altında kendisine yapılan, çocuğunu bir psikoloğa göstermesi önerimiz önyargılı, paranoyak, yargısız infaz, hakaret edici boyutta olarak nitelendirilebilir mi? Ben ne kendisini ne de öğrencilere hakaret ettiği iddia edilen öğretmeni tanırım. Eğitimin günlük olağan akışı içerisinde bir öğretmenin öğrencilerini dövmesi ya da onlara hakaret etmesi düşünülemez. Eğer bunlar doğruysa, ya o öğretmende ya da öğrencilerde bir sorun var demektir. Ben bu düşünceden hareketle olayı sosyolojik boyutuyla ele alarak yazdığım şekildeki yargıya ulaştım.

Boşanma, her iki eş için de en büyük psikolojik travma nedenidir. Bu durumdan çocuk da fazlasıyla nasibini almaktadır. Bunu sadece ben değil uzman psikologlar da belirtmektedirler. Bu bağlamda yukarıda altı çizili bölümdeki ifadesini de göz önüne alarak sadece çocuğun değil kendisinin de uzman bir psikiyatristten yardım alması gerektiğini düşünüyorum. Şüphesiz bunları yazarken kendisine hakaret etme gibi bir amacım yoktur. Ancak üzülerek belirteyim ki, yazısında kendisi bunu bana farklı bir amaçla söylüyor, işin içerisine benim ailemi ve çocuklarımı karıştırıyor. Çok merak ediyorsa açıklayayım; ben hiç evlenmedim ve doğal olarak da çocuğum yoktur. Bizde nedense "bir dahiliyeciye görünün" sözü sıradan kabul edilirken nedendir bilinmez "bir psikiyatra görünün" sözü aşağılama, hakaret olarak alınır.

Bir sorunu nedeniyle hukuk sitesine ileti yazan, bunu bilimsel bir şekilde irdeleyip kendi yaşantısı yoluyla edindiği bilgilerin de ışığı altında iyi niyetle yanıtlamaya çalışan kişiye karşı böylesine bir tavır takınan kişi artık benim muhatabım değildir. Bu nedenle bu konu üzerinde artık bir tek satır dahi yazmak istemiyorum. Karşı tarafın bu yazıma da aynı üslup ve tavır içerisinde cevap vereceği olasıdır. Konuyu, ilgilenen üyelerimizin takdirlerine bırakıyorum. Saygılarımla,
Devrim Sinan KARAVELİOĞLU

GDogus
28-01-2008, 13:22:39
Sayın Kırcalı,

Güzel yazmışsınız da şimdi burada hukuk, eğitim, psikoloji nosyonlarına sahip birisi olarak bu kişiyle ben neyi tartışacağım, neyin kavgasını yapacağım?

Karşımızdaki kişinin üslubuna, Türkçe'yi kullanma yeteneğine, yazım kurallarına ne derece uyduğuna bakarak zaten eğitim düzeyi hakkında kabaca bir fikir sahibi olabiliyoruz.

Bunun yanında kendisinin sorununu çözmek adına üşenmeyip daha önceki iletilerini hassasiyetle gözden geçirerek eşinden ayrıldığı bilgisine ulaşıp, parçalanmış ailelerden gelen çocukların daha sorunlu olduğu, çocuğunu bir psikoloğa götürmesi gerektiği bilgisini vermemizi de kendisine yapılmış bir "hakaret" olarak algılıyor! Teşekkür edeceği yerde..

İşte size daha önceki iletilerinden noktasına dokunulmamış bir alıntı;

Eşim yurtdışında başka bir bayanla gayrı resmi evlilik yaptı.şuan boşanma davası açmış bulunuyor.Daha önce manevi tazminat ve çocuklara aylık döviz bazında nafaka istediğim için dava açmaktan vazgeçmişti.3-4 aydır herhangi bir maddi yardımda bulunmuyor.Çocuklar talep etmesi üzere,sadece biraz manevi ilgi (bugüne kadar ben ve çocuklar önem taşımadı) gösterme çabasındaydı,ama yüzeysel ve israr etmeden ve gelirim olmamasına rağmen benden istemelerini söyledi.Birlikte olmak istemelerine rağmen,gelip çocuklarla ilgilenmedi.Görüşmelerini yasakladım,çocuklar etkilendiği için ilgisizliğinden.Uzatmanın faydası olmadığından talepte bulunmayacağımı bildirince tekrar dava açma kararı almış ve açtı.bu arada çocukların yanında hiçbir maddi yardımda bulunmayacağını ve üzerine herhangi bir şey kayıtlı olmayacağından,nafaka bile talep edemeyeceğimi söyledi.
18 yıldır evliyim,çalışmıyorum ve sosyal güvencem yok.

Ailenin çeşitli nedenlerle dağılması, boşanma, hastalık ve ölüm gibi, çocukları suça iten, onları arkadaşlarına, öğretmenlerine saldırgan bir tutum içerisine sokan etmenler arasındadır. Bu parçalanma belki de çocuğun ileriki yaşlarda suça itilmesinde etken olur.

Çocuklar boşanma sürecindeki, gerilimlerden zarar görmektedir. Boşanma olayları sonucunda düzensiz aile ortaya çıkmakta ve bazı çocuklar suça yönelmektedir. Suç işlemeyenler ise topluma küskünlük içinde ve hüzünlü bir yaşam sürdürmektedir. Eşlerin boşanması çocukların sorunları artmaktadır. Boşanmadan sonra çocukların ana babaları ile ilişkileri iyi gitmemektedir. Anne ile yaşayan çocukların pek azı babaları ile düzenli ilişki kurmaktadır. Bazı babalar, eşlerinden ayrıldıktan sonra çocuklarla ilişkilerini yeterince sürdürememektedirler. Hatta çocukların nafaka parasını da ödemek istememektedirler.

Baba sevgisi de anne sevgisi kadar çocuğun ruhsal gelişiminde önemli bir yer tutmaktadır. Babadan ilgi ve sevgi görmeyen çocuklarda güvensizlik, saldırganlık, özsaygısını yitirme, terkedilmişlik duyguları gelişmektedir. Annenin baba rolünü almasıyla, çocuklarla ilişki sağlıklı olamamaktadır. Yapılan araştırmalar, boşanmış aile çocuklarında ruhsal uyumsuzluk oranının yüksek olduğunu göstermektedir. Bu uyumsuzlukların en önemlileri saldırganlık, ruhsal çökkünlük, okul başarısızlığı, suçluluk ve çeşitli davranış bozukluklarıdır.

Şimdi yapılan bu araştırma ve bilimsel veriler ışığı altında kendisine yapılan, çocuğunu bir psikoloğa göstermesi önerimiz önyargılı, paranoyak, yargısız infaz, hakaret edici boyutta olarak nitelendirilebilir mi? Ben ne kendisini ne de öğrencilere hakaret ettiği iddia edilen öğretmeni tanırım. Eğitimin günlük olağan akışı içerisinde bir öğretmenin öğrencilerini dövmesi ya da onlara hakaret etmesi düşünülemez. Eğer bunlar doğruysa, ya o öğretmende ya da öğrencilerde bir sorun var demektir. Ben bu düşünceden hareketle olayı sosyolojik boyutuyla ele alarak yazdığım şekildeki yargıya ulaştım.

Boşanma, her iki eş için de en büyük psikolojik travma nedenidir. Bu durumdan çocuk da fazlasıyla nasibini almaktadır. Bunu sadece ben değil uzman psikologlar da belirtmektedirler. Bu bağlamda yukarıda altı çizili bölümdeki ifadesini de göz önüne alarak sadece çocuğun değil kendisinin de uzman bir psikiyatristten yardım alması gerektiğini düşünüyorum. Şüphesiz bunları yazarken kendisine hakaret etme gibi bir amacım yoktur. Ancak üzülerek belirteyim ki, yazısında kendisi bunu bana farklı bir amaçla söylüyor, işin içerisine benim ailemi ve çocuklarımı karıştırıyor. Çok merak ediyorsa açıklayayım; ben hiç evlenmedim ve doğal olarak da çocuğum yoktur. Bizde nedense "bir dahiliyeciye görünün" sözü sıradan kabul edilirken nedendir bilinmez "bir psikiyatra görünün" sözü aşağılama, hakaret olarak alınır.

Bir sorunu nedeniyle hukuk sitesine ileti yazan, bunu bilimsel bir şekilde irdeleyip kendi yaşantısı yoluyla edindiği bilgilerin de ışığı altında iyi niyetle yanıtlamaya çalışan kişiye karşı böylesine bir tavır takınan kişi artık benim muhatabım değildir. Bu nedenle bu konu üzerinde artık bir tek satır dahi yazmak istemiyorum. Karşı tarafın bu yazıma da aynı üslup ve tavır içerisinde cevap vereceği olasıdır. Konuyu, ilgilenen üyelerimizin takdirlerine bırakıyorum. Saygılarımla,
Devrim Sinan KARAVELİOĞLU

Hanımefendiler, Beyefendiler!
Böyle bir iyi niyet ve kalite karşısında eksikliğimi hissetmek bile huzur veriyor; zira kendimi geliştirmem gerekliliği ile göstereceğim çaba bireysel gelişmelere; dolayısıyla toplumsal gelişmelere sebep olur inancıyla ümitleniyorum.Üslup ve hitabetinizi muhatap kabul edebilir miyim? Teşekkür ederim.Saygılarımla.

Erdoğan Kırcalı
28-01-2008, 14:25:31
Aramıza hoşgeldiniz.:)

deryami_DENİZ
10-10-2008, 23:05:30
Bu olaylara itafen 2 gündür yaşadığım olayı anlatmak istiyorum:ilköğretim 5. sınıftaki kızım dün eve yoRgun ve elleri morarmış gelDİ ne oldu dedim okul nöbetçisiymiş,ve 2. sınIf öğretmeni 150 kitap etiketi yazdırmış üstüne üslük birde beğenmemiş,neyse dedik ellerini ovduk sıcak suyla masaj filan yorgunluktan uyuykaldı hemen ertesi gün okuldan eve ağlayarak geldi olayları ağlamaktan anlatamıyor ve nefesi kesiliyordu endişelenerek ne olduğunu sordum çok kötü bir gün geçirdiğini son derslerinin beden eğitimi olduğunu o derste dün 150 kitap etiketi yazdıran öğretmenin bunu sınıfa defter almaya gönderdiğini 2. sınıflar bu arada 5. katta sonra defteri istemeyip kalem kutuSUnu alaması gerEktiğini (kızımda kiloludur arkadaşlarına göre) 5 katı tekrar çıkmamak için arkadaşını göndermiş kalem kutusunu almaya sonra 2. sınıf öğretmeni bunu farkedip sen neden çıkmadın yağlarınmı eriycek diye hakaret etmiş her neyse olayın akabinde ders bitiminde çocuklar dağılırken kızım kantine uğramış orda 5. sınıf öğretmeninİ görmüş ve öğretmen çocuğa sen burda ne arıyorsun der gibisİnden bağırmış baya sesini yükseltmiş ve çocuk donup kalmış eve gelene kadar kendini tutmuş eve geldiğinde ağlamakTANn konuşamıyor ve nefesi kesiliyordu yani anlıycağınız korkunç derecede üzülmüş psikoljisi alt üst olmuş hastaneye götürmeyi bile düşündüm bir anne olarak gözyaşları yüreğime aktı o an herşeyi düşündüm burda söyliyemiycem ama anne olarak öğretmenler ve okul yönetimine yapılabilebilecek en acımasız şeyleri şimdi soruyorum size1)ilköğretim 5. sınıf öğrencisine 10 yaşında daha 150 kitap etiketi yazdıran elleri morarana kadar öğretme ben ne yapabilirim masum küçük iki el karşılığında2)kızımı ertesi gün 5 katı iki kere çıkıp bir defter getirmesi için zorlayan çocuk yorgunluktan yapamayınca arkadaşı gittiği için sen getirseydin yağlarınmı eriycekti diyen 2. sınıf öğretmenine ne 10 yaşında bir kızı kilolarındaN dolayı aşağılayan ve anne ben çok kiloluyum kendimi sevmiyorum diyen 10 yaşında bir kıza ve ona bunları düşündüren öğretmene ben ne yapabilirim3)izci olmak için çok çabalayan fakat o öğretmen bana kantinde bağırdı artık izci olmAk istemiyorum diyen çünki (bağıran zat okulda izcilik öğretmenidir) 10 yaşında bir çocuğun hayallerini yıkan bir öğretmen ben ne yapabilirim bunları 10 yaşında bir kız çocuğu 2 gün içerisinde yaşıYOR ve beni eşim tutuyor sakin olmam için bu yazılanlar itafen cevaplarınzı bekliyorum isterse o öğretmen meslekten atılsın benim çocuğumun hayallerini geri getiremezki ve kendine olan güvenini BUNUN CEZASI NEDİR SİZCE

önder71
10-10-2008, 23:50:01
silindi.....

yanarali20
12-10-2008, 19:24:55
marita hanım belki haklısınız..
fakat bir öğretmeni diğer velileri toplayarak milli eğitime şikayet etmeden önce kendisiyle konuşmalısınız..bende öğretmenim ve bende tokat attım öğrencime, ama eğitimde böyle şeyler oluyor.. fakat şu çok ii bilinmeliki o tokat boşuna atılmıyor. çocuğunuzla daha çok konuşun ve öğretmenleri ezmeye çalışmayın lütfen.. çünkü şu ülkede en çok ezilen memur öğretmendir emin olun bir veli olarak karşısında değil yanında olun lütfen!!

yanarali20
12-10-2008, 19:35:13
deniz hanım;
öğretmenle konuşmadan 10 yaşındaki çocuğunuza inanıp neler düşünüyorsunuz? öğrenci okulda ne yaptı iyice öğrenin? hemen öğretmeni yargılayıp meslekten atılsın yada nası bi ceza verdirebilirim! yazık hakkaten çok yazık...öğretmenlik dışarıdan bakıldığı gibi değil inanın çok zor bir meslek ve hayat!! bilmiyorum bizim zamanınımızda öğretmenden tokat yesek babamız bide kendisi bize tokat atardı, sen ne yaptında öğretmenin sana tokat atmak zorunda kaldı diye...
o kadar çok yazmak istediğim cümle varki sizler gibi öğrenci velilerine..

mahsunprenses
12-10-2008, 20:16:39
Millet öğretmenlere yükleniyor. Öğrencilerin kontrol den çıktıgının farkında bile degil veliler. Sırf velilerin benim çocuugm yapmaz, öğretmen benim çocuguma şöyle yapmiş şeklinde taraflı bakışlarından dolayı,öğretmenlerde baneneci bir ortam yaratılmakta ,bence çocugunuza sahip çıkın şikayetten önce

gecem1970
12-10-2008, 21:14:03
Sayın Deniz,
Öğretmenlerle ilgili herhangi bir girişimde bulunup sonuç alma olasılığınız yok. Üstelik böyle bir girişim çocuğunuzun psikolojisi üzerinde daha olumsuz sonuçlara neden olacaktır. Çünkü durum anında diğer öğretmen, veli ve öğrenciler arasında duyulacak, çocuğunuz baskı altında kalacaktır. Elle tutulmayan, ispatlanamayan bu baskı durumu şuan ki durumun mumla aranmasına neden olur.

Öğretmenlerimizin bir bölümü ne yazık ki uygun şekilde yetiştirilememektedir. Zaten mesleğe uygunluk gibi bir kriterde aranmamaktadır. Fiziksel şiddetin dahi olumlu algılandığı bir toplumda sözel şiddetten söz etmek lüks olarak algılanmaktadır.

önder71
12-10-2008, 22:02:32
Bu hususta yorum yapmak istemiyordum, hatta yaptığım yorumuda sildim ama dayanamayıp birşeyler yazmak istedim.

