PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Nafaka Hakkında



sametaygut
14-10-2007, 17:46:17
Merhaba..
Yardıma ihtiyacım olan bir konu var. Yardımcı olursanız sevinirim.

Bir yakınımız uzun süredir eşinden ayrı yaşıyor. 100 ytl gibi bir nafaka alıyor. Yakın bir zamanda da babası vefat etti. Şimdi kendisi babasının aylığından kendine düşen payı alırsa nafakası kesilir mi? Eski eşinin bu yönde nafakanın iptalini istemeye hakkı var mı??

İlgilenip yardımcı olanlara şimdiden teşekkürler..

mkocagul
14-10-2007, 17:58:27
Evet kesilir. Ayrıca eski eş bu maaşın bağlanabileceğini biliyor ise, maaş bağlatmadan nafaka almaya devam etmesi halinde nafakanın kaldırılmasını dava etme hakkı vardır.
100 YTl tutar çok önemli bir rakam değil. Her halikarda babadan maaş bağlanmasını istemek daha yararlı değilmidir.?

sametaygut
14-10-2007, 18:29:02
Haklısınız ben de aynı şekilde düşünüyorum. İlginiz için çok teşekkür ederim.

Av.İsmail Güler
16-10-2007, 16:08:49
nafaka'nın kesilmesi için karşı tarafın bunu dava yoluyla ileri sürmesi gereklidir.nafakanın indirimi veya iptali için açılacak bu davada karşı aleyhine dava açılanda nafaka belirlenen tarihe göre bir zenginleşme bir iyileşme söz konusu olmalıdır.Kanımca babası ile birlikte yaşayan kadının nafaka miktarı gözönünde bulundurulurken babası ile yaşadığı ve kendi geçimini babasının sağladığı düşünülerek nafakaya hükmedilmiş olmalı.bu yüzden de nafakanın iptali davasını açan tarafın kaybetme riski de var.

mkocagul
16-10-2007, 18:14:06
Tabiki yoksulluk nafakasının kaldırılmasının belli kriterleri var. (Üstteki evet kesilir yanıtım elbette dava açması halinde geçerlidir.)
Soruda babanın vefat ettiği ve onun maaşının yasal olarak kızına bağlanabileceği ve bu nedenle nafakanın kaldırılmasının istenip istenemeyeceği soruluyor. Vefat eden babasının emekli maaşını almaya başlayan birine, ayrıca yoksulluk nafakası verilmesinin uygun olmadığını (Artık yoksulluğun ortadan kalktığı gerekçesi ile) belirten içtihat kararları var. Hatta babasından maaş alabilecekken, bu maaşı almamayı kötü niyet sayan içtihat da var. Bu nedenle bu maaşı almaya başlarsa karşı taraf nafakanın kaldırılmasını talep edebilir.
Saygılarımla..

ahmetdamar
21-04-2008, 22:12:55
Tabiki yoksulluk nafakasının kaldırılmasının belli kriterleri var. (Üstteki evet kesilir yanıtım elbette dava açması halinde geçerlidir.)
Soruda babanın vefat ettiği ve onun maaşının yasal olarak kızına bağlanabileceği ve bu nedenle nafakanın kaldırılmasının istenip istenemeyeceği soruluyor. Vefat eden babasının emekli maaşını almaya başlayan birine, ayrıca yoksulluk nafakası verilmesinin uygun olmadığını (Artık yoksulluğun ortadan kalktığı gerekçesi ile) belirten içtihat kararları var. Hatta babasından maaş alabilecekken, bu maaşı almamayı kötü niyet sayan içtihat da var. Bu nedenle bu maaşı almaya başlarsa karşı taraf nafakanın kaldırılmasını talep edebilir.
Saygılarımla..

Sayın mkocagul,
"Hatta babasından maaş alabilecekken, bu maaşı almamayı kötü niyet sayan içtihat da var." demişsiniz. Bu içtihata ihtiyacım var. Lütfen yardımcı olur musunuz? Şu an eski eşim nafaka artırım davası açmış. Ben de buna karşılık nafakayı iptal ettirmek veya azaltmak için bu davada delil olarak "yetim maaşı" konusunu sunmam yeterli olur mu? Yoksa bunun için benim ayrıca dava açmam mı lazım?
Teşekkürler
Saygılarımla

mkocagul
21-04-2008, 23:45:47
Bahsettiğiniz nafaka yoksulluk nafakası ise ve eski eşinizin alabileceği yada almaya başladığı yetim maaşı varsa bu durum mahkemede değerlendirilir. Bu maaş ile yoksulluktan kurtulup kurtulmadığı elbette takdirdir.Bunu ayrı bir dava değil devam eden nafakanın arttırlması davasında savunma ve itiraz olarak öne sürmelisiniz.
İlgili içtihadı yarın size göndermeye çalışacağım.
Saygılarımla.

ahmetdamar
24-04-2008, 08:44:47
Bahsettiğiniz nafaka yoksulluk nafakası ise ve eski eşinizin alabileceği yada almaya başladığı yetim maaşı varsa bu durum mahkemede değerlendirilir. Bu maaş ile yoksulluktan kurtulup kurtulmadığı elbette takdirdir.Bunu ayrı bir dava değil devam eden nafakanın arttırlması davasında savunma ve itiraz olarak öne sürmelisiniz.
İlgili içtihadı yarın size göndermeye çalışacağım.
Saygılarımla.

Çok teşekkür ederim. Bekliyorum.

ibrahimayk
24-04-2008, 09:36:52
bence kadına ödenen nafaka çok düşük. dulluk maaşı onu zengin etmez. alır her ikisini de

ibrahimayk
24-04-2008, 09:44:33
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/1827
K. 2004/1802
T. 9.3.2004
• DUL VE YETİM MAAŞI ( Yoksulluğu Ortadan Kaldıracak Miktarda Sayılamacağı )
• YOKSULLUK NAFAKASININ KALDIRILMASI TALEBİ ( Boşanmayla Birlikte Davalının Dul Ve Yetim Maaşındanda Yararlanacağı Bilinerek Nafakaya Hükmedilmesi - Talebin Reddi Gereği )
• MADDİ DURUMUN DEĞİŞMESİ ( Dul Ve Yetim Maaşının Yoksulluğu Ortadan Kaldırmayacağı - Yoksulluk Nafakasının Devam Etmesi Gereği )
4721/m. 176/3,4
ÖZET :Davalı kadına 24.4.2002 tarihinden geçerli olarak aylık 50.000.000 TL yoksulluk nafakası verilmiş, bu tarihten çok önce ( 24.9.2000 ) ölen babasından intikal eden aylık 194.593.622 TL yetim maaşı almaya başlamıştır. Dolayısı ile boşanma ile birlikte davalının bu maaştan yararlanacağı bilinerek yoksulluk nafakasına hükmedildiği gibi, dul ve yetim maaşının miktar itibariyle yoksulluğu ortadan kaldırmadığı ( HGK.nun 21.2.2001 gün 2-162 E, 185 K. Sayılı ilamında da kabul edilmiş olup ) böylece istemin reddi gerekir.

