PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Avukat Kullanma Rehberi






Av.Fırat Bayındır
02-07-2004, 10:51:16
AVUKAT KULLANMA REHBERİ

-Avukatlar milyonlarca kanun maddesini hatta yönetmelikleri ezbere bilmelidir.
-Sorununuz hukuki olsun veya olmasın her saatte her yerde ona danışabilirsiniz
-Avukatlar uyumaz,aile düzenleri yoktur.O nedenle haftanın her gün ve saatinde aramaktan çekinmeyin.Kadın veya erkek olsun avukatınızı nereye isterseniz çağırın gelirler, gelmezlerse fevkalade ayıp ederler.
-Her nekadar Türkiye Barolar Birliği tarafından "danışma ücrete tabidir" denilse de inanmayın.Doktorların muayene ücretini mutlaka ödeyiniz ama avukatın ücreti diye bir şey düşünerek strese girmeyiniz.
-Yılların bilgi birikimine dayanarak da olsa ,sadece iki cümle kurmak için para alınmaz, hele sizi falanca dost göndermişse hiç para alınmaz.Ama doktor "bir şeyciğin yok 2 saat uyu geçer" dediğinde vizite ücreti mutlaka verilmelidir.Çünkü size beş dakikasını ayırmıştır.
-Avukat dava masraflarını cebinden yapar. Siz bunu dert etmeyin Allah'ın avukatlara özel olarak para gönderdiğini hepiniz biliyorsunuz.Türkiye'de Allah bunu başka hiçbir meslek mensubuna yapmaz.
-Dava harçlarının yüksek olması durumunda, bilirkişi ücretini fahiş bulduğunuzda doğrudan onlara kızıp söylenebilirsiniz.
-Dava aşamasında,mutlaka bildiğiniz tüm avukat,emekli hakim,zabıt katibi ve hatta başından buna benzer dava geçmiş olan tüm dostlarınıza ve bakkalınıza danışıp avukatınıza iletin.Onların fikirleri avukat için önemlidir.Nasıl olsa işinizin masraflarını o yaptığı içinhiç olmazsa hukuki bilgileri de siz ona aktarın
-İşin başlangıcında size davanızın kazanılmasının çok zor olduğunu, hatta haksız olduğunuzu söylemiş olsa bile, dava kaybedildiğinde bu gene sadce avukatın suçudur.
-Siz adam öldürmüş olabilirsiniz ama beraat kararı alamayan avukat hatalıdır.
-Boşanma davanıza bakıyorsa eğer, saat başı arayıp konu ile ilgili veya ilgisiz son gelişmeleri lütfen ona bildirin.Kayınvalidenizin,görümcenizin dedikleri, sabahı beklemeyecek kadar önemlidir avukat için.
- Davanız uzayabilir.Bu durum hakim değişikliği,bilirkişinin raporunu geç vermesi, duruşma tarihinin uzun aralarla verilmesinden kaynaklansa da iktidarı ele geçirip bunları düzeltmediği için yine avukat sorumludur.
-Davanıza bakan hakimi veya savcıyı tanıyan bir yakınınız varsa mutlaka onu devreye sokun, böylece probleminizi avukatsız çözebilirsiniz.Zaten hakim ve savcılar da sizden bunu beklerler ve bu çok hoşlarına giden bir yoldur.
-Davanızda göstereceğiniz tanıkların ne bildiğinin önemi yoktur.Kanuna aykırı olsa da avukat, sizin için onlara ne diyeceklerini öğretmelidir. ( Hatta duruşmada tanıklarınızın şaşması halinde dahi avukat sorumludur)
-Bir borcunuz dolayısıyla hakkınızda icra takibi yapılmışsa bunu tek sorumlusu alacaklınızın avukatıdır. Bu avukat evinize veya işyerinize hacze geldiğinde ona dilediğinizi yapma hakkınız vardır.Küfür edin, tehdit edin hatta öldürün.İşte bu konuda özgürlüklerin en genişine sahipsiniz.
-Karşı tarafın avukatı, artık meslektaşımız değil bizim düşmanımızdır.Adliye koridorunda onunla sohbet ediyorsak, bu aslında iki yakın arkadaş olmamızın değil,sizi satmış olduğumuzun bir göstergesidir.
-Avukatınız Amerikan filmlerinde görüldüğü gibi uzun uzun savunma yapamıyorsa, yargıcı bir yana atıp tanıklara kendisi soru sorarak onların yalanlarını ortaya çıkaramıyorsa beceriksizliğine verin.Hatta bu avukat duruşmaya tam olarak saat kaçta girileceğini bile bilmez, sizi duruşma kapısında bekletirse onu azledip tazminat isteyin.
-Sizin işinizi yaparken avukatın tek amacı adalet, daha doğrusu sizin için adalet olmalıdır.Ona para teklif etmenize gerek yoktur.Avukat başka işlerden kazanır parasını.Kumarmış,kadın veya beyaz zehir size ne, nereden kazanırsa kazansın önemli olan size bedava çalışmasıdır. Hatta isterseniz öğlene doğru gidin de size yemek ısmarlasın.

(İstanbul avukatlarından Ömer Yasa'nın "Yargı çevrelerine göre İstanbul rehberi" isimli broşüründen alıntıdır.

Şunu da hatırlatalım, sayın Ömer Yasa uzun yıllar hakimlik yapmış daha sonra avukatlık mesleğini icra etmeye başlamış,kürsünün her iki yanında yer almış bir üstadımızdır.



ceteris paribus

oyak
02-07-2004, 21:22:12
Mükemmel

murat4th
09-07-2004, 15:12:36
Allah senin iyiliğini versin. Ben de ciddi bir şeydir diye bakmıştım.
Şimdi demek oluyor ki biz buradakilerin tam tersini yapacağız öyle mi ? Yani her gittiğimiz avukatlık danışma ücreti 90 milyonu verecek miyiz ?
Belki sorduğum bu soru bile ücrete tabidir di mi ? :)

Av.Fırat Bayındır
09-07-2004, 21:36:34
aynen öyle sultanım ! :))

ama olay sadece avukat ücreti değil insanların avukata ve verdiği hizmete nasıl yaklaştıklarının hicvidir ve hepsi her avukatın başından aynen geçmiştir.
aahhhh biz ağır işçiler, bir dokun bin ah işit!!

ceteris paribus

commodore1tr
12-07-2004, 08:12:55
İyide genede hatalı ve yetersizbence...
Örneğin diyorum avukatlar şöyle öğlene doğru çıksa buyurun size yemek ısmarlayayımbu arada bir sorununuz varsada dinlerim dese hoş bir hizmet olurdu..:)))

bilmiyorum dediğim konu hakkında 2 saat eh bence dersem günlerce konuşurum

violetta
15-07-2004, 12:08:46
evet sn. fırat bayındır, doğru yazmış!!
ancak sn. commodore1tr iyi bir avukat yemeğe davet eder ama hesabı size ödetir!! :) enazından halk arasında avukat kurnazdır, sözde tabi.
belkide habire kurnaz olduğumuzun söylenmesinin sebebi avukatları fırat beyin de alıntı yaparak belirttiği gibi gördüklerini örtmek istemeleridir???????