Ceza muhakemesi kanunun 90/3.maddesine göre "Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olmakla birlikte, çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malûllük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü hallerinde kişinin yakalanması şikâyete bağlı değildir." hükmü yer almaktadır.
Tokat atma fiiliinn karşığı TCK nın 86/1.maddesinde acı çekmek, aynı maddenin 2.fıkrasında da "Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur." şeklide düzenlemedir. Aynı maddenin yani 86.maddesinin 3/d.fıkrasında da "Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır." hükmü yer almaktadır. Öğretmen ise bir kamu görevlisidir.
Yani öğretmenin attığı tokatın takibi şikayete bağlı bir suç değil, okul idaresi için bildirilmesi zorunlu, gören kamu görevlileri ve öğretmenler için bildirilmesi zorunlu, bildirilmemesi halinde, TCK 279.maddesinde düzenlenen KAMU GÖREVLİSİNİN SUÇU BİLDİRMEMESİ başlığı altında düzenlenen "Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükmü uyarınca, kamu adına kovuşturması zorunlu bir suçtur.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 48/5.maddesinin 2008 tarihli değişik şekline göre de, 1 yıdan fazla ceza alan memurun memuriyeti, aynı yasanın 98/b.maddesi uyarınca bitmektedir.
Ayrıca bu ülkede halen yürürlükte olan coçukları Koruma kanunu vardır. Bu kanununda "Korunma ihtiyacı olan çocuk" tabirinin anlamı suç mağduru çocuk olarak kabul edilmiş ve çocuklar ailelerine bile karşı koruma altına alınmıştır.

Özetle anne, baba bile tokat atma hakkına sahip olmadığı çocuğuna atılan tokatı hoşgörme hakkı yoktur.

Öncelikle çocuğu dayak yiyen veli sanki haksızmış gibi bir tablo algıladım. Yok şikayet etme, öğretmenler neler çekiyor, çocuk daha kötü olur vs....
Arkadaşlar bu ülkede hukuk var ise, çocuğa atılan tokat şikayet olmasa bile takip gerektirir.
Çocuk döven hele bir kamu görevlisi ise, ortada kamu adına kovuşturlaması gereken bir suç ortaya çıkar.
Yapılan yorumlar, bana göre resen takibi gereken bir suçun gizli kalmasına yönelik tavsiye anlamına bile gelebilir.
Eğitimli olduğunu iddia edenler bile bu şekilde düşünebiliyor ise, bu ülkenin kanunları süs diye çıkarıldı sanırım veya kanunun ucu kendilerine yöneldiğinde boş ver bu kez uygulanmasın anlamına gelen bu tutarsız ve hukuk penceresinden anlaşılması zor yorumların bence kanun önünde hoş bir durum oluşturmadığı açıktır.
Tokatın, dayağın ve hakaretin artık bir eğitim aracı olamacağı açıktır.
Sayın veli, çocuğunuzun hakkını sonuna kadar arayın....paranız yoksa barodan yardım isteyin ...Baro içinde yardım bulma ihtimaliniz yüksek...yardım alamaz iseniz de adli ve idari işlem tesis edilmek üzere gerekli başvurunuzu Valilik kaymakamlık savcılık nezdinde ve milli eğitim müdürlüğü nezdinde veya dağıtımlı olarak bu kurumların hepsinde birden arayabilirsiniz. Çocuğunuz ve bir kaç arkadaşının tanıklığı ve mümkün ise bir rapor yeter. Eğer sistematik biçimde manevi baskı var ise bu kez avukatlarınıza bu hususu özellikle belirtmenizi ve manevi işkence kapsamında konunun değerlendirilmesini sağlayabilirsiniz. Tazminat davası bile açma hakkınız var....
Veya bunların hiçbirine başvurmayın ama bu haklarınızın olduğunu ve başvuruyu düşündüğünüzü okul idaresine ve öğretmenine açıkça duyurunuz. Kimsenin yaptığı yanına kar kalmasın...
Ayrıca boşanmış olmanız sizin haksız olduğunuzu, çocuğunuzun sorunlu olduğunu göstermez. Bu şekilde incitici ithamlara aldırmayın.
Kanunlar kişilere göre değişmez.....Kabile devleti değiliz elbette....
İyi akşamlar...

yanarali20
12-10-2008, 22:17:34
önder bey şikayeti olan öğrenci velisi mahkemeye gitmeden yada suç duyurusunda bulunmadan önce öğretmenle ve idareyle konuşmalıdır...
öğretmenlik kolay meslek değil demek,çocuğa tokat atmak demek değil tabiyki. fakat okullarda öyle olaylar oluyorki öğretmen tokat atabiliyor yada azarlıyor.. siz milli eğitimlerin nasıl çalıştığını öğrenci ve öğretmen üzerindeki etkisini bilseniz daha farklı bi yorumda bulunabilirdiniz..
tabiki mesleğine hakim olamayan öğretmenlerinde olduğu bi ülkedeyiz.bu yönden söylenecek fazla bişi yok bencede uzaklaştırılmalı yada meslekten atılmalı bazıları..buda çok zor. fakat diğerlerinin hakkını yememek lazım!

önder71
12-10-2008, 22:26:29
önder bey şikayeti olan öğrenci velisi mahkemeye gitmeden yada suç duyurusunda bulunmadan önce öğretmenle ve idareyle konuşmalıdır...
öğretmenlik kolay meslek değil demek,çocuğa tokat atmak demek değil tabiyki. fakat okullarda öyle olaylar oluyorki öğretmen tokat atabiliyor yada azarlıyor.. siz milli eğitimlerin nasıl çalıştığını öğrenci ve öğretmen üzerindeki etkisini bilseniz daha farklı bi yorumda bulunabilirdiniz..
tabiki mesleğine hakim olamayan öğretmenlerinde olduğu bi ülkedeyiz.bu yönden söylenecek fazla bişi yok bencede uzaklaştırılmalı yada meslekten atılmalı bazıları..buda çok zor. fakat diğerlerinin hakkını yememek lazım!

Size bazı noktalarda katılmıyorum. Okulların durumunu çok iyi biliyorum. bende 17 senelik bir kamu görevlisi olmamın yanında, iki çocuk sahibi bir veliyim.
Okulların sorunlu olması öğretmenlere kanunları ihlal etme hakkını ve öğrencileri dövme hakkını vermez.
Kanunlara riayet bir lütuf değil, yaptırımı olan bir zorunluluktur.
Hoşçakalın...

karavelioglu
12-10-2008, 22:45:56
Bu hususta yorum yapmak istemiyordum, hatta yaptığım yorumuda sildim ama dayanamayıp birşeyler yazmak istedim.

Ceza muhakemesi kanunun 90/3.maddesine göre "Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olmakla birlikte, çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malûllük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü hallerinde kişinin yakalanması şikâyete bağlı değildir." hükmü yer almaktadır.
Tokat atma fiiliinn karşığı TCK nın 86/1.maddesinde acı çekmek, aynı maddenin 2.fıkrasında da "Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur." şeklide düzenlemedir. Aynı maddenin yani 86.maddesinin 3/d.fıkrasında da "Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır." hükmü yer almaktadır. Öğretmen ise bir kamu görevlisidir.
Yani öğretmenin attığı tokatın takibi şikayete bağlı bir suç değil, okul idaresi için bildirilmesi zorunlu, gören kamu görevlileri ve öğretmenler için bildirilmesi zorunlu, bildirilmemesi halinde, TCK 279.maddesinde düzenlenen KAMU GÖREVLİSİNİN SUÇU BİLDİRMEMESİ başlığı altında düzenlenen "Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükmü uyarınca, kamu adına kovuşturması zorunlu bir suçtur.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 48/5.maddesinin 2008 tarihli değişik şekline göre de, 1 yıdan fazla ceza alan memurun memuriyeti, aynı yasanın 98/b.maddesi uyarınca bitmektedir.
Ayrıca bu ülkede halen yürürlükte olan coçukları Koruma kanunu vardır. Bu kanununda "Korunma ihtiyacı olan çocuk" tabirinin anlamı suç mağduru çocuk olarak kabul edilmiş ve çocuklar ailelerine bile karşı koruma altına alınmıştır.

Özetle anne, baba bile tokat atma hakkına sahip olmadığı çocuğuna atılan tokatı hoşgörme hakkı yoktur.

Öncelikle çocuğu dayak yiyen veli sanki haksızmış gibi bir tablo algıladım. Yok şikayet etme, öğretmenler neler çekiyor, çocuk daha kötü olur vs....
Arkadaşlar bu ülkede hukuk var ise, çocuğa atılan tokat şikayet olmasa bile takip gerektirir.
Çocuk döven hele bir kamu görevlisi ise, ortada kamu adına kovuşturlaması gereken bir suç ortaya çıkar.
Yapılan yorumlar, bana göre resen takibi gereken bir suçun gizli kalmasına yönelik tavsiye anlamına bile gelebilir.
Eğitimli olduğunu iddia edenler bile bu şekilde düşünebiliyor ise, bu ülkenin kanunları süs diye çıkarıldı sanırım veya kanunun ucu kendilerine yöneldiğinde boş ver bu kez uygulanmasın anlamına gelen bu tutarsız ve hukuk penceresinden anlaşılması zor yorumların bence kanun önünde hoş bir durum oluşturmadığı açıktır.
Tokatın, dayağın ve hakaretin artık bir eğitim aracı olamacağı açıktır.
Sayın veli, çocuğunuzun hakkını sonuna kadar arayın....paranız yoksa barodan yardım isteyin ...Baro içinde yardım bulma ihtimaliniz yüksek...yardım alamaz iseniz de adli ve idari işlem tesis edilmek üzere gerekli başvurunuzu Valilik kaymakamlık savcılık nezdinde ve milli eğitim müdürlüğü nezdinde veya dağıtımlı olarak bu kurumların hepsinde birden arayabilirsiniz. Çocuğunuz ve bir kaç arkadaşının tanıklığı ve mümkün ise bir rapor yeter. Eğer sistemetik biçimde manivi başkı var ise bu kez avukatlarınıza bu husus özelikle belirtmenizi ve manevi işkence kapsamında konunun değerlendirilmesinin sağlayabilirsiniz. Tazminat davası bile açma hakkınız var....Veya bunların hiçbirine başvurmayın ama bu haklarınızın olduğun ve başvuruyu düşündüğünüzü okul idaresine ve öğretmenine açıkça duyurunuz. kimsenin yaptığı yanına kar kalmasın...
Ayrıca boşanmış olmanız sizin haksız olduğunuzu çocuğunuzun sorunlu olduğunu göstermiz. Bu şekilde incitici ithamlara aldırmayın.
Kanunlar kişilere göre değişmez.....kabile devleti değiliz elbette....
İyi akşamlar...

Sayın Önder71,

Hukukçu musunuz, pedagog mu bilemiyorum ama eğitimin içinde bulunduğu içler acısı durumu, disiplinsizliğin vardığı had safhayı bilmediğiniz anlaşılıyor yazdıklarınızdan.

Burada salt yasaları sıralamakla olmuyor bu işler. Siz ve sizin gibiler düşünüyorsunuz ki; öğretmen hemen bir tokat attı diye mahkemeye çıkacak, yargılanıp ceza alacak. Ancak kazın ayağı pek öyle düşündüğünüz gibi değil.

Medeni kanunla sağlanan eğitim ve terbiye hakkı çerçevesinde öğretmen öğrencisinin vücut bütünlüğüne dokunmayacak, onun sağlığına zarar vermeyecek şekilde zor kullanabilir, gerekirse bir iki tokat atabilir. Medeni kanunla sağlanan bu hakkın kullanımının nerede aşıldığı nerede aşılmadığına karar verilmesi ise yargının görevidir. .

Bir Yargıtay kararında öğretmen hakkında eline cetvelle vurduğu öğrencinin elinin kırılmasına rağmen üyeler oybirliği içerisinde karar veremiyor, karşı oy yazısıyla öğretmenin suçsuz olduğunu savunanlar çıkıyor. Yani sizin tahmin ettiğiniz gibi öğretmen öyle bir iki tokat ile yargı önüne çıkmıyor, çıksa bile dava beraatle sonuçlanıyor.

Bunları ben söylemiyorum, bu tür davaların temyize gittiği Yargıtay böyle düşünüyor ve elimde bu konuda çeşitli Yargıtay kararları var. Gerekirse buraya eklerim.

Halihazırda bu konuda hakkında dava açılıp mahkemeye düşen yarım düzineden fazla öğretmenin beraat etmesini sağladığımı da son not olarak buraya ekleyivereyim isterseniz.

Size, bilmediğiniz konularda ahkam kesmemenizi öneririm. Özellikle de hukukçu değilseniz hukuki konularda..Saygılarımla,
Devrim Sinan KARAVELİOĞLU
Hukukçu-Eğitimci

yanarali20
12-10-2008, 22:46:16
önder bey bi okulda 1000 öğrenci varsa tokat yiyen öğrenci sayısı 10 u geçmez. o 10 öğrecide ya tacizde bulunmuştur diğer öğrencilere ya öğretmene küfür veya hakaret etmiştir ya da okula büyük zararlar veriyodur ve bunları tekrarlıyodur.bu öğrenciler okuldan atılamıyor uzaklaştırılamıyor okulu değiştirilemiyor bile,tabiki önce bu yolara başvuruluyor..
bu tokat hakkını kanunen doğurmaz ama son çare olarak kullanılmak zorunda bırakılıyor.
burda sorun ve çözüm milli eğitim bakanlığında.. ülkenin en kötü kurumu milli eğitim! biliyosunuz kim dava açsa kazanıyor.
kesinliklede arada öğretmene oluyor herşey.. her öğretmen öğrencisine bağlıdır ve tokat yiyen o 10 öğrenciyede kötü olsun diye vurulmaz! öğretmende bir velidir aynı zamanda çünkü!
neyse neler neler var... devletin herhangi bi kurumunda uzun yıllar çalışmak önemli değil önemli olan öğretmen olmak yoksa anlayamazsınız.

karavelioglu
12-10-2008, 23:04:49
önder bey bi okulda 1000 öğrenci varsa tokat yiyen öğrenci sayısı 10 u geçmez. o 10 öğrecide ya tacizde bulunmuştur diğer öğrencilere ya öğretmene küfür veya hakaret etmiştir ya da okula büyük zararlar veriyodur ve bunları tekrarlıyodur.bu öğrenciler okuldan atılamıyor uzaklaştırılamıyor okulu değiştirilemiyor bile,tabiki önce bu yolara başvuruluyor..
bu tokat hakkını kanunen doğurmaz ama son çare olarak kullanılmak zorunda bırakılıyor.
burda sorun ve çözüm milli eğitim bakanlığında.. ülkenin en kötü kurumu milli eğitim! biliyosunuz kim dava açsa kazanıyor.
kesinliklede arada öğretmene oluyor herşey.. her öğretmen öğrencisine bağlıdır ve tokat yiyen o 10 öğrenciyede kötü olsun diye vurulmaz! öğretmende bir velidir aynı zamanda çünkü!
neyse neler neler var... devletin herhangi bi kurumunda uzun yıllar çalışmak önemli değil önemli olan öğretmen olmak yoksa anlayamazsınız.

Hayır! Gerekirse tokat hakkını doğurur! (Yargıtay kararı)

önder71
12-10-2008, 23:12:52
Sayın Önder71,

Hukukçu musunuz, pedagog mu bilemiyorum ama eğitimin içinde bulunduğu içler acısı durumu, disiplinsizliğin vardığı had safhayı bilmediğiniz anlaşılıyor yazdıklarınızdan.

Burada salt yasaları sıralamakla olmuyor bu işler. Siz ve sizin gibiler düşünüyorsunuz ki; öğretmen hemen bir tokat attı diye mahkemeye çıkacak, yargılanıp ceza alacak. Ancak kazın ayağı pek öyle düşündüğünüz gibi değil.

Medeni kanunla sağlanan eğitim ve terbiye hakkı çerçevesinde öğretmen öğrencisinin vücut bütünlüğüne dokunmayacak, onun sağlığına zarar vermeyecek şekilde zor kullanabilir, gerekirse bir iki tokat atabilir. Medeni kanunla sağlanan bu hakkın kullanımının nerede aşıldığı nerede aşılmadığına karar verilmesi ise yargının görevidir. .