DAVA : Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davada, yoksulluk nafakası kararından sonra davalının baba ve annesinin ölümü üzerine emekli maaşı aldığı böylece yoksulluktan kurtulduğu ileri sürülerek yoksulluk nafakasının kaldırılması istenilmiş; mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

TMK'nun 176/3-4.maddesine göre: "İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksullluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.

Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir."

Somut olayda, davalı kadına 24.4.2002 tarihinden geçerli olarak aylık 50.000.000 TL yoksulluk nafakası verilmiş, bu tarihten çok önce ( 24.9.2000 ) ölen babasından intikal eden aylık 194.593.622 TL yetim maaşı almaya başlamıştır. Dolayısı ile boşanma ile birlikte davalının bu maaştan yararlanacağı bilinerek yoksulluk nafakasına hükmedildiği gibi, dul ve yetim maaşının miktar itibariyle yoksulluğu ortadan kaldırmadığı ( HGK.nun 21.2.2001 gün 2-162 E, 185 K. Sayılı ilamında da kabul edilmiş olup ) böylece istemin reddi gerekirken delillerin yanılgılı şekilde değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.

SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.03.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

ibrahimayk
24-04-2008, 09:48:07
şahsi kanaatim yeni medeni kanuna göre 100 ytl nafaka kalkmaz. zira kadının alacağı dulluk maaşı onu zengin etmez. ödediğinz nafaka 300 ytl osa idi belki indirim sebebi olurdu.

100 ytl nafaka atıyorum 5 seneyi geçmişse ve de artırılmamışsa dava açarsanız belki de artar ve 150-200 ytl olur.

bence 100 ytl ye razı olun

ahmetdamar
24-04-2008, 13:57:53
bence kadına ödenen nafaka çok düşük. dulluk maaşı onu zengin etmez. alır her ikisini de


şahsi kanaatim yeni medeni kanuna göre 100 ytl nafaka kalkmaz. zira kadının alacağı dulluk maaşı onu zengin etmez. ödediğinz nafaka 300 ytl osa idi belki indirim sebebi olurdu.

100 ytl nafaka atıyorum 5 seneyi geçmişse ve de artırılmamışsa dava açarsanız belki de artar ve 150-200 ytl olur.

bence 100 ytl ye razı olun

Sayın ibrahimayk!
Siz ilk mesaja cevap yazmışsınız sanırım ama benim durumum farklı. Şu anda 350 YTL ödüyorum. 750 YTL'ye artırmak için dava açılmış.
Saygılarımla

sdt23
24-04-2008, 14:02:18
Nafaka miktarı, erkeğin geliri, kadının ihtiyaçları ve gelirlerine bakarak belirlenir.
Erkeğin geliri ve kadının ihtiyaçları (evliyken yaşam standardı) nafakayı arttıran, kadının gelirleri ise nafakayı azaltan faktörlerdir.

Mesela erkeğin aylık geliri 100,000 YTL ise kadının 400 YTL yetim maaşı alması erkeğin nafaka ödemeyeceği anlamına gelmez. Erkek belki de 5-10 bin YTL aylık nafaka ödeyecek.

Sizin durumunuzda yoksulluk nafakası kalkmasa bile, rakam belirlenirken kadının yetim maaşı alması veya almaya hakkının olması lehinize etki yapacaktır.

ibrahimayk
24-04-2008, 15:20:00
öyle mi derhal lehinize HGK . yoksulluğu kalkar mı? kalkmazsa da azalır. bu kesin. en azından daha az artırım olur. mahkemede biter bu iş.

KANUN NO: 743
TÜRK KANUNU MEDENİSİ (Mülga)

TAZMİNAT VE NAFAKANIN ÖDENME ŞEKLİ

MADDE 145 - (Değişik: 3444 - 4.5.1988) Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irad şeklinde ödenmesine karar verilebilir.

Manevî tazminata irad şeklinde hükmedilemez.

Sözleşme veya hüküm ile kendisine maddî tazminat veya nafaka olarak bir irad tahsis edilmiş eşin yoksulluğunun zail olması, haysiyetsiz hayat sürmesi, bir evlenme akdi olmadan fiilen karı koca gibi yaşaması, yeniden evlenmesi veya eşlerden birinin ölmesi halinde, aksi, taraflarca kararlaştırılmadıkça bu irad kesilir.

İrad şeklinde maddî tazminat veya nafakayı gerektiren sebep ortadan kalkar ya da önemli ölçüde azalır veya borçlunun malî gücü önemli ölçüde eksilirse iradın indirilmesine veya kaldırılmasına karar verilebileceği gibi değişen durumlara göre ve hakkaniyet gerektiriyorsa iradın artırılması da istenebilir.