homo homini iupus

denizz_71
28-07-2004, 23:26:57
Çok gariptir okuyunca hayrete düştüm . Ben bugüne kadar avukatların bu kadar dertli olduğunu bilmezdim.Benim avukatlara özel bir ilgim olmuştur her zaman .Özellikle haksızlığa hiç tahammülüm olmadığı için olsa gerek..
Meğer ne dertlilermiş bizim bu AVUKATLARRRRRR

Av.Ragıp Atay
28-07-2004, 23:35:53
-niye harrç yatıralım ki, yerine teminat mektubu koyalım. sen avukat değil misin, halledersin.
-Makbuz kesmek zorunda mısın, vergiy, ve KDV yi düş üç otuz paraya bu işi bitirirsn.
-Benim tanıdığım hakim var, ben hallediyorum sen saece dilekçeyi yaz ve götürr
-Karşı taraf, falanb filanın yeğeni, yani çok güçlüler. bunlarla baş edebilecek misin.

Yazarken sinirim bozuldu. daha neler neler

Av.Fırat Bayındır
31-07-2004, 13:35:06
geçenlerde bu REHBERİ okuttuğum bir avukat arkadaşımın benzer bir anısını nakledeyim. Tabii bu arkadaşım yazıyı geç okumuş olmanın cezasını çekti!!!

Bir iş davası görüşmek üzere bürosuna gelen iş sahibi, dava masraflarını karşılayamayacağını söylemiş.
Avukatımız, yazıyı haklı çıkarırcasına öyleyse yarısını ben karşılayım demiş.

EL CEVAP :

davayı kaybedersek zarara da ortak mısın?


ceteris paribus

admin
05-04-2005, 12:16:16
Sayın Av.Ömer Yasa'nın yazdığı bu kitapçıktan yapılan bu alıntıyı, herkesin dikkatlice okumasını, avukatın ne olup ne olmadığını sakin kafayla düşünmesini öneriyorum.

avesraaytac
06-04-2005, 18:04:18
Tek kelimeyle muhteşem

Av.Fırat Bayındır
08-04-2005, 09:05:21
Hasan Pulur
Milliyet 08.04.2005
Avukatın tek amacı dava kazanmak mı?


BU hafta İstanbul Barosu'nun 127. kuruluş yıldönümü kutlanırken "Avukatlar Günü" nedeniyle etkinlikler yapıldı, panellerde, açık oturumlarda, uluslararası toplantılarda avukatların sorunları tartışıldı.
Keşke bunlardan birine avukat Ergün Savaş da katılsaydı...
Katılsa ne olacaktı?
Mesela bir anısıyla lafa başlardı.
Bir dişçi kalfası ona sormuştu:
"Senin branşın ne?
"Avukatın branşı olmaz, ben dava seçmem, ama müvekkil seçerim."
Dişçi kalfasına göre, avukatın tek hedefi olmalıydı:
"Aldığı davayı kazanmalıydı!"
Ve ekliyordu:
"Eğer avukat davadan bir milyar alıyorsa, üç milyar alsın, davayı kazansın!"
***
ERGÜN Savaş'ın dişçi kalfasına "Avukatın görevi dava kazanmak değildir, hukuki bir sorunu olan kişiye hukuki yardımda bulunmaktır. Bunun karşılığında maktu ve peşin bir ücret alır" diyecek hali yoktu, zaten deseydi anlatabilir miydi?
Zaten pazarlığın kuralı konmuştu:
"Davayı alırsan, ücretinin yarısını peşin öderim, yarısını da davayı kazanırsan öderim."
Ya dava kaybedilmişse!
Avuçlarını yalarsın!
***
EĞER, o toplantılardan birine katılsaydı Ergün Savaş şu örnekleri de verebilirdi:
"Futbolcu parasını peşin alıyor, lig sonunda takım istenilen yere gelmemişse, transfer parasının yarısı kesiliyor mu?
Doktora gidiyorsun, bakıyor, dinliyor, ilaç yazıyor, diyelim hastalık devam etti, başka doktora gittiniz, onun teşhisi, tedavisi sonuç verdi, birinci doktordan vizite ücreti geri alınıyor mu?
Büyük holdinglerin yüksek ücretli yöneticileri, holding kâr edince prim alıyorlar, zarar edince aldıkları ücretin yarısı kesiliyor mu?"
***
BİR de "Avukatım beni sattı!" iftirası var.
Ergün Savaş 45 yaşında, 18 yıllık bir avukat, o toplantıya katılsaydı şöyle diyecekti:
"Davasını kaybetmiş vatandaşlar arasında mikrofon dolaştırın, ya avukatı davasını iyi takip etmemiştir, ya da avukatı onu satmıştır. Bunca senelik avukatım, küfür yedim, tehdit edildim, dayakla karşılaştım, ama kimse bana müvekkilimi satmak için rüşvet teklif etmedi. Keşke etse de fiyatımızı bilsek, bakalım ne kadar edermişiz?"
***
BİR de danışma sorunu var.
Adam doktora gidiyor, derdini anlatıyor, vizite ücretini ödüyor.
Ama avukata geliyor, davasını anlatıyor, danışma ücreti denilince aklı karışıyor.
Oysa Barolar Birliği, danışma ücreti 100 YTL demiş, Ergün Savaş 2004 yılında ancak iki kişiden danışma ücreti alabilmiş...
Ona danışmak için gelen eş dost, hısım, akraba, kanka, ahbapların çoğu ücreti duyunca selamı sabahı kesmişler.

Benna
14-04-2005, 19:08:30
Belki de en büyük sorunumuz ücret kısmı ama bu durumu dengelemek oldukça zor. ancak bir şekilde dengeyi kurmak birilerini buna zorlamak zorundayız

SANT-7922
18-04-2005, 20:27:56
Bir zamanlar yani hukukla hiç bir alakam yokken zannederdim ki avukatlık mesleğinin bir saygınlığı var...oysaki şu an avukatım dediğimde herkes önce yalancı muamelesi yapıyor. ve neden bilmem kanun maddesini göstersenizde bu konuda ki tüm kararları açıklasanız da inatla kendi bildiklerini okuyanlar var.. sen henüz stajersin ne bilirsin ki muamelesiyle karşılaşıyorum.ya biz boşuna mı okuduk yada hiç bir şey mi öğrenemedik. madem herkes hukuçuydu anlardı bu işlerden de neden bizi bu kadar yoğun bir eğitimden geçirdiler...herkes artık en iyi bildiği işi yapsın nolur yaaa......

