PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Evlilik / Boşanma






commodore1tr
26-03-2004, 09:41:26
Ben hala evlenmemiş birisiyim. Bazen evlilik teklif edemediğim için kız 'bu salak evlenmeyi bile teklif edemiyor ' diyerek gitti yada ben cesaretimi toplayana kadar iki çocuk annesi evli bir kadın oldu. Kişisel olarak evliliğe ne çok sıcak bakıyorum nede çok soğuk ama kız tarafı evlenme teklif ederse daha iyi olur diye düşünüyorum :)))
Neyse konum bu değil elbette gerek yaşadığımız reel ortamda gerekse medya haberlerinde n ve gerekse buradaki sanal hukuk sitesinde yazıları dikkatle okurken genelde hep boşanmayla ilgili çokluk dikkatimi çekiyor. ' nasıl daha ucuza boşanırım ? , öldürsem dul mu olurum bekar mı? , malları ne yapacağız ?' v.s v.s Bu beni hem üzüyor hem düşündürüyor.
Anlamıyorum ne biçimbir evliliktir ki daha senesi dolmadan boşanmaya gider? Görücü usulü evlilik çok az kaldığına göre (ki en az boşanma bu tarz evliliklerde istatistiklere göre ) nasıl bir tanışma sonucu oluşan evlilik bu kadar çabuk boşanmaya gidiyor ?
Yani insanlar (kız erkek farketmez) birbirlerini bir şekilde tanıyor hoşlanıyor dolaşıyor bakıyorlar ki anlaşıyorlar iş dahabüyüyor söz dü nişan dı derken aileler de kaynaşıyor sonra bir ömür boyu birliktelik için nikah salonuna gidip senesi dolmadan da mahkemeye gidiliyor ?
Evliler , boşanmak için müracaat edenler boşanmışlar lütfen bir ses verinde ben bir anlayayım inanın ki şaşkınlıkla izliyorum bu tip olayları
Çok büyük konuşmayayım ama eğer başarabilirde evlenirsen bir günnn kesinlikle ayrılmak zorunda kalacağım tek konu 'ihanet' olacaktır.


bilmiyorum dediğim konu hakkında 2 saat eh bence dersem günlerce konuşurum

Av.Fatih Karaca
26-03-2004, 10:10:07
Sayın commodore1tr,
Bence evlilik sevgi, anlayış ve fedakarlık temelleri üzerine kurulur. Şayet temelde bunlar yoksa veya sonradan kaybolursa boşanmalar da kaçınılmaz olur. Geçenlerde okuduğum bir yazı beni çok etkiledi. Konu ile alakalı olması sebebiyle aşağıya ekledim. Saygılarımla.

Sedef Susuz Kaldı
Mahkeme salonunda, seksenlerindeki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı. Adam inatçı bakışlarla suskun, Nine'nin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözleri ve keskin çizgileriyle bıkkın bakışları süzüyordu etrafını...Ve Hakimin tokmak sesiyle sustu uğultu ve tok sesiyle, sözü yaşlı kadına verdi, hakim...
"Anlat teyze neden boşanmak istiyorsun...?"
Yaşlı kadın derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını aralayıp, kısılmış sesiyle konuşmaya başladı...
"Bu herif yetti gari, 50 yıldır bezdirdi hayattan..."
Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda... Sessizlik bu tür haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu, kimbilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış 50 yılın ardından...
Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı, kadın neler diyecekti..Herkes onu dinliyordu.. Yaşlı kadının gözleri doldu...Ve devam etti...
"Bizim bir sedef çiçeği vardı, çok sevdiğim... O bilmez...50 yıl önceydi.. O çiçeği bana verdiği çiçeklerin arasından kopardığım bir yaprağı tohumlamıştım, öyle büyüttüm.. Yavrumuz olmadı, onları yavrum bildim... Bir süre sonra çiçek kurumaya başladı. O zaman adak adadım... Her gece güneş açmadan önce bir tas suyla suluycam onu diye... İyi gelirmiş dedilerdi... 50 yıl oldu, bu herif bir gece kalkıp bir kere de bu çiçeği ben sulayım demedi... Taki geçen geceye kadar... O gece takatim kesilmiş..uyuyakalmışım... Ben böyle bir adamla 50 yıl geçirdim... Hayatımı, umudumu herşeyimi verdim... Ondan hiçbir şey göremedim.. Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini yapmasını bekledim.... Onsuz daha iyiyim, yemin ederim."
Hakim, yaşlı adama dönerek ;
"Diyeceğin bir şey var mı baba" dedi.
Yaşlı adam bastonla zor yürüdüğü kürsüye, o ana kadar suçlanmış olmanın utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle hakime yöneldi.
"Askerliğimi, reisicumhur köşkünde bahçevan olarak yaptım, o bahçenin görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim... Fadimemi de orada tanıdım... Sedefleri de... Ona en güzel çiçeklerden büketler verdim... O çiçeklerle doludur bahçesi... Kokusuna taptığım perişan eder yüreğimi...
İlk Evlendiğimiz günlerin birinde boyun ağrısından onu hekime götürdüm... Hekim çok uzun süre uyanmadan yatarsa boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir dedi.. Her gece uykusunu bölüp, uyansın, gezinsin dedi... Hekimi pek dinlemedi, bizim hatun...lafım geçmedi... O günlerde tesadüf bu çiçek kurudu... Ben ona gece sularsan geçer dedim.. Adak dilettim... Her gece onu uyandırdım. Ve onu seyrettim... O sevdiğim kadının yavrusu bildiği çiçekleri sularken seyrettim... Her gece o çiçek ben oldum... Sanki... Ona bu yüzden tapabilirdim..." dedi adam o yaştaki bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle...
"Her gece O yattıktan sonra uyandım... Saksıdaki suyu boşalttım... Sedef gece sulanmayı sevmez, hakim bey.. Geçen gece de... Yaşlılık.. Ben de uyanamadım.. Uyandıramadım... Çiçek susuz kalırdı amma , kadınımın boynu yine azabilirdi... Suçlandım.. Sesimi çıkartamadım..."
O an Mahkeme salonunda herşey sustu...
Ertesi sabah gazeteler "Sedef susuz kaldı" diye yine yalnızca neticeyi haber yaptılar...

DeFacto

commodore1tr
26-03-2004, 10:30:35
Ben bunu okumuş çok etkilenmiştim. Sonrada tarihin karanlık sayfasında bir anı olarak kalmıştı. Tekrardan hatırlattınız çok teşekkür ederim.
Umut ediyorum ki mesajı herkes aynı anlar.

bilmiyorum dediğim konu hakkında 2 saat eh bence dersem günlerce konuşurum

tuan96
26-03-2004, 14:02:04
Hocam,
Hikayeyi okudum ve cok duygulandım..
Bence evlilik bir şans işidir. Çünkü bir insanı çok iyi tanımak için o kişi ile en az on gün aynı yerde kalacaksın o zaman iyi tanırsın.
Ben bu konuda şansızım. Artık tövbe edip bir daha evlenmeyeceğim. Boşandıktan sonra da kendim için değil karşı taraf için üzülüyorum. Ne kadar yanlış yapsalar bile üzülüyorum işte..
Özellikle çocuğunuz varsa vay adamın psikolojisine. Bence erkeğin psikolojisi daha çok bozuluyor.( Belki de ben istisnayım. Balık burcu özelliğim olsa gerek)

Herkese tavsiyem(bekar olanlara); İyi tart, iyi biç, göze değil öze bak ve çiftler aynı yapıda olmasınlar..
Evlenen herkesin mutlu olmasını canı gönülden dilerim.
şunu da belirteyim, günümüzde o kadar sapık aileler var ki çarpık ilişkiler
(herkesin gözü komşunun tavuğunda) herkes en yakında ki insanlar dahil güvenmesinler. Dost acı söyler.......


adem

medet
31-03-2004, 08:50:38
Merhaba;
Evliliğin şans işi olduğuna bende katılıyorum. Ben de boşanmak üzere olan bir erkeğim. Hakikaten boşanmak erkek için yıkım oluyor.. Genelde kadınlar etrafla paylaşıyor ve bir parçada olsa sıkıntılarını atıyor ama erkek paylaşamıyor. Neden mi ? Karşı tarafa eşini anlatmış oluyorsunda ondan..

Boşanmalar dikkatinizi çekmiş haklısınız.. Bu günlerde artık kitaplar satılıyor 'erkekleri kullanma klavuzu, kadınları kullanma klavuzu" adı altında sevgi, aşk, evlilik, arkadaşlık oyuna dönüşmüş...

Örneklendirirsek; bu kitaplardan birinde oyun olarak" TERK ETME OYUNU " doğrusu seviyorsa gelir oyunu anlatılıyor. Yani karşındakinin seni sevdiğinden emin olmak için terk edeceksin sonra sana gelecek o zaman seviyor.. Ya yıkılan gurur ne olacak veya bu oyunu karşı taraf alışkanlığa çevirirse... Sonunda "hırs ve kin"

Önerim şu: Evleneceklere erkek penceresinden söylüyorum; Son medeni kanun çerçevesinde kazanımlarını elde edeceksin (mal, mülk, kariyer) sonra evleneceksin, korkma anlaşamasanda yasa kazanılmış malları koruyor. Aksine benim gibi dona kadar soyulursun.

Saygılarımla...

esin_28
04-02-2007, 20:55:03
Evlilkler neden bitiyor? Ben bekarım. Ama son zamanlarda o kadar boşanan çiftler var ki,temeldeki nedenler dürüst olamamak mı.saygının bitmesi mi? Şiddette maruz kalan bayanlar... cehalet mi?

deniz02
04-02-2007, 22:36:18
Şiddette maruz kalan bayanlar... cehalet mi?

Hayir...
Cunku siddet nedeni ile bosanan ciftlerin icinde akademisyenler bile var, onlarda mi cahil oluyor?
Ben bunu daha cok insanlarin sadece duygularina gore aceleye getirerek hareket etmelerine bagliyorum.
Halbuki kendilerine biraz zaman ayirip, biraz da mantik katarak aceleye getirmeden birbirlerini daha iyi tanima ve hic bir zaman mantigi da geri plana atmadan karar verebilseler, sanirim ne kimse siddette maruz kalir ne de bosanma oranlari o kadar yuksek olur.

Bakiniz bu konuda neler yazilmis

Evliliklerde ’20 yıl’ tehlikeli sayı

Türkiye’de evliliklerin sonlandırılmasında “tehlike çanları” en fazla 20 yıl ve sonrasındaki evliliklerde çalıyor...

İstatistiklere göre, boşanmalar en fazla, evliliğin 20 yıl ve üstü yıllarda yaşanırken, en fazla “geçimsizlik” nedeni ile oluyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine dayanarak yapılan hesaplamalara göre, 2004 yılında toplam 91 bin 22 kişi boşanırken, bu rakam 2005 yılında 95 bin 895’e yükseldi. Buna göre, boşananların sayısı 2005 yılında 2004’e göre yüzde 5,3 oranında artış gösterdi.

Önceki yıl 95 bin 895 adet boşanmanın 91 bin 989 adedi geçimsizlik nedeniyle meydana gelirken, 2 bin 923 adet boşanmanın nedeni belirtilmedi.

257 çift terk nedeniyle, 67 çift ise zina sebebiyle boşandı.

BOŞANMADA İLK YIL DA REVAÇTA
2005 yılında evliliğinin ilk yılında boşananlar, toplam boşanmaların yüzde 9,32’sini oluşturdu.

Önceki yıl evliliğinin birinci yılında boşananların sayısı 8 bin 946 olarak belirlendi.

Evliliğinin 2. yılında boşananların sayısı 7 bin 909, üçüncü yılında 7 bin 220, dördüncü yılında 6 bin 735 ve beşinci yılında da 5 bin 892 oldu.

Bu arada 2005’de en düşük boşanma sayısı 1,710 ile 19 yıllık evliliklerde görüldü. 20 yıl ve üstü evliliklerde de boşanmaların arttığı saptandı. Toplam 95 bin 895 boşanmanın bunun 14 bin 112’si 20 yıl ve üstü evliliklerde yaşandı.

Önceki yıl, kadınlarda boşanma en fazla 25-29 yaş, erkeklerde ise 30-34 yaş arasındakilerde oldu.

EN FAZLA BOŞANMA İSTANBUL’DA
Önceki yıl en fazla boşanma 21 bin 124 İstanbul’da gerçekleşirken, İzmir 8 bin 647 boşanma ile bu ili takip etti. Ankara, Antalya, Bursa ve Mersin ise bu illerin ardından sıralandı.