T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2001/2-162
K. 2001/185
T. 21.2.2001
• NAFAKANIN KALDIRILMASI DAVASI ( Davalının Boşanma ve Yoksulluk Nafakası Kararından Sonra Babasından Yetim ve Dul Maaşı Alması - Yoksulluk Nafakasının Kaldırılamayacağı )
• YOKSULLUK NAFAKASI ( Nafaka Alacaklısının Yoksulluğunun Babasından Yetim ve Dul Maaşı Almaya Başlamasıyla Ortadan Kalkmayacağı - Nafakanın Kaldırılmasına Hükmedilemeyeceği )
• BABASINDAN YETİM VE DUL MAAŞI ALMAYA BAŞLAYAN NAFAKA ALACAKLISI ( Boşanma ve Yoksulluk Nafakası Kararından Sonra - Yoksulluk Nafakasının Kaldırılamayacağı/Yoksulluğun Ortadan Kalkmadığı )
743/m.145
ÖZET : Davalı boşanma ve yoksulluk nafakası kararından sonra babasından yetim ve dul maaşı almış, yoksulluğu ortadan kalkmıştır. Medeni Yasanın 145. maddesi koşulları oluştuğundan yoksulluk nafakasının kaldırılması gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki "nafakanın kaldırılması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir Asliye 13.Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 7.10.1999 gün ve 1999/80 E- 809 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesi'nin 25.1.2000 gün ve 2000/147-555 sayılı ilamiyle; ( ...Davalı boşanma ve yoksulluk nafakası kararından sonra babasından yetim ve dul maaşı almış, yoksulluğu ortadan kalkmıştır. Medeni Yasanın 145. maddesi koşulları oluştuğundan yoksulluk nafakasının kaldırılması gerekir. Bu yön gözetilmeden davanın bu yönden reddi bozmayı gerektirmiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı ( 1.160.000 ) lira bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 21.02.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

ibrahimayk
24-04-2008, 15:23:51
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2005/4-648
K. 2005/691
T. 30.11.2005
• DESTEKTEN YOKSUN KALANLARA BAĞLANAN DUL VE YETİM AYLIĞI ( Onların Bakım İhtiyaçlarını Giderdiği Ölçüde Zarar Miktarını Azaltacağı - Ölüm Nedeniyle Desteğini Yitirenin Elde Ettiği Çıkarlar Varsa Bunların Zarar Tutarından İndirilmesi Gereği )
• DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI ( Desteğin Yitirilmesi Nedeniyle Yoksun Kalınan Zarar Olduğu - Bu Tazminat İle Destekten Yoksun Kalanların Desteğin Ölümünden Önceki Yaşamlarında Sahip Oldukları Sosyal ve Ekonomik Durumlarının Korunması Amaçlandığı )
• MADDİ TAZMİNAT ( Destekten Yoksun Kalma Tazminatı İle Somut Zararın Bir Başka Deyişle Zarar Görenin Malvarlığındaki Eksilmenin Giderilmesi Gerektiğinden Zarar Miktarı Hesaplanması Gereği )
• EMEKLİ MAAŞI ( Almaya Devam Eden Davacıların Desteğin Aldığı Emekli Maaşı Nedeniyle Uğradığı Bir Zararının Bulunmadığı - Onların Bakım İhtiyaçlarını Giderdiği Ölçüde Zarar Miktarını Azaltacağı
• ZARARIN HESAPLANMASI ( Destek Ölmeseydi Bulunacakları Ekonomik ve Sosyal Durum İle Desteğin Ölümünden Sonra Bulundukları Durum Arasındaki Farktan İbaret Olduğu )
818/m.45
ÖZET : Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Bu tazminat ile destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarında sahip oldukları sosyal ve ekonomik durumlarının korunması amaçlanmıştır. Tazminata hükmedebilmek için destekten yoksun kalanın sürekli ve gerçek bir ihtiyacının bulunması gerekir. Destekten yoksun kalma tazminatı ile somut zararın, bir başka deyişle, zarar görenin malvarlığındaki eksilmenin giderilmesi gerektiğinden zarar miktarı hesaplanmalıdır. Bunun için öncelikle, ölüm nedeniyle desteğini yitirenin elde ettiği çıkarlar varsa, bunların zarar tutarından indirilmesi gerekir. Bu şekilde gerçek zarar belirlenmelidir. Destekten yoksun kalanlara bağlanan dul ve yetim aylığı, onların bakım ihtiyaçlarını giderdiği ölçüde zarar miktarını azaltır.

Davacıların zararı, destek ölmeseydi bulunacakları ekonomik ve sosyal durum ile desteğin ölümünden sonra bulundukları durum arasındaki farktan ibarettir. Davacılara desteğin ölmesi nedeniyle emekli maaşı bağlandığından, maaşı almaya devam eden davacıların desteğin aldığı emekli maaşı nedeniyle uğradığı bir zarar bulunmamaktadır. Ancak, davacıların, desteğin ölümünden önce özel sektörde çalıştığı yolundaki iddialarının mahkemece araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Onaltıncı Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 31.12.2003 gün ve 2003/430 E. 1089 K. sayılı kararın incelenmesi davalılardan Adil vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesinin 07.10.2004 gün ve 2004/3001-11138 sayılı ilamı ile;

( ... 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2- Diğer temyiz itirazlarına gelince;

Dava, trafik kazasından kaynaklanan, desteğin ölümü nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, istem kısmen kabul edilmiş, karar, davalılardan Adil tarafından temyiz edilmiştir.

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken ölenin emekli maaşı esas alınarak hesap yapılmıştır. Oysa, ölenin emekli maaşı davacılara kalmış, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce dul ve yetim maaşı olarak bağlanmıştır. Bu bağlamda, davacıların ölenin emekli maaşından dolayı zararları bulunmamaktadır. Davacıların zararını ölenin emekli maaşı dışındaki ek geliri oluşturmaktadır. Şu durumda, ölenin olay tarihinde ne iş yaptığı ve kazancının ne olduğu belirlenmeli, belirlenemediği takdirde asgari ücret üzerinden hesap yapılmalıdır.

Anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir... )

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : A- DAVA KONUSU: Dava, maddi-manevi tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.

B- DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ : Davacılar vekili, davalılardan Adil'in diğer davalı şirkete ait taşıtı kullanırken davacıların murisi Hasan Hüseyin'in ölümüne sebep olduğunu, Hasan Hüseyin'in üniversite öğretim üyeliğinden emekli olup özel sektörde çalışmaya devam ettiğini, ölümü üzerine davacılardan Sevin, İpek ve Güzin'e emekli aylığı bağlandığını ileri sürerek eşi Sevin, kızları İpek ve Güzin için destekten yoksunluk tazminatına Sevin, İpek, Güzin ile Tülin Hatice için, ölüm nedeniyle yapılan masraflara karşılık maddi tazminata ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

C- DAVALININ CEVABININ ÖZETİ : Davalılardan Adil vekili, müvekkilinin kusurlu olmadığını, bu nedenle tazminat ile sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Davalılardan sigorta şirketi vekili, manevi tazminatın ve cenaze masrafı dışındaki masrafların teminat dışı olduğunu, sigortanın temerrüde düşürülmediğini, gerçek zararın bilirkişiler tarafından saptanması gerektiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Ç- YEREL MAHKEME KARARININ ÖZETİ : Yerel mahkemece, destekten yoksun kalma tazminatına esas alınacak gelir ve zararın hesabına ilişkin murisin emekli maaşı düşülmeyerek hazırlanan bilirkişi raporuna atıfta bulunularak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

D- TEMYİZ EVRESİ, BOZMA VE DİRENME : Mahkemece verilen hüküm, davalılardan Adil vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuş, yerel mahkemece ölenin emekli maaşı nazara alınarak destek gelirlerinin hesaplanması ve davacıların destek tazminatı zararları hesaplanırken de Emekli Sandığı'nca bağlanan maaşların düşülmemesi gerektiği belirtilerek direnme kararı verilmiştir.

