PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Ortaklıktan ayrılma






bird
29-09-2004, 12:37:27
eşim iki şirkete %33 ortak.diğer iki ortak karı-koca.bir takım anlaşmazlıklar sebebiyle eşim ortaklıktan ayrılmak istiyor ve birkaç gündür işe gitmiyor. ortaklarının iki şirket arasında para transferi bahanesiyle yolsuzluk yaptıklarını düşünüyor.bu durumda ortaklıktan ayrılmanın en az zararla olabilmesi için neler yapılmalı? ayrıca 7 ay önce bize ait iki arabayı sattılar. nisan ayında geri alacaklardı ama hala sonuç yok. elimde benim adıma imzalanmış 15 nisan 2004 tarihli bir şirket çeki var. bu çekin yaptırımı varmı?teşekkür ederim.

Av.Tayfun Eyilik
29-09-2004, 15:49:51
Ortaklıktan ayrılabilirsiniz, Hisselerinizi devir edebilirsiniz, Çeklerin hem hukuki hem cezai yaptırımı vardır.

T.C.
DANIŞTAY
VERGİ DAVA DAİRELERİ GENEL KURULU
E. 1999/131
K. 1999/505
T. 26.11.1999
• YÖNETİM KURULU ÜYELİĞİNDEN AYRILAN ÜYENİN SORUMLULUĞU ( Ayrılma Tarihinden Sonraki Vergi ve Cezalardan Sorumlu Tutulamayacakları )
• ŞİRKET YÖNETİM KURULU ÜYELİĞİNDEN AYRILAN ORTAK ( Ayrılma Tarihinden Sonraki Vergi ve Cezalardan Sorumlu Tutulamayacakları )
• ÖDEME EMRİ DÜZENLENEBİLECEK KİŞİLER ( Şirket Yönetim Kurulu Üyeliğinden Ayrılan Ortak - Ayrıldığı Tarihten Sonraki Vergi ve Cezalardan Sorumlu Tutulamayacakları )
213/m.10
6183/m.58
ÖZET : Yönetim kurulundan ayrılmakla şirketin vergi ödevlerinin yerine getirilmesi konusunda yetkisi kalmayan üyenin Vergi Usul Kanununun 10. maddesi uyarınca şirketten alınamayan vergi ve cezalardan sorumlu tutulamayacaktır.

İstemin Özeti: Ortağı ve yasal temsilcisi olduğu limited şirketin vadesinde ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla 213 sayılı Yasanın 10 uncu maddesi uyarınca davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

Davayı inceleyen Adana 1. Vergi Mahkemesi ilk kararıyla ödeme emrini iptal etmiş, Danıştay Onbirinci Dairesinin bozma kararı üzerine verdiği 5.12.1995 günlü, E: 1995/1117, K: 1995/1226 sayılı kararıyla; 1992 yılında faaliyetini sürdüren limited şirkete ait defter ve belgelerin ibrazı istenen yazının ortaklıktan ve kanuni temsilcilikten ayrılan Cengiz Dinçer'in ikamet adresinde eşine tebliğ edilmesine rağmen ibraz edilmemesi üzerine yapılan cezalı tarhiyatın yasaya uygun olarak kesinleşmiş bir kamu alacağı niteliği kazanmadığı, bu nedenle sorumlu sıfatıyla davacıdan istenemeyeceği gerekçesiyle ödeme emrini iptal etmiştir.