Bu arada, 2005 yılında en az boşanma 19 ile Hakkari’de oldu.

www.ntvmsnbc.com

esin_28
05-02-2007, 19:37:46
Merhaba. Duygulardan kaynaklandığını söylemişsiniz.Haklısınız,tabiki ben size bir yönden hak veriyorum.Ama akademisyenlerin olduğunu söylüyorsunuz.Ben şiddet dedim,peki duydu diyoruz peki duygu nedir?Temelde sizde biliyorsunuzdur kızgınlık,mutluluk,keder,kin.vs...bunlar duygularımız ve biz insanların davranışlarında,düşünceleriyle ortaya çıkar,bunu biliyorsunuz.Benim şiddet olarak anlatmak istediğim buydu.hemen evlilk diyorsunuz tabiki. Haklısın.Düşünmek gerekir.

deniz02
05-02-2007, 20:35:40
Merhaba Sayin esin_28
duygu derken tum duygu cesitlerini dile getirmis olmuyorum
burada anlasilmasi gereken iki farkli cinsten olan insanlarin birbirlerine olan yaklasimlarina sebep olan o ilk duygu cesididir.
Kimisi buna sevgi kimisi ask diyor veya onlardan biri olarak algiliyorlar fakat
bu duygularindan emin olduklarinin bile farkina varmadan hemen evlilik gibi ciddi bir birliktelikle sonlandirabiliyorlar.
veya bazi nednelerle sevgileri asklari bile bu birliktelige yetmediginden yine sonu husranla bitebilmekte..
Ki biraz dikkatlice inceleyecek olursaniz farkli nedenleri ile birlikte o kadar cok bosanma konulari varki sitede
sizde 'hayret' diyebilecek kadar sasirabiirsiniz.
Tabi bu demek degildir ki her evlenen bosaniyor veya birbirlerine katlaniyorlar
elbetteki cok mutlu ciftlerde var.
Konu ' neden evlikler biter dolayisiyla bosanma ve sebepleri oldugundan
bir de 'ben bekarim' diye belirtmissiniz ki
sanki biraz endiseleniyormussunuz gibi geldi bana
o nedenle ulke geneline bakmakta fayda var diye dusundum.

Bu arada ingilizce klavyeye alisik olmadigimdan yazim kurallarina uyamiyorum ozur dilerim.

Yine ulke geneli olarak

Kadın işe, erkek güzelliğe bakıyor
Evlenirken, kadınlar işe, erkekler ise güzelliğe bakıyor.
Halen bekar olup evlenmeyi düşünen kadınlardan; evleneceği erkeğin işinin olmasının önemli olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 95’e kadar çıkarken, bekar erkeklerin yüzde 59’u evleneceği kadında güzellik arıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yaptığı derlemeye göre, kadınların da erkeklerin de yüzde 90’ı karşı tarafın kendisine aşık olmasının önemli olduğunu belirtiyor.

Aile yapılarının benzer olmasının önemli olduğunu düşünen kadınların oranı yüzde 87 olurken, bu oran erkeklerde yüzde 80’de.

Erkeğin ilk kez evlenecek olması kadınların yüzde 79’u tarafından önemli görülürken, erkekler bu konuda daha muhafazakar görünüyor ve burada oran yüzde 86’ya çıkıyor.

ERKEK GÜZELLİK ARIYOR
Erkeklerin yüzde 59’u evlenecekleri kadının güzel olmasını isterken, kadınların yüzde 44’ü yakışıklılığa bakıyor. Kadınların yüzde 43’ü erkeğin kendinden yüksek eğitimli olması şartını ararken, erkeklerde bu oran sadece yüzde 17’de kalıyor.

BAŞLIK PARASI HALA VAR
TÜİK verileri, Türkiye’de yıllardır “bitti bitiyor” denilen başlık parası uygulamasının hala devam ettiğini ortaya koyuyor. Nitekim Türkiye genelinde evlenirken başlık parası verme oranı yüzde 17’ye kadar çıkıyor. Kırsal kesimde bu oran yüzde 24’ü bulurken, kentlerde yüzde 13 olarak hesaplanıyor.

Bunun yanında başlık parası, en çok yaşlıların evlenmesinde gündeme geliyor. 65 yaş üzerinde başlık parası ödenme oranı yüzde 29’a yükselirken, 18-24 yaş arasında yüzde 10’a kadar iniyor.

TÜRKİYE’NİN BEŞTE BİRİ AKRABA EVLİLİĞİ YAPIYOR
Verilere göre, Türkiye genelinde 18 yaş üstünde, evli bireyler içinde akraba evliliği yapanların oranı da yüzde 21’e yaklaşıyor. Akraba evliliği oranı Güneydoğu’da yüzde 40’lara fırlarken, Batı Marmara’da yüzde 5’in altında bulunuyor.

TÖRENSİZ EVLİLİK YOK
Türkiye’de evlenenlerin yüzde 86’sı düğün yaptığını belirtirken, tören yapmayanların oranı sadece yüzde 2. Evlenenlerin yüzde 83’ü söz kesme veya kız isteme, yüzde 81’i kına gecesi yaparken, evlenenlerin dörtte üçü nişan töreni, yüzde 72’si dini nikah, yüzde 71’i de resmi nikah töreni gerçekleştirdi.

GÖRÜCÜ USULÜ VE AİLE ONAYI YAYGIN
Evlilikte. görücü usulu ve aile onayının hala baskın olduğu görülüyor.
Nitekim erkeklerin yüzde 32’si, kadınların ise yüzde 28’i görücü usulu ve kendi kararıyla, erkeklerin yüzde 25’i, kadınların yüzde 32’si ise görücü usulü ailesinin kararıyla evleniyor.

Kendi seçimi ve ailesinin onayıyla evlenen erkeklerin oranı yüzde 35 olarak ölçülürken, kadınlarda bu oran yüzde 17’de kalıyor.

Ailesinin karşı çıkmasına rağmen erkeklerin yüzde 6,3’ü, kadınların ise yüzde 6,7’si evlenirken, erkeklerin yüzde 1,8’i kadınların yüzde 1,5’i kendi kararı ve ailesinin bilgisi dışında evlenmiş durumda.

HEM RESMİ HEM DİNİ NİKAH BASKIN
Evliliklerin yüzde 86’sında hem resmi hem de dini nikah yapılırken, yalnız resmi nikahı olanların oranı yüzde 10’un altında kalıyor. Sadece dini nikahı olanlar yüzde 4 olarak hesaplanırken, nikahı olmayanların oranı yüzde 1’in altında bulunuyor.

TÜRKİYE’DE AĞIRLIKLI EVLENME YAŞI 18-24
Bu arada, Türkiye’de yapılan her 100 evliliğin 59’u 18-24 yaş arasında gerçekleşiyor. Bu oran İstanbul’da 61’e çıkarken, İzmir’de 52’ye kadar geriliyor. Evlenenlerin yüzde 96’sı ilk defa, yüzde 4’ü ikinci defa yüzde 0,3’ü ise 3 kez ya da daha fazla evlenenlerden oluşuyor.

Kaynak ntvmsnbc.com

gencogenc07
05-02-2007, 23:04:45
Evliliklerin neden bitiğini, evlilikleri bitenlere sormak lazım...Canlı birer şahit olarak..

esin_28
06-02-2007, 18:31:01
Merhaba.Yazdıklarınızı okudum.Evet ben size hak veriyorum,tanımak gerekiyor öncelikle,arkadaşımız boşananlara sormak diyor,bir yerde evet doğru.Yanlız sizin anlattıklarınızın aksini söylemiyorum,tabiki tanımak gerekiyor,tanımak içinde birliktelik gerekiyor,dönem dönem aynı evide paylaşmak gerekiyor.örnek verecem ne kadar doğru olur bilmiyorum ama söyliyeyim.Ablam evlendi,iki çocuğu var,severek evlendiler,tabi aynı eve paylaşma gibi şansları yoktu,olamıyorda ve şuanda ablam mutlu değil.ama boşanamıyorda çalışıyor ama çocuklar diyor.ondan dolayı belki biraz çerkiniyorum ve bunuda farkında olmadan"bekarım"belirtmişim:) Ben aynı evi paylaşmak dedim umarım yanlış bir şey söylememişimdir.Aynı dememdeki neden;bir ömür aynı evde geçecek,paylaşmak gerekiyor.Ama bana öyle geliyor evlilik ne kadar doğalsa boşanmada olabilir diyorum.

Selinn
06-02-2007, 23:34:30
Merhaba,
İnsanlar evliliğe başlarken ne için başlangıç yapıyor iseler,bu sebebler sona erdiğinde de evlilikleride bitiyor.Aşk varsa bitiyor,sevgi varsa,en önemlisi saygıyı yitirmek,ve kendine olan saygılarını yitirmek...hayatı tekdüze,monoton bir hale getirmek,maddi sebebler,aileler bu ilişkinin içerisine girip orta yerde oturuyor iseler,başlangıça birbirlerini yeterince tanımadan evlenen çiftler,daha sonra ayrı dünyaların insanları olduklarını anlayıveriyorlar.Görücü usulu ise anne va babaların isteğiyle evlendirilmiş çiftler,yanlış zamanda yanlış karar verenler...çocuk isteyipte olmayan çiftler,hayatı birlikte gögüslemek istemeyenler kısa yolda bi U dönüşü yapıyorlar.Sebep istedikten sonra olmayacak sebep yok.

commodore1tr
07-02-2007, 20:01:01
Evlilikler neden bitiyor ? Bitiyor çünkü neden evlendiklerini bilmiyorlar... Bitiyor çünkü bir oyun sanıyorlar.... Bitiyor çünkü tensel çekimin en önemli şey olduğunu sanıyorlar....Bitiyor çünkü aşk sevgi için değil belirli karşılıklı çıkar için evleniyorlar... Bitiyor çünkü arada anlayış değil o anki sex dürtüsü olduğundan evleniyorlar... Bitiyor çünkü evliliğin anlamını bilmiyorlar....
Eskiden bir yastıkta kocamak diye bir deyim vardı... Şimdi deneriz olmazsa ayrılırız mantığı çok ön planda... eskiden boşanma kınanırdı aileler büyükler araya girerdi bir kutsallık vardı şimdi boşanma çok sıradan bir olay haline geldi.. Çünkü değerler yok oldu...
Şiddet nedeniyle boşanma sayısı çok azdır. Ama şiddetin nedeni boşanmanın temel taşlarındandır. İnsanlar birbirlerini tam tanımadan evleniyor. Yada evlenene kadar tanıyoamıyorlar birbirlerini çünkü psikolojide ki deyim olarak bir maske ile karşılaşıyorlar. Kız erkeğin erkek kızın boşanmalarına neden olacak o hatalarını göremiyor çünkü karşı taraf bunu örtüyor. Evlenmeden önce müthiş anlayışlı görünen taraf nedense birden değişiyor... Karşı tarafada bu mu benim sevdiğim aşık olduğum kadın/erkek demek düşüyor...
Saçma bir anlamı olan mantık evlilikleri yürümüyor. Çünkü aşk ta mantıksızlık demek olduğundan sizi bir şekilde bir yerde yakalıyor ve o mantık evliliği yok oluyor....
Ten kokusuna tav olanlar o ten kokusuna alışınca değişik tenleri arıyor zaten gerçek temellere oturmamış evlilik yıkılıyor yada göstermelik oluyor...
Maalesef aldatmanın çok doğal olduğu normal karşılanması gerektiği öncelikle medya tarafından pompalanıyor. Değerler inanılmaz törpülenip yok edilirken masumiyet katlediliyor. Adı var kendi olmayan bir takım kadın yazarlar ile eğlenceli olsun diye seks konusunu aşırı işleyen bunu sıradanlaştıran herkesle olabilir gibi gösteren bazı kadın yazarlar gençliği dinamitliyor....
Şimdi yaşamayacaksam ne zaman denen salak düşünce dejenere bir toplum yaratırken gerçeğin tam tersi olması bunu yerle bir ediyor...
Sevgi saygı anlayış hele hele aşk kaçıncı sıralarda hele bir bakın ondan sonra neden artıyor bahane aramayın... Bu dötdünün temel olmadığı evlilikler yıkılıyor ama yıkılırken toplumuda temelinden sarsıyor...

asumanselin
08-02-2007, 15:05:53
Evlenmede önce flört dönemi: bu dönemde insalar birbirini tanır iyiyse herşey evlenirler.
halbuki şuda var görücü usulü evlenen kişilerde boşanma oranı flört dönemi yaşayanlara göre daha az.
Sebep evlendiğinizden itibaren birbirinizi tanıyor ve huylarını aynı çatı altında öğreniyorsunuz ve eşinin suyuna gitmek imza altındayken daha kolay.Bazı huyları sizi şaşırtacak derecede sevidirir,Bazılarıda çileden çıkarır , çileden çıktıysan suyuna gidersin. Ayrıca görücü usulü kötü bitşey deil ,Benim çevremde evlenme zamanı gelmiş kariyeri olmuş ,karakteri düzgün insanları birbire ayarlama çok normal. Ve sonuç güzel. Buda bir nevi görücüdür.Verim alabiliyorsun .

Kaderebak
08-02-2007, 15:20:25
Çok kısa ve öz;

insanoğlu nun erkeği ve kadını çeşitli sebeblerden dolayı orta yolu bulup birlikteliğinin devamını sürdüremiyorsa, burda bu evlilik bitmeye mahkumdur...

Yaşantımızın her alanında bu hükum sürmekte..
Bitirmeyen kendi biter...

Radikal bir cevap farkındayım..

merve21
08-02-2007, 15:38:12
Evlilikler neden biter?
çünkü insanlar değişmekte. Yıllar geçtikçe insanların fikirleri, zevkleri değişmekte. Kimi aynı yönde gelişiyor kimi de tamamen zıt iki insan oluyor. Bence bu bir sebep. Birde tabii hangi sebepten evlendiyseniz bir üyeninde belirttigi gibi, ki aynen katılıyorum, o sebep ortadan kalkınca evlilikler biter. Aşk için evlenenlere gelince. Aşkı yok eden ''Yalan''dır. Güven eksikliği oluştuysa o evlilik bitmeye mahkumdur. Dürüst olmalı her koşulda. En azından arkadaş kalabilme açısından.

deniz02
08-02-2007, 18:59:16
Evliliklerin neden bitiğini, evlilikleri bitenlere sormak lazım...Canlı birer şahit olarak..