E- UYUŞMAZLIK : Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, tazminat miktarına esas olacak gelir ve zarar hesabında emekli maaşının düşülüp düşülmeyeceği ve ölenin başka işte çalışıp çalışmadığının araştırılmasına gerek bulunup bulunmadığı noktalarındadır.

F- MADDİ OLAY : Davacıların murisi ölümünden önce emekli olmuş ve ölümünden sonra davacılara Emekli Sandığı tarafından maaş bağlanmıştır.

Ancak, davacıların ölenin emeklilikten sonra çalışmaya devam ettiğine ilişkin iddiaları mahkemece araştırılmamış ve ölenin sadece emekli maaşı esas alınarak destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmiştir.

G- GEREKÇE : Destekten yoksun kalma tazminatı Borçlar Kanununun 45/2. maddesinde düzenlenmiş olup "Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir." şeklinde hükme bağlanmıştır.

Yasa metninden de anlaşılacağı gibi, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani, haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nın 45/2. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.

Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 412 K. sayılı Kararında da belirtildiği gibi; "BK'nın 45. maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de Yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır, sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde, destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür."

Bununla birlikte, destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, davacının ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir.

Davalı, destekten yoksun kalmadan ileri gelen somut zararı gidermek zorundadır. Bu nedenle, tazminat hesabından önce zarar tutarını belirlemek gerekir.

Amaç, zarar görenin malvarlığındaki eksilmeyi giderme olduğuna göre, ölüm nedeniyle desteğini yitirenin elde ettiği çıkarlar varsa, bunların zarar tutarından indirilmesi gerekir. Aksi halde, zarar görenin malvarlığında olaydan önceki duruma göre bir artış meydana gelmiş olur. Buradaki amaç, zarar görenin malvarlığını zenginleştirmek değil, desteğini yitiren kişiye ölümden önceki yaşam düzeyini sürdürebilme olanağı tanımaktır.

O halde, hangi nedene dayanırsa dayansın, desteğini yitiren kişi ölümden önceki yaşam düzeyini sürdürebilme olanağına sahip ise destekten yoksunluk zararından söz edilemez. Bakım ihtiyacını azaltan her ne olursa olsun onun indirilmesi gerekir. Bu indirim tazminattan değil zarar miktarı üzerinden yapılır. Yani, ölüm nedeniyle elde edilen yarar uğranılan zarardan indirilip gerçek zarar belirlenmelidir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı Kararının gerekçesinde de, "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu" hususu vurgulanmıştır.

Dul ve yetim aylığı, destekten yoksun kalanların bakım ihtiyaçlarını giderdiği ölçüde uğradıkları zarar miktarı azalır. Ödenen maaş oranında bakım ihtiyacı ortadan kalkar. Aksi halde, destek hayatta iken bulundukları durumdan daha iyi bir duruma gelmiş olurlar ki, bu da destekten yoksun kalma tazminatının amacı ile bağdaşmaz.

Somut olayda davacılar, murislerinin davalılardan Adil'in sebep olduğu trafik kazası sonucu öldüğünü ve bu nedenle babalarının desteğinden yoksun kaldıklarını ileri sürerek destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuşlardır. Davacıların murislerinin ölümünden önce emekli olmuş ve ölümünden sonra da davacılara Emekli Sandığı tarafından maaş bağlanmıştır. Buradaki uyuşmazlık, davacıların tazminat miktarına esas olacak gelir ve zarar hesabında emekli maaşının düşülüp düşülmeyeceği noktasındadır. Davacıların zararı, destek ölmeseydi bulunacakları ekonomik, sosyal durum ile desteğin ölümünden sonra bulundukları durum arasındaki farktan ibarettir.

Davacılara desteğin ölmesi nedeniyle emekli maaşı bağlandığına göre, daha önce alınan bir paranın ölümden sonra alınamadığından söz edilemez. Kendine emekli maaşı bağlanan davacıların desteğin aldığı emekli maaşı nedeniyle uğradıkları bir zarar bulunmamaktadır, çünkü o maaşı almaya devam etmektedirler.

Bununla birlikte davacılar, babalarının ölümünden önce özel sektörde çalışmaya devam ettiğini ve akademik çalışmaları bulunduğunu ileri sürdüklerine göre, mahkemece, bu durumun araştırılıp yukarıdaki ilkeler doğrultusunda sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