Vergi dairesi müdürlüğünün temyiz başvurusunu inceleyen Danıştay Onbirinci Dairesi, 24.9.1997 günlü, E: 1996/3918, K: 1997/3023 sayılı kararıyla; vergi mahkemesince bozma esasları doğrultusunda dava konusu ödeme emrine konu olan borcun ait olduğu dönemde davacının şirketteki kanuni temsilcilik sıfatının tespit edilmesi gerektiği halde, davacı tarafından dava dilekçesi dahil hiçbir aşamada ileri sürülmeyen hususlar nazara alınmak suretiyle, kamu alacağının davacının şirket ortağı ve temsilci olduğu 1987 yılının Nisan ve Mayıs dönemlerine ait olduğu da gözardı edilerek ödeme emrinin iptalinde yasal isabet görülmediği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Bozma kararına uymayan Adana 1. Vergi Mahkemesi, 24.4.1998 günlü, E: 1998/1338, K: 1998/462 sayılı kararıyla: ödenmesi istenen borç her ne kadar davacının yöneticilik yaptığı dönemi kapsamakta ise de davacının sorumluluğunun yöneticilik döneminde beyanname verilmemesi, beyan edilmiş bir borcun ödenmemesi veya yapılan inceleme sonucunda noksan beyan tespiti hallerinde söz konusu olabileceği, kendisinin kanuni temsilcilik sıfatının sona ermesinden sonraki yöneticilerin defter ibraz etmeme eylemi dolayısıyla katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek yapılan tarhiyatta davacının kasıt ve ihmalinden söz edilemeyeceğinden adına düzenlenen ödeme emrinin hukuka uygun bulunmadığı gerekçesiyle ilk kararında direnmiştir.

Direnme kararını temyiz eden vergi dairesi müdürlüğü ödeme emrine konu vergi borcunun ait olduğu dönemde davacının şirket ortaklığının ve yasal temsilcilik sıfatının devam edip etmediği tespit edilmeden ve iddia etmediği hususlara dikkate alınarak ödeme emrinin iptalinde yasaya uygunluk bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Sürayya ÇAKIN'ın Düşüncesi:

Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar ısrar kararının bozulmasını sağlayacak durumda görülmediğinden temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Zehra BİRDEN'in Düşüncesi:

213 sayılı Yasanın 10.md uyarınca düzenlenen ödeme emrini, ""vergi borcunun zamanında tahakkuk ettirilerek ödenmemiş olmasında davacının ihmali veya kastı bulunduğu yolunda herhangi bir tespit bulunmadığı, ortaklıktan ve yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı tarihten sonraki dönemlere ilişkin şirket vergi borcunun davacıdan istenilmesinde yasal isabet görülmediği"" gerekçesiyle iptal eden vergi mahkemesi kararı davalı idarenin temyiz isteminde bulunması üzerine Danıştay 11. Dairesince, ""müşteriden tahsil edilmiş bulunan amme alacağının süresinde vergi dairesine ödenmemesi halinde doğrudan kanuni temsilciye yönetilmesi gereken ""ihmal"" unsurunun varlığının kabulü gerektiği, buna göre kanuni temsilcisi bulunduğu şirketin vergi borcunu zamanında vergi dairesine yatırmayan davacının verginin ödenmemesinde ihmalinin açık olduğu, ancak ilgili dönemde kanuni temsilcilik sıfatının sona erip ermediği hususu yeterince araştırılıp irdelenmeksizin vergi mahkemesince ödeme emrinin iptaline karar verilmesinde isabet görülmediği"" gerekçesiyle bozulmuştur.