Bu yolu denemek sakincali olabilir cunku,
bosanan ciftlere soracak olursak eger, yasamis olduklari bi suru olumsuzluklardan soz edecekler, onlari dinlerken hem uzulmus olacagiz hemde etrafimiza kusku ile bakmamiza neden olabilir, dolayisiyla bu bizi bir cok konuda olumsuz yonde etkileyebilir vs.
Halbuki bosanmamis ciftlere '' Siz neden bosanmadiniz?'' diye de sorabiliriz pekala...
Komik bir soru belki ama buyuk bir olasilikla onlardan isimize yarayabilecek 'sirlari' da ogrenmis oluruz. Bosanmamis ciftlerin tecrubelerinden faydalanmak, bekar ve hic evlenmemis olanlar veya evlilikleri risk tasiyan ciftler icin bulunmaz bir nimettir, bence...
Boylelikle bosanma oranlari, dolaysiyla mutsuz insanlar azalmis olur.

Bazen olaylara tersinden bakmak da yarar getirir.

esin_28
08-02-2007, 19:26:51
Merhaba merve.yazdıklarını okudum,haklısın yadıklarında.baktığımızda hepimizin aslında farklı ama sonuç olarak ortak yönü var.Ve diyorumki hayata sadece tek boyuttan yani at gözlüğüyle bakmamamız gerekiyor ve evliliklerdede eğer böyle bir çok yönden bakılırsa belkide boşanmalar fazla olmaz diye düşünüyorum;bu benim fikrim.Tabiki buda tartışılır?

merve21
09-02-2007, 09:05:51
Günaydın Esin,

Doğru söylüyorsun empati kurarak karşındaki insanı anlamaya çalışmak lazım.Hoşgörü mühim tabiki ama bu tek taraflı kalmamalı.İnsanları severken hatalarıyla kabul etmeli, hep negatif yönlerini degil, positif yönlerinide düşünmeli. En kötü anında mutlu günleri gözönüne getirebilmek gerekir.Birlikte hayatı canlı ve renkli tutmaya çalışmak, Evlendim diye kendini salmamak. Nasılsa alan almış dememeli. Hergun heran elinden geldigince karşındakine güzel görünmeye gayret göstermeli. Bence bu bizlerin elinde. Gecen gun yabancı bir sanatcı vardı gazetede. Adı gelmiyor suan aklıma. Kadın 68 yasındaymıs. Gorsen 35 dersin. Kendine bakmış yatırım yapmış. Tamam hepimizin estetik yaptıracak ekonomik gücü veya cesareti olmayabilir. Ama insan kilosuna saçına başına dikkat ederek, sağlıklı beslenerek çok uzun yıllar olduğundan en az 10-15 yas genc durabilir. Monotonlaşıp güncel Problemlere kendini kaptırıp aşık unutmamak gerekir. Aşkı beslemeli. Tıpkı bir Çiçek gibi. Yoksa solar. Çünkü hernekadar güçlüysede bir o kadarda kırılgan ve zayıftır. ''Aşk'' insanların en önemli mutluluk kaynağıdır çünkü. Aşık olunca güzelleşiriz, neşeleniriz (tabi umutsuz tek taraflı aşkı demiyorum :) )

piman
10-02-2007, 04:04:20
Hepsi dogru olabilir, herkes farklıdır, bu nedenle herkesin farklı nedenleri var olacaktır, yakın nedenler olabilir benzerlikler olabilir ama asla aynı olmaz,

Her şey küçük bir yalanla başlar emin olun bu böyle.

Sonra yalanı yalanla ödersiniz, en sonunda o yalan yumağı sizide eşinizide bitirir,

Başlangıçta ne kadar masumdu değilmi? küçücük tü oysa ya sonra el tutamadınız gözle göremediniz ama herşeyinizi esir aldı sizinde eşinizinde ailenizinde tüm duygularınıza o yön verdi aç gözlü oldunuz aşkınız köreldi saygınız bitti şiddeti sevdirdi size yanlışı dogru kabul ettiniz ve

Evlilik bitti. Dağıldınız.

Kader ama azda olsa akıl ve doğruyu söylemek tercih sizin asla küçük menfatiniz için uzun vadede kendinize zarar vermeyin. Yalan demeyin yeter.

deniz02
15-02-2007, 20:48:30
:heyoo: :pc: Bu konu ile ilgili olan bir güzel yazı: :terazi:

Neler oluyor bize?

Elbette her hikayenin sonu acı bitmez, her beraberlik ayrılıkla noktalanmaz. Fakat evlilik gibi gerçekten ağır sorumluluk isteyen bir beraberliğe başlarken, önce en kötü ihtimali dikkate almak gerekir.

Hristiyanların dini nikah törenlerinde, eşler, ‘Ölüm bizi ayırıncaya kadar’ sözleriyle başlayan bir beraberlik yeminini tekrarlarlar. Ama çoğu zaman da evli çiftler, ayrılmak için Azraili beklemiyorlar.

Bazen çok sudan sebepler, evliliği sona erdiriyor. Bazen de, eşler artık sabırlarının, dayanma güçlerinin tükendiğini hissedip hayatlarını zehir eden beraberliği noktalamak istiyorlar.

Evliliğe kuşkularla, korkularla başlayınca, bir anlamda sonun başlangıcı yaşanmış oluyor. Bir genç kadın, düğün hazırlıkları sırasında benliğini saran duyguları şöyle anlattı:

‘Sanki bir dürbünle, karşımdaki uçsuz bucaksız çölü inceler gibiyim. Dürbünü hangi yöne çevirsem, kumların üzerine bırakılmış cesetler görüyorum. Çıkış noktası olmayan, yabancı bir ortamda yaşama mücadelesi vereceğimi düşünüyorum. Bu çölde yapayalnız ve çaresiz kalmak korkusu, aklımı karıştırıyor. Tehlikeli bir maceraya atılmaya gerek var mı, diyorum içimden.’

Gençlerin korkusu aileden geliyor

Boşanmanın bir de çocuk tarafı var. Boşanmış ailelerin çocukları için aslında çocukluk dönemi, boşanma belgesiyle noktalanmış oluyor.

Anneyle baba, çocukların mutlu olabilmeleri için ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, bir gerçeği değiştiremezler:

Ailelerindeki bölünme, çocukları birdenbire olgunlaştırır. Onlar için çocukluk sona ermiştir. Çocuklar mutlu ve huzurlu olabilmeyi kendi çabalarıyla gerçekleştirebileceklerdir.

Boşanmayla birlikte çocuklar, bir çok konuda, kendi kararlarını vermek zorunda kalırlar. Bundan sonra gelecekleri konusunda da kendikendilerine bazı kararlar almaktan başka çareleri kalmaz.

Kısacası, çocukların çocukluk dönemi, boşanmayla birlikte sona erer.

Boşanmış eşlerin çocukları, bu ayrılıktan duydukları üzüntüyü, korkuyu, her zaman dile getirmiyorlar.

Pek çoğu, acı gerçeği kabullenmiş görünüp, üzüntüsünü kendine saklıyor.

İşte size bir örnek:

Lise öğrencisi genç kız, bir gün okuldan eve döndüğünde, babasının elinde bir bavulla kapıdan çıkmak üzere olduğunu görür.Babanın yüzündeki sıkıntılı ifade, o anda genç kızın içine bir korku düşürür. Baba, ‘Ben artık annenle bu evde yaşamayacağım. Ama seninle sık sık görüşeceğiz. Sen benim kızımsın, hiçbir olay bu gerçeği değiştiremez’ der demesine de, verdiği sözü tutamaz.

Boşanmış ailelerin çocukları, evlenirlerse, kendilerini de aynı akıbetin bekleyeceğine istemeseler de inanıyorlar. Anne ve babalarının yaşadıkları sorunların her evlilik için geçerli olacağı düşüncesini akıllarından çıkaramıyorlar.

Ve bu çocuklar, gençlik çağına geldikleri zaman evliliğin onları mutsuzluğa mahkum edeceğine inanıyorlar.

Bu gençlere yanıldıklarını anlatmaya çalışırsanız, hemen kendi ailelerinde yaşadıkları sorunları sıralayıp, aynı olayları tekrarlamak istemediklerini vurguluyorlar.

Neden boşanıyoruz

Gençlerin, yuva kurarken, bir ömür boyu sürecek beraberlik fikrini benimsemedikleri kesin. Kadınların çalışma hayatına atılıp, ekonomik bağımsızlık elde etmeleri de evliliklerin daha kolay bozulmasına neden olabiliyor.

Evlenme çağına gelen gençlerin kişiliklerinde gözlenen bazı özellikler de evliliğin ömrünü kısaltıyor. Boşanmayı gündeme getiren özelliklerin başında kadının da erkeğin de eşi için, yuvası için kendi zevklerinden vazgeçmemesi geliyor. Evliliğin temel kuralının karşılıklı fedakarlık olduğu kabul edilmeyince, zamanla eşler birbirlerinden uzaklaşıyorlar.

Evliliğin, kadının ve erkeğin dilediği gibi davranmasını engelleyen bir pranga olduğunu düşünmek tılsımı bozuyor.

Bir başka boşanma nedeni de, evli çiftlerin duygularına hakim olamamaları. Yasak aşk dediğimiz ilişkilerin günümüzde giderek yaygınlaşması da erkeğin ve kadının duygularına yenik düşmelerinden kaynaklanıyor.

Birbirlerine aşık olup evlenen çiftlerin bir süre sonra ‘Aşkımız bitti. Evliliği sürdürmenin anlamı kalmadı’ diyerek boşanma yolunu seçtiklerini görüyoruz. Oysa, o ihtiraslı aşkın yerini ideal bir arkadaşlık, ‘Hayat arkadaşlığı’ alsa, evliliğin ömür boyu sürmesi sağlanabilir.

Yapmanız gereken şey, evlenmeye karar vermeden önce, duygularınıza yenik düşmeden, gerçekçi bir tutum içinde, hayatınızı birleştireceğiniz kişinin artılarını eksilerini değerlendirmek.

Ve eğer o kişiyle, hayat arkadaşı olmayı göze alamıyorsanız, bu sevdadan vazgeçmek.

Kaynak:www.yehhu.com

commodore1tr
15-02-2007, 21:03:03
Neden evlendiğini bilmeyenlerin evliliğin ne olduğunu anlamayanların evliliği hiç başlamadığı için biter.... Bu kadar basit....

gencogenc07
15-02-2007, 21:37:30
Neden evlendiğini bilmeyenlerin evliliğin ne olduğunu anlamayanların evliliği hiç başlamadığı için biter.... Bu kadar basit....
O zaman evlilik başlamamışsa bitmesi de sözkonusu olmaz...Yani başlamayan bir şey bitmez...
Saygılarımla

Tangör Evren
15-02-2007, 22:47:28
Oldukça anlamlı bir söz... Resmende başlamaması gerekirken başladığından resmiyettide bitirmek için boşanma anlamında ....

