PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Trafik cezasına itiraz






ayfer150184
18-03-2007, 22:49:04
sürücü belgesini 6 ay süre ile alınmasına itiraz edilebilecek merci ile idari para cezasına itiraz mercileri nerelerdir?
Sürücü belgesinin alınmasının gerekçesi alkollü araç kullanılması ancak, kişiyi evinden başka bir sebebi ile alınıyor ancak alkollü olduğu gerekçesiyle sürücü belgesine el konuluyor. Bu hangi hukuka ya da yasaya dayarak yapıyor.

karavelioglu
18-03-2007, 23:21:35
Sayın Ayfer150184,
2918 sayılı KTK'nun 48. maddesi hükmü bu konuyu düzenler. Gerek sürücü belgesinin geri alınması, gerekse bununla ilgili idari para cezasına itiraz, işlemi uygulayan Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünün bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Mahkemesine üsulüne uygun dilekçe verilerek yapılır. Bu davalar harçtan muaftır. Olay hakkında daha ayrıntılı bilgi verirseniz buradaki hukukçu arkadaşlar size ne yapabileceğiniz hakkında daha ayrıntılı bilgi verebileceklerdir. Geçmiş olsun.
Devrim Sinan KARAVELİOĞLU

Dip not: Bu konuda yetkinin İdare Mahkemelerinde olduğunu ileri sürenler de var ancak İdare Mahkemelerinin bu konuda yetki nedeniyle red kararı verdiklerini duydum. Bu konuda açılan davalarda ve bu davalarda verilen red kararlarında bir artış var. Şimdiden, hem sulh ceza mahkemelerinin hem de idare mahkemelerinin red kararı vermesi nedeniyle uyuşmazlık mahkemesine giden çok sayıda dosya var. Geçmiş yıllarda verilen bir uyuşmazlık mahkemesi kararında bu tür davaların idare mahkemelerinde görüleceği belirtiliyordu.

AŞAĞIDAKİ UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ KARARI SAYIN AV. FATİH KARACA KANALIYLA www.kazanci.com dan ALINMIŞTIR.


T.C.

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ

HUKUK BÖLÜMÜ

E. 2001/104

K. 2001/112

T. 24.12.2001

• İDARİ PARA CEZASI (Cezanın İptali İstemiyle Açılan Davanın İdari Yargı Yerinde Çözümlenmesinin Gerekmesi)

• TRAFİK CEZASI (Hız Kuralını İhlal Etmesi Nedeniyle Verilen Para Cezasının İptali İstemiyle Açılan Davanın İdari Yargı Yerinde Görülmesinin Gerekmesi)

• SÜRÜCÜ BELGESİNİN ALINMASI (Hız Kuralını İhlal Etmesi Nedeniyle Verilen Para Cezasının İptali İstemiyle Açılan Davanın İdari Yargı Yerinde Görülmesinin Gerekmesi)

2918/m.51,Ek.13,112,115,116

2247/m.14,15,19,27

ÖZET : 2918 sayılı yasa'da idarece uygulanması öngörülen idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerekir.
KARAR
Davacı: B.E.
Vekili: Av.İ.K.
Davalı: Tekirdağ Valiliği
OLAY : Davacı, 2.5.2001 gününde Konya - Adana karayolunda yapılan denetim sırasında bilgisayar sorgulaması sonucunda 1 yıl içerisinde hız sınırını 5 kez ihlal ettiğinin saptandığı nedeniyle, 2918 sayılı Yasa'nın 51/3. maddesine göre ve aynı Yasa'ya 4550 sayılı Yasa ile eklenen Ek 13. madde uyarınca sürücü belgesinin trafik zabıtasınca 1 yıl süreyle geri alınması üzerine muttali olduğu en son 10.6.2000 gününde Tekirdağ İli sınırları dahilinde hız kuralını ihlal ettiği nedeniyle para cezası verildiği yolundaki trafik ceza tutanağının iptali istemiyle, 20.6.2001 gününde (Edirne İdare Mahkemesi'nin 31.5.2001 gün ve E: 2001/474, K: 2001/476 sayılı dilekçe ret kararı üzerine usulüne uygun düzenlenen dilekçe ile) idari yargı yerinde dava açmıştır.
EDİRNE İDARE MAHKEMESİ; 27.6.2001 gün ve E: 2001/565, K: 2001/547 sayı ile, 2918 sayılı Yasadan kaynaklanan hafif hapis cezası ve para cezası ile ilgili uyuşmazlıkların görüm ve çözümü 112. maddeye göre trafik mahkemeleri, bunların bulunmadığı yerlerde ise sulh ceza mahkemelerinin görevinde olduğundan, davacının trafik para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 10.6.2000 günlü işlemin iptali istemiyle açılan davanın görev yönünden reddine karar vermiş; bu karar, temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Davacı vekili, aynı istekle, 31.7.2001 gününde adli yargı yerinde dava açmıştır.
TEKİRDAĞ SULH CEZA MAHKEMESİ; 28.8.2001 gün ve E. 2001/926, K: 2001/774 sayı ile, davacı vekili müvekkili hakkında verilen işleme itiraz ile para cezasının iptalini dava etmiş olup, davacı vekili tarafından itiraz konusu yapılan işlemin 2918 sayılı Kanun'un 51/3. maddesi gereğince sürücü belgesinin geçici olarak geri alınması olduğunun anlaşılmasına göre, sözkonusu Kanun'un 4550 sayılı Kanun'la eklenen Ek 13. maddesi uyarınca, aynı Kanun'un 6. maddesinde gerçekleştirilen bir idari işlem olması bakımından meselenin çözümünün idari yargının görev alanı kapsamında olduğu gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine ve görev uyuşmazlığının halli bakımından dosyanın merciine gönderilmesine karar vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü'nün, Ali HÜNER'in Başkanlığında, Üyeler: Dr. Mustafa KILIÇOĞLU, Ümran SAYIŞ, Bekir AKSOYLU, Mustafa BİRDEN, Turgut ARIBAL ve Hıfzı ÇUBUKLU'nun katılımlarıyla yapılan 24/12/2001 günlü toplantısında, Raportör-Hakim İsa YEĞENOĞLU'nun davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mustafa EKİNCİ ile Danıştay Savcısı Emin Celalettin ÖZKAN'ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki yazılı ve sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
USULE İLİŞKİN İNCELEME:
Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, Edirne İdare Mahkemesi'nce verilen görevsizlik kararı üzerine kendine gelen davada Tekirdağ Sulh Ceza Mahkemesi'nce de görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle, anılan Yasa'nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuş olup, hukuk alanında doğan bu uyuşmazlığın giderilmesi isteminin davanın taraflarınca ileri sürülmesi ve 15/b. maddesine göre de bu istem üzerine mahkemece dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesi gerekmekte iken, son görevsizlik kararını veren adli yargı yerince, ayrıca karar kesinleştiğinde görevli merciin belirlenmesi için dosyanın re'sen gönderilmesi yolunda bir karar verilmiş olması karşısında, yargı mercilerinin Uyuşmazlık Mahkemesi'ne başvurmalarını düzenleyen 19. madde kapsamında uyuşmazlık doğduğunun kabulü gerek dava ekonomisine gerekse Uyuşmazlık Mahkemesi'nin kuruluş amacına uygun olacağından, başvuruda usule aykırılık görülmeyerek, esas inceleme yapılmasına oybirliği ile karar verilmiştir.
ESASA İLİŞKİN İNCELEME:
Dava, 2918 sayılı Yasa'nın 51. maddesinin değişik ikinci fıkrası uyarınca trafik zabıtasınca düzenlenen para cezasına ilişkin trafik ceza tutanağının iptali isteminden ibarettir.
Uyuşmazlığın esasını, trafik zabıtasınca uygulanan cezalarla ilgili davalara adli ya da idari yargı yerlerinden hangisinin bakacağı hususu oluşturduğundan, ilgili yasal düzenlemenin ceza uygulamasına ilişkin sistematiğinin incelenmesi gerekmektedir.
13.10.1983 tarih ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile getirilen sistemde, karayolları üzerinde yolcuları, yayaları ve trafiği tehlikeye sokan ve suç oluşturan fiiller, esas itibariyle, iki grupta ele alınmış; bir kısmına trafik zabıtasınca para cezası, diğerlerine mahkemelerce hafif para cezası veya bu cezanın yanında hafif hapis cezası, belgelerin geri alınması ve iptali cezası veya işyerlerinin kapatılması cezası verilmesi öngörülmüştür.
İdarenin organları eliyle idari usullere göre uygulanması ve idare hukukunun bir müeyyidesi olması nedeniyle, idari işlem niteliğini taşıyan ve bu yönüyle adli cezalardan ayrılan idari cezaların yargısal denetiminde, kural olarak, idari yargı yerleri görevli bulunmaktadır.
Ancak, yasakoyucu tarafından, idari cezalara karşı ilgililerin sadece yapılan tespitin gerçeğe aykırılığı ile maddi ağır yanlışlıklar bulunduğunu ileri sürerek yapacakları itirazlarda, ülke genelinde yaygın teşkilata sahip olması ve sade bir usulle incelenerek kesin kararlarla süratle sonuçlandırılması gibi pratik düşüncelerle, adli yargı yerinin görevli kılınması olanaklı olup, bu halde, yetkili mahkemenin adli yargı yeri olduğunun ilgili yasada açıkça belirtilmesi gerekir.
2918 sayılı Yasa'nın "Adli Kovuşturma ve Cezaların Uygulanması" başlığını taşıyan Dokuzuncu Kısmı, iki ayrı Bölüm halinde düzenlenmiş; Adli Kovuşturma" başlıklı Birinci Bölümde yer alan 112. maddede, bu Kanundaki suçlarla ilgili davalara bakacak mahkemeler ve yetkileri belirlenmiş olup, anılan maddenin 4550 sayılı Kanunla değişik birinci fıkrasında "Sürücü belgelerinin geçici olarak geri alınması hariç olmak üzere bu Kanundaki; hafif para cezasını veya bununla birlikte hafif hapis cezasını, belgelerin geri alınması ve iptali veya işyerlerinin kapatılması cezasını gerektiren suçlarla ilgili davalara trafik mahkemelerinde, bunların bulunmadığı yerlerde yetki verilen sulh ceza mahkemelerinde bakılır." hükmüne yer verilmiştir.
"Cezaların Uygulanması" başlıklı İkinci Bölümde yer alan 115. maddede, 116. maddede öngörülen itiraza ilişkin hüküm saklı kalmak üzere, para cezaları ile mahkemelerce verilen ve sadece hafif para cezalarına ilişkin olan hükümlerin kesin olduğu; 116. maddede, trafik kural ve yasaklarına aykırı davranışları belirlenen ve sürücüsü tespit edilemeyen araçlara tescil plakalarına göre trafik zabıtasınca tutanak düzenleneceği ve trafik zabıtasının yetkisi dahilindeki para cezalarına karşı araç sahiplerinin cezanın tebliğinden itibaren yedi gün içinde "yetkili mahkemeye" itiraz edebileceği ve itiraz üzerine verilen kararların kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Bu hükümlerden, 2918 sayılı Yasa'da öngörülen cezaların büyük ölçüde adli ceza kapsamında düşünülerek Hakim tarafından verilmesi esasının benimsendiği; para cezaları olarak bahsi geçen idari cezaların kesin olduğuna işaret edilmek suretiyle bu cezalara karşı itiraz yolunun kapalı tutulduğu; ancak, sadece 116. madde kapsamında bulunan idari para cezası ile ilgili ve sınırlı olarak itirazı incelemekle adli yargının yetkili ve görevli kılındığı anlaşılmaktadır.
Ne var ki; yasakoyucu tarafından, mahkemeler tarafından verilen hafif hapis cezalarının genellikle 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddesi gereğince hafif para cezasına çevrildiği; mahkemelerce sanıklar ile tutanak düzenleyen görevlilerin duruşmaya çağrılarak dinlenmesi nedeniyle zaman kaybının doğduğu gerekçesiyle ve Devlet hizmetlerinin süratli, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini sağlamak, mahkemenin iş yükünü azaltmak ve görevlilerin zaman kaybını önlemek amacıyla çıkarılan 3.11.1988 tarih ve 3493 sayılı Yasa ile, bazı kanunların (6831, 1475 ve 2926 sayılı) yanısıra 2918 sayılı Yasa'da daha önce mahkemelerce verilmesi öngörülen bir kısım cezalar, idari cezaya dönüştürülmüş; nitekim, inceleme konusu trafik ceza tutanağının dayanağı olan 65. maddede, araçların yüklenme şartlarına uymayanlara, suçun niteliğine göre, idarece para cezası verilmesi ve mahkeme tarafından da hafif para ve hafif hapis cezası hükmedilmesi şeklinde karma bir düzenleme bulunmakta iken, anılan 3493 sayılı Yasa'nın 44. maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda, cezanın idare tarafından verilmesi esası benimsenmiş; ancak, anılan 3493 sayılı Yasa ile değişikliğe uğrayan 6831, 1475 ve 2926 sayılı Yasalar'da da getirilen idari cezalara karşı yapılacak itirazların mercii olarak sulh ceza mahkemeleri gösterilirken, 2918 sayılı Yasa'da aynı doğrultuda değişiklik yapılmasına karşın, idari cezalara karşı yapılacak itirazların merciini belirten bir hükme yer verilmemiştir. Buraya kadar yapılan açıklamaların ışığında: 2918 sayılı Yasa'nın "Hız sınırlarına uyma" başlıklı 51. maddesinin ilk üç fıkrası, "Sürücüler, aksine bir karar alınıp işaretlenmemişse yönetmelikte belirtilen hız sınırlarını aşmamak zorundadırlar.
(Değişik: 21/5/1997 - 4262/4 md.) Hız ölçen teknik cihaz veya çeşitli usullerle yapılan tespit sonucu hız sınırlarını; yüzde ondan yüzde elliye (elli dahil) kadar aşan sürücüler 3,600,000.- lira, yüzde elliden fazla aşan sürücüler 7,200,000.- lira para cezası ile cezalandırılırlar. (Ek: 17/10/1996 - 4199/22 md.) Hız kuralını ihlal sebebiyle ceza yazılan sürücülerden, suçun işlendiği tarihten geriye doğru (1) yıl içerisinde aynı kuralı (5) defa ihlal ettiği tespit edilenlerin sürücü belgeleri (1) yıl süreyle geri alınır. Süresi sonunda psiko-teknik değerlendirmeden ve psikiyatri uzmanının muayenesinden geçirilerek sürücü belgesi almasına mani hali olmadığı anlaşılanların belgeleri iade edilir." hükümlerine yer verilmiş; aynı Yasa'ya 8.3.2000 tarih ve 4550 sayılı Yasa ile eklenen Ek 13. maddede, "Bu Kanunda yazılı suçlardan 48 inci maddede gösterilen 'alkollü araç kullanmak' suçunu birinci ve ikinci defasında işlemek, 51 inci maddenin üçüncü fıkrasında geçen 'bir yıl içinde hız sınırını beş defa ihlal etmek', 118 inci maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında yazılı '100 ceza puanını doldurmak' suçlarından birinin tespiti halinde, sürücü belgelerinin geçici olarak geri alınması işlemlerine bu Kanunun 6 ıncı maddesinde sayılan trafik görevlileri yetkilidir." denilmiş olup, gerek davacı tarafından dava konusu edilen hız kuralı ihlal sebebi ile verildiği ileri sürülen 10.6.2000 tarihli para cezasına ilişkin tutanağın 51. maddenin değişik ikinci fıkrasına göre trafik zabıtasınca düzenlenmiş bir idari para cezası olması ve gerekse Tekirdağ Sulh Ceza Mahkemesi'nce tavsif edildiği üzere 51. maddenin değişik üçüncü fıkrasına göre sürücü belgesinin (1) yıl süre ile geri alınması işleminin Ek 13. maddede işaret edildiği üzere trafik zabıtasınca uygulanan bir idari ceza niteliğini taşıması; Yasa'da idari cezalarla ilgili davalarda (116. maddedeki itiraz yolu hariç) görevli yargı yerini açıkça belli eden bir hükme yer verilmemesi; bu Yasa'da gösterilen adli cezalara hükmetmekle görevli mahkemeye işaret eden 112. maddeye de herhangi bir atıfta bulunulmamış olması karşısında ve göreve ilişkin genel kurala göre, uyuşmazlığa konu edilen davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekeceği açıktır.
Açıklanan nedenlerle, Tekirdağ Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2247 sayılı Yasa'nın 19. maddesi kapsamında görülen başvurusunun kabulü ile Edirne İdare Mahkemesi'nce verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmektedir.
SONUÇ : Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle, Tekirdağ Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2247 sayılı Yasa'nın 19. maddesi kapsamında görülen başvurusunun KABULÜ ile, Edirne İdare Mahkemesi'nin 27.6.2001 gün ve E: 2001/565, K: 2001/547 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 24.12.2001 gününde KESİN OLARAK OYBİRLİĞİ İLE karar verildi.

myirtici
19-03-2007, 17:24:19
sürücü belgesini 6 ay süre ile alınmasına itiraz edilebilecek merci ile idari para cezasına itiraz mercileri nerelerdir?
Sürücü belgesinin alınmasının gerekçesi alkollü araç kullanılması ancak, kişiyi evinden başka bir sebebi ile alınıyor ancak alkollü olduğu gerekçesiyle sürücü belgesine el konuluyor. Bu hangi hukuka ya da yasaya dayarak yapıyor.