Bozma kararı üzerine vergi mahkemesi bu kez ""E: 1995-1118, E: 1995-1119 sayılı dosyaların incelenmesinden şirkete ait borcun kesinleştirilmesine ilişkin işlemlerin yasal olmadığının anlaşıldığı, buna göre davacı adına düzenlenen ödeme emrinin de yasal olmadığı"" gerekçesiyle ödeme emrinin iptaline karar vermiş Danıştay 11. Dairesi ise ""vergi mahkemesi tarafından bozma esasları doğrultusunda, dava konusu ödeme emri içeriği vergi borcunun ilgili olduğu dönemde davacının limited şirket ortaklığı ve kanuni temsilcilik sıfatının tespit edilmesi gerektiği halde, davacı tarafından dava dilekçesi dahil hiçbir aşamada ileri sürülmeyen hususlar nazara alınmak suretiyle, istenen kamu alacağının davacının şirket ortağı ve temsilci olduğu 1987 yılının Nisan ve Mayıs dönemlerine ait olduğu hususu da gözardı edilerek ödeme emrinin iptalinde hukuki isabet görülmediği"" gerekçesiyle bozma kararı vermiş, bozma kararına uymayan vergi mahkemesi ""yasal şekilde kesinleştirilmeyen borç nedeniyle davacı adına düzenlenen ödeme emrinde yasal olmadığı, ödeme emri içeriği borcun davacının kanuni temsilci olduğu dönemlere ilişkin bulunduğu, ancak davacının sorumluluğunun kanuni temsilci olduğu dönemlerde beyanname verilmemesi beyan edilmiş bir borcun ödenmemesi veya yapılan inceleme sonucunda noksan beyan tesbiti hallerinde söz konusu olabileceği, kendisinin, kanuni temsilcilik sıfatının sona ermesinden sonraki yöneticilerin defter ibraz etmemesi eyleminden doğan bir yaptırım olan katma değer vergisi indirimlerinin kabul edilmemesi şeklindeki tarhiyatta davacının kasıt ve ihmalinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle ısrar kararı vermiş, davalı idarece karar temyiz edilmiştir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenle temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

Paylarını bir üçüncü kişiye tüm hak ve yükümlülüğüyle 27.10.1987 tarihinde devrederek ortaklığından ayrıldığı limited şirketin defter ve belgelerinin ibraz edilmemesi nedeniyle katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek şirket tüzel kişiliği adına salınan kaçakçılık cezalı katma değer vergisinin tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptaline ilişkin ısrar kararı vergi dairesi müdürlüğünce temyiz edilmiştir.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58 inci maddesinde kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın borcunun bulunmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla 7 gün içinde dava açabileceği kurala bağlanmıştır. Ödeme emrine karşı açılacak davalarda ileri sürülebilecek hukuka aykırılık halleri, ""istenen borcun bulunmadığı"", ""kısmen ödendiği"" veya ""zamanaşımına uğradığı"" iddialarıyla sınırlandırılmıştır. Aynı Yasanın 55 inci maddesine göre ödeme emri düzenlenebilmesi için kamu alacağının kesinleşmiş olmasına rağmen vadesinde ödenmemiş olması gerekmektedir.

Davaya konu ödeme emrinin, Dinçerler Tarım Ürünleri Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketindeki paylarını 14.1.1988'de ticaret sicilinde tescil edilen 27.10.1987 tarihli devir sözleşmesiyle devrederek ortaklık ve yönetim kurulu üyeliğinden ayrılan davacı ve ortağı ...'den 3.2.1992 tarihli yazıyla istenen şirkete ait 1987 yılı defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle şirketin Nisan ve Mayıs 1987 dönemlerinde uyguladığı katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek resen salınan cezalı katma değer vergisinin vadesinde ödenmemesi üzerine düzenlendiği anlaşılmaktadır.

Yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisi indiriminin kabul edilebilmesi için yasal defterlere kayıtlı olduğunun kanıtlanması yükümlülüğü, yönetim kurulundan fiilen ayrılmakla şirketin vergi ödevlerinin yerine getirilmesi konusunda yetkisi kalmayan davacıya değil faaliyeti sürmekte olan şirkete aittir.

Davacının kanuni temsilcilik sıfatının sona ermesinden sonraki şirket temsilcileri tarafından yerine getirilmesi gereken defter ve belge ibraz etme ödevinin davacı tarafından yerine getirilmediğinden bahisle yapılan tarhiyatta davacının kasıt ve ihmali bulunduğundan söz edilerek Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesi uyarınca şirketten alınamayan vergi ve cezalardan sorumlu tutulması hukuka uygun bulunmamaktadır.