O halde, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davalılardan Adil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nın 429. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), bozma nedenine göre işin esasına yönelik diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.11.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ibrahimayk
24-04-2008, 15:25:23
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/2389
K. 2004/2181
T. 15.3.2004
• NAFAKANIN İPTALİ TALEBİ ( Davalının Eski Kocasının Bağ-Kur Sigortasından Dulluk Maaşı Almaya Başlaması - Hakkaniyet Prensibi )
• YOKSULLUK NAFAKASININ İPTALİ TALEBİ ( Davalının Eski Kocasının Bağ-Kur Sigortasından Dulluk Maaşı Almaya Başlaması - Hakkaniyet Prensibi )
• HAKKANİYET PRENSİBİ ( Davalının Eski Kocasının Bağ-Kur Sigortasından Dulluk Maaşı Almaya Başlaması Nedeniyle Nafakanın İptali Talebi ve Davalının Nafakanın Artırılması Karşı Talebi )
• BAĞ-KUR'DAN DULLUK MAAŞI ALMAK ( Yoksulluk Nafakasının İptali Talebi ve Davalının Nafakanın Artırılması Karşı Talebi - Hakkaniyet Prensibi )
743/m.144,176/IV
ÖZET : Davacı ( koca ), davalının boşandıktan sonra eski kocasından Bağ-Kur maaşı aldığını, kendisinin ise; ekonomik şartlarında olumsuz gelişme olduğunu iddia ederek, ödemekte olduğu yoksulluk nafakasının iptaline karar verilmesini, iddiasını ispat edememesi halinde ise; indirime karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Somut olayda; davalı ( kadın ), aylık 64.148.796 lira dulluk maaşı ile, aylık 60 milyon lira yoksulluk nafakası olmak üzere aylık toplam 124.148.796 lira gelire sahip olup, bu miktar, davanın açıldığı tarihteki ekonomik şartlara göre onu yoksulluktan kurtaracak düzeyde değildir. Öte yandan, yaklaşık bir yıl önceki tarih itibariyle takdir edilen yoksulluk nafakasının; paranın yüksek enflasyon nedeniyle satın alma gücünü yitirmesi ve davalının ( karşı davacının ) ihtiyaçlarının doğal olarak artması sonucunda, en azından değerinin düştüğü bir gerçektir. Davacı ( kocanın ), torununa da bakmak zorunda kaldığı anlaşılmakta ise de; bu durumun, davacının gelir durumu ( 4 dairesinin kirada olduğu gözetildiğinde ) nafakanın artırılması gerekliliğini büsbütün ortadan kaldırmaz. Hakim, nafaka takdirinde nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü kocanın gelir durumu arasındaki dengeyi kurarak, hakkaniyet ölçüsünde ( az da olsa ) nafakayı artırmalıdır."

DAVA : Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı ( karşı davacı ) tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı ( koca ), davalının boşandıktan sonra eski kocasından Bağ-Kur maaşı aldığını, kendisinin ise; ekonomik şartlarında olumsuz gelişme olduğunu iddia ederek, ödemekte olduğu yoksulluk nafakasının iptaline karar verilmesini, iddiasını ispat edememesi halinde ise; indirime karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ( kadın ) cevap dilekçesinde; aldığı maaşın kendisini yoksulluktan kurtarmadığını, ekonomik kriz nedeniyle paranın alma gücünün düştüğünü savunarak, davacının davasının reddi ile, aldığı aylık 60 milyon lira yoksulluk nafkasının arttırılarak 120 milyon liraya yükseltilmesini istemiştir.

Yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında; davalı kadının Bağ-Kur'dan önceki eşinden dolayı aylık 64.148.796 lira dul maaşı aldığı başkaca gelirinin bulunmadığı, davacının ise; Bağ-Kur'dan aylık 120.000.000 lira emekli maaşı aldığı, 4 tane dairesi olup, kira geliri bulunduğu belirtilmiştir.

Boşanma davasında; mahkemece, davalının emekli maaşı, 4 tane kirada dairesi olması gözetilerek MK.137 ve 143. maddeleri gereği davacı ( kadın ) için aylık 60 milyon lira tedbir, kararın kesinleşmesinden sonra da yoksulluk nafakası takdir edildiği anlaşılmıştır.

TMK'nun 176/IV. Maddesine göre; "Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir."

Hakkaniyet bir bakıma adaleti deyimler. Fakat, sevgi, anlayış ve hoşgörü duygularıyla paylaştırıcı ve denkleştirici davranmak, adaletli davranmak daha başka ve daha ileride bir anlam taşır.

Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998/656;688 sayılı ilamında; "...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ( eğitim ) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanlarının, yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki; Hukuk genel kurulu' nun yerleşik kararlarında, "asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması" yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmemiştir. ( HGK.07.10.1998 gün -1998/2-656 E - 1998/688 K, 26.12.2001 gün - 2001/2-1158-1185 sayılı ve 01.05.2002 gün -2002/2-397-339 sayılı kararları )

Somut olayda; davalı ( kadın ), aylık 64.148.796 lira maaş ile, aylık 60 milyon lira yoksulluk nafakası olmak üzere toplam: aylık 124.148.796 lira gelire sahip olup, bu miktar, davanın açıldığı tarihteki ekonomik şartlara göre; onu yoksulluktan kurtaracak düzeyde değildir. Öte yandan; yaklaşık bir yıl önceki tarih itibariyle takdir edilen yoksulluk nafakasının; paranın yüksek enflasyon nedeniyle satın alma gücünü yitirmesi ve davalının ( karşı davacının ) ihtiyaçlarının doğal olarak artması sonucunda; en azından değerinin düştüğü bir gerçektir. Davacı ( kocanın ), torununa da bakmak zorunda kaldığı anlaşılmakta ise de; bu durumun, davacının gelir durumu ( 4 dairesinin kirada olduğu ) gözetildiğinde; nafakanın artırılması gerektliliğini büsbütün ortadan kaldırmaz. Hakim, nafaka takdirinde; nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü kocanın gelir durumu arasındaki dengeyi kurarak, hakkaniyet ölçüsünde ( az da olsa ) nafakayı artırmalıdır.

Mahkemece, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

ahmetdamar
25-04-2008, 08:55:54
Sayın mkocagul,
"Hatta babasından maaş alabilecekken, bu maaşı almamayı kötü niyet sayan içtihat da var." demişsiniz. Bu içtihata ihtiyacım var. Lütfen yardımcı olur musunuz?
Teşekkürler
Saygılarımla


Bahsettiğiniz nafaka yoksulluk nafakası ise ve eski eşinizin alabileceği yada almaya başladığı yetim maaşı varsa bu durum mahkemede değerlendirilir. .................
İlgili içtihadı yarın size göndermeye çalışacağım.
Saygılarımla.