Bir Yargıtay kararında öğretmen hakkında eline cetvelle vurduğu öğrencinin elinin kırılmasına rağmen üyeler oybirliği içerisinde karar veremiyor, karşı oy yazısıyla öğretmenin suçsuz olduğunu savunanlar çıkıyor. Yani sizin tahmin ettiğiniz gibi öğretmen öyle bir iki tokat ile yargı önüne çıkmıyor, çıksa bile dava beraatle sonuçlanıyor.

Bunları ben söylemiyorum, bu tür davaların temyize gittiği Yargıtay böyle düşünüyor ve elimde bu konuda çeşitli Yargıtay kararları var. Gerekirse buraya eklerim.

Halihazırda bu konuda hakkında dava açılıp mahkemeye düşen yarım düzineden fazla öğretmenin beraat etmesini sağladığımı da son not olarak buraya ekleyivereyim isterseniz.

Size, bilmediğiniz konularda ahkam kesmemenizi öneririm. Özellikle de hukukçu değilseniz hukuki konularda..Saygılarımla,
Devrim Sinan KARAVELİOĞLU


Bu kadar akıl vereceğinize ve çocuk azarlar gibi nasihat edeceğinize, 2005 sonrası yeni TCK kapsamında, çocuk dövülmesinin hukuka uygun olduğuna ilişkin iki yargıtay kararı eklerseniz sevinirim.
Yargıtay içtihadı birleştirme kararı haricinde olan kararlarının istikrar kazanmışların bile bağlayıcı niteliğini olmadığını bile bile...
haaa, ben pedegog değilim, siz sanırım hukuk profesörü, eğitim profesörü ve pedigogsunuz....dışlayıcı sorunuzdan bunu anlıyorum.
Bu incitici üslubunuz çok itici....bilmiyorum başka söyleyen oldu mu size....
Ayrıca iddialarımın arkasındayım....
Böyle bir durumda her velinin Disiplin, Hukuk ve Ceza hukuku yönünden hakkını sonuna kadar araması gerektiğini, yasaların süs olmadığını ve dayakçı zihniyetin artık ait olduğu tozlu raflara kaldırılması gerektiğine inanan bir veliyim...

önder71
12-10-2008, 23:15:59
önder bey bi okulda 1000 öğrenci varsa tokat yiyen öğrenci sayısı 10 u geçmez. o 10 öğrecide ya tacizde bulunmuştur diğer öğrencilere ya öğretmene küfür veya hakaret etmiştir ya da okula büyük zararlar veriyodur ve bunları tekrarlıyodur.bu öğrenciler okuldan atılamıyor uzaklaştırılamıyor okulu değiştirilemiyor bile,tabiki önce bu yolara başvuruluyor..
bu tokat hakkını kanunen doğurmaz ama son çare olarak kullanılmak zorunda bırakılıyor.
burda sorun ve çözüm milli eğitim bakanlığında.. ülkenin en kötü kurumu milli eğitim! biliyosunuz kim dava açsa kazanıyor.
kesinliklede arada öğretmene oluyor herşey.. her öğretmen öğrencisine bağlıdır ve tokat yiyen o 10 öğrenciyede kötü olsun diye vurulmaz! öğretmende bir velidir aynı zamanda çünkü!
neyse neler neler var... devletin herhangi bi kurumunda uzun yıllar çalışmak önemli değil önemli olan öğretmen olmak yoksa anlayamazsınız.



O zaman jandama köyde, polis te şehirde hepimizi dövsün...
malum durum çok karışık ve gergin...
İnsan hakları çağındayız. Dayağın haklı gerekçesi olamaz....
Saygılarımla...Ama size bu hususta katılmıyorum. İyi akşamlar...

önder71
12-10-2008, 23:25:44
Farklı yargıtay kararları olabilir diye bir basın haberine yer veriyorum..

(http://www.porttakal.com/haber-dayakci-ogretmen-kasten-yaralama-dan-yargilanacak-115163.html) adresinde yer alan habere göre
"Öğrencisini döven öğretmenler, "niteliksiz yaralama"dan değil, kasten yaralama"dan yargılanıp hüküm giyecek. Patnos Sulh Ceza Mahkemesi'nin kararını bozan Yargıtay 4. Ceza Dairesi, öğrencisini yaralayan öğretmenin nüfuzunu kötüye kullandığına dikkat çekti. Yerel mahkeme, "niteliksiz yaralama" suçundan yargılanan öğretmen hakkında öğrenci velisinin şikâyetten vazgeçmesi üzerine daVanın düşürülmesine karar verdi. Dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesi, oybirliğiyle alınan emsal bir karara imza attı. Daire, şu görüşleri dile getirdi: "Lise müdür yardımcısı olan sanığın kavga eden iki sınıfın öğrencilerini ayırdıktan sonra bir öğrencinin eline ağaç sopayla vurması eğitim ve öğretim yükümlülüğü nedeniyle sahip olunan disiplin yetkisi kapsamında değerlendirilemez. Eylemde nüfuz kullanılmadığından söz edilmek suretiyle şikâyete bağlı bir suça dönüştüğü kabul edilerek davasının düşürülmesi yasaya aykırıdır."

Sadece yasaları sıralamamışım meğersem.....ilginç...
Kaynak: Sabah

Tarih: 01:48:51 12.09.2008

deryami_DENİZ
12-10-2008, 23:26:54
Bu yazılanlar fazlasıyla beni sinirlendirdi sadece önder 71 size teşekkür ederim dünyadaki hiç eğitim anlayışı 10 yaşında bir çocuğun anne ben okula gitmek istemiyorum artık demesini haklı bulamaz nedir bunlar ya böyle anlamıyorum bir veli olarak zaten çok kızgınım ben çocuğumu gözümden sakınırken eğitimci olarak yetiştirilen insanlara bak sen

karavelioglu
12-10-2008, 23:41:44
Bu kadar akıl vereceğinize ve çocuk azarlar gibi nasihat edeceğinize, 2005 sonrası yeni TCK kapsamında, çocuk dövülmesinin hukuka uygun olduğuna ilişkin iki yargıtay kararı eklerseniz sevinirim.
Yargıtay içtihadı birleştirme kararı haricinde olan kararlarının istikrar kazanmışların bile bağlayıcı niteliğini olmadığını bile bile...
haaa, ben pedegog değilim, siz sanırım hukuk profesörü, eğitim profesörü ve pedigogsunuz....dışlayıcı sorunuzdan bunu anlıyorum.
Bu incitici üslubunuz çok itici....bilmiyorum başka söyleyen oldu mu size....
Ayrıca iddialarımın arkasındayım....
Böyle bir durumda her velinin Disiplin, Hukuk ve Ceza hukuku yönünden hakkını sonuna kadar araması gerektiğini, yasaların süs olmadığını ve dayakçı zihniyetin artık ait olduğu tozlu raflara kaldırılması gerektiğine inanan bir veliyim...

Sayın Önder71,

Ben de öğrencinin vücut bütünlüğünü bozmadan, sağlığını tehkikeye sokmayacak şekilde Medeni Yasa çercevesinde terbiye ve itaat ettirme hakkı sınırları içerisinde öğrencisini dövmesine rağmen aleyhinde dava açılan tüm öğretmenlerin yasal haklarını sonuna kadar takip etmek,ücretsiz her türlü hukuki yardımı yapmak üzere buradayım.
Devrim Sinan KARAVELİOĞLU
Hukukçu-Eğitimci

deryami_DENİZ
12-10-2008, 23:42:48
deniz hanım;
öğretmenle konuşmadan 10 yaşındaki çocuğunuza inanıp neler düşünüyorsunuz? öğrenci okulda ne yaptı iyice öğrenin? hemen öğretmeni yargılayıp meslekten atılsın yada nası bi ceza verdirebilirim! yazık hakkaten çok yazık...öğretmenlik dışarıdan bakıldığı gibi değil inanın çok zor bir meslek ve hayat!! bilmiyorum bizim zamanınımızda öğretmenden tokat yesek babamız bide kendisi bize tokat atardı, sen ne yaptında öğretmenin sana tokat atmak zorunda kaldı diye...
o kadar çok yazmak istediğim cümle varki sizler gibi öğrenci velilerine..

sayın beyefendi size eğitimci diyemiyorum neyi konuşacağım ben öğretmenle bunları yapan kendi öğretmeni değilki hem konuşma neyi çözerki 10 yaşında bir çocuğa kilolarıyla dalga geçen bir şahsiyet var karşımda benim dilimden anlıyamazki ceza konusundada en acımasız ceza benim çocuğumun masum ruhunda açılmış siyah bir hatırayı silemez anlatmak istediğim bu

Erdoğan Kırcalı
12-10-2008, 23:43:24
Hayır! Gerekirse tokat hakkını doğurur! (Yargıtay kararı)
Öğretmen çocuğu döverse,polis zam isteyen ev sahibini vurursa,hakim sevmediği adamın oğlunu hapse atarsa.... nereye varır bu işin sonu sn.karavelioğlu?

önder71
12-10-2008, 23:48:42
Dairesi Karar Yılı Karar No Esas Yılı Esas No Karar Tarihi
İKİNCİ DAİRE 2005 4361 2004 4419 26/12/2005

KARAR METNİ
İLKÖĞRETİM OKULU MÜDÜRÜ OLARAK GÖREV YAPAN VE BAZI ÖĞRENCİLERE KARŞI ŞİDDET UYGULADIĞI YAPILAN SORUŞTURMA İLE SABİT OLAN DAVACININ, 1739 SAYILI MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU'NUN 2.MADDESİNDE, TÜRK MİLLETİNİN BÜTÜN FERTLERİNİ BEDEN, ZİHİN, AHLAK, RUH VE DUYGU BAKIMLARINDAN DENGELİ VE SAĞLIKLI ŞEKİLDE GELİŞMİŞ BİR KİŞİLİĞE VE KARAKTERE, HÜR VE BİLİMSEL DÜŞÜNME GÜCÜNE, GENİŞ BİR DÜNYA GÖRÜŞÜNE SAHİP, İNSAN HAKLARINA SAYGILI, KİŞİLİK VE TEŞEBBÜSE DEĞER VEREN, TOPLUMA KARŞI SORUMLULUK DUYAN; YAPICI, YARATICI VE VERİMLİ KİŞİLER OLARAK YETİŞTİRMEK, İLGİ, İSTİDAT VE KABİLİYETLERİNİ GELİŞTİREREK GEREKLİ BİLGİ,BECERİ, DAVRANIŞLAR VE BİRLİKTE İŞ GÖRME ALIŞKANLIĞI KAZANDIRMAK SURETİYLE HAYATA HAZIRLAMAK ŞEKLİNDE BELİRTİLEN EĞİTİMİN GENEL AMACIYLA BAĞDAŞMAYAN ANILAN EYLEMİ NEDENİYLE İDARECİLİK GÖREVİNDEN ALINARAK, BAŞKA BİR OKULA ÖĞRETMEN OLARAK ATANMASININ YERİNDE OLDUĞU HK.<
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : ...
Karşı Taraf : İstanbul Valiliği - İSTANBUL
İsteğin Özeti : İstanbul 1.İdare Mahkemesince verilen 19.6.2003 günlü, E:2003/1, K:2003/852 sayılı kararın dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Cevabın Özeti : Cevap Verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : Ali Ün
Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı : Efser Koçakoğlu
Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:
Dava İstanbul İli ... İlköğretim Okulu Müdürü olarak görev yapan davacının, aynı İl ... İlköğretim Okuluna sınıf öğretmeni olarak atanmasına ilişkin 21.11.2002 günlü, 6964 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İstanbul 1.İdare Mahkemesi'nin 19.6.2003 günlü, E:2003/1, K:2003/852 sayılı kararıyla, Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Kurum Yöneticileri Atama Yönetmeliğinin 7/e maddesinde, kınamadan daha üst ceza almamış olmak şartının yönetici olarak atanacaklarda aranan şartlar arasında sayıldığı, aynı yönetmeliğin 30.maddesine göre de, yöneticiliğe atanma şartını kaybedenlerin yöneticilik görevinden alınacağı, olayda davacı hakkında yapılan soruşturma sonucunda sübut bulan eylemi nedeniyle verilen üç günlük maaş kesimi cezasının iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verildiği, bu durumda yöneticiliğe atanma şartını kaybettiği anlaşılan davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, soruşturmanın eksik incelemeye dayandığını, isnad edilen fiille ilgili olarak soruşturma izni verilmemesine karar verildiğini, yine bu fiilin idarecilik görevinin üzerinden alınmasını gerektirmeyeceğini, görevinde başarılı olduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 71/2 nci maddesinde, kurumların, memurlarını meslekleri ile ilgili sınıftan genel idare hizmetleri sınıfına veya genel idare hizmetleri sınıfından meslekleri ile ilgili sınıfa, görev ve ünvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle atayabilecekleri hükme bağlanmış; aynı Yasanın 76 ncı maddesinin 1 nci fıkrasında da "Kurumlar görev ve ünvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 nci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki kadrolara naklen atayabilirler." hükmüne yer verilmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte olan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine ilişkin Yönetmeliğin 15.8.2000 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 7.maddesinin (e) bendinde, "Memuriyete engel olacak derecede olmasa dahi (taksirli suçlar hariç) hapis cezasına mahkum edilmemiş ve son beş yılda hizmet süresi içinde aylıktan kesme veya maaş kesimi cezasından daha ağır disiplin cezası almamış ya da bu süre içinde idari görevi adli veya idari soruşturma sonucu üzerinden alınmamış olmak" koşulu, yönetici olarak atanacaklarda aranacak genel koşullar arasında sayılmış, aynı Yönetmeliğin yine 15.8.2000 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 30.maddesinde, soruşturma sonucu yöneticilik görevinden alınması uygun görülenlerin sicil raporlarına göre üç yıl üst üste iyi dereceden daha aşağı derecede başarı gösterenler ile olumsuz sicil alanların yöneticilik görevinden alınacakları belirtilmiştir.
Anılan mevzuat hükümleriyle memurların sınıflarının da değiştirilmesi suretiyle neklen atanmaları konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı açık olup, bu yetkinin ancak kamu yararı ve hizmet gerekleri gözardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idari yargı merciince saptanması halinde, sözü edilen bu durumun dava konusu idari işlemin neden ve amaç yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalini gerektireceği yerleşmiş yargısal içtihatlarla kabul edilmİş bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, İstanbul İli ... İlköğretim Okulu Müdürü olarak görev yapan davacı hakkında, okulda öğrenim gören 6/B sınıfı öğrencisi ...'yı 23.1.2002 tarihinde yüzüne tokat atarak şiddete maruz bıraktığı, aynı olayın 2000-2001 Eğitim-Öğretim döneminde de iki kez gerçekleştiği, iki yıldır görevde olan davacının bu tür davranışlarda bulunduğunun okul genelinde bilindiği iddiası ile ilgili olarak yapılan soruşturma sonucu düzenlenen raporda, söz konusu iddianın sübuta erdiğinden bahisle yöneticilik görevinin üzerinden alınarak başka bir okulda öğretmen olarak görevlendirilmesi teklifi getirilmesi üzerine İstanbul İli ... İlköğretim Okuluna öğretmen olarak atamasının yapıldığı, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 2.maddesinde, Türk Milletinin bütün fertlerini beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek, ilgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi,beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak, Türk Milli Eğitiminin genel amaçları arasında sayılmıştır.
Buna göre eğitim sistemi içerisinde yönetsel ve eğitsel işlevlerde bulunan tüm personelin, eğitilenlere karşı tutum, davranış, yaklaşım ve söylemlerinin, yukarıda belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik nitelikte olması, bu amaçların gerçekleşmesini engelleyici tutum, davranış ve söylemlerden kaçınmaları gerektiği açıktır.
Bu durumda bazı öğrencilere karşı şiddet uyguladığı yapılan soruşturma ile sabit olan davacının, yukarıda anılan niteliklere sahip birey yetiştirilmesi amacıyla bağdaşmayan tutum ve davranışları nedeniyle idarecilik görevinden alınarak, başka bir okula öğretmen olarak atanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile İstanbul 1.İdare Mahkemesi'nce verilen 19.6.2003 günlü, E:2003/1, K:2003/852 sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına, 26.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
BŞ/ÖEK


Disiplin yönünden öğrenciye atılan tokatın bedelini yine yargı da belirtmiştir.

karavelioglu
12-10-2008, 23:54:52
Öğretmen çocuğu döverse,polis zam isteyen ev sahibini vurursa,hakim sevmediği adamın oğlunu hapse atarsa.... nereye varır bu işin sonu sn.karavelioğlu?