Bu durumda davacı iddialarının 6183 sayılı Yasanın 58 inci maddesinde yazılı nedenlerden olan ""borcun bulunmadığı"" iddiası kapsamında kabulü ile ödeme emrinin iptali yolundaki vergi mahkemesi ısrar kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

SONUÇ : Bu nedenlerle, temyiz isteminin reddine, 26.11.1999 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY:

Temyiz isteminin kabulü ile ödeme emrinin iptali yolundaki ısrar kararının Danıştay Onbirinci Dairesinin 24.9.1997 günlü, E: 1996/3918. K: 1997/3023 sayılı bozma kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan karara katılmıyoruz.

danx


zaman insanları değil armutları olgunlaştırır.

Av.Tayfun Eyilik
29-09-2004, 15:49:51
Ortaklıktan ayrılabilirsiniz, Hisselerinizi devir edebilirsiniz, Çeklerin hem hukuki hem cezai yaptırımı vardır.

T.C.
DANIŞTAY
VERGİ DAVA DAİRELERİ GENEL KURULU
E. 1999/131
K. 1999/505
T. 26.11.1999
• YÖNETİM KURULU ÜYELİĞİNDEN AYRILAN ÜYENİN SORUMLULUĞU ( Ayrılma Tarihinden Sonraki Vergi ve Cezalardan Sorumlu Tutulamayacakları )
• ŞİRKET YÖNETİM KURULU ÜYELİĞİNDEN AYRILAN ORTAK ( Ayrılma Tarihinden Sonraki Vergi ve Cezalardan Sorumlu Tutulamayacakları )
• ÖDEME EMRİ DÜZENLENEBİLECEK KİŞİLER ( Şirket Yönetim Kurulu Üyeliğinden Ayrılan Ortak - Ayrıldığı Tarihten Sonraki Vergi ve Cezalardan Sorumlu Tutulamayacakları )
213/m.10
6183/m.58
ÖZET : Yönetim kurulundan ayrılmakla şirketin vergi ödevlerinin yerine getirilmesi konusunda yetkisi kalmayan üyenin Vergi Usul Kanununun 10. maddesi uyarınca şirketten alınamayan vergi ve cezalardan sorumlu tutulamayacaktır.

İstemin Özeti: Ortağı ve yasal temsilcisi olduğu limited şirketin vadesinde ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla 213 sayılı Yasanın 10 uncu maddesi uyarınca davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

Davayı inceleyen Adana 1. Vergi Mahkemesi ilk kararıyla ödeme emrini iptal etmiş, Danıştay Onbirinci Dairesinin bozma kararı üzerine verdiği 5.12.1995 günlü, E: 1995/1117, K: 1995/1226 sayılı kararıyla; 1992 yılında faaliyetini sürdüren limited şirkete ait defter ve belgelerin ibrazı istenen yazının ortaklıktan ve kanuni temsilcilikten ayrılan Cengiz Dinçer'in ikamet adresinde eşine tebliğ edilmesine rağmen ibraz edilmemesi üzerine yapılan cezalı tarhiyatın yasaya uygun olarak kesinleşmiş bir kamu alacağı niteliği kazanmadığı, bu nedenle sorumlu sıfatıyla davacıdan istenemeyeceği gerekçesiyle ödeme emrini iptal etmiştir.

Vergi dairesi müdürlüğünün temyiz başvurusunu inceleyen Danıştay Onbirinci Dairesi, 24.9.1997 günlü, E: 1996/3918, K: 1997/3023 sayılı kararıyla; vergi mahkemesince bozma esasları doğrultusunda dava konusu ödeme emrine konu olan borcun ait olduğu dönemde davacının şirketteki kanuni temsilcilik sıfatının tespit edilmesi gerektiği halde, davacı tarafından dava dilekçesi dahil hiçbir aşamada ileri sürülmeyen hususlar nazara alınmak suretiyle, kamu alacağının davacının şirket ortağı ve temsilci olduğu 1987 yılının Nisan ve Mayıs dönemlerine ait olduğu da gözardı edilerek ödeme emrinin iptalinde yasal isabet görülmediği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Bozma kararına uymayan Adana 1. Vergi Mahkemesi, 24.4.1998 günlü, E: 1998/1338, K: 1998/462 sayılı kararıyla: ödenmesi istenen borç her ne kadar davacının yöneticilik yaptığı dönemi kapsamakta ise de davacının sorumluluğunun yöneticilik döneminde beyanname verilmemesi, beyan edilmiş bir borcun ödenmemesi veya yapılan inceleme sonucunda noksan beyan tespiti hallerinde söz konusu olabileceği, kendisinin kanuni temsilcilik sıfatının sona ermesinden sonraki yöneticilerin defter ibraz etmeme eylemi dolayısıyla katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek yapılan tarhiyatta davacının kasıt ve ihmalinden söz edilemeyeceğinden adına düzenlenen ödeme emrinin hukuka uygun bulunmadığı gerekçesiyle ilk kararında direnmiştir.