Sayın mkocagul,
İçtihadı göndermenizi bekliyorum.
İyi çalışmalar.

mkocagul
26-04-2008, 08:50:22
Ahmet Bey Konu hakkında epey detaylı bilgiler geldiği için yazmaya gerek görmedim. İlk başta yazdığım gibi, bu içtihat babasından kendisine maaş bağlatabilecek iken bunu yapmayıp sadece yoksulluk nafakası almak amaçlı eylemi hakkaniyete aykırı bulan bir karar. Sizin olayınıza bire bir uyar mı ondan emin değilim.
Her dava kendine özgü özellikler taşır. Siz 350 YTL nafaka ödediğinizi, bunu 750 YTL ye arttırmak istediklerini yazmışsınız. Burada önemli olan kritik değerlendirmeler vardır ve tamamen yargılama sonunda hakim tarafından takdir edilecektir. Yani siz ne kadar kazanıyorsunuz? Eşiniz yetim maaşı olarak kaç para almaktadır yada alacaktır? Bu yetim maaşı ile birlikte toplam geliri onu yoksulluktan kurtarmakta ise nafakanın arttırılmasına karar verilmesi zordur. Sadece fiili maaş durumlarından yola çıkarsak, eski eşinizin asgari ücretin üzerinde bir gelire sahip olabileceğini (350 + 250 asgari maaş) rahatlıkla söyleyebiliriz. Tüm bu durumlar hep birlikte değerlendirilecektir. Evet tek başına alınan yetim maaşı yoksulluktan kurtarmayabilir ama kurtaran davalarda olabilir.(alınan maaş yüksek ise) Eşinize 350 YTL nafaka bağlanır iken bu yetim maaşı ortada yok ise yani yeni almaya başladı veya başlayacak ise bu yeni bir durum demektir. Bu takdirde en azından artırma kararı verilmesinin hakkaniyete uygun olamayacağını düşünüyorum.
Saygılarımla.

mrtecetin
26-04-2008, 09:33:50
Medeni Kanuna göre nafakanın ortadan kalkması için;
Madde.176:alacaklının yeniden evlenmesi, evliymiş gibi başkasıyla yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması,haysiyetsiz bir hayat sürmesi gerekiyor (ve tabi taraflardan birinin ölmesi).

Madde.175:...süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

Madde 175 ve 176 'nın insan haklarına ve hukuka aykırı olduğunu düşünüyorum.

Çünkü boşanan ve nafaka alacaklısı olan kadın; tekrar evlenmek zorunda değil, evliymiş gibi yaşamak zorunda değil, yoksulluğunu (!!!) gidermek/hafifletmek için çalışmak zorunda değil, haysiyetsiz bir hayat yaşamak zorunda değil.
Yani pratikte söz konusu kadın ölünceye kadar nafaka alma imkanına sahiptir.

Dolayısıyla süresiz olarak nafaka hükmü vermek, erkeği süresiz olarak maddi-manevi cezalandırmak anlamına geliyor.
Medeni Kanuna göre taraflardan birisi ölünceye kadar borçlu/alacaklı ilişkisi yaratıyor. Bunun insan haklarına aykırı olduğunu düşünüyorum.

Pratikte; 1 gün bile süren bir evlilik, çocuk bulunmayan bir evlilik ve boşanan kadına süresiz (ölünceye kadar) nafaka sunuluyor (nafaka yükümlüsü erkeğin kusuru bulunmasa bile).

Boşanmada öncelikli düşünülmesi gereken (eğer varsa)çocuğa BİLE sınırlı süreli (reşit oluncaya kadar) iştirak nafakası bağlanırken yoksulluk nafakasının kanunen süresiz ve uygulamada ölünceye kadar olması doğru olmasa gerek.

Mahkemeler sadece sınırlı süreli nafakaya hükmedebilir bunun sınırını hakim, tarafların ekonomik, sosyal durumlarına göre kısa veya daha uzun tutabilir görüşündeyim.
Nafakanın sınırsız süreli olmasını sağlayan kanun maddesi hukuken iptal ettirilebilir mi?
Saygılarımla.

ahmetdamar
26-04-2008, 18:10:14
Ahmet Bey Konu hakkında epey detaylı bilgiler geldiği için yazmaya gerek görmedim. İlk başta yazdığım gibi, bu içtihat babasından kendisine maaş bağlatabilecek iken bunu yapmayıp sadece yoksulluk nafakası almak amaçlı eylemi hakkaniyete aykırı bulan bir karar. Sizin olayınıza bire bir uyar mı ondan emin değilim.
Her dava kendine özgü özellikler taşır. Siz 350 YTL nafaka ödediğinizi, bunu 750 YTL ye arttırmak istediklerini yazmışsınız. Burada önemli olan kritik değerlendirmeler vardır ve tamamen yargılama sonunda hakim tarafından takdir edilecektir. Yani siz ne kadar kazanıyorsunuz? Eşiniz yetim maaşı olarak kaç para almaktadır yada alacaktır? Bu yetim maaşı ile birlikte toplam geliri onu yoksulluktan kurtarmakta ise nafakanın arttırılmasına karar verilmesi zordur. Sadece fiili maaş durumlarından yola çıkarsak, eski eşinizin asgari ücretin üzerinde bir gelire sahip olabileceğini (350 + 250 asgari maaş) rahatlıkla söyleyebiliriz. Tüm bu durumlar hep birlikte değerlendirilecektir. Evet tek başına alınan yetim maaşı yoksulluktan kurtarmayabilir ama kurtaran davalarda olabilir.(alınan maaş yüksek ise) Eşinize 350 YTL nafaka bağlanır iken bu yetim maaşı ortada yok ise yani yeni almaya başladı veya başlayacak ise bu yeni bir durum demektir. Bu takdirde en azından artırma kararı verilmesinin hakkaniyete uygun olamayacağını düşünüyorum.
Saygılarımla.

Teşekkür ederim. Sonuç ne olur tabii ki bilemeyiz. Burada benim için önemli olan, alma hakkı olduğu halde yetim maaşını almamak. Ve sizin belirttiğiniz "Hatta babasından maaş alabilecekken, bu maaşı almamayı kötü niyet sayan içtihat da var." Bu gerçekten "kötü niyet". Eğer varsa bununla ilgili içtihat bana lazım.
Saygılarımla.

mkocagul
27-04-2008, 09:43:15
Ahmet bey eski eşinizin alabilecekken almadığı yetim maaşı hakkında bilgi verirseniz en azından size daha çok yardımı olur. Çünkü bu yetim maaşını tek başına mı yoksa annesi yada diğer kardeşler ile mi aldığı, alınan rakam açısından önemli. Örneğin anne ve bir kardeş daha varsa bu oran %25 dir. (Asgarisi 200 YTL civarı) Ama anne de vefat etmişse bu maaş oranı %50 dir. Yada iki kardeş anne olmadan alıyor ise %40 gibidir. Bu durumun incelenmesini mahkemeden talep ediniz. Madem yoksul neden bu hakkını kullanmıyor elbette mahkeme değerlendirecek ve soracaktır. Medeni kanun 2. madde " Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düeni korumaz" der. Bağlanan yoksulluk nafakasının kaldırılması konusunda bende olumsuz düşünüyorum ama sizin durumunuzda alınabilecek yetim maaşının oranına bağlı olarak en azınan artırılmayabileceği kanısındayım.
Saygılarımla.