cognis
23-02-2007, 23:13:13
O dar zamanlarda iki dirhem bir çekirdek kaça koştura, mis gibi koka koka buluştuğunuzda sanıyorsunuz ki bu hep böyle olacak. Hep siz öyle makyajlı, öyle çıtı pıtı ve birlikte geçen vaktin de azlığı ve kıymeti ile sabırlı, anlayışlı olacaksınız. O hep traşlı, dişlerini fırçalamış, parfümlü, güleryüzlü, sımsacık yürekli, her sözünüzü dinleyen, her ihtiyacınızda yanında olan omuz olacak. Şımartacak sizi, hediyeler alacak. Vakit ne kadar dar olsa dahi birlikte olduğunuzda sizi çıldırtana kadar bekleyecek...Yaşamın tüm ekonomik boyutunun aldığınız gazete, dergi, kitap, makyaj malzemeleri, güzellik ve bakım kremleri, şık giysiler, basit ufak taksitler olduğunu sandığınız gibi, onun cömertçe sergilediği varlığının da rahatlığıyla hiçbir maddi çıkmazda kalmayacağınızı sanmanızda bir başka yanılgı. Sizi daha arabadan iner inmez zile dahi basmadan karşılayan yaşı geçkince, güleryüzlü kadının "anne" dediğinizde açılan kollarında hayretle dinleyeceksiniz arkadaşlarınızdan kayınvalide gelin facialarını. Aklınızda sadece ve sadece büyük bir aşk ve mutlu sonla biten filmler, cd çalarda çalan aşk şarkılarının büyüsü içinde melankolik bir sarhoşluğun kucağında, bembeyaz gelinliğinizle yansıdığınız aynadaki mutlu kadına hayranlıkla bakacaksınız....
Güle oynaya yerleştirdiğiniz eşyalar ve annenizin düzdüğü çeyizin getirdiği pembe hayallerle döşediğiniz evinizde yaşam başladığında belki ilk garipsediğiniz, sifonu çekilmemiş klozetten çıkan insan dışkısı kokusu olacak. Sonra lavaboda keşfettiğiniz traj ve balgam artıklarını ilk zamanlar vakti olmadığına, dikkatsizliğine havale ederek temizleyeceksiniz. Günler günler sonra artık bu buyük sevginin sizi getirdiği noktayı uzaktan seyredeceksiniz.Artık sabahları uyandığınızda burnunuza ilk gelen yatağın kenarına atılmış çorapların kokusu, yanınızda uyanmasını ve sabah sabah size sırnaşmasını hiç istemediğiniz bir adam. Bu sefer dar zamanda hazırlanan kahvaltılar, işe gitmek için evden çıktığınızda alınan derin bir nefes...Defalarca akşam için güzel bir sofra hazırlayıp onunla konuşma planları yapacaksınız. Zamanla bu planların hafta sonları veya maç gecelerine isabet etmemesi gerektiğini öğreneceksiniz. Bu arada artık eskisi gibi dergi, gazete almakta zorlandığınızı, makyajınızın renklerini kaybettiğini, modanın da değişmesi ile hiç ilgilenmediğinizi farkedeceksiniz. Cüzdanınızı artık faturalar işgal etmektedir. Eşinizin kendi kendine aldığı ticari kararları ve bunun finansmanı için yüklendiği riskleri bilerek, hatta ona şevk ve moral vermeye çalışarak, içinizden de "bu işten bir şey çıkmaz." diyerek haksız olmayı bekleyeceksiniz. Ne yazık ki haklı çıkacaksınız. Haklı çıktıkça para kaybetmekte olan bir erkek ile tanışacaksınız. Bu erkek konuşmayan, olur olmaz kızan, sizi eleştiren, yaptığınız tüm ortamı yumuşatma hamlelerine tepki veren, küçük gören bir erkek olacak. Bu arada ilk zamanlar sık sık yaptığınız kayınvalide ziyaretlerinden artık kaçınıyor olacaksınız. Kazara eve gelmesini ise hiç istemiyorsunuzdur. Anne diye kucakladığınız kadının kolları artık sizi bir ahtapot gibi sarmıştır. Bir kumandan gibi hep "yine de sen bilirsin, ben karışmam" cümlesinin altından size talimatlar sıralamaktadır. Ne yapsanız bilmemektesinizdir, olmamaktadır. Zaten oğlu da hiç iyi bakılmamaktadır. İçkiye başlamıştır. Acaba ne derdi vardır???
İşte o acaba soruları beyninize hücum ettiği anda, içinizde yeni bir canın filizlendiğini hissedeceksiniz.

Evlilik bittiğinde.., sevgi çoktan unutulmuştur. Saygı yoksunluğunun getirisi hatıralar ise çok canınızı acıtacak. Ve çocuğunuza verdiğiniz cevap "anlaşamıyorduk, ayrılmamız en doğrusu idi." olacak. Çocuğunuzun gözlerinde gördüğünüz burukluk hançer olup ciğerinize saplanacak.Kendi hayatınızı, kendi istek ve arzunuz ile yaptığınız bir evliliğin sonucunda getirdiğiniz noktaya baktığınızda..., kendi çocukluğunuzu, gençliğinizi anımsayacaksınız. Başka bir insanı anımsar gibi. Bu anımsama da buluştuğunuz çocuk ile işte çocuğunuzun gözlerinde artık aynı buruk bakış vardır.

Evet evlilikler yanlış başlıyor...Doğru sonuç olarak da bitiyor...Biten evliliklerin içinde yeşeren çocuklarda oluyor çoğu zaman...O çocuklar ders kitaplarında okutulan aile modelini imrenek öğreniyorlar. Evlerinde kendilerini büyütmek için, mutlu etmek için didinip duran annelerine sarılmak onlara yetmiyor. Bu boşluk yüreklerini acıtıyor.

igk
23-02-2007, 23:58:11
Evlilikler neden ve nasıl başlar ve biter sorusunun yanında bir üyenin de belirttiği gibi, neden ve nasıl sürer sorusu da sorulmalı.
Yazılanların tümünü atlamadan okudum.
Dünyanın en mutlu insanı olduğumu iddia edemem, ama bir çok kişiden çok daha şanslı ve mutlu olduğumu rahatlıkla iddia edebilirim. Kimseyi sıkmayacağını umarak evliliğimin gerçekleşme şeklini anlatayım. Tamamen gerçek olduğuna inanabilirsiniz.
Bir cumartesi günü evimize geldiler ve tanıştık. Pazar günü çıktık. 7 saat boyunca çok sakin bir mekanda nelerden hoşlanırız, nelerden hoşlanmayız, nasıl yaparız/yapmayız, biz ayrı ayrı kimiz bunları konuştuk, dürüstçe. Eşim o gün bana evlenme teklif etti.
Aralarda görüşemediğimizi de belirterek devam ediyorum. Ertesi cumartesi tekrar görüştük. Pazar günü cevabımı sordu. 3 hafta sonra sözlenmiş, tanıştığımızın 9. ayında evlenmiştik. Biraz hızlı gelmiş olabilir, o zaman arkadaşlarım inanamamışlardı.
Bu arada şunu belirteyim her ikimiz de Türkiye'nin çok saygın ve tanınmış lise ve üniversitelerinin mezunuyuz. (Değerlendirme açısından ekliyorum.)
21 yıldır evliyiz, 22 ye girdik.
Şİmdi bu uzunca sayılacak evlilik nasıl sürdü? Cevaplayalım.
Bir iki alıntı yaparsam Selinn'in söylediği gibi "sebep istedikten sonra olmayacak sebep yok", doğru. Uzaktan kumandayı paylaşamayıp ayrılan bir çift tanıyorum.
Merve21'in dediği gibi "dürüstlük", hakikaten önce kendinize, sonra eşinize ve çocuklarınıza dürüst olacaksınız. Bu arada flört döneminde kendini abartılı bakımlı, süslü, eliaçık v.s. göstermek en büyük yalan bence, biz bunu asla yapmadık. (Buluşmaya makyajsız giderdim)

Ancak her şeyin başı esneklik, uyum kabiliyeti, değişimi kabullenme. Benim felesem bu.
Evlendiğim günkü adamı nasıl isteyebilirim ki, ya da o nasıl evlendiği günkü kadına sen çok değiştin diyebilir ki. Dünümle bugünüm bir mi, ya da yarınım aynı mı olacak? Hiç değişmeyecekmiyiz? Saçımız dökülecek, belki şişmanlayacağız, buruşacağız, hastalıklar başlayacak. Bunlar doğanın kuralları. Tüm bunları kabullenecek insanların mutsuz olacağına ya da tatsız tuzsuz bir evlilik yaşayacağını söyleyemeyebiliriz gibi geliyor bana.
Tabii her şeyin başında şans gerek. Evlilik kayıp değil bir kazanım olabilir ancak, elbette doğru insanın rastlaması şartıyla.
Bir de Türkiye'den evliliğe dair istatistikler var yanıtlarda. 20. yıl ve sonrası riskli çıkmış. Nedeni şu olabilir mi? Evliliği aslında çok daha önce yıkılacak olan çiftler çocuklarının hayatta kendi başlarına durabilecekleri zamana değin sabrediyor sonra da buraya kadar diyor olamazlar mı?

Av.Türkan Tilli Yıldız
24-02-2007, 00:34:18
ewlilikler neden biter?
Çünkü eşler neden ewlendiklerini unutmuşlardır.
Bir bakmışsınız birgün o herşeyin üstünde tuttuğunuz,ilahlaştırdığınız belkide,insan gitmiş yerine bir canavar gelmiştir sizin gözünüzde...Muhakak ki eşiniz de size karşı yitirmiştir bazı şeyleri.Çünkü eşler birbirlerine evlenmeden önceki gözleriyle bakamamaktadır.
evliliker nden biter ?
işte cvp :
Evlilikler neden başlar?Bu sebebplere yeterli derecede mutabık kalınabilmiş midir?

KASIMAN
11-03-2007, 22:49:23
Sol elimdeki halkayı masaya vuruyorum..... tık, tık, tık.........tık (27 kere)
İki farklı dünyanın insanı biraraya gelip bir birliktelik oluşturmaya çalışır.
Alışkanlıklar farklı, yaşanmışlıklar farklı, ...... neredeyse her şey farklı.
Bu farklılıkları sevgi ve saygıyla yoğurabilirseniz başarırsınız. "En büyük benim başka büyük yok" sloganı rehberiniz olursa maalesef evlilikler sağlıklı olmaz.
Unutmamak lazım ki hiçbir evlilik sorunsuz değildir.
Neler yaşadık neler....
Birbirimizi çok sevdik. Birbirimizi çok dövdük.....
Saçmasapan kıskançlıklarla çooook kalp kırdık. Küstük, tavır aldık.
AMA sevgimizin kıymetini hep bildik ve onu terketmedik...
27 yıllık evliyiz. Birbirimizi hala çok seviyoruz. Birbirimizi şimdi daha da çok seviyoruz. Yeniden seçme imkanım olsa yine onu seçerim.
Herkes için böyle bir evlilik diliyorum.
Herkesin böyle mutlu olmasını diliyorum.
Esenlikler.

ekremiyican
12-03-2007, 10:44:56
sn.Esin hanım,nacizane fikrim tabiiki beni baglar ben diyorum ki;çiftlerin beyinlerinin uyuşması yani birbirini anlamaları cok büyük önem arzetmektedir diye düşünüyorum.





İsanlar "SEVİLMEKTEN KORKUYOR İSE,KENDİSİNİ SEVİLMEYE LAYIK GÖRMEDİGİ İCİN", "DUYGULARINI İFADE ETMEKTEN KORKUYOR İSE,REDEDİLMEKTEN ÜRKTÜGÜ İÇİNİNDİR".

igk
13-03-2007, 00:39:28
Sayın KASIMAN,
Bir an "amanın yalnız mı kaldım?" diyecektim ki yetiştiniz. Marifet halkayı/halkaları parmağa takmakta değil, onu taşımasını bilmekte değil mi?
Rahmetli Duygu Asena'nın bir sözü vardı: "etraftan kirli çorap teki toplamak için evlenmem" ya da benzeri bir laf, haklıdır, ama bugün siz onun teklerini toplarsınız, yarın o sizin dayanağınız olur, kimin kime muhtaç olacağı belli mi olur.
Hayat paylaşımdır.

KASIMAN
13-03-2007, 01:09:42
Sayın igk'ya Aynen katılıyorum. Bazıları evlilikten çok korkmuş gibi geldi bana. Doğru değil. Evlilik Allahın insan için mümkün kıldığı en güzel olgulardan biri. Yeterki kıymetini bilelim. Evet biten evlilikler var ve çokmuş gibi görünüyor ama süren evliliklerin yanında devede kulak.
Unutmamak lazım ki, evlilik kadar boşanma da bir haktır ve yeni bir hayatın başlangıcıdır. Biten bir evlilik belki de çok mutlu bir birlikteliğin hazırlayıcısıdır.
Korkmayın dostlarım evlilikten! yoksa tek başına yaşamanın sahte mutluluğu ile avunur durursunuz.
tık, tık, tık........(27 kere)
Mutlu evlilikler.

igk
14-03-2007, 00:24:17
Yaşadıklarımızla, görüp geçirdiklerimizle hayat felsefemiz oluşuyor. Her ne kadar aile olgusunu hep ön planda tutmuşsam da (sanılmasın ki muhafazakarın biriyim) tanığı olduğum bir olay görüşümü perçinledi.
26 yaşında ve 3.5 yıllık evli olduğum dönemde, çalıştığım işyerindeki amirim 42 yaşında, Pakistanlı, hacı ve 3 çocuklu bir beydi. Şirketin davetlisi olarak bir bayan gelmişti danışman olarak ve kısa bir ziyaret için. Bayanın dünyanın çok önemli finans merkezlerinde ofisleri, her birinde beşer onar çalışanı var. Beyaz rus, ve son derece alımlı ve güzel bir kadın. Akıllı, zengin v.s, ve o da 42 yaşında.
Amirime şunu dedi:"Evet, her şeyim var, ama beraber yaşlanacağım bir eşim dahi yok."
Başka söz eklemeye gerek var mı?

veezy37
26-03-2007, 17:26:43
Boşanmaların ardındaki bilinmeyen fail: Tiroit!
25 Mart 2007 20:45
Boynun ön kısmında, şekil olarak kelebeğe benzeyen tiroit bezinin kendisi küçük ama ilişkilere etkisi büyük. Az veya çok hormon salgılaması halinde, insan psikolojisini olumsuz etkiliyor. Tiroit, özellikle kadınları ve 'ilişkileri' vuruyor.

Türk insanını tehdit eden ciddi sağlık sorunlarından biri tiroit. Yeni Aktüel dergisinin son sayısındaki habere göre; Türkiye, dünya sıralamasında en çok tiroit sorunu görülen ülkeler sıralamasında başa güreşiyor. Teşhis konmamış, hasta olduğunu bilmeyenlerin sayısı da cabası. Peki tiroit hastalığının bu kadar çok görülmesinin nedeni ne? İlk neden iyot eksikliği (Türkiye'nin dört bir yanı denizlerle çevrili olmasına rağmen); ardından stres ve genetik geliyor. Ayrıca neredeyse kadın hastalığı; 100 tiroit hastasının 80'i kadın çünkü. Nedenini, Nükleer Tıp Uzmanı Dr. Dehan Yazıcı açıklıyor: "Çünkü kadınların hormon sistemi daha komplike. Erkeklerde hormon sistemi ergenlikte değişime uğruyor, sonra 100 yaşına da gelse çok hafif değişimlerle sürüyor. Kadınlarda ise ergenlik, hamilelik ve menopoz dönemi var. Hepsinde hormonlar alt üst oluyor ve psikolojik etkenlerle de tiroit bezi bundan yaralanıyor."