Alkol promili hususi araçlar için 0.50 promili ve ticari araçlar için 0.00 promili geçen alkol derecesiyle araç kullananlara uygulanan bir müeyyidedir, aldığınız ceza. Ancak araç kullanıyor olmanız gerekir, belirttiğim limitlerden fazla alkollü olduğunuzda ki, kanunu ihlaltmiş olasınız. Araç kullanmadığınızı ispat etmeniz gerekir.
Alkolle ilgili probleminizi İdare Mahkemesine, İdari Para cezasıyla ilgili probleminizi Sulh Ceza Mahkemesine müracaatla çözebilirsiniz.
Ancak neşekilde yakalndığınızı ayrıntılı yazmamışsınız.Örneğin;Karakoldan sizi ifadeniz var diye çağırdıklarında, alkollü şekilde karakola gidip, orada bulunan polis tarafından tesbit edilip işlem yapıldıysa, 'beni buraya siz çağırdınız' diyemezsiniz.Ne şekilde olursa olsun dreksiyonda araç hareket halinde yakalanmışsanız,olay bitmiştir.

Av.Onur Tunga
19-03-2007, 19:20:41
Sayın ayfer150184;

"Sürücü belgesine 6 ay süre ile geçici olarak el koyma" şeklinde tezahür eden idari işleme karşı, işlemi yapan Emniyet Müdürlüğünün bağlı bulunduğu Valiliği hasım göstermek suretiyle İdare Mahkemesinde iptal davası açabilirsiniz. Bu konuda İdare Mahkemeleri görevlidir.

El koyma işlemi ile birlikte idari para cezası da uygulanmış ise -ki çoğu zaman öyledir- Kabahatler Kanunu'nun 27/8. maddesi gereğince idari işlemler ile birlikte verilen idari para cezalarına karşı İdare Mahkemesine başvurulması gerektiğini söyleyenler olduğu gibi, idari para cezasına karşı diğerinden ayrı olarak Sulh Ceza Mahkemesi'ne itiraz edilmesi gerektiğini söyleyenler de var. Bu konu tartışmalı... Ancak hangi yolu seçerseniz seçin hak kaybı değil, olsa olsa zaman kaybı söz konusu olabilir.

Uygulamanın yasal dayanağı ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesi...

Ancak kişisel olarak, Yönetmelik ile belirlenen 0.50 promilin üzerinde alkollü araç kullandığı tespit edilen sürücülerin sürücü belgelerine geçici olarak el koyma işleminin Kanuna aykırı olduğu düşüncesindeyim.

Bu düşüncemin ise Kanuna dayalı iki sebebi var.

Birincisi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48’inci maddesinin birinci fıkrasında, uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmıştır.

Kanuna göre bir yasaklamadan söz edilebilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmiş olması gerekir; kişi alkollü içki almış olmalıdır ve alkollü içki sebebiyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olmalıdır.

Bu nedenle, alkollü içki almış olmasına rağmen güvenli sürme yeteneğini kaybetmemiş bir kişi hakkında yasaklamadan söz edilemeyecektir. Zira, kanun koyucu alkollü içki almış kişilerin sırf bu nedenle karayolunda araç sürmelerini yasaklamak istemiş olsa idi, tıpkı uyuşturucu ve keyif verici maddeleri almış olan kişilerde olduğu gibi, güvenli sürme yeteneğinin kaybedilmiş olması şartını aramazdı.

İkinci neden ise, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48’inci maddesinin ikinci fıkrasında, uyuşturucu veya keyif verici maddelerin cinsleri ile alkollü içkilerin etki dereceleri ve kandaki miktarlarını tespit amacıyla trafik zabıtasının teknik cihazlar kullanılacağı ve tespit usulleri ile muayene şartlarının Sağlık Bakanlığının görüşüne uygun olarak hazırlanacak yönetmelikte düzenleneceği hükmü yer almaktadır.

48. maddenin birinci fıkrası gereğince, alkollü içki almış olan bir kişinin karayolunda araç sürmesinin yasaklanabilmesi için, almış olduğu alkol nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması gerektiğine göre, kişinin güvenli sürme yeteneğini kaybedip kaybetmediğinin tespit edilebilmesi için de, kanındaki alkol miktarının ve alkollü içkinin etki derecesinin tespit edilmesi gerektiği tabiidir. Zira alkolün etkisi kişiden kişiye göre değişebilir. Bu nedenle Kanun sırf miktarın tespit edilmesini yeterli görmemiştir.

İşte bu nedenle, 48’inci maddenin ikinci fıkrasında, kandaki alkol miktarının yanısıra alkollü içkilerin etki derecelerinin de teknik cihazlarla tespiti öngörülmüştür.

O halde her iki fıkrayı birlikte değerlendirdiğimizde, alkollü içki almış olan bir kişinin karayolunda araç kullanmasının yasaklanabilmesi için, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması ve bu sonuca varılabilmesi için de, kanındaki alkol miktarı ile aldığı alkollü içkinin kendisine olan etki derecesinin tespit edilmiş olması gerekir.

Kanun, alkollü içkilerin etki dereceleri ile kandaki alkol miktarının Sağlık Bakanlığı görüşüne uygun olarak hazırlanacak yönetmelikle düzenlenecek şekilde tespitini öngörmektedir. Ancak henüz Kanunun öngörüldüğü şekilde bir yönetmelik düzenlenip yürürlüğe konulmuş değildir. Halen yürürlükte olan yönetmelikte alkollü içkilerin etki derecelerinin tespitine ve muayene şartlarına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Yönetmelikte sadece, kandaki alkol miktarının tespitine ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Alkollü içkilerin etki derecelerinin tespitine dair bir düzenleme yoktur.

Oysa, 2918 sayılı Kanuna göre, alkollü içki almış olan bir kişinin güvenli sürme yeteneğini kaybedip kaybetmediğinin ve dolayısıyla Kanun hükmünü ihlal edip etmediğinin belirlenebilmesi için, kanındaki alkol miktarının yanısıra alkollü içkinin etki derecesinin de tespiti şarttır.

Bu nedenle, Yönetmeliğin 97’nci maddesinde alkollü içkilerin kandaki oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, Kanunda yer alan "güvenli araç sürme yeteneğini kaybetme" hükmü dikkate alınmadan ve alkollü içkinin etki derecesini belirleyecek kriterler ortaya konulmadan, mücerret 0.50 promil üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesi yasal dayanağı bulunmadığından geçersizdir.

Kanun koyucunun amacı, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip kaybetmediğine bakılmaksızın alkollü içki almış olan kişilerin karayolunda araç kullanmasını engellemek değildir. Maddenin birinci fıkrasında "alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerden", ikinci fıkrasında ise "alkollü içkilerin etki derecelerinin tespiti gereğinden" söz edilmesi, amacın, alkolün etkisi ile güvenli sürme yeteneklerini kaybeden kişilerin araç kullanmaktan men edilmeleri olduğunu göstermektedir.

Bu nedenle, Yönetmelik ile belirlenen miktarın üzerinde alkollü araç kullandığı tespit edilen bir kişinin sürücü belgesinin geri alınabilmesi için, aynı zamanda güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olduğunun da tespiti gerekir. Zira, alkolün etkisi kişilerin bünyesine göre değişik sonuçlar ortaya çıkarabilmektedir. Bu ikinci tespitin nasıl yapılacağı, yani alkollü içkilerin etki derecelerinin ne şekilde belirleneceği ise, Sağlık Bakanlığının görüşüne uygun olarak hazırlanacak Yönetmelikte düzenlenecektir. Oysa bu konuda Kanuna uygun bir Yönetmelik hazırlanmadığı gibi, yürürlükte olan Yönetmelikte bu konuda bir düzenleme de mevcut değildir. Bu nedenle, sadece kandaki alkol miktarına bakılarak 0.50 promilin üzerinde olan kişinin sürücü belgesine geçici olarak el konulmasının bence yasal dayanağı bulunmamaktadır.

Ancak bu görüşümün, yıllardan beri süregelen genel anlayışın dışında olduğunu ve pek kolay kabul görmeyebileceğini de ifade etmeliyim.

Kolay gelsin...

karavelioglu
19-03-2007, 20:18:22
Sayın Av.Onur TUNGA,
Görüşlerinize katılıyorum. Uygulamada alkolimetre cihazı ile yapılan ölçümde kanında 55 (%10 hata payı kabul edilir) promilin üzerinde alkol olduğu tespit edilenler hakkında söz konusu işlemler yapılmaktadır. Vurguladığınız gibi 55 promilin her insanın güvenli araç sürme yeteneğini AYNI ÖLÇÜDE etkilemesi beklenemez. Ancak işin en zor yanı alkol almış bir kişinin gerçekten güvenli sürüş yeteneğini kaybedip kaybetmediğinin tespit edilmesi. Bu nasıl olacak? Bunu kim, nasıl tespit edecek? Polis ya da jandarmanın bunu alkolimetre ile tespit etmesi mümkün değil. Bu uzmanlık gerektiren bir iş ve mutlaka hastanede yapılmalı. Peki bunun için gerekli personel,alt yapı, cihaz var mı? Cezanın ağır olması nedeniyle her alkol alan mutlaka bunun hastanede tespitini isteyecek. Pratikte bu nasıl mümkün olacak, polis, alkol muayenesi yaptığı herkesi hastaneye mi götürecek? Yönetmeliğe bu konuda bir hüküm konsa bile pratikte bunun mümkün olabilmesi çok zor görünüyor.Saygılarımla.
Devrim Sinan KARAVELİOĞLU

ünalesen
20-03-2007, 00:00:57
50 promil alkolde sürücünün 0 promile göre 4 kat kaza yapma riski vardır. Alkolmetrelerin ayarları yaıldığı müddetçe mahkeme bunu kabul eder. Ancak alkolmetre test raporunu kişi imzalamazsa ozaman polis dr rapolu alır.

karavelioglu
20-03-2007, 00:15:25
Sayın Ünal ESEN,
Burada tartıştığımız konu kişinin kaç promil alkollü olduğunun ölçülmesi değil, almış olduğu alkol miktarı nedeniyle GÜVENLİ SÜRÜŞ YETENEĞİNİ KAYBEDİP KAYBETMEDİĞİNİN tespiti konusudur.

Harun Gür
20-03-2007, 12:05:00
Sn. Tunga'nın görüşüne ben de tamamen katılıyorum. Ortada bir Kanun ve Yönetmelik var. Gerek Yönetmelik'in, Kanun'un aradığı "güvenli sürüş yeteneği" şartını daraltması sebebiyle bence geçersizliği, gerekse Yönetmelik'te de belirtilen "güvenli sürüş yeteneği" ve "alkol etki derecesi" konusunun tesbiti hakkında Yönetmelik'te bir yöntem belirtilmemiş olması, yapılan işin sadece alkol promil miktarının ölçümü ile sınırlı tutulması ve hatta itiraz halinde sağlık kuruluşunda kandan örnek alınarak promil miktarı belirlenmesine "doktor raporu" denilmesi , ancak bunun Yasa'nın aradığı anlamda bir "doktor raporu" olmaması, olsa olsa teknik cihaz ile ölçülen promil miktarının kanda laboratuvar teyidinden ibaret olması , öte yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2005 yılında almış olduğu bir karar ile "güvenliği sürme yeteneğinin kaybedilip kaybedilmediği tespit edilmeksizin , mücerret 0,50 promil üzerinde alkollü olmaya araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı olmadığını" belirtmesi bu görüşü desteklemektedir.

Alkolün etkisi kişiden kişiye, kadın erkek, kilo boy , akciğer kapasitesi, karaciğerin çalışma hızı, genetik faktörler, içki alışkanlığı ve kullanma sıklığına bağlı olarak değişir. Alkol kandan ortalama 48 saatte temizlenmektedir. Dolayısıyla son 48 saat içerisinde alınmış olunan alkolün gerek teknik cihazla tesbiti, gerekse alınan kan örneğinde bulunması mümkündür. 48 saat önce alınmış alkolün güvenli sürme yeteneğini ortadan kaldırdığını iddia etmek bence abestir.

Selamlar,

Av.Onur Tunga
20-03-2007, 14:48:12
Sayın Karavelioğlu'nun dediği gibi, burada tartışmaya açtığımız konu, 0.50 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullanmanın kaza yapma riskini ne ölçüde artırdığı ya da alkolmetre ile yapılan ölçümlerde elde edilen sonuçların doğru olup olmadığı değil; gerek alkolmetre ve gerekse kan tahlili yoluyla 0.50 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen araç sürücüsünün sırf bu nedenle sürücü belgesine el konulup konulamayacağı...

Hemen belirteyim, 2918 sayılı Karayollar Trafik Kanunu'nda yer alan düzenlemenin doğru olup olmadığını da tartışmıyoruz, düzenlemenin neyi öngördüğünü tartışıyoruz.

2918 sayılı Kanunun 48/5 maddesine göre, "Yönetmelik ile belirtilen miktarların üzerinde alkollü araç kullandığı tespit edilen sürücülerin, suçun işlendiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde birinci defasında sürücü belgeleri altı ay süre ile geri alınır..." Yönetmeliğin 97. maddesine göre de, "Alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kanlarındaki alkol miktarı 0.50 promilin üstünde olanlar araç kullanamazlar."

Bilindiği üzere, Yönetmelikler Kanunun uygulamasını kolaylaştırmak ve yol göstermek için yayımlanırlar ama aslolan Kanundur. Yönetmelikler Kanuna aykırı olamazlar.

2918 sayılı Kanunun 48/1 maddesi alkollü araç kullanmaya izin veriyor. Bu tartışmasız... Kanunun izin vermediği, yasakladığı durum, alınan alkol nedeniyle güvenli sürme yeteneğinin kaybedilmiş olması hali...