Direnme kararını temyiz eden vergi dairesi müdürlüğü ödeme emrine konu vergi borcunun ait olduğu dönemde davacının şirket ortaklığının ve yasal temsilcilik sıfatının devam edip etmediği tespit edilmeden ve iddia etmediği hususlara dikkate alınarak ödeme emrinin iptalinde yasaya uygunluk bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Sürayya ÇAKIN'ın Düşüncesi:

Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar ısrar kararının bozulmasını sağlayacak durumda görülmediğinden temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Zehra BİRDEN'in Düşüncesi:

213 sayılı Yasanın 10.md uyarınca düzenlenen ödeme emrini, ""vergi borcunun zamanında tahakkuk ettirilerek ödenmemiş olmasında davacının ihmali veya kastı bulunduğu yolunda herhangi bir tespit bulunmadığı, ortaklıktan ve yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı tarihten sonraki dönemlere ilişkin şirket vergi borcunun davacıdan istenilmesinde yasal isabet görülmediği"" gerekçesiyle iptal eden vergi mahkemesi kararı davalı idarenin temyiz isteminde bulunması üzerine Danıştay 11. Dairesince, ""müşteriden tahsil edilmiş bulunan amme alacağının süresinde vergi dairesine ödenmemesi halinde doğrudan kanuni temsilciye yönetilmesi gereken ""ihmal"" unsurunun varlığının kabulü gerektiği, buna göre kanuni temsilcisi bulunduğu şirketin vergi borcunu zamanında vergi dairesine yatırmayan davacının verginin ödenmemesinde ihmalinin açık olduğu, ancak ilgili dönemde kanuni temsilcilik sıfatının sona erip ermediği hususu yeterince araştırılıp irdelenmeksizin vergi mahkemesince ödeme emrinin iptaline karar verilmesinde isabet görülmediği"" gerekçesiyle bozulmuştur.

Bozma kararı üzerine vergi mahkemesi bu kez ""E: 1995-1118, E: 1995-1119 sayılı dosyaların incelenmesinden şirkete ait borcun kesinleştirilmesine ilişkin işlemlerin yasal olmadığının anlaşıldığı, buna göre davacı adına düzenlenen ödeme emrinin de yasal olmadığı"" gerekçesiyle ödeme emrinin iptaline karar vermiş Danıştay 11. Dairesi ise ""vergi mahkemesi tarafından bozma esasları doğrultusunda, dava konusu ödeme emri içeriği vergi borcunun ilgili olduğu dönemde davacının limited şirket ortaklığı ve kanuni temsilcilik sıfatının tespit edilmesi gerektiği halde, davacı tarafından dava dilekçesi dahil hiçbir aşamada ileri sürülmeyen hususlar nazara alınmak suretiyle, istenen kamu alacağının davacının şirket ortağı ve temsilci olduğu 1987 yılının Nisan ve Mayıs dönemlerine ait olduğu hususu da gözardı edilerek ödeme emrinin iptalinde hukuki isabet görülmediği"" gerekçesiyle bozma kararı vermiş, bozma kararına uymayan vergi mahkemesi ""yasal şekilde kesinleştirilmeyen borç nedeniyle davacı adına düzenlenen ödeme emrinde yasal olmadığı, ödeme emri içeriği borcun davacının kanuni temsilci olduğu dönemlere ilişkin bulunduğu, ancak davacının sorumluluğunun kanuni temsilci olduğu dönemlerde beyanname verilmemesi beyan edilmiş bir borcun ödenmemesi veya yapılan inceleme sonucunda noksan beyan tesbiti hallerinde söz konusu olabileceği, kendisinin, kanuni temsilcilik sıfatının sona ermesinden sonraki yöneticilerin defter ibraz etmemesi eyleminden doğan bir yaptırım olan katma değer vergisi indirimlerinin kabul edilmemesi şeklindeki tarhiyatta davacının kasıt ve ihmalinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle ısrar kararı vermiş, davalı idarece karar temyiz edilmiştir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenle temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