Medeni Yasa ile tanınmış bir hak olan terbiye ve itaat ettirme hakkı cerçevesinde vücut bütünlüğünü bozmayan dövme, zor kullanmalar "dayak" olarak kabul edilmiyor ve ceza verilmiyor. Bu konuda tam 7 öğretmen arkadaşımızı beraat ettirdim bugüne kadar.

Erdoğan Kırcalı
13-10-2008, 00:01:05
Vücut bütünlüğünü bozmayan dövme yada zor kullanma boşanma sebebi olabiliyorken,işi doğruyu öğrenme yollarını göstermek olan öğretmene bu yanlışı yapabilmeyi HAK! olarak tanıyan medeni yasayı biraz daha açıklayabilirmisiniz sn.Karavelioğlu?
Bu durumda bana da çocuğumun vücut bütünlüğünü bozmadan döven öğremenin vücut bütünlüğüne zarar vermeden canına okuma hakkı doğmaz mı?

önder71
13-10-2008, 00:23:50
Sayın Önder71,

Ben de öğrencinin vücut bütünlüğünü bozmadan, sağlığını tehkikeye sokmayacak şekilde Medeni Yasa çercevesinde terbiye ve itaat ettirme hakkı sınırları içerisinde öğrencisini dövmesine rağmen aleyhinde dava açılan tüm öğretmenlerin yasal haklarını sonuna kadar takip etmek,ücretsiz her türlü hukuki yardımı yapmak üzere buradayım.
Devrim Sinan KARAVELİOĞLU
Hukukçu-Eğitimci


Pardon siz kendinizi tanıttığınız gibi sadece "hukukçu"musunuz, yoksa hukukçu ile aynı anlamda olmayan ruhsat sahibi baroya kayıtlı bir "avukat" mısınız?

Zira ücretsiz dava takibi ve asgari ücret uygulamasının dışına çıkılması avukatlık hukukU bakımından sorun teşkil ediyor sanırım. TBB Disiplin kurulunun bu konuda bazı kararları var diye biliyorum.

Ayrıca istediğimiz takdirde, Yargıtay kararları yollayacağınızı belirtmiştiniz. İstidim ama yollamadınız

Ayrıca 2008 tarihli Yargıtay ilgili dairesinin kararı yanlış mı? (formda kararı yazdım-kaynak sabah gazetesi ve pek çok gazete)

Danıştayın tokat atan idareci ve öğretmelere yönelik kararı da disiplin yönünden hatalı mı?

Bu 2008 Yargıtay 4.dairesinin ve 2005 tarihli danıştayın kararlardan sonra içtihat mı değişti?

Bu hususlarda açıklama yaparmasınız...

karavelioglu
13-10-2008, 00:25:16
Vücut bütünlüğünü bozmayan dövme yada zor kullanma boşanma sebebi olabiliyorken,işi doğruyu öğrenme yollarını göstermek olan öğretmene bu yanlışı yapabilmeyi HAK! olarak tanıyan medeni yasayı biraz daha açıklayabilirmisiniz sn.Karavelioğlu?
Bu durumda bana da çocuğumun vücut bütünlüğünü bozmadan döven öğremenin vücut bütünlüğüne zarar vermeden canına okuma hakkı doğmaz mı?

Sayın Kırcalı,

İsterseniz bunu aşağıdaki Yargıtay kararını birlikte irdeleyerek açıklayalım. Her ne kadar sonuçta oy çokluğu ile öğretmen aleyhine bir karar çıkmışsa da öğretmen burada terbiye ve itaat ettirme sınırını aşmış, öğrencinin eline cetvelle vurmak suretiyle doku travması oluşmasına neden olmuş. BUNA RAĞMEN BİR KISIM YARGITAY ÜYELERİ ÖĞRETMENİN BERAAT ETMESİ YÖNÜNDE GÖRÜŞ BİLDİRİYOR VE AZINLIKTA KALAN BU ÜYERER KARŞI OY YAZISI YAZIYOR. Peki bu doku travması oluşmamış olsaydı ne olacaktı? Sonucu tanmin etmek için hukukçu olmaya gerek yok. Oy birliğiyle öğretmenin beraat etmesi gerektiği yönünde oy kullanacaklardı.


T.C.
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU

E. 2000/4-11
K. 2000/30
T. 22.02.2000

ÖĞRETMENLERİN TERBİYE HAKKI
ETKİLİ EYLEM

765/m.251,456

ÖZET : Öğretmenlerin öğrenciler üzerinde eğitim içi disiplin sağlanması yönünden terbiye ve itaat ettirme haklarını kullanmaları kendilerine öğrenciyi dövme hakkı vermez

DAVA: Terbiye hakkının kötüye kullanılması suçundan sanık R.Ç.`nine beraatine ilişkin İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesince 28.04.1997 gün ve 185-359 sayı ile verilen kararın katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 20.09.1998 gün ve 3191-3793 sayı ile;

"Öğretmen olan sanığın, öğrenci mağdurun eline cetvel ile vurarak onu yaraladığının oluşa uygun biçimde kabul edilmesi karşısında TCY.nin 456/4 ve 251. maddeleri uyarınca cezalandırılması yerine yasal olmayan gerekçelerle beraatine karar verilmesi" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel mahkeme ise 03.11.1998 gün ve 1005-1282 sayı ile; "Sanığın, olay günü mağdurenin bulunduğu sınıfın dersinin boş olması nedeniyle nöbetçi öğretmen olarak öğrencileri yaptıkları gürültü nedeniyle birkaç kez uyarmasına rağmen öğrencilerin disiplinsiz davranmalarından dolayı sanığın mağduru ayırt etmeden, özel bir kast göstermeden tüm öğrencileri disiplin ve tedip hakkını kullanmak üzere uyarmak amacıyla elindeki naylon cetvelin yatay tarafı ile her öğrenciye birer defa vurduğu, bu vuruşta etkili eylem kastının bulunmadığı gibi, tedip hakkının kullanılmasının da aşılmadığı inancına varıldığı" gerekçesi ile önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararında katılanlar vekili tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının "bozma" istekli 21.12.1999 günlü tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, somut olayda sanığa yüklenen etkili eylem suçunun unsurları yönünden oluşup oluşmadığına ilişkindir.

Olay günü bir ilköğretim okulunda nöbetçi öğretmen olan sanığın daha önceden öğretmenler kurulunda alınan karar uyarınca teneffüslerde dışarı çıkmaları için uyardığı ve aralarında mağdurenin de bulunduğu 6. sınıf öğrencilerinden bir kısmının, üçüncü teneffüste de dışarı çıkmamaları üzerine sınıfta bulunan dokuz, on öğrencinin ellerine cetvelle birer kez vurduğu, bu vurma nedeniyle yumuşak doku travması geçiren mağdurenin Adli Tıp Uzmanınca verilen rapora göre üç gün iş ve gücünden kalacağı, sanığın kaçamaklı kabulü, mağdurenin ve tanıkların anlatım ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Esasen açıklanan bu oluşta Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.

Öğretmenlerin öğrenciler üzerinde eğitim içi disiplinin sağlanması yönünden terbiye ve itaat ettirme hakları bulunmaktadır. Ancak, bu hak disiplin cezası vermek ile bedensel zarara yol açmayacak şekilde örneğin kulak tutmak, tek ayağı üzerinde durdurmak gibi davranış biçimleriyle sınırlı olup hiçbir zaman etkili eylemde bulunmayı kapsamaz. O halde öğretmenlerin terbiye hakkını kullanmaları onlara öğrenciyi dövme hakkı vermeyeceğinden, somut olayda mağdureye cetvelle vuran sanığın etkili eylem kastının olmadığından söz etmek de olanaksızdır. Bu nedenle isabetsiz olan direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Başkanı ve bir kısım üyeler ise; "Medeni Yasa hükümleri ile tanınmış bir hak olan "terbiye ve itaat ettirme hakkı" TCY.nin uygulanması yönünde de hukuka uygunluk nedenlerinden biridir. Bu hakkın kötüye kullanılması ise TCY.nin 477. maddesinde yaptırıma bağlanmıştır. Bu hakkın sınırının aşılıp aşılmadığı her olayın özelliğine göre hakim tarafından tayin ve takdir edilecektir.

Bu hakkın kullanımında, mağdurun sağlığını tehlikeye koymadan, yalnızca terbiye vermek ve disiplinin sağlanması için zor kullanılması olanaklıdır. Nitekim öğretide de bu konu ele alınmış, "Münhasıran terbiye ve disiplin gayelerine matuf bulunan cebir ve şiddet meşru suretle kullanılabilecek vasıtalardandır. Bu vasıtaların münhasıran terbiye ve disiplin maksadıyla kullanılmış olması, böyle hallerde şahıslara karşı işlenen suçlara ait diğer hükümlerin de tatbikine manidir. Zira yasa, disiplin ve terbiye bakımından böyle bir sınır çizmekle terbiye ve disiplin vasıtalarına cezasızlık tanınmıştır." denmiştir. (Manzini`ye atfen Prof. Faruk Erem, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Cilt 4. sh.526)

Somut olayda sanığın, terbiye hakkının kullanılmasından ibaret mağdurenin eline cetvelle vurmak eyleminde hukuka uygunluk nedeni bulunduğundan isabetli olan direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir." görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 08.02.2000 gün yapılan birinci müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından 22.02.2000 günü oyçokluğu ile tebliğnamedeki isteme uygun olarak karar verildi.

önder71
13-10-2008, 00:29:03
Sayın Kırcalı,

İsterseniz bunu aşağıdaki Yargıtay kararını birlikte irdeleyerek açıklayalım. Her ne kadar sonuçta oy çokluğu ile öğretmen aleyhine bir karar çıkmışsa da öğretmen burada terbiye ve itaat ettirme sınırını aşmış, öğrencinin eline cetvelle vurmak suretiyle doku travması oluşmasına neden olmuş. BUNA RAĞMEN BİR KISIM YARGITAY ÜYELERİ ÖĞRETMENİN BERAAT ETMESİ YÖNÜNDE GÖRÜŞ BİLDİRİYOR VE AZINLIKTA KALAN BU ÜYERER KARŞI OY YAZISI YAZIYOR. Peki bu doku travması oluşmamış olsaydı ne olacaktı? Sonucu tanmin etmek için hukukçu olmaya gerek yok. Oy birliğiyle öğretmenin beraat etmesi gerektiği yönünde oy kullanacaklardı.


T.C.
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU

E. 2000/4-11
K. 2000/30
T. 22.02.2000

ÖĞRETMENLERİN TERBİYE HAKKI
ETKİLİ EYLEM

765/m.251,456

ÖZET : Öğretmenlerin öğrenciler üzerinde eğitim içi disiplin sağlanması yönünden terbiye ve itaat ettirme haklarını kullanmaları kendilerine öğrenciyi dövme hakkı vermez

PARDON BEN 765 SAYILI ESKİ TCK DEĞİLDE, 2005 TARİHİNDEN SONRA HUKUK HAYATIMIZA GİREN YENİ TCK ZAMANINDA VERİLMİŞ BİR KARAR VAR MI DİYE SORMUŞTUM. BU KARAR YÜRÜRLÜKTEN KALKAN ESKİ TCK VE YİNE YÜRÜRLÜKTEN KALKAN ESKİ MEDENİ KANUN ÇERÇEVESİNDE VERİLMİŞ BİR KARARDIR. ÜSTELİK ÖĞRENCİNE BİR KEZ CETVEL İLE VURAN ÖĞRETMENİN MAHKUM OLMASINA KARAR VERİLMİŞTİR. ELİ KIRALAN ÖĞRENCİ BU KARARDA YOKTUR. AYRICA YENİ TCK DA BIRAKIN DOKU EZİLMESİNİ "Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." HÜKMÜ YER ALMAKTADIR. YANİ ACI ÇEKMESİ, ALĞILAMA YETENEĞİNİN BOZULMASI GİBİ PİSİŞİK DURUMLAR BİLE CEZA İÇİN YETERLİ. TESPİT VE İDDİALARINIZIN DAYANAĞI SADECE BU BENZERİ ESKİ KARARLAR İSE, GERÇEKTEN İDDİALI DURUŞUNUZA VE SÖYLEMLERENİZE PEK UYMUYOR DOĞRUSU....
ESKİ KANUN ZAMAMINDA YANİ 2000 TARİHİNDE VERİLMİŞ BU KARAR BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ DEĞİL....ZATEN 12.09.2008 TARİHİNDE BU KARARIN TAM TERSİ YİNE YARGITAY TARAFINDAN OYBİLİRLİĞİ İLE VERİLMİŞ YENİ KANUNA GÖRE KONUNUN TARTIŞILDIĞI İÇTİHAT BASINDA YETERİNCE YER ALMIŞTIR.

AYRICA KARARDA GEÇEN MEDENİ KANUN TANIMLANMASI, VE İLGİLİ HÜKMÜ DE 2000 TARİHİNDE YÜRÜRLÜKTE BULUNAN ESKİ MEDENİ KANUN İLE İLGİLİDİR. BİLİNDİĞİ ÜZERE 2001 YILINDA MEDENİ KANUN DA DEĞİŞMİŞTİR.

ÖZETLE BU KARAR, YÜRÜRLÜKTEN KALKMIŞ ESKİ TÜRK CEZA KANUUNU VE YİNE YÜRÜRLÜKTEN KALKMIŞ ESKİ MEDENİ KANUN HÜKÜMLERİ DEĞERLENDİRİLEREK VERİLMİŞ BİR ESKİ KARARDIR.

karavelioglu
13-10-2008, 00:42:53
Pardon siz kendinizi tanıttığınız gibi sadece "hukukçu"musunuz, yoksa hukukçu ile aynı anlamda olmayan ruhsat sahibi baroya kayıtlı bir "avukat" mısınız?
Zira ücretsiz dava takibi ve asgari ücret uygulamasının dışına çıkılması avukatlık hukuk bakımından sorun teşkil ediyor sanırım. TBB Disiplin kurulunun bu konuda bazı kararları var diye biliyorum.


Ayrıca istediğimiz takdirde, Yargıtay kararları yollayacağınızı belirtmiştiniz. İstidim ama yollamadınız

Ayrıca 2008 tarihli Yargıtay ilgili dairesinin kararı yanlış mı? (formda kararı yazdım-kaynak sabah gazetesi ve pek çok gazete)

Danıştayın tokat atan idareci ve öğretmelere yönelik kararı da disiplin yönünden hatalı mı?


Bu 2008 Yargıtay 4.dairesinin ve 2005 tarihli danıştayın kararlardan sonra içtihat mı değişti?

Bu hususlarda açıklama yaparmasınız...

Avukatlık yapmış olsaydım hukukçu değil doğrudan avukat yazardım. Yargıtay kararları konusunda acele etmeyin, alelacele bulduğum birini ekledim. Bizzat davaları ile ilgilendiğim arkadaşların kararlarını da ekleyeceğim yakında, zira bu konu çok uzadı. Senin çocuğun okulda her türlü pisliği yapacak, öğretmen de sabır taşı, ya da senin çocuğunun oyuncağı ya, hepsine katlanacak! Sonuç olarak biz ve bizim gibilerin siz ve sizin gibilere bu tür konularda pabuç bırakmayacağını bilmenizi isterim.

karavelioglu
13-10-2008, 00:46:10
Sayın Kırcalı,

İsterseniz bunu aşağıdaki Yargıtay kararını birlikte irdeleyerek açıklayalım. Her ne kadar sonuçta oy çokluğu ile öğretmen aleyhine bir karar çıkmışsa da öğretmen burada terbiye ve itaat ettirme sınırını aşmış, öğrencinin eline cetvelle vurmak suretiyle doku travması oluşmasına neden olmuş. BUNA RAĞMEN BİR KISIM YARGITAY ÜYELERİ ÖĞRETMENİN BERAAT ETMESİ YÖNÜNDE GÖRÜŞ BİLDİRİYOR VE AZINLIKTA KALAN BU ÜYERER KARŞI OY YAZISI YAZIYOR. Peki bu doku travması oluşmamış olsaydı ne olacaktı? Sonucu tanmin etmek için hukukçu olmaya gerek yok. Oy birliğiyle öğretmenin beraat etmesi gerektiği yönünde oy kullanacaklardı.