ahmetdamar
27-04-2008, 19:30:34
Ahmet bey eski eşinizin alabilecekken almadığı yetim maaşı hakkında bilgi verirseniz en azından size daha çok yardımı olur. Çünkü bu yetim maaşını tek başına mı yoksa annesi yada diğer kardeşler ile mi aldığı, alınan rakam açısından önemli. Örneğin anne ve bir kardeş daha varsa bu oran %25 dir. (Asgarisi 200 YTL civarı) Ama anne de vefat etmişse bu maaş oranı %50 dir. Yada iki kardeş anne olmadan alıyor ise %40 gibidir. Bu durumun incelenmesini mahkemeden talep ediniz. Madem yoksul neden bu hakkını kullanmıyor elbette mahkeme değerlendirecek ve soracaktır. Medeni kanun 2. madde " Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düeni korumaz" der. Bağlanan yoksulluk nafakasının kaldırılması konusunda bende olumsuz düşünüyorum ama sizin durumunuzda alınabilecek yetim maaşının oranına bağlı olarak en azınan artırılmayabileceği kanısındayım.
Saygılarımla.

Annesi ile birlikte alabillir. Yani oran annesi için % 60, kendisi için % 30. Babası Ziraat Bankasında veznedar iken emekli olmuştu. % 30 kaç YTL'ye karşılık gelir acaba? Bir de çalışmak için bir gayreti olmaması önemli değil midir? Bir yerlerde İş Bulma Kurumu'na kayıtlı olup olmadığının da araştırılması iyi olur diye okumuştum.
Teşekkürler.

mkocagul
27-04-2008, 21:00:26
İyi yada kötü niyeti ispatlayabilmek önemli
siz 350 verdiğinizi yazmışsınız yetim maaşıda minimum 200 olabilir
toplamı asgari ücreti geçer ama sizin net kazancınızda önemli. Malesef kadını korumak adına yada kadın hakları adına bir ilginç durum söz konusu.
Saygılarımla.

ahmetdamar
27-04-2008, 22:16:13
Gelirim aylık 3900 YTL civarında. Ancak boşanma sırasında yine haksız olarak belirlenen tazminatı ödemek için iki bankadan kredi çektim. Aylık 2500 YTL onların ödemesi var. 15.000 YTL kadar sürüp giden kredi kartı borcum var. Bunlar belgeli ve bankalardan sorulabilir. Ayrıca akraba ve arkadaşlardan aldığım 30.000 YTL kadar kişi borcu da var. Bunlar belgeli değil, şahit olarak doğrulayabilirler. Velhasıl borç içinde kaldım. Sonuç inşaallah iyi olur. Türkiye şartlarında çok da iyimser olmamak lazım tabii.

garip8688
27-04-2008, 22:18:04
Gelirim aylık 3900 YTL civarında. Ancak boşanma sırasında yine haksız olarak belirlenen tazminatı ödemek için iki bankadan kredi çektim. Aylık 2500 YTL onların ödemesi var. 15.000 YTL kadar sürüp giden kredi kartı borcum var. Bunlar belgeli ve bankalardan sorulabilir. Ayrıca akraba ve arkadaşlardan aldığım 30.000 YTL kadar kişi borcu da var. Bunlar belgeli değil, şahit olarak doğrulayabilirler. Velhasıl borç içinde kaldım. Sonuç inşaallah iyi olur. Türkiye şartlarında çok da iyimser olmamak lazım tabii.

Tazminat ödedinizmi eşinize anlamadım tazminatı neye göre kazandı

ahmetdamar
28-04-2008, 08:33:41
Evet ödedim. Türkiye'de hemen her boşanma davasında görülebilen bir şekilde kadına tazminat verebilmek için erkek ağır kusurlu ilan edilir. İşi yok, geliri yok, kendine bir ev alabilsin diye hakim bey öyle uygun görmüş. Bu konu artık Mahkeme-i Kübra'ya kaldı. Kimin ağır kusurlu olduğu orada netleşecek. Benim ödediğim tazminatla kendisine ev almış, kiraya vermiş vs. Bunlar da ayrı mesele. O yattığı yerde ev sahibi oldu, ben çalışarak borç ödüyorum. Bu konuları artık aklıma getirmek istemiyorum. Çünkü aklıma geldikçe canım sıkılıyor. Gerçekten adil olsa önemli değil ama, bu konularla biraz ilgilenen bilir ki, terazi haksız bir şekilde hep kadınlardan yana ağır basıyor.

sdt23
28-04-2008, 09:10:43
Benim ödediğim tazminatla kendisine ev almış, kiraya vermiş vs. Bunlar da ayrı mesele.
Kira geliri de nafakanın belirlenmesinde etkili olacaktır, bunu gündeme getirdiniz mi? Hatta bu evin sizin ödediğiniz tazminatla alındığını?

Nafaka miktarı tamamen hakimin takdirine bağlı. Bu konuda kesin bir şey söylenemez.

Ancak 3900 YTL geliriniz gözüküyorsa, muhtemelen eski eşinizin de 1000-1300 YTL arası geliri olacak şekilde nafaka belirleneceğini düşünüyorum.

Kira + yetim maaşı + nafaka = 1000 ila 1300 lira.

ahmetdamar
28-04-2008, 09:34:38
Dava dilekçesine henüz cevap yazmadım. İşlerimden vakit buldukça araştırıyor ve hazırlıyorum. Dava 24 Haziranda. Haziran başında bulunduğum ilin Aile mahkemesi aracılığı ile göndersem geç olmaz herhalde.

ahmetdamar
28-04-2008, 09:40:02
Kira geliri de nafakanın belirlenmesinde etkili olacaktır, bunu gündeme getirdiniz mi? Hatta bu evin sizin ödediğiniz tazminatla alındığını?

Nafaka miktarı tamamen hakimin takdirine bağlı. Bu konuda kesin bir şey söylenemez.