Av.Bülent g
30-04-2005, 15:57:04
gerçekten tebrikler fırat bey söylenecek başka bişey kalmamış,
sevgili sant bir söz varmış ''herkez yarım doktor ve yarım avukatmış, yarım doktor canından yarım doktor da insanı malından edermiş'', maalesef böyle

Av.Serdar Semih Türeyen
21-05-2005, 21:29:32
güleriz ağlanacak halimize diyeceğim ama bu sahiden mükemmel yazılmış...ee tabi herkes avukat herkes doktor herkes herşey bu ülkede..bizim fakültede öğrendiklerimiz mi??
aman onları zaten biliyorlar be hepsi..
hem ne öğrendik ki sizce fakülte boyunca da ezberliyorsunuz demediler mi??
:)

Av.Fırat Bayındır
25-08-2006, 18:31:07
EKŞİ SÖZLÜKTE AVUKAT

"yasal yalan söyleme uzmanı.
ceza kanununa yalan implante etme konusunda eğitim almış insan."

"eskiden, verilen hukuki hizmet karşılığında para konuşmanın ve para vermenin ayıp ve onursuzca olduğu kabul edilen,şimdi ise kanunların da sayesinde (serbest çalışan avukat tacir statüsündedir) olayın paraya döküldüğü mesleği icra eden kişi."

"bu mesleği yasal yalan söyleme uzmanı olarak tanımlayabilen kişilerin de bir gün yasal doğruları söyletmek için başvuracakları saygın meslek dalı aynı zamanda..."

"avukatlık olarak adlandırılan negatif enerjili mesleği icra eden meslek mensubunun sıfatı. avukat, mesleğinin ilk yıllarında çoğu zaman özünde terzi kendi söküğünü dikemezmiş sözü ile anlatılmak istenen gerçek ve zavallı şahsı, kimi zaman ise en cok yalan söyleyen meslek grupları * arasında sayılmanın ezikliğini yaşayan uyduruk kaydırık insan rolünü oynamaya zorlanır. bu rol temel eksende gayri safi milli hasıla bağlantılı ihanet ve ego ilişkisi olarak müvekkilin iç dünyasında şekillenir ve avukatın yaşamında ayar alma bilincine dönüşerek gerçeklik halini alır. bu hal bir süre için avukatı sersemleterek, mesleğinden ve canından bezdirse de alınan ayarın etkisi kendini çabuk gösterir ve avukat kısa süre içersinde hayat orospu gibidir parana göre verir sözünü kendine düstur edinerek yanına gelenin donunu almadan ofisinden yollamaz, toplum nazarında işi bilen adam olarak sevilir, sayılır."

"insanların genelikle vazo kırıldıktan sonra gelmesi nedeniyle son derece zor, stresli olan, erken yaşta ülser, gastrit, kalp hastalıklarına sebebiyet veren, iyi yapıldığı takdirde kişiyi ihya, kötü yapıldığı takdirde kahya eden, beyaz yalanların bolca kullanıldığı, çok fazla okuma ve koşturma gerektiren, sorumluluk duygusu bulunmayanların uzak durması şart olan, göz numarası büyüten, saç ağartan, müvekkili dövmek haricinde davanın kaybedildiğini söylemenin getireceği zararlardan kurtulmanın bir başka yolunun malesef olmadığı (halbuki her davanın bir kazanı bir kaybedeni vardır), yüksek derecede kendini ifade edebilme, ikna, ve anlama becerisi gerektiren, pratik zekalı olmanın son derece yararlı olduğu, mensuplarının oldukça önemli bir yüzdesinin küp gibi içki ve sigara içtiği, fikri takip özelliği aranan meslek üyelerine verilen isim."

"hukuk bilinci oluşmamış bir toplumda yeterince önemsenmeyen ama işi düşen kişinin de yalakalık yapmaktan kendini alamadığı hukuk uzmanı."

"yalancılardan daha nefret ettiğim tek bir grup vardır; o da avukatlar. "

"toplumun ücretsiz bilgi edinme kioskları olarak gördükleri zavallılardır."

"doktora merhaba deyip hakkı olan vizite ücretini ödeyen insanlarımız iş avukata geldiğinde hem iş işten geçtikten sonra danışır, hem dediklerini beğenmez(çünkü daha iyi biliyordur kendisi), hem de iş ücret ödemeye gelince çirkefleşirler. sanki doktora giderken para ödeneceği söylenmese hiç tahmin edemeyecekmiş gibi, "ama siz bana ücretli olduğunu söylemediniz ki!" diyebilecek kadar alçalan insanlara bile hizmet verip bir de kimi kısım ne idüğü belirsiz şahısların dayanağı belirsiz genellemelerinde en sevmediği, nefret ettiği insan grubu olabilen zavallılardır."

" -avukatla spermin ortak yönü nedir?
-ikisinden de adam olma ihtimali, milyonda birdir. (by hıncal uluç)"

"işleri sanıldığı gibi yalan söylemek olmayan insanlar. yalan söylüyorlar denilen şey aslında her gün -herhangi bir memurdan tutun da hakimine kadar- binbir insanın kaprisini ağız kokusunu çekmek zorunda olan bu insanların artık her durumda karşı tarafa işini gördürebilmeye dayalı bir içsel mekanizma geliştirmiş olmalarıdır. yani yalanla alakasızdır. haklarında kalpsizler, yalancılar gibi sözlerle atıp tutmak kolaydır; ama iş düşünce de yana yakıla "aman avukat hanım/bey" diye peşlerinden gidilir...böyledir."

"avukatlar, masa oyunlarındaki yancılardır. "abi onu atma, direk koz çıkma, oooo! işerler ona" gibisinden süper bilgilerini paylaşan, bunun karşılığında masanın hesabından çayını, gazozunu içen kimselerdir. jerry seinfeld in de benzer bir tabiri vardır, der ki "oynadığın bir oyun var, bu oyunun kuralları var, bir adam kuralları senden daha iyi biliyor, o adama avukat deniyor."

"icra edenlerin çokluğu nedeniyle, müntesiplerinin yavaştan yavaştan tüccarlığa doğru kaykıldığı meslek mensupları.....hukuk fakültesine başlayan bir talebeye avukatlığa dair söylene ilk sözlerden birisidir: "2-3 sene sürünürsün, ondan sonra kendini toparlarsın". bu söylem, son birkaç yıl dahilinde değerlendirildiğinde, öngörülen sürenin 8-10 yıla çıktığı görülecektir. zira, avukatlar, tıpkı dev şirketler gibi, kendi kolonilerini oluşturma gayreti içerisindeler. avukatlık bürosunu ticari işletme görünümüne sokup, yanında 15-20 avukatı birden maaş karşılığı [çoğu zaman asgari ücret] çalıştıran avukatlar var. bu işletmeler ise, hukuk fakültesinden yeni mezun olmuş avukat adayları için de "sürünme süreci"nin ev sahipliğinin yapıldığı yer gibi kabul görüyor. oysa ki, gidişatta herhangi bir değişiklik olmazsa, "sürünme", süreç olmaktan çıkıp, yaşam biçimi halini alacak."