Peki alkol alındığını nasıl anlayacağız? 48/2'ye göre, teknik cihazlarla (alkolmetre) yapılan tespit ile... Ayrıca, muayene ve tespit usulleri hakkında Yönetmeliğe de bakılacak... Yönetmeliğe göre, itiraz halinde kan tahlili yoluyla kandaki alkol miktarının tespiti de mümkün... 0.56, 0.60, 1.70 gibi rakamlar kandaki alkol miktarını gösteriyor.

Ancak 48/2, kandaki alkol miktarının yanısıra, alkollü içkilerin etki derecelerinin de teknik cihazlarla tespitini öngörmüş... Böyle bir tespit yapılıyor mu? Hayır... Bırakın teknik cihazları, itiraz halinde kan tahlili yoluyla bakılan şey de kandaki alkol miktarı... Etki derecesi ölçülmüyor. Kanun ölçülmesini öngörmüş mü? Evet... Bu durumda, alkollü içkinin etki derecesi ölçülmeden sürücü belgesine el konulması Kanuna uygun mu?

Onun ölçülmesine gerek yoktur, kandaki alkol miktarının 0.50 promilin üzerinde olması yeterlidir diyebilirsiniz, o zaman kanundan çıkarırsınız 48/1 ve 48/2'yi, uygulama Kanuna uygun hale gelir... Ama o hüküm orada oldukça, uygulama Kanuna aykırı olmaya devam edecektir kanaatime göre...

Sonra, diyelim ki Kanun değişmeden Yönetmelik değişti, öngörülen oran 0.50'den 0.10'a indirildi. Bu mümkün mü? mümkün... Yönetmelikler her zaman değiştirilebilir. Peki, bu takdirde kanındaki alkol oranı 0.11 olan, yani bir bayram günü, misafirlikte bir kadeh badem likörü içmiş olan sürücünün güvenli sürme yeteneği kaybedip kaybetmediğine bakılmaksızın, aldığı bir kadeh likörün etkisi ölçülmeden ehliyetine el konulması Kanuna uygun olacak mıdır? Kanunun böyle bir durumu da öngördüğünü söyleyebilir miyiz? Yani, Kanunun Yönetmeliğin belirlediği oran ne olursa olsun, o oranın üzerinde alkollü olarak araç kullanılmasını yasakladığını söyleyebilir miyiz? Yönetmelikte öngörülen oran 0.50 değil de, 1.00 olsa idi ne olacaktı?

Selamlar...

ünalesen
23-03-2007, 00:41:19
sizleri gayet iyi anlıyorum. dedimki 0.50 promil alkol 0' a oranla 4 kat kaza riskini artırır.demek ki güvenli şürüş yetengi 4 kez ihlal edilmiş oluyor. bunu kim söylüyor. araştırmacılar. dünyada nasıl bu iş 0.30 ila 0.70 arasında değişir. bildiğim kadarıyla 1.00 alan ülke yok.
şimdi kanun koyucu sınırı şahsa göre mi bilirlemeli idi.
yoksa kamunun genel yararını düşünerek kamuya göre mi belirlemeli idi.

eğer bir ilkor içerek te olsa kamu yararı çigneniyorsa kural geçerlidir.

Av.Onur Tunga
23-03-2007, 13:02:53
Sayın ünalesen,

Kanun koyucu elbette kişiye özel limit belirlemez. Ama Kanunda bir limit zaten yok ki... Anlatmak istediğimiz de bu... Kanun bir limit öngörmemiş...

Kanun dediği şu; alkol almış olması sebebiyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.

Bu hükmün mefhumu muhalifinden çıkan sonuç şudur; alkol almış olmasına rağmen güvenli sürme yeteneğini kaybetmemiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasak değildir.

O halde, bir yasaklamadan söz edilebilmesi için, alkollü sürücünün güvenli sürme yeteneğini kaybettiğinin belirlenmesi de şarttır.

Aman canım, olur mu öyle şey, bunu neye göre belirleyeceğiz demeyiniz... Kanun çok açık... Neye göre, nasıl belirlenir onu bilmem... Kanuna göre bunu belirleyecek olan Yönetmelik... Ama Yönetmelikte buna ilişkin bir hüküm yok...

Hatta, Kanunun 48. maddesinin ikinci fıkrasında, kandaki alkol miktarının yanısıra alkollü içkinin etki derecesinin de teknik cihazlarla tespiti gerektiğinden söz ediliyor. Kanun bunu niye söylüyor? Çünkü, güvenli sürme yeteneğinin kaybedilmiş olup olmadığının belirlenmesi için öncelikle alkolün kişiye etki derecesinin tespiti gerekir de ondan...

Şimdi bu hükümleri yok mu sayacağız? Görmezden mi geleceğiz?

Sizin dediğiniz gibi, Kanunda 0.50 promilin üzerinde alkol aldığı belirlenen sürücülerin araç sürmeleri yasaklanmış olsa idi, durum değişirdi. Ama maalesef öyle değil ki...

Selamlar...

delifunk
31-03-2007, 17:10:18
herkese merhaba, bilmiyorum soruyu dogru yerde mı soruyorum ama dün 2 bira içmiştim ve alkolmetrede 66 promil cıktı. 448 mılyon ceza ve 6 ayda ehliyetım alındı. Ehliyetin alınmasına itiraz edebilir miyim? Yardımlarınızı beklıyorum ne yapmam lazım.

Av.Onur Tunga
02-04-2007, 08:23:14
Sayın delifunk;

Ehliyetinizin geçici olarak geri alınmasına ilişkin idari işleme ve bu işlemle birlikte verilen trafik idari para cezasına karşı İdare Mahkemesinde dava açabilirsiniz.

Kişisel olarak, güvenli sürme yeteneğinin kaybedilip kaybedilmediği değerlendirilmeksizin sadece alkolmetre ile yapılan tespit sonucu ehliyetin geçici olarak geri alınmasının 2918 sayılı Kanuna uygun olmadığını düşünüyorum. Ama bu benim kişisel düşüncem ve bu konuda lehte ya da alehyte bir karara henüz rastlamadım.

İsterseniz şansınızı deneyebilirsiniz.

Kolay gelsin...

delifunk
11-04-2007, 20:12:55
onur bey ilginize tesekkür ederim. Alkolmetreye içki içtikten 5 10 dk sonra üflediğim için bole yuksek cıktıgını ogrendim. Ama ne yazık ki bunu kanıtlayamıcam artık. Gorevlıler de yol gostermedı sagolsunlar. En azından hastane raporundan falan bahsedebılırlerdi. Ama gectı artık cezamı yarın ödeyıp 6 ay boyunca yakalanmamaya bakacam. Ne yazıkki adalet adaletin gediklerinden işliyo. En azından bana oyle geldi bilmiyorum. Benim sorum su, gunduz cevrıldıgım taktırde yanımda beni tanıtacak kımlık olmasa ne gıbı bır ısleme tabı olurum. Mesela abi cuzdanı evde unutmusum dedım. O zaman ne olur? Ehliyet sorgulamasını adıma gore mı yapacaklar ki abimin adını verdım dıyelım. tesekkur edıyorum

myirtici
11-04-2007, 20:50:32
onur bey ilginize tesekkür ederim. Alkolmetreye içki içtikten 5 10 dk sonra üflediğim için bole yuksek cıktıgını ogrendim. Ama ne yazık ki bunu kanıtlayamıcam artık. Gorevlıler de yol gostermedı sagolsunlar. En azından hastane raporundan falan bahsedebılırlerdi. Ama gectı artık cezamı yarın ödeyıp 6 ay boyunca yakalanmamaya bakacam. Ne yazıkki adalet adaletin gediklerinden işliyo. En azından bana oyle geldi bilmiyorum. Benim sorum su, gunduz cevrıldıgım taktırde yanımda beni tanıtacak kımlık olmasa ne gıbı bır ısleme tabı olurum. Mesela abi cuzdanı evde unutmusum dedım. O zaman ne olur? Ehliyet sorgulamasını adıma gore mı yapacaklar ki abimin adını verdım dıyelım. tesekkur edıyorum
Yanınızda kimliğiniz olmadığı takdirde trf.polisi sizi yerin durumuna göre jandarma veye karakol polisine teslim edecek ve kimliğiniz tesbit edilecek.Daha sonra tesbit edilen bu kimliğe göre sisteme sorulacak ve sürü.bel. geri alındığı halde araç kullanmaktan mahkemeye sevk edileceksiniz.,bence yasalara uyunuz ve araç kullanmayınız, mahçup durumada düşmezsiniz. Her kural bir çok deneyim sonucu oluşturulmuştur.Kimliği bildirmeme kabahatler kanununa göre...

MADDE 40.- (1) Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idarî para cezası verilir.

(2) Açıklamada bulunmaktan kaçınması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla kimliği belirlenemeyen kişi tutularak durumdan derhal Cumhuriyet savcısı haberdar edilir. Bu kişi, kimliği açık bir şekilde anlaşılıncaya kadar gözaltına alınır ve gerekirse tutuklanır. Gözaltına ve tutuklamaya karar verme yetkisi ve usulü bakımından Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır.

(3) Kişinin kimliğinin belirlenmesi durumunda, bu nedenle gözaltına alınma veya tutuklanma haline derhal son verilir.

soulofpuppet
25-02-2008, 01:30:25
Merhaba,
Dun gece trafik kontrolunde 60 promil alkol çıktı ve 6 ay sure ile ehliyetime el konuldu. 2 saat icinde iki bira içmiştim ve yasal sınırı aşmayacagını dusundugum için gorevli memura bunuda belirterek ufledim. Uflemeden 5 dakika once son yudumumu almıştım. Ölcümde bir etkisi olup olmadıgı konusunda bi fikrim olmadığı icin bunu belirtmedim. Zannedersem uzerinde yeterince zaman gecmedigi icin promilim yuksek cıktı.

Gorevli memura bu kadar yuksek cıkamayacagını cunku o kadar alkol almadıgımı belirttim. Sozlu oarak itiraz ettim ve tutanağı imzalamayı reddettim. Memur, sen bilirsin istersen imzalama dedi,, kan tahlili yaptıracağımı belirttim,, kan tahlili olmadan sınırı aştığımı kabul etmiyecegimi sozlu olarak belirttim. Sen bilirsin dediler, ve olay yerinden ayrıldım.Sehirdeki tek hastaneye cıktıgımda ise kan tahlili yoluyla alkol muayenesi yapamıyoruz dediler. Rapor alamadım.

Ölçüm yapılan cihazın kalibrasyonun hatalı olabileceği, ısı farkı sebebiyle ölcümün gercek degerinden yuksek cıkabilecegi, ve ayrıca agız alkolu sebebiyle gercek degerin uzerinde cıkabilecegi bilinen gercekler ki bu sebeblerden herhangi biri bile 10 promil yuksek cıkmasına sebeb olabilir. Ayrıca olcumu kabul etmedigim ve tutanağı imzalamayı reddettiğim icin bana kan tahlilinin gorevli memurlar tarafından yaptırılması gerekmiyormuydu? Yani yasal olarak boyle bir zorunlulukları yok mu?

Suruculerin ufleme cihazına itiraz hakları yasal olarak war, bu durumda, bu itirazda gorevli memurun surucuyu bir sağlık kurulusuna sevk etmemesi surucunun haklarını gasp etmesi ve gorevini eksik yaptıgı anlamına gelmez mi?

Bu konuda bilgisi olan arkadaslar yorum yapabilirse sevinirim.

Av.Onur Tunga
25-02-2008, 12:53:08
Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97'nci maddesi:

"Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler İle Alkollü İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı

Madde 97- Uyuşturucu, uyutucu ve keyif verici gibi özelliklere sahip doğal ve sentetik psikotrop maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.

Bunlardan uyuşturucu, uyutucu veya keyif verici gibi doğal veya sentetik psikotrop madde almış olarak araç kullandığı tespit edilenler, almış oldukları maddelerin cins, miktar ve etki derecelerine bakılmaksızın araç kullanmaktan men edilirler ve haklarında Trafik Kanununun 48 inci maddesine ve ayrıca Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerine göre işlem yapılır.

Uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içki almak suretiyle araç kullanan sürücülerin tespit veya teşhisinde aşağıdaki esas ve usuller uygulanır.

a) Uyuşturucu veya keyif verici madde almış olanların tespiti esasları;

1) Herhangi bir uyuşturucu, uyutucu veya keyif verici gibi özelliklere sahip psikotrop madde almak suretiyle araç kullandığı şüphesi uyanan sürücülerin durumları tıbbi yönden incelenmek, kan veya idrar analizleri yapılmak üzere, adli tıp kuruluşu olan yerlerde bu kuruluşa, olmayan yerlerde ise Sağlık Bakanlığına bağlı tahlil yapabilecek teknik ve tıbbi imkanlara sahip olan sağlık kuruluşlarına sevkedilir.

2) Kan veya idrar tahlilinin yukarıdaki yerlerde yapılmaması veya yaptırılamaması halinde sürücünün yetkili bir sağlık kuruluşunda usulüne uygun olarak aldırılacak kan veya idrarı, tahlilleri yapabilecek teknik ve tıbbi imkanlara sahip, en yakın resmi sağlık kuruluşuna veya polis kriminal laboratuarlarına gönderilerek durumu tespit ettirilir.

b) Alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı;

1) Taksi veya dolmuş otomobil, minibüs, otobüs, kamyon, çekici gibi araçlarla kamu hizmeti, yük ve yolcu taşımacılığı yapan sürücüler ile resmi araç sürücüleri alkollü içki kullanmış olarak bu araçları süremezler.

2) Alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kanlarındaki alkol miktarı 0.50 promilin üstünde olanlar araç kullanamazlar.

c) Alkollü içki almış sürücülerin ve kanlarındaki alkol miktarının tespiti esasları;

1) Alkollü olarak araç kullanıldığından şüphe edilen ve yalnızca hasarla sonuçlanan trafik kazalarında, sürücülerin alkol durumları kaza tespit tutanağını tanzim eden elemanlarca olay yerinde teknik cihazlarla tespit edilerek, kaza tespit tutanağına yazılır. Bu halde hasarlı kazaya karışanların alkol durumlarının tespiti için ayrıca adli tabibe veya resmi sağlık kuruluşlarına sevki yapılmaz.

2) Cihazla yapılan tespit sonucunda alkollü içki aldığı belirlenen sürücülerin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48 inci maddesine göre, birinci defada 3 ay, ikinci defada da 1 yıl süreyle sürücü belgeleri ellerinden alınır. Üçüncü defa tekerrürü halinde ise, bu sürücüler, 1 aydan 2 aya kadar hafif hapis cezası ile cezalandırılırlar ve belgeleri 5 yıl süre ile geri alınır. Bu süre sonunda yapılacak psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesi neticesinde belgesinin iadesinde sakınca bulunmayanlara sürücü belgesi iade edilir. Muayene sonucunda sürücü belgesinin iade edilmesinde sakınca bulunanlara ise sürücü belgesi verilmez.

Alkollü olarak ölümlü ya da yaralamalı trafik kazasına neden olunması halinde ağır kusurun varlığı kabul edilir.

3) Cihazla yapılan tespite sürücünün itiraz etmesi halinde, kanındaki alkol miktarının belirlenmesi için, bu konuda eğitilmiş ve kan almaya yetkili kılınmış personel tarafından kanı alınarak, tahlil için polis kriminal laboratuarına gönderilir.

4) Polis kriminal laboratuarlarında tahlilin mümkün olmaması halinde, sürücü kanındaki alkol miktarının tespiti için adli tıp merkezlerine ve Sağlık Bakanlığına bağlı tahlil yapabilecek teknik ve tıbbi imkanlara sahip olan en yakın sağlık kuruluşlarına gönderilir.