Paylarını bir üçüncü kişiye tüm hak ve yükümlülüğüyle 27.10.1987 tarihinde devrederek ortaklığından ayrıldığı limited şirketin defter ve belgelerinin ibraz edilmemesi nedeniyle katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek şirket tüzel kişiliği adına salınan kaçakçılık cezalı katma değer vergisinin tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptaline ilişkin ısrar kararı vergi dairesi müdürlüğünce temyiz edilmiştir.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58 inci maddesinde kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın borcunun bulunmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla 7 gün içinde dava açabileceği kurala bağlanmıştır. Ödeme emrine karşı açılacak davalarda ileri sürülebilecek hukuka aykırılık halleri, ""istenen borcun bulunmadığı"", ""kısmen ödendiği"" veya ""zamanaşımına uğradığı"" iddialarıyla sınırlandırılmıştır. Aynı Yasanın 55 inci maddesine göre ödeme emri düzenlenebilmesi için kamu alacağının kesinleşmiş olmasına rağmen vadesinde ödenmemiş olması gerekmektedir.

Davaya konu ödeme emrinin, Dinçerler Tarım Ürünleri Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketindeki paylarını 14.1.1988'de ticaret sicilinde tescil edilen 27.10.1987 tarihli devir sözleşmesiyle devrederek ortaklık ve yönetim kurulu üyeliğinden ayrılan davacı ve ortağı ...'den 3.2.1992 tarihli yazıyla istenen şirkete ait 1987 yılı defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle şirketin Nisan ve Mayıs 1987 dönemlerinde uyguladığı katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek resen salınan cezalı katma değer vergisinin vadesinde ödenmemesi üzerine düzenlendiği anlaşılmaktadır.

Yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisi indiriminin kabul edilebilmesi için yasal defterlere kayıtlı olduğunun kanıtlanması yükümlülüğü, yönetim kurulundan fiilen ayrılmakla şirketin vergi ödevlerinin yerine getirilmesi konusunda yetkisi kalmayan davacıya değil faaliyeti sürmekte olan şirkete aittir.

Davacının kanuni temsilcilik sıfatının sona ermesinden sonraki şirket temsilcileri tarafından yerine getirilmesi gereken defter ve belge ibraz etme ödevinin davacı tarafından yerine getirilmediğinden bahisle yapılan tarhiyatta davacının kasıt ve ihmali bulunduğundan söz edilerek Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesi uyarınca şirketten alınamayan vergi ve cezalardan sorumlu tutulması hukuka uygun bulunmamaktadır.

Bu durumda davacı iddialarının 6183 sayılı Yasanın 58 inci maddesinde yazılı nedenlerden olan ""borcun bulunmadığı"" iddiası kapsamında kabulü ile ödeme emrinin iptali yolundaki vergi mahkemesi ısrar kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

SONUÇ : Bu nedenlerle, temyiz isteminin reddine, 26.11.1999 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY:

Temyiz isteminin kabulü ile ödeme emrinin iptali yolundaki ısrar kararının Danıştay Onbirinci Dairesinin 24.9.1997 günlü, E: 1996/3918. K: 1997/3023 sayılı bozma kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan karara katılmıyoruz.

danx


zaman insanları değil armutları olgunlaştırır.