"molireac'ın ünlü "görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile, ne hakime, hele ne iktidara tabiyiz bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. fakat hiçbir hiyerarşik üst de tanımıyoruz. en kıdemsizin en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. avukatlar tarih boyu köle kullanmadılar ama hiçbir zaman efendileri de olmadı! " sözünü çerçevelettirip bürosunun duvarına asarak kendini olduğundan daha aydın-bilge-entellektüel vs. gosterme eğilimindeki hukuk fakultesi mezunu insan."

istanbul'daki her 300 kişiden biri.

Biz işte bunlarmışız......

Av.Fırat Bayındır
25-08-2006, 18:37:57
Aşağıdaki yazı da yine ekşi sözlükten alıntıdır ve büyük bir ihtimalle bir meslektaşımız kaleme almıştır.

Özellikle avukatlığı


"kalpsiz insanların kullandığı bir ünvan." olarak görenlere ithaf edilmiştir.

ilk haciz, pek çok avukatın unutamadığı ve gerçekte avukatlık mesleğine ilk adımını attığı andır. avukatlar nasıl kalpsiz oluyor diye merak edenler, aşağıdaki satırları okumaya devam edebilirler..

bir eve girdiğinizi düşünün, aniden, içerdekilerin özel hayatına habersizce dalıyorsunuz. karşılaştığınız manzara, klasik bir alt orta sınıf aile evidir, eski püskü eşyalar, üzerinde oya işlemeli bir bez olan uzaktan kumandali bir televizyon, orta yaşlı bir ev hanımı, televizyonda çizgi film izleyen, oyuncaklarını sağa sola dağıtmış, bir çocuk. halının üzerinde parçalanmış bir defter, üzerinde bi sürü anlamsız şekil, çocuk çizmiş.

heyecandan titreyerek soruyor kadın, "n'oldu, neden geldiniz" icra memuru "avukat beye borcunuz varmış, ondan geldik, haciz yapacağız" diyor, mekanik bir sesle. düşüyor kadının yüzü iyice ve size bakıyor soran gözlerle, "hanımefendi, eşinizin x şirketine borcu vardı, defalarca görüştük kendisiyle ödemedi, haciz yapmak zorundayız mecburen" diye bir şeyler geveliyorsunuz, kendi sesinizin sakinliğine şaşırarak.

kadın koşup telefonu alıyor eline, "bi dakka, ben konuşayım kendisiyle" diyor, heyecandan numarayı hatırlayamıyor, bulup geliyor bi yerlerden, yanlış numara çeviriyor bu seferde. çocuk, annesinin eteğine yapışmış, ağladı ağlayacak gözlerle gözünüzün içine bakıyor, elindeki ekmek parçasını geveliyor bir taraftan. sevmek teselli etmek istiyorsunuz onu, ama kıpırdamıyorsunuz bile yerinizden.

kadın kocasına ulaşıyor nihayet, "hamdi nedir bunlar, eve niye haciz geliyor, hani sen kapatmıştın bu borcu" diyor ve ağlamaya başlıyor. annesini gören çocuk da başlıyor feryat figana. alıyorsunuz telefonu kadının elinden ve "beyefendi, borcunuzu ödeyecek misiniz, bakın evinizdeki eşyaları götürüyorum ben" diyorsunuz. karşınızdaki ses "o evden bi tane eşya çıksın, allahıma kitabıma vururum seni, aha bu kadar söylüyorum, bekleyin geliyorum oraya" diyor. kapatıyorsunuz telefonu. müvekkilinizi arıyorsunuz, avukat olmayan, (yani kalbi olan) müvekkilinizi. anlatıyorsunuz durumu, hani bi ümit ışığı arıyorsunuz, belki "tamam vazgeç, bi ay daha süre ver" filan diyecek. ama o, "kaldır p.zevengin evinde ne varsa avukat bey, kan kusturdu bize o şerefsiz, ödemeyecek yine, bi daha masraf mı yapacaz? diyor.

icra memuru gözünüzün içine bakıyor, dışarda arabada bekleyen en az beş avukat ve on dosya daha var, daha onlara gidecek. "kaldıralım" diyorsunuz, telefonunu çıkarıp, kamyon ve hamal çağırıyor memur, on dakika sonra geliyorlar. "neleri yazalım" diye soruyor memur "televizyondan başla" diyorsunuz, hala çizgi film oynayan televizyon yazılıyor haciz tutanağına, "1 adet telefunken marka 55 ekran renkli televizyon 300.000.000 tl. mutfağa geçiyorsunuz, buzdolabını yazıyorsunuz. "hanımefendi boşaltır mısınız buzdolabını lütfen" diyorsunuz, ağlayarak boşaltıyor kadın buzdolabını. 3 elma, ıspanak, yumurtalar, akşamdan kalan yemek sıralanıyor mutfak tezgahının üstüne. banyoya geçiyosunuz sonra, çamaşır makinası çalışıyor, durduruyorsunuz, eşyaları çıkarıyor kadın, ağlaması şiddetleniyor, yabancı erkeklerin önüne çıplak çıkmış gibi, tecavüze uğramış gibi hissediyor muhtemelen kendini, ıslak iç çamaşırlarını çıkarırken makinadan. kafanızı öbür tarafa çeviriyorsunuz ama ne fayda? hamallar sökmeye başlamışlar bile makinanın fişlerini.

on dakikada bitiyor işlem, dışarı çıkıyorsunuz, hamalın, taksinin parasını veriyorsunuz, ne yaptığınızın bile farkına varmadan, gidiyorlar, şakalaşıyorlar kendi aralarında bi yandan. sokakla başbaşa kalıyorsunuz, soğuğu farkediyorsunuz, üşüdüğünüzü. bir sigara yakmanız lazım acilen, buluyorsunuz paketi, yakıyorsunuz. aynı anda gerçekte ihtiyacınız olan şeyin bu olmadığını da anlıyorsunuz. boğazınızdaki düğümü çözmeye ihtiyacınız var sizin, hem de bir an önce. az ilerideki parka gidip oturuyor ve çözüyorsunuz düğümü.

avukat oldunuz işte artık, bravo size.

evet, kalpsizdir avukatlar, ben şahidim.