T.C.
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU

E. 2000/4-11
K. 2000/30
T. 22.02.2000

ÖĞRETMENLERİN TERBİYE HAKKI
ETKİLİ EYLEM

765/m.251,456

ÖZET : Öğretmenlerin öğrenciler üzerinde eğitim içi disiplin sağlanması yönünden terbiye ve itaat ettirme haklarını kullanmaları kendilerine öğrenciyi dövme hakkı vermez

PARDON BEN 765 SAYILI ESKİ TCK DEĞİLDE, 2005 TARİHİNDEN SONRA HUKUK HAYATIMIZA GİREN YENİ TCK ZAMANINDA VERİLMİŞ BİR KARAR VAR MI DİYE SORMUŞTUM.
ESKİ KANUN ZAMAMINDA YANİ 2000 TARİHİNDE VERİLMİŞ BU KARAR BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ DEĞİL....ZATEN 12.09.2008 TARİHİNDE BU KARARIN TAM TERSİ YİNE YARGITAY TARAFINDAN OYBİLİRLİĞİ İLE VERİLMİŞ YENİ KANUNA GÖRE KONUNUN TARTIŞILDIĞI İÇTİHAT BASINDA YETERİNCE YER ALMIŞTIR.

AYRICA KARARDA GEÇEN MEDENİ KANUN TANIMLANMASI, VE İLGİLİ HÜKMÜ DE 2000 TARİHİNDE YÜRÜRLÜKTE BULUNAN ESKİ MEDENİ KANUN İLE İLGİLİDİR. BİLİNDİĞİ ÜZERE 2001 YILINDA MEDENİ KANUN DA DEĞİŞMİŞTİR.

ÖZETLE BU KARAR, YÜRÜRLÜKTEN KALKMIŞ ESKİ TÜRK CEZA KANUUNU VE YİNE YÜRÜRLÜKTEN KALKMIŞ ESKİ MEDENİ KANUN HÜKÜMLERİ DEĞERLENDİRİLEREK VERİLMİŞ BİR ESKİ KARARDIR.

Buluruz sayın Önder buluruz!!! 765 i beğenmediyseniz size 5237 den de buluruz! Sabredin

önder71
13-10-2008, 01:01:50
Avukatlık yapmış olsaydım hukukçu değil doğrudan avukat yazardım. Yargıtay kararları konusunda acele etmeyin, alelacele bulduğum birini ekledim. Bizzat davaları ile ilgilendiğim arkadaşların kararlarını da ekleyeceğim yakında, zira bu konu çok uzadı. Senin çocuğun okulda her türlü pisliği yapacak, öğretmen de sabır taşı, ya da senin çocuğunun oyuncağı ya, hepsine katlanacak! Sonuç olarak biz ve bizim gibilerin siz ve sizin gibilere bu tür konularda pabuç bırakmayacağını bilmenizi isterim.


PARDON SİZ RUHSATLI AVUKAT DEĞİLSENİZ NASIL ÜCRETSİZ DAVA TAKİBİ YAPACAKSINIZ. UZAKTAN KUMANDA İLE Mİ?

TAZMİNAT DAVALARINDA, bORÇLAR KANUNUNU, MEDENİ KANUNU, MEDENİ USUL KANUNUN DAVACILARA NASIL ANLATACAK VE DURUŞMALARINA NASIL KATKI SAĞLAYACAKSINIZ...

CEZA DAVASINDA, TCK VE CMK YI MI ANLATIP DURUŞMALARADA ONLARA NASIL HARAKET EDECEKLERİNİ Mİ ANLATACAKSINIZ.

İDARİ DAVALARDA, 2577 SAYILI YASA VE İDARE HUKUK MEVZUATINIMI EZBERLETİP DAVA TAKİBİ Mİ YAPACAKSINIZ.

AMA SİZ RUHSATLI AVUKAT DEĞİLSİNİZ, BUNLARI HANGİ YETKİ VE HAK İLE YAPACAKSIZINIZ. ÜCRETSİZ YARDIM TEKLİFİ BİRAZ TUHAF VE HUKUKLA UYUMSUZ OLDU GALİBA..AYRICA SİZ NASIL 7 ÖĞRETMENİ BERAAT ETTİRDİNİZ....YUKARIDA TARİF ETTİĞİM UZAKTAN KUMANDA İLE Mİ?

HAA, BENİM ÇOCUKLARIM OLDUKÇA BAŞARILI BİÇİMDE EĞİTİMLERİNE VE ÖĞRENİMLERİNE DEVAM EDİYORLAR.
ONLARA SUÇ TEŞKİL EDEN BİR DAVRANIŞTA BULUNACAK ÖĞRETMENİN VE ONUN TÜM YARDIMCILARININ PAPUÇLARINI DEĞİL AMA MESLEKLERİNİ ELLERİNDEN ALICAK VEYA ONLARA DERİN ANILAR BIRACAK, ONLARIN MAAŞLARINA İCRA VASITASI İLE ORTAK OLACAK, AYNI ZAMANDA DİSİPLİN YÖNÜNDEN DE CEZALANDIRILMALARINI SAĞLAYACAK, GEREKİRSE İL VE İLÇE İNSAN HAKLARI KURULLARINA GİDEREK ONLARIN ÇALIŞTIKLARI YERDE Kİ BÜROKRASİ ÖNÜNDE OLUMSUZLUKLARINI TANITACAK BİRİKİM VE İMKANIN BULUNMAKTADIR.

DAYAKÇI ZİHNİYET, HAK ETTİĞİ BEDELİ FAİZİ İLE BİRLİKTE ÇEŞİTLİ HUKUK DALLARI AÇISINDAN AYRI AYRI ÖDEYECEKTİR.
KURU LAF VE GÜRÜLTÜYE PAPUÇ BIRACAK VELİ GÜNÜMÜZ TÜRKİYESİNDE MAALESEF ARTIK YOKTUR.
ÖĞRETMENLİĞİ DAYAK ATMA YETKİSİNE SAHİP MESLEK OLARAK GÖREN ÖĞRETMENLER DE ARTIK BABALARININ EVLERİNİN YOLUNU TUTMALARI HUKUKEN GEREKMEKTEDİR. ZİRA ONLARA GELİN İLLEDE ÖĞRETMENLİK YAPIN DİYE YALVARAN YOK...SÖZLEŞMELİ BİNLERCE ÖĞRETMEN ADAYI SIRADA VE DÖRT GÖZLE KADRO BEKLİYOR.

önder71
13-10-2008, 01:05:05
[QUOTE=önder71;222687]

Buluruz sayın Önder buluruz!!! 765 i beğenmediyseniz size 5237 den de buluruz! Sabredin


PARDON ELİNİZDE OLDUĞUNU VE GÖNDEREBİLECEĞİNİZİ SÖYLEMİŞTİNİZ. ARAMANIZA VE ZAHMET ETMENİZE GEREK YOK...BEN CEVABINI ALDIM ZATEN....

önder71
13-10-2008, 01:07:12
Sayın Önder71,

Hukukçu musunuz, pedagog mu bilemiyorum ama eğitimin içinde bulunduğu içler acısı durumu, disiplinsizliğin vardığı had safhayı bilmediğiniz anlaşılıyor yazdıklarınızdan.

Burada salt yasaları sıralamakla olmuyor bu işler. Siz ve sizin gibiler düşünüyorsunuz ki; öğretmen hemen bir tokat attı diye mahkemeye çıkacak, yargılanıp ceza alacak. Ancak kazın ayağı pek öyle düşündüğünüz gibi değil.

Medeni kanunla sağlanan eğitim ve terbiye hakkı çerçevesinde öğretmen öğrencisinin vücut bütünlüğüne dokunmayacak, onun sağlığına zarar vermeyecek şekilde zor kullanabilir, gerekirse bir iki tokat atabilir. Medeni kanunla sağlanan bu hakkın kullanımının nerede aşıldığı nerede aşılmadığına karar verilmesi ise yargının görevidir. .

Bir Yargıtay kararında öğretmen hakkında eline cetvelle vurduğu öğrencinin elinin kırılmasına rağmen üyeler oybirliği içerisinde karar veremiyor, karşı oy yazısıyla öğretmenin suçsuz olduğunu savunanlar çıkıyor. Yani sizin tahmin ettiğiniz gibi öğretmen öyle bir iki tokat ile yargı önüne çıkmıyor, çıksa bile dava beraatle sonuçlanıyor.

Bunları ben söylemiyorum, bu tür davaların temyize gittiği Yargıtay böyle düşünüyor ve elimde bu konuda çeşitli Yargıtay kararları var. Gerekirse buraya eklerim.
Halihazırda bu konuda hakkında dava açılıp mahkemeye düşen yarım düzineden fazla öğretmenin beraat etmesini sağladığımı da son not olarak buraya ekleyivereyim isterseniz.

Size, bilmediğiniz konularda ahkam kesmemenizi öneririm. Özellikle de hukukçu değilseniz hukuki konularda..Saygılarımla,
Devrim Sinan KARAVELİOĞLU
Hukukçu-Eğitimci


NE OLDU ELİNİZDE Kİ KARARLARIN HEPSİMİ ESKİ Mİ ÇIKTI....NEYSE...

karavelioglu
13-10-2008, 01:50:44
PARDON SİZ RUHSATLI AVUKAT DEĞİLSENİZ NASIL ÜCRETSİZ DAVA TAKİBİ YAPACAKSINIZ. UZAKTAN KUMANDA İLE Mİ?

TAZMİNAT DAVALARINDA, bORÇLAR KANUNUNU, MEDENİ KANUNU, MEDENİ USUL KANUNUN DAVACILARA NASIL ANLATACAK VE DURUŞMALARINA NASIL KATKI SAĞLAYACAKSINIZ...

CEZA DAVASINDA, TCK VE CMK YI MI ANLATIP DURUŞMALARADA ONLARA NASIL HARAKET EDECEKLERİNİ Mİ ANLATACAKSINIZ.

İDARİ DAVALARDA, 2577 SAYILI YASA VE İDARE HUKUK MEVZUATINIMI EZBERLETİP DAVA TAKİBİ Mİ YAPACAKSINIZ.

AMA SİZ RUHSATLI AVUKAT DEĞİLSİNİZ, BUNLARI HANGİ YETKİ VE HAK İLE YAPACAKSIZINIZ. ÜCRETSİZ YARDIM TEKLİFİ BİRAZ TUHAF VE HUKUKLA UYUMSUZ OLDU GALİBA..AYRICA SİZ NASIL 7 ÖĞRETMENİ BERAAT ETTİRDİNİZ....YUKARIDA TARİF ETTİĞİM UZAKTAN KUMANDA İLE Mİ?

HAA, BENİM ÇOCUKLARIM OLDUKÇA BAŞARILI BİÇİMDE EĞİTİMLERİNE VE ÖĞRENİMLERİNE DEVAM EDİYORLAR.
ONLARA SUÇ TEŞKİL EDEN BİR DAVRANIŞTA BULUNACAK ÖĞRETMENİN VE ONUN TÜM YARDIMCILARININ PAPUÇLARINI DEĞİL AMA MESLEKLERİNİ ELLERİNDEN ALICAK VEYA ONLARA DERİN ANILAR BIRACAK, ONLARIN MAAŞLARINA İCRA VASITASI İLE ORTAK OLACAK, AYNI ZAMANDA DİSİPLİN YÖNÜNDEN DE CEZALANDIRILMALARINI SAĞLAYACAK, GEREKİRSE İL VE İLÇE İNSAN HAKLARI KURULLARINA GİDEREK ONLARIN ÇALIŞTIKLARI YERDE Kİ BÜROKRASİ ÖNÜNDE OLUMSUZLUKLARINI TANITACAK BİRİKİM VE İMKANIN BULUNMAKTADIR.

DAYAKÇI ZİHNİYET, HAK ETTİĞİ BEDELİ FAİZİ İLE BİRLİKTE ÇEŞİTLİ HUKUK DALLARI AÇISINDAN AYRI AYRI ÖDEYECEKTİR.
KURU LAF VE GÜRÜLTÜYE PAPUÇ BIRACAK VELİ GÜNÜMÜZ TÜRKİYESİNDE MAALESEF ARTIK YOKTUR.
ÖĞRETMENLİĞİ DAYAK ATMA YETKİSİNE SAHİP MESLEK OLARAK GÖREN ÖĞRETMENLER DE ARTIK BABALARININ EVLERİNİN YOLUNU TUTMALARI HUKUKEN GEREKMEKTEDİR. ZİRA ONLARA GELİN İLLEDE ÖĞRETMENLİK YAPIN DİYE YALVARAN YOK...SÖZLEŞMELİ BİNLERCE ÖĞRETMEN ADAYI SIRADA VE DÖRT GÖZLE KADRO BEKLİYOR.

Bu durumda olan arkadaşlara hukuki yolu göstermek. savunma layihalarını hazırlamak, destek için duruşmalara dinleyici olarak katılmak "uzaktan kumanda" ise öyle olsun!!!

Bir önceki iletide söz edilen "senin çocuğun" ifadesi bizzat sizin çocuğunuz değildir. Burada işi, sınıfta ders esnasında sıraların altına sarkarak kızların bacaklarına bakan ve masturbasyon yapacak kadar ileri görüren, ne yaptığı sorulduğunda sırıtarak "hiiiiiç" diye yanıt veren öğrencilerden söz ediyorum, tabii bunlara öğrenci diyebilirseniz.

Diğer taraftan yukarıda yaptığınız laf satalasına baktığımda birikim ve imkanlarınızı görünce dehşete kapıldım doğrusu (!) Öğretmenleri astırıyor, kestiriyor, mesleklerine son verdiriyor, maaşlarına ortak oluyorsunuz. Aman bana dokunmayın ne olur (!) Siz bu memleketin kralıymışsınız da haberimiz yokmuş (!)

Biz senin gibilerini çok gördük polis müdürü Önder!!!!!! Polis müdürüyüm diye kendini bu ülkenin kralı zannettin galiba!!! Yine tekrar ediyorum; sizin gibilere şimdiye kadar pabuç bırakmadık, bırakmayız biz!!! HODRİ MEYDAN!!!

önder71
13-10-2008, 02:13:34
Bu durumda olan arkadaşlara hukuki yolu göstermek. savunma layihalarını hazırlamak, destek için duruşmalara dinleyici olarak katılmak "uzaktan kumanda" ise öyle olsun!!!

Bir önceki iletide söz edilen "senin çocuğun" ifadesi bizzat sizin çocuğunuz değildir. Burada işi, sınıfta ders esnasında sıraların altına sarkarak kızların bacaklarına bakan ve masturbasyon yapacak kadar ileri görüren, ne yaptığı sorulduğunda sırıtarak "hiiiiiç" diye yanıt veren öğrencilerden söz ediyorum, tabii bunlara öğrenci diyebilirseniz.

Diğer taraftan yukarıda yaptığınız laf satalasına baktığımda birikim ve imkanlarınızı görünce dehşete kapıldım doğrusu (!) Öğretmenleri astırıyor, kestiriyor, mesleklerine son verdiriyor, maaşlarına ortak oluyorsunuz. Aman bana dokunmayın ne olur (!) Siz bu memleketin kralıymışsınız da haberimiz yokmuş (!)

Biz senin gibilerini çok gördük polis müdürü Önder!!!!!! Polis müdürüyüm diye kendini bu ülkenin kralı zannettin galiba!!! Yine tekrar ediyorum; sizin gibilere şimdiye kadar pabuç bırakmadık, bırakmayız biz!!! HODRİ MEYDAN!!!