Av.Tayfun Eyilik
29-09-2004, 15:51:02
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 1989/2466
K. 1990/3479
T. 19.4.1990
• ŞİRKET ÖZ SERMAYESİNDEN AYRILAN ORTAĞIN PAYINA DÜŞEN MİKTAR ( Şirketten İstenebileceği-Husumet )
• HUSUMET ( Limited Şirket Öz Sermayesinden Ayrılan Ortağın Payına Düşen Miktarın Şirketten Talep Edilebileceği )
• LİMİTED ŞİRKETTEN AYRILMA ( Ayrılma Tarihindeki Şirket Öz Sermayesinden Ayrılan Ortağın Payına Düşen Miktarın Şirketten İstenebileceği )
6762/m.554
ÖZET : Limited şirketin, ortaklıktan ayrılma tarihindeki öz sermayesinden ayrılan ortağın payına düşen miktar davalı şirketten istenebilir.

DAVA : Hükmün temyizen tetkiki davacı vekili ve davalı ... Ltd. Şti. tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkili ile davalıların davalı ... Ltd. Şirketinin kurucu ortakları olduklarını, müvekkilinin şirketin kuruluşunda kendisine ait cihazları ayni sermaye olarak şirkete verdiğini, daha sonra ortaklar arasındaki uyuşmazlık nedeniyle şirket ortaklığından 3.5.1982 tarihi itibariyle ve mahkeme kararı ile ayrıldığını, ancak % 33 oranındaki payına isabet eden miktarın verilmediğini, bu miktarın 3.5.1982 tarihi itibariyle 6.500.000 TL. olduğuna iddia ederek 6.500.000 TL.nın 3.5.1982 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılardan İ. duruşmalara gelmemiş, herhangi bir savunmada bulunmamıştır.

Diğer davalılar vekili, müvekkillerinden şirket ortağı N. husumet yöneltilemeyeceğini, davacının 3.5.1982 tarihinde müvekkili limited şirket ortaklığından ayrıldığını, davacının bu tarihteki envantere göre talepte bulunabileceğini, yapılan ödemeler ile şirket malvarlığının azaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia ve savunmaya, bilirkişiler raporlarına ve toplanan kanıtlara davalı limited şirketin davacının ortaklıktan ayrılma tarihi olan 3.05.1982 tarihi itibariyle öz sermayesinin 8.617.554 TL. olup, bundan davacının % 33 payına isabet eden miktarın 2.843.808 TL. olduğunun belirlendiği, bu miktarın davalı limited şirketten istenebileceği, diğer davalı ortaklardan istenemeyeceği gerekçesiyle, davalılar İ. ve N. hakkındaki davanın reddine, 2.843.808 TL.nın dava tarihinden itibaren % 30 faiziyle birlikte davalı Ltd. Şti.nden tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili ve davalı ... Ltd. Şti. vekili temyiz etmişlerdir.

1 - Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve dellilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ... Ltd. Şti. vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2 - Davalılardan N.C. hakkındaki dava husumetten reddedildiği cihetle bu davalı yararına dava tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca maktu vekalet ücreti verilmesi gerekirken nisbi vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılardan ... Ltd. Şti. vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 19.4.1990 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



zaman insanları değil armutları olgunlaştırır.

Av.Tayfun Eyilik
29-09-2004, 15:51:02
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 1989/2466
K. 1990/3479
T. 19.4.1990
• ŞİRKET ÖZ SERMAYESİNDEN AYRILAN ORTAĞIN PAYINA DÜŞEN MİKTAR ( Şirketten İstenebileceği-Husumet )
• HUSUMET ( Limited Şirket Öz Sermayesinden Ayrılan Ortağın Payına Düşen Miktarın Şirketten Talep Edilebileceği )
• LİMİTED ŞİRKETTEN AYRILMA ( Ayrılma Tarihindeki Şirket Öz Sermayesinden Ayrılan Ortağın Payına Düşen Miktarın Şirketten İstenebileceği )
6762/m.554
ÖZET : Limited şirketin, ortaklıktan ayrılma tarihindeki öz sermayesinden ayrılan ortağın payına düşen miktar davalı şirketten istenebilir.