Av.Fırat Bayındır
25-08-2006, 18:44:54
EKŞİ SÖZLÜKTE SAVCI

#
#8510073 !?
# gri mahallelerde,gri gecelerde bir çoçugun soguk bedenini inceleyen insanlar.

etrafta ki herkes,herşey kararmıştır. annenin bogazına dugumlenen hıckırık yüregini deler
babanın şuursuzca içtiği sigara nın dumanı gridir.
eve doner;yatağında uyuyan bebeği rengerenktir. aglar.

trafik kazasında olay mahalline gittiktan sonra;
gazete veya battaniye örtülmüş cesedin uzerini acarken
allah'ım ne olur bir dost bir akraba olmasın diye dua eden kişidir.
sonra bakar;
gizlice derin bir nefes alır,
ve o anda
işte tam o anda insanlığından utanır...
kendisinin yakını olmayan o kişi
başkasının annesi/babası oglu/kızı eşi,sevgilisidir.
insanlığından utandırır o masum nefes .

asfalt gridir
kan gri
cansız bedenler gri

eve doner.eşi uyumaktadır rengerenk ;çocuğunun nefesi rengarenktir...

gizlice aglar...

gri onların rengidir.
ama inanın kalpleri gri değildir.

commodore1tr
26-08-2006, 14:49:20
Valla benim tanımadığım kişi avukat değildir....
Usta avukat icraya gideceği yeri bilir yukarıdaki alıntıda ki avukat çok acemiymiş onun boğazı daha çok düğümlenir usta avukat icraya gider gibi yapıp gitmeden sorunu çözer....
usta avukat İstanbul a gelecekken Anamı özledim diyip izmir e kaçmaz alır rakı yı rokayı kalamarı gelir...
Usata avukat Tutuklanacağı kesin müvekkil için arkadaşlarını ekmez hele yatadur biraz der biraz sigara biraz kibrit verir randevusuna kaçar...
Usta avukat üzüm gönderecem dediyse gönderir
Antalya da dolaşıp nar bulamayan avukat usta avukat değildir.
PATAK tehtidi yapan ise neyse..... patak gelmesin...
Usta avukat bana dalaşmaz...
Neyse ya durduk yere kavga çıkartmayayım burada da aslan parçası avukatlar sizi....

drcimi
21-09-2006, 00:26:11
Danışmanlık ücretinin ödenmemesi ile ilgili doktorlara muayene ücretinin ödendiği gibi yanlış anlaşılma olmuş onu biraz düzeltiyim dedim.
Sanırım en üzücü ve düşündürücü taraf şu yapılan hizmetin karşılığını bulmaması.
Hastaların isteği üzerine (günde 15 kişi doktor bey akşam mua. vs gelelim özeliniz nerde demeleri üzerine) 2 yıl önce muay. açmıştım. Düşünce şuydu; hastaların %50 si akşam gelip size para vericem diye kandıranlar ki bunlar gelmezdi. Geri kalanın yarısı muayene. gelir ama param yok deyip giderlerdi. Eh 15 kişinin 4 ü gelse günde yeter diye düşünüp muay açtım. Belki ayda 1-2 tanede ameliyat bulursak mua. masrafları çıkar rahatça dedim. Birde tabii muay. olmaması hırsı olmayan başarılı olmayan doktor atıflarına neden olur. Sosyal bir olay. Ayrıca muay. olması demek 2. bir ev anlamına da gelir , arkadaşlarınız gelir satranç vs oynar sohbette edebilirsiniz.
Muayenehanede hasta bakıp tedavi yapıp ücret alabildiğim(!) nadir vaka olmuştur. Herşeyin sonunda kimisi çıkıp gider kimisi ücretin %10 unu teklif eder. En kötüsüde şudur evden çağırılırsınız tedaviyi düzenlersiniz ve ücret ödenmez....:[}:)]
Eh bizdede biraz akıl var tabii. Sekretere talimatı verdim: Beni muayenede ücretini ödemeden kimseyle görüştürme diye. Ne kadar ayıp değil mi? Bir normal hastam gelip dediki doktor bey bu sisiteminiz çok incitici dedi ve size yakıştıramadım dedi vede çok haklıydı.
Neyse böyle vakıa çok. Sonuçta meslekten hastalardan insandan nefret etmemek lazım muayenehaneyi kapatmayı düşündüğüm bir gün sevgili muhasebecim yaptığı fazla ödeme benim kurtuluşum oldu muayenehaneyi kapattım. Ne mi oldu? Para kazanamadım, 3 yurt dışı dergi aboneliğimi iptal ettim, ben başka iş arıyayım en iyisi deyip 3-4 ay verimsiz bir dönem geçirdim. Zatende ben kişiden para alıp kazanabilmeyi hiç kendime yediremedim. Kazancın sanal olması lazım devlet bile parayı elden verse zarfla bile olsa sanırım ondan da soğurum. Çalışalım çabalayalım ama kimse birbirine elden para vermesin. Doktorlar da rahat değil .
Üzülerek bir şey ifade etmek istiyorum , yakın bir gelecekde çok yakın hizmet almak çok güçleşecek, Allah yardımcımız olsun. Kalite kalmadı üst hizmet peşinde değilim ama standart işler bile çevremde görüyorum aksıyor. Bunda sorumluluğu olmayan yok bence. İktidarı kötülemek için demiyorum zaten herkes herşeyin farkında . Daha felsefik daha maneviyatçı, para bazlı olmayan kurallar, yöntemler geliştirilmeli. Hayatta çevreme hep benimde ihtiyacım olduğunda... şeklinde bakarım. Sanırım bazıları bu şekilde düşünmüyor yada ihtiyacı olmayacağından %100 emin. şunu demek istedim istanbul da yaşıyorsanız bile perifer bir hastanedeki şartlar bile sizi direkt etkiler oradaki ekibin tıbbi bilgisi tecrübesi fizik şartları hastanenin...Herkese kolay gelsin.

seaways
04-02-2007, 21:01:33
Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafindaki
güzelliklere bakıyormuş. "Evrim ne güzellikler yaratıyor!" diye düşünüp
mest oluyormuş.
Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya
başlamiş. Adam
bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışta ayının daha
yaklaşmış
olduğunu farkediyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda
adamın ayağı
yerdeki dala takılmış, ayı adamın üzerine atlamış,pençesini
kaldırmış.
Tam vurmaya hazırlanırken adam "TANRIM!!!" diye bagırmış. Bir anda
zaman durmuş, ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş. Bir anda
orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık hüzmesi adamın üzerine parlamış.
Çok derinden gelen ilahi bir ses adama: "Yıllarca bana inanmadın,
yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi
istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?"demiş. Adam utanç
içinde: "Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem
haksızlik, ama belki AYIYI dindar yapabilirsiniz."demiş. Ses: "Peki."
diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş. Nehir tekrar akmaya başlamış.
Herşey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş, iki pençesini de göge
dogru çevirmiş, ve konuşmaya başlamış: "Tanrım, senin rızkınla orucumu
açıyorum, hamdolsun verdiğin nimetlere."
Sayın Avukat Arkadaşlar,
Hepimizin bildiği gibi her mesleğin bir zorluğu olmak zorunda.
Önemli olan günün sonunda yatağa uzandıgımızda gerçekten huzurlu olup olmadıgımız,biliyorumki sizden talep edilen seyler herzaman cok iyi yada dürüstçe olmayabiliyor ama sizin varlığınız ve hakkımızı savunmanız bile başlına bize güven veriyor.(istisnalar kaideyi bozmaz ''avukat ve müvekkili için'')
Aynı otobanı aynı kafeleri aynı evleri paylaşıyor aynı havayı soluyoruz ve inanın benzer problemleri paylaşıyoruz...(umarım bu kadar sıkıntının içinde başlangıçta biraz gülümsetebilmişimdir.)
Saygılarımla

Av.Duygu Tekay
29-05-2007, 17:48:15
Avukatlar ve müvekkiller!..