Pardon Polis müdürü olmak ile öğrenci Velisi olmak arasında nasıl bir bağ kurdunuz.
Öğretmen Devrim!!!!! öncelikle konuyu dağıtmadan saptırmadan öğrencinin dayak yemesi konusunda ki iddilarınıza devam etmenizi öneririm. Zira form konusu bu....
Ben kanser hastası olduğum için fiilen çalışmıyor ve hastalık izni kullanıyorum. Yani anlayacağınız bulunduğum mevkiden kuvvet almıyor, kendi eğitim ve birikimimden destek alıyorum.
Anladınız mı?

önder71
13-10-2008, 02:16:57
Ayrıca "savunma layihalarını hazırlamak" gibi bir ibare kullanmışsınız....Ruhsatlı Avukatlar hariç hiç kimse başkasının evrakını düzenleme yetki ve hakkına sahip değildir. Ya Avukat olacaksınız, yada kendi evrakınızı düzenleyeceksiniz. Ülkemizde hukukçu diye bir meslek yok. Siz de bir öğretmensiniz. Özetle başkalarının dava evraklarını hazırlamanız hukuken mümkün değil.....

karavelioglu
13-10-2008, 02:22:56
Pardon Polis müdürü olmak ile öğrenci Velisi olmak arasında nasıl bir bağ kurdunuz.
Öğretmen Devrim!!!!! öncelikle konuyu dağıtmadan saptırmadan öğrencinin dayak yemesi konusunda ki iddilarınıza devam etmenizi öneririm. Zira form konusu bu....
Ben kanser hastası olduğum için fiilen çalışmıyor ve hastalık izni kullanıyorum. Yani anlayacağınız bulunduğum mevkiden kuvvet almıyor, kendi eğitim ve birikimimden destek alıyorum.
Anladınız mı?

Ben bu konudaki tüm düşüncemi şu ana kadar yazdıklarımla aktardım. Deneyimlerimi yazdım. Fiilen zor durumdaki 7 arkadaşıma hukuki yardımda bulundum ve bunu üzerime bir görev saydım.

Bulunduğunuz mevkiden alabileceğiniz kuvvet yasalarla bellidir, bunun dışında bir kuvvet almanız söz konusu değildir zaten.

Acil şifalar dilerim.

karavelioglu
13-10-2008, 02:26:30
Ayrıca "savunma layihalarını hazırlamak" gibi bir ibare kullanmışsınız....Ruhsatlı Avukatlar hariç hiç kimse başkasının evrakını düzenleme yetki ve hakkına sahip değildir. Ya Avukat olacaksınız, yada kendi evrakınızı düzenleyeceksiniz. Ülkemizde hukukçu diye bir meslek yok. Siz de bir öğretmensiniz. Özetle başkalarının dava evraklarını hazırlamanız hukuken mümkün değil.....

Avukatlık Kanunundan haberim var, merak etmeyin. Hukukçu diye bir meslek yoksa Hukuk Fakültesi mezunu diyelim o halde.

önder71
13-10-2008, 02:34:55
Acil şifalar dileyip kısa mesajda garip ve argo tabir ve ifadeler kullamanız sanırım biraz tutarsız oldu.
Öncelikle siz benim çocuğumun öğretmeni değilsiniz ve benimle hiç bir zaman, hiç bir yerde, hiç bir şey paylaşmayacaksınız?
Sizin birikim, yaşınız veya geçmişiniz beni hiç ilgilendirmiyor.
Beni ilgilendiren okulda ki dayakçı zihniyet....bunun ötesinde konuyu dağıtıp ben senden iyiyim, ben senden üstünüm, benimle yarışamazsın mantığı ve yaklaşımı, bana vız gelir tırıs gider.....

önder71
13-10-2008, 02:37:05
istersen seviyeyi daha da düşürmeden konuyu kapatıp bir daha birbirimize cevap yazmayalım...
Zira bunun sonu ve faydası yok....

gecem1970
13-10-2008, 08:11:12
Sayın Üyeler,
Büyük harfle ve kırmızı kırmızı yazdığınız o yazıları lütfen düzeltin. Sitemize hiç yakışmamış.
Ne fiziksel ne sözel şiddetin eğitimde yeri yoktur. Çocuğun eğitimine herhangi bir katkısı olmadığı gibi yıkıcı ve zararlı etkileri say say bitmez. Üstelik yasal dayanağıda yoktur. Günden güne toplumda bu doğrultuda gelişmektedir. Eskiden annebabasının dövmediği çocuk neredeyse yoktu. Şimdi aileler daha bilinçli. Mesele değişen veli ve öğrenci profiline henüz eğitim sisteminin (ve belkide hukuk sisteminin) uyum sağlayamamasında. Dayak yiyerek büyümüş, bunu benim iyiliğim içindi diye düşüncesiyle affetmiş bu doğrultuda çocuğunu döven hakimin verdiği kararı fiziksel ve ruhsal bütünlüğü ve sağlığı birinci erek olarak kabul edilmiş, her türlü şiddeti red etmek üzere eğitilmiş, herhangi birine maruz kaldığında bunu karşısındakinin kişilik bozukluğu olarak tanımlayan hakimin verdiği karar arasında fark olması olağandır. Gün geçtikçe ikinci tanıma uyan hakim ve öğretmen sayımız şüphesiz artacak, sadist eğilimlerini öğrencilerle tatmin eden ve bunu hoş gören zihniyet ister istemez kendine çeki düzen verecektir.

Sayın Deniz,

Kızgın olmakta haklısınız. Ancak daha önce belirttiğim gibi fiziksel şiddet dahi mesleki dayanışma, suç ortaklığı (kendisi çocuğunu döven anababalar bunu yapan öğretmeni destekler doğal olarak) vb. nedenlerle cezasını bulamamaktadır. İş sözel şiddete geldiğinde bunu ispatı da ceza alması da zor hatta imkansızdır. Girişiminiz çocuğunuza bir linç kampanyası olarak dönecektir. Elbirliğiyle çocuğunuzun psikolojik sorunları olduğu, yalan söylediği vb. idda edilmeye hatta ispatlanmaya çalışılacaktır. Hatta aynı şeyi sizin için bile idda edebilirler. En basitinden sizi çocuğunuzu iyi beslemekle suçlarlar. Çocuğun beslenme ve kilosundan sorumlu kişi olarak kendinizi Nasreddin Hoca gibi "hırsızın hiç mi suçu yok " diye söylenirken bulabilirsiniz.

Bir eğitimci ve anne olarak ilerideki olası problemleri de göz önüne alarak önerim şudur. Sakinleşin. çocuğunuzuda sakinleştirin. Bir iki hafta hiçbirşey yokmuş gibi okula devam ettirin. Bu arada bir okul ayarlayın. Bu olayla kesinlikle ilgisi olmayan bir gerekçe bularak çocuğu nakledin. Yeni okula bu problemden söz etmeyin. Bu kadarını çocuğunuz için yapmalısınız. Çocuğunuzun bu naklin yaşananla bağ kurmamaması önemlidir. Çünkü yeni okulun getireceği ek külfetler onda suçluluk duygusuna yol acacağı gibi öğretmenleriyle yaşayacağı sorunlara pratik ama yanlış bir çözüm üretmesinede neden olabilir.

Herşey bittikten sonra eski okula dönün. Artık yasal girişimdemi bulunursunuz yoksa doğrudan öğretmenle mi muatap olursunuz bilemem.

deryami_DENİZ
14-10-2008, 11:36:36
[QUOTE=gecem1970;222716]Sayın Üyeler,
Büyük harfle ve kırmızı kırmızı yazdığınız o yazıları lütfen düzeltin. Sitemize hiç yakışmamış.
Ne fiziksel ne sözel şiddetin eğitimde yeri yoktur. Çocuğun eğitimine herhangi bir katkısı olmadığı gibi yıkıcı ve zararlı etkileri say say bitmez. Üstelik yasal dayanağıda yoktur. Günden güne toplumda bu doğrultuda gelişmektedir. Eskiden annebabasının dövmediği çocuk neredeyse yoktu. Şimdi aileler daha bilinçli. Mesele değişen veli ve öğrenci profiline henüz eğitim sisteminin (ve belkide hukuk sisteminin) uyum sağlayamamasında. Dayak yiyerek büyümüş, bunu benim iyiliğim içindi diye düşüncesiyle affetmiş bu doğrultuda çocuğunu döven hakimin verdiği kararı fiziksel ve ruhsal bütünlüğü ve sağlığı birinci erek olarak kabul edilmiş, her türlü şiddeti red etmek üzere eğitilmiş, herhangi birine maruz kaldığında bunu karşısındakinin kişilik bozukluğu olarak tanımlayan hakimin verdiği karar arasında fark olması olağandır. Gün geçtikçe ikinci tanıma uyan hakim ve öğretmen sayımız şüphesiz artacak, sadist eğilimlerini öğrencilerle tatmin eden ve bunu hoş gören zihniyet ister istemez kendine çeki düzen verecektir.

Sayın Deniz,

Kızgın olmakta haklısınız. Ancak daha önce belirttiğim gibi fiziksel şiddet dahi mesleki dayanışma, suç ortaklığı (kendisi çocuğunu döven anababalar bunu yapan öğretmeni destekler doğal olarak) vb. nedenlerle cezasını bulamamaktadır. İş sözel şiddete geldiğinde bunu ispatı da ceza alması da zor hatta imkansızdır. Girişiminiz çocuğunuza bir linç kampanyası olarak dönecektir. Elbirliğiyle çocuğunuzun psikolojik sorunları olduğu, yalan söylediği vb. idda edilmeye hatta ispatlanmaya çalışılacaktır. Hatta aynı şeyi sizin için bile idda edebilirler. En basitinden sizi çocuğunuzu iyi beslemekle suçlarlar. Çocuğun beslenme ve kilosundan sorumlu kişi olarak kendinizi Nasreddin Hoca gibi "hırsızın hiç mi suçu yok " diye söylenirken bulabilirsiniz.

Bir eğitimci ve anne olarak ilerideki olası problemleri de göz önüne alarak önerim şudur. Sakinleşin. çocuğunuzuda sakinleştirin. Bir iki hafta hiçbirşey yokmuş gibi okula devam ettirin. Bu arada bir okul ayarlayın. Bu olayla kesinlikle ilgisi olmayan bir gerekçe bularak çocuğu nakledin. Yeni okula bu problemden söz etmeyin. Bu kadarını çocuğunuz için yapmalısınız. Çocuğunuzun bu naklin yaşananla bağ kurmamaması önemlidir. Çünkü yeni okulun getireceği ek külfetler onda suçluluk duygusuna yol acacağı gibi öğretmenleriyle yaşayacağı sorunlara pratik ama yanlış bir çözüm üretmesinede neden olabilir.

Herşey bittikten sonra eski okula dönün. Artık yasal girişimdemi bulunursunuz yoksa doğrudan öğretmenle mi muatap olursunuz bilemem.Yasal girişimde bulunacak değilim evet sonuçları ağır olacak bunu biliyorum ama çok çaresizim çare?????????öğretmenini ve arkadaşlarını çok seviyor okul değiştirmek gibi bir ola onu derinden sarsar bunu biliyorum

gecem1970
14-10-2008, 14:22:37
Sayın Deniz,
Hem öğretmenin ceza almasını istiyorsunuz hemde yasal girişimde bulunmam diyorsunuz. Ben eğer yasal girişimde bulunacaksanız çocuğu mutlak okuldan alın sonra girişimde bulunun diyorum. Zaten sonuç almanız çok zor. Bari çocuğu koruyun.
Bu sitede "öğretmene yapılacak en acımasız şey" olarak sorduğunuz soruya hukuki girişim dışında bir yanıt alamazsınız. Öğretmene dönün derken yanlış anlaşılmasın. Öğretmene olayı çocuğun nasıl olumsuz etkilendiğini anlatın. İdareyi bilgilendirin. Kusurunu bilsin demek istedim. Aman sakın öğretmene dönmek öğretmeni dövmek gibi algılanmasın:p

maximillano
14-10-2008, 14:36:09
şikayet etmek veya dava açmak kendi kararıdır. bunları yapınca yargısız infaz yapılmıyor.merak etmeyin. yüce türk adaletine güvenin:D

Av.Muhammet Halil Uçar
14-10-2008, 15:57:30
MARİTA rumuzlu üye tarafından sadece hukuki olarak bir soru sorulmuş ve yanıt istenmiş. Buna uygun cevaplar da verilmiş. Bu üyelere teşekkür ederiz. Bunun haricinde soru soran kişinin diğer mesajlarını karıştırmak, boşanmış olduğundan söz etmek, diğer mesajlarında boşanmasıyla alakalı sorduğu soruları buraya taşımak , onu aşağılamak, parçalanmış aile vb. sıfatlar takmak en basit ifadeyle terbiyesizliktir.
Okulda bir öğrencinin dövülmesi eski yasada suç olduğu gibi yeni yasada da suçtur. Ancak eski yasaya göre ; çocukta bir hasar, raporluk bir durum yoksa, mahkemeye takdir hakkı tanınıyordu. 2005 değişiklikleriyle bu da kalktı. Birine vurmak kesinlikle suçtur.
Öğrenciyi dövmek serbest değildir. Bununla ilgili yargıtay kararları falan da getirilemez!
Avukat olmayan biri avukatlık yapamaz. Hukukçu olunabilir. Buna saygımız sonsuz. Emekli bir hukukçu veya hukuk mezunu olup aktif görevde bulunulmayabilir. Ama bu kimseyi beraat ettirme hakkı vermez.
SORULAN SORUNUN KAPSAMI DIŞINA ÇIKMAK, KONUYU TAŞIRMAK, ÖĞRENCİLERİN ÖĞRETMEN DÖVMESİNDEN , SINIFTA KIZLARIN BACAKLARINA BAKARAK MASTURBASYON YAPMASINDAN BAHSETMEK AÇIKÇA KONUYU SAPTIRMAK VE BU YOLLA HAKLI ÇIKMAYA ÇALIŞMAKTIR. BU AYIPTIR. Nasıl ve nereden çıktı bu sözler,nerden akla geliyor. Sorulan soru açık. Bunlar başka bir başlık altında tartışılabilir.
Öğrencinin öğretmen konusunda şikayeti varsa ; öncelikle şikayetin ciddi olup olmadığına dair diğer öğrenci ve öğretmenlerden bilgi alınır, araştırılır. İddialar ciddi ise ;
1- Öğretmenle konuşulur.Veli öğretmenden bilgi alır.
2- Öğrenciye veya diğer öğrencilere karşı bir küfür etme hadisesi devam ediyorsa okul müdürlüğüne yazzılı bilgi verilir ve gereğini yapması istenir.
3- Sorun çözülmemişse İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne dilekçe ile müracaat edilir. Soruşturma açılması istenir. Küfür ve şiddet gibi olayalara ilişkin şahit öğrenciler,veliler konudan haberdar edilerek çözüm bulunur.
4- Gereği yerine getirilmezse Bakanlığa şikayet ve genel mahkemelerde hakaret, küfür, dayak nedeniyle dava açmak hakkı mevcuttur.