HER ŞEYE KARIŞIYOR!

Dr. Yazıcı, tiroidin kişinin soyut psikolojik) hayatından somut verilere kadar her şeye karışan bir hormon salgıladığını söylüyor ve ekliyor: Ama ahenk içinde salgılanması gerek. Ne çok, ne az. Azalma veya çoğalma olduğunda belirgin semptomlar çıkıyor. Çok çalıştığında (hipertiroit) kilo kaybı, çarpıntı, el titremesi, terleme, aşırı sinirlilik, saçlarda dökülme, ajitasyon, ishal ve huzursuzluk; az çalıştığında ise (hipotiroit) metabolizmada yavaşlama, kilo alma, yorgunluk, halsizlik, isteksizlik, ciltte kuruma, tırnaklarda kırılma, kabızlık, her şeyde yavaşlama ve depresif hal gibi belirtiler görülüyor." Tiroit; sadece fiziksel değil, psikolojik olarak da etkiliyor hastayı. Dr. Yazıcı'ya göre tiroitle psikoloji arasında 'tavuk-yumurta' ilişkisi var: İkisi de birbirini bozabiliyor ve çığ gibi büyüyerek güçlenebiliyor. Psikolojiyle bu kadar doğrudan ilgisi olabiliyor. Hastayı izlerken psikolojik dünyasını tek tek sorarım. Görüşmediğimiz dönemlerde ani bir üzüntü yaşarsa haber vermesini söylerim. Psikolojisiyle ilgili izlenimlerimi de özel not olarak düşerim dosyama." Tiroit; psikiyatr ile tiroit uzmanının işbirliği içinde çalışmasını gerektiren bir hastalık. Psikiyatr Prof. Dr. Tarık Yılmaz, "Tiroit testi, rutin tetkiklerimizdendir" diyor ve ekliyor: "Hipotiroit ve hipertiroidin ortak noktası depresyona yol açmaları. Sıklıkla depresyon görülüyor. Majör depresyon hastalarının yüzde 5-25'inde tiroit bozukluğu görülüyor. Ama en sık huzursuzlukla beraber giden depresyonlarda hipertiroidi görüyoruz. Hipotiroitte isteksizlik, bıkkınlık, enerji azlığı ve karamsarlık ağır basıyor. Ayrıca bu kişiler depresyona çok yatkın. Şizofreni veya benzeri paranoid tabloların eşlik ettiği kimselerde de tiroit fonksiyonları önemli rol oynuyor. Çok dikkat edilmeli."

HEP TEPKİLİDİR

Her türlü tiroit sorununun psikolojiyi etkilediğini ve kadınlarda çok sık görüldüğünü düşünürsek akla şu soru geliyor; acaba tiroit, kadın-erkek ilişkilerine sekte vuruyor mu? Prof. Yılmaz, "Şüphesiz" diyor ve devam ediyor: "Hipertiroidi olan kişi huzursuz, gergin ve tahammülsüzse, sebebini de bilmiyorsa başka faktörlere bağlama eğilimindedir. Bu, ilişkilerde problem çözme becerilerini olumsuz etkiler. Küçük sayılabilecek bir sorun, hastanın tahammülsüzlüğü nedeniyle büyür, problem çözme becerisini kullanamaz. Çok tepkiseldir; partnerine tepkisel yaklaşır. Partneriyse, haksızlığa uğradığını düşünür; her zaman gergin biriyle beraber olmanın getirdiği sıkıntıyı yaşar, problemi üstüne alınır. Sevilmediğini düşünür. Halbuki partnerinin kontrol edemeyeceği, fiziksel bir problemden dolayı ortaya çıkan bir sıkıntısı olduğunu bilse, 'eşimin tiroit hormonları yükseldi, tedaviye başlayınca rahatlayacağız' diye baksa ilişkiler rahatlar. Mesela yoğun bir ilişki sorunuyla gelen bir çiftte çok gerginlik vardı. Ayrılma noktasındaydılar. Tahlil sonuçlarında kadında ciddi bir hipertiroit olduğu ortaya çıktı. Tiroit tedavisi ilişkiye oldukça rahatlama getirdi. Sonra ek olarak eş terapisi yaklaşımıyla problemi çok kolay hallettik." İyisi mi, partnerinizde ortaya çıkan ani psikolojik değişimleri üstünüze alınmak yerine, bir nükleer tıp uzmanından kendisi için randevu alın.
SABAH

monica
06-04-2007, 20:36:51
Paranın bittigi zaman biter.

deniz02
06-04-2007, 22:04:28
Paranın bittigi zaman biter.

Guzel bir cevap.. :)

Yalniz, bitmesine sebep olabilir belki... Ancak, bitmesi icin bir neden degildir.

commodore1tr
06-04-2007, 23:19:15
Ben halen daha güzel bir yanıt bekliyorum yazmak için. Benim yazdığımın ötesinde...

Selinn
07-04-2007, 19:49:50
Bekar erkekler ,bekar hayatlarında inişli çıkışlı günlerde olurlar,bir çok kız arkadaşları olur,gezerler tozarlar,sonra kafalarına bir saksı düşünce evlenmeye karar verirler,bu anda aile bireyleri,konu komşu,iyi aile kızları ile baş göz etmek için yarışa girerler.İyi aile kızları ,iyi olur diye düşünürler,ama şimdiye kadar birlikte oldukları ne olduğu belirsiz gibi birşeydir.Zamanında aşık olunmuştur,yazılmıştır,çizilmiştir,gezilmiştir,toz ulmuştur bir anda o birileri rafa kaldırılmıştır,gelelim evlilik konusuna,birileri le tanıştık,ettik,huyu huyuma suyu suyuma uymadı belki ama malı malıma uydu,bir evi bir arabası ,işi kariyeri olan biri,hiç düşünmeden yüzükler takılır,niye düşüneceksin ki,neyi düşüneceksin aşk mı o da ne,sevgi mi,ee yaşadık zamanında ,saygı da vardır herhalde..........
söyleyin bakalım bunun sonu ne olur?Evlilik ,herşey bitiyor mu ,raftakiler rafta tozlanacak eyvah ki ne eyvah....asıl herşey bundan sonra başlıyor.İki kişinin iki kişilik hayatı.Maddi formlar üzerine kurulu,bir masa bir sandalyenin bile ileride paylaşılacağı zamanları davet eder gibi...bu kadar takılmayın derim malla mülkle
maddiyatla mantıkla evlilik yürümez arkada,şlar,yürütenler yok mu tabii ki var
yürüttükten sonra adamı mezarında ziyarete,kadını da yeni düğününde görebilirsiniz.Ama ruhunuzun bir tarafları o ruh mevcutsa tabi,hep birşeyler eksik kalacak,yüreğinizi istediği yere götürün ,istediğiniz kişi ile hayat kurun ,zoraki değil,iyi aile kızları tanımlamaları ile değil,sevginin saygının aşkın hoşgörünün iyi günün kötü günün olacağınıda hesaba katarak ,gözlerinin içine baktığınızda size gülümseyen bir ruha eş olun,onun bunun karpuz niyetine seçtiklerine değil,boşanma kaçınılmazdır,yalnızlıksa ömür boyu kaçamayacağımız hayatta önümüze sürekli çıkacak ölümün gölgesi gibi .Evlendiğimizde iki kişi olsak bile .

Av.Duygu Tekay
09-04-2007, 00:25:00
Mutlu bir evliliğin sırrı Mı??

Henüz bir sırdır.:):):):)

ersen
09-04-2007, 00:48:48
Kadının biri kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış, kadın
lambayı kumların içinden çıkarmış, ovalamış.
Lambadan cin çıkmış ve sadece bir dilek hakkin var, iyi duşun öyle
dile´ demiş.

Kadın hiç tereddüt etmeden, cebinden bir harita çıkararak ´Orta Doğu ´da
barış istiyorum. Bu haritadaki ülkeleri görüyor musun? Bu ülkelerin
birbiriyle savaşmayı bırakmasını, barışın tesis edilmesini diliyorum. ´
deyivermiş.
Cin haritaya bakmış ve dehşetle ´ Tanrı aşkına Kadın! Bu ülkeler
binlerce yıldır savaşıyorlar.
Tamam, işimde iyiyim ama o kadar da değil!
Bunun yapılabileceğini sanmıyorum. Başka bir dilekte bulun. ´ diye bağırmış.
Kadın birkaç dakika düşünmüş ve ´hayatim boyunca doğru erkeği bulamadım
bilirsin;

hem düşünceli,
hem karizma tik
hem eğlenceli biri,
sevecen,
ilgili,
sürekli futbol izlemeyecek
ve ömür boyu sadık olacak erkek diliyorum, ´ demiş

Cin derin bir iç çekmiş: - Uzat şu kahrolası haritayı!!!

Av.Gökçen Ersoy
12-04-2007, 10:52:04
ikiyi bir yapmayı bilmektir, bulmacanın iki parçası bir olamıyorsa bulmaca tamamlanamaz sonuç ..... biten bir evlilik

KASIMAN
12-04-2007, 11:41:42
Mutlu bir evliliğin sırrı Mı??

Henüz bir sırdır.:):)

İsteyenlere verebilirim.....;) :)

Av.Duygu Tekay
12-04-2007, 11:58:29
Sayın Kazıman;
sır dedik değil mi?
İki kişi arasıdna kalır. Büyüyü bozmayın bence ...

yıldız37
18-04-2007, 14:56:44
günümüzde evlilikler (sizde takdir edersiniz )aldatmalar yüzünden bitiyor..bir kere aldatılıp,affetmelerden sonra artık evlilik kurumu sarsılmış ve bir daha düzelmeyecek hale gelmiş demektir.camın kırılıp tekrar eski haline dönememesi gibi yani.bi süre insanlar yeniden deniyor ama eski mutluluğunu ve huzurunu asla yakalayamıyo ve evlilik ya bitiyor yada ite kaka devam ediyor.bakşa türlü nasıl devam edebilir ki...

commodore1tr
18-04-2007, 19:35:13
Dikkat ediniz evlilik diyorsunuz yani resmi nikah...
Aslında evlilik ruhta başlar ruhlar aşık olur sever ayrılamaz olur onun canı yansa siz ah dersiniz bir şey yerken boğazınıza düğümlenir o yoksa ...
İşte kağıt üzerinde olup bu ruh hali yoksa o kağıt üstü başka bir kağıt üstünde biter... Onada boşanma ilamı derler...

gecem1970
20-04-2007, 12:36:35
Evlenirken taraflardan en az biri neden evleniyorum sorusuna yanlış yanıtlar verdiği dahası bu soruyu kendine sormayı akıl etmediği için.

Ama toplumunda bunda sorumluluğu var tabii. Sözgelimi nikah memurları sorumlu. Ne o öyle? "falan oğlu filan, falan kızı filanla evlenmeyi kabul ediyormusun?" Böyle ciddi bir soru bu kadar mı basite indirgeyerek sorulur?

Sözgelimi "Ölüm döşeğinde yatarken elini tutanın ve gözlerini kapamadan önce son gördüğün kişinin falan kızı filan olmasını istermisin? 50 yıl sonrada bunu isteyeceğine emin misin? " diye sorsalar diyorum. Olayın ciddiyetini kavrayamayanlar açısından etkili olmaz mı?

Belki evlenme oranıda düşer ama boşanmada olmaz böylece...

igk
25-04-2007, 23:35:10
Diyelim ki, yurtta kalıyorsunuz. Oda arkadaşlarınızla geçinebilmek için nelere dikkat ediyorsunuz?
Diyelim anne-babanızla oturuyorsunuz. Tatlı ilişkiler içinde olmak için neler yapıyorsunuz?
İşyerinizde elbette arkadaşlarınız var. İş ortamında huzurlu kalabilmek için neler önemli?
Arkadaşlarınızla tamamen eğlence amaçlı bir seyahate çıktınız. Seyahatin güzel geçmesi için neler yaparsınız?
Listeyi uzatmayayım.
Siz evlilikte başarılı olmak için ne gerektiğini bu sorulara cevap verip, cevapları alt alta yazdıktan sonra zaten göreceksiniz de, aaa... bu kadar basitmiymiş diyeceksiniz.

haticeacikgoz
01-05-2007, 19:29:27
bence evlılıklerın bıtmesının en buyuk sebebı artık bır cok anormal seyın doğal hale gelmesıı aldatılma gıbı... artık o kadar yaygın ve konusulan bısey olduki cok normalmıs gıb bır hal aldı...

deniz02
01-05-2007, 19:36:17
Sayın haticeacikgoz,
Doğru söylüyorsunuz da sanki diğer (anket) (http://www.hukuki.net/forum/showthread.php?t=8706&page=6) forumdan etkilenmişsiniz gibime geldi. :) Bence, insan her okuduğundan ya da gördüğü, şahit olduğu olaylardan ekilenmemeli; o öyle demiş, bu böyle yapmış, bende yaparım, ederimlerden uzak kalmak gerekir. Bu da bir "SIR"dır belki, yeni keşf ettim. :p

commodore1tr
01-05-2007, 20:14:54
sayın Deniz02 ;
Evliliğin temeli güvendir güven yolsa zaten evlenmeyin. Evlendinizse güvenin ona buna bakmayın.