"Ekonomik suçlar"ın artışı üzerine, Türkiye'de de, avukatlık mesleğinin önemi arttı..

Amerikalılar, avukatlar konusunda çok deneyimli.. "Ne zaman avukatınızı değiştirmelisiniz" şeklindeki uyarılardan bazılarını, aktaralım..

Eğer avukatınız size, "hayatımda hiç yalan söylemedim" diyorsa onu değiştirin.

Avukatınız en başarılı olduğu dönemin "adli tatil" olduğunu söylüyorsa, onu değiştirin.

Sabah ve akşam, size kapıyı bir gardiyan açıyorsa, avukatınızı değiştirin..

Durmadan "Bu Ceza Kanunu değiştirilmeli" diyorsa, avukatınızı mutlaka değiştirin..

migiri
30-05-2007, 20:07:24
Harika çok güzel

FHYGEN
06-09-2007, 11:50:49
bu yazılanlar gercekten yapılıyormu?ama gercekten ıyı para alınıyorbe drlardan fazla vızıte ucretlerı var 90 ytl

cahilperi
06-10-2007, 13:52:33
bencede arkadaşlar işiniz çok zor. allah kolaylık versin diliyorum. ama yazılanları gerçekten bizde karşımızdaki avukata sunabiliyoruz. gerçekten avukatlarımızın yürekleri çok kocaman... mesela benimde bi avukatla sorunum var. ve hiç birşey bilimiyorum. ama bu sitedeki bi avukat arkadaşımızla ayrıntılarıyla bilgi aldım. hiç bir ücret arz etmedim. kiminin parası kiminin duası demi:)

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
06-10-2007, 21:20:10
Sayın cahilperi,

Sitemizde hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti verilmediği için zaten üyelerimizden herhangi bir ücret de talep edilmemektedir. Şunu da unutmayınız ki, ne kadar ayrıntılı bilgi alırsanız alın, burada alacağınız yanıtlar hukuki dava ve işlerinizi yürütmenize yeterli olmayacaktır, bu nedenle dava ve işlerinizin takibinde, zorunlu olmamakla birlikte, bir avukattan yardım almanız yararınıza olacaktır.

Yorumlarınız için teşekkür ederiz.

OMERYASA
21-10-2007, 18:56:35
06-09-2007 günlü bir mesajda "bu yazılanlar gercekten yapılıyormu?ama gercekten ıyı para alınıyor be drlardan fazla vızıte ucretlerı var 90 ytl"
denilmiş.
Bunu söyleyen vatandaştan rica ediyorum. Bir gün bir adliye yakınındaki bir avukatın yazıhanesine gidip sabahtan akşam kadar orada oturup beklesin, bakalım kaç kişi gelip danışma ücreti verecek. Ertesi gün de bir hastane yakınındaki bir doktor muayanehanesine gidip sabahtan akşama otursun kaç kişi muayene ücreti ödeyecek. Ondan sonra bilgi sayarın başına oturup gözlemini buraya yazsın.

Av.Fırat Bayındır
21-10-2007, 18:58:32
Sayın Üstadımıza hoş geldiniz diyoruz.:)

kartal0958
21-10-2007, 19:06:50
Sayın Av.Ömer Yasa'nın yazdığı bu kitapçıktan yapılan bu alıntıyı, herkesin dikkatlice okumasını, avukatın ne olup ne olmadığını sakin kafayla düşünmesini öneriyorum.
haklısınız.size katılıyorum.ama av.larında müvekkillerini net bilgilendirmeleri gerek.bazı av.lar hiç konuşmadan yada kısa geçiştirmelerle cevap veriyorlar.sonra davayı takip etmiyorlar.sallıyorlar.av.seçerkende dikkatli olmak gerekir değil mi.:)

fakolife
20-11-2007, 19:02:05
:) valla iyi güldüm yani

hayrettinsef
25-12-2007, 22:23:40
haklı olduğunuz yerler var ama konuya sadece kendi tarafınızdan bakmışsınız biraz abartılı olmuş.bizimde mahkememiz var dava hakkında bilgi vermek için bir sefer aranmış değiliz mahkeme 5 senedir sürüyor bu durumda bizim arayıp davanın seyri hakkında bilgi almaya hakkımız yokmu.ama ne zaman para lazım olsa derhal aranıyoruz.ööle cebinden ödeyen avukatlara hiç rastgelmedik galiba bizimde şansımız yok.haa bide şu var avukata gidin elinizde 100 ytl lik senetle icra davası isteyin kapıda kovulmaktan beter olursunuz ama senet 50000 ytl olsun kral gibi karşılanırsınız borçlu taraftada bunu ödeyecek mal meşakkat varsa o zaman masraf önemli değildir avukat cebinden öder.nasıl olsa fazlasıyla geriye gelecektir.konuyu yazarken arada parantez açıp belirtilmemiş

canalp82
31-12-2007, 12:42:49
Aşağıdaki yazı da yine ekşi sözlükten alıntıdır ve büyük bir ihtimalle bir meslektaşımız kaleme almıştır.

Özellikle avukatlığı


"kalpsiz insanların kullandığı bir ünvan." olarak görenlere ithaf edilmiştir.

ilk haciz, pek çok avukatın unutamadığı ve gerçekte avukatlık mesleğine ilk adımını attığı andır. avukatlar nasıl kalpsiz oluyor diye merak edenler, aşağıdaki satırları okumaya devam edebilirler..

bir eve girdiğinizi düşünün, aniden, içerdekilerin özel hayatına habersizce dalıyorsunuz. karşılaştığınız manzara, klasik bir alt orta sınıf aile evidir, eski püskü eşyalar, üzerinde oya işlemeli bir bez olan uzaktan kumandali bir televizyon, orta yaşlı bir ev hanımı, televizyonda çizgi film izleyen, oyuncaklarını sağa sola dağıtmış, bir çocuk. halının üzerinde parçalanmış bir defter, üzerinde bi sürü anlamsız şekil, çocuk çizmiş.

heyecandan titreyerek soruyor kadın, "n'oldu, neden geldiniz" icra memuru "avukat beye borcunuz varmış, ondan geldik, haciz yapacağız" diyor, mekanik bir sesle. düşüyor kadının yüzü iyice ve size bakıyor soran gözlerle, "hanımefendi, eşinizin x şirketine borcu vardı, defalarca görüştük kendisiyle ödemedi, haciz yapmak zorundayız mecburen" diye bir şeyler geveliyorsunuz, kendi sesinizin sakinliğine şaşırarak.