Ancak 3900 YTL geliriniz gözüküyorsa, muhtemelen eski eşinizin de 1000-1300 YTL arası geliri olacak şekilde nafaka belirleneceğini düşünüyorum.

Kira + yetim maaşı + nafaka = 1000 ila 1300 lira.


Gelirim aylık 3900 YTL civarında. Ancak boşanma sırasında yine haksız olarak belirlenen tazminatı ödemek için iki bankadan kredi çektim. Aylık 2500 YTL onların ödemesi var. 15.000 YTL kadar sürüp giden kredi kartı borcum var. Bunlar belgeli ve bankalardan sorulabilir. Ayrıca akraba ve arkadaşlardan aldığım 30.000 YTL kadar kişi borcu da var. Bunlar belgeli değil, şahit olarak doğrulayabilirler. Velhasıl borç içinde kaldım.

Dava dilekçesine henüz cevap yazmadım. İşlerimden vakit buldukça araştırıyor ve hazırlıyorum. Dava 24 Haziranda. Haziran başında bulunduğum ilin Aile mahkemesi aracılığı ile göndersem geç olmaz herhalde. Nafaka takdirinde borçlarımın hiç önemi yok mu? Sadece gelire bakıp gidere bakmamak ne kadar adildir?

metehan50
23-05-2008, 13:09:20
Selamlar,Merhabalar arkadaşlar.Yeni bir başlık açamıyorum.Bir sorun var sanırsam.Benim nafaka ödemesi konusunda bir kaç sorum olacak.Ben eşimden 6-7 ay önce boşandım.Mahkeme açılan dava tarihinden itibaren aylık 100 YTL nafakaya hükmetti.Böylece toplam 2.000 YTL nafaka borcu doğmuş oldu.Ben memur olarak bir kurumda çalışıyorum.Hakkımda içra işlemi başlatıldı.Ben borcumu bir defasında ödeyemeyeceğimi ancak maaşımdan kesilerek ödenmesi konusunda beyanda bulundum.Aynı zamanda dava tarihinden itibaren tahakkuk eden aylık nafaka borcumu zamanında ödüyorum.Karşı tarafın avukatı aylık 100'er YTL olarak yatırdığım ve hangi aylıga denk geldiğini açıklama olarak yazdırığım bu paraları geçmiş dönem borçları sayarak bana icra cezadan iki bildiri geldi.Benim sorum şunlardır;
1-Birikmiş nafaka borcu için içra takibi yapılmış ve tarafımdan bu borcu ödemeyi tahhüt etmeme rağmen evdeki eşyalar haczedilmiştir.Buna rağmen ben birikmiş borcu değilde devam eden borcumu aylıklar halinde ödemem ve açıklamasınada ödediğim aylık nafaka borcunu belirtmeme rağmen birikmiş borca mahsup edilirmi?
2-Buna rağmen icra cezaya başvurularak ödediğim halde davadan sonra devam eden ve ödediğim borçlarımdan dolayı ceza verilmesi mümkünmü?

metehan50
29-05-2008, 09:48:06
Selamlar,Merhabalar arkadaşlar.Benim nafaka ödemesi konusunda bir kaç sorum olacak.Ben eşimden 6-7 ay önce boşandım.Mahkeme açılan dava tarihinden itibaren aylık 100 YTL nafakaya hükmetti.Böylece toplam 2.000 YTL nafaka borcu doğmuş oldu.Ben memur olarak bir kurumda çalışıyorum.Hakkımda içra işlemi başlatıldı.Ben borcumu bir defasında ödeyemeyeceğimi ancak maaşımdan kesilerek ödenmesi konusunda beyanda bulundum.Aynı zamanda dava tarihinden itibaren tahakkuk eden aylık nafaka borcumu zamanında ödüyorum.Karşı tarafın avukatı aylık 100'er YTL olarak yatırdığım ve hangi aylıga denk geldiğini açıklama olarak yazdırığım bu paraları geçmiş dönem borçları sayarak bana icra cezadan iki bildiri geldi.Benim sorum şunlardır;
1-Birikmiş nafaka borcu için içra takibi yapılmış ve tarafımdan bu borcu ödemeyi tahhüt etmeme rağmen evdeki eşyalar haczedilmiştir.Buna rağmen ben birikmiş borcu değilde devam eden borcumu aylıklar halinde ödemem ve açıklamasınada ödediğim aylık nafaka borcunu belirtmeme rağmen birikmiş borca mahsup edilirmi?
2-Buna rağmen icra cezaya başvurularak ödediğim halde davadan sonra devam eden ve ödediğim borçlarımdan dolayı ceza verilmesi mümkünmü? Cevap verirseniz memnun olurum.

sdt23
29-05-2008, 09:57:47
İcraya süresi içinde itirazınızı yapın. Eğer her nafaka ödemesi için hangi ayın nafaka ödemesi olduğunu belirttiyseniz itiraz etmeniz halinde problem olmayacaktır. Birikmiş nafaka borcunuzu taksitler halinde ödediğinizi, bu arada haciz yapıldığını, daha sonra gelen aylık nafakaları da hangi aya olduğunu belirterek ödediğinizi, fakat buna rağmen eski aylara mahsup edildiğini belirterek itiraz edin.

mg0120
30-05-2008, 13:20:39
ii günler benimde bir sorum var. bir tanıdığım 3aylık evli fakat bu süre içinde şiddetli geçimsizlik ve eşinin (bayanın) birkaç kere evi terk etme durumu oldu .sonuç olarak bayan,eşinin kendisini rahatsız ettiğini şiddet uyguladıgını ve iletişim yoluyla taciz ettğini öne sürerek tedbir istedi hakimde tedbire karar verdi.karşı taraf boşanma davası da açmıyor.tanıdıgım boşanma davası açmak istiyor ama nafaka vermem gerekecek mi diye soruyor.buarada ek bilgi çocukları yok ve kocanın işi de yok .sizce bu durumda nafaka vermesine karar verilebilir mi yoksa sadece tazminatamı hükmedilir?
şimdiden teşekkür ederim

sdt23
30-05-2008, 14:00:01
III. Geçici önlemler
MADDE 169.- Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır. (tedbir nafakası)

1. Maddi ve manevi tazminat
MADDE 174.- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.
Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

2. Yoksulluk nafakası
MADDE 175.- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.