5) Sürücülerin alkollü içki alıp almadığının tespitinin cihazlarla yapılması mümkün olmaması halinde (Ek:34)’deki form esaslarına göre test uygulanır. Test sonucunda alkollü içki aldığına kanaat getirilenlerden 0.50 promilin üstünde alkollü içki alındığını kabul ve beyan edenler hakkında yapılacak kanuni işleme esas olmak üzere (Ek:34)’deki formun alkol test tutanağı bölümü düzenlenerek sürücü ve görevli tarafından imzalanır.

Test sonucuna itiraz eden sürücüler hakkında ise kanlarındaki alkol miktarının tespiti için 3 ve 4 üncü bentte belirtilen esas ve usuller uygulanır.

6) Kandaki alkol miktarının teknik cihazlarla ve kan alınarak laboratuarda tespit imkanlarının bulunmadığı hallerde, alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler en yakın resmi sağlık kuruluşuna sevk edilerek, bu kurum hekimi tarafından rutin alkol muayenesinden geçirilirler.

Bu madde hükümlerine uymayanlara, Kanunun 48 inci maddesine göre işlem yapılır."

Yapılan işlemin Yönetmeliğe uygun olmadığını düşünüyorum. Bu bakımdan geri alma işleminin iptali amacıyla İdare Mahkemesinde dava açabilirsiniz.

Selamlar.

berkal
09-03-2008, 16:38:44
Karayolları Trafik Kanunu Madde 48 - Uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin Karayolunda araç sürmeleri yasaktır....
Bu madde hükmüne uymayan sürücüler derhal araç kullanmaktan men olunur......
(Değişik 5. fıkra: 4785 - 8.1.2003 / m.3) Yönetmelik ile belirtilen miktarların üzerinde alkollü araç kullandığı tespit edilen sürücülerin, suçun işlendiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde; birinci defasında sürücü belgeleri altı ay süre ile geri alınır ve haklarında 265 300 000 lira para cezası uygulanır. İkinci defasında..........
Görüldüğü üzere kanun maddesi çok açık, alkollü içiki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayollarında araç sürmeleri yasaktır. Sürücü belgesinin geçici süre ile geri alınması, alkolluyken yani sırada arç kullanma durumundan farklı. Maddenin devamında "Yönetmelik ile belirlenen miktarların üzerinde alkollü araç kullandığı tespit edilen sürücülerin sürücü belgelerinin geri alınacağı belirtilmiştir."
Bu durumda sürücü belgesinin geri alınması için güvenli sürme yeteneğinin kaybolması gerekmiyor. Yönetmelikle düzenleneceği belitilen, alkollü içkilerin etki dereceleri ve kandaki miktarlarını tespiti usulleri ve muayene şartları'nın yürürlükteki yönetmelikle eya başka bir yönetmelikle düzenlenmediği hususu doğrudur. Ancak kanun maddesi çok açıktır.
"Yönetmelik ile belirtilen miktarların üzerinde alkollü araç kullandığı tespit edilen sürücülerin sürücü belgeleri altı ay süre ile geri alınır...."

Av.Meltem Aslan
03-04-2008, 23:33:31
3) Cihazla yapılan tespite sürücünün itiraz etmesi halinde, kanındaki alkol miktarının belirlenmesi için, bu konuda eğitilmiş ve kan almaya yetkili kılınmış personel tarafından kanı alınarak, tahlil için polis kriminal laboratuarına gönderilir.

.[/QUOTE]

Yönetmeliğin sözkonusu maddesi (DEĞİŞİK BENT RGT:18.05.2007 RGNO:26526) (KOD 1)
c) Alkollü içki almış sürücülerin ve kanlarındaki alkol miktarının tespiti esasları;

1) Alkollü olarak araç kullandığından şüphe edilen sürücüler; alkol tespitine ilişkin tarih, saat ve ölçüm sonucu ile cihaza ait seri numarasını gösterir çıktı verebilen ve kalibrasyon ayarı yapılmış teknik cihazlar kullanılarak trafik zabıtası tarafından kontrol edilir.

2) Trafik kazalarında kazaya karışan sürücülerin alkol durumları, kaza tespit tutanağını tanzim eden görevlilerce, bu bendin (1) numaralı alt bendindeki özelliklere sahip teknik cihazlarla olay yerinde tespit edilerek, kaza tespit tutanağına yazılır.

3) Yaralanmalı ve ölümle sonuçlanan trafik kazalarında; yaralının durumunun aciliyeti gibi sebeplerle teknik cihazla ölçümün mümkün olmaması halinde; bu sürücülerin sevk edildikleri sağlık kuruluşlarınca kan almak suretiyle alkol tespitleri yapılır. Sevk edilen sağlık kuruluşunun kan üzerinden tahlil yapabilecek tıbbi ve teknik imkânlara sahip olmaması halinde; bu kuruluşlarca alınan kan örnekleri adli tıp kurumu olan yerlerde bu kuruma, olmayan yerlerde kan üzerinden tahlil yapabilecek tıbbi ve teknik imkânlara sahip Sağlık Bakanlığına bağlı resmi sağlık kuruluşularına gönderilerek alkol tespiti yaptırılır.

4) Bu bendin (1) numaralı alt bendinde belirtilen teknik özelliklere sahip olmayan cihazlarla yapılan ölçümlere vaki itirazlar ile mütecaviz davranışlarda bulunulması veya cihazla ölçüme mukavemet gösterilmesi gibi durumlarda; sürücüler adli tıp kurumu, adli tabiplik veya Sağlık Bakanlığına bağlı resmi sağlık kuruluşlarına olay anından itibaren en geç iki saat içerisinde sevk edilerek (1) numaralı alt bentte belirtilen teknik özelliklere sahip teknik cihazın özelliklerine eşdeğer özelliklerdeki teknik cihazlarla veya kan aldırmak suretiyle alkol tespitleri yaptırılır. Yapılan tespitin değerlendirilmesinde; tespiti yapan kurum/kuruluş tarafından olay anından tespit yapıldığı ana kadar geçen süre de göz önünde bulundurularak sonuç belirlenir ve çıkan sonuca göre yasal işlem gerçekleştirilir.

5) Kandaki alkol miktarının teknik cihazlarla ve kan alınarak laboratuvarda tespit imkânlarının bulunmadığı hallerde, alkollü olarak araç kullandığından şüphe edilen sürücüler en yakın resmi sağlık kuruluşuna sevk edilerek, kurum hekimi tarafından alkol muayenesinden geçirilirler.
şeklinde değiştirilmiştir.

Benim bu maddeden anladığım artık cihazla yapılan tespite değil de
teknik cihazlarla yapılan tespitlere itiraz edebileceğimiz. İtiraz hakkımız sınırlnamış gibi gözüküyor.

yorgunasker13
03-04-2008, 23:54:37
Yaklaşım ve yorumlarınızdan haklılık payı yok değil tabiki ama şunları okumanızı isteyeceğim.
ALKOLÜN SÜRÜCÜLÜK BECERİLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Bilimsel araştırmalar alkolün hiç bir seviyesinin sürücülük için güvenli olmadığını göstermektedir. Bütün ülkeler yasal alkol limitini belirlerken konuyu tıbbi, psikolojik ve sosyal yönüyle değerlendirerek bir karara varmakta, belli bir riski kabul ederek bu limitleri belirlemektedirler.

Motorlu araç sayısının artmaya başladığı 1900'lü yılların ilk dönemlerinde, hızla oluşan trafik kurallarının yanı sıra, giderek alkollü sürücülük için de önlem alma ihtiyacı hissedilmiştir. Başlangıçta bu sınırın ne olması gerektiği ve nasıl ölçüleceği konusunda sorunlar yaşanmışsa da dünyada özellikle konuyu inceleyen bilimsel çevrelerin görüşü her zaman kan-alkol sınırının daha da aşağıya çekilmesi yönünde olmuştur. Bir başka deyişle yasal limitin altında olmanın sadece trafik cezasını engellediği, ancak can güvenliğini garantilemediği kabul edilmektedir.

Alkolün etkileri açısından yaş, cinsiyet, sürücülük deneyimi gibi bazı faktörlere bağlı olarak bireyler arasında farklılıklar görülmekteyse de, bunlar güvenli sürücülüğü garantileyecek kadar büyük farklar olmadığı gibi, tartışmalı sonuçlar olarak değerlendirilmektedirler. Bununla birlikte genel olarak araştırmalar 0.2 promil düzeyinden itibaren alkol düzeyi arttıkça sürücülük üzerinde olumsuz etkilerinin de arttığı yönünde birleşmektedir. Bu sınır kimi ülkeler tarafından kabul edilmiş bulunmaktadır.

ÜLKEMİZDE YASAL ALKOL SINIRI
Ülkemizde ticari araç sürücüleri ve kamu hizmetinde çalışan sürücülerin alkollü olarak trafiğe çıkmaları tümüyle yasaklanmış, diğer sürücüler içinse yasal sınır olarak bir litre kanda yarım gram alkole eşit olan, 0.50 Promil belirlenmiştir. Bu halk arasında yanlış bir biçimde "yüzde elli alkollü olmak" diye ifade edilmekte, hatta bunun mümkün olduğu sanılmaktadır. Bu tümüyle yanlış bir bilgidir. Bu yanlışlık genellikle promil değerinin nasıl hesaplandığının iyi bilinmemesinden kaynaklanmaktadır.

Promil hesabında alkolün ağırlığı, kanın ise hacmi dikkate alınarak bir orantı kurulur. Örneğin 0.50 promil 100 mililitre kanda 50 miligram alkol bulunduğunu gösterir ve buradan gidilerek, 50:100=0.50 promil kabul edilir. Ağırlığı hacme oranlamak matematiksel olarak çok mantıklı değilse de, karmaşık ve çok küçük sayılarla uğraşmak zorunda bırakmadığı için tercih edilen bir ifade biçimidir. Eğer hacim oranları dikkate alınacak olursa, 0.50 promilin gerçekte kanda %0.025 oranında alkole eşit olduğu (on binde 2.5 !) görülür. İnsan vücudu yüzde elli alkol oranı bir yana, %0.5 oranında alkole bile (binde 5 ya da bir litre kanda 4 gram alkol bulunması) tolerans göstermekte çok zorlanır, hatta bu düzeydeki kan-alkol oranı pek çok kişide ölüme yol açar.

ALKOL DÜZEYİNİN HESAPLANMASI VE ALKOL-KAN ORANLARI
ÖLÇÜM DEĞERİ promil hesabı(miligram alkol/mililitre kan) 1 Litre kanda ne kadar alkol var hacim olarak kandaki alkol oranı*
0.2 Promil 20 mg alkol/100 ml kan (20:100=0.2) 0.2 gram alkol %0.025 (binde 0.25 alkol)
0.5 Promil 50 mg alkol/100 ml kan (50:100=0.5) 0.5 gram alkol % 0.063 (binde 0.63 alkol)
0.8 Promil 80 mg alkol/100 ml kan (80:100=0.8) 0.8 gram alkol % 0.1 (binde 1 alkol)
1 Promil 100 mg alkol/100 ml kan (100:100=1) 1 gram alkol % 0.13 (binde 1.3 alkol)
1.5 Promil 150 mg alkol/100 ml kan (150:100=1.5) 1.5 gram alkol % 0.19 (binde 1.9 alkol)
2 Promil 200 mg alkol/100 ml kan (200:100=2) 2 gram alkol % 0.25 (binde 2.5 alkol)
3 Promil 300 mg alkol/100 ml kan (300:100=3) 3 gram alkol % 0.38 (binde 3.8 alkol)
4 Promil 400 mg alkol/100 ml kan (400:100=4) 4 gram alkol % 0.5 (binde 5 alkol)
5 Promil 500 mg alkol/100 ml kan (500:100=5) 5 gram alkol % 0.6 (binde 6 alkol)
* 1 mililitre alkolün ağırlığı 0.789 gram, 1 gram alkolün hacmi 1.268 mililitredir


ALKOLÜN VÜCUT VE DAVRANIŞLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
ÖLÇÜM DEĞERİ VÜCUT VE DAVRANIŞ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
0.2 Promil ruh halinin değişmesi, vücut ısısında hafif bir yükselme, davranışlar üzerindeki kontrolün azalması
0.5 Promil belirgin bir gevşeme, dikkatin azalması, koordinasyon ve muhakeme bozukluğunun başlaması. YASAL SINIR
0.8 Promil koordinasyon, algı ve muhakemede belirgin bozulma, tepki zamanının, kendini kontrol etme becerisinin zarar görmesi
1 Promil sarhoşluk belirtileri, muhtemel mahcup edici davranışlar, bir an neşeli bir an üzgün olmak gibi ruh halinde gidip gelmeler
1.5 Promil ayakta durma, yürüme ve konuşmada güçlük çekme, denge ve koordinasyonun kaybedilmesi, belirgin olarak sarhoşluk hali
2 Promil ağrı ve diğer fiziksel duyumların azalması, ağlama ve gülme arasında gidip gelmek gibi belirgin duygusal tutarsızlıklar
3 Promil reflekslerin azalması, bilinçte bulanıklık, pek çok kişide bilinç kaybı


ALKOL İÇEREN İÇKİLER
Bir çok içkide bulunan alkol oranı (içkinin alkol derecesi) çok farklıdır ve bu nedenle ne kadar alkol alındığının belirlenmesi çok güç olabilir. Ayrıca alkolün vücutta yakılması zaman isteyen bir iştir ve bu da kişinin vücut ağırlığı, karaciğerinin büyüklüğü, genel sağlık durumu başta olmak üzere pek çok faktöre göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle bir çok kişi aldığı alkol miktarı konusunda yanılgıya düşmektedir.

Vücudunda 6 litre kan bulunduğunu varsaydığımız bir yetişkinin kan dolaşımına 3 gram alkol karışması halinde yasal sınıra ya çok yaklaştığı ya da aştığı düşünülebilir. Aşağıda, içinde yaklaşık olarak 12 gram alkol bulunan içki miktarları belirtilmiştir Bu içkilerin içerdiği alkol miktarı göz önünde bulundurulduğunda bir yetişkinin tehlikeli bir sürücü haline gelmesinin çok zor olmadığı görülür. Özellikle "hafif" içki olduğu düşünülerek bira ve şarabın çok fazla içilmesinin sürücüleri çok zor durumda bırakabileceğine dikkat edilmelidir.



ALKOLÜN VÜCUTTAN ATILMASI
Pek çok kişi alkol aldıktan sonra kahve içerek, egzersiz yaparak ya da biraz kestirerek alkolün vücuttan atılmasını hızlandırabileceğini düşünür. Oysa bunların alkolün yakılması üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Bunun için karaciğerin çalışmasına ve zamana ihtiyaç vardır.

Alkol alındıktan sonra muhakeme yeteneği, algılayış giderek bozulurken bunun sonucunda sürücülük becerileri azalmakta, buna karşılık yine bozulan muhakeme yeteneği ve azalan duygusal kontrol nedeniyle kendine güvende yersiz bir artış meydana gelmektedir. İşte bu çelişkili değişim sürücülük için daha da tehlikeli bir duruma yol açmaktadır. Bu nedenle alkol aldıktan sonra ne yapacağını düşünmek yerine içmeye başlamadan önce bazı kararlar almak daha yararlı olabilir. Bunlar eğer araç kullanılacaksa hiç içmemek, eğer içilecekse araç kullanacak bir kişi bulmak olabilir. Özellikle eğlenmek için çıkılan akşamlarda özel araç kullanmak yerine taksi ya da toplu taşım araçlarını tercih etmek uygun olacaktır. Hiç şüphe yok ki alkolün etkileri konusunda doğru bilgilenen ve bu tür kararları alkol almadan önce vermeye çalışan sürücüler bu konuda en doğru davranışı da yine kendileri seçebilirler.