kadın koşup telefonu alıyor eline, "bi dakka, ben konuşayım kendisiyle" diyor, heyecandan numarayı hatırlayamıyor, bulup geliyor bi yerlerden, yanlış numara çeviriyor bu seferde. çocuk, annesinin eteğine yapışmış, ağladı ağlayacak gözlerle gözünüzün içine bakıyor, elindeki ekmek parçasını geveliyor bir taraftan. sevmek teselli etmek istiyorsunuz onu, ama kıpırdamıyorsunuz bile yerinizden.

kadın kocasına ulaşıyor nihayet, "hamdi nedir bunlar, eve niye haciz geliyor, hani sen kapatmıştın bu borcu" diyor ve ağlamaya başlıyor. annesini gören çocuk da başlıyor feryat figana. alıyorsunuz telefonu kadının elinden ve "beyefendi, borcunuzu ödeyecek misiniz, bakın evinizdeki eşyaları götürüyorum ben" diyorsunuz. karşınızdaki ses "o evden bi tane eşya çıksın, allahıma kitabıma vururum seni, aha bu kadar söylüyorum, bekleyin geliyorum oraya" diyor. kapatıyorsunuz telefonu. müvekkilinizi arıyorsunuz, avukat olmayan, (yani kalbi olan) müvekkilinizi. anlatıyorsunuz durumu, hani bi ümit ışığı arıyorsunuz, belki "tamam vazgeç, bi ay daha süre ver" filan diyecek. ama o, "kaldır p.zevengin evinde ne varsa avukat bey, kan kusturdu bize o şerefsiz, ödemeyecek yine, bi daha masraf mı yapacaz? diyor.

icra memuru gözünüzün içine bakıyor, dışarda arabada bekleyen en az beş avukat ve on dosya daha var, daha onlara gidecek. "kaldıralım" diyorsunuz, telefonunu çıkarıp, kamyon ve hamal çağırıyor memur, on dakika sonra geliyorlar. "neleri yazalım" diye soruyor memur "televizyondan başla" diyorsunuz, hala çizgi film oynayan televizyon yazılıyor haciz tutanağına, "1 adet telefunken marka 55 ekran renkli televizyon 300.000.000 tl. mutfağa geçiyorsunuz, buzdolabını yazıyorsunuz. "hanımefendi boşaltır mısınız buzdolabını lütfen" diyorsunuz, ağlayarak boşaltıyor kadın buzdolabını. 3 elma, ıspanak, yumurtalar, akşamdan kalan yemek sıralanıyor mutfak tezgahının üstüne. banyoya geçiyosunuz sonra, çamaşır makinası çalışıyor, durduruyorsunuz, eşyaları çıkarıyor kadın, ağlaması şiddetleniyor, yabancı erkeklerin önüne çıplak çıkmış gibi, tecavüze uğramış gibi hissediyor muhtemelen kendini, ıslak iç çamaşırlarını çıkarırken makinadan. kafanızı öbür tarafa çeviriyorsunuz ama ne fayda? hamallar sökmeye başlamışlar bile makinanın fişlerini.

on dakikada bitiyor işlem, dışarı çıkıyorsunuz, hamalın, taksinin parasını veriyorsunuz, ne yaptığınızın bile farkına varmadan, gidiyorlar, şakalaşıyorlar kendi aralarında bi yandan. sokakla başbaşa kalıyorsunuz, soğuğu farkediyorsunuz, üşüdüğünüzü. bir sigara yakmanız lazım acilen, buluyorsunuz paketi, yakıyorsunuz. aynı anda gerçekte ihtiyacınız olan şeyin bu olmadığını da anlıyorsunuz. boğazınızdaki düğümü çözmeye ihtiyacınız var sizin, hem de bir an önce. az ilerideki parka gidip oturuyor ve çözüyorsunuz düğümü.

avukat oldunuz işte artık, bravo size.

evet, kalpsizdir avukatlar, ben şahidim.

BEN NE DİYİM Kİ ŞİMDİ BU YAZIYAA... AVUKATLIK MESLEĞİNİ BU KADAR SEVEN BİRİSİ OLARAK, HUKUK İLE BU KADAR İLGİLENEN BİRİSİ OLARAK; BU YAZI KARŞISINDA ÇOK ÜZÜLDÜĞÜMÜ VE BENİMDE BOĞAZIMIN DÜĞÜMLENDİĞİNİ SÖYLEMEDEN EDEMEYECEĞİM...

Av.Yusuf Kıvrak
01-01-2008, 20:35:42
Aynen katılıyorum...

hayrettinsef
15-02-2008, 23:46:23
06-09-2007 günlü bir mesajda "bu yazılanlar gercekten yapılıyormu?ama gercekten ıyı para alınıyor be drlardan fazla vızıte ucretlerı var 90 ytl"
denilmiş.
Bunu söyleyen vatandaştan rica ediyorum. Bir gün bir adliye yakınındaki bir avukatın yazıhanesine gidip sabahtan akşam kadar orada oturup beklesin, bakalım kaç kişi gelip danışma ücreti verecek. Ertesi gün de bir hastane yakınındaki bir doktor muayanehanesine gidip sabahtan akşama otursun kaç kişi muayene ücreti ödeyecek. Ondan sonra bilgi sayarın başına oturup gözlemini buraya yazsın.

Ömer bey size bizzat şahit olduğum bir olayı anlatayım dr. ile avukat arasındaki farka bide o açıdan bakın.Adapazarında sene 2002 bir yapı kooperatifi ile alacak meselemiz var ben dahil üç arkadaş o yıl için alacağımız yaklaşık 5 milyar lira Adapazarı adliye sokağında nerede ise konuşmadık avukat bırakmadık hepsi haklısınız kazanma şansınız % 100 diyor sonra kooperatiften alacağınız ne kadar diye soruyor.e işte üçümüzün 5 milyar deyince başlıyolar ajandayı karıştırmaya sonra kusura bakmayın işlerim çok yoğun bu dava ile ilgilenecek vaktim yok deyip uğurluyolar.En sonunda bir yaşlı avukat dürüstçe kardeşim haklısınız kazanırsınız ama meblağ az pu para için uğraşacak avukat bulamazsınız uğraşmaya değmez dedi oda kapıyı gösterdi.Şimdi burada danışma ücreti ödemelimiydik
Bide Dr. muayenehanesine gidin hastanede dövmekten beter eden dr.lar muayenehanede vizite ücreti için sağlam yerlerinizi bile olsun bi kontrol edelim içimiz rahat etsin diyor.