DAVA : Hükmün temyizen tetkiki davacı vekili ve davalı ... Ltd. Şti. tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkili ile davalıların davalı ... Ltd. Şirketinin kurucu ortakları olduklarını, müvekkilinin şirketin kuruluşunda kendisine ait cihazları ayni sermaye olarak şirkete verdiğini, daha sonra ortaklar arasındaki uyuşmazlık nedeniyle şirket ortaklığından 3.5.1982 tarihi itibariyle ve mahkeme kararı ile ayrıldığını, ancak % 33 oranındaki payına isabet eden miktarın verilmediğini, bu miktarın 3.5.1982 tarihi itibariyle 6.500.000 TL. olduğuna iddia ederek 6.500.000 TL.nın 3.5.1982 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılardan İ. duruşmalara gelmemiş, herhangi bir savunmada bulunmamıştır.

Diğer davalılar vekili, müvekkillerinden şirket ortağı N. husumet yöneltilemeyeceğini, davacının 3.5.1982 tarihinde müvekkili limited şirket ortaklığından ayrıldığını, davacının bu tarihteki envantere göre talepte bulunabileceğini, yapılan ödemeler ile şirket malvarlığının azaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia ve savunmaya, bilirkişiler raporlarına ve toplanan kanıtlara davalı limited şirketin davacının ortaklıktan ayrılma tarihi olan 3.05.1982 tarihi itibariyle öz sermayesinin 8.617.554 TL. olup, bundan davacının % 33 payına isabet eden miktarın 2.843.808 TL. olduğunun belirlendiği, bu miktarın davalı limited şirketten istenebileceği, diğer davalı ortaklardan istenemeyeceği gerekçesiyle, davalılar İ. ve N. hakkındaki davanın reddine, 2.843.808 TL.nın dava tarihinden itibaren % 30 faiziyle birlikte davalı Ltd. Şti.nden tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili ve davalı ... Ltd. Şti. vekili temyiz etmişlerdir.

1 - Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve dellilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ... Ltd. Şti. vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2 - Davalılardan N.C. hakkındaki dava husumetten reddedildiği cihetle bu davalı yararına dava tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca maktu vekalet ücreti verilmesi gerekirken nisbi vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılardan ... Ltd. Şti. vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 19.4.1990 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



zaman insanları değil armutları olgunlaştırır.

technoman
05-04-2008, 17:25:17
%50 ortağı olduğum şirketten ortağımla olan geçimsizlik nedeni ile ayrılmak istiyorum.Ancak Ortağım ne hissesini alıyor nede veriyor.Resmi demirbaş 30.000 ytl alacaklar 25.000 ytl borçlar 5.000 ytl ayrıca elimizde şirket adına kesilmiş resmi 18.000 ytl lik çek var.Şirket 2 ortaklı ve 2 ortak müdür ve müşterek imza yetkisine sahiptir.

resmi demirbaşta kayıtlı olmayan eşyayı ortağımdan izinsiz alabilirmiyim?
alacaklardan ve banka hesabından hisseme düşen tutarı ortağımdan izinsiz alabilirmiyimn?
alacakları elden tahsil edip resmi demirbaştan hisseme düşen tutara sayabilirimiyim?
şirket adına çekleri ciro edip taahsil yada kendi özel harcamama kullanabilirmiyim?
ortaklıktan ayrılmaması durumunda hissemi bir başkasına satsam dahi ortağım daha sonradan yukarıdaki işlemleri yaptığım için hakkımda herhangi bir işlem yapabilirmi?
şirketin banka hesandan yada şirket kredi kartından işlem yapmam,şahsıma ait harcama yapmam (kendimce alacaklarıma sayaraak) hukuki sonuçları nelerdir?

bu ortaklıktan ayrılmak için önerileriniz nelerdir.Nasıl ayrılınır,süresi bedeli nedir?
şimdiden teşekkürler