Ayrıca ;
Konuyla ilgili hukuki cevaplar vermiş, yargıtay kararı koymuş, kanun numarası vermiş birine ''sen polis müdürüsün,memleketi size bırakmıııcaz '' falan türü ifadeler nedir!!! Mesleği ne olursa olsun,hakim,savcı,avukat,doktor,temizlik görevlisi kimseyi böyle aşağılayamazsınız!!!
Birçok defa nezaketten uzak üslupla soru soranı PİŞMAN ETME noktasına getirip olaylar - tartışmalar - hakaretler içinde olayı yürütmeye çalışmak abestir!
Sakin bir üslupla hukuk sorusuna hukuk cevabı verilebilir. İnsanlara hakaret edip sonra da onu cevap vermeye mecbur bırakmak, tahrik etmek ne büyük bir AYIP.
Bir sürü ithama hakarete maruz kalan diğer üyeyi cidden kutluyorum. Nezaketini yine de bozmamış.
SAYGILAR!

deryami_DENİZ
14-10-2008, 17:36:34
Sayın Deniz,
Hem öğretmenin ceza almasını istiyorsunuz hemde yasal girişimde bulunmam diyorsunuz. Ben eğer yasal girişimde bulunacaksanız çocuğu mutlak okuldan alın sonra girişimde bulunun diyorum. Zaten sonuç almanız çok zor. Bari çocuğu koruyun.
Bu sitede "öğretmene yapılacak en acımasız şey" olarak sorduğunuz soruya hukuki girişim dışında bir yanıt alamazsınız. Öğretmene dönün derken yanlış anlaşılmasın. Öğretmene olayı çocuğun nasıl olumsuz etkilendiğini anlatın. İdareyi bilgilendirin. Kusurunu bilsin demek istedim. Aman sakın öğretmene dönmek öğretmeni dövmek gibi algılanmasın:p

sayın gecem 1970 öğretmenin ne gibi bir ceza alması beni uzaktan yakından alakadar etmiyor insanların zihniyetini değiştirecek değilim ben yaşadıklarımı anlatırken öğretmen illaki ceza alsın yada şöyle olsun böyle olsun ,diye bir ithamda bulunmadım zaten gerekeni bir veli olarak yaptım ben sayın maritanın sorunlarını okudum ve yaşadıklarımı paylaştım yasal girişimde bulunup bulunmamam beni ilgilendirir,ve sonuçlarınada katlanırım,gerekli olan her şeyi ve yaşanacakları ailece oturup avukatıma danışarak karara bağladık,evet söylediklerimin arkasındayım çocuğumun okuldan eve ağlayarak ve yaşadıklarını anlatamıycak şekilde üzülmüş ve yıpranmış olarak geldiğini görünce bir anne olarak aklımdan geçen tek şey acımasızca şeylerdi,ama bunu sadece düşündüm bir anne olarak içgüdüsel birşey sanırım merak etmeyin sorunumuzirdelendi ölçülüp tartıldı okul yönetimi ve öğretmenler tarafından kızıma bağıran öğretmen kızımdan özür dileyerek ona izcilerin fener alayında meşale taşıtacağına söz verdi,okulda ilköğretim öğrencilerinin nöbeti kaldırıldı,ve çocuğuma kilolarından dolayı hakaret eden öğretmen idare tarafından uyarıldı ve bu konuda sınıf öğretmenimizin kendi çabalarına minnettar kaldık,ve onun kızımın ikinci annesi olabileceğini bile düşündüm ve bütün bu olaylar kavga gürültü olamdan,kimse kimseyi dövmeden gerçekleşti yorum yapan herkeze teşekkürler

gecem1970
14-10-2008, 19:14:28
Öğretmen özür diledi.
Çoğun gönlünü meşale taşıtarak alma sözü verdi.
Okulda öğrenci nöbeti kaldırıldı.
İdare öğretmeni uyardı.

Ve bütün bunlar bir öğleden sonra içinde oldu bitti. Harika valla. Özel okulların bile bu kadar hızlı ve iyi çalıştığını bilmiyordum. Gerçekten çok şanslısınız. Çocuğunuzda öyle. Darısı diğer öğrenci ve velilerimizin başına..

deryami_DENİZ
14-10-2008, 19:48:23
Öğretmen özür diledi.
Çoğun gönlünü meşale taşıtarak alma sözü verdi.
Okulda öğrenci nöbeti kaldırıldı.
İdare öğretmeni uyardı.

Ve bütün bunlar bir öğleden sonra içinde oldu bitti. Harika valla. Özel okulların bile bu kadar hızlı ve iyi çalıştığını bilmiyordum. Gerçekten çok şanslısınız. Çocuğunuzda öyle. Darısı diğer öğrenci ve velilerimizin başına..

Yorum yok ?????????????????????

fenkedisi
11-01-2009, 00:54:32
mehaba. yeni üyeyimtam olarak nereye yazıcagımı bilemedm fakat acil birşey sormak istiyorum bu konuyla alakalı olarak. öğretmenim yanlış anladıgı birşeyden dolayı disipline vermek istedi. ben öyle olmadgnı söyledgmde yanlış hakarete giren sözler söyledi. velime anlattım konuşuldu öğretmen hala kabul etmeyp aynı üslubuna devam etti. ertesi günde bir dilekçe ile disipline verdi. fakat söylemedgm şeyleri söyledi demiş. şimdi ben arkadaşlarım veya velim ne yapmalıyım

uğur0010
02-06-2009, 14:41:59
iyi günler müdür yardımcısı herkesin önünde kılık kıyafetim düzgün değil diye beni tkeme tokat dövü ne yapmalıyım

nilaygocmen34
02-06-2009, 15:18:37
MARİTA rumuzlu üye tarafından sadece hukuki olarak bir soru sorulmuş ve yanıt istenmiş. Buna uygun cevaplar da verilmiş. Bu üyelere teşekkür ederiz. Bunun haricinde soru soran kişinin diğer mesajlarını karıştırmak, boşanmış olduğundan söz etmek, diğer mesajlarında boşanmasıyla alakalı sorduğu soruları buraya taşımak , onu aşağılamak, parçalanmış aile vb. sıfatlar takmak en basit ifadeyle terbiyesizliktir.Okulda bir öğrencinin dövülmesi eski yasada suç olduğu gibi yeni yasada da suçtur. Ancak eski yasaya göre ; çocukta bir hasar, raporluk bir durum yoksa, mahkemeye takdir hakkı tanınıyordu. 2005 değişiklikleriyle bu da kalktı. Birine vurmak kesinlikle suçtur.
Öğrenciyi dövmek serbest değildir. Bununla ilgili yargıtay kararları falan da getirilemez!
Avukat olmayan biri avukatlık yapamaz. Hukukçu olunabilir. Buna saygımız sonsuz. Emekli bir hukukçu veya hukuk mezunu olup aktif görevde bulunulmayabilir. Ama bu kimseyi beraat ettirme hakkı vermez.
SORULAN SORUNUN KAPSAMI DIŞINA ÇIKMAK, KONUYU TAŞIRMAK, ÖĞRENCİLERİN ÖĞRETMEN DÖVMESİNDEN , SINIFTA KIZLARIN BACAKLARINA BAKARAK MASTURBASYON YAPMASINDAN BAHSETMEK AÇIKÇA KONUYU SAPTIRMAK VE BU YOLLA HAKLI ÇIKMAYA ÇALIŞMAKTIR. BU AYIPTIR. Nasıl ve nereden çıktı bu sözler,nerden akla geliyor. Sorulan soru açık. Bunlar başka bir başlık altında tartışılabilir.
Öğrencinin öğretmen konusunda şikayeti varsa ; öncelikle şikayetin ciddi olup olmadığına dair diğer öğrenci ve öğretmenlerden bilgi alınır, araştırılır. İddialar ciddi ise ;
1- Öğretmenle konuşulur.Veli öğretmenden bilgi alır.
2- Öğrenciye veya diğer öğrencilere karşı bir küfür etme hadisesi devam ediyorsa okul müdürlüğüne yazzılı bilgi verilir ve gereğini yapması istenir.
3- Sorun çözülmemişse İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne dilekçe ile müracaat edilir. Soruşturma açılması istenir. Küfür ve şiddet gibi olayalara ilişkin şahit öğrenciler,veliler konudan haberdar edilerek çözüm bulunur.
4- Gereği yerine getirilmezse Bakanlığa şikayet ve genel mahkemelerde hakaret, küfür, dayak nedeniyle dava açmak hakkı mevcuttur.

Ayrıca ;
Konuyla ilgili hukuki cevaplar vermiş, yargıtay kararı koymuş, kanun numarası vermiş birine ''sen polis müdürüsün,memleketi size bırakmıııcaz '' falan türü ifadeler nedir!!! Mesleği ne olursa olsun,hakim,savcı,avukat,doktor,temizlik görevlisi kimseyi böyle aşağılayamazsınız!!!
Birçok defa nezaketten uzak üslupla soru soranı PİŞMAN ETME noktasına getirip olaylar - tartışmalar - hakaretler içinde olayı yürütmeye çalışmak abestir!
Sakin bir üslupla hukuk sorusuna hukuk cevabı verilebilir. İnsanlara hakaret edip sonra da onu cevap vermeye mecbur bırakmak, tahrik etmek ne büyük bir AYIP.
Bir sürü ithama hakarete maruz kalan diğer üyeyi cidden kutluyorum. Nezaketini yine de bozmamış.
SAYGILAR!

Asıl terbiyesizlik sizin yaptığınızdır.

nilaygocmen34
02-06-2009, 15:19:48
iyi günler müdür yardımcısı herkesin önünde kılık kıyafetim düzgün değil diye beni tkeme tokat dövü ne yapmalıyım


Kılık kıyafetini düzeltmelisin.

nemterğö
17-09-2009, 23:35:48
Kılık kıyafetini düzeltmelisin.

dayak atanları kınıyorum ancak hani diyorum ki iğneyi kendimize batırsak önce...........

gargy06
01-10-2009, 23:46:03
öncelikler herkese merhaba

Gazi üniversitesi öğrencisiyim bu yaz Erasmus proğramı ile Almanya'da yaz stajımı tamamladım ve Türkiye'ye döndüm. gelir gelmez staj işlemlerimi tamamlamak üzere staj komisyonu başkanlığına gittim. staj komisyonu başkanım staj raporumu almak üzere iken içeri birden fakültemizin Erasmus koordinatoru geldi ve yetkisi olmadığı halde staj komisyonuna benim stajımın kabul edilmemesi gerektiğini söyledi. bunu üzerine bende kendisine neden diye sorduğumda bana saygısız terbiyesiz ahlaksız ve başarısız olduğumu söyledi. ve staj komisyonundaki hocaların benim stajımı saymaması için elinden geleni yapacağını söyledi. benim bütün belgelerimin tam olması nedeniyle staj komisyonu başkanımız benim raporumu almak zorunda kaldı
Şimdi sizlere sormak istediğim iki adet soru var:
Birincisi Staj Komisyonuna etki edecek gücü olmayan Erasmus koordinatorumun bu komisyona etki etmesi halinde nerelere başvuru yapabilirm?
İkincisi ise Erasmus koordinatorum bana yaptığı yukarıda belirttiğim hakaretler için yasal olan hakkımı nasıl ararım?
Saygılarımla...

Av.Tayfun Eyilik
02-10-2009, 08:41:57
Ben çocuklarıma bir fiske bile atmıyorken öğretmenin çocuklarıma tokat atmasını kabullenemem. Bunu kabullenen bir hukuku da tanımam. Bunu kabullenen eğitimi de eğitimciyide lanetlerim.

bnbnbnbn00
08-10-2009, 23:35:24
Arkadaşlar zaman inanın ki çok kötüye gidiyor.Bir yandan TV, bir yandan çevre, bir yandan maddi imkansızlıklar ve daha akla gelebilecek bir çok etken ile çocuklarımız zıvanadan çıkıyor, aymazlık içine giriyor, bilinçsiz bir gelecek yetişiyor.Bakın veliler anlamadan dinlemeden sormadan danışmadan bu çocukların ağzına bakarak niye böyle yaparlar.Allah aşkınıza kendinize gelin yahu.Tamam her meslekte çürük halkalar olabilir ama kendimizi de kandırmıyalım lütfen.Bir okulda hangi öğrencinin ne tür bir emtia olduğunu arkadaşları da öğretmenleri de idarecileri de hatta kendi anası babası sülalesi de biliyor.Sonra hadi milli eğitime karakola.Biz nası bir ülke vatandaşıyız yahu.Bu avrupalılar bizi niye almıyor.Ahan da bundan işte.Biz millet olarak bi kendimize bakalım.Anlaşmayı orta yolu bulmayı hakkımızı aramayı yani cahal bir milletiz Bir de müslümanız diyoz.Arsızlık hırsızlık cinayet kapkaç zimmete geçirme dedikodu, kıskançlık, çamur atma, küçümseme, rabbena hebbanaa, sübyancılık, aymazlık, bilim teknolojide 1 numara, haksızlık, adaletsizlik, 9 10 yaşında sigara uyuşturucu(ki benim gördüğüm bu yaşta bir çok öğrenci var), çete, dolandırıcılık, terör.Arkadaşlar yazık bize yuh olsun bize bu nası bi ülke nası bi insan evladı nası bi vatandaş nası bi müslüman.Vallahi yazık .İnanın ki kahroluyorum.Arkadaş açık açık söylüyorum.Müslüman olarak burda doğacağıma hristiyan olarak ingilterede doğsaydım.Ha bu arada sapına kadar inançlıyım. Bazıları dicek ki sömürgeci, kapitalist bir ülke.Kardeşim geçin bunnarı.uzanamıyacağın ciğere misali.Medeniyet, bilim teknoloji vb. vb. vb. yaw kardeşim adamlar marsa gitcek yakında.Allahaşkına biz ne yapıyoz nelerle uğraşıyoz.Öğretmen çocuğuma bağırdı, tokat attı, gururunu kırdı bla bla bla.Devam edin kardeşim afferin devam edin. yüz verin tepenize çıkartın bizim gibi ülke evladına da bu yakışır.Arkadaşım şu öğretmenlerin yakasından düşün yaw.Yazık yaw.Yuh olsun size yaw.Anasının babasının bakamadığına bu öğretmen bakıyor yaw.Hz .Ali ne demiş 40 yıl köle olurum demiş.Öğretmen dediğin senin çocuğun okuma yazma öğretiyor. yaw.Valla benim söylicem bu kadar.

litigation
08-10-2009, 23:46:05
Öğretmenlerin kutsallığına genele şamil olarak laf söylemek bir yana, içlerinden bir tanesinin dahi yaptığı hatayı bile reklam yapmayı doğru bulmuyorum.

Her mesleği karaladık. Öğretmen dayakçı, avukat şöyle, doktor böyle, mühendis şöyle... Kimiz biz sahiden? Sahiden ayıp ediyoruz.
Bu açıdan bnbnbnbn00 sana katılıyorum.

Öğretmen çocuğuma tokat mı atmış? Belki o tokat ile aklı başına gelir de tüm geleceği kurtulur diye düşünen kalmamış. Herkesin çocuğu değerlidir ama öğretmen de zevk olsun diye çocuk tokatlamıyorsa vardır bir bildiği demek gerek. Ne oldu "eti senin, kemiği benim" anlayışına. Herkes bir demokrasi ve özgürlük şurubu içmiş, kendini herşeyden üstün görüyor. İnin aşağıya inin. Yoksa birilerinin demokrasisi sizi geçer, demokrasinizden de olursunuz...

yanarali20
13-10-2009, 17:41:45
litigation bi öğretmen olarak sana teşekkür ediyorum...

Av.Tayfun Eyilik
14-10-2009, 18:45:15
Öğretmenlerin kutsallığına genele şamil olarak laf söylemek bir yana, içlerinden bir tanesinin dahi yaptığı hatayı bile reklam yapmayı doğru bulmuyorum.

Her mesleği karaladık. Öğretmen dayakçı, avukat şöyle, doktor böyle, mühendis şöyle... Kimiz biz sahiden? Sahiden ayıp ediyoruz.
Bu açıdan bnbnbnbn00 sana katılıyorum.

Öğretmen çocuğuma tokat mı atmış? Belki o tokat ile aklı başına gelir de tüm geleceği kurtulur diye düşünen kalmamış. Herkesin çocuğu değerlidir ama öğretmen de zevk olsun diye çocuk tokatlamıyorsa vardır bir bildiği demek gerek. Ne oldu "eti senin, kemiği benim" anlayışına. Herkes bir demokrasi ve özgürlük şurubu içmiş, kendini herşeyden üstün görüyor. İnin aşağıya inin. Yoksa birilerinin demokrasisi sizi geçer, demokrasinizden de olursunuz...


Eğitimci olduğunuzu anlıyorum ve hala bunu savunuyor olmanızı bir türlü anlamıyorum.

Bizim öğretmenlerimiz dayağın bir eğitim materyeli olduğunu düşünüyorlarsa öğretmen yetiştirmeyi de becerememişiz demektir. Çocuğa ulaşmanın, bildiklerini aktarmanın, iyi, yurtsever ve ayakları üzerinde durabilecek bir genç yaratmayı dayaksız yapabilen öğretmenler istiyorum.

Öğrencilerinize ezberlettiğiniz çocuk hakları bildirgesini bir de öğretmenlerimiz anlayarak okusa

litigation
15-10-2009, 20:48:08
Eğitimci olduğunuzu anlıyorum ve hala bunu savunuyor olmanızı bir türlü anlamıyorum.