FUTURE
05-03-2009, 11:08:44
AVUKAT KULLANMA REHBERİ

-Avukatlar milyonlarca kanun maddesini hatta yönetmelikleri ezbere bilmelidir.
-Sorununuz hukuki olsun veya olmasın her saatte her yerde ona danışabilirsiniz
-Avukatlar uyumaz,aile düzenleri yoktur.O nedenle haftanın her gün ve saatinde aramaktan çekinmeyin.Kadın veya erkek olsun avukatınızı nereye isterseniz çağırın gelirler, gelmezlerse fevkalade ayıp ederler.
-Her nekadar Türkiye Barolar Birliği tarafından "danışma ücrete tabidir" denilse de inanmayın.Doktorların muayene ücretini mutlaka ödeyiniz ama avukatın ücreti diye bir şey düşünerek strese girmeyiniz.
-Yılların bilgi birikimine dayanarak da olsa ,sadece iki cümle kurmak için para alınmaz, hele sizi falanca dost göndermişse hiç para alınmaz.Ama doktor "bir şeyciğin yok 2 saat uyu geçer" dediğinde vizite ücreti mutlaka verilmelidir.Çünkü size beş dakikasını ayırmıştır.
-Avukat dava masraflarını cebinden yapar. Siz bunu dert etmeyin Allah'ın avukatlara özel olarak para gönderdiğini hepiniz biliyorsunuz.Türkiye'de Allah bunu başka hiçbir meslek mensubuna yapmaz.
-Dava harçlarının yüksek olması durumunda, bilirkişi ücretini fahiş bulduğunuzda doğrudan onlara kızıp söylenebilirsiniz.
-Dava aşamasında,mutlaka bildiğiniz tüm avukat,emekli hakim,zabıt katibi ve hatta başından buna benzer dava geçmiş olan tüm dostlarınıza ve bakkalınıza danışıp avukatınıza iletin.Onların fikirleri avukat için önemlidir.Nasıl olsa işinizin masraflarını o yaptığı içinhiç olmazsa hukuki bilgileri de siz ona aktarın
-İşin başlangıcında size davanızın kazanılmasının çok zor olduğunu, hatta haksız olduğunuzu söylemiş olsa bile, dava kaybedildiğinde bu gene sadce avukatın suçudur.
-Siz adam öldürmüş olabilirsiniz ama beraat kararı alamayan avukat hatalıdır.
-Boşanma davanıza bakıyorsa eğer, saat başı arayıp konu ile ilgili veya ilgisiz son gelişmeleri lütfen ona bildirin.Kayınvalidenizin,görümcenizin dedikleri, sabahı beklemeyecek kadar önemlidir avukat için.
- Davanız uzayabilir.Bu durum hakim değişikliği,bilirkişinin raporunu geç vermesi, duruşma tarihinin uzun aralarla verilmesinden kaynaklansa da iktidarı ele geçirip bunları düzeltmediği için yine avukat sorumludur.
-Davanıza bakan hakimi veya savcıyı tanıyan bir yakınınız varsa mutlaka onu devreye sokun, böylece probleminizi avukatsız çözebilirsiniz.Zaten hakim ve savcılar da sizden bunu beklerler ve bu çok hoşlarına giden bir yoldur.
-Davanızda göstereceğiniz tanıkların ne bildiğinin önemi yoktur.Kanuna aykırı olsa da avukat, sizin için onlara ne diyeceklerini öğretmelidir. ( Hatta duruşmada tanıklarınızın şaşması halinde dahi avukat sorumludur)
-Bir borcunuz dolayısıyla hakkınızda icra takibi yapılmışsa bunu tek sorumlusu alacaklınızın avukatıdır. Bu avukat evinize veya işyerinize hacze geldiğinde ona dilediğinizi yapma hakkınız vardır.Küfür edin, tehdit edin hatta öldürün.İşte bu konuda özgürlüklerin en genişine sahipsiniz.
-Karşı tarafın avukatı, artık meslektaşımız değil bizim düşmanımızdır.Adliye koridorunda onunla sohbet ediyorsak, bu aslında iki yakın arkadaş olmamızın değil,sizi satmış olduğumuzun bir göstergesidir.
-Avukatınız Amerikan filmlerinde görüldüğü gibi uzun uzun savunma yapamıyorsa, yargıcı bir yana atıp tanıklara kendisi soru sorarak onların yalanlarını ortaya çıkaramıyorsa beceriksizliğine verin.Hatta bu avukat duruşmaya tam olarak saat kaçta girileceğini bile bilmez, sizi duruşma kapısında bekletirse onu azledip tazminat isteyin.
-Sizin işinizi yaparken avukatın tek amacı adalet, daha doğrusu sizin için adalet olmalıdır.Ona para teklif etmenize gerek yoktur.Avukat başka işlerden kazanır parasını.Kumarmış,kadın veya beyaz zehir size ne, nereden kazanırsa kazansın önemli olan size bedava çalışmasıdır. Hatta isterseniz öğlene doğru gidin de size yemek ısmarlasın.

(İstanbul avukatlarından Ömer Yasa'nın "Yargı çevrelerine göre İstanbul rehberi" isimli broşüründen alıntıdır.

Şunu da hatırlatalım, sayın Ömer Yasa uzun yıllar hakimlik yapmış daha sonra avukatlık mesleğini icra etmeye başlamış,kürsünün her iki yanında yer almış bir üstadımızdır.



ceteris paribus


Hatırladığım kadarıyla sayın meslektaşın yazdığı kitap hala İstanbul adliyesinde sunumda... Adliye de olduğum bir gün okudum bir kısmını..

ismail32
01-10-2010, 00:01:20
gerçekten tebrikler fırat bey söylenecek başka bişey kalmamış,
sevgili sant bir söz varmış ''herkez yarım doktor ve yarım avukatmış, yarım doktor canından yarım doktor da insanı malından edermiş'', maalesef böyle

''Altı üstü üç kez duruşmaya girdin bu kadarı çok bile'' ve av. bedelinin üçte birini ödüyor. Olay nemi savcılık yirmi küsür sene istiyor sanık müvekkil ağır cezaya sonuç beraat bu olay yakın zamanda bir av.arkadaşımın başından geçti sanıkta arkadaşım ama kusur av.ta gecesini gündüzüne katıp çalışacağına hafta sonlarını ailesiyle geçirip evine iş götürmeseydi arkadaşımda ceza evinde istirahat etseydi ancak o zaman bu parayı hak ederdi?!!!

fado
16-12-2010, 21:11:21
Ben avukat değilim. Ancak idari mahkemelik bir işim oldu. Yazılanlardan bazılarını da yaşadım. Evet bizlerin de hataları var. Ancak bizler hele haksızlığa uğramışsak, kurtarıcılarımız gibi gördüğümüzden avukatları, beklentilerimiz de hali ile fazla oluyor. Avukatlar gidecekleri yolu biliyorlar o yüzden rahat davranıyorlar. Bizler önümüzü göremediğimiz için avukatlarımızın rahat tavırlarını ilgisizlik olarak yorumlayabiliyoruz.

gnl.0183
19-09-2015, 22:40:15
Allah avukatlara yardım etsin :D

ArabicEnglishFrenchGermanHindiItalianJapaneseRussianSpanishTurkish
Languages translations delivered by vBET 4.9.2