Av.Duygu Tekay
01-05-2007, 21:43:19
Bence evliliklerin bitmesinin tek nedeni taraflardan birinin erkek olmasıdır:):):)

KASIMAN
04-05-2007, 23:52:37
Bence evlilikler bu site yüzünden bitebilir...:kızgın:
Benimki mesela.....:(
Bu nasıl bir tiryakilikmiş anlamadım...:eek:
Duygu Hanıımmm Duygu Hanımmmmmmmmm
Yetişşşşşş bacııımmmm
:o

igk
07-05-2007, 18:39:48
Sayın Mansuroğlu,
Hala bitmediyse evliliğiniz ki öyle umarım, (zaten şaka yapar gibisiniz) acil tavsiyem bilgisayarınızı çöpe atmanız olabilir. Bilgisayar demek iletişim demek; iletişim demek her an tehlikeli sularda yüzebilirsiniz demek. O halde önleminizi alabilirsiniz. Gerçi tehlikeli sular karada, havada ve yerde de mevcut ama...

murtazakocabas
09-05-2007, 03:30:21
bence evlilikler bu nedenle bitiyor.

gecem1970
09-05-2007, 13:22:41
Evlilikler biter. Çünkü masallarda prensesler kurbağayı öptüklerinde kurbağa prense dönüşür. Oysa gerçek yaşamda prensesler bir prensi öper ve prens kurbağaya dönüşür.

canbabadeniz
09-05-2007, 14:42:15
Bence bu işin özünde çok mantıklı ve insan doğasına uygun net bir yanıt yatmakta.Tabiki boşanma davalarının bir çoğu şiddetli geçimsizlik adı altında sınıflandırlıp ayrılıklara sebep olmakta.Bu gibi konular istisnai durumlardır genelemedir.Benim şahsi kanaatim insan oğlunun doyumsuzluğunda kadir bilmezliğinde ve öz eleştri yapamama dürtüsünde yatmakta.,ki bu duygularımız bi çoğumuzda atrofiye olmuş durumdadır.Öyle bir toplum oluşturuldu ki rahatına düşkün yerinden kalkıp bir kumandayı bile alamayacak kadar üşengeç..Eşinin kaprislerine dayanamayacak kadar sabırsız,çocuğun ağlamasını derdini sorgulamayacak kadar umarsız ve üretemeyecek kadar da tembel.Sözün özü fedakarlık bittiyse eğer evlilikte biter.ha bu arada ben eşimi ve kızımı çooooooook seviyorum..iyiki varlar..:)

monica
09-05-2007, 21:50:44
Sayın canbabadeniz teşekkür ederim duygularıma tercüman olmussunuz size aynen katılıyorum. 1984 yılından beri eşimi ilk günkü gibi seviyorum.
kızım ve oğlumla da gurur duyuyorum.

erkan_alaca
10-05-2007, 00:16:11
2005 yılında 95 bin 895’e yükseldi vaybe bende 95 bin 895 kişinin içindeyim demek 12.20.2005 te boşandım.Bence saygının bittiği yerde boşanma doğal + erken karar almak sonun ne olacağını düşünmemek ama en önemlisi saygının bitmesi bence insan oğlunun ve dünyanın temelini saygı ayakta tutuyor:(

deniz02
11-05-2007, 20:46:23
Bence evlilikler bu site yüzünden bitebilir...:kızgın:
Benimki mesela.....:(
Bu nasıl bir tiryakilikmiş anlamadım...:eek:
Duygu Hanıımmm Duygu Hanımmmmmmmmm
Yetişşşşşş bacııımmmm:o

Nazar mı değdi ne? Gerçi Duygu hanım uyarmıştı ama... Bundan sonra Kemal amcayı sitede göremeyecek olursanız, bilinki bilgisayarı aşağı uçmuştur.

deniz02
05-06-2007, 20:58:37
İlginç nedenlerden biri daha, kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi, :) aslında gün geçtikçe akıllanıyor muyuz ne?! Tabi buna akıllılık denebilinirse!

Demek ki herşeyi yasalara uydurmak gerekiyormuş, "tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan çıkar" karmaşasını hatırlattı bana. Ayrıca, formalite evlilik varsa, neden formalite boşanma olmasın ki.. :rolleyes:

Mantık boşanmaları artıyor

Hukukçular, kredi kartı borçları ve haciz korkusuyla uygulanan formalite boşanmalarında 'önlenemez bir artış' olduğunu söylüyor.

"Kredi kartı borcunu ödeyemez hale geldim. Birini kapatmak için diğer bankadan kart alınca çıkmaza girdim. Borç, faiziyle 8 bin YTL'ye ulaşınca bankalar dava açtı. Altı yıllık eşimle tek celsede boşandık. Eşyaları eşime bıraktım. Haciz memurları boşanma kararını görünce hiçbir işlem yapamadı. Şimdi nikâhsız yaşıyoruz."

Özel bir şirkette çalışan genç adam, 'formalite boşanmasını' böyle anlatıyor. Daha önce asliye hukuk mahkemelerinde görülen boşanma davalarının adresi, 2002'den beri yeni kurulan aile mahkemeleri. Buradaki boşanma davalarının önemli bölümü 'formalite' gereği. Yani banka kredisi, kredi kartı borcunu, çek veya senetlerini ödeyemeyen çiftler hacizden kurtulmak, kadınlar ölen ana - babalarının maaşını alabilmek için boşanıyor, arcak birlikte yaşamaya devam ediyor. Hukukçular, bu yılın ilk altı ayında formalite boşanması diye nitelendirdikleri boşanmalarının sayısının geçen yıla yüzde 60 arttığını öne sürüyor.

İzmir'de yıllarca Asliye Hukuk Mahkemesi'nde, 2002'den beri de Aile Mahkemesi'nde hâkim Hayri Sefer Ayan "Hangisi formalite hangisi gerçek boşanma, bilmek imkânsız" diyor, "Mahkemeler ilk kurulduğunda gerçekten geçinemeyen çiftlerin boşanma sayısı daha fazlaydı. Ekonomik sıkıntılar çiftleri formalite boşanmaya zorluyor. Uzlaştırma çabalarımız oluyor ama boşanmak istediklerini söyleyince, mecburen boşuyoruz. Bu tip davalarda önlenemez artış var." İzmir Barosu avukatı Mustafa Tekin'e göre özellikle bir-beş yıllık evliler buna başvuruyor: "Çünkü bu gençler, ekonomik koşullar altında eziliyor. İstanbul'dan sonra en çok Ankara ve İzmir'de bu yaşanıyor. Üç ilde mahkeme sayısı artırıldı. Bir mahkeme yılda 2 bin 500 dosyaya, günde 30-40 boşanma, nafaka davasına bakıyor."

Haberbaz/ (Radikal)

gulyabani
07-06-2007, 17:52:06
En büyük nedeni zannediyorum STRES ve insanların birbirine tahammül edememesi. Sabır yok çünkü.

gulyabani
11-06-2007, 07:52:15
Benim Param, Senin Paran
Günümüz evliliklerin ilk yıllarında çiftler finansal bir bütünleşme
içine girerler. Fakat önemli unsurların gözardı edilmemesi gerekir.
Bunlar;

- Ortak hesabın kullanılması açısından eşinizle fikir birliği yaptınız mı?,


- Eğer eşiniz finansal bir özgürlük isterse hesabınızla ilgili ne gibi problemler ortaya çıkar?,

- Eğer ilişkiniz veya evliliğiniz biterse ne olur?

Ortak hesap, mali işlemlerin erkeğe ait olduğu geleneksel evliliklerin günümüzde değiştiğini gösterir. Artık evlilikler, çiftlerin mali konularda işbirliği içine girdiği ve yatırımlarını ortaklaşa değerlendirdikleri kurumlar haline gelmiştir.

Bu tip beraberliklerde mali planlamaların çok dikkatli ve geleceğe yönelik olarak yapılması şarttır. Bir evliliğin ayakta kalabilmesi, çiftlerin yüksek hayat standartlarında rahat olmasına bağlıdır. Bunun minimum değeri, evin hertürlü ihtiyacını, varsa çocukların ihtiyaçlarını karşılayabilecek ve ilerki yıllar için risk unsuru taşımayan bir hayattır.

Çoğu evliliklerde mali güçlüğün ortaya çıkması ne yazık ki aşk unsurunun ortadan kalkmasına sebep olur ve ilişki büyük bir şokla sona erer. Evlilik ilişkisinin her zaman sabit olmadığını çiftlerin bilmesi gerekir. Eşlerin seneler sonra, birbirlerinden farklı ilgi alanlarına sahip olması ve beklentilerin karşılanamaması normaldir.

Geleceğe yönelik mali hesapların tek bir ortak hesap altında yapılması yukarıda belirttiğimiz sorunların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Bunun için çiftlerin, kişisel harcamalarını yapacakları bir hesaba sahip olmaları mantıklıdır. Örneğin, ortak hesap sadece ev ihtiyaçları için ayrılabilir. Böylece harcamalar kapsamında küçük ama ilerde sorun yaratabilecek tartışmalara izin vermemiş olursunuz.

gulyabani
11-06-2007, 07:52:56
İşler ters gittiğinde...
Evliliğinizin altıncı ayından sonra, cicim ayları sona erdiğinde, bir takım sorunlar ortaya çıkabilir. Peki bu sorunlar başladığında ne yapmalı?

Çok güzel başlayan evliliklerin de, kötü başlayanlar kadar sona erme şansı vardır. İlk birkaç aydan sonra onun sizin için "bay/bayan mükemmel" olmadığını anladığınızda yapabileceğiniz iki şey var. Ya ilişkiyi bitirmek ya da eşinizi olduğu gibi sevip, kabullenmek.

Yanlış olan şeye müdahele edemiyor ama içinizde bunun yanlış olduğunu yineliyor olabilirsiniz. Kafanızdan boşanmak geçiyor ama bunu söylemeye cesaret edemiyor olabilirsiniz. Size tavsiyemiz, kendinizi iyice dinlemeniz ve doğru kararı verdikten sonra güçlü bir kişi olup, aklınızdakileri ona söylemeniz. Aksi takdirde zaman geçtikçe işiniz zorlaşacaktır.

Eşinizin düzeltilmesi imkansız olan saplantıları olabilir. Bu sizin için önemli bir ayrılık kararı haline gelebilir. Eğer eşinizin bu davranışı tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil ise öncelikle kesin kararınızı vermeden önce sakin olun. Eşinizin davranışlarına karşı protesto halindesiniz ve bunu biliyorsunuz. Sizi rahatsız eden davranışların geçmişini araştırın.Önceden yaşanan mutsuz bir beraberlik veya aileden kalma kötü davranış kalıpları... Hepsinin cevaplanması gerekir. Tüm ideallerinizi ve beklentilerinizi değerlendirin. Arkadaş çevrenizden, ailenizden alacağınız tavsiyeler her zaman doğru olmayabilir. Sorunlarınızı kendiniz halletmeye çalışın. Psikiyatriste gitmeniz gerekiyor ise bunda utanılacak hiçbir şey yok. Önemli olan, sorunlarınızın daha fazla büyümesine izin vermeden eşinizle uzlaşma yoluna gitmenizdir.

Neyin yanlış olduğuna karar veremediğiniz zamanlar olacaktır ama kalbinizde birşeylerin kesinlikle doğru gitmediğini hissedeceksiniz. Böyle bir durumda duygularınızın sizi ele geçirmesine izin vermeyin. Yaşadığınız kötü olaylardan kurtulabilmek için geçmişinizdeki mutlu günleri düşünmeyin. Eski ilişkileriniz aklınıza gelmesin. Çünkü o sırada hep mutlu olayları hatırlayacaksınız. Artık o günler geride kaldı. İlerki seneler için evliliğinizle ilgili kararlar almalısınız. Tüm çabalarınıza rağmen işler hala ters gidiyorsa kendinizi zorlamanın bir anlamı yok. Eşinize bunu anlayabilmesi için zaman tanıyın. Boşanmak, düşünmeniz gereken son çözüm olsun. Küçük bir tartışmada veya bir anlaşmazlık sonundaki ayrılık düşüncesi sonraki zamanlarda sizin kafanızı sürekli meşgul edecektir. Önyargılarınızdan kurtulun. Elinizden hiçbirşey gelmiyor ise unutmayın ki zaman en iyi çözümdür.

bahtiyar78
11-06-2007, 09:20:45
evliliğin bitmesinin tek sebebi paradır,sonra kafa yapısının uyuşmamasıdır.

dilekist
11-06-2007, 11:28:34
merhaba: herkesin boşanma sebebi farklıdır benim evliliğim bitme sebebi ihanetti mesela hanımlar korkmayın boşanmak çok ta kötü bişey değilmiş insan ilk başta korkuyor ama canını acıtan bir evlilik ise boşandığın gün çok şükür bitti diyebiliyosun

Nehir-sen
12-06-2007, 08:47:18
Evlilkler neden bitiyor?Ben bekarım.Ama son zamanlarda o kadar boşanan çiftler var ki,temeldeki nedenler dürüst olamamak mı.saygının bitmesimi? Şiddette maruz kalınan bayanalar.cehalet mi?
Evlilik neden bitiyor !!!
Temelde eşlerin birbirine taviz vermeleri ile başlayan bir süreç sonucu gerçekleşiyor.Hoşlanmadığınız,tasvip etmediğiniz her nokta evliliğinizde tükenmişliğe sürüklüyor... önce sevginin akabinde de saygının tükenmesine sebep oluyor.Bu anlamda bir çok noktada empati yapamama,yerini anlayışsızlığa,kızgınlığa ve monotonluğa itiyor.Toplumun belli kuralları ve yaptırımları mevcut olduğundan,yaşadıklarımızı tek başımıza üstlenip acısıyla,kahrıyla,tükenmişliğiyle ömrümüzü tüketiyoruz...oysa aynı toplum bizlerin çektiği acı,çile ve mutsuzluğumuzun farkında bile değil...bana göre bu çok büyük bir haksızlıktır !!! sizce de öyle değil mi?