ALKOL DENETİMLERİ
Alkol denetimlerinde yapılan iş, kanda ne kadar alkol bulunduğunun belirlenmesi ve bu miktarın sürücülük için tehlike yaratacak düzeyde olup olmadığına karar verilmesidir.

Bu denetimin hangi hallerde, nasıl yapılacağı ve neye göre karar verileceği yasa ve yönetmeliklerle belirlenmiştir. Buna göre sürücünün alkollü olabileceğinden şüphe duyulduğunda ya da rutin alkol kontrolleri sırasında alkolmetreyle ölçüm yapılabileceği gibi, alkolmetrenin bulunmadığı hallerde görevliler tarafından sürücünün durumuyla ilgili gözlemlerin kaydedildiği bir alkol test raporu da düzenlenebilir. Ölçüm ya da gözlem sonucunda sürücünün, 0.50 promil düzeyinin üzerinde alkollü olduğu ve araç kullanamayacak durumda olduğu belirlenirse gerekli cezai işlemler yapılır (Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği).

Sürücünün itirazı halinde ise, öncelikle bu konuda eğitilmiş ve kan almaya yetkili kılınmış personel tarafından kanı alınarak, tahlil için polis kriminal laboratuarına gönderilir. Polis kriminal laboratuarlarında tahlilin mümkün olmaması halinde, sürücü kanındaki alkol miktarının tespiti için adli tıp merkezlerine ve Sağlık Bakanlığına bağlı tahlil yapabilecek teknik ve tıbbi imkanlara sahip olan en yakın sağlık kuruluşlarına gönderilir. Tahlil imkanının bulunmadığı sağlık kuruluşlarında hekim tarafından yapılan muayene sonucuna göre düzenlenen rapor esas alınır (Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği).BENCE HUKUKA UYGUN BULMALISINIZ.

yorgunasker13
04-04-2008, 00:00:03
Ayrıca ben
trafik tim komutanı olarak görev yapmaktayım.size sormak istediğim bir soru var.konu 2918 sayılı trf kanunu ıle alakalı.malümunuz bu kanunun 48/5 maddesinde alkollün etkisi ile araç kullanma yasağı ile ilgili meseleden bahsediyor
ve yaptırımıda sürücü belgesinin 1 defasında 2 ay sure ile geçici olarak geri alınması ve belli bir miktarda idari para cezasını gerektiriyor. aynı kanunu 36.maddesıde sürücü belgesiz araç sevk etmekle alakalı.fakat kanunun 36 .maddesi trafik kolluğuna sadece şahısları yakalama yetkisi vermiş durumda yani belgesiz bır surucu yakalandığında şahıs araç kullnamktan men ediliyor ve hiç bir idari para cezası kesilmeden mahkemeye(c.savcısına)sevk ediliyor.yani belgesiz araç kullnamAktan dolayı para cezası daha doğrusu hapis cezası adli para cezasına çevrilerek şahsa c.savcısı tarafından ön odeme tebligatı yapılıyor.benim sorum ise şu.bu suçun bır kişi tarafından aynı anda işlenmesi durumunda yani sürücü hem alkolun etkisi ile araç sevk ediyor ve aynı zamanda sürücü belgeside bulunmuyor.bu durumda trafik görevlisinin hukuki açıdan hareket tarzı ne omalıdır sizce.
buraya kadar olan sorumu cvb layabılırsenız cok mn olurum.bu konuda benım bır uygulamam var fakat yazacaklarımın uzun olacagı sebebi ile sizden cvb aldıktan sonra uygulamamı anlatacagım.ve hukuki anlamda doğru yapıp yapmadığımı cok merak edıyorum.bu konuda bırcok meslektasım ile ayrı fıkırlerdeyız.netıce olarak bu şekilde hem alkollu hemde surucu belgesız yakalanan şahsa biz alkollu araç kullanmanın karsılığı olan idarı para cezasını uygulamalımıyız yoksa sadece bunları alkol duruunu delıllendırerek c.savcılığına mı sevk etmeliyiz.Şahsın surucu belgesi olmadığından belgenın gecıcı olarak geri alma işlemini yapamayacagımıza göre sadece para cezası uygulamamız sizce hukuka aykırılık teskil edermi ?Kanunu parçalamış olurmuyuz olmazmıyız.?şahsın promıl degerının düşük olduğunu tckanunun tehlıkelı araç sevk etmek maddesıne gırmediğini degerlendırerek cvb vermenızden yanayım.cvbınızı beklıyor saygılar sunuyorum

asman
21-05-2008, 16:49:55
arkadaşlar lütfen yardım edin.............. 3-4-2006 yılıa kesilmiş bir trafik cezam var mış..yeni öğreniyorum...ana para 206 milyon faiziyle 360 milyon....

olay şu yeni arabamın 3 yıllık süresi geçtiği için muane etmek için vergi dairesinden temiz kağıdı almak istedim fakat aracın borcu olduğu söylendi...

işin ilginci her taşıt vergisi döneminde aracın borcu olup molmadığını kontrol ederim ocakta da kontrol ettim yoktu..ayrıca polislere güven olmaz arada arad a internetten ceza var mı yok mu diye kontrol ederdim....fakat hiç borç çıkmıyordu...

şimdi bu iş nedir ..yasal hakkım yok mudur? bu işi bırakma taraftarı değilim...

atmik2001
23-05-2008, 17:13:41
Çevirmede yapılan kontrolde 75 promil alkol çıktı yaptığım ıtıraz sonucunda adli tıpa sevkedildim. Rapor sonucunda 51 promil alkollü olduğum sonucuna varıldı. merak ettiğim adli tıp raporlarında herhangi bir yanılma payı olup olmadığı çünkü sadece bir promille ehliyetime el konulmuş olunacak. Kısacası Ehliyetime tekrar kavuşabilmem için ne yapmam gerekiyor. teşekkür eder çalışmalarınızda başarılar dilerim.

dtemre
29-05-2008, 13:39:58
sayın Onur Tunga bey;57 promille ehliyetime el konuldu ve kesinlikle sürüş güvenliğini tehdit edecek bir halim yoktu(yakalanmadan önce 20km yol yaptım).kişisel fikrinize katılmakla beraber mahkemeye başvurarak bir netice alabilirmiyim?birde ehliyetsiz halde trafiğe yakalanırsam bir yakınımın ismini verip sadece ehliyetsiz araç kullanma cezasıyla kurtarabilirmiyim?

Av.Onur Tunga
29-05-2008, 15:47:37
Sayın dtemre;

Forumda okumuş olduğunuz görüşlerimi aynen muhafaza ediyorum. Kısaca özetlemek gerekirse,

2918 sayılı Kanunun 48'inci maddesine göre 0.50 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen özel araç sürücüsünün ehliyetinin geri alınabilmesi için;

1) Almış olduğu alkolün etki derecesinin,

2) Bu etki derecesi sebebiyle güvenli sürme yeteneğini kaybettiğinin,

(de) tespit edilmiş olması gerekir. Bu yönde herhangi bir tespit yapılmaksızın salt 0,50 promil alkollü olması sebebiyle ehliyetin geri alınmasına ilişkin idari işlem Kanuna aykırıdır.

Tabii bu benim kişisel görüşüm. Bu yönde İdare Mahkemesi veya Danıştay kararına henüz rastlamadım. Bu nedenle netice alıp alamayacağınızı bilemem, takdir sizin...

İkinci sorunuza gelince, cevabını öğrenmek yerine düşündüğünüzü yapmamanızı tavsiye ederim.

Selamlar...

Av.Fırat Bayındır
29-05-2008, 19:11:32
Sayın Tunga,
Lütfen yasayı kendinize yontmayın. Alkollü araç kullanmak yasa dışıdır,müeyyidesi ehliyete el konulmasıdır,gerekçesi alkollü araç kullanmak ağırlaştırılmış tehlike sorumluluğunu gerektirir, tesadüfen yakalanmayabilirsiniz ama tesadüfen ölüm veya yaralanmaya sebep olabilirsiniz. Alkolün kazaya ve araç kullanma yeteneğinize etkisi bu noktada araştırılacak bir şeydir, daha önce değil.

Kendinize dikkatli davranın, Adana'ya otobOsla gitmekten kurtulun.:):o

Av.Onur Tunga
30-05-2008, 10:06:30
Sayın BAYINDIR,

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2004 tarihli bir kararında aynen;

"Karayolları Trafik Kanununun 48.maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin ikinci fıkrasındaki yönetmelik düzenlemesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97.maddesinde yukarıda anılan yasa hükmün tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasa da yer alan hükmü dikkate almadan salt; ( mücerret ) 0.50 promil üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır."

İfadesi yer almaktadır. Bu durumda sizin tabirinizle, Yargıtay da Yasayı kendisine yontmuş durumdadır.

Sonra;

Yönetmeliğin 97'inci maddesinin b-2 bendinde yer alan "Alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kanlarındaki alkol miktarı 0.50 promilin üstünde olanlar araç kullanamazlar." hükmü bir Yönetmelik değişikliği ile kanlarındaki alkol miktarı 0.05 promilin üstünde olanlar araç kullanamazlar halinde getirildi diyelim.

Böyle bir durumda, salt Yönetmelik hükmünü dikkate alan mantık gereğince, 0.06 promil alkollü olduğu tespit edilen sürücülerin ehliyetlerinin geri alınması gerekecektir.

Öyledir diyorsanız, Kanunda yer alan "Alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır." hükmünü görmezden mi geleceksiniz? Yoksa, 0.06 promil alkolün güvenli sürme yeteneğini yok ettiğini mi ileri süreceksiniz?

Selamlar...

dtemre
30-05-2008, 10:51:52
sayın TUNGA ilginiz için çok teşekkürler.ben de trafik kurallarına saygılıyım,insan hayatı herşeyden önce gelir fakat burada isyanım ayakta bile duramayacak tiplerle sırf 0.50yi geçtim diye aynı kefeye konmamdır.bunun bir ayarı olmalı yani moda deyimle orantısız güce maruz kalıyoruz ve bu ceza gerçekten çok ağır hele bi de işine gelen görevlilerin istediklerine daha eşit davrandığını düşünürsek!umarım bu vur deyince öldüren tam adil olmayan yasada düzeltme yapılır.iyi çalışmalar...

shi_bumi
31-08-2008, 10:23:20
Herkese iyi günler diliyorum. Hem konu başlığının canlanması hemde biraz bilgi almak amacıyla bir soru sormak istiyorum. Ben de yaklaşık 2 ay önce İzmir'de yapılan bir kontrolde içtiğim bir bardak bira sonucu 0,7 promil alkol ile ehliyeti 6 ay alıkonan bir sürücüyüm. Görevli memura sonuca itiraz ettiğimi ve adli tıp birimine sevk edilerek alkol testimin yinelenmesi gerektiğini söyledim. Ancak memur artık böyle bir uygulamalarının olmadığını, cihazlarının kalibrasyonlarının yapıldığını ve beni adli tıpa sevk etmeyeceklerini söyledi. Ben daha fazla üstelemedim ancak ceza tutanağını da imzalamayarak ehliyetimi teslim ettim.
Bu 6 aylık süre içerisinde araba kullanmamak için eşimin hamile olmasını dahi hiçe sayarak aracımı sattım. Ancak şu son birkaç gündür internette yaptığım araştırmalarda ilginç sonuçlara rastladım. Yine İzmir'de hiç alkol almadığı halde alkollü olduğu cihazla tespit edilen bir avukat, aynı benim yaptığım gibi sonuca itiraz ediyor. Görevli memur şahsı adli tıpa sevk etmiyor. Söz konusu avukat tutanağı imzalamıyor. Daha sonra İzmir 2. İdare Mahkemesine yürütmenin durdurulması istemiyle davca açıyor. Mahkemede sadece üfleme cihazı ile alkol tespiti yapılmasının ve bu test sonucu şahsın ehliyetinin alıkonulmasının kanuna aykırı olduğunu belirliyor ve yürütmeyi durduruyor.
Konuyu dikkatlice incelediğimde benim durumum ile tıpatıp aynı olduğunu farkettim. Bende mahkemeye başvurmak istiyorum. Ancak olayın üzerinden 2 ay geçmiş olması beni endişelendiriyor. Eğer yanlış okumadıysam, trafik cezalarına itirazın 15 gün içerisinde yapılması gerekiyor. Bu durumda itirazımın geçerli görülebilmesi ihtimali var mı sizce ? Şimdiden teşekkür ederim.

önder71
01-09-2008, 11:34:08
[QUOTE=yorgunasker13;172629]Ayrıca ben
.bu suçun bır kişi tarafından aynı anda işlenmesi durumunda yani sürücü hem alkolun etkisi ile araç sevk ediyor ve aynı zamanda sürücü belgeside bulunmuyor.bu durumda trafik görevlisinin hukuki açıdan hareket tarzı ne omalıdır sizce.


2918 sayılı yasanın 114/2.maddesinde "Birkaç trafik suçunun bir arada işlenmesi halinde her suç için ayrı ceza uygulanır." hükmü açıktır. kanuna göre bu suçlardan hangisini adliye,hangisi trafikçi tarafından yazılacak ise o şekilde hareket edilmesi gerekir.

mgokcek
25-10-2008, 02:17:25
herkese merhaba...

bu gece polis çevirmesine denk geldim.ehliyetim üzerimde değildi sonradan getirttim.bir miller marka bira içmiştim ve henüz hareket etmiştim durdurldum.bana 62 promil alkol çıktığını söylediler aralarındaki diyalogta da şu geçiyordu; "yasal sınırı aşmış olsun olmasın işlem yapacağız"..itiraz ederek yeniden üflemek istediğimi belirttim.bu kez makinayi bana göstermeyerek ekranını kapattılar bakabilirmiyim dediğimde HAYIR dediler ve sadece yasal sınırın üzerinde olduğunu söylediler.Tekrar bir bira içtiğimi o rakamın çıkamayacağını belirttim..hastaneye sevk edilmek istediğimi söyledim.ancak 480 ytl para cezası yazıldı ehliyetim alındı ve arabayı bağlamaya kalktılar.Bana herhangibir yoğunluk olmamasına rağmen beni götürebilecekleri halde hastaneye gidip raporu kendimin almamı söylediler..raporumu hastaneye kaydettirdim sıfır promil ( iki kez test edildim ) ve hastanedeki doktor bana adli kayıtlar için polisin bu raporu alması gerektiğini belirtti..memurların yanına tekrar dönerek hastaneden adli kaydımın yapıldığını ve alkolsüz çıktığımı belirttim..ancak "elimdeki makinayı kabul ederim ben arkadaşım" cevabını aldım..Ellerindeki cihazdan çıkan alkol raporunu imzalamadım ve imzalatmak için bana uğraştıklarını farkettim. Ayrıca burada belirttiğiniz maddeleri tek tek okudum..Şimdi;

1-Benim ehliyetime neden el konuldu
2-Neden aracım bağlanılmak istenildi ( yanımda bir kişi daha vardı ki ona alkol testide yapılmadı araç onada verilebilirdi)
3-Ben itiraz hakkımı kullanmak için idare mahkemesine mi başvurmalıyım sulh ceza mahkemesine mi?
4-Bu mahkemeler nasıldır ehliyetimi geri alarak para cezasından kurtulabilirmiyim ?
5-480 ytl gibi bir ceza sadece 48/5 maddeye göre nasıl yazılabilir?

ve kişisel olarak sormak istiyorum neden bir vatandaş olarak hak ve sorumluluklarım kanunen yerine getirilmiyor ..Uyanık olan iki kişiye mi denk geldim..Gerçekten merak ediyorum..teşekkür ediyorum.Hayırlı çalışmalar diliyorum..