Bizim öğretmenlerimiz dayağın bir eğitim materyeli olduğunu düşünüyorlarsa öğretmen yetiştirmeyi de becerememişiz demektir. Çocuğa ulaşmanın, bildiklerini aktarmanın, iyi, yurtsever ve ayakları üzerinde durabilecek bir genç yaratmayı dayaksız yapabilen öğretmenler istiyorum.

Öğrencilerinize ezberlettiğiniz çocuk hakları bildirgesini bir de öğretmenlerimiz anlayarak okusa

Öğretmen değilim, hukukçuyum, aynı zamanda öğretmen çocuğuyum. Bir öğretmenin tokat atmasını değil, doğal olarak atmamasını tercih ederim. Şu anki misyon; Özgüveni olan çocuklar yaratmak. Özgüven yaratacağım diye aşırı şımartılan çocukları büyümüş hallerinde bu sitede de gördünüz. Özgüveni çok yerinde bir çok hukuk fakültesi öğrencisi avukatlara şunu soruyor; "abi/abla avukatlıktan kaç tl kazanıyorsunuz?". Bu fazlası ile aşılmış bir özgüven değil mi?

Çocuğum önce çevresine duyarlı olmayı, sonra saygıyı ve en son kendisine güven duymayı, ayakları üzerinde durmayı vs. öğrenmeli. Önce BEN diyen saygısız bir çocuğa öğretmen tokat vurmak zorunda kaldıysa bir tane de ben vurmalıyım. Şunu düşünürüm; "Acaba biz velilerin aşırı boşluğundan mı öğretmenler (psikolojik sorunu yoksa) bu çocukla bu derecede muhatap olup, çocuğumu dövsünler? Üstelik dayakçı öğretmen nedir bilirsiniz. Her önüne gelene tokatı basar. Bir öğretmen sınıftaki birçok çocuğa tokat atıyorsa o ruhen hastadır, ama bir öğretmen sınıfta 1 çocuğa tokat attıysa o çocuk hastadır. Tedavi gerekir.

Av.Engin Oğuz
15-10-2009, 20:58:34
Şiddet hukuka aykırı bir eylem ise büyüğe küçüğe ayrım yapılmaz.
Kurallara aykırı davranan çocuğa da uygulanacak hukuk kuralları vardır.
Kaç yaşında olursa olsun yanlış davranışlarda bu müeyyidelerin uygulanması çocuğu ileride hukuka uygun davranmada antremanlı hale getirir.
Müeyyide olarak hiç bir hukukta yeri olmayan dayağın seçilmesi çocukta onarılması güç yaralar açar. En haylaz çocuğu bile dize getirecek olmadı sorunu kökten çözecek kurallar mevcut iken çocuktaki sorunlu kişiliği azdıracak yönteme müracaat kabul edilebilir değil.
Hukuk kurallarını çocuklara karşı işletip sonuç elde edemezsek büyüklere bu hukuk ne mana ifade eder?

Gökhan Kartal
19-10-2009, 17:47:41
Tartışma yönüne doğru...

Dayakçı öğretmenlere şok haber!

Öğrencisini döven öğretmenin 15 yıl hapsi istendi!

İstanbul’da ödevlerini yanlış yapan üç öğrencisini döven öğretmen İ.Ç. hakkında savcılık 15 yıl hapis istedi

İSTANBUL Sarıyer İlköğretim Okulu 5/A sınıfında okuyan B.C.Y. (11) ile aynı sınıfta eğitimgören 11 yaşlarındaki M.K. ve A.K. doğumiznine çıkan sınıf öğretmenlerinin yerine geçici olarak gelen öğretmen İ.Ç. (42) hakkında aileleriyle birlikte Sarıyer Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Öğrenciler ödevlerini yanlış yaptığı için öğretmen İ.Ç.’nin kendilerini tahta cetvelle dövdüğünü, yarısı su dolu su şişesiyle kafalarına vurduğunu daha sonra da 1.5 saat boyunca tek ayak üzerinde yağmur altında beklettiğini iddia etti. Bunun üzerine öğretmen İ.Ç. hakkında Sarıyer Savcılığı soruşturma başlattı.

MOTİVE ETMEK İÇİNMİŞ!

Savcılığa ifade veren İ.Ç. “Öğrencilerimi tek ayak üzerinde yağmurda bekletmedim. Zaman zaman öğrencilerimotive etmek için kulaklarını çekeriz ama şiddet olmaz” sözleriyle kendisini savundu. Ve Sarıyer Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma geçtiğimiz günlerde tamamlandı. Sarıyer Sulh Ceza Mahkemesi’nde açılan davada 2003’te de Almanya’da aldığı bir cezadan sabıkası bulunan öğretmen İ.Ç. hakkında “kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılarak 3 öğrencisini kasten yaraladığı” gerekçesiyle hakkında 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle kamu davası açıldı. Sanık öğretmenin önümüzdeki günlerde hâkimkarşısına çıkması bekleniyor.

http://www.haberturk.com/haber.asp?id=180295&cat=200&dt=2009/10/19

ahmet25
19-10-2009, 19:09:00
Bir defasında kreşe giden oğluma 23 nisanda yapacakları gösteriden bana biraz bahsetmesini ısrarla istememe rağmen öğretmenin bizlere hiç bir şey söylememelerini istediğinden dolayı oğlumdan tek cümle bile alamadım ve öğretmeninin meslekleri çocuklara tanıtacağız sizde bir kaç saatinizi bize ayırın daveti üzerine kreşe gittiğimde öğretmenin çocuklara sevgi ile yaklaşıp bir şekilde olması gereken disiplinide sağladığını gördüm ve ikna oldum. Yazılanları okuduktan sonra kanaatim şiddet olmadan ilkokul 3.sınıfa giden ve benden çok oğlumu gören öğretmenin oğlumu terbiye hakkınada sahip olduğunu düşünüyorum.

bulut7655
12-11-2009, 00:59:41
Arkadaşlar velilerin bizi şikayet etme hakkı var da bizim velileri şikayet etme hakkımız yok mu?
Çocuğun istenmedik davranışlarını yazılı olarak veliye iki üç defa beyan ettikten sonra; veliyi çocuğunun eğitilmesinde üzerine düşen görevleri yapmadığı için dava edemez miyiz? Yok mu buna benzer örnek?
Bir veli için eğitimde çocuğunu takip etmemek, çocuğunu aç bırakmak suçuyla ya da hasta çocuğuna ilaç temin etmemekle aynı suç olmalı bence.

cenker
20-11-2009, 16:55:45
öğrenciye öğretmen tarafından yapılan hakaretin idari cezası nedir?milli eğitim yönetmeliğinde bu filin karşılığı nedir?hangi cezlar gelebilir öğretmene?

DUYARLIYURTTAŞ
03-12-2009, 07:09:22
Hanımefendiler, Beyefendiler!
Böyle bir iyi niyet ve kalite karşısında eksikliğimi hissetmek bile huzur veriyor; zira kendimi geliştirmem gerekliliği ile göstereceğim çaba bireysel gelişmelere; dolayısıyla toplumsal gelişmelere sebep olur inancıyla ümitleniyorum.Üslup ve hitabetinizi muhatap kabul edebilir miyim? Teşekkür ederim.Saygılarımla.

Sayın GDOGUS..Toplumdan-Bireye geçiş tezinize katılmamak elde değil..Toplumumuzun en büyük sorununun eğitim olduğu düşünülüp;sokaklarımızın çöpten,insanlarımızın ağızlarınında küfürden geçilmediği günümüz koşulları gözönüne alınırsa,eğitim,ama illaki kaliteli bir eğitim,sadece eğitim kurumlarında öğrenilemeyecek bir mücevher niteliğini taşır..Kuşkusuz,bu güzel,hukuk bazlı internet sitesi içerisinde bile,birbirimizle yapacağımız böyle seviyeli etkileşimler,hem bizler,hemde gelecek nesillerimiz için,örnek alınması gereken birer kişisel gelişim dersi olacaktır..

Yukarıda öğretmen-öğrenci diyaloğunda birbirleriyle konuşmalarında,beklediğimiz seviyeyi koruyan,ve açıklayıcı bilgileriyle bizleri aydınlatan kişileri ise ayrıca tebrik ediyorum..

Böyle örnek alınabilecek diyalogların,tüm toplumumuza yayılması dileklerimle..:))

fiberoptik
08-04-2010, 18:03:04
Baştan söyleyeyim; ne hukukçuyum, hukuk sever (hukuk sevmez de değilim oysa) ne de öğretmen.Konu bu forumda eskise de hayatımızda hep taze.
Zaten mevzu hep şöyle değil midir?

1-Polis "orantılı güç" (her ne demekse) kullanır."Güc"e maruz kalmayanlar durumu alkışlar,adalet yerini bulmuştur.
2-Jandarma köyde taşkınlık çıkaranı çeker,götürür,gerisini siz düşünün.
3-Öğretmen okulda "şımarıklık" yapanı hifif,orta ve şiddetli olmak üzere haşlar.Hafifi makbuldür.
4-Doktor ya da sağlık çalışanı ( ki ben de sağlık çalışanıyım) arada hastayı azarlar, pek değerli vakti boşa gitmektedir.
5-Evde baba ya da nadir olarak bazen anne de çocuklarının iyiliği için, birazcık sopanın ucunu göstermeyi mübah sayar.
6-Son olarak koca,çoğu durumda gerekirse bu yola başvurabilme hakkını kendinde görür.
Liste daha da uzayabilirdi.

Lakin mevzu şudur; güçlü pozisyondaki güçsüz olanı ,hep yine yeniden "eğitmek"te ,"hizaya getirmek"te , "haddini bildirmek"te, ya da "iyilik etmek"tedir...

Ne zaman ki; öğretmen ,doktordan (ki hemşire de o lutfa erebilir) bi' hiza aldığında, haddi bildirildiğinde bunu mübah görür,boynunu büker...
Ne zaman ki; polis bi' yakınınıza ya da size "orantılı güç" uygulama şerefine erer ve siz de "hukuk devleti işte budur,zaten haketmiştik" dersiniz...
Ne zaman ki; "evin reisi", raydan çıkanları (siz ya da çocuklar) yine sizin iyiliğiniz için arada bi'kaç şaplak (ya da fazlası) atar ve siz "bu da bana ders olsun" dersiniz...

İşte o zaman efendim, O çocuk dünyanın en masum çocuğu da olsa arada şaplağı yemeli,haddini bilmeli arkadaş.Yoksa O çocuk şımarıklığın daniskasını da yapsa O'nun cezasını Sen, artık tahammül edemeyen Muhmut Hoca olarak Sen vermeye kalkarsan, ben de meslekten bıkmış/sosyal hakları elinden alınmış bir sağlıkçı olarak yolu hastaneye düşen Mahmut Hoca Sen'i fırçalamaktan haz alır, beni de memur maaşlarını protesto ederken, akşama kadar "suçlu" peşinde koşmaktan usanmış Polis Polat Abimiz bi' güzel haşlar.Vs. vs.

Uzun lafın kısası benim oğlum dünyanın en terbiyesizce şeyini de yapsa , öncelikle bundan ben haberdar edilmeliyim.Adı üstünde EĞİTİM ÖĞRETİM.O'nun eğitiminden önce ben sonra okulu mesul.Kimse durumdan kendine fazlasıyla vazife çıkarmamalı.Yoksa halimiz nice olur?

Arifzade
09-04-2010, 21:38:23
Bravo... Ne kadar kolay öğretmen olmadan öğretmenlik hakkında ahkâm kesmek. Eğitimin üç tane sac ayağı var: Aile, Okul, Çevre... Aile olarak sen okula destek amaçlı çocuğuna eğitim verdin mi? Çocuğunun yaşadığı çevre onun eğitimine olumlu katkı sağlıyor mu? Veli olarak okulla iletişimin yeterli mi, yoksa çağrılınca mı okula gidersin? Bir an için öğretmen olduğunu düşün ve bu sorulara cevap ver. Sen evinde bir çocuğunla baş edemezken, öğretmen okulda, seninki de dahil onlarca çocukla baş etmek zorunda. Senin ve eşinin evde çocuğunuza uyguladığınız sözlü veya fiili şiddetin çeyreğini öğretmen okulda uygulamaz. Eğitimde şidetin yeri yoktur. Elbette yetersiz olan öğretmen daha çok şiddete baş vurur. Bütün bunlara eyvallah da... Dası var işte. O dayı anladığınız zaman öğretmenliğin ne denli zor bir meslek olduğunu kavramış olursunuz.

Av.Tayfun Eyilik
10-04-2010, 09:02:28
öğretmenliğin ne denli zor bir meslek olduğunu kavramış olursunuz.

Kolay Meslek var mı ?

realrebel
12-04-2010, 20:08:22
Ben bu mantığı çoğu kişide görüyorum, yaşadıkları hayatta en ufak hatalara bile tahammül edemeyen insanlar günde binlerce hata ve kusurla karşılaşan eğitimcilerin halinden anlamıyor. Bir eğitimci olarak bütün öğrencilerimi kendi çocuğum, kardeşim gibi görüyorum, çoğu eğitimci de aynı görüştedir. Ancak bir insanın yüzlerce kişi ile kanun ve yönetmeliklere birebir uyarak uğraşmasını beklemek tamamen hayal ürünüdür. Sonuçta ne oluyor hep öğretmen eziliyor. Çünkü eğitim hayatı boyunca mutlaka karşısına çıkan özel durumlar oluyor ve suçlu hep eğitimci oluyor. Bu konularda yine eğitimcileri yani bizleri suçlu görüyorum, vasıfsız işçilerin bile dünya kadar hakkı varken, bizler haklarımıza sahip çıkamıyoruz. Unutmayalım ki bizlere ceza vermek için sıraya geçenleri bile biz eğitmeye çalışıyoruz. Yarım milyondan fazla insanız, 3-5 kendini bilmeze haddini bildiremiyoruz. Kimse bize sahip çıkmadığı gibi biz de birbirimize sahip çıkmıyoruz. Umarım gün olur devran döner.Eğitimden zerre anlamayanların eğitimciye saygı duymaları dileğiyle.

Av.Engin Oğuz
12-04-2010, 20:57:34
Bir öğretmen öğrencisine sadist veya patolojik duygularla hakaret edermi, öğrencisine vurur mu? Hiç sanmıyorum. Ben okullarda bilhassa büyükşehirlerdeki okullarda öğrencilerin gerçekten son derece ahlak ve terbiye seviyesinin düşük olduğunu görüyorum. Anasının babasının söz geçiremediği edep terbiye vermeyi başaramadığı ipten kazıktan kurtulma gençlere kıt kanaat bir maaşla bir şeyler öğretmeye, yontmaya çabalıyorlar. Öğretmen de insan, sabır da bir yere kadardır. Yapamıyorsan bırak mantığı bence öğretmenlik için en son yürütülebilir. Yetişkin bir insana sözle izahla bir şey anlatabilirsiniz ancak yaşken eğilmemiş kütük halini almış bir gence hayatın tokadını yiyip "okusaydım ben de adam olurdum" diyeceği yaşa kadar bir şey anlatmak çok zordur.
Ben tahsil hayatım boyunca öğretmenlerimden haklı haksız az sayıda şiddet ve hakaret görmüşümdür. O az sayıdanın içinde koca sınıfta derdi ders dinlemek olmayıp zıpırlık yapanların yarattığı ortamın etkileri vardı. Ben hiç bir öğretmenime kızgın ya da kırgın değilim. Bugün mesleği icra ederken koca koca insanlara söylemek zorunda kaldığım sözlerden daha kötüsünü işitmedim, onlara yapmak istediklerimi öğretmenlerimden de yaşamadım.
Benim de bir gün çocuğum okula giderse ve it kopuk güruhuna dahil olursa yiyeceği dayaklar için şimdiden afiyetler dilerim. Ama babasına benzer de benim öğrenciliğimde olduğu gibi örnek öğrenci olarak gösterilirse şansına karşılaşacağı çürük elma öğretmenlerini de uyarırım.