Saygılarımla...

igk
28-07-2007, 22:40:25
Acaba boşanmaların bu kadar artmasının bir nedeni de yeni neslin her şeyden çabuk bıkması olmasın? İşinden çabucak bıkıyor. Cep telefonundan kısa zamanda soğuyor. Arkadaşları onu tatmin etmiyor. Eşi, bu kadar çabuk bıkabilen bir kişiyi nasıl her daim tatmin etsin ki? Tüketim toplumu olmanın kaçınılmaz bir sonucu gibi geliyor bu bana. Biraz da bu açıdan baksak konuya.

esin_28
19-01-2008, 14:04:58
Geçen hafta arkadaşım evlendi. Benide nikah şahidi olarak seçmişti.Çok mutlu bir şekilde nikahına gittim.Mutlu yüzler, kalabalık bir salon ve komik espiriler yapmaya çalışan bir nikah memuru..fakat ben o sırada farklı düşüncelere dalmıştım. Neden evleniriz..?
1-İleri yaşlarımızda yalnız kalmamak için mi?
2-Geleceğimizi garanti altına almak için mi
3-Çocuğumuzun daha meşru bir hayatta olması için mi ?
4- Aşık olduğumuz İçin mi ?
5- Aile baskısı yüzünden mi ?
6- Başkasına karşı kızarak yapılan bir güç gösterisi mi ?
7- Düzenli bir hayatın olması için mi ?
8- Artık daha olgun bir birey olduğumuzu kanıtlamak ve sözümüzün dinlenmesi için mi ?
9- Soyumuzun devam ettirilmesi içgüdüsü mü ?
10 - Neden hayatımızı bir başkasıyla paylaşmak isteriz ?
11 – Evlilik Özgürlük ruhumuza aykırı değilmiydi ?
12 - Evlilik neden kutsal ve önemli bir kurumdu ??
Sorularımın cevabını düşünürken yeni bir çok soruya takıldım ve çözüm bulamadım
"Peki Sizce Neden Evleniriz".. ?

melekdeniz
22-01-2008, 11:25:11
Varsa yoksa evlenmek boşanmak.Allah size başka dert vermesin ne diyeyim çok lüks yaşıyorsunuz öyleyse kıymetini bilin...Ben 12 yıllık evliyim hiç medeni durumumu yoklamak ihtiyacı hissetmedim, zaten bekarken de kendimi ve durumumu yargılamıyordum. .En ilginç yazılar da bu meselerle ilgili olanlar değil mi?Kaç yaşındasınız bilmiyorum ama geç kalmadan evlenin çünki evlilik karşılıklı faydalanımların olduğu güzel birliktelik biçimi promosyon olarak da güzel çocuklar veriyorlar bence deneyin... Evlendiğimden beri hiç birşeyi düşünmüyorum akşam ne yiyeceğiz, tatile nereye gideceğiz,cebimizde para var mı? bunları düşünmeden yaşamak daha güzel.......:)

rita
28-01-2008, 17:18:25
KADINCA HALLER

Kadınları bilirsiniz işte,çocukluktan beri bize öğretilen şeylerin peşinde koşmaktan hayatı kaçırıyoruz bazen.Neden hep başkaları için yaşıyoruz, kendimiz için birşey yaptığımızda suçluluk duyuyoruz.Her zaman sevecen,yumuşak,sorunları çözmeye çalışan hatta bu sebepten genellikle arada kalan biz değilmiyiz.Eskiden yaşlanmaktan korkardım.Genç olmanın bir avantaj olduğunu düşünürdüm çevremden gelen ilgi ve alaka karşısında umursamaz gibi görünsem de için için hoşlanırdım .Yıllar geçtikçe pek bir şey değişmediini fark ettim. Belki giyim tarzım ,makyajım hatta bedenim bile değişti.ama ben hep aynı benim.Genç ya da yaşlı çok bir şey fark etmiyor.Hani derler ya insan yedisinde ne iste yetmişinde de odur.Doğru demek ki.Uzun zamandır farkındayım ki eşim Bayanların hanım hanımcık giyim tarzından hoşlanıyor.ince çoraplar topuklu ayakkabılar etekler falan.
Ahhhh ah,Bunların ne kadar rahatsız olduğunu bir bilse
Orta yaşa gelmişim ben bilmiyorum eşim söyledi.Son alışverişe çıkışımızda eline almış olduğu boyuna çizgili pastel tonlardaki erkek yakalı ipek gömleği denemem için şiddetle ısrar etti.Kırmak da istemiyorum onu nasıl ifade etsem.
-Evet çok hoşmuş ama sence de biraz daha orta yaşa hitap etmiyor mu dedim.
-Eeeee tamam işte 70'in yarısı 35 değilmi .Orta yaşsın işte.Asma yüzünü öyle sana göre insan ömrü 120 sene her halde.dedi.
-Ay,neyse ne. istemiyorum onu işte.Gelme üstüme
Efendim böylece orta yaş olduğumu öğrenmiş oldum bende.
Şu erkekler kadın ruhundan anlamıyorlar işte.Biz olsak en kötü haberi bile yumuşatarak, üzmeden incitmeden nasıl söyleyeceğimizi düşünürüz.İnsanın yüzüne tokat gibi orta yaşsın sen denirmi?.
Ehhh,ne yapalım Allah eksikliklerini göstermesin.Biz onlarsız onlar bizsiz olmuyor
İşi gereği başka bir ilde yaşayan arkadaşım pazara gitmiş satıcıdan kendisine yarım kilo havuç vermesini istemiş satıcı da yarım kilo havuç mu olur bacım daha fazla alsana demiş.Arkadaşım da ben yalnız yaşıyorum tek başıma yiyemem yiyebileceğim kadar alıyorum deyince
Satıcı,bacım yalnız yaşanırmı evlensene kendine acımıyorsun bari erkeklere acı demiş.eeee lafa gelince öyle de pratikte o kadar kolay değil o denklem
Bir defa 4/4 lük olacaksınız o çok diyorsanız 4/3 lük .amaaaan işte,elinizden gelenin en iyisi diyelim şuna .Zira iyice kızışmış vaziyette piyasa fevkaladenin fevkinde hatunlar var.Yoksa velinimetinizi kaptırırsınız halimallah.
Bu zamanda er kişinin en kötüsü bile el üstünde;Levent Kırca'nın bir parodisini hatırlıyorum.
Kadın eşi tarafından dövülmüş .Kaşı açılmış ,gözü morarmış,dudağı patlamış.Kendisine mikrofon uzatılıyor.
-Hanımefendi eşiniz sizi dövüyor bu konuda ne diyeceksiniz.
-Heeee,beni dövecek tabi gidipte elin gancıklarını mı dövsün?
Eh kendince haklı tabi velinimet meselesi işte.keşke baktığı pencereden başka manzaralar da görebilse ama malesef yok işte görüş açısı o kadar.o kadarına izin vermiş hayat.
Kadın kadının kurdudur derler.Belki de doğru söylüyorlar hep başka bir kadının sahneye çıkmasıyla yıkılmıyor mu yuvalar.Daha yeni gazetede okudum Yazar gittiği futbol maçındaki Karadenizli bir arkadaştan bahsediyor.
Karadenizli vatandaşımız yanındakilere ballandıra ballandıra rus hatunlardan bahsediyor yaşadığı maceraları anlatıyormuş.Yazarımız dayanamayarak dönüp soruyor
-Sürekli rus bayanlardan bahsediyorsunuz eşinizi aldatmaktan rahatsızlık duymuyormusunuz?
-Niye duyayuk daaa? Onlar da senelerce kariyuk diye bizi aldatmuşlar.
Eeee, başta da dedik ya fevkaladenin fevkinde hatunlar var diye.

senemkartal
03-02-2008, 00:40:44
evlilik ilk gençlik zamanında olursa,aşk ve sevgi ön planda olabiliyor tabiki daha çok karşılıklı fedakarlık ve özveride yapılabiliyor.bu evlilikler zaman geçince tarafların "ben gençlik ateşi yaşayamadım hiç flört edemedim kaçamak yapamadım" gibi serzenişleriyle;evlilik ileri zamanda olusa,bana maddi ,sosyal efor olarak ne getirir ne götürür,hayatımı nasıl daha rahat hale getiririm,yaş gidiyor çocuk yapacak uygun done bu şahıs mı gibi düşüncelerle olabiliyor tabiki daha çok bencil davranışlar ve banane cilik yaşanıyor.bu evlilikler "sensiz de ben vardım" gibi kesip atmalarla bitebiliyor.

deniz02
30-03-2008, 23:08:50
Boşanma oranı yüzde 80'i geçti

Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu'na göre son 10 yılda boşanmada artış oranı yüzde 80.7. Bir yıllık evliliklerde de boşanma sayısı arttı..

Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu'nun değerlendirmelerine göre; 1990 sonrası istatistiki veriler, boşanma oranlarının hızla arttığını ortaya koyuyor. TÜİK'in verilerine göre, 1993'te 27 bin 725 olan boşanma sayısı, 2003'te yüzde 80.7 artarak 50 bin 108'e ulaştı. Araştırmanın diğer sonuçları ise şöyle:

İLK YIL TEHLİKESİ

* İstatistikler, evliliklerinde daha bir yıl dolmadan boşananların sayısının arttığını ortaya koydu. 1993 yılında 825 olan bir yıldan önce boşananların sayısı, 2003 yılında yüzde 40.8'lik artışla 1162'ye çıktı.

* 1993'te 3 bin olan iki yıllık evliler arasındaki boşanma oranı 2003 yılında 4 bin 659'a çıktı. Boşanma sayısı üç yıllık evli ler arasında yüzde 42.1, dört yıllık evliler arasında da yüzde 58.6 oranında arttı. 1993'te 2 bin 557 olan üç yıllık evliler arasındaki boşanma oranı 4 bin 263'e, 1993'te 2 bin 206 olan 4 yıllık evliler arasındaki boşanma oranı da 3 bin 498'e ulaştı.

* 1993 yılında bin 785 olan beş yıllık evli çiftler arasındaki boşanma oranı da yüzde 84.5'lik artışla 2003 yılında 3 bin 294'e çıktı. 6 ile 10 yıl arasında evli çiftler arasındaki boşanma oranı ise 10 yıllık dönemde yüzde 88.5 oranında artış gösterdi. 1993 yılında 5 bin 786 olan 10 yıllık evli çiftler arasındaki boşanma sayısı 2003 yılında 10 bin 909'a yükseldi. 11-15 yıllık evli çiftler arasındaki boşanma oranı da yüzde 85.7 oranında artarak 3 bin 517'den 6 bin 529'a çıktı.

* 10 yıllık dönemde 16 yıldan fazla evli çiftler arasındaki boşanma oranında da artış yaşandı. 1993'te 4 bin 871 olan 16 yıldan fazla süredir evli çiftler arasındaki boşanma oranı yüzde 121.6'lık artışla 10 bin 795'e yükseldi.

Sabah (http://www.sabah.com.tr/haber,1168827BA65044B9A09A10AAFA6EC571.html)

avakada85
19-05-2008, 19:47:32
Evlilik karşılıklı özveridir, bu özveri yerine hep ben denirse bu birliktelik değil ayrılıktır, evliliğin sonsuza kadar yaşaması için biz demesini bilmeniz lazım.

Erdoğan Kırcalı
20-05-2008, 12:39:03
Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş.

"Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum" demiş.
Mutfak ve yemek yapma konusunda hiç bilgisi olmayan oğul "Olur" demiş çekine çekine.

Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş,hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış.
"Şimdi, istediğim herşeyden iki tane vereceksin bana" demiş oğluna.
Sırasıyla havuç,yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş...

Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına.

Adam iki havucu birinci kaba,
iki yumurtayı ikinci kaba
ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini de üçüncü kaba koymuş.

Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış.
Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu.

Yemek masalarında üç tabak duruyormuş.
Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş.

Sonra oğluna dönüp sormuş: "Ne görüyorsun?"

Oğlu düşünürken açıklamaya başlamış.
"Havuçlar haşlandıkça aslını kaybedip yumuşamış.
Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama içleri katılaşmış
Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor,başta neyseler sonunda da öyleler..."

Sıra tavsiyeye gelmiş:
"Evlilikte aşk ve şefkat birlikte olmalıdır.
Aşksız bir evlilikte her iki eş de şu gördüğün havuçlar gibi birbirlerini tüketirler,eskitirler,pörsütürler.

Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül etseler de,
şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar,birbirlerinden uzaklaşırlar.