Av.Onur Tunga
25-10-2008, 10:12:17
Sayın mgokcek;

Anlatımınıza göre, hakkınızda Kanun ve Yönetmelik hükümlerine uygun olmayan bir uygulama yapılmış. İdare Mahkemesinde dava açabilirsiniz. Bu konuda başka forumlarda gerekli açıklamalar yapılmıştı. Bir bakmanızı tavsiye ederim.

mgokcek
25-10-2008, 11:00:24
Sayın mgokcek;

Anlatımınıza göre, hakkınızda Kanun ve Yönetmelik hükümlerine uygun olmayan bir uygulama yapılmış. İdare Mahkemesinde dava açabilirsiniz. Bu konuda başka forumlarda gerekli açıklamalar yapılmıştı. Bir bakmanızı tavsiye ederim.


Söylediklerinize bende katılıyorum.İlgi ve alakanız için teşekkür ediyorum.İşlerinizde kolaylıklar dilerim.Sağlıcakla...

ronin35
28-10-2008, 14:39:23
Herkese saygılar,
Bu sabah saat 8:50'de sokak arasına ve kesinlikle hiçbir tabelanın olmadığı bir yere aracımı park ettim. İşim biraz uzadı ve saat 11:00 civarı arabamı almaya geldiğimde arabamın sileceklerine iliştirilmiş cezanın olduğunu gördüm. Saat 9:06'da park cezası kesilmiş 55ytl.

Park ettiğim yer ana cadde üzeri de değil. Yan sokak ve kesinlikle park edilmez veya duraklamak yasaktır diye bir levha da yok. Neye dayanarak böyle bir ceza kesilmiş bilmiyorum ve itiraz etmek istiyorum.

Nasıl bir yöntem izlemeliyim ve nerelere, nasıl başvurmam gerekir? Avukata vs ihtiyaç duyulur mu böyle bir konuda.

Yardımcı olursanız sevinirim..

Saygılar..

murat220
27-01-2009, 14:28:57
Keyfi muamele yapıp insanların mağdur olmasına neden olan kamu görevlilerini caydıracak cezalar olursa belki o zaman böyle keyfi davranışlardan vatandaşlar mağdur olmaz. Ülkemizde haklıysan bile hakkını aramak çok zordur.
Bende de voltaj dalgalanması sonucu evdeki bazı cihazlar yandı. Elektrik Mühendisleri Odasından bilirkişi bile getirip tespit yaptırdığım ve aynı kurumda çalışan Mühendis olmama rağmen 150 YTL tutan hasarımın bedelini alamadım. Mahkemeye gitsem daha fazla masrafım olacağı için mahkemeye gitmeyip üzerine bir bardak su içtim.

screamhunter
12-03-2009, 13:49:25
Herkese Selamlar...

Benimde şöyle bir durumum meydana geldi konuyu kısaca anlatmak gerekirse;

03/03/2009 Tarihinde Beşiktaş'da ışıkların kırmızı yanmasına 5 saniye var ben ışıklardan geçtim, trafik ışıklarının 1metre ilerisinde trafik sıkıştı, insanlar geçmek için hareketlendi, bu sırada hem kırmızı yandı (bu arada ben ısıkları geçmiş durumdayım) hemde trafik açıldı, (orada yaya geçidi bulunmuyordu ancak trafik ışıkları olduğu için yayalar geçmek için bekliyorlardı) daha sonra ben yayalar arasında kalmamak için yürüdüm, bu sırada motorlu yunus kıyafetli bir polis benim sanki kırmızı ışıkta geçtiğimi zannederek plakamı aldı(bu arada poliste yaya olarak karşıya geçmekteydi) bana ceza geldi ben bu duruma itiraz edebilirmiyim acaba?

SAYGILAR...

screamhunter
12-03-2009, 13:54:37
Ben SULH CEZA MAHKEMESİNE itirazda bulunursam işim çok uzarmı? Avukat gerekli olurmu sadece vatandaş olarak dilekçe ile itirazda bulunmak yeterli olurmu? Yoksa en iyisi cezamı ödemekmi olur?

mgokcek
16-03-2009, 13:02:46
Ben SULH CEZA MAHKEMESİNE itirazda bulunursam işim çok uzarmı? Avukat gerekli olurmu sadece vatandaş olarak dilekçe ile itirazda bulunmak yeterli olurmu? Yoksa en iyisi cezamı ödemekmi olur?

ben bir kaç satır yukarıda başıma gelenleri yazmıştım.24 Kasım 2008 de ehliyetim alındı.Sulh cezaya da bölge idare mahkemesine de başvurdum.3.5 ayımı doldurmuş durumdayım halen ehliyetimi alamadım ve halende durumum hakkında bilgim yok..Nerden nasıl bilgi alabilirim kimse bilmiyor.Cezamıda ödemedim haklı olduğumu bildiğim için.Bakalım mahkeme ne sonuç verecek.Mahkemeye vereceksen uzayacak işin..Kısacası bu.

kgul
16-03-2009, 15:13:34
Herkese merhabalar...
Konuya direkt giricem kusuruma bakmayın.
Ben 2007 yılının aralık ayında 2005 model bir araç satın aldım. Bir yıldan fazladır da kullanıyorum. Hatta 2008 yılının haziran ayında da muayenesini yaptırmıştım. Tabii bu işlemlerin her biri için vergi dairesinden araca ait temiz kağıdı (Borcu yoktur yazısı) almak gerekli. Ancak 1 ay önce aracıma ait herhangi bir ceza olup olmadığını merak edip internetten kontrol ettiğimde aracımın üzerinde 2005 yılından kalma bir trafik cezası olduğunu öğrendim.(Bu arada ben aracın 3. sahibiyim yani araç iki defa satılmış oluyor) Aracın ilk sahibine kesilmiş bu ceza vergi dairesi kayıtlarında Aracın ilk sahibinin ismine kesilmiş olmasına rağmen şuan itibariyle benim aracımın plakasında görünmektedir.
Bu konuyla ilgili olarak;
1-Nereye itiraz edebilirim?
2-İtirazımın haklılık derecesi ne olur veya hiç itiraz etmeden ödesem mi? bilemiyorum.

NOT:Ayrıca ikinci el araç alacaklar bu konuda dikkatli olsalar iyi olur. Benim aracımın cezası (gecikmeler dahil) şuanda yaklaşık 600 TL. Bu borç çok daha yüksek bir rakam olmuş olabilirdi...

mmm-mmm
11-06-2009, 16:35:26
iyi günler,
Önceki akşam alkol muayenesi sonucunda 74 promil alkollü çıktığım için 6 ay süreyle trafikten men ve para cezası aldım. Ancak iitraz ederek kan testimin yapılmasını istedim. Kan testi sonucunda alkol oranı 51,9 çıktı. Bu kadar küçük bir oranla ehliyetimi kaybetmek çok kötü oldu, çünkü araba kullanmamın zorunlu olduğu bir işiö var(dı)
Öğrenmek istediğim şey bu sonuca itiraz edebilir miyim?
Edebileceksem nereye ve nasıl edebilirim, hangi yolu izlemeliyim.
Teşekkürler
PS:Bu arada cezayı ödedim.

mgokcek
22-06-2009, 09:46:06
iyi günler,
Önceki akşam alkol muayenesi sonucunda 74 promil alkollü çıktığım için 6 ay süreyle trafikten men ve para cezası aldım. Ancak iitraz ederek kan testimin yapılmasını istedim. Kan testi sonucunda alkol oranı 51,9 çıktı. Bu kadar küçük bir oranla ehliyetimi kaybetmek çok kötü oldu, çünkü araba kullanmamın zorunlu olduğu bir işiö var(dı)
Öğrenmek istediğim şey bu sonuca itiraz edebilir miyim?
Edebileceksem nereye ve nasıl edebilirim, hangi yolu izlemeliyim.
Teşekkürler
PS:Bu arada cezayı ödedim.

öncelikle merhaba arkadaşım.

bir kaç satır yukarıyı oku orda başımdan geçen bir olayı yazdım..sorularının cevabı orada..

Solbern
16-11-2009, 11:41:58
Merhaba,

alkolden dolayı 2.kez ehliyetine el konulanlara herhangi bir mahkeme de dava açılıyor mu?
kesilen trafik cezalarının ödenmesi veya ödenmemesi durumu farklılık gösteriyor mu?
cevaplarsanız çok sevinirim.

Solbern
16-11-2009, 11:43:05
Merhaba,

alkolden dolayı 2.kez ehliyetine el konulanlara herhangi bir mahkeme de dava açılıyor mu?
kesilen trafik cezalarının ödenmesi veya ödenmemesi durumu farklılık gösteriyor mu?
cevaplarsanız çok sevinirim.

Solbern
16-11-2009, 11:48:54
Merhaba,

alkolden dolayı 2.kez ehliyetine el konulanlara herhangi bir mahkeme de dava açılıyor mu?
kesilen trafik cezalarının ödenmesi veya ödenmemesi durumu farklılık gösteriyor mu?
cevaplarsanız çok sevinirim.

gokhanbsg
17-11-2009, 16:27:02
Arkadaşlar Merhaba;
Bugün itibariyle, geçtiğimiz Cumartesi gecesi 4:00'de Ankara Çetin Emeç Sokullu Kavşağında kesilen cezayı ödedim. Öyle zannediyorum ki bu kavşağı bir çok kişi biliyordur.
PTT'ye cezayı ödemek için gittiğimde aracımın plakasına ait 15.12.2006 tarhinde kesilmiş 206 TL'Lik, ve gecikme faizi ile birlikte bugün 566TL olan bir ödenmemiş cezanın olduğunu öğrenmemle dumurlara gark ettim.
Sorun; Ağustos ayı itibariyle Araç Fenni Muayenesi için Ankara Yeğenbey Verdi Dairesinden BORCU BULUNMAMAKTADIR yazılı bir belge almışlığım var. Bildiğim kadarıyla, ödenmemiş borcu olan özel ve ticari hiç bir araç TÜVTÜRK'te araç muayenesi için randevu alamıyor.
Sorum; Ağustos ayında Vergi Dairesinin verdiği "Borcu Bulunmamaktadır" belgesine rağmen nasıl Ptt'nin sisteminde 2006 ait bir borç görünebiliyor...Nasıl bir yol izlemeliyim, bu bana sistemsel bir hata gibi geliyor, yardımcı olucak arkadaşlara şimdiden tşkler...

Gokhan

yaseminbilen
18-11-2009, 12:19:27
Arkadaşlar,
Geçtiğimiz 16.11.2009'u 17.11.2009'a bağlayan gece saat 1.15 sıralarında Çeşme'den İzmir yönüne doğru gelişte trafik denetleme ekiplerinin trafik kontrolünde alkol muayenesine girdim. Alkolmetrede 1.24 promil çıkınca çok şaşırdım. Çünkü 3-4 saatlik bir dilimde sadece sosyal ortamda arkadaşa eşlik etmek için 1,5 bira içmiştim.Öyle aramda pek iyi değildir içkiyle. Böyle bir rakamı görünce itiraz ettim.Ellerinde bulunan hiçbir evrağı imzalamadım.Kan testi yaptırmak istediğimi belirttim.Trafik ekibinin hemen yanında orda hazır bekleyen asayiş ekibine ait otomobile onların nezaretinde bindim ve kontrol noktasının 200-300 mt uzağındaki devlet hastanesine götürüldüm.1.25'te Doktor ve hemşirenin bulunduğu odada etil alkol testi için 1 tüp kan verdim. Test sonucunun sabah trafik denetleme şube müdürlüğüne gideceğini ifade ettikleri için geldiğim ekiple tekrar konrol noktasına geri döndüm.Otomobilimi kapatmamaları için kontrol noktasının yakınında bulunan oto kurtarma şirketi sahibi arkadaş ehliyetini ibraz ederek arabayı teslim aldı.Ekipler hemen toplanarak orayı terketti.Üzerimde ehliyetim olmadığı ve sabah çıkacak sonucu beklemek için, Çeşme'de arabanın içinde sabahladım.
17.11.2009 sabahı 11.00 gibi trafik denetleme şube müdürlüğüne giderek,kan test sonucumu öğrenmek istedim. Orada bulunan polis memuru kan testimi göstermeyerek sadece '' Hanım efendi 0.52 promil üzerinden işlem yapacağız'' diyerek eline almış ceza kağıdını yazmaya başladı. O anda ben de yasal sınırı 0.02 promil olarak aştığım şanssızlığıma üzülürken ehliyetime 6 ay el koymalarını izliyordum.Ama hiçbir kağıdı imzalamadım ve ısrarla kan testime bakmak istedim.Bana göz ucu ile gösterilen laboratuvar sonucunda 0.47 promil yazıyordu. Nasıl böyle bir işlem yaparsınız diye karşı çıktım.Sonıucun fotokopisini vermelerini, onları şikayet edeceğimi söyledim.Tabi ki bana ordaki evrağın fotokopisini vermediler.Elime tutuşturulmuş promil oranının 0.52 olduğu ceza kağıdı ile ordan ayrıldım. Dikkatlice baktığımda ceza kağıdında promil oranının yanına kalemle ''Dr.Rap.'' notu düşülmüş.İlk iş olarak gece kan verdiğim devlet hastanesine gittim.Bilgisayardan laboratuvar sonuçlarını aldım.Başhekimin makamına çıktım.Kendisi verdikleri laboratuvar sonucunda 0.47 promil gözüktüğünü ve bunun geçerli olduğunu belirtti.Mahkemeye başvuracağımı belirttim. ''Mahkeme kanalıyla bizden delil için bu laboratuvar sonucunu istemeleri daha resmi olur ama yine de ben size örneğini vereyim mahkeme ibraz edin'' dedi.
Arkadaşlar,ben kamu yönetimi mezunuyum.Hukuk fakülteleri gibi olmasa da bilirsiniz ki bölümümde birçok hukuk dalının girişi ders olarak verilir.Ancak dava açmak için yazılacak dilekçenin şekil özelliklerini net bilmediğim için, mağduriyetimi açıklayıcı bir şekilde dilekçe yazarak 537 Tl idari para cezasının iptalini ve 6 aylık alınan ehliyetimin geri verilmesini istedim.Sulh Ceza Mahkemesi makamına bu dilekçeyi 17.11.2009 öğleden sonra sundum.
Bugün de İzmir İdare Mahkemesi'ne 6 aylık ehliyetim alındığı için yürütmenin durdurulması istemiyle başvuracağım.İzlediğim yolun doğru olduğunu düşünüyorum. Sizce doğru gidiyor muyum?Yaptıklarım veya yapacaklarım için fikir beyan ederseniz sevinirim.İyi günler.

Hakkarili Arzuhalci
18-11-2009, 13:11:27
Yasemin Hanım,

Geçmiş olsun. Bir haksızlığa uğradığınız ortada ve doğru bir yoldasınız. Dava dilekçeleri genel olarak belli bir şekil içermektedirler. Şekil zorunlu olmamakla beraber dilekçe üzerinde mutlaka belirtilmesi gereken bilgiler vardır. Bunlarda bir eksiklik olursa dilekçeniz kabul edilmez ve düzeltmeniz için size süre verilir.

İdari yargıda açacağınız dava dilekçesinde:

Başlık (hitap), davacı adı ve adresi, TC no, davalı adı ve adresi, konusu, tebliğ tarihi, olaylar, hukuki nedenler, cevap süresi, kanıtlar, sonuç istem bölümleri mutlaka bulunmalı, tarih atılmalı ve imzalanmalıdır. Dilekçeye ek olarak verilen belgeler de ekleri olarak dilekçenin altına yazılmalıdır. Dilekçe ve ekleri karşı taraf sayısından bir nüsha fazla olarak verilir. Yürütmenin durdudurulması talebi varsa bu durum dilekçenin en başına dikkat çekecek şekilde yazılmalıdır. Kolay gelsin.

yaseminbilen
18-11-2009, 13:27:46
Yasemin Hanım,

Geçmiş olsun. Bir haksızlığa uğradığınız ortada ve doğru bir yoldasınız. Dava dilekçeleri genel olarak belli bir şekil içermektedirler. Şekil zorunlu olmamakla beraber dilekçe üzerinde mutlaka belirtilmesi gereken bilgiler vardır. Bunlarda bir eksiklik olursa dilekçeniz kabul edilmez ve düzeltmeniz için size süre verilir.

İdari yargıda açacağınız dava dilekçesinde:

Başlık (hitap), davacı adı ve adresi, TC no, davalı adı ve adresi, konusu, tebliğ tarihi, olaylar, hukuki nedenler, cevap süresi, kanıtlar, sonuç istem bölümleri mutlaka bulunmalı, tarih atılmalı ve imzalanmalıdır. Dilekçeye ek olarak verilen belgeler de ekleri olarak dilekçenin altına yazılmalıdır. Dilekçe ve ekleri karşı taraf sayısından bir nüsha fazla olarak verilir. Yürütmenin durdudurulması talebi varsa bu durum dilekçenin en başına dikkat çekecek şekilde yazılmalıdır. Kolay gelsin.

Sulh Ceza Mahkemesine dilekçeden iki adet hazırladım bütün eklerden de ikişer adet hazırladım dilekçenin alt bölümüne ekte neler yer aldığını da belirttim ancak bu dilekçede yaptığım hata ayrı ayrı davalı ve davacı bölümü olarak başa yazmamam. Ama yine de kabul görülebilir diye düşünüyorum. Aynı hatayı tekrarlamamak için sizlerin de bilgilerinden yararlanmak istedim.İdare mahkemesine sunacağım dilekçede davacı ben davalı .....trafik denetleme şube müdürlüğü olarak yazacağım. Adresini tam net bilmiyorum ama kurum olduğu için gerek kalmaz sanırım adrese değil mi?

Hakkarili Arzuhalci
18-11-2009, 13:39:46
İdari dava için davalı bölümüne İzmir Valiliği yazın, valiliğin adresine gerek yoktur. Tebliğ tarihi diye bir bölüm açmayı ve buraya da 17.11.2009 tarihini yazmayı unutmayın. Bu en önemli noktalardan biridir.

İzmir İdare Mahkemesi Başkanlığına başlığının altına yürütmenin durudurulması istemlidir diye yazmayı unutmayın. Zorda kalırsanız bir avukattan yardım isteyin.

yaseminbilen
18-11-2009, 13:45:18
Teşekkür ederim.Şekil olarak biraz oluşturduğum dilekçemin son rötüşlarını yaparak akşamüstüne kadar adliyeye gideceğim.İyi günler.

mertumut1
09-03-2010, 20:15:22
Ben yeni üyeyim umarım sizlerle uzunsüre beraber fikir paylaşımında bulunacağız. Size bir bilene sorum olacaktı. Benim bir arkadaşım var, yüzde seksenbeş psikiyatri hastası, bugün bazı kendini bilmeyen kişiler buna birisinin motorsikletini veriyolar, bunu sana aldık diyolar, ve de sonra az ilerdeki jandarmaya haber veriyolar, sonra jandarma buna ehliyeti olmadığından 600 küsür para cezası kesiyor, biz bunun için nereye baş vurmamız gerekiyor? zaten akli dengesi yok, raporları da var yakında da ceza gelir diyolar, anlayacağınız ne yapmamız gerekiyor bu konuda bizi aydınlatırsanız çok sevinirim, ilginiz için şimdiden teşekür ederim.

Hakkarili Arzuhalci
09-03-2010, 21:07:21
Buna yapılacak bir şey yok. Motosikletini bu kişiye kullanması için verene de ceza uygulanacaktır.

yaseminbilen
29-03-2010, 21:08:13
Merhaba,
Daha önceki iletilerimde göreceğiniz üzere Kasım ayında almış olduğum 6 ay ehliyete el konulma ve 537 tl para cezasına karşı idare mahkemesine dava açmıştım. Davalı idare alkolmetre çıktısının bir fotokopisini göndermiş ve alkol miktarının 1.74 olduğunu belirtmiş. Savunmasında bu fotokopi silik ve elle üzerine yazı yazıldığı için mahkeme bunu kabul etmeyip alkolmetreden asıl çıktının verilmesini istedi. Oradaki gün, saat ve promil miktarı ile hastaneden alınan rapor arasındaki süre farkı ancak net olarak öyle anlaşılacaktı. Ancak davalı idare alkolmetrenin 03.12.2009 tarihinde bozulduğu için tamir esnasında hafızasının silindiğini iddia ederek asıl çıktıyı gönderemedi. Zaten 1.74'lük bir çıktı aslı yok. Çünkü ben üflediğimde 1.24 çıktı buna itirazen hastaneye gittim. Neyse lafı fazla uzatmadan geçtiğimiz hafta sonucu geldi. İdare mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi. Karar lehime çıktığı için idare itiraz etti şu an dosya Bölge İdare Mahkemesi'nde bugün gidip itiraz dilekçelerine baktım. Yine somut delil sunamamışlar. Büyük ihtimalle itirazları red olur. Ancak ben yine de itirazlarına cevaben dilekçe yazmak istiyorum. İtirazlarına hitaben dilekçeyi dosyaya ekleteceğim. Ancak şekil yönünden itiraza cevapta; taraflara nasıl hitaben yazacağım konusunda fikriniz var mı? Şimdiden teşekkür ederim.

Hakkarili Arzuhalci
29-03-2010, 21:50:45
Merhaba,
Daha önceki iletilerimde göreceğiniz üzere Kasım ayında almış olduğum 6 ay ehliyete el konulma ve 537 tl para cezasına karşı idare mahkemesine dava açmıştım. Davalı idare alkolmetre çıktısının bir fotokopisini göndermiş ve alkol miktarının 1.74 olduğunu belirtmiş. Savunmasında bu fotokopi silik ve elle üzerine yazı yazıldığı için mahkeme bunu kabul etmeyip alkolmetreden asıl çıktının verilmesini istedi. Oradaki gün, saat ve promil miktarı ile hastaneden alınan rapor arasındaki süre farkı ancak net olarak öyle anlaşılacaktı. Ancak davalı idare alkolmetrenin 03.12.2009 tarihinde bozulduğu için tamir esnasında hafızasının silindiğini iddia ederek asıl çıktıyı gönderemedi. Zaten 1.74'lük bir çıktı aslı yok. Çünkü ben üflediğimde 1.24 çıktı buna itirazen hastaneye gittim. Neyse lafı fazla uzatmadan geçtiğimiz hafta sonucu geldi. İdare mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi. Karar lehime çıktığı için idare itiraz etti şu an dosya Bölge İdare Mahkemesi'nde bugün gidip itiraz dilekçelerine baktım. Yine somut delil sunamamışlar. Büyük ihtimalle itirazları red olur. Ancak ben yine de itirazlarına cevaben dilekçe yazmak istiyorum. İtirazlarına hitaben dilekçeyi dosyaya ekleteceğim. Ancak şekil yönünden itiraza cevapta; taraflara nasıl hitaben yazacağım konusunda fikriniz var mı? Şimdiden teşekkür ederim.

....BÖLGE İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
CEVAP VEREN (DAVACI): Adınız Soyadınız, Adresiniz, TC No
KARŞI TARAF (DAVALI) : ......Valiliği (...Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü)
K O N U S U : ....İdare Mahkemesinin lehimde verdiği ....tarih ....nolu YD kararına karşı mahkemeniz nezdinde itiraz yoluna giden davalı idarenin itirazlarınakarşı cevaplarımızın sunulmasıdır.
C E V A P L A R I M I Z :1-

2-

3-
S O N U Ç - İ S T E M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle adı geçen mahkemece verilen YD kararı yerindedir. Bu itibarla davalı idarenin itirazının REDDİNE karar velirmesi arz ve talep olunur.30.03.2010
İmza
Adınız Soyadınız


Buna benzer birşey yazabilirsiniz ancak pek gerek de yoktur. Sürücü belgenizi geri aldınız mı?

yaseminbilen
29-03-2010, 22:03:53
Davalı idare süresinde itirazda bulunduğu için elimde olan kararla işlem yaptıramıyorum. 7 gün içinde itiraza karşılık bölge idare mahkemesi karar verecek. O kararda lehime çıkarsa gidip ehliyetimi alacağım geri ve para cezası da iptal olacak :):)

Dilekçe yazmasam da olur dediğiniz gibi ancak ben konuyu iyice netleştirmek için yazacağım. Çünkü yazdıkları itiraz dilekçesi hep başka kararlara itaflarla dolu kendileri elimizde şu belge var diye sunamamış çünkü delilleri yerinde ve hukuka uygun değil idare mahkemesi de buna istinaden vermişti kararı bölgede aynı kararı onayıp onların itirazı red olur ancak içim rahat olsun ben yine de içimde kalmasın yazacağım birşeyler. Çok teşekkür ederim.

Hakkarili Arzuhalci
29-03-2010, 22:18:01
Davalı idare süresinde itirazda bulunduğu için elimde olan kararla işlem yaptıramıyorum. 7 gün içinde itiraza karşılık bölge idare mahkemesi karar verecek. O kararda lehime çıkarsa gidip ehliyetimi alacağım geri ve para cezası da iptal olacak :):)

Dilekçe yazmasam da olur dediğiniz gibi ancak ben konuyu iyice netleştirmek için yazacağım. Çünkü yazdıkları itiraz dilekçesi hep başka kararlara itaflarla dolu kendileri elimizde şu belge var diye sunamamış çünkü delilleri yerinde ve hukuka uygun değil idare mahkemesi de buna istinaden vermişti kararı bölgede aynı kararı onayıp onların itirazı red olur ancak içim rahat olsun ben yine de içimde kalmasın yazacağım birşeyler. Çok teşekkür ederim.

Davalı idarenin süresi içerisinde itirazda bulunmuş olması sürücü belgenizi geri vermemesi için bir gerekçe olamaz. Bunu size kim söylediyse yanlış söylemiş.

Ancak şu da var ki; idare YD kararının gereğini en geç 30 gün içerisinde yerine getirmek yani sürücü belgenizi geri vermek zorundadır. Yani isterse sizi YD kararının kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 30 gün bekletebilir.

Bir başka deyişle siz elinizdeki kararla işlem yaptırmayacaksınız. Aynı karar onlara posta yoluyla ulaştıktan sonra kendileri işlem yapacak ve en geç 30 gün içerisinde sürücü belgenizi geri verecekler.

Her ne kadar gerek Anayasa'mızda gerekse İYUK'da YD ye ve esasa ilişkin kararlar derhal yerine getirilir denilse de idare malesef bu 30 günlük süreyi kendilerine verilmiş bir hak olarak görmekte ve genellikle de bu süreyi sonuna kadar kullanmaktadırlar. Saygıyla,

4can
07-05-2010, 21:26:50
Davalı idare süresinde itirazda bulunduğu için elimde olan kararla işlem yaptıramıyorum. 7 gün içinde itiraza karşılık bölge idare mahkemesi karar verecek. O kararda lehime çıkarsa gidip ehliyetimi alacağım geri ve para cezası da iptal olacak :):)

Dilekçe yazmasam da olur dediğiniz gibi ancak ben konuyu iyice netleştirmek için yazacağım. Çünkü yazdıkları itiraz dilekçesi hep başka kararlara itaflarla dolu kendileri elimizde şu belge var diye sunamamış çünkü delilleri yerinde ve hukuka uygun değil idare mahkemesi de buna istinaden vermişti kararı bölgede aynı kararı onayıp onların itirazı red olur ancak içim rahat olsun ben yine de içimde kalmasın yazacağım birşeyler. Çok teşekkür ederim.

Yasemin hanım eğer davanız sonuçlandıysa sonuç hakkında bizleri de bilgilendirebilirmisiniz? Sizin yaşadığınız olayın bir benzerini bende yaşadım ve Dava sürecini merak etmekteyim. Dava ne kadar sürdü?Nasıl işledi ve en önemlisi sonuç?
Teşekkürler

Mv Mert Akkaya
29-06-2010, 09:42:22
arkadaslar iyi günler cumartesi günü cesme atatürk bulvarında çevirmeye girdim ufledigim alkol metre sonucunda 126 promil alkol cıktı itiraz ettim kan tahlili yapıldı. tahlil sonucu kandaki promil 47 olarak cıktı fakat polisler hastaneye gidip kan aldırma süresini 24 dk yazarak ehliyetime el koydular ve 550 tl ceza yazdılar cezaları imzalamadım cunku doktor raporu 47 promil dava acmayı dusunuyorum kazanma ihtimalim ne kadar yada daha once buna benzer olaylar yasadınız mı?yardımlarınız için simdiden tesekkürler :)

Mv Mert Akkaya
29-06-2010, 12:48:32
Arkadaşlar,
Geçtiğimiz 16.11.2009'u 17.11.2009'a bağlayan gece saat 1.15 sıralarında Çeşme'den İzmir yönüne doğru gelişte trafik denetleme ekiplerinin trafik kontrolünde alkol muayenesine girdim. Alkolmetrede 1.24 promil çıkınca çok şaşırdım. Çünkü 3-4 saatlik bir dilimde sadece sosyal ortamda arkadaşa eşlik etmek için 1,5 bira içmiştim.Öyle aramda pek iyi değildir içkiyle. Böyle bir rakamı görünce itiraz ettim.Ellerinde bulunan hiçbir evrağı imzalamadım.Kan testi yaptırmak istediğimi belirttim.Trafik ekibinin hemen yanında orda hazır bekleyen asayiş ekibine ait otomobile onların nezaretinde bindim ve kontrol noktasının 200-300 mt uzağındaki devlet hastanesine götürüldüm.1.25'te Doktor ve hemşirenin bulunduğu odada etil alkol testi için 1 tüp kan verdim. Test sonucunun sabah trafik denetleme şube müdürlüğüne gideceğini ifade ettikleri için geldiğim ekiple tekrar konrol noktasına geri döndüm.Otomobilimi kapatmamaları için kontrol noktasının yakınında bulunan oto kurtarma şirketi sahibi arkadaş ehliyetini ibraz ederek arabayı teslim aldı.Ekipler hemen toplanarak orayı terketti.Üzerimde ehliyetim olmadığı ve sabah çıkacak sonucu beklemek için, Çeşme'de arabanın içinde sabahladım.
17.11.2009 sabahı 11.00 gibi trafik denetleme şube müdürlüğüne giderek,kan test sonucumu öğrenmek istedim. Orada bulunan polis memuru kan testimi göstermeyerek sadece '' Hanım efendi 0.52 promil üzerinden işlem yapacağız'' diyerek eline almış ceza kağıdını yazmaya başladı. O anda ben de yasal sınırı 0.02 promil olarak aştığım şanssızlığıma üzülürken ehliyetime 6 ay el koymalarını izliyordum.Ama hiçbir kağıdı imzalamadım ve ısrarla kan testime bakmak istedim.Bana göz ucu ile gösterilen laboratuvar sonucunda 0.47 promil yazıyordu. Nasıl böyle bir işlem yaparsınız diye karşı çıktım.Sonıucun fotokopisini vermelerini, onları şikayet edeceğimi söyledim.Tabi ki bana ordaki evrağın fotokopisini vermediler.Elime tutuşturulmuş promil oranının 0.52 olduğu ceza kağıdı ile ordan ayrıldım. Dikkatlice baktığımda ceza kağıdında promil oranının yanına kalemle ''Dr.Rap.'' notu düşülmüş.İlk iş olarak gece kan verdiğim devlet hastanesine gittim.Bilgisayardan laboratuvar sonuçlarını aldım.Başhekimin makamına çıktım.Kendisi verdikleri laboratuvar sonucunda 0.47 promil gözüktüğünü ve bunun geçerli olduğunu belirtti.Mahkemeye başvuracağımı belirttim. ''Mahkeme kanalıyla bizden delil için bu laboratuvar sonucunu istemeleri daha resmi olur ama yine de ben size örneğini vereyim mahkeme ibraz edin'' dedi.
Arkadaşlar,ben kamu yönetimi mezunuyum.Hukuk fakülteleri gibi olmasa da bilirsiniz ki bölümümde birçok hukuk dalının girişi ders olarak verilir.Ancak dava açmak için yazılacak dilekçenin şekil özelliklerini net bilmediğim için, mağduriyetimi açıklayıcı bir şekilde dilekçe yazarak 537 Tl idari para cezasının iptalini ve 6 aylık alınan ehliyetimin geri verilmesini istedim.Sulh Ceza Mahkemesi makamına bu dilekçeyi 17.11.2009 öğleden sonra sundum.
Bugün de İzmir İdare Mahkemesi'ne 6 aylık ehliyetim alındığı için yürütmenin durdurulması istemiyle başvuracağım.İzlediğim yolun doğru olduğunu düşünüyorum. Sizce doğru gidiyor muyum?Yaptıklarım veya yapacaklarım için fikir beyan ederseniz sevinirim.İyi günler.

yaseminbilen hanım bende aynı sorunu yasadım gectigimiz cumartsi gunu dava acmayı dusunuyorum actıgınız davada sonuc noldu?hakimin kararı neydi? bana donersenz cok sevinirm.Tesekkürler..

Td80
05-07-2010, 03:52:11
Herkese merhaba,
Bugün başıma gelen bir olay hakkında sizlerden bilgi almak istiyorum,
Aracım ile seyir halindeyken, cep telefonu kullandığım için trafik polisi durdurdu ve ceza keseceğini söyledi.
Polis ceza makbuzunu doldururken, ona babamın aradığını ilk seferde telefonu açmayıp meşkule aldığımı, 2. seferde aradığında merak etmemesi için telefonu açtığımı, ama yinede suçlu olduğumu kabul edip, ceza kesmemesini rica ettim.Ama 62 tl cezayı kesti.
Ama benim esas moralimi bozan, ben durumu anlatmaya çalışırken hiç yüzüme bakmayıp, cevap bile vermeye tenezzül etmediği için çok vicdansızca davranıyorsunuz dedim.
Bunun üzerine 62 tl olan cezamın üzerini karalayıp, polise hakaretten 192 tl ceza yazdı.
Benim merak ettiğim, polise hakaret diye bir trafik cezası varmı, eğer cezaya itiraz edersem sonucu ne olur? çünkü, benim bildiğim polise hakaretin hapis cezası olabileceği.
Ayrıca, ceza tutanağını imzalamadım, onun için bana ceza tutanağını vermedi ve adresime geleceğini söyledi.
Bu konu hakkında bilgi verebilirseniz çok sevinirim, şimdiden teşekkür ederim.

güvenziya
25-04-2011, 21:08:08
merhaba saygıdeğer hukuki.net üyeleri,
ısparta"dan izmir"e ikamet ederken Nazillide çevirmeye takıldım ve alkol muayenesine girdim.alkolmetrede 0,28 promil göründü.görevli memura alkol almadığımı çıkan değerin aşırı derecede tükettiğim sigaradan olabileceğini söyledim fakat kabul etmeyip 590 tl idari para cezası ve 6 ay sürücü belgeme el konulacağını söylediler.kullandığım araç ticari.alkol almadığımı yineleyerek cezaya itiraz ettim ve testin hastanede yapılmasını talep ettim.kabul ettiler ve 10 dk sonra testi hastanede yine alkolmetreyle yaptıklarında ise 0,16 promil alkol göründü.fakat ceza kararı değişmedi.aşırı tüketilen sigaranın alkolmetre üzerinde bir etkisi varmıdır ve bu durumda cezaya itiraz edip sürücü belgemin iadesini ve idari cezanın iptalini sağlayabilirmiyim.
teşekkür ederim.

MERT ERYILMAZ
01-05-2011, 18:40:31
AV.MERT ERYILMAZ--TRAFİK PARA CEZALARINA KARŞI BAŞVURU YOLLARI


6 Nisan 2011 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren trafik para cezalarının tahsilinde ve takibinde uygulanacak esas ve usulleri düzenleyen yönetmelik gereğince, trafik para cezasını hukuki yola gitmeden evvel ödeyen kişi para cezasının dörtte üçünü ödeyecek, bu durum hukuki yola başvurma konusunda engel teşkil etmeyecek.Yani vatandaş, cezayı hukuki yola başvurmadan dörtte üçünü ödeyecek, ardından bu ödediği cezanın iptali için hukuki yola gidebilecek.

Yönetmelik yürürlüğe girmeden evvel yürürlükte olan, 27 Ocak 1989 tarihinde yürürlüğe giren trafik para cezalarının tahsilinde ve takibinde uygulanacak esas ve usuller ile kullanılacak belgeler hakkında yönetmeliğe göre , trafik para cezalarına karşı cezanın kesildiği yer TRAFİK MAHKEMESİ; trafik mahkemesi olmayan yerlerde SULH CEZA MAHKEMESİ'nde cezanın tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde itiraz edilebiliyordu.Yeni yönetmeliğe göre ise; para cezası görevli memura derhal ödenebilecek, trafik idari para cezası karar tutanağına karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde sulh ceza mahkemesine itiraz için başvurulabilecek. Bu süre içinde hukuki yola gidilmemesi halinde idari ceza kesinleşecek.

Yine yönetmeliğe göre, İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciinde görülecek.
Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürelerin geçirilmiş olması halinde, bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde karara karşı başvuruda bulunulabilir. Bu başvuru, kararın kesinleşmesini engellemeyecek; ancak mahkeme yerine getirmeyi durdurabilecek.

AV.MERT ERYILMAZ

ilcihangir
29-06-2011, 23:00:53
afyon ankara karayolunda giderken önümdeki traktör karayolunda tek yönlü bölünmemiiş yol yolun üzerindeki evine girmek için sola dönünce traktörün arka tekerine çarptım hızım 70 civarındaydı traktör sürüücüsünün ehliyeti vizesi ve sigoortası yok bu yüzden anlaşmmak da istemedi ve olay karakola iintikal ettiolay şehirler arası yolda olduğu için idari olarak jandarmaya trafik olarak bölge trafiğe yani polise bağlıymış polis gelip raporu tuttu ama bana gööstermedi karşı tarafın sigortası olmadığından hasarımı temin etmem mümkün gözükmüyor 6 bin tllik hasarım var traktörde hasar yok kaskom yok ama sigortam ve diğer evraklarım tam şu andda ben hatalı sollamadan o da yanlış manevra ve dönüşten kusurlu gözüküyor asli kusur kimdedir ben sollamaya yapmayacaktım ama aniden dönünce sollayıp kurtarmak istedim ama traktöre çarptım sizce nasıl bir sonuç çıkar eğer hata bende olacaksa aracı yaptırmadan satacağım karşı atarftaysa mahkeme kanalıyla alabilrimiyim masraflarımı sizce ne yapmalıyım tavsiyelerinz neler

_____________________________

ilcihangir
30-06-2011, 21:34:22
afyon ankara karayolunda giderken önümdeki traktör karayolunda tek yönlü bölünmemiiş yol yolun üzerindeki evine girmek için sola dönünce traktörün arka tekerine çarptım hızım 70 civarındaydı traktör sürüücüsünün ehliyeti vizesi ve sigoortası yok bu yüzden anlaşmmak da istemedi ve olay karakola iintikal ettiolay şehirler arası yolda olduğu için idari olarak jandarmaya trafik olarak bölge trafiğe yani polise bağlıymış polis gelip raporu tuttu ama bana gööstermedi karşı tarafın sigortası olmadığından hasarımı temin etmem mümkün gözükmüyor 6 bin tllik hasarım var traktörde hasar yok kaskom yok ama sigortam ve diğer evraklarım tam şu andda ben hatalı sollamadan o da yanlış manevra ve dönüşten kusurlu gözüküyor asli kusur kimdedir ben sollamaya yapmayacaktım ama aniden dönünce sollayıp kurtarmak istedim ama traktöre çarptım sizce nasıl bir sonuç çıkar eğer hata bende olacaksa aracı yaptırmadan satacağım karşı atarftaysa mahkeme kanalıyla alabilrimiyim masraflarımı sizce ne yapmalıyım tavsiyelerinz neler





rapor bugün elime ulaştı özetle şu şeki,lde.................... anklara istikametine gitmekte olan 03 .... plakalı araç yine aynı istikamete gitmekte olan 06............ plakalı traktöre sollama yasağı olan yerde geçmek istediği esnada aracının sağ ön ve sağ çamurluk kısmı ile yine aynı istikamete gitmekte olanyolun gidişe göre sol tarafında bulunan evinin bahçesine kontrolsüz bir şekilde dönüş yapmak isteyen traktöe sürücüsü ............ nün kullandığı traktörün sol arka tekerine otomobiliyle çarpmıştır bunun neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir.bu kazanın oluşumunda 06........... plakallı traktör sahibi ASLİ KUSURLARDAN (06) doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma kusurunu işlediğinden ASLİ KUSURLU, diğer 03.............. plakalı otomobil YANİ BEN araç sürücüsü ise diğer kusurlardan 54/1b geçmenin yasak olduğu yerlerden geçmek bendini ihlalden TALİ KUSURLU olduğu kanaatine varılmıştır.



rapor bu bu şekilde bu durumda oranlar nasıl çıkar mahkemelik olduğumuzu ve karşı tarafın ehliyet vize ve siigortasının oolmadığını başta belirmiştim teşekkürler bundan sonra nasıl bir prosedür ve yol izlemeliyim yardımlarınız için şimdiden sağ olun





bu durumda sigortam mı davayı takip eder ben mi nasıl bir yol izlemeliyim sigortam zararımı karşılar

engin_64
30-12-2013, 18:08:30
merhaba aynı olay benimde basıma geldi.. trafikte tartısdık hakaret etmedim bu kadar yavas gidecekseniz inin asagıya yuruyun oyle gidin o zaman dedim hakaret etti diye karakola sikayette bulunmus 2 saat sonra evime kolluk kuvveti geldi polisler beni aldılar 2 saat gecmisti tartısmanın üzerinden neredeyse o esnada evimde oturmus alkol almıstım yemegimi yerken pazar günü hakkınızda sikayet var diye götürlüler arabam evin önünde park halinde idi ve kesinlikle arac kullanırkan alkol almamıstım daha önce basıma böyle bir olay geldiginden bir daha arac kullanırken alkollu arac kullanmadım evimde kullanıyordum simdi sorum su bu sekilde sulh cezaya itiraz ettim ama sansım ne kadar var cok zor durumdayım bir daha da alkol kullanmam saten evdede olsa evimde ikamet ederken kolluk aldıgında tutanakla evimden alındıgım belli beni süpheli oldugum icin adli tıp dan rapor alarak bu islemi yaptırlar.. yardımcı olursanız sevinirim

Jilet
30-12-2013, 20:36:07
Araç başında olmadığınızı evde olduğunuzu ispatlayabilirseniz cezayı mahkeme iptal eder.

engin_64
30-12-2013, 20:44:13
merhaba arac basında kesinlikle digildim evde annem babahannem de biliyor ve beni alan kolluk kuvveti tutanagında evinden alınmıstır die ibare kullanmakta alan kolluk kuvvetide normal asayis polisidir trafik değil ben bu olayın buralara gelecegini hic tahmin etmedim pismanlıktan ve caresizlikten ne yapacagımı halabilemiyorum davanın sonucunu bekliyorum karakolda ifadem alınırken hakaret die ifade mevcut bunuda delil olarak sundum sulh cezaya

Jilet
30-12-2013, 21:17:48
Ben idari para cezası varsa bu iptal olur demiştim.

Hakarete ilişkin olarak da sabıkan yoksa birşey olmaz. Para cezası alırsın ertelenir (bkz: hükmün açıklanmasının geri bırakılması). Karşı taraf şikayetten vazgeçerse düşer dava.

theextrame
23-02-2014, 21:24:19
merhaba
itiraz sürem dolmak üzere ve kanundaki haklarım hakkında bilgim yok. danışmak istediğim bütün avukatlar danışma ücreti altında para talep ediyorlar ve bunu karşılayacak gücüm yok lütfen yardımcı olun

konu özetle:
yılbaşı gecesini yakınlarımla alkol alarak geçirdim. gece sonunda araçlarıyla beni eve bırakmak istediler. Direksiyonda alkolsüz olan eniştem vardı. Aracı, yakıtın bitmesi sebebi ile paralı otobanda kurallara uygun şekilde emniyet şeridinde, içine beni ve akrabam olan eşini bırakarak yakıt almak üzere ayrılıyor. o esnada trafik ekibi gelerek durumu izah etmeye çalışsakta dinlemeden etmeden inatla evrak talep ediyor. araç akrabamın üzerine ancak ehliyeti yok. ruhsatla kimliğini veriyor. bende kimlik yerinede kullanılabildiği için tc numaram yazılı ehliyetimi veriyorum. bırakın alkollü araç kullanmayı park halinde ve motoru çalışmadığı üstelik direksiyonun da bile oturmadığım halde sırf kimlik yerine ehliyet verdiğim için hakkımda alkollü araç kullanmaktan işlem yapılıyor. zorla alkolmetre üfletiliyor. 1,01 yani karar verme yetim neredeyse sıfır olmasına rağmen bu halimden faydalanarak zorla ve tehditle içeriğine bakmama bile izin vermeden boş tutanak ve ceza makbuzunu bana imzalatıyorlar.
gece karakolda sonlanıyor ve kendime gelmiş halimle ifadem alınıyor. ifademde alkollü olduğum tehdit altında malum evrakları imzaladığım aracı benim kullanmadığım ve yapılan hiç bir işlemi kabul etmediğim tespit ediliyor. yakınlarım ve benim tüm itirazlarımıza rağmen ehliyetime 6 ay el konuluyor ve 1 promil üzeri alkollü olduğum için hakkımda kamu davası açılacağı söylenerek karakoldan gönderiliyoruz.
akabinde ertesi gün (02.01.2014) karakolun bağlı olduğu küçükçekmece adliyesinde 7. sulh ceza mahkemesine itiraz dilekçesi veriyorum.
31.01.2014 de elime görevsizlik kararı ulaşıyor.

soruya gelince

küçükçekmece 7.sulh ceza mahkemesi görevsizlik verdiğinden dolayı davayı idare mahkemesine açmam gerektiği söylendi.

yeni bir dilekçeyle idare mahkemesine başvuruya hazırlanıyorum

1- aynı adliyeden mi idareye başvurmam lazım yoksa idare mahkemesi dediğimiz tamamen farklı bir olay olup bölge yada semtle yada bahse konu adliyeyle bir alakası yokmu?

2-dosyaya itiraza konu ceza makbuzu, sulh ceza kararı, beni,m ve yakınlarımın kimlik bilgileri ile karakol ifade tutanakları, benim kimlik fotokopim dışında eklemem gereken birşey varmı_?

3- dilekçenin başlığı küçükçekmece idare mahkemesine mi olmalı yoksa önce kaçıncı idare olacağını öğrenip numarasıylamı dilekçeyi hazırlamalıyım.

4- idare mahkemelerine açılan davalarda harç alındığı söylendi bu davada alınacak meblağ nedir?

5- bu davanın idare mahkemesince leyhimde sonuçlanma olasılığı nedir?

6- dava olumlu yada olumsuz ne kadar zamanda karara bağlanır?