Aşk ve şefkatin olduğu bir evlilikte ise,
şartlar ne olursa olsun,eşler tıpkı şu kahve taneleri gibi,birbirlerinin yanında kalırlar,kendi kişiliklerini yitirmezler.
Kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları gibi,onlar da birbirleriyle baş başa uzun yıllar geçirmeye isteklidirler."

Delikanlı aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu.
"Asıl ders bu değil! " dedi baba.
Oğlunun elinden tuttu,ocağın üzerinde bıraktığı kapların içinde kalan suları gösterdi.

Havuçlardan ve yumurtadan arta kalan suya bak...
İkisinde de bir tat yok"

Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu yavaşça bir fincana boşalttı.
Mis gibi taze kahve kokuyordu.Fincanı oğluna uzattı.
"İçmek istersin herhalde" dedi.

Oğlu kahvesini yudumlarken konuşmasını sürdürdü.
"Kahve çekirdekleri gibi birbirini tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuva da işte böyle olur.
Mis gibi,temiz ve huzur verici.
Herkesin fincanına koyup yudumlayacağı taze kahve gibi...
Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak,birbirlerine aşkla ve şefkatle davranarak hayata kendi tatlarını,kokularını ve renklerini katmayı başarırlar."

Kahve taneleri gibi olabileceğiniz bir yaşam geçirmeniz dileğiyle.....

Akademik Sultan
20-05-2008, 13:37:35
Ben hala evlenmemiş birisiyim. Bazen evlilik teklif edemediğim için kız 'bu salak evlenmeyi bile teklif edemiyor ' diyerek gitti yada ben cesaretimi toplayana kadar iki çocuk annesi evli bir kadın oldu. Kişisel olarak evliliğe ne çok sıcak bakıyorum nede çok soğuk ama kız tarafı evlenme teklif ederse daha iyi olur diye düşünüyorum :)))
Neyse konum bu değil elbette gerek yaşadığımız reel ortamda gerekse medya haberlerinde n ve gerekse buradaki sanal hukuk sitesinde yazıları dikkatle okurken genelde hep boşanmayla ilgili çokluk dikkatimi çekiyor. ' nasıl daha ucuza boşanırım ? , öldürsem dul mu olurum bekar mı? , malları ne yapacağız ?' v.s v.s Bu beni hem üzüyor hem düşündürüyor.
Anlamıyorum ne biçimbir evliliktir ki daha senesi dolmadan boşanmaya gider? Görücü usulü evlilik çok az kaldığına göre (ki en az boşanma bu tarz evliliklerde istatistiklere göre ) nasıl bir tanışma sonucu oluşan evlilik bu kadar çabuk boşanmaya gidiyor ?
Yani insanlar (kız erkek farketmez) birbirlerini bir şekilde tanıyor hoşlanıyor dolaşıyor bakıyorlar ki anlaşıyorlar iş dahabüyüyor söz dü nişan dı derken aileler de kaynaşıyor sonra bir ömür boyu birliktelik için nikah salonuna gidip senesi dolmadan da mahkemeye gidiliyor ?
Evliler , boşanmak için müracaat edenler boşanmışlar lütfen bir ses verinde ben bir anlayayım inanın ki şaşkınlıkla izliyorum bu tip olayları
Çok büyük konuşmayayım ama eğer başarabilirde evlenirsen bir günnn kesinlikle ayrılmak zorunda kalacağım tek konu 'ihanet' olacaktır.


bilmiyorum dediğim konu hakkında 2 saat eh bence dersem günlerce konuşurum


Gerçekten oranlar korkutucu ve düşündürücü. Bence de burda özellikle deneyimlerinden yararlanılacak insanları dinlemek fikir verebilir. Gerek görev sırasında gerekse yakın çevremizde buna yönelik çok sayıda vaka ile karşılaşıyoruz. Psikolojik olarak baktığımızda, bir ilişkiyi yürütemeyen iki insanın ayrılık kararı vermesinden daha doğal bir sonuç olamaz diye soğukkanlı bir bakış ile bakılabilirse de burda okuduğum pek çok vaka da şunu görebiliyorum ki en büyük nedenlerden biri aldatma sanki. Ekonomik nedenler, kişisel (kültürel dahil) uyuşmazlıklar da diğer nedenler arasında yer alıyor.

Evliliği sürdürmek için aşktan daha fazla değerler ,yeterlikler gerekli. Bunu anlayabilen ve bunun için çaba harcayanlar için evlilik sürdürülebilir. Tabii ki tek taraflı değil bunlar. En çok etkilenenler ise önce çocuklar ve sonra da kadın gibi görünüyor.

emre.947
16-06-2008, 12:04:10
Ben hala evlenmemiş birisiyim. Bazen evlilik teklif edemediğim için kız 'bu salak evlenmeyi bile teklif edemiyor ' diyerek gitti yada ben cesaretimi toplayana kadar iki çocuk annesi evli bir kadın oldu. Kişisel olarak evliliğe ne çok sıcak bakıyorum nede çok soğuk ama kız tarafı evlenme teklif ederse daha iyi olur diye düşünüyorum :)))
Neyse konum bu değil elbette gerek yaşadığımız reel ortamda gerekse medya haberlerinden ve gerekse buradaki sanal hukuk sitesinde yazıları dikkatle okurken genelde hep boşanmayla ilgili çokluk dikkatimi çekiyor. ' nasıl daha ucuza boşanırım ? , öldürsem dul mu olurum bekar mı? , malları ne yapacağız ?' v.s v.s Bu beni hem üzüyor hem düşündürüyor.
Anlamıyorum ne biçimbir evliliktir ki daha senesi dolmadan boşanmaya gider? Görücü usulü evlilik çok az kaldığına göre (ki en az boşanma bu tarz evliliklerde istatistiklere göre ) nasıl bir tanışma sonucu oluşan evlilik bu kadar çabuk boşanmaya gidiyor ?
Yani insanlar (kız erkek farketmez) birbirlerini bir şekilde tanıyor hoşlanıyor dolaşıyor bakıyorlar ki anlaşıyorlar iş dahabüyüyor söz dü nişan dı derken aileler de kaynaşıyor sonra bir ömür boyu birliktelik için nikah salonuna gidip senesi dolmadan da mahkemeye gidiliyor ?
Evliler , boşanmak için müracaat edenler boşanmışlar lütfen bir ses verinde ben bir anlayayım inanın ki şaşkınlıkla izliyorum bu tip olayları
Çok büyük konuşmayayım ama eğer başarabilirde evlenirsen bir günnn kesinlikle ayrılmak zorunda kalacağım tek konu 'ihanet' olacaktır.


bilmiyorum dediğim konu hakkında 2 saat eh bence dersem günlerce konuşurum

ymk göre eşler boşandıktan sonra artık kimliklerine bekar olarak durumları yazılır ve ikinci evlilik yapmış olanlar ise mahkemeye başvurarak düzelte bilir.
mal konusunda ise artık değer hesapsanır ve mallar takas yoluyla ayrılır. yani eşlerin kişisel malları hariç diğer mallar yani evlilik içinde karşılığı verilerek alınan mallardan borçlar ..vs çıkarılarak ortaya artık değer çıkar ve bu durumda artık değer ikiye bölünür. bütün bu durumlarda eşler başka bir mal rejimi seçmedikleri zaman geçerli olur.

deniz02
28-06-2008, 20:50:14
TÜİK'in istatistiklerine göre geçen yıl ortalama ilk evlilik yaşı erkeklerde 26,1, kadınlarda 22,8. Geçen yıl 638 bin çift evlendi; 94 bin çift boşandı. 10 boşanmanın dördü evliliğin ilk beş yılı içinde gerçekleşti.

Türkiye İstatistik Kurumu, geçen yılın evlenme ve boşanma istatistiklerini açıkladı. 2007'de 638 bin 311 çift evlendi. Bu sayı 2006'da 636 bin 121'di.
İlk kez evlenen çiftlerde ortalama yaş farkı 3,3. Türkiye'de erkekler için ilk evlilik yaşı ortalama 26,1. Kadınlarda 22,8.

İstanbul'da daha geç evleniliyor. İstanbul'da ortalama ilk evlenme yaşı erkeklerde 26,9, kadınlarda 23,7.

En düşük ortalama ilk evlenme yaşı erkeklerde 25'le Orta Anadolu ve Batı Karadeniz Bölgesi'nde, kadınlardaysa 21,5'le Orta Anadolu Bölgesi’nde görüldü.

10 boşanmanın dördü, ilk beş yılda

Geçen yıl 94 bin 219 çift boşandı. 2006'da bu rakam 93 bin 489'du.
2007'deki boşanmaların yüzde 42'si evliliğin ilk beş yılı içinde, yüz boşanmadan dördüyse bir yılı doldurmadan önce gerçekleşti.

TÜİK'e göre 2007'de boşanmaların en yüksek olduğu bölgeler Ege, İstanbul ve Batı Anadolu.

Bianet

fulya1212
06-07-2008, 18:22:03
Aşk bir görme kusuru evlilik bu kusurun tedavisidir.

Prof Dr Mehmet Sungur

aoehakoo
01-09-2008, 10:12:53
Bir büyüğüm bana yıllar önce en iyi evlilikler konusunda şunu söylemişti;

" En iyi evlilikler kör bir kadınla sağır bir erkeğin evliliğidir"

Bunu her zaman aklıma getiririm ama 8 yıl bitiyor evleneli bir türlü sağır olmayı beceremedim....Ha eşim kör oldu mu ? O da olmadı..Herşeye şikayet , herşeyi tekrar ısıtıp önüne getirmek bunlar hala varr....Bakalım nereye kadar...

hilalim2003
13-11-2008, 16:49:36
Öncelikle yıllar bazında boşanma oranları veriliyor kimi zaman. Ancak bunlar, boşanmanın kesinleştiği tarihler. Yani, insanlar boşanmak için mahkemeye başvurduklarında hemen boşanamıyorlar (anlaşmalı boşanma değilse), en az 3 sene devam ediyor. İşin içine maddi konular da girince; mahkeme ya o şekilde yıllar boyunca sürüyor ya da boşanma kararı verilip dosya tefrik edilerek, maddi konulardaki davaya kalınan yerden devam ediliyor. Maddi konuların tespiti için ekspertiz raporu, değerinin belli bir oranında harç yatırılmasına hükmedilmesi, tanıkların dinlenmesi ise, yine yıllar boyu devam edecek olan bir sürecin adımları.

Kısacası, insan başına gelecekleri bilse tabii ki yanlış adım atmaz. Ancak belirli bir yaşa gelmiş, çevre tarafından ilk gençlik çağından itibaren evlenmesi yönünde baskılara maruz kalmış bir bayanın, iş-özel yaşam vb. ortamlardan kaynaklanan sıkıntılardan kurtulmak adına; evlenip ayrılmış, çocukları olan biriyle kısa süre içinde tanışarak evlenmesi, akabinde bir de çocuğunun olması (bu ben oluyorum ), sanırım sadece kendisini değil, çocuğunu ve ailesini de çok derinden etkileyen büyük bir yanlış olsa gerek. Belki küçük yaşta babasını kaybetmiş olmak, yalnızlık korkusu vb. etken olabilir.

Ama tek taraflı özveri yetmiyor ve hiçbir şey tek taraflı olmamalı, aileler de çocuklarını yetiştirirken olması gereken değerleri onlara vermeye çalışmalı. Bu arada kaybettiğim maddi ve manevi kayıplar da oldukça fazla. Maalesef karşınızdaki insan en başta çocuğuna karşı sorumluluk duymuyorsa, üstelik kanunlardaki boşluklardan faydalanacak kadar açıkgöz ise (edinilmiş mal paylaşımı, vb..), karşısındakini bir kadın, bir eş olarak değil de para makinesi olarak görüyorsa, yalancıysa ve sahip olduğu sıfatlar bu şekilde sürüp gidiyorsa, BOŞANMAK kaçınılmaz oluyor.

Mehtap Deniz
17-03-2009, 23:24:08
Boşanmayı azaltmak için acaba evlilik öğrenilebilir mi?

"Evlilik iletişimin en sık yaşandığı, karşılıkla anlayış ve desteğin en yoğun olduğu bir alan. Farklı iki kişilik ve anlayışın bir araya gelerek kendilerini yeniden inşa ettikleri bir süreçtir. Dinleme ve anlama bu süreçte çok önemlidir. Elbette kişinin kendini tanıması, iyi ve kötü yönlerinin farkında olması da bir o kadar önemli.

Abartılı beklentiler ise iletişim kazalarına en çok neden olan bir durumu gösteriyor. Giderek artan boşanmalara tanık olduğumuz gibi farklı dünyalarda olmasına rağmen ‘evliymiş gibi’ yapan kişilerde az değil etrafımızda. Kaliteli zaman paylaşımının olmayışı, gelişime açık olmamak, hedef birliğinin sağlanamayışı gibi konularda zihnimizi kurcalayan pek çok soru vardı…

Bunların cevaplarını almak üzere konu hakkında önemli çalışmaları olan, eğitimler veren Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Öğretim Üyesi Halkla İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hüdaverdi Adam’ın kapısını çaldık ve sorularımızı yönelttik."

www.hurriyet.com.tr 'nin sunduğu bu çalışmayı okumak için Tıklayınız (http://www.hurriyet.com.tr/yasasinhayat/11218775.asp)

ArabicEnglishFrenchGermanHindiItalianJapaneseRussianSpanishTurkish
Translations by vB Enterprise Translator 